Bir Babanın Sarılışı

05 Haziran 2020Sevda Akyüz4 Yorum »

Dün bir taksiye bindim…
O taksiyi durdurmak için biraz uğraştım
Çok ters bir taraftaydı bu yüzden bir iki zıplamak zorunda kaldım
Sonunda beni fark etti…
Selamün aleyküm, aleyküm selam
Diyerek bindim. Biner binmez:
“Bir anlaşma yapalım mı” dedim
“Etliğe kaça gidersin?”
Düsündü düşündü…
“Elli civarı abla” dedi.
“Az indirirsen senin için çok sorun eder mi aracın sahibi, neyse kabul.” dedim
“Nasılsın, nasıl gidiyor işler?” dedim. Çok sıkılgan bir tipti. İyi miyi geveledi.
“Nerelisin bizim oralılara benziyorsun?”
“Sizin oralar neresi abla?”
“Yozgat Kırşehir Çorum Çankırı..”
Sonunda gülümsedi.
“Neden bu kadar gerginsin.Trafik mi?”
“Yok abla alışığım ben. İşi bırakacağım bugün son günüm.”
“Aaa belki de son müşterinim.”
“Abla o kadar ısrarlıydınız ki geldim yoksa duraktan oğlumu alıp eve geçecektim.”
“Oğlunuz neden durakta?”
“Eşim dört aydır yok gitti. Ya kusura bakmayın özel bir durum.”
“Beni sağda bırakıp çocuğunu alır mısın duraktan. Ücreti anlaştığımız şekilde veririm.”
“Abla olmaz kabul edemem ama teşekkür ederim ne kadar güzel bir düşünce.”
“Lütfen çocuk benim yüzümden beklemesin inanılmaz trafik var..”
“Abla bir şey desem kabul eder misiniz?”
“Buyur”
“Çocuğun olduğu durağa uğrarsam siz biraz gecikirsiniz ama ücrete eklemem.”
“Helal, olur tabi hadi gidelim.”
Gülümsedi genç adam.
“Abla mesleğiniz ne öğretmen mi?”
“Toplum Görümcü”
“O ne demek?”
“Onu bırak da o çocuğu her gün durakta mi bekletiyorsun konu ne?
“Ya abla haftada üç gün böyle. Yeni bir düzen kurmaya çalışıyorum
Arkadaş dost akraba destekliyor. İki oğluma bakıyorum Yaşları kaç biri 5 diğeri 11”
“Anneleri nerede?”
“Anneleri babasının evinde dört aydır görüşmüyoruz.”
“Git al gel. Ne rezillik çekiyorsun?”
“Yok abla o iş bitti. Ben eskiden çok varlikliydim…”
“Neyse boşver anladım.”
“Ne olacak böyle tek başına bakabilecek misin?”
“En güzel şekilde bakmak için taksiyi bırakıyorum abla”
“Ne iş yapacaksın.”
“Ben şefim lokantaya gireceğim.”
“Güzelmiş”
“Evde daha çok vakit geçirmem gerekiyor böyle çocukları çok göremiyorum.”
“Güzel düşünmüşsün.”
“Abla her gün onları düşünüyorum. Her gün bir şeyler okuyorum daha iyi nasıl olurum? Taksiyi dalgınlığımdan bırakıyorum aslında.
“Başka bir şey daha okumanı önerebilir miyim?”
“Olur tabii ki abla”
“Bir kitap var yanımda birine hediye edecektim ama sana vermek istiyorum sanırım küçük bir kızın hikayesi yuvada büyümüş(😉 Lülü)
“Öyle mi? Abla çok isterim sağol”
Kitabı çıkardım
“Not yazmak istiyorum sakıncası var mı? Kitabını karalamış gibi olmayayım”
“Abla lütfen ne istersen yaz. Bana çocuklarıma nasıl daha iyi baba olabilirim o önemli”
Bir kaç not yazdım uzattım. Gülümsedi.
“Abla aslında ters taraftaydım. Ama siz öyle ısrar edince döndüm iyi ki dönmüşüm.”

“Öyle mi oldu. Benim gözlerim pek iyi görmez fark edemedim yoksa hiç ısrar etmezdim sadece çok üşümüştüm.”
Durağa geldik.Küçük oğlunu aldı. Minikle sohbet ettim.
Babası ile ikisinin birbirine nasıl sarıldığını görünce “hangi anne bu meleği dört ay görmemeye katlanır ki” diye düşündüm. Bu düşüncemi kendime sakladım.
Kendime saklayamacağım şey ise bu hikayeyi paylaşmamak…

Bütün hikaye bir tarafa o adamın taksiyi durağa çekince arabadan inişi, oğluna montunu giydirişi, düğmelerini kapatması, şapkasını takışı, yanaklarını öpüşü beni çok etkiledi…

Allah yardımcısı olsun…

Okunma Sayısı : 5.128

Yorum yapın

“Bir Babanın Sarılışı” için 4 Yorum

  1. Ferzan dedi ki:

    Yüreği güzel, samimi insan sevgili Sevda hanım,

    Kalbinizin yumuşaklığını yazınızda hissettiğim icin yazınızın altına biseyler karalamak istemistim.Zaman ayırıp dönüş yaptiginiz icin cok sagolun.

    Merak ettim Sevda Akyuzu ve bugun internette sizi aradim, videolarinizla karsilastim.
    Allah yolunuzu açık etsin.Sizin gibi yürekleri güzel , samimi insanlara denk gelip , insanlik icin yaptiginiz bu iyilik hareketinden faydali hayirli sonuclar alasınız insallah.

    Hani annenizi anlatmissiniz ya. İçinde biriktirdigi sevgi ve o sevgiyle sizi tanidigini hissettiniginizi ifade ettiniz.İste fıtrat gelen , hic bir şeyin engel olamadığı annelik duygusu bu olsa gerek dedim.Annenizin hastaligindan kaynaklanan o hali, biriktirdigi o sevginin önüne geçemiyorsa Allah buna musade etmiyorsa bedenleri saglam olup evladlarini terk edenlerin bahaneleri ne olur acaba?

    Anneniz sizi tanidi.Kendinden koparilan yavrusunun yusufunun kokusunu uzaktan alan Yakup aleyhisselam gibi.

    “Dogrusu , ben Yusuf’un kokusunu aliyorum.Sakın bana bunadı demeyin” dedi”.(Yusuf suresi 94.)

    Baba şiirinizi dinlerkende gözyaslarim akti sessiz sessiz.Babalarımız bizleri sessiz sevdi annelerimiz gibi kucaklayip bizlere sarilamadi.Cunku onlar daha zor sartlarda daha bir farkli atmosferde buyudukleri icindir diye dusunuyorum.
    Benim bir onceki yorumda bahsettigim yardımlasma olayında cok hassas dusunup tuhaf olmamin sebebi , babamin bana verdigi nasihatlerden ve gosterdigi ahlakindandir. Sevgili babacıgım cok ince dusunen yardim ederken insanlari incitmemiz edebini bize ogreten bir babaydı.Cunku kendisini cok incitmisler özellikle akranları. Ama o hic belli etmemis incindigini bize dahi farkli versiyonda anlatir ve biz annemden ogrenirdik .Halbuki ne cok canini yakmislar meger.Erken atılmıs hayata cocuk yaslarda cikmis gurbete.Sapasaglam dimdik dururdu karsimizda.Babamiz yanimizda iken korkmazdik hicbirseyden.
    Insanlarin onu inceterek yasattigi zorlu hayatin karsisinda o inadina durustlukten fedskarliktan kacinmamis ve bir gun arkadaslari gelip itiraf bile etmisler.biz seni hep ezmeye uzmeye calistik diye.Ondan galiba babacigim hep bize incitmeden yapin yapacaginizi yalan soylerken bile ahlakli olun derdi gulerdik biz. ahlakli nasil yalan soylenir diye.Onun dedigi yalan meger akilli olun yalan soylemeye mecbur hissedecek isler yapmayin dermis meger.

    Simdi şöyle toparlayayim.Babacigimi uzen o akranlari belki farkinda degildi onu üzdüklerinin.Iste cocugunun avucuna para veripte akranina para yollayan o annenin niyetide iyiydi.sizinde dediginiz gibi cocuguna paylasmayi ogretmekti amaç.
    Ama babam olsa ne yapardi .Eger ki cocugun buyuguyle cok yakından tanisiyorsa onunla muhatap olurdu ve usulunce yardim ederdi.Ya da önce cocukla kendisi ilgilenir cocuga bir iki zeka sorusu tarzinda biseyler sorar afferin bak koca adamsın vesselam der ve cocugun cebine bir miktar koyup , bu benden sana hediye der arkasindanda tabi ki şöyle derdi.
    Zararlı ziyanlı bir yerde harcama haaaa. 🙂

    Tesekkur ederim Sevda hanım.Cocukluguma alıp götürdünüz beni.
    Allah’a emanet olunuz.Yolunuz acık olsun.

  2. Ferzan dedi ki:

    Sevda hanım ;

    Yazınızla bizi boyle guzel davranışınızdan haberdar edip , bizimle paylastiginiz icin tesekkurlerimi sunarım.Bu güzel davranışlar hepimizin hayatında olsun insallah.Her daim.

    “Çocukluk uzun sürmez ama herkes bir çocukluğu hak eder.”( Wendy Dale )

    Biz yetiskinler her ne kadar cocukluk dönemlerimizi geride birakmis olsakta, hep aklimizdadir o mini minnacik halimiz .Kimisi,ne zaman büyüdün der karsimiza gecip, kimi de sen kucukken şöyle şöyleydin der.Kimininde cocuklugunu hatirlatacak artik kimsesi bile kalmamistir.

    Cocukluk yillarimiz gecti artik kendi cocuklarimiz gozlerimizin önunde büyüyorlar büyüdülerde.
    Hani onlara aldığımız bir seyi begenmediklerinde , hemencecik disarda yagmurda sogukta annesiz babasiz kalan cocuklari ,savasta ölen cocuklari hatirlativeririzde ,şukret bak deriz.
    O disarda kalan annesiz babasiz buyuyun bu cocuklar olmasa imdadimiza kim yetisirdi.Yalnızca böyle zamanlarda onlari hatirimiza getiriyorsak yazık bize.

    Hanım kardeslerimizle birgun kadın kadına bir davete gitmistik.Bulundugumuz yerde ihtiyaci oldugunu bildigimiz bir hanimda vardi ve yaninda cocugu.Tabi arkadaslar sagolsunlar yardimseverler bizimde ufak bir katkimiz olsun diye dusunduler.Yardim edecek olan arkadasimizin bir tanesi bir miktar parayi cikarip kendi cocugunun avucunun icine koyup , bak yavrum hadi bunu şu arkadasina ver diye gönderdi ama ben cok tuhaf oldum.İnanın ben o an kendimi cok kotu hissettim.Sen cocugun eline parayi veripte diger cocugun yanina onu nasil gonderirsin.Ikiside masum ikiside cocuk.
    Tabi iş işten gecti ama bu olay iki cocuktada ilerde nasil cereyan edecek acaba hafizalarinda diye cok dusundum.

    Çocuklarımıza iyiligi, şükretmeyi , merhameti böylemi gösterecektik.Kendisi gibi cocuk olan diger masumun canını yakarak , onun cocuklugunu hice sayarak.Tek sucu annesinin ihtiyac sahibi olmasiydi.
    Hani biz kimin ümmetiydik.Merhamette zirve yapmış bir peygamberin ümmetine yakışır mı incitmek.
    Cocuklarımız gözlerimizin önünde karınları tok ,sırtları pek , bedenleri çok sağlam.Çok şükür diyelim.Ama ruhlarınıda güzel inşa edelim tamir ediyoruz diye harabeye cevirmeyelim seviyoruz diye öldürmeyelim.Sevgiyi merhameti iyiligi öğretirken sevgili peygberimizin hayatını örnek alıp uygulayalım.O, herkese sahip çıkmış bilhassa yetim öksüz cocuklari incitmeden merhametiyle muamele etmistir.

    Bir bayram sabahı Medine’de ümmeti ile bayramlaşan Peygamberimiz bir köşede ağlamakta olan küçük bir kız çocuğu görmüş. Elleriyle yüzünü kapatmış bir şekilde ağlıyormuş. Peygamberimiz küçük kızı bu halde görünce dayanamamış ve sormuş: “Yavrucuğum bugün bayram. Bu mutlu günde neden ağlıyorsun?” Çocuk içini çekerek, başını hiç kaldırmadan ve soruyu soranın kim olduğunu bilmeden cevap vermiş:

    “Geçen bayram babam bizimleydi; ama artık yok. Son savaşta Peygamberimizle yan yana dövüştü, sonuna kadar savaştı ve şehit düştü. Onu çok özlüyorum. İnsan böyle yetim kalınca elbette ağlar.”

    Peygamberimiz küçük kızın sözlerine çok üzülmüş. Küçük kızın başını okşayarak şöyle demiş:

    “Gözlerinin yaşını sil yavrucuğum. Allah’ın Peygamberi baban, Fatıma ablan, Ayşe de annen olsun istemez misin?”

    Küçük kız bu sözleri duyunca yavaşça başını kaldırmış ve karşısında Peygamberimizi görünce çok şaşırmış, bir o kadar da sevinmiş. Başını “evet” anlamında sallamış ve Efendimizin o mübarek elini tutarak O’nun evine doğru yürümeye başlamış.Eve geldiklerinde Hz. Fatıma ve Hz. Ayşe de bu küçük kızı çok sevmişler. Güzel ve yeni elbiseler giydirmişler, saçlarını taramışlar. Karnını doyurup bayram harçlığı vermişler. Sonra da oynasın diye sokağa, çocukların arasına göndermişler. Çocuklar bu küçük yetim kızı yeni elbiseler içinde ve mutlu bir yüzle görünce çok şaşırmışlar ve sormuşlar:

    “Ne oldu sana böyle?” Yetim kız cevap vermiş:

    “Benim de bir babam var artık! Hem öyle bir baba ki; eşsiz, benzersiz! Böyle babası olan sevinmez mi? Şefkatli Ayşe annem var benim. Beni seven, bana yeni elbiseler giydiren Fatma ablam var. Böyle ailesi olan sevinmez mi? Bu yüzden çok mutluyum”.

    Ve yine guzel bir örnek ;
    Bir büyüğün çocuklarına şefkat göstermesi”, cahiliye döneminde “zaaf işareti” olarak görülürdü. Alemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz 1400 yıl önce bu meselede de bizlere ışık oldu. O nun “Kuzularım” dediği Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin Efendimize gösterdiği sevgi ve şefkat bize de güzel bir miras olarak kaldı.

    Resûlullah (sav)buyurdular:

    “Allah rahmeti yüz parçaya ayırdı. Bunlardan doksan dokuzunu kendi katında tuttu. Bir cüzünü yeryüzüne indirdi. İşte bu bir cüz rahmet sebebiyle canlılar birbirine acıyıp şefkat gösterirler. Hatta, yavrusunu emziren hayvanın yavrusuna dokunur diye ayağını kaldırması bile bu merhamet sebebiyledir.” (Buhârî, Edeb, 19; Müslim, Tevbe, 17-21)

    Rabbimizin kullarına olan merhametini ise, şu ayetle belirtelim.

    Cenâb-ı Hak buyuruyor:

    “(Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. “Allah’ındır” de. O, merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya işte onlar inanmazlar.” (En’âm, 12)

    • sevda Akyuz dedi ki:

      merhaba Ferzan hanım yorumunuz için teşekkür ediyorum.

      “kendi cocugunun avucunun icine koyup , bak yavrum hadi bunu şu arkadasina ver diye gönderdi ama ben cok tuhaf oldum.”

      bu davranışın bende ki etkisi şu oldu kendi çocuğuna paylaşmayı öğretmek, nasıl verdiği önemli bence iki çocuk arasında bu paylaşım bir sorun yaratmaz. Çünkü çocuklar yetişkinlerden daha hassastır.
      o vermiş olsun sorun değil, ve insallah hep veren paylaşan olsun. Onun içinde değişik tecrube alan bunu gurur meselesi yapmamıştır. Çünkü ihtiyaı varsa kimin verdiği önemli değil nasıl verdiğini bilmiyorum ancak çocuklar çabuk travmatize olmazlar.

      sevgilerimle

  3. Mustafa dedi ki:

    Toplumun dini hassasiyeti azaldıkça ve bilinçli olarak (6284 ile erkeklerin tümü zalim imajı) evlilik dışı yaşam sevimli gösterildikçe bu profilin benzerleri toplumlarda hızla çoğaldı/çoğalmakta Allahu alem…Hep toplumun değerlerine uygun politikalar ortaya koyan AK Parti’nin İstanbul sözleşmesini iptal edeceğine inanıyoruz.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku