Ak Parti’nin İntihar Kanunu

11 Nisan 2018Sema Maraşlı72 Yorum »

7_bAk Parti hükümetinin hazırlayıp meclise sunduğu “Cinsel İstismar Yasa Tasarısı” memlekette büyük bir kaos çıkaracak ve Ak partinin de kendi sonunu getirecek gibi duruyor.

Basına sanki tecavüzcülere ağır cezalar getiriliyormuş gibi sunulan tasarı aslında bakan Recep Akdağ’ın iki gün önce açıkladığı gibi aslında “erken evlenenlere savaş açma” kanunu bu.

Recep Akdağ söyle diyor:

18 yaş altını her halükarda önemli bir yaş kabul ediyor ve ağır cezalar veriyoruz. 12-15 yaş arasındaki cezaları ağırlaştırmamızın sebeplerinden birisi de çocuk yaştaki evlilikleri engellemek. Hakimlere somut vakaya göre hareket edecekleri bir kanun metni vermek lazım.” demiş.

Yani  gerçek tecavüzcülerle pek bir dertleri yok, görüldüğü gibi, bütün dertleri 18 yaş altı evliliklerle. Erken evlenenler bir ümit geçmişe yönelik af beklerken hükümet erken evlenenlere savaş açan tasarı ile geldi, aftan hiç bahsedilmiyor.

Şu anda Bakanlar Kurulundan geçen, mecliste milletvekillerinin oyuna sunulan taslakta tehlikeli maddeler:

Erken evlenmek anayasal bir suç sayılıyor: Çocuğa cinsel istismar suçunu (erken evlilikler de ) içinde 657 devlet memurları kanununa da eklemişler ve  “Anayasal düzene ve bu düzene karşı işlenmiş suçlar kapsamına almışlar.” Yani bir kişi 18 yaş altı evlendiyse anayasal düzene karşı gelmiş sayılacak ve en ağır şekilde cezalandırılacak. Ayrıca hangi yaşta olursa olsun bir erkek bir kızın “beni taciz etti” (tecavüz olması da gerekmiyor( iftirasına uğrarsa o da bu kapsama giriyor. Erkeğin kendini aklaması da zor zira kızın beyanı esas olacak, delil aranmayacak.

Erken evlenenlere ve cinsel istismar iftirasına maruz kalanlara devlet kapıları kapanıyor: Tasarıda birinci maddeye göre 657 nolu Devlet kanunlarında düzenleme yapılarak 18 yaş altı ile ister rıza olsun ister olmasın hüküm giyenler devlet memuru olamayacak eğer devlet memuru işten atılacak ve cezaevinden çıktıktan sonra da devlet memuriyeti görevine dönemeyecek. Devlet erken evlenenlere  kapıları kapatıyor.

Esnaflık kapıları da kapanıyor: Erken evlilikten hüküm giyenler çıktıklarında çocukların gelip gittikleri iş yerlerinde çalışamayacaklar ya da böyle bir iş yeri açamayacaklar. Hangi iş yerleri bu kapsama girecek henüz belirlenmemiş bunu Aile Bakanlığı belirleyecekmiş.

Bu kanunlar gerçekten tecavüzcüleri kapsasa tamamen yerinde zaten onlar hapisten de çıkmasın mümkünse fakat  bakanlığın açıklaması ile 10 yıl içinde beş yüzbine yakın erken evlenen olduğunu düşünürsek bu genç evlilere büyük bir zulüm olur.

Zaten bir hükümetin evliliği ve tecavüzü bir tutup aynı kanunlarla cezalandırması ona ayıp olarak yeter.

Cezalar ağırlaştırılıyor: Şu anda ki mevcut kanunda 12-15 yaş arası rıza ile ya da zorla birliktelik hepsi aynı görülüyor ve tecavüz sayılıyor. 12-15 yaş arası kızın birlikte olduğu erkeğe  8-15 yıl arası ceza veriliyordu. Bu kanun teklifine göre 12 yaştan itibaren mesela 15 yaşını doldurup 16 ya girmemiş bir kız dini nikahla gönüllü olarak evlilik yaptığında kocası 20 yıldan 40 yıla kadar hapis cezası alacak. 20 yılın altı ceza olmayacak.

15-18 yaş arası rıza ile birliktelik ya da evliliklerde ceza süresi ile ilgili bir açıklama göremedim orada önceki kanun geçerli olacak  herhalde bakanın ifadelerinden anladığım kadarıyla.

15-18 yaş arası evliliklerde  2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var. 18 ine girmiş bir kız 19 dan gün almamışsa erken evlilik sayılıyor ve kocasına 5 yıla kadar hapis cezası alacak.

Bakan Akdağ bir de bu cezalarla övünüyor “Bu kanunlardaki  kadar ağır cezalar hiçbir Avrupa ülkesinde yok” diye. Övünmek yerine bir sorgulasaydınız sayın Bakan, iyi bir baksaydınız neden acaba? Günümüzde 14 yaş üstü cinsellik tüm dünyada yaygın olduğu için bu devlet adamlarının, hayatın gerçekliğinden haberleri olduğu için, vatandaşını toplayıp toplayıp hapse atmak istemediği için olabilir mi acaba?

Avrupa ülkelerinde evlilik yaşı 18 fakat başta Almanya olmak üzere pek çoğunda 14 yaş reşit yaşı kabul ediliyor ve rıza ile olan cinsel ilişkilerde iki tarafa da bir ceza yok.

Sırf erken evliliği bitirmek için ( muhafazakar görünen bir partide bu ne evlilik düşmanlığıysa) erken evlenenlere; hırsızlara, katillere verilen cezalardan ağır cezalar vermeyi başararak Batılıları bile şaşırtacaksınız.

Biz Müslüman bir ülkeyiz ve dini nikah diye bir gerçekliğimiz var. Ve özellikle Roman vatandaşlarımız ve Doğu’daki vatandaşlarımız arasında erken evlilik yaygın. Sizler eğer vatandaşına değer veren insanlar olsaydınız bu gerçekleri görmezden gelmez, Batı’da bile olmayan cezalar getirdik diye övünmezdiniz. Avrupalılar kendi insanına değer verir, maalesef ki bizim insanımızın değeri yetkililerce pek anlaşılmaz.

Sayenizde Batı kanunlarına özenir olduk. Bizim Batı’dan yüzyıl önce alınmış oradan buradan derlenip toplanmış kanunlarımızdan sonra onlar, değişen şartlara göre bizim aldığımız o kanunlar  üzerinde kaç kez değişiklik yapmışlar, biz ise hâlâ onların yüzyıl önceki kanunlarını uyguluyoruz. Gerçi kendi yaptıklarınız daha korkunç kanunlar (6284, ömür boyu nafaka…) Bir zahmet biz kanun yapmayalım Batı’nın yeni düzenlenmiş kanunlarından alalım, en azından onlarda daha az zulüm var.

Erkekler her halükarda suçlu kabul ediliyor: Kızların beyanı esas alınacak fakat kız “benim rızam var” dese bu beyan cezaya engel olmayacak. 18 yaş altı kız bir erkeği “cinsel istismarla” suçlarsa kızın beyanı “doğru kabul edilecek” delil aranmadan erkek mahkum olacak fakat kız “ben rızamla dini nikahla evlendim şikayetçi değilim” dese “sen çocuksun bilemezsin2 deyip devlet cezayı kesecek. Bu da çok ilginç. Erkeği mahkum etme durumu varsa beyan gerçek, yoksa beyanın bir değeri olmayacak.

Ayrıca 14 yaş üstü rıza ile olan evlilikler suçsa neden ceza sadece erkeklere veriliyor? 

Şu an erken evlilikten kocaları hapis yatan kadınların çoğunun kocası evlendiklerinde 18 yaş altı. Kızlar da 14- 15,  erkekler de 16, 17 gibi. Fakat kızlar mağdur sayılıyor erkekler suçlu. Çok ilginç. Adalet ne ara bu hale geldi! Evet övünebiliriz bu haksızlık hiçbir Batı ülkesinde yok.

18 yaş altı evliliklerde hükümet yetkililerimiz kadın bedeninin evlilikte cinsellikle kirlendiğini düşünüyorlar galiba ki kızlara ceza vermiyor ama erkeklere ceza veriyorlar. Kızların cinsellikten zevk almadığını ve erkek tarafından istismar edildiğini düşünüyorlarsa bakanların ve vekillerin acilen bir cinsel eğitim dersi almalarını tavsiye ederim.

Bir de internette 18 yaş altı kızların sosyal hesaplarına baksınlar. Büyük çoğunluğun sevgilisi var. Eskidenmiş kızlar cinsellik hakkında bir şey bilmez, evlendiklerinde bile bir şey anlamazlarmış. Bizim vekiller orada kalmış galiba.

14 yaş üstü kızlar eminim vekillerin bildiğinden daha fazla cinsellikle ilgili bilgi sahibidirler. Ne de olsa muhafazakar bir hükümetimiz var ve eşcinsel porno da dahil ülkemizde porno serbest. Her yaş çocuk izleyebilir. Cinsel istismarları azaltmayı hedeflemiş olsaydı hükümet, öncelikle çocukları korumak için internette pornoyu yasaklama gibi adımlar atardı. Zinaya götüren bütün yollar serbest fakat günaha girmeyelim evlenelim dese gençler, hükümetin sopası tepelerinde olacak.

18 yaş altı serbest cinsellik yaşayan gençler, kızlar sevgilisinden ayrılıp şikayet etmediği sürece bu kanundan zarar görmeyecekler, fakat erken evlenenler her halükarda zarar görecekler.

Cinsel istismar merkezleri kuruluyor: Cinsel istismar şikayetlerinde mağdurun ifadesi adliyede değil, cinsel istismar merkezlerinde alınacacakmış. Bu merkezleri Sağlık Bakanlığı kuracak ve bir savcı nezaretinde uzmanlar olacakmış. Savcı soruyu uzmanlara soracak, uzmanlar mağdura soracakmış ve ifade tek seferde alınacakmış. Sebep mantıklı. Mağdurun olayı hem adliyede hem hastanede tekrar edip yıpranmaması için “eğitimli kişilerin çalıştığı bir merkezde ve tek seferde olması” iyi olur.

Sadece zorunlu görülen durumlarda ikinci kez alınabilecekmiş. Bir de mağdurun mahkemede de olsa fail ile karşılaşma durumu hiçbir şekilde olmayacakmış.Gerçek bir taciz ve tecavüzde mantıklı. Fakat ya iftiraysa. İfadenin bir kere alıp bir daha değiştirilmesinin zorlaştırılması büyük problem.

Bu yasa sadece erken evlenenleri ilgilendirmiyor, herkesi ilgilendiriyor: 18 yaş altında bir kız, cinsel istismar iftirası atarsa kızın beyanı esas olacak. Yani her yaşta ve her meslekte erkek bu yasadan dolayı zarar görebilir.

Geçen haftalarda Aile Bakanlığı açıkladı: Bakanlığın şikayet hattına bir ayda gelen 4 bin şikayetin 1000 i cinsel istismar şikayeti olduğu ve bunları 985 inin iftira olduğunu 15 in gerçek çıktığını bakanlık kendi açıkladı. Kız iftirayı attı, ifadenin değişmesi zor olunca mazlumun kendini aklaması zorlaştırılmış olacak.

Yine geçenlerde olduğu gibi kız sevgilisinden hamile kalıyor, babası hamileliği fark edince kendi sevgilisini korumak için onunla hiçbir ilişkisi olmayan bir delikanlının adını verince babası delikanlıyı öldürdü. Sonra gerçekler ortaya çıktı. Kız hamile olmasaydı sadece zorla benimle birlikte oldu deseydi hiçbir zaman gerçekler ortaya çıkmayacaktı.

18 yaş altı kız bir erkeğe iftira attı, sonra vicdanı elvermedi, ifadesini değiştiremeyecek, sebep belki zorla ikna edilmiştir bahanesi ile. Karşıdaki erkeğin masum olma ihtimali, tecavüzcü etiketiyle ömür boyu yaşama, iş bulamama gibi mağduriyetler yaşaması önemli değil ne de olsa erkek. Her halükarda suçlu.

Sonra kız ve iftira attığı kişi hiç karşı karşıya gelmeyecek. Belki kişi kıza bazı sorular sorup masum olduğunu ispat edecek. Masumlara bu kapı da kapalı.

Bir de kanunlarımızda iftiranın cezası yok. Böyle bir kanun çıkarmaya çalışıp iftira atanlara ağır ceza getirecek bir kanun olmaması, iftiranın yaygınlaşmasından başka bir işe yaramaz.

Feministler hukuk okumadan hakim-savcı olacaklar!: Tasarıda şöyle bir madde var. “…Düzenlenecek standartları sağlamaları halinde üniversiteler bünyesinde kurulan merkezlerde de bu hizmetlerin sunulabileceği düzenlenmektedir. Bir çok üniversitede çocuk koruma merkezleri ve kadın araştırma merkezleri gibi merkezler bulunmaktadır.” Diyor ve standartları sağlama halinde bu merkezlerde cinsel istismara uğradığını beyan eden kişinin ifadesinin alınmasının faydalı olacağı bildiriliyor ve sebep şöyle açıklanmış: “hizmetten yararlanma ağının genişlemesine katkı sağlayacaktır”

Demek ki yetkililerimiz bu kanundan sonra şikayetlerin artacağını öngörerek hizmet ağını genişletme derdine de düşmüşler.

Şöyle de bir gerçek var ki üniversitelerin kadın merkezlerindeki kadınların çoğunluğu feministtir ve böylece cinsel istismar davaları feministlere havale edilmiş oluyor.

Savcılar şikayette bulunan kişiye doğrudan soru bile soramayacak, bu feministlere sorularını bildirecekler, onlar da artık o soruları nasıl yönlendirerek sorarlarsa ona razı olunacak ve aslında ceza kararını da oradaki feministler vermiş olcak; çünkü raporu da onlar düzenleyecek. Geldiğimiz günlere bakın hukuk okumayanlar başımıza hakim olacak. Zaten bu memlekette feministsen her şeysin demektir.

Sağlık kuruluşları ve okullar ajanlık yapmak zorunda kalacak: 18 yaş altı hamile olduğu anlaşılan gerek erken evlilik yapmış gerek de evlilik dışı birlikteliklerde hamile kalanlar bir sağlık sorunu ile hastaneye başvurdu ise onun hamile olduğunu anlayan doktor ve hastane başhekimi eğer bu hamilelikleri bildirmezlerse hapis cezası ile karşı karşıya kalacaklar. Hamilelik yoksa da doktor 18 yaş altı kızın evlendiğini fark ederse bildirmek zorunda. Yoksa cezası var.

Komşular ajanlık yapmak zorunda kalacaklar: Aile Bakanlığı risk haritası oluşturacakmış yani erken evliliğin çok olduğu bölgelerde ev ev dolaşıp iz sürecekmiş. Komşunun komşuyu ihbar etmesi teşvik edecekler belli ki.

Öğretmenler ve okul idarecileri için de aynı hüküm geçerli. Onlar da 18 yaş altı bir öğrencinin cinsel ilişki yaşadığını bildirmezlerse hapis cezası alacaklar.

Bu kanun pek çok iftira ve kaosu da beraberinde getirecek: Mesela herhangi bir sağlık kuruluşuna ya da bir okula gıcığınız var. 18 yaş altı rahat cinsellik yaşayan bir genç kız gönderin ve hekime ya da öğretmene biriyle cinsel birliktelik yaşadığını söylesin fakat sonra da bunu kimseye söylememesi konusunda yalvarsın ya da anlatmadan önce anlatacaklarını kimseye söylemeyeceği üzerine söz verdirsin.

O kişi bu sözünü tutsa şikayette bulunmasa kız ya da bir yakını gidip şikayet etse  bitti artık o okulun ya da hastanenin haysiyeti, saygınlığı… Medyadan günlerce inmez. Cinsel istismarı örten, yardım yataklık eden… lar diye…

Kanun taslağında medya ile ilgili de bir madde var. Sadece mağdurun ve ailesinin isimleri gizli kalacak, cinsel istismar haberlerinin yayınlanmasına yasak gelmeyecek. Oysa pek çok Avrupa ülkesinde cinsel istismar haberleri yayınlamak yasak. Bizde yasak değil çünkü biz onlardan daha ilerdeyiz!

Diyelim hekimler, öğretmenler, herkes ajan kesildi ve cinsel istismar merkezlerine bildirdi. Ne olacak? Olaya hemen adliye dahil olacak ve o kız o kişiyle erken evlilik yapmışsa kocası en az 20 yıl hapse atılacak, evli değilse yine erkeği hapse atarak kızın evlenme ihtimalini ortadan kaldıracaklar. Hamile kızı korumasız ortada bırakacaklar. Belki ailesi de yüz çevirecek.

Bu mudur kadını çocuğu korumak! Ortada kalan kızları maddi manevi sıkıntıda bırakıp ona buna el açacak durumda bırakmak, bu mudur devletin koruması! Yazıklar olsun böyle bir kanun maddesini meclise getirenlere!

Cinsel istismara uğrayanlara iş kapası açılıyor: Hazırlanan mağdur hakları kanununda cinsel istismara uğrayanlara devlet kapıları açılıyor. Bu da çok suistimale açık bir kapı. “İstismara uğrayan kişi KPSS memurluk sınavına girmeden memur olabilecek” deniyor. Bu da vatandaşı “at iftirayı gir işe” teşviki galiba. KPSS gibi kazanması zor bir sınavı bir iftira ile atlatacağını bilmek vicdanı ve cüzdanı arasında bırakmak değil midir kadınları.

İş imkanının tek olumlu tarafı, erken evlendiği için kocası hapse girecek kadınlar için iş kapısı olacak çünkü çok fazla maddi sıkıntı içindeler fakat bu hanımların çoğunun bakmak durumunda oldukları küçük çocukları var. Eh hükümetimiz herhalde onu da düşünür bu kadınları bu kadar düşündüğüne göre!

“Erkekler de İnsan Sayılsın” yazımda konu edindiğim 657 de yapılacak bir değişiklikle erkekler kadın beyanı ile evden atıldıkları gibi iş yerlerinden de atılacaklardı, düzenleme yapılıyordu sevgili hükümetimiz o kanunu da çabuk çıkarsın da gitmeden eksik bir şey bırakmasınlar. Arkalarından rahmet okuyan çok olsun!

Cinsel istismar kanunun genel gerekçesi “Her çocuk doğası gereği masumdur” diye başlıyor.

Evet her çocuk masumdur fakat kaç yaşına kadar çocuktur? Onlar 18 yaşını doldurana kadar çocuktur diyorlar.

14-18 arası gençlik yaşını yok edip 18 yaş altını çocuk kabul etmek başlı başına bir problem. 18 yaş altının yaptığı her şey doğası gereği masumluk ilkesine dahil midir? 18 yaş altı genç, bir terör örgütüne dahil olduğunda da masum mudur? Ya da devlet aleyhine çalıştığında.

18 yaş altı cinayet işlediğinde de o zaman masum karinesi işlesin. Ayrıca bu masumluk neden 18 yaş altı kızları kapsıyor da erkekleri neden kapsamıyor.

“Erkekler insan sayılmaz, biz 18 yaş altı kızlar masumdur” diye kabul ediyoruz diyorlarsa bunu kanunda da açıkça belirtsinler. Yoksa da 18 yaş altı erken evlilikten yatan binlerce erkek çocuğu masumluk ilkesi aleyhine hareket edildiği için dava açsınlar.

18 yaş altını masum çocuk kabul etmeniz tam da 18 yaş altındaki gençlere zarar verecektir. Eskiden beri kan davalarında 18 yaş altına cinayet işlettirilir ki cezası az olsun diye. Bu kanunlarla iyice zihinlere işleyen 18 yaş altının çocuk sayılması 18 yaş altının pek çok terör ve devlet aleyhine işlenecek suçlarda kullanılması demektir.

Kanuni haklar olarak 18 yaş altı kişiler yetişkinlerden farklı, okuma, çalışmama, gibi hukuki haklara sahip olabilir fakat sorumluluk olarak 14 yaş itibari ile genç sayılmalı ve yaptıklarının sorumluluğun alabilmelidir ve kanun önünde de kız erkek 14 yaş itibari ile genç ve sorumlu sayılmalıdır.

Almanya ve pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi 0-14 yaş çocuk, 14-18 yaş genç sayılmalıdır. Madem Batı’yı örnek alıyoruz.

Ak Parti giderayak, bana göre bu kanunlardan ve kanunların getireceği kargaşadan sonra, 2019 seçimlerini kazanması mümkün görünmüyor. Neden seçime bu kadar az kala bu intihar kanunları çıkarılıyor acaba?

Neden benden başka hiç kimse sesini çıkarmıyor?

Yalakaları anladık, onlar menfaat hesabı yapıyor.

Feministleri anladık, onlar Avrupa fonundan besleniyor, bu kanunlar çıkacak diye mutluluktan ağızları kavuşmuyor.

Peki pek çok dini vakıf ve dernekler var, onlardan neden bir uyarı bir açıklama bir ses yok? Neden bu zulümlere sesiz kalınıyor? Hükümetin yanlışlarına sessiz kalınarak onlara da iyilik edilmiyor bu memlekete de. Dost hatayı söyleyendir.

Dini vakıf ve derneklerin bol bol cuma mesajı ve okumaları paylaşan dindar hanımları nerede? Niye toplumsal konulara bu kadar uzaklar? Bizim dinimiz bunu mu emrediyor?

İmansız feministler memleket idaresini yönlendiriyor, onların arzularına göre kanunlar çıkıyor. Bizim dindar hanımlarımız nerede? İlla pislik ailelerine bulaştığında mı sesleri çıkacak?

Yoksa onlar da mı kadını yüceltmek için erkeği aşağılayan, baştan suçlu ilan eden,  bu feminist zihniyetten memnun? Yoksa başımızdakiler muhafazakar görünüyor diye uykudalar mı?

Bu memleketin insaf sahibi Müslüman hukukçuları nerde?

Bana mı kalmalıydı bu yazıları yazmak? Yoruldum artık.

Hadi çıkın deyin ki yanlış yazıyorsun, haksızlık ediyorsun. Diyemezsiniz gerçekler bu çünkü. Siz neden suskunsunuz? Neden korkuyorsunuz? Hukukçuların yüzlerce derneği var. Birlik olup hükümete yanlış yapıyorsunuz, bu kanunlar memlekette huzur bırakmaz diye açıklamalar neden yapılmıyor?

Siz hekimler! Bu kanunlar sizi yakacak en çok. Ne oyunlara geleceksiniz ne iftiraların altında kalacaksınız. Haber verseniz bir dert, haber vermeseniz bir dert. Haber verseniz belki bireysel düşmanlıklarla zarar göreceksiniz, haber vermeseniz devlet ensenizde, feministler ensenizde olacak.

Şu anda bile kaç sağlık çalışanı iftiradan hapis yatıyor. Siz hâlâ susacak mısınız?

Memurlar, Öğretmenler, Akademisyenler! Sizler de bir ses verin, zulme dur deyin. Hepiniz risk altındasınız.

Ve meclise halkı temsilen giden Sayın Milletvekilleri!

Bu kanun sizlerin oyu ile kabul edilecek. Sizlerin de evlatlarınzın, torunlarınızın başına gelebilir. Zina yapmak istemeyip evlenmek için 18 yaşını beklemek istemeyen yakınlarınız olabilir. En yakınlarınız için de bu ağır cezalara razı mısınız?

18 yaş altı bir kızın iftirasına siz de maruz kalabilirsiniz. Meclis odanıza “bir derdim var” diye girip “taciz etti” diye çıkabilir. Cinsel birliktelik olmasa bile taciz etti dese en az 8 yıl cezası var. Kendiniz için de razı mısınız bu cezalara?

İnsan yaptığından mesuldür ve onunla imtihan olur. Bu vatanın evlatları için layık göreceğiniz kanunlardan önce siz ve evlatlarınız imtihan olabilirsiniz. Masumken tecavüzcü damgası yemenin, suçsuzken hapis yatmanın, çıkıp iş bulamamanın utancını ve acısını kendiniz ve evlatlarınız için istemezseniz bu vatanı evlatları için de istemeyin.

Bu yasayı onaylarsanız, bu millete ve zulmü affetmeyen Rabbimize bu kullandığınız oyun hesabını veremezsiniz.

Erken evlenenler sizlerden geçmişe yönelik af bekliyor, yürekleri pırpır ederek.

Bundan sonrası için de erken evlilik olmasın diye istiyorsanız bunun yolu asla böyle bir kanun olamaz. Daha insaflı, daha gerçekçi ve daha adaletli olmalı.

http://www.cocukaile.net/cinsel-istismari-oylayacak-milletvekillerine/

http://www.cocukaile.net/bu-kadinlarin-cigliklarini-duyun/

http://www.cocukaile.net/erken-evlilige-karsi-olan-hukumet-erken-zinaya-da-karsi-mi/

http://www.cocukaile.net/18-yas-kurnazligi-ve-almanya-cozumu/

http://www.cocukaile.net/erken-evlenenlere-ozgurluk/

Okunma Sayısı : 31.544

Yorum yapın

“Ak Parti’nin İntihar Kanunu” için 72 Yorum

  1. Ümit Akman diyor ki:

    24 haziranda bunu göremezsiniz.
    seçim sonuçlarının akp nin lehine çıkması onun hiçbir konuda yanlış yapmadığını her yaptığının doğru olduğunu göstermez.
    Lütfen olaylara,kişilere,kurumlara objektif bakmaya çalışalım.
    Resmin sadece bir kısmı yerine bütününü görmeye çalışalım.
    Şunu gözardı etmeyin lütfen içinde bulunduğumuz durum hem kültürel ve fiili manada vatanımızı koruma mücadelesi hemde islam ümmetinin kurtuluş ve beka meselesidir ve maalesef bu konuda islam ülkesi diye ifade edilen ülkelerin liderleri ümmetin dertleri ile ilgilenmediği için Rabbimin Lütfü Keremi ile bu görevi milletimizin salih ve saliha olan bireyleri omuzlamış görünüyor.
    Bu oluşuma liderlik edenlere de Rabbim kendilerini kurtarmaları için fırsat vermiş görünüyor. Bu kişiler biz olmasak veya falanca liderler olmasa bunlar yapılamazdı deme gafletine düşmemelidirler.
    En kötüsü de bu lider konumundaki kişiler hata yapmazlar her yaptıklarında bir hikmet vardır inanışıdır.
    Hatırlatmak isterim ki Allah cc. ve Rasülünden başka hiç kimseye körü körüne itaat yoktur. Kaldı ki Allah cc. Rasülü dahi kimseden körü körüne itaat beklememiştir.
    Öz cümle yapılan hatalar vardır ve bu hatalar bazen öyle sonuçlar doğururlar ki yedi düvel bir araya gelse bu hataların millete ve ümmete vermiş olduğu zararı veremez.
    Bence de AKP bazen intihara meylediyor ama şuan içinde bulunduğumuz durum onun intihar etmesine engel olmamızı gerektiriyor.
    25 haziranda ki tablo da bu milletin AKP nin intihar teşebbüsünü engellediğini göreceksiniz inşaallah

  2. Aadem diyor ki:

    6284 ün akpnin intihar kanunu olup olmadığını 24 haziranda göreceğiz.

  3. mücahit diyor ki:

    Bu gün 10/05/2018 internetin haber sitelerinde bir haber çıktı. haber aynen şöyle 12 yaşında bir kıza annesinin 2. kocasının taciz suçlamaları var . kız mahkemede ben tacize uğramadım diye konuşuyor konuşma kızın kendi ağzından verilmiştir ,kes yapıştır yapıyorum ” BEN TACİZE UĞRAMADIM” Daha sonra gözyaşlarıyla konuşmalarına devam eden mağdure, “”Ben bu şekilde ifade vermek istemedim. Ben tacize uğramadım”” diye konuştu. Mağdure nin üzgün bir şekilde olması ve tacize uğramadığını söylemesi üzerine mahkeme başkanı, bu şekilde ifade vermek için zorlanıp zorlanmadığını sordu mağdure ise “” Hayır, başka bir şey demiyorum”” dedi.” yani burada kız, ben tacize uğramadım bu adama iftira attım diyor. herhangi bir zorlama yok, şu anda hiçbir zorlamaya tabi tutulmadan ifademi veriyorum diyor bu kız.( teknik olarak imkansız zaten mahkeme önünde görülmeyen varlıklar mı zorlayacak kızı) daha sonra bakanlığın avukatı devreye giriyor ve mahkeme şöyle devam ediyor: bakanlığın avukatının ağzından çıkanları kes yapıştır yapıyorum aynen şöyle: ” BEYANLARI BASKI SONUCU VERİLDİ” Duruşmada esas hakkındaki mütalaya karşı söz alan avukat Hatice Boz, ““Önceki beyanlarımızı tekrar ediyorum. Küçük mağdurenin huzurdaki beyanları baskı sonucu verildiğinden, mağdurenin soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadelerin dikkate alınmasını, sanığın atılı suçtan cezalandırılmasını istiyoruz”” dedi. ( mahkemede her kesin önünde kim baskı yaptı bu kıza anlamadım.) dikkat edilmesi gereken nokta ,avukat Hatice Boz “” BEYANLARIMIZI”” şeklinde bir laf etmiş ,bu çok önemli burada bir şuur altı boşalması mı var acaba. Buradaki Hatice boz kim biliyor musunuz? aile ve sosyal politikalar bakanlığının bu davaya gönderdiği avukat. Şimdide iftiraya uğrayan adamın konuşmasını kes yapıştır yapıyorum ” Duruşmada savunmasını yapan sanık C. A. ise “”Mütalaaya ne diyeceğimi bilmiyorum. Şaşırdım kaldım. İş yerim okula 6 metre mesafede ve hiçbir öğrenciye tacizde bulunmadım “” ifadelerini kullandı.” Eveet şimdi konumuza dönelim burada bir mahkeme görülmüş tacize uğradığı iddia edilen kız daha önce savcılık veya karakol , nerede verdiğini bilmediğimiz bir yerde tacize uğradım diye ifade vermiş, daha sonra mahkemede hayır ben tacize uğramadım , iftira attım demiş. buna rağmen mahkeme hakimi adama 21 yıl hapis cezası verdi, suçsuz bir adama 21 yıl ceza verildi. Hakim bu cezayı isterse vermesin, aile ve sosyal politikalar bakanlığının avukatı o mahkemede bulunuyor ve bu adama ceza verilmesini istiyor, suçlu veya suçsuz olması önemli değil. kızda zaten ben iftira attım diyor ama buna rağmen adama 21 yıl ceza veriliyor. bu hakim cezayı vermediği zaman aile ve sosyal politikalar bakanlığının gönderdiği avukat Hatice Boz geri döndüğünde bu hakimin iflahını kesecek. hakim bunu göze alabilir mi? alamaz. burada; hakimde, savcıda, avukatta Hatice boz olmuş. mağdure kız soruşturma aşamasında kapalı kapılar arkasında ne şartlarda olduğunu bilmediğimiz bir durumda tacize uğradım diye ifade vermiş. ifade verenler bilir, şöyle ki; ifade verirken içeride resmi görevliler oturur katip bir ifade metni hazırlar kişi de altını imzalar , okusa da okumasa da bu metin kişinin ifadesi olur. böyle bir ortamda ( belkide hiç istemediği halde bir sıkıştırmaya maruz kalarak) verilmiş bir beyan esas sayılıyor da, mahkeme huzurunda tam bir hürriyet içerisindeyken verilmiş beyan neden dikkate alınmıyor. Galiba daha önce soruşturma aşamasındaki ifade sırasında bu Hatice Boz da oradaydı , mahkemedeki konuşmalardan anlaşılan bu. Burada şu parantezi açarak şu bilgiyi vermek istiyorum: dün de bir mahkeme sonuçlandı , hatırlayın ; Adana da 16 yaşında bir çocuğu, bir adam kızıma tecavüz etti diye öldürmüştü. sonra yapılan testlerde kızın başkasından hamile kaldığı ortaya çıkmıştı ve bu kızın hamile kalmasının öldürülen çocukla bir alakası olmadığından, iftira atan kızı mahkeme tutuklamıştı. dün bu dava sonuçlandı ve iftiracı kız mahkeme tarafından serbest bırakıldı. kız ne demişti babamdan korktuğum için bu gence iftira attım onu tanımıyorum bile demişti. şimdi soruyorum aile ve sosyal politikalar bakanlığı bu olayda nerede, adalet düşkünü Hatice Boz nerede bu davaya neden müdahil olmadılar, burada her şey net, bir iftira var ,ölen bir çocuk var ve iftiracının serbest kalması var. burada niye davaya müdahil olmuyorsunuz ? bu ölen zavallının canı can değil mi ? Her şey gün gibi ortada. Şunu bilin ki haksızlık ve zulüm kimden kime gelirse gelsin mazlumun hamisi CENABI ALLAH tır. kimse sanmasın yaptığı yanına kar kalacak. ucuz hesaplar ucuz politikalar için insanlara zulüm edenler ister bakan olsun ister bakanlığın avukatı olsun bu dünyada karşılığını görecek ama hakiki cezayı ahirette görecek. Boynuzlu koyundan Boynuzsuz koyunun hakkını alacağı o dehşetli mahşer günü şu anda insanlara uzak gelebilir ama o gün geldiğinde, en büyük mahkeme kurulduğunda bu dünyada iktidarlara sırtını dayayarak kasıla kasıla yürüyenlerin halini hep beraber göreceğiz. Allah ın Selamı üzerinize olsun.

  4. Gülsüm diyor ki:

    Hayırlı geceler olsun inşalalh arkadaslar. Sema Hanım okuyacak mısınız yorumumu bilmiyorum başka arkadasların yorumunu da merak ettim.kesinlikle sizi eleştirmek maksadıyla bi yorumu yazmıyorum.sadece bu erken yaşta evlilik için ne düşünüyorsunuz, benim aklıma gelmeyen ne var ki acaba bu arkadaşlar ve Sema Hanım yazmışlar diye.merak ettiğim icin yorum yapmak istedim.

  5. Misafir diyor ki:

    Zehirli Algılar!

    Eski cumhurbaşkanı sezer döneminde kamusal alan diye bir kavram ortaya atıldı. Başörtülülerin bu alana girmesi yasaktı. Müslümanlar o dönemde bu yasağa büyük bir infial gösterdiler. Bunu yapanlar şimdi hepsi siyasi mevta!

    Şimdiki cumhurbaşkanımız ve aynı zamanda devlet başkanımız Reis, Allah razı olsun bu kamusal alan yasağını kaldırdı. Herkesin duasını aldı.

    Tamda burada içler acısı bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Başörtülü hatunlara kamusal alanı serbest bırakan Reis, aynı başörtülü kızların 18 yaş altında evlenmesini yasaklıyor.
    ( Yasa onun imzasıyla çıktı)
    Özgür iradeleriyle evlendiği erkekleri, zindana yolluyor. Zinadan kaçan erkekleri, zindana yolluyor. Zidanlar, zinadan kaçıp, zindanı tercih eden Yusufi Gençlerle dolu. Sokaklar ise yatay arzuların dikey ifadesini bütün türevleriyle gözümüze sokan ahlaksızlara serbest.
    Bir kamusal alan yasağını kıran Reis,
    Yusufi gençler için yeni bir kamusal alan yasağı getirmiyor mu?

    Sizler 18 yaşın altında evlenmekle hayatın içinde yer alamazsınız doğru zindana! Bu kamusal alandan daha beter bir yasak değil mi? Yine süresiz nafaka çok büyük bir zulum değil mi? Her iki yasakda bir linç! değil mi? Yasak kıran Reis, ocak söndüren reise dönüşmüyormu bu yasaklarla. Yuva yıkan reise dönüşmüyormu bu yasaklarla…

    Şimdi burada büyük bir çelişki yok mu? Büyük bir zulum yok mu? Sen başörtüsünü serbest bırak. Ama başörtülü kıza meşru nikahla evlenme hakkını verme! Başörtülü kızın günaha girmesi için elinden geleni yap. Hatta onu zinaya zorla. Onun kocasını hapse tık. Başörtülü kadını ekonomik açıdan felç et

    Başörtüsüne şirinler, Nikaha kurşunlar.
    Feministlere şirinler, Yusufi gençlere kurşunlar…

    Burada çok büyük bir ikiyüzlülük yatmıyor mu? Bizi aptal yerine koyduklarını niye görmüyoruz.?
    Çünkü aidiyet duygusu gözümüze perde indiriyor. Gözüne perde inmiş insan artık gerçekleri göremez oluyor. Bir Yahudi Richel kadar olamıyoruz. Kendisi bir Yahudi olmasına rağmen Yahudi zulmüne karşı çıktı ve kendini Filistinliler için tankların paletleri altına attı ve şu sözü tarihe geçti:

    “ZULÜM BİZDENSE BEN BİZDEN DEĞİLİM! ”

    Heybetiyle insanları titreten Hazreti Ömer’e bugün kimsenin de pek bilmediği meçhul ama beklide Allah katında çok değerli bir zat ne demişti:
    -Ey ömer!
    Yaptığın işler Hakka uyduğu sürece sana itaat ederiz. Yaptığın işler Hakka uymazsa seni bu eğri kılınçlarımızla doğrulturuz.

    Bugün bizim eğri kılınçlarımız “oylarımız” dan ibaret. Pekalâ geçersiz oy vererek de bu insanların hatalarını görmelerini sağlayabiliriz. Sandıktan hatırı sayılır miktarda geçersiz oy çıkarsa kafalarına balyoz gibi iner ve gereken düzenlemeler yapılır. Allah için yapmadıklarını göreceksiniz, oy için nasıl yapacaklar. Yeter ki biz onların deyimiyle sandıkları patlatalım. Evet, evet… geçersiz oylarla sandıkları patlatalım.

    Seçim akşamı; üzgün, ağlak yüz ifadeleriyle “seçmenin mesajı alınmıştır!” sözlerini duyalım.

    Neymiş efendim chp gelince daha beteri olurmuş. Ne olur ki? Camiler ahıra mı çevrilir?
    E zaten bugün camilerimiz hem de 5 vakit namaz kılan Müslümanlar tarafından (haşa sümme haşa!) bilerek ve isteyerek açık bırakılan cep telefonları sayesinde “dev bir orkestra salonuna” dönüşmedi mi? Huzur ve sukunet içinde namaz kılabiliyormuyuz camilerimiz de?

    Chp zihniyeti camilerimizi ahıra çevirirse zalim, Ama bizler müzik evine ( haşa sümme haşa!) çevirirsek problem yok öyle mi?

    Chp başörtümüze el uzatırsa zalim. Ama bir başka ibadete yaş sınırı getiren ve zinadan korunmak için 18 yaşından önce meşru İslami nikahla evlenen gençleri zindana tıkıp çok zalim cezalara çarptıran sözüm ona “ bizimkiler!” masum.

    Bu zehirli algılar beni acı acı gülümsetiyor ve ister istemez fıkraların anlatım gücüne sığınıyorum:
    Bir adam bir kadınla günaha işlerken kadına şöyle demiş:
    Başın açıldı ört, bana haramdır!

    Yahudi Ama mazlumların çığlığı Richel’ in sözünü yeniden hatırlayalım ve gereğini yapalım:

    “ZULÜM BİZDENSE BEN BİZDEN DEĞİLİM!”

    • Misafir diyor ki:

      Bir gün Vladimir Lenin taraftarlarına ilginç bir gösteri sunmuş…

      Bana demiş derhal bir tavuk getiriniz.
      Hemen bir tavuk getirmişler.

      Lenin getirilen tavuğun teleklerini kanatlarını yolmuş. Zavallı hayvanı cascavlak bırakmış. Sonra bir tekme vurarak yanından kovmuş. Tavuk bağıra bağıra koşmaya başlamış. Salonun diğer ucunda bir şömine var. Oraya iyice yaklaşınca, ateşten temas edip, canı daha fazla yanmış. Tekrar geri dönmüş.
      Bu arada lenin demiş ki:
      Şimdi seyredin, bu kadar insanın içinde gelip benim ayaklarımın arasına sığınacak.
      Aynende öyle olmuş. Lenin tarafından,
      “kanatları telekleri yolunan ve işkenceye maruz kalan tavuk” yine gitmiş leninin ayaklarına sığınmış.

      Selam, sevgi ve dua ile.

  6. Misafir diyor ki:

    Fıkra:
    Ev sahibi kızına dünürcü gelen damat namazedine kızını övüyordu:
    Şöyle maharetlidir, şöyle güzeldir, böyle çeker-çevirir…
    Sonra ilave etti:
    Yalnız azıcık bir kusuru vardır.
    Damat adayı heyecanla sordu:
    Bu kadar güzel meziyetlerin yanında bu kusur önemsiz olmasa gerektir!
    Ev sahibi cevapladı:
    KIZIMIZ AZICIK HAMİLE!

    Bugüne kadar yapılanlar “hayatın kalbine” zehirli bir hançer gibi saplanan “aileye ihanet kanunlarıyla” sıfırlanmıştır.

    Bekaretini yitiren misaldeki kız gibi, akp de masumiyetini yitirmiştir artık. chp eliyle gelecek kanunlar, akp eliyle gelince, ehveni şer deyip aklımızı “ifsad” mı edelim? Başımızı devekuşu gibi kuma mı gömelim…

    BİR ÖNERİDİR:
    Sandıktan hatırı sayılır miktarda milyonlarca geçersiz veya boş oy çıkarsa, belki “kafalarını kaşımaya” fırsat bulamayan ama kadınlar gününde kadınlara attığı “tabasbusefşan” nutuklara bolca vakit bulan
    “devletlümüz!”
    nerde hata yaptık? diye kafalarını “bol bol kaşıyacak” zamanı bulabilirler.

    Selam ve dua ile.

  7. yavuz diyor ki:

    akp madem intihar etmek istiyor o halde sandıkta bu intiharını onaylayalım. Ve iktidarı ellerinden alalım. Hükümete verilecek her destek 15 yıl boyunca yaptıkları tüm zulümleri haksızlıkları onaylamak ve günahlarına ortak olmak demektir ki ahiret inancı kuvvetli olan bir mümin asla bu hataya düşmez.

    • Adamın biri diyor ki:

      İktidarı ondan alıp kime vereceğiz sorun orada zaten. Şu anki sistemde akp ye oy vermemek zaten otomatik olarak chp nin desteklediği adayi seçmek demek, yorum sizde, ayrıca olayı hemen dine imana baglayacaksak bana göre chp nin adayını desteklemek de mesuliyettir, ne yapmalıyız o zaman, lütfen konuyu hassas noktalara cekmeyelim, insanlarin siyasi görüş farklılıklarından başka anlamlar çıkartmayalim, aksi halde size muhalif düşünenler de sizin için aynı şeyleri düşünür ki bu hiç hoş birşey değildir

      • Feyza diyor ki:

        Ellerinden alip kime verecegiz, iste bu sorunun cevabini kim verebilirse versin. Bunu samimiyetle soruyorum,siyasi bir mesaj vernek icin filan degil. Secimlerde ne yapacagiz? Asagi tukurseniz sakal,yukari tukurseniz biyik. Adaletsizlikleri onaylamak zor, bilhassa guncelleme konusmasindan sonra fakat diger yanda cephenin obur yuzu daha da karanlik. Bir bilene danisalim.. Ne yapacagiz gercekten?

        • zafer genç diyor ki:

          tam 49 yıldır önce ahlak ve maneviyat diyen bir oluşum varken ve geçmişte ne zaman iktidar ortağı olsa denenip başarısı tescillenmiş iken kime destek olacağız sözü abestir. Bugüne kadar ülke meselelerini çözmekte ehil olduklarını bir türlü anlayamamak halkımıza utanç olarak yeter.

          • Adamın biri diyor ki:

            İsimler değişir muhteviyat aynı kalabilir, isimler aynı kalabilir muhteviyat değişir, ahlak ve maneviyat diyen parti 49 yıl önceki çizgide mi hala?

            Halka tepeden bakarak mı ahlaklı olunuyor? Muhalefet halkı suçluyor neden halk akparti ye oy veriyor diye, kimse de demiyor ki biz nerede yanlış yapıyoruz. Bu halk bunca sene bir sürü farklı partiyi iktidar yaparken neden son 15 yılda hep aynı partiyi destekliyor? Demek ki başka umut veren kimse yok, o zaman muhalefet halkı aşağılamayi bıraksın, iktidar alternatifi olacak bir görüntü çizsin, bakin bakalım o zaman neler oluyor

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Bir bilene danisalim.. Ne yapacagiz gercekten?”

          Feyza kardeşim bir “bilen” aramışsınız. Ben aradığınız o “bilen” kişi değilim. Fakat konu hakkında ben şunu söylüyorum: “şu anki güya muhafazakar parti döneminde bu denli ahlak dibe vurmuş ise acaba sol partiler iktidara gelince ahlak ne olur?

          Yani bugünkü mevcut iktidar başta aile-kadın, eğitim, vb. politikalarında dibe vurmuş vaziyette tamam kabul ediyoruz. Ancak bu iktidar gidipte yerine malum parti gelirse durum şu anki tablodan daha mı iyi olacak? bunun garantisini kim bize verebilir?

          Kısacası ben duruma bu açıdan yaklaşıyorum. Yani alternatifimiz yok. Ya oyumuzu yakacağız ya da mevcut bizimkilere bir şans daha tanıyacağız ki ben bir şans daha verilmesi taraftarıyım.

          Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim, soruma cevap verme zahmetinde bulunup fikrinizi belirttiginiz icin tesekkur ederim. Siyasi konular sanirim yapim geregi cok ilgimi cekmedigi icin isim olmadikca pek ilgilenemiyorum. O yuzden zayif oldugum bir konu oldugunu dusunuyorum. Ama din ile kesistigi noktalarda ister istemez mudahil oluyorum, ilgimi cekmek zorunda oluyor. Sorumluluk hissi agir basiyor.
            Bir bilenden kastim da, istisare yapilabilecek ferasetine ve ongorusune guvendigim sitenin yorumcularinin fikrini ogrenip kendimce bir muhakemede bulunma ihtiyaciydi. Belli bir bilen kisiyi kasdetmedim, cevap yazan herkesin benden daha bilirkisi olacagini dusunerek sordum:)
            Secim yaklastikca bir fikir teatisi daha olur burada, ben de istifade ederim. Ben zaten onceden beri sizin gibi ehven-i ser olarak goruyordum, mutlak kurtarici olarak degil. Alternatifsizlik hakikaten zkr bir imtihan. Allah hayirlisini versin.

      • eleştirmen diyor ki:

        size katılmıyorum başkanlık seçimlerine akp ve chp nin adayı olmak üzere iki aday katılmıyor. Ahlakı ve maneviyatı önceleyen sosyal adaleti ve aileyi çok önemseyen bir grupta aday gösterecek. Bu grup dini hassasiyetleriyle de tanınıyor. siz anladınız. Oy vermek onaylamak anlamına geldiğinden bu işlemin çok çok büyük mesuliyetleri var. Her zaman bir alternatif bir çıkış yolu vardır mesele onu görebilmektir.

        • Adamın biri diyor ki:

          On aday da katılsa sonuçta yüzde elli gerektiğinden ya kimse gecemeyecek, ikinci turda ise zaten iki aday olacak. Yani en yüksek olan iki aday dışındakilerin şansı yok artık.

          Ayrıca maalesef hiçbir muhalefet partisinin ( ahlaklı olduğunu iddia ettiğiniz de dahil, ve maalesef bu parti malum çevreler tarafından destekleniyor, hatta müttefik havası var, acaba neden?) birbirinden söylem olarak farkını göremiyorum, mesela bu aile politikaları ile ilgili hangi parti bizi tatmin edecek bir açıklama yaptı? Maalesef hepsini genel olarak aynı modda görüyorum, dedikleri şu; akparti gitsin, yahu iyi de siz ne yapacaksınız gelince onu da anlatsaniza, somut bir vaadi projesi olan yok, iktidara gelince ne yapacakları belli değil, sanki akparti gidince herşey çok güzel olacak gibi bir havada muhalefet, hiç gerçekçi gelmiyor bana

          Akparti yi istemeyenler “ben siyaset kurumundan ümidimi kestim, kimseden beklentim yok, hiçbirini desteklemiyorum ” modundalarsa ona da bir diyeceğim yok, ben fikrimi belirttim, yine en doğrusunu Allah bilir.

      • Yahya diyor ki:

        🔵 hap mı, 🔴 hap mı? diyorsunuz yani…

  8. Selim1453 diyor ki:

    Ah keşke inşallah Rabbim o günleri görürüz tez vakitte.Allah hayırlıları inşallah biran önce çıkarır karşımıza.İnşallah biran önce cümlesine nasip olur.

  9. Ercan BAYRAM diyor ki:

    Sema hanım, ALLAH sizden binlerce kez razı olsun. Çocuk ve aile üzerine yazdığınız yazıları beğeniyle okuyorum. Ülkemizde sizin gibi çizgisini bozmayan, birilerine yaranmak için taviz vermeyen, Rıza-i İlahiyi düstur edinmiş bir tane daha Sema Maraşlı yok.

    Rabbim önce nefsimi, sonra neslimizi ıslah eylesin.

    Selam ve dua ile…

  10. halil diyor ki:

    Memleketi CHP liler yönetiyor da bizim mi haberimiz yok. Doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar. Bu kanunları cıkaranlar kimler. Millet vekillerinin coğunluğu kadın da haberimiz yok. Erkeklerin hakkı kadın haklarını koruyacağız diye gasp ediliyor.

  11. mücahit diyor ki:

    Türkiye de daha öncesin de olan ama 1990 dan beri ivme kazanan bir çok bozulmaya bakarsak bizim görmediğimiz bazı hikmetler olabilir. ama önce şöyle bir not düşmek istiyorum: şimdi insanın ferdi hayat içerisinde ki bozulma , sosyal hayat içerisinde ki bozulma bu iki bozulmanın meyvesi olan millet hayatı içerisinde ki ( millet : peygamberi yol) bozulmanın görünen sonuçları dışında, bizim görmediğimiz neticeleri olabilir mi diye düşünüyorum. söyle ki: bu bozulma öyle bir hadde ulaşacak ki her yapıdaki insan, artık yeter deme seviyesine gelince (fert veya devlet bazında) bu işler bir çok insanı, görüşü , geliri , inancı, cinsiyeti, makamı , hiç fak etmeden , o kadar çok ,bizar edecek ki,bir çıkış yolu aramaya başlayınca işte ; Sema Maraşlı hanımın savunduğu düşünceler ve bu yöndeki düşünceler ( çünkü: Kuran ve Sünnete çok yakın olması sebebiyle) insanlar arasında önce ferdi hayatta ve sonra sosyal hayatta büyük oranda kabul görmeye başlayacak. bu kabul görmeden sonra otomatikman Millet düzelmeye başlayacak. ( Milletin gerçek manası yukarıda yazdığımdır. bizim şu zamanda kullandığımız millet kelimesi lafın gelişi olarak söylenmektedir) işte burada bize düşen; bu çalkantılı dönem içerisinde Hz. İbrahim in ateşine su taşıyan karınca misali tarafını belli etmektir. Çünkü mahşerde CENABI ALLAH bizim kalplerimizi en iyi bilecek olandır. şimdi kendimiz dahil herkesi kandırabiliriz ama ALLAH ı kandıramayız.

  12. hasen diyor ki:

    sema hanım ben televizyonda dinledim. orada türk toplumunun aslında çocuklara ilgi duymadığı söylendi, Bunun çocuklarda yapılmasının sebebi çocukların sesini çıkaramamasındandır. bu da feministlerin koydukları yasalar yüzünden kadınlara yaklaşamayan erkekler çocuklara yaklaşıyor demektir şimdi çocuklarda yasaklanınca muhtemelen erkekler gidip güçsüz ve zayıf olan erkeklere yaklaşacak ve bu erkeklerde keşke size karşı bir gücüm veya sığınacağım bir kuvvet olsa diyecekler.bu erkekleri ne devlet koruyacak çünkü bunlar erkektir. kendini koruyabilirler ne de kendi kendini onların şerrinden koruyabilecek ve lut peygamberin lafını diyecek artık lut kavminin nasıl bir toplum olduğunu umarım herkes anlamıştır.

  13. Hüseyin Yılmaz diyor ki:

    Bu 18 yaş muhabbeti nedir Allah aşkına.Neye göre,kime göre.Kriter nasıl belirlenmiş.Hakkında ayetmi var hadis mi?Bu nasıl bir dayatmadır böyle anlamak mümkün değil.Sema hanımefendi, yazınızın altına imza atıyorum.Aile kurumunun altı ancak böyle dinamitlenebilirdi.Ak parti seçmeni olarak kınıyorum ve inşallah geri adım atarlar da yanlışlarının farkına varırlar.Yoksa bu şekilde birilerine yaranmak adına inatla devam ederlerse bizleri bir daha yanlarında göremezler

  14. cüneyt diyor ki:

    Sema Hanım Dersin sonunda boşanan erkeklerin gücü yetmediği halde nafaka vermek zorunda kaldıklarını ayrıca kadının beyanı kanuna göre esas olduğundan kadın istemezse çocuk babasını göremiyor dedim Psikolog hanıma. Araştırmam lazım dedi bana. Örnek olarak Fatih Tezcan (gazeteci yazar) boşandığı eşinden olan 3 çocuğunu göremiyor 3 yıldan beri. Sizden bahsetti en son you tube paylaşımında. Marmara ereğlisinde olan olayı da anlattı. Allah sonumuzu hayır etsin diyelim.

  15. cüneyt diyor ki:

    Sema Hanım Merhaba. Bizim işyerine öfke kontrolu, iletişim, hitabet ,beden dili kullanma mutlu olmanın yolları hayallerimiz gniş tutma gibi konularda eğitim veren bir psikolog geldi. Sizden bahsettim. Sizin kadın düşmanı olduğunuzu söyledi. Ben de ona feministmisiniz dedim. Kapalı bir kadın bu arada hocamız. Sizin önce feminist olduğunuzu sonradan bu fikirden vazgeçtiğinizi söyledim. Herkesin hatalı bazı görüşleri olabileceğini de söyledim. Sizin normal bir insan olmadığınızı söyledi. Şu anda İSKİ de personele psikoloji eğitimi veriyor aynı zamanda hemşire kendisi. Tabii ki prof. da olsa hatalı fikirleri olanlar var. Uzman da olsa olabilir. Ama herkes müspet ve menfi hata ve hizmetleriyle bir bütündür bence. Ben de sizin kadın düşmanı gibi görülen fikirlerinize katılmam olur biter. Ancak gerçeklerden kaçmak da olmaz. Kadın erkekleşmemeli. Erkek kadınlaşmamalı. Roller değişmemeli. En basitinden kadın pantolon giymişse erkek de illa ben de etek giyicem diye inat etmemeli. Kadın da erkeğin her alanda önüne geçecem diye kendini paralamamalı. Mesela maden inşaat işçiliği hammallık veya tır şoförlüğü gibi. Zaten savaş çıksa herkes savaşabilir. Nitekim kadın polis asker de var zaten. Yine de kadın psikologların sizi kadın düşmanı gibi görmelerini kısmen yadırgadım diyebilirim. Her yanlışta mutlaka doğru bir yan olduğu gibi doğruya giden yollarda da hataların bulunma ihtimali vardır. Alişan Kapaklıkaya hoca insan her zaman kendisini yenilemeli diyor. Özellikle eğitmenler için söylenmiş bir cümle olsa gerek bu. Allah’a emanet olun. Sağlıcakla kalın.

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “Sizin kadın düşmanı olduğunuzu söyledi. ”

      Cüneyt bey Sema hanıma kadın düşmanı diyenlerin asıl kendileri kadın düşmanıdır. Hemde süper düşmanlardan.

      Her ne hikmetse bu toplumda hangi yazar çizer kadına kadınlığını, fıtratını olması gerekeni hatırlatsa hemen kadın düşmanı ve tu kaka ilan edilip aforoz ediliyor. Sema hanım ilk değil daha nicelerine bu yapıldı. Hatta bugün eli kalem tutan bazı islamcı yazarlar kadın konusunda sessizlerse biraz da “kadın düşmanı” olarak yaftalanmaktan çekindikleri içindir bence.

      Ancak tabi ki Sema hanım başta olmak üzere bizler kınayıcının kınamasından çekinmeyerek doğru bildiklerimizi söylemeye devam edeceğiz inşaallah.

      Vesselam…

    • Yahya diyor ki:

      Bizi başkasının ne dediği ilgilendirmiyor.

      Reise de siyasi hayatı bitti, muhtar bile seçilemez dediler… ne oldu?

      Aman böyle psikolog hanımları gözünüzde büyütmeyin.

      • Selim1453 diyor ki:

        ireyis körpü yapdi,yol yabdi,hastane yabdi yaşa ireyis hu ireyis.

        • Adamın biri diyor ki:

          Yapmadı mı sayın din kardeşim, tamam anladık eleştireceksiniz, eleştirelim de hep birlikte, ama sanki yapılan hizmetlerin hiçbir değeri yok gibi bunlar üzerinden konuşmaya gerek var mı? Eleştirmek için illaki bu hizmetleri küçümsemek mi lazım, vurmadan kırmadan incitmeden eleştiremez miyiz? Hastanyele yolla bu konunun ne ilgisi var?? Eğer amacınız birşeyleri değiştirmekse ve birilerini ikna ise bu üslup doğru değil, değilse zaten ne desem boş,

        • Yahya diyor ki:

          @ Selim1453

          peki ya sen ne yaptın?

  16. Adamın biri diyor ki:

    Benim bu kanunla ilgili dikkatimi şu çekti; kadın dernekleri konfederasyonu diye bir örgüt bu kanunu da yeterli bulmamış, bu kanunlarda ceza var ama koruyucu tedbirler yok diyorlar, bilemiyorum tabi koruyucu tedbirden kasitlari ne acaba, yani bu kanun bile aslında feministleri her zamanki gibi memnun etmemiş herhalde, zaten ne yapsalar memnun olacakları yok gibi duruyor kanun hazırlanırken onların fikirlerinin dikkate alınmasının

    • Adamın biri diyor ki:

      kanun hazırlanırken onların fikirlerinin dikkate alınmasının pek bir anlamı yok gibi geliyor bana, zaten ne yapsalar yapsınlar onlar memnun olmuyorlar

  17. Ahmet diyor ki:

    Benim anladığim kızım namusunu koru denirdi iffetli ol bekaretini muhafaza et denirdi.devlet baktı kız milleti ahlaksızlaştı namussuzlaşti 13 de kızlar hamile kalmaya başladı çağdaş yaşamlardan dolayı ee nasil koruyacak namusu bakireliği erkeklere oğlum baķ bu kız seni tahrik eder yoldan cikartirsa kendini muhafaza et yoksa …. kesmekten beter ederim seni demek istiyor yani iffetini erkek sen koru diyor…

  18. Şehid diyor ki:

    Bu yazılar Erdoğanın gündemine düşüyor mu diye gerçekten merak ediyorum. Düşüyorsa yazıklar olsun..

  19. Mustafa Esat GÜNEŞ diyor ki:

    Sema hanım merhaba…

    AKP milletvekillerine mail yoluyla iletsek yazılarınız faydası olmaz mı acaba? BİMER’e CİMER’e iletsek yazılarınız, Change.org’da kampanya başlatsak, Meclisten geçmesini engelleyemez miyiz bu yasanın?

    • M.Sadık diyor ki:

      Bimer’e Cimer’e ve bürokratlarımıza iletiliyor. Nasıl sonuç çıkacağını ise önümüzdeki günlerde göreceğiz. Siz imza kampanyalarını imzalamaya devam edin. Bu kampanyalar sanıldığından daha fazla ses getiriyor.

  20. M. diyor ki:

    SAYGIDEĞER SEMA HANIM A SELAMLAR .

  21. mücahit diyor ki:

    bu gün 13/04/2018. adana da 16 yaşında bir erkek çocuğu, iftira ile babasına öldürten kıza savcı 4 yıl ceza istemiş ( belki daha az verilecek). yani bir canın bedeli erkek olursa 4 yıl, kadın olursa ağırlaştırılmış müebbet hapis. Hatta öldürmesine bile gerek yok,

    dün bir haber çıktı: bir kadın, bir adam hakkında, otobüste “eli bir baldırıma dokundu dedi” diye adama 7 yıl hapis verdi mahkeme.

    işte adaleti bol ülkemizin panoraması.

    ey kadın haklarını savunan, hak düşkünleri, bir cinayetin bedeli, 4 yıl sadece. bu öldürülen zavallı gencin canı, diğer öldürülen özge canın canından çok mu değersiz de savcı 4 yıl hapis istemiş. özge can cinayetinde kendi ideolojileri için Türkiyeyi yakıp, yıkan, iki yüzlü , solcu ve sağcı kadın örgütleri neredesiniz.

    neden! yolları , köprüleri, binaları işgal edip, kapatıp önceden yaptığınız gibi Türkiye de hayatı felce uğratmıyorsunuz. çünkü bu olayda suçlu bir kadın (babasına öldürttü), öldürülen 16 yaşında masum bir erkek çocuk. sizin ne kadar hain olduğunuzu, Türkiye düşmanı olduğunuzu anlamaya başka hiçbir şeyi araştırmasak bile, bir tek bu örnek yeter.

  22. mücahit diyor ki:

    şu anda at izi it izine karışmış durumda. kimin ne olduğu belli değil. Türkiye de bu çıkarılan kanunlar yoluyla öyle bir karışıklık çıkarmak isteniyor ki boyutları 15 temmuzu aratmayacak düzeyde. siyasette bürokrasi de o kadar kripto feto cu var ki Cumhurbaşkanının yüzüne gülüp her türlü planı yapıyor. fetocu diye, oradaki buradaki ilk okul öğretmenlerini, memurları atmakla Türkiyeyi kurtuldu sanıyorlar. ama siyasete hiç dokunulmadı . bu kadar absürt , insan aklına, vicdanına , izan nına ters kanunların çıkarılmasını ben başka türlü izah edemiyorum.

  23. Birol diyor ki:

    Allah razı olsun Sema hanım.Sizin gibi yazarlara,hakkı, korkmadan,dünyalık kaygısı olmadan haykıranlara çok ihtiyacımız var.Asla vazgecmeyin.Hak yolunda mücadeleye devam.Ahireti,dünya hayatına değişmeyenlere selam olsun.

  24. Cenkhan Uğur diyor ki:

    Allâh sizden râzı olsun Semâ hanım. Rabbim kaleminize kuvvet, yüreğinize cesâret, ayaklarınıza metânet, gayretinize muvaffâkiyet versin. Biz Müslümânlar bu dünyâda ezildik. Amma inşâallâh böyle mücâdeleleriniz sürdüğü müddetçe sizi âhirette azîm mükâfat beklemektedir.

    O sebeple aman yorulmayın, aman bıkmayın… Tevekkül edin, devâm edin.

    Hürmetlerimle…

  25. Sadri diyor ki:

    İnsan fıtratına uygun gençlerimizi ahlaksızlıktan koruyacak ,suçsuz insanların mağdur edilmediği,gerçek suçluların cezasını çektiği bir düzenleme istiyoruz.
    Flört edenler e yol açıp günahtan korunmak için yuva kuran gençleri erken evlendiler diye cezalandırmak insan vicdanının kabul etmeyeceği bir şeydir.söylediğiniz yanlışlar varsa inşallah biran önce bundan dönülür.

  26. Yakup diyor ki:

    Bunca feryadınız için Allah razı olsun.
    Belki bir boşluğa haykırıyorsunuz fakat Allah hizmetinizi zayi etmeyecektir.
    Kadını koruma altına almak için çıkarılan kanunlar şiddetin nicelik ve niteliğini artırmaktan başka bir netice vermiyor.
    Tacize karşı düşünülen tedbirler de mağduriyetleri artırıyor.
    Bu konuların çözümü bizim dinimizde var ama…

  27. kiraz diyor ki:

    Bu gibi kanunlar ile aileyi nasıl parçalarız, aile kurulmasına nasıl engel oluruz, eşlerin birbillerine olan saygı, sevgisi ve muhabbetini nasıl yok ederiz diye çıkartılmış gibi.

  28. mücahit diyor ki:

    sema hanım şunu çok iyi bilin ki siz kesinlikle yalnız değilsiniz. neden: (belki savunduğunuz konularda kalem oynatan az olabilir şimdilik) sizi destekleyen kitle günden güne kar topu gibi büyümekte. çünkü bu fikirler KURAN , SÜNNET , ve yaratılış fıtratı üzere olduğu için az dindar , çok dindar ne derseniz deyin insanların kalp ve zihin olarak kabul ettiği şeyler. Milletin kabul etmediği şeyler, sizinde karşı olduğunuz akla, mantığa , dine , uymayan şeylerdir.. bunları artık çocuklar bile anlayacak durumdadır. hele şu yapılan kanunların hangisi izan a uymaktadır. bazıları menfaat için adaleti elden bırakabilirler , ALLAH adaleti elden hiç bırakmaz. ama burada bize düşen adaletin tarafını tutmaktır, cesur olmaktır. eninde sonunda bu işler yoluna girecektir. ama yılgınlık bize yakışmaz , “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz.” (Tirmizi, Fiten, 11; İbnu Mace, Fiten, 20)

  29. Kamil Ali Aşkın diyor ki:

    İnsaf sahibi hukukçular burada.
    Ancak onların da sözünün itibarı yok.
    Birlikleri hükümetlerle kavga etmekten, dernekleri yandaş olmaktan bu işlere bakamaz.
    Siz yorulmayın sakın.
    Kalem ile yazmayı öğreten Rabbe borcunuzu eda etmeye devam ediniz.

  30. Sami diyor ki:

    Allah’ın -azzevecelle- rahmeti üzerinize olsun Sema Hanım,

    İsminde adalet geçen, senelerdir mütedeyyin halkın teveccühüne mazhar olmuş bir partinin son yıllarda yaptıkları hakikaten idrak sınırlarını zorluyor.

    Gözümüz gibi bakmamız gereken aile müessesesinin temelleri dinamitleniyor. Okullarda yaşananlar içler acısı. Paylaşımlarını muntazaman takip ettiğim bir matematik öğretmenimizin şu tespitleri yürek parçalayıcı…(Eşcinselliğe eğilimin ortaokul sıralarına kadar düştüğünden, ilkokul öğrencilerinin ot sarıp içtiğinden, liselerde cinsel istek arttırıcı ilaçların arkadaşlar arasında rahatlıkla alınıp satıldığından, okul tuvaletlerinden çıkan gebelik testlerinden, cinsiyet nihilizminin taraftarlarının git gide arttığından, çocukların kendilerini kız ya erkek olarak tanımlamak istemediklerinden haberleri yok. / Matematik Öğretmeni Tuğba Hanım)

    Fatma Şahin dönemiyle başlayan büyük savrulma hız kesmedi. Beyler için cadı avı başlatıldı. Medya sektöründe çalışıyorum. Nafaka zulmüne maruz kalmış beylerden sık sık telefon alıyoruz. Yakında erken evlendiği için, çıkacak yasa gereği hapse düşmüş çocukların ailelerinden de telefonlar, e-postalar alacağımız âşikâr.

    Aile hususunda sesi gür çıkan, paylaşımları yaralı yüreklerde makes bulan akla ilk gelen isimsiniz. Saf oluşturmaya çalışıyorsunuz lâkin çağrılarınız cevapsız kalıyor.

    Zamanında iyi hizmetlere kapı açmış bir partinin adım adım gerileyişine şahitlik ediyoruz.

    Allah -azzevecelle- gelecek günleri bizler için hayırlı eylesin. Emekleriniz zâyi olmasın Sema Hanım.

    • Feyza diyor ki:

      Iste paragraf icinde yazili kisim okullarin durumunu hem de bir egitimcinin kaleminden en seffaf haliyle izah ediyor. Bu haller idrak sinirlarimi zorluyor. Allahu Teala yardimcimiz olsun.
      Bundan bes on yil sonra, “escinsel bir imamin arkasinda namaz kilinir mi?” polemigini tartisiyor olmayacagimizdan emin degilim..

  31. mücahit diyor ki:

    hepimizin bildiği bir hikaye vardır. eskiden eşkıyanın biri namuslu bir kadını dağa kaldırmış, bütün pislikleri yaptıktan sonra demiş ki, git artık . kadın tam giderken eşkıya bağırmış üzerindekileri çıkarda öyle git. kadın başlamış ağlamaya bunu yapamam diye , eşkıya diretince kadın çaresiz kalmış. tam o sırada karşıdan bir ihtiyar gelmiş, eşkıya dalga geçmek için ihtiyara sormuş ne yapsın üstündekileri çıkarsın mı, kadın ihtiyara yalvarmış çıkar dememesi için. ihtiyar demiş ki çıkaracaksın kızım, kadın ağlayarak başlamış konuşmaya sende korktun bu katilden benim soyunmamı istedin diye, geçmiş bir çalının arkasına giysilerini çıkarıp atmış eşkıyaya. eşkıya giysileri alıp ,yirmi adım atmış ki bir yağmur bir şimşek, eşkıyayı kömüre dönmüş. ihtiyar bağırmış kızım bu yandı küle döndü gel şimdi al elbiselerini. sonra ihtiyar demiş ki bu eşkıya sana bunca zulümden sonra seni çıplak göndermek isteyince , seni bu kadar üzünce sana bu kadar zulmedin ce , bende bu bu eşkıya ya CENABI ALLAH IN azabının çabuk gelmesi için soyun dedim sana. yaptığı bu son zulüm eşkıyaya gelecek belayı hızlandırdı 20 adım gitmeden ALLAH bir şimşekle bunu yere serdi. yani bu iş GAYRETULLAHA dokundu. galiba siyasetteki bu son canhıraş yapılan zulüm kanunları bazı şeylerin sonunu hızlandırıyor gibi. bizi YARATAN , YAŞATAN, YÖNETEN, GÖREN , BİLEN ALLAH IN bu yapılanlar karşısında, millete zulüm için çıkarılan kanunlar karşısında ADİL sıfatıyla tecelli etmeyeceğini düşünmek iman zaafiyeti değilde nedir. bazıları yaptığı bu zulüm kanunlarıyla kendi sonunu hazırlıyor olabilir. zulüm son hadde ulaştığı anda her şey tepetaklak olacaktır. geçmişte nasıl bunu gördüysek aynen yine göreceğiz. ALLAH var gam yok.

    • Po KE diyor ki:

      Mücahit bey, örneğiniz evanjelist bir yaklaşım, kasten ya da bilmeden hatalı bir örnek veriyorsunuz. Bir de “gayretullah” nedir ya, fetöcülerin ağzı bu, terkedin bence. Yine de siz bilirsiniz.

      Meseleye gelirsek Sema hanım;

      Akparti tarafından bu konuyla ilgili kişi/kişilerle karşılıklı soru cevap şeklinde bir yazışma/söylev/tartışma yapmalısınız, karşı tarafın tezlerinin yanlışlığını reelde de böyle rahat ifade edebilecek misiniz, yoksa öyle değil mi belli olsun. Şu an tek taraflı yazmanın “avantajları”nı kullanıyorsunuz. Bunun bir şekilde sağlamasını yapmalısınız.

      Halihazırda yapılan edilenlerden sinir olmamak elde değil. Bana gözüken, yapılan/yapılmak istenen icraatlar tam bir “özenti, aptallık ve akıl tutulması hali” ki bu iyimser bakışım, yoksa kötümser baksam ‘ihanet’ diyecem. Tabi bu bizim sağlaması yapılması gereken fikrimiz.

      Duyurmak istediğinizin markes bulması sorumluluğunuz. Varsa diyeceğiniz, madem Türkiye gazetesinde de yazıyorsunuz, bir imkanla bunu az daha hatta güçlü bir sesle duyurun bence. Yoksa atı alan..

      Selamlar.

      • mücahit diyor ki:

        arkadaş görünen o ki senin ne GAYRETULLAH tan haberin var, ne dinden haberin var, ne iman ve itikat esaslarından haberin var. sen bu konuda biraz kendini geliştir de öyle çık piyasaya. feto ile bu kadim olguyu (GAYRETULLAH) nasıl bağdaştırabildin onu da anlamadım. fetocuların bir terimi kullanması, o terimi fetocuların malı mı yaptı ki sen böyle konuşabiliyorsun. hele hele buraya evanjelist yaklaşım diye bir şeyi nasıl yazdın şaşırdım.

      • Yahya diyor ki:

        Sn. Poké…,

        demeye getirmişsiniz ki “mangalda kül bırakmıyorsunuz…”

        merak etmeyiniz Sema hanım – müslüman bir hanım olarak – sesini duyurabildiği kadar duyuruyor. merak etmeyiniz bir çok erkeğin cüret dahi edemeğini yazıyor, çiziyor ve söylüyor.
        millet geri adım atıyor, Sema hanım üzerine üzerine gidiyor…

        ayrıca, ben bazı yazılarını şahsen c.başkanlığına ve belli mercilere ulaştırdım; netice…?

        gelelim köşe yazarlığına; Sema hanım daha öncede bir çok gazetede köşe yazarlığı yaptı… çok yazdı. O “muhafazakar” gazeteler dahi sahip çıkmadı kendisine…

        buyurun sizde elinizi taşın altına koyun. Sema hanımın köşe yazılarını, kitaplarını ilgili yerlere gönderin, ulaştırın ve en azından çevrenizle paylaşın!

        • Po KE diyor ki:

          Yahya bey, Hanımefendiyi desteklemek için yazdım bunu. Kendisini sorgulamak için kendisinden daha etkin birisi olmam lazım ki, değilim zaten.

          Kadem vb. “yasadışı yasal örgütler”, işlerini belgeyle, onayla, imzayla, kararla yürütürler, ve ‘işbilmez/tembel/etliye sütlüye karışmayan/özenti/pısırık/ihtimal dahilinde hain’ siyasetçi ya da bürokrat da mecbur kalır bunların getirdiklerine. En iyi ihtimal dersini çalışmamış ve yanındaki danışmanın dediğinin dışına çıkacak iradesi de yoktur.

          Yani hanımefendinin söyledikleri şuan ‘şifaen’ durumunda kalıyor, yanlış mıyım_? Kadem’in karşısında etkisi olmayacak ve hatta bir süre sonra alışıldık itirazlar durumuna gelecek.

          Yakında “Akparti karşıtlığı nedeniyle” etiketine takılacak kendisi. Söyledikleri zayi olsun istemem, konunun, parti şu bu karşıtlığı ile ilgili olmadığını normal zekada bir insan zaten çıkartıyor yazılarından.

          Cumhurbaşkanımıza gelince; kafasını kaşıyacak zamanı yok, bu durumların bir nedeni de bu zaten bence, bir insandan çok fazla şey de beklememek lazım.

          Memlekette insanların arasını bozmak/ferdileştirmek/yalnızlaştırmak/muhabbeti bitirmek ile ilgili bir plana start verildiği bir zamandayız adeta. Birçok mevzuda, bu sitede ki birçok konuyu, alttaki yorumlarıyla beraber Bimer’e vs. gönderdimdi, gönderiyorum da bilginiz olsun. Ama farklı bir girişim gerekli, yoksa kanunlar tek tek çıkıyor bakın. Bu kazıklar çakılırsa en az yüz sene çıkmaz.

          Yani bu görüştekiler (bizler) çevresini mi kullanıyor, ne edebiliyorsa kritik zaman bunlar, aynı görüşte siyasetçi yazar, çizer, akademisyen vs. hatta güleceksiniz belki sanatçılardan bile lazım, bu konuda bir çıkış ciddi bir etki yapmazsa anlaşılmayacak gerçekler ve arada kaybolacak.

          Yoksa Kadem yazar, meclis yapar.

          • Yahya diyor ki:

            Sn. Po KE,

            Sağduyulu cevabınız için teşekkür ederim.
            Uzun süre Ankarada bulundum; kulislerde, bakanlıklarda, hatta beştepe’de… neyin nasıl olduğunu, yürüdüğünü izleme fırsatım oldu. Çok ilginç analizlerde bulundum.

            Mevzuları değerlendirirken C.başkanını izole/tenzih etmek son derece yanlış… gündemi, kafası çok dolu ve yoğun ehh alttakiler de at koşturuyor… değil işte! daha da teferruatlı yazmak istemiyorum.

            şahsen kanunların arz/talep dengesi içerisinde çıktığını düşünmüyorum. genç yaşta evliliği cezalandıran yasayı feminist veya kripto feminist derneklerin baskısıyla çıktığını zannediyorsunuz halbuki müftü nikahı yasasına da bu dernekler yasanın çıkmaması için elinden geleni yaptılar. Şahsıma gelen mesaj/emaillerden gına gelmişti. Ne oldu yasa çıktı!

            Devlet 3. köprüyü/ 3. havalımanını / bilmem neresiyle vizeleri kaldırırken (…) bize mi sordu? Niye bu yasaları geçirirken bize sorsun!

            bakınız 15 temmuzdan sonra millet idam idam diye haykırdı. niye gündeme dahi alınmıyor? Sn. C.başkanımız bize gelsin değerlendirelim diyor! kim getirecek size? aksine siz getireceksiniz biz referandumda oylayacağız/onaylayacağız!
            Başkanlık sistemi oylanırken, niçin idam oylanmadı….

            cinsel istismardan daha büyük bir sorun olan boşanma sonrası çocukların durumu gündeme yeni yeni geliyor… ancak cinsel istismar/tecavüze gösterilen ciddiyet niçin bu çocuklar ve hakları için gösterilmiyor? biliyor musunuz, cinsel taciz ve istismara uğrayan çocukların büyük bir kısmını boşanmış çiftlerin çocukları oluşturuyor. kötü huy, uyuşturucu, sigara, adli vakalarda hep bu çocuklar başı çekiyor. tesadüfen mi?
            Devlet büyüklerimiz bunları göremiyorlar mı? görmek mi istemiyorlar? çok mu yoğunlar, sıra mı gelmiyor? bugünü konuşmuyorum 16 sene oldu!!!

            Selam ve dua ile…

          • Abdullah hasan diyor ki:

            Po ke her kesimden insan olabilir, aile yi korumak adına iyi işler yapmak isteyen herkezden yardım alınır, herkesin destek vermesi beklenir. Bunun en makul yolu herkeznelinden geldiğince birşeyler yapmaya gayret etmesidir. Sende ne yapabiliyorsan onu yapmalısın, kimse sesimizi duymuyor diye oturup ecelimizi bekleyecek değiliz, imkan neyse o takdir olacaktır.

      • osman diyor ki:

        sen GAYRETULLAHA FETÖ AĞZI DİYORSAN…ZATEN ATI ALIP ÜSKÜDARI GEÇMİŞSSİN YOLUN AÇIK OLSUN…

        • Po KE diyor ki:

          Evet, tam olarak öyle diyorum, sağolasın Osman bey.

          • osman diyor ki:

            …feto ağzı kelimeler sözlüğü varsa milletin kullanımına sunabilirsiniz…

          • osman diyor ki:

            inşallah şımarık cevabın GAYRETULLAHA DOKUNAN BİR DAMLA OLUR…

          • Selim1453 diyor ki:

            Pokemon özellikle kimin ne olduğu mesela sizin gibilerin maskesi düştüğünde göreceğiz.Siz hiç merak etmeyin ahirette hepiniz göreceksiniz.

  32. osman diyor ki:

    ak partinin misyonu..yahudi mason lehine..zavallı taifei nisayı tabiri caizsse azdırmakmıdır..aile mevhumunu yerle bir etmekmi..ahlak maneviyat aile..yerle bir olduktan sonra ilk 10 devlet arasına girsen ne olacak…zengin olup lanet satın alıp lanetin ticaretini yapan masonik güçlerin zavallı kuklaları…hakkı haykıran dürüst insanlara selam olsun…kendi işini yapmayan dört isimli aile bakanı ve sırtını dayadıkları yazıklar olsun size ..verdiğim oylar haram zehir zıkkım olsun…iki yalancı adi şahitle insanların malına mülküne el koyan aile mahkemeleri ve kanun koyucuları…sizede hesap var..reisinizde sorgu sualden muaf değil elhamdülillah….

  33. Mete diyor ki:

    Bu hak ile batılın savaşıdır. Melhame-i kübra ahir zamanda had safhaya gelecek olan zulüm ve haksızlıkların bir neticesi olacak kanımca. Meyus olmaya gerek yok; zira en sonunda batıl zail olmaya mahkumdur. Hak her şekilde galip gelecek ve insanlık cennet ve cehennem denilen ebedi menfezlerine akacaktır. Sizin Hak yolundaki çabalarınız da zail olmayacak inşallah. Asla fütur getirmeyiniz…

  34. Hüseyin diyor ki:

    Şimdi televizyonda bir programda izledim,bir avukat söyledi,cinsel istismar yapanların çoğunluğu eğitimcilerden oluştuğunu,ben eğitimci değilim ama böyle bir oran varsa bile bunların büyük bir kısmı iftira olduğunu sanıyorum.artık adalet öyle bir yere geldi ki bir şahit veya beyanla insanı ipe götürüyor,delil aranmıyor.

    • Yahya diyor ki:

      Hüseyin bey,
      çocuklarla/gençlerle yetişkinlerin bir araya geldiği ortamlar bellidir.
      Yurtlar, okullar, hastaneler, camiiler vs. dolayısıyla bu ve benzeri haberlerde daha biz çok doktor, öğretmen, imam vs. duyarız, duyacağız.

      tabii giyim, kuşam, edep, ahlak, cinsellik, çıplaklık mevzusuna değinmiyorum bile… çünkü özgürlük onlar!

    • Feyza diyor ki:

      Egitim camiasindan fazla sikayet gelme sebebi, ogretmene garezi olan kisilerin bu sekilde bir iftiraya basvurma ihtimalinin daha fazla oldugu bir ortam oldugu icindir. Dusundugunuz zaman bir genc ile bir ogretmenin cikar iliskisi egitim camiasj disinda fazla olmaz. Ayrica liselerde kizlar erkek ogretmenlere muayyen gunlerinden bahsedecek kadar cigrindan cikmis durumda. Goruyoruz, duyuyoruz, biliyoruz.

  35. Muhammed diyor ki:

    Aile ve sosyal politikalar bakanı olmanız için ne gerekiyorsa destek vermeye hazırız.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tartışmalarda öfkelendiğimiz an, gerçek için değil, kendi hesabımıza çalışmaya başlarız. “  ( T. Carlye)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku