"Allah Bizi İnsan Ede"

İnsana hizmet etmek insanı sevebilmekle başlar.

 

İnsan sevgisi barındıran kişilerin iki duygu durumu belirgindir: “Mahcubiyet” ve “Tevazu”. Tersinden söyleyecek olursak, insan sevgisi olmayan kişiler alçak gönüllü olmayı ve mahcubiyet hissini bilmezler. Bu hâl “duyarsızlık”tır.

 

Ve bütün zarara uğratıcılar ‘duyarsız’lardır.

 

Katiller ‘duyarsız’lardır örneğin. Öldürdüğü kişinin çocuklarına karşı kendini mahcup hissetmezler. Onların acısını duymazlar…

 

Duyarsızların en çok zarara uğrattıkları kişiler, kadın, çocuk, yaşlı ve engellilerdir. Çünkü bunlar zayıftır, savunmasızdır. Ve duyarsızlar savunmasızlara zarar vermekten haz alırlar.

 

Duyarsız bir kişi, civciv dolu bir kümese giren kedi gibidir. Sevimli yüzüne aldanmamak gerek, bütün civcivleri telef eder onlar.

 

Küçükken bir kümesimiz vardı. Pazardan aldığımız civcivleri koymuştuk içine. Bir sabah kalktığımda civcivlerimin korkak ve ince sesleri geldi kulağıma. Hemen bahçeye koştum. Korku içinde sağa sola kaçıştıklarını gördüm. Onların korkusu beni de korkuttu. Neden korkmuşlar da sağa sola kaçışıp köşeye sinmişler ve çaresizce ağlaşıyorlardı? Arkama dönüp baktığımda duvarın üzerine sinmiş, bir çift “duyarsız göz” gördüm. Kedi, korku salan gözlerle civcivlere bakıyor, civcivler o bakıştan ürkerek sağa sola kaçışıyordu. Kedi, benim kendisine baktığımı görünce yüzü yumuşadı, “miyav” diyerek kucağıma çıkmak istedi. Civcivlere gösterdiği yüzünü bana göstermiyordu. Çünkü civcivler zayıftı, bense güçlüydüm.

 

Anne babası olmayan çocuk korumasız bir civciv gibidir. Onlar şirin görünümlü aç kedilere teslim edilmez. Perişan olurlar.

 

Bütün bunları neden söylüyorum. Çünkü kırgınım ve üzgünüm.

 

Geçen hafta gazetelere, anne babası olmadığı için, İskenderun’da bir “sevgi evinde” kalan çocuklara neler yapıldığının haberleri yansıdı.

 

Çocuklara bir anne şefkatiyle sahip çıkması gereken görevli kadınlar, yaramazlık yapıyor diye onları oklava ile dövmüş, tuvalete kilitlemiş, yağmur altında bekletmiş, 12 yaşındaki bir kız çocuğunu kendi evlerine götürüp temizlik yaptırmış. Haberi okuyunca içim daraldı.

 

Ülkemizde son dönemde hızla yayılan sevgi evlerinde görev yapan kişilerin mesleki bilgi ve becerisinden önce, “duyarlılığına”, yani insan olma özelliği taşıyıp taşımadığına bakılmazsa, yarın bu türden haberleri çok okuruz diye endişelendim.

 

Çocukluk çağında telef olma, yetişkinlikte zarara uğramaya da benzemiyor, bir ömür boyu insan ruhunda izi kalıyor.

 

18 yaşında bir delikanlı gelmişti yanıma.

 

“Kendimi çok değersiz hissediyorum.” dedi.

 

“Ailen var, kardeşlerin var…” dedim. “Var ama…” dedi ve sustu. “Olsun” dedim, “Kimsenin sana değer verip vermemesi ile sen değerli veya değersiz olamazsın. Sen insansın. Ve değerlisin. Bu yeter.” dedim. İkna edemedim. “Doğrusunuz, ama…” dedi, sustu.

 

“Bana çocukluğunu anlatır mısın?” diye sorduğumda, ilk anlattığı şey ilkokul öğretmeni oldu: “Hiç unutamıyorum, birinci sınıftaydım, ders sırasında çok sıkışmıştım. Öğretmenimden lavaboya gidebilmek için izin istedim, ‘otur oturduğun yerde’ deyip izin vermedi. Tutamadım kendimi ve oturduğum yerde altıma kaçırdım.”

 

Sonra sustu ve ağladı. “Sonra…” dedim. “Öğretmenim altıma kaçırdığımı gördü, sert bir sesle ‘kalk tahtaya’ dedi. Arkadaşlarımın içinde bana ‘Altına yaparak dışarı çıkacağını zannediyorsan yanılıyorsun. Çıkartmayacağım seni dışarı!’ dedi ve ders bitene kadar ıslak pantolonumla beni tahtanın önünde bekletti. Hâlâ insanların karşısında ayakta dururken, sanki altım ıslakmış gibi hissediyorum, insanların karşısında duramıyorum.” dedi.

 

Bilmem yetkililer bu konuda ne düşünür ama, çocukla baş başa kalınan mesleklerde, mesleki bilgiden önce “insan olma” özelliklerine bakılmazsa, bu kişilerin alçak gönüllü olup olmadıklarına bakılmazsa, bu ülkenin civcivleri telef olur. Sonra telef olanlar telef edici olur.

 

Erzurumlu Alvarlı Efe Hazretleri ne güzel söylemiş: “Allah bizi insan ede…

www.aksiyon.com.tr


Bunlar da ilginizi Çekebilir

7 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz