Bu Evde Kedi Köpek Kadar Değerim Yok!

08 Ocak 2018Nagehan İpek17 Yorum »
Nagihannn___-150x1501Günümüzde bu sözü adeta haykıran kimbilir kaç erkek vardır.
Sayıları eminim ki çok fazla.
Bu sözü söyleyen erkeğin tek arzusu: “Değerlilik duygusunu hissetmek.”
“Çok şey mi istiyorum? Sadece biraz saygı!” derken bir erkek  değerli ve kıymetli görülmeye  hasret kaldığını aşikar ortaya koyar.
“İnsanlar onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.” denir.
Hissettirdiğimiz duygular miras gibi sonraki yıllara taşınıyor yani.
İz bırakan duygular veya delip geçen, gün geçtikçe kanamaya devam eden yaralar…
Tatlı bir  iz bırakan kadınlar mı olmak isteriz?  Yoksa yara açan kadınlar mı?
Kıymetli olduğunu erkeğe hissettirmek, yapacağı güzel davranışların da teminat gibidir aslında.
Bu duyguyu erkekten çekip almak onu işte bu acı sözü söyletecek hale getirir.
“Bu evde it kadar değerim yok!” der bazıları da.
Bu söz tehlike çanlarının çaldığını gösterir.
Erkeğin istediği Allah  (c.c.) ona verdiği kavvam ve aile reisi ünvanını geri almaktır sadece.
Eğer biz kadınlar güç ve kudreti elimizde tutabilmek aşkına, erkeğimizin elinden bu hakkı alırsak, Allah’ın ona layık gördüğü bu unvana muhalefet etmiş oluruz.
Ve ailedeki dengeyi sarsıntıya uğratmış oluruz. Aslında gözlemlediğim kadarıyla bu hükümranlığı eline alan kadın mutlu da olamıyor.
Uğruna bedeller ödeyerek sahip olduğu reislik, kadına ağır yük oluyor ve onu ve aileyi mutsuz kılıyor.
Tabii bu duruma tek taraflı bakmak haksızlık olur kanaatindeyim.
Allah’ın kendine yüklediği bu sorumluluğun kıymetini ve ağırlığını bilmeyen ve onu hakkını vererek elinde tutamayan nice erkekler olduğu da bir gerçek.
Allah’ın ona değer görüp fıtratına yerleştirdiği ve bedenen ruhen bu duyguyu kaldıracağına inandığı bu misyonu heba eden erkek sayısı da o kadar çok ki.
Değerlilik duygusunun bir evlilikte yitip gitmesi demek o evliliğin gönüllerden de taşınması demektir.
Manevi değil maddi boyuta ulaşması anlamına gelir.
Alışkanlık, mecburen tahammül, bu ve benzeri duygulara kapı aralamış olur ister istemez.
Böyle bir evlilik dünya içinde zindan, sığınak gördüğümüz yuvamızda yalnızlıktır.
                 Nagihan İpek     www.zarifhanımlar.net
Okunma Sayısı : 3.937

Yorum yapın

“Bu Evde Kedi Köpek Kadar Değerim Yok!” için 17 Yorum

  1. beyaZ diyor ki:

    Nagehan hanim bu guzel yazi icin tesekkur ederim, Rabbim oyle intizamli oyle mukemmel yaratmis ki insan alemini, erkegin, hanimin sorumluluklari belli ama biz aciz kullar bir gorup uygulayabilsek ah..Dortdortluk asla degilim eksiklerim muhakkak vardir fakat kavvam sifati verilen evin reisi bu sifati yerine getirmiyor maalesef,en basta ailesine sonra kendisine sonsuz saygim sevgimi hep hissetirdim halada zorluyorum, bikez olsun hissetmemee ragmen fakat bir hanim icin bu evlilik sadece emanet olan yavru hatrina devam etmesi ne zor,nasil bir yanlizlik Rabbim kimseye hissetirmesin,buyuk hayal kirikligidir. Bir hanim olarak evinin reisine sonsuz sirtini yaslayacagi,zor vaktinde elini tutacagi Sevgisini hissedecegi sicak bir el… ama en zor seyleri istemisim ki olmuyor tek tarafli hic olmuyormus.. Rabbime guvenip mahseri bekliyorum.Allah a emanet olun.

  2. gulpembe diyor ki:

    “eline saglik.. Allah razi olsun seni basimizdan eksik etmesin…, ozur dilerim ..hakkini helal et.. “demek neden bu kadar zor olsun?
    biz ki bos olan eve girdiginde bile evdeki meleklere ve cin kardeslerine selam veren bir toplumuz.
    bir zamanlar evde kedilerimiz vardi, onlar uyurken ses cikarmamaya calisirdik:)
    degil ki “insan” ne kadar kiymetli?Ona bu kiymeti Rabbi vermis, sen/ben kimiz de bunu ona fazla goruyoruz.

  3. Irmak diyor ki:

    Bu cok onemli konu hakkinda, ben de acizane bir kac sey ilave etmek istiyorum.
    Saygi ve Sevgi ailedeki her insanin en tabii hakkidir. Saygi ve sevgi gosterilmelidir. O kisiye hissettirilmelidir.
    Sevgi ve saygi sozcuklerle ifade edilir. Davranislarla gosterilir. Insanin aile icinde kendini degersiz hissetmesi kadar kotu birsey olamaz. Buyukler saygi, kucukler de sevgi gormek ister.
    Babalar evin basi, ailenin lideridir. Ona bunu hissettirmek,cocuklarina ogretmek annenin/ hanimin vazifesidir.
    Babada esine sevgi gostermeli deger vermeli ve deger verdigini gostermelidir.
    Asagilayici konusmalar, alay etmeler,asagilayici tavir ve konusmalar/hitaplar, saygisizca karsilik vermeler, sozunu kesmeler, soylenilen sozleri dinlememek, yapilmasi istenilen seyi istenildigi gibi degil ,kendi istedigi gibi yapmalar, onemli islerde izin almamak/ haber vermemek, Babanin ardindan, hoslanmayacagi gizli isler cevirmek, kararlar almak gibi ..Butun bunlar erkekte/ailede mutsuzluk sebeplerindendir diye dusunuyorum.

  4. Abdullah Bir diyor ki:

    Ne güzel, ne güzel!!!…

    Vurun erkeklere.

    Sema hanım duman etmiş erkekleri. Kadınları son derece aciz, zavallı, hep kandırılan, duygularıyla oynan etken değil de hep edilgen gibi anlatmış.

    Gerçekte böyle mi acaba?

    Düz bir mantıkla “aldattın öyleyse suçlusun” haksızlık hem de büyük haksızlık. Her türlü şeytanlığa kafası basan kadınlar aldatmaya gelince mazlumlar öyle mi?

    Kimse aldatmayı meşru görmüyor. Kadınların büyük bir bölümü bırakın başkalarına güvenmeyi, kendilerine bile güvenmiyorlar.

    Bunu niye söylüyorum.

    İnanın günümüzde aldatan kadın sayısı daha fazla.

    Sırrını verdiği kişi tarafından satılma korkusu olduğu için kimseye anlatamıyorlar. Ama saman altından çok güzel su yürütüyorlar.
    Toplumun kendisini yüklediği rol gereği veya üstlerindeki toplumsal baskıdan dolayı çevrelerine bu durumu anlatamıyorlar.

    İnanın Türkiye’de Avrupa da ki gibi, Rusya da ki gibi bakirelik, evlenirken problem olmasın yani evlenmeden önceki cinsel ilişkileri kimse dert etmesin siz seyredin o zaman sadakatleriyle övünen ülkemin kadınlarını.

    Avrupalıları da rusları da romenleride çoook geride bırakırlar.

    Benim demek istediğim asıl konu bu değil. Erkeler çok aldatıyor, kadınlar az aldatıyor falan filan değil.

    Asıl mesele şu; aldatan erkekler sırf heyecen için macera olsun diye mi aldatıyorlar?

    Niye aldatıyor bu adamlar?

    Öyle ya orta da bir suç varsa sebebi de olmalı.

    Koca bulmak için can atan kadınlara-kızlara evlendikten sonra ne oluyor da kocaları başka bir arayışa başka kadınlara yönleniyor? Bambaşka bir adam oluyor? Bu soruyu sorun önce.

    İffetli bekar erkek ne oluyor da iffetsiz evli adama dönüşüyor?

    Bunu sorun sema hanım.

    Binlerce evli erkek evli oldukları halde zina yapıyor maalesef.

    Niye acaba?

    Evlenmeden önce cicili bicili olan kadınlara evlendikten sonra ne oluyor da kocaları yanlarına yanaşamaz oluyor?

    Anneleri tarafından “erkekler sapık, uçkur düşkünü,ekekler size muhtaç siz onlara muhtaç değilsiniz,istediğiniz zaman verir istemediğinizde vermezsiniz, cinsel ilişkiyi hep erkekler istesin siz isterseniz değerden düşersiniz vs vs vs” bilinç altları bu düşüncelerle doldurulan kadınlar kocalarına ne verebilir?

    Koca eve geldiğinde, kocayı adam yerine koymayan, paradan puldan, eşyadan başka hesabı olmayan, çocuk doğurduktan sonra yüzüne bakılamayacak bir şekilde kendini salan bir kadının aldatılmaya etkisi nedir?

    Akşama kadar dedikodu yapan, hesap sorulduğunda çocukların kendisini çok yorduğunu öne süren, anasının lafından çıkmayan, yatak odasında gassalın (ölü yıkayıcı) elindeki meyyit gibi duran kadınların, davranışlarıyla kocalarını cehenneme ittiklerini neden dile getirilmiyor.

    Neden bunları sormuyorsunuz muhterem şikayetçi hanımefendilere(!!!!)

    Anneleri tarafından “Kendilerini istifade edilen, kullanılan, erkekleri istifade eden, kullanan” olarak büyütülen hastalıklı kadın zihinleri erkeklere ne verebilir?

    Medyanın, internetin, sokakların, alışveriş merkezlerinin ve daha bir dünya faktörün kadınlar vasıtası ile erkeklerin beynini uyuşturduğu bir dünyada erkeklerden ne bekliyorsunuz?

    Hadım ettiniz erkekleri.

    Yürüyen cesetler haline getirdiniz.

    Ruhsuz, duygusuz, içgüdüleriyle harekete geçen bir mahluka çevirdiniz.
    Bu ülkede erkek olmak en ağır şartlarda çalışan işçilerin işlerinden daha ağırdır.

    Kadın bu, sağı solu belli olmaz…

    Aslında bu konuda söylenecek ve yazacak çok şey var. Ama her kadın ve erkek önce kendi vicdanına sorsun bu soruları önce…

    Dipnot 1: Yukarıda ki metin bana ait değildir, müellifi, yani yazarı ben değilim. Bu yazı kaynağını ve tarihini hatırlamadığım bir (muhtemelen bir köşe yazısından) “alıntı/iktibas” dır.

    Dipnot 2 : Yazı sahibinin Sayın Sema hanımefendinin bu konuda ki yazıları ve çalışmaları hakkında yeterli bilgi sahibi olmadığını düşünüyor ve kendisinin Sema hanımefendi ile ilgili eleştirilerine katılmıyorum.

  5. sevgi diyor ki:

    “Çok şey mi istiyorum? Sadece biraz saygı!”
    Bu cümleyi okurken devamında gelen kısmını beynim sevgi diye okudu, saygı olduğunu farkedince şaşırdım doğrusu.
    İnsan sevmediği insana saygıda duymazki, tek başına saygı duyulsa ne olacak evde erkeğe yada kadına yada çocuklara.
    Çok başarılı insanlar vardır, toplum tarafından saygı görür ama ben sevmem saygıda duymam, niye duyayım ki? ancak belki biryerde karşılaşsam, yüzüne bakmam, konuşmam ama saygısızlık yapmam yapamam, makamından çekinirim.
    Evde sevgisiz duyulan saygıyıda buna benzetirim ben. kimsenin sevmediği ama korktuğu bir baba yada anne. Çokmu saygındır sanki, saygın olsa neye yarar.
    Ailelerde sevgi bağını güçlendirebiliriz inşAllah.

    • Abdullah hasan diyor ki:

      saygı nın görev veya işlevini yanlış tanımlıyorsunuz; Saygı, saygı duyanın davranışıdır, saygı duymak sevgiyi gerektirmez. Sevgi duyan sevdiği kişi hakkın da saygıyı getirir. Sevgi sevgi duyulanın halidir (davranışıdır) yani; Birine sevgi duyuyorsam bu benim değil sevdiğim kişinin maharetidir, o kişinin sevilecek bir hali yoksa ben nasıl sevebilirim ki? Kanaatimce Sevgiyle saygının beslenme (Çıkış) kaynakları (kişiler olarak) farklıdır. ”…kimsenin sevmediği ama korktuğu bir baba yada anne” evet o anne baba saygı gösterilebilir fakat sevilmesi zor, Çünkü sevgiyi üretememişlerdir, Sevgiye kaynak olamamışlardır.

    • Aadem diyor ki:

      Sayın Sevgi Hanım

      Çok güzel demagoji ve polemik yapıyorsun süslü cümlelerle.saygi ya vardır ya yoktur.Bizim millet olarak bir özelliğimiz var.o da şu: Saygı duymadığımız kimsenin önünde korkudan egilmeyiz makamından cekinmeyiz.Saygi duyduğumuza ise canimizi veririz.Tersini yapmak ikiyüzlülüktür ki buda bize yakışmaz.

      • sevgi diyor ki:

        çok güzel demagoji veya polemik yaptığım nereden çıkıyor acaba? yazıyı okurken aklıma gelen şeydi bu ve yazdım, kimseye de çok sayın sevmeyin yada saygıda neymiş demiyorum, Üstünüze mi alınıyorsunuz nedir, neden polemik yapmakla suçlanıyorum ?
        Makamından çekinmeyip hiç saygı duymadığınız birisine yaptığınız bir hareketi yada söylediğiniz bir cümleyi örnek olarak gösteriverin bir zahmet. Kimsenin önünde eğilmekten bahsettiğimide zannetmiyorum, ne tarz bir okuyup algılamanız var doğrusu şaşırdım… Bu diriliş vari süslü cümlelerinizi lütfen benim için harcamayınız.

    • Udi diyor ki:

      Sevmek elde olmadan olusan bir duygu istesenizde istemesenizde birisini ya da bir şeyi seversiniz/sevmessiniz. Fakat saygı duyma bilerek, isteyerek olusturulur ve her türlü iliskinin devamı icin şart dır. Misal eşinizi sevmeseniz bile saygı duyarak ona hakaret etmemelisiniz ya da kayinvalidenizi sevmesenizde davranıs ve konuşmalarınızda saygı sınırlarını aşmamalisiniz. 80 milyon cumhurbasanını seviyor mu

  6. Feyza diyor ki:

    Bu belki bir onyargi olabilir, bilemiyorum genellemeden de kacinmak istiyorum ama gozlemledigim o ki, bu cumleyi kullanan erkekler sanki daha cok, evde kiz nufusun fazla oldugu ve asri bir hayat yasayan ailelerin babalari oluyor gibi. Sanki kiz cocuklar biraz buyuyunce anneleri de biraz cadaloz bir yapiya sahipse kizlariyla guclu bir ittifak kurup babalarini parmaklarinda oynatmaya daha musait olabiliyorlar. Anneler kizlarinin isteklerini daha fazla onemsiyor ve dur demiyor, babalarina da soz hakki tanimiyor ve bu durum da dogustan cilveli kiz cocuklarinin bu yonunun simarikliga evrilmesiyle babayi ellerinde kuklaya cevirmelerine zemin hazirliyor.
    Tabi aksi de olabilir. Yalnizca kendi gozlemim.

    • Abdullah hasan diyor ki:

      … guclu bir ittifak kurup babalarini parmaklarinda oynatmaya daha musait olabiliyorlar. İtiifak; Menfaat ilişkisi, zaten o ilişkinin proje sorumlusuda ya şeytan dır yada Nefis. Geriye ne kalıyor; İyi bir kukla (Şeytanın) tyatrosu.

    • Udi diyor ki:

      Ama saygı duymak zorunda. Trafikde de, komşuluk da iş yerinde de saygı kaçınılmaz.

  7. Sadece Fatih diyor ki:

    Yazı başlığında geçen cümleyi ben de kendi kendime söylemiştim, çünkü birebir yaşadım Burada paylaşmış olayım :)

    Çocukken annemden bir keresinde söylemesi ayıp tavuk suyuna çorba istemiştim yemeklik tavuklardan, yapmamıştı. Tabi yıllar geçti aradan bir gün eve geldiğimde ocakta çorbalık tavuk kaynıyordu. Kime yaptınız bunu dedim, bahçedeki kediye dediler :) O zaman demiştim kendi kendimd şu kedi kadar bile değerimiz yokmuş diye…

    • Feyza diyor ki:

      :) Oyle dusunmeyin Fatih bey, sanmiyorum. Belki o gun anneniz musait degildir kesip yapacak vakti yoktur ya da hazir tavuksa pisirecek durumu, maddi imkani yoktur vs. Yoksa yapmak isterdi, kiyamazdi. Cunku cocukken biz akil erdiremiyoruz yetiskinlerin bazi sıkıntılı durumlarina, bize sadece olayin gorunen yuzu ayan oluyor ve zihnimizde oyle yer ediyor ama geri donup o ani sorgulasak eminim bircok cocukca uzuntumuzun mantiki bir izahi vardir o gune dair..
      Benim de annem bize pek kizmazdi, neseliydi benim de birsey isteyip tutturma huyum pek yoktu bu hep soylenir takdir edilirdi buyukler tarafindan. Bu huyumu ordan biliyorum, yoksa insan cocuklugundaki yaramazliklarini unutabilir, arasira ufak tefek mutlaka olmustur ama o konudaki takdirleri zihnimde yer ettigine gore diyorum demek ki cok isteyen, istese de tutturup aglayan bir cocuk degilmisim. Ama cocukluk yine de, bir ayakkabi icin agladigimi ve annemin bas edemeyip kizdigini hatirliyorum, o aklimda yer etmis. Demek ki cok icerlemisim ve bu manzara da pek alistigim bir manzara degilmis..yani hem benim birsey icin arsizca aglamam hem de annemin kizmasi. Ama simdi geri donup baktigim ve dusundugum zaman mutlaka diyorum annem beni aglatmazdi, mutlaka gecerli bir sebebi vardi. Ya maddi imkani elvermedigi icin alamadi ya da o ara birseye cani sıkılmıstı. O gun cocuk aklimla akil erdiremedim ama buyuyunce tahmin edebiliyorum az veya biraz fazla.
      Bir yerde okumustum ama hangi eserdi hatirlayamiyorum. Yalniz ilgimi cekmis ki unutmamisim. Orada soyle yaziyordu; “zengin dahi olsa anne baba cocuguna arasira kuru ekmek yedirir, arasira yumusak yatak degil de sert yatakta yatirir ki cocugu nefsinin rahatina fazla duskun olmasin.” Metin tam olarak bu olmasa da manasi buna dalalet ediyordu. Yani anne babanin vazifeleri arasinda yaziyordu bu.
      Bilmiyorum bunu cocuklarin evin efendisi oldugu bu donemde kac ebeveyn yapabilir, ama bana cok mantikli geliyor. Bunu sakalli yasli bir satici amcadan hayat dersi olarak da dinlemistim. Bazen diyorum belki buyuklerimizin cocuklugumuzda geri cevirdigi isteklerinin sebebi bu da olabilir. Her istedigini o an yapmayayim ki sabri da ogrensin. Belki de su an isteklerimiz gerceklesmediginde bunalima girmiyor, az birseyle iktifa ederek de mutlu olabiliyorsak bu da buyuklerimizin o donemde tohumunu ektigi sabrin meyvesi olabilir. Hatta belki bunu bilincsizce yapsalar dahi bizi farkinda olmadan hayata hazirladilar. Cunku hayat yalniz basina yurudugun zaman cocukluktaki gibi gulluk gulistanlik degilmis. Buyudugunde dustugun zaman opeyim de gecsin diyen annesi de yaninda olmuyor insanin her zaman, mecburi yara bandi cantamizin mutemmim cuzu, kendimiz dusup kendimiz agliyor sonra Allah’in izniyle yine kendimiz kalkiyoruz ayaga, yara bandimiz elimizde kendimiz sariyoruz kendi yaramizi da.
      Bizim orda bir kadin vardi uc cocuk sahibiydi. Babalari denizciydi ve kadin uc cocukla bas edebilmek icin olsa gerek asiri otoriter ve disiplinliydi. Evlerine gitmistim her odanin kapisinda kurallar yaziyordu. Birkac kez de kadinin cocuklara bagirdigini duyunca o ev bana sanki korku filmlerindeki perili evler gibi korkunc geliyordu cocuk aklimla. Anneleri de sanki kotu bir cadi :) o cocuklarla da pek arkadas olmak istemiyordum annelerinden cekindigim icin. Halbuki iyi insanlarmis hatta bir gun cocuklari bana hediye bile getirmisti.
      Simdi buyudum ve dusundugum zaman diyorum ki, o kadincagizne yapsin. Kocasi gidiyor aylarca gelmiyor, o kadin bir basina uc cocukla kaliyor. Haliyle hem anne hem baba olmak zorunda kalinca da ister istemez biraz otorite kurmak istiyordu. Bir yandan yalnizligin verdigi bunalim da olabilir. Kisaca o zamanki kucuk aklimin urettigi cadi teyze, buyuyunce bir masal kahramanina donustu zihnimde :)
      Bu da geriye donuk bir yolculuk oldu vesileyle sabahin bu guzel saatinde.
      Cumleten hayirli sabahlar.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Size de hayırlı sabahlar olsun Feyza Hanım.

        Benim durumum biraz annemin üşengeç olması. Kapasitesi o kadar. Kendisini de çok severim ve sayarım. Şu da var. Benim de pek şımarmaya hakkım olmadı ve yetişkinliğimde ailem bunu seni çok şımartamadık diye yüzüme karşı söyledi.(Zamane kızları beğenmeyip eleştirdiği için keşke az pohpohlasaydık dediler.)
        Böyle daha iyi. Ben de mesela ufaklığın ödevini hiç yapmadım hep kendisine yaptırdım öğrensin diye kaç defa tartıştık. Ancak şimdi iyi ki öyle yapmışsın abi diyor.
        Selametle…

  8. Sadece Fatih diyor ki:

    Bazı kadınlar aslında kocalarına değer veriyor ancak bunu nasıl göstereceklerini bilmiyorlar. Bu noktada bence kadınlar birbirine yardımcı olmalıdır. Bu sitede de yazıp fikirlerini paylaşabilirler. Yerine göre güleryüz yerine göre hal hatır sorma..

  9. gul diyor ki:

    Madem siz sormadiniz:Ben sorayim:günümüzde bu sözü haykıran kaç kadın vardır kimbilir.Eşimin gözünde kayinvalidemin inegi, bahcelerindeki köpekleri kadar degerim olmadı.ama eşim bana değer vermedi diye ben değersiz bir insan olmadım.ailem, Arkadaslarim,komsularim, akrabalarim,eşimin akrabaları,öğrencilerim,zümre arkadaslarim,amirlerim tarafından hep değer gördüm.hamd olsun.her şeyden önemlisi hepimiz değerli ve onurlu yaratildik.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku