Adını Güzel Söyle (Evlilik Okulu 12. Ders)

Söylemişler gelenler bizden evvel,

Kulak aşık olurmuş gözden evvel.

Mısralarını duyduğumda çok beğenmiş ve “Kulak Aşık Olurmuş Gözden Evvel” kısmını kitabıma isim yapmıştım. “Göz beğenir, burun aşık olur, kulak da sever.”

Göz beğenir; fakat her beğendiğini sevemez. Ve beğendiğinden de çabuk vazgeçebilir.

Burun aldığı kokularla beyin de olmadık işler yapabiliyor. “Aşk kokudur” diyor bilim adamları. Nasıl her insanın parmak izleri farklıysa her insanın vücut kokuları da farklı oluyor.

Kulak ise kalbe giden yoldur. Sevgiyi de aşkı da yaşatan, yeşerten kulaktır. Sesini, sözünü sevmediğiniz birini gerçekten sevmiş olmanız zordur. Sözü sevdiren onun güzelliğidir.

Rabbimiz güzel sözler söylememizi tavsiye ediyor:

“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.(İsra sûresi 53. âyet-i kerîme)

Allah Resulü: “Güzel söz sadakadır.” ve “Sözlerde büyü etkisi vardır.”buyuruyor. Kötü sözler insanları birbirinden soğutur, tatlı sözler ise sımsıkı bağlar.

İyi bir iletişim; öncelikle güzel hitapla başlar. Hitap; sözün başladığı yerdir. Sözün gidişatını belirler, çoğu zaman. Hitapta ilk adım karşımızdaki kişinin ismini güzel söylemektir. On yaş altı çocuklara “aşk nedir?” diye sormuşlar; cevapların içinde en çok beğendiğim: “Aşk öyle güzel bir şey ki, o isminizi söylediğinde “Benim ne güzel adım varmış dersiniz.”

Sevdiklerimizin ismini nasıl söylüyoruz ya da söylüyor muyuz? Bir evlilik bozulmaya başladığında ilk kaybedilen isimdir. Karı-koca birbirinin isimlerini söylemeyi bırakır “baksana, alo, bizimki, babamız, anneniz…”gibi tuhaf şeyler söylemeye başlarlar. Karı-koca başkalarının yanında eşine hitap etmesi gerektiğinde “bu” demeye başlar. Tanınmış o zamanlar çok iyi bir evlilikleri varmış gibi görünen bir karı kocayı birlikte katıldıkları bir televizyon programında izlemiştim. Erkek karısından bahsedeceği zaman hep “bu” diyordu. “Bitmiş bu evlilik” diye düşünmüştüm ve daha sonra doğru bir öngörü olduğunu gördüm.

Sevgili Peygamberimiz bir gün Hz.Aişe validemize: “Ya Aişe senin bana kızdığın ve benden memnun olduğun zamanları ben bilirim.” buyurdu.

Hz. Aişe validemiz sordu; “Nereden bilirsin ey Allah’ın Resulü?” Efendimiz bu soru üzerine şöyle cevap verdi: “Benden memnun olduğun zamanlarda ‘Muhammed’in Rabbine’ diye yemin ediyorsun. Kızgın olduğun zamanlarda ise ‘İbrahim’in Rabbine’ demektesin”

Bunun üzerine Hz. Aişe Resulullah’ı memnun edecek bir cevap verdi: “Ey Allah’ın Resulü doğru söylüyorsun. Ancak ben kızdığımda sadece senin ismini dilimden bırakırım; sevgin ise her zaman kalbimde yaşar.”

Farkında olmadan pek çoğumuz bunu yapıyoruz. Kızgınlık anında ilk yapılan karşıdakinin ismini terk etmek oluyor. Çocuklarımıza kızdığımız zaman “oğlum, kızım” demek bile içimizden gelmez.

Kızgınlıklar eşler arasındaysa ve sürekli tekrar ediyorsa eşler birbirinin ismini unutacak duruma geliyorlar.

Geçmiş yıllarda bir hanım “Akşam misafirimiz vardı; kocam benden bahsederken yaklaşık yirmiden fazla “bu” dedi. ‘Bu dedi ki, geçen gün bununla gitmiştik…gibi” Kadın çok üzülmüş. Konunun önemine binaen “Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz” kitabımda “Bu” diye bir hikaye yazmıştım.

Peygamber efendimiz isim konusuna çok önem vermiştir; devesine, kılıcına bile isim vermiştir. Anlamı güzel olmayan isimleri değiştirmiştir. Sevdiklerine isim dışında tatlı hitaplar bulmuştur. Hz. Aişe’ye Hümeyra, “pembe yanaklım”, Ya Uveyş “Aişecik” gibi hoş hitaplarda bulunurmuş. Kızı Fatima ya, Hz. Ali’ye ve sahabeden sevdiklerine onların güzel özelliklerini vurgulayan sıfatlarla hitap etmiş. Toprak babası, Kedicik babası, Allah’ın aslanı, Allah’ın kılıcı… Süt annesi Halime’ ye ve çocukken evinde kaldığı amcasının hanımı Fatıma Hanıma “Anneciğim” diye hitap ederdi.

Bizim kültürümüzde saygı önemli olduğu için “anne, teyze, amca, dayı…”gibi yakınlık ifade eden hitapları kan bağımız olmayan kişilere de kullanırız. Bu durumda önemli olan hitaptan bizim değil; karşımızdakinin hoşlanıp hoşlanmadığıdır. Mesela yaşımıza yakın birine abla diyorsak ki kadınlar yaşlı görünmeyi sevmediği için hoşlanmayabilir, baştan kaybetmişizdir. Yaş takıntısı olan bir kadına “teyze” demek o kişi ile aranıza duvar örmek gibidir.

Eski bir adetimizde de (hâlâ devam eden yerler varsa bilmiyorum) karı-kocanın başkalarının yanında özellikle aile büyüklerinin yanında birbirlerinin isimlerini söylemeleri ayıp sayılırdı; bu yüzden söyleyemezlerdi. Tabii isim dışında hitap da kullanılmıyordu. Bu edepten sayılırdı, bunun edeple ne ilgilisi olabilir çözemedim. Hani Allah Resulünü örnek alacaktık? Hatta isim söylememeyi dindarlık saymak bile var. Oysa bu kişiyi yok saymak gibi bir şey. Bu adetler yüzünden ömrü “bakhele” demekle geçen karı-koca çoktur. Allah’tan hacca gitmek gibi bir ibadetimiz var da karı-kocalar belli bir yaştan sonra olsa da “Hacı bey, Hacı Hanım” diyerek birbirlerine hitap etme imkanı bulabiliyorlar.

Bizde sevgili peygamberimizin yaptığı gibi güzel sıfatlarla hitap pek yoktur.

Sıfatlarla hitabı biz genellikle karşımızdakini yermek için, bir eksiğini göstermek için kullanırız. Kilosunu fazla bulduğunuz karınıza “tombişim” diye hitap etmeniz kalbini kırıp size karşı kırgınlık duymasından başka bir işe yaramaz. Kişinin arkasından bile olsa hitap çok önemlidir. Mesela kayınvalidesine “o kadın” diyen gelin ya da damat saygı sınırlarını zorlamışlar ve aralarına buz duvarı örmüşlerdir.

İstanbul’un bir ilçesindeki ailelerin lakaplarını gördüm bir sitede. Lakapların çoğu rencide edici; içlerinden çıksa çıksa beş on tane düzgünü ancak çıkar. Geneli şöyle minvalde gidiyor: “Çürükhacı, bitşükrü, dilki, eşkiya, garafadik, hayta,patlak, pırtıl, tırık, yılankırhan, zımbırık, çöpadil…” İslam ahlakına uyar mı bu lakaplar? Kaç nesil bu lakaplarla anılmak zorunda kalıyor. Bir aileyi hoş olmayacak şekilde anmak İslam terbiyesine, Resululluh’ın sünnetine hiç uyar mı? Allah’ın rızasına uyar mı?

Rabbimiz “Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın.” buyuruyor. (Hucurat /11) Söylediğimiz güzel sözlerin iki dünyada mükafatı, kötü sözlerin ise hesabı vardır, azabı vardır. Kötü lakap takmak yasaklanmış.

O halde karşımızdakinin hoşlanmadığı kötü hitaplardan sakınıp, birbirimize güzel hitaplarda bulunmaya gayret etmemiz gerekiyor, sözlerimiz sevgimizi beslesin. Özellikle eşler arasında daha da dikkat etmek gerekiyor. Hitap eşe “seni seviyorum, benim için değerlisin” mesajı vermeli.

Özellikle peygamberimizin yaptığı gibi güzel vasıflara vurgu yapan hitaplar, kişinin o vasıfları korumak istemesine ve geliştirmesine sebep olur. Hataya dikkat çeken kötü hitaplarda o hatanın kalıcı olmasına sebep olabilir. Kullanılan kelimeler hipnoz gibi etkiler.

Sevgiyi ifade eden “aşkım, hayatım, birtanem…” gibi hitaplar ise günümüzde fazla kullanımdan etki kaybına uğradı. Mesela kadın; çocuğuna, kedisine, arkadaşına, kardeşine “aşkım” diyorsa kocasına “aşkım” demesi eşinin ne kadar hoşuna gidebilir.

Hitaplarla ilgili bir hikaye yazarken epeyce araştırmıştım. Karı-koca arasında en beğenilen hitaplar: Kadına; “Sultanım, gülüm, ceylanım, tatlım, kıymetlim,güzelim, sevdiğim…Erkeğe; “evimin güneşi, gönlümün aydınlığı, yiğidim, yarim, sevdalım, huzurum…”

Tabii hitaplarda cinsiyete uygun olarak yapılırsa daha doğru etki bırakır. Bir erkeğe “bebeğim, tatlım, yavrum” demek ya da erkeğin isminde kısaltma yapıp “cik” ekleri getirmek pek hoş etki bırakmasa gerek. Ya da bir kadına “yiğidim, aslanım” demek. İki cins içinde ortak kullanılan hitaplar da var tabii ki. Daha çok klasik hitaplar ortak kullanılıyor. “Canım, hayatım, aşkım….”

Bir de “karıcığım-kocacığım, benim güzel karım” hitapları seviliyor. Çünkü bu hitapları kimse eşi dışında başka birine söyleyemiyor. Sadece eşlere özel bir hitap bu ikisi.

Günümüz gençlerinin eşlerine kullandığı tuhaf hitaplar da var. “minnoşum, böcüğüm, danam, şerefsizim, tosbağam…” gibi. Bu hitapların yapacağı çağrışımlar ne olabilir ki? Ve bu hitapların sevgiyi ne kadar beslediği günümüz aşklarının halinden belli.

Sevgi sözcükleri, tatlı hitaplar özellikle kadınlar için çok değerlidir. Kadınların arada bir sevgi depoları doldurulmalı ki hayat enerjileri tükenmesin. Evlilik ilişkisinde sevgi- saygı dengesinde kadın erkekten saygıyı; erkek kadından sevgiyi eksik etmemeli.

Bu yüzden ismi ya da hitabı söylerken içine duygu katılmalı, hissederek söylenmeli . Hitap ederken ses tonunu iyi ayarlamak, kelimeleri gönülden çıkarmak gerekir. “Hayattan bıktırdın” der gibi “hayatım” demek, “canın çıksın” der gibi “canım” demek kalpte pek iyi bir etki bırakmaz. Sözün etkisini ses belirler. Sesin ayarını da gönül yapar.

Kainattaki her şey sevgi ile güzelleşiyor. Sevmek ibadet hükmündedir. Güzel sözler sadakadır. Sevgi ile suya güzel sözler söylendiğinde içindeki kristaller güzelleşiyor. Suya kötü sözler söylendiğinde kristalleri bozuluyor. Sevgi ile yaptığımız işler bir başka oluyor.

Sevgimizi önce en yakınlarımıza vermek, önce onlarla yaşamak gerek. Sevdiğinizin gönül bahçesini tatlı sözlerle yeşertin, güllerini soldurmayın. Eşinize en son hangi güzel kelime ile hitap ettiniz, bir düşünün? Kadın-erkek iki tarafında eşinin güzel hitabına, tatlı cümlelerine ihtiyacı var. Güzel hitaplarla sevdiklerinizin hayatını güzelleştirin. En önemlisi adını güzel söyleyin. Siz onun adını söylediğinizde “Benim ne güzel adım varmış” diye düşünsün.

Yunus Emre sözün önemini ne güzel anlatır:

Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz,

Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz.

Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini,

Bu cihan cehennemini, sekiz cennet ede bir söz.

Yazıyı Rabbimizin tavsiyesi ile bitirelim:

“İnsanlara güzel söz söyleyin.” (Bakara sûresi/ 83)

Ödev:  Bir sonraki derse kadar eşlerin birbirine güzel hitap etmesi. Bekarlarda anne baba kardeşlerine güzel hitaplarda bulunarak hem sevap kazanıp hem de iletişimlerini güçlendirebilirler.

Çekmeköy Oyun Grubu Çekmeköy İngilizce Anaokulu

“Adını Güzel Söyle (Evlilik Okulu 12. Ders)” için 46 Yorum

  1. yaren diyor ki:

    eşim ter kokumdan rahatsızlığını her gün duş almama rağmen ısrarla yüzüme söylüyor.off bugün terlemişsin yine gibi gibi…burun aşık oluyorsa eşim beni sevmiyor.çünkü sevgi katlanmayı da gerektirmez mi

    • esra diyor ki:

      eşinizin bu konuda bir sıkıntısı var demekki. belki çok rahatsız olduğu bir durum olduğu için sık sık söylemek ihtiyacı duyuyodur. aslında bunun aranızda tatsızlık oluşturmasına hiç izin vermeyin.. önemsiz olduğunuz düşünmeyin eşiniz dikkat ediyorsa önemli bir konu aileniz için.. basit birkaç önlemle kurtulabilirsiniz.. ter kokusunu öneleyen roll-on denilen deodorantların bazıları çok etkili.. onun dışında herhangi bir eczaneye danışın, basit birkaç önlemle rahatça kurtulabileceğiniz bir şey için sıkıntı yaşadığınıza değmez gerçekten..

      • Tuba diyor ki:

        Benden size dost tavsiyesi, herseye katlanilir da ter kokusuna katlanilmaz.

        her gün banyo yapsanız da banyodan çıktıktan sonra temiz tenimize( özellikle koltuk altınıza) deodorant sıkmazsanız ter kokusunu asla onleyemezsiniz, ter kokusunun üzerine parfüm veya deodorant sıkmayi kastetmiyorum asla, o daha felaket bir oluşturur.

        Güzel kokarsanız karınız kendiliğinden güler yüz gösterecektir emini olun:)

        • .:. diyor ki:

          Yaren sanirim erkek kullanici degil.

          Güzel kokarsaniz, hem kariniz, hemde kocaniz kendiliginden guler yuz gosterir..:)

          Gunlük hareketlerden, yaptigimiz islerden , bulundugumuz ortamlardan dolayi üzerimize sinen hos olmayan kokuklar veya yediklerimizden, ictiklerimizden dolayi, vücudumuzdan sivi, kati veya gaz sekli ile (istem ici veya istem disi) disari atilanlar, gerek vücüdumuzda, gerekse elbiselerimizde hos olmayan kokulara neden oluyor.

          Yaslari ne olursa olsun, Cocuklarda kokabiliyor, Yasli olanlarda.

          Belli yaşlardan sonra insanlar Evli olsalar bile sirf bu yüzden ayri odalarda yatmaktadirlar.

          Elbiselerin, gerektiginde yikanip temizlenmesi, Kisisel bakimin ve banyonun gerektigi zamanlarda yapilmasi, esra hanimin dedigi gibi ter kokusunu önleyen deodorantlarin, parfümlerin, güzel kokularin kullanilmasi hepimizin yapmasi gerekiyor.

          Acil durumlarda, Ozellikle koltuk alti bolgelerin, islak ve sabunlu bezle silinmesi de kisa cozum uretebiliyor.

  2. mihrimah diyor ki:

    sema hanım yazılarınızı çok içten,esprili ve samimi buluyorum.okurken çok keyifle ve tebessüm ederek okuyorum.çokta güzel konulara değiniyorsunuz.Allah sizden razı olsun.sizi okuyunca kendime geliyorum .iyiki sema hanım var diyorum.Allah yolunuzu açık etsin .inş.

  3. zeliha diyor ki:

    gözüm aydınnn… iletişim derslerine geçtikk.. çoook mutluyum..

    sema hanım sakatlandığım için bir ay önceden hayalini kurduğum eyüpteki seminerinize katılamayacağım.. bir türlü nasip olmadı sizi görmek..
    ama pes etme yok bende..
    bir gün bütün kitaplarımı (mücevherlerimi) imzalatp, sizi dünya gözüyle göreceğim inşaallah..
    ödevimi hiç vakit kaybetmeden yapmaya başladım bile.. bu konuda bir sorunumuz yoktu çok şükür..
    Rabbim vaktinize bereket, bedeninize sıhhat versin.. amin..
    sevgi ve muhabbetle..

    • huzuun tadı diyor ki:

      ben de iletişim derslerini bekleyenlerdenim.. yazı çok güzel.. yine güzel şeyler öğrendik..

    • semamarasli diyor ki:

      Geçmiş olsun Zeliha Hanım, önemli bir şey yoktur inşaallah.Rabbim şifa versin. Görüşürüz kısmet olursa bir gün. Selam ve sevgilerimle..

  4. ZEHRA diyor ki:

    bu konuda maalesef erkeklerimiz çok ama çok kötü karısına aslanım demedikleri kalmış ufak güzel tek bir söz yok

  5. eymen diyor ki:

    “Eski bir adetimizde de (hâlâ devam eden yerler varsa bilmiyorum) karı-kocanın başkalarının yanında özellikle aile büyüklerinin yanında birbirlerinin isimlerini söylemeleri ayıp sayılırdı; bu yüzden söyleyemezlerdi. Tabii isim dışında hitap da kullanılmıyordu. Bu edepten sayılırdı, bunun edeple ne ilgilisi olabilir çözemedim. Hani Allah Resulünü örnek alacaktık? Hatta isim söylememeyi dindarlık saymak bile var.”

    Evet başkalarının yanında sadece ismi, yanına bir ek yapmadan söylemek edebe uymaz. Yanına en azından bey, hanım gibi ekler gelmeli. Bu şekil çocuğunuzun size isminizle hitap etmesine benzer, batı tarzıdır bu. Biz akrabamız olmayan bir büğümüze bile … abi, … bey diye konuşuruz. Eşimin bana sadece ismimle hitap etmesini düşünemiyorum bile; hatta bu başkalarının yanında olursa hakaret sayarım. Ben biraz eski zamanlarda kaldım galiba. Ah o eski zamanlar …

  6. gül. diyor ki:

    Sema hanım her zamanki gibi çok önemli bir konuyu deyinmiş, Allah razı olsun yorumlardan faydalanan insanları gördükçe çok mutlu oluyorum, evlilikleri bozmak isteyen [dış etken] insanlar çoğunluktayken Sema hanımın bir şeyleri başarması bu kadar eleştirilere rağmen çizgisini bozmaması sevindirci, İnşaAllah Sema Hanım gibi yazarlarımız çoğalır.

    Selametle…

  7. Deniz diyor ki:

    Bu guzel sozlere ancak kaleminize caniniza saglik denir Sema Hanim, ayet, hadis ve ifadeleriniz hepsi de cok guzel cok degerli. Yazdiklariniz birkac baslik altinda islense yeridir. Eslerin birbirine hitabindan tutturun da cerceveyi genisleterek genel anlamda herkesi icine alan guzel hitap cok onemli hayati insanlari cekilir kilar. Insallah evlerde gonullerde makes bulur diyelim. Latif bir soz mutebessum bir bakis hangi ortamda olursa olsun muhabbete muhabbet katar.

    Bazen benim sahsen asla uslubum degildir ama ozellikle erkeklerde isittigim samimi ortamlarda yakin arkadaslar arasinda samimiyetin vurgusunu artirmak ortami neseli kilmak icin olumsuz kelimelere olumlu anlam yuklenebiliyor. Bunda herhalde karsilikli olarak birbirini tanima vb faktorler etkili olabilir. O yuzden ne soylendigi degil de nicin soylendigi de onemlidir. Belirttiginiz gibi sesin vurgusu da niyeti ortaya koyar.
    Hayat her zaman gulluk gulistanlik degil hepimizin malumu. Bazen tatli aciya katik yapilir, bazen de aci tatliya onemli olan dengeyi ayarlamak.. Olur, insanin agzindan iyi soz ciktigi gibi kotu soz de cikar. Ofkede akil olmaz denir ya ozellikle bu ofkeli zamanlarinda insan bazen ne soyledigini kendisi isitmez ve sonradan dusununce piman olur. cok agir olmadikca insanlik halleri der affedersiniz ama bilhassa kisiligi rencide edici laflar insani hem yorar hem de kirar. o yuzden agzimizdan ne ciktigina dikkat edelim niyetimizi guzel yapmaya niyet edelim vesselam.

  8. havva diyor ki:

    kızgınken ali, kızgın değilken aliş :)

    • belinay diyor ki:

      bende,esimle aram iyiyse kocacim diyorum.egerki biseye kizdiysamda “KOCAA” diyorum.ben oyle deyince gulmeye basliyo sonra gelip sariliyo barisiyoruz:)

    • semamarasli diyor ki:

      Kocaya Aliş denmez Havva Hanım. Evi reisi o. Aliş dediğiniz birine ne kadar saygılı olabilirsiniz ki? Onu bir erkek gibi değil, ancak çocuk sever gibi sevebilirsiniz. O Aliş hitabını bence en kısa zamanda değiştirin. selam ve sevgiler…

  9. Orhan diyor ki:

    Süheyla hanıma;
    Yorum yapılmayınca ilgi gösterilmeyip okunmadığı anlamına gelmez. Ben her zaman çok dikkatli okuyorum. Ancak ilk kez Esra Eloni’ye yazdığı cevapla ilgili yorum yazdım.
    Aynı ilgi ile insanlar yazıları okuyor. Bir söz vardır: “Sukut ikrardan gelir.” diğeri ise “doğru söze ne denir ki?” diye ifade edilir. Durumu böyle deverlendirmenizi tavsiye ederim.
    Yorum yapılmayan yazı her zamanki gibi okunuyor. Aradaki fark insanlar haksızlık yapılıp kızdığı zaman çok sert tepkileri neticesinde yorum yazarak rahatlıyor, fikirlerini faş ediyorlar.

    Sema hanıma gelince; Allah ondan razı olsun. Her devrin Allah için nasihatçileri vardır. Dönemin sosyal iletişim ve etkili araçlarıyla halkı irşat ederler. Bu zor görev insanlara hayatının belli dönemlerinde geçirdiği zor ve sıkıntılı halinden isyankar olarak değil de itikatkar olarak çıkmasının mükafatı olarak kendine kendinin haberi olmadan tevdi edilir. İstesende istemesende kendiliğinden görevi icra etmeye başlarsın. Durmak yok…. Allah için devam inşaallah.

    • semamarasli diyor ki:

      Teşekkür ederim Orhan bey, ben de yazıları yorumlara göre değerlendirmiyorum. Önemli olan okunması ve bir yaraya merhem olması. Ayrıca hüsnü zannınız için teşekkür ederim. İnşaallah öyledir, Rabbim utandırmasın. Selamlar…

  10. hüsna şahin diyor ki:

    hasret kardeşim siz beni anladınız…teşekkür ederim…

  11. aydemir diyor ki:

    Sn. Sema Hanım;
    Benim kafamdaki KADIN algısını alt üst eden, ve kadınlar için daha olumlu bakmama üst düzey bir katkı sağlayan biri oldunuz.
    Teşekkür ederim…

    • semamarasli diyor ki:

      Teşekkür ederim Aydemir bey, örnek olabiliyorsam ne güzel. Aslında benim gibi düşünen kadınlar az değil fakat “güçlü kadın- cadı kadın” baskısı yüzünden sesleri çıkmıyordu galiba. Ben cesaret verdim. Her geçen gün çok haklısınız, size katılıyorum ben de sizin gibi düşünüyorum deyan kadınların sayısı artıyor. Benim umudum çok, sizin de çok olsun. Selamlar…

  12. gulbeyaz diyor ki:

    bir de hitap seklinin “dua niyetini “gecebilecegini unutmamak lazım.

    bir teyzemiz vardı,anneler cocuklarına “yaramaz”diye seslendiginde
    -oyle demeyin yarayacak o yarayacak!derdi.

    bir yabancı arkadasım Turkiyede kız cocuklarının “cadı,cadaloz” diye sevildigini duyunca tabiri kucuk dilini yutmustu. :9

    • Yasin diyor ki:

      Belki duadır, belki Kendini gerçekleştiren kehanet ya da söylenenleri içselleştirdiğinden de olabilir.
      Neticede; Haklısınız.
      Güzel söz veya davranış güzellikleri doğurur, karşıdakine dostluk mesajları verir.
      Çirkin söz veya davranış kavgaları doğurur ve düşmanlık mesajı verir.
      Mesajları doğru okumak ve doğru mesajlar vermek lazım.

  13. fati diyor ki:

    Hamile oldugumu ögrendiginden beri bir arkadasim bana sürekli “uykucuuuuu” diye hitap ediyor. Buda beni acayip rahatsiz ediyor. Halbuki belki cokta agir bir laf degil. Demekki insanlara takilan isim üzerinde bayagi bir etki birakiyor, onu fark ettim.

  14. nedim diyor ki:

    En yakin arkadasim bana insafsiz oldugum icin* komünist diye hitab ederdi. Yarin siyonist dersen hic sasirmam demistim.

    Bir gün cigköfte yugurdugmda bilerek maras biberini fazla katmistim. Acisini sonradan cekti tabii ki….

    Cok vicdansiz degilim…

  15. hüsna şahin diyor ki:

    bir evde eşiniz size en ufak hatalar için bile gerizekalı diyorsa…eşinizden nefret ediyorsunuz haliyle….çocuklar babasız kalmasın diye yaşanılan bir evlilik saadet yuvası olabilirmi…?

    • hüsna şahin diyor ki:

      imtihanların en zoru siz nazikken eşinizin bir o kadar kaba olması….siz rica ederken onun emretmesi…siz tatlı dilliyken eşinizin küfürlü konuşması….boşanmak çözüm olsa..bir bayan (ünv mezunu)çekmezdi bunları….

      • iclal diyor ki:

        Haklisiniz Allah yardimciniz olsun. Rabbim ecrini kat kat versin ins..

      • desperate diyor ki:

        Çocuklar için mi çekiyorsunuz? Peki siz mutsuzken çocuklar mutlu mu?
        Emirli konuşmak büyüdüğü çevreden kaynaklanabilir, demek ki siz ona nezaketi öğretememişsiniz.
        Bir de başkalarına karşı nasıl, onlarla da emirli ve kaba konuşuyor mu?
        Herkese karşı öyleyse yetiştirilme tarzından kaynaklanıyor, size bir garezi yoktur demek,
        ama dışarda kibar, güler yüzlü size karşı böyleyse düşünmek lazım.

        • hüsna şahin diyor ki:

          evet çocuklarım için katlanıyorum…belki bu şekilde olumsuzu asgariye indirebiliriz…parçalanmış ailelerin çocuklarının sonrasında yaşadıklarını hepiniz görmüşssünüzdür…nezaketi ben değil annesi öğretecekti…benim vazifem değilki..dışarıda gayet kibar…içeride bir o kadar kaba…bununda suçlusu benim öylemi…?

          • hasret diyor ki:

            muhakkaki ”ALLAH sabredenlerle beraberdir”boşanmak bence enson yapılacak olan ,olması gereken şeydir.kaba koca zor ama buda sizin imtihanınız.belki bu kaba kocaya sabrederek ceneti kazanacaksınız.(.cennet ucuz değil)zaten bizim bu dünyaya gelmemiz ve yaptığımız herşey ahiret hayatı için değil mi?bence siz endoğrusunu yapıyorsunuz.parçalanmış bir ailedense bu şekilde bile olsa sabrettmek en iyisi.
            üzülmeyin ALLAH büyük.ayrıca nezaketten nasibini almamış yapısında kabalık olan bir insanı değiştiremezsiniz.eğer ailesine karşıda kaba ise sorun yok(yapısı bu demeki) bende buna katılıyorum…ancak dışarı karşı kibar ise bu gayet normal..herkes dışarıdan iyi görünür..(dışı seni içi beni yakar derler.)evinde olduğu gibidir.yani dışarda daha nezaketli gibi görünmek iiçin kendini biraz sıkıp (belki mecnburen)rol yapıyordur..evde ise doğal hali ile davranıyordur..kabalığı bir yana küfür ve hakaret etmeye kmsenin hakkı yok inşallah eşiniz de bırakırda düzelir…ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN HÜSNA HANIM …

          • desperate diyor ki:

            Sanırım yanlış ifade ettim, sizin suçunuz demek istemedim kırdıysam özür dilerim. Bazı insanlar yetiştirilme tarzından çevresinden böyle gördüğü için emir kipiyle konuşur, rica ederim, lütfen, teşekkür ederim gibi kelimeleri kullanmaz. Ama daha kibar insanlarla karşılaştıklarında kendilerinin kaba olduklarının farkına varırlar. O şekilde öğrenirler. Hani çocuklara falan denir ya ben sana hiçbir şey öğretememişim diye, o manada söyledim.
            Sabrediyorum demişsiniz ama size hakaret etmesi, azarlaması da çocukları olumsuz etkileyecektir, arkadaşlarımdan çok duydum anne babaları kavga ederken neler hissettiklerini. Ayrıca çocuklarınız da eşinizden bunları öğrenecek, iletişim böyle birşey zannederek yetişecekler. Ben çocuklarınız yerinde olsam annemin bizim için mutsuz bir evliliği devam ettirmesini istemezdim.
            Ama kimi insan vardır gerçekten ne söylediğini bilmez, nazı eşine geçer, ağzına geleni söyler diğer taraftan sever eşini, gönlünü alır, kadın büsbütün mutsuz değildir bu evlilikte. Çevremde var böyle evlilikler, kadın eşine toz kondurmaz, onun yaşadığının onda birini ben çekemem ama eşinin yaptığı güzel şeyleri de benim eşim yapmaz. Yani bir şekilde dengelenir hayat.

          • Yasin diyor ki:

            Zor bir durum, sizi anlıyorum.
            “Dışardan gazel okuma” türünden bir şeyler yazmak istemiyorum, ama çare olur ümidiyle bir şeyler söylemek istiyorum.

            Kırıldığınızı üzüldüğünüzü hissettirin diyecem ama hassas olsa böyle davranmazdı değil mi? Olumlu yönlerini dile getirin takdir edin. Empati kurmasını sağlayacak yöntemler geliştirmeyi başarabilirseniz belki çözüm olur. Çocuklara nasihat ederken; kızım sana söylüyorum tarzından. Çok fazla açığa vurmayın, söyledikleriniz bilinçaltına hitap etmeli. Güzel şeyler söyleyin, olumlu yönde pekiştirici olmalı sözleriniz, “kızım bak arkadaşına karşı böyle davranmak daha iyidir, arkadaşların o zaman seni daha çok sever, seninle oynamak ister” gibi…

            Herkesin imtihanı farklı, Allah yuvanızı huzur ve sağlıkla bereketlendirsin, sizleri sıkıntılardan kurtarsın.

    • efe diyor ki:

      kusura bakmayın ama evliliği devam ettirmek için geri zekalı lafını kabul etmeniz gerekmiyor….ilk başta sizden kaynaklanan sorunlar varsa bunları halledin.insan kendini pek bilemez.çevredekilerde doğruyu söylemez.sizi çözecek insanda bulamazsınız.insanın en tanınma durumu arkanızdan aleyhinize konuşulduğu durumdur.genelde konuşulanlar doğalsa,işte siz o durumdasınızdır..bunlardan kendi durumunuzu öğrenin.kocanızın karekteri sözleri sizin şerefinizi alçaltmamalı,nihayetinde dünya gelip geçici bir yurttur.kocanız ateşse siz onunla ancak pişersiniz….

      • efe diyor ki:

        hüsna şahin
        genelde yapılan işlerin karşılığı kuldan beklendiği için mutsuz olunması normal..insan yaptığı iş mecburiyet olarak değil,gönül ile ALLAH rızası için yapması gerekir.karşılığınıda ondan beklemesi gerekiyor.kocanıza eğer farz olan işlerde itirazınız yoksa,vallahi kafamı bozsa evde paşa paşa otururum hiç bir şeyde yapmam.mecbur değilim ama benim hakkım olmayan işlerdede üstünlüğü terketmem şartıyla.

        • efe diyor ki:

          eğer bir insan en ufak şeyde geri zekalı diyorsa,önceden hallledilmeyen bir meselesi olabilir.veya bu sözü söylediğinde siz istediği gibi oluyorsunuzdur.gibi gibi sayılamayacak kadar birçok sebebi olabilir.eğer değişmeyeceğine buna kanaat getirdiyseniz,siz kendinizi,kendinizle birlikte olan ruh,akıl,kalp bunları emniyette selamette olması için koruma duvarı oluşturun.ALLAH c.c.insana yeter.

          • hüsna şhn diyor ki:

            ergenlik döneminde erkek çocukları anneleri tarafından çokca eleştirilip aşağılanırsa o çocukta ilerde aynı şeyi eşine uygularmış…bunu psikoloji kitaplarındada bulabilirsiniz…eşim çocuklarınada aynı şekilde davranıyor…ismini koyamadığımız bir rahatsızlığı var…

          • hüsna şhn diyor ki:

            sorunun kaynağı yetiştiriliş şekli..

  16. hasret diyor ki:

    sema hanım yazınız çok güzel,emeğinize sağlık..bu iletişim derslerinin devamını heyacanla bekliyorum.. :)
    gerçekten hitap şekli çok önemli bir şey isterken bile ses tonu,seçtiğimiz kelimeler ,anlatış tarzı bir anlık herşeyi değiştirebiliyor.örneğin eşimiz yada bir başkası fark etmez.bir şey isterken yada bize göre rica sayılan kelimeler

    __yapar mısın?verirmisin? alırmısın?gelirmisin?..vb….kelimeler bile (bize göre rica ama)emreder gibi oysa ona ”bilirmisin”kelimesini eklediğimizde daha farklı anlam kazanıyor..
    __yapabilirmisin?verebilirmisin?alabilirmisin?gelebilirmisin?…..gibi biraz daha yumuşak ve rica edici bir anlam kazandırıyor.. ( sana kalmış sen bilirsin mesajı veriyor..)
    bu kelimeleri okurken bile yüzde bir tebesüm hali oluşturuyor.ayrıca böyle bir şey istediğimizde karşımızdaki isteğimizi yerine getirmese dahi cevabıda bir okadar yumuşak ve güzel, hoş olur..ben eşime yada başka insanlara karşı bu şekilde teleffuz (rica)ederim ..karşılığıda her defasında bir okadr güzel olur..bence kocalardan bir şey isterken yada yapması gereken (görevi olan)bir şeyide ”yapabilirmisin?”desek yapmayan erkek olmaz ..

    eşim pek tatlı söz söyleyemez yapısında yok.onun için yalakalık yapmak, cıvıklık mansına geliyor..canım cicim aşkım gibi kelimeler..kocacım,karıcım …vs bencede güzel bu tarz fazla sulandırılmayan kelimeleri söyler..herkesin söylediği o aşkım ,canım…,vb demez sevmez.bende söylemem farklı şeyler söylemeye çalışırız.mesela paşam demek kocaların hoşuna gider.. :)

  17. hayrunisa diyor ki:

    her zaman ki gibi çok güzel bir yazı olmuş. yazdıklarınız çok doğru birinin beni ismimle veya güzel hitap etmesi çok hoşuma gidiyor helede bu kişi değer verdiğim biriyse..

    • .Hayrunnisa. diyor ki:

      s.a rumuz adaşım =) isminiz gercekten Hayrunnisa ise isminiz zaten güzel helede sevdiklerinizden duymak daha bi güzel oluyordur. Bende Allah verir de bir kızım olursa babası da müsade ederse “Hayrunnisa” koymak istediğim isimlerden biridir.
      isminiz gibi hayırlı, saliha bir hanım olmanız dualarımla..

      • hayrunisa diyor ki:

        A.s. dualarınız için teşekkür ederim…ismim hayrunisa değil anlamı güzel inşaallah saliha bir hanım oluruz…

  18. Süheyla diyor ki:

    Sema Hanımın bu güzel yazısı haber7 sitesinde hiç rağbet görmemiş.Gel de kızma şimdi…Kadınlara nasihat dolu yazıları yayınlanırken yorumlar tavan yapıyor ama iki tarafı da ilgilendiren güzel yazılar yazılınca kimse dönüp yazının yüzüne bakmıyor.Esra Elönü’nün bugünkü laf salatası bile daha çok yorum almış.Ya kavgayı çok seviyoruz ya da çok samimiyetsiziz.

    • gulbeyaz diyor ki:

      suheyla hanımcım,

      fazilet nicelik(sayıda)de degil,niteliktedir..

      amel ihlaslı olunca kıyas kabul etmese gerek..

  19. yasemin diyor ki:

    Ben isimle hitap etme meselesinde sınıfta mı kaldım şimdi? Utanıyorum ismiyle hitap etmeye.Başkasının yanında ….bey diyorum.Yanlızken güzel hitaplarım var kullandığım ama.

    • eymen diyor ki:

      Başkalarının yanında sadece isim ile hitap etmek edebe uygun değildir aslında, siz doğrusunu yapıyorsunuz.

  20. gulbeyaz diyor ki:

    beni esime aşık ettiren tatlı diliydi desem yalan olmaz…bu hala boyledir sadece kızgınlık anlarında adımı soyler(hatta biseylere bozuldugunu ismimle hitap etmesinden anlarım),gerisinde surekli latif lakaplarla cagırır.ben tatlı dil meselesinde o kadar iyi degildim,ondan duya duya duzelttim insallah.

    arkadas,akraba yada eş le problemi olanlar bu yazıyı test etsin 2 gun tatlı sevecen lakap yada tonlarla hitap etsinler,meyvesini alacaklar diye inanıyorum..

Yorum yapın