Adalette Ayrımcılığın Pozitifi Olamaz (6284)

31 Aralık 2018Sema Maraşlı21 Yorum »

7_bZengin birisi cinayet işliyor fakat sonra diyor ki “Bana hapis cezası vermeyin, benim ülke ekonomisine çok katkım var.”  Affedilmesi uygun mudur?

Engelli biri suç işliyor ve sonra diyor ki “Benim zaten bir sürü derdim var, engelim var beni affedin.” O kişiyi affetmek adalete sığar mı?

Bir kadın hırsızlık yapıyor ve sonra diyor ki: “Biz kadınlar yıllarca ezildik, bize bu konuda da pozitif ayrımcılık yapın ve hırsızlık cezası kadınlara uygulanmasın.” Kadınlardan hırsızlık suçunun cezasının kaldırılması adalete sığar mı?

Adalette ayrımcılık olur mu? Adalet ve ayrımcılık kelimeleri yan yana geldiğinde zaten birbiriyle uyuşmuyor fakat maalesef ki ülkemizde “kadınlara pozitif ayrımcılık” adı altında adaletin içine ayrımcılığı sığdırdıklarını zannedenler var.

Adalette ayrımcılığın pozitifi, negatifi olmaz. Ayrımcılığın olduğu yerde adalet yoktur.

Pozitif ayrımcılık ancak sosyal konularda ihtiyacı olanlara yapılabilir. Engelli vatandaşların hayatını kolaylaştırmak için onlara özel düzenleme, yaşlıların bazı hizmetlerden ücretsiz faydalanması, kadınların ölen anne-babalarının maaşını alması gibi…Bunlar sosyal konulardır.

Adalette ayrımcılık olmaz. Kadın ve erkek aynı fiili yaptığında kadınların ceza almaması fakat erkeğin ceza alması hiçbir adil hukuk sisteminde yoktur fakat bizim ülkemizde var. Misal mi?

18 yaş altı evlilikler kanunen suç kabul ediliyor. 18 yaş altı bütün bireyler çocuktur, diyor erken evliliğe engel olmak için çıkarılan kanunlar. Gençliği öldürdüler “genç” diye tanımlanan bir yaş grubumuz kalmadı. 18 yaş altı herkes çocuk sayılıyor 18 yaş üstü herkes yetişkin.

Mesela kız da erkek de 18 yaş altında, resmi nikah yasak olduğu için dini nikahla severek evleniyorlar. Bu evlilikler bir şekilde tespit edildiğinde erkeğe 8 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası veriliyor fakat kadına bir ceza yok. Neden? 18 yaş altı erkekler de çocuk, kanuna göre. Madem 18 yaş altı çocuk sayılıyor, erkeğe de ceza verilmesin. Neden erkeğe ceza var da kadına yok.

Aynı suçu işleyen kişilerden biri suçtan muafsa adalette, bunun tek sebebi olabilir, suçtan muaf tutulan kişinin aklının olmamasıdır. Deli yaptığından sorumlu değildir. Kadınların aklı yok mu, kadınlar deli mi ki erkeğe ceza verilirken, kadınlar yaptıklarından sorumlu tutulmuyor.

Aynı durum 18 yaş altı evlenmeyip ilişki yaşayan gençler için de geçerli. Nikahsız ilişkileri onaylamıyorum kesinlikle fakat burada adaletsizliğe de karşıyım elbette. Mesela iki genç sınıf arkadaşı bir süre görüşüyorlar, mesajlaşmaları var herkesin şahitliği var, bir zorlama yok, cinsel bir ilişki de yok. Bir gün kızın kafası attığında mesela erkek ayrılmak istediğinde kız “tacize uğradım” diye şikayet ettiğinde delikanlı doğru hapse gidiyor, ağır cezalar alıyor.

Başka bir örnek, kanunen iki çocuk da 18 yaş altı (Batı ülkelerinin çoğunda 14 yaş üstü genç kabul ediliyor) internette tanışıyorlar. Kız oğlana çıplak fotoğraflarını gönderiyor, oğlanla buluşmak için yaşadığı yere geliyor. Birlikte oluyorlar. Aylar sonra erkek ayrılmak istediğinde kız “tecavüze uğradım” diye şikayet ediyor. Delikanlı doğru hapse. Hem de cinsel istismar suçu isnat edildiği için ağır ceza alıyor.

Genç kızın çıplak fotoğrafını göndermesi, delikanlı evde yalnızken evine gelip birlikte olması kız için suç sayılmıyor fakat erkek için ağır suç. Bu nasıl bir adalet!

Aynı suç için cinsiyete göre birine ceza verilmesi, diğerine hiç ceza olmaması adalete sığar mı? Cinsiyetçilik tam da bu değil mi? Adalette cinsiyetçilik olur mu? Bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırı değil mi?

Erkeğe suç olan kadına suç değilse ya devletimiz kadınların aklının kıt olduğunu, kızların deli olduklarını düşünüyor ya da kadın bedeninin kirletilir bir meta olduğunu düşünüyor ki kız gönüllü evlenmiş olsa da zina yapsa da erkeğe ceza veriyor fakat kıza ceza vermiyor. Suç varsa kıza da erkeğe de ceza verilsin, suç değilse ikisi de ceza olmasın. Bu nasıl adalet!

Hatta erkeğin kızla hiçbir ilişkisi olmamış, arkadaşlığı bile olmamış fakat kız, erkek ona yüz vermediği için, ya da ailesinden para koparmak için ya da başka bir husumetle “tacize uğradım” diye şikayet edip erkeğin hayatını mahvedebiliyor.

Nasıl olsa 6284 diye bir kanunumuz var. Kadının beyanı esastır. Kadınlar şikayetlerini ispatlamak, delil göstermek zorunda değiller. Kadınlar bir telefonla kocalarını evden attırabilirler, istedikleri erkeğe cinsel istismar iftirası atıp onun hayatını söndürebilirler. Bir problem yok! Hatta bütün deliller erkeğin masum olduğunu gösteriyor olsa bile, kadının beyanı sebebiyle erkekler ağır cezalar alıyorlar. Okulda olması gereken delikanlılar cezaevinde gerçek tecavüzcülerin koğuşunda gençliklerini çürütüyorlar. Ve bu ülkede adaletten bahsediliyor.

Bunlar çok büyük zulümdür ve zulmün ateşi sadece yapanı değil, sessiz kalanı da yakar.

Özetle pozitif ayrımcılık sosyal konularda ihtiyaca binaen olabilir fakat hukukta ayrımcılığın pozitifi, negatifi olmaz. Ayrımcılık varsa orada hukuk da yoktur adalet de yoktur.

 

 

Okunma Sayısı : 4.359

Yorum yapın

“Adalette Ayrımcılığın Pozitifi Olamaz (6284)” için 21 Yorum

  1. Nasıf KÖLEMEN diyor ki:

    Diline,kalemine yüreğine sağlık kardeşim.Rabbim seni iki cihanda mesut ve bahtiyar eylesin inşallah.

  2. Misafir diyor ki:

    Rivayettir:

    Vaktiyle bizim ülkemizden yetkili bir zat resmi temaslarda bulunmak üzere Afrika’da bir ülkeye gitmiş. Muhtelif temaslarda bulunurken ülkenin denizcilik bakanıyla tanışmış ve hayretler içerisinde kalmış.
    Çünkü ülkede deniz yok. Deniz adına bir iki küçük ırmak var.

    Espiri mahiyetinde takılmış:
    -Yahu ülkede deniz yok ama denizcilik bakanlığı var.

    İlgili bakan cevabı yapıştırmış.

    -OLSUN SİZDE DE ADALET YOK AMA ADALET BAKANLIĞI VAR!

  3. Ayhan diyor ki:

    Sema hanim iyi günler perşembe günü mahkemesi görülecek kısacası bize iftirade atanlar biri baldız biri dayı kızı diyede amca torunu ilk duruşmada 10 yıl ceza verdiler fakat ne hakim nede savcı bizleri muhatap dahi almadı bizim kendimizi kanitlamamız için ne gibi yol izleye biliriz teşekkür ederim saygılarımla

  4. Cihad diyor ki:

    “Tek hareket noktamız eşitlikse pozitif ayrımcılıkları istemek hakkımız olmaz. Ama adaletli davranmak söz konusuysa pozitif ayrımcılıkları istemek hakkınız oluyor. Adalet kavramına karşı tepkiselliğin aslında ciddi bir dayanağının olmadığını görüyoruz. Çünkü adalet dediğimiz şey eşitliğin tüm kazanımlarını korumakla kalmıyor, eşitliğin boşlukta bıraktığı alanları doldurma gibi de bir iddia taşıyor. Dolayısıyla adalet, kadını daha iyi bir noktaya taşıyan bakış açısı oluyor”(Cumhurbaşkanı Danışmanı ve KADEM başkan yardımcısı Sümeyye ERDOĞAN)

    Yani kadınlar hem eşit olmanın haklarını, hem de farklı olmanın haklarını aynı anda alıyor. Bunun adı da adalet oluyor.(sakın cerbeze olmasın bu…!)

    Ben samimi feministleri, bu zihniyete tercih ederim vesselam..

    • Yahya diyor ki:

      “Ne yazık ki bazı ataerkil yorumlar nedeniyle zamanla İslam toplumlarında bazı adaletsiz uygulamalar yerleşik hale gelmiş. Bu da feministler için bir din yorumu olarak kabullenilmiş. Oysa bunlar çarpıtılmış anlayışlardır ve İslam’da itaat cinsiyete değil prensiplere dayalıdır.”

      “Feminist bakış açısında kültürel olarak kadına evi, erkeğe de dışarıyı veren rol dağılımının dinden kaynaklandığı söylenir. Böyle tutunabildikleri birkaç hadisi ve ayeti alarak kendilerini desteklemeye çalışırlar. Kadının yaşadığı mağduriyetlerin sorumlusu olarak dini göstermeye çalışırlar. Halbuki toplumsal rol anlamında dinen net olarak belirlenmiş tek sorumluluk erkeğin evi geçindirme, eşinin ve çocuklarının rızkını temin etme sorumluluğudur. Yani fıkhi olarak kadının çalışıp çalışmamasıyla ilgili hiçbir hüküm yoktur. Kadın bu konuda özgürdür, seçme hakkına sahiptir. kocasının babasının iznine gerek yoktur.”
      ….

      • Akın diyor ki:

        Yahya bey kesinlikle size katılmıyorum. Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (asm): «(Ey kadınlar), ihtiyaçlarınızı karşılayan olmadığı zaman, Allah Teâla size ihtiyacınızı temin etmeniz için (evlerinizden) çıkmanıza izin vermiştir.»(Buhari, Müslim) buyurmuşlardır. Bu durum kocası-babası olmayan kadınlar için geçerli, onun dışında bir kadın kocası izin vermese bile 3 durumda evden izinsiz çıkabilir: (farz olan hac, sıla-i rahim, fıkıh ilmi öğrenmek). İslam fıkhı bu hükümlerle dolu, isteyen detayını internette bulabilir. Bu durumda kocası izin vermezse ancak evden çalışabilir, ev dışında çalışmak için bal gibi de koca-baba izni gereklidir. Birilerini memnun etmek için dini hükümleri mi değiştirelim?..

        • Yahya diyor ki:

          Akın bey

          Parantez içine aldığım sözler bana ait değil, Cihad bey’in alıntı yaptığı paragrafın devamıdır. Bu ifadeler C.başkanının kızına aittir.

          Selam ve dua ile…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        YAHYA BEY KARDEŞİM’e…

        “Yani fıkhi olarak kadının çalışıp çalışmamasıyla ilgili hiçbir hüküm yoktur. Kadın bu konuda özgürdür, seçme hakkına sahiptir, kocasının babasının iznine gerek yoktur.”” DEMİŞSİN

        Bu ifaden sanki biraz ANLAM KAYMASI veya YANLIŞ İFADE var gibi görünüyor.

        Çünkü İslam Hukukuna/fıkhına göre AHKAM (acık, net) her hangi bir kısıtlama yok gibi görünse de kadınların çalışması gibi ailenin huzurunu, mutluluğunu, aile içi ilişkileri temelinden etkileyen veya ilgilendiren bir konuda kocalarından izin almadan veya kocasının rızası olmadan evini terk etmesi dolaylı şekillerde Allah ve Resulü tarafından YASAKLANMIŞTIR.

        Ayrıca TOPLUMSAL ROL anlamında belirlenmiş tek şey sadece erkeğin evini geçindirmesi değildir. Ailenin en küçük toplumsal yapı olduğunu göz önüne aldığımızda kadınların aile içerisinde ki görev ve sorumluluklarında Allah ve Resulullah efendimiz tarafından kızı Fatıma üzerinden net olarak belirlenmiş olduğunu görüyoruz.

        Ey Peygamberin hanımları, (bu ayette hitap sadece peygamber hanımlarına gibi görünse de mü’minlerin hanımları da bu ayetin muhatabıdır) (Vakar ile) evlerinizde oturun. Evvelki câhiliyet (devri kadınlarının kırıla döküle, süslerini, göstere göstere) yürüyüşü gibi yürümeyin.(Azhap 33)

        Peygamber Efendimiz (S.A.V.) : Hangi kadın, kocasının izni olmaksızın evinden çıkarsa, evine-dönünceye, yahut kocası kendisinden razı oluncaya kadar Allah Te-âlâ’nın gazabı içinde kalmış olur. ( Hatip, Muhtarul, S. : 50)

        Kocanın karısı üzerindeki hakkı : (Kocasından izinsiz evden çıkmamasıdır. Eğer çıkarsa, kocası zâlim ve âsi bir kimse olsa dahi, eve dönünceye yahut tevbe edinceye kadar Cenabı Allah ve gazap melekleri ona lanet ederler).» buyrulmuştur. (Tayalisî Müh. Ehadis, S. : 67)

        Kadın ebe veya gâsile (ölü yıkayıcı) olsa dahi kocasından izinsiz gidemez. (Velev ki para almaması lâzım gelse bile) diye mezkurdur. (NimetüJ İsî&m: 3, Ks. S. : 76)

        Ayrıca Peygamber Efendimiz (asm) Hazretleri, kızı Fatıma (ra) ile damadı Ali (ra)’yi evlendirdiği sırada, “Çeşmeden su getirmek, hamur yoğurup ekmek yapmak, evin temizliğini yapıp iç işlerini düzenlemek Fatıma’ya aittir. Dış işleri de Ali’nin sorumluluğundadır!.” sözleri aynı zamanda Müslüman kadınların aile içinde ki görev ve sorumluluklarını (rollerini) hatırlatma, belirleme için de söylenmiş sözlerdir.

        Aynı zamanda Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de: “Anneler çocuklarını tam iki sene emzirirler.”(Bakara, 2/233) buyurmuştur. Bu ayet bir öneri veya tavsiye değil ALLAH’ın AÇIK BİR EMRİDİR. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de geçen, “Anneler çocuklarını tam iki sene emzirirler.” ifadesi, haber sigası ile tekitli emirdir. Bu ayet ile Allah kadınların aile içerisinde ki ANNELİK ROLÜ’ne direkt müdahale etmektedir.

        Ayrıca Allah ve Resulü başka ayet ve hadisler ile yine kadının ANNELİK ve KARILIK/HANIMLIK rollerinin nasıl ve ne sekil de olacağını direkt veya dolaylı sekillerde emir ve ifade etmiştir.

        Mesela;

        Kadının, Peygamberimizin belirlemesiyle ilk akla gelen görevi, “yatağı başkasına çiğnetmemek, yani ırzını korumak ve eve, kocanın istemediği kimseleri almamaktır.” (Ebû Dâvûd, menâsik 56; Tirmizî, radâ` 11; Ibn Mâce, nikâh 3, menâsik 84; Dârimî, meriâsik 34; Müsned V/73.)

        Evin reisi kocadır. Karı-koca arasındaki iş bölümünde bu hak ona Allah (c.c.) tarafından verilmiştir. Sebep; “Allah`ın sizi birbirlerinize üstün tutması” (Kur`ân-ı Kerîm Nisâ (4)/34.) olarak gösterilir. Ancak bu âyetten, erkeğin kadına mutlak bir üstünlüğü anlaşılmaz. Fakat, AİLEYİ İDARE konusunda erkek üstün olduğu için AİLE REİSİ ERKEKTİR ve Kadın, kendi hakları çiğnenmemek üzere KOCASINA İTAAT İLE EMROLUNMUŞTUR.

        Öyle ki, Efendimiz, “bir insan AIlah`tan başkasına secde edebilseydi, KADININ KOCASINA SECDE ETMESİNİ EMREDERDİM.” (Ibn Mâce, nikâli 4; Müsned IV/381, VI/76, V/228 ) buyurur. Bu hadîs kadının kocasına itaat etmesinin CİDDİYETİve ZORUNLULUĞU net olarak ifade edilmiştir.

        Kadının, Peygamber Efendimiz`in, yukarıya aldığımız hadîslerinde bildirilen görevlerine, başka bir hadîs bir tanesini daha ekler: Kocası onu ihtiyacı için çağırdığında, tandır başında ise de ona gelmesi. (Tirmizî, radâ` 10; Müsned IV/23.) Aynı sebeple kocası evde olduğu günler onun iznini almadan nafile oruç tutmaması. (Buhârî, nikâh 84; Tirmizî, savm 65; Müsned N/245, 464, 500.)

        Buradan da kadının, kocanın haklarına engel olacak diğer nafile ibadetleri de onun RIZASI OLMADAN YAPAMAYACAĞI anlaşılır.

        Allah ve resulü kadınların aile içerisinde ki rolleri konusunda bu kadar kesin ve net hükümler koyduğu halde “bir kadının çalışmak için kocasından izin alma zorunluluğu yoktur” demek doğru bir düşünce ve yorum olmasa gerek. Çünkü faraziye de İslami hassasiyetler gözetilerek dahi olsa kadınların çalışması sıkıntı değilmiş gibi görünse de uygulamada çalışan kadınların zorunlu olmadığı ev işlerini bir tarafa bıraksak dahi AİLE TOPLUMUNDA yapmak zorunda olduğu ANNELİK ve KARILIK GÖREVLERİNİ HAKKIYLA YAPMASI ve KOCASININ DA ÇALIŞAN KADINDAN RAZI OLMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.

        Peygamber efendimizin bu konuda: “Kadın beş vakit namazını kılar, farz orucunu tutar, namusunu korur ve KOCASINA İTAAT EDERSE, Cennetin diledigi kapısından girsin” (Müsned I/191 ) hadisi ile konuyu noktalamak istiyorum.

        Sonuç olarak “Kadının evinden dışarı çıkmasında ve çalışmasında kocasının iznini alması temel ve olmazsa olmaz kriterdir”

        Selam ve dua ile kardeşim…

        • Yahya diyor ki:

          Feyza hanım kardeşimin de dediği gibi,
          Don’t Panic Abdullah abi,
          bu ifadeler Cihad bey’in alıntı yaptığı S. Erdoğan’a aittir.

          Selam ve dua ile…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Eyvallah YAHYA ve FEYZA kardeşlerim

            İyi ki sıfatıyla sıcağına bu açıklamayı yaptınız yoksa Yahya kardeşimin böyle bir makas değişikliğine sahip oldugu düşüncesi az kalsın YHT kazasına sebep olacaktı 😊😁😊

            Şimdi YHT ler yolunda ve kaza riski ortadan kalktı.

            Selam ve muhabbetle kardeşlerim…

          • Feyza diyor ki:

            Altyapisi saglam -biiznillah- bu Yht’nin Abdullah abi, Allah muhafaza etsin kazadan beladan. :) Ama bu vesileyle dolu dolu yorumunuzu okuduk, cok da guzel oldu, ellerinize saglik.
            Selam ve saygilarimla abi.

        • Yahya diyor ki:

          Abdullah abim,

          Her şeyde bir hikmet vardır. Zahmet edip uzun uzun açıklamalarda bulunmuşsunuz. Bizler bir yana, google’dan aratan veya yorumları okurken bu yazdığınızdan istifade edecek bir çok kardeşimiz olacaktır, inşaAllah.
          Belki kim bilir bu parantezli ifadeleri sarf eden hanımefendi, bu yorumunuzu okuyuverir.

          Selam ve dua ile…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            YAHYA BEY KARDEŞİM’e…

            Eyvallah kardeşim, dediğin gibi her işte bir hayır vardır ve insaallah bizim yazdıklarımızı da birileri okur da bilmediğini öğrenir ve bizde bundan manevi olarak faydalanırız.

            Ama Sümeyye ERDOĞAN’ın bizim yazdıklarımızı okumasının kendisinin içinde bulunduğu karanlıkdan çıkmasına fayda sağlayacağını düşünmüyorum.

            Çünkü o hala KADEM Gnl. Bşn. Yrd.

            Yani FEMİNİZİM BATAKLIĞI’nın merkezinde

    • Feyza diyor ki:

      Don’t panic Abdullah bir abi😃
      Yahya bey kardesimin tirnsk icinde belirttigi ifadeler kendi fikirleri degil, Cihad abinin yazisinda alintiladigi Sumeyyr Erdogan’in bu mevzu hakkindaki fikirlerinin uzantisi konumunda.
      Okudugumda oyle tahmin ettim, simdi google da da aradim ki tahminim dogruymus.
      Bu alintilanan yazilarda verilen mesajlarin ne denli tehlikeli oldugunu ise yazdiginiz yorumda acikca ve net izah etmissiniz. Simdi inamcimiz geregi taktigimiz basortusu basimizdayken inancimiza muhalif dile getirilen bu sozler arasindaki tenakuzu nasil aciklayabiliriz? Bunun cevabini ben de bilemiyorum.
      Saygilar abi.

      • Yahya diyor ki:

        Feyza hanım,

        Allah sizden razı olsun… bi gece yarısı izahatte bulunmuşsunuz ve beni ipten almışsınız :)

        Esasında tenakuzun açıklanamayacak durumu yok. Evet kendileri müslüman ama yaşam tarzları, hayat ideolojileri … liberal!

        Allah hidayet eylesin ne diyelim,

        Selam ve dua ile…

        • Feyza diyor ki:

          Ne demek Yahya bey geceyarisi da olsa gordugumuz an vazifemiz:)Cumlemizden ins.
          Selam ve dua ile..

  5. Lütfen Cevap Verin diyor ki:

    Avrupa’da hangi ülkelerde yasalarda gerçekten kadın ile erkek eşit?
    Hangi ülkelerde kadına tapılmıyor
    Cidden oraları araştıralım

    • Yahya diyor ki:

      Bu sorunun cevabı bizi pek ilgilendirmiyor. Velev ki, X ülkesi gerçekten eşit, ne olacak? Bizim dinimizin çizdiği sınırlar, eşitlik ve adillik kıstasları belli.
      Biz kendimizi X ülkesiyle kıyaslayamayız.

      Çok merak edenlere; evet kuzey(nordik) ülkeleri dünyanın “sözüm ona” en eşit ülkeleri …

  6. Gariban diyor ki:

    ALLÂH zihninize yüreğinize kaleminize sağlık afiyet versin. Nice mazluma zulme uğramışa tercüman oluyorsunuz. Hatta uğramasın Adalet sarsılmasın diye gösterdiğiniz çabalara duacıyım…

  7. Yahya diyor ki:

    Sema Hanım,
    Yine kaleminize sağlık, Allah sizden razı olsun.

    Ancak yazınızda değinmeyi unuttuğunuz bir husus var.
    Son bir aydır gündemde dolaşıyor…
    3 ayrı hadise okudum; hepsinin ortak noktası, kadın direkt kocalarına seni aldatıyorum, sen nasıl erkeksin, sen erkek misin gibi “tahrik” edici hatta bir erkeğe söylenmeyecek ifadeler söylüyor. Tabii neticede adamlarda eşlerini öldürüyor ve iki cihanlarını da permaperişan ediyorlar. 3 katilinde aldığı ceza ağırlaştırılmış müebbet …
    Yine gündemde dolaşan diğer bir kaç haberde, kadınlar muhtelif “haklı” nedenlerle kocalarını katlettiler, yargılandılar ve muhtelif “indirimli” cezalar aldılar. Bu katil kadınların hepsi “ağır tahrik” altında cinayet işedikleri için beraat talep etti, biri beraat etti, diğerleri çok komik sayılacak 5-10 yıllık hapis cezası aldı. Ağır tahrik sebebi ise kocalarının, eşlerine tecavüz etmesi veya etmeye çalışması.
    Benzer hadiseler ise “meşru müdafaa” olarak kabul gördü, suçlular ya tahliye edildi ya da beraat etti.
    Şimdi hukukçular bu katil kadınların, niçin farklı cezalar aldığını tartışıyor.

  8. Hasan karataş diyor ki:

    Adalet yok.olay aynı. Bizim konu aynı
    7 ay gez .Anne kızı çocuğun oturduğu cafe ye getirip 17 yaşındaki çocuğa teslim eder oğlum eğer geç Kalacaksınız kızı siteye kadar getir der üstelik kızın doğum gününde oğlanı eve davet eden annesidir şuanda baba korkusundan oğlanı tanımadığıni kızının cinsel istismara uğradığını ve şikayetçi olduğunu beyan eder çocuk bunun üzerine 10 yıl ceza yer suan silivri cezaevinde yatıyor adalet bu mu çocuğun okul hayatı bitti gençliği bitti

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Ne çok tatlı ol, yesin bitirsinler Ne çok acı ol, yesin tükürsünler...

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku