Bir Adem Der ki:

27 Aralık 2014Ademler & Havvalar, Haberler40 Yorum »

fitneSelamün Aleyküm ,

Ben 27 yaşında bir kardeşinizim..

Üniversite, yüksek lisans v.s derken evliliği maalesef bu yaşıma kadar erteledim. Hatta eşime ekonomik sıkıntılar yaşatmayayım diye daha da ertelemeyi düşünürken bir büyüğümün ikazıyla kendime geldim.

Yaklaşık bir yıldır kendime uygun birini arıyorum. Eş seçimi konusunda (herkes gibi) titiz olduğum için bu güne kadar 2 kişide karar kıldım.

Ancak yaklaşık 6 ay ara ile görüşme talebinde bulunduğum bu iki eş adayından ve oldukça mütedeyyin ailelerinden aynı cevabı aldım:

” Kızımız okuyor, henüz evlilik düşünmüyor .”

Ve görüşme bile olmadan her iki girişimim de neticesiz kaldı.

Yanlış anlamayın, bu kızlar 18 yaşında falan değildi. Talip olduğum her iki eş adayı da 23 yaşında idi.

Daha sonra bu durumu çevremdeki insanlarla paylaştıkça fark ettim ki yalnız değilmişim. Bu cevabı pek çok arkadaşım eş ararken almış ve halen alanlar var.

Benim sorum şu : Bu hanımefendilerin yaşlarının 23 olduğu ve önümüzdeki 3 yıl evlilik düşünmedikleri göz önüne alındığında evlenecekleri erkeklerin de o tarihlerde ortalama 30 yaşında olacağını söyleyebiliriz sanırım..

Ağır bir söz mü olur bilmiyorum ama.

Bu durumun İslami camialara mensup ailelerde meydana gelmesi bir fitne değil de nedir Allah aşkına ??

Okunma Sayısı : 11.986

Yorum yapın

“Bir Adem Der ki:” için 40 Yorum

  1. yusuf dedi ki:

    Kadın için ideal ideal yaş 17-20 yaş arası erkek içinde 20-25 yaş arasıdır bunun dışındaki günümüz şartlarına göre bu rakamlara eklenen yıllar fıtrata aykırı ve inandığın gibi değil yaşadığın gibi inananların yaklaşımıdır. Yurtdışında evler eşyalı kiralanıyor iki genç çok cüzi sade bir aile töreniyle evleniyor eşyalar kiralık gençler beraber okuyor veya aile desteği ile oğlan okuyor biz evliliği öyle zorlaştırmışız ki buda İsldam ne kadar uzak yaşadığımızın göstergesi malesef.

    Kadınlar 17-20 yaş arası erkeğine kolay uyum sağlayan esnek ve çocuksu oluyor, erkeklerde öyle, böylece iki taraf çocuksu esnek yapıları ile birbirine uyum sağlıyor o yaşlarda cinsel duygular yoğun olduğu için buda eşleri birbirine daha çok bağlıyor hem günahtan koruyor. Kimse kusura bakmasın kadın 25 yaşından sonra karakteri kemikleşmiş mantık abidesi kesiliyor hele birde aman kızım oku kendini ezdirme mantığı ile yetişmisse yandı damat adayı, birde çalışıyorsa bir evde iki erkek yaşayacaksınız ALLAH yardımcınız olsun.

    Özetle kadının yeri evidir yuvasıdır, evlenme yaşı 18-20 dir. Erkek 25’i geçmemelidir. Ya fıtrata uygun yaşarız yada bir ömür çekeriz eşi çalışan arkadaşlarımın hepsi pişman, yazık.

  2. süleyman dedi ki:

    Bu olay bir fitne mi değil mi o noktada cevap veremeyeceğim fakat durumun avantajlarını görmekte iyi olacaktır. Genellikle tahsil, iş ,vb. durumlar için evliliğin ertelenmesini gerekli gören erkek veya kadınlara kızmıyorum. Herkes kendi tercihini yapıyor yanlış veya doğru. Bu kararı veren insanlar 30-40 yıl önce ekonomik şartların veya aile baskısının getirisi yüzünden evlense idi bir ömür boyunca “ben çalışkan iyi bir insandım”, Önüm çok açıktı ama evlendim” diyerek kendilerini vesveseler içinde çürütecek ve aile içinde sıkıntılı durumlara sebebiyet vereceklerdi. Şimdi çevreme bakıyorum ve şu an mütedeyyin erkeklerin bile erken evlendim pişmanım tarzı sözlerini duyuyorum. Bu yazıda şikayet edenler de genellikle 25-26 yaş üstü kişiler. Demek ki erkeklerde evlenmeyi oldukça geciktiriyor. Bu noktada şikayet etme lüksümüz yok gibi görüyorum.

    Bu devirde erken yaşta çok fedakarlıklar ile evlenen bir insan bazı durumlar harici hakikaten isteyerek evleniyor. Bu durumda herkesin ne olduğu meydana dökülüyor. Yani aslında artık mütedeyyin ve aile hayatı isteyen bir hanımla; çalışmak ve tahsil yapmak isteyen hanımın arası oldukça belirgin. Herkesin ne istediği belli ve bu da evlilikte bir avantaj haline dönüşüyor. Bir kişi muhtaç veya zor durumda kalacağı için değil hakikaten evlenmek istediği için bu yola başvuruyor.

    Tabii bunları derken burada yazıyı yazan ve yorum yapanları da anlıyorum bende 5 ve üzeri kişiye evlilik niyeti ile talip oldum daha görüşme olmadan bile reddedildim. Herkesin bir nasibi vardır; bizim yapmamız gereken biraz sabır göstermek. Her zorlukta hemen isyan edip herkesi münafık ilan etmek doğru olmaz.Son olarak Mevlana’ dan

    “Herkesin günahını örtemeyeceğine göre göz kapağını ört”

  3. NAZİF dedi ki:

    Ben de aynı dertten muzdaribim. Talip olduğum en iy ailelerin en iyi kızları , 25-27 yaşlarına gelmelerine rağmen şu an evlilik düşünmediklerini çekingen ve mütereddit bir biçimde ifade ediyorlar. Benim teklifim de boşa çıkmış oluyor böylelikle. Modern zamanın gerçeklerini inkar etmiyoruz ama evliliği “yüksek dünyevi emeller” uğruna feda edilebilecek bir şey olarak görmeleri, onu ötelemeyi basit bir kararmış gibi algılamaları hayra niyetlenmiş müslüman gençleri üzüyor. Maddi durumum iyi olmasına rağmen, kendilerine evliliği ve yüksek tahsili bir engel olarak görmediğimi söylemeye fırsat bile bırakmadan ret cevabıyla karşılaşıyorum. O kadar büyük bir fitneye duçar oldum manevi ve psikolojik olarak birçok kez zedelendiğimi ve mümin latifelerimin kaybolmaya yüz tuttuğunu hissediyorum. Şu ana kadar 9 hanımla evliliğe matuf olmak üzere görüştüm. Hepsi değerli şahsiyetlerdi. Fakat ben fiziki beğenmenin en önde gelmesini tercih ettiğim için ya da onlar hayat tarzlarını koruyamayacaklarını düşündükleri için muvaffak olamadım şimdiye dek. Artık isteklerimi sınırladım,yeniden gözden geçirdim ama evlilik mukadder olmadı yine de. Beğendiğim hanımlar da eğitimlerini gerekçe göstererek olumsuz cevap verdiler. Açıkçası içinde bulunduğumuz bu halin tam bir sosyal çöküntü için yeter sebep olduğunu düşünüyorum. Allah bizlere yardım etsin.

    • süleyman dedi ki:

      Tahsil yapmayı istemek “yüksek dünyevi emel” oluyor ama fiziki beğenmeyi en önde tutmak olmuyor mu? Yanlış anlaşılmasın amacım kınama değil fakat çelişki mevcut burada.

      • NAZİF dedi ki:

        Hayır çelişki mevcut değil. Sizin bakış açınız fazla “dünyevi” gibi..Fiziki beğenmeyi en önde tutmadan evlenmek “modern” zamanın gerçeklerine uymadığı gibi mütedeyyin bir insan için de alkışlanacak birşey değildir. Evlenme çağında ve hatta o çağı geçmiş insanlar olarak hepimiz aynı jenerasyondanız. Aynı ortamların tozunu yuttuk. Maruz kaldığımız çizgi film ekranlarından tutun da üniversite sıralarında etrafımızda dönen gündemlere kadar aynı havayı soluduk. Çevremizdeki gayri ahlaki tutumlar ve içinde bulunduğumuz çevre anlamında suya kapılan kütük gibi olmamak için çırpınıp durduk, çizgimizi korumaya çalıştık. Bazı özlemlerimizi de en azından helal dairede talep etmek bizler için normaldir. Aksi samimiyetsizliktir. Benim evlilik için öne sürdüğüm şart direkt olarak evliliğin ilerideki 50 yılını dahi ilgilendiren doğası, özüyle ilgili,doğal bir beklentidir. Peygamberin tavsiyesidir. Bu konuda Nureddin Yıldız Hoca’ nın sohbetlerini izlemenizi öneririm.

        Fakat sizin evliliği geciktirmeyi doğal karşılamanız bile ilk yorumumda yakındığım toplumsal zihin bulanıklığının esasen bir tezahürüdür. Bu nedenle bakış açınızı dünyevi bulduğumu hemen yazının girişinde ifade ettim. Toplumun her tabakasından ve her sosyo-ekonomik zümresinden insanların haftada bir “partner” değiştirmeyi normal bulduğu bir dönemde mümince yaşamak ve mümin kalmak hedefinde olan bir insanın evliliğin geciktirilebileceğini söylemesi hayret vericidir, ibretliktir. Allah’ın direkt olarak bekarları evlendirmeye yönelik emrine ve evlilik dolayısıyla rızık sıkıntısından korkulmaması gerektiği yönündeki buyruğuna adeta gözlerini kapamaktır. Bu anlamda “tahsil”in öne sürülmesi de bu zaviyeden değerlendirilebilir.

        Nasip elbette ki haktır, fakat bu gecikmeye vesile olan meselenin ve buna muhatap yığınların söz konusu süreçte çektiği sıkıntılar, aldıkları manevi darbeler herkeste sizinki gibi bir “olgunlukla” karşılanamaz. İnşallah benim gibi 9. görüşme talebinize ulaşıp da sonuçsuz kaldığınızda yine bu olgunluğunuzu korursunuz. Selamlar

        • süleyman dedi ki:

          Şimdi cevabımı vermeden önce şunu söylemeliyim ki ben sizin fikrinizi değiştirmek için yazmıyorum çünkü bazı şeyler kafalarımızda yer ettiğinde değiştirmek zordur. Bunlarda burada tartışarak çözülmez. Sadece belki burada benimle aynı fikirde bir insan vardır da oda bunları okuyup aynı fikirde birilerini görüp sevinir.

          Öncelikle şunu belirtmeliyim ki benim düşünceme göre her insan önce kendinde bulunan hataları görmeli, hatta bu dediğim aşırı bulunabilir ama kendinde ki hataları görme konusunda kendine kötü bile davranması gerekebilir. Psikolojisini bozmadan tabi ki.

          Eleştirime yazınızın en sonundan başlayayım. Bende 7 kez reddedilmiş bir insanım. Siz gene iyi durumdasınız. Benim talip olduğum kişiler benimle görüşmeyi bile kabul etmediler. O yüzden sizi anlıyorum.

          İkinci olarak erken evlenmeyi kesinlikle destekliyorum. Sizden yaşça küçüğüm. Hatta 30 lu yaşlarda olduğunuzu düşünerek şunu söyleyebilirim baya küçüğüm.Gene de evlilik konusunu ciddi düşünüyorum. Belki olgunlukla karşılamam biraz da bu yüzdendir, çünkü çektiğiniz sıkıntıları tahmin edebiliyorum.

          Üçüncü olarak tahsil kesinlikle evliliğin önünde olmamalı diye düşünüyorum. Evlilikte rızk konusunda da çok endişeli olmamak gerek.

          Dördüncü olarak da Nureddin Yıldız Hoca’ yı dinledim. Nureddin Hoca’nın kastettiği “gönül ısınması” konusu ile “fiziki beğenmeyi en önde tutmak” farklı konular. Hani sizin bu cümleyi yazarken kastınız “karşı taraftan bir etkilenmem olmadı” yada “baktığımda bir sıkıntı hissettim” se tabiki buna diyeceğim bir şey yok ama bütün meseleyi sadece güzellik görmekse kastınız ben bu durumu hoş bulmadım. Zaten bence bir insan güzellik olgusunu biraz da kendi oluşturur. Zira Şirin i gördükten sonra Ferhat’a bu kara kuru kız için mi bunları yaptın dediklerinde “Siz birde onu benim gözümden görün” yanıtını vermiş. Yalnız bugünkü gibi gözü renkli değil omzu geniş değil burnu şöyle diye birini beğenmeme ise ben böyle bir şeyi çok tasvip etmediğimi söyledim.

          Fikirlerimi belirttikten sonra son olarak şunları söyleyebilirim ki ben sizi tam olarak anlayamam veya durumunuzu bilemem fakat tahmin edebiliyorum. Yalnız 2 satır yazdığım eleştiriden benim erken evlilik karşıtı, dünyevi düşünen biri olduğumu çıkartabilmeniz şahsen beni düşündürdü. Ne yazık ki bizim burada yaptığımız “eğer benimle aynı şekilde düşünmüyorsa o zaman kesin öyledir veya böyledir” şeklinde olan durumdan çok rahatsızım. Bizimle aynı düşünmeyen kişilerin dağ kadar olan iyiliklerini bile göz açıp kapamadan silebiliyoruz.

          Ben kesinlikle evliliği geciktirmeyi doğal bulmuyorum. Şiddetle karşıyım ama elimizden gelecekler bellidir. Onlardan biri de buradan evlenme niyeti olmayan kızları eleştirmek olamaz. Bir kız evlenmek istemiyorsa bu onun seçimidir. Muhtemelen modern yaşamın ona (ne yazık ki) dayattığı bir seçimdir ama gene de seçim onundur. Herkes tercihlerinin sonuçlarını er veya geç görecek.

          Bu noktada öyle veya böyle yaptılar diye insanları eleştirip yapmadıklarımız hakkında kendimize bahaneler bulmayalım. Benim genel olarak demek istediğim bu.

          • (...) dedi ki:

            Nazif Bey’inde Süleyman Bey’inde kendi bakış açılarından dikkate aldıklarında tespitleri yerinde ve doğru.

            İki düşünce farklı olsada doğru zuhur edebiliyormuş.

            Yeterki biraz düşünmeye,hemhal olmaya,empati yapmaya cesaret edelim.

            Fıtratımızı,psikolojimizi,düşüncelerimizi,algılarımızı,niyetlerimizi,ihtiyaçlarımızı,ideallerimizi gözden geçirelim.

  4. c.... dedi ki:

    bayanlara tavsiyem…para kazanmaya başlamadan asla evlenmesnler…biz de eşimle başta evlenirken evine,çocuklarına bak..dininde imanında olmam namazında olmam için yani islamın tavsiye ettği bir şekilde eşim dışarda ben evde çalışmak niyetiyle evlendik…ama şimdi maddi sıkıntı yaşamaya ve etrafındaki bayanlara bakıp çalışmadığım için burnumdan getryr..varsa yoksa başkası…ne yaparsan yap diyor…bende bu yüzden sınava hazırlanmaya başladım…inşallah bu sene atanırım…asla bu zamanda erkeklere güvenmeyn..kendi başınızn çaresine bakacak hale gelin….bu zamanda erkekler bugün öyle yarın böyle….hepsi için demiyeym hepsinin hakkına girmiym…tavsiyem yaş 30 yada 35 paranızı kazanmadan evlenmeyn sonra evdesnz diye bi değernz olmuyr çalışan kadınlar el üstünde tutuluyr…

  5. KEMAL YAĞDI. dedi ki:

    evleencek kardeşimiz sorunun çözüldümü yazmamış. ben anadolu tabiri ile ilk yorumumu yapmıştım. evleencek kimseler genç yaşta bizdende geçti. ama 27 yaş ortalama olgunluk devresi. son yorumcumuz 10 yaş veya 5 yaş büyük olabilir erkek demiş yanlış anlamadımsa. Şansa ama 10 yaş farkı fazla erkeklerde. ilk zamanlar değil erkek 60 kadın 50 uyum sağlanmaz. En iyisi 3-5 yaş veya 2-3 yaş veya eşit yaş da olabilir. Beklemekle olmaz. kadınlarımızın gel beni al demeside uygun olmaz. herkesin çevresinde tanıdığı muhakkak vardır. tanıdıklar yoksa bir tanıdık vasıtası ile olursa ondan öğrenilebilir yaşı. Her tanıdıkla da evlenilecek diye kural yok ama kısmet kader. Kaderde Allah’ın bize verdiği irade ile kaderimizi kısmetimizi aramalıyız. çalışmadan nasıl para kazanamıyorsak.

    evleencek kardeşimiz evlenmese de okul bitimine sorununu çözmüştür herhalde.Ttabi tam bilinmese de kız tarafı az da olsa araştırma hakkı vardır.Erkek de aynı olsada kadın ilerde mutsuz olursa erkekten kadın daha çok mağdur oluyor. düşünmeler çeşitli olacaktır.

    evlenecek kardeşimiz de yorunm yaparsa ne oldu durumu aydınlandımı? yardımcı olacak ailesi yakını da vardır herhalde.

    selam sevgi ve saygılarımla.

  6. Şeyma dedi ki:

    Eskıden karşıma ıstedıgım gıbı kısmet çıkmıyor üzülüyordum şimdi ıstemıyorum evlenmeyı nasıbınde varsa ıstedıgım gıbı bırı çıkar karşına
    Evlenecektim ben bıraktım pışmanmıyım hayır ıyıkı bırakmışım kötü bır evlılık yapacağına bekar kalmak en ıyı 10yaş yada 5 yaş kadın büyük olabılıyor eşınden önemlı olan anlaşmak bence

    • Ademoğlu dedi ki:

      Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile,
      Bence aramayı bırakmayın.Ümit var olun.Allah’tan sizlere ve bizlere sabır diliyorum.

  7. Tuğrul dedi ki:

    Okumuş kadın olsun, kariyer sahibi olsun. Maaşlı olsun….
    Eee peki çocuğa kim bakıyor? Okumamış kapıcının hanımı. Kariyer yok. Psikoloji bilmez. Öz anne şefkati veremez. Ama okumuş kadın onu doğurdu.. yahu ne fayda.
    Medeniyetin kariyer diye bayanlara dikte ettiği şeylere bi bakalım;
    Kendini ifade etme yeteneğin olacak..
    Sıcak iş ilişkileri kurabilecek..
    Grup çalışmasına yatkın olacak..
    Bunlar kadın-erkek karışık bu günkü medeni! hayatta islama ne kadar uygun. Bunların neresi kariyer ve bi meziyet. Devamlı okuyup kendini geliştiriyor ama evde kalmış. Çocuk yok. Olsa da yabancı bakıcıların kucağında. Ne fayda..
    Muhtaç olmadığı halde paralı kadın isteyen zavallılar da kadının parasıyla alacağı evin arabanın hesabını yapıp aslında karısına esaret yaşatıyor.
    Kadınlara da Allah akıl fikir versin: aynı işi yapan kadın bünye olarak iki misli yorulur, eve gelir yemek yapar, temizlik yapar, çocuk bakar, gece uykusunu böler.. kendinizden zorunuz mu var en az üç misli zahmetle esaret yaşıyorsunuz. Niye? Bi adamın eline bakmayayım. Böyle olunca 50 tane ‘amir müdür şef kıdemli.. borç harç dert.. çoluk çocuk ev işleri..’ nin emrine bakıyorsunuz ama. Bi kocanın eline bakmak bundan daha mı ağır.
    Allah yardım etsin öyleyse !!!

    • Recep dedi ki:

      Kısa, öz ve net mevzuyu ozetlemissin kardeşim, dillerine sağlık. Aynı dertleri paylaşmak ne güzel…

    • Havva dedi ki:

      Haklısınız..Batının oyunları maalesef güya kadının özgürlüğüymus günde kaç saat çalışmak eğer öyleyse madem eşleride eşit şekilde evde hanimlarina yardım etsinler. Evin geçimini erkeğe aittir. !

    • Şeyma dedi ki:

      Yazdıklarınız dogru sızın gıbı erkekler çok az bu donemın Lafı hayat müşterekmiş

  8. ali dedi ki:

    ağır söz değil dediğiniz ”bir adem” bey..

    böyle ağır soruları kendimize eş dost çevremize soralım. ne yapabiliriz? deyip sancısını çekelim. ve adım atalım. ümmetimizin derdi ise bu konu sorumluluğumuz var. biz erkekler; ev, araba sahibi olayımda düğün paramıda biriktireyimde deyip geç yaşlara kalmayalım. herşeyim tastamam olsun ondan sonra demeyelim.

    eleştirmek serbest.

  9. betül dedi ki:

    hem haklısınız, hem de yaşadığını durumdan yaptığınız çıkarım modern hayatın gerçeklerini bilmezden gelmek gibi olmuş.
    kızlar için de yükseköğrenimin olmasa olmaz göründüğü bir dönemdeyiz. düğün masrafları da ailelerin gözünü korkutuyor. birçok kişi düğününün masrafını kendi çalışıp kazandığı parayla karşılıyor. okulunu bitirmemiş kızın haliyle düğün masrafı ailesine ait olacak ki, buna hazır olmayabilir. yani istese hazır olurdu.

    kızı doğduğu günden itibaren kızını ilk uygun fırsatta evlendirme niyetiyle hem kızına o mesajı verip, hem kendisi maddi olarak kenara bişeyler koymaya başlasaydı, kızına gelen bu teklife ne kızı ne de kendisi hazırlıksız olmayacak, teklifinizi daha makul değerlendirebilecekti.

    ama şimdinin kızları henüz küçükken anne babalar için önemli olan husus okuyup parasını kazanması, sonra kıymet bilen bir erkekle yuvasını kurması şeklinde bir yoldan ibaretti. ancak 20 yıl içerisinde gördük ki, okuyup kendi paramızı kendimiz kazanalım fikrinin yollarında bir çok tuzak, hesapta hiç olmayan başka tökezlemeler, ve sonrasında kabarmış bir nefis ile kaybedilmiş bir islam varmış.
    bunları şimdi görebiliyoruz, konuştukça daha iyi anlıyoruz. ve inşallah umuyorum ki, biz çocuklarımızı böyle yetiştirmeyeceğiz. salih bir yuvanın kıymetini bilip, daha küçükten onları salih yuva aşığı yapmaya çalışacağız. “eline işini al, kimseye muhtaç olma” dolduruşlarıyla değil; “sen güzel müslüman ol, güzeli iste, Allah da seni inşallah gönlü güzellerle karşılaştırsın” diyeceğiz.
    bizim bu hale gelmemizde hem kendi cahilliğimiz, basiretsizliğimiz; hem de müslümanlığı dejenere etme yöntemlerine kitlesek olarak maruz kalmamız yatıyor. kendi anne-babalarımız dini bütün müslümanlar bile olsa, onlar da basiretsiz kaldılar, çocukları aldananlardan oldu. biz şimdi din’i yarım yamalak olan ebeveynler olarak; ama modern hayatta tökezlemiş, aldanmış ve pişman olmuş olarak; kendi çocuklarımıza islami yaşamı özümsetebilecek miyiz ve salih yuvaları sevdirebilecek miyiz? Allah büyük diyorum.

    • Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

      size helal olsun betül kardeşim doğruları söylemişsiniz…rabbim sayılarınızı arttırsın inşALLAh…

    • ibrahim dedi ki:

      nefsimiz kabardığı için düğün e hazırlıksızız ..
      nasıl bir düğün düşlüyorsak artık
      ama hepimiz en hayırlı evliliğin az külfetli olan olduğunu da biliriz .
      bu zaman böyle zaman işte.

      ama şöylede bir şey var
      dikkat ediyorum hep maddi yönden yüksek kişilerin sorunları konuşuluyor
      lisans yapmış yüksek lisans yapmış dahası kişiler .

      maddi zorluklardan okuyamayan (gördüğüm burs alanların hepsinin maddi durumu iyi görmediklerim vardır tabi.)

      birde maddi yönden zayıf kişiler üniversiteye bile gidememiş kişiler hatta sınava bile hazırlanmıyorlar böyle insanlar var !!
      ve bu insanlar nasıl evleniyor da nasıl çoluk çocuk sahibi oluyorlar ?
      bunları bende bilmiyorum .

      ama şunu iyi biliyorum insanoğlu dünyaya doymazzz
      zaten bu yüzden insanlar açlıktan ölüyor
      bu yüzden birileri eşşek gibi çalışıyor başka birileride bunların sırtından kazanıyor v.s v.s

      onlar kendi sorunlarını konuşmuyorlar bile hiç göremiyorum .
      yani bu dünya aylık 3 5 binin üzerinde geliri olanlara mı.
      öbürleri de köle

    • ipek dedi ki:

      süper bir analiz yapmışsın bizler ailelerimizin yapdığı hataları yapmayız inşallah

  10. aydemir dedi ki:

    E posta adresime gelen mesajlar sebebiyle “çocukaile” sitesine bir göz atayım dedim. belki bir yıldanfazla oldu yorum yapmıyordum. Ama aradan geçen bu kadar zamana rağmen; helal evlilik konularında bir arpa boyu yol alınamamış olduğunu görmek beni iyice karamsarlığa itti… 🙁

  11. Recep dedi ki:

    Aleykum selam kardeşim,
    Sana aynen katılıyorum. Bence zamanımızın büyük sıkıntılarından bir tanesi. Ben de senin durumundayım ne yazık ki…
    Kızlarımız diploma olmadan evlilik olmayacağını, nurettin hocamızın tabiriyle çocuk dogurulmayacagini zannediyor! (Diploma putu)
    Rabbim bizlere yardım etsin. İşimiz zor vesselam. Dua ile…

  12. KEMAL YAĞDI. dedi ki:

    sayın evelenecek kardeşim. yaş ne olursa olsun okurken evliliklerin çoğu okukla yansıyıp okul yarım kalmaktadır. Acelen ne çatladınmı? okul bitsin de öyle evlen. Sizinki evlenmek değil bildiğiniz halde öküz altında buzağı aramak. kız tarafı haklı. En iyi si okul biter, iş aş olur. sevgi, aşk karın doyurmaz. Zenginseniz para da bir yere kadar, her kapıyı açsada bazı kapıları açmaz.
    selam sevgi ve saygılarımla.

    • SERDAR KARA dedi ki:

      Kemal kardeş..bu nasıl bi yorum Allah aşkına..biraz şuur lütfen !

    • ismet badem dedi ki:

      Şaka mısın kardeşim bu nasıl yorum, ayıp yaw…

      • saliha dedi ki:

        Kemal beye katılıyorum. Okulu bitirmeden evlenilmemeli. Hele de bir bayan için evlilikle okulun bir arada gitmesi çok zordur. Hep bir şeyler eksik kalacaktır. Beyefendi okulu bitirip yüksek lisansını dahi yapmadan evlilik düşünmüyor da aynı durumdaki bi bayan olunca niçin yadırgıyor anlamadım. Bir bayan için 23 yaşın ideal olduğu, artık fazla geciktirmemesi gerektiği ayrı bir mevzudur. Ama her nasılsa eğitim hayatı uzamış olan birinin, aman yaşım geçiyor hemen evlenmeliyim, demesini de bekleyemeyiz.

        • .:. dedi ki:

          Biz de katililalim !!! Ne oyle okul bitmeden evlilik mi olurmus!

          universite bitecek bir kere. Buraya kadar okumusken ustune lisans, sonra lisans ustu, master, doktora, gerekirse ikinci universite ikinci dil.

          Hepsi bitmeden olmaz. bitmesi gerekir.

          Bunlar bitince, bu kadar okumusken buna gore is bulmak lazım.

          Staj, acemelik, deneme sureleri, bir kac is degistirme falan olmasi lazim, malum kimse yeni mezun tecrubesiz birisine kolay kolay uygun bir yerde uygun maas da is vermez. Torpilli olmasi ayri.
          (Gerci ise almak icinde evlilik gibi 20 yaslardan basliyorlar. oyle 30 35 ine geleni is icin de karta kacmis sayiyorlar. )

          Butun bunlari yapinca o bayanin yasi kac olacak acaba en iyimser olarak. Soyleyebilirmisiniz.

          Bu sekli ile harama bulasmayacak kisinin Alnini karislamak lazim. Diyelim buraları da bir guzel oldu. nisanlilik v.s. tanisma desek. hatta okul is hayati icinde haram, yasak v.s. bu isler oldu farz edelim.

          Butun bunlari yapacak kisi bir bayanin , evlilik aklında yoktur. Aile kurmak ve cocuk yetistirmek yoktur. Yapacagi her sey tahminimce etrafindakiler desin diye yapar. Yani hepsinin ucundan tutar. O evliligi bir kac cocuk yaparak surdurmesi cok zor.

          Tam SİSTEMİN KADINI OLUR. olacaktir da. Aradan siyrılabilecek kadın sayisi cok azdir cok az.

          Hatta sunu demek lazim. Hamile kadinlarda eger cinsiyet belli ise ve bu sekilde dusunen bir anne ise. Dogumunu bir Kreste yapsin. O cocugu 0-6 yasinda kreste baksinlar. 4+4+4 nerden basliyor ve nerde bitiyorsa , kaldıgı yerden devam etsin. ordan direk universiteye, babasinin evine hic gelmesin, sinavlar, hazırlık kurslari dersane v.s. ordan lisans v.s. direk ise gitsin.

          Su icinde bulundugumuz durumu hala kavrama zorlugu cekiliyor sanırım. Eger bir kadin Kariyer dusunuyorsa evliligi unutmasi lazim. Herkeze zararı oluyor farkında degiller, farkında olanların isine gelmiyor.

          – Kocasina zarar. (kısa-orta-uzun vade de)
          – Cocuklarına zarar, (tabi olursa) kisa-orta-uzun vade de)
          – Topluma zarar hayat boyu.
          – Ulkeye zarar omur boyu ve gelecek de.
          – Dunyaya zarar.

          Tabi tercih meselesi Boyle bir tercihte kimlerin bulunabilecegi az cok bellidir. Bu surec sonunda bekar birini bulmak pek kolay degil. bulunanin da ozelliklerinin kurtarmasi pek olasi degil.

          En guzel yıllar. Genclik farkli amaclarda kullanılmis olacak.

          Yani bu kadinlarda ne olduda bu kariyer meselesi bir cok seyin onune gecmistir. Hele ulkemizde. Bu kisiler eminimki disarda bu surecleri geciren ulkeleri hic bilmiyorlar, (filimlerdeki gibi degillll) ve anlamiyorlar.

          Butun bu sekli ile anlatılanları kabul etmek isteyen erkekler ve aileler de var bu gercek, artık erkekler okumus calisan kariyer sahibi kadın istiyorlar.

          B E N C E D E !!!

          Ben de isyiyorum .:) …. Gulmek ve alaya almak yok. pesinen soyleyeyim…. Yazdiklarimi okuduktan sonra tekrar dusunmekte fayda varr…

          Acıklayayım… (aslen cok uzundur.)

          – Kadin Kariyer sahibi olsun veya olmasin,
          – Dogum yapabiliyorsa (elinde kalan tek ozellik o gunumuzde)
          – Calissin eve para getirsin (ben evde kalmaya raziyim)
          – Cocuk olursa en iyi sekilde bakarim. Hatta bir kadinin dogumdan sonra yapabileceklerinin hemen hemen hepsini.
          – Sabah ise giderken ondan erken kalkar ona kahvaltı da hazırlarim.
          – Eve yeteri kadar harclık birakirsa 3 cesit yemek de yaparim (hatta ben biraz daha becerikli sayılırim. O 3 cesitten bir cesit daha fazladan uretebilirim.)
          – Arkadaslarimla gun yapmak, doga sporları, gezi v.s. karismayacak. evimde toplantılar v.s. de. altın gunleri felan.
          – her dakika ararim, neredesin, ses geliyor, tıkırtı var, v.s. gibi)
          – Evden koku surup cıkmayacak. oyle suslenme falan da olmayacak. Erkeklerin oldugu ortamlarda olmayacak.
          – isten cikar cıkmaz eve gelecek. bana hediyeler alacak, surekli suprizler yapacak. o hani onemli gunler varya hepsini hatırlayacak.
          – cok aham saham elbiseler istemiyorum. senelik bir kac kislik ve yazlik yeterli.
          – araba alirsa fena olmaz.
          – Bosanmada edinilen herseyin yarısını isterim ama, kolay kolay bosanmam merak etmesin, uyumluyumdur.
          – ailesinin yanında kalmam ayrı ev kuracak.
          – hafta sonları gezdirsin yeter, ayda bir disarda yemek beni kurtarir.
          – ek ayri araba almasina gerek yok, onun arabasini ben kullanırım. hatta araba ile onu ise ben birakirim, aksam kendisi gelebilir.
          – Tutumluyumdur. oyle altınlar takılar v.s. gerek yok, iyi bir saat isimi gorur, sat bile eksik kalsin dert etmesin.
          – telefon sifrelerini birakacak, sosyal medya girebilir. ama oyle resim v.s. ve dengesiz yazılar yazmayacak. Olmasa daha iyi. sifreler birakılacak, telefonda garip isimli taninmayan isimler numaralar olmayacak.
          – utu her seyi en iyisini yaparım.
          – masraf olmasin eve temizlikci kadina gerek yok. Hatta tamir islerinin alasini yaparım.
          – Bulasik, temizlik, ev işlerinin tamamini, ondan iyisini yapmazsam erkek degilim.
          – Hatta aksam isten gelsin kapıda dort gozle beklerim. hemde en alasi bakımlı olarak.
          – cocuk olursa derslerini, bebekse altını , yıkanmasını herseyi yaparım.
          – Ev islerine de pek karismasina gerek yok. isten geldiginde kumandayı alıp televizyon basina gecebilir.
          – Ancak Performansini iste kaybetmesin evde de birseyler biraksin…
          – Her aksam en ala hizmeti yapmassam adam degilim.
          – akilli dusunmek lazim, bir erkek calisip emekli olsa 65 yas cok uzun mesele. Bir kadin erken emeklilik, kres parasi, baba parasi, dogum yardımları, pozitif ayrımcılıklar, az okudun mu direk bir devlet kurumunda kıyak bir yerde is,
          – Uzerime bir seyler istersem insan degilim, ortak olmasi kafidir. hatta yapmasada olur.

          …..
          ….

          ..
          .

          Daha cokkk var. Zenginlestirilebilir aklıma gelenler simdilik bu kadar. Eminim ekleyen cok olur.

          Erkeklik ne kadar da kolay hale gelmiş megerse bu tur kadınlar gozunde… (Feminazi… sizde bilmiyorsunuz ya ne istediginizi. o kesime soylemek gerekiyor.) Yani her kadına degil sozum. Dinini yasamak isteyen, Kitabimiz, Peygamber efendimizin sunnetleri. islami yasamaya calismak isteyen ve o ozlemi ceken tum erkek ve bayan kardeslerime saygı duyuyorum. Hatta bunlari yapamasa bile Temiz ahlakli olarak bir aile kurmayi isteyen ve onemseyen bay bayan kardeslerimizi..

          Varya beni buradan Sema hanım ve Tugba hanım kovacak. En iyisi ben kovulmadan yavas yavas eksileyim.

          • Mustafa _/) dedi ki:

            Allah razı olsun 🙂 Üşenmeyip yazmışsınız o kadar

          • ibrahim dedi ki:

            gönlünüze sağlık 🙂

          • BEYAZ İNCİ dedi ki:

            Sayın bay .:.

            Sessiz yığınların (ezilmiş ve sömürülmüş erkekler) HAYKIRAN SES’i olmuş.

            Söylenecek tek sey var…

            Kaleminize ve emeğinize sağlık beyefendi

        • Mustafa _/) dedi ki:

          Yapmayın Saliha Hanım. Eğitim evliliğin önünde engel değil. Eğitimi bahane edip gençlerin evlilik yaşını öteliyoruz toplum olarak zaten. Sonra haramlar neden artıyor, sıkıtılar neden çoğalıyor diye dert yanarız. Yapmayın lütfen. Eğitimi kendi istediği için seçen bir kimse evlendiğinde eğitimini daha bir disiplinli götürür. Bunun örnekleri var. Açıkcası başıboşluk daha büyük bir dert okuyan gençler için. Ha mesele tamamen kişiseldir. Bunu göz ardı etmemek gerek. Ama o yaştakiler evlenmek istiyorsa eğitim engel olarak görülmemeli. Evlenip de eğitimini bırakanlara gelince, eğer evlilik eğitimden daha tatlı geliyorsa bırakın gönülleri neye meylettiyse o yolda ilerlesin. Belki daha ileri bir yaşta artık hayata daha dolu baktığı bir dönemde eğitimini tamamlar ve o zamana kadar tecrübelerini de üzerine katarak daha bilinçli ve faydalı bir yol seçer. Zannetmeyin ki lisans eğitimleri insanı alıp çok üst noktalara taşıyor. Hayat tecrübesi inanın lisans diplomasından daha mühim. Zaten aslında lisans mezunlarına o dört senelik üniversite ortamı deneyimi, derslerden daha çok şey katıyor. Sözlerime bakıp ne bilirsin diyebilirsiniz, ancak ben İTÜ mezunu bir mühendisim. Yaşadıklarımı ve çevremde gördüklerimi de değerlendiriyorum

        • süleyman dedi ki:

          “Okul bitirmeden evlenilmemeli” demişsiniz. “Hele de bir bayan için evlilikle okulun bir arada gitmesi çok zordur” demişsiniz. Örnekleriyle söyleyebilirim ki kesinlikle yanlış düşünüyorsunuz. Etrafımda erken evlenip 4 senelik bölüm 3 senede iyi ortalama ile bitiren insanları görüyorum. Bunlar 1 değil 2 değil. Kişiler şunu anlamıyor. Okul okurken erkek olsun hanım olsun sadece derslerle uğraşmıyor birde karmaşık duygu dünyalarını kontrol etmeye çalışıyor. Bir yandan duygu dünyalarına gem vurmaya bir yandan derslerle uğraşmaya çalışmak kişileri daha fazla zorluyor; fakat evlilik gerçekleştiği zaman pek çok vesveseler(kiminle evleneceğim vb.) kaybolduğu ve duygu dünyası biraz daha sabit olduğu için kişi rahat bir şekilde derslerine yoğunlaşabiliyor.

          Ben bazen bazı kişilere bakıyorum ve hakikaten hayranlık duyuyorum. Evlilik hakkında hiç bir düşüncesi yok. 25 yaşına geliyor 30 yaşına geliyor. Evlenmeyi düşünüyor musun diyorsun çok rahat cevaplar veriyor. Valla helal olsun. Bende öyle olmak isterdim şahsen, ama evlenmeyi düşünmediğim bir gün bile yok 🙁 Yalnız şunu demeliyim ki burada evlenen hanımlar bazen şikayet ediyor eşim çok duygusuz, güzel söz söylemiyor bana diye. İşte o çeşit kişiler genellikle yukarıda bahsettiğim tarz kişiler oluyor. Bunu da belirtiyim

  13. Gonca dedi ki:

    Belki de gönüllerinde biri var aday olarak Seçtiğiniz Kişilerin. Nezaketen ailesi de öyle bir cevap veriyor. Sonuçta karşılıklı bir görüşme talebi olmamış ki. Iki taraf da istiyor aile izin vermiyor gibi bozulmanıza gerek yok. Evlilik Düşünen insan görüşürdü. Siz evlilik düşünen insanları bulmaya çalışın.

  14. Ademoğlu dedi ki:

    Babasına Annesi “Baba Anne biz kararlıyız. Mart evleniyoruz inşallah. Davetlisiniz. Bize destek olursanız sevinirim. Olmazsanîz canınız sağolsun” diyebilen kız varmı ki? Evliliğin hayrını ancak Allahda arıyan ve anne babası sonra gelen? Merak etmeyin bu zamanda anne baba kızın yaı gelsi ve evlenmek istiyor diye reddetmez. Desteklemiyoruzda demez. Yaşına daha girmedi diyenler çok iyi biliyor ne doğru ne yanlış oldunu. Kızının mutluluğu hakkını düşünüceğine kendini tatmin etmeyi tercih ediyor bizim büyüklerimiz artık. Onların anne ve babası yırmıyı bulmadan evlendiriyordu ama. Keşke kendi baba ve annelerinden örnek alsalar.

    • Melek dedi ki:

      Esselamun Aleykum, Ben de eğitim ve iş için evlilik kararını erteleyen bayanlardan biriyim. Günümüzde bir bayanın eğitimli olması tabi ki gerekli bir durum. Ama iyi bir evlilik yapıp mutlu bir yuvada yaşamak eğitimden daha öncelikli olabilir. İyi bir iş mi iyi bir eş mi diye düşünecek olursa iyi bir eş seçmek daha doğru bir karar olur diye düşünüyorum. Ayrıca evlilik konularında ailelerin tam destek olması da gerekir. Eğitim ve iş yüzünden evlilik kararını ertelemenin doğru olmadığını düşünüyorum.

  15. olmaz dedi ki:

    Hocam ,
    Yanlış anlamada belkide yanlış yerde arıyor olabilirsin!

    İkincisi niye ağır olsunki, 30 yaş çokmu kötü/büyük bir yaş.

    Çevremde 3 hatun var kendinden küçük erkekle evlendiler. Mutlulularmı o ayrı bir mevzu !

  16. .:. dedi ki:

    Dedigine katiliyorum, Bu bir fitnedir. Yani senin dusundugun gibi dusunuyorum. O kiz cocuklari o yaslarina kadar gelene kadar hep erkeklerle aynı ortamda yasamislardir. Universitelerin durumu ortadadir. Herhangi bir universiteye yakin bir yere gittiginde, o bolgedeki barları, kafeteryalari, hatta artık her universitenin yanı basinda bir otel olmustur. EVET BİR OTEL, bu Turkiyenin Bircok uygulamaı ornek aldigi batı ulkelerinde boyledir. Acıkca soyluyeyim size o universitelerin onundeki ve yakınındaki otellerin buyuk girislerinde, bahcelerinde kafeterya ve barlar da var ve musterilerinin bir kısmı da BELLİDİR.

    Bu okullardaki ogrencilerin giris cıkıslarini ve bir birleri ile munasebetleri incelerseniz gorursunuz. Bu bir sistemdir. O okulların kaliteleri ve icerigindeki fakultelerin ve bıransların ders kalitelerinin bile pek bir sey etmedigini goreceksiniz. Universitelerde, ozellikle, Ogrenci burslarına, erasmus veya baska amacli devlet veya ozel burslara goz dikmis bu universitelerin kokenlerini de arastırabilirsiniz. Kalite cok dusmustur. Hersey ticaridir ve halkın parası somuruluyor.

    Gelelim sizin sorunuza ; talip oldugunuz kisilerin ailelerinin vay haline, herkezin dini imani maddiyat olmus. o kiz cocuklari ancak kendi gibilerini bulacaklardir. ve onlara bu sistem bunu zorlamaktadir. Bu universitelerden mezun olanlarin bir cogunun aslinda egitim kalitesinden dolayi mesleki yetersizlikleri de yoktur. Anne baba veya cevrelerinden dolayı bircogu meslek sahibi olabiliyorlar veya bir yerde ise baslayabiliyor.Aralarinda gercekten basarılı olup da emegin karsiliginda bir yere gelenlerde var. Ama o kiz ogrencilerin bir cogu mesleki yetersizlikleri olsada. DEVLET kurumlarinda POZİTİF AYRIMCILIKLA YER BULACAKLAR . Torpil ve kayırmaciliktan dolayı bircok erkek veya aile reisi issiz kalacaktır. Cunki hic bir zaman esit yarismayacaklar. Ve bu durum da Milletin Basina BELA OLACAKTIR BELA. İsi ehline verilmedigi icin. Bu son zamanlarda devlet politikasi haline gelen durum AB nin istedigidir. Aciklikla söyleyebilirim, AB ulkelerinde, Portekiz, İrlanda, Polonya, İtalya, İspanya, Yunanistan, Romanya gibi bircok ulkeye de aynisini yaptırdılar. Artık kimse aile kuramiyor. Kadinlar kizlar , daha 25-30 yaslarinda iken 2-3 el degistirmis kullanılmis durumda oluyor Bu cok acidir. Ellerine pek birsey gecmiyor ve aralarindan sıyrılan pek az kisiler oluyor. Malesef o uşlelerde biraz daha esitlikci durum oldugundan emeklilik yaslaria asagi yukari erkeklerle denk durumda ama ulkemizde birde bu yonde pozitif ayrimcilik var. Bu pozitif ayrimciliklari yapanlar da ALLAh in hukumlerine gore hukum tahsisi yapan veya yorumu yapan kimselerdir.

    Tabiki insanlara ne yapmasi gerektigini zorla soyleyemeyiz. Ama bu yol yol degildir.

    Bu ulkede malesef Aile bakanligi , aile icin hicbir etkinligi olmayan kurumdur. Yaptıklari isler gorunmektedir. Yaptıklari tüm işlerdeki ve sprumluluk alanlarındaki Her konunun istatistik rakamlarini masaya yatırsanız ne dedigimi gorebilirsiniz. Yuik in bu konularda duzenli olarak eskiden yayınladigi rakamları da kesintilere ugratan Buyuk ihtimal ile Aile bakanlıgıdır. Rakamlar bir felakettir. İstediginiz SOMUT rakamlara bakınız. Bunlarin hemen hemen hepsini, Yabanci Kurum ve kuruluslarla ve Turkiye deki olan ve arkasindaki destegi Basta Hollanda olan kadın dernekleridir. Cogu sol goruslu ve Feminizm akımlıdır. Aileyi bitiriyorlar.

    Herkezin bakıs acisi, tercihi ve bekklentisi farklidir. Ulkemizde artık her gorusun ve dusuncenin bir musterisi vardır. Herkez kendi degerlerine uyani yakısani tercih eder. Gercekten ne istedigini biliyorsan. Kendi sorununu cozebilirsin, Bunun karsılıgı olan da vardir. Am ayok her ozellikler olsun, birde okumus ve calisan olsun diyorsan. Bunun ancak Evlenip bir sure zaman gectikten sonra farkına varacaksın, O zaman belki de gec olacak. Burada belki de sizi birkac sene sonra farkli konularda yazarken gorecegiz. Bircok baslik var her konuya uyan, her kesime gore. Allah yardımcınız olsun.

    • adem dedi ki:

      ah kardeşim, malesef bu ülkenin bakanları dahi senin görebildiğini göremiyor, bildiklerini bilmiyorlar.

  17. Jalal Jalaly dedi ki:

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile,

    Maalesef sevgili Adem kardeşim artık devir böyle.

    Takma kafana bunları sen işine gücüne bak.Fitne olmuş olmamış ne yapacaksın.Dedikleri gibi “Kızımız okuyor,kızımız çalışıyor, evliliği 45 yaşına kadar düşünmüyor işte”.

    Sen yine de sabırlı ol.Namazla sabret.Allah’tan size,bize sabır diliyorum.

    • Züleyha dedi ki:

      Bu yoruma katılıyorum. İnsan doğmadan nasibi yazılırmış. Nasibinş bulana kadar araştır uğraş. Nasibin karşına çıktığında sana itiraz edemez. Bende okuyan kızlardan biriyim. Hiç kimseyle görüşmedim.nasibim çıktı geldi. Hiç bişey diyemedim. Şimdi nişanlıyım. Çok da mutluyum. Eğitimimde hiç eksiklik yok. Hatta daha iyi. Onlar zaten sana bahane olarak demişler.eğer sende eksiklik görmeselerdi (kendilerince eksiklik) böyle söylemezlerdi.mevlam nasibin olmayanı karşına çıkarmasın. Doğru zamanda da nasinini çıkarsın. Herşeyin hayırlısı.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku