Anne! Babam Nerede?

06 Ocak 2015Çocuk Eğitimi6 Yorum »

Bu yazıya böyle bir başlıkla başlamak istedim, çünkü çocuk eğitimi deyince akla hep anneler geliyor ama aslında karakter gelişiminde babanın rolü de çok büyük.

Sağlıklı bir baba figürü ile yetişen bireylerin özgüvenleri daha yüksek oluyor, otorite ile çatışmayı daha az yaşıyorlar, şaşırtıcı bir şekilde babası ile arası iyi olanların Allah’a inanmaları ve güvenmeleri de daha kolay oluyor. İnançlarını, küçükken her şeyle ilgili bir otorite ve “güç” sembolü olarak gördükleri baba figüründen, her şeyin üstündeki Allah’a yöneltmeleri daha kolay oluyor.

Hele bir de baba sevgi-otorite dengesini kurabilmişse, o kişinin yine hayatı, toplumu, kuralları ve her şeyin üstünde Allah’ı sevmesi daha da kolay oluyor.

Bunun için “baba” çok önemli. Keşke anneler kadar babalar da çocuk eğitimi ile ilgilenseler. Jane Grandon, ”Sevgili Baba: Baba-kız ilişkileri neden bu kadar önemli?” kitabında dört tane baba figüründen bahsediyor. Bu figürlerden biri “Hayalet babalar”..İşte bu yazının başlığı “Anne, babam nerede?” Bu babalara ithafen yazıldı. Grandon’un dört figürü şöyle:

Prens babalar:

Bu figüre uyan babalar,  kızlarının her istediğini yapar, onlarla bol bol vakit geçirir. Grandon’a göre böyle babalara sahip kız çocuklar büyüdüğünde diğer erkeklerle rahatça iletişime geçebilen bireylere dönüşür.

Patron babalar:

Otorite figürü olmayı seven, sert, dediğim dedik, tartışmaya genellikle kapalı babaların figürü. Jane Grandon’a göre bu tip babaların çocukları, onların sert olmalarına karşın kendilerini sevdiğine inanıyorlar.

Dost babalar:

Dost baba figürü başlığında değerlendirilebilecek olan babalar kızları ile olabildiğince çok zaman geçiren kişiler. Grandon’a göre böyle babalara sahip olan kız çocukları büyüdüğünde, babasının kendini her zaman destekleyeceğini düşünüyorlar.

Hayalet babalar:

Bu gruptaki babalar, genelde iş gezisinde olan ya da evde olup da gazetenin arkasına ya da TV’nin önüne kilitlenen kişiler. Bu tip babaların çocukları benlik sorunu yaşıyor ve ilişkileri olumsuz etkileniyor.

Kendi annelik tecrübemden  paylaşacık olursam, kızım 2 yaşını doldurduktan sonra hastanede gece nöbeti tutmaya başladım ve kızım ben nöbetçiyken babasıyla kaldı. Daha önceleri nasıl da kızımın tüm bakımını üstlenmiş olduğumu ve eşime göre çok daha fazla şey paylaştığımı nöbet tutmaya başladıktan sonra fark ettim.

Benim gece nöbetlerim, kızımla babasının arasındaki bağlanmayı güçlendirdi. Babası, onun bakımında birebir –yedirme, giydirme, alt değiştirme, tuvalete götürme gibi- görevler aldığında, çocuğuna daha da bağlandı. Anne ve çocuk olarak kızımla biz bu gece nöbetlerinde  birbirimizi özledik ama ayda 4-5 kez olan bu durum aslında çok işe yaradı. Nasıl ki annelik sadece doğurmaktan ibaret değil, anneyi anne yapan aynı zamanda çocuğuna bakmak, yetiştirmekse, aslında babalık da böyle.

Sanırım biz anneler, engin merhametimiz ve şefkatimizle çocuğun sanki tek bakım vereniymişiz gibi babaları biraz geri planda bırakıyoruz. Anne, çocuğun yetiştirilmesinde babaya yer açmadığında, baba da eğer kendinden lokomotifli bir yapıya sahip değilse tabii ki hayalet babaya dönüşecektir.

Benim düşüncem, babaların kız ve erkek çocuklarıyla muhakkak özel vakit geçirmeleri gerektiği hatta bakımlarında aktif rol almaları gerektiği yönünde. Çünkü çocukların hayalet babalara değil, bazen dost, bazen patron, bazen de prens babalara ihtiyacı var.

Dr.Rabia Nazik Yüksel

Okunma Sayısı : 3.964

Yorum yapın

“Anne! Babam Nerede?” için 6 Yorum

  1. hasret dedi ki:

    Çok güzel bir konuya deginmişsiniz..emeğinize sağlık..maalesef günümüz anneleri hem anne hem baba olmuş isteyerek yada istemeyerek.. Oysa diğer arkadaşlarında yazdığı gibi kur an çocuğa verilen terbiyeden erkeği sorumlu tutar..

    bizim toplumda erkek işten eve gelir yemek yer TV bakar çoğunlukla…çocuğu görmez, ilgi lenmez bu yanliş…çok şükür bu yönden eşim ve ailesi böyle değil..ama yakın arkadaşlarım çok dertli..eşi esnaf olan bazı beyler eve değil sohbetlere gider gece yarısı eve gelir ..o saatte zaten uyumuş Yavrucaklar babasini göremez.. Sabah ta o işe giderrken onlar uykudadirlar…bunun sonucunda yalniz herşeyi yüklenmek zorunda kalan kadin ve babasina özlem duyan çocuklar…tamam sohbet olsun elbet ilim farz..ancak her günde gidilmez ki aileye de vakit ayirmali..böyle bir çok örnek var…ya sohbet bahane evden aileden kaçiyorlar yada biraz fazla abartiyorlar..bir gün gidilse bir gün gidilmemeli…Allah öyle hanimlarin yardimcisi olsun..

  2. .:. dedi ki:

    Jane Grandon ulkesinin insan profilinden daha dogrusu kendi musteri profilinden cıkardıgı sonuc ile ancak babaları dorde ayırabilmiş. Bizim yapımızla hic bir uyan kısmı olmasa da, bizim onlara uymamız beklenti haline donusturulmus. Bir kalıba sokulmalı ki, sonra kontrolu ve yonetimi kolay olsun.

    Aslında Bu hikaye calisan hanımların kendi sorumluluklarını, bakıs acısını genisleterek babaya yıkmasından baska bir sey degil. Bu yuzden karakterler arasına veya sınıflandırmaya Hayalet baba eklenmis. Az bile denmis kanımca. Gerci hayalet kavramının içerisinde bir cok gizli tanım var. Bunlarıda yuklendirilen gorevlerle cok rahat gorebiliyoruz.

    Bir zamanlar bir terapi egitimine katılmak zorunda kalmıstık. Terapist genc bayan idi. Ve egitimdekilerin hepsi de 12-15 kisi degisik yaslarda, mesleklerde, değişik kulturlerde, dinlerde yetişkin er tür kişiler. (içlerinde tek musluman bendim)

    Bu kisi Egitim suresi boyunca surekli 15 kisi ile kavgalı duruma geldi, Fıtratı ve yaradılışı unutarak, eşitlik ve Kadın ön planda olan tanımlama ile. Psikoloji eğitimleri de almıs, okumus, genc , eşinden de bosanmış 13-15 yaslarinda bir de kızı vardı. Bu kisi de aslında Musluman bir ulkeden idi ama tarzi batılıdan ortalamanın ustunde cok daha farklıydı, Maroqui (faslı) Beni biraz olsun anlayabiliyordu. Verdigi ornekler hep okulunda ders olarak aldıgı kitaplardandı ve kitapların yazarları da Amerikalı ve kadın idi. Kadın Müsterilerinin durumlarını kitaplastırmıs. Okullara da egitim amacli sokulmuş. Belliki bir kontrolden geçmemiş. TAM FEMİNİZM YAPISI, (belli donemler saclarını kızıl a boyuyorlar bunu cozemedim ama bir anlamı olsa gerek.:). Zannediyorki dunya oyle. (oyle degil ama) O zaman Dunyayı kendisine gore sekillendirmeye calisiyorlar. Anlattıklarının hepsine din acısından bakınca ve soru sorunca size cevap dahi veremiyorlar.

    İşin garibi bu egitimlerinin hemen hemen hepsini, Yıllar once is egitiminde gormustuk. Bir cok satıcı ve satıs danısmanları benzer egitimleri gorurler.

    Bu egitimlerin hepsinde yukarıda makalede okudugum. Ben koyu renklerle sınıflandırılmış olan baba tiplemelerini pek dogru bulmuyorum.

    Dogru bulmuyorum cunki, uc bes tane kendini bir sey zanneden sahsiyet okuyup veya kendince bulus yaptıgını zannederek, kendisine musteri bulmaya calisiyor. Bundan da dort tane baba tiplemesi ancak cikiyor, Aslında cok fazladır da Dunya KOCAMAN, Dorduncusunun içerisine sıgdırabildiginiz kadar ozellik sigdirabilirsiniz. Zaten diger ozelliklerin sizi goturecegi nokta HAYALET BABALAR.

    Amacım yazarımızın dusuncelerini, veya ogrendiklerini, curutme gayreti degildir. Babaları veya Anneleri ötekileştirmeyiniz. Sınıflara ayırmayınız. Eger illa bir ayrım yapmak isterseniz, Sadece İYİ veya KÖTÜ olarak tanımlayınız. Boylesi herkes icin daha iyidir.

    İyi ve kötü Kadın da olabilir, Erkek de. Birseyleri düzelmeye çalışacak isek, Aile olarak ele almamız gerekir. Daha akılcı olur. İsin cinsiyete ve eşitliğe götürülmesi farklı kapıları açar veya zorlar.

    Yazarımızın Dusuncesi;

    “Benim düşüncem, babaların kız ve erkek çocuklarıyla muhakkak özel vakit geçirmeleri gerektiği hatta bakımlarında aktif rol almaları gerektiği yönünde. Çünkü çocukların hayalet babalara değil, bazen dost, bazen patron, bazen de prens babalara ihtiyacı var”

    Tabiki Baba Evklatları ile vakit gecirmelidir, Sorumlu babalar geciriyorlardır da.

    Babayı hayaletlikten Kurtardık ama Anne HAYALET OLMUS!!!

    Nasıl kurtaracagız.

    İsterseniz ele alalım. (kizmak darılmak yok)

    Anne calisan birisi ve Doktor. Tatiller haric Cocugun dogumundan itibaren annesine en cok lazım oldugu zamanlarda. Anne ortada yok CUNKİ HAYALET. Kariyer devam ederse Emekli olana kadar bu sekildedir. Öyle değilmi?

    İsterseniz Anne ve baba dahil, cocuk dahil, ile bireylerinin kendilerine, işlerine, ve ugraslarına ayırdıkları zamanları tablo yapıp analiz edin. Bana hak vereceksiniz. (aslında bu da yasamın parcasi. gunumuz kosulları bireylere gore)

    Nobet de olduguna gore Ozel veya devlet kurumunda gorev yapıyor.

    Normal sartlarda gunluk mesai saatlerinde her calisan gibi ise gidiyor. Hatta ayda 4 veya daha fazla nobete kalıyor, belki de mesai.

    Bellliki Cocuk da aileden birisi tarafından buyukler tarafından, veya Kreste buyumus. Veya evde bakıcı, (Evde olan iki cesit, cocuk eğitimi alan universite mezunu olursa, parası pahalı, baska tehlikeli yanları var. Birde egitimi olmayan ya yabanci yada o ailenin kulturune yabancı. gerci onlardan bekledikleri odenen ucretle dogru orantılı. Burada kimse kimseyi kandırmasına gerek yoktur.), Daha ne kadar nereye kadar buyuyecek.

    Baba da calısan birisi ,belkide calısmıyor da olabilir.

    Gorunen o ki bakımlarında da aktif rol alınması isteniliyor.

    Tamam Babayı bu sekilde HAYALET BABA olmaktan kurtardık.

    İYİ de ANNE ZATEN HAYALET OLMUS.

    İsterseniz geriye dogru cocuklarınızla harcadıgınız zamanlara ve kariyerle ilgili harcadığınız zamanlara bakınız.

    Kendi SWOT analizinizi, Eşinizin ve Cocugunuzun ortaya koyun. Kazanc ve kaybınızı gorebilirsiniz. Burada kazanc ve kayıpta nelerin ön planda oldugu ve tolere edilebilecegi kişilere gore ve beklentilerine gore degisir.

    İsterseniz sizlere bu konuda yardımcı olabilirim. Soracagınız sorulara ictenlikle cevap verebilirim, Hatta ben size çok fazla soru sorabilirim. Bircok kariyer sahibi kişiye, kurumlara ve organizasyonlara SYSTEM kurduk.

    Yukarıdaki dort tanımlamadan Farkli Bir ANNE ve BABA ortaya çıkabilir.

    Hayalet de olabilir. Cocuk acisindan zalim, gaddar , paragoz bir ebeveyn de. Cocuk bunu kucuk iken dile getiremez ama buyuyunce kendiliginden ortaya çıkar.

    • Rabia Nazik Yüksel dedi ki:

      Sayın isimsiz okuyucu,
      Yazıyı ticaret ehli biri gibi okumuş ve öyle cevap vermişsiniz,
      annelere de değinilecek yazılar vardır ancak bu başlığın odağı babalar. Yazdıklarınızdan erkek olduğunuz anlaşıyor. Bırakın bu yazı da sadece babalara dair olsun 🙂
      Hayalet annelere de bir başka yazıda değinilir 🙂

  3. Gulpembe dedi ki:

    Cocuklari babaya birakip kiz arkadaslarimizla bulusmaya, basbasa vakit gecirmeye gitsek , “hayirdir dogum gunun mu, evlilik yildonumunuz mu, bu neyin jesti?” diye soruluyor. Halbuki bu niye jest olsun? O bir baba. Cocuklara bakmak, ev islerine yardcimci olmak sunneti seniyyedir. Yeri gelince islam kadina bebegini emzirme mecburiyeti bile vermemis diye ovunuruz, pratikte ise hepsi cope gider, pardon kadinin ustune yikilir. Cocugun terbiyesi yada din bilgisi zayif olursa ilk hesaba cekilecek olan babadir. Cok sukur daha bilincli olmaya basliyoruz gibi geliyor bana.

  4. hakan dedi ki:

    bakımı anne iyi yapıyor, fakat dediginiz gibi babanın evladina verebileceği şeyler çok fazla. baba ihmal ederse de çocuk ölmez (anne ihmal ederse ölebilir) fakat güdük kalır. noksanlığı ömrü boyunca hisseder. yazınız için teşekkürler

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Mutlu bir evliliğin reçetesi gayet basittir: Birbirinize karşı oldukça nazik davranın.” ( Marie France)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku