Anaerkil Sisteminiz Batsın

12 Mart 2019Sema Maraşlı17 Yorum »

semaYirmi yılı aşkın çok mutlu evliliği olduğunu söyleyen bir hanıma, bu mutluluğu neye borçlusunuz diye sordum. “Akıllı anne-babam olmasına” dedi. Sonra açıkladı. Annem ve babam düğün öncesi bana “Kızım anneni unut derlerse unut, babanı unut derlerse unut fakat gittiğin yerde mutlu olmaya bak dediler.” dedi.

Bu nasihatin sebebini de şöyle açıkladı. “Bizim köyde gelinleri yıllarca ailesine göndermezlerdi. “Erkeğin ailesi ile oturulurdu. Beni de dört yıl göndermediler, nasıl özlerdim. Evin karşısında bir ilkokul vardı. Babacığım özlediğimi hissederdi, gelir o okulun tek basamaklı merdivenine oturur, gözleri dolu uzaklara bakardı. Ben de ona bakar bakar ağlardım.”

“Ailemi görmeye gitmek istiyorum demediniz mi?” diye sordum.

“Demedim. Kurallar öyleydi, bir kez bile bu konuda eşime sitem etmedim.”

“Dört yıl sonra ne oldu da ailenize gidebildiniz?” soruma verdiği cevap her şeyi açıklıyordu.

“Kayınvalidem kızını nişanladı.”

“Ataerkil sistem batsın” diye höykürenlere en iyi cevaptır bu söz.

Kadın ve aile ile ilgili bütün kötülükleri ataerkil sisteme yükleyen hainler ve ahmaklar, sizin şikayet ettiğiniz sistem ataerkil falan değil, basbayağı anaerkil sistem. Yukarıdaki örnekteki gibi binlerce örnek yaşanmıştır ülkemizde.

Kayınvalide kendi kızı nişanlanınca geline ne yaptığını fark etmiş ve yasağı kaldırmıştır. Erkek de annesini dinlemeseydi diyenlere cevap: Oğul anneyi dinleyecek şekilde büyütülür. Oğlan yetiştirilirken bütün psikolojik yöntemler, duygusal şantaj anne tarafından kullanılır, anneyi dinleyecek kıvama getirilir.

Geçen yıl başörtülü bir feminist ataerkil sisteme çatarken şu örneği verdi: “Kadınlar hep ezildi. Mesela bizim memlekette evde sofraya kadınlar ve erkekler beraber oturmazlar. Önce erkekler yer kalkar sonra kadınlar yer.”

“Peki bu sistemi kim kurdu?” diye sordum. Annelerin kurduğunu itiraf etmek zorunda kaldı. Belli ki o güne kadar sistemi kimin kurduğunu düşünmemiş, ancak erkeklere saldırmış.

Ev halkı olarak kadınların ve erkeklerin birlikte sofraya oturmama sebepleri genellikle kayınvalidelerin gelinleri mümkün olduğu kadar kayınpederle muhatap etmek istememelerinden kaynaklandığı bilinir.

Pek çok kayınvalide gelini sadece oğlundan kıskanmaz kendi kocasından da kıskanır. Gelinin gençliği güzelliği kayınvalideye yaşlandığını hatırlatır. Gelinin kayınpederle iyi anlaşması kayınvalidenin evdeki otoritesini sarsacak durumlara yol açabilir. Gelini geçtik kendi kızını kocasından kıskanan yani kızının babası ile iyi anlaşmasından rahatsız olan, kıskanan kadın sayısı da oldukça fazladır.

Kayınpederler gelinleri severler. Çoğu, karısından kızından görmediği saygıyı gelinden görünce mutlu olur. Fakat bu mutluluk çoğunlukla kayınvalidenin hoşuna gitmez. İstisnalar kaideyi bozmaz, bunun aksi, gelininin oğlu ile mutluluğuna sevinen ve kendi kocasından da kıskanmayan kadınlar,  var elbette. Maalesef ki gelin-kayınvalide konusunda yaşananlara bakarak bu erdemli kadınların sayısının az olduğu görülüyor.

Günümüzde bu iş biraz tersine döndü. Günümüzde de gelinler kocalarının anneleri ile muhabbetini kıskanmaktalar. Aile ile ilgili yaşadığımız problemlerin ana temeli, ataerkil sistem falan değildir. Zaten bizim ülkemizde hiçbir zaman ataerkil sistem olmamıştır. Ataerkil görünümlü anaerkil bir sistem vardı hep. Son dönemlerde ise tamamen anaerkil bir sisteme geçilmiştir.

Evlerde geçmişten beri hep kadınların sözü geçmiştir. Çünkü bizim kadınlarımız çoğunlukla otoriter kadınlardır. Otoriter annede, kadın emrinde büyüyen erkek, evlenince anne otoritesi devam etmiştir ta ki annesi ölene kadar. Annenin ölümü ile ipler karısının eline geçer ve kölelik erkek için devam eder.

Kayınvalide kini ile dolan gelin, acısını vaktiyle annesini dinleyip kendine kötü davranan kocasından çıkarır. Geçmişte kocasından dayak yiyen kadınlara sorun, yüzde doksan sekizi “kayınvalidem ya da görümcem kocamı bana karşı doldururdu.” diyeceklerdir. Karısına vuran erkek annesinin ya da kız kardeşinin ya da evdeki yengenin gönlü olsun diye vurmuştur çoğunlukla. Zira onların gönlü yapılmazsa erkeğin hayatı bu kadınlar tarafından zindana çevrilir, ne erkekliği ne korkaklığı kalırdı. Erkek de genellikle onların istediğini yapardı.

Kısaca hiçbir zaman ataerkil olmadık. Erkekler çoğunlukla kadınların elinde piyon olmuştur. Erkekler kadınlar arasındaki kıskançlığın kurbanı olmuşlardır. Üç büyük günahtan biri olan kıskançlık, dinin ahlaki boyutu öğretilmediğinden, duygu kontrolü nedir bilinmediğinden kadınlar tarafından farkında olmadan kendilerini de mutsuz eden bir silaha dönüşmüştür.

Kadınlar arası kıskançlığın içinde “kırk katır mı kırk satır mı” tercihinde kalmışlardır erkekler. Eski devrin erkekleri gücü elinde bulunduran anneyi tercih ederken, yeni nesil erkekler gücü elinde bulunduran eşi tercih etmektedirler. Kadınlar arası savaş devam etmektedir.

Bütün bu yalın gerçeklere rağmen kadınların uğradığı haksızlıklar için ataerkil sistemi ve erkekleri suçlamak ne kadar adil? Kadınlar ne çektiyse kadınlardan çekti.

Bir erkek ciddi bir ruh hastalığı yoksa ve alkol kullanmıyorsa yemeğini yiyeceği, akşam yatağa gireceği kadına kötü davranmaz. Zira erkeğin kodları korumak üzerinedir. Dinimiz kadını erkeğe emanet etmiştir. Erkek zalim yaratılsaydı bu emanetlik azap olurdu.

Şimdilerde şiddeti erkekliği bağlayanların, Yaratıcı iledir dertleri. Erkeğin mayası iyidir. O mayayı hayata katan annedir. O mayanın içine annenin neler kattığı önemlidir.

Bir toplumu kadınlar doğurur ve kadınlar yetiştirir. Toplumda değişim iyi ya da kötü kadından başlar. Kadınların bozulması erkeklerin de bozulmasına sebep oldu ve olmaya devam ediyor.

Kadın hakları, diye şımartılan iyice zıvanadan çıkan kadınların, dönüp kendilerine bakmaları lazım “Ben ne kadar kadınım” diye. Ben kadınlığın yumuşaklığını, asaletini, zarafetini, şefkatini ne kadar taşıyorum diye kendilerine bakmalı kadınlar.

Odun gibi kadınlar kocalarını beğenmiyor. Otoriter, kontrolcü, dediğim dedik, kadınlıktan yumuşaklıktan, cilveden bi haber, sert erkeksi kadınlar; mutsuzluklarının bütün yükünü erkeklerin üzerine atıyorlar. Oysa “bu adam bu halime rağmen benimle evli kalıyor” diye teşekkür etmeleri minnet duymaları gerekir.

“Ben kadınım ben” diye böğüren ve kadın olduğu için her şeyi yapmaya hakkı olduğunu zanneden, erkeklere saldıran, öldüren kadınların haberleri her geçen gün artıyor.

Erkekliği şiddet sebebi olarak gösteren feministler, cinsiyet eşitliği politikalarıyla erkekleri yumuşatıp kadınlaştırmaya çalışıyorlar. Erkekler yumuşarsa şiddet bitecekmiş! İyi de sen erkeği yumuşatırken kadını sertleştiriyorsun, kin ve nefretle dolduruyorsun. Şiddet nasıl bitecek?

Ayrıca şiddetin bitmesi için erkeğin yumuşaması değil, erkek gibi yaratılışındaki gibi güçlü olması lazım.

Çocuk cinayetlerinde ve çocuklara şiddette annelerin sayısı babalardan kat kat fazlayken şiddeti sadece erkeklik üzerinden sorgulamak ne kadar adil?

“Dişilere tapıyorlar.” buyruluyor, Nisa suresi 117 de.

İşte tam da o günlerdeyiz. İstanbul sözleşmesi, 6284 “kadın beyanı esastır” diye adaleti yerle yeksan eden kadının sözünü ilahmış gibi kesin doğru kabul eden kanunlarla kadınlara tapılıyor. Süresiz nafaka ile erkekler, kadın putuna helva götürmek zorunda bırakılıyor. Çocuklar kadın putunun gönlü olsun diye babadan koparılıyor.

İlahlığını ilan eden kadınlar sabah akşam erkeklere küfrediyor. Otoriter anneleri ya da hanımları tarafından güçleri sömürülen ya da her şeyin farkında fakat otoriteye yaranmak isteyen erkekler “İlahımız çok yaşa” diye alkış tutmaktalar. Fakat farkında değiller ki putlar kurbana doymaz, sıra onlara da gelecek.

Kısacası bu ülkede hiçbir zaman ataerkil bir sistem olmadı. Ataerkil denilen sistemi hep kadınlar kurdu. Ne çektiysek ve ne çekiyorsak anaerkil sistemden çekiyoruz. Bu 8 martta başörtülü bazı kadınlar: “Aileniz batsın” diye pankart taşıdılar. Aile batsın ki modern dünyanın eskiye rahmet okutacak ailesiz anaerkil sistemini oluştursunlar.

Dualarım o ki “anaerkil sisteminiz batsın” en yakın zamanda. Zaten putlar devrilmeye mahkumdur. Anaerkil sisteminiz en büyük zararı yine kadınlara veriyor. Kadınlar yorgun, öfkeli, mutsuz ve yalnızlar.

İslami bir ataerkil sistem nasip etsin Rabbim. Erkeklerin Kur’an-ı Kerimde bildirildiği gibi ailede kavvam olarak adalet ve şefkatle evini idare edeceği, kadının saliha ve itaatkar olacağı, birbirlerinde sükûnet bulacakları, birbirlerine göz aydınlığı olacakları muhabbet kokan aileler ancak Yaratıcımızın çizdiği çerçevede mümkün olacaktır. Allah’tan razı olmayanların uydurduğu dinden Rabbim bizi uzak etsin. Dininden razı olan kadın ve erkeklere selam olsun.

Sema Maraşlı   www.cocukaile.net

#AnaerkilSisteminizBatsın

 

Okunma Sayısı : 13.686

Yorum yapın

“Anaerkil Sisteminiz Batsın” için 17 Yorum

  1. .. diyor ki:

    Anaerkil:”Bu düzenin temelini kadının üstünlüğü fikri oluşturur; soy kadınlar tarafından belirlenir, hakimiyet kadınlarındır.”
    Sizce verdiğiniz örneklerin neresinde kadın üstünlüğünden bahsedilebiliyor? Sofraya erkeklerin önce oturması, özellikle kızın ailesiyle görüşememesi size anaerkil sistemi mi çağrıştırıyor cidden? Asıl bir öğretiyle gelen kadınların toplumda olmayan yerlerini anlatıyor. Bu söylemleri bir kadının yapıyor olması ataerkil bir zihniyetle söylendiği gerçeğini nasıl değiştirebilir? Bazen gerçekten o kadar zorlama yazılar yazıyorsunuz ki kendinizin bile bu yazdıklarınıza inandığınızı düşünmüyorum.

    “Evlerde geçmişten beri hep kadınların sözü geçmiştir. Çünkü bizim kadınlarımız çoğunlukla otoriter kadınlardır. Otoriter annede, kadın emrinde büyüyen erkek, evlenince anne otoritesi devam etmiştir ta ki annesi ölene kadar. Annenin ölümü ile ipler karısının eline geçer ve kölelik erkek için devam eder.”
    Şöyle bir şeye bizim kültürümüzde nerede şahit oldunuz? Asıl anne otoriteden çok evdeki şefkatin temsilidir. Hem anne hem çocuk üzerindeki otoritenin babada olduğu su götürmez bir gerçektir. Ve evlendikten sonra da yine otorite adamda kalıyor. Bunu da çevrenizde daha çok eşimden ezin alamadım diyen kadın sayısının mı yoksa erkek sayısının mı fazla olduğuna bakarak anlayabilirsiniz. Bu sayı gayet kadınlar için fazlayken otoritenin kadında olduğunu söylemeyin lütfen.

    Daha birçok söyleyecek lafım var ama söylemeyeceğim. Çünkü siz ve sizin destekçileriniz mağdur erkek profili yaratarak zaten güçlü olan erkeği daha da pohpohluyorsunuz. Biraz mutedil olun lütfen. Böyle tek tarafı savunacağım derken ortaya çok komik görüşler atıyorsunuz.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Çoğu zaman görüntü insanı yanıltır.

      İlk bakışta Evde Erkek otoritesi varmış, son sözü erkek söylermiş gibi görünse de gerçekte erkeğin ne söyleyeceğine kadın karar verir veya erkeği o sözü söylemesi için zorlar.

      Ama çocu zaman erkek verdiği kararın kendisine ait olmadığını, ailede ki kadınların gizli veya açık zorlaması ile bu kararı veren ve uygulayan bir MAŞA/TETİKÇİ olduğunun farkına bile varmaz.

      Türkiye de ERKEĞİN SÖZÜ GEÇER anlayışının yerleşmesine ve genel kabul görmesine sebep olan TÖRE, ADET; ÖRF; ANANE vb mahalle baskılarının en şiddetlilerinin savunucusu ve uygulayıcılarının kadınlar olduğunu ispat eden olaylar da olduğu gibi.

      Olaylara ve insanlara biraz daha geniş açıdan bakarsanız sizde gerçek ve büyük resmi görebilirsiniz.

  2. Uğur 017 diyor ki:

    Allah razı olsun, Sema Hanım. Doğruyu çok güzel izah ettiniz. Allah Kur’an’da doğru ve temiz sözü mealen sağlam köklü bir ağaca benzetiyor, feministlerinki gibi kötü ve kirli sözü ise kötü ve kirli ve yıkılacak, eğreti bir ağaca. Ve şu gerçeği vaad ediyor ki Allah müminleri temiz ve doğru ve iyi olan sözlerle sağlam ve ayakta tutacaktır (Bkz: Bakara 24-27). Yırtıcı kapitalist ileri gelenler ve onların eksik düşünceli ve eksik kavrayışlı feminist hizmetkarları çürük, habis sözleriyle kaybediyorlar.

  3. Hüseyin diyor ki:

    Sema hanım diğer yorumcu arkadaşım gibi yüzlerce binlerce yazsak azdır yüreğine,diline,kalemine sağlık.Gerçekten nitelendirmeleriniz çok doğru her biri ayrı ayrı gerçekçi cümleler özellikle sözde muhafazakar başörtülü feministler sosyal demokrat feministlerden daha radikal ve onlara rahmet okuturcasına erkeklere saldırıyorlar ve eziyorlar.Şunu bilin ki hiç bir zaman bu düşüncenizden dönmeyin bizler gerçekten her zaman sizin yanınızdayız dualarımız sizinle sağolun var olun

  4. Ercan diyor ki:

    Yüreğine ,diline ,kalemine sağlık , gerçekten bu kadar iyi anlatılabilir di. Nokta tespitler,bize söyleyecek birşey bırakmamış. Hele şu paragraf çok çarpıcı ” Bir erkek ciddi bir ruh hastalığı yoksa ve alkol kullanmıyorsa yemeğini yiyeceği, akşam yatağa gireceği kadına kötü davranmaz. Zira erkeğin kodları korumak üzerinedir. Dinimiz kadını erkeğe emanet etmiştir. Erkek zalim yaratılsaydı bu emanetlik azap olurdu.”

  5. Halit diyor ki:

    İlk defa bir yazinizi begenmedim. Bana dokundugundan filan da değil örfumuze bu kadar yabanci bir yazi beklemezdim sizden. Bunlar sayginin ifadesidir siz de mi esitlikci oldunuz?

  6. Sevde diyor ki:

    Milyonlarca,yarattıklarırın sayısınca amin amin amin.Allah razı olsun

  7. Erhan diyor ki:

    Öncelikle yazınızın sonundaki dualarınıza yürekten amin diyorum Sema Hanım.
    Yine her zamanki gibi ezberleri bozan bir yazınızla, feminizm dinine körü körüne iteat eden kesimlerce görülmeyen veya görüldüğü halde başkalarının görmelerine engel olmak amacıyla gizledikleri gerçekleri tüm şeffaflığıyla gözler önüne sermişsiniz ve yalancıların yaktıkları ve hakikatin tam tersi istikamette oluşturulmaya çalışılan algı mumlarını bir üflemeyle kökünden söndürmüşsünüz.

    Allah (C.C.) bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da kalbinize ve kaleminize kuvvet versin ve sizi feminizm belasının şiddetli taarruzları altında yolunu şaşırmış olan tüm hanımlara da bir hüsn-ü misal eylesin ve her türlü şer ve fitne odaklarının kötülüklerinden muhafaza eylesin ve ahrette de, bu dehşetli zamanda verdiğiniz cesur ve onurlu mücadelenizin mükafatını binlerce kat fazlasıyla ihsan buyursun, amin.

    Şundan hiç endişeniz olmasın ki, yalnız değilsiniz. Bu çok kıymetli mücadelenizin arkasında kalpleri iman ve İslam ateşiyle yanıp tutuşan hak ve hakikat aşığı olan büyük sessiz kitlelerin dua orduları bulunmakta. Zulüm ve zulümat karanlıklarına karşı, sizin öncülüğünüzde yakılan bu meşalenin ışıklarının her geçen gün yayılması neticesinde karanlıkları aydınlatmasıyla beraber, bu sessiz kitle hızla çoğalmakta.

    Yazınızda, “Bir toplumu kadınlar doğurur ve kadınlar yetiştirir. Toplumda değişim iyi ya da kötü kadından başlar. Kadınların bozulması erkeklerin de bozulmasına sebep oldu ve olmaya devam ediyor.” Demişsiniz.

    Evet aynen öyle, asırlar boyunca çok sayıda haçlı seferleriyle bu milleti dışarıdan hücumlarla yıkamayacaklarını anlayan ve saldırılarını cemiyetin içerisine yöneltip en evvel kadınları feminizm vs şer akım fitneleriyle önce yuvalarından ve bunun neticesinde de hak yoldan çıkartarak, bu sayede aileyi temelinden yıkmak tarzına çeviren İslam düşmanları dahi bu gerçeğin farkındayken, bir farkında olmayan basiretleri bağlanmış sözde İslamın kadınlara verdiği hakları savunduklarını zanneden içimizdeki zavallı feministler ve onların hedeflediği yolları genişletebilmek için canla başla çalışan gafil erkekler kaldı.

    Geçen gün yukarıda ifade ettiğim zümreden olduğunu düşünen bir kadın kaleme almış olduğu bir yazısında,kendi mücadeleleri için “İslami feminizm” tabirini kullanmıştı. “Vah zavallılar vah!” Bu hastalıklı kafayla ne feministlere yaranabiliyorsunuz, ne de Allah’ın indirdiği dine teslim olup hakiki ehl-i imanın muhabbetlerini kazanabiliyorsunuz. Bu şekilde, batıl bir dava uğrunda bitip tükenmeyen bir mücadelenin yakıp kavurucu hırsı ve öfkesiyle dünyanız hüsran, ahretiniz de berbat oluyor.

    Sözlerimi Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin, her zaman için geçerli olan ve bilhassa içinde bulunduğumuz zamana da tam tamına bakan şu çok ehemmiyetli tesbit, ikaz ve dua cümleleriyle nihayetlendireyim.

    Selam ve dua ile.

    “Mübarek taife-i nisaiye, fıtraten yüksek ahlaka menşe’ olduğu gibi, fısk u sefahette dünya zevki için kabiliyetleri yok hükmündedir. Demek onlar daire-i terbiye-i İslamiye içinde mes’ud bir aile hayatını geçirmeğe mahsus bir nevi mübarek mahlukturlar. Bu mübarekleri ifsad eden komiteler kahrolsunlar!.. Allah bu hemşirelerimi de bu serserilerin şerlerinden muhafaza eylesin, amin.”

  8. Misafir diyor ki:

    “Yanlış hesap Bağdattan,
    Yanlış tercih fıtrattan döner!”

    Yıllardır söylediğimiz şey:
    Er-KEK-lerin tarihi devrimi;
    Kontrol edemedikleri duyguları ve kadın hileleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıkları sebebiyle,
    Fildişi kulesine çıkardıkları kadınları,
    tekrar oradan indirmek olacaktır. Bunun için erkekler zihinsel bir evrim geçirmedikçe, daha çok devrilmeye, örselenmeye, savrulmaya devam edeceklerdir.

  9. İSMAİL AYDEMİR diyor ki:

    Selam Aleyküm, Sema hanımın yazılarına katılmakla birlikte, bu anlatılan olay günümüzde gördüğümüz örneklerden çok daha farklı. Eski kuşak insanların durumuna benziyor. Günümüzde hızlı bir sosyal dönüşüm yaşandığından bana göre naçizane ne ATAERKİLİZ, NE ANAERKİLİZ. KANAATİMCE YÜKSEK ORANDA EVLİLİKLERDE KADINERKİLİZ. EVLENEN KADINLARIN KAYNANAYLA AYNI BÖLGEDE YAŞAMA ORANI NEDİR ??? DAHA ÇOK KENDİ SÜLALESİNE YANAŞTIRMA HIRSINDADIR. TÜM İMKANLARINI BU DOĞRULTUDA KULLANIR. KOCANIN TARAFINDA SIKINTI YAPAR, KENDİ TARAFINDA BAŞKA TÜRLÜ BASKINLIK VS. DİRENİNCEDE SAVAŞ BAŞLAR… HALBUKİ KİMSENİN KAZANAMAYACAĞI SAVAŞ. FITRATA AYKIRI Bİ SAVAŞ. HAKKA HUKUKA AYKIRI Bİ SAVAŞ. SONRA GELSİN HUZURSUZLUKLAR SİLSİLESİ…

  10. Bayram diyor ki:

    Sema hanım kaleme aldığınız bu makale,
    Erkeklerin nedenli bir zor hayat yaşadığını bütün yalınlığı ile ifade
    etmekte.
    Arada kalmışlıkla işe giden ailesini mutlu etmeye çalışan okar çok baba varki,kendini feda edip ailesi ni hayatının merkezine koyan.
    İslamın yaşam tarzı ile aile ve fertleri mutlu olur diye düşünüyorum.
    Saygılar sunuyorum.

  11. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    Vealeyküm selam…Aklınıza,fikrinize sağlık Sema hanım.

    67yaşlarında bir kocanın itirafı;
    -Karıma ilk evlendiğim yıllarda bir kaç kez tokat attım.
    -Neden attınız?
    -Annem,karını döversen sana itaat eder, yoksa başına çıkar şımarır dedi.
    -Peki karınız size itaat etti mi?
    -Yok kızım yok nerde…Ben ona itaat ettim.
    -Bu nasıl oldu?
    -Karıma attığım o birkaç tokatı meğerse ben kalbime atmışım.Karımı dövdükten sonra vicdan azabı çektim.Yatağa girdiğim himayem altındaki masum birini boştan sebepten dövmek bana çok ağır geldi.Erkeğiz biz zorba değil.Küçükken, erkek kadını döver diye yetişmiyoruz.Kadın çocuğumuzun annesi olacak.Biz o anneyi koruyup kollayacağız derken, kendi annemizin yönlendirmesiyle dayak atıyoruz.Bu bir erkek için çok utanç verici.
    -Pişmanlığınızı telafi ettiniz mi?
    -Etmezmiyim kızım.Yıllarca bu pişmanlık yüzünden karım ne istese yaptım ona köle oldum.Ben yanlış yapıp onu dövdüğüm için, ağzımı açıp birdaha şu doğrudur diyemedim.Doğru olana,yapılacak olana artık yaşamımıza o karar verdi.Bende vicdanen rahatladığımı sandım.Meğer annem bana döv karını derken karımı korumuş.
    -Nasıl yani?
    -Karımı dövmeseydim ben hükmeden olarak kalırdım.Dövdüğüm için ona teslim oldum.O hükmeden oldu.Annem oğlunun değil, karımın iktidar olabilmesi için işi yoluna koymuş.
    Bir zaman sonra karısı ile de konuşma fırsatım oldu.
    -Ablacım eşin seni dövmüş gençken.Neler hissettin?
    -Kızım bu kadınlığın bir parçası.
    -Kadın dayak mı yemeli?
    -Evet.Eğer erkeği avcunun içine almak istiyorsan yersin.
    -Siz bunu mu istediniz?
    -Elbette.Bak sana anlatayım kızım.Yeni evlendiğinde kocalanla değil onun annesi ile evli gibi olursun.O ne derse o olur.Sonra mesele çıkar.Kadının kadın iktidarına baş kaldırışı başlar.Kadın, kocasının annesi ile dediklerine uymaz.Annesinin itaatsiz diye aksettiği kadını da kocası döver.
    -Peki bunun başka yolu yok muydu?
    -Yok.Dayağı kadın bilerek yer.Hatta kocam bana bir tokat atsa diye oda kocasını kışkırtır.Bilerek isteyerek dayak yer.Bilir ki bir tokat yerse, kocasının vicdandan, başı önüne bir adım daha fazla eğilir.Sonunda karısna itaatkar olur.

    Bu, dile getirilmemiş, kadınlar arası savaşın bir parçası oluverir dayak.Bunu geçmişte hemen hemen tüm kadınlar yaptı.Karısına vurmakta direnen erkekler eninde sonunda evin yönetiminden annesini de çıkartarak hükümdar oldu.İşte mutlu aile o zaman oldu.

    Şimdi erkekler karısına vurmuyor.Kadın ne kadar kışkırtıcı olsa da.Ama bu kışkırtmaların neticesi haddini aşınca erkek, erkekliğine zeval geldiğini görünce de cinayatlerin kapısı açılıyor.Yani yöntemler boyut değiştirdi.Kadınlar, içlerinden kendine kurban seçti.ÖLMEK için.Kocanın karısını öldürmesi, artık tüm erkekler üzerine vicdan azabı ve pişmanlık olarak yansıdı.İşte şimdi tüm kocaların karılarına karşı boyunları bükük kaldı.Kadın iktidarı tam anlamıyla ele geçirildi.

    Kocaların başı yukarda göğe doğru bakarken erkekliğini yaşadığı,erkekliğini yaşarken karısına da kadınlığını yaşattığı bir yaşam temennisi ile…YAŞASIN ATAERKİL TOPLUM!!!

  12. Gulpembe diyor ki:

    Bizim gorenegimizde kadin, erkeginin ne gerisinde ne önünde durur, onunla hep yanyana omuzomuza ve yeri geldiginde sirtsirtadir. ninelerim, erkeklerin askere yada gurbete dustukleri vakitler, gun dogmadan kusagina iki tabanca sarip dag bayir yola duser riziklarini cikarmaya giderlermis. Yillarca eslerinden bir haber gelir mi gelmez mi demeden evinin cocuklarinin basini beklemisler. Onlar da insan,zamanla yorulmus hircinlasmislar belki ama hal boyleyken erdemli kadinlarimizin bir istisna ve sayilarinin da az olduguna katilmiyor. Ayrica gelinini hatta oz kizini kocasindan kiskanan kadinlarin cok oldugunu ilk defa duyuyorum asla boyle birseye sahit olmadim.

    Kadinci yada erkekci olmak zorunda degiliz. Iki dili de sorunlu buluyorum. Rabbimiz “kadin olsun erkek olsun hep birbirinizdensiniz” buyuruyor. Bir parcadaki rahatsizlik digerine, digerindeki otekine de sirayet eder. Her iki tarafta kendine cekiduzen vermeli.

    Sevgi ve muhabbetlerimle, kolay gelsin Sema Hanim.

  13. hasan öksüz diyor ki:

    8 marttan arta kalanlar
    Öncelikle 129 kadının yanarak öldüğü 8 Martı sana kutlama ve alışveriş yapma günü diye kakalayan o keskin kapitalist zekânın karşısında hayranlığımı dile getirmem lâzım.
    Ancak aynı zekâyı sende gördüğümü söyleyemem kuzum!
    Sahi sen 129 kadının yanarak öldüğü günü, Gratis kuyruğunda bekleme gününe çevirip şişen ayaklarından dolayı kendini en az onlar kadar nasıl mağdur hissedebildin?, bize onu bi anlatsana ya..🤔🤔🤔🤔🤔🤔🤔
    alıntı..

  14. A.Doğan diyor ki:

    Vealeyküm selam değerli ablacığım. Allah cc razı olsun. Allah cc hayırlı ve güzel uzun ömür nasip etsin. Allah, a emanet olunuz

  15. Orhan diyor ki:

    Bin maaşallah bu yazıya, ruhunuza tercüman olmuş.

  16. Ramazan Mehmedoğlu diyor ki:

    Yorum yapacak ve ekleyecek hiç hiç bir eksik bırakmamışsınız, Allah sizden razı olsun.
    Umarım bu mükemmel tespitleriniz toplumun bilinçlenmesine vesile olur.
    Rabbim kolaylıklar versin…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Allah erkeğin eşi ile muhabbet etmesinden memnun olur, bundan dolayı ikisine de sevap yazar.Ve rızıklarını arttırır. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku