3 adımda ‘sözel zeka’ geliştirme yöntemleri

02 Mayıs 2012Mehtap Kayaoğlu8 Yorum »

Başımıza ne geliyorsa dilimizden geliyor. Ya çok konuşuyor boş söylüyoruz; ya ne diyeceğimizi bilemiyoruz; ya bildiğimizi aktaramıyoruz; ya aklımızdakini dilimize yansıtamıyoruz; ya…vs. liste uzayıp gidebilir.

Tüm bunların çocukluktan beri kazanmamız gereken; fakat şartlar doğru oluşturulmadığı için eksikliğini yetişkin hayatımızda hissettiğimiz, aile içi eğitimimizde yapılan hatalara bağlı olduğunu biliyorsak ne yaparız? İlk iş çocuklarımızı doğru yetiştirmeye çalışırız değil mi? Büyüdüklerinde bizim yaşadığımız sorunları yaşamasınlar, kendilerini doğru şekilde ifade edebilsinler, kaşım diyecekleri yerde gözüm diyerek yaşamsal teknik arızalara düşmesinler diye! Zaten anne/baba olmak da bunu gerektirir.

“Hepimize aferin, doğru yoldayız.” diye düşündükten hemen sonra başlayalım mı çocukta sözel zeka oluşturmanın pratik yöntemlerine;

1. Davranışlarınızı seslendirin! Bebek daha anne karnındayken onunla konuşmaya başlayın. Çocukla konuşmak demek, onunla dertleşmek demek değildir, sakın ikisini birbirine karıştırmayın. Çocukla konuşmak, çevrede olan bitenler hakkında bilgi vermek çok önemlidir. Metaforik olarak söylemem gerekirse, davranışlarınızı seslendirin. Birçok anne, çocuğuyla ne konuşacağını bilemiyor. Davranışları seslendirmek çok pratik bir yöntem bence. “Tatlı bebeğim benim. Bak anne yatağından kalktı, elini yüzünü yıkadı. Şimdi mutfağa doğru gidiyoruzzz. Biricik babana kahvaltı hazırlayacağız birlikte. Hııhh.. şöyyyle çayımızı ocağa koyalım. Cici kocacığım yanımıza gelinceye kadar masamızı hazırlayalım. Bakalım dolapta neler varmış? Peynirimiz bitmiş… amannn olsunnn… Acaba babanın canı ne ister? Ne dersin, hımm peki yumurta haşlayalım…” gibi. (Bu arada beylere sabah kahvaltısı hazırlattırıyorum, lütfen dikkatten kaçmasın. Ailedeki denge için çookk önemli bayanlar.)

Aynı yöntemi, dünyaya gözlerini açmış bebekleriniz için de uygulayacaksınız. Odanın içinde yürürken, iş yaparken, bir kenarda sessiz sessiz kuzu gibi yatan yeni doğmuş bebeğinize de aynı işlem… etrafta yürümeye başlayan bebeğinize de aynı işlem… 4 yaşına gelmiş çocuğunuza da… sizler sesli davranışlar sergilediğinizde, çocuğunuzun kelime hazinesi gelişir, ifade yeteneği artar. Dinleme becerisi kazanır. Onunla karşılıklı konuşmaya başladığınızda benzer davranışları yapacağı için dinleme becerisinin yanında konuşma becerisi de gelişir.

Dikkat ederseniz “sesli davranışlar” uygulaması yakın hissetmenize, kelime dağarcığı geliştirmesine, dinleme ve konuşma becerisi kazanmasına, görsel malzemeyi kelimelere dökme yeteneği geliştirmesine, görülenle konuşulan arasında bağlantı kurabilmesine, ilişkilendirme yeteneği geliştirmesine,… yardımcı olur.

2. Resimli kitaplar ve çevrede gördükleri hakkında yorumlar yaptırın. Elinize aldığınız resimli kitaplardan hikayeler oluşturmasını sağlayın. “Aa bak resimde neler varmış… hadi bana resimde neler olduğunu anlat… aferin… sence ne yapıyorlardır? Hımm güzelll… peki sence başka ne olmuştur burda..?” gibi açıcı sorularla cevabını çeşitlendirmesini sağlayın. Tek cevaplardan ziyade aynı resme değişik açılardan bakabileceği farklı yorumlar yaptırmaya çalışın. Böylece çoktan seçmeli düşünmeyi, aynı görüntünün birbirinden farklı çeşit çeşit duruma işaret etmiş olabileceğini farkeder. Dolayısıyla hayal gücü gelişir. Söylenen bir sözü yeniden gözden geçirir. Kendi cümlelerini ve kendi hayalini bile yeniden yorumlar. Yani aynı görüntüyü yeniden yapılandırır. Bir duruma, değişik açılardan bakabilmeyi ve değişik şekillerde ifade edebilmeyi öğrenir.

3. Yarım hikaye tekniği deneyin. Yani hikaye kitabı okurken, masalın başını okuduktan sonra “Şimdi sence ne olmuştur?” diye sorun. Onun cevabını dinledikten sonra siz de bir tahmin yapın. Ve “Hadi devam edelimmm… bakalım hangimizin dediği çıkacak…” diye kitabı okumaya devam edin. İkinizden birinin söylediği tutarsa mıncıklama eğlenme davranışlarıyla ortamı eğlenceli hale getirin. İkinizin tahmini de tutmazsa “Hii tühhh gördün müüü ikimiz de bilemedik… ayyy çok komikkk….” benzeri tatlı bir tarzla okumaya devam edin.

Başka bir hikayede de öykünün sonunu okuyup, başını tahmin ettirmeye çalışın. Böylece sonunu duyduğu bir duruma başlangıç üretmek ve bu üretileni sizinle paylaşmak zorunda kalacak. Böylece baştan sona ve sondan başa tamamlama yeteneği gelişecek.

Konuyla ilgili sorular sormuş olduğunuz için olayı takip etme yeteneği kazanacak. Her soruya cevap verdiği için, sosyal iletişimin ana kuralı olan “ortama dahil olma ve ortamla ilgili sürece katılabilme” yeteneği de gelişecek. Anlatılanlarla, resimli kitapların resimleri arasında bağlantı kurarak, hem sonucu tahmin etme konusunda egzersiz yapmış olacak hem de parçadan bütüne gitmeyi öğrenecek.

Günlük hayatta kendisini ifade edemeyen, konuşmaktan çekinen kişiler, genellikle olayları doğru algılayamadıklarını, doğru yorumlayamadıklarını düşünerek çekimser davranırlar. Oysa vakıa hakkında çeşitli açılardan fikir üretebilen kimseler daha girişken, daha konuşkan davranırlar. Bizler çocuklarımıza bu anlamda yardımcı olursak, büyüdüklerinde bahsedilen türden zorluklar yaşamayacaklardır.

Onların mutluluğu hepimizin mutluluğu…

Haber7.com

Okunma Sayısı : 7.132

Yorum yapın

“3 adımda ‘sözel zeka’ geliştirme yöntemleri” için 8 Yorum

  1. yasemin diyor ki:

    Ben hamileliğim boyunca bebeğimle konuştum.Benim bebeğim akıllı,kibar,iyi huylu,güzel ahlaklı,terbiyeli….v.s..Doğduktan sonra tepki vermeye filan başlayınca aynı şeyleri söylediğimde dikkatlice gülümseyerek dinliyordu :)Babaannesi 3 aylıkken filan burnu neredeymiş,hanimiş kulakları..gibi şeyler söylüyordu.Aylar sonra sorduğumuzda göstermişti.Öğretmeye çalıştığımız şeyi anında uygulamasada kendince zamanı geldiğinde yapıyor.Şuan 15 aylık,bıcır bıcır birşeyler söylüyor vurguları acayip güzel ama anlaşılır değil.Mutlu küçük adam:)

  2. hasret diyor ki:

    mehtap hanımın yazılarını da burda görmek çok güzel…bebekken çocukla konuşmak çok işe yarıyor.çocuk yaşıtlarına göre daha erken ve anlaşılır bir ifade biçimiyle konuşuyor.. komutları daha iyi anlıyor( gel,git,al gibi..)yalnız konuşmaya başladı mı?bıcır bcır hiç susturamzsınız.anne için sıkıntı olmuyorda nedense başkalarına sıkıntı oluyor..ayy ne geveze bebek/çocuk kime çekmiş böyle diye? ayrıca bu dönemde çocuklar çok soru sorarlar ama bir okadarda zeki olurlar ne diyelim aslında çok şükür kekeme olmadığına konuştuğuna ..başkası çok ta önemli değil ama. sadece çocukları susturmalarına ve sırf konuşup bir şey ifade etmeye çalışınca 2-3 yaşındaki çocuk azarlamalarına kızıyorum. :( anlamazki bebeğim ne bilsin susmayı..

  3. tarık diyor ki:

    Seneler önce oturduğum evin wc’si ile yan komşunun banyosu yan yana olduğundan banyodaki sesleri gelirdi ama çok da değil. Genç kadının henüz konuşmayan ama yürüyen bir oğlu vardı. Kadın, saatlerce saatlerce çocukla konuşurdu. O kadar müşfik o kadar tatlı konuşurdu ki veledi acayip kıskanırdım annem neden böyle konuşmadı diye:) O çocuk şimdi kesin futbol spikeri olmuştur:)

    1. maddedeki (Bu arada beylere sabah kahvaltısı hazırlattırıyorum, lütfen dikkatten kaçmasın. Ailedeki denge için çookk önemli bayanlar.) notunu anlamadım ben? Kahvaltı hazırlayan kadın değil mi? Karnındaki bebek erkek de ona orada mı öğretiyoruz kahvaltı hazırlaması gerektiğini de? Anlayamadım. Ayrıca hamile haldeyken kocasına kahvaltı hazırlarken bu kadar sevecen ve empatik bir hanım da ancak hikayedeki gibi hayali olur sanırım. Okurken bir ara “dur ablacım sen otur ben hazırlayayım, kocan da yatıyor içeride bir yardım etmiyor” diyesim geldi, acıdım:)

    Ben bir de kendi hayatımdan bir örnek vereyim: Babam imkansızlıktan ilkokuldan sonra okumayan biridir ama karşılıklı konuşurken üniversite mezunu zannedilir, kitap okumayı çok seven biridir. Hatırlayabildiğim hatıralarımda elimden tutup kitap fuarına götürmesi ve şairlerin imza gününe götürmesi vardır. Tabi biraz pedagojiden habersiz, belki kitaptan nefret edeceğim uygulamaları da oldu. Mesela özellikle tatillerde her gün bir hikaye kitabı okumak zorundaydım ve kendisine anlatırdım akşamları. Akşam geç geldiği günlerde ise o zaman her evde olmayan ve dedemin hacdan getirdiği sanyo marka ses kaydedicili kasetçalara hikayeyi anlatırdım, o da dinler miydi dinlemez miydi bilmiyorum:) O zamanlarda bana eziyet gelen bu uygulama aslında nimetmiş. Kitap sevgisini kazanmıştım ve okuduklarımı anlatabilme yeteneği gelişince öğrenim hayatımda çok faydasını gördüm. Sayısalcı olmama rağmen üniversite sınavında Türkçe netlerinde fule yakın yapmıştım.

    Demem o ki gerek yazıdaki yöntemler gerekse kendi gelişteceğimiz yöntemlerle çocukta kitap sevgisi aşılanabilirse çoğu şey çözülmüş oluyor.

    Ne yazık ki anne babalar tonla para verip kıyafet oyuncak alıyorlar ama tanesi 2-3 tl lik hikaye kitaplarından ayda 5-10 tane almayı israf sayıyıorlar ve bunu yapanlar da üniversite mezunu insanlar.

    • fattuma diyor ki:

      1. maddede bayanlarin eslerine kahvanti hazirlamasini tavsiye ediyor ve o yüzden öyle bir örnek veriyor…
      biraz ters anlamissiniz sanirim..

      • tarık diyor ki:

        Sizin açıklamayla da anlamamıştım ama bir iki defa okuyunca anladım. Mehtap hanım yanlış bir Türkçe kullanmış, şöyle ki; “Bu arada beylere sabah kahvaltısı hazırlattırıyorum, lütfen dikkatten kaçmasın. Ailedeki denge için çookk önemli bayanlar.” cümlesinde “hazırlattırdığı” yani cümlenin iş yaptırdığı kişi beyler, hazırlattıran Mehtap hanım olarak okunduğunda hazırlayan beyler oluyor. Yani Mehtap hanım, beylere kahvaltı hazırlattırıyor gibi. Ama cümlede “beyler için” olsa yani “Bu arada beyler için sabah kahvaltısı hazırlattırıyorum, lütfen dikkatten kaçmasın. Ailedeki denge için çookk önemli bayanlar.” denilse yanlış anlamayacaktım. Gerçi sadece ben yanlış anlamışım sanırım, o zaman sorun yok:)

        • desperate diyor ki:

          Tarık bey ben de sizin gibi anladım :) (Bu arada beylere sabah kahvaltısı hazırlattırıyorum, lütfen dikkatten kaçmasın. Ailedeki denge için çookk önemli bayanlar.) ilk akla gelen bebek erkek o yüzden mi? İkincisi tersini söyleyerek imada mı bulunuyor, kahvaltı hazırlamak kadının görevi erkeklere yaptırmayın gibi.

          • gül. diyor ki:

            Ben de o cümleyi [daha hiç yorum yoktu] 3-4 sefer okuduktan sonra kavrayabildim,yanlız değilmişim :)

            **********

            Anne baba adaylarına ve çocuk sahibi olanlar için önemli adımlar, Allah nasip ederse bende faydasını ilerde göreceğimi düşünyorum, yazarımızdan da Allah razı olsun..

            Selameetle..

    • desperate diyor ki:

      Tarik bey hamilelik bir hastalik degildir, eger riskli bir gebelik degilse son haftalara kadar kadin gunluk islerini yapabilir. Heleki kadin calismiyorsa eslerine mutlaka kahvalti hazirlamalarini tavsiye ediyorum. Benim ailemde kahvalti cok onemliydi asla kahvalti yapmadan okula yada ise gidemezdik. Saat kacta cikarsak cikalim cayimiz demlenmis kahvaltimiz hazirlanmis olurdu. Evlenince baslarda hazirliyordum esim ben kahvalti sevmiyorum benim icin gerekli degil gibi laflar etti. Daha pratik seyler hazirlamaya basladim. Yeni farkettimki esim icin de onemliymis kahvalti, cok da gezel yapiyor. Kadinlar esleri ile guzel iletisim kurmak istiyorsa ilk once kahvalti hazirlasinlar. Hele ailesinde kahvaltiya aliskanligi edinmis erkekler evlenince aynisini bulamayinca hayal kirikligina ugruyor.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku