Belâ Ağızdan Çıkan Söze Bağlıdır

15 Aralık 2016Evlilik Okulu6 Yorum »

7_b “Belâ ağızdan çıkan söze bağlıdır.” Buyuruyor Allah’ın Rasulü.

Belayı hep başkalarından bekleriz, oysa Peygamber Efendimiz, belanın bir sebebinin dilimiz olduğunu yani kendimiz olduğunu söylüyor. Etrafta suçlu aramaya gerek yok. “Tut dilini, korun beladan”

Dil belasına duçar olmayan yoktur. Yaşayarak da pek çok kez tecrübe etmişizdir fakat yine de dil belasın çokça düşüyoruz. Neden dilimizi tutmak bu kadar zor geliyor? Altı üstü ağzımızı kapatıp az konuşsak, pek çok beladan korunacağız. Ya da güzel sözler söyleyerek pek çok güzelliğe sebep olacağız.

Dilimizi tutamıyoruz zira dil düşüncenin emrindedir. Dil sadece düşünceyi aktaran basit bir organdır. Dili tutmak için düşünceyi kontrol etmek lazım.  Dilin tatlı olması için düşüncelerin güzel olması lazım. Dilin güzelleşmesi için düşüncenin terbiye olması lazım.

Düşüncenin terbiye olması için de gözümüzü etraftan çekip kendi içimize dönmemiz, nefsimizi terbiye etmemiz lazım. Kendi hatalarımızı görmemiz gerek. Kendi günahlarımızı görmeyip başkalarının günahlarını görürsek, dilimizden de onları kınayan sözler dökülür. İçimizde ne varsa dil onu dışarı döker.

Evlilik hayatında ortaya çıkan sıkıntılarda da en büyük etken, kişilerin kendi kusurlarını görmeyip eşinin kusurlarına odaklanmasıdır. Zira nefis, kendine kusur bulmaktansa suçu başkasına atıp kendini temize çıkarmaya uğraşır.

Kendi hatasını görmeyen, kendini mükemmel eş zanneden kişi; eşini hatalı, kusurlu taraf olarak görür, öfke besler. Bu da muhakkak kişinin dilinden dökülür. İstemese de dökülür. Dilimi tutayım dese de saklayamaz bir şekilde içinde biriktirdiklerini ifşa eder. Hz.Ali efendimiz:

“Kişi hiçbir şeyi saklayamaz ki o dilinin sürçmesinden ve yüzünden belli olmasın.” buyurmuş.

Kendi kusurlarını gören kişi ise eşinin kusurlarını gözünde çok büyütmez, kendi hatalarını düzeltmeye çalışır. Kendi ile uğraşan kişi eşine pek öfkelenmez. Öfkelenmediği içinde dilinden öfke akmaz. Eşi ile iyi geçinmeyi isteyen önce eşi ile ilgili iyi şeyler düşünmelidir.

Kendi eksiklerini görebilen, eşinin iyi yanlarını görmeye meyyal olur. “Benim bunca hatama karşın eşim beni idare ediyor.” diye düşünüp eşine minnet duyar. Eşine minnet duyan kişi, eşini takdir eder, ona teşekkür eder, güzel sözler söyler.

O halde evlilik problemlerini düzeltmeye kişi kendinden başlamalı. Zira kişinin kendini değiştirmeye gücü zor yeterken, nerde kaldı ki söyleyerek, zorlayarak eşini değiştirebilsin.

Ayrıca buradaki en tehlikeli nokta ise kişinin kendi kusurlarını görmemesi kibir alametidir.

“Ben iyiyim, ben mükemmel eşim, ben yaptım mı her şeyin iyisini yaparım…”

“Ah şu günahkar eşim, ah şu düşüncesiz eşim, ah beceriksiz eşim…” diye düşünüyorsa kişi kibir belasına düşmüş demektir.

Kibir insanın gözünü kör eder de kişi kendi nasıl bir eş olduğunu bilmez.  İnsanı rahmetten uzaklaştıran en büyük günahtır kibirdir.

Şeytanın kibir sebebi ile Allah’ın rahmetinden uzaklaşması gibi kibir, hem insana manevi olarak zarar verir hem de yuvada rahmeti azaltır. Oysa yuvanın yakıtı rahmet olmalı; merhametle bakmalı karı-koca birbirine ki sevgi ile yaşasınlar. Bunun da formülü; kişinin kendi eksiklerini, eşinin ise iyi taraflarını görmesidir.

Kafa dolmazsa dil boşaltmaz. Kafada zehir varsa dilden zehir akar, gül bahçesi varsa bülbül şakır.

Yaşanan her şeyin imtihanın bir parçası olduğunu hatırda tutulursa, zihin daha temiz kalır. Ve merhametle bakmak alışkanlık edinilirse dilden de tatlı sözler dökülür. Muhabbet bağının gülleri de o zaman derlenir.

Not: Kadın ve Aile Dergisi için geçen aylarda yazdığım bir yazı. Sema Maraşlı

http://www.kadinveaile.com/bela-agizdan-cikan-soze-baglidir/

Okunma Sayısı : 10.497

Yorum yapın

“Belâ Ağızdan Çıkan Söze Bağlıdır” için 6 Yorum

  1. Feyza diyor ki:

    Sema ablacim, bazi ailelerde gozlemledigim o ki, saglikli iletisimi sorunlari hasiralti etmekte buluyorlar. Ufak tefek seyler sorun edilmez, edilmemeli. Fakat ortada rahatsiz olunan bir durum varsa da bu gormezden gelinmesi yerine, yalniz ve sakin bir ortamda, kirici olmayan guzel bir uslupla konusulup tartisilirsa mutlaka akli selim iki yetiskin insan guzel bir cozum bulacaktir. En buyuk sorunlar oyle zannediyorum ki, eslerden birisi veya her ikisi de sinirliyken usulsuzce elestirilmesi, ya da hic sorun yok gibi davranilmasi. Rafa kaldirilan basit olaylar insanlarin icinde birikip birikip en sonunda buhar kazani gibi olmadik bir zamanda patlamaya sebep oluyor. Bu diger insan iliskileri icin de bu sekilde degil mi? Haliyle zamansiz patlamalar insanin icindeki butun kirik dokuklerin ifrazatina sebep oldugu icin, hasari da hayli buyuk oluyor. Uslubu beyan ayniyle insan. Ben cok guzel kullanilan bir uslupla karsi tarafi rencide etmeden getirilen ufak tefek elestirilerin evlilikte dinamizmi korumaya faydasi olacagini dusunuyorum. Kisinin kendini yenilemesi, cekiduzen vermesi adina hem ozelestiri hem de olumlu guzel tenkidler o ruhu zannederim canli tutar. Butun sorunun sizin de degindiginiz gibi, kullanilan yanlis lisan ve uygunsuz ortam ve zamandan kaynaklandigina inaniyorum. Genel.insan iliskilerimizde buna bir misal getirirsek, ornegin seffaf denecek derecede ince bir corapla namaz kildigini gordugunuz bir hanimefendiyi yanina gidip ‘o corapla namaz kilinmaz’ seklinde ikaz etsek belki ters etkiye sebep olabilir. Ama ona gidip olmasi gerektigi sekilde bir corap getirip, teyzecigik veya ablacigim. Bundan sonra namazlarini bu hediye ettigim corapla kilarsan hem kendi namazinin sevabini eksiltmemis olursun hem benim de haneme sevap yazilir.’ denildigi zaman bi teklifi reddedecek insan sayisi azdir ve muhabbet de bu sayede filizlenir. Yalnizca basit bir misal.

    • mustafa _/) diyor ki:

      Allah razı olsun Feyza hanım. Ümit ediyorum etrafınızdaki halka ne kadar geniş veya dar olursa olsun bu üslubu bu farkındalığı yayabilirseniz, toplumumuz ve ümmeti Muhammed için büyük hizmetiniz geçmiş olacaktır. Öyle sanıyorum ki sünnet-i nebevi içinde toplumun ıslahı ve gelişimi için en mühim ahlaktır bu bahsettiğiniz üslup.

  2. Süleyman diyor ki:

    İnsan bir bildiğini amel ederse. Allah ona başka şeyler öğretir diyor mealen hadisi şerif. İşte eğer insan dığruyu bilip susmayı öğrenirse, kim bilir Allah daha neler öğretecek.

    Allah iki dudak arasının şerrinden bizleri emin eylesin.

  3. Yahya diyor ki:

    Sema hanım,
    Yine çok güzel yazmışsınız Allah razı olsun.

    İşin özü esasında: zikir, fikir ve şükür ‘de saklı.

  4. A.D. diyor ki:

    Elinize sağlık… bu arada akra’daki programlarınızı çok yakından takip ediyorum bu yılın en güzel işlerinden biri maşaallah sesinize fikrinize güç versin Rabbim. Ne kadar büyük bir boşluğu dolduruyor bu program. Iyi ki varsınız Sema hanim

  5. ÖMER ÇETİN diyor ki:

    düşünmeye hakim olmak sonra fiillere hakim olmak sonrada karakteri düzeltmek…sonra kendini hesaba çekmek .. hiç olduğunu unutmamak , herkesi gül kendini diken herkesi buğday kendini saman bilmek ..ve akabinde güzel görmek ..ve akıbet Rabbe kavuşmak .. Selametle kalın .teşekkürler ..dökülen özlü cümlelerinize ve yazınıza

Dünden Bugüne

Nasıl Hitap Ediyorsunuz?

Bir mikrop gibi nasıl geldi yerleşti dilimize, bilmiyorum. Çocuklara, gençlere hitaplarımız bozuldu.  Neredeyse kimse çocuğuna “Oğlum, kızım, yavrucuğum, evladım, çocuğum…” demiyor. Anne-babalar çocuklarına “anneciğim, babacığım” diyor, halalar çocuğa “halacığım” teyzeler” ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Ne çok tatlı ol, yesin bitirsinler Ne çok acı ol, yesin tükürsünler...

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku