Boşanma İle İlgili Fetvalar

25 Eylül 2017Prof.Dr.Orhan Çeker29 Yorum »

img-20161230-wa0014Soru: Bir kişi eşine sürekli kötü kelimeler kullanmak suretiyle evden gitmesini telkin ederse nikahına zarar gelir mi?

Cevap: Her şeyden önce soru şekline bir itirazım var: Eş derken hangisi kastediliyor? Karı mı koca mı? Halk arasında karı kelimesi kötü ve kaba bir manada kullanılıyor. Halbuki karı kelimesinin kötü bir manası yok.

Karı kelimesinin bilakis hürmete değer bir manası var. Kadınlar içerisinde nikahlı olan kadını ifade eder. Hanım, hatun, kadın… gibi kelimeler nikahlı kadını ifade etmez. Saygın bir manası olan avrat kelimesi de maalesef kaba manada kullanılmaktadır.

Gelelim şimdi soruya: Koca, karısına eğer ‘sen buradan çek git, buralarda bulunma, gözüm seni görmek istemiyor…’ gibi sözleri boşama niyetiyle söylemişse boşanma meydana gelir. ‘Şimdilik kızgınım, sakinleşinceye kadar gözüme görünme’ gibi bir maksatla söylemişse boşanma olmaz. Yani bu gibi telkinlerde kocanın niyeti belirleyicidir.

Soru: Boşanmada şahit gerekli midir?

Cevap: Boşanmada şahit bulundurulması gerekli değildir. Yani boşamanın iki şahit huzurunda yapılması şart değildir. Şahitsiz boşama aynen geçerlidir. Talak suresi ikinci ayette: “… İçinizden adil iki kişiyi şahit tutun” diye bir kayıt var. O kayıt, ‘boşamaya şahit tutun’ demek değil, boşandıktan sonra tekrar evliliğe dönerseniz (ric’at-rücû) şahit tutun anlamındadır.

Soru: Boşama sözünü karının duyması veya haber alması şart mıdır?

Cevap: Boşama sözünü karının duyması veya haber alması şart değildir. Karının gıyabında şahitler olmaksızın koca tek başına iken boşasa talak meydana gelir. Bu sebepledir ki telefon ekranına boşama sözünü tam olarak yazsa, ‘gönder’ tuşuna basmasa ve o sözü karıya göndermese bile boşanma meydana gelir.

Soru: Şartlı boşamada şart gerçekleşmeden önce vazgeçme hakkı var mıdır?

Cevap: Şartlı boşamada şart gerçekleşmeden önce şarttan vazgeçme imkanı yoktur. Mesela bir adam ‘filan eve girersen boşsun dese’, kadın o eve girmeden önce erkek pişman olsa ve ‘ben o şartımdan vazgeçiyorum’ dese, böyle bir vazgeçme hakkı bulunmamaktadır. Söylenen şart geçerliliğini sürdürür.

Soru: Beyi hanımına, annesine gitmemesi için üç defa şart olsun demiş. Onu söylerken de beyi sarhoşmuş bundan dönebilir mi? Hanım, annesine giderse eşinden boş olur mu? Bu durum nasıl düzeltilebilir?

Cevap: Eğer ‘annesinin evine giderse üç defa boşsun, üçten dokuza şart olsun’ cümlesini sarf ederken gerçekten sarhoş idi ise o takdirde hanımın, anne evine gitmesiyle bir şey olmaz, boşanma meydana gelmez. Aslında Hanefilerin çok büyük kısmı ve diğer bazıları şarhoşun boşamasını geçerli sayarlar. Ama az da olsa bir kısım Hanefiler ve diğer bazı mezhebler sarhoşun boşamasını geçersiz kabul etmişlerdir.

Osmanlılar son yıllarında sarhoşun boşamasına itibar etmemişlerdir (Hukuk-i Aile Kararnamesi, md: 104). Biz de zamanımız açısından şimdi bu hükmü esas almaktayız. Yani sarhoşken sorudaki sözü söylemiş olan koca, şartın gerçekleşmesi halinde karıyı boşamış olmaz. Sarhoşken sözlerin geçerli olmayacağı ayetin (Nisa: 43) işaretinden anlaşılmaktadır.

Soru: Sinirli iken boşanma gerçekleşir mi?

Cevap: Sinirli olarak adam karısı için onu ‘boşadım’ veya ‘boşsun’ diye bir ifade kullanırsa, bu ifadenin talak (boşanma) meydana getirmesi için sinirlenen kişinin durumunu inceleriz. Sinirlenen kişi, adeta aklını kaybedecek yani ne dediğini hatırlamayacak derecede bir sinirlilik seviyesine ulaşmışsa bu söylediği boşama sözleri hüküm ifade etmez ve bu sözlerle boşanma meydana gelmez.

Ama sıradan bir sinirle, her insanın normal olarak sinirleneceği bir seviyede sinirlenmişken bu sözü söylerse boşanma meydana gelir. Şunu hatırlatayım ki sinirin hangisi olursa olsun, sinirli iken söylenmiş olan bir boşanma sözü, geçersizdir demiyorum. Çünkü normalde talaklar sinirle verilir.

Eğer boşanmalar sinirli iken mutlak olarak geçersizdir denecek olursa hiçbir boşanma meydana gelmez. Çünkü adamın keyfi yerindeyken boşaması az rastlanan bir durumdur. Zamanımızda sinir ilaçları kullanımında patlama yaşanmaktadır. Eskiden talak sözlerini hükümsüz kılacak sinir hali bize neredeyse 10 yılda bir gelirken şimdilerde sık sık gelmeye başladı.

Şimdi sinirli olarak hanımı boşadım diyene mutlaka ilaç kullanıyor musun diye soruyoruz. O kişinin psikiyatrik hastalığı ‘farık mümeyyiz değil raporunu verdirecek bir seviyede ise fetva, ‘boşanma olmamış, talak sözleri hükümsüzdür’ şeklinde olmaktadır.

Sabır denilen hasleti unuttuğumuz için toplum olarak delirecek seviyeye gelmişiz. Eskiden sinirli kişiye zaten “deli” diyorlardı. Toplum halinde delirecek veya delirmiş durumda bulunuyoruz.

Prof.Dr. Orhan Çeker “Fetvalarım”  Kitabından

 

Okunma Sayısı : 3.098

Yorum yapın

“Boşanma İle İlgili Fetvalar” için 29 Yorum

  1. Feyza diyor ki:

    Rivayetin zayif olanini bulmussunuz. Bu rivayet Taberani’den sahih olarak naklediliyordu diye hatirliyorum.
    Bir hadis zayif olabilir fakat ayni anlamdaki baska bir rivayetin senedi muttasil da olabilir. Bu hadisin de farkli rivayetleri mevcut ve bazisi zayif bazisi ise sahih

    “Ummetim delalette birlesmez” hadisini tek rivayete ve tek hadise indirgeyerek diger sahih rivayetleri yoksaymaniz dogru degil ve yaniltici/eksik bir bilgi. Sahih olan rivayet ise zayif olan bu hadisle ayni manada oldugundan bu durumda sahih rivayetin de manasini geri donusume atmis oluyorsunuz.
    Selametle.

    • Feyza diyor ki:

      Gulpbe hnm. cevabim en ustte yayinlandi.

      • gulpembe diyor ki:

        Feyza hanim,

        sahih olan taberi hadisinden haberdarim ve bunda hemfikirim.Allah bu ummeti toptan helak etmeyecek oldugu gibi, sapiklikta birlesmeleri de mumkun olmayacak.
        Fakat ozellikle beirttim ki”sevadi azam”hadisi olarak meshur olan diger soz, “cogunlugu” mutlak baglayici olarak sundugu icin; bunun da hem insan dogasina hem ayet ve hayata uygun dusmedigi icin suphelendim ve suphelerimde hakli ciktim. Cunku herzaman cogunluk herseyi bilmedigi gibi, azinligi hice saymak insan onuruna da aykiridir. Malum ki fikrin de bir namusu vardir.
        Ve bu iki hadisin anlamlari birbrinden cok farklidir.
        Yorum icin cok tesekkur ederim

        sevgiler.

  2. gulpembe diyor ki:

    Mustafa bey,
    haklisiniz,Bol bol yemek kitabi okumak bizi iyi asci yapmadigi gibi, oturdugumzu yerden konusmak bizi bilgin yapmaz. Nietkim ebu hanife de basarili bir tuccarlik hayati sonrasi ilime atilmis, ve zamanin en isabetli goruslerini ortaya koymustur. Kiymeti bilindi mi? Yasadigi donemde Iftiralar, hapisler, iskenceler ile sehit edildi. Peki ya, simdi yere goge sigdiramadiklari Buhari hz?canli canli mezara koymadilar mi?iftiralar linclerle Mubaregi bezdirmediler mi?bediuzzamanin eserleriyle nasil kufre dustugunu(!) buyuk heyecanlarla anlatan hocalarin videolari hala internette ama simdi hepsi birer risale ve ustad mudafisi kesilmis.

    Bakiniz, “her bilenin ustunde daha iyi bilen biri vardir”buyuran bir kitabimiz oldugu halde islam dunyasi her yeni fikir, ve atilima dusman nazariyla bakmis. Ozgur dusunce yokki yeni birsey koysunlar ortaya. Peygamberimiz ummetim yanlista birlesmez buyurmus, (sahih hadis mi bilmiyorum,bakmadim) Ama ya cogunluk yanlis ise?azinlik daha ileri fikirli ve ehil ise?neden kulak tikariz?, ayeti kerime “cogunluga uysan seni cehenneme cagirirlar “buyuruyorken ,her sart ve kosulda cogunluk kistas olabilir mi ?. hem Tefrika her yerde. Ben asure kaynatiyorum diye pakistanli komsum bana karsi bir sure tedirgindi,beni sia zannetmis. Agzimi yokladi , sunni oldugumu duyunca cok sevindi. Yahu beni insan olarak yahut ayni kibleye yoneldigimiz icin sevemez misin?bu korku bu tedirginlik neyin nesi?

    Simdilik boyle kalsin. Selamlar.

    • Adamın biri diyor ki:

      Gülpembe hanımefendi

      Aslında daha önceki bir yorumunuza yorum yapacaktım ama vazgeçtim. Şimdi aynı üslupla ikinci kez karşılaşılanca yorum yapmak istedim.

      Bakınız insan bulunduğu toplumu eleştirirken bunun yıkıcı, dışlayıcı değil yapıcı bir şekilde ele alınması gerekir. Daha önce ” müslümanların sorunu şu:” diye devam eden bir yorumunuz vardı. Burda da benzer şekilde ” islam dunyasi her yeni fikir, ve atilima dusman nazariyla bakmis ” gibi bir ifade kullanmissiniz. Bunu bir müslümana asla yakistiramiyorum. Bakıniz burada tabiri caizse üst perdeden bir üslup hissediliyor, maksadıniz bu değildir umarım ama sonuçta duygu ve düşüncelerimizi kelime elbiseleriyle gosteriyirsak onlara da dikkat etmeliyiz. Tabiki icinde bulunduğumuz toplumu , ümmeti , elestirebiliriz ama bunu yaparken aynı zamanda kendimizin de bu toplumun bir parçası oldugumuzu dikkate almalıyız, öyle yapmazsak bizi kimse dikkate almaz. Yapacağımız eleştiri ilk olarak kendimizi hedef almalı diye düşünüyorum. Nefsini islah etmeyen başkasını islah edemez diyor Bediüzzaman hazretleri

      Bediüzzamandan bahsettiginiz için ondan bir söz ekleyeyim ; Evet mü’min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır. ” Uhuvvet Risalesi

      Ayrıca aynı Bediuzzaman hazretleri nin şöyle bir ifadesi var ; “…….. nass-ı kat’î ile dalalet üzerine icma’ları vaki’ olmayan ümmet-i Muhammediyenin (A.S.M.)…….”

      Yalniz şu noktada haklısınız ki bir müslüman tahkik ehli olmalı, hiçbir şeyi kulaktan dolma bir şekilde kabul etmemeli. Sadece sirf herkes öyle düşünüyor diye öyle düşünmemeli.

      Ben acizane kendimce gördüğüm kadarıyla sizi dikkat etmeye çağırıyorum, kusurum varsa affediniz, saygılar…

      • gulpembe diyor ki:

        “adamin biri”,
        samimi yorumunuz ve hadis hakkindaki bilgilendirme icin tesekkurler:)

      • gulpembe diyor ki:

        “adamin biri” kardes

        vait bulup ancak inceleyebildim.
        “ummetim delalaette birlesmez.ayrilik gorurseniz “sevadi a’zama(yani muslumanlarin cogunluguna)”tabi olunuz”diye bilinen soz, ibni mace den rivayet edilmis ve sahih hadis olarak Kabul edilmiyor.
        bu duzeltmeyi eklemek istedim.

        selamlar

        • Adamın biri diyor ki:

          Gülpembe hanımefendi

          Ben yukarıda da belirmiştim, siz zaman zaman Bediüzzamana atif yaptığınızdan ben o yüzden onun eserinden size o noktayi hatirlattim, herhalde nassi kati dediğine göre öyledir, ayrıca şuna da bakmanizi öneririm;

          ” Taberanî’nin İbn Ömer’den naklettiğine göre Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurdu:

          “Ümmetim asla dalalet üzerinde birleşmez. O halde cemaatin (ümmetin çoğunluğunu teşkil eden Ehl-i sünnetin) içinde kalmaya dikkat edin. Çünkü Allah’ın eli cemaatin üzerindedir.” Heysemî hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.(bk. Zevaid, 5/218).

          Bu hadiste vurgulanan husus, (ümmetten hiç kimsenin dalalete düşmeyeceğini değil), ümmetin (özellikle fetva makamında olan alimlerinin) top yekûnu veya büyük çoğunluğunun dalalet üzerinde birleşmeyeceğidir.

          İlave bilgi için tıklayınız..

          Selam ve dua ile…
          Sorularla İslamiyet

          Size de selamlar bilmukabele

          • gulpembe diyor ki:

            adamin biri kardesim,

            sizin iyi niyetinizden suphem yok. ustada da cok muhabbet duydugum dogrudur.
            hadis hakkinda yukarida ilgili bir yorum az once yazdim.
            siz de zahmet edip arastirmissiniz,Allah razi olsun
            ilminizi ve fehminizi arttirsin(amin)

  3. gulpembe diyor ki:

    yahya bey,
    Akitlesmek icin neden devletin adini islam devleti vermek gerekiyor?Simdiki devlet akitlesmeyti tanimiyor mu?taniyor. Akitlesmek iki tarafin haklarinin korunarak imzalanan bir sozlesmedir. Imamin nikahi/bosanmasi olmaz. Bugun evli ciftler imam nikahi yaptirmasa, devlet nikahi ile idare etse zina mi oluyor?hayir, ne munasebet. Tek fark var ki, mehir gibi ince hususlar konusulmamis olur, bunu sonrada konusabilirler, akit esnasinda olmak zorunda degil. Hem bizim orfumuze gore dugundeki takilarin geline kalmasi gibi mehir yerine sayilan uygulamalar var. zaten mehirin hikmeti de evlilikte koca malina mal yigarken, kadinin evde karin tokluguna omrunu pul etmemesidir. Lazim olur veya olmaz kadini korumak icindir.

    Devletin bosamasi da dinen 1 talak hukmune girer. Yani gecerlidir , bos olurlar. Tek fark var ki, iki talak hakki halen devam ettigi icin kadin kocasina donmek isterse baska evlilik yapmak zorunda degildir. Ama bu yine bosanmadir.
    Iddet bekletmedeki hikmetlerden birii ise yine, erkegin kalbinin yumusamasi ,acele karar vermemesi, pismanlik duyup duymayacagina bakmak gibi daha cok psikolojik etmenlerdir.

    Babam, rahmetli Timurtas hocaefendiyi cok severdi. Cocukken arabada gelip giderken onun heyecanli vaazlariyla buyuduk. Hatta ondan iyi hoca diye bahsettiklerinde ‘ne kadar kizgin ve ofkeliysen o kadar iyi muslumansin demekki’ diye bir intibah edinmistim, cocuk aklimla. Habire seriat lazim , laiklik defedilmeli kivaminda sohbetelr verirdi.. Ama o bile “islam siyasetle gelmez” derdi.

    Islam hukuku da uygulansa, yalanci sahitler bitmez, kotuluk son bulmaz. Hatta bir sahabe arkadasini kotu yoldaki kadinlara sadaka verdi diye azarlar, peygamber bundan men etti der, olay ayse anneminzin kulagina gider, “hayir rasulullah yasaklamadi, kendisi de bu kadinalra sadaka verirdi”diye duzeltir. Bakiniz o donem bile kotulukler biranda kesilemiyor.

    O yuzden insandan baslamak lazim. Bugun misirli /tunuslu arkadaslar sokaklarin copunden pisliginden memleketelrien tatile bile gitmek istemiyor. Dusunun ki tunusta BinAli dikdatorlukle bile disari cop atilmasini engelleyememis. Ama onun zamaninda sokaklar cok temizmis, cunku adam her gece sokaklari yikatiyormus.
    Yani korkutarak baskiyla bir yere varilamaz. Turkiye zaten homojen degil, farkli gorustekielri ne yapacaz , iran gibi devrim oncesi kapilari acip, kacan kacsin islam develti kuruyoruz istibdat basliycak mi diyecez?
    Fikrim bu.Biraz aceleyle yazdim , kusur ettiysek affola.

  4. Yahya diyor ki:

    Allah sizden razı olsun hocam. Çok güzel açıklamışsınız. Ayrıca “karı” kelimesi için yaptığınız açıklamada yerinde olmuş.

    Esasında Nasrettin Hocanın oğluna testi verip, tokat atması gibi, bizleri de evlendirmeden önce tokatlamak lazım…

    Selam ve dua ile…

  5. gulpembe diyor ki:

    kadin kocasinin onu bosadigini iddia edip,geri donmek istemezse koca da ,ben sarhostum yada falanca sozu soylerken niyetim bosanmak degildi derse, kimin dogru soyledigini nasil bilecez?sahit gosterilmeden, yazi tutanak tutmadan kocaman bir mesele bir adamin o anki ruh haline ve iki dudagi arasina nasil birakiliyor? Boyle hukuk olur mu?olmaz.
    Ben benzer bir hadiseye sahit oldum, (bu cift turkiyeli degil)kadin kocasi siddet uyguladi diye onun yanindan kacti, bir sure sonra da beni yine evlendirin dedi. Biz dedikki seni kocanin bosamis olmasi lazim. Dedi ki ., o her sinirlenip bana vurdugunda ustune birde bosuyordu, ben saymistim beni bosadiklari 6 yi gecti… Kocayi bulup sorma sansimiz yok, kadin da “kocam beni bulursa daha yasatmaz, gormem onu” diyor. Kadina dedik, madem bos oldugunu dusunuyordun neden devam ettin,zina olmuyor mu bu? Dedi ki, bosadigini kabul etmiyordu, zina olduysa gunahi onun boynuna…kel basa , simsir tarak.

    ‘3 talak hakkinin bir anda verilmesi ile bosama olur mu’ meselesinde ihtilaf var. cogunluga gore tek kerede bosama olmaz. O, 1 talak sayilir.
    Bosama sonrasi koca karisina geri donebilmek icin iddet gunlerini iyi saymali, yanlis hesap yapmamali.o sure icinde ayeti kerimeye gore kadini evden gonderemez, kendisi de evi terketmemeli. Ayrica daha kadini bosamanin gecersiz oldugu zaman dilimleri var,
    .cok basit gorenen, derin , muhtelif ve teferruatli konular bunlar, bosama asla disardan goruldugu gibi basit birsey degil.ek olarak,karisina hakaret(kufur) etmesi, kizim bacim demesi nikahi bozmaz.

    • bir havva diyor ki:

      Selamun aleyküm Gülpembe hanım.
      Öncelikle ilahiyat eğitiminiz var mı merak ettim. Ben olma ığını ama konuya meraklı okuyup araştıran bir hanım olduğunuzu tahmin ettim.
      Niçin böyle bir yorum yapdığınızı tam olarak anlayamadım doğrusu. Sizin de belirttiğinizgibi derin teferruatlı konular bunlar. Bizzat derslerine kkatılmış biri olarak belirteyim ki hocamız konuları bütün detaylarıyla derinlemesine işleyen bir kimsedir. Burada sadece sorulan sorulara cevaplar var. Karşıdakinin problemini çözecek kısa cevaplar.
      Siz eksikler var ilave edeyim düşüncesiyle mi bu yorumu yaptınız, yoksa böyle bir konunun bu şekilde detaylandırılmadan burada yer alması uygun değil düşüncesiyle mi. Ya da belki başka bir amaçla. Dedim ya tam anlayamadım.
      Ayrıca bir mecliste üç talak mezheb imamlarının ittifakıyla ( yani çoğunluğa göre) üç sayılır. Dolayısıyla iş bitmiştir. Ancak günümüzde oluşan maduriyetler le birlikte yine Efendimiz dönemindeki bi uygulama esas alınarak bunun bir kabul edileceği üşeklinde fetva veriliyor.
      Nikahta şahit konusu ihtilaflıdır. Çoğunluğa göre şart değildir. Adamın iki dudağı arasındadır evet. Bu konudaki maduriyetlerin asıl sebebi bu değil, günümüzde insanların Allah ın kendilerine yüklediği sorumluluklara ve karşılıklı haklara riayet etmemeleridir. İslam hukukunda boşama bu kadar kolayken tarihte bunun hiç de yaygın olmaması da bunu göstgösteriyor

      • gulpembe diyor ki:

        aleykumselam ve rahmetullah havva hanim,
        nasil yorum yapmisim ki?benim yapim biraz heyecanlidir.konuya baliklama daldim diye sasirdiniz herhalde:)
        sorunuza cvp vereyim, ilahiyat fak.gitmedim ve evet ogrenmeyi seviyorum.

        Biliyorsunuz, bu bosama seklini islam getirmedi.zaten Araplar bu sekilde bosanirlardi. Tek fark var ki, onlar talakin sayisini sinirlamazlardi. Bosadiktan sonra kadina iddeti beklettirir, ardindan yine nikahlar hemen bosarlardi. Bu sekilde kadini ne ozgur birakirlardi ne kocalik yaparlardi. Allahu Teala “talak 2 keredir”buyurarak bu zulmu kaldirdi.

        Diger yandan, donemin insanlrinda okuma-yazma yaygin degil ve buna bagli olarak akitlesmelerde yaziyi cok nadir kullaniyorlar. Bosamalarin bu sekilde gerceklesmesi o zaman icin gayet olagan.
        Fakat okuma-yazmanin yaginlasmasi, yeni kultur ve topraklara acilmayla bu tur mevzular daha ince elemelerden gecmeye ve kayit altina alinmaya baslandi. Bugun imam nikahinin suistimal kapisi gorulebilmesi gibi, bosamalar da aslina uygun gerceklesemiyor.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Gülpembe Hanım.

          Havva Hanım’ın sorusu gayet net ve kapsamlı şekilde sizi anlamaya çalıştığını izah etmiş. Çok net anlaşılıyor öyle heyecan vb. meselesi değil. Sizden ricam eğer vebal almak istemiyorsanız dini konularda paylaşım yaparken artık kaynak göstermeniz. Özellikle çevirisi düzgün yapılmış kaynaklar belirtirseniz sevinirim. Şu şöyledir bu böyledir böyle hukuk mu olur derken işin ucu başka yerlere gidebilir. Eğer kaynak gösteremiyorsak bana göre sana göre demektense işi ehline bırakmak en doğrusu. Bırakmıyorsak da en iyisini ben bilirim araştırdım diyorsak da kaynak görmek isterim. Kaynak yoksa hüküm içeren cümlelerin benim için anlamı da yok. Ancak sizin önceki yorumlarınızı bilmeyenler hüküm içeren cümlelerinize inanabilirler çünkü insanlarda öyle bir eğilim vardır, düzgün yazılmış hüküm içeren cümleler her zaman inandırıcıdır. Kaynaksız cümlelerinize güvenmiyorum hele ki bu alanda eğitim almadığınızı belirttiğiniz bir durum varken. Yarım doktor candan etmesin…

          Selametle.

          • gulpembe diyor ki:

            fatih bey,
            -Egitim almadim demedim, ilahiyat fak.sine gitmedim dedim. Cok dindar bir ailenin dini mevzularda iyi yetistirdiklerini dusundugu cahil bir kiziyim:)hala okumaya ve anlatmaya devam ediyorum, Allah ayirmasin.
            -Benim verdigim ornek ve akabinde sordugum soru cok net. Bu cift zina ettilerse gunahi adamin boynuna,diyenlerden degilim.
            – Diger herkesin yorumu nasil kendilerini bagliyorsa benim yorumlarim da elbette beni baglar. Yarim doktor sozune cok inanirim. Bu vesileyle muridlik icin gelecekleri simdiden kibarca geri cevirmek zorunda oldugumu esefle belirtiyim:)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Yazdığımız yorumlar gönder tuşuna basana kadar bizim esirimizdir gönder tuşuna basınca biz onların esiri oluruz. Şimdi siz buraya dini bir konuda kendinizce doğru bulduğunuz görüşünüzü ya da yorumunuzu yazarsınız da bir insanın ayağını kaydırırsanız ahirette o benim müridim değildi diyemeyebilirsiniz. :)
            Yoksa siz istediğinizi yazın, sağlıklı kaynak belirtmediğiniz sürece yazdıklarınız benim için geçerli değil yani müridiniz değilim :)

        • Feyza diyor ki:

          Gulpembe hnm,
          Yukarida bahsettiginiz hanimin kocasi alti kere ve sarih bir sozle bosamissa karisi zaten kendisine bos olur. Eger kinayeli bir sozle bosadiysa da bazi kinayeler disinda(teferruata bakabilirsiniz) kocasinin niyetine muracaat edilir. Eger karisini bosama niyetiyle o sozu soyledigini soyluyorsa karisi bir bain talakla bos olur ve nikahsiz donemez. Beynuneti sugra meydana gelir. Ama bu adam zaten alti kere bosadiysa kinayede de niyeti bosamaksa veya o esnada muzakere-i talak halindelerse zaten bos olur. Beybuneti kubra husule gelir ve hulle yapmadan donemez sayisi ucu gectigi icin.
          O istisna sozler disindaki kinayeli lafizlarda ise adamin niyeti bosama degilse ve muzakere yani talak hakkinda karar alma durumunda degillerse ya da kocasi riza halinde bu sozleri sarfettigini soyluyorsa adamin sozune hukuken itibar edilir. Aslinda niyeti bosamaksa kalbinde buna niyet etti de bunu gizliyorsa bu Allahu Teala ile arasinda olan birseydir. Cezasi ona aittir.
          Ama acik sozlerle yaptigi sarih bir bosamaysa o zaman niyetine bakilmaz ki. Bunda da ilk iki talakta ric’i oldugu icin erkek karisina muracaat edebilir. Ama ucuncuden sonra ric’i talak da baine donusur ve nikah bagi yine ortadan kalkar.
          Bu durumda iki kisiyi ilgilendiren bir meselede olay her zaman erkegin lehine olmaz ona bakarsaniz. Kadin da kocasinin kendini bosamasini inkar edebilir bosanmak istemiyorsa ornegin.Ya da Yanlarinda sahit yokken yapilan bir bosamada kadin da bosandigini inkar edebilir eger bosanma niyeti yoksa. Ya da tam tersi, bir erkek bosama niyeti yoksa daha dogrusu kalbindrn var da disindan bunu gizliyorsa neden yaninda sahit bulundursun? Bu durumda niyetini kenden dahi gizlerken sahidin onunde neden karisini bosasin? Peki sahitsiz bosama gecerli degilse bu kadinin basvuracagi bir hakim/kadi da yoksa ama adam karisini orneginizdeki gibi alti kez bosadiysa ne yapacagiz? Sahitsiz bosama olmaz diyorsaniz bu kadinin bosanmasi gecerli olmaz demektir. O halde baskasiyla izdivac da edemez. Bu durumda kadin daha cok magdur olmaz mi, siz dayak yiyen ve kendini ikide bir bosayan ama bu magduriyeti gosterecegi sahitler olmadigi icin talakinin gecersiz oldugunu soylediginiz kadinin bosanmasini zorlastirmis ve hatta cikmaza suruklemis oluyorsunuz.
          Yani kadina iyilik degil kotuluk etmis oluyorsunuz.
          Hanefi fukahasinca talakta sahit, talakin sartlarindan biri degildir. Ric’at de ise menduptur. Kur’an sahitlik muessesenin uzerinde titizlikle durmustur fakat her sahitligi tavsiye ettigi durumda bunu farz kilmamistir. Mesela seferde vasiyet icin ya da yetimin malini teslim ederken de sahit gerekir. Alisveris hukukunda da da sahit tavsiye edilir ama sahit olmasa da akit gecersiz sayilmaz. Alimlerimizin gorusu bu yondedir. Hem sahitlik vacip dahi olsa sihhat olacak derecede farzi kati manasini ifade edemeyecegi gibi her vucub da ziddinin fesadini iktiza etmez.
          Talak suresinde sahit hakkindaki hukmun verilmesi mufarakat ya da ric’at ile beraber zikredildigi icin sahit getirme bahsini bosama lafzina baglamamistir fukahamiz. Ric’at ederse, karisina donerse veya iddet sonunda ric’at hakki duser de bain talak vaki olursa onu guzellikle saliverdigine, hukukuna riayetsizlik etmedigine isbat icin iki sahit tutmayi nedb’e hamletmislerdir. Yani mendub, mustehab.
          Uc talakla bos olma bahsinde ise icma vardir, yani cogunlugun gorusu tek talak vaki oldugu uzerine degil, bir seferde uc kere bosamanin uce dalalet ettigi yonunde dort mezhep imamimiz ittifak etmislerdir. Muhalif goruse sahip olanlar yani uc talak gecersizdir, tek talak sadir olur diyen kesim azinliktadir ve icma olan bir konuda biz cogunlugun gorusunu esas alir onunla amel ederiz.
          O yuzden kavga esnasinda kullanilan sozlere dikkat etmek gerekir, en azindan talak bahsini ana hatlariyla da olsa her Muslumanin bilmesi son derece muhim.
          Bir erkegin iki dudagina mi bakar demissiniz, evet tabii ki bakar. Bir sozle evlenip bir sozle kufre dusebiliyorsaniz bir sozle de hanimi bosayabilirsiniz. Referandumda dahi bir soz icin aylarca mucadele edildi, soz deyip gecmeyin.

          • gulpembe diyor ki:

            feyza hanim,
            Bu uzunca ve guzel yorum icin tesekkurler, musadenizle toparliyorum;
            -koca karisini bosamak istiyorsa islamda onu zorla tutatacak birsey olmadigini yazmistim, yani sizin verdiginiz ornekteki gibi kadinin bosanmamak icin kocasini “beni bosamadi” diye yalanlamasi imkansiz bir durum:)koca herhalukarde bosanmak istiyorsa bu isi cok kolay bitirir.
            -son paragraftaki orneginiz beni dogruluyor, bir soz deyip gecmiyoruz. Referandumda etrafimizdaki insanlara sunu soyliycem demedik, yada odada kendi kendimize bagirmadik, bizim sahidimiz kullandigimiz oy pusulasiydi,aklimizda/kalbimizde esas neyin oldugu degil neye bastigimiz gecerli oldu.-
            -tek seferde 3 talakin verilebilmesine cogunluk evet demistir, fakat bu azinlikta kalan kesimin sozlerine itibar edilemeyecgi anlamina gelmez,o kimselerde ehli sunnet ve kiymetli alimlerdir, nitekim bildigim kadariyla diyanette bugun 3 talakin ayni anda verilemesini 1 tane olarak goruyor herseyini desteklemesemde bu yaklasimini daha olumlu buluyorum,diyanetle ayni fikirdeyim.
            -dipnot;o hanimefendiyi de baska imkanimiz olmadigi icin sozune itibar ederek,evlendirdik,magdur olmadi:)
            selamlar

          • Feyza diyor ki:

            Gulpembe hnm,
            Rica ederim. Ben de yorumunuz icin tesekkur ederim.
            “..fakat iki kisiyi ilgilendiren bir meselede elde kanit olmadan kadini yalanci cikartip kocaya husnuzan ederek evliligin devamina karar verdirmek, boylece butun herseyi vicdanlara birakmak; adalet degildir..”
            Benim itirazim bu sozunuzden yola cikarakti Soyle ki,
            Burada kocaya husnuzan edilip evliligin devami icin karar veren muessese eger kadini adaletsizce yalanci cikartiyorsa, adam hakikatte yalan soyluyor demektir. Yani kadini bosamistir ama bunu itiraf degil inkar ediyordur. Peki bu halde, yani ornegin orneginizdeki gibi karisini sinirke dovup bir de uzerine bosayan erkek, akabinde bu yaptigini inkar ediyorsa neden bosarken yaninda bir de iki tane adaletli sahit bulundursun?
            Yani adam bosadigi halde bu sozunu inkar ediyorsa diyorsunuz. Ben de diyorum ki, adam guzellikle bosadiysa ne ala. Zaten iki degil dort sahidin huzurunda da bosar. Ama kavga esnasindabu sozler kendisinden sadir olduysa ve o anda muhtemelen dort duvarin arasinda yaltigi bu bosamaya sahitler sehadet edemeyecek durumdaysa yanj yoklarsa, asil o zaman kadinin bosanmasi daha cok zorlasir. Kadin beni bosadi dese de eger bu adam vebalden korkmuyor ve inkar ediyorsa bahanesi de hazir olacaktir : ” Yanimda sahit yoktu. O yuzden karimi doverken bisadimsa da sahidim olmadigi icin gecersizdi. ”
            Yani hatta bu durumda siz, sozune itibar ederek yeniden evlebdirdiginiz hanimi dahi evlendiremezdiniz. Neden? Cunku adam alti kez bosadi ama hicbir bosamasinda sahit tutmadi. O halde bu kadinin bosamasi dinen gecersiz olursa yeniden de evlenemez.
            Gidip o adami bulup iki sahit huzurunda bosattirmasi da gerekir.
            Yani adam acik bosamadan bahsetmiyorum. Kinai sozle bosamada dahi olsa, bu sozleri bosama niyetiyle soyleyip sonra niyetini saklasa ve inkar etse, biz diyoruz ki adam vebal alir, gunaha girer. Siz ise diyorsunuz ki sahitsiz bosama olmaz o halde adamin niyeti onemli degil. Sahit olmadigi icin zaten nikah bozulmadi :) Yani adama asil siz iyilik ediyorsunuz. Biz vebal yukluyoruz siz geri aliyorsunuz. Adam o halde cahiliyye donemindeki araplar gibi habire hanimi bosamaktan cekinmez nasilsa sahidi yok ki..gecersiz. Ama hanim hakimi ikna edemez. Ne cetrefilli ve sinir bozucu bir durum. Siz zorluk katsayisini artiriyorsunuz.
            Soru su ki, bu bosanma yetkisi madem erkege verildi daha dirayetli, daha guclu ve mantikli oldugu icin, o halde erkeklerimize talak bahsini iyi belletelim ki bu mesuliyeti yuzlerine gozlerine bulastirip.her kavgada hanimi bosamasinlar. Sorun asil burada.
            Kayit altina alinmasi fikrinize guzel ama bunu nasil saglayacaksiniz? Islam Devleti degil ki dini nikahlar dahi kayit altina alinmiyor. Talak hukuku seraite gore islemiyor ve gecerliligi yok hukmunde. Kim kaydedecek?
            Yukarda Yahya bey de yazmis ve bu konular cok konusuldu.
            Diger itirazim ise , yukarda ilk yorumda uc talakin bir sayilacaginin cogunlugun gorusu oldugunu yazmistiniz. Onu hatirlatmak istedim ki bu cogunlugun degil azinligin gorusudur. Hakkinda icma vardir. Sizin sahsi tercihiniz tabi ki sizi baglar ama sahsi tercihinizi cogunlugun gorusu olarak bildirirseniz insanlari yanlis yonlendirmis olursunuz. Herkes icmanin fetvasini bilsin, diyanetinki zaruriyattan verilen bir fetva. Ama biz isin ehemmiyetini dogru nakledelim ki erkeklerimiz de hanimlarimiz da bilinclenip tehlikenin farkina varsin. Sozlerine kavgada da olsa dikkat etsin.
            Selamlar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Aydınlatıcı açıklamalarınız için teşeklürler Feyza Hanım. Hazır süzülmüş bilgiye eriştik sayenizde :)

          • gulpembe diyor ki:

            Feyza hanim,
            lazfi uzatmadan bugun olan seyi soyliyeyim, adam sinirle hanimi bosar pisman olur , fetva sitelerine durumu sorar, hepsi “durumunuz biraz karisik, muftuye gidin”der. Muftuler bu evlililkleri “bozmaya kiyamaz”, “bi daha olmasin hadi bakim dikkat edin diye”guzelce geri yollar. Boylece Isini yolunu bilmeyenin evliligi bozulur. Isini bilen/fetvasini koparan yoluna devam eder.
            3 talaki veren icinde ayni sey gecerlidir. BirisinePisman olsan da geri donemzsin diyerek adami bosatirlar.ama ayni durumdaki digerine de, “simdiki hocalar onu 1 sayiyor, devam et bise olmaz”derler.

            Yani “kitaplardan sokaga inmek” cok onemlidir. Bugun ictihat mekanizmasinin donmasi , muslumanlarin kamus okuyup durmasi, maalesef bunun bir sonucudur.

            Bakiniz,Biz o kadini kocasi zaten bosamis diye evlendirmedik. Kadinin kocasina geri donmeye niyeti yoktu, belki de yalan soyluyordu. Fakat zulm gordugu ve yasam tehlikesi olduguna dair kendi ifadeleri, kocasini bulmadaki bizim imkansizliklarimiz geregi ve pek tabii “sevgili muftulerimizin degerli kanaatlari” ile evlenmesine olur verdik.

            Muslumanalrin sorunu ise islam devletinde yasamamalari degil, kendilerinin islam olamamalari, salih (durust)davranmamalaridir., akitle baslayan nikahlar akitle biter.
            “Allah icin adaleti yerien getiren sahitler olun!”(nisa)
            vesselam

          • Yahya diyor ki:

            gülPembe hnm,

            güzel bir noktaya değinmişsiniz “kitaplardan sokaga inmek” demişsiniz… yani teori-pratik ilişkisi…
            bunu yapacak olan devlettir, devlet mekanizmasıdır.
            günümüzde yapılan imam nikahı ne kadar yanlış ise…
            boşanmada o kadar yanlış. Bu işin kayıt ve hukuki boyutu var bunu gözetecek olan kurum/müessese devlettir veya devletin görevlendirdiği yapılardır.
            Osmanlıda bu mekanizmayı kadılar çalıştırmış. Kadının izni/bilgisi dışında yapılan işlemler geçersiz sayılmış ve/veya ceza uygulanmış.
            Şahit hususuna ise pek takılmayın, çünkü şahitlerde yalan söylüyor.
            8 şahit çıkardı, 1’i hariç hepsi yalan söyledi… 3 kişi 5 kişi değil 7 kişi yalan şahitlik etti…

            Kısacası:
            “Muslumanalrin sorunu ise islam devletinde yasamamalari degil, kendilerinin islam olamamalari, salih (durust)davranmamalaridir.,.”
            ifadeniz çok yanlış. aksine bir grup müslüman süratle toplanıp kendi mescit ve cemaatini/birliğini kurmak ile mükelleftir. Devletleşme bu sürecin kaçınılmaz neticesidir.

            Günümüzde bu yüzden müslümanlar ve müslüman devletler kaybetmektedir. Bir çok müslümanın ağızında islamda siyaset yoktur sakızı var… insan fıtratı gereği maalesef dost doğru, dürüst olamıyor. buna dur diyecek, gerektiğinde sopa gösterecek devletin kendisidir.

            “akitle baslayan nikahlar akitle biter.” bunu yapacak yine devlettir, tabii islam devleti…

          • Feyza diyor ki:

            Anliyorum Gulpembe hnm.
            Kitaplardan sokaga inelim, inelim de kitabimizi da bari heybemizde goturelim. Daha olmadi hafizamizda goturelim. Cunku kamusu elden birakinca onun icinde yazanlar bakin unutuluyor ve cogunlugun gorusu azinligin gorusu gibi hatirlanip hayati hatalara sebebiyet veriyor.
            Elinizde fikih kitaplariyla dolasmayin ancak en azindan bir bilgi paylasimi yapacaginiz zaman acip bir iki satir okuyun ki dogru bilgiyi paylasin.
            Diyanetin tenezzulen ruhsat verdigi bir fetvayi cogunlugun gorusu seklinde lanse ederseniz vebal alirsiniz ve mudahale etmek zorunda kaliriz.
            Sorun Muslumanlar arasinda durustlugun azalmasi seklinde bir cumle kurmussunuz ki buna zaten itiraz etmiyoruz. Hem durustlugun hem de bilincin azalmasi sonucu bu gibi kazalar yasaniyor ancak eger Islam Devletinde yasiyor olsaniz en azindan hukuksuzluk karsisinda hakkinizi savunacak ve basvurdugunuzda inanc yasalariniza gore hukum verecek bir merciniz olur. Din ve ahlak egitimimi Kitab a uygun verirsiniz ve olasi kazalarin onune gecersiniz. Simdi ne ahlak kaldi ne ilim ve haliyle ne de nikah. Ama bol keseden fetva veren hocalarimiz var. Kim demis ictihad kapisi kapandi, Islam alemi hic bu kadar bol muctehide sahip bir donem yasamamisti. Her kosebasi, merdiven alti…
            Selam ve dua ile..

          • mustafa _/) diyor ki:

            Gülpembe Hanım, ne yazık ki sadece Ahlak bilgisi ve ilmihal ile yetinmeyip ictihad edemese bile mevcut ictihadları illet ve hikmetleriyle analiz edebilecek ilim sahibi kimselere ihtiyacımız var. Şahsen mühendislik fakültesi mezunu olarak mühendislik yetiştirmekte bile eğitimin ne kadar yetersiz olduğunu, asıl olanın kişinin öz gayreti olduğunu görmüş biri olarak, aynı durumun ilahiyat ve medreseler için de geçerli olduğu kanısındayım. Yani her mezun aynı değil, ve yetişmiş hocalarımızın sayısı yetersiz.

            Şöyle bir problemimiz de var. Geçen hafta medrese hocalarımızdan birisi giriş dersimizde günümüzde İslam Dünyasının yaşadığı en büyük problemin zeka yatırımında olduğunu ifade etti. Önceliğin maddi menfaat beklentisinden yana kullanıldığı, zeka sermayemizin neredeyse tamamını fenni bilim dallarına yatırmamız sebebiyle İslami ilimlerde ciddi kısırlaşma yaşadığımızı söyledi. Nitekim haklı da. Bir Hanefi mezhebinin yazılmış kitaplarını okumanın ötesinde mezhebin asıl manası olan fikir üretme ve hüküm çıkarma usulünü öğrenebiliyor, öğretebiliyor daha önemlisi sokaklara yansıtabiliyor muyuz?

            Hamdolsun bu alanda çalışmalar yapılıyor. Maturidilik üzerine araştırmalar yapılıyor. Yeniden bir hareket ivmelendirilmeye çalışılıyor. Rabbim bizleri muvaffak eylesin.

            Bu alan gerçekten mühim bir alan çünki hükümleri olduğu gibi uygulamaya çalışmak, kuru bir taklide saplanıp kalmak illet ve hikmetlerini araştırmadan bir hükmü uygulamaya çalışmak, Hakim olan Allahu Zülcelal’in hükmünün dışına çıkmamıza sebep olabilmektedir. Çok kişi mağdur olabilmekte, bazı meseleler çözümsüz kalabilmektedir.

            Bu Kur’an-ı Kerim, hayatımızı yönlendirmek, sokaklarımızı şekillendirmek, hayatın içinde rehber edinilmek için indirilmiştir. Onu hayatın dışında tutamayacağımız gibi, hayatı da ondan koparamayız. Öyleyse bu imtihanı başarabilmek için içimizden bazıları vaktinin önemli kısmını bunun için vakfedecekler. Allah onlardan razı olsun.

    • Yahya diyor ki:

      gülbembe hnm,

      böyle hukuk olur mu? demişsiniz hüküm vermeyiniz lütfen.
      zamanında bu işlere kadılar baktığı için ve kadılar belli kural ve kaidelere göre hüküm verip, kayıt altına aldıkları için bu işler böyle söylediğiniz gibi muallakta kalmıyordu. Ancak “günümüzde” nikahı muhafaza eden şer’i kanunlar hükümsüz olduğu için ve bunu yürütecek bir kurum/şahıs olmadığı için nikah/boşanma başı boş durumda. Nikah müessesesinin bir çok hukuku var; zaten müftülerin kıyacağı nikah ile ilgili bu eleştirilerimi daha önce yapmıştım, tekrar etmeden; bu hukuku kim tanıyacak? kim muhafaza edecek?

      Ayrıca hakaret/küfür/şiddet nikahı bozmasa bile, kadın kadıya giderek boşanma talep edebilir. Ve kızım bacım anam demesinin ne maksatla söylediğine bakmak gerekir. Eğer boşanma niyetiyle söylüyorsa, evet talak gerçekleşiyor. Boşanma değil haram kılmak için söylüyorsa zıhar oluyor (şartlarını araştırabilirsiniz). Yok ağız alışkanlığı veya öylesine söylüyorsa bir şey olmaz ancak söylenmesi doğru değildir…

      • gulpembe diyor ki:

        yahya bey,
        Uyariniz icin teseskkurler, hukum degil, yorum yazmaya calistim.

        “..bosama niyetiyle soylerse” demissiniz. Adamin niyeti bosamak ise islamda onu zorla evli tutacak hicbir madde yok bildigim kadariyla, zaten bosanir. Ama ya adam niyetinden donerse,onun kalbini denetleyecek,ve evliligin sihhatine dai kalpleri mutmain edecek “bir sey”lazim. Iste o nedir?yukaridaki ornegimde bunu gostermek istedim.

        Zihar meselesinde yine direkt bosanmaya gidilmez. Keffaret cezasi vardir. Boyle ve benzeri yaklasimlardan dolayi yok yere yikilan cok yuva var. Allah bundan razi olmaz.

        • Yahya diyor ki:

          gülPembe hanım,

          kalplerin içini ancak Allah bilir. bu nedenle münafıklık şiddetle kınanmıştır. genel itibariyle Müslüman gördüğüne/duyduğuna (zahiriye) göre hareket etmek zorundadır. Zorundadır kelimesi belki pek uygun değil ama her şeye şüphe ile yaklaşmak, asıl niyetini tespit etmeye çalışmak fitne ve vesveseye düşürür, karar alamazsınız vs… günümüz mahkemelerinde bile işinin erbabı hakimler – özellikle yaşını başını almış olanlar – sordukları kritik/öldürücü sorular ile karşı tarafın niyetini, doğruluğunu anında anlayabiliyorlar.
          Diğer türlü içi dışı bir olmayanları, niyeti halis olmayanları ise Allah’a havale edersiniz. Eğer adam niyetinden dönerse, kadının sucu ne? Rabbim bilmiyor mu?
          Günlük hayatımızın her anı da böyle değil mi?

          • gulpembe diyor ki:

            Yahya bey,
            -dogru soyluyorsunuz,hukuk zahirle ilgilenir, herseyi bilemez bu yuzden ahiret var. Allah kalplerdekine gore esas hukmu orada verecek.
            -Fakat iki kisiyi ilgilendiren bir meselede elde kanit olmadan kadini yalanci cikartip kocaya husnuzan ederek evliligin devamina karar verdirmek, boylece butun herseyi vicdanlara birakmak; adalet degildir.
            hz. ali efendimiz de karisini bosadigini soyleyen adamin sahit getirmeden bosamasini kabul etmemistir. Boyle cokca hadise var.
            – islam sadece kabilelere gelmedi, medeni dunyaya da soyleyecek sozu var. bugun hersey sahit ve tutanakdir, yukaridaki yazida bile osmanliya kadar sarhoslarinda bosamasi kabul edilirken, osmanlida edilmemeye baslandi diye zikredilmis,bu degiskiklik dinin yasandigi zamanin ilim ve anlayisindan bagimsiz olmamasiyla ilgilidir.
            – insanlar hanimi bosayinca panikle “ben hanefiyim, agzimdan bir soz kacti,nasil shafi mezhebine geceyim de ailemi kurtarayim” diye” yolunu/hocasini arama derdine dusmemeli. Islam net ve kolay bir dindir. Kurani kerim sahitlik muessessinin uzerinde titizlikle duran bir kitaptir.
            – dinledigim bir sohbetten ornek vereyim, bu hoca son zamanlarda en fazla talak uzerine soru aldigindan ve bir arap meslektasinin da ayni seyden yakindigindan bahsetti, sonra soyle yorumladi. “Simdi erkeklerde olgunluk kalmamis, cok bos konusuyorlar, habire kadin bosuyorlar.”
            -Nikah nasil akitle baslamissa bosanmada akitle biter. Zahire hukuk, kalplere Cenabi Hak bakar.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için bir saat vardır. İş o saati kaçırmamakta… “ ( B. Fletcher)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku