Belleri Bükülmeyen Kızlar

11 Aralık 2017Mehmet Emin Karabacak20 Yorum »

mehmet1-150x150Kızını okuyup kariyer yapması için elinden gelenin fazlasıyla yapan bir anne, yıllar sonra acıda olsa bu durumu şöyle açıklamaktadır: “Kızımın okuması için her şeyi yapmışımama kızımın evliliği ve anneliği için hiçbir şey yapmamışım.”

Rabbimiz tarafından en güzel şekilde yaratılan insanoğlu, dünyaya gönderiliş gayesinin başında Rabbine kul olmak gelir. İnsanoğlu bir taraftan Rabbine kulluk vazifesini yerine getirirken bir taraftan da çocuklarını Rabbine kul olacak şekilde terbiye etmesi gerekir.

Rabbimizin emirleri doğrultusundaçocukları,  iki cihanda da mesrur olacak şekilde yetiştirmek anne babaların en başta gelen sorumlulukları arasında yer almaktadır.Bunun için “…Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden…”(Bakara 2/24)çocuklarıkorumakanne babaların verecekleri terbiyeye bağlıdır.

Misyon Farkı

Rabbimizin çocuklar için öngördüğü misyon ile günümüz anne babaların çocuklar için öngördüğü misyon arasında özellikle de kız çocuklarında ciddi anlamda farklılıklar bulunmaktadır.

Rabbimiz kız çocuklarını, yetişkinlikte yüklenecekleri eş ve annelik görevlerine uygun duygularla donatarak yaratmıştır. Bu duyguların başında şefkat, merhamet, sevgi, bağlılık gelmektedir. Günümüz de ise kız çocuklarını fıtrata uygun duygularla yetiştirmek bir yana erkek çocuğu gibi yetiştirilmektedir.

Bir eş ve anne adayı için olmazsa olmazların başında gelen bu duygular, anne babaları tarafından ikinci plana atılmakta hatta hiç dikkate dahi alın(a)mamaktadır.  Buna birde günümüz mesleklerin rekabetçi bir düzene dayanmasını hesaba katarsak zaten temelinde sağlam olmayan bu duygular iş hayatında iyice körelecektir.

Duyguları körelen kızlar, meslek sahibi olup evlendiklerinde çocuklarına bu duyguları göstermekte sıkıntılar yaşayacaklardır. Rabbimiz tarafından ihsan edilen bu duygular eğer meslek ve kariyer adına köreltilmemiş olsaydı anne kokusuna hasret bu çocuklar daha üç, altı, dokuz aylık olmadan bakıcılara ve kreşlere bırakılmazdı. Kreş sayılarının günümüz de bu kadar artmasının başka izahı da yoktur.

Erkek Gibi Yetiştirilen Kızlar

Günümüz anne babaları kız çocuklarını kız, erkek çocuklarını da erkek gibi yetiştirememektedirler.  Bu da kız çocuklarını erkek gibi davranmaya, erkeklerinde kız gibi duygusallaşmalarına neden olmaktadır. Her haliyle fıtratına uygun yetiştirilemeyen bu çocuklar, sağlıklı bir kişilik geliştiremeyeceklerdir.

Kadınlarda olması gereken duygusallık erkeğe, erkekte bulunması gereken cesaret kadınlarda daha fazla olduğu zaman dengeler altüst olmaktadır. Bırakalım kızlar duygusal, erkeklerde cesaret sahibi olsunlar. Her çocuğu fıtratına uygun olarak yetiştirilsin ki kızlar kız gibi erkekler erkek gibi olsunlar.

Anaokullarına bakıyoruz kız çocukları erkek gibi konuşmakta erkek gibi davranmaktadırlar. Erkek çocuklarına dahi yakıştıramayacağımız birçok şeyleri kız çocukları çok rahat yapmaktadırlar.

İlkokullarda da durum bundan farklı değil. Bu durumu bir öğretmen arkadaş şöyle anlatmaktadır: “Eskiden sınıfında kız öğrenci çoksa ses çok olurdu. Erkek çoksa yaramazlık çok olurdu. Günümüzde ise ikisi de birbirine karıştı. Sınıfınızda kız ya da erkek çocuğunun fazla olması durum değiştirmiyor. Kişilik ve davranış olarak birbirlerinden farkları kalmadı. Kızlar erkek gibi yaramazlık yapmaktalar erkekler de kızlar gibi çok konuşmaktadırlar.”

Ortaokul ve liseye devam eden kız çocukların durumları da hiç iç açıcı değil. Ağızları erkek ağzı gibi ve gün geçtikçe de bozulmaktadır. Hiç kimseye yakıştıramadığımız sözleri rahatlıkla söyleyebilmektedirler. Konuşmaları ciddiyetten uzak ve ağızlarını da eğip bükerek konuşmaktadırlar. Toplum içinde birçoğunun ağzında sigara, yüksek sesle, lanlılunlu, küfürlü konuşmaktadırlar. Evde, ev işi yap(tırıl)madıkları için belleri bükülmüyor.  Yolda önüne bakarak yürümesi gereken kızlar, köy ağası gibi yürümektedirler.

Evlerde de durum dışardan farklı değil. Bu çocuklar; anne babaları eve girdiği zaman toparlanmak bir yana istifini dahi bozmamaktadırlar. Anne babalarıyla konuşurken arkadaşlarıyla konuşur gibi konuşmaktadırlar. En küçük uyarı ve ikazlarda arkadaşıma tepki verir gibi tafralar yapmaktadırlar. Eğitim sadece akademik başarı üzerine yapılınca bu durumlarda kaçınılmaz olacaktır.

Annelerinin “Ayak İzlerini” Takip Edecek Kızlar

Anne yengeç yavrusuna sormuş: “Evladım neden dik yürümüyorsun?”

Yavru yengeç: “Anne ben seni hiç dik yürürken görmedim ki…” demiş.

Kız çocukları yaratılışları gereği süslü ve renkli giyinmeyi severler. Eskiden anneler kız çocukların bu özelliklerini dikkate alırlar fakat abartıya kaçmazlardı. Ancak günümüz anneleri bunu fazlasıyla abartmaktadır.

Daha küçük yaştan itibaren çocukların bilinçaltlarına; güzel olmalısın, marka takılmalısın ki toplum içinde havan olsun mesajı verilmektedir. Bu mesajları alan çocuklarda herkese kendini beğendirme psikolojisi içine girmektedir.Toplum içinde kişinin değerini özellikle marka belirleyeceğini düşünen çocuklarda marka takıntısı başlayacaktır.

Anaokullarına bakıyoruz anneler kız çocuklarını şık ve marka giydirme yarışına girdiklerini görüyoruz. Hal böyle olunca anaokulu çocukları kendi aralarında “Senin ayakkabıyın markası ne, nerden giyiniyorsunuz?” konuşmalarına tanık oluyoruz. Hal böyle olunca anneler; marka bağımlısı kompleksli çocuklar yetiştirmektedirler.

Gerçi evlerde annelerin giyinmede önceliği marka olunca, çocuklar arasında bu tür konuşmalarda doğal olacaktır. Malum eskiden annelerin gardıroplarında sadece giyecekleri kadar giysileri vardı. Giymediklerini de de ihtiyaç sahiplerine verirlerdi.

Oysa günümüzde annelerin gardıropları butik dükkânı gibi koyacak yer bulamamaktadırlar. Her ayakkabıya uygun çanta, manto, başörtü… bulunmaktadır. Giymediklerini de ihtiyaç sahibi birine vermek yerine bir gün giyerim ya da vermeye kıyamadıkları için vermemektedirler.

Gardıroplar ağzına kadar dolu olunca günümüz anneleri dışarıya çıkmadan en az yarım saat aynanın karşısında nasıl güzel olabilirim kaygısı içinde geçirmektedirler. Evde eşinin yanında üst başına dikkat etmeyen bu anneler, dışarı çıkarken defileye gider gibi giyinmektedirler. Model böyle olunca ister istemez kız çocukları annelerinin“ayak izlerini”takip edecektir. (Devam Edecek)

Okunma Sayısı : 3.709

Yorum yapın

“Belleri Bükülmeyen Kızlar” için 20 Yorum

  1. Abdullah Bir diyor ki:

    90 lı yılların başlarında ve ortalarında ünv. delerde ki BAŞÖRTÜSÜ (Türban değil gerçek başörtüsü) YASAĞI’nı protesto etmek için toplandığımız İst. Ünv. Beyazıt Kampüsü önünde ve Sultan Ahmet meydanında Polisten mümkün olduğu kadar daha az COP DARBESİ yemek için polis ile kaptı-kaçtı ve saklambaç oynadığımız günlerde o meydanlarda bizimle beraber olan başörtülü Ünv. Kızların bir kısmı dünya rahatı yerine Ahiret Huzurunu tercih etmiş ve Allah’ın emri olan başörtüsünü çıkartmamak için okullarını bırakmak zorunda kalmış veya okullarından atılmışlardı.

    Dönemin Firavunları yerine Allah’ın emirlerine itaat etmeyi tercih eden kızlarımızın, bacılarımız o dönemde özellikle desteklerine ihtiyac duydukları, yanlarında olmalarını istedikleri, bekledikleri anneleri ve babaları başta olmak üzere aileleri, akrabaları ve cevreleri tarafından “OKULUMDAN VAZGEÇERİM AMA BAŞÖRTÜME DOKUNDURTMAM” tavırlarından dolayı eleştirilmiş, küçümsenmiş, yargılanmış, dışlanmış hatta cezalandırılmışlardı.

    O dönemin, başörtüsü zulmünün sona ereceğine, tekrar okullarına döneceklerine dair umutlarını kaybeden kızlarımız ailelerinin ve cevrelerinin baskılarından biraz da olsa kurtulmak için evlenip, çoluk çocuğa karışarak hayatlarına farklı sekil de devam etmeyi tercih etmişler veya mecbur kalmışlardı.

    Ancak, bir anlamda mecburiyetten yaptıkları ve içlerine sinmeyen bu tercihleri dolayısıyla bazı şeyler umdukları gibi gitmedi ve o kızlarımızın bir bölümü evlendikten sonra çeşitli sebeplerle

    –Başörtüsünü çıkartarak okulunu bitirmiş, diplomasını almış ve çalışan dönem arkadaşları arasında eziklik duyma hissi,

    –Evlilik hayatının, cocukların sorumluluğu ve ev hanımlığına alışamamak

    –Nefislerinin ve cevrelerinin kendilerini yanlış yönlendirmesi,

    –İçinde bulundukları süreçte kocalarının anlayışsızlığı ve kendilerine yeterli desteği ver(e)memesi,

    vb sebepler ile zaman içerisinde yaptıkları tercihten (uğruna okullarından, diplomalarından vazgeçtikleri başörtülerini çıkartmadıkları, okullarını bitirmedikleri ve evlendikleri için) pişmanlık duymuşlar ve bu pişmanlıklarını her fırsatta dile getirerek özellikle sahip oldukları kız çocuklarına

    “Aman kızım ne olursa olsun okuyun, diploma ve iyi bir iş sahibi olun, kendi paranızı kazanın, kocanıza muhtaç olmayın”

    vb söylemlerle farkında olmadan da olsa “Müslüman Türk Erkeği”nin ve “Türk Toplumu”nun başına bela olan beyinleri yıkanmış bugünün TÜRBANLI FEMİNAZİLERİ’ni kendi yuvalarında, kendi elleriyle ve dilleriyle yetiştirmiş, büyütmüşlerdir.

    O yılları başörtüsü serbestisi, başörtülü üniversiteli kızlarımızı sayı bakımından bu günler ile kıyasladığımızda bugünkü rahatlık, huzur ve sayının çok daha fazla olduğunu görüyoruz.

    Ancak Mütedeyyin, Muhafazakar ve Müslüman Türk toplumu olarak bir coğumuzun görmediği ve fark etmediği çok önemli bir detay var.

    Özellikle son 14-15 yıldır AK PARTİ hükumetleri döneminde yavaş yavaş ve farkında olmadan kaybettiğimiz bizi biz yapan;

    –Din, İslam, Müslümanlık, namus, fedakarlık, diğer-gamlık, babaya, kocaya saygı ve itaat anlayışımız vb değer yargılarımız,

    –Allah’olan teslimiyetimiz, kanaatkarlığımız, sıkıntılara gösterdiğimiz sabrımız

    –90 lı yılların başında dönemin Müslüman Genç Kızları, bugünün anneleri olan kadınlarımızın yetiştirdiği SÜSLÜMAN KIZLARIMIZ’ın içini boşaltılarak SÜS ve AKSESUAR haline dönüştürdüğü, Allah’ın TESETTÜR emrinden çok uzak ve sadece şekilden ibaret hale getirilen TÜRBAN anlayısı,

    –Evin reisi olan erkeklerin azda olsa helal rızık kazanma ve kazanılana şükretmekten uzaklaşması, kapitalizmin pençesine düşerek MARKA ve TÜKETİM ÇILGINI olmuş benliğinin, karısının ve çocuklarının isteklerini karşılayabilmek için harama bulaşması,

    — Erkeklerimizin ve kadınlarımızın dualarında, ibadetlerinde ve özellikle de namazlarında tevazudan, Takvadan uzaklaşması

    Vb etkenler Millet olarak bizi içinde bulunduğumuz bu sıkıntılarla muhatap etti.

    Eğer Müslüman Türk Milleti olarak bizler , haramdan uzaklaşmaz, kıldığımız namazları ruh ve bedenlerimiz ile kılmazsak, yaptığımız hatalar ve günahlar için millet olarak topyekün pişman olup göz yaşları ile tövbe etmez, ve hasılı aslımıza yani Müslüman kimliğimize rücu etmezsek yakın bir gelecekte daha büyük felaketler ve belalar ile muhatap olmamız kaçınılmazdır.

    Sayın Karabacak Millet olarak içinde bulunduğumuz, kısa bir süre sonra safların netleşeceği bu zor ve sıkıntılı süreçte safın(m)ınızı belli eden yazdığınız bu yazı sandığın(m)ızdan çok daha fazla değerli, bu nedenle Müslüman bir karseiniz/ağabeyınız olark size teşekkür ediyor, Rabbimiz olan Allah’ın hayırlı düşünce, iş ve eylemlerin(m)izde size/bize ve Sema hanımefendiye elinden gelen samimi desteği esirgemeyen “Gönül Dostlarımız”ın yar ve yardımcınız olmasını niyaz ediyorum.

    Selam ve dua ile…

    Samimi bir Dua…
    Allah’ım içimizde ki aptallar, hainler ve senin dinini hakkıyla bilmeyen beyinsizler yüzünden sen bizi helak etme, sen bizlere affın, merhametin ve rahmetin ile muamele eyle Allah’ım. (amin)

  2. JLKMHNLG diyor ki:

    ”Günümüz anne babaları kız çocuklarını kız, erkek çocuklarını da erkek gibi yetiştirememektedirler. Bu da kız çocuklarını erkek gibi davranmaya, erkeklerinde kız gibi duygusallaşmalarına neden olmaktadır. Her haliyle fıtratına uygun yetiştirilemeyen bu çocuklar, sağlıklı bir kişilik geliştiremeyeceklerdir. ”

    BU ZAMANA KADAR ERKEKLERİ ‘DUYGUSUZ’ YETİŞTİRDİĞİMİZ İÇİN TOPLUMUN BAŞINA BU KADAR PİSLİK GELDİ ZATEN.. ONLARA DUYGU ÖĞETMEDİĞİMİZ İÇİN, ONLARA DUYGULARINI DIŞARIYA ASLA VURMAMALARI, DUYGUSUZ DURMALARI, DUYGULARINI İÇLERİNDE BASTIRMALARI GİBİ SAÇMA SAPAN BÜYÜT ONLARINDA ‘İNSAN’ OLDUĞUNU VE DUYGULARINI DIŞA VURMALARININ, DUYGUSAL OLMALARININ NE KADAR NORMAL OLDUĞUNU AMAAN CAHİLLER YETİŞTİRİN OĞLUNUZU DUYGUSSUZ SONRA O İÇİNE BASTIRIDIĞI DUYGULARI HAYVANİ BİR ŞEKİLDE HAYATA GİRSİN. SADECE 2 MISRA OKUDUM VE BIRAKTIM .. ACIYORUM SİZLERE…

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Ben de sana acıyorum.

      Çünkü, hem içinde yaşadığın dünyadan bihabersin, cahilsin, hem okuduğunu, söyleneni anlamayacak, gerçekleri görmeyecek kadar SAĞIR ve KÖRSÜN hemde bilmediğini bilmeyecek kadar da zavallısın.

      Gerçekten Allah’ın kendisinden yüz cevirdiği, ilimde zerre nasibi olmayan sen ve senin gibilere ÇOK ACIYORUM.

      Allah sana ve senin gibi olanlara hidayet nasip etsin (amin)

  3. Sadece Fatih diyor ki:

    Burada çok güzel anlatılıyor ama erkek çocuğuna oyuncak bebek kız çocuğuna oyuncak araba alan ve bir yaşa kadar çocuğunun cinsiyet kavramından bağımsız yetişmesini isteyen ebeveynler de var…
    Daha fazla kişiye ulaşmamız lazım…

  4. sevgı diyor ki:

    Kızım için önemli bir törende aylardan beri giydiği çok sevdiği ayakkabılarını giymek istedi izin verdim, renkli çorap giymek istedi hiçbir anormallik görmedim. Daha sonra resimleri gösterdiğim 35 yaşını geçmiş (yani şu ah eski günler dediğimiz düzende yetişmiş) bir tanıdığımız, keşke başka ayakkabı giyseydi, düz renk çorap giydirseydin, yakışmamış dedi. 5 yaşındaki çocuğun ne tarz bir moda yakışması olabilir algılayamadım!
    Şu kız çocuklarına modayı süsü enjekte eden annelerin bir çoğu eski düzen yetişmiş ve açıp iki tane kitap okumamış yaptığını sorgulamamış, toplumun gittiği yöne akmış anneler.
    Ben ne yazıkki size katılmayıp yeni düzen bilinçli çocuk yetiştiren anneleri daha mantıklı buluyorum. ah o eski günler henüz hiç demedim.
    Kız çocuğu erkek çocuğu ayrımı yapmayı en azından belli bir yaşa kadar uygun bulmuyorum. Her çocuk hareketlidir ve belli yaşlarda çok konulur. Tam tersi sen kızsın çok hareket etme, sen erkeksin çok konuşma diye yetiştirilen çocukların bir yaştan sonra dengesiz davranışlar gösterdiğini farkediyorum. Bahsettiğim anaokulu ve bu gibi küçük yaşlar. Bir kız çocuğu olmasına rağmen erkenden emekleyip o gün bugündür koşmayı hareketi seven kızıma nasıl dur hareket etme çok sen kızsın derim? Fıtratına saygı duydukça, dışardan baskılanıp gereksiz yönlendirmeler yapılmadıkça çocukların kendi kişiliğini bulup cinsiyetine uygun hareket edeceğine inanıyorum.
    Çok konuşan erkek çocuklarında ne tarz bir anormallik gördünüz onu hiç anlamadım? Sanırım çocuk yaştan itibaren sus çok konuşma diye yetiştirilen ve yetişkinlikte iki kelimeyi bir araya getiremeyen yöneticiler, üst düzey çalışanlar birtek benim gözüne batmıyordur.

    • Adamın biri diyor ki:

      Hanımefendi siz yazarı yanlış anlamissiniz bence. Burada baskilamadan değil, çocuğa örnek olup yetiştirmekten bahsediyor bence. Sevdirmek ve korkutmak farklı şeyler.

      • M. Emin KARABACAK diyor ki:

        Yorumunuz ve geri bildiriminiz için teşekkür ederim. Kişiler ihtiyaçlar ve kendi dünyalarına göre değerlendirirler… Ama çocuk eğitiminde hepimizin amacı aynı… Fıtrata uygun ve hayırlı evlat…. Selam ve dua ile….

    • M. Emin KARABACAK diyor ki:

      Yorumunuz için için teşekkür ederim. Aslında aynı şeyleri söylüyoruz işin özünde fakat değerlendirmeniz ve yorumlamanız farklı. Ben de sizde fıtrata uygun çocuk yetiştirmenin gerekliliği üzerinde durmaya çalıştım. Selam ve dua ile

  5. Feyza diyor ki:

    Dogru soyluyorsunuz. Genel bir etkilesim sonucu bu hareket ve konusma tarzi genc kizlar arasinda virus gibi hizla yayiliyor. Sokakta sigara icen ve argo sozler kullanan kizlara ozellikle okul cikisinadenk geldigim zaman sokakta rastliyorum. Erkekler daha edepli gozukuyor cogu zaman.
    Kufurlu sozleri erkeklere de yakistiramiyorum ama kizlarin uzerinde daha da abes duruyor, bir iki kez yolda yururken yaklasip konusmuslugum da oldu kapali birkac ortaokul talebesi kizin. Aslinda birkactan fazladir, denk geldigim her zaman soylemeye calisiyorum. Bazen yol sorma bahanesiyle yaklasiyor bazen onumden giderlerken direk koluna girip konusuyorum.ve sasiriyorlar. Ama biraz yakinlik gosterince aslinda hepsi saygi duyup abla gibi goruyorlar ve soz bile veriyorlar. Sonrasinda sozler ucup.gidiyor mu bilmiyorum ilerisine vakif degilim ama egitime, sohbete ve canli model gormelerine devam edilse inaniyorum ki kendileriyle, cinsiyetleriyle barisik guzel.genc kizlar olarak yetisecekler. Anliyorum artik ki bircogu bilincsizlikten ve birbirini taklid ederek kazaniyor bu aliskanliklari, konusma ve hareket tarzlarini. O sekilde yasitlari arasinda kabul gorebildiklerini dusunuyorlar. Gecis donemi olan bu ortaokul ve lise yillari bittikten sonra karakter oturmaya basladiginda da bu gecis doneminin izleri kalici birer cizgiye donusuyor.
    Bundan dolayi yaslari kucuk kizlardan gorduklerimizi biz onlardan daha buyuk genc ablalar olarak gordugumuz yerde sohbet edip konusursak az da olsa bir katkisi olur. Gordugumuzu duzeltmedigimiz her yanlistan biz de sorumluyuz ve kalben bugzetmektense yapacak daha fazla seyimiz olabiliyor cogu zaman.

    • M. Emin KARABACAK diyor ki:

      Feyza kardeş gözlemlemeniz ve duyarlılığınız kadar olaylara bakış ve yaklaşımız harika. Yorumunuz için de teşekkür ederim. Selam ve dua ile….

  6. Rabia diyor ki:

    Ne güzel bir meseleye değindirmiş Rabbim inşaAllah bu durumdan Rabbim, ümmeti müsli alemiyni korur :( insan ahir zeman deyip çoğu şeyden korkar oldu :( Halbuki Allah’u teala’dan takva ilen korkabilse idik korktuğumuz hep başımıza gelirdi yani Allah aşkı ilen yanardı tüm evler inşaAllah Rabbim o günleri bizlere bahş eyler.

    Yazınızın devamı olacak demişsiniz devamını da görmeyi saburla beklerken fakirde neler yapabiliriz hakkında nacizane görüşlerini bildirsin inşaAllah

    öncelik çalışma sistemleri değişmeli çünkü kadın evinde çalışmayı hayanın edebin kızın süsü zihniyeti olduğunu unutturuldukça fıtratından uzaklaştırılıyor halbuki Allah zül celali hz. kadını leğen kemiğinden yaratmıştır duygu akışı daha fazladır bunu unutturan fitneci sistemlere bir göz atalım isterseniz ;

    sünnete uygun yaşamayan imanlıyım diyen kişilerin çoğalması
    kadın erkek karışımı okulların kişilerin fıtratını bulmakta kişiliklerini zorlaştırması

    öğretmenlerin ve ailelerin Rabbimin rahmet ismi celiline aykırı davranış ve niyetleri (örnek vermek gerekirse işini para için yapmaları ailelerde yuvayı özgürlük hürlük gibi görmeleri zenginliği ise ayrıcılık olarak görmeleri ) Allah muhafaza

    Türkiye gibi müslimanlığa örnek olması olan bir ülkenin ;
    dizilere bağımlılığı ilen reklamlara enlere bağlı yaşam şeklinin hoş karşılanması

    seneryalorın abartılı olması ve dinle alakalı hiç bir yanının olmaması ve bu alakasızlıkların hoş karşılanıp afv edersiniz ot gibi yaşamaya insanların teşvik edilmesi

    Rızkı verenin Allah’u teala olduğu düşüncesinden uzak bir yaşam şekli ilen yetiştirilen çocuklar ve afv edersiniz cahiller topluluğu

    faiz çukurundaki bereketsizlik ilen yuvaların örümcekleştirilmesi sabur sebatın azalması

    Sevginin para ilen bağdaşlaştırılıp çifte sıtandartların normal karşılanması

    Bilip bilinmeden söylenen şirk ve dinden çıkarıcı söz ve reklamların çocuklara kadar izletilip kişilerin tevbe etmeden yoksun edilmesi

    helal kazanç ve getirinin yerini marka lüks ve ene düşkünlüğü alması

    kadının çalışmaya teşviki ilen kendisini bu haksız rekabetin içine sürüklemeye çalışan bir sistem

    fakirliğinden korkutulun bireyleri yardım teşvikleri yerine haram olan dünya zenginliğine teşvik edilip doğruluktan çıkartılmaya çalışılması (yani fakirlğinden utanan birinin birey olamaması ayrımcılıştırılması)

    devletin yaptığı yardımların sömürgeleştirilmiş hale gelmesi yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmaması zenginlerin bir çok yardımdan yararlanmaya çalışması ilen fakirlerin sessiz kalması :(

    çalış çalış bunalan kadının zengin koca arayıp kurtulurum düşünceleri ilen zengin koca bulamayan kızların zengin erkekleri yoldan çıkarıcı davranışları zengin koca alan kadınlarında para kapılarını kaybetmeme korkularındaki yaptıkları saçmalıklar

    büyük günahlardaki korkusuzluk

    herşeyin abartısı aşırısı herşeyin fazlasını isteme olanla yetinmeme yani şekürsüzlük bataklığında çırpınılıp durulması gibi nedenler

    bunlar kansere çeviren toplumsal sorunların temel nedenleri idi inşaAllah bu temel nedenler gerçekten sorunlara çözüm getiren adl çözümcü yapıcı Hak sahibi etkin kişilerin farkındalığı ilen inşaAllah çözülebilir

    mesela faiz ve sayısal loto denen Kur’an-ı kerimde Rabbimin yasaklağı haramlar yetkililerce tamamen ortadan kaldırılır ise ülkede bir bereket oluşumuna sebep olacaktır

    yardımlaşmaya teşvik edilip zenginden daha çok alan bir vergi sistemi olursa çalışan vergi yükünden hafifler zenginde kazan kazan fikrinden kurtulup kazandıkça ver fikrine döner

    reklamların tv ve nette yetkili kişilerce sınırlandırılması marka düşkünlüğünü azaltıp olanla yetinmeye vesile olacaktır

    ailelerin çocuklarına vakit ayırabilmeleri için iş saatlerinin azaltılıp daha verimli çalışma saatleri ilen kişilerin memurlara tanınan ayrımcılık düşüncesinden kurtulup evine huzur içinde gitmeye teşvik yolları aranmalı mesela iş yerlerine yakın evler servis kolaylığı ilen trafik sorunlarına çözüm bulunmalı

    gıda ve üretimin denetimi artırılıp koruyucu denen ve kişileri hasta eden hormonsal besinler tamamıyle kaldırılıp en çok ihtiyaç duyulan ürünlerin fiyatlarında düşüş rantı olursa üreticiler çoğalıp sağlıklı dağılıma vesile olunur ise hastalıklar azalıp sağlıklı etkin çalışma sistemlerinin oluşumuna zemin hazırlanır

    çocuklar geleceğimizdir deyip eğitim sistemininde kontrol altına alınıp çocukların ve ailelerin üzerindeki eğitim çalışma baskısının önüne geçilir ise yaşanılacak bir ülke haline gelinebilir

    yoksa daha doğmadan belleri büken meselelerden çoğu fakir zengin çoğu çocuk yetişkin çoğu kızlar kadın çoğu erkek kadın çoğu zenginde fakirce yaşayıp bu düzensizlik rantında ihlası unutturulmaya yüz tutmuş lanetlenmiş bir toplum haline dönüştürülmesi kaçınılmazdır.

    nacizane görüşlerimi belirttim inşaAllah dua olur yol olur vesileniz ilen vesile oluruz dua ilen vesselam

    • M. Emin KARABACAK diyor ki:

      Rabia Hanım değerli görüş ve önerileriniz harika…
      Yüreğine sağlık.
      Önerileriniz ve yorumlarınız için teşekkür ederim…
      Selam ve dua ile….

      • Rabia diyor ki:

        yorumlara Allah için olan yapıcı cevaplarınız objektif bakışlarınız daim olsun klavyenizin tuşları bozulmasın inşaAllah :)

        inşaAllah Rabbim elleri ayak ayakları baş eylemesin yoksa çok kızımız çoluk çocuğumuz doğmadan yetim kalır ki bunu başta anne babalar istemez

        Rabbim hayr dolu yazılarınızı okuyanları çoğaltıp cami eylesin hayra öncülük edenleri muhafaza eylesin dua ilen vesselam

  7. Ferhadi diyor ki:

    Katılıyorum. Kız dediğin kız gibi, erkek dediğin erkek gibi olmalı. Okullarda hanımefendi ve beyfendi yetişmiyor. Kaba saba fırsatçı, fesatçı, uyanık, kibirli, merhametsiz nesiller hyetişiyor. Lütfen kızlarımızı sadece hemcinsleriyle okutalım. ( MEB kadrolu öğretmen )

    • M. Emin KARABACAK diyor ki:

      Yorumunuz için teşekkür ederim sayın hocam…
      Selam ve dua ile

    • asude diyor ki:

      Aralarında 3 yaş fark olan bir kızım ve bir oğlum var. Kız ve erkek beyin gelişiminin aynı olmadığını bir anne olarak rahat görüyorum. Oğlumun 3 uncu sınıftaki zekası kızımın 1 inci sınıf zekasıyla aynı. Öğretmenlerde bana hak veriyor 4 veya 5 inci sınıfta kızlar ve erkekler beyin gelişimi eşit seviyeye ulasiyormus. Aynı eğitimi hem kıza hem erkeğe veriyorsunuz kızlar hemen anlıyor erkek zorlanıyor.bilimsel olarak kız erkek kendi beyin gelişimine uygun şartlarda ayrı sınıflarda okumali. kızların ilgi alanında ayrı dersler erkeklerin ilgi alanında ayrı dersler olmalı.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bir insan niçin yaratılmışsa ona o kolaylaştırılır. “ ( Hz. Muhammed s. a. v )

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku