Adalet Sadece Kadınlar mı Doğru Söyler Diyor?

24 Mart 2019Haberler31 Yorum »

güven yargı terazı

Nesibe Hanım Diyor ki,

Bir buçuk yıl önce oğlum, beden eğitimi öğretmeni ve antrenör olarak görev yapmaktaydı. Eşi ile birlikte çalışıyorlardı,eşi doğum iznine ayrılana kadar.

Görev yaptığı okulda bir gün antrenman sırasında 14 yaşında bir kız öğrenci geliyor ve kursa katılmak istediğini söylüyor. Oğlum da onun yaş grubunu çalıştırmadığını söylüyor.

Kızın amacı farklı imiş. Kız oğluma aşık olmuş, eşinin doğum iznine ayrılmasını fırsat biliyor. Sürekli kursa katılmak için geliyor, oğlum kabul etmiyor. Oğluma “benim yaş grubunda öğrenci alırsanız haberleşiriz, telefon numaranızı verir misiniz?” O da daha fazla gelip gitmesin diye numarasını veriyor.

Kız ertesi gün aşk mesajları atıyor, karşılığını vermezse intihar edeceğini söylüyor. Oğlum kıza yaptığının yanlış olduğunu evli ve çocuklarının olduğunu söylüyor. Aralarında öğretmen öğrenci ilişkisi dışında bir şey olmayacağını söylüyor ama kız ikna olmuyor.  Toplamda bir hafta sürüyor oğlumun kızı aralarında bir şey olması mümkün olmayacağını anlatmaya çalıştığı mesajlar.

Kız bakıyor, olmuyor şikayet etmekle tehdit ediyor. Oğlum kendinden emin olduğu için önemsemiyor. Kız gidip rehber öğretmenine “filanca öğretmen cinsel istismarda bulundu.” diyor. Oğlumu o gün tutukluyorlar, kız doktora götürülüyor, tüm raporlar temiz, bakire. Adli tıp raporları temiz.Kızdan alınan DNA oğlumdan alınan DNA temiz. Kamera kayıtları hts pts kayıtları temiz.

Tanık beyanları bizim lehimize oldu. Kızın arkadaşları bile “hoca ile evlilik hayalleri kuruyordu, eşinden ayırmak istiyordu” diyor.  Bu arada eşi doğum yaptı. Yavrusu bir aylıkken oğlum tutuklandı.

İki kez mahkemeye çıktı. Hakim, savcı hiç dinlemediler. Delilleri raporları hiçe saydılar. “Kadın beyanı esastır” dediler ve  Allah’tan korkmadan 20 yıl ceza verdiler.

Şimdi soruyorum, bu ülkede adalet nerede?

İftira atan kız mağdurmuş,  ya biz, ya evladımın hayatı. Onun eşi, bir aylık bebeği ve 5 yaşındaki kızı  mağdur değil mi? Anne babası olarak biz mağdur değil miyiz?

5 yaşındaki kızının psikolojisi bozuldu ama o kızın psikolojisi bozulmadı. O gayet güzel hayatına devam ediyor. Biz maddi manevi bittik. İki tane avukat tuttuk, yüklü miktarlarda para verdik. Oğlumun öğrencileri ifade vermek istedi, kabul edilmedi.

Oğlum bu ülkenin adını yurt dışında duyurmuş, bayrağını dalgalandırmış, onca başarılı sporcular yetiştirmiş biri ama vatandaş olarak bırakın, insan olarak bile hiç bir hakkını kullanamadı. Bütün delilleri yok sayıldı.

Adalet sadece “kadınlar doğru söyler” diyor. Kızın annesi bile “ben şikayetçi değilim, gözümle görmediğim, bir insana iftira atmak istemiyorum.” dedi. Mahkeme bunu bile reddetti.

Şu an Yargıtay’da dosyamız, oğlum içerde. Çocukları, eşi mağdur. Bizim çocuklarımız bu ülkenin vatandaşı değil demek ki! Sadece erkekler bu ülkenin vatandaşı demek ki!

Rabbim buna sebep olan kim varsa, bin beterini yaşatsın.

Tüm iftira mağdurları çıksın. Birilerinin buna “Dur” demesi lazım.

Duyun sesimizi artık!,duyun!

Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun.

Okunma Sayısı : 6.230

Yorum yapın

“Adalet Sadece Kadınlar mı Doğru Söyler Diyor?” için 31 Yorum

  1. irfan kilit diyor ki:

    sema hanım merhabalar eşimin yiğenide dün hapise atıldı.ortada taciz yok tecavüz yok bunların olmadığıda ıspatlandı.eşi,anne,babası herkes perişan.ne yapacaklarını şaşırdılar.yazıklar olsun böyle sisteme.

    • Aadem diyor ki:

      Zalimin zulmü mazlumun kabul ettiği kadardır.zalimin kafası zulmettigi kılıçla alınır Allahın izniyle.ve en sonunda zalim ve avenesi yani zalime yardımcı olan tayfası zevkle akıttıgi kanda bogulur

      • Uğur 017 diyor ki:

        Zalim derken kastınız sömürgeci Elit Beyaz Adam ise (ki kanaatimce o, hadislerde önceden söylenen açık tenli Mesih-i Deccaldir), bu yorumunuza eyvallah. Bu kanunları ve onları saçma sapan uygulayan aşırı-laikçi yahut FETÖ’cü hâkimleri mümin yöneticilerimize sömürgeci Elit Beyaz Adam zorla dayatıyor. Bunun dışında ise tek bir zalim ve avanesi diye bir şey yok. Aşırı laikçilerden ve hâlâ ihraç edilmemiş FETÖ’cülerden ve bu ikisinin dostlarından oluşan bir yerleşik düzen var.

        Başörtülü feministler ise aşırı laikçilere karşıymış ve bizdenmiş, hükümetimizdenmiş gibi görünüyorlar, ama dostları hep aşırı laikçi feministlerdir, bilerek veya bilmeyerek hükümeti içeriden çökertmeye çalışıyorlar. Umarım sayın cumhurbaşkanımız bunun farkına varır tam olarak ve bütün feministleri tavizsiz şekilde def eder.

  2. ALBATROS diyor ki:

    ” En çok yalan söyleyenler, kadınlar ve çocuklardır”

    Prf. Nevzat TARHAN

  3. Nasıf KÖLEMEN diyor ki:

    Şu an Yargıtay’da dosyamız, oğlum içerde. Çocukları, eşi mağdur. Bizim çocuklarımız bu ülkenin vatandaşı değil demek ki! Sadece erkekler bu ülkenin vatandaşı demek ki! BU PARAĞRAFTA Kİ SADECE ERKEKLER YERİNE SADECE KADINLAR OLMASI GEREKMEZMİ Selam ve Dua ile Allah a emanet olun

  4. Sadece Fatih diyor ki:

    Öğrencisinin hocasını taciz ettiği apaçık ortadayken hiç bir işlem yapılmıyor ama tam tersi durum iftira olarak dahi atılınca mal bulmuş mağribi gibi coştukça coşuluyor.

    Her insan hata yapabilir, göremez, duyamaz, tartamaz ancak burada hata vb. yok. Her şey bariz ortada ona rağmen kadın beyanı esas. Bunlar kadın mı şeytan mı bir ona cevap versinler önce.

    Futbolda da aynısı olsa. Ceza sahası içinde düşen oyuncunun beyanı esastır denilse o da rakip beni itti dese. Video hakemden de izleniyor, bir itme yok kendisini yere atmış ortada. Bunlara rağmen penaltı verilse. Ne olur? Türkiye’de yer yerinden oynar, asar keserler. Peki bu yazıda geçen mağduriyetleri medyada bir yerde görmek mümkün mü?

    Rabbim mağdurlara sabır versin ve onlara yardım etsin(Amin)

    • Misafir diyor ki:

      Sadece Fatih Bey Kardeşim,
      Verdiğiniz;
      “Ceza sahası içinde düşen oyuncunun beyanı esastır denilse…”
      örneği çok harikaydı.
      Tebrik ediyorum, Allah kalemine bereket versin.

  5. mendakkadukka diyor ki:

    Bence bu kanunu çıkaran milletvekillerine gidin aynı şekilde bir iftira edin sorun bu şekilde çözülür

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Çözülmez. Çünkü gerçeğini yapmış olsalar dahi bir şekilde onlar zaten Ak-lanıyor. Çünkü onlar Ak, pürü pak beyaz onlar beyaz. Biz kirliyiz çünkü halkız ve adaleti hak etmiyoruz. Adaleti ve Kalkınmayı onlar hak ediyor ve bunu da bir partiyle kutluyorlar. Onlar iktidar için güç için oy diyor bizler canımız yanıyor oy anam oy, oy babam oy diyoruz…

      • Uğur 017 diyor ki:

        Kadının beyanı esastır ilkesi önce 2004’te Yargıtay kararıyla başladı, Ak Parti’ye daha sonra dayatıldı. Ak Parti yerine herhangi bir başka güçlü parti iktidarda olsaydı her şey çok daha beter olacaktı. Allah onlara fırsat vermesin.

        Yargıtay’ın bu işi başlatmasına ve AB işbirliğiyle dayatmasına dair, bakınız, not aldığım, 10 Ağustos 2004 tarihli bir haber yazısı şöyle diyor: “Erkekler Tedirgin, Kadınlar Mutlu: Yargıtayın gizli tacizi cezalandırmaya kapı aralayan kararına erkekler, kadınların bu durumu istismar edebileceği gerekçesiyle mesafeli yaklaşıyorlar. Kadınlar ise, taciz suçlamasının güçlüklerini anlatıyor ve kararı umut verici buluyorlar.”

        Haberi alıntıladığım site sosyete sözde-sosyalisti, ağır laikçi bir sitedir. Kadınları durumdan ötürü “mutlu” ilan etmesi de bundandır. Hoş, kadınların çoğu, özellikle oğlu olmayanlar gerçekten hâlâ “hoşnut” görünüyorlar bu saçmalıktan; ama açıkçası mutlu filan değiller, çünkü sıradan erkeklere, hayatlarının yarısına karşı soğutuldular ve dolayısıyla sıradan erkekler kadar olmasa da kendileri de sıradan erkeklere benzer bir şekilde yalnız bırakıldılar.

        Haberin kaynağı ağır sosyete sözde-sosyalisti dedim ya, bu ağır sosyete sözde-sosyalisti ve Ak Parti düşmanı site söz konusu haberde (ki onu Google’dan arayıp bulabilirsiniz) “Semiha Ekinci” isimli bir satış asistanının da görüşüne 2004’te başvurmuş. Eğer isim benzerliği değilse, Ak Parti’ye kökten düşman bu sitenin çalışanlarıyla herhalde tanışık olup onlar tarafından görüşüne ta 2004’te başvurulan bu hanımefendi 27. Dönem Ak Parti milletvekilidir ve “Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi”dir. O hanımefendi bu hanımefendi ise, keşke kendileriyle dostane ilişkiler içinde olup kendilerine görüş bildirdiği insanların laik partilerinden milletvekili olmayı deneseydi, Ak Parti’ye karışmasaydı. Bizler Ak Parti oy verenleri olarak onunla aynı görüşte değiliz.

        • Yahya diyor ki:

          Uğur bey,
          “başka güçlü parti iktidarda olsaydı her şey çok daha beter olacaktı”
          sözlerinize kesinlikle katılmıyorum. Ak partiyi ve/veya reisi aklama çabasından vazgeçelim artık ve gerçeklerle yüzleşelim.
          20 koca seneye yaklaşan iktidarlıklarında Mü’mine yapılan zulüm, eziyet (…) ortada.
          Geçen hafta aile şurasında söyledikleri insanın aklıyla alay eder nitelikte.
          Eskiden ellerinde güç yok, yaptırtmıyorlar, askeriye izin vermez, vs. ile kendimizi teselli ettik ve inancımızı asla kaybetmedik. Ancak bugün geldiğimiz noktadan geriye baktığımızda olayların hiç de öyle olmadığını görüyoruz.
          Velev ki, dediğiniz doğru ak parti olmasa daha beter olacaktı, eee artık bugün bunu değiştir. Yater artık.
          Ben savcılığa suç duyurusunda bulunuyorum; delil, tanık sunuyorum “soyut” kaldığı için takipsizlik kararı veriliyor.
          Kadın gidiyor, elinde delil yok, tanık yok, hatta deliller kendi aleyhine; dava açılıyor. 3,5 sene mahkeme sürüyor, her celsede ifadeleri birbiriyle çelişiyor, ceza alıyorum. Verdiği ceza da ceza olsa…

          Ne demek kadının beyanı esastır!!! Bunun arkasındaki mantığı hangi akılla açıklarsınız? Neymiş, kadın durduk yere namusunu onurunu şerefini ayaklar altına alıp iftira atmazmış…mış…

          Hükümetinde, reisinde, ailesininde, kurdukları kurumlarında yol haritası hep aynı istikamet üzere… yani bana kimse reisin haberi yok, hala gizli fetöcüler var, faiz lobisi yapıyor, (…) soğan/sarımsak edebiyatı yapmasın. Ve yine diyelim ki bunlar var, doğru; o zaman engelleri aşacak, düzeltecek kurum: devletin ta kendisi…

          ——————————————————–
          mini not: Bu arada Sema hanım başta olmak üzere, tüm müslüman kardeşlerimin Ramazanı mübarek olsun. Selam ve dua ile…

  6. A. AYDIN diyor ki:

    Mahkemelerimizin böyle kararlar verebileceğine inanamıyorum.
    Madem mağdurlar, böyle kararlar verdiğini söylüyorlar.
    Bir mahkeme kararının metnini paylaşsınlar.
    Bu çok mu zor!

  7. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    “”Kız gidip rehber öğretmenine “filanca öğretmen cinsel istismarda bulundu.” diyor. Oğlumu o gün tutukluyorlar.
    Eşim bu mektupları yuvadaki hocalara gösteriyor. “Bu kız çocuğu bana böyle mektuplar yazıyor.” diyor.

    Onlar da “Bunları kızlar hep yapar, önemsiz, öyle dikkate alınacak bir şey değil.” diyorlar.

    Fakat belli ki çocuğu da bu konuda uyarmışlar. Çünkü çocuk eşimden açıkça intikam aldı.””

    “”Kız gidip rehber öğretmenine “filanca öğretmen cinsel istismarda bulundu.” diyor. Oğlumu o gün tutukluyorlar””

    BU KIZLARLA MUHATAP OLAN BÜYÜKLERİN NASIL BİR YÖNLENDİRMESİ SÖZ KONUSU ACABA???

  8. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    YA CİNSELLİK YA ŞİDDET!

  9. Nesibe diyor ki:

    Sema hanim sadık bey diye biri yorumunda isim soyisim olayın geçtiği yer ve zaman sormuş tabiki verebilirim oğlumun adı Alper aydın kendisi Kırşehir’de eskirim antrenöruolay mucur ilçesinde oldu 8 Mart 2018de

  10. Sadık Kazancı diyor ki:

    Sema hanım merhabalar,
    Olayda mağdur olan kişi isim soyisim ve olayın gectiği yer ve zamanı da ayrıca paylaşmanız daha sağlıklı olur diye düşünüyorum.

  11. Funda diyor ki:

    Merhaba Sema hanım sesimizi duyurdunuz için size çok teşekkür ederi.. Nesibe hanımın geliniyim.

    Evet kadın beyanı esastır bu maddeden eşim cezaevinde. .eşim içeri girdiğinde oğlum tam 1 aylıkti daha kirkliydi yani..

    ilk görüşe gittik oglumun kimliğini almamisiz tabi bilmiyoruz kimliksiz girilmedigini. Neyse kayıt yaptirdik aldılar oğlumu almadılar tabi. Girdik bekliyoruz oğlum ağlamaya başladı annem var yaninda ama susmuyor geri gidemedim acmadilar kapıyı ben bi yanda oğlum bi yanda agliyoruz..

    unutmuyorum o günü unutamam da oglumun ağlamasi hâlâ kulaklarımda.. üzüntüden sütüm azaldı malesef. .şimdi soruyorum kim verecek bunun hesabını ? Sözde madurla öğrencimiz aynı otobüste aynı kampa giriyor Rabbimin adaleti ya işte.

    Kız benden nefret ediyomus intihar edecekmisim bakar mısınız şu laflara ama kanun hükmünde o daha çocuk. . Beyanı esas. .

    Ha bide şunlar var tabi..kız diyo ki serviste anlatıyor.. alper gelmeden önce başka hoca vardı ona yazacaktım ama baktım ki alper geldi daha yakışıklı daha kaslı ona taktım kafayı diyor. .

    Babanın herşeyden haberi var ama sesini çıkarmıyor amacın neydi be adam beni sevdigimden çocuklarımı babasından mahrum ettin ?

    Kız arkadaşlarına babam onlara tazminat davası açacak demiş amaçları buydu belki de? Arkadaşlarının anlattığına göre kız annesini dövüyormus ne beklenir ki böyle bir insandan?

    20 yıl koskoca 20 yıl hiç yok yere. . Allahım o yavrumun çığlıklarıni sorsun onlara. .

    burda mağdur olan biziz çocuklarım ben ailem ve geleceği parlak öğrencilerimiz..

    Biz burda acıdan özlemden kırılırken o sözde madur sevgilisi ile gününü gün ediyo..

    Neden hiç kimse bunları görmüyor neden 5 tane rapor varken ve hepsi temizken neden beyana bakılıyor? Neden? Bu mu adalet bu mu kanun?

    • Emine diyor ki:

      Allahım yardımcımız olsun çok zor bir durum biz de aynısını yaşıyoruz babam aynı konudan içerde ve tüm deliller bizden yana olduğu halde ceza verildi neden mi kadının beyanı esastır da ondan bunun hesabını Rabbim iki dünyada da bırakmasın Rabbim size de güç kuvvet versin, inşallah Allahın adaleti yakın zamanda tüm mazlumlara tecelli eder

    • Hüsna diyor ki:

      Allah yardımcınız elden ne gelir ki sabır dilemekten, dua etmekten başka…

    • Misafir diyor ki:

      Geçmiş Olsun Muhtereme Kardeşimiz,

      Allah’u Teala sizlere sabr-ı cemil versin.
      Bizlere de toplum olarak acilen feraset nurundan ihsan buyursun. Amin.

      Neden diye sormuşsunuz… Bu yazdıklarımı bir dertleşme sadedinde değerlendirmenizi istirham ederim.
      Biliyorum sırası değil.
      Ama, söylesem söz olur, söylemesem köz olur demiş şair…

      Cevap-1: Bir yerlere toplum olarak ölçüsüz muhabbet etmenin bedelini zulüm ve istihkar olarak ödüyoruz. Ölçüsüz, denetimsiz muhabbet; daima zulüm getirmiştir.

      Cevap-2 Bir fırtınadan mağlup olarak kaçma ki, bir başka fırtınanın kucağına mağlup olarak düşmeyesin! Bir şeylerden kaçarken, bir çok şeyin kucağına düştük maalesef!

      Cevap-3 Halen celladımızı kutsamaya devam ediyoruz. Olaylardan ders almıyoruz. Mazoşist bir yönümüz var gerçekten…

      Cevap-4 Batılın en tehlikelisi, hakka en yakın olanıdır. Yani hak suretine bürüneni veya hak suretinde görünenidir.

      Cevap-5 Bir zalimin bir mazluma yaptığı zulümden daha beter zulüm, en büyük zulüm ise şudur:
      O zulmü hakettiğine o mağduru inandırmaktır.
      Bak ben olmazsam daha kötü cellatlar gelir ha diyerek!…

      Cevap-6- Afrika da fil avcıları filleri tuzağa düşürmek için çok derin çukurlar kazarlarmış ve bu çukurların üzerini fillerin farketmeyeceği şekilde örterler ve fillerin en sevdiği yiyeceklerden koyarlarmış. Yiyeceğin kokusunu alan filler yiyeceğe doğru koşunca çukura düşmeleri kaderleri olurmuş. Sonra birtakım siyah elbiseli adamlar gelerek, filleri kalın sopalarla bir güzel döverlermiş. Ta ki dirençleri kırılana kadar…

      Fillerin dirençleri kırıldıktan sonra bu sefer beyaz elbiseli adamlar gelerek fillere en sevdiği yiyeceklerden verirmiş. Filler siyah elbiseli adamlardan nefret etmiş. Ama beyaz elbiseli adamları çok sevmiş. Halbuki siyah ve beyaz elbiseleri giyenler aynı adamlarmış. Eğer hikaye doğruysa bizim durumumuzda böyle.

      Cevap-7 Bir beldeye bilge bir adam gelmiş. Yol yorgunu, tıraş olup banyo yapmak istemiş. Önce bir kuaföre gitmiş. Kuaförde tıraş olurken içeriye; hırpani kılıklı, altında değnekten atı olan, tuhaf tuhaf sırıtan, saçı başı dağınık bir genç girmiş.

      Kuaför bilge adama dönerek:
      Bakınız beyefendi!
      Şimdi bu gence 20 lira ve 5 lira vericem. Hangisi çoksa onu al dicem. Gelecek ve 5 lirayı alacak. Hayatımda bundan daha aptal birini görmedim. Ne kadar anlattıysam nafile. Sürekli 5 lirayı alıyor. 20 liranın 5 liradan daha fazla oldugunu anlamıyor kalın kafalı!

      Kuaför bir elinde 20 bir elinde 5 tl uzatınca hırpani kılıklı genç meczup adam, hemen 5 lirayı almış ve mırıldanarak oradan uzaklaşmış. Kuaför ise arkasından kahkahalarla gülüyormuş…

      Bilge adam, bu genç meczup adamdan şüphelenmiş. Kuafördeki işini bitirdikten sonra bu genci aramaya koyulmuş. Meczup genci değnekten atına binmiş koşarken yakalamış. Onu durdurmuş ve onunla konuşmaya başlamış:

      -Bak evladım!
      Ben bu diyarın adamı değilim. O yüzden benimle rahat konuşabilirsin. Ben senin halinde bir delilik felan görmedim. Çok akıllı birine benziyorsun. Neden deli taklidi yapıyorsun? Bunu anlamak istiyorum.

      Meczup genç değnekten atını durdurmuş ve bilge adamı dikkatle süzdükten sonra söyleyeceklerini sır olarak saklayacağına dair yemin etmesini istemiş.
      Bilge adam sırrını faş etmeyeceğine dair söz vermiş.

      Meczup genç demiş ki:
      -Benim hiç kimsem yok. Bana sahip çıkan yok. Ben de geçimimi temin etmek için bu rolü geliştirdim. Deli olduğuma onları şartlandırdım. Eğer kuaför parayı uzattığında 5 lira değil 20 lira alsaydım “OYUN BİTERDİ!”

      Bu şekilde onları deli olduğuma inandırdım. Her gün akşama kadar bu yöntemle yüzlerce lira para biriktiriyorum. Çok şükür kimseye muhtaç olmadan geçinip gidiyorum demiş. Sonrada değnekten atına deh diyerek oradan hızla uzaklaşmış:-)

      Karşılıklı ilişkilerde insanlar birbirlerini şartlandırırlar. Mesela toplum cellatlarına şu mesajı vermiş olabilir. Aman sen gitme. Sen gidersen daha kötüsü gelir ve biz perişan oluruz. O yüzden bir çok cellat geleceğine sen gel ve bize sadece sen cellatlık et.
      “Eh el etek öpecekler oldukça,
      el etek öptürecekler olacaktır. ”

      Talep nasılsa neticesi öyle çıkacaktır.

      Şu halde akşam yenen hurmalar, sabahleyin mideyi tırmalar.
      Cellatlarımızı kutsamaya devam edelim.
      Bak sonra daha kötüsü gelir.

      Ben beş liramı alıp gidiyorum. Bana müsade.

      Deh deh düldül, deh deh düldül…:-)

      • adamın biri diyor ki:

        Mesele sadece iktidarla mi alakali gercekten. Peki iktidar hatali bunu zaten burada defalarca dile getirdik de muhalefetten bu konularla ilgili fikir beyan eden oldu mu acaba? Olduysa neden haberimiz yok? Hatta gecen sene erken evlilik yapanlarla ilgili duzenleme yapilacakken bunu ” tecavuzcuyle evlenme” diye ifsa edip kanunun geri cekilmesine sebep oldular.

        Evet ben de sevmiyorum boyle siyasi yorumlar yapmayi boyle nezih bir ortamda, ama burada boyle yorumlar gorunce yazmadan edemedim. Cellat ifadesi de maalesef iktidari destekleyen insanlari asagilar sekilde kullaniliyor ki bu gercekten uzucu, velev ki bu dogru bile olsa bu sekilde ifade etmek halki cehaletle suclamak yapici degil, mumin mumini uyarmali ama kavli leyyinle, bu sekilde tepeden bakan tarzda yorumlar maalesef etkili olmaktan ziyade tepki topluyor, nacizane tavsiyem bu tarz siyasi yorumlar yaparken olculu olup birbirimizi kirmayalim. Kas yapayim derken goz cikarmayalim

        • Misafir diyor ki:

          Kaşda kalmamış gözde…
          Kaşda patlamış gözde çıkmış…
          Bırakınız kaşı gözü, bıçak kemiğe dayanalı çok oldu.
          Kantarın topuzu kaçalı çok oldu.
          Ateş düştüğü yeri yakıyor…

          Kavli leyyin laftan anlayanlara söylenir. Yıllarca kavli leyyin yazdık çizdik. Ne işe yaradı.Hiçbir işe yaramadı. Maillerimize cevap bile vermediler.

          Ama sol kesim ve feministler sokağa bir dökülüyor. Bir çığırtkanlık yapıyor. Bizimkilerin hemen ödü patlıyor…Hemen geri adım atıyorlar. Demek ki kavli leyyin işe yaramıyormuş. Sonuç ortada. Bağırırım kafamı gözümü yardırırım mantığı sonuç alıyor.

          Zırt pırt bana mazeretle geleceksen sen o koltukta niye oturuyorsun diye sormazlarmı adama?

          Yahya beyin dedikleri aynen doğrudur ve aynen katılıyorum. Ağzı kevser içsin.

          Mızrak çuvala sığmıyor artık. Ortada bir iyi niyet de göremiyorum.

          Ben herhangi bir öğrencimin dudağından çıkacak tek cümleyle hayatı ipotek altına alınmış bir insansam,

          Büyük kütükleri kesmek için keskin balta gerekir…

          İktidar bahane üretme merkezi değildir. Muhalefet azıcık çığırtkanlık yapınca hemen geri çekilmek değildir. Topu taca atma yeri değildir. Çıkan kanunları bizzat kasd-ı mahsusla imzaladılar. Sema Hanım yazdı. Bir çekinceme ve şerh dahi düşmemişler çıkan kanunlara. Şu halde hala ne masumiyetten söz edebiliriz?!

          Başkanlık için nasıl raferanduma gidiliyorsa bu konularda halka arz edilemezmiydi?! Kime danıştılar bu yasaları çıkarırken? Müsbet bilim adamlarından görüş aldılar mı? İçinde olmadığım bir olayın sonuçlarına niçin katlanayım ki?

          Muhalefet zaten malum. Onlardan bir beklentimiz yok. Öyle olsaydı oylarımızı muhalefete verirdik…Ben bu insanlar başarılı olsun diye geceleri hasta halimle hıçkıra hıçkıra ağlayan gözyaşları döken bir adamım. Elbette, içimi dökmeye sitem etmeye hakkım vardır.

          Beni aptal ve ahmak yerine koyanları, zekamla alay edenleri hala kavli leyyinle ikaz edicem öyle mi?! Bütün bunlara rağmen inancımdan dolayı hala geçersiz oy kullanıyorum…Bu bile bunlara bir ödüldür. Dua etsinler ki bu mazlum insanlar inancından dolayı öfkelerine mağlup olup diğer tarafa savrulmuyorlar. Yoksa, keramet kendilerinden değil! Ama onlar hala kerameti kendilerinden biliyorlar! Yatıp kalkıp “natenyahu kılıçoğluna”
          ve
          “gargad suratlı”
          vatan düşmanlarına dua etsinler.
          Sırf onlar başa gelmesin diye oy verip dua ediyor ve Rabbimize yalvarıyoruz.Bunların bir kamet-i kıymeti olduğundan değil! Yani “beğeni” oylarıyla değil “korku” oylarıyla hala baştalar. Bu zillet aslında onlara yeter!

          İşte inancım yüzünden öfkemin beni savurmasına izin vermiyorum!

          Ama gerçeğe karşı kör de değilim. Herşey çok açık ortada.
          İneğin yalakası celladını kutsarmış diye bir atasözü var. …Artık akıllandım. Kralın çıplak olduğu çok aşikar. Hiç olmazsa bunu bari görelim ve sesli düşünelim lütfen!

          Zorlama te’villerle, şimşek gürültüsü gibi haykıran bir gerçeğe gözümüzü kapamakla, kulağımızı tıkamakla,
          kedidir kedi demekle mızrak çuvala sığmıyor.

          Merhum Adnan Menderes döneminden de,
          Rahmetli Özal döneminden de, daha güçlü bir dönemdeyiz.
          Bu dönem ise müslümanların oylarıyla gelen bir partının eliyle müslüman ailenin kıyımına şahit olmaktayız. Bundan büyük bir garabet olur mu?

          Yemi benden yiyip,
          yabancı kümese yumurtlamakta ısrar eden tavuğun yumurtasının kalitesine değil,
          icabına bakılır ve bakılmalıdır artık!

          Yazılarımda kullandığım ifadeler bir deyimdir. Mecazdır. Dileyen üzerine alır. Dileyen almaz. Ayni inancı ve aynı hüznü ve kederi paylaştığım din kardeşlerime niçin hakaret edeyim? Ben gece gündüz onlar için gözyaşı döken adamım. Ama hiçbir kelime şu yaşadığımız soysuz ve kahpe iki yüzlülüğü izaha yetmiyor!!!
          Yetmiyor!!!
          Yetmiyor!!!

          Basında çıktı. Bir kadın Kur’an-ı Kerimi ayağının altına alarak çiğneyen pozlar verdi. Hesabından bunu paylaştı. Savcılardan gıkı çıkmıyor. Kadın 4 senedir yakalanamıyor… Ama gariban insanlar dakkasında derdest ediliyor. Adalet bakanlığı ve aile bakanlığı resmen aile kıyımı yapmaktadır. Bunu görmemek için kör olmak lazım. Bunun savcıyla hakimle bir alakası yok. Bizzat bakanlıklar eliyle aile kıyımı yapılıyor. Bu çok aşikar!

          Sabır taşı çatlamıştır.

          Ben ne zamana kadar iftiraya uğrama korkusuyla diken üstünde yaşıcam…

          • adamın biri diyor ki:

            Sayin misafir bey abim

            Sizi uzduysem kusura bakmayin gercekten. Ben sunu ifade etmek istiyorum. Herhangi bir konuda siyasi elestiri yapinca insan kendisini mesul hissediyor ve peki simdi ne yapmaliyim diye dusunuyor ve bazen bu elestiriler sadece iktidarla alakali olunca taraf olma izlenimi veriyor ben bu yuzden bu yorumlar i yaptim. Yani iktidar elestirisi yapmanin amaci gercekleri gostermek mi yoksa kendi siyasi gorusunu mu one cikarmak, eger ikincisiyse o zaman hak hakikat icin degil de kendi siyasi gorusu icin yorum yapilmis gibi oluyor ve etkili olmuyor, ben yorumunuzdan cevabimi aldim elhamdulillah. Diger turlu zaten yapilan elestirilerinize itiraz edecek olsam bu siteyi takip etmezdim. İnsallaah bizim de amacimiz hak ve hakikatin anlasilmasi, kainatta imandan islamdan daha buyuk hicbir hadise yok, biz herseye dinimizin hak ve hakikatin cercevesinde bakmaya calisiyoruz insallaah, hakkinizi helal edin kirdiysam, Allaha emanet olun

          • Misafir diyor ki:

            Sevgideğer Adamın Biri Kardeşimiz;

            Hak bir adamdan batıl bir söz sudur edebileceği gibi,
            Batıl bir adamdan da hak bir söz sudur edebilir.

            Duvardaki durgun saat bile günde iki defa doğruyu gösterir.

            Öğrencilerime hep şunu öğretmişimdir:

            “Gerçeği insanlara göre değil, insanları gerçeğe göre değerlendirmemiz lazım” Hz.Ali (r.a)

            “İnsanları memnun etme düşüncesini terkettikten sonra HAKKI konuşabilir oldum” Ahmet bin Hanbel. (r.h)

            Toplum olarak yeterince bilgi sahibi olmadan yeterince kanaat sahibi olmayı çok seviyoruz.
            ve,
            Kanaatlerim namusum değildir, onlar eldiven gibidir. Gerektiğinde daha iyi ve daha kalitelisiyle değiştirmemden daha tabi bir şey olamaz.

            “Gargad Suratlı” ” ve ingiliz laboratuvarında üretilmiş vatan haini mangurtlara haddini bildirmek için nasıl meydanlara döküldüysek,
            Aynı şuur ve celadetle, “Müslüman Türk Ailesinin” kıyımına engel olmak için, elimizden ne geliyorsa yapmak hak ve hakikatin muktezasıdır. Bu bizim için hayat-memat meselesidir.

            Bizim siyasi gevezeliklerle basit polemiklerle işimiz olamaz. Öyle olsaydı, bir gazetede köşe yazarı olurdum. Yazılarımda aile için nasıl çırpındığımı bütün insaf sahibi olanlar takdir eder. Yazılarım bir bütünlük içinde okunduğu zaman bu husus çok rahat görülecektir.

            Helalleşmeye gelince…

            Sevdiğer Kardeşim,

            Çok sevdiğim bir huyum vardır:
            Verdiğim sözü mutlaka yerine getiririm.
            Pek sevemediğim bir huyum vardır:
            Kolay affedemiyorum!

            Eğer öğrencilerime hediye etmek üzere ismini sonra vereceğim üç kitaptan alırsan kalbimin kırgınlığı geçer, tabi şartların uygunsa.

            Selam, sevgi ve dua ile.

        • Yahya diyor ki:

          Adamın biri kardeşim,

          Hassasiyetinizi anlamakla beraber, teşbihde hata olmaz.
          Teşbih sanatında bu tarz ifadeler hatta daha ağır sözler bile kullanılabilir.
          Kelimelere takılmak yerine verilmek istenilen mesaja odaklanılmalıdır.

          Selam ve dua ile…

          • adamın biri diyor ki:

            Yahya bey

            Tabiki tesbiste hata olmaz ama bu ifadeleri malum kesimden duya duya artik nahos bir sekil aldi, yani genelde bu tesbihi yapanlar millete makarnaci komurcu diyen tipler olageldigi icin zulfi yare dokunabiliyor o yuzden dedim kas yaparken goz cikarmayalim, evet dediginiz noktaya dikkat etmeye calisiyoruz insallaah gerceklere gozumuzu kapatmamamiz gerekiyor, Allah icin hak ve hakikat icin dogrulari soylemek zorundayiz.

        • aadem diyor ki:

          Cevap 4u okuyunca misafirin ne kadar haklı olduğunu gördüm.

  12. Nesibe diyor ki:

    Çok teşekkür ederim sema hanım yüreğinize sağlık kaleminize kuvvet Allah razı olsun

    • Nurgül diyor ki:

      Merhaba Nesibe hanım.Aynı durumu biz de yaşadık.Bu konuda konuşabilir miyiz?

      • Nesibe diyor ki:

        Tabiki nurgül hanım konuşabiliriz dizede çok geçmiş olsun isterseniz face hesabımdan ekleyin Nesibe aydin

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Bir ev halkı birbirine iyilik ve ikramda bulunduğunda Allah üzerlerine rızık akıtır ve Allah'ın himayesinde olurlar. (Hadis-i Şerif)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku