Boşandım Perişanım…

01 Mayıs 2019Anlat Rahatla12 Yorum »

üzgün erkekDERMAN KARDEŞLER,

Osman bey diyor ki,

Selamın Aleyküm kardeşlerim,

Eşim benden boşandı. Bana karşı sevgisi bitmiş. Evlilikte yaşadığımız tüm sorunları, boşanmak için geçmişte olan her şeyi önüme sürdü. Geri döndüremedim. Psikolojik olarak bittim. Dayanacak tutunacak dalım kalmadı. Ne yapmalıyım duramıyorum. Boş mezar olsa gireceğim. Çok acı çektim. Her şeyin farkındayım ama bu musibet karşısında zayıf kaldım. Psikolojim çok yıprandı. Çocuklarım var yetim büyüyecekler. Allah kimseyi sevdiklerinden ayırmasın. Bana dua edin.

Tavsiyesi olan var mı. Boşanma acısı nasıl geçer. Allahım bana yardım et. Bu acıyı yaşayıp da atabilen var mı?

CEVAP: ALBATROS KARDEŞTEN

Sevgideğer Osman Bey,

Öncelikle geçmiş olsun, Sitemize de hoş geldiniz diyorum.

Size dua edeceğim inşaAllah. Notumu aldım ve alarm atadım. Sözümü yerine getirince buraya yazarım.

imdi;

Eşin sensiz yaşayabiliyor da sen onsuz niçin yaşayamıyorsun? Bunlar bir erkeğin ağzına yakışmıyor. Onunla evlenmeden öncede sen vardın, o yokken de var olmaya devam edeceksin.

İyi karı koca olamayanlar, iyi anne baba da olamazlar. Eşinle boşanmasaydın çocukların yine yetim büyümeyecek miydi? En acınacak yetimler analı-babalı yetimlerdir.

Çiçekler ılıman iklimde yetişir. Çocuklarda öyledir. Hır gür ortamında; hasta kişilikli, sağlıksız, sinik, sönük, güdük çocuklar yetişir. Bu çocuklarda analı-babalı yetimlerdir.

Biz Türk toplumu olarak, kültürün algılarımızı sağlıksız biçimlendirmesinden dolayı boşanmanın hep fiziksel kısmıyla ilgileniyoruz. Yani mahkemedeki boşanma veya eşlerden birinin evden gitmesi.
Halbuki psiklojik anlamda boşanma şudur:
Taraflar; sevgi, saygı ve uyumu yitirdiklerinde psikolojik boşanma gerçekleşmiştir. Geriye kuru bir kimlik kalır. Hayrını görelim!

Varlığı mutluluk vermeyen bir şeyin yokluğu üzüntü vermez, vermemelidir.

“Felaket ve musibetler kişinin, kişiliğini inşa etmez, var olan gizli kişiliğini ortaya çıkarır.” Abraham Lincol’un bir sözüdür. Bu sözü pek severim.

Eğer özgüvenin yüksekse,
evlilik senin özgünlüğünü budamadıysa,
bağlılık adı altında bağlaşık ilişki yani bağımlı ilişki kurmadıysan,
mezara girmen gerekmiyor.
Tam aksine ölmüş ilişkiyi mezara gömmen gerekiyor!

Giden gitmiştir, gittiği gün bitmiştir.
Ben gideni değil, giden beni kaybetmiştir.

İyiler kaybetmez, kaybedilirler.

Bu yaşadığın evlilikten dersler çıkarmalısın. Kendi hatalarını ve eşinin hatalarını bir köşeye ve kalbinin bir köşesine not etmelisin. Ta ki yeni yapacağın evlilikte aynı hatalara düşmeyesin. Sonra ne olur, bir musibetten mağlup olarak kaçarsın, bir başka musibetin kucağına mağlup olarak düşersin. Eş değiştirmekle sonuç değişmez. Paradigmalarımızı bakış açılarımızı değiştirmeliyiz.
Ekşi limondan, tatlı bir limonata çıkarmalısın kendine:-)

Boşanmış bir çok insan var. Deneyimlerine güvendiğin insanlardan istifade edersin. Sitemizde çok kıymetli yazarlar ve yorumcu arkadaşlarımız bakış açılarından istifade edersin.

Yaşama imanımızla ve emeklerimizle tutunduğumuz sürece, hiç bir insanın ne varlığı, ne de yokluğu çok etken olmayacaktır. Sorunlar kendisini oluşturan bilinç düzeyinde çözülmezler. O yüzden şartların uygunsa mihrabıyla barışık bir psikologla bu süreci atlatmanı öneririm. Her sene yüzbinlerce insan boşanıyor ve hayat devam ediyor. Yeni ve daha kaliteli bir evlilik her zaman mümkün.

Eşlerimiz yol arkadaşlarımızdır.
Oksijen tüplerimiz değil!

Bu süreçte,
-Bol dua edersin,

-Secde bütün acıları dindirir.

-Bulabilirsen bir tane adam gibi duygudaş,
( Dik durmalı ve haketmeyenlerle acılarını asla paylaşmamalısın,
yoksa eğik başına nerden bir darbe gelir bilemezsin. Vakar ve izzetini daima korumalısın.)

-fiziksel faaliyetler, yürüyüş ve diğer sporlar,
-yazmayı seviyorsan notlar alırsın.

Tatlı niyetine güzel bir sözle bitireyim:
( bunu da Antep baklavası niyetine ye kardeşim:-) )

“Yol cidenündür, arkasundan ağluyamam,
Gönlüm ahur değildür, herkesu bağluyamam.”

İnsanlar hüzünlüyken ve derin acılar çekerken yapılan duaların kabule karip olacağı umulur. Ben de senden özel dualar isterim.
Selam sevgi ve dua ile…

 

 

 

Okunma Sayısı : 3.289

Yorum yapın

“Boşandım Perişanım…” için 12 Yorum

  1. Alptekin diyor ki:

    ÜMMÜ HANİ’NİN PEYGAMBERİMİZİN (s.a.v) EVLİLİK TEKLİFİNİ KABUL ETMEME GEREKÇESİ:

    Peygamber Efendimizin (asm) amcası Ebû Tâlib’in kızı, dolayısıyla Hz. Ali’nin kız kardeşi olan Ümmü Hâni’nin kocası, azılı müşriklerden Hübeyre adında biriydi. Mekke fethedildiği zaman, birçok kâfir Müslüman olduğu hâlde, bu adam Müslüman olmadı ve firar etti. İşte o gün Ümmü Hâni imânını açığa vurdu ve İslâm ile şereflendi. Peygamber Efendimiz (asm) Ümmü Hâni’ye evlenme teklif etti. Birçok Müslüman hanımın can attığı bu teklifi Ümmü Hâni kabul etmedi ve şöyle dedi:

    “Ben seni İslâm’dan önce de severdim.
    Hele şimdi Müslüman olduktan sonra nasıl sevmem?
    Biliyorsun benim çocuklarım var.
    Onların seni rahatsız etmelerinden korkarım.
    KOCA HAKKI ÇOK BÜYÜK BİR ŞEYDİR.
    Seninle meşgul olurken çocuklarımı, çocuklarımla meşgul olurken de seni ihmâl edebilirim.”
    (İbn Sa’d, Tabakât, VIII, 152)

    Evet, “koca hakkı çok büyük bir şeydir”;
    Velev ki feministler hoşlanmasa da!

    • Gulpembe diyor ki:

      Konu buraya gelmisken, bir peygamber ile evli olmanin ne anlama geldigine deginmek isterim. Peygamber hanimlari ayet geregince diger kadinlara nisbeten sevaplarina karsilik 2 Katini, gunahlarina karsilik da yine 2 katini alirlar. icinde belki gunlerce yemek pismeyen kucuk odaciklarda dunya susune dair hicbir esya bulundurmadan yasarlar. Peygamber sav den sonra asla baska evlilik yapamazlar. Tesetturleri daha kati ve ozenli olmak durumundadir. Ve ek olarak kuma hayatini sindirmek zorundadirlar.( bu maddeler acilip detaylandirilabilir ama simdilik boyle kalsin)

      Bu sartlar pekcok kadin icin tahammulun ustundedir. Mesela peygamberimizin cariyesi hz. Reyhane, rasulullahin ona yaptigi evlilik teklifini “Ben haniminiz olmaya guc yetiremem cariyeniz olarak kalayim” diye geri ceviriyor. Halbuki birisinin mulku altina girmek, nikahi altina girmekten daha agir bir sorumluluktur adi ustunde “koleliktir.” Nikah ise anlasmali birlikteliktir, hukuki pekcok imtiyaz ve rahatligi beraberinde getirir. Hal boyleyken peygamberin cariyesi kalmak Esi olmaktan daha cazip geliyor Hz. Reyhane ‘ye.Boylece peygamber hanimlarinin mertebelerinin nasil farkli ve yuksek olduguna da sahitlik etmis oluyoruz. Selam olsun Onlar’a…

  2. Gulpembe diyor ki:

    Mugis eski karisi Berireyi hala sevmektedir. Oyle ki, rasullullah onun icin pekcok kez aracilik yapar. Yine bir keresinde “ Ya berire,mugise geri donsen!”diye teklifte bulundugunda, hz.berire” ya rasulullah bu bir emir mi yoksa tavsiye midir? Eger tavsiye ise kalbimde ona karsi hicbir sevgi bulamiyorum” der.
    Rasullullah bir gun yolda Mugisi gorur, onun duygulu hali peygamberimizi de uzer ve yanindakine sunlari soyler” Mugisin berireye olan sevgisine bir bakin , bir de Berirenin Mugise olan sogukluguna!”
    Imtihanlar cesit cesit riziklar baska baskadir, Kadere yani Allahin ilmine teslimiyet ve zaman kalbi teskin eder.

    Terkedilen insanlarda kendilerini degersiz gormek ve sevilmeye layik bulmamak gibi kisa sureli de olsa bir hissiyat olusur bu da kisinin ozguvenini zedeler, hatiralarin takinti haline gelmesine sebep verir.Kalpler Allahin elindedir, istedigimiz kisi tarafindan sevilmiyor olmamiz bizim yada karsidakinin kabahati degildir. Peygamberimiz cahiliye doneminde ebu talibin kizi UmmuHani ile evlenmek ister fakat amcasi kizini baskasiyla evlendirir. Yillar sonra musluman olan UmmuHani islama dusman kocasindan bosanir. Peygamberimiz ona evlilik teklifini yineler.UmmuHani nin cevabi yine olumlu degildir. Bu Sefer cocuklarini ileri surer gec kadin. Peygamber efendimiz kirginlik gostermek bir yana UmmuHani yi misal getirerek Kureys kadinlarinin cocuklarina duskunluklerini over.

    Peki sevgi olmadan evlilikler devam etmeli mi? Bunu bir kadin hz.omere soruyor. “ ya Omer, kocami sevmiyorum bunu ona soyliyeyim mi?”
    Hz.omer” hayir soyleme! Muhakkakki sevilmedigini duymak insana agir gelir. Zaten sevgi uzerine devam eden yuvalar cok azdir. Insanlar ekseriyetle Islamin bir hukmu yada neseplerine olan bagliliklari nedeniyle evlilikleri devam ettirirler.”
    Demekki kimi sevdigi halde bosanarak imtihan olunurken, kimi insan da sevmedigi halde evliligini devam ettirmekle imtihan olunmakta.
    “Suphesizki butun isler en sonunda Allaha doner!”
    Selametle.

  3. Ramazan diyor ki:

    Albatros kardeşim. Mükemmel bir cevap vermişsiniz. İnşallah arkadaşa da faydalı olmuştur inşallah. Bir dertlinin derdine derman olmak.!
    Ne güzel amel..

  4. ALBATROS diyor ki:

    BOŞANMA KONUSUNA BAZI İLAVELER:

    -Yiğit dediğin düşer kalkar ama düşüp kalmaz.

    -Acılar faydalı ilaçlardır.
    Vermek istediği mesajlar iyi okunursa oldukça yapıcıdırlar.

    -Aslanlara söz verdim, çakallara yem olmayacağım.
    Zalimler ve kötü insanlardan daha fazla bedel ödemeyeceksek, zaten yaşayan ölüleriz demektir.
    Yani: müteharrik meyyitler, kımıldayan ölüler.

    “Köprüyü geçerken ayıya dayı demeyesin.
    Sular köprüyü bölerse öbür tarafa ayının yeğeni olarak gitme ihtimalin var.”

    Evlilik, sevgi ve muhtelif ilişkiler bizi onursuzlaştırmamalı. Severken sevgi adına şahsiyetsizleşmemeliyiz. Eşimiz olmadan, bazı organlarımız olmadan yaşayabiliriz ama onurumuz ve şahsiyetimiz olmadan asla yaşayamayız.

    Feraset ehli; sonuçla değil, başlangıçla ilgilenir.
    Buradan hareketle, boşanmanın ayak sesleri çok önceden hissedilmiştir.
    Öncü depremler gibi.
    Eğer, “Duygusal richter ölçeğimiz” kapalı değilse,
    boşanmaya hazırlıksız yakalanmamış oluruz. Gereğini yaparız.

    Bağlılık başka, bağımlılık başkadır. Çoğu zaman bu iki duygu birbirine karıştırılıyor.

    Doktorlar bize ” acı veren organlarımızı” ameliyatla kesip alıyorlar.
    Midemizin yarısını, bazen de hepsini alıyorlar. Yine yaşamaya devam ediyoruz. Tek böbrekle yaşamaya devam ediyoruz. Bir çok organımız eksik olmasına rağmen yaşamaya devam ediyoruz.

    Madem ki, midemiz olmadan da yaşayabiliyoruz,
    Şu halde hayat arkadaşımız olmadan veya hayat arkadaşımızı değiştirerek de yaşayabiliriz yaşıyoruz ve daha güzel hayat kuranlar var.

    Hiç kimse bulunmaz hint kumaşı değildir.
    Hiç kimse türünün son örneği değildir.
    Hiçbir insana;
    Ben sana mecburum mesajını ( sözle veya davranışlarla) vermeyiniz.
    Çünkü, hiç kimseye mecbur değiliz. Muhtaçlıktan gelen sevginin sahte olduğuna inanırım.

    Bunun sağlaması şudur: Eline imkan geçenlerin değiştiğine hepimiz tanık olmuşuzdur. Abraham Lincol’ün tezi burada yine devreye giriyor. Aslında o her zaman öyleydi. İmkan geçince değişmedi ama biz iyi niyetimizden veya feraset eksikliğinden onu göremedik. Uzun bir süre sakladığı kişiliğini açığa vurdu; hepsi bu, hepsi bu, hepsi bu….
    Çünkü, “asil olan azmaz, bal ise kokmaz”

    Bir güzel dua:
    “Allah’ım!
    Beni sana muhtaç ederek zengin kıl.
    Senden müstağni kılarak fakir eyleme!” Amin.
    Bu duayı çok severim.

    Elli kg taşıyabilen bir insana yüz kg yüklersek belini göçürürüz.
    Elli puanlık bir adama da yüz puan yüklersek benliğini göçürürüz.
    Bazı kardeşlerimiz, eşlerine iltifat ederken dozu kaçırıyorlar. Mübalağa ederek onların benliklerini zehirliyorlar. Ondan sonra bu kadınlar kendilerini prenses leydi diyana sanıyorlar!
    Herşeyi olduğu gibi tavsif etmek gerekir.

    “Zehir olmayan hiçbir şey yoktur.
    Farkı oluşturan dozdur.”

    Takdirle bebekler,
    Kırbaçla beygirler,
    Özgüven ve sorumlulukla şahsiyetli bireyler hareket eder.

    Zamanı gelmiş bir boşanma, zamanı gelmiş bir ameliyat gibidir. Mümkünse bir uzman eşliğinde boşanmak tabi ki daha iyidir. Yoksa, “ehli hal ve akd dediğimiz” tarafsız ve adil akraba hakemlerden bir heyet eşliğinde boşanılabilir.

    Zamanı gelmiş bir boşanmayı geciktirmek, daha büyük felaketlere yol açabilir. İnsanlar;
    Boşanma “arşı titretir!” diyerek güya takva gösterisi adına boşanmayı geciktiriyorlar. Bir de bakmış kendisini eşini doğrarken bulmuş…
    Arşı sadece boşanma titretmez. Zulmün her çeşidi arşı titretir.
    Kemirgen ve tükenmiş bir ilişki, boşanmayı gerektiren bir ilişkidir.

    Sözü uzattık yine güzel bir nükteyle bitirelim baklava niyetine:

    Ünlü bir Roma Generali, güzelliği dillere destan olan karısını boşamış. Bütün saray halkı, bürokratlar ve halk bu haberle çalkalanmış…

    Dedikodular General’in kulağına gidince, önde gelen bürokratlara bir resepsiyon tertip etmiş.
    Yenilip içildikten sonra General konuyu açmış.
    Duydum ki, güzelliği dillere destan karımı niçin boşadığımı merak ediyormuşsunuz.
    Davetlilerin hepsi birden pür dikkat kesilmişler…
    Bunu açıklayıp merakınızı gidereceğim, ama önce şu soruma cevap veriniz:
    -Şu ayağımda ki çizmeyi görüyormusunuz?
    Hep birlikte cevaplamışlar:
    -Görüyoruz generalim.
    -Onu nasıl buldunuz?
    Çizmeden anlayanlar:
    -Kaliteli bir çizmeye benziyor, orijinal deri vb cümlelerle övmüşler.
    Sonra sormuşlar.
    -Ama generalim, bunun konumuzla ne alakası var?
    Generala açıklamış:
    -Bu gördüğünüz çizme halis tay derisinden yapılmıştır.
    Romanın en ünlü ustası tarafından yapılmıştır.
    Sadece ve sadece benim için yapılmıştır.
    Bir benzerini Roma’da bulamazsanız.
    Davetliler pür dikkat sözü nereye dayacağını beklemişler…

    General noktayı gürleyerek noktayı koymuş:
    -Ama ayağımı sıkıyor!!!

  5. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    Hayırlı Uğurlu ve Gönüllere Şifa olsun!

  6. semamarasli diyor ki:

    Sitemizin DERMAN KARDEŞLER bölümü hayırlı olsun.

    Değerli Albatros kardeşim,
    Osman beyin sorusunu ve soruya verdiğiniz iki cevabı birleştirerek bu bölümün ilk yazısını yayınladım.

    Sitenin ağabeyi Abdullah bir kardeşimizin teklifiydi bu sitede böyle bir köşe olsa okuyuculardan gelen sorulara cevaplar verilse diye. Kendisi de pek çok soruya cevap vermişti sitede Allah razı olsun.

    Soru cevap olduğunda bazen ANLAT RAHATLA bölümünde yayınlıyorduk fakat ayrı bir bölüm olması teklifine hak verdim fakat sitenin altyapısı ile ilgilenen arkadaşımıza söylemeyi unutmuştum.

    Sizin yorumunuzla birlikte ayrı bölüm açılma işlemi yapılana kadar yine burada yayınladım ayrı bölüm açılınca o bölüme aktarmak üzere DERMAN KARDEŞLİ başlatmış olduk. Hayırlı Olsun. Osman beye verdiğiniz güzel cevap için teşekkür ederim. Boşanıp yıkılanlara da şifa olması duası ile…

    • ALBATROS diyor ki:

      Teşekkür ederim Muhterem Hocam,
      Allah razı olsun.

      Feyza hanıma ve gülpembe hanıma yaptığım duayı size de yapayım:
      Hz Hatice ve Hz Fatıma r.ah. validelerimizin elinden Cennet gelinliği giyesiniz inşaAllah. Amin.

      Selam ve dua ile.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sayın MARAŞLI, MUTEREM SİTE MÜDAVİMLERİ ve DERDİNE DERMAN ARAYAN KARDEŞLERİMİZ’e…

      Şahsımın günlük yaşantısının öncelikleri, aciliyetleri ve iş yoğunluğum dolayısıyla bir süredir siteyi ve sizleri ihmal ettiğimin farkındayım, bunun için sizlerden özür diliyor ve hakkınızı helal etmenizi istirham ediyorum.

      Öncelikle sayın Sema hanıma teklifime gösterdiği olumlu yaklaşım,teklifimi hayata geçirdiği ve bu yolda bıkmadan usanmadan sıkıntı çeken Müslüman kardeşlerimizin derdine derman olmaya çalıştığı için çok teşekkür ediyorum, Allah kendisinden razı olsun.

      Çünkü;

      “İnsan kendisini silip, menfaatini adalete feda ettiği ölçüde insan olur. Aleyhinize de olsa doğruyu ve hak sözü söyleyin. Doğruluk şiarınız olsun.Bu yüzden isterse bütün alem size aptal desin. Onların alayları ve dudak bükmeleri sizi üzmesin, aksine sizi sevindirsin.Bir gerçeği ortaya koyarken, savunurken alaya alınmak şereftir.Şunu unutmayın ki, bir insan ne kötülenmekle küçülür, nede övülmekle büyür”(Kenan Rıfai)

      “Geceye (nefsine, şeytana, karanlıklara, kötülüklere ve zalimlere) yenilmeyen her insana ödül olarak bir güneş(kurtuluş, zafer, felah, huzur), bir sabah ve gündüz vardır” (Sezai Karakoç)

      Nerede bir ezilen ve haksızlığa uğrayan varsa kınayanların kınamasından korkmadan ve yaptığından (mazluma sahip çıkmaktan, zalime karşı durmaktan ve hakkı savunmaktan) utanmadan o insanın yanında olup zalimlerin yüzüne karşı “SİZ ZALİMSİNİZ” diyenlerin cuması mübarek ve hayırlara vesile olsun.

      En yakın zamanda tekrar aranızda olmak temennisiyle Allah’a emanet, Resulullah’a tabii olunuz.

  7. Aslan akbey diyor ki:

    Hiç üzülme kardes im hıc üzülme. Bu durumun böyle devam edip gitmeyecek bunu bil 1 2 haftaya herşey kafanda da kalbinde de oturacaktır. Sadece boşandın ölmedin. Sana sevgisi bittiyse Allah seni yeniden sevecekler gonderecektir karşına. Erkekliginden asla taviz verme..

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayın, onbeş yaşına kadar onlarla arkadaş olun, on beş yaşından sonra da onlarla istişare edin.” ( Hz.Ali)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku