Akıl Noksanlığı (Evlilik Okulu 18.Ders)

24 Aralık 2012Evlilik Okulu67 Yorum »

Kişinin mutluluğunda en büyük engel çoğu zaman kendisidir. Mutluluğumuza düşman huylarımız var. Bunların en başında kibir gelir. Kibir çok tehlikeli bir huydur ki hakkı inkar etmeye kadar götürür insanı. Yaratılışımızın başlangıcında yaşananlar: Hz. Adem ve Hz. Havva’nın yaratılışı, iblis’in secde etmemesi, sonra şeytanın insanı kandırması, kandırılış sebebi, cennetten ayrılış…Bunlar bizler için çok büyük dersler ihtiva eder.

İblis, Hz.Adem’in karşısında kibre kapıldı ve Allah (c.c) ın rahmetin kovuldu. Kibir bizi Rabbimizden uzaklaştıracak, sevdiklerimizin gönlünden düşmemize sebep olacak en kötü huyumuzdur. Ve şeytan en çok kendi kaybettiği yoldan kaybettirmeye çalışır bize. Bu yüzden bize hep fısıldar. “Sana bunu nasıl yapar? Sen ondan daha üstünsün.”

Sadece içimizde ki şeytan yapmıyor bunu. Tüketimi artırmak ve birilerinin cebini doldurmak için onların yayın organı kapitalist medya tarafından da yapılıyor. Reklamlar “Sen her şeyin iyisine layıksın, biz senin için en iyisini ürettik. Özgürlüğünü yaşa, hayatını yaşa…” Tabii bunları yaşarken onların ürünlerinden kullanmak gerekiyor.

Kibir için benliği yani nefsi beslemek gerekiyor. Nefis her şeyi istiyor ve aldıkça bencilleşiyor. Başkalarını düşündükçe, verdikçe de terbiye oluyor. Bu yüzden dinimiz iyiliğe yardımlaşmaya, kendinden başkalarını düşünmeye çok kıymet veriyor.

Kibir konusunda yazmak için epey araştırma yaptım başta kendi nefsim sonra da sizlere faydalı olsun diye. Kibrin kötü olduğunu hepimiz kabul ederiz, etrafımızdaki kibirli insanları fark ederiz de kendimiz kibirli isek hiç farkında olmayız; söyleyen olursa da kabul etmeyiz. Kendi kibrimizi ben gururluyumdur, onurluyumdur… gibi kibar cümlelerle süsleriz. En kötüsü ise kendimizi de kandırırız.

O zaman kibirli insanın özelliklerini bilelim, nefsimizin savunmasına kulağımızı tıkayıp, bu özelikler bizde varsa kendimize çeki düzen verelim.

Kibirli insanda kibrinin derecesine göre şu özelliklerin hepsi ya da bir kaçı mutlaka bulunuyor.

Kibirli kişi:

Kendini beğenmiştir: En zeki, en akıllı, en karizmatik, en güzel, en alımlı, en becerikli, en doğru davranan…kendidir. Onun işi, onun arabası, onun evi…en güzelidir. İçinden beğenmese bile dışarıya iyi olarak yansıtır. Evde durumu daha da kötüdür. Eşi onun için ne yaparsa yapsın o hep daha fazlasını ister. Hatta eşinin yapmaya imkanı ya da gücü olmayacak şeyler ister, eşine kendini yetersiz hissettirmeye çalışır. Eşini yaptıkları için takdir etmez, teşekkür etmez. “Sen beni hak etmiyorsun, kıymetimi bilmiyorsun…Ben daha iyisine daha güzeline daha zenginine daha tahsili yüksek olanına layığım. ” cümleleri dilinden dökülür ya da bunu hissettirir.

Kendi kusurlarını görmez: Çünkü o mükemmeldir. Her şeyin iyisini yapar. Mutsuzluğu için hep başkalarını suçlar. “Mutsuzum çünkü eşim şunları şunları yapıyor. Evliliğim kötü gidiyor çünkü hep eşim yanlış yapıyor?”

Bencildir: Önce kendi rahatını ve keyfini düşünür. Önce benim mutluluğum, benim isteklerim, benim keyfim, benim annem… Önce kendisi, sonra kendisinin parçaları olan çocukları sonra kendi akrabaları daha sonra eşi gelir.

Alıngandır: Buluttan nem kapar. “Bana şunu demek istedi bunu demek istedi.” Her sözden her davranıştan anlam çıkarmaya çalışır, her şey nefsine dokunur. “Neden telefonumu hemen açmıyorsun, mesaj attım neden hemen cevap vermedin? Parayı verirken niye yüzün asıldı?…”

Merhameti azdır: Önce kendini düşündüğü için en yakınlarına bile pek acımaz. Herkesin ona hizmet etmesini bekler. Eşi hastayken ilgilenmez, hastalığına inanmaz “Sen iyisin, hiçbir şeyin yok, nazlanıyorsun, gözyaşları ile beni etkilemeye çalışma, her şeye de üzülme… ” Kendi grip olsa ortalığı yıkar. ” Hastayım benimle ilgilen.” Eşinin başkalarının yanında zor durumda kalmasını önemsemez.

Cezalandırıcıdır: Affedici değildir. Ona bu yapılmamalıydı o bunu hak etmemiştir. Kendini rahatlatmak için mutlaka karşısındaki kişiyi cezalandırır. Eşine yaptığı hataların bedelini bir şekilde ödetir. Surat asar, küser, parayı keser, ilgiyi keser, cinsel olarak soğuk davranır, kahvaltı hazırlamaz, ütü yapmaz…Eşini en çok üzecek, sinirlendirecek şeyleri yapar ki içi rahatlasın.

İnatçıdır: Her şeyin iyisini, doğrusunu kendi bildiğine inandığı için başkalarının kendinden daha iyisini bileceğini kabul etmez. Yanılması mümkün değildir. Yanıldığını fark etse de inadından dönmeyi nefsine yediremez, kibrini kıramaz. Mutsuz olacağını, eşi ile arasının açılacağını bile bile hatalı davranır ve hatasından dönmez . “İnat da muradı da bir olarak görür; fakat inat kendine mutsuzluk olarak geri döner.

Küstahtır: Kendisi eleştiriyi sevmez fakat herkesi eleştirir, pata küte başkalarının hatalarını söyler. Eşiyle dalga geçer, alay eder, iğneler… Bakışları ile eşini ezmeye çalışır, küçümser.

Ya da Aşırı Tevazu Sahibidir: Tevazu bazen kibirimizi saklamak için iyi bir kalkan olur. İltifat duymak, övülmek için kişinin iyi yapabildiği şeyleri bile “iyi yapamam” demesi ya da “layık değilim” diyerek tevazu gösteriyormuş gibi davranması.  Sahte tevazu dışarıda gösterilir fakat evde patlak verir, acısı eşinden çıkarılır.

Konu ile ilgili bir kaç misal:

Bir adam karısı ile gittiği beş yıldızlı otelde açık büfeden kendine yemek almıyormuş. Kendi oturuyormuş karısının alıp getirmesini bekliyormuş ya da karısıyla birlikte yemeklere bakıyormuş ne istiyorsa karısına işaret ediyormuş, karısı alıyormuş. Aman Allah’ım.

Bir okurum yazmıştı. “Karım tesettürlü fakat beni sinir etmek için balkona başı açık çıkıyor. ‘Sana inat yapıyorum’ diyormuş.

Başka bir mesaj: “Benim ailemin maddi imkanı iyi değil diye kocam ailemi hor görüyor ve onlarla görüşmek istemiyor. Onlar geldiği zaman yüzünü asıyor.”

Bir hoca hanım kocasından bahsederken “O avam” dedi. Kocasının kendi gibi dini eğitimi yokmuş. Olabilir de kocaya “avam” denir mi? Kendi zihninde kocanı cahil, bir şey bilmez diye kodladıysan o adama nasıl saygı duyarsın. Ayrıca belki sen “ilmim var” diye kibirlendiğin için Allah’ın sevmediği bir kulsun da kocan yaptığı işlerle Allah(c.c) yanında sevilen makbul bir kul. Bilemezsin ki. İbilis’ in de ilmi vardı ama kibirlendiği için onun yoldan çıkmasına sebep oldu.

Bir hanım “Benim geri vitesim yok.” diye övünüyordu. Neymiş, geri adım atmaz, özür dilemezmiş. Aman ne kadar da övünülecek bir huy. Tamamen kibir kokan bir cümle. Ondan sonra da “Eşimle anlaşamıyoruz, muhabbet edemiyoruz” diye şikayet ediyorsun. El insaf. O geri vites arabalarda ne çok işe yarar. Geri vites olmasa en başta arabayı park ettiğin yerden bir daha çıkamazsın. Evliliğinde de özür dilemeyi geri adım atmayı bilmiyorsan, park ettiğin yerde kalır çürürsün.

Adam “Ben burnumdan kıl aldırmam.” diyor. Kendini o kadar beğeniyor ki…Eh o zaman “yalnızım mutsuzum” diye şikayet etme. Topla o kılları kışın yorgan yapar, üstüne örtersin. Sarılacak, kucaklayacak bir eş olmayınca onunla idare edersin artık.

Kısacası kibir bize hep kaybettiriyor. Kişi hatasını görüyor, özür dilemiyor. Sevdiği göz göre göre gidiyor, gitme diyemiyor. Evliliği bitiyor, kurtarmak için çabalamıyor, “ben de hata ettim” diyemiyor.

“Boşanmış hanımlardan mesajlar geliyor. “Sizin yazılarınızı okuyana kadar hep eşimi suçladım, kendi hatalarımı görmemişim. Şimdi çok pişmanım. Çocuklarımızda var. Eşim de henüz evlenmedi. Fakat ona dönmek istediğimi söyleyemiyorum.”

Engel nedir? Nefsi. Kırılmaktan korkan kendini aziz zanneden nefis… Ola ki kocası “Hayır” derse. Başkaları duyar “Aa yazık pişman olmuş, geri dönmek istemiş…” Desinler ne olur? Kişi ailesini yeniden bir araya getirme imkanını kibrini kıramadığı için yapamıyor. Nefsini korumak için yalnızlığa razı.

Bir “Evlilik Okulu” eğitimimde hanımların evlilikte yaptığı hataları konuşmuştuk. Dersin sonunda “Herkes hatalarını fark etti mi?” diye sormuştum. “Evet” dediler. “İyi o zaman bu gün eve gidince kocalarınızdan bugüne kadar yaptığınız yanlış davranışlardan dolayı özür dileyin. ‘Bundan sonra sana daha iyi bir eş olmak istiyorum, bana yardım eder misin?’ deyin dedim. Hepsinin yüzü bembeyaz oldu. Mırın kırın ettiler. Belli ki söylediklerim çok zor geldi. Hanımın biri “Yemin ederim boynumu kesseniz gidip de kocamdan özür dilemem.” dedi.

Biz kadınlara kocaya saygılı davranmak niye zor geliyor? Nefsimize dokunuyor, ağır geliyor, oysa Allah(c.c)ın  emri. Yüz tane takla atıyor, bahane bulmaya çalışıyoruz. Fakat hem kendimiz mutsuz oluyoruz hem eşimizi mutsuz ediyoruz.

Erkeklerde de para, mevki makam kibri ve karısını küçümsemek, değer vermemek, yaptığı işleri önemsememek, sevgisini kesmek şeklinde  görülüyor daha çok.

Hz. Peygamber “Bir kimse kibirlene kibirlene sonunda zâlimler gürûhuna kaydedilir. Böylece zalimlere verilen ceza ona da verilir.” (Tirmizî, Birr, 61)buyuruyor. Rabbim korusun.

“Eşim Aşkım Olsun” kitabımda “Burnuyla Bulut Çizmek” diye kibir üzerine bir hikaye yazdım. Bir de Muhammed ibni Hüseyin’in güzel bir sözünü aldım:

Az ya da çok insanın kalbine kibir girdiğinde o miktar aklından noksanlaşır.” demiş. Çok beğendim bu sözü. Gerçekten de kibir  göz göre göre kendini mutsuz etmekten başka bir şey olmadığın göre bunu en iyi aklın noksanlaşması ile açıklayabiliriz. İnsanın zekası akıllı olmasına yetmiyor. Kişi çok zeki olmasına rağmen hayatını mahvedecek pek çok hata yapıyor. O zaman kibir akıl noksanlığından başka ne ki ?

Kibir bu devrin hastalığı. Cilalı teknoloji devrindeyiz. İnternette, sosyal ortamlarda bazı insanlar hem kendi kibrini kabartıyor hem de başkalarını cilalıyor. Bu kez kişiler nefsini pohpohlayan tanımadığı insanlarla zaman geçirmekten en yakınındakini, onu gerçekten seven, zor zamanda yanında olacak kişilere; eşine, dostuna sırtını dönüyor, zaman ayırmıyor, ilgilenmiyor.

Çocuklarımızı da cilalayarak büyütüyoruz. Onlar ders çalışsınlar sınavlarda başarılı olsunlar diye bütün işlerini biz yapıyoruz. Etraflarında pervane oluyoruz. Bir de sürekli pohpohluyoruz. Sonunda ne oluyor. Bencil, ailesini bile beğenmeyen kibirli, psikoloji diliyle narsist kişiler ortaya çıkıyor.

Çocuklarımızı bencil yetiştirmemeye gayret edelim. Onlara iyiliği, yardımseverliği, fedakarlığı, mütevazılığı öğretmeye çalışalım. Paranın, malın, mülkün, mevkinin, güzelliğin, yakışıklılığın…hepsi boş.Sadece bir parıltı. Parıltı döküldüğünde kişi tüyü dökülmüş civciv gibi kalıverir ortada. Sevdiklerimizin, yakınlarımızın kıymetini bilelim. Kısacası dünya ve ahirette mutluluğun; evde muhabbetin en büyük düşmanı kibirdir.

Ödev: Yukarıda madde madde yazdığım kibirli insan davranışlarından kaç tanesi kendimizde var, onlara bakıp onlardan kurtulmak için gayret sarf edelim. Hatta en iyisi nişanlınıza ya da eşinize okutun “Bu huyların kaç tanesini ben de görüyorsun?” diye sorun. Ve onlara söylediklerini dikkate alacağınızı ve nefsinizi temize çıkarmak için kendinizi savunmayacağınızın da garantisini verin ki rahat söylesinler. Bunu “yapamam, hatalarımı duymaya dayanamam” mı diyorsunuz. O zaman durumunuz oldukça ciddi. Kibir gözünüzü kör etmiş demektir.

 

 

 

Okunma Sayısı : 19.503

Yorum yapın

“Akıl Noksanlığı (Evlilik Okulu 18.Ders)” için 67 Yorum

  1. Erol diyor ki:

    Merhabalar böyle faydalı bir yazı kaleme aldığınız için size çok teşekkür ederim.Ben 6 yıllık evliyim ve 3 kızım var.Yukarıda sayılanların %99’u eşimde mevcut.Ne yaptımsa mutlu olmuyor.Vesvese çok yapıyor. Bir günü diğer gününe uymuyor. Bir gün çok mutlu aramızda sıkıntı yok. Ertesi gün tam tersi. Eve gidince beni gördükten sonra başını yastığa koyuyor ve uyumaya çalışıyor ya da gözlerini kapatıp içindeki vesveselerle türlü hayallere dalıyor.Planlar yapıyor. Ailemi sildi bir şey demedim. İlk zamanlar her erkek gibi buna karşı çıktım bunu yaparken onu kırmamaya çalıştım.Sonrasında onu böyle kabul ettim ve hiç bir şey için zorlamadım. Maddi olarak pek iyi bir durumum olduğu söylenemez.Buna rağmen eksiklerini gidermeye çalışıyorum. Ama hiç bir şekilde bana teşekkür bile etmez. Hatta bir keresinde bir tartışmadan sonra evden çıktım.sonra telefonla onu arayıp özür dilemek istedim(haklı olduğum halde) telefonu kapalıydı.Eve gittim telefon ortada yok.Sonrasında ailesine telefonumu sakladı demiş.Allaha yalvardım yakardım.Kendi eliyle koymuş gibi bulsun diye. Sonrasında bir gün salonda malzemelerimi ararken dolabın içinde eşarpların içine saklandığını gördüm.Çok kırılmıştım.Eşim bana bilerek iftira atmıştı.Bunu belli etmedim.Bir hafta sonra bana telefonunu bulduğunu söyledi.Dedimki benim günahımı almıştın ne hissediyorsun? özür dileyecekmisin cevap hayır.Psikoloğa gidelim ikimizde destek alalım bu sorunu çözelim diyor yanaşmıyor.annesi benim kızım deli değil gibi cahilce laflar ediyor.Allah için bir fikri olan varsa bana yardım etsin.

  2. adalet diyor ki:

    çok güzel anlatılmış

  3. metin diyor ki:

    Rabbim kimseyi yolundan ayırmasın.Ona imanı tam olanın bu sıkıntıları olmaz.
    Rabbim yardımcımız olsun.
    Dualarınıza çok ihtiyacım var.Derin bir keder içindeyim içten içe çürüyorum.

  4. eliff diyor ki:

    selamun aleyküm ben 20 yasında evli biriyim bir çocuğum var ben evde hep yalnız kalıorum sürekli sıkılıyorum girişken birisi de degilim malesef hani komsularla vakit gecirsem ama olmuyo he bir de esimin beni aldattığını düşünüyorum ama bir türlü diyemedim sen beni aldatıyorsun diye yakın br akrabamla aldatıyor hem o kadın tam en üstte anlattığınız gibi yani kibirli süreekli esini aşaĞILIYO kocası da dinine düşkün esi kapalı ama nasıl pantolon giyiyo hemde esi istemediği halde ve ben bu kadındandan bir türlü uzaklasamıyorum mutlaka bir yerde karsılasıyoruz bana yardım edein esimi nasıl uzak tutmam gerekiyor ondann?

  5. neşe diyor ki:

    sanırım ben buyum,ancak biraz bekeleyebiliyorum,en son vuruşu sona saklıyorum.

    Cezalandırıcıdır: Affedici değildir. Ona bu yapılmamalıydı o bunu hak etmemiştir. Kendini rahatlatmak için mutlaka karşısındaki kişiyi cezalandırır. Eşine yaptığı hataların bedelini bir şekilde ödetir. Surat asar, küser, parayı keser, ilgiyi keser, cinsel olarak soğuk davranır, kahvaltı hazırlamaz, ütü yapmaz…Eşini en çok üzecek, sinirlendirecek şeyleri yapar ki içi rahatlasın.

  6. mutsuz diyor ki:

    ben 3 yıllık evliyim ama sanki 50 yıllık evliler gibi sürekli didişiyoruz.ya ben susamıyorum ya eşim.ikimizde çok konuşuyoruz ama boşşşşş…. birbirimizi sürekli kırıyoruz.ben bu siteyle bi başlangıç yaptım ve artık doğru bildiğim yanlışları düzeltme yoluna gidicem.eşimi çok seviyorum ve evliliğimi kurtarmak istiyorum lütfen yardım edin sema hanım

  7. Abdullah diyor ki:

    Yukarda yorum yazan raskolnikov arkadaşa katılıyorum kendi adıma eşime nekadar tavazu alçak gönüllü yardım sever davranırsam okadar emri vaki tarzı konuşmaya başilıyor kendinin herşeyi bildiğini sanıyor işyerindeki despot patronlar gibi davransam evde huzur kalmıyor karşılıklı bağrışmalar sonunda ALLAHın emaneti olduğunu şeytanın biz bağrıştıkça mutlu olduğunu hatırlıyor iyimser davranıyorum ama nereye kadar gider bende bilmiiyorum. HERŞEY KARŞILIKLI OLAMALI TEKTARAFLI BİYERE KADAR.

    • feyza diyor ki:

      sa Abdullah bey siz genede iyi olun çünkü bunun bilincine varan bi tek sizsiniz şu anda..eşiniz bu bilince sizden gelen iyi enerjiler sayesınde mahçup olup geri dönüşüm yapacaktır..yalnız siz bütün bunları eşiniz içinde değil Allahın emri diye sırf O’nun rızasına nail olmak için yapın göreceksiniz her şeyi yaratan Rabbım kalplerı nasılda çevirir..bir mümin olarak bu vasıflar bizde olmalı diye düşünüp içinizi ferah tutun..iyi olmak iyi davranmak bir mümin vasfıdır zaten..bunu her zaman muhafaza edin inş..

  8. raskolnikov diyor ki:

    Sayın Maraşlı, yazı başlıklarının yanında tarih konulmasını rica ediyorum.

  9. raskolnikov diyor ki:

    Şunu psikolojik olarak belirtmeliyim ki, çoğu kadın, kendisine tevazu gösterildiğinde o erkeği zayıf görmeye başlar ve o erkek değer kaybetmeye başlar. bu yüzden kadınlara karşı tevazu risklerle dolu. karakteri sağlam olan kadınlar müstesna onlar da günümüzde çok az malesef. BENİm ona evlilik niyeti ile bakmamı ve bu konu da beni harekete geçirmek için onlarca yolu deneyen çabalayan bir kız vardı. İyi niyet ve tevazu ile yaklaştım o andan itibaren değerimin damla damla nasıl yitirildiğini izledim. sonra nokta koydum ve onu kendisinden hiç kopamayan. ona en sadık sevgili eş, arkadaş, yoldaş olan EGO su ile başbaşa bıraktım…

  10. Mehmet diyor ki:

    Bir karışıklık olmuş sanırım. 17. dersimizi almıştık.

    Kadın-Erkek İletişim Farklılıkları (Evlilik Okulu 17.Ders)
    http://www.cocukaile.net/kadin-erkek-iletisim-farkliliklari/

  11. hasret diyor ki:

    bu aralar yoğunluğumdan dolayı pek yorum yazamıyorum :( ..hazır fırsat bulmuşken bende yorum yazayım :) ..bu gurur ve kibir meselesi çok önemli bir konu..evliliğin katili,düşmanı … sema hanım kadın/erkek ayrımı yapmadan yazıyı yazmış bence… ama eleştiriler kadın /erkek diye ayrılmış her zamanki gibi..

    gurur ve kibir şeytandandır..bunu herkes biliyor..ama nefsine kimse hakim olamıyor malesef…
    ben kendi adıma çok yol kat ettim gururmuş ,kibirmiş bunlar boş ve zaman kaybı :) …sadece önemli olan kadının kendine olan saygısını kaybetmemesi …onun dışında atacağı her adım onun hem dünyası ,hem ahireti için önemli bir adımdır..
    bazen yorumcu arkadaşlarında dediği gibi alttan almak pohpohlamak ego şişmesine neden olabilir..her şeyin çoğu zarardır zaten :) …eğer 2,3 adım atmak eşinin şımarmasına yada nefsinin kabarmasına sebep olacaksa o adımlar 1 e düşmeli yani normale dönmeli .. o zaman zaten kendine gelir bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar..ama yanlış anlaşılmasın bu tirip atmak surat asmak değil …yerinde ve zamanında sema hanımın bir kitabında yazdığı gibi ”vır vır”ederk değil ”mır mır ”ederek konuşmalı akıllı davranmalı..bu gerçekten çoook önemli..
    bir de bazı kocaların birlikte olduğu başka kadınlara bakıyorsunuz,duyuyorsunuz .. o kadınlar pişkinler ,yüzsüzler gurur deseniz hiiç yok adamı kazanmak için herşeyi yapıyorlar.. tam kaşarlanmışlar :) özellikle dindar hanımlar burdaki detayı fark edip ona göre davranmalı.. demekk ki bazı erkekler rahat hiç takıntısı,gururu olmayan pişkin hanım istiyorlar ki eşlerini genelde bu tip kadınlarla aldatıyorlar.

    bu arada her olayda özür dilenmemeli … bunun yerine hal hareket yada başka kelimeler kullanılmalı..büyük kusurlarda özür dilenmeli..bu kelime kulanıla kulanıla basitleşmemeli..eğer bir insan hep hata yapıp, hep özür dilerse karşısındakine karşı saygınlığını kaybeder..farklı şekillerde altan alınarak hatalar telafi edilmeli bence..bazen erkek/yada kadın haklı olduğu halde alttan alıyorsa …bilsinki bunun mükafatı ahirette vardır ..bunun hakkında hadisler vardır ..

    evlilik bence bir sanat ..ama herkes bu sanatı farklı icra eder kimi, hakkını verir kimi beceremez…ya sanatçı sanatından anlayan birine denk gelmez,yada sanatı eda eden 2 tarafta bulunmaz..bir sanatı icra etmek yılları alabiliyor yada santçının sanatı ancak yıılar sonra değerlenip kıymetini bulabiliyor…vel hasıl bana göre evlilik zor ve ince zanaat…bunu başarmak bazen yıllar bazen ömür boyu olabiliyor ..

    ALLAH herkesin yardımcısı olsun..

    • AHSEN diyor ki:

      “””bazen yorumcu arkadaşlarında dediği gibi alttan almak pohpohlamak ego şişmesine neden olabilir..her şeyin çoğu zarardır zaten :) …eğer 2,3 adım atmak eşinin şımarmasına yada nefsinin kabarmasına sebep olacaksa o adımlar 1 e düşmeli yani normale dönmeli ..”””

      Hasret hanım burda yazdıklarınızla bir çok kadın karşılaşıyor ne yazıkki bende kesinlikle karşıyım bu kadar ilgiye ve erkekler genellikle bunu yapıyorlar nişanlılık yada bir ilişkinin başlangıcı döneminde çok aşırı bir ilgi gösteriyorlar gerçekten şımartıyorlar kadınlara hiç olmadık ilgi ve alaka zamanla bu tersine dönüyor ilgi azalmaya başlıyor kadınlar bir çıkmazın içine giriyor sudan çıkmış balık gibi oluyor bu sefer kendisi başlıyor karşısındakina fazla ilgi ve alaka göstermeye zannediyor ki erkekler eskisi gibi yine aynı ilgiyi gösterecek halbuki hiç öyle olmuyor sorunlarda burda başlıyor kadınlar için ciddi bir psikolojik sorun kesinlikle dengede tutmayı çok iyi bilmeli özellikle bu hususta erkekler dikkat etmeli sonra hiç istenmeyen durumlar yaşanabilir kadının bu sefer farklı duyguları devreye girebilir çeşitli sonuçlar doğabilir.
      Tabi kadınlar da bu ilgiyi çok fazla abartmamalı.Denge her zaman iyidir.Azıda zarar çoğuda:)

  12. esmasultan diyor ki:

    Evlilikte gurur, kibir olmaz. Bu yüzden inatlaşılmaz. Yoksa çöker o yuva. Birisi kızgınken diğeri susacak, biri alttan alacak illa ki. İkisi de bağırırsa gürültü olur. Ama susan hep bir taraf olmayacak. Kadına susmak daha çok yakışıyor. Hem bence alttan almak kadınlar için daha kolay, erkeklerin nefsine daha ağır geliyor.

    Gururum var benim deyip pireyi deve yapmak kimseye yarar sağlamaz. Boşanırsın ama yalnız ve mutsuz olunca o çok sevgili gururun seni sevdiğinin bakışı gibi ısıtmaz, onun şefkati gibi sarıp sarmalamaz, onun omzu gibi güven ve huzur vermez.

    Sonra gururlu olduğun için seni pohpohlayanların, senden bin beter durumda ama yine de o beğenmedikleri eşlerinin yanında mutluluk pozları verdiğini görür, dövünürsün.

    • .:. diyor ki:

      Bir bayan icin soylenmis ve dusunulmus cok guzel bir bakis acisi, sizi tebrik ederim. Ayni seyler erkeler icinde gecerli oldugunu dusunuyorum. Bu dusunce ve davranis icinde olan, bir erkek icin ne mutlu ki boyle bir hanimi var, veya bir bayan icin ne mutlu ki boyle bir kocasi var. Aslinda bu kadar basit ve yalindir aile icerisindeki huzuru ve mutlulugu yakalamak. Bu anlatiminizla terbiye ve egitimin aslinda ailede basladigini yetistirilmenin buyutulmenin onemini cok iyi anlattiniz. Esler arasindaki problemlerin cozumu icin careyi disarida aramak bence cok yanlis. Oncelikle esler kendi aralarinda, yeterli olmuyorse, birlikte aile buyukleri ve her iki tarafinda hatiri sayilir kisileri ile cozum arayisina gitmesi gerektigini dusunuyorum.

      Icten pazarlik ve bir cikar evliligi olmadan evlenen kisilerin sonradan degisime ugramalari veya kendilerini saklamalari kendi esine karsi gruruna yenilmesi ve kibirli bir hal olmasin ben anlam veremiyorum. bircok evlilik, bes sene, on sene veya daha fazla seneler sonra erezyona ugrayip gucsuzlesiyor. Bir anlik ofke, baska kisilerin kiskirtmasi veya kendini evlenirken kabul gordugu sekli ile degilde, sonradan ugradigi degisimle kibirli olmasi ne kadar zor bir durum.

      • AHSEN diyor ki:

        bugün hala bazı evlilikler uzun zaman devam ediyorsa bu genellikle kadınların fedakarlığındandır.Çünkü egosuna düşkün çok erkek var onlarla geçinmek kolay değil sadece egoda da değil bir kadın gerçekten bu durumda bile eşine itaat edebiliyorsa ve evliliğini sürdürmek için çabalıyor mücadele ediyorsa o kadın gerçekten cennetlik olur inşallah.
        Yuvayı ayakta tutan genellikle kadındır tutamıyorsa yıkılıyor zaten.
        Şimdiki insanlar komşu kızının anlattıkları gibi görüyor evliliği:)
        Bir eli yağda bir eli balda herkes de inanıyor tabi.Öyle olmayınca da büyük bir hayal kırıklığı kimse ona anlatmıyor ki iç yüzünü yuvayı nasıl ayakta tutması gerektiğini zorlukları sıkıntıları problemlerin nasıl çözümlenmesi gerektiğini.
        Benden aynen sizin bahsettiğiniz hanımları takdirle karşılıyorum ve herşeyin onda bittiğine inanıyorum.

        • seymen diyor ki:

          Tebrik ederim. Uzun zaman devam etmiş (herhalde yirmibeş yılı geçmiş olan) bir milyondan fazla evliliği inceleyerek; kadınların büyük çoğunluğunun fedakar, erkeklerin büyük çoğunluğunun ise egosuna düşkün olduğunu tesbit edebilmeyi başarmışsınız. Çalışmalarınızı bir tez haline getirebilirseniz doktor ünvanı almanız işten bile değil.

          Not: Kadınların çoğu kocaya saygı-hürmet göstermenin ne demek olduğu konusunda bile bilgisiz(cahil) maalesef.

          • Abdullah diyor ki:

            Seymen bey NOT kısmınızın noktası virgülüne kadar katılıyorum.

          • Hatun diyor ki:

            Seymen bey yorumunuza katılıyorum…

            Not: Kadınların çoğu kocaya saygı-hürmet göstermenin ne demek olduğu konusunda bile bilgisiz(cahil) maalesef.

            Hatta o kadar cahiliz ki kocaya hürmet- saygı gösterenlerin kıymetini bilmeyecek taktir etmek övmek yerine onların içlerindeki iyiliği köreltecek kadar da cahiliz…

            Ve en önemlisi de erkek çocuklarımızı yetiştirirken evlendirirken onlara kendilerini saygı ve hürmet eden kadınları eş olarak seçmeleri gerektiği inceliğini öğretemeyecek kadar cahiliz.( bir cok erkek kardeşimiz kendisine saygı hurmet eden eş değil elinin yuzunun güzellliğini edasını cilvesini kapıldığı nefsinizle eşler tercih ettiği için.)

            Yetiştirdiğimiz kız çocuklarını da bir o kadar bilgisiz ve cahil olarak yetiştiriyoruz hep birlikte anne babalar olarak.(inşallah siz kız evladınızı bilgisiz ve cahil olarak yetiştirmez siniz ideal eş adayı olarak yetiştirirsiniz ki öyle kızlarımıza çok ihtiyacımız var.)

            Söylenen söz edebi edepsizden öğrendim denir.
            Karşımdakinden saygı- hürmet görmek istersem öyle saygı hürmet gösteririm ki. ( Karşımdakine saygı ve hürmetle döverim vesselam…)

        • Uğur Mustafa diyor ki:

          Aynen dediğiniz gibi. Egosuna düşkün olanlar hep erkeklerdir, kadınlar ise hep fedakar, cefakar, mübarek insanlar. Gerçi sahih bir hadis-i şerif tam tersini dediği gibi kendi hayatımda da (akrabalarım arasında) bunun tam tersine şahid oldum, ama olsun. Günümüz kadınların egosunu şişirip erkekleri yerin dibine batırma dönemi ya, kadınların kocaya itaat görevlerini yerine getirmelerini bile büyük fedakarlık gibi sunma zamanı ya, biz de konuşalım buradan.

          • AHSEN diyor ki:

            Bugün yada dün evlenen çiflerin evlilikleri ömür boyu sürecek kıvamdaysa ve herşeye rağmen sürüyorsa bunun nedeni kocasına saygı hürmet sevgi gösteren itaat eden bir kadının tutumundan değil midir?
            Siz erkekler bugün boşanmaların çoğunun kaynağının kadınların bu bilgisizliğinden şikayet etmiyor musunuz.Demek oluyor ki evlilik sağlam yürüyorsa kadın mücadele ediyordur ve üstüne düşen vazifesini iyi yerine getiriyordur.

            Evet erkekler egosuna düşkündür.Her zaman kendisiyle kendi gücüyle rekabet eder kimseye zararı yoksa edebilirdi ama bunu özellikle kullananlar var başkalarına karşı sorun burda kadınlarda tam tersi hep başkalarıyla rekabet eder başkalarıyla kıyaslar kendinde olmayanı olmaması gerekeni bile isteyecek derecede rekabeti vardır.
            burda yorum yazan ve alttan almayı başaran eşine saygısını yitirmeyen sorunlarla başa çıkmayı bilen kardeşlerimiz var takdir ettiğimiz ben burda bu tarz yaklaşımı olan kibrini gururunu yenen ve bunu gururla anlatan erkek görmedim genellikle kadınlardan şikayet ediliyor :)
            benim anlatmak istediğimde bu kadınlar çok fedakardır evet.
            Mustafa bey kimse kimseyi yerin dibine batırmaz niye üstünüze aldındınız bilemiyorum en kötü zulmü yapmış olsa bile ifşa edilmez söylenmez evet ben bu zamanda kocasına itaat eden kadını büyük bir nimet olarak adlediyorum inşallah sizde karşılaşırsınızda eşiniz size itaat ediyor zaten yapması gerekiyor diye küçümsemeyin gerçekten büyük bir nimet bu zamanda kesinlikle şükredersiniz.Bu zamanda yuvayı aykta tutbilmenin ve itaatkar bir eşe sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu anlayabilirsiniz toplumda edindiğiniz gözlemlerinizden.Çünkü bu zamanda kadınlar çok cahil ya ! Evliliğin ne demek olduğunu bilmez ya! Cefakar vefakar değil ya!çoğu o bakımdan.
            Ben erkekler egosuna düşkün dedim diye kadınlar cahildir gibi bir savunma yapmışsınız Seymen bey ama keşke sizde bir iki tez bari siz yazasaydınız.Böyle bir savunmaya geçmeden önce.Ve tabi sadece bu cümleme değil de yorumumun bütününe odaklansaydınız keşke.

          • seymen diyor ki:

            “kadınlar cahildir gibi bir savunma yapmışsınız” diye buyurmuşsunuz.
            Hepsi demedim, çogu dedim.
            Evet bugün itibariyle 40 yaşın altındaki kadınların %51’i evlilikle ilgili birçok konuda cahil (bilgisiz-umarsız).

        • berraknaz diyor ki:

          ahsen hanıma tüm duygularımla katılıyorum.evlilik uzun yıllar yürüyorsa,yada yürümeye çalışıyorsa bu kadının fedakarlıklarındandır.bunu evliliğimdede yaşıyorum.8 yılı doldurduk ama nasıl?o kadar zor ki;anlaşılamamak,karşısındakini anlayamamak…evlilikler dışardan bakıldığı gibi değildir,asla 4-4 lük evlilik yoktur.yıllar geçtikçede daha da zorlaşıyor.farklı farklı huylar,alışkanlıklar ortaya çıkıyor,sabrımızı deniyor RABBİM.hele birde yavrunuz varsa bu evlilikde önemli olan sadece o oluyor.kendinizi bir yere koyuyorsunuz.sadece onu,geleceğini düşünüyorsunuz…RABBİM hepimizin yardımcısı olsun,sabır dolu yıllar diliyorum

          • AHSEN diyor ki:

            berraknaz derda ve şebnem hanım öncelikle ALLAAH evliliğinize zeval vermesin güçlüklerin üstesinden gelebilmeyi Rabbim nasip etsin çok zor gerçekteen ALLAH sabır versin.
            Bazı şeyleri hissedebilmek için illa yaşamak gerekmiyor empati kurarakta anlayabiliyorsunuz kadın erkek her ikiisi içinde zor elbette bir yerde mutlaka sorun çıkabiliyor yeterki mücadele ve istek arzu olsun ALLAH yardım ediyor.
            Seymen bey siz evlenirken yada eskiler çok mu bilinçliydi yada şimdiki erkekler çok mu bilgili bu konuda bence bilgili olmakla değil bir noktada evet ama insanın karakteri iyi olmalı bencil duygularını bir kenara bırakabilmeli zaten dinini doğru yaşamaya çalışıyorsa her anlamda karakterini ahlakını her zaman doğru yolda tutar insanoğlu.
            Keza evliliğinde en özenli davranması gereken müessede azami gayret sarfetmeli.

      • esmasultan diyor ki:

        Teşekkür ederim. Dediğiniz gibi her evli çiftin sorunları aşamadıklarında danışabilecekleri tarafsız bir hakem olmalı. Aile büyükleri de yangına körükle gitmek yerine evlatlarına akılcı çözümler önermeli. Anneciğimi bu konuda çok takdir ediyorum. Benim gemileri yakmaya hazırlandığım konularda sürekli olaya daha hoşgörülü yaklaşıp beni teskin eder.

        Büyük beklentilere giren büyük hayal kırıklıkları yaşar. Önce eşini ve kendini tanımalı, olduğu gibi davranmalı. Dışarıdan herkes iyi görünebilir ama ya içeriden? Bir evde ne olup bittiğini nasıl bilebiliriz ki? O yüzden özenmemeli insan. Dışarıdan görünen o tabloyu kıskanacağına, elindeki tablonun güzelliklerine bakıp mutlu olmalı.Yoksa kimse dört dörtlük değil.

        Bir bayan olarak tekrar iddia ediyorum ki alttan almak gerçekten bayan için daha kolay. İlk başta etrafın ve medyanın işlediği biliçaltı mesajları yüzünden çok ağır geliyor bu insana. Ama zamanla farkediyorsunuz ki bu aslında bir meziyet. Evet gerçekten onca gurura, vesveseye rağmen alttan almak büyük başarı. Eşim haksız yere bile baa kızıp söylendiğinde susmak hiç kolay değil, aksine nefsime çok ağır geliyor. Ama zaten kendisi 5 dakika sonra anlıyor hatasını ve ben de o sakinleşince söylemek istediklerimi uygun dille yine söylüyorum :) 5 dakika sabretmesem küçük bir kıyamet kopacakken o 5 dakikalık nefis mücadelesi sonucu kazanan ben oluyorum ve huzurumuz yara almıyor çok şükür. Böylece tartışmalarımız büyük kavgalar yerine medeni bir tarışmaya dönüşüyor ve binbir iltifat ve sarılmalarla bitiyor :)

        • derda diyor ki:

          Ben üç yıllık evliliğim boyunca daha bir kere eşimin benden özür dilediğini veya hatasını anladığını ima eden bir hareketini veya herhangi bir jestini görmedim.Hatasını kabul ettiğini ise hiç görmedim.(Bu sadece bana karşı değil,herkese karşı)Eşim çalışıyor olmamdan dolayı bana ev işlerinde yardım edişini bir lütuf olarak sunuyor (ki bu yardım zaman zaman geliyor) böylece benim ekstradan gönlümü alması gerekmiyor.Gel de bu şartlar altında bir ömür kocanı alttan al,pohpohla..(Ömrümü yedin ömrümü demeye hak kazanacağım kesin:))

          • Şebnem diyor ki:

            Kadınlara alttan almak daha çok yakışır ya da erkekler egoist olur diye genelleme yapmak yanlış bence. Sonuçta bunlar bizim tecrübelerimiz sadece. Erkeklerin alttan aldığı ve bu sayede devam eden evlilikler de var. Kadınların sabrettiği ve bu yüzden devam eden evlilikler de var.
            Benim eşim alttan almaz mesela, hep ben idare ederim, susarım, böylece geçinip gidiyoruz. Ama dünyadaki çoğu erkek benim eşim gibidir diyemem, onu bilemem çünkü dünyaki çoğu evliliği incelemem gerekir. Benim gibi arkadaşlarım da var çevremde, kocasını yöneten, her istediğini yapmayan, gerektiğinde bağıran, hatta önemli bazı görevlerini ihmal eden ve yine de eşiyle mutlu olan arkadaşlarım da var.
            Yani erkek ve kadının karekteriyle alakalı bu, kimi adam baskındır, kimi adam daha yumuşak başlıdır, karısı baskındır. Bu doğru, şu doğru diyemeyiz bence çiftler bu halleriyle mutluysa yanlış yapıyorsunuz deme hakkımız yok.
            Benim eşim sinirli biraz. Bazı arkadaşlarım “başkası olsa ya da biz olsak boşanırdık” demişlerdi sinirini görünce. O zamanlar bu gazlara gelip boşanmalara kalkmıştım. Sonra farkettim ki bu karekter meselesi, kötü olabilir evet ama benim kocamın karekteri bu, onların kocasının karekteri de daha sakin. Benim eşimin sinirli olması benim suçum değil sonuçta, nasip bunlar.

          • yunus diyor ki:

            Bayan çalışmak zorunda değil, dinimizde bayanın çalıştığı yerin koşullarını söylememe gerek yok snaırım
            mecburen veya kendi isteği ile çalışabilir ama evindeki görevleride yerine getirmesi gerekir mecburen çalışıyorsa eşi kesinlikle yardım etmeli, erkeğede herşeyi yapması söylenmemeli.

            Sayın DERDA ”)Eşim çalışıyor olmamdan dolayı bana ev işlerinde yardım edişini bir lütuf olarak sunuyor” demiş ev işleri erkeğe ağır gelir dışarı işlerini bayanlar yapıyormu ki (istisnalar hariç) uuzn lafın kısası erek dış işlerinden sorumlu bayanda iç işlerinden ayrıca bayan şükreserse o ev de huzur mutluluk olur paygamberefendimiz damadı Hz. ali ve kızı için de iç işleri ve dış işleir olarak iş bölümü yapmıştır.

          • derda diyor ki:

            Yunus Bey dışarı işi ne içeri işi ne ben hepsini yapıyorum.Hem dışarıda çalışıyorum hem içeride.Hem de çocuğuma bakıyorum.İnanın çalışmayı hiiiç istemezdim.Çocuğumu 3,5 aylık bırakıp başladım işe.Asla keyfimden değil.Koşullarım düzelir düzelmez bırakacağım.O zamanda eşimin bana yardım etmesine gerek kalmayacak inşallah,her fırsatta bunu yüzüme vurmasına da.Ki ben talep etmem bana yardım etmesini,kendi acıyor da arada elin sürüyor.Ama size sorayım.Ben akşam işten geliyorum,çocuğumu alıyorum,yemek hazırlıyorum,bulaşık,çocuk bakımı,ilgisi,yeri geldiğinde ütü,çamaşır,temizlik,faturaları ödüyorum,alışveriş,pazar yapıyorum(uzatmama gerek varmı)Daha ne kaldı geriye söylermisiniz. Eşim yorgunluktan tv başında uyuyakalırken ben gecelere kadar görevlerimi yerine getiriyorum(gerçekten görevim mi, hayır değil,bakınız,İbrahim Canan Hz.Peygamberin Sünnetinde Terbiye) Üstüne eşimi hoş etmeye çalışıyorum.(Ki ben hiç hoşnut edilmiyorum o başka mesele)Bu adalet mi,hayır değil..Ben kadının çalışmasına taraftar değilim.Ama koşullar böyle.Eşimin maddi durumu iyi değil diye evlenmeyi reddetseydim,aşağıda arkadaşların bahsettiği altın düşkünü hanımlardan olurdum.Şimdi ise eşimin görevine ben yardım ediyorum ve yine bütün yükleri ben devralıyorum.Sonra da alttan alma,suyuna gitme..vs. Kadının bunca emeğine rağmen(Ki birçok kadın aynı çabayı göstermekte) bazı arkadaşlara göre kadınlar cahilmiş,kocasına saygı göstermeyi bilmiyormuş.Peh,kusura bakmayın,katılamıyorum.Eşime saygı gösteriyorsam,onun her dediğini yapıyorsam bunu hakettiği için değil,ailemde huzuru tesis için yapıyorum.Ama mutluluk ta kıyımdan geçmiyor,nedeni gösterdiğim özveriden değil,karşılığında benim hoşnut edilmememde,vesselam.

        • Selda K diyor ki:

          sayin derda, siz baya bir fedakarlik yapmissiniz, bu kadarina gerek yok, bir kere siz once kendinizi dusunmek zorundasiniz..eger siz iyi olmazsaniz ne cocugunuz ne de evinizin duzeni iyi olur..sizin kendinizi dusunmeniz ve kendinize iyi bakmaniz bencillik degil, goreviniz..Buna da kadin-erkek iliskisi olarak bakmayin sadece, siz de bence erkekler soyledir boyledir diye genelleme yapmayin..sizin durumunuzda anladigim kadariyla, ayni evde esit calisan iki kisi, uzerine diger tum sorumluluklari alan sizsiniz, burada bir adaletsizlik soz konusu..lutfen buradaki tum arkadaslara da soyluyorum bazi olaylari degerlendirirken kadin-erkek olarak bakmayalim, yoksa kutuplasma oluyor..ADALET, VICDAN penceresi kadinin da erkegin de ustundedir.
          ben bu baglamda sizin haksizliga ugradiginizi ve biraz sesinizi cikarmaniz gerektigini dusunuyorum, ama ayni zamanda tum erkeklerin de boyle oldugunu dusunmuyorum, bu insafsizlik olur.
          Allah yardimciniz olsun

          • esmasultan diyor ki:

            Herkesin karakteri farklı olduğu gibi her evliliğin tabiatı farklıdır. Ben sadece kendi etrafımda gördüklerimden duyduklarımdan ve yaşadıklarımdan yola çıkarak bakış açımı yazdım. Zaten “bence” dedim bolca. Bunlar benim kanaatim. Ben huzurun ve mutluluğun anahtarını bir köşesinden tuttum. Böyle mutu oluyorsam ben böyle yapacağım. Ben alttan alıyorum diye eşim hiç alttan almıyor sanmayın sakın. Eğer bir ilişkide verdiğin kadar almaz aldığın kadar vermezsen, sürekli veren taraf olursa bir süre sonra pes etmeye, çökmeye mahkum olursun. Sonsuz fedakarlık taraftarı değilim o yüzden

            Dediğim gibi en güzeli kendini ve eşini tanımak. Sonra da kendi karakterlerimize ve yapımıza göre uygun çözüm yolları bulmak

          • Selda k diyor ki:

            Sn esmasultan aynen benim dedigim buydu:) surekli fedakarlik yaptigini ve memnun oldugunu soyleyen kadinlar da aslinda bir sekilde karsilik buluyorlardir, bu bir guler yuz olur, ayda yilda bir gelen bir cicek olur, bir tatli dokunus olur vs. ne guzel dediniz eger insan hicbirsey almazsa karsiliginda coker diye! Cok dogru, boyle seyler hesapla da olmaz, yani siz disardan ‘hmm benim yaptiklarimin karsiligi yok o zaman bitireyim bu isi’ demezsiniz de icinizde oyle bir ruh yikintisi olur ki sizin gitmenize gerek kalmaz kendinizden uzaklastirirsiniz.. Sayin erkeklere de bir tuyo buradan:) kadin oyle davransin boyle davransin diye disardan telkinle olmaz.. Eger bir kadina yaptiklarinin karsiligini guleryuz olarak bile vermezseniz, bir grup kadin dirdir eder, bunlar kolay tespit edilir, bir grubun ise edebi dirdir etmesine musade etmez, dayanacagi kadar dayanir, sonra yataklari ayirir, sonra gonlunu ayirir, sonra da gecmis ola… O yuzden dirdircilarin yaptigi yanlis ama edebinden susan kadinlari da arada gormek, gorebilecek idrake sahip olmak, haklarini yememek gerekir nacizane kanaatim
            Saygilar

  13. Kara diyor ki:

    Marasli Hanim ne guzel yazmis kadin erkek herkes ders almali, ama bakiyorum buraya yazan erkeklerin cogu hic ozelestiri yapmiyorlar gibi. Hic mi kiz kardeslerinin, ablalarinin evliligini gormuyorlar? Onlarin dertlerini-evliliklerindeki problemleri hic sormuyorlar mi? Kizgin olduklari eslerinden intikam alircasina yazip duruyorlar.

    Evliligin ilk senelerinde ki problemleri cozmek kolay ama ya sonra… Bakiyorsun, cocuklari lise,universite ,evlilik yasina gelmis,babalar, “Midlife crisis ” yasiyorlar. Evdeki problemlerden kacmak kendilerine yeni problemsiz bir hayat telasina giriyorlar. Tabii bu arada Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan oluyorlar.Cocuklarina ne kotu ornek oluyorlar.

  14. sürmeli diyor ki:

    allah sizen kat kat razı olsun inşallah.. hayatıma sizinle öyle bi yön verdim ki değişiklikleri görmemek mümkün değil.. sizi biz gençlerin izine inanıyorum ki rabbim çıkardı.. ve dilerim ki adım adım ilerlediğiniz bu yolda rabbim yolunuzu izinizi açsın.. kendimde değişikler gördükçe sizi herkesle paylaşıyorum… tanıdığa tnımadığıma herkese duyuruyorum adınızı… allah sizden razı olsun… ve sizi sizin gibi kalbi güzel kalemi sağlam insanları biz gençlerin başından eksik eylemesin… selamlar ve saygılar…

  15. muhammed diyor ki:

    yazınız çok güzel ve etkili ama insanların zihni,hisleri,duyguları,latifeleri saman alevi gibi yanıp sönüyor. Burdan en büyük dersi aldım uygulamaya geçiyorum diyenler yarın yine aynı.Benimde kibirli ve bencil bir nişanlım vardı.Hep kendisine bir şeyler istiyordu. Ulaşılmaz şeylerin peşindeydi. Bu kibir ve bencillik aklında kocaman bir noksanlık ve karşısındakinide düşünemez hale getirmişti.Son durumda o büyük dediği sevgisini ufak tefek eşyalara satmıştı. Sevgisinin büyüklüğünü siz anlayın.Ama çok da iyi oldu onun gerçek yönünü görmem ve hayatımın geri kalanının böyle bencil insanla geçirilemeyeceğini anlamama sebep oldu. Bir insan çok seviyorum dememeli sevgim için çok şey yapıyorum demeli.

    • atakan diyor ki:

      çok doğru dediniz. bnimde basımda öyle bir bela vardı kurtuldum . sende dua et kurtulmusun.

      • muhammed diyor ki:

        Allah’ıma şükürler olsun.Allah korudu.Şunada dikkat et bencillik konusu işlendi kız senin annen babandan daha çok kendi annesine babasına önem veriyosa öyle insan bencillik kokar doyuramazsın öylesini.Dengeyi kurması lazım.

        • atakan diyor ki:

          doğru kardeş artık yolumuza bakacağız :) yeni birileri grer hayatımıza. eskileri için üzülmemek gerek

    • Hamza16 diyor ki:

      Yazinizdaki son cümlegi cok begendim Muhammed. Kanaatimce, Esler arasinda olusacak olan bu degerli uygulama, her ikisi icin ebedi hayatin anahtari mahiyetinde. Cenab-i Allah bizleri karsiliksiz sevenlerden ve sevilenlerde eylesin.

  16. Tarih diyor ki:

    Kibir şeytan vasfı çok kimsede var ama büyük ama küçük ama kimse üstüne almıyor. Hayatın her alanında olduğu gibi evliliktede.

  17. ahmet01 diyor ki:

    “Kişinin mutluluğunda en büyük engel çoğu zaman kendisidir.”
    Doğru söze ne denir!!!

  18. derda diyor ki:

    Bu özeleştiri tek taraflı olursa da pek yapıcı olmaz.Eşim hiç bir konuda asla hatasını kabul etmez.Halbuki evlenmeden önce “bana birşeyi güzellikle anlatırsan benim itiraz etmem imkansız” derdi.Her türlü yöntemle derdimi anlatmama rağmen hep duvara konuştum.Her seferinde gururumu (kibir mi?) bir kenara bırakıp meseleleri halleden ben,bunu yaptığım için içten içe kendimi yiyip bitiriyorum ve yine ben mutsuz oluyorum.Görünüşte bir huzur için insanın nefsini yerlerde süründürmesi doğrumu.Haksız isek amenna,peki haklı olduğumuz durumlarda.Tek taraflı özveri nereye kadar.Sema Hn’ın yazdıkları reçetelerin asla tek taraflı olduğunu düşünmüyorum.Ama uygulamalar genelde tek taraflı kalıyor ve bu da çözüm olmuyor.Eğer haklı olduğum durumlarda sırf huzurumuz kaçmasın diye özür diliyorsam etimden et koparılmış gibi olurum.
    Ayrıca beyler evlenirken ne mal,ne eşya,ne takı.. hiç birşey istemedik(istisna değilim,benim gibi çok var) ama yine mutsuzuz yine mutsuz.

    • meryem diyor ki:

      hep alttan alındığında bu defa da beylerin egosunu şişirmiş oluyor, bence değer görüldüğü kadar değer verilmeli. egosu şişen erkek de çok kolay zulmedebiliyor, arada duvara toslamasının nefis terbiyesi adına doğru olduğunu düşünüyorum. gözlemlerseniz, sakin eşine sadık merhametli kadınlar eziliyor, tepkisini gösteren dişli diye tabir ettiğimiz kadınlar poh pohlanıyor, bu kadar örnek bir araya tesadüfi toplanmış olamaz. erkek de kendini nimet olarak görmemeli. kastım eşlere saygısızlık yapılması değil, hırçın davranılması da değil ama hep alttan alan taraf olmak doğru olmuyor, bu defa problem çözmek kadının görevi oluyor. sonra modern toplumda bu tavrın adı feminizm oluyor, varsın olsun, erkeğe ölçülü ve sınırlı değer verilmeli. bir de her ne kadar müslüman kadın tavrı kanaatkar olmaksa da düğün zamanı kanaatkar olup değer görenine de şahit olmadım. Erkekler sanıldığının aksine kadınlardan daha çok parayı seviyor, bir kadına ne kadar takı, ziynet eşyası alırsa gözünde o kadar paha biçiyor, “hiçbir şey istemem” diyen kadını da değersiz görüyor. gün gelir bir şey isteyecek olursunuz, istememek sizin göreviniz haline geldiğinden suçlu konumuna düşersiniz. açgözlü yaftasını bile yiyebilirsiniz. erkeğe değersiz davranmak, zulmetmek anlaşılmasın sözlerimden, ölçülü hürmet edilmeli. naçizane…

      • seymen diyor ki:

        Siz yukarıdaki yazıyı (17. ders) okudunuz mu?

      • derda diyor ki:

        Kesinlikle hak veriyorum.Ama genelleme yapmak yanlış olur, her duruma örnekler var.Benim eski bir patronum eşi çalıştığı halde hiç bir konuda kendisine yardım etmez,eziyet eder,gerekçe olarak ta “o kadar masraf ettik aldık,yapacak tabi” derdi.

      • SERDAR diyor ki:

        sema hanımın yazılarını baştan okumaızı tavsiye ederim. pek anlaşılmamış gibi duruyor.

    • seymen diyor ki:

      “Eğer haklı olduğum durumlarda sırf huzurumuz kaçmasın diye özür diliyorsam etimden et koparılmış gibi olurum.”
      Haksız isek özür dilemek boynumuza borçtur zaten.
      Kendini haklı gördüğü halde bir kişi alttan alabiliyorsa özür (illa sözle olmasına gerek yok hal dili ile de olabilir) dileyebiliyorsa bu fedakarlık yapmaktır, iyilikte bukunmaktır. Evliliğimiz için, ailede muhabbeti sağlamak için fedakarlık yapamıycaksak ne için yapacağız? Ki ayrıca bu yaptıklarımızın karşılığını Allah (c.c.) bize (bazen bu dünyada da) ahirette fazlasıyla vereceği halde.

      • derda diyor ki:

        Amenna,karşılığı Rabbimden bekliyorum.Ama bu özveri keşke tek taraflı olmasa.

      • meryem diyor ki:

        17. dersi okudum, yorumumu derda nın yorumu altında yapmam da bazı şeyler eklemek istediğimdendi. fekadarlığın 2. li ilişkilerde bir karşılığı yok, haksızsa neden alttan alsın, bu defa alttan almak kadının görevi oluyor, sonuç olarak yine mutlu bir evlilik hayatı olmuyor. idare edilmeye alışan erkek, geri adım atmıyor, alttan almak kadının görevi oluyor.

        söylemlerim ilişkileri bozmak adına değil, bu tür verici kadınların ilişkilerde çok yazık ki mutsuzluğunu gördüğüm için. zalime zulmediyorsun demek lazım, onun problemli hallerini çözmek kadının görevi olmamalı. kadın yetişkin olduğu kadar erkek de yetişkin! ilişkide çocuk rolünde ısrarcı olması gerekmiyor.

        • seymen diyor ki:

          Fedakarlığın karşılığı her zaman vardır.
          Biz kendi baktığımız zaviyeden haklı gibi göründüğümüz halde aslında haksızda olabiliriz.
          Meselelerin %80 ninde kadın alttan almalıdır, %20 sinde erkek.
          Mutlu olamamanın sebebleri iyi düşünülmeli. Biz bazı şeyleri eksik mi yapıyoruz, önem mi vermiyoruz acaba ve o önemsiz gördüğümüz şeyler bize başka türlü bedeller olarak mı ödetiliyor.
          Hayattan evlilikten ne bekliyorduk, ne bekliyoruz, beklentilerimiz konusunda makul müyüz.
          Kendi yapabileceklerimiz neler, karşıdaki de beton değil herhalde, sabırla uğraşılırsa amaca ulaşma ihtimali çok yüksektir diye düşünüyorum.

          • meryem diyor ki:

            kadın ve erkeğin eşit olmadığını söyler dinimiz, üstün olan erkekse… talak hakkı erkekteyse, bir erkeğin şahitliğine 2 kadının şahitliği denk oluyorsa… Allah yarattığı kullarının fıtratını biliyor. kırılgan, bir anlık kızgınlıkla hareket eden, unutan kadına karşılık; daha güçlü bir erkek profili çiziliyor. öyleyse alttan alma da erkeğin görevi olmalı. evlilikte erkek için değişen bir düzen yok, tüm yük kadınların omuzlarında, bir de sizin patalojik davranışlarınızla mı uğraşsın, insafsızca! kadının sabırla uğraşması diye bir durum olamaz, zira sabır taşı değil, insan. bir çok ehliyet erkeğin elindeyse, müslüman görünümlü anneleri tarafından poh pohlanmış geleneksel kafalı erkekler kadını alttan almaya mahkum etmemeli. bir kere kadının size verdiği emek bile alttan almaya değer nitelikte. toplumda “erkekler çocuk gibidir, suyuna gidersen istediklerini yaptırırsın.” kabulune bakılırsa, böyle zayıf yapılı varlığın hem şahit olma hem de evliliği bitirme ehliyeti olmamalı öyleyse, hüküm değişmedi hala var, üstün sıfatınıza layık davranmanız gerekir. siz müslüman erkeksiniz, annenizin sırtını sıvazladığı paşalar değil! . niyetim atışmak değil, uzatmak da değil, umut edilir ki müslüman erkek düşünür. kadın olarak evin sorumluluğunu yüklenmekle, erkek olarak para kazanmayı zorluk derecesinde kıyaslayamam bile. eve ekmek getiriyorum cümlesi sizi haklı kılmaz. biraz bu haksızlık deseniz, yafta hazır, feminist.

          • seymen diyor ki:

            Siz sakın alttan almayın. Lafı yapıştırın gitsin.
            Haddini bildirin, cezasını vermezseniz şımarır bir daha ki sefere daha büyük yanlışlar yapar yoksa.
            Haksız olan o sonuçta ve kimseyi ezmeye hakkı yok. Ezilmek için mi evlendiniz.
            Onu kabul ettiğiniz için sabah akşam size teşekkür etmesi lazım aslında.
            Olsa olsa en fazla talak hakkını kullanır.
            O durumda da alırsınız malın yarısını, tazminatınızı, nafakanızı; bakarsınız keyfinize!

          • gdr diyor ki:

            meryem hanım
            Erkeklere üstünlük verilmiştir,şahitliği 2 kadın şahitliğine denk falan diyorsunuz da siz hangi devirde yaşıyorsunuz merak ettim?
            yazınızda saydığınız şartlar günümüzde mevcut değil,günümüz ”tesettürlü” kadınlarıda dahil tüm kadınlar ne erkeğin 1’e 2 şahitliğini kabul eder,ne de üstünlüğünü sayar.Hatta böyle şeyleri söylemeyi bile kendine hakaret sayar!

            Siz istiyorsunuz ki erkek kendisine cenab-ı Allah tarafından (hakkı olarak elbette) verilen ama ne yasalarca ne de yaşayan hiç bir dişi tarafından kabul edilmeyen haklara bakıp mutlu olsun,sabır çeksin,huuu çeksin hatta sabır taşı olsun.Kadınlarımızda tıpki o dizilerdeki ”rol model” kadınlar gibi versin ayarı,yapıştırsın lafı! /yada şöyle diyelim erkekler doğulu olmaya devam etsin ama kadınlar sonuna kadar batılı olsun.Ne güzel istanbul be(?)

            Yok arkadaş yok! En eğitimlisinden en eğitimsizine ,en gencinden en yaşlısına,uzunundan kısasına kadar kadınlar kıyamete kadar ÖZELEŞTİRİ vermeyi öğrenemeyecekler.

    • SERDAR diyor ki:

      bunlara takılıp kalmayın bence. hatasını kabul etmek filan. küçük şeylere takılıp şeytanın aranızı bozmak için fısıltılarını dinlemeyin. hatalarını ona güzel bir biçimde anlatırsanız o da kabul edecektir. zaten ekndisi de söylemiş. bazı şeyleri sineye çekmek sevginin bir gereğidir. sema hanımın yaazılarını ona da okuyun. mutlaka faydası olacaktır.

    • Selda K diyor ki:

      derda hanim sizin bu soylediginiz durumu o kadar cok kadinda gordum ki kendim de dahil..evet kocam haksiz da olsa, ama goreceli bir haksizliktan bahsetmiyorum, hani herkesin 100% hemfikir oldugu bir haksizlik, yine de aradaki huzur bozulmasin diye ben alttan aliirim ve ozur dilerim..kendi anne-babamin evliligi oyle, kayinpederim oyle..oldurseniz haksiz olduklarini kabul etmezler..ama bunu o kadar cok gordum ki artik bunun genel bir erkek davranisi oldugunu dusunuyorum, yani erkekler kadinlar gibi yuzyuze gozlerinin icine bakip -ozur dilerim- diyemiyorlar, onun yerine kocam mesela 3 gun sonra sevdigim birseyi alir gelir (sevdigim bi cikolata gibi yani, maddi bisey degil aman yanlis anlasilmasin) onu da masaya birakir gider, yine gozlerime bakarak bisey diyemez, bu biraz da yetistirilme tarzi, duygularini belli etmemek uzere yetistirilmis bizim erkeklerimiz..bence erkek de vicdan sahibiyse aslinda anliyor kendi hatali oldugunu, hatta kadinin ozur dilemesi karsisinda eziliyor..ama tabii vicdan sahibi bir insan ise, kotu insansa zaten onu anlarsiniz diye dusunuyorum..o yuzden siz yine yureginizi dinleyin..

      • abdurrahim diyor ki:

        selda hanım merhaba: sizin bahsetytiğiniz erkekler geneldeiç anadolu bölgesinde mecuttur genel olarak macup bir durum olarak görünür ama sonuç olarak iyi niyetlidirler.vede aşlerine bağlıdırlar .sağlıklı ve mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun.

    • abdurrahim diyor ki:

      derda hanım sizi çok iyi anlıyorum. sonuçta iki yetişkin olarak bir yola çıkılmılsa herkez kendine düşen özveriyi kullanmak serbst olmalı yoksa biri sürekli böyle davranırsa ilerki durumlar dahı kötü sonuçlar verir.burda hanımlar dahı özverili olmalı diyorum.sağlıklı ve mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun.

  19. talebe elmas diyor ki:

    Allah razı olsun Sema Hanım.. bu konuyu daha ayrıntılı ve ince bir şekilde İhya Ulumud Din den de okumak isteyen olursa çok faydalanırlar inşallah

  20. FE EYNE TEZHEBUN diyor ki:

    sema hanım çok doğru tesbitler malesef bu çağın hastalığı kibir ve kabul ediyorum çok olmasa da bendede varmış.Allah affetsin.rabbim hatalarımızın farkına varıp düzelten kullarından eylesin hepimizi inş.

  21. esra bayrak diyor ki:

    teşekkürler sema hanım bence de güzel ve güncel bir konuya değinmişsiniz ama her nedense maalesef bu yönüyle kötü bir huyu olmadığını idda edenler çokça ! oldu da farketmiş ve kendini düzeltme yoluna girmişse kişi allah yardımcısı olsun en büyük mücadeleyi veriyordur zaten oturmuş kişiliğinde taşları oynatmak acı verebilir çoğu zaman fakat sonucu gördüğünde iyi ki değişmeye karar vermişim fikri ona sonsuz bir iç huzur sağlasa gerek

  22. AHSEN diyor ki:

    Birde bunun tam tersi olma durumu var.
    Mutsuzdur kendini çok değersiz çirkin başarısız hissettiği için
    Evlilikten de korkar ezileceğinden görmediği ilgiyi tekrar görememekten dolayı hayal kırıklığı yaşamamak için
    Bağlanma korkusu vardır
    Çok fedakarlık yapar çoğu zaman kendinden önce başkaları gelir
    hayatını duygularını erteler hep alttan alır.Kibirli olmaktan daha efdal tabi
    Kibirli olmak çok daha fena ve gittikçe toplum çok fazla değişmeye başladı.
    Toplumda bu insanlara itibar ettikçe de bu insanlar artarak devam edecek
    Tevazu sahibi olmak kolay değil herkes mükemmel eş mükemmel anne mükemmel koca,baba
    Ama dikkat ettim herşeyin en iyi şekilde üstesinden geldiğini ve en iyisine layık olduğunu düşünen insanlar zamanla dökülmeye başlıyor kibirli insan için bu kadar çaba hiç kolay olmasa gerek.
    Bütün bunlar yetiştirme ve toplum baskısıyla alakalı tabi.
    İnsan istemeden ne yazıkki değişim yaşamak mecburiyetinde de kalıyor çünkü toplumda itibar görenler belli!
    Burda kadın erkekleri suçlamak yerine bence önce kimleri hak ettiği değeri veriyoruz onu sorgulamak lazım
    birde haketmediği bir şekilde kibirli damgası yiyen insanlar var bu durumu ayırtedemeyen akıl noksanlarıda mevcut.
    Kaleminize sağlık Sema hocam.

  23. salih özgür diyor ki:

    abdülaziz bekkine k.s buyurmuşki ;bize hertürlü insanı getirebilirsiniz ama kibirli insan getirmeyiniz o şşeytana satılmıştır diyor !
    erbaa halk eğitim merkezindeki arkadaşlara sevği güzel ahlak kursları açsanız olur dedim şaştılar.

    HZ.HATİCE VALİDEMİZ ÇOK ZENGİN ,AMA KİBİRLİ DEĞİLMİŞ KADINLARA EN GÜZEL ÖRNEK HAYATINI OKUSUNLAR EFENDİM ,MODEL ALSINLAR KENDİLERİNE…

  24. abdurrahim diyor ki:

    sema hocam çok güzel ellerine sağlık: ama günümüzde insanların din soğudukça ne yapaçaklarını şaşırıyorlar.günümüzde bu kadar yayın organı varken insanların bu ortamda eşlerine veya yakınlarına yalan söylemesi başka seylelerle kandırması normal değil.çevremdeki insanları şöyle bir gözlemliyorum çok farklı tipler şirin görünmek için yapmayaçakları şey yok. karşısındaki insan gittikten sonra başka türlü davranıyorlar. bunları gördükçe ne yapaçağımı bilemiyorum. bunları gördükçe bana bir sıklat gelir.bunlar için dua etmeye çalışıyorum elimden geldikçe. RABBİM BİZLERE SABIR VERSİN . ALLAH a emanet olsun sağlıklı ve mutlu sizlerle olsun…

  25. salih özgür diyor ki:

    günümüzün en büyük hastalıklarından biri ,ben tesetürlü diyebir kıza evlilik teklifi yapmıştım ,kız tel kabul etmedi ,babası tel aradı beni öldürmek istediğini söyledi,sonra dayısı benim dükkanı basmaya gelmiş ,sonra kızın amcası ,teyzesi geldi dükkana bana aynen şöyle söylediler ,lan it herif sen kim oluyorsun da bizim yeğeni istiyorsun sen ezc. ordan geç ayaklarını kıracam dedi ,bu adam başka bir öğretmen arkadaş kızını istemiş onada ben kızımı bir öğretmene verecek kadar düştüm mü demiş, bu kız ailesi tüm şahıslar kuaran kursu hocası ,ihl hocalar ,ben dindarım diyen insnlardan iyice soğudum ya ,ahlak yok çoğunda biraz okumuş ilahiyatçı kızlar ,hafız kızlar hepsi boş kanatim kadından hoca olmaz kardeşim vlarından yayından geçilmiyor ,allahın ayetlerine ,peygamberin sünnnetine sırt çeviriyorlar ,bu sadece bir tanesi onlarca yaşadığım örnek söyleyebilirim ,

    ebu süleyman darani hz. diyorki insanın en büyük vazifesi : nefsini terbiye etmesidir..

    • SÜLEYMAN diyor ki:

      SALİH BEY
      COK KATILIYORUM SİZE, SONRA 30 YAŞINA GELMİŞ HALA EVLENEMEMİŞ KIZLAR COGALIYOR TOPLUMDA
      KURANI VE SÜNNETİ YANLIŞ ANLAMANIN DEGER KAVRAMINI KURAN VE SÜNNETE GÖRE BELİRLEMENİN DEGİL DE DÜNYEVİLEŞTİRMENİN EN TİPİK ÖRNEGİNİ AKTARDIZ. ALLAH AKIL FİKİR VERSİN BU DÜŞÜNCE KALININDA OLANLARA

      PEYGAMBERİMİZİN ŞU HADİSİNİ HİÇ DUYMAMIŞLAR DEMEKKİ
      “Kadınlarla dört hasletleri için evlenilir: Malı için, asaleti için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı tercih et, mesut olursun.”İbni Mâce, Nikâh: 6.

      HERKES GERÇEK VE DOGRU OLAN ŞEYİ GÖRÜR VE HEMEN ANLAR, ANCAK ONU KABULLENME VE TABİ OLMA NOKTASINDA KAYTARMA YOLUNA GİDER
      RABBİM SİZE DAHA HAYIRLI, GÜZEL, EDEBLİ, HOŞ SOHBETLİ, SİZİ ALLAH İÇİN COK SEVEN VE SİZİNDE ALLAH İÇİN COK SEVECEGİNİZ, HAYIRLI MÜSLÜMAN EVLATLAR SAHİP OLACAGINIZ BİR EŞ NASİP ETSİN

  26. abdullah diyor ki:

    çok güzel

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tartışmalarda öfkelendiğimiz an, gerçek için değil, kendi hesabımıza çalışmaya başlarız. “  ( T. Carlye)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku