Boşanma (5) Kararı

04 Temmuz 2017Sema Maraşlı93 Yorum »

7_bİnsanın hayatında dönüm noktası olacak önemli birkaç karar vardır. Evlenme kararı ve boşanma kararı kişinin hayatında büyük değişikliklere yol açacak iki kritik karardır. İki kararı da alırken iyi düşünmek, hissi hareket etmemek, aklı başında insanlarla istişare etmek ve tabii çokça dua etmek lazım.

Bu bir boşanma yazısı olduğu için evlilik kararı üzerinde durmayacağım.

Çocuklarla ilgili yazmaya başladığım boşanma serisine geriye doğru boşanma kararı ile devam ediyorum. Konu ile ilgili birkaç yazı daha var, yazmaya niyetlendiğim. Ara ara devam edeceğim inşallah.

Boşanma kararı alırken nelere dikkat etmek gerekir konusunu biraz irdeleyelim.

Öncelikle kişinin kendine gerekli soruları sorup cevabını iyi düşünüp karar vermesi, yaşadığına biraz dışarıdan bir göz gibi bakması iyi olur. İlk soru:

1-Evliliğimizin yıkılmasında benim hatam ne oldu?

Kadın, ben eşime saliha bir eş oldum mu? Bir kadın olarak sorumluluklarımı yerine getirdim mi?

Erkek, ben evimde kavvam olabildim mi? Evin reisi olarak sorumluluklarımı yerine getirdim mi? diye sormalı.

Ayrıca iki taraf da;

Eşimi suçlarken kendi hatalarımı görebildim mi?

Eşimden yapamayacağı şeyler mi bekledim?

Ben ona ne verdim, ondan ne bekledim?

Bu evlilikte insaflı davrandım mı?  Kendi ailemi sık sık görüp onun ailesini görmek istememek gibi büyük haksızlıklar yaptım mı?

gibi soruları kendine sorup vicdanlı şekilde cevaplar vermeli. Eşini suçlamadan kendi hatalarını görebilmeli.

2-Bu evliliği kurtarmak mümkün mü? 

Kendi hatalarımı düzeltebilir miyim?

Eşimin hatasını düzeltmek için neler yapılabiliriz?

Birini hakem yapmak, bir danışmana ya da psikologa gitmek gibi.

Mahkemeler bir yere kaçmıyor şimdi olmazsa üç ay beş ay sonra da kişi boşanabilir. Fakat boşandıktan sonra “şöyle yapsaydım, böyle bir adım atsaydık evliliğimiz kurtulur muydu?” diye içlerinde bir şey kalmaması için kurtarmak adına yapılabilecekler yapılıp ümit yoksa o zaman boşanma kararı almak daha iyi olur.

Aileler konusunda inatlaşmaktan ya da tedavisi çok basit cinsel problemlerden boşananlar çok oluyor. Bu kişiler ayrılıp başka kişilerle evlenseler de ilk evliliklerinde yaşadıkları problemleri yeniden yaşama ihtimalleri var. En azından ilk evliliklerinde ayrılık öncesi ellerinden geleni yaparlarsa daha iyi olur. Hele bir de çocukları varsa.

Fakat taraflardan biri evliliği kurtarmak için elinden geleni yaptığı halde diğeri inatla benim doğrum bu, bildiğimden şaşmam,  beni böyle kabul edersen kafasında hatalarına devam ediyorsa tek tarafın gayreti ile evlilik kurtulmaz. Fakat ayrılık kararı alanların birbirlerine bir şans daha vermesi iyi olur.

Birkaç kez ayrılıp tekrar birleşip evlilik safhasında bir değişim olmuyorsa ve değişim için yeni adımlar atılmıyorsa yeniden denemenin bir manası yok. Boşanmış kişilerden bazen mesajlar geliyor tekrar barışmayı düşünüyoruz ne dersiniz diye. İki tarafta da hatasını anlama ve değişim için bir adım yoksa yeniden barışmanın bir gereği yoktur.

Boşanma safhasında ehil kişilerden yardım almak da evlilikleri kurtarabilir.

3-Boşanma sebebimizde dıştan ne gibi etkenler var?

Aileler ya da arkadaşların boşanmalarda ciddi etkileri olabiliyor. Kişinin ailesi onun eşini sevmediğinde ve aleyhinde konuştuğunda eğer eşi de onların aleyhinde konuşuyor ve soğuk davranıyorsa kişi bu çatışma içinde eşinden soğuyabiliyor.

Etrafınızda size kendi hatalarınızı göstermeyip, eşinizin hatalarını bulup “Aman senin karın ya da kocan zaten şöyle, zaten böyle, seni hak etmiyor… gibi konuşan arkadaşlarınız ya da akrabalarınız varsa sizi çok yanlış yönlendiriyor olabilir. Onlara kulaklarınızı kapatıp, arkadaşsa biraz uzak durun, akraba ise kendi hatalarınız olduğunu da onlara anlatın.

Kendi yalnız olan ya da eşi ile problem yaşayanlar kasıtlı olmasa da (kasıtlı yapanlar da olabilir) başkalarını da ayrılığa teşvik edici sözler söyleyip yakınlarının boşanmasına da sebep oluyorlar.

Mükemmel bir eş beklentisi sadece mükemmel bir hayaldir. Her çiftin birbirine uymayan huyları vardır.  Büyük şeyler değilse her şeye takılmamak lazım.

Ailesinin ya da arkadaşının gazı ile boşanıp sonra onlar tarafından suçlananlar da oluyor “Bir evliliğini devam ettiremedin” diye. Boşanmaya sebep olanlar o kişinin ihtiyacı olduğunda da ortadan kaybolup onu yalnız bırakabiliyorlar.

Kadın derneklerinin ve medyanın kışkırtmaları da boşanmada gözle görünmeyen gizli etkenler. Kadın ve erkeği birbirine düşman etmekte medya oldukça etkili.

4-Yalnız yaşamaya ya da yeniden ailem ile yaşamaya hazır mıyım?

“Kişi evlendikten sonra ailesinin eşiği ona yüksek gelir.” derler. Kendi evinde belli bir düzene alışmış kişinin yeniden ailesi ile yaşaması kolay değildir. Bekarken ailesi söylediğinde kırılmayacağı bir söz, boşanmış kişiye ağır gelebilir.

Yalnız yaşamanın da ayrı zorlukları var. Kadınların bir kısmı beyaz atlı prens boşandıktan sonda kapıda bekliyor zannedebiliyor ya da erkekler uzun saçlı güzel huylu prenses tatlı bir uykuda onu bekliyor hayaline kapılabiliyorlar.

Boşanma sonrası hayallerinde beklediği kişiler karşısına çıkmayınca boşandığı için pişman olan kişiler çok. İkinci evliliğini yapan bir hanım “Ben ikinci eşime gösterdiğim ilgiyi ve sabrı ilk eşime gösterseydim evliliğim gayet güzel devam edebilirmiş.” demişti. Aynı durum erkeklerde de olabiliyor. İlk eşine sert davranan erkek ikinci evliliği de bitmesin diye ikinci evliliğinde çok başka bir adam olabiliyor. O değişimin yarısını ilk evliliğinde gösterseydi belki çocukları babasız büyümeyecekti.

Boşandıktan sonra hiç evlenemeyenler de çok. Eski eşi kısa zamanda evlenip kendi evlenemediği için sinir olan da. İlk eşinden daha iyisini bulamayan da. Bunları da ayrılık kararı alırken hesap etmek lazım.

5- Boşanma  sonrasına hazır mıyım?

Boşanma sonrası psikolojik, sosyal, maddi ve çocuklar açısından beni ne tür problemler bekliyor? Sorusunu boşanmayı düşünenler kendilerine sormalı ve sonuçlara hazır olup olmadıklarına karar vermeliler.

Bir evlilik çok kötüyse, bir taraf diğer tarafa  zulmediyorsa boşanma sonrası korkusundan o evlilik zoraki devam etmemeli. Fakat biraz gayretle gidecek bir evliliği bitirmeyi düşünenler boşanma sonrası yaşayacakları zorlukları da hesap etmeliler.

Eşler boşanma kararı alırken birbirlerine duydukları kızgınlıkla “Aman onun yüzünü görmeyeyim de yeter” gibi düşünebiliyorlar. Öfkeleri geçtikten sonra çok pişman olabiliyorlar.

Kadın için de erkek için de boşanma sonrası çok kolay süreçler olmayabilir. Bu süreci herkes kendi gerçekliği içinde değerlendirmeli.

“Filanca boşandı sonra yeniden evlendi, şimdi mutlu” gibi ya da

“Boşandı fakat yalnız da çok mutlu gezip tozuyor.” gibi

başkalarının  dış yaşantılarına bakarak hüküm çıkarıp kendi kararını buna göre vermeye çalışanlar çok yanılır. Zira kişilerin hem maddi imkanları farklı hem de huyları farklı. Bir kişi boşandığı için toplum tarafından psikolojik baskılarla kolay baş ederken başka biri bir yerde dul kelimesi duysa siniri tepesinden aşabilir ya da büyük bir kırılganlık gösterebilir.

Boşananlar üzerinde toplum baskısı ayrı ve geniş bir konu. Onu daha sonra yazmayı düşünüyorum.

 

 

Okunma Sayısı : 7.742

Yorum yapın

“Boşanma (5) Kararı” için 93 Yorum

  1. Sennur diyor ki:

    Ferhadi bey , tabii bozmaz .ancak çocuklarim için katlandım deyip , çocuklarin inanılmaz psikolojik sıkıntı da yetişen çok büyük bir kitle var . Tabi en sevilmeyen helal ; ama helâl. Kuran i kerim deki bu âyetlere tekrar göz atmanızi rica ederim. Biz toplum olarak ne sevmeyi ne de ayrılmayı medeni biçimde beceremiyoruz. Hata burda başlıyor , ve yaşadığımız bir Toslama ile bir ömür gidip , ne kendimize şans veriyoruz , ne de tosladigimiz insanlara . Sonuç bakınz 3. Sayfa haberleri ……

  2. Ferhadi diyor ki:

    Bir ortaokulda öğretmenlik yapıyorum. 15 yıldır MEB’de kadrolu hocayım. Evli ve iki çocuk babasıyım. Hanımlar, beyler lütfen çocuklarınıza kıymayın. 2000 öğrencimiz var. İnanın boşanmış ailelerin çocukları perişan. Hiçbir yere sığmıyorlar. Ya disiplin cezası alıyorlar ya da sağlık problemleri ile uğraşıyorlar. Mutlu olanı görmedim. Allah’ın izniyle, peygamberin kavliyle evlendiğiniz eşinize sabredin. Dünya fani/ ölüm ani / üzmeyin canı / ağlatmayın sabi, sübyanı. Boşanıp da mutlu olanı görmedim. Vesselam. Boşanmak ne feci helal!

    • Yahya diyor ki:

      Ferhadi bey

      Çocuklar ile yazdıklarınıza 100% katılıyorum.
      Birebir aynı geri dönüşü oğlumun 25+ yıllık öğretmeninden de aldım.

      Lakin son yazdığınıza katılmıyorum… İnanın son derece mutluyum, huzurluyum, yaptığım ibadetin tadını alıyorum Rabbim daha da arttırsın inşaAllah. Önemle belirteyim, huzursuzluk olan evde ibadette yapılmıyor, yapılan ibadetten de tat alınmıyor. Bazı şeylere çocuklarınız için katlandığınızda da ömrünüzden, sağlığınızdan yiyorsunuz… ve bitmiyor, erkeği parmağında oynatan, babanın içini boşaltan bir kadın/eş/anne ile o çocuklara ne verebilirsiniz?
      Yalan söyleyen, iftira atan, hırsızlık yapan bir kadından/anneden ne bekleyebilirsiniz? Yedirip içirdiğiniz, koruyup kolladığınız, üzerinde titrediğiniz – tabiri caizse – bir hainden ne bekleyebilirsiniz?

      Dolayısıyla iyi ki boşanma var…

      • sennur diyor ki:

        FERHADİ BEY ,
        gözlem ve sonuçlarınız için teşekkür eder ,
        bunun BİR İMTİHAN olduğunu hatırlatır , yaşamayanın başına gelmeyenin dışarıdan gördüğü ve gözlemleyebildiği kadar yorumladığını hatırlatmak isterim. AHİR ZAMANIN AHİR İMTİHANI …

        boşanan ve tek çoçuklu bir anne olarak da boşanan kişileri incelediğinizde ;
        Boşanan kişilere ait ebeveynlerin
        – ya sorumsuz bir baba(içki ,kumar vb alışkanlıklar ,kadına şiddet ) , çoçuklarım için katlanıyorum diyen anne
        -ya çok sert ve otoriter bir baba (herşeyi bilen ve hep dediği olan ),çoçuklarım için katlanıyorum diyen anne
        -ya yine sorumsuz bir baba(çalışmayan ya da para yönetimi yapamayan ) ,bütün ev sorumluluğu üzerine almış GÜÇLÜ ANNE
        VS.
        – ya da sorumlu bir baba , sorumsuz bir anne ( evini boş vermiş,çoçuklarını boş vermiş vs.)
        örnekleri çoğaltmak çoook da mümkün .

        yine etiketlemeye giriyoruz. en çok parçalanan ailelerin çoçukları zararda ,ziyanda vb.yorumlar .

        bence toplum olarak ne SEVMEYi ,ne SAYGIyı ne de BOŞANMAyı bilmiyoruz …

        kuran ı kerimi incelediğimizde boşanma ile ilgili ayetler var bize ışık tutması gereken .
        sahabelerin hayatları var ışık tutan. okuduğumuzda hikmet gözüyle bakan aynı hanıma ,iki önemli sahabi talip olabiliyor , birinin kızıyla diğeri evleniyor vs.
        biz islamdan bu kadar uzaaak kalınca , çoçuklar da biz de enkaz olur .

        bu arada ben de boşanmayıp ,çoçuklarım için deyip katlandım deyen ve çoçukların pskolojik sııkıntı olup dertli olanlara da ŞAHİT oldum .

        ALLAH istikamet ve sırat ı müstakim versin inşallah.

      • Ferhadi diyor ki:

        Özel durumlar müstesna. İstisnalar kaideyi bozmaz.

        • Sennur diyor ki:

          Ferhadi bey , tabii bozmaz .ancak çocuklarim için katlandım deyip , çocuklarin inanılmaz psikolojik sıkıntı da yetişen çok büyük bir kitle var . Tabi en sevilmeyen helal ; ama helâl. Kuran i kerim deki bu âyetlere tekrar göz atmanızi rica ederim. Biz toplum olarak ne sevmeyi ne de ayrılmayı medeni biçimde beceremiyoruz. Hata burda başlıyor , ve yaşadığımız bir Toslama ile bir ömür gidip , ne kendimize şans veriyoruz , ne de tosladigimiz insanlara . Sonuç bakınz 3. Sayfa haberleri ……

    • hanne diyor ki:

      Ferhadi bey fazla yorum yapmak istemiyorum özel yaşadıklarımızla ilgili ama anne babası aynı evin içinde hergün kavga gürültü yaşayan öğrencileriniz çokmu daha sağlıklı onlarıda inceleme fırsatınız olduysa… Kötü anlamda eleştirisel değil birde onları gözlemleyin… bazı evlilikler o kadar kötü gidiyorki o ortamda yetişen çocukların çokda sağlıklı olacağına inanmıyorum. Şahit olduklarımda var uzamasın yazımız… Babasının annesine şiddet uyguladığını küfür ettiğini hakaret ettiğini gören, dini değerlere peygamber ve Allaha ağza alınmıcak kelimeleri duyan bir çocuk için bunlar bir süre sonra olağanlaşıp okul zamanı bunları okuldaki arkadaşlarına uygulayan öğrencileriniz yokmudur. Öfkesini yenemeyen ebeveynlerin yanında öfke kontrolü olan çocuklar yetişebilirmi inanın merak ediyorum. Benim 1,5 yaşındaki oğlum ayrıldığımızda kapıları duvarları tekmelerdi. Bana vurup saçlarımı çekerdi. Babasıda babasından görmüş onada gayet normal gelirdi yaptıkları… Diğerleri daha neler görüp neleri normal algılar acaba. Kendi akrabalarımdada var, eşine çocuklarının yanında şiddet uyguluyor sağlıklı bir birey buna izin vermez diyoruz fakat üniversiteye giden oğlu buna mudahele etmiyormuş ve hatta kız kardeşine uyguluyormuş..Boşanmak tabikide iyi birşey değil ama bazen boşanmamak daha büyük zararlara yol açıyor.. Bunuda göz ardı etmeyelim lütfen. Öyle ilk tartışmada mahkeme yollarına düşücek zihniyette insanlar yok burdaki boşanmayı bile isteye zevkle yapmış olalım… Selam ve dua ile..

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Ben de yirmili yaşlarımın başındayken evde bir gün “bıktım sizin kavgalarınızdan, bir huzur bırakmadınız adamda yıllardan beri, bu evde kavgasız bir gün görmeyecek miyim ben” deyip carlamıştım anne babama. Geç de olsa çözüm aldık bir nebze ya doğru mu yaptığımız diye düşündürdüm onları ama o zamana kadar olan kısmı yanımıza kar kaldı.
        Konuyu evliliğe çekecek gibi oluyorum ama neden sessiz sakin kendi halinde bir hanım istediğimin cevabı yetiştiğim ortamla alakalı. Bir kadının bağırmasına, çığırtkanlık yapmasına ve olur olmaz her şeye ağlayıp kendini salmasına katlanamıyorum.

        Hanne hanım kötü olan ise şu. Hepimiz insanız, şema psikolojisi denen şey var ya gidiyor yine eş seçiminde insana ailesinden gördüğü huzursuzluğu devam ettirecek eşler seçtiriyor. Kavga gürültüyle yetişen insan sessiz sakin insanlar yerine yine kavga gürültüsünü devam ettireceği insanları kendine yakın hissediyor, onlardan elektrik alıyor. Yani aslında kendini tekrarlayan bir durum var, nasıl çözülür bilmiyorum…

        Selametle.

        • .../nisa diyor ki:

          Sadece Fatih bey,

          Şema psikolojisiyle ilgili yazmış olduklarınızda haklı olabilirsiniz bunun örneklerini gördüm yalnız benim gibi tam tersi yönde hareket etmeye çalışan temennisi bu yönde olan kişilerde olabilir. Bir tanıdığımın babası agresif sert biriydi ve bu kişi yine babası gibi zor mizaçta olan biriyle evlendi hatta diyor aynı babam gibi. Babasıyla sorunlu geçmişi olan yada sevgi görmeyen kızlarda genellikle babası gibi karakterde olan birine yakınlık oluyor yalnız bunu şu sebeplede yapıyormuş babamı düzeltemedim ama bu kişiyi düzeltebilirim düşüncesi bilinçaltına yerleşiyormuş. Yine erkeklerde de anneye benzer mizaçta birini arayış olabiliyor.

          Bende ise şema psikolojisi tam olarak etkin değil belki babam gibi sözünde duran cömert biri olabilir ama mizaç olarak sakin anlayışlı biri olması temennim sinirli zor mizaçlı insanlardan uzak durmaya çalışıyorum ve sinirli insanları birçok noktadan hemen fark edebiliyorum bende ters tepki veriyor sanırım.

          Aslında bilinçaltımız çoğu kararları verdiriyor farkında olmuyoruz. Geçen gün bir psikoloğun dediği gibi terk edilmekten korkan bir kadın terk edilmemek için elinden geleni yapıyor yalnız tedirgin kaygılı hali sebebiyle karşı tarafı bunaltıp yine terk edilebiliyor. Bazen kader öğrenilmiş çaresizlik yada kısır döngü değil bilinçaltımızın kendisini tekrar etmesi olabiliyor.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Kastettiğim durum farkında olmama durumu. Kıvılcım ya da aşk peşinde koşan günümüz kızlarına ve hatta artık erkeklerine bunu anlatamıyoruz. Ne oluyor. Elektrik alamadım. Yahu rahatsız eden bir durum yoksa öyle kestirip atma. Mantığın okeyse, gözünü rahatsız eden bir durum yoksa zamanla seversin. Karşı cinsle uzun süre göz teması kurabiliyorsan olay birmiştir. Kalanı faso fiso. Oksitosin denen bir hormon var.
            Açıkçası bunları anlatacağım diye klavyemde tuş bitti. İnanın flört kafasında yazı yazan psikologlar bile karşınıza kaliteli bir insan çıkarsa kıvılcım aramayın diyor. Siz üzerinize alınmayın da günümüz kızları ve erkekleri görüşlerimi eski kafalılık olarak görüyor ama evlendikten sonraki bir kaç ay içinde işin aynı kapıya çıktığını bilmiyorlar. Görenlerin de itiraf etmek işine gelmiyor. Bu durumu delenler ne kimler. Nikahsız olup aynı evde yaşayanlar. Muhtemelen yatakları ayrı ama aşk gibi kavramların aynı evde yaşamaya başlayınca yerini karşılıklı sevgi ve saygıya bıraktığını bizzat görüyorlar, oluyorsa nikahlanıyorlar olmuyorsa güle güle… Bana kızlarda bu bilinçsizliğin yaşı 25 derlerdi ama 28 bile olsa aynı. Belki de ben çok geri kaldım… Belki ben de artık işyerindeki bekar tayfaların arasına karışıp dışarıda sosyal ortamlarda buluşup kızlarla yakınlaşmaya çalışmalıyım…

    • .../nisa diyor ki:

      Ferhadi bey,

      Allah bir şeyi helal kılmışsa muhakkak vardır hikmeti boşanma sevilmeyen helal olsa dahi. Hergün psikolojik yada fiziksel işkencenin kavganın olduğu bir ortamda yetişen çocuk ne kadar huzurlu olur. 5 yaşında tuvalete gitme alışkanlığı olan çocuk anne babası kavga edince korkudan etrafa tuvaletini yapabiliyor hırçınlaşıp ağlayabiliyor. Bunu nasıl değerlendirmek gerekir.

      Kimse durduk yere sağlam parmağı kesmeyi onaylamıyor tıbbi hiçbir tedaviye cevap vermeyen kangren olmuş parmağı vücudun tamamına zarar vermemek için kesmeyi onaylıyor.

      Boşanmanın sonuçları elbette analiz edilmeli ama boşanmaya giden süreçler daha çok analiz edilmeli. İnsanların nelerin yaşamış olabileceklerini siz huzurlu bir evliliğiniz olduğu için anlamayabilirsiniz bende bekar olduğum için. Büyük konuşmamak gerekir.

      • sennur diyor ki:

        ferhadi bey ,

        ayrıca aklıma şu da geldi .bu bizzat tanık olduğum bir ibret dersi .
        bir kadın düşünün aylarca ağladı ,kocası tarafından aldatıldı ve çoçuğu vardı ,çoçuğunun geleceğini düşündü . en büyük desteği kayınvalidesi verdi , ayrılma sakın vb. dönecek evine diye.
        kayınvalidesi de zamanında eşi tarafından aldatılmış , çoçuklarım için katlanacağım demiş ama ne olmuş sonuçta sorumluluk almayan ve babayı olduğu gibi modelleyen çoçuk .
        aldatılan kadın ,aldatılan kadın.ağlayan çoçuk .

        geçen haberlerde çıktı , doğu da bir adam kadına affedersiniz çoçuğun dışkısını yediriyor ,
        bir de sosyal ortamda paylaşacak kadar ahlaki melekelerini yitirmiş. buna da yakınları şahit .
        yani ana babalar neler neler yetiştiriyor ???
        rabbim bizleri İNSAN eylesin di mi ama , herşeyden önce İNSAN olabilmeyi , ve İNSANİ vasıflarımızı yitirmeden yaşamayı nasip eylesin .

  3. sennur diyor ki:

    GEÇEN gün bir parka gittik , kızım ben ,arkadaşım ve kızları . epey farklı bir parktı ,tüm oyuncaklar ahşap tan ,çoğu tırmanma ,tek ayak yürüme ve en ilginci , teleferik vari bir alet. park harika tek kelime ile , kızlar koşturuyorlar o oyuncak ,bu oyuncak keşfetmeye . haftaiçi saat 18.00 civarı gittik. ben 15 dakika sonra farkettim orada tüm çoçuklar BABASI ile. bir ben ve arkadaşım ANNE ,
    hemen döndüm arkadaşa ; kız bir tek biziz burada ,baksana hep babalar ve çoçukları :)
    o da bu semtte babalar çalışıyor demek dedi , tabi şükür aile birliği tam onun .
    tabi bizlerin bu durum gözünden kaçmıyor hemen :)
    neyse gıpta ettim ,o semte ,parka ,babalara, eşlerine ve çoçuklara ….

    iyi gördüğümüz durumları da paylaşalım değil mi ama ???
    bu arada saat 19.00 gibi ayrılırken ,iki anne ve çooçukları daha geldi de hayretim biraz olsun rahatladı :)

    • Yahya diyor ki:

      bizde de tam tersi Şennur hanım,
      ne zaman çocuklarımı alıp parka gitsem annelerden geçilmiyor.
      Genelde tek baba benim veya karı koca gelenler var…
      beni rahatsız eden bir durum değil… çocuklarımla vakit geçirmek eğlenmek son derece güzel.
      Çocuklarımda bu durumdan son derece memnun… :)

      • sennur diyor ki:

        YAHYA BEY,
        değişik geliyor di mi insana ? gittiğiniz park ortamı , çoçuk oynuyor ,eğlence dorukta ,
        ben de GIPTA ettim , hepsini .beğendim , takdir edilecek babalar da var dedim ,
        hep hüzün ya da acı tecrübe paylaşıyoruz arada b görebildiğimiz güzellikleri de paylaşalım di mi ama ?

        • Yahya diyor ki:

          Şennur Hanım
          benimki biraz algıda seçicilik gibi… değişikliliği fark ediyorum ama dediğim gibi rahatsızlık noktasında değil. Çocuklarımda bu durumdan memnunlar – en azından benim izlenimim.

          Son derece güzel, mutlu günler geçiriyoruz. Nispet yapmak istemem o yüzden fazla paylaşmak istemiyorum ancak dediğiniz gibi güzellikleri de paylaşmak lazım ….

          Selam ve dua ile…

          • Sennur diyor ki:

            Yahya bey , son durumlar nasıl ,sıkıntıli zamanları atlattıniz umarım ? Çocuklar sizde kalabiliyor mu? Mahkemeniz sonuçlandı mi ? Ufak tefek sorunlar olsa da biz de aştık Hamdolsun sorunların büyük kısmını . İnşallah daha da aşariz . Dua çok önemli bir hazine . Selam ve Dua ile. …

        • Yahya diyor ki:

          Şennur hanım

          bazen hararetle yazıyorum ancak içim sütliman….
          Şu aralar son derece hareketli geçiyor… aleyhine işleyen durumlar söz konusu…
          çocuklarımda onunla kalmak istemiyorlar… içeriden de bir tazyik var…

          Avukatımı da epey yoruyorum adli tatil tatil… :)

          Hakkımızda hayırlısı olsun inşaAllah. Sabır ve şükür ile…

          • Sennur diyor ki:

            Allah yardimciniz olsun. Çocuklarınıza dirayet nasip eylesin. Ve bu durum da kalan tüm çocuklara yardım eylesin insaAllah. Bizde de durumlar ;o almak istiyor ,hafta sonu calisacaksa haftaiçi , biz gezmedeysek gel burdan al diyorum , (çünkü son anda ve plansız istediği için ) o gelecek oldu ,kizim ben vazgeçtim gitmeyecegim buraya yeni geldik , dedi .kapattı . Bakalım bunun yansıması nasıl olacak ?kızıma …. ben seni alacaktım , sen beni tercih etmedin gibi ….

          • Yahya diyor ki:

            Dua ve temennileriniz için teşekkür ederim.

            Benzer bir durum şuan yaşamıyorum ancak ben yine çocuklarıma soruyorum annenizle bir yere gidecekseniz gidin, sonra buluşuruz vs. diye…
            Benim en büyük tesellim, sağlıkta afiyette olmaları…! İnsan göremese dahi onların iyi olduğunu biliyor olması yeterli oluyor.

            Rabbim hepimize yar ve yardımcı olsun.
            Selam ve dua ile…

  4. gulpembe diyor ki:

    bosanmis ebeveynler , cocuklarina karsi borclu yada mahcup degildirler.
    eger oyle bir zanna kapilirlarsa bu kendielrini kotu hissetmekten, cocukla aralarindaki baga zarar vermekten baska birseye yaramiyor maalesef.

    cocuklar heryas araliginda farkli donemlerden geciyor, cocugun yasina gore karsilanmasi olasi problemler uzerine bilgilenilirse, ebeveyn kendini yada cocugu suclayip duygusal olarak daha fazla yorulmaktansa,meseleye daha makul yaklasabiliyor.

    su bir gercekki cocuklar cok hizli buyuyor, elimizde sadece anilar kaliyor. simdi aglayarak yakindigimiz pekcok sey ilerde gulerek anlatacagimiz tecrubelerimiz olacak insallah.
    bu aralar 6 yas oglumla epey restlesiyoruz. tabagini bitir desem, sen benim midemin patronu degilsin diyor. tabiki degilim, ama saglikli olman icin lazim diyorum. eger iyi gunumde degilsem , iyi bir cimdik yiyor.gecen haftalarda evde ihtilal yaptilar; bir odayi bastan basa yazmislar, “anne babalar giremez,yasasin cocuklar, kurallara hayir!” diye..
    video oyunlarina izin vermedigim icin de oglum diger anneleri ornek gostererek, sen dunyanin en gicik annesisin demisti, bende “sen ise dunyanin en hayirli evladisin”diye cevap verdim. bence anneler cocukalri hakkiinda bir zanda bulunursa Allah onlari yalanci cikartmaz. cunku onlar Allahla beraber oldugu surece ,Allah da onlarla beraberdir.

    • Rayiha diyor ki:

      Çok güzel yazmışsınız Gülpembe Hanım, ağzınıza sağlık. Benim oğlum da 6 yaşında. Ne yapacağımı, Nasıl davranacağımı şaşırdım artık. İstediği şeyleri yaptığım Zaman iyi, hoş. Annecim, seni çok seviyorum deyip sarılıyor. Ama zararlı bişey istediğinde, kötü şekilde konuşuyor ve kızıyorum, o gibi durumlarda kızıyor, neler söylüyor, beni dövmeye kalkıyor yani bir anda herşey değişiyor, aramız bozuluyor. Bir şeye alıştırmak çok zor oluyor. Çünkü tam alıştı derken babasına gidiyor ve orda farklı şeyler uygulanıyor. Bu yıl okula da başlayacak. Ödev yapmaya filan Nasıl alışacak bilmem. İşimiz zor yani
      Bu günler de böyle geçecek ne yapalım. İnşallah Rabbimiz hep onlarla ve bizimle beraber olur.

      • Yahya diyor ki:

        Rayiha hnm,

        Müsaadenizle kendi tecrübemden paylaşayım:
        Öncelikle kendisine yetişkin muamelesi yapın. O konuşurken yaparken iyi dinleyin ve söylediklerine yetişkine cevap verir gibi verin.
        Sizden oyun, eğlence, aktivite için zaman ve yardım talep ederse, işinizi bir kenara bırakıp onunla birebir ilgilenin.
        Yaşı gereği bir çok soru soracaktır ve çoğu kez itiraz edecektir, bunlara sabırla, geçiştirmeden ve doğru cevaplar verin; izahatte bulunun.
        Size karşı kötü davranış ve sözde bulunduğunda ona kızmak yerine hislerinizi onunla paylaşın. Mesela size vurduğunda canınızın çok yandığını, vurduğu yerin moraracağını vs. kızmadan sakin bir dil ile anlatın. Buna devam edin, belli bir süre sonra, kötü bir şey söylediğinde annesinin üzüleceğini kırılacağını anlayacak hissedecek ve kendisi de bundan üzüntü duyacak ve devam ettirmeyecek.
        Bir iş yaparken onunda yanınıza çağırın yardımını rica edin. Temizlik yaparken bir bez verip, hadi sende buraları sil bana yardımcı ol, evimiz temiz olsun gibi… bu ona değer verdiğinizi gösterecek. Yemek yaparken yardımını isteyin, sofra düzenlenirken vs.
        Ona sorumluluklar yükleyin, bu senin işin/vazifen gibi görevler verin. Bu görevlerini yaptığından emin olun ve sonunda onu takdir edin. Hatta zaman zaman ödüllendirin. Babasına gittiğinde düzen bozuluyor demişsiniz buna pek takılmayın siz mevcut düzeninizi kurallarınızı hatırlatın ve uygulamaya devam edin. Belli bir zaman sonra sizin yanınıza geldiğinde bu evin kurallarına uyması gerektiğini öğrenecektir.
        ….
        şimdilik aklıma gelenler
        Kolay gelsin.

      • seysey diyor ki:

        Sana tepki gosterdiginde senin ona karsi tutumunun degistigini kesfetmis.Onun bu durumu kullanmasina izin verme.

      • gulpembe diyor ki:

        Rayiha hanim,
        6 yas cocugunun ruhsal gelisim ozelliklerinde bahsetmis oldugunuz tum durumlar yeraliyor. Inatcilik, ilgi cekmek icin degisken ve abartili tavirlar, kendini ispat etmeye calismak,bazen yeni kaygi ve korkular edinmis olmak orta cocukluk doneminin basi sayilan 6 yasin getirdigi dalgalanmalar.
        Onlar da bizim kadar zorlaniyor, yeni yaslarina alismaya:)
        her nimet nikmetiyle gelirmis,elhamdulillah nimet var ki, imtihani da olacak.

        Cocuklar ofkelerini gosterme yolunu cogunlukla biz buyuklerden kopyalarlar. Eger biz bagiriyosak, bagirir ;vuruyorsak vururlar. Keske cocugun kendi canini tehlikeye atacak davranslarda bulunmalari haric, kulak dahi cekmesek…kendi sabirsizlikarimizin yetersizliklerimizin acisini kucucuk bedenlerden cikarmasak. Bazen kalblerini kirdigimda ,aferin gulpembe su kadarcik cocuklara haddini bildirmeyi basardin, gurur duy simdi, deyip muthis bir vicdan azabi cekiyorum. Eger ofkemi kontrol edebiliyorsam, peygamberimiz sav.in esas pehlivan ofkesini yenendir diyerek tam isabet buyurdugu uzere, kendimi zafer kazanmis kumandan gibi hissediyorum.

        Kurallarin onlarin iyilikleri icin oldugunu hic bikmadan anlatmali, ama sevgi ve ilgimizi asla kismamaliyiz. Yahya beyin de guzel ifade ettigi gibi, onlara yetiskin gibi davranmali fakat ayni davranisi onlardan beklememeliyiz. Babasina gittiginde duzen bozuluyormus gibi olsa da, esas yanildigimiz nokta su ki, cocuktan hemen sonuc bekliyoruz. Yani bugun oturtmaya calsitigimiz seyler belki bir 6 ay sonra yada 2 yil sonra meyvesini verecek, acele etmemeli. Cocuktan beklentiler gercekci tutulmali.

        Yaslari buyudukce daha zor olacak diye de dusunmemeli. Cunku Ergenlik sorunlarinin cogu cocukluk evresinde ustu kapatilan, bastirilan duygularin patlamasiyla oluyor. Biz eger simdiki vakti iyi degerlendirebilirsek ergenlikte kazancli cikacaz insallah…

        Allaha emanet olun:)
        selam ve sevgiler.

        • Rayiha diyor ki:

          Çok teşekkür ediyorum Gülpembe Hanım, Yahya Bey. Hakkaten her nimet Hikmet’iyle beraber geliyor. Allah biz annelere iyisi bu büyük sevgi ve vicdanı vermiş yoksa Nasıl dayanacaktık bu yaşadıklarımıza.
          Evet oğlum benim işlerime katılmayı, birlikte kek vs.yapmayı çok seviyor. Söylediklerinize daha çok dikkat edeceğim inşallah.
          Çok şeyi bizden kopyalıyorlar öfkelerini gösterme şeklinde olduğu gibi. Benim ona vurduğum durumlar oluyor, o da bana vuruyor. Bundan sonra ona vurmamaya niyetliyim inşallah.
          Allah hepimizin yardımcısı olsun. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler.

  5. Sennur diyor ki:

    Normalde Tv izlemem , birkaç günlüğüne bir yere geldik. Tv De tartışma programı. Konu ;çocuğun velayeti Ve alınması . Enine boyuna tartışılıyor. ..

    • Sennur diyor ki:

      Ebeveyn e yabancılaş ma sendromu adı altında bir kitap çıkmış. Mağdur kalıp , çocuğunu göremeyen ebeveynler için. Bu icra yolu ile çocuğun alınması ya da anne babanın çocuk alışverişinde kavga vs . Gibi durumlarin önlenmesi adına tartisiyorlar . Uykum kaçtı , ne vakalar dan bahsettiler. (Bu arada danışmanlara gidenler bilir 😄 vaka diyorlar bizlere danişanlara 😉 ) Rabbim neslimizi korusun inşallah . Bu topluma öfke yönetimi ;öfke kontrolü gibi dersler verilmeli bence de.😐 ‘hastalık li bir evlilikten ise sağlıklı bir boşanma iyidir ‘dediler . Ben de şunu düşünmeye başladım birlikte iken ihmal edilen çocuk , ayrı iken tüm sevgi ihtiyacı çocuğa veriliyor sanki . Rabbim iyi etsin her birimizi. Hesap gününe göre yaaşmayı nasip etsin.

    • Yahya diyor ki:

      Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyenin durumu bellidir.
      Rabbim bize bu işlerin nasıl olacağını öğretmiş.
      Biz hala daha bu işe çözüm arıyoruz. Bulamayız da çünkü aklımız fikrimiz Almanya nasıl yapmış, Hollanda nasıl yapmış, Amerika nasıl yapmış derdindeyiz… O baktığımızı da, örnek aldığımızı da birebir hayata geçiremiyoruz… illa orasıyla burasıyla oynayacağız veya ortaya karışık bir şey yapacağız…

      Devletin hiç bir kurumu evlenirken beni araştırmıyor ancak boşanma/velayet mevzu bahis olunca uzman yollayıp araştırıyor. Neyi mi araştırıyorsun? Velayeti anneye verirken, anneyi niye araştırmıyorsun? Ben sana resmi belge ve delillerle annenin problemli olduğunu ispatlıyorum niye beni 2,5 sene ciddiye dahi almıyorsun?

      6 yaşındaki çocuğunu arabaya bağlayıp cezalandıran anne suçlu oluyor da… bu kafadaki anneye velayeti veren hakim/uzman vs. niçin bu suça iştirak etmiş sayılmıyor?

      Sözüm size değil Şennur hanım…

      Selam ve dua ile…

      • Rayiha diyor ki:

        Bu hallerle baya uğraştınız ve baya muzdaripsiniz galiba. Bu velayet ve araştırma durumu hakime göre de değişiyor anladığım kadarıyla. Çünkü burda iki hakim varmış ve biri araştırmayla filan baya uğraştırıyormuş. Biz ona denk gelmedik şükür ve karşı tarafla anlaştığımız gibi altı yaşındaki oğlumun velayeti bana verildi. Karşı taraf aksilik yapmak istese. Velayeti almak istese ve bu hakime düşseydik baya uğraşacaktık galiba. O açıdan rahatım şimdi çok şükür ama çocuğun eğitimi,terbiyesi….çok zor. Çocuk gidip geliyor, bazı şeylere alıştırmak için çok zorluk çekiyorum. Sabah yine bana kötü sözler söyleyerek defol diyerek işe gönderdi bakalım.
        Kusura bakmayın ben de bu şekilde içimi döküyorum biraz ama ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun.

        • Yahya diyor ki:

          Rayiha Hanım,

          Bizim burada 20 kadar aile mahkemesi var bu fetö vs. dolayısıyla bir çok hakim değişti atandı vs. yani bize iyi hakim geldi çok şükür deseniz, bir sonraki duruşmada başka hakim ile karşılaşabiliyorsunuz… Tabii her hakimin mevzuları ele alışı bambaşka… onu bırakın aynı hakime bir önceki duruşmada olan durumu tekrar izah etmeniz gerekebiliyor… duruşma araları 3-4 ay kadar… Duruşmalarda uyanık olmak gerekiyor, hakim bir çok önemli noktayı atlayabiliyor, hatırlatmak hatta gözüne sokmak gerekebiliyor. Sonra bazı hakimler burnundan kıl aldırmayabiliyor, aleyhinize durumu çevirmeden mücadele etmek gerekiyor vs…

          Rabbim yardımcınız olsun. Anlattıklarınız kolay değil, ki yazabilirsiniz tecrübesi olan kardeşlerimiz size yardımcı olmaya çalışırlar. Sizde sabır ile oğlunuzu ele alacaksınız, kızmadan tatlılıkla, güzellikle…

          Selam ve dua ile…

          • Sennur diyor ki:

            Allah her birimizin yardımcısı olsun. Bizlerin imtihanı ayrı ,evlatlarınin imtihanı ayrı . Ve maalesef sayimiz da her geçen gün artmakta . Yavrularimiza gayret bizlere de selamet diliyorum Allah ‘ tan. Dualarıniz dan unutmayın emiii

          • Rayiha diyor ki:

            Benimkine iki yıl kadar oldu ve bir defada bitti, uzamadı şükür. Allah herpinize kolaylıklar nasib etsin, iyilerle karşılaştırsın.
            Çocuk konusu da ayrı bir mesele. Ne yapacağımı şaşırıyorum. Evet, kızmama, sert davranmamak lazım ama yumuşak davranıyorum olmuyor, kaç elde şimarıyor diye bir de sert davranmayı mı denesem dedim. İki gündür kötü davranıyorum, kızınca vurdumduymaz bile ama yine aksilikleri artarak devam ediyor. Sabah “sen kötü davranıyorsun, güzel çocuk olmuyosun ama gitmeden gel bir öpeyim” dedim. Öptürmedi. Hatam vardır mutlaka. Tecrübeleriniz varsatavsiyelerinizi almak isterim. Ne yapabilirim?
            Allah’a emanet olun.

          • sennur diyor ki:

            Rayiha hanım , çoçuk eğitimi ile alakalı radyolarda güzel insanların programları oluyor .(mehtap kayaoğlu ,saliha erdem vb gibi)

            ben bu hafta birlikte dua ikilisi deniyorum , (hatice kübra tongarın ınstagram hesabından gördüm ) kızım da inanılmaz faydasını hissettim . sıra ile dua ediyoruz , bir o isitiyor ,bir ben
            arada anne mola bir şey sorabilir miyim ? soruyor aklına gelenleri babası ile alakalı olsa da kısa ve net cevap veriyorum .
            dün gece hatta dua zamanı dedim ,şükür babsı kızını arıyor ,soruyor ,ilgileniyor ALLAH ım , ona benden daha iyisini nasip et .
            kızım şok oldu ,sen ayrıldın niye böyle dua ediyorsun ? neden etmeyeyim dedim , biz eş olamadık ,ama onun adına iyi durumlar istemem senin de yararına olacak .ikna oldu .

            birçok kişi ayrıldığı kişiye ardından sayıp duruyor ,beter ol falan ; ama onun beter olması ,kan bağı bulunan evladına etkisi olacak , bazı konularda anaokul dönemindeki gibi hareket ediliyor ama işin içindeyken fark edilmiyor ….. :(((

            rayiha hanım , bir de kendi manevi durumlarınız çoook önemli ,
            ben bunu kendimde farkediyorum , azıcık bir takım okumalarımı eksiltince ,
            çoçuğa tahammülüm azalıyor ,
            onun ALLAH ın bir nimeti ,bana misafir verdiği bir emaneti olarak bakmaya çalışıyorum ,
            böyle bakınca durumlar değişiyor ,evli olup çoçuk sahibi olamamış tanıdıklarımı göz önüne getiriyor ,ALLAH IM hakkıyla yapabilmeyi nasip eyle diyorum ….

        • hanne diyor ki:

          Rayiha hanım malesef benzer sorunları bizlerde yaşıyoruz. Ve çocuklar büyüdükçe sanırım sorunlarımız dahada büyüyecek. Allah yardımcımız olsun. Benim oğlum 4 yaşını bitircek inşallah… Fakat artık birşey almayınca babama söylerim alır demeye başladı bile.. Arada bende kızıp bağırıyorum insanız buna engel olamıyoruz. Bazen inanın nasıl davranacağımı bilemiyorum. Aynı evde büyüklerde olunca iki arada bir derede kalıyorsunuz. Sitenin adı Çocuk ve aile olduğu için özellikle çocuk üzerine yazılara ağırlık verilse. Ve ebeveyni ayrılan çocuklardaki durumlara karşı ailelere yol göstermek adına yazılar yazılar çok iyi olur sanırım…Selam dua ile..

          • Rayiha diyor ki:

            Çok teşekkür ediyorum Şennur Hanım, Hanne Hanım. Çocuklar büyüdükçe, ergenlikle beraber filan sorunları artar diyorlar ama inşallah öyle olmaz. Bana da öyle geliyor ki büyüdükçe akılları daha çok erecek ve sorunlar azalacak sanki ama yaşanmadan bilemem tabi. Sorunlar artarsa işimiz zor Allah yardımcımız olsun.

          • Sennur diyor ki:

            Ben de büyüdükce rahata erecegimizi umut ve niyet ediyorum. Bizlerin analari büyüdükçe dertler büyüyor diyor diye büyüttü ve belki de dertleri büyüdü. Biz niyetlerimizi değiştirelim , inşallah göz aydinligimiza vesile olsun . Bol bol Hayır dua ediyorum hatta bazen yüzüne de ediyorum. Rayına hanim , sorun yaşıyoruz ama geçecek inşallah. inşallah atlatacagiz ben bunaldigim zaman hep şöyle düşünüyorum, Allah bana bu çocuğu nasip etti , etmeyebilirdi ki istese etmeye bilirdi. Birçok çocuk sahibi olmayn

          • Rayiha diyor ki:

            Doğru Hanne hanım. Çok güzel bir bakış açısı. Biz de öyle bakar ve bekleriz böylece kolaylaşır inş.
            Çocuklar hepimiz için büyük nimet. Muhammed (oğlum) yanımda. O yüzden fazla yazamıyorum. Allah’a emanet olun.

          • Rayiha diyor ki:

            Afedersiniz Şennur hanım.

          • Sennur diyor ki:

            Olmak isteyen kişiler var. Bizimde nasibim iz böyle imiş. Ben en çok kızıma acıya gözler ile bakilmasindan rahatsizim. Böyle durumlarda zorlanıyorum ne yapacağımı bilmiyorum?…bir tanıdığım vardı annesi kronik Rahatsız di , hep annen nasıl sorusundan bunaldigini anlatıyordu. Ben de kizin alıştı mi ? Vb.sorulardan bunaliyorum .

  6. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Bir arkadaş evlendikten sonra hanımı istediği için hesabını kapattı. Evlenirsem kapatırım belkş ben de evlenene kadar serbest(!) :)

    Fatih kardeşim sana tavsiyem sosyal medya kullanma boş zaman kaybı daha bir çok zararı var. Bak bana benim whatsap dışında ne face ne twitter ne de ınstagram hesabım var hiç birini kullanmıyorum. sadece ünv. okurken face hesabım vardı ünv. bitti onuda kapattım. Ve kullanmadığım için çok rahatım eğer kullanmış olsam şimdi değişik ruh hallerinde olurdum çünkü çok sinir bozucu paylaşımlar yapılıyor insanlarda mahremiyet kalmamış düğün fotoları profil resmi yapılıyor güya muhafazakar insanlar karılarıyla gittikleri yerlerin fotolarını atıyorlar cümle alem karılarını görüyor yani daha neler neler. Bu tip şeyleri görünce çok bunalıyorsun sıkılıyorsun yani birbirlerini kıskandırma,hava atma caka satma egoyu yükseltme ne desen bu sosyal medya illetinde var. O yüzden bulaşmayın derim bulaşmışsan da kurtul derim :)

    Vesselam…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Azmo kardeş.

      Çok şükür o dediğin durumlara çok girmiyorum. Hatta sosyal medya hesabım tek ve beni yansıtıyor aslında. Burun kıvıran kız burun kıvırırken “fotoğraflarda gördüğüm gibisin demişti.” Bir kaç fotoğraf var onlar da sade… Çoğunluğu karikatür, bir de çok pis geyiğim vardır :) Boş muhabbetlerle doldurmak olmasa arada bir buraya da bazı esprili cümleler yazasım geliyor ama vazgeçiyorum saygıdan. Haber kaynağı da ajanslardan, yabancı kaynaklardan oluşan haber kaynağı. Nedense insanların fotoğrafları çok az geliyor bana 😉
      Kapatmaya lüzum görmedim ama stalking(sosyal medyadan biri hakkında bilgi toplama) diye bir kavram var. Tanıştıralım dedikleri kızın sosyal medya hesabına ulaşmak için benim de hesabım olması gerekiyor. Tasvir etmek istemediğim durumları görünce tamam diyorum bu da onlardan, iş bitiyor…
      Evlenirsem belki kapatırım 😀

      Selametle.

  7. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Birincisi eski yorumlarda gordugum Ahir zamanda erkek olmak rumuzlu uye siz misiniz? Gorusler ve rumuzlar benziyor ben buna ihtimal verdim.”

    Evet benim feyza kardeşim başka kim olabilir :)

    siteye ilk yorumlarımı o rumuzla yaptım sonra baktım erkek olmak cinsiyetçi duruyor esasında herkes için müslüman olmak öyle kalmak o yoldan şaşmamak daha önemli o yüzden şimdi hatırlayamadığım belki de başka nedenlerden rumuzumu değiştirdim yaklaşık 7 sene belki daha fazladır bu sitedeyim bir aralar uzun süre yorum yapmayı bırakmıştım sadece yeni yazı eklenirse bakıp okuyup önemli yorumda varsa okuyup çıkıyordum. Bu sene yine açıldım yazmaya başladım. :))

    Ama yine ara vereceğim yazmaya bir sınavım var ve hala omuzum da ağır yük olan tez çalışmam var bunlarla ilgilenmem lazım.

    Ayrıca benim yorumlarımda kendi özelliklerim gibi fazla değişkenlik göstermez :) vaktiniz olursa ara ara merak ediyorsanız okuyun derim size pek bir şey katmaz neticede hemen hemen aynı şeyleri düşünüyoruz. Ama özellikle sema hanımın kadınların çalışması yazısına çok yorum yaptığımı hatırlıyorum mesela orada yazdıklarımı okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca eskiden bir yorumcu daha vardı “Tarık” mıydı öyle hatırladım siz bakın o yorumcuda iyi yorumlar yapıyordu.

    Vesselam…

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “Ikincisi Tugba abla artik neden hic yazmiyor, sahsen yazilarini ozledim.”

      sizin aklınıza Tuğba Hanım geldi. Benim de aklıma bu aralar yazmayan Meryem Hanım geldi. :)

      Bence Tuğba hanım çocuklarıyla ilgileniyor çünkü Tuğba hanım deyince aklıma çocuk ve çocuklarla ilgili şeyler geliyor. :))

      Asıl Meryem hanım ne alemde kimsenin sorduğu yok.

      Vesselam…

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “Ayrıca eskiden bir yorumcu daha vardı “Tarık” mıydı öyle hatırladım siz bakın o yorumcuda iyi yorumlar yapıyordu.”

      Feyza kardeşim, Buna bir şerh düşeyim sanki bu yorumcuyla tartıştığımı da hatırlıyorum bir ara bir konuda tarık rumuzlu da olabilir başkası da olabilir. Ama siz bakın yine onun yorumlarına da isabetli yorumları da vardı. Birde sonra gördüm “seymen” rumuzlu bir abi vardı onunkiler de çok iyiydi ona da bakmanızı tavsiye ederim.

      Ayrıca vaktiniz bolsa illa eski yorumları okumak isterseniz “cinsel eğitim” yazılarının hepsini okumuşsunuzdur bir de altlarında yazılan yorumları okuyun derim ilginç bilgiler bazen komik yorumlarla,üsluplarla karşılaşabilirsiniz.Tabi benim hatırladığım kadarıyla yorumlarım az olmalı o tür yazılarda fazla yazmıyordum sanki ama benimde azda olsa orada bulabilirsiniz. Kolaylıklar iyi okumalar dilerim..

      Vesselam…

    • Feyza diyor ki:

      Okudum onlari Azmo kardesim. Eskiden beri hanimlari calistirma mevzusu konusunda bu kadar net oldugunuzu o yorumlari okudugumda farkettim ve tebrik ederim. Degerli istatistiki bilgiler de sunmussunuz. Vakit oldukca eski yazi ve yorumlari okuyorum.
      Erkekler bu kadar net olursa kadinlar da tercih edilme adina kendine cekiduzen verebilir. Dik durusunuzu bozmayin. Selametle.

  8. Sadece Fatih diyor ki:

    Geçenlerde şöyle bir haber okudum.

    Adamın birisi altı aylık evli ve kamu çalışanı. FETÖ’den soruşturma geçirmiş, o sırada epey maddi sıkıntı çekmiş ardından aklanıp mesleğine geri dönmüş ama karısı terk etmiş. Öyle olunca da evinin balkonuna şöyle bir pankart asmış…

    “Param bitti, karım gitti, paramla evlenmiş benimle değil”

    • Yahya diyor ki:

      Adam varlıkta, kadın yoklukta belli olur diye bir söz var Fatih Bey.
      .. ki ben bunu bire bir yaşadım, çok doğru bir söz.

      Adam yatsın kalksın dua etsin iki dertden tek seferde kurtarmış…

      • Hakan diyor ki:

        Aynen. Maalesef anne babalar kızlarını ben sıkıntı yokluk çektim. Amman kızımız çekmesin diye yetistiriyorlar. Bu tür sonuçlar da kaçınılmaz oluyor..benim ex eşim de bu olaya benzer bıraktı gitti. Allahın yokluk, sıkıntı sınavını gecemiyorlar..nerde kaldı evlilik memuruna verilen sozler; iyi günde kötü gunde hastalıkta sağlıkta. Sen memur değil Allahın sınavında başarısız oluyorsun.. şuanki halime binlerce şükürler olsun Rabbim. .

  9. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Zeynep hanımın pijama yorumundan sonra ve yukarıda alıntıdır denilen gecelik hikayesinden sonra şunu da not olarak düşeyim dedim. :)

    – Erkek için evlilik ilk aylarında belki kadının ne giydiği çok önemli olmayabilir. Ama özellikle ilerleyen yıllarda evlilik ve mahrem hayat monotonlaşınca bu durumda kadın değişik gecelikler,giysiler,hatta sadece iç çamaşırıyla bile bu monotonluğu dağıtabilir gibime geliyor.

    – Tabi her zaman ki burada iki tarafında mahrem hayat bakışı çok önemli oluyor. Ayrıca kadının gönülden yapması lazım. Yoksa kocam istedi diye bu geceliği giyeyim ama benim hiç gönlüm yok derse bir kadın zaten giydiği kıyafet içerisinde ruhsuz bir ceset gibi durur.

    -Neden şalvarda olsa sorun olmaz dedim. Bazılarınıza komik yada uç bir yorum gelmiş olabilir. Benim kastım şalvardan şudur: “eğer kadın işve ve cilve yapmasını biliyorsa mahrem hayatını seviyor bu konuda eşine de kendine özen gösteriyorsa şalvar giymiş olsa bile eşini bir şekilde tahrik etmeyi başarabilir” diye düşünüyorum.

    Çünkü bir kadın çok güzel olabilir ama aynı zamanda işve,cilve yapmasını kadınlığını göstermesini bilmeyebilir adeta yapay,suni mankenler gibi ruhsuz bir şekilde olabilir. Ama tam tersi bir kadın çok güzel olmaz bununla beraber kadınlık sanatını işve ve cilve işlerini çok iyi yaparsa o zaman adamın gözünde kadının çokta güzel olmaması bir anlam ifade etmeyebilir.

    Yani sözün özü pijama işi kadında bitiyor ve kadının mahrem hayata bakışında bitiyor. Buda kadının beyninde şekilleniyor. O yüzden beyinde başlar,beyinde biter diyorum.

    • Zeynep diyor ki:

      Ne dedim ki kadın dediğin Cilveli olacak gerisi hikaye ne gayretinin ne de güzelliği nin önemi var temali bir cevap yazdınız .Mehmet bey boşanma kararı yazısının altına öyle bir yorum yazınca Suzan hanim da haklı olarak pijama giymesi boşanma sebebi mi çok uc bir davranış mi demiş ben de Suzan hanima yazmıştım biz düşünemiyoruz da erkekler nelere takılıyor diye
      .Mahrem hayatımdan örnek vermedim .Hatta konuyu kapatmak istedim ki rahatsız olan eşine söylesin dedim .

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Yeni evlendigimizde benim de Tavşanlı pijamalarim vardi .Ben rahat diye hep onu giyiyordum eşim birgün çöpe attı birdaha böyle çocukça şeyler giyme dedi .Yorumu okuyunca o aklıma geldi çok güldüm .Suzan hanim biz düşünemiyoruz da erkekler nelere takılıyormus meğer .Rahatsız olan söylesin esine bence .Kızlar genelde evlenir ken evliliği tam anlamadan evleniyor anlatmak sevdirmek de eşlerine düşüyor.”

        Bunu demiştiniz Zeynep Hanım. :)

        Ama ben bu söyleminize binaen cilve önemli gerisi boş temalı bir şey kastetmedim. Onu daha genel manada söyledim.
        Sizin tırnak içine aldığım cümlenize binaen şunu kastetmiş olabilirim:

        -Erkek için evlilik ilk aylarında belki kadının ne giydiği çok önemli olmayabilir. Ama özellikle ilerleyen yıllarda evlilik ve mahrem hayat monotonlaşınca bu durumda kadın değişik gecelikler,giysiler,hatta sadece iç çamaşırıyla bile bu monotonluğu dağıtabilir gibime geliyor.

        – Tabi her zaman ki burada iki tarafında mahrem hayat bakışı çok önemli oluyor. Ayrıca kadının gönülden yapması lazım. Yoksa kocam istedi diye bu geceliği giyeyim ama benim hiç gönlüm yok derse bir kadın zaten giydiği kıyafet içerisinde ruhsuz bir ceset gibi durur.

        yani rahat olun sizin dediklerinizde bir şey yok sadece sizin dedikleriniz ve alıntı olarak verilen bir yazıdan yola çıkarak yorumda bulunduk o kadar :)

        Vesselam…

  10. Uğur A diyor ki:

    Cümleten selamün aleyküm.Sema Hanım ın tüm yazılarını okuyamadım.Okuduğum yazılardan evliliği kurtaracak yolun saliha bir kadından ve salih bir erkekten geçtiğine inanmaya başladım.Zaten de müslümanım diyebilen bir insan bunun böyle olduğunu bilir.O zaman şöyle diyeyim ben bu ramazanda nefsimi yenip bu durumun farkına vardım.Bunun için de Allah a hamd ediyorum.

    27 yaşındayım. Eşimi üniversitede tanıdım.Allah onun sevgisini yüreğime düşürdü.O zamanlar tam olarak salih bir kul gibi davranmıyordum. Namazlarım eksik.Okulu bitirmek için uğraşan bir gençtim.Eşimle 25 yaşımda evlendim yani iki yıllık evliyim.Benim ailemin ile onun ailesi arasında kültür farkı veya yaşam tarzı diyelim büyük bir fark var.Eşimin ailesinin akraba ilişkileri cok kuvvetli.Sürekli iletişim halindeler.iyi veya kötü küsmeler de olabiliyor ama birşey söylenecekse açıktan yüze söyleniyor.Kötü olmak çok da sorun değil.

    Benim anam babama gelince geçmişten gelen akraba kardeş bağları zayıf.Herkese dua ederler kimse için beddua etmezler herkes yerinde olsun mutlu olsun der evlerinden pek çıkmazlar.Tabi ki başlarda biz yeni evli olduğumuz için bu durum için çok mücadele ettim olmayınca olmadı bizim aileler birbirinden uzaklaştı.Kimyaları uyuşmadı belki de.bu benim sevgimin önüne geçmedi.

    evliliği yıpratan sebep birincisi bu mudur?Yoksa yazımın başında bahsettiğim Salih veya saliha olamamak mı?Salih olabilmem için önce kendimi düzeltmem gerekir ve Allah tan aynısını da eşim için isterim.Ben artık hayatımın imtihan olduğunun kesinkez farkına vardım.Kopuk bir yazı olduğu için kusura bakmayın yine yazmayı becerirsem yazarım.Tek söyleyeceğim salih bir kul olmak için önce kendinizden başlayın dualar namazlar sabır tebessüm eksik olmasın.

    Allah ım sana tevekkül ediyorum deyip bir yerden başlamak. ben dosdoğru Allah yolunda olursam Allah evliliğin bereketini huzurunu geleceğini de verir inşallah.Önce Allah a kul olmak benim düşüncem bu Allah herkesin hakkındakini hayırlı etsin Selametle.

    • Feyza diyor ki:

      Ugur bey cok guzel dusunuyorsunuz. Kesinlikle dua ederken, salih/saliha insanlarla karsilastirmasini Rabbimizden dilemeden en evvel, kendimizin salih/saliha ve sukreden bir kul olabilmemiz icin bize yardim etmesini niyaz etmeliyiz. Biz iyi olursak hersey iyi olur, iyi olmayanin da en buyuk zarari kendine olur, bize degil.

  11. sennur diyor ki:

    bu sorular elbette sorulması gereken sorular sema hanım.
    ancak ülkemizde boşanmaların çoğunun altında benim ailem -senin ailen – SAVAŞI sonucudur.
    insanların SAYGI gibi önemli konuları atlayıp ,sonra SEVGİ beklemesinin neticesidir.
    büyükmüş çoçukların (ana-baba-kayınvalide-kayınpeder ) evli çiftler üzerinde baskı kurması ,
    ben ne dersem oğlum ,gelinim yapacak onlar benim dir demesi , emanet olduklarını ya da çoçuklarının da bir hayatı olabileceklerini görmezden gelmelerinin neticesidir.
    sonuç itibari ile SAYGI bitince , SEVGİ kalmayınca , yıkılan yuvaların altında kalan enkazlara karşı
    yine de olgunluk gösteremeyen maalesef en yakınlardır .

    bir de şunu anlayamıyorum ;
    bayramlarda , akraba toplantılarında yakın akrabaların gelip ayrıldığın kişiyle barışma ihtimalin yok mu ? barışırsın belki ? ya da başka birini düşün muhakkak gibi ? kendilerince konuşma bahanesi bulup ,kendini toparlayan insanları bir daha bir daha yaralamanın ne manası varsa eğer….
    ya da etrafında diğer yaşanan kötü örnekleri vermenin……

    toplum olarak EDEP denen güzel vasıflarımızı kaybettiğimizi düşünüyorum .
    soru sormak ,fazla merak gerçekten iyi değil .

    rabbim istikamet versin , kimselere büyük konuşturmasın

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Şennur Hanım.

      Bazı insanlar dertli insanlara saldırmayı yaralarını deşmeyi çok sever siz onları görmezden gelin. Kimi insan gerçekten iyi niyetten sorar kimisi de dedikodu olsun diye sorar ya da sizin üzüntünüzle tatmin olur.
      Boşanmış olmak(ya da evlenememek) başarısızlık değildir. Sağolsun toplumumuz en olmadık şeyleri bile başarı kriteri olarak kabul edebiliyor. Siz müsterih olun.

      Yetişkin görünümlü çocuklara gelince dediğiniz gibi işin özünde saygı yatıyor. Aileler çocuklarını kendi mülkiyetleri gibi görmekten vazgeçip onların da birer birey olduğunu kavramadıkları sürece bu sorun çözülmez. Günümüzde daha kötü artık. Çocukluktan başlıyor. Küçücük çocukları palyaçoya çeviriyorlar…

      Siz de aileden yana sıkıntı çekmişsiniz. Herkesin boşanma sebebi farklı. Bizim bir yakınımız da hanımını aldatarak boşandı gitti aldattığı kadınla evlendi. Durup dururken hem de…

      Allah yardımcısı olsun tüm boşanmışların ve çocuklarının…

    • Yahya diyor ki:

      Sennur hnm,

      “benim ailem- senin ailen” savaşı demişsiniz ancak bu söylediğinize pek katılmıyorum. Esas problemin ne olduğuna bakmak gerekir diye düşünüyorum. Çünkü sadece ütü yüzünden boşanma noktasına gelen aile biliyorum. Aileyi çocuğa bakan çocuk bakıcısı kurtarıyor “siz tartışmayın, çocuk etkileniyor, ziyanı yok ben yaparım” diyerek eviliklerini kurtarıyor.
      Bunu niye anlatıyorum, ütüden kaynaklanan bu hadise dahada büyüdüğünde işin içine aileler vs. girdiğinde olay farklı mecralara gidiyor. Ör. damadın annesi “ben bu kızın beceriksiz olduğunu daha ilk günden anlamıştım” diyor… damat bu gazla öfkeli bir anında annesinin bu sözünü eşine söylüyor … ve gerisi malum.

      Genelleme yapmak gerekirse, Türk halkı olarak yardımsever milletiz. Böyle bir durum söz konusu olunca, herkes bir şekilde yardımcı olmaya çalışıyor. İyi niyet var ama kaş yapayım derken göz çıkarıyorlar… Sema hanımın bu mevzuyla ilgili Radyo programı vardı çok beğenmiştim. En çok zararı bu yardım etmeye çalışanlar veriyor 😇

      Barışma mevzusu da bu iyilik yapma gayretinin bir parçası esasında… Fakat kimse işin dini boyutuna bakmıyor. Yani talak gerçekleştikten sonra tekrar bir arada yaşayabilmenin (barışma…) şartları var.

      Bana da bu şekilde çok teklif ve itekleme geliyor.. barışsana diye…
      “bu saatten sonra olmaz, çok zor” deyince de suçlu oluyorsun… hani hem suçlu, hem güçlü psikolojisi…

      Şahsen ben bu itekleme, yadırgama vb. tavsiye ve tepkilere hiiiiç fırsat vermiyorum, bir şekilde bana gelirse de kendi ailesinden örnekleme ile kendisine iade ediyorum… esasında güzel bir kitap çıkar bu mevzulardan da… hatırlamak istemiyorummm

      Rabbim akibetinizi hayr eylesin.

  12. Rayiha diyor ki:

    Şennur hanım çok doğru söylemişsiniz. İmtihanlarımız çok farklı. Rabbim büyük sabır versin bu imtihanları başarıyla atlatmayı nasib etsin.
    Bir ayette mallarımızın ve çocuklarımızın bir imtihan olduğunu söylüyor Rabbimiz. Daha önceden Rabbimin her buyruğunu tereddütsüz kabul ettiğimiz gibi ezbere semiğna ve atağna, evet doğru diyerek kabul ederdim ama şimdi yaşayarak hakiki anlamda gördüm ki bu buyruklar çok doğru. Çünkü altı yaşındaki oğlum benim için büyük bir imtihan vesilesi.
    Rabbim hepimize büyük sabır versin ve bilincimizi artırsın ki imtihanlarımızı başarıyla atlatalım. Hayırlı günler hepinize.

    • Rayiha diyor ki:

      Kusura bakmayın. Az önceki yorumum “Kadın neden çalışmak istemez yazısına idi. Şenmur Hanımın yazısının altında yorumla bölümü olmayınca yorum yeri aramaya başladım ve karıştırıp buraya yazmışım.

  13. SALİH diyor ki:

    SEVĞİDER DERNEĞİ OLARAK EVİMİZİN 2. KATI DERNEK MERKEZİMİZE AFİŞ YAPTIRMIŞTIM , GÖZNURU VE EVLİLİK DANIŞMANLIK MERKEZİ ,TEL YAZMIŞTIM ,BENİ BİR ÖĞRETMEN ARKADAŞ ARAMIŞTI , EŞİNDEN BOŞANMIŞ BİR ÇOCUĞU VARMIŞ BANA SİZ NELER YAPIYORSUNUZ DEMİŞTİ , BİR BOŞANMIŞ ARKADAŞ BENİMLE SOHBET EDEREK RAHATLIYORDU …BOŞANMIŞ KARIKOCALAR BİRBİRLERİNDEN İNTİKAM ALMAK İÇİN UĞRAŞIYORLAR ,BİR MAHELLEDN ÇOÇUKLUK ARKADAŞIM VARDI BANA BOŞANMA SÜRECİNİ ANLATTI , POLİSTİ KENDİNİ ÖLDÜRMEYE KALKTIĞINI SÖYLEMİŞTİ. TOPLUM OLARAK BOŞANMAYIDA BECERİMİYORUZ ….

  14. Mehmet diyor ki:

    Gece yatarken deprem olur ölürüm yıkıntılar arasında beni iç çamaşır ya da kombinezonla görürler diye kocasının yanında
    PİJAMA ile yatanlar vardı.

    • Suzan diyor ki:

      Kocanın yanında pijamayla yatmak çok mu uç bir davranış merak ettim doğrusu..

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sayın Suzan Hanım’a

        Genç ve yeni evliyseniz bu soruyu samimi bir anda kocanıza sorun.

        Orta yaş veya daha üzerindeyseniz kocanızla hiç bu konuya girmeyin.

        Henüz bekarsanız da olumlu sonuçlanma ihtimali yüksek evlilik görüşmesinin son aşamasında müstakbel koca adayına sorun.

      • hayatın icinden diyor ki:

        -alıntı yazı –

        Yatağa girerken Lütfen pijama giyme KADINIM!

        Kılım o kadınlıkla hiç bir alakası olmayan şeylere. Yatağa pijamayla girmiyor mu karım, deliriyorum.
        “Neden giyiyorsun şu şeyi?” diye sorunca… “Üşüyorum” demez mi!
        “Kan testi yaptıralım o zaman” dedim. Anemik filan mı acaba diye.
         Yorganı değiştirdim, odamıza klima da taktırdım. Olur ha, belki rahatça çıplak olabiliriz diye.
         Yok kardeşim!
         Yine gidip gelip o pijamaları giyiyor; yazın yazlık, kışın kışlık cinsi. Kabus gibi, dalga geçer gibi. Hiçbir cazibesi yok ve kötü!
         Aramıza bin tane sorun girdiği yetmezmiş gibi, bir de bu salak sulak pijamalar giriyor.
         Giy en seksi gece giysini de öyle uyu!  Yok! Nerde?
         Vitrin süsü mü bu seksi dantel gecelikler, yoksa yatağımızda görmek için mi ha bunu bir anlasak hele?
        Sarılalım birbirimize, ten temasımızla uyuruz. Beraber oluruz olmayiz hiç fark etmez. Ha üşürsek sırnaşırız belki bahanemiz de olur, buzlar erir.
         Oh ne âlâ.
         
        Ne diye üretiyorlar kadınlara bu sözde sempatik; ama itici pijamaları bilmiyorum. Ben karşıyım. Hiç de sempatik bulmuyorum. Bence bunların üzerine “18 yaşına kadar uygundur” ibaresi eklensin. 18 yaş sonrası satışı yasaklansın.
         
        “Ben de çizgili Sümerbank pijama giyeyim gör bak nasıl oluyormuş” deyince de gülüyor bana. Beni hiç öyle düşünemiyor. Al işte! Yine çifte standart. E ben dalga geçsem bu ayıcıklarla? Yok olmaz! Alınır. Kalbi kırılır. Hatta siz de bana: “Yuh odun!” dersiniz.
         Pijama çekici değil. Çok itici. Anlayın şunu.
         İç gıcıklayıcı bir kıyafet olsa adı “Pijama” mı olurdu?  
        Öbürlerine ne denmiş?
         Gecelik!  
        Tanımına ve anlamına yakışan bir isim; gece giysisi…
         Gece gece “Noel Baba” veya “ayıcıklar” var yanımda yatan kadınımın üzerinde! Korkunç bir durum. Bilmem anlatabildim mi?
         Kadın yatağına KADIN olarak girer.
          
        Sokağa çıkarken kadın ne kadar şıksa, gece de o kadar şıktır ya da olmalıdır. Ben karımdan bunu beklerim. Sen gündüz işe giderken kadın gibi ol, gece git anneannem gibi ol.
        Olmaz.
        Yatağa, aşkın mekanına özensizlik yakışık almaz. Aşk yerine yakışmak gerekir.

         Benim güzel karım bu dandik pijamaları çocuğumuz olunca giyer oldu maalesef.
         Geceleri emzirmeye kalkıyordu tabi, uykusuz yorgun, düşünecek hali yoktu biliyorum, hemen kafama kakmayın. Ev de kalabalıktı malum. Başbaşa kalmak ne mümkün. Gece her odadan bir başka “anne” çıkıyordu, oydu buydu derken uzun bir süre zorlandı tabii anlıyorum. Seksilik rafa kalktı, arada kaynadı ve unutuldu.
        Aramıza “ayılar” girdi!
         Hadi o zaman anladım; ama şimdi neden?
         Bunun bahanesi olamaz.  
         Ten temasının yaratacak olduğu doğal sıcaklıktan kaçmak yazıktır.
         Eğer karım o pijamaları giyiyorsa, kesin bilinçaltında bir sorun vardır dedim. İçindeki kadınlık hissi bitmiştir, ölmüştür diye düşündüm. Hatırlatmaya karar verdim.   
         Bir süre sabırla bekledim.
         Kendimce yine hayaller kurdum, belki gider harika şeyler alır diye. Yok yapmadı.
         Sonra: “Ulan oğlum ne bekliyorsun? Yürü, sen davran!” dedim kendime.  
         Gittim, mağazayı satın alasım geldi o kadar gözüm döndü. Hem kendimin, hem de karımın zevkine uygun bir şeyler aldım.
         Eve geldim.
         Ellerimde paketler “Gel peşimden” bakışı attım.
         Geldi. Şaşkın. Meraklı.
         “Al bakalım paketleri!” dedim gözlerimle. Az laf çok iş.
         Gece giysisi öyle değil, böyle olur.  
         İyi oldu.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Kocanın yanında pijamayla yatmak çok mu uç bir davranış merak ettim doğrusu”

        Suzan hanım bence bu durum karı-koca arasında karşılıklı anlayışla halledilmeli. Bana sorarsanız cimanın olmadığı,yada kadının özel halinden dolayı olamayacağı bir gecede gayet normaldir pijama giymek. Ama mahrem hayatın yaşanacağı gecelerde başka gecelikler tercih edilebilir. Bu tabi tamamen iki kişinin de hoşlanacağı gönülden isteyeceği şekilde olmalı zorlukla yada bir taraf istiyor diye olmamalı. Burada asıl işte kadına düşüyor bence.

        Birde bu durum iki tarafın mahrem hayata verdikleri önemle de çok ilgili yani bir taraf mahrem hayata çok önem veriyor diğer taraf vermiyorsa asıl sıkıntı orada başlıyor zaten. Bir kadın bu hayata önem veriyorsa zaten her türlü elbisesiydi,geceliğiydi kocası söylemeden bile bu tür şeyleri ondan esirgemez. Ama bu hayata önem ve özen göstermeyen bir kadın zaten daha iş pijamaya kalmadan zihninde bu hayatı eşine de kendine de zindan etmiştir.

        Mesela Kocasını başım ağrıyor diye reddetmek artık herkesin hemen hemen bildiği bir numara. Fakat akşam yatma saatinde kocası yatağa gidince kendisi de takvalı numarasına sığınıp seccadeyi ve tesbihi alana ne demeli ??? sizce o kadının yatma saatinde kocasının kendisini arzulayacağı yüksek ihtimalli olan bir saatte nafile namaz kılmasından yada tesbih çekmesinden bir sevap hasıl olur mu? yani bu tür şeyler daha çok var. Dinimizin ibadet kabul ettiği mahrem hayattan bu kadar kaçış niye bu kendi eliyle kocayı haramlara itmek değilde nedir?

        Ben şahsen şunu anlamakta güçlük çekiyorum evli bir kadın neden kocasına bedenini sunmaz ve bahanelerle sanki kocası değilde odada namahrem bir erkek varmış gibi davranır. Yani Allah o bedeni yarattı nikahlı olan helalin olan eşine sunman için dışarıda çarşı pazarda namahreme sunmak için değil.! Aynı şey bir erkek içinde geçerli. Ama çoğunlukla bu tip şeyler hep kadından kaynaklanıyor. Sonra da erkekler neden gözleri dışarıda neden ikinci kadın hayali kuruyorlar hep deniyor. Sebebi biraz ilk kadında aramak lazım bence.

        Her neyse konu pijamaydı farklı yerlere gitmesin bu konuda çok fazla sıkıntılar var bakınız cinselliğin,cinsel tahriğin belki de en fazla olduğu bir asırda yaşıyoruz. Ama buna mukabil cinsel sıkıntıların ve sorunların da en fazla yaşandığı bir çağda yaşıyoruz. Bir çok evlilik bu sıkıntılardan dolayı bitiyor Sema Hanımda daha önceden söylemişti bunu karı-koca gizliyor şiddetli geçimsizlik olarak sebep görünüyor ama asıl sebep mahrem hayat.

        Yani velhasılı konu pijama olsun başka bir şey olsun mahrem hayata bakış açısıyla ilgili bir durumdur.Karı-Koca mahrem hayata ibadet gözüyle, ferahlama, sükun bulma, Allah’ın onlara verdiği helal bir nimet gözüyle bakıyorlarsa emin olunuz pijama da sıkıntı olmaz şalvarda sıkıntı olmaz. Ama bir taraf mahrem hayata tu kaka gözüyle bakıyorsa o zaman en cazibedar gecelikte giyilse sorunlar bitmez. Çünkü benim anladığım cinselliğin yeri beyindir. Beyinde başlar beyinde biter. Uzuvlar sadece araçtır.

        Vesselam…

        • Abdullah Bir diyor ki:

          AZMO Kardeşim

          “Allah o bedeni yarattı nikahlı olan helalin olan EŞİNE SUNMAN için dışarıda çarşı pazarda NAMAHREME SUNMAN İÇİN DEĞİL… şunu anlamakta güçlük çekiyorum EVLİ BİR KADIN neden BEDENİNİ KOCASINA SUNMAZ ve bahanelerle sanki kocası değilde odada namahrem bir erkek varmış gibi davranır.”

          Demiş, taşı gediğine koymuş ve çok da iyi söylemiş, yapmış.

          Anlayana sivrisinek saz, anlamayana/anlamak istemeyene davul zurna az… :-)

          Allah razı olsun, Selam ve Dua ile kardeşim

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Sayın Abdullah Bir Abi, Ben Doğruları söyledim sadece. Rabbim sizden de razı olsun inş.

            sizde zaten lafı bu sözünüzle gediğine yerleştirmişsiniz “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana/anlamak istemeyene davul zurna az…”

            Vesselam… :)

        • Feyza diyor ki:

          Azmo kardes,
          Bir kadinin “farz mukellefiyetler disinda”, kocasinin rizasi olmadan ve bilhassa da “o saatlerde”, izinsiz olarak nafile ibadetlere ve tesbihata yonelmesi; bir patronun, yaninda calisan iscilerin hakki olan mesai ucretlerini kisip, geciktirip bin bir naz ve niyazla adeta surundure surundure vermesine ve hatta vermeyip o parayi sadaka olarak harcamasina benziyor. Sizce bu sadakanin bir hukmu, degeri olur mu; iscileri ac acina, evlerine elleri bos donerken ve patronlarina kalben de olsa bugzederlerken?
          Yani sunu anlamiyorum. Dini acidan ele alirsak dini bir hukum sayiliyor; kadinin, kocasina olan davetine icabeti. Duygusal ya da sosyal cephesi bir tarafa, “dini bir hakki/hukmu, yine dini bir argumani kullanarak ihlal eden kisi”, urettigi bu mazeretle kimi kandirdigini zannediyor ki? Hukum belli, kocanizi razi etmedikce Cenneti kazanamazsiniz. Kocanizin davetine icabet etmedikce Allah’i razi edemezsiniz. Kocaniza herseyden ve butun hizmetlerinden evvel cinsel anlamda karsilik vermek zorundasiniz, oyle ki bu nafile ibadetten dahi ehven ve bunu bildiren yine hz.Allah. Kimin hukmunden kacip kime siginiyoruz? Mutlaka bir mazeret uretilecek ve bu kacinilacaksa uhrevi degil, daha dunyevi mazeretler uretilsin bari ki, insanlar dinden imandan, dindar insandan soguyup nefret etmesin. Yorgunum deyin, tv izleyecegim deyin, facebookta takilacagim deyin ama namazinizi tesbihinizi bu islerden kacinmada alet etmeyin.
          Bunlari duydukca gercekten uzuluyorum, bizim dinimiz kul hakkina bu kadar onem verirken sadece bu mevzuda degil, dinin bircok rituelinde kulun hakki gasbedilip, bu gasbedilen hak uzerinden Allah’a kulluk ettigini iddia eden insanlar cogaliyor. Kul hakki yiyip, yetim hakki yiyip kazandigi parayla umreye giden dindarlar ve o beldelerden resim paylasanlar da bu guruha dahil. Kimin parasiyla kimi kandiriyorlar bilmiyorum. Benim de basima geldi buna benzer bir hadise ve her ne kadar helallik dilemese de resmini internette gorunce kendi kendime de olsa yine de hakkimi helal ettim. Allahu Teala makbul buyursun, kesinlikle birsey demiyorum. Kimse benim yuzumden azap cekmesin dusunmesi dahi cok kotu hissettiriyor insani.
          Bu olaylar hep birbirine baglantili Azmo kardesim. Dinin hayatimizdaki yeri bu kadar hafif olmamali. Bizim dinimiz Allah ile kul arasinda oldugu kadar, kul ile kullari arasindaki iliskileri ve sorumluluklari da belli bir sistematige oturtmustur, hepsine riayet etmek zorundayiz.
          Dinimiz ne kadina ne erkege ruhban hayatini telkin etmiyor ki. Siz Allah’in bir emrinden kacinarak ahireti, uzerinizde buyuk hak sahibi kocanizin ofkesi uzerine insa edeceginizi zannediyorsaniz, ya da umreye Hacca, icinde kul hakki barinan haram bir para ile gidip orada Allah’in rizasini ariyorsaniz Allahu a’lem ama bu, bir saat kosu bandinda kosup ardindan bir bucuk porsiyon iskender, uzerine bir de firin sutlaci mideye indirmeye benziyor. Yorgunluk degil mi yalnizca bu? Kalori hesabini siz yapin.
          Pijama yazisi da cok guzel yukaridaki, ‘hayatin icinden’ ve guzel bir yazi. Tabi bunlar anlasilarak halledilecek mevzular, sanirim bu konuda izlenen “genel” tutum ve arada olusmasi istenen gercek bag, sorunlarin onune geciyor. Herhalde esini elinden geldikce reddetmeyen ve mutlu edip mutlu olabilen bir hanimin arasira pijama gibi seyler giymesi de sorun olmayacaktir. Tamamen ozel ve esler arasinda tesis edilen muhabbet ile vuzuha kavusacak bir durum. Hatta bazi erkeklere sizin orneginizdeki gibi salvarin da cekici geldigini duymustum. :) Gulucuk koysam da ciddiyim bunda. Mesela bazi erkekler makyaj asiri sus vs hoslanmiyor, dogal seyler daha cok ilgisini cekiyormus. Herkesin zevki ve beklentisi farkli ama genel olarak yakalanan ortak frekans bu gibi sorun ve tartismalarin onune gececektir diye dusunuyorum. Allahu a’lem.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Feyza kardeşim yüreğinize sağık, çok güzel ifade etmişsiniz. Bakınız toplulumuzda şöyle bir algı vardır bunu bazen dikkat ediyorum TV deki ilahiyatçılar da söylüyorlar peki ne söylüyorlar mealen şunu söylüyorlar: “bizim toplumumuzda kadınlarımız erkeklerimizden daha dindar”

            Ben oldum olası bu cümleyi duyunca rahatsız oluyorum. Yahu diyorum Efendimiz (s.a.v) ‘in açık hadisi şerifleri var “cehennem bana gösterildi ekserisi kadınlar idi” mealinde. Ondan sonra sokaklarda,çarşılardaki çıplaklık almış başını gidiyor bu kadınlar nasıl dindar oluyor erkeklerden diyordum.

            Ama tabi anladım meseleyi bizim kadınlar para biriktirip umrelere gidiyorlar,erkeklerden çok fazla yardım kuruluşlarıyla infakla vb. ilgileniyorlar. Bu da haliyle toplumda kadınların erkeklerden daha dindar oldukları algısına yol açıyor oysa ben bir kadının dindarlığını umresiyle ve sadakasıyla asla değerlendirmenin doğru olacağını düşünmüyorum. Önce namazına bakarım sonra kocası ondan razı mı değil mi ona bakarım bir kadın namazında niyazında ise tesettürü de sağlam ise ve kocası da hanım ben senden razıyım diyorsa işte o kadın benim gözümde dindar kadındır.

            Yok kadın senede iki-üç defa umreye gitsin haftada 3-5 kermese yardım etkinliğine gitsin ama kocası ondan razı değilse (özellikle mahrem hayatta) ben o kadının dindar olduğuna asla inanmam. Çünkü dindarlık mahrem hayattan kaçarak olmaz, ayrıca kaçtığın şey dinimizde sevap olan bir şey yani mubah bir şey bile değilken nasıl olur da dindar kadın pozları altında o hayattan kaçıp eşini mahrum bırakabilirsin. Eşin sende razı değilse kıldığın namazların yaptığın yardımların kabul mü olacak?

            “Mesela bazi erkekler makyaj asiri sus vs hoslanmiyor, dogal seyler daha cok ilgisini cekiyormus. Herkesin zevki ve beklentisi farkli ama genel olarak yakalanan ortak frekans bu gibi sorun ve tartismalarin onune gececektir diye dusunuyorum.”

            Bende doğallığı seven erkeklerdenim haralde :) makyajlı kadınlar bana ekseriyetle itici geliyorlar. Belki evliliğin çok ileriki yıllarında eşimden makyaj isterim gibime geliyor.Doğallığa tutkun biriyim her şeyin doğalını sadesini isterim.Makyaj yapan kadınları da bazen iki yüzlü görüyorum gerçek doğal yüzünü gizleyip başka bir yapay yüzle dolaşıyorlar toplumda.

            “ama genel olarak yakalanan ortak frekans bu gibi sorun ve tartismalarin onune gececektir diye dusunuyorum”

            Bu cümleniz final cümlesi olmuş benimde söylemek istediğim zaten bu karşılıklı ortak noktada uyum yakalanırsa pijamasıydı, şalvarıydı çok fazla sıkıntı olacağını zannetmiyorum ayrıca işin gerçeği bizim toplumun erkekleri eşlerinden böyle aşırı cazibeli gecelikler görmeye de de pek alışık değiller,kadınlarımızda aynı şekilde giymeye alışık değiller. :)

            Ama gerektiği zamanda olmasında bir sakınca görmüyorum neticede eşine karşı bu tür elbiseler giymek haram olan bir şey değil hem söyleyen ne güzel söylemiş :” helal daire keyfe kafidir harama girmeye lüzum yoktur”. Mesele bir adam TV karşısında yada İnternette bu tip elbiseler giymiş namahrem kadınlara bakacağına gidip o elbiselerin aynısını alıp eşine getirsin eşi giysin oda doya doya baksın hem Tv deki haramdan kurtulmuş hemde eşiyle olan muhabbetini artırmış olur.

            Vesselam…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Azmo kardeş.

            Makyaj ve kıyafet mevzusunu işyerinde bir iki hanımla tartıştım. Dürüstçe bir davranış değil. Hele ki işyerinde. Burası işyeri diyorum madem kadın erkek eşit diyorsunuz bu ilgi çekme yarışı niye. Kadınların dişiliğini kullanıp erkekleri cezbetmeye çalışması ve bunu inkar etmesi ne derece ahlaklı. Neymiş kendilerine giyiniyorlarmış, hadi leynn diyoruz erkekleri etkileyebiliyor muyum acaba diye denemek için yolda otostop çeken benim sanki. Önceden de yazdım, bu konularda biraz safsın diyorlar bu sebeple yazdıklarıma günaydın diyenler olabilir :)
            Bir kadın çekici olmak için elinden geleni yapmışsa anlık olarak dikkatimi çekiyor ama bunda kasıt olduğunu anladığımda öyle bir nefret ve soğukluk oluşuyor ki anlatamam…

            Kadınların giydiği kıyafetleri burada tasvir etmiştim önceden ama bir arkadaşım uyardı. Doğru değilmiş. Havalar sıcak iyice sapıttılar. Bizim işyerinde kışın da farketmiyor gerçi…

            Ben makyaj ve topuklu ayakkabıdan nefret ediyorum. Ojeymiş allıkmış, palyaçoya dönüyorlar. Sadece göz makyajı hoşuma gidiyor o da eser miktarda olursa, hiç olmasa daha iyi. Tırnaklar da kısa dipten kesilmiş olacak öyle french bilmem neyi olmaz. Kaşlara da çok müdehale edilmeyecek fıtrat dışı durum yoksa alınmayacak…Tesettür varsa abartı süslü olmayacak yoksa bol kıyafetler, uzun etek olacak altta mesela.
            İş öyle bir hale geldi ki erkek olduğum halde giymekten utanacağım kıyafetleri bayanlar giyiyor.

            Peki dış görünüşü yazdım ama iç kısım :) benim için kişisel hijyen daha önemli. Bu benim fikrim ama bir kadın dış görüntüsündem ziyade kişisel bakım noktasında hassas olmalı…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardes, sizin de yureginize ve kaleminize saglik. Cok guzel dusunceleriniz var.
            Evlilik zaten bir gun degil iki uc gun degil cok uzun bir sure. Sennur hnm yazmis mesela kimi erkekler de kapali kiz aldik diyerek evde tesetturunu korumadigi icin elestiriyor demis. Bu da ifrad boyutu isin. Insan bu, sus bebegi degil ki 7/24 tesetturlu dolassin evin icinde, ya da her gun bakimli her gun dekolte vs.
            O insani evlenince burnu akarken de goreceksiniz mesela :) hastaliktan beli de tutulacak, gun gelip saci basi da daginik gezer ve bazen gozleri sismis olarak uyanacak uykudan. :) yeri gelir cok bakimli olabilir insan. Ya da uc noktalar olur zikretmek istemedigim.
            Ev hali bu, her zaman kapali ya da her zaman pijamali, her zaman gecelikli her zaman elbiseli ya da her zaman ……. gibi. Hepsi olacaktir icinde mutlaka.
            Bir hayat bu, devamli kaliplara oturtamazsiniz ki. Dogal olan herseyi ben de cok fazla seviyorum gercekten. Bakimli olmanin makyaja indirgenmesi de yanlis olur. Makyaj zaten biraz sanat. Kimi makyaj yapiyorum diye oturup yuzunu yagli boya tablosuna da cevirebilir aman dikkat :) Goz makyaji ise bircok kadina yakisir.
            Kapali insanlari da anlamak gerekiyor. Dusunsenize yasitlari disarda her guzelligini sergiler ve iltifata tabi tutulurken bu kiz kendini yillarca korumus. Evlenmis ve kocasindan guzel bir soz duymak, evinde bari rahat gezebilmek hakki degil mi? Kapaliysa disardaki erkeklere kapali ama esi de onu evde zaman zaman acik gezdigi icin elestiriyorsa bu da ifrada ve taassuba kaciyor. Ustelik bu kadinin guzel soz duyacagi tek mercii de kendi esi. Yani baska alternatifi de olmadigi icin erkeklerin biraz daha kapali eslerine anlayisli ve sozel manada comert davranmasi gerekir diye dusunuyorum. Birakin ev ortaminda istediklerini giysinler. Haram olsa Allah yasak koyardi.
            Selam ve dua ile.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Azmo kardeş.

          Madem konu açıldı, üçüncü el bilgi yazsam mı yazmasam mı kararsız kaldım ama belki bu konudan muzdarip olanların sesi olurum.

          Zıpır bir arkadaşım var ve maalesef bu konularda oldukça tecrübeli, tek gecelik ilişki ustasıdır… Ne olduğunu hatırlamıyorum, bir gün pijamadan bile daha basit bir konunun bahsi geçmişti, nasıl yani onu da mı yapmazlar demiştim, dediğim gibi hatırlayamıyorum ama çok basit bir şeydi belki de spontane durumları kastetmişimdir o zaman. Sürekli başları ağrırmış bizim kızların 😀

          Bana açık ve net söylediği, türk kızlarından bir şey bekleme en küçük bir renk katma isteğine bile ben hayat kadınımıyım diye cevap verir, ölü balık gibi yatar dedi… (Burada renk katma yanlış anlaşılmasın, uç şeyler değil, giyim, koku vb…)

          Ne yalan söyleyeyim ben beklentimi düşürdüm. Ne çıkarsa bahtımıza. Nereden bulaştıysa bize de bulaşmış kadınların cinselliği ayıp bir şey gibi görmesi, bıraksak kutsal bakire olacaklar. (Gerçi son zamanlarda sağ olsunlar vur deyince öldürdüler, şimdi de kadınlara cinsel özgürlük safsatası çıktı o da başka bir tartışma konusu…)

          • Yahya diyor ki:

            Fatih Bey,

            Muhalefet olmak istemem ama erkeklerinde bu konuda o kadar çok hatası var ki… nereden başlayayım bilemiyorum.
            Ancak sitemizdeki hanım kardeşlerin varlığından bu mevzuya değinmek istemiyorum.

            Esasında evlenme yaşına yaklaşan veya giren bireylere bu eğitimlerin verilmesi gerekiyor. Bu boşluk yanlış ve sağlıksız bilgilerle dolduruluyor.
            Özellikle araştırmadım ancak dinen bu bilgileri detaylı olarak barındıran kitaplara da rastlamadım. (ilmihal bilgilerinden bahsetmiyorum)

            Konunun çok dışına çıkıyorum ama HIV ve benzeri cinsel bulaşıcı hastalıkların sayısı ülkemizde son zamanlarda arttığı gibi, hastalık yaş grubu da düşüyor…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Ne kastettiğinizi anlıyorum bu problemler elbette iki taraflı ancak isteyince başarılabiliyor. Müspet bir arkadaşım evlenmeden önce bu tip bir eğitime katılmış, baya faydalı olmuş, bir vakıf bünyesinde almış adını unuttum şimdi ama iskenderpaşa’ya yakın bir arkadaş. Bence bu konularda temel eğitim daha ergenlikdeyken verilmeli. Konusuz filmlerin insafına bırakılmamalı.

            Benim zıpır iş arkadaşım uzmandır bu konularda. Elektrik mevzusuna çok takılıp görür görmez aşık olmak isteyen kızları imkanım olsa da tanıştırsam diye içimden geçirdiydim bir iki defa :) profesyonel elektrikçidir. Hatta kısa devre yapıyor kızlar bazen yanıyorlar…

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Fatih ve Yahya beyler;
            Belkide bu siteyi takip eden birçok kişi biliyordur ama
            Öncelikle tüm evli ve bekarlara bu vesileyle Dr. Ünzile Girişgin Hanımefendinin “Sakın Okumayın Cıss! ” ( cinsel yaşama dair) kitabını hatırlatmak isterim. Ben çok ama çok istifade ettim -evlilikte başucu kitaplarımdan- arada sırada da tekrar şöyle bi göz atıyorum.
            Bu konuda malesef toplum olarak çook eksiğimiz var. Ben bu kitabı kızkardeşim nişanlanınca hemen ona da temin edip hediye ettim ve samimi yakınlarıma da hediye ediyorum. Onlar da bana çok memnun kalarak geri dönüşlerde bulundular. Özellikle hanım kızlarımız lütfen evlenmeden bu konuda kendilerini geliştirsinler.
            Kitapta Ünzile Hanım “sapıklıkla fanteziyi karıştırmamak gerekir. Benim anladığım fantezi ilişkiye renk katan, heyecan katan karıkoca arasındaki görsel, işitsel tüm yardımcı unsurlardır. Terasta birliktelik fantezidir toplu birliktelik sapkınlıktır… ” diyor. Evlilikte birlikteliğe renk katan şeyler kadar doğal ne olabilir?
            Bir de Yahya bey erkeklerin bu konudaki hatalarından bahsetmiş gerçekten erkeklerin özellikle evliliklerinin ilk zamanlarında hanımlarına yaklaşımları çok ama çok önemli. Cinsellik eğitim ve öğrenmeyle heyecan kazanır monotonluktan uzak kalır tecrübeyle daha güzelleşir.

          • Yahya diyor ki:

            EvliHuzurlu hanım,

            Bu paylaşımınız için teşekkür ederim. Bu kitabı bilmiyordum.

            Çok iyi düşünmüşsünüz, çok güzel bir hediye tercihi…

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey yani nasil oluyor o zaman? Cinsellik medya ve internet yoluyla o denli ozendiriliyor ki, kizlar kucucuk yasta artik herseyi biliyor ve erkek arkadaslar edinerek yasamaya basliyorlar bunu. Cok da ahlakli iffetli bir toplum degiliz artik. Peki Turk kizlarinda sokakta bu bozulmayi goruyoruz, bu kizlarin cinsellikten cok bihaber oldugunu sanmiyorum ettikleri afedersiniz kufurlerden belli oluyor vakif olduklari. O zaman evlenince mi Rahibe Teressa’ya bagliyorlar? Bu biraz tezat gibi. Eskiden olsa cinsellige ayip diyen anneler eliyle kizlar korkutuluyordu diyebiliriz de simdi hicbirseyi anneden abladan degil ki, internetten ve sokaktan ogreniyor kizlar. Ben ortaokul talebeleri kizlarin okul cikisina denk geldigimde soyledikleri sozleri duyunca kucuk dilimi yutacak oluyorum. Imam hatipteki kizlari da es gecmiyorum. Hem de bunu erkeklere soyluyorlar. Bu kizlar mi evlenince utanacaklar, yani ne bileyim..
            Bana kalirsa cinsellik artik tamamen ortaya sacilip dokulmus ve mahremiyetini gizemini kaybetmis siradan bir hale geldi. Kizlar arasinda da bu sekilde. Evlenince eger degisime acik olmuyorlarsa bu kizlar, ayip gordukleri icin degil de evlilik kurumunun degerini yeterince kavrayamadiklari icindir. Yoksa haya perdesi yirtilali cok oldu.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm,

            “kizlar kucucuk yasta artik herseyi biliyor ve erkek arkadaslar edinerek yasamaya basliyorlar bunu.” demişsiniz. Doğru ancak bildikleri ne?
            Bildikleri tamamen yanlış, eksik, sapık ve en önemlisi sağlıksız bilgilerdir.

            Ayrıca stk’lar, doktorlar ve internet siteleri bu işi yapmamalarını değil nasıl doğru (korunarak) yapmaları gerektiğini öğretiyorlar. Netice olarak kimsenin mahrem hayatı ve haya perdesini koruma gibi bir gayesi yok.

            Bunun tek bir müsebbibi yok ancak en büyüğü belli.. ve gerekeni yapmıyor, tedbiri almıyor!

            Acilen ahlaki gelişimle başlamamız lazım…

          • kevser diyor ki:

            Oturupta sapık tiplerle kimle olduğu belli olmayan zamparalarla böyle şeyler istişare edilebilir mi? Yok şöyleymiş yok böyleymiş.adam düpedüz sapık.o kadar soğuk tiplerle neden böyle işlere bulaşmış o zaman? Madem ki bi albenisi yok? Öyle değil mi ama? Irz düşmanı kişilerden bu konuda akıl alınmaz diye düşünüyorum

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Lafa gelince belki rahat gözüküyorlardır ancak icraatta farklı oluyor anlattığı kadarıyla. Gavurlar bu konuda rahatmış. Yazdığınız doğru, günümüzde çocuklar daha ergenliğe girmeden masumiyetlerini kaybediyorlar. Şu da var. Yine bu durumla paralel artık yirmi otuz sene sonra doğu avrupa gibi oluruz dediğimiz durum aslında yazdıklarınız.

            Kevser Hanım.

            Arkadaş ırz düşmanı ya da sapık değil adamın yolu bu. Alan razı veren razı. Kandırıldık diye ağlayan kızlar var ya kandırılan kız yoktur kanmak isteyen kız vardır. Görüştüğü tipler soğuk değil ancak bir iki görüşme sonra ne olacağını da bilen tipler ama iş o raddeye gelince biraa değişiyor, biraz da içgüdü belki de. Onu bunu bilmem de hangi kesimden olduğu çok farketmiyor, kızlar böyle erkeklere bayılıyor benim gibilere de sünepe muamelesi yapıyor…Nefis diye bir şey var sonuçta…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Evli Huzurlu hanım.
            Tavsiyeniz için teşekkür ederim. Ben de alıp okumayı düşünüyorum. Sizin yaptığınız gibi ileride kardeşime veririm ben de.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            SADECE FATİH KARDEŞİM

            Arkadaşının caiz/helal olmayan birlikteliklerini tasvip etmiyorum ama arkadaşın bu konuda KESİNLİKLE HAKLI.

            Bizim Türk kızlarının büyüksehirlerde ve rahat/serbest/özgür yetişmiş olanları cinsellik konusunda hem bilgili hem de tecrübeli. Cinsellik konusunda ki gerçekleri kendi isimleri gibi biliyorlar. Ancak bir şeyi veya doğru yolu bilmek ile o seyi yapmak ve doğru yolda yürümek aynı şey değildir.

            Bilirsin ” işi biliyor ama inadından/domuzluğundan yapmıyor” diye bir söz vardır.

            Bizim Türk kızlarının kocasına kızdığında, küstüğünde veya kocasından bir sey isteyip de elde edemediğinde/aldıramadığın da genelinin yatak hayatında yaptığı seyin tanımı tam da bu.

            Yani cinselliği bir CEZA, ŞANTAJ veya YAPTIRIM ARACI olarak kullanarak “Ölü balık, un cuvalı, ölü yıkayıcının elinde ki meyit, plastik şişme kadın” vb, vb taklidi yapmak/olmak.

            Kırsal veya kapalı bir toplumda yetişen kızlarımız ise cinseliği bilmiyorlar, bilmedikleri gibi cinsellik de helal olan fantazileride AYIP, GÜNAH, SAPIKLIK, HAYAT KADINI/FAHİŞE DAVRANIŞLARI vb olarak algılıyorlar. Bu tür de ki kızlarımızın SEX den anladıkları sey ÇİFTLEŞMEK ve bu nedenle de hem kendilerinin hemde kocalarının yatak odaları başta olmak üzere tüm evlilik hayatlarını cehenneme ceviriyorlar.

            Peki bu konuda dar ve kapalı cevrede yetişmiş TÜRK ERKEKLERİ’nin hiç mi kabahati, hatası yok?

            ELBETTE Kİ VAR.

            İkinci grup kızlarımızda olduğu gibi 2. grup ( dini şekli taassupdan ibaret zannede, şekle, giyinşe önem veren cemaatlerde, dar ve kapalı vb çevrelerde yetişmiş) erkeklerimizde de cinsellikten bihaberler.

            Bu tür erkeklerin en büyük hatası sex de SÜREÇ değil SONUÇ odaklı düşünmeleri, hareket etmeleri ve bir an önce sonuca ulaşma şartlanmışlıkları, istekleri; karşı tarafı/karılarını düşünmemeleri, onlara robot muamelesi yapmaları, kadınların hassas noktalarını ve kadınların cinsellik de daha geç uyarılma ( ön hazırlık süresinin erkeğe göre daha uzun olması) özelliğini bilmemeleri cinsel hayat kaynaklı sıkıntıların, temelini oluşturur.

            Bütün bu problemlerin sonucunda da kadınların cinselliği “TATSIZ, TUZSUZ, ZEVKSİZ BİR EYLEM, KADINSAL MECBURİYET, CAN SIKICI BİR EZİYETvb olarak görmelerine sebep olmaktadır.

            Yukarıda özetlemeye çalıştığımız şeyler cinsellik konusunun ana başlıkları olup; bu konuda birbiri ile direk veya dolaylı olan
            (“zincirleme sebepler” ) alt başlıklar halinde en az 15-20 tane “NEDEN-SEBEP” yazmak mumkundür.

            Onlarıda yeri geldikce yazarız inşaallah.

            Basta Sema ve Tuğba hanımefendiler olmak üzere sitede ki tüm yazar ve Tahkiki İman sahibi yorumcu ve okuyucu klardeşlerimin cumasını tebrik eder; hayırlara vesile olmasını dilerim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Abdullah Bir abi.

            Kişi arkadaşının dini üzeredir biz de o arkadaşın yaptıklarını tasvip etmiyoruz. Hatta zamanda epey sofuydum diyor, öyleymiş hakikaten. Şimdi çok uç sayılmaz ama yaramazlıkları var böyle. İnanın neyin ne olduğunu bizden çok daha iyi biliyor.

            Bunları niye yazdım. Arkadaş benim turnusol kağıdım. Zamane kızlarının eğilimlerini iyi biliyor. Eğer görüştüğüm kız arkadaşın tarifine uyarsa demek ki kız kötüymüş diyorum :) Keza diğer konularda da müspet arkadaşlarla bu arkadaşın söyledikleri uyarsa dikkate alıyor uymazsa müspet arkadaşları ciddiye alıyorum. Bizim meşhur bir lafımız var, bu muhabbetler çok sıkarsa nerede karı orada bela deyip bırakıyoruz :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yazmayı unutmuşum, size de hayırlı cumalar.

      • Zeynep diyor ki:

        Yeni evlendigimizde benim de Tavşanlı pijamalarim vardi .Ben rahat diye hep onu giyiyordum eşim birgün çöpe attı birdaha böyle çocukça şeyler giyme dedi .Yorumu okuyunca o aklıma geldi çok güldüm .Suzan hanim biz düşünemiyoruz da erkekler nelere takılıyormus meğer .Rahatsız olan söylesin esine bence .Kızlar genelde evlenir ken evliliği tam anlamadan evleniyor anlatmak sevdirmek de eşlerine düşüyor

        • Sennur diyor ki:

          Zeynep hanimcim ,Hepsi çeşit çeşit, durumlarin ve olayların. Hamileliğinde çok bunalip , evinde huzur bulacağı ortamda askılı rahat giyinmeye çalışanlara da ; ben de seni kapali diyerek aldım. Deyip yorum yapabilenlerde var. Ne sıcağı , ne ev ortamı olduğunu düşünemeyip …

          • Feyza diyor ki:

            Bu da ilgincmis, evde de carsafla mi gezmek zorunda hanimlar :)
            Suriyeli bir hanimin evine konuk oldum. Disarda gozleri dahi zor gozukuyordu, gozlerini de bilmedigim icin yanlis bir eve gitme ihtimalini hesaba katarak tereddut ettim cunku bambaska bir kadin karsiladi beni. “Biz disarda baska evde baska” dedi :) Kapiya ya da cama cikmadigi surece ne sakincasi olabilir ki..

    • Yahya diyor ki:

      Mevzu boşanma kararından yatakta nasıl giyinmeli ye doğru kayıyor ancak
      şunu eklemek isterim:

      Büyüklerimiz bu konuda edep, haya ve mahreme çok dikkat etmişler.
      Günümüzde bunun sorun dahi edilmemesi lazım. Artık imkanlarımız son derece artmış durumda…

      Dedelerimiz kış günü buz kırarak gusül almışlar, biz geceleri 3-5 kıyafet değiştemez miyiz?

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Feyza kardeşim demişsiniz ki,

        “Peki Turk kizlarinda sokakta bu bozulmayi goruyoruz, bu kizlarin cinsellikten cok bihaber oldugunu sanmiyorum ettikleri afedersiniz kufurlerden belli oluyor vakif olduklari. O zaman evlenince mi Rahibe Teressa’ya bagliyorlar? Bu biraz tezat gibi. ”

        Heralde hiç bir asırda cinsellik bu denli pohpohlanmamış gözler önüne serilmemiştir ve özellikle erkekler bu denli tahrik olmamıştır diye düşünüyorum.Aynı şekilde hiç bir asırda da bu denli cinsel hastalıklar,problemler de yaşanmamıştır diye düşünüyorum. O yüzden feyza kardeşim bir şeyin çok ön planda olması mahremiyetin kalmaması demek değildir ki o şey evlerde çok iyi yaşanıyor olsun. Hatta bir şey ne kadar ön planda olursa o şeyin mahiyeti,kıymeti düşer.

        Yani o kızlar sevgilileriyle bir şeyler yaşıyorlar küfrediyorlar diye mahrem hayatı her yönüyle iyi biliyorlar anlamına gelmiyor. Sakın yanlış anlamayın ama sizin burada bu konuda yazdığınız yorumlardan bu konuda belki de iyi okumalar yapmışsınız yada kaldığınız medresede bu yöndede bir eğitim verilmiştir size diye düşünüyorum.Siz mesela bu konularda o sevgilisi olan kızlardan mahrem konulara olan vukufiyet noktasında onların elli tanesini belki cebinizden çıkarırsınız.

        Yani sokaktan öğrenilen internetten öğrenilen saçma salak bilgiler ile sağlam kitap ve yazarlardan öğrenilen bilgiler hiç aynı olabilir mi? ayrıca bu tip sevgili hayatı yaşayan cinsellikle erken tanışıp bir çok şeyin hazzını yaşayan tipler evlenince bence mahrem hayatta daha çok problem yaşayacaklardır. çünkü bir defa bu tiplerin eşlerinden alacakları lezzet hiç sevgilisi olmamış birbirlerine ilk kez dokunacak eşlerin birbirlerinden alacakları lezzetle kıyas bile kabul etmez. yani her şeyi erkenden haram yollarla yaşadıklarından alacakları eşlerinden alacakları lezzet bile azalacaktır. ve bunu diğer sorunlar takip edecektir.

        Neyse fazla uzatmayalım en iyisi, Rabbim toplumumuza hidayet versin inşaallah…

        Vesselam…

        • Feyza diyor ki:

          Genel olarak bu cevabi yaziyorum.
          Sokakta ogrenilen ya da internette izlenerek ogrenilen mahremiyetin sagliksiz oldugu kismina katiliyorum. Ama mesela kucucuk yasta her seyi yapan kizlar evlenince istese de utangac olamaz ki. Bir ya da iki gun rol yapsin japon baligi taklidi. Ama suregelen bir taklid durumu varsa bunun sebebi cinselligi tu kaka diye bilmesi degildir benim itirazim bunaydi.
          Abdullah abinyorumunda aciklamis. Buyuk sehirlerde cinsellige vakif kizlarin evlendiginde bunu bir koz olarak kullanmasi bahsi bana daha tanidik geliyor. Oyle ya bu kizlar kac gun rol yapabilir? Ufak bir degisimde bile ben hayat kadini miyim diyen bir kizin evlilikten once cok kati bir disiplinle yasamis olmasi lazim ki bu denli keskin koselere sahip olsun. Elbette bilincsiz bir disiplinden bahsediyorum, yani cinselligi zinhar kotuleyen yoksayan ve yanlis ogutleyen. E disarda oyle bir genclik yok ki hepsi doludizgin. Hatta burda da yazilmisti liselerde islenen haltlarin mahiyetini. Sizler daha iyi bilirsiniz bu konulari. Bu durumda Abdullah abinin dedigi gibi cinsellik bilinmiyor degil, hatta sagliksiz olabilir ama nasil haz alacaklarini da gayet iyi biliyorlar ama o halde evliligin degeri bikinmedigi yani ahlak egitimi verilmedigi icin cinsellik koz olarak kullaniliyor. Ama ayip oldugu icin degil. O daha eski devirkerde bir mazeret olarak kaldi sanirim.
          Bir de dindar cevredeki sorunlara deginmisti Sema abla. Belki dindar cevrede bu gibi korkutmalarla kizlar kucuk yasta sogutuldugundan boyle tepkiler verebilir diyecegim ama bunu da Fatih beyin zipir arkadasi gibi erkekler ne bilsin? :) yani onun gecirdigi zamanlar dindar cevrenin degil genis cevrenin kizlari olmali ki bu durun yine ilk paragrafla butunlesiyor.
          Celiskiden kastim buydu.
          Mahremiyet cok ortalikta internetin etkisi cok buyuk. Aldatmalar da artti. Eskiden kadin kocasini arka mahalledeki bakkalla aldatiyorduysa en fazla, bu cok riskliydi. Simdi aldatan kadin, sevgilisini cebinde tasiyor. Kocasindan daha yakin olabilir. Ben bazen bazi Islami sayfalara bakiyorum. Hani cok mutaassiplar cok iyi. Ama birbirini hic tanimayan cemaat insanlari o sayfa vesilesiyle birbirinin resmini gorup yaptigi yoruma Maasallah Allah razi olsun gibi yorumlar yapiyor. Bu dahi bir begenidir. Ne bileceksiniz o kisilerin arka planda arkadas olmadiklarini ya da olamayacaklarini, orasi oyle bir alan ki ozelden dilediginiz gibi ulasabiliyorsunuz. Alin sizi zinaya goturecek bir tehlike. Belki orada sohbet verip insanlarin bir yanda hidayetine vesile olurken baskalarinin da gunahina sebep olunabiliyor.
          Bu sikayetimi belli cemaat buyuklerinin sayfalarina ozelden birkac kez bildirdim. Karanliga kursun sıktıgım zannedilmesin. Degisen birsey oldu mu bilmiyorum ben gormedim.
          Yani konu nereye geldi :)
          Azmo kardes, ozel bir egitim almadim medresede konustugumuz istisare ettigimiz durumlar elbette oluyor. Evli hocalarimiz daha tecrubeli oldugundan ilmine guvendigim kisilerle konusmuslugum disinda ozel bir egitim almadim. Yalniz zaman icinde kadinlarla hasir nesir oldukca ve onlar bekar evli ayirdetmeksizin mahrem konularini danistikca ister istemez bir onbilgi, biraz asinalik ve biraz da merak olusuyor. Sorularina cevap verme adina arastiriyorsunuz ki yardimci olasiniz. Bu bazen internet uzerindeki cinsellige yonelik saglik sitelerinden, bazen evli bir hocahanimdan ve bazen kitaplardan ya da Sema ablanin yazilarindan olabiliyor. Kisaca sorular arastirmaya sevkediyor ve biraz da ayni cinsin insani olunca bazi seyleri yasamasaniz da tahmin ve hissedebiliyorsunuz.
          Bunun disinda sokak egitimi ya da disiplinli bir seminere tabi olmadim.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Ben bazen bazi Islami sayfalara bakiyorum. Hani cok mutaassiplar cok iyi. Ama birbirini hic tanimayan cemaat insanlari o sayfa vesilesiyle birbirinin resmini gorup yaptigi yoruma Maasallah Allah razi olsun gibi yorumlar yapiyor. Bu dahi bir begenidir.”

            -Haklısınız Feyza kardeşim.Bizim sitenin en önemli avantajlarından biride bu fotograf olayı yok (gerçi olsaydı da ben bırakmazdım fotomo yüksek ihtimal) kimse kimsenin bulunduğu şehri mesleğini özel fiziki detaylarını bile tam olarak bilmiyor gerçi son zamanlarda boy bilgisi birde pantolon olayına girdik keşke oda olmasaydı.Ben özellikle dikkat ediyorum daha bulunduğum ili ve mesleğimi bile söylemedim zaten tabi diğer özel özellikleri de. Daha önce islami forumlara takılıyordum oradan biliyorum gönül ilişkilerine çok açık bir ortam çünkü özelden mesaj yazma bölümü oluyor genelde oradan bir iki mesaj derken tel no alınıyor sonra oradan devam ediliyor.Bizim sitede iyi ki öyle bir özellikte yok. :)

            -şehirli kız,dindar kızda ki mahremiyet noktasına gelince bu konuda son olarak şunları söyliyeyim bence her şeyi çabuk yaşayan erkeklerle aralarına liseden itibaren mesafe koymayan kızlarda evlendiklerinde “cinsel isteksizlik,soğukluk” gibi sıkıntılar çok daha fazla oluyor. Hakeza çalışan kadınlarda ve ünv. okumuş hatta akademik kariyer yapanlarda daha fazla bu gibi sıkıntılar oluyor. Aynı şekilde kızlarla çok fazla oturup kalkan çok fazla açık saçık kız dekolteli kız gören erkeklerde de evdeki işlerine karşı istek kaybı oluyor. Ben şuna inanıyorum köy hayatındaki evlerine Tv girmemiş bir karı-koca mahrem hayat noktasında eğer bilinçli iseler o zaman o karı-kocanın mahrem hayatta birbirlerinden alacakları lezzet dünyanın en iyi otelinde yaşanacak bir mahremiyetten kat kat daha tatmin edici olacaktır. Çünkü köy hayatında hem doğal beslenme olacak,hem kadın fazla erkek görmeyecek,hem kocası fazla kadın görmeyecek görse de bunlar zaten açık saçık dekolteli değiller köylü kadın kıyafeti içerisindeler.Evde de zaten TV yok internet zaten yok farz ediyoruz dolayısıyla erkeğin cinsel enerjisini sadece eşine yönelteceğini karısının da hayatında tek tanıdığı erkeğin kocası olduğunu düşünürsek o zaman bu iki çiftin mahrem hayatı mükemmele yakın olur diye düşünüyorum.

            “Azmo kardes, ozel bir egitim almadim medresede konustugumuz istisare ettigimiz durumlar elbette oluyor. Evli hocalarimiz daha tecrubeli oldugundan ilmine guvendigim kisilerle konusmuslugum disinda ozel bir egitim almadim. Yalniz zaman icinde kadinlarla hasir nesir oldukca ve onlar bekar evli ayirdetmeksizin mahrem konularini danistikca ister istemez bir onbilgi, biraz asinalik ve biraz da merak olusuyor. Sorularina cevap verme adina arastiriyorsunuz ki yardimci olasiniz. Bu bazen internet uzerindeki cinsellige yonelik saglik sitelerinden, bazen evli bir hocahanimdan ve bazen kitaplardan ya da Sema ablanin yazilarindan olabiliyor. Kisaca sorular arastirmaya sevkediyor ve biraz da ayni cinsin insani olunca bazi seyleri yasamasaniz da tahmin ve hissedebiliyorsunuz.
            Bunun disinda sokak egitimi ya da disiplinli bir seminere tabi olmadim.”

            – Anladım kardeşim. Bende de “medrese” hariç gerisi aynı benimde bu konulardaki malumatım hemen hemen sizin gibi sayılır.

            Ayrıca mahrem hayat konusunda bekar olarak daha fazla yorum yapmama kararı aldım. Çünkü bizler okuduklarımız,duyduklarımızdan vb. yola çıkarak yorumlar yapıyoruz.Oysa evli kimselerin bu tür konularda konuşmaları bence daha iyi olur onlar konuşur bizde okur tecrübe ediniriz.Tabi evlilerin de kendi özel durumlarını anlatmaları haram dinimizde bu tür şeyler yasaklanmış zaten o tür şey istemiyoruz sadece ilmi ve islami bir şekilde olursa böyle bilgiler ve yol göstermeler evli site okurlarından faydalanabiliriz. Yoksa bizim gibilerin konuşması pek anlam ifade etmez gibime geliyor o yüzden benden mahrem hayatla ilgili artık bu kadar diyorum bu konularda yorum yapmayı artık düşünmüyorum. Diğer bekar kardeşlerime de aynı şeyi tavsiye ediyorum. Bekliyelim Sema Hanım “cinsel eğitim” bölümünde yeni yazılar yazsın ya da yazacak birilerini bulsun. :)

            Vesselam…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Azmo kardeş.

            Araya giriyorum da sen ver hele bi o sitelerin adresini :)
            Şaka şaka…

            Geçen bir hanım arkadaşla kızların bu konulardaki sahtekarlığını tartışıyorduk, kuyruk sallayıp etrafına erkek toplamanın dürüstlüğe sığmadığını anlatıyordum, hani kendiniz için giyiniyordunuz diyordum o da erkekleri suçluyordu, adamın birisi işyerinde maille kıza yürümeye kalkmış.

            İster burası olsun ister dışarısı olsun sınırlar bellidir. Gizli ajandalarla arkadaş ayağından kız düşürmeye çalışmak nerede olursa olsun yalancılıktır gözümde. Hele ki dini de bu işe alet ederek. Bir kıza gerçekten evlilik niyetiyle yakınlaşıyorsan açık açık söylersin. Bunun yeri de internet olamaz, ömründe görmediği kişi. Aynı havayı solursun bir yerlerde görürsün o başka. Bunun dışındakiler benim gözümde dürüstlük değil. Hoş, dışarıda da alan razı satan razı bir şey diyemiyoruz. Sadece arkadaşız diye bir şey icat etmişler. Sanmayın ki muhafazakar kesimde yok, artık orada da var. Sonra iş ilerleyince arkadaşlıktan sevgililiğe…
            Kimi yiyorsunuz. Ateşle barut yan yana durmamış.

            Bu kadar uzun yazmamın sebebi şu. Kadın erkek ilişkilerinde sınırlar belli. Bu sınırlara riayet etmediğimizde günah işlemenin yanı sıra aynı zamanda fıtratımızı inkar ederek yalan söyleyerek bir günah daha işliyor konumunda oluyoruz. İğneyi kendime çuvaldızı başkasına batırayım. Karşı cinse selam vermek bile doğru değil denildiği halde yukarıda anlattığım gibi bazı konuları tartışıyorum karşı cinsle. Mesafeyi koruyoruz belki ama işin doğrusu bu değil, selam bile sıkıntıymış…Nasıl olsa bir şey olmaz evli barklılar zaten düşüncesi de doğru olmayabilir. Ancak benim ailemde de bu konuları konuşabileceğim kimse yok, ufaklık anlamıyor :/ Burada çok yorum yazıyor gibi gözüküyorum belki ama sosyal medya canavarı değilim. Oralarda çok yazıp çizen bir şeyler paylaşan biri değilim. Face’de karşıma çıkan haber kaynağı gerçekten haber kaynağı, insanların paylaşımları yerine haber sitelerinin paylaşımları çıkıyor genelde :)
            Bir arkadaş evlendikten sonra hanımı istediği için hesabını kapattı. Evlenirsem kapatırım belkş ben de evlenene kadar serbest(!) :)

          • Feyza diyor ki:

            Evet sevgili Azmo kardesim, burda foto ya da mail adresi gibi iletisim yollari kapali. Yorumlar denetimden geciyor ve hersey kontrol altinda.
            Zaten bu ortami nezih kilan da editor ve yoneticilerinin bu hassasiyeti. Yoksa siradan bir face sayfasindan ya da forum sitesinden farki kalmazdi ve muhtemelen biz de burada olmazdik.
            Bir ara Sema ablanin eski yazdigi gazete kosesi disinda pek yorum yapmisligim olmadi benim de internet ortsminda. Orada da yine ozel iletisim ortami, arkadas ekleme foto koyma vs olmadigi icin destek mahiyetinde ve o donemki yasimin da verdigi heyecanla cok fazla olmasa da o zamanki imkanim elverdigi ve denk geldigim sureler birkac sefer yorum yapmisligim oldu. Bir de burasi. Burayi da bulali henuz yeni bir yilimi doldurdum. Bugunlerdi sanirim gecen yil, siteyi bulma yildonumum :) darbe oncesi ya da kisa sure sonrasiydi.
            Aslinda iki sorum var,
            Birincisi eski yorumlarda gordugum Ahir zamanda erkek olmak rumuzlu uye siz misiniz? Gorusler ve rumuzlar benziyor ben buna ihtimal verdim.
            Ikincisi Tugba abla artik neden hic yazmiyor, sahsen yazilarini ozledim.
            Selam ve dua ile.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bir insan niçin yaratılmışsa ona o kolaylaştırılır. “ ( Hz. Muhammed s. a. v )

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku