Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

30 Eylül 2015Dünden Bugüne, Sema Maraşlı47 Yorum »

hqdefault(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.)

Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle “okul dönemi” dedim, “Eğitim ve öğretim dönemi” demedim çünkü okullarda doğru düzgün bir eğitim ve öğretim yapıldığına inanmıyorum. Ak Parti, milli eğitimde ve aile bakanlığında çok hatalar yaptı ve yapmaya da devam ediyor. Seçim hükümetinde bile hatalara devam ediliyor.

Mis gibi bir ETCEP projemiz olmuş, tek eksiğimiz buydu zaten! Projenin tam adı “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi”  Milli Eğitim Bakanlığı,  kız ve erkek çocuklar arasında cinsiyet eşitliğinin sağlanması için hemen harekete geçmiş ve bir kamu spotu hazırlatmış. RTÜK de filmin televizyonlarda yayınlanması yönündeki talebe onay vermiş.

Gazeteler haberi “Ayşe Sofra Kurmasın” diye verdiler. Yakında televizyonlarda da gösterimi başlar herhalde. Kamu spotu otuz sene öncesinin fişlerine atıfta bulunarak Cin Ali çizimleri ile hazırlanmış.

Filmde “Ali topu at, Ayşe topu tut. Ali ata bin, Ayşe ata bak. Ali ekmek al, Ayşe sofra kur. Ali babana yardım et, Ayşe annene yardım et. Ali adam ol. Ayşe, Ayşe… Bunları yeniden yazmaya var mısın? ” diyorlar.

RTÜK üyesi Esat Çıplak, konu ile ilgili şöyle bir açıklama yapmış “Ekmek almak sadece erkek işi ya da sofra kurmak sadece kadın işi değil. Cinsiyet ayrımı çocukluktan başlıyor. Maalesef okullarda da yapılıyor. Bunu engellemek için güzel bir kamu spotu hazırlanmış. Biz de onay verdik.”

Ak Partili Milli Eğitim Bakanı, dindar kimlikle çıkıp nasıl oluyor da cinsiyet eşitliği gibi fıtrata ve tabii ki dinimize de ters bir şey için çalışma yaptırıyor, RTÜK de bunu onaylayabiliyor. Cinsiyet eşitliği dedikleri şey yaratılışı bozmaktır. Kadınları erkekleştirmek, erkekleri de kadınlaştırmaktan başka bir şey değildir. Allah iki cinsi birbirinden farklı yaratmıştır, eşit değil. Bununla ilgili âyet-i kerimeler de var, karşı cinse benzemeye çalışanlara lanet eden hadis-i şerifler de var.

Zaten feminizm gibi dış destekli projelerden dolayı kadınlarda erkekleşme var; erkeklerde de kadınlaşmaya doğru bir gidişat var. Milli Eğitim Bakanlığı bunu durdurmak için çalışma yapacağına, tam aksi küçücük çocukların zihnine fıtratların bozmak için zehir ekilmesine ön ayak oluyor. Yazıklar olsun!

Kadın ve erkek farklı yaratılmıştır ve bu farklılığı korumak iki cins için de gereklidir.  Farklılığı yok etmeye çalışmak insanlığa ihanettir. Zaten ihtiyaç olduğunda iki taraf da birbirine yardımcı olur. Erkeğin kazancı yetmiyorsa kadın da çalışır ya da kadın yorgun ya da hasta ise erkek eşine yardımcı olmak için yemek yapar, sofra kurar, bunda bir problem yok, merhamet sahibi pek çok erkek de bunu yapıyor zaten.

Fakat burada yapılmak istenen bambaşka bir şey. Kadınlara, sofra kurmak sizin göreviniz değil, deyip kadınları iyice evden uzaklaştırmak. Kızlar annelerine yardım etmesinler, sofra kurmasınlar, ev işlerinden uzak dursunlar…Ki sınav sistemi yüzünden zaten kızların çoğu ev işinden uzak büyüyor. Evlilikler de en büyük problem kadın ve erkeğin rol karmaşası zaten. Bu, bir nesli bozma projesinden başka bir şey olamaz ve bunu Milli Eğitim Bakanlığı yapıyor.

Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’mızın icraatları bununla da bitmiyor.  MEB yetkilileri, 24 ay sürecek bir proje çerçevesinde 10 ders programının ve 80 ders kitabının da elden geçirileceğini belirtmişler. Ders kitaplarından cinsiyet eşitliğine aykırı bölümler çıkartılacakmış.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, ders konusu olarak okutulmayacak fakat müfredatın içinde eritilerek verilecekmiş. Ders kitabı yazarları bu kriterler doğrultusunda eğitimden geçirilecekmiş. Yani konu o kadar acil ve elzem ki kızları erkekleri birbirine benzetmek için ders kitapları gözden geçirilecek hatta ders kitabı yazanlara eğitimler verilecekmiş. Meğerse eğitimle ilgili tek eksiğimiz buymuş! Teşekkür ederiz Nabi bey!

Filmde ne diyordu:  “Bunları yeniden yazmaya var mısın?” Bu şekilde izleyici eski cümlelerin tam tersini söylemeye yönlendiriliyor. “Ayşe ekmek al, Ali sofra kur…” gibi . Fakat öyle kadının işini erkeğe, erkeğin işini kadına vererek cinsiyet eşitliği sağlanamaz.

Bu proje sahipleri iddialarında samimi iseler daha yapacak çok işleri var. Mesela; kadınları askere alarak işe başlayabilirler. Kadınlar da erkekler kadar şehit olmadıkça eşitlik olmaz. Ayrıca inşaatlarda, ağır işlerde kadınlar da çalışmadıkça eşitlikten bahsedilemez. Kamyon şoförlerinin en az yarısı da kadın olmalı. Mümkün değil ama hadi diyelim bunları yaptılar fakat erkekler de çocuk doğurmadıkça gerçek bir eşitlikten bahsedemezler!

Ayrıca bir de küçük gibi görünen önemli mevzular var. Onlarla ilgili yetkililere örnek olsun diye birkaç cümle kurdum ben. Bunları da gözardı etmesinler bunlar da önemli. Yeni kamu spotunda bunları da kullansınlar:

Şeyda düğün masraflarını öde. Mehmet çeyizini al.

Belgin faturaları ve kirayı öde, Veysel ütü yap.

Fatma kocana gül al, Ferhat gül gelmezse trip at.

Emine eski kocana nafaka, tazminat öde. Kaya çocuklarını bak.

Hadi bakalım bunları da yapın. Bu proje güya kadınlar düşünülerek yapılmış gibi duruyor fakat aslında kadınların zararına bir çalışma.Nasıl olsa erkeklerin beden güçleri de kadınlardan fazla, ev işleri onları çok da yormaz, çabucak yapar bitirirler.

Kadınlar da ekmek parası peşinde koşup, fatura, düğün masrafı, nafaka, tazminat gibi ödemelerle uğraşıp dursunlar.

Cinsiyet eşitliği zırvası  erkeklerden çok kadınları yorar. Çalışma hayatı kadınlar için çok yorucu. Bütün kadınları evin dışına ittiğinizde toplumun tüm düzeni bozulur.

Ayrıca fıtrat bozulduğunda kişilerin duygu durumları da bozulur. İlgi duydukları cins de değişir. Ondan sonra huzurdan, evlilikten, aileden bahsedemeyiz. Hepsi bir varmış bir yokmuş olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

Okunma Sayısı : 8.033

Yorum yapın

“Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur” için 47 Yorum

  1. ceylan diyor ki:

    Abdullah Bey Hoşgeldiniz,
    Sizi, dilinize pelesenk olmuş belli bazı soğuk kelimelerden arınmış yeni kelimelerinizle okumak çok daha güzel.
    Suçlayıcı ifadeleriniz bana itici geliyordu.
    Karı-kocayı birbirine düşüren ve insani özelliklerini kaybettirerek canavarlaşmalarına sebep olan, yıkıma sebep olan kadınla erkekmiş gibi gösteren ama aslında eğitimsizliğin-öğretimsizliğin-iman zayıflığının-deneyimsizliğin-desteksizliğin-üslupsuzluğun-tüketime odaklandırmanın-başka çıkarları olan sistemin… oyuncağı(kurbanı) haline getirilen kadını (ve erkeği) yargılamadan gerçek sorunlara ve sebeplere ışık tutmanız, öfkemizi değil basiretimizi artırmış olacağından, çok daha faydalı oluyor diye düşünüyorum.
    ‘Son yıllarda “Tahkiki İman” dan uzaklaşarak NEFSİNE KÖLE olan Türk kadınlarının sebebi olduğu ve merkezinde bulunduğu toplumumuzun önemli bir bölümünün hayatını olumsuz etkileyen bu sorunun temelinde eğitim sistemi değil, BEN’i BİZ’den, KİŞİSEL RANT’ı ve DÜNYA MAKAMI’nı TOPLUM’un YARARI’ın dan ve AHİRET MAKAM’ın dan daha çok önemseyen sözde İLİM ve DİN ALİMLERİ’i olduğunu bilmekte fayda var.Bu değişmediği sürece de Türk Toplumu KADIN ve AİLE üzerinden hızla UÇURUMA doğru yol almaya devam edecek.Biz kendimizi değiştirmediğimiz sürece de Allah bizim Üzerimizdekileri değiştirmeyecek.’
    Bu özlü ve çok yönlü sözleriniz için, yargılayıcı ve suçlayıcı değil de kendimize getirici ifadeleriniz için, daha geniş bakabilmemize sunduğunuz katkı için teşekkür ediyorum. Havaya, suya, ekmeğe, sevgiye, hoşgörüye ihtiyacımız hiç bitmediği gibi, (özellikle böyle ayrıştırıldığımız zamanlarda) birlik olup sorunların kaynaklarını birlikte teşhis etmeye ve çözüm yollarını beraberce aramaya da ihtiyacımız hiç bitmiyor.
    (Aynı niyette ve gayrette olan insanların niyetleri, emekleri, amelleri ,sözleri ,duaları birleşip bir sinerji oluşturuyor. Birleyen, ısıtan, sevdiren, düşündüren sözleri bunun için önemsiyorum.) ( Sizin gerçekten iyi niyetli olduğunuza, faydalı olmak için çabaladığınıza, çok kıymetli bir bilgi birikiminiz olduğuna, değer verdikleriniz için büyük fedakarlıklar yapabildiğinize inanıyorum.)
    Kolay gelsin.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Biz buralardayız bir yere gitmedik.

      Ama yinede nazik “hoş geldiniz” ifadeniz için teşekkür ederim sayın Ceylan.

      “…Suçlayıcı ifadeleriniz bana itici geliyordu…kadını (ve erkeği) yargılamadan gerçek sorunlara ve sebeplere ışık tutmanız, öfkemizi değil basiretimizi artırmış olacağından, çok daha faydalı oluyor diye düşünüyorum.”

      Bir kez daha açık yüreklilikle ve tüm samimiyetimle ifade ediyorum ki benim derdim insanların “YANLIŞ DÜŞÜNCE ve EYLEMLERİ” ile “ŞAHSİ KİMLİKLERİ” ile değil.

      Belki farkındasınız, belki de değilsiniz ama zaman zaman ifadelerimin sertleşmesine sebep olanlar
      “HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİ HALDE HER ŞEYİ BİLDİĞİNİ, BAZEN DE DOĞRUYU BİLDİĞİ HALDE NEFSİNİN İŞİNE GELMEDİĞİ İÇİN YANLIŞ DA ISRAR EDEN HADDİNİ BİLMEYEN DİK BAŞLI, ASİ, ERKEK DÜŞMANI FEMİNAZİ CİNSİ KADINLARDIR”

      Diğer taraftan bu sitede yaptığım yorumların ve yazdığım yazıların % 70-75 i eleştiri değil, sıkıntıda olan kadın ve erkeklere sunduğum ÇÖZÜM ÖNERİLERİdir.

      Hamd olsun ki burada yaptığımız öneriler nedeniyle magdur insanların şahsımıza ettiği hayr dualarının olumlu yansımalarını özel hayatımızda fazlasıyla gördük ve görmeye de devam ediyoruz ELHAMDULİLLAH.

      “Sizin gerçekten iyi niyetli olduğunuza, faydalı olmak için çabaladığınıza…”

      Benim için en güzel olanı da NİYET ve AMACIMIN doğru olarak anlaşılmış olması. Bu bizim daha fazla insana yardımcı olmamız için ihtiyacımız olan temel etkenlerden birisidir.

      Bu vesileyle samimi düşünceleriniz ve duygularınız için teşekkür ediyorum.

      Selam ve hürmetle

  2. Fatma Nur diyor ki:

    Sema Hanım,yazılarınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum,toplumu aydınlatan yazılarınızın devamını diliyorum

  3. Meryem diyor ki:

    Ilk okuldayken hocamız ” aile toplumun temel taşidir , aile parcalanirsa toplum bozulur . Tıpkı notron, proton ve elektron dan oluşan atom tanecikleri gibi . Atom maddenin en küçük yapı tasi aile de toplumun . Atomda parcalanamaz bölümler vardır mesela notron ve protonu ayiramazsiniz ancak kimyasal reaksiyonlarla ayirabilirsiniz ve sonucunda da yıkıcı etkisi çok büyük olur . Ve atom parcalarini ayırmaya kalktığınizda yıkıcı etkisi olan ve uzun yıllar olumsuz etkisi devam eden ATOM bombasi elde etmiş olursunuz . Aile de böyledir . Proton erkek notron kadındır . Haliyle her ikisinin görevleri farklıdır . Temelde erkek vardır . Kadın ve erkek hakkını bilmeli, haddini bilmeli ve iyi nesil yetistirmeye bakmalilar. Bu projeler, politikalar kimyasal reaksiyon gibi aileleri parcalamaya çalışıyorlar . Bundan hepimiz zarar göreceğiz hatta başladık bile . Şu an ki nesile bir bakar misiniz Allah aşkına !! Anneye babaya saygı var mı ? Medya da tetikliyor dizilerde aileleri ile kavgalı çocuklar ,çarpık ilişkiler , her şey normalmış gibi tavırlar , güya çok akıllı kadınlar ,güya çok romantik erkekler daha bir sürü aklıma gelmiyor . Yani bu nesil ileride yaşlı olan bizlere Allah rızası için bir bardak su verecek mi ? Hadi varın siz söyleyin …

    • Uğur Dinç diyor ki:

      Meryem hanım, iyi güzel demişsiniz de, sadece şu ki ima etmişsiniz ki erkekler romantik olamaz, orada hata etmişsiniz. Benim anladığım kadarıyla, asıl kadınlar romantik olamaz ve erkekler “varsayılan” olarak romantiktir.

      Çünkü bir kere kadınlar erkeklerde romantizmle alakalı vasıflar aramazlar, kendilerine bakacak adam ararlar, yüksek statü ve maddi imkana değer verirler. Erkekte şefkat, gençlik, zarafet ve güzelliğe değer veren bir kadını hayal edebilir misiniz? Kadınların erkeklerde aradıkları elbette romantizmle bağdaşamaz. Hayır, zamane kadınları diyerek feministlere çatmıyorum. Kadınların tabiatı başından beri böyledir.

      Erkekler ise kadınlarda gençlik, güzellik ve şefkat ararlar, bunlara değer verirler. Romantizm de bunlara değer vermektir zaten. Kendisine bakacak kaba dayı bir kadın arayan bir erkek var mıdır? Dolayısıyla, erkekler doğuştan romantiktir.

      Zaten 19. yüzyılda Avrupada hâkim düşünce (evet, düşünce) akımı olan Romantizmin bütün düşünürleri de silme erkekti. Gerçi bir düşünce akımı olarak romantizm bugün bizim kasdettiğimizle tamamen aynı şey değildi, ama duygulara, güzelliğe vs.ye verilen ehemmiyet bakımından temel bir ortaklık vardır.

      • Uğur Dinç diyor ki:

        Yukarıda verdiğim bir tarih bilgisini düzelteyim: Romantizm akımı Avrupada 19. yüzyılın sadece ilk yarısında hâkim düşünce akımıydı. Daha sonra pozitivizm, sosyalizm ve Darvinizm’in gelişmesiyle tesirini kaybetti. 19. yüzyılın ikinci yarısından beri Avrupa düşüncesine pozitivizm ve materyalizm hâkimdir; üstelik halbuki büyük filozoflar arasında 20. yüzyılda pozitivizm ve materyalizm çürütüldü ve gösterildi ki bunların felsefi temeli yoktur. Lakin yüksek felsefeyi bilmeyen bilimciler ve sosyal bilimciler hâlâ pozitivizm içinde debelenirler.

        • Meryem diyor ki:

          Uğur Bey
          benim anlatmaya çalıştığım şey , dizilerin insan ilişkilerini olumsuz etkilediği ile alakali . Tabi ki erkekler romantik olabilir . Bana verdiğiniz cevaba göre ilk önce irdelememiz gereken kavram romantik kavramı ( izah ettiniz ) Sizin izahıniz ile dizilerdeki romantik erkek karakterleri bağdaşiyor mu bilmiyorum . Dizilerde var olan romantik erkekler gerçek hayatta yok , olmayabilir de . Lakin bu tarz karakterler kadınlarda beklentisi yukseltiyor. Inanin sadece çiçek almak ,güzel söz söylemek değil , dizilerde olay oldukça farklı . Ben bundan bahsettim . Yoksa erkekleri eleştirmek gibi bir düşüncem yok . :)

        • Meryem diyor ki:

          Uğur Bey
          yorumlarinizdan yaptığım analizlere göre siz eğitim fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapıyorsunuz . Alan olarak ta Sosyal tarih , tarih yada Sosyoloji olabilir :) :)

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Anlaşıldı kısa bir süre sonra bize bu sektörde ekmek kalmayacak. Kendime yeni bir ekmek kapısı bulmam kaçınılmaz oldu.

            Baksanıza insanların yazdıklarından karakter ve meslek ANALİZİ yapan uzmanların sayısı çokı arttı.

            Ne iş yapsam acaba?

            Tamam buldum. Ben de bir şirkette MUHASEBE MÜDÜRÜ olurum.

            Bu konuda ki fikrime siz ne dersiniz Meryem hanım?

            :-) :-) :-)

          • Meryem diyor ki:

            Abdullah Bir Bey
            Bu konu hakkında yorumlarınızı bekliyorum . Ne olacak bu eğitim sistemimizin hali . Ben de diyordum ki Abdullah Bir bey nerelerde :)

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Merhaba Meryem Hanım

            Farklı önceliklerim nedeniyle uzun bir süre gönüllü olarak sürdürdüğüm NÖBETCİ YORUMCU :-) işime bir süre ara vermek zorunda kaldım. Bunun için yorumlarımı önemseyen ve yokluğumu fark eden siz ve sizin gibi değerli okuyuculardan özür diliyorum.

            Eskisi gibi sık ve uzun olmasa da samimi olarak sorulmuş sorulara cevap vermeye ve önemli konulara yapacağım kısa yorumlar ile sitede ki varlığımızı devam ettirmeyi düşünüyorum inşaallah.

            Bu kapsamda ilk olarak sizin ” Ne olacak bu eğitim sistemimizin hali” sorunuza cevap vermek istiyorum.

            Son yıllarda “Tahkiki İman” dan uzaklaşarak NEFSİNE KÖLE olan Türk kadınlarının sebebi olduğu ve merkezinde bulunduğu toplumumuzun önemli bir bölümünün hayatını olumsuz etkileyen bu sorunun temelinde eğitim sistemi değil, BEN’i BİZ’den, KİŞİSEL RANT’ı ve DÜNYA MAKAMI’nı TOPLUM’un YARARI’ın dan ve AHİRET MAKAM’ın dan daha çok önemseyen sözde İLİM ve DİN ALİMLERİ’i olduğunu bilmekte fayda var.

            Bu değişmediği sürece de Türk Toplumu KADIN ve AİLE üzerinden hızla UÇURUMA doğru yol almaya devam edecek.

            Biz kendimizi değiştirmediğimiz sürece de Allah bizim Üzerimizdekileri değiştirmeyecek.

            Selam ve Saygıyla

        • Meryem diyor ki:

          Yada Uğur Bey
          tüm yorumlarınızı tekrar okudum . Siz yüksek ihtimalle hukuk mezunusunuz ve aynı alanda akademisyensiniz. (Benim de sanki bir dökün bin ah işit gibi oldu hakkınızı helal edin :) ) Allah hakkiniza hayırlar ihsan etsin .

          • Uğur Dinç diyor ki:

            Meryem hanım, yok, ben normal tarih bölümündeyim, eğitimci veya hukukçu değilim. Ama eğitimci gibi görünebilirim, çünkü birkaç yıldır birçok psikoloji kitabı, makalesi ve yazısı okudum. Bu yaşta (ilk otuzlu yaşlar) yardımcı doçent olabilirdim, zira dilim de var, ama üniversiteden beri sağlık sıkıntılarım sebebiyle “çift dikiş” gidiyorum, hatta üniversite neredeyse üç dikiş oldu :(.

            Psikoloji kitabı, makalesi ve yazısı okumam da zaten bu sıkıntılar sebebiyleydi. Derviş Galib diye bir dizi varmış, o diziyi seyrettiyseniz (ben onun Monk isimli orijinal versiyonunu seyrediyorum), benim rahatsızlığım Derviş Galib’inkiydi (aslen Adrian Monk’ınki), yani vesvese/takıntı rahatsızlığı, nam-ı diğer obsesif kompulsif “bozukluk” (sensin bozuk diyesim gelir). O rahatsızlık tedavi oldu, artık hiç takıntılı sayılmam, ama böylece ortaya çıktı ki altta yatan asıl sıkıntı dikkat eksikliği hiperaktivite imiş. Yerimde oturup sıkılmadan bir işi yapamıyorum ve sosyal becerilerim çok zayıf, insanlara uyum sağlayamıyorum. Yaşım 32 ama -yerinmek gibi olmasın- sosyal becerilerim 18 yaşındaki ergen kadar ya var ya yok.

            Diğer taraftan, Allah İnşirah suresinde der ya, “Her zorlukla beraber kesinlikle bir kolaylık vardır; tekrar, her zorlukla beraber kesinlikle bir kolaylık vardır”, dikkat eksikliği hiperaktivitenin (ama bence daha doğru bir isimlemeyle “icra işleyişleri eksikliği”nin) getirdiği bir kolaylık da var: Başkaları bizim aksimize insanlara uyumlu oldukları için düşünceleri grup fikri tarafından daha kolay eğilip bükülür, çünkü uyumludurlar, insanlara uyum sağlamayı becerirler. Biz dikkati eksik hiperaktifler ise icra işleyişlerimizin eksikliği sebebiyle insanlara uyum sağlamayı beceremeyiz ve böylece daha bağımsız ve çıkıntı ve yenilikçi düşünürüz. Bu sebebledir ki bugün birçok psikologca düşünülür ki Isaac Newton, Albert Einstein, Alexander Graham Bell ve Thomas Edison ve George Bernard Shaw gibi Batılı büyük çıkıntı mucid, mütefennin ve düşünürlerin çoğu veya hepsi dikkati eksik hiperaktif idiler. Bizim medeniyetimizden de benim aklıma bilhassa Hz. Ömer, Hz. Ebu Zer, İmam Ahmed bin Hanbel, belki İmam Ebu Hanife ve muhakkak olarak “tartışmalı âlim” İbnu Teymiyye geliyor. Ben bu ulemanın dikkat eksikliği hiperaktivitesinden emin gibiyim ve muhtemelen daha fazlası da vardır. Nerede cins ve tabu yıkıcı bir düşünür ve bilim teorisyeni görürseniz, emin olamasanız bile kuvvetle şübhe edebilirsiniz ki bu adam dikkat eksikliği hiperaktiviteden muzdarib ve sosyal uyum güçlüğü yaşayan bir insandır.

            Ve bu yorumu konuya tamamen bağlayarak bitireyim: İcra işleyişlerim eksik olduğu için hiç öyle eşime akşamları -sırayla da olsa- yemek yapamam. Ben daha kendi işlerime aid zaman yönetiminde zorluk çekiyorum, bir de benim kadar yorgun olan bir eşe yemek mi yapacağım? Bir kediye koca bir çuvalı yükleyip taşımasını istemek kadar saçmadır bu. Bir kadın en fazla yarım gün çalışmalıdır, aksi halde kocasını ve çocuklarını ihmal eder, bilhassa kocası benim gibiyse (ama benim gibi olmayanlar da ihmal edilmiş olur, merak etmeyin).

          • Uğur Dinç diyor ki:

            Pardon, yukarıda bir şeyi eksik bırakmış, bir şeyi yanlış yazmışım: 1. Ben araştırma görevlisiyim hâlâ ve yardımcı doçent olabilmem için daha yıllar var 2. Dizinin ve karakterin ismi Galip Derviş olacaktı. İsmin ve soy ismin yerini değiştirmişim.

          • Uğur Dinç diyor ki:

            Yukarıda 18 yaş hakkında yazdığım yanlış anlaşılmasın. 18 yaşında bir genç gibi havai filan değilim. 18 yaşındayken de değildim, daima ciddiydim. Zaten yazdığım üzere “sosyal beceriler”den bahsediyorum; herhalde izaha gerek yoktur. Ve buna üzülmüyorum, çünkü dağınık saçıyla meşhur Einstein, herkese kızması ve kızdırmasıyla meşhur Hz. Ömer, hele hele Hz. Ebu Zer gibi büyük insanlarla aynı klüpteyim.

          • Meryem diyor ki:

            Uğur Bey
            Her daim halimize sukretmek gerekir . Kimbilir sizde ilerde bir efsane olacaksınız bilemeyiz ayrıca sizin bahsettiğiniz hiperaktivite bence bir hastalık değil . Kimbilir belki de bir lütuf . BIlemeyiz. Benim merak ettiğim bir konu var . Bende de aşırı odaklanma ve dış dünyadan kopma var . Kitap okuyunca yada bir işle uğraşınca sanki etrafımdaki hersey kayboluyor bana seslenen insanları ancak bir kaç dakika sonra duyabiliyorum. Bu iyi bir şey mi bilmiyorum ama benim çok işime yaradı . Vakti zamanında ders çalışırken gürültülü ortamlarda bile calisabiliyordum. Tek dezavantaji şu ; kitap okurken birisi bana seslendiginde kızıyorum . :) şimdi ben ne yapabilirim bu konuda

          • Uğur Dinç diyor ki:

            Meryem Hanım, öncelikle ben psikolojinin tamamına vakıf değilim, sadece DEHB (dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu) ve OKB’yi (obsesif kompülsif bozukluk) bayağı biliyorum. DEHB bilgimden yola çıkarak diyebilirim ki aşırı odaklandığınıza göre sizde de DEHB olabilir. Çünkü dikkati eksik (ve/veya hiperaktif) olanlar sevdikleri şeylere de aşırı odaklanırlar ve etraflarındaki sesleri duymazlar. Yani durumun ismi yanıltıcıdır. Ve hayır, hiperaktif olmanıza da gerek yok, çünkü DEHB’li birçok kimsede, bilhassa çoğu DEHB’li kadında, hiperaktivite yoktur, sadece dikkat eksikliği vardır. Eğer kitab okumayı aşk derecesinde seviyorsanız ve aşırı odaklanmanız bu sebebdense ve dahi normalde dikkati dağınık olmakla meşhursanız, sizde de dikkat eksikliği olması muhtemeldir. Yine de tabii bilemem. Bilgimin sınırlarını açıkladım.

            Benim en çok sevdiğim iş bilgi ve yorumlarımı yazmaktır. Bunu yaparken birçok zaman öyle odaklanırım ki etrafımdakiler bana seslerini duyurmaya çalışırken çıldırır. Tahminimce 2001’den beri internet sitelerine yazdığım yazılardan 500’er sayfalık 20 tane kitab çıkar. Ama DEHB’nin bir sonucu olarak “organizasyon” sıkıntısı çekiyorum, o yüzden fikirlerim ve bilgilerimi bir araya getirip bir kitab olarak yayınlayamıyorum. Hepsi dağınık hâlde internetin derinliklerinde kaybolup gittiler. Keza tezimi yazmakta da zorlanıyorum. Vesselam.

      • ceylan diyor ki:

        Uğur Bey beni çok şaşırtıyorsunuz, bu konuyu bir de böyle düşüneceğim…

  4. Züleyha diyor ki:

    Hepimizin malumu batı gelişmiş bi ülke biz ise gelişmekte olan bi ülkeyiz. Her yaptıklarından iyi sonuç almıyolar. Bizde gelişelim ama iyi sonuç veren şeyleri yapalım. Bugün avrupada kadınları dışarı çıkardılar eve koyamıyolar.çoçuğun mu oldu alsana şu kadar para. Yeterki evinde otur. Çoçuğuna bak. İyi nesil yetişsin diye uğraşıyoşar.nufüsları yaşlı çalışmaya genç yok. Çoçuk yapan yok. Öyleki hastanelerin bir tarafına kapı koymuşlar.gayrı meşru doğan çoçukları bu kapıya koyun. Biz alalım yeterki nufüs çoğalsın. Bu kadar durum vahim.bizim kadınlarımız hem çoçuk yapıyo hemde çalışıyoo vede ilgileniyooo. Bu kadar iyi toplumu neden batıya benzetmeye çaılşıyolar. Tecrübe edileni tecrübe etmek ahmaklıktır der atalarımızz.

    • .:. diyor ki:

      “Bu kadar iyi toplumu neden batıya benzetmeye çaılşıyolar.”

      Batıya benzetmek için değillllll, Yıkmak ve parçalamak için çalışıyorlar.

      Bunun için aileyi kullanıyorlar. Yakın zamanlarda birden fazla denemeler yapmışlardır ve bunları sürdürmektedirler.

      Günümüzde yaşanılan olaylar bütününün hepsinin bölgedeki terör ve siddet olaylarından ötürü olduğunu düşünürsek yanılırız…. Türkiye yi bugünki durumuna getirmek için az işler yapmamışlardır. Beceriksiz olan politikacıların zaaflarını çok iyi analiz edip onları kullanarak. (Fasıllar, uyum yasaları, uluslar arası sözleşmeler, AİHM, CEDAW, Küresel uygulamalar, BM, AB fonları, KADIN, hibeler….) hepsini de misli ile geri almışlardır, daha fazlasınıda istemektedirler.

      Yaşanılan olayların hepsine biraz dışarı çekilerek lütfen bakınız. Terör olayları, Eğitimdeki uygulamalar, Tarımdaki uygulamalar, ekonomideki uygulamalar, Çalışma hayatı, sağlık alanındaki, güvenlik, hukuk….

      Hepsinin kaynağında bozulan aile yapısı olduğunu göreceksiniz. Türk aile yapısını bilerek bu duruma getirmişlerdir.

      • Uğur Dinç diyor ki:

        Sayın .:., ulemamız erkeklerin hakları ve kadınların vazifelerinden bahsetmekten korkar hatta titrerken politikacılara laf etmek bence asla insaf değildir.

        • ceylan diyor ki:

          Kesinlikle. Bırakın erkek haklarını, müslümanın nasıl olmaması gerektiğini bile söyleyemezlerken, Hakkın yanında olamazlarken, yanlışa yanlış demeyip Allah hakkını görmezden gelerek islamın adının terörle, cinayetle, zulümle beraber anılmasının önüne geçmezlerken…

  5. aysen/süleyman diyor ki:

    Allah razı olsun hocam..kaleminize sağlık

  6. selma diyor ki:

    Sema Hanım a katılıyorum. Neden yetkililer yanlış gidişatı göremiyorlar. Artık iyi haberler duymak istiyorum:(

  7. adem diyor ki:

    bazı yorumlardan anlaşılacağı üzere “Adamlık cinsiyet değil şahsiyet meselesidir” ve Sema Maraşlı adam gibi bir adam, bu adama binler maşallah. Rabbim kalbinize ve kaleminize kuvvet versin.

  8. ismet badem diyor ki:

    Görünüşe göre seçim tokadından ders alınmamış. Bu kafayla bakalım nereye toslayacaklar, Allah sonumuzu hayretsin. “Aile Parçalama” bakanlığında bir akrabam çalışıyor geçenlerde İstanbula ziyaretime geldi. Abi neden bu bakanlık aileyi mahvediyor diye sordum. Bu saçma sapan icraatlerin projelerini yapan ekip eski devirlerden kalan tamamen feminist bir kadın memur grubu, aralarına erkek bile almıyorlar dedi. Sürekli kadem geri zekalılarından bir ekip chpli çankaya belediyesinin otobüsüyle güya protesto yapmaya bakanlığın önüne geliyormuş baskı yapmak için, fotoğraflarını da gösterdi. Bunlara boyun eğersen oyuncak olursun, israile kafa tutuyorsun emrindeki memurları neden tedip etmiyorsun. Velhasıl frenk harfleriyle okumaktan İslam elifbasını unuttuk, kafamız fikrimiz seküler, liberal, pragmatist, makyaveklist ve bilumum ıvızı zıvır ile doldu; haliyle bakışımız da gavur bakışına döndü. 5 vakit namaz kılıyoruz ama feminizm damlıyor ağzımızdan, cinsel sapkınlara onlar da insan haklarını verin diyecek hale geldik. Vâ Esefâ…

  9. Melis Demir diyor ki:

    Fikirlerinize katılmadığım zamanlar da çok oldu ama bu sefer tamamına katılıyorum, yüreğinize sağlık..

  10. Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Sema hanım ellerinize yüreğinize sağlık.harika bir yazı olmuş.hakikaten dindar geçinen bir hükümetin bu denli feminist politikalarına sarılması kadını evden uzaklaştıran her şeyi yapmaktan geri durmaması anlaşılır gibi değil!!!

    Bir vatandaş sırf bu hükümetin bu kadın ve aile politikası için dahi oy vermezse yeridir!ama ne yazık alternatifimiz yok! oy kullanmaya mecburuz.

    sema hanım bilmem haberiniz var mı ama bu arada yeni aile bakanımızda üniversite yıllarında “feminist” imiş!
    Buyurun kendi röportajındaki ifadesi: “Şimdi kendimi öyle tanımlamıyorum ama mezuniyet yıllığında beni okulun en ‘feminist’ öğrencisi seçmişlerdi.”
    röportajın başka bölümlerinde de şunları söylüyor:”Halbuki Müslüman kadının börek yapmak gibi bir sorumluluğu yoktur. Bırakın börek yapmayı, İslam’da çocuğunuzu emzirmeme özgürlüğünüz bile vardır.”

    Röportajcı:Açık konuşalım, evlilikte kadının yemek yapma yükümlülüğü olduğunu düşünüyor musunuz?

    “Hayır… O evde sonuçta karın doyacak, karı-koca birlikte de yapabilirler. ”

  11. Meryem diyor ki:

    Açık konuşmak gerekirse eğitim sistemimiz tam anlamiyla felaket . Hayatımız Sınav olmuş orta okulda sınav üstüne sınav ve sınava odaklı eğitim sistemi . O yetmiyor iki yıllık önlisans mezunları 4 yıllık lisans mezunlarindan daha rahat atanabiliyor. Öğretmen açığı var ama atanmayi bekleyen öğretmen çok . Ne olduğu belli olmayan ve açılan bölümler ve bu bölümü okuyan öğrenciler ne oluyor sonuç : Üniversiteli işsiz genç . Ve ülkemizde üniversiteli işsiz gençler o kadar fazla ki . Her yıl değişen sınav sistemi . Sanki bizim gençler ve çocuklar deneme tahtası gibi . Yani ne olacak bilmiyorum giddikce eğitim sistemimiz Çin işkencesine donusuyor. Allah sonumuzu Hayır etsin .

  12. .:. diyor ki:

    Az bile yazmışsınız Tebrikkler ederim Sema hanım, Bugün geldiğimiz noktada ortalıkta bir kaos ve karmaşa var ise, Bunlar bir zat ın yaptığı beddualar deildir. Bedduaları yapan canı yanmış insanlar da vardır elbet…

    Birşeyler ters giderken başkalarını kötülemek kolaydır. Kendine bakmak lazım gelir önce. Bazılarına göre aykırı olan yazılarınız aslında gerçegi gören tespitlerdir. Yazılarınız içinde eşitlik adına birçok gerçeklere değinmişsiniz. Bunları isteyenler tek taraflı bakmış. “Hadi askere git” dedin mi cevap veremez. “Eve sende para getireceksin” dedinmi susar. “Mahkemeler boşanmalarda kesinlikle çocuğu Babaya vermelidir.” dedin mi elleri ayaklarına karışır, dünyayı yıkarlar. “Eğer bir ailede Anne veya baba vefat emiş ise onun maaşı bekar erkek varsa ona kalmalıdır” dediğin zaman şaşırırlar kalırlar.

    Bütün bunlar Allahın koyduğu kanunları kendilerinde güç olduğunu farsayarark haddi aşanların eseridir. Bunları doğru olana ikna etmek zordur. Allah gereğini elbet yapar, Mutlak güç odur. Ama bunlar yapılan ve olanları, yaşanılanları görmezden gelir. Başka sebep ararlar. İnsalların mallarını, haklarını eksiltmemek gerekir. Kul hakkı ne olursa olsun. Madem eşitlik ile bir iş yapacaksın Batı aşığı olmaya gerek yok. Eşitliği Kadınla görüşerek erkeği yok sayarak yapamazsın.

    Örnekler çoktur.

    http://www.cocukaile.net/aile-dostu-paketi-geliyor/#comment-34588
    “Grctigimiz gunlerde yabancilarinda provakatorlugunde Taksim gezi olaylari oldu. Daha once dile getirmeye calismistim, Feminist gruplar okullara saldiracaklar ve cocuklari babalarina kotuleyecekler bunu yaparken oncesinde kompozisyon verecekler. Babayi kotu gosterecekler. Bircok kisinin dikkatinden kacmistik. Gezi olaylarinda okullarindan getirilen minik cocuklar bu olaylara alet edilip, onlara kamera onunde ezberletilmis, yonlendirilmis sorular sordular. youtubede var bakiniz. okadar yapmacik ki, senaryo oldugu anlasiliyor. ilerde bunlar artacak hedef genclik’cocuklar ve kadinlar.”

    çok önceleri yazmıştınız belki gözden kaçıranlar olmuştur.
    http://www.cocukaile.net/erkeklik-adim-adim-bitiriliyor-mu/

    Keza aynı şekilde aynı kapıya çıkıyor. Aslında hedef ailledir.
    http://www.cocukaile.net/gercekler-birilerine-aci-geliyorsa-susmak-mi-gerekir/

    Toplumu ve aileyi bozuyorlar.
    http://www.cocukaile.net/erkekler-kadinlar-uzerinde-yonetici-ve-koruyucudurlar/

    Sonuç aynı yerlere gidiyor daha büyük resme bakmak lazım. Hükümetin kucağına bir maymun attılar adı terör, Onunla yatıp onunla kalkıyorlar.

    Bazı konuları ıskalıyorlar. Hemde ne ıskalama, Birçok konuda at koşturan BATI Bunlardan birisi “Eğitim” daha niceleri var. göremiyoruz.
    http://www.cocukaile.net/kadina-siddet-4-ev-hanimliginin-asagilanmasi/#comment-79363

    “Bunun Birbirini tetikleyen konuları yan yana koyduğunuzda.
    ekonomi, eğitim, sağlık, çalışma, aile, hukuk… kısacası her şey.
    Devasal sorunlar yumağıdır. Bu sorunlara çözüm üretmek için harcanan zaman, maddi ve manevi değerler.
    Ve Göreceksiniz ki Türkiyenin bugun ki tablosu karşınıza çıkacaktır.”

    Daha niceleri var.
    http://www.cocukaile.net/evlenmeler-artti-bosanmalar-azaldi/#comment-74728

    “Bu yapıyı sürdürdükleri sürece bu hükümet bunu kesinlikle çözemeyecek. Bunu çözebilecek bir yapı da yok. Erkeğin dışlandığı bir ortamda aile kavramı olmayacak.

    Var olan sistem iyi değil. Kontrolü dışarıdadır. (aşağıdaki sistemlerin tamamının yönetimi Bu konu ile ilgilidir.)

    Etki alanları,

    – Aile,
    – Sağlık,
    – Eğitim,
    – Çalışma,
    – Güvenlik,
    – Ekonomi,
    – Hukuk,”

    Bunları göz önüne koyan ve duyarlı olan sadece Sema hanım değildir. Gonce Hanım, Tuğba Akbeyİnan hanım ve diğer kardeşlerimiz.

    http://www.cocukaile.net/kendin-olma-da-ne-olursan-ol/#comment-41393
    “Malesef siyasilerin hırsları yüzünden ülkemizde de eğitim sistemi sürekli, değisiyor, Sadece egitim sistemi degil aslinda, Saglık sistemi, hukuk sistemi, calisma hayati sistemi, Aile sistemi, degisiyor ve degistiriliyor. iktidarlar degisince ilk el attıklari konular oluyor, herkez insan icin yaptigini söylese de aslen kendileri icin yapiyorlar…..”

    Bu aslında bir SYSTEM sorunudur.
    http://www.cocukaile.net/cilesini-ceken-kiymetini-daha-iyi-bilebilir/#comment-105376

    “Sonuç olarak; Sayın Bakanın KURULMUŞ OLAN SİSTEM üzerinde fazla bir etkisi olmayacaktır. Onay mekanizmasından öteye gidileceğini pek düşünmüyorum. Aile bakanlığındaki yapı Aile üzerinden ve ailedeki diğer tüm bireylere dengeli olarak ve adil olarak değil, yine olduğu gibi kadın üzerinden gidilecektir. Kadının statüsü devam edecek, erkeğe statü olmayacak, pozitif ayrımcılıklar hepsi kadın üzerinden götürülecek, erkekler daha pasifize edilecek. Bu Proje bu şekildedir. Sadece ülkemize ait değildir. Benzer AB ülkelerine de uygulatılmaktadır. Daha bugün bir haber okumuştum. SGK kurumu hileli bosanmalara el atmış, insanlar (yani kadınlar) babalarının, annelerinin maaslarını almak icin hileli olarak bosanıyorlarmış. Bu şekildeki kadınları doyurmak mümkün değil, bütün sistemler kadına pozitif ayrımcılık üzerinde değiştirilmektedir. (Almanya nereden giriş yapacağını çok iyi biliyor) Çalışma saatleri, doğum yardımları, evlilik, çeyiz, baba veya anne ölüm maaş yardımı, dul aylığı yardımı, nafaka, boşanmada çocuk velayeti, tayin de öncelik, iş bulmada öncelik, hatta vekillik kontenjanı, okul yardımı, o kadar fazla ki, Top yekün ülke yönetimi bu şekilde oluyor. liyakat, fıtrat, yetkinlik dikkate bile alınmıyor.

    Kısacası, Ben sayın Maraşlı kadar umutlu değilim. Bir süre sonra karalama kampanyasına hız vereceklerdir,

    Hayırlısı olsun.”

    Her Birey Kendi Ailesine Sahip çıkmalıdır.
    http://www.cocukaile.net/tilsimli-sorular/#comment-52217

    ” P A R A D İ G M A ” Nerde ise Promosyon baslayacak ve kadinlar cocuklarini kreslerde doguracaklar,sonra master yapana kadar 30 yasina kadar da bu sistemin esiri olacak. Bu sistem genelde devletin kontrolunde olacak. Ama devlet kimin kontrolunde olacak. Egitim sisteminin Ulkemiz acisindan en azindan Reform edilmeli….”

    https://www.cocukaile.net/magdur-annelikten-bekar-annelige/#comment-37171
    “Cocuklar dogduktan itibaren okul sistemine aliniyor, yani 0-3 yas icin kres var sonra ana okul, sonra ilk okul ve digerleri liseye kadar da okuma zorunlu oldugundan, devletin kontrolunde, ama onemli olan DEVLET KIMIN KONTROLUNDE”

    Uzun oldu ama kusura bakmayın. Mesele çok uzun..

    Saygılar.

    • hakan diyor ki:

      Sayın .:. Abi; yazınız ve emeğiniz için Allah sizden razı olsun. Kaliteli bir araştırma yapmışsınız.

      Osmanlı’nın kuruluşunu anlatan “diriliş Ertuğrul” diye bir dizi var. Bir obanın günlük hayatını güzel tasvir etmişler. Orada kadın-erkek eşitliğine (!) günümüzde olduğu kadar dikkat edilseydi ne olurdu acaba? Bir kere obanın nüfusu artmazdı. Askere gidecek savaşçı da çıkaramazlardı. Çünkü erkeklerin bütün şecaati kırılmış olurdu. Erkek çocuklara küçüklüğünden itibaren “aslında kadınlar sizden üstün” telkini verildiğinden birçokları kadınlara özenip tipik kadın tavırları takınırlardı.
      Peki acaba şimdi ülkemizde farklı mı oluyor? Bu yasalarla ülkemizin rekabet gücü kırılıyor. İş hayatında pozitif ayrımcılıkla bir yere gelen kişiler zoru görünce işten kaytarıyorlar. bir de bu pozitif ayrımcılık devlet eliyle sistematik olarak yapılıyor…
      Kendisi ile problemi olan bazı kişiler bütün nesli “cinsiyet” ile kavgalı hale getiriyor. Erkeklerden bazıları erkekliğinden utanır oldu. Bir adam bir halt ediyor; onun yaptığını topyekün erkekliği kötülemek için kullanıyorlar.
      Neticede kendi nefislerimize münasip kadın ve erkek olarak yaratılmışız. Erkek kadın ister; kadın da erkek ister. Halbuki erkekler kadınlarla aynı tavırlara-huylara sahip olursa onu hangi kadın istesin ki? Sema Hanımın daha önce de değindiği bir film-kitap eleştirisi vardı. O rezil filmde özel yatı-spor arabası-uçağı olan zengin adamın fuhşiyatı reklam ediliyordu. Sema Hanımın tespit ettiği üzere hiç bir feminist o adamın yediği nanelere ses çıkarmıyor; hatta takdir ediyor. Feminisler evinde huzuru ile oturan bir aile görünce hırçınlaşıp “sen kocana yemek pişirmek zorunda değilsin; gün boyu yat-gez-süslen püslen-açıl saçıl; seni herkes görsün; güzelliğini bu adam için heder etme” diyerek kadını aldatan bu şeytanlar; o zengin fakat namussuz erkek fantazisine neden ses etmiyorlar? Onun peşinden gitmeyi onurlarına nasıl yediriyorlar? O feminsit güruhun namus-haysiyetten anladıkları birşey var mı acaba?
      Neticede bu kadın mevzusunda İslam’ın yasakladığı her ne varsa günümüzde o moda oluyor. İslam’ın emrettiği ne varsa ona karşı koymak da entellektüellik gibi gösteriliyor. Decallin cennetine girmenin yolu İslam’a ters davranmak. Bu günler elbet geçecek ve hak açığa çıkacak. İnşallah kurtuluruz.

  13. ceylan diyor ki:

    Çok üzüldüm.
    inşallah hiç yayınlanmaz…

  14. Ahmet diyor ki:

    Sema hanım size bir çok konuda katılmıştım ancak bu konuda tamamına olmasa da bir bölümüne katılmıyorum. Rabbimiz bile sorumluluk yükleme açısından kadın- erkek diye ayırt etmemiş sadece fizik yapılarından ve fıtratlarından kaynaklı bazı ayrıcalıkları kadın lehine vermiştir. Temel islami niteliklerden ödün vermeden diğer nicelikler de kadının da toplumdaki yerini alması gerekir. Sizlerinde malumu Avrupa da bu haklar verilmediği için feminizm ortaya çıkmıştır. İslami ölçüler de kadına toplumdaki yerini vermezsek ki bugün tesettürlü hanımların çoğu feminizmi savunmaktalar bir sonra ki aşamalar kaçınılmaz olur.
    Selam ve dua ile

    • Nazif diyor ki:

      Toplumda hangi yerleri eksik kalmış kardeş ? Yapma Allah aşkına. Şu an kadınların psikolojik ve fiziksel şiddet dışında bir problemi hemen hemen kalmamıştır. Bu da nesiller boyu İslami eğitimle aşılır. Bunun haricindeki şu an gelinen noktada kadın, aileyi dinamitleyen fikri ve sosyal akımların en büyük vasıtası haline getirilmiştir. Bu noktaya Sema Hanım ın bahsettiği fıtrat bozgunu sebebiyle gelinmiştir. Verilecek değil düzeltilecek şeyler var artık.

      • ceylan diyor ki:

        Verilecek şeyler de var Nazif Bey,
        Bir kadın olarak ilave yapmak isterim.
        Çalışan kadınların çalışma saatlerinde, çocuk varsa çocuğun yaşına ve sayısına da bakılarak düzenleme yapılmalı. Çalışan kadın kocasından erken eve gelebilmeli, işini bitirip temizlenip süslenebilmeli.
        Bütün kadınlara iyi eş olma, ev işleri, hamilelik ve doğum, çocuk yetiştirme konularında eğitimler verilmeli.
        Psikoloji ve iletişim dersleri verilmeli.
        Tarımla,hayvancılıkla,evinde dikiş vb. yaparak veya gündeliğe giderek birçok erkekten daha çok çalışan, ama göz önünde olmadığı için ne çektiği bilinmeyen kadınlara destek olunmalı. Destek olurken amaç onu daha da dışarı çekmek, görünür kılmak olmamalı, bıraksınlar kadınlar ortalıkta değil evde,bahçede,istediği ortamda çalışacak imkana sahip olsunlar. Çocukları onların yanında oynayabilsin. Kadın özel mahrem durumlarda işini yaparken kendini zorlamak zorunda kalmasın. Kadın işe göre ayarlanmasın, iş ,kadına göre ayarlanabilsin.

        • .:. diyor ki:

          Talepleriniz güzel şeyler ama tek taraflı olmuş. Hepsini kadınlar için istemişsiniz.

          Okadar tek taraflı ki, Erkek için geriye birşey bırakmamışsınız.

          Size tavsiyem, adaletli olmak, eşitliğin de gerçek anlamında olması için, empati yaparak, yazdıklarınızda “kadın” yazdığınız yere “erkek” yazın bir de böyle okuyun.

          Sema hanımın yazısı bu hususları anlatmaktadır.

          Alıntı;

          “Bir kadının önüne dünyayı sersen “Şu tarafa doğru sersen daha iyi olmaz mıydı” der.”

          http://www.cocukaile.net/siddeti-artiran-kanun/#comment-72078
          “Bu uygulamalara kısa dönemde karşı çıkacak bir tane cesur adam çıkmayacak (Mecliste) Anında afaroz edecekler. Siyasi olduğu için oy kaygısından sesini dahi çıkaramayacak. Sema hanım kadar cesaret sahibi olan birini görmeyeceksiniz. Bu söylemim bugüne ait olmadığını da belirtmek isterim.

          Bu adaletsiz ayrımcılıklardan bazıları;

          Kreş yerdımı, Parasal destek, Doğum yardımı, erken Emeklilik yardımı, ölen baba maaş yardımı, çalışma saati yardımı, izin yardımı, iş yardımı, tayin önceliği, atama önceliği, işe yerleştirme önceliği, Yasalar önünde ayrımcılık v.s. çeşitlenecek, çeşitlendikçe karışıp kontrol dışı olacak. Denetimsiz ve sistemsiz……….”

          • ceylan diyor ki:

            Peki, siz isteyin yeter :)
            (.:. Bey ‘den gelen istek üzerine yazıyorum)
            Çalışan erkeklerin çalışma saatlerinde, çocuk varsa çocuğun yaşına ve sayısına da bakılarak düzenleme yapılmalı. Çalışan erkek karısından erken eve gelebilmeli, işini bitirip temizlenip süslenebilmeli.
            Bütün erkeklere iyi eş olma, ev işleri, hamilelik ve doğum, çocuk yetiştirme konularında eğitimler verilmeli.
            Psikoloji ve iletişim dersleri verilmeli.
            Tarımla,hayvancılıkla,evinde dikiş vb. yaparak veya gündeliğe giderek birçok kadından daha çok çalışan, ama göz önünde olmadığı için ne çektiği bilinmeyen erkeklere destek olunmalı. Destek olurken amaç onu daha da dışarı çekmek, görünür kılmak olmamalı, bıraksınlar erkekler ortalıkta değil evde,bahçede,istediği ortamda çalışacak imkana sahip olsunlar. Çocukları onların yanında oynayabilsin. Erkek özel mahrem durumlarda işini yaparken kendini zorlamak zorunda kalmasın. Erkek işe göre ayarlanmasın, iş ,erkeğe göre ayarlanabilsin.
            Tavsiye için teşekkür ederim .:. Bey, fakat siz Allahın sizden beklediklerini yapsanız yeter, dünyayı kimsenin önüne sermeniz gerekmiyor :)

          • ceylan diyor ki:

            Şaka bir yana, erkekler için yapılması gereken şeyler de var.
            Ben kadın olarak kadınların ihtiyaçlarını yazdım. Erkekler için ne gibi düzenlemeler gerekiyor, onları da siz yazın.

          • .:. diyor ki:

            “Tavsiye için teşekkür ederim .:. Bey, fakat siz Allahın sizden beklediklerini yapsanız yeter,”

            Yapılıp, yapılmadığını bilmiyorsunuz. Çevrenizdeki ve gördüğünüz örnekler sizi olumsuz düşünmeye itmiş.

            En başa mı döndük yine….

            Erkeklere Allah ın yapmasını istediklerini söylerken.

            Kendinizi yine unutmuşsunuz.

            Siz ne yapacaksınız? Veya yapıyormusunuz?

            Yazınızdaki taleplerden yapmadığınız bigisi edindim.

    • Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “Rabbimiz bile sorumluluk yükleme açısından kadın- erkek diye ayırt etmemiş sadece fizik yapılarından ve fıtratlarından kaynaklı bazı ayrıcalıkları kadın lehine vermiştir.”

      Ahmet kardeşim yukarıdaki yorumunu neye dayanarak yapıyorsun ayet ve hadisten delilin var mı?

      bana bir tane ayet yada hadis gösterebilir misin? kadını erkeklerle rekabet etmeye davet eden kadınlara, haydi kadınlar horraa sokaklara üşüşün diyen bir delilin var mı? ben sana aksi yönde deliller serdederim ama senin var mı buyur söyle?

      kadın ailenin maişetinden sorumlumudur ki kadını da imanın farzıymış gibi ey kadınlar ilk vazifeniz iş hayatına atılıp çalışmak olacaktır! diyelim.

      kadınları iş hayatına,çalışmaya,erkeklerler rekabete davet eden teşvik eden bir tane ayet,hadis,sahabe kavli getiremezsin,gösteremezsin!

      • Ahmet diyor ki:

        Bana cevap yazan iki arkadaşa cevabımdır. Nasıl bir okuma ve anlama tekniğiniz var bilmiyorum ama hiç anlamadan okuduğunuz kesin. Toplumdaki yerlerini almalarında kastım bugün sistemin zorunlu olarak ittiği çalışma hayatında kendi fıtratlarına uygun alanları yine kendi iradeleriyle tercih edebilmeleriydi. Yıllarca önlerine engel çıkarıldığı için istemedikleri alanları bile tercih etmek zorunda kalınmış ve bu fıtratlarına uymadığı için ister istemez sapmalar kaçınılmaz olmuştur. Bu konu da islami geçinen erkek yöneticiler de zorlayıcı faktör olmuşlardır. Gelelim kadın ve erkeğin ayırt edilmediği meselesine. Burada oturup size saatlerce vaiz verecek değilim elbet, lakin benim bu açıklamam kadının iş hayatındaki yerini söylemekten ziyade kul olarak ayırt edilmediğidir. Namaz sadece erkeğe farz kılınmadı, oruç, gibi bütün ibadetler kadına da emredilmiş. Sadece fıtratlarına uymayan işlerde kadının çalıştırılamayacağını ifade ettim. Kaldı ki ev işlerin Peygamber efendimizin eşlerine yardımcı olduğuna dair rivayetler vardır. Anadolu da kadın tarlada, evde ahırda, her yerde çalışan bireydir. Şehirlere gelince mi kadın çalışamaz oluyor. Fıtratına uygun işlerde zaruret varsa tabiki çalışabilir.

        • Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “lakin benim bu açıklamam kadının iş hayatındaki yerini söylemekten ziyade kul olarak ayırt edilmediğidir. Namaz sadece erkeğe farz kılınmadı, oruç, gibi bütün ibadetler kadına da emredilmiş.”

          kardeşim asıl amacın buysa buna zaten kimsenin diyeceği olmaz.ama söyleme tarzından bunu anlamadık demek ki.

          “Fıtratına uygun işlerde zaruret varsa tabiki çalışabilir.” buna da kimsenin itirazı yok zaten kardeşim.Ama bizim itirazımız kadını da tıpkı erkek gibi çalışmaya mecbur etmeyedir. ister kadının buna maddi anlamda ihtiyacı olsun ister olmasın yani ister zaruri ister gayri zaruri olsun bunun politika olarak kadına dayatılmasıdır.

          ya senin uslubundan kaynaklandı yada biz yanlış anladık hakkını helal et yinede kardeş…

          • Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Anadolu da kadın tarlada, evde ahırda, her yerde çalışan bireydir. Şehirlere gelince mi kadın çalışamaz oluyor.”

            Kardeşim bu cümle üzerine de yazmadan geçemeyecem.Evet doğrudur kadın evde ahırda tarlada çalışmıştır ve halende kırsal bölgelerde bu çalışmasını devam ettirmektedir.Ama dikkatinizi çekerim kadının bu çalışmasının altında erkekle bir rekabet saiki yoktur.Saf,doğal suni olmayan kapital ve liberal piyasanın dişli çarkları altında ezilmeye mahkum bir çalışma alanı değildir kadının tarlası ve ahırı!

            Fakat bugünün çalışma şartları malumunuzdur ki böyle değildir.eskiden kadın tarlasında çalışınca erkekleşmezken bugün kadın iş hayatına girince evrim geçirir gibi erkekleşmeye başlamaktadır.Ayrıca kadın ahıra veya tarlaya giderken geniş aileye sahip olunduğundan çocuğuna diğer aile fertleri rahatlıkla bakabilirken bugün çekirdek aileye geçildiğinden kadın çalışınca çocuk bakıcılara veya kreşlerin insafına terkedilmektedir.Vesaire vesaire buna benzer diğer kıyaslamalarda yapılıp konu uzatılabilir.Ama tutup vay efendim kadın eskiden ahırda bugün kaymakamlıkta çalışıyor ne var ki bunda diyemeyiz!çünkü hem dini yönden bunun cevazını bulmak sıkıntı hem dünyevi yönden sıkıntıdır.

        • .:. diyor ki:

          “Anadolu da kadın tarlada, evde ahırda, her yerde çalışan bireydir. Şehirlere gelince mi kadın çalışamaz oluyor.”

          Doğru tespitler yapmışsınız .:))

          Günümüzde birçok erkek aynı dediğiniz gibi. Nasıl “Anadolu da kadın tarlada, evde ahırda, her yerde çalışan birey..”

          ise

          Şehirde de öyle olsun istiyor aslında. Hem evde çalışacak hem de dışarıda çalışacak diye istemektedirler. Her yerde çalışsın, çalıştığını da eve getirsin istiyorlar. Böyle düşünen çok aslında.

          Eh yani eşitliğin gereği de budur. Öyle değil mi!

          Erkek de evde kadına yardım etmelidir. E Ş İ T L İ K

  15. salih özgür diyor ki:

    toplumsal cinsiyet adelet kongresini düzelenleyen kadem derneğidir ,kamu spotu hazırlayanda bu dernektir ,ilginç olan bu derneği istanbulda ben ziyaret ettim .homesekuelik cinsiyet bozulmasında şikayetçiydi ,kadınların hakları diye bir kitapçık basmışlar benim ziyaret ettiğim hanım dernekleri aile sanki kadından ibaretmiş gibi çalışmlarını hep kadınlar üzerine yapıyorlar ,biz kurduğumuz dernekte peygamberimizle ve hatice validemizin ismini vererek erkek ve kadınların farlı cinsiyet ve özelliklerini vurgulmayı amaçlıyoruz aile konusunda erkek ve kadının bilgilendirilmesini ve eğitilmesi iki cinsiyetide beraber düşünüyoruz . güzel bir yazı bence ak parti verilecek en büyük ceza akıllarını başlarına almamışlar oy vermemektir.çünkü bizim alternatifimiz yok bize mecbursunuz diye yanlışarına göz yummamız isteniyor .

    • .:. diyor ki:

      Daha önce Sayın cumhurbaşkanımızın Hanımını Kullanıyorlar ve çıkarlarına alet ediyorlardı. Yaşlı kadına “Hakkını bil”, adamlara “Haddini bil”, Genç Kadınlara da “Hattını bil” diyorlardı. Yayınlanan afişler ise utanç vericiydi, Bu afişlerin önünde de fotoğraflar çekilmişti.

      Bunun Bir an tersini düşünün. Yaşlı amcalara “Hakkını bil”, Yaşlı teyzelere “haddini bil”, Genc adamlara da “”hattını bil.”

      Bu afişin önünde de Ülkeyi yöneten liderlerin aileleri olsun.

      Her ikisine nasıl anlamlar yükleyebilirsiniz.

      Ben peşinen söyleyeyim açıklamalar yapamazsınız. Yaptığınız açıklamalar adaletsiz olur. Denkleştirmeye çalıştığınız herşey ADALET den yoksun olur. Sema hanımın yazısında bu empati vardır. En basiti ideceksin asker olacaksın. Mayın tuzaklarının olduğu yollarda Kadın asker yürüyecek. OZAMAN DÜNYA FARKINA VARIR. Kıyamet kopar. Terörü yönetenler Bunu sürdüremezler. BBC, REUTERS, … her ne olursa olsun birşey yapamaz.

      Kadem için söylenecek tek şey Sayın Cumhurbaşkanımızın Kızı orada görev ve sorumluluk almaktadır. Bu doğru değildir. Kendiniz de açıkladınız tek yanlı bakış açısı vardır. Olay içinde sadece kadın vardır. Erkek, yaşlı, çocuk , aile yoktur.

      Hanfendiiyi emellerine kullanıyorlar.

      Ben resmin bütünü ile değerlendirdiğimde böyle görüyorum.

      şikayetçi oldukları sadece homoseksuellikmiymiş. Olaya buradan mı giriş yapmışlar?

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Güzel ahlak; cömertlik, bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. “ Hasan-ı Basri

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku