Bırak Artık Şu Aşk Acısını!

04 Ocak 2019Yarım Elma5 Yorum »

yarım elmaZaman geçiyor hele de evlenemeyenler için daha da hızlı geçiyor. Malum evlenmek için bir çabanın içindeyiz. Uzun süreli bekar olanların bir kısmında biraz deşeleyince eskilerden birilerini unutamamak, ona takılı kalmak hatta hala onu bekliyor olmak çıkıyor.

Vakti zamanında birbirinizi sevmiş olabilirsiniz. Ya da tek taraflı bir şey yaşanmış olabilir. Hatta platonik sevdiniz, haberi bile olmadı. Tam evlenecekken ikinizin haricinde sebepler çıktı ve evlenemediniz. Onunla kurduğunuz hayaller bir çırpıda gitti havaya. Bu saydığım her bir olay yaşanması zor süreçler. Sadece yaşayanın bileceği duygular.

Sevmek insana verilmiş en büyük nimet. Öyle ki sevebilmek çok yüce bir duygu. Hissetmek, düşünmek hayal etmek…

Cüz’i iradenle istemek… İşte burada sen istesen de Külli irade istemeyince başlıyor dokuma tezgahı.

Başlıyor imtihan, başlıyor gözyaşı döktüğün geceler, başlıyor hasret, başlıyor yüreğindeki yangın, başlıyor içindeki kargaşa…Aşağıdaki duygu süreci işlemeye başlıyor.

Önce kızgınlıkla birlikte pişmanlık başlıyor.  Bu aşamada herkese kızabilir insan, başta gönlünü kaptırdığı kişi’ye, arkadaşlarına, yakınlarına,  kullandığı eşyalara, kızar da kızar…

En son kendisine kızar insan. Sonra pişmanlık duyar, kendisini suçlar, hayıflanır, düştükçe kalkmaya çalışır. Her seferinde sanki yüreğine bıçak saplanıyormuş gibi olur.

Bir daha sevemem demeye başlar… Tekrar yara almaya cesareti yoktur. İncinmek istemez.  Risk almaktan kaçınır, adım atamaz.

İşte bu duygu…Risk alamamak

Gerçekten sevdikten sonra tekrar sevemeyeceğini düşünmek… Bu hale kendisini kaptıran kişi, yıllar geçer de bu kaostan çıkamaz. Girdiği girdap da sürekli en son sevdiği kişi’yi düşünerek, olayları tekrar tekrar tahlili ederek vakit geçirir.

Yaşı ilerlemiş,  evlenmeyen, evlenemeyen kişilerin bir çoğunun geçmişinde böyle bir hikaye yatar. Hepsini kast etmiyorum tabiî ki… Çok çekingen olabilir, kariyeri, bitmeyen okulu, idealleri vs vs. Ayrı ayrı sebepler olabilir.

Yalnız aşk acısı çekenlerde genel halde sonraki kararları oldukça etkiler… Risk alamamak. Önüne dünya güzellerini, kariyerlilerini, seveceği tüm özellikleri üzerinde toplayanları getirirler de tıkanıp kalır.

Kimse istemez sevdiğini kaybetmek ve ayrılmak. Fakat Allah’u Teala Hz.leri başımıza bir şeyler veriyorsa biraz durup düşünmek ve hayırlı sonuçlar çıkartmak gerekir.

Bu yazım hala unutamayanlar ve hayatlarında evlilik kararı alamayanlar için. Artık kaybedecek vaktiniz yok. Takılı kaldığınız konuyla yüzleşin artık. Kırıntı dahi varsa aşağıdaki tavsiyelere kulak verin. 

Öncelikle yaşadıklarınızı, hatıraları silmek o kadar kolay değil, kendinize haksızlık etmeyin. Bu süreç geçmesi gereken bir zaman dilimi. Geçici. Sadece zamanla alakalı. Bu zamanı daha kısaltmak için aşağıdaki önerilere kulak verebilirsiniz. Aşağıdakileri hâlâ yapmadıysanız acele edin ve yapın.

-Telefon numaralarını, fotoğrafları, adres, iletişim bilgilerini vs. hepsinin hemen silin.

-Gelen aramalara, e postalara vs. cevap vermeyin.

-Karşı tarafı hatırlatacak her şeyi ortadan kaldırın ve başkalarına verin.

-Yeni zevklerinizi, el becerilerini keşfedin, sanatsal faaliyetlere katılın.

-Yolculuk yapın, yeni insanlar tanıyın, sizden daha dertli olanları dinleyin.

-Geçmişi düşünmeyin, aslında şöyle yapabilirdim? Suç bendeydi? Arasam mı? Mail atsam mı? Yanlış anladı sanırım… Sakın bu sorulara cevap aramayın. Aklınıza gelirse hemen soruları göndermeye bakın. Bu soruların içine girerseniz size yanlış yaptırabilir.

– Özellikle size olumsuz ifadeler kuracak, sizi bolca eleştirecek kişilerden uzak durun.

– Bu süreci hayırlısıyla atlatmak ve gönül ferahlığı için dua edin.

– Huzur evi, çocuk esirgeme kurumu gibi yerlere ziyaret edin.

-Giyiminize, süsünüze her zamankinden daha bir dikkat edin.

-Kendinizi veya karşı tarafı suçlayıp durmayın. Ne kendinize ne de karşı tarafa haksızlık etmeyin…

Bir süre sonra hem kendinizi, hem karşı tarafı af edin ki ruhunuz hafiflesin, gönlünüz zincirlerini kırsın.

-Sakın “kimse beni anlamıyor” diyerek kendinizi daire içine almayın.

-Yıllar geçse de onu arkadaşlardan veya sosyal medyadan takip etmeyin, hesaplarını engelleyin. Görmek ve duymak duyguları canlı tutabilir.

-Unutmayın ki hayatta bunları yaşan tek kişi siz değilsiniz.

Şimdi yukarıdaki tavsiyeler açıkçası ilk zamanlar için geçerliliğini korur. Ama yıllar geçmiş de hâlâ geçmişle bitmeyen hesabınız varsa hesabı kapatın.

O kişi evlendi çocuğa kavuştu bile. Gününü gün ediyor, siz kendinizi düşünün. Geçmişe takılı yaşamak sadece size zarar verir. Üzerinizdeki örtüyü kaldırmanın zamanı gelmedi mi?

 

Okunma Sayısı : 4.249

Yorum yapın

“Bırak Artık Şu Aşk Acısını!” için 5 Yorum

  1. Dertli Ney dedi ki:

    Aşk (ışk) kelimesinin sözlük anlamı “sarmaşık” demektir. Bahçeye düşen sarmaşık tohumu nasıl bütün bahçeyi sarıp sarmalar, hatta dışarı taşarsa; gönle düşen aşk tohumu da bütün bedeni sarıp sarmalar,oradan etrafa yayılır.
    …….

    Sarmaşığın özelliği,sarıldığı ağacı içten içe kurutması,bitirmesi,sonunu hazırlamasıdır. Nitekim aşk da insanı sarınca onu içten içe eritip yok eder. Dıştan görünen yalnızca aşktır ve aşık da çevresini görmez olur.Çünkü sarmaşık onu öyle çevrelemiştir ki,dışarıda olup bitenleri ne duyar,ne görür;hatta duymak ve görmek de istemez. Aşka tutulan ağaçta artık bütün buyruklar sarmaşık tarafından verilir ve âşık “herkesi kör;dört yanı duvar sanır.”

    Dıştan bakanlar onun sarmaşığını görürler ama ağaç sarmaşıktan fırsat bulup çevresini göremez.Sarmaşık nasıl hızlıca büyüyüp ağacı kaplarsa, aşk da öyle hızlı gelişir ve âşık (Mecnun) daha sabahtan akşama varmadan aşk sarmaşığıyla sarılıp geceyi onun koynunda geçirir (Leylâ’nın hayaliyle sarılıp yatar)

    İskender Pala (Kitab-ı Aşk, s. 27)

  2. ALBATROS dedi ki:

    “Ahmağın birisi gökteki kartalı avlamak için, yerdeki gölgesine, sadağındaki bütün okları boşalttı.”

    Mevlana

  3. Misafir dedi ki:

    Hala varsa eğer,
    aşk acısı çeken kardeşlerimize,
    Psikiyatr Mustafa Ulusoy’un,
    AYNALAR KORİDORUNDA AŞK KİTABINI
    dikkatle ve sindire, sindire okumalarını öneririm.

    Bilhassa kitabın içindeki,
    sıfır teorisi,
    sonsuzluk teorisi ve aynanın ölümü başlıklı bölümleri dikkatle okumalarını öneririm.

    Allah’ın izniyle;
    hem olumsuz benlik algısından,
    hemde aşk denen zehirli duygudan kurtulacaklarını inanıyorum.

    Bir çok kardeşimizde çok faydalı sonuçlar vermiştir.
    Aşkın hipnotizesinden sıyrıldılar ve aşık olduğu kızlardan daha güzel ve kaliteli kızlarla evlilikler yaptılar.

    Selam ve dua ile.

  4. Misafir dedi ki:

    Aklını peynir- ekmekle değil,
    bir tutam ” ZEHİRLİ DUYGUYLA” bozmamış hiçbir insan,
    aşk denilen MARAZA müptela olmaz!

  5. Misafir dedi ki:

    “…
    Merhamet dilenir,
    Şefkat dilenir
    ve
    Nefret edersin dilencilerden!…”

    Halil CİBRAN

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve esirgeme var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunlarda düşünen kavim için ayetler vardır.(Rum Suresi 21.ayet)"

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku