Boşanma (3) Sonrası Çocuklar

03 Nisan 2017Sema Maraşlı12 Yorum »

7_bBoşanma sonrası bazı anne-babalar çocukları için çok tedirgin oluyorlar. Boşanmanın çocuklarının hayatında bir yıkım olmasından ve bu durum yüzünden çocuklarının psikolojisinin bozulmasından korkan anne-babalar için birkaç tavsiye.

Öncelikle boşanmayı çocuğunuzun kabullenmesi için sizin kabullenmiş olmanız gerekir. Pek çok boşanan kişide durumu kabullenmeme olabiliyor. Boşandıklarını söylemekten kaçınıyorlar. Özellikle kadınlar boşandıklarını söylemeye daha fazla çekiniyorlar. Bunun sebeplerini daha sonra yazmayı düşünüyorum.

Fakat şu bir gerçek ki siz boşanmış olmaktan dolayı utanır, çekinirseniz çocuklar da boşanmayı utanılacak bir durum olarak algılar ve başkalarına söylemeye çekinirler. Ve söylemek zorunda kalmanın kaygısını yaşarlar. Arkadaşları anne-babalarından bahsederken onlar sessiz kalırlar. Yeni arkadaş edinmeye çekinebilirler. Bu yüzdende boşandıkları için anne-babaya öfke duyabilirler. Bu öfkede aile ile çatışmaya dönüşebilir.

Yeri geldiğinde siz rahatlıkla boşandığınızı söylüyorsanız onlar da rahatlıkla söyleyebilirler. Boşanma konusunda siz alınganlık etmiyorsanız onlarda etmezler.

İkincisi; eski eşlerin birbirine düşmanlık etmesi: Anne ve baba birbirlerinin  arkasından konuşurlar ve çocukları üzerinden kendi öfkelerini dindirmeye çalışırlarsa bu durum çocuğun psikolojisini çok olumsuz etkiler. Çocuğun anne ve babasını sevmeye ve onların sevgisine ihtiyacı vardır. Onların birbirini kötülemesi yaşadıklarını çocuğa anlatmaları, öfkelerini çocuğa yüklemelerine sebep olur. Öfkenin yükü de çocuğa ağır gelir.

Eski eşlerin birbirini kötülemelerinin altındaki bir sebep de “bu yuva yıkıldı fakat benim suçum değildi, diğerinin suçuydu” diye çocuğu masum olduğuna inandırıp kendi yanına almak ya da onun sevgisini kaybetmemek düşüncesi olabilir fakat niyet ne olursa olsun bu davranış yanlış,

Karşı taraf sürekli sizi kötülüyorsa bile siz yapmayın, sadece çocuğa “Biz anlaşamadık, benim de hatalarım oldu, kabul etmek istemese de onun da hataları var. Fakat ben bu konularda konuşup senin canını sıkmak istemiyorum. Bunlar artık geçmişte kaldı, konuşmanın bir faydası yok.” deyip konuyu kapatın. Sadece çocuk özel bir olayla ilgili bir soru sorarsa yine karşı tarafı kötülemeden “O çok yanlış anlamış o olay söyle olmuştu…” deyip durumu anlatabilirsiniz.

Fakat senin annen ya da baban “şöyle yalancı, şöyle kötü, şöyle ahlaksız…” demenin olayı anlatmaya faydası olmaz sadece çocuğu fazlasıyla üzmüş olursunuz. Sevdiğiniz biri hakkında kötü konuşulması çok inciticidir. Hele bu kişi anne ya da baba ise çok daha can acıtır.

Sadece siz değil, sizin anne-baba ve yakınlarınızın da eski eşiniz hakkında kötü konuşmasına izin vermeyin, çocuğun yanında hele hiç konuşulmamalı. Zaten dinimizin de hoş görmediği, yasakladığı davranışlar bunlar. Hem kin tutmak kötü hem aleyhinde konuşmak kötü.

Üçüncüsü; çocuk sizde kalıyorsa bunu çocuğun başına kakmayın: “Seni ben aldım da, senin için şu fedakarlıkları yapıyorum da, sen üzülme diye bir daha evlenmedim de, bu sıkıntıları senin için çekiyorum da, onunla kalsaydın şöyle perişan olurdun da benim kıymetimi bil…”

Bu tarz sözler çocuk için büyük bir minnet yüküdür. Çocuğa kendini suçlu hissettirir. Ve ilginçtir ki kişi kendini suçlu hissettiğinde ona bunu hissettirene kızgınlık duyar.  Sizinle çatışmaya girebilir.

Yaptığınızı Allah rızası için yapın, çocuktan karşılık beklemeyin. O normal anne-baba saygısını göstersin yeter. Saygı sağlamanın yolu da yaptıklarınızı başa kakmak değildir.

Dördüncüsü; çocuk diğer tarafta kalıyorsa kendinizi iyi göstermek için onun kurduğu bir disiplin varsa onu bozmayın. Çocuğun canı sıkıldıkça oradan kaçıp kaçıp size gelmesine müsaade etmeyin. Özlediği için istediği zaman gelebilmeli fakat diğer ebeveyni onun iyiliği için ev, okul ya da sosyal hayatı ile ilgili bazı yasaklar koymuşsa ondan kaçıp onu cezalandırmak için sizi kullanmamalı. Çocuğu az gördüğünüz için onu şımartacak şeyler yapmayın.

Beşincisi; çocuğun boşanmayı kullanmasına izin vermeyin: Çocuğun mutsuzluğunu, ders notlarını, hatalı davranışlarını boşanmanıza bağlamasına müsaade etmeyin. Siz diğer ebeveyni kötülemeden elinizden gelen gayreti göstermişseniz, çocuğu bir düşmanlığın içinde bırakmamışsanız boşandığınız için suçluluk duymanıza gerek yok.

Çocuğun normalde yapmasına izin vermeyeceğiniz şeyleri suçluluk duygusuyla yapmasına müsaade etmeyin. Almak istemediğiniz bir şeyi almayın. Çocuklar anne-babanın zaaflarını çok iyi fark ederler ve bunu kullanırlar. Bu konuda hassasiyetinizi anlarlarsa kullanabilirler.

Mesela sizinle kalıyorlarsa her hafta sonu onu nereye götüreceğinizin derdini çekmeyin. Çocuğu sürekli yemeğe götüreyim, sinemaya götüreyim aman evde sıkılmasın üzülmesin derdine düşmeyin. Anne-babanın işi çocuğu mutlu etmek değil, onları dünya ve ahret hayatına hazırlamaya gayret etmek.

Boşandığınız için çocuğun psikolojisinin bozulacağı ya da iyi yetişemeyeceği düşüncesine kapılmayın. Anne-baba ile beraber yetişen çocukların hali de ortada. Bu devirde çocuk yetiştirmek zor, tehlikeler fazla. Konuyu boşanmaya bağlamadan neler yapabileceğinizi düşünün. Fazlaca kaygı ve korku çekerseniz bu çocuğa da sirayet eder, bu da onu yanlış yöne sevk edebilir.

Siz elinizden gelen gayreti gösterin ve dua edin. Allah’a emanet edin. Çocuk yanı başında dünya iş çevirip, aynı evin içinde hiç haberi olmayan anne-babalar var. Bunlar okumuş bilmiş kişiler. Bazen en güvendiği yerden darbe alır insan, zira Rabbine değil kendine güvenmiştir.

Sonuçta imtihan dünyası. Çocuğunuzla bunu ara ara konuşun. Herkesin çeşit çeşit imtihanı var. Boşanmak sizin için de çocuğunuz için de bir imtihandır. Bu imtihanı kaygılarla, korkularla, söylenerek, şikayet ederek, yapamadıklarımız için bahane ederek değil, ancak Rabbimize dayanak kârlı bir şekilde atlatabiliriz.

Doğru davranıldığında zorluklar nimete dönüşebilir. Önemli olan yaşadığınız zorlukların sizi yere vuracak bir travma değil, tam aksi sizi olgunlaştıracak, yükseltecek bir basamak olduğuna inanmak. Çocuğunuza da bunu doğru aktarabilirseniz o da boşanmanızı en hafif şekilde atlatacaktır.

www.cocukaile.net

 

 

Okunma Sayısı : 5.059

Yorum yapın

“Boşanma (3) Sonrası Çocuklar” için 12 Yorum

  1. özlem diyor ki:

    merhaba.bizim eşimle ikimizinde 2.evlilikleri.eşimin biri 8 diğeri 12 yaşında 2 oğlu var bugüne kadar ve evlendiğimizdede annede kalıyorlardı.benimde 20 yaşında ayrı şehirde yaşayan oğlum var.ancak anne artık evleneceğim ben diyerek ve sürekli büyük oğlunu istemediğini ona zorluk çıkardığını ve onunla baş edemediğini söyleyerek babasının yanında bundan sonra kalmasını söyledi bize ve çocuğa.tabiiki çocuk açıkta kalacak değil bizde 2 kardeşin ayrılmasını çok uygun bulmasakta annesi öyle istiyor mecburen kabul ettik ve 12 yaşındaki oğlan ,babası ve ben bir arada yaşayacağız artık.başladık.annesi oğlunu sevmediğini sürekli dile getiriyor yüzüne ama çocuk işte annesini istiyor ara sıra görmek bile olsa.oda yarım gün alıp hemen ertesi gün bırakıyor.çocuğu anne öyle bir yetiştirmiş ki,kin dolu,insanları sevmeyen,asık suratlı ve saygısız.bunu düzeltmeye çalışıyorum ama bir türlü zorlanıyorum.baba da çocuk üzülmesin diye her dediğini yapıyor,bende eğitimci olduğum için bunun yanlış olduğunu söylüyorum.sizce nasıl davranmalıyız baba ve ben ki ,bu çocuğu faydalı saygılı ve bizi seven bir birey yapmak için.annesi hakkında nasıl konuşmalıyız ve ne demeliyiz acaba?anne velayetide vermek istiyor,alacağız .bu arada çok üzülüyoruz ki kardeşleri ayırdı diye,o diğer 8 yaşındakini de yanımıza almak istedik ama vermedi.anlamıyorum bir anne nasıl olurda,1 evladını istemeyip,diğerini ister…şimdiden cevabınız için teşekkürler.

  2. sennur diyor ki:

    sema hanım güzel ve doğru tespitler ,

    İkincisi; eski eşlerin birbirine düşmanlık etmesi ; kızım her babasından gelişte bana öfkeli geliyor ,
    babası anneni kötülemek istemiyorum deyip ,çoçuğa bir doğru üç yanlış anlatıp anlatıp getiriyor ,
    görüşmesi mi hayırlı ,görüşmemesi mi bilemedim.
    geçen farkettim çoçuk ateşleniyor ,kaldıramıyor,gecenin dördünde anne ;anne-evlat ayrılmaz ,baba-evlat ayrılmaz ama ANNE- BABA ayrılır ,siz ayrıldınız …deyip ağladı ve ateşlendi…
    hassas bir çoçuk nasıl yapacağım BİLEMİYORUM ?

    Dördüncüsü; çocuk diğer tarafta kalıyorsa kendinizi iyi göstermek için onun kurduğu bir disiplin varsa onu bozmayın.
    babasının bu konuda da dolduruşu var ,annene para veriyorum , onu iste ,bunu aldır ,bana gelirken para getir ,alalım vs.bu çoçuğu beraber büyütseydik almayacağı şeyleri şimdi almak istiyor ve aldırıyor .kii ben bu konunun sonu her isteği alınan bir çoçuk olsun istemiyorum kiii,
    bu zamanın en büyük sorunu .her istediği anında alınan çoçuklar…

    boşanan kadınların da neler çektiği adı altında bir başlık da yazarısanız ,
    inanın biz de içimizi dökeriz.

    • Yahya diyor ki:

      Sennur hnm,

      Özel mevzu olduğu için karışmak istemem ama acizane tavsiyem:
      okul tatile girdiğinde, kızınızı uzun süreli babasına verin.

      Baktınız istemiyor veya bakamıyor, velayeti kendisine vereceğinizi söyleyin (sözlü, kesinlikle yazılı değil), bakalım nasıl tepki alacaksınız.

      Bu iş biraz satranç gibi strateji işidir. Piyon verisiniz, fili alırsınız gibi…

      • Sennur diyor ki:

        Yahya bey , gerçekten sıkıntıli bir durum.ben iyi niyet göstermë gayretinde olsam da suistimal edecek , sorun üretecek bir durum mutlaka buluyor. Düşünün artık çocuğu aldığında; ben bu çocuk beni ozledigi için mi geliyor ,yoksa sen işin var da bana baktırmak için mi yolluyorsun vb .sorular? Ya da son zamanlarda çocuğa farklı konular anlatıp , çocuğun dengesini bozmaya çalışmalar. Geçen yaz üstüste 2 gun kalmadı çocuk. Velhasıl bu adama verebileceğim tek şey , Sabir. Ve dediklerini dikkate alıp , üzülmemek …… Bu da oluyor mu ?diye sorarsanız , tabi ki hayır. SadeCe hergün yerine , çocuğu aldığı ya da almadığını günlere indirdik şimdilik. …. daha bikaç fırın ekmek yemem lazım ….. vesselâm

        • Yahya diyor ki:

          :) Tebessüm ediyorum.
          Çünkü benzer şeyleri bende yaşıyorum.
          Mesela meşguliyeti varsa çocuklarımı alabiliyorum, yoksa başka planlar yaptıysa alamıyorum. İnsan gibi bu hafta şu şu işimiz var bu hafta veremeyeceğim demiyor, aksine bana çamur atıyor. Hem de ne çamurlar…
          Ayda iki kez zaten… toplam 4 gün! İnsan sinir harbi yaşıyor! Ama stratejim kurallarım belli… aldım aldım, alamadım peşinde koşmuyorum. Kesinlikle ekmeğine yağ sürmüyorum. Ya hasretlik ??? Ya çocuklarımın iç dünyası ???

          Evlenince (???) ne olacak? Aklımda onlarca soru işareti.
          İmtihan dünyası, Rabbime sığınmaktan başka çarem(iz) yok!

          biliyorum, çocuklarımın da kader çizgisi var. Rabbim böyle eylemiş, böyle olacak. Allah’a emanetler…

          Sizde şükredin halinize, çocuğunuza, sağlığınıza… En azından babası hayatta…! kötünün de kötüsü var malum. Sabır gösterin, Rabbim ne kapılar kapar, ne kapılar açar.

          Yazılıdır bende:
          Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil,
          Kilimin tozunu almaktır.
          Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır.
          Niye kederlenirsin? – Mevlana

          Selam ve dua ile…

          • sennur diyor ki:

            yahya bey ,

            öyle yorumlarınız oluyor ki ,
            ilk başta acaba o mu diye ?? beni düşündürdünüz ?
            sonra iki çoçuk olduğunu söyleyince ve farklı yorumlarınızı görünce rahatladım :)
            biz tek çoçukla ayrıldık :(

            ama herkes kendi penceresinden bakıyor hayata…

            ben çoçuğu vermeyeyim görmesin diye bir derdim yok gerçekten ,
            ama hayat bu ve İNSANız .fabrika saati gibi olmuyor ,ayda iki sabah 10 ,ertesi gün 17
            buna çok takılıyorum. ben sorun yaşadıkça ,
            çevremden MAHKEME KARARI dışına çıkma ,çıkınca yaşarsın sorunu tabii diye de yorumlar. gel o zaman çoçuğun psikolojisini sen düzelt.
            geçen diyor , anne ben yok ken gitmezsin di mi diye ?
            gitmiyorum ,oturuyorum zaten evde ,ama zaruri yerler oldu gittim ve hep yalnız .
            kızın nerede ? BABASINDA.

            yaklaşık bir aydır ,hercumartesi sabahtan alıp ,pazar akşam getirmeye başladı kızımı . bu sefer ben boşlukta kaldım. hafta içi koştur okula ,koştur dersine .haftasonu kızım yok , otur evde. hüzün içinde.
            (ŞÜKÜR fırsat bulup ilgileniyor diyorum ,yazın iş yoğunluğundan ilgilenmeyecek.ama gelince ilk gün tepki dolu )

            yarın bir gün başlar -çoçuğu her hafta bana gönderdin , ben evlenecektim ,ama aday bulmaya fırsatım olmadı , çoçuk ile ilgilendim demeye ??? der mi der.

            neyse ,rabbim hayırlısını versin. ben de hazır ilgillenmeye çalışıyor , doldursa da ilgilensin ,KIZIMA baba yerini tutamam deyip , benim babam bak yok ,senin ki bir telefon kadar yakın deyip teselli veriyorum.
            başlıyoruz dedesine özlemden ağlamaya, (çok duygusal )
            babasının evlenme ihtimalini de söyleyerek. kızım istemiyor tabi ,ben de baban yalnız, evlenir elbet diyorum.
            evlenince de tabii görüşme süresi azalır haklı olarak gibi geliyor.
            çünkü bir daha sorumluluk alacak , ki kendisi aynı anda farklı hayat rollerini üstlenmeyi biz evli iken başaramadığı için .
            rabbim yardımcısı olsun , onun da ,sizin de.
            gerçekten hayırlı insanlar ile karşılaştırsın. kızım şok tabi , babası beni kötülüyor ,
            ben iyi dualar edince , bu sefer anne sen iyisin demeye.
            ben elimden ve dilimden gelenin en iyisini yapayım da kul bilmezse HALIK olan RABBİMİZ bilir elbet.
            selamlar

          • Yahya diyor ki:

            sennur hnm,

            siteye bir iki gün uğramasam bana hitaben kim ne yazdı, inanın takip edemiyor bulamıyorum. Dolayısıyla size geç dönüş yapıyorum.

            “ilk başta sizi düşündürmüş.. ”
            çünkü yapılanlar ve yaşananlar hep aynı. Kiminle konuşsam, dert ortaklarım avukatlar aynı tüyoları veriyor. Kısaca kadınların (sizi tenzih ederim) ve erkeklerin yaptığı 3-5 aynı. Arkada yatan zihniyet aynı esasında.

            Tabii ebeveynler çatışırken çocuklarını unutuyorlar.. onları silah olarak kullanıyorlar.

            Sizin halis niyetiniz ortada, ancak duruşunuzu değiştirmeyin ve çokta endişe etmeyin. Kaderi ilahide ne varsa o oluyor.

            Hafta sonu boşlukları bende de oluyor… ki ben ayda bir yada iki ayda bir alabiliyorum. ancak o alamadığım haftalar büyük bir eksiklik/burukluk oluşturuyor.

            İnsanın kendisine de vakit ayırması gerekiyor, hem ibadet hem ilim için bu boşluklarınızı böyle değerlendirebilirsiniz. Çünkü yaş ilerledikçe bu boşluklarda azalıyor veya bizdeki verim düşüyor.

            Kötülemeye gelince, maalesef bizde sadece anne değil annenin akrabaları da kötülüyor. Yalanlar iftiralar gırla gidiyor. Bunlara oturup cevap vermek gerekiyor bazen.
            Çokta kafaya takmamak gerekiyor, neticede çocuklar büyüyünce ne doğru ne yanlış görecekler.

            Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

    • Firuze diyor ki:

      Ben de uzun zamandır boşanma üzerine düşünüyorum. Çocuklar bi tarafından ailem diğer taraftan elimi kolumu bağlıyor. 31 yaşındayım ve vücudum artık stresi kaldırmıyor galiba. Sağ yanım 15 gündür böyle düşündüğüm stres anlarında inanılmaz yanıyor, sürekli başım dönüyor ve kendimi çok kötü hissediyorum. Galiba psikolojik…Eşimin umrunda değiim. Ama gerçekten değilim sanki ben yokmuşum gibi davranıyor. Yaptığı hatalara küsüyorum o da bana küsüyor. Sanki o odada yokmuşum, o yatakta yokmuşum gibi davranıyor. Sanki tabaklar önüne kendiliğinden geliyormuş, yemek kendiliğinden servis ediliyormuş gibi. Uff o kadar çok şey var ki. Yazmak bile zor geliyor. Odadan evden hatta yorganın altından çıkmak istemiyorum. Boşanmak istiyorum ama çok yorgunum. Ya benim hayatım bitsin ya onunki. Sıfırdan başlamak istiyorum..Ya da her şeyi sıfırlamak…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Firuze Hanıma…

        Yazdığınız kısa bilgilere göre sizde TÜKENMİŞLİK SENDROMU var gibi görünüyor. Bu konuda acilen Tıbbi ve psikolojik destek almanız lazım. Aksi taktirde ilerleyen zamanlarda tedaviniz ve normalleşmeniz cok zor ve imkansız olabilir.

        Ayrıca;

        Önce “Eşimin umrunda değilim” demişsiniz, sonra ki cümlenizde de “Yaptığı hatalara küsüyorum o da bana küsüyor” diye eklemişsiniz.

        Yanılıyorsunuz, kocanız sizi önemsiyor ama sizin küsmelerinizden, ona karşı tavırlarınızdan dolayı kocanız sizden YORULMUŞ, yaptıklarınızdan(?) ve bu şekildeki davranışlarınızdan BIKMIŞ. Bu nedenle de sizinle İLETŞİMİ minumum seviyeye indirmiş.

        Diğer ataraftan;

        “Sanki tabaklar önüne kendiliğinden geliyormuş, yemek kendiliğinden servis ediliyormuş gibi” demişsiniz.

        Aslında bu cümleniz bile tek başına kocanızın sizin neden-hangi söz veya davranışlarınızdan yorulduğunu, bıktığını açıklamaya yetiyor da artıyor bile.
        Büyük bir ihtimalle cocuklarınız, eviniz ve kocanız için yaptıklarınızı “senin ve cocuklarımız için sacımı süpürge ediyorum” vb sözler ile yaptığınız işleri kocanızın BAŞINA KAKIYORSUNUZ. Buda kocanızın sizden soğumasına ve uzaklaşmasına sebep oluyor.

        Son olarak da,

        “Yazmak bile zor geliyor. Odadan evden hatta yorganın altından çıkmak istemiyorum” demişsiniz.

        Bu sözlerinizde sizin hayattan zevk almama, hiç bir şey yapmama, içinize kapanma, yaşamış olmak için yaşama düşüncesi içinde olduğunuzu yani Psikolojık rahatsızlıklardan biri olan “tükenmişlik sendromu” hastalığına yaklalandığınızın en güzel kanıtı.

        İlk yapmanız gereken kocanızla konuşun, sizi bir psikolga götürmesini isteyin.

        Eviniz ve aileniz için yaptığınız işleri veya fedakarlıkları sürekli gündeme getirmeyin, şikayet konusu yapmayın.

        Muhtemelen küçük cocunuz henüz daha “bebek” denecek yaşta ve sizi çok yoruyor. Bu yorgunluğunuz psikolojık rahatsızlığınızın dahada artmasına sebep oluyor. Bu yükünüzü hafifletmek için akrabalarınzdan ( kızkardeş-kayınvalide-görümce-anne vb) yardım isteyin.

        Evinizin işlerini, cocuklarınızı birazda olsa ihmal edin ama kocanıza kadınlık, arkadaşlık, dostluk, sırdaşlık görevlerinizi asla İHMAL ETMEYİN.

        Hayırlı karar ve işlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun.

      • seysey diyor ki:

        O da sana kusuyorsa sen ona kusme.Ben de bazen annemle babama kusuyorum eger kustugumu anlarlarsa gelip beni opucukpere boguyolar barisiyoruz.Eger anlamazlarsa bakiyorum ben yorganin altinda gelen giden yok ben gidiyorum kucaklarina bana boylr davrandin kustum sana diyorum ya guluserek ya konusarak barisiyoruz.Bazen farketmiyolar bazen sadece sen mi uzulup deprrsyona giriyosun diyolar.Haklilar da.Hayat sadece bana zor degil onlarin da bir suru sikintilari dertleri var..Vr kusmek de cozum uretmez.Ya onlar benim kucagima ya da ben onlatin kucagina giderim.Kuslugumu uzatmiyorum uzatirsam inada biner ve ben kaybederik hem sinir hastasi olurum hem de karsimdaki insanlari biktirir kendimden uzaklastiririm.

        Bazrn hakli oldugum halde gidiyorum ozur diliyorum hatta birlikte agladigimiz da oluyo ve rahatliyoruz barisiyoruz.Onlar benim ailem onlari coook srviyorum hrm de bazen seytana inat gidiyorum Allah im kalbime ferahlik ver diyorum ayaklarim gitmek istemese de gidiyorum.Ben de sevilmeyi cook seviyorum beni fatketmelerini beklemiyorum gidiyorum ve beni sevin diye atliyorum kollarina..Ve tabiki istedigimi aliyorum.

        Bence yapabilecegin cok sey var sirf bu yuzden sevgili esini birakma.Madem onemsenmek istiyorsun once onu sen onemse.Uzaktan uzaga farkedilmek de onemsenmek de sevilmek de zor.Niye seytani sevindiresin kolayca halledebilmek varken.Sadece sen sevmiyosun stresi sadrce sen istemiyosun sevilmek sadece sen istemiyosun farkedilmek onemsenmek sadece hayat senin icin zor degil herkes icin ayni.O kdr dert var ki sukretmen lazim asla ve asla bosanmayi dusunmemen lazim sorunlar tek tarafli degil yataklara yorganlara dert fisildamak yerine esine fisilda.Tabi virvir zir zir ya da dirdirdan bahsetmiyorum.Ne kdr kuslugu uzatirsan o kdr uzaklasirsin.Kendinden o kadar uzaklastirirsin.Sonra da pisman olursun.

      • sennur diyor ki:

        sevgili firuze hanım ,

        evlilikte ,evde ,eşler arasında küslük olmaz .
        velev ki oldu , olduysa da çoçuklar büyüklere ayna olmalı.
        küsmeleri ne kadar kısa , hemen barışı veriyorlar. fıtratları bozularak yetiştiği için koca koca adam ve kadınlar küsmeyi bilemiyor.

        bu konuda çoook dertliyim.
        fıtratı bozuk bir adam ile başa çıkmak için , kendinize bakmalı (fıtraten – benim de ne gibi hatalarım var demelisiniz )
        ve hataarınızı düzeltmek adına kararlar alıp ,adım atmalısınız .
        evinizde bakara süresini okumanızı ,dinlemenizi tavsiye ederim.

        selametle….

  3. Kevserâ diyor ki:

    Sizden Allah razı olsun.
    Sadra şifa bir kaç söz duymak ruhuma iyi geldi. Selim bir akıldan doğan güzel öğüt ve teselliler bunlar.

    İmtihan dese de insan, bazen karamsar duyguların altında kalınabiliyor.
    İyi ki varsınız Sema hanım, Sema ablacığım…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku