Baba Yoksunu Kız Çocukları

adem güneşGençlerle yaptığımız görüşmelerde dramatik bir gerçekle hep yüzleşiyoruz. Şimdilerde liselere kadar yayılmış olan “sevgili edinme” davranışının ardında maalesef “ebeveyn ihmallerini” görüyoruz.

Özellikle babaları tarafından ihmal edilen kız çocukları, içlerinde eksikliğini hissettikleri ve çoğu defa “anlam veremedikleri boşluğu” erkek arkadaşı edinerek gidermeye çalışıyor.

17 yaşındaki bir genç kız, okuldaki problemleri için yardım talebinde bulundu. Annesinin ifadesiyle çocuğun notlarının neredeyse tamamı zayıf. Okulla, eğitimle hiç ilgisi kalmamış. Hırçınlık ve huzursuzluk had safhada.

Önce anne ile görüştüm. Çaresizliği her halinden okunan kadın, kısık bir sesle “Ne yapalım beceremedik hocam.” diye başladı konuşmaya ve gözyaşını usulca sildi: “Biz okusun, hayırlı evlat olsun diye dua etmiştik. Nasıl bir çocuk oldu, ben de bilemedim. Geçen yıl daha iyiydi, bu yıl hepten koptu bizden. Elinde bir telefon, sabahtan akşama kadar onunla uğraşıyor, bir kez kafasını kaldırıp yüzümüze bakmaz oldu.”

Sordum: “Ne yapıyor ki telefonla?”

“Bilemiyorum ki. Sorduğumda ya ‘Arkadaşlarımla mesajlaşmak da mı yasak ya!’ diye tepki gösteriyor ya da oflar puflarla odasına çekiliyor. Sözüm geçmeyince ne yapayım ben de şaşırdım.”

- “Babasını da mı dinlemez?”

- “Babasından korkar korkmasına ama o da ayrı problem!”

- “Nedir, sorun babası ile?”

- “İlgisiz işte… Eve sanki yatmaya gelir. Oturup çocuklarla oyun oynadığını görmedim. Ben ‘Azıcık şu kızla ilgilen’ dediğimde, ‘O benimle ilgilensin’ der. Ben çocuklarla ilgili bir problem söylesem, ya ilgilenmez ya da çok üstüne gitsem hemen köpürür, kızar, bağırır, çağırır. Problem çözmeyi bağırmak çağırmak zannediyor. Zaten doğru düzgün sohbetlerimiz hiç olmaz evde. Günlük konuşmalar işte. Derin bir muhabbet yok. Ben de artık umudu kestim, bir şey söylemiyorum.”

Yokluğun verdiği acıyı anlatıyordu bu kadıncağız.

Anneden sonra babayı davet ettim odaya. “Nedir sorun?” diye sordum.

- “Hocam sorun morun yok. Bizim hanım böyle işte. Güya ben geç geliyormuşum, çocuklarla ilgilenmiyormuşum, kendi başına çocuklara yetemiyormuş. Benim annem 5 tane çocuğu tek başına yetiştirdi. Şimdiki kadınlar bir tane çocuk yetiştirmekten acizler.”

- “Babanız yok muydu? Neden anneniz ‘tek başına’ 5 tane çocuk yetiştirdi?”

- “Vardı da yoktu işte babam. Kendi halinde bir adamdı. Ama annem babamın yokluğunu hiç aratmadı. Koca evi çekip çeviriyordu. Annem çok otoriter bir kadındı. Babam ilgisizdi ama bir ‘kızılcık sopası’ vardı, bir hata yaptığımızda etlerimiz kabarana kadar döverdi de yine de sesimizi çıkartmazdık. Şimdiki çocuklara bir laf bile söylenmiyor.”

- “Kardeşleriniz nerede, onlarla görüşüyor musunuz?”

- “Vefasız çıktı onlar hocam sormayın. Erkek kardeşlerimden biri boşandı, gitti, kendinden 5 yaş büyük 3 çocuklu bir kadınla evlendi. Çocukları perişan. Benim küçüğüm var erkek. O da ne evlendi ne de iş güç sahibi. Kız kardeşim var ama hayırsız, ne arar ne sorar. Onun da kendine göre problemleri var tabii. İşte biz de böyle uğraşıp duruyoruz.”

Şaşmaz bir gerçek sanki. Aile içinde ilgisizlik başka bir şey, babanın ilgisizliği daha başka bir şey. Baba sanki bir tespihin ipi gibi taneleri bir arada tutuyor. Babanın yokluğu çocukları sağa sola savuruyor maalesef.

Kızı davet ettim sonra. Bir baba yoksunluğunun kız çocukta bıraktığı izleri kalbimin gözyaşları ile dinledim. Ailede göremediği sevgiyi, dışarıda erkek arkadaşlarından bulmak için çaba sarf eden, bulduğunu zannettiği sevgilerin hep zararına uğrayan, sonra yeni bir arayış ve sığınılacak bir liman ihtiyacı hisseden bir kız. Sonra yeni bir hayal kırıklığı ve yeni bir arayış… Sonunda ‘Ben bunları yapacak biri olamam’ diyerek kendiyle çelişip bunalmalar, hırçınlıklar, kendinden nefret etmeler… Ve sonunda ailesinden habersiz intihar girişimi.

Çıkışta babaya ayaküstü “Kızınızla ilgilenin, onunla gezin, sohbet edin.” dedim. “Bana değil hocam, annesine söyleyin. Ben kızımla hep ilgilendim, ilgilenirim de merak etmeyin.” dedi…

Ama ben merak ederim… Zira çocukla ilgilenmenin ne demek olduğunu kendi çocukluk döneminde doyasıya yaşamamış bir kişinin çocuğuyla ilgilendiğini zannetmesi çoğu defa bir yanılgıdan ibarettir… Ta ki çocuklarıyla ilgilenen bir başka aile görüp de kendisine çekidüzen verinceye kadar...

www.aksiyon.com.tr


Bunlar da ilginizi Çekebilir

15 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz