Bu Kadınların Çığlıklarını Duyun!

28 Mart 2018Sema Maraşlı42 Yorum »

7_bOn sekiz yaş altında evlenmenin cezasını çeken genç kadınlar onlar. Severek isteyerek düğünle dernekle evlendikleri kocaları hapiste, gerçek tecavüzcülerle aynı koğuştu yatıyor. Onlar da dışarıda babasız büyütmek zorunda kaldıkları çocukları ile hayat mücadelesi veriyorlar. Kocaları hapiste gençliklerini çürütürken, onların ömrü de kocalarını kurtarmak için TBMM yollarında geçiyor.

Resmi olarak bilinen sayıları dört bin civarında olan bu mazlum kadınların gayretleri ile 2016 da meclis 18 yaş altı evlenenlerin eşlerine af yasası çıkarmak için adım atmıştı fakat feministlerin (din düşmanı ve kendini dindar diye tanımlayan feministlerin) ortak isyanı ile TBMM geri adım attı. Ertesi gün kocasının hapisten çıkamayacağını anlayan bir kadın intihar etti. Diğerleri de kan ağlayarak sustular. Onbin civarında çocuğun baba özlemleri de yüreklerinde yara oldu.

Niye? Feminist kadınların gönlü olsun diye. İktidar meraklısı muhteris kadınlar, güç gösterisi yapsınlar diye kurban edildi bu kadınlar ve aileleri. Biz onları görmesek de onlar varlar. Kendi aralarında grup kurmuşlar birbirlerine destek olmaya çalışıyorlar. Benden yardım istediler “Bize kimse sahip çıkmıyor.” dediler. Ben de “Hikayenizi yazın gönderin.” dedim yazıp gönderdiler. Onlar artık benim kız kardeşlerim ve eşleri hapisten çıkana kadar mücadelede yanlarında olacağım inşallah.

İşte kendi dillerinden yaşadıkları…

Ben Beyza Evli ve bir çocuk annesiyim. Ben 21 eşim de 25 yaşında. Eşim benimle evlendiği için beni yarı yolda bırakmadığı için 9 yıl ceza aldı. Sevmenin mağduriyetini yaşıyorum. Sevdim diye yasaların verdiği cezanın mağduriyeti.

Her genç kız gibi dershanede beğendiğin bir çocuk olur ya hani öyle işte.. Ben 15 eşim de 18 yaşındaydı. Sevdik birbirimizi. Aklımda onunla evlenebilme hayalleri vardı.. Görüşmelerimizi ailem öğrendi, izin vermediler, tamam, diyip sustuk ama bırakamadık birbirimizi, devam ettik… Ailem onu bırakmam için psikolojik ve fiziksel şiddetle uyguladı. Okuyordum, görüşmeyelim diye okuldan aldılar, beni ve hedeflerimi kösteklediler.

Ne yaptıysam olmadı sevmek ağırmış, ben vazgeçemedim kaçtım. Sevdiğim adama “Götür beni dayanamıyorum dedim” kaçtık, mutluyduk. Fazla sürmedi ailem şikayetçi oldu, eşimi beni zorla kaçırıp bana zorla sahip olmakla suçladılar. Yaşım 15 diye mahkeme ciddiye almadı beni, kendini savunup hür iradesiyle hareket edecek psikolojik olgunluğa erişmemişim, öyle dediler.

Halbuki neler yaşamıştım bir ben bilirdim. Eşimi içeri aldılar 13 ay yattı daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere çıktı, biz beraberdik, yine ailem beni ondan saklıyordu, bekledik sabrettik evliliğimize gün saydık…

Reşit olduğum gün kaçtım, ertesi gün nikahımızı kıydık.. Eşim anlı şanlı düğünümüzü yaptı, annemin babamın ailemin eksikliğini hissettirmedi. Her an her durumda benim yanımda oldu. 1. Yıldönümümüzde hamile olduğum haberini aldık bir çocuğumuz olacaktı bu haberi almamızdan 1.5 ay sonra erken evlilik yasa tasarısı gündeme geldi çok sevindik mutlu olduk kurtuluyoruz, diye rahat bir uyku uyuduk ama sonra yasa geri çekildi…

Bir erkeğin ağlamasına şahit olabilirdiniz. Erkekler ne kadar zor ağlar bilirsiniz, biz birbirimize sarılıp hüngür hüngür ağladık. “Ama bu olacak merak etme” dedim eşime ama olmadı. 6.5 aylık hamileydim bir sabah ansızın aldılar eşimi, sabahın köründe. İçinizdeki sıkıntıyla uyuyamazsınız zaten.

Ne olduğunu anlamadan götürdüler, eşimi gelecek diye bekledim. O gece ertesi gece öbür gece ta ki görüş salonunda elinde telefon gözleri yaşlı beni beklediğini görene kadar.

Bir kadın güçlü görünmek için ağlayamıyorsa, içinde ne yangınlar kopuyordur, siz düşünün. Yüzüme bu gülümseme yerleştirdim “bu da geçecek canımın içi” dedim.

Doğum yapana kadar kabullenmedim, gelecek diye bekledim, ama gelmedi. Doğum sancılarım başladığında, hayır şimdi yapamam, diye ağladım.

Bebeğimi kucağıma verdiklerinde eşimin beni dışarıda beklemediğini, kızımızı kucaklayamayacağını bilerek sarıldım kızıma.. Yavrunuz dünyaya gelmiş ama eşinizin haberi bile yok düşünsenize…

Babasını görsün diye 10 günlük çocuğu cezaevine götürdüm… Daha evladını nasıl tutacağını bile bilmeyen bir baba… Yavrusunun kokusunu ilk defa içine çeken bir baba… Ben anlatamıyorum bile neler yaşadığımı siz düşünün.

Eşim tek dayanağımdı, o gidince ailem gitti yanımdan, kimsesiz kaldım. Üzüntümü bile paylaşamadım kimseyle mutluluğumu da… Maddi yönden çekilen zorluklar cabası. İki şekilde de yıprandım. Hem anne hem baba oldum hem evimi geçindirmeye hem eşime bakmaya çalıştım. 9 sene 2 ay az değil ki. Sevdiğiniz için ceza alıyorsunuz düşünsenize…

Bu kadar kötülüğün içinde mükafatlandırılmamız gerekirken mapushane köşelerinde çürüyorsunuz… Cezamız daha çok var 2020 sonunda kavuşacağız o zamana kadar çok şey değişmiş ve çok şey için geç kalınmış olacak. Kızımız 3.5 yaşında olacak.

Benden geriye sadece bir enkaz kalmış olacak. Neresinden tutup düzeltebilirsiniz, gençliğimizi mutluluğumuzu hiç düşünmeden harcadıktan sonra bizden geriye ne kalır ki!

Sizden ne farkım vardı benim? Kanunların belirlediği yaştan küçük evlenmek mi suçum? Belki de sizin kalbinizde olandan daha fazla sevgim vardı. Bu yasaya karşı gelirken bir an olsun bile içiniz sızlamadı mi?

Benim dedem de erken yaşta evlendi o da tecavüzcü mü o zaman, diye empati yaptınız mı?

Büyüklerden kalma her şeye geri kafalılık diyorsunuz, peki ya o hor gördüğünüz ilişkilerdeki aşkın bir gramını dahi yaşadınız mi?

Öyle tepkiler verdiniz ki biz bunları haketmedik! Siz bu yasaya engel olarak gözyaşlarıma sebep oldunuz, beni karnımda çocukla bir başıma kalmaya zorladınız. Yazık çok yazık!

Ben Mahinur Evliyim. Ben 22, eşim de 25 yaşında. Tek istediğim o güzel mutlu aşk dolu yuvaya sahip olabilmekti… 2009 yılında önce arkadaşım sonra sırdaşım sonra da sevdiğim olan adam eşim oldu.

Dershane zamanlarında tanışmıştık. Gözlerimin içine gülümsediği zaman sevmiştim onu. Bir sene devam ettik, gerek arkadaş oldu, gerek anne baba… Ailemle tanıştırdım, ailem onay vermedi, olmaz dediler. Çok uğraştık ama ailemin baskısından yorulmuştuk artık.

Ben 14 eşim 17 yaşındaydı. Kaçalım dedim, o konuştu benimle, emin misin, dedi. Nasıl emin olmayabilirdim ki hayallerimdeki kalbimdeki adamdı…

Kaçtık işte sonra… Ailem şikayetçi oldu. Yaşım 14 ya dinlemediler bile beni… Eşimi aldılar 2 ay cezaevine koydular sonra serbest bıraktılar. Çıktığı gün ailesiyle çiçeğini aldı geldi, Allah’ın emriyle  istedi beni babamdan…

Yine istemediler biz de tekrar kaçtık. Gelinliğimi de giydim düğünümüzü de yaptık, eşimle mutlu bir hayata adım attım.

7 sene geçti evimiz düzenimiz her şeyimiz oturmuştu, bir de dükkan açacaktık… Ama olmadı eşimi benimle evlendi diye tecavüzcü diyip içeri aldılar.

Sonrası mı ne oldu?

Bir başıma ortada kaldım sahip çıkanım olmadan, bir başıma mücadele ettim. 10 defa TBMM’ye gittim. Her seferinde kalbime bir parmak umut iliştirip gönderdiler geri… Perişan halde, dükkan açacağımız parayı eşimi kurtarmak için gittiğim Ankara yollarında harcadım…

15 aydır sadece ayda bir defa 40 dakikalık görüşlerde eşime sarılıp huzur bulabiliyorum… Çocuk da istemedik bu cezanın geleceğini bildiğimiz için çocuğumuza bu acıyı çektirmek istemedik.. Dayanacak kimsem kalmadı.
Hem maddi hem manevi olarak dayanacak bir şeyim kalmadı.

Her görüşe gittiğimde canımdan can kopuyor…Bir parçamı orada bırakıp geliyorum. Benden geriye hiç bir şey kalmayana dek sürecek mi bu hasret?

Kendimden geçiyorum kaç kez bayıldım, kaç kez ağlamaktan kendimden geçtim bilmiyorum. Bu son olacak mı sanmıyorum. Çok şey istemiyorum aslında bana, baba şefkati veren, aile sıcaklığını hissettiren eşimi istiyorum… Herkes böyle kolay kavuşurken bizim bu kadar zor olmamalı.

O yasa gündeme geldiğinde binbir umut vardı içimde, renk renk hayallerim vardı. Kadınlar tepki verip yasanın geri çekilmesine sebep olduğunuzda ben eşimi, ailemi, hayatımı, kendimi kaybettim. Yaşamaktan korktuğum şeylerin içinde buldum kendimi. Düşündün mu hiç, ya senin oğlun olsaydı evlenen ve evlendiği için hapiste yatan, ya da kızın olsaydı kaçan ve sevdiğine kaçtı diye kocasız bir başına yaşamak zorunda olan?

Bu kadar vicdansız mıydınız? Kadın kadın diyordunuz hem cinsinize desteğiniz bu kadar miydi? Bu muydu sırf sizden erken evlendik diye mi tecavüzcü damgasını hakettik biz! Dilerim Allah’tan benim yaşadıklarımı yaşamadan ölmezsiniz…

Ben Özge Evliyim 2 çocuk annesiyim. Ben 27 eşim de 36 yaşında. İki seven kalbin birbirini bulması ne kadar karşılaşılabilir bir şey ki bu hayatta. Seven sevdiğine kavuşsun mutlu mesut yaşasınlar isteriz… Ama biz sevdik mi de hayır olmaz der önümüze koyarlar anayasayı. Sevmenin kriterlerine uymuyorsunuz derler…

Küçük bir kalpte sevebilir, evlat anneyi babayı nasıl seviyorsa, evleneceği adamı da öyle sevebilir… Ben sevdim…2005 senesiydi. 14 yaşındaydım.

Olur ya komşu çocukları bizimkisi de öyleydi. Sevdik çok sevdik. Her şey toz pembe görülüyordu o zamanlar.

Sevmenin, evlenmenin bu kadar büyük bir suç olduğunu bilmiyorduk. Kaçtık sonra ailelerin rızasıyla telli duvaklı evlendik. Siyah beyaza nasıl yakışıyorsa bizde öyle yakışıyorduk.

12 senedir mutlu giden bir evliliğimiz vardı. Bu süre zarfında 2 tane aşkımızın meyvesi 2 tane kızımız oldu. Biri 11 diğeri 4 yaşında.

Yaşları küçük belki ama yaşadıkları acı yaşlarından büyük… Babaları varken babasız büyümek zorunda kalan çocuklarımın tek suçları anne ve babalarının severek evlenmesi oldu…

Yaşıtları babalarının ellerinden tutup parka giderken, babaları babacığım diye ellerini bırakmazken, benim çocuklarım görüş odalarında telefonlara sarılıp baba diye ağlamak zorunda mı?

Yasa çıkacak diye içimizde kuşlar uçuştu, çiçekler açtı. Üzerimizdeki kara bulutlar gidecek derken hevesimizi kursağımızda bırakanların mahşerde evlatlarımın iki eli yakalarında olacak!

Ben Tutku  Evliyim ve bir çocuk annesiyim. Ben 22 eşim de 26 yaşında. Senelerden 2009. Tabi o zamanlar deli dolu çağlarımız. Ben 14 o 18 yaşında.

Bir gün okul çıkışı yolda giderken eşimi gördüm. Her genç kızın başına gelen olay gibi onu görünce içim kıpır kıpır oldu. Temiz bir çocuktu eli yüzü düzgün…Ve bana öyle içten gülümsedi ki o an dünya durdu. O günden sonra sık sık karşılaşmaya başladık.

2010 senesinde eşimle her zamanki bir gün gibi buluştuk. Tabi zaman akıp geçmiş saat baya geç olmuştu fark edememiştik annem aramaya başladı bağırıyor çağırıyordu, eve gidemezdim gidersem baya bir sorun yaşayacaktım. Korkudan telefonumu kapattım ve eşime artık eve gitmek istemediğimi, korktuğumu, onunla kalmak istediğimi söyledim.

Eşim buna karşı çıktı ama ben zorladım. Bir daha görüştürmezler diye korktum, ayırırlar diye korktum ve o gün esimle kaçmaya karar verdik. Aslında bu durumda en büyük suçlu bendim. Ben zorlamıştım eşimi.

Eşimin annesi babası ayrıydı, annesi onu bırakıp gitmişti eşim tek başına yaşayan biriydi ailemin şikayet etme sebeplerinden en büyüğü de eşimin ailesinin olmamasıydı. Sonra eşimin bir kaç yakını ailemle konuştu, bana sahip çıkacaklarını düğün dernek yapacaklarını söylediler. Ailem kabul etti ve şikayeti geri aldılar.

Ama çok geçti… Kamu karşı çıktı. Ve biz senelerce mutlu giden evliliğimizde bu cezanın bir gün geleceğini bilerek yaşadık hayallerimizin peşinden gidemedik çünkü biliyorduk ki bu ceza bir gün gelecek ve biz bir sure ayrı kalacağız.

Eşimin annesi eşim 14 yaşındayken onu bırakıp gitmişti, evlendikten 3 sene sonra çıkıp geldi ve ben senelerce bu ceza yüzünden kayınvalideyle oturmak zorunda kalmıştım. Eşim annesini affetmişti ama ben affedemiyordum çünkü eşimin annesizken neler yaşadığını ben biliyordum.

Gel zaman git zaman dava 6 yıl sonra bir kızımız olduktan sonra geldi. Kızım 1 yaşındaydı babası gittiğinde… Ne zormuş babasız çocuk büyütmek kadın başına. Ve en önemlisi de kızım babasını işte biliyor ve ben her gün onun babam ne zaman gelecek sorusuyla yanıp bitiyorum.

Ve şimdi bana gelelim… Eşim gittiği gün öyle çaresiz öyle yalnız kaldım ki ne arkamda sahip çıkacak ailem ne de esimin ailesi var. Şuan eşimin dedesinden kalan beraber yaşadığımız evde kızımla tek başıma yaşıyorum kayınvalide oğlumun başını yaktın diye çekti gitti. Ve ben bir başıma çocuğumla geçim derdine düştüm devletin verdiği 3 kuruş parayla aylarca geçinmeye çalışıyorum. Esimi sorarsanız oda içerde çalışıp kendini geçindiriyor. Param parça olduk… Açıkçası sevmenin sevilmenin kurbanı olduk….

Benim kızım her gün babasının gelmesi için dua eder. Bu yasa gündeme geldiginde kızıma duaların kabul oldu, baban çıkacak yanımıza gelecek demiştim. Sonra karşı çıkıldığını yasanın geri çekildiğini öğrenince kahroldum ve ilk aklıma gelen bunu 4 yasındaki kızma nasıl anlatacağım oldu.. Günlerce sakladım günlerce söyleyemedim daha sonra açıklamak zorunda kaldım ve kızım babasının resminin olduğu çerçeveyi ağlayarak çöpe attı “babam beni kandırıyor” dedi.

Simdi size soruyorum benim 4 yaşındaki evladımın ve bir sürü yavrunun gözlerinin yaşının hesabını kim verecek? Çocuklarımızın babasız geçirdiği en güzel zamanlarını bize kim verecek? En güzel yıllarımızı çalanlara sesleniyorum. Bizden ne istediniz?

Ben Damla Evliyim. Ben 18 eşim 28 yaşında. Eşimle yaz tatilinde çalışmak için girdiğim bir iş yerinde tanıştık. Birbirimizi sevdik. Sene 2013…
İş yeri  18 yaş altında eleman çalıştırmıyordu ve 3 aylık bir süre çalışacağım için sigorta yapmıyordu.

Bu yüzden eşim ve iş yeri dahil herkes beni 18 yaşında biliyordu. Çok sevdik birbirimizi. O benim her şeyim oldu nasıl vazgeçerdim ki nasıl vazgeçerdim hayatım olan adamdan…
Bana aşkla sevgiyle masumiyetle bakan o gözlerine nasıl hayır derdim?  Olmadı yapamadım vazgeçemedim 15 yaşında ölene dek seninleyim dedim.

Ailem öğrendi, telefonumu aldılar, yapmayın ne olur dedim, bir birbirimizi çok sevdik o kötü biri değil dedim, ama kimse beni dinlemedi, kimseye anlatamadım kendimi. Ailem eşimi şikayet etti.

Sonra eşimin ailesi geldi tanıştılar vs tabi ailem yine ikna olmamıştı bu süre içinde. Eşim sırf beni aileme karşı mahcup duruma düşürmemek için bak seni sevseydi kaçmazdı dedirtmemek için yakalama kararı bile çıkmadan gidip teslim oldu benim eşim.
Sonra teslim olduğu gün tutuklandı, ailem o gün şikayetini geri aldı ama nafile. Artık çoktan olan olmuştu, eşim içerdeydi bense her gün darmadağın her günüm zehirdi.

Mahkeme günü geldi çattı eşime 16 sene ceza verdiler o da bende neye uğradığımıza şaşırdık. Dünyamız karardı oysa ne hayallerimiz vardı bizim şimdi yıkılan. Eşim içeri gireli 3 sene bitti 4 e girdik 2016da cezaevinde resmi nikahımızı kıydık.

Oysa ne kadar isterdim eşimin beni beyazlar içinde görmesini. Her genç kızın hayalindeki gibi fazla olanı istemedim hiç, sadece o olsun istedim yanımda. Mutlu olalım istedim, masum saf bir sevginin bedelinin bu kadar ağır olması dayanılmaz halde.

Ben her gün eriyorum, içim kan ağlıyor, dayanamıyorum bu acıya. Eşim benim en büyük destekçim, bu durumda bile hala o destek moral verir. Bizim tek suçumuz zamansız sevmek, bunun bedeli bu kadar ağır olmamalıydı…

Yasa geri çekildiği zaman dünya başımıza yıkıldı. Bütün hayallerimiz suya düştü.
Tek umudumuz o yasaydı. Bizim bunca acı çekmemize sebep olan, karşı çıkan kadınlara soruyorum “Sizde kadınsınız sizde bi annesiniz nasıl vicdanınız el verdi.  neden bizim haklarımızı da savunmuyorsunuz, madem kadın hakları diyorsunuz da?”

Yasaya karşı çıkarak ne kadar büyük vebal aldığınızı bilin. Yasaya karşı çıkarak 9000 çocuk babasız büyüsün, anneleri tek başına hayat mücadelesi versin, eşleri içerde çürüsün dediniz siz ! Mutlu musunuz?

Ben Şükriye Evli ve 4 çocuk annesiyim. Ben 25 eşim 31 yaşında. 2007 yılında tanıştım eşimle.

Eşimi tanıdıkça onu çok sevmeye başladım ve beni mutlu ettiğini ve de onun beni çok sevdiğini hissettim. 1 sene görüştük, ben 15 eşim 20 yaşındaydı. Ailem vermedi ben de eşime kendi isteğimle kaçtım, ailem karakola gidip şikayetçi oldular fakat benim eşime olan sevgimi anlayınca sonra geri çektiler şikayeti.

Eksiksiz bir şekilde eşimin ailesi üzerine düşen her şeyi yaptılar; kına gecesi, düğünümü ve artık o bembeyaz gelinliği giymiştim ve artık sevdiğim adamın yanından hiç ayrılmayacaktım çok mutluydum.

Yaşım tutunca hemen 17 yaşımda resmi nikahımızı kıydık. Bir yuva kurduk, 4 tane evladımız oldu.Kendi çabamızda geçinip gidiyorduk ama huzurumuz vardı, en önemlisi mutluyduk….
Tabi o haksız ceza gelene kadar eşim “Tecavüzcülerle” bir tutuluyor, istismar sucundan ceza evine girdi peki neden??

Bana sahip çıkıp yari yolda bırakmadığı için mi! Bu suç mu biz birbirimizi çok sevdik. Sevmek sevilmek suç mudur?

Eşim 3 sene 3 aydır cezaevinde ve daha 5 sene cezası var.Bizim yuvamızı başımıza yıktılar, 4 evladımı babasız bıraktılar. Çocuklarım baba hasreti çekerken eşim gerçek tecavüzcülerle aynı havayı soluyor.

Benim eşim aile babası 4 çocuğumun babası ve nikahlı eşim bunları hak etmedi. Ayda sadece 1 defa cezaevine gidebiliyorum. Canım o kadar çok acıyor ki eşimi o kadar çok özlüyorum ki…

Benim çocuklarım babasızlığı hak etmedi, benim evlatlarımın suçu ne?

Yetim gibi büyüyorlar. Ben simdi bu çocuklarıma nasıl bakayım?

Annelik olan görevimi mi yapayım yoksa babalık görevi olan çalışıp eve ekmek mi getireyim? Kimse bilmez bizim çaresizliğimizi, yaşamayan anlayamaz…
Eşime çok aşığım ve ondan asla vazgeçmeyeceğim, o benim bu dünyadaki tek yegâne sevdamdır. Tek isteğim birilerinin artık bizim sesimizi duyması. Suçsuz  eşimin tecavüzcülerden ayrılmasını, evine ait olduğu yere, çocuklarının yanına yuvasına gelmesini istiyorum…

Ben Nagehan  Evli ve 2 çocuk annesiyim. Ben 25 eşim 28 yaşında. Hayat hikayesi derler ya hani bizimki öyle bir şey işte. Bir bayram sabahı güneş gibi doğdu karanlık günlerime. Gözlerinde öyle bir gülümseme vardı ki bir gülüşü ile bütün dertleri acıları unutturan tek adamdı. Biz 8 ay görüştük rüya gibi, dünya sadece bizim etrafımızda dönercesine.

Onunla olduğum zamanlar nefes aldığım yaşamaktan tat aldığım anlarımdı. Her gün  saatlerce birlikte el ele gezerdik sessizce. Bir gün geldi artık sevgimiz her şeyin önüne geçti ellerini uzattı bana bir ömür, “ Ellerimden tutar misin bayram şekerim” dedi tarih  01.07.2008 gösteriyordu, saat tam gece 12 de biz birbirimizin ellerini  bir daha ölüm ayırana dek bırakmayacağımıza söz verdik.

Ben 15 eşim 18 yaşındaydı. Belki sizlere göre çocuktuk ama biz hiç çocuk olmadık biz hayatı omuzlarımıza 8 yaşında yükledik. Bizim yüreğimiz dedelerimiz ninelerimiz gibi destansı sevgi ile sarılmıştı.

Telli duvaklı gelin olmuştum sevdiğim adama, bulutların üstünde gezen kuş misali uçuyordum. sonra öğrendik hamileyim bir oğlum olacak. küçük elleri ile aylar sonra ellerimizi sımsıkı tutan bir can sevgimizin meyvesi dünya geldi.

Mutlu giden bir yuva vardı 7 ay sonra eşim asker oldu oğlum kucağımda 7 aylıktı ve o sıra ayrılığın verdiği üzüntüyle hastanelik olduk oğlumun kimliği olmadı için biz mahkeme kararı ile kimlik çıkardık nerden bilecektik ki yıllarca oğlum babasız kalacağız, şimdi oğlum 9 yaşında birde 5 yaşında baba aşığı bir kızım var.

Eşim 2 yıldır ceza evinde rüya gibi giden yuvamız bir anda demir Parmaklıklar la tel örgülerle çevrildi. Bizim sevgimizin bedeli 10 yılmış .

Ölümüne sevmenin sahip çıkmanın bedeli bu işte tecavüzcü damgası altında 10 yıl 10 ay .

Ömrümüzün yarısı peki bu ceza sadece eşime mi Hayır bana en çok ta çocuklarımıza bizim sevdamızın bedelini onlar çekiyor.

Bayram geliyor bu bayramda öncekiler gibi çocuklarımla 45 dakika eşimle hasret gidereceğiz.  Ne kadar acı ki 1 haftalık özlemini 45 dakika ya sığdır diyorlar sığar mı?

Hadi bizi geçtim baba ne demekti. Meyvesi olamayan çınar ağacı. Bir çocuk babasız büyür mü? büyüyor işte. Bizim çocuklarımız anasız da babasız da büyüyor sırf yuva kurdu diye baba sevgisi özlemi hasreti ile küçücük kalpleri acı çekiyor.

Bizi koruyormuş ya hani bu cezalar hani nerde benim canımın yarısı ceza evinde. Ben temizlik yaparak çocuklarıma, eşime bakıyorum, kimsesiz ne acılar çekerek, yine de  gam yemiyorum çalışmaktan. Canımı yakan ise sevgimizin adını tecavüzcü koymaları; bu sevgi var ya, su misali temiz ve berrak, kimsenin gücü yetmez kirletmeye..

Eşim cezaevindeydi bu yasa gündeme geldiğinde mutlu mutlu konuşmuştuk “Az kaldı yanımda olacaksın” demiştim, ona hazırlıklar yaptım, sevdiği yemekleri yaptım.

Çocuklarım evde babam gelecek diye sevinçten havaya uçuyordu.. Oğlum dedi ki

“Anne babamla parka gidelim, arkadaşlarım babamın yanımda olduğunu görsün” dedi. Bu nasıl bişey düşünün. İşte siz beni geçin, çocuklarımın hayallerini başına yıktınız, bi çocuğun dünyasını kararttınız. Başına gelmeyen bilmezmiş. Herkes kadın olmuş, erkek olmuş, ama insan olamamış. Düşene destek çıkan değil, çelme atan bı toplum olmuşuz, benim ailemin, çocuklarımın vebali boynunuzda, onu bilip ona göre yaşayın.

Ben Hasibe Evli ve bir çocuk annesiyim. Ben 25 eşim 29 yaşında. Ben ortaokuldaydım o lisede. Aynı mahallede her gün gördüğüm ama artık onu görünce yerine sığmayan kalbimdeki farklılığı hissettim. O liseye gidiyordu nerdeyse her gün beraber gidip geliyorduk okula.

Görüşmeye başladık. Ailem fark etti. Biz söz yüzüğü takalım dedik ama ailem istemedi yaşın küçük dediler. Bir süre gizli saklı görüştük olmadı.Ailem duydu ama ben ondan ayrı kalamadım.Ben orta okulu o liseyi bitirdi.

Ben 14 Eşim 18 yaşındaydık. Benimde onunda  ailesi istemedi bizde kaçtık. Çok değil 5 saat sonra geri geldik Kasım ayında nişan yüzüklerimiz takıldı.28 Aralık 2008 günü tüm ailemiz yanımızda düğünümüzü yaptık.

Kısa bir süre sonra aile hekimine gitmiştik elimdeki kına parmağımdaki yüzük yüzünden doktor evlendiğimizi anladı ve şikayet etti bizi.

Mayıs ayında ilk mahkemeye çıktık, eşim bir gece nezarette kaldı. Bende karnımda bebeğim karakol önünde… Sabah mahkeme ertelendi.19 Haziran 2009 da canımızı oğlumuzu kucağımıza aldık. Oğlum 23 günlüktü 2.mahkeme günü geldi.

Kucağımızda oğlumuzu elimize kimliğini alıp gittik.Ama sonuç kaçınılmaz 8 yıl 4 ay dünya başımıza yıkıldı.Karar temyize gitti eşim serbest…

Kocam askere gidip geldi.30 aralık 2010 resmi nikahımızı kiydik.Ecza deposunda ise başladı.Evimizi yuvamızı kurduk.Ben bir hastalığa yakalandım ayağımda kapanmayan bir yara 3 ayda bir ameliyat olup sonrasında 1 ay ayağa kalkamıyordum.

Eşim hem elim hem ayağım her şeyimdi.2015- 25 Haziran polisler kapımız kıracak gibi çalıyorlar…

Oğlumuz büyüdü 1.sınıfı bitirmişti.Biz ağlarken oğlumun gözleri önünde babasını kelepçeleyip götürdüler.Niye? Tecavüzcü diye annesiyle erken evlendi diye…

Aradan 33 ay geçti.Hala ayağımda yara yalnız gittiğim hastaneler, ameliyatlar. Hem oğlumu okutup hem sağlık  savaşı verip dişimden tırnağımdan biriktirip TBMM yollarına döktük.

Sonuç:  Büyüttüğüm oğlum her baba oğul gördüğünde her veli toplantısında ağlayan oğlum… Babasına ayda bir 35 dakika sarılarak baba kokusuna ,eşim evlat kokusuna ,ben hayat arkadaşıma doymaya çalıştık…Bu cezayı ben mi?Oğlum mu? Eşim mi? En çok Hangimiz çektik… Neyin cezasıydı bu sevmenin mi? Yuva kurmanın mı? Mutlu olmanın mı?…

O yasanın çıkacağı günün sabahı oğlumla kahvaltı yaparken heyecanla haber izliyorduk 8 yaşındaydı oğlum anlıyordu her şeyi YASA KOMİSYONA GERİ ÇEKİLDİ cümleyi duyduğu anda lokması ağzında gözünde damlamaya hazır yaşlar…

Bu acıya kıl payı kadar bile sebep olanlar “Can yakanların canının yanacağı günü beklesin”
Hakkımı, oğlumun hakkını, öbür dünyaya bırakmasın, bu dünyada gözüm görsün, onların da aynı yerden canı yansın, evladının üzüntüsünü izleyip ellerinden bir şey gelmesin. Bu en büyük ceza görecekler. Hakkım helal değil OĞLUMUN HAKKI HELAL DEĞİL iki elimiz de bu dünyada öbür dünyada onların yakasında…

Ben Özlem Evli ve 3 çocuk annesiyim. Ben 27 eşim 36 yaşında. Ben babamı  1,5 yaşında iken kaybettim. Annem bize hem anne hem baba oldu. Eşimle tanışınca onu çok sevdim ve annemle tanıştırdım o da çok sevdi, sevdiğim kişiyi. Sonrasında kahvaltılarımızı birlikte yapar olduk, yemeklerimizi birlikte yer olduk, ailemizin bir ferdi olmuştu, artık sonrasında artık adını koyalım, ailen gelsin söz  takalım dediler.

Babam olmadığı  için  dayılarıma annem söyledi, büyük olarak dayımlar da olumlu baktı araştıralım bir soralım soruşturalım dediler. Kimseden  değil, direk eşimin ailesine  gidip  sormuşlardı kardeşini, ama o kişi ağabey olmayı bırak insan olmayı  bile hak etmeyen  bir kişilikmiş, kendi öz kardeşi için bir sürü  olumsuz  olumsuz bir şeyler atıp tutmuştu .

Sonrasında dayım durumu bize anlatıp olmayacağını söyledi ve beni okuldan alıp kendi evine götürdü  kendi evinde bana hapis hayatı yaşattı… Kapıyı hep kilitliyordu, dışarı  çıkmama izin dahi vermiyordu. Odada kilitli kaldım, sadece lavabo ihtiyacı olduğunda çıkabiliyordum odadan…

Sonra bir gün yan komşunun telefon dan gizlice annemi aradım, bunu duyan dayım beni çok kötü dövdü ve ben o dayağı yediğim dakika saniye dedim ki ben  size adım attıkça siz beni anlamıyorsunuz, ben kaçacağım  hepinizden kurtulacağım …

Sabah annem geldi, yüzümün gözümün dağıldığını görünce beni hemen kendi evimize getirdi, ama bitmişlerdi benim için çünkü beni anlamamışlardı.

Eşime mektup yazdım çalıştığı lokantaya götürdüm esim beni gördüğünde çok mutlu olmuştu, çok sevinmişti o bana o akşam öyle bir sarılmıştı ki o akşam anlamıştım beni asla bırakmayacağını…

Sonrasında eşim ile konuşarak anlaşarak kaçtık ve benim en mutlu günlerim eşimin  yanında başladı. 14 yaşındaydım o zaman eşim 23. Ben çok şey öğrendim ondan. 16 yaşında  Yaprak büyük  kızım oldu, 20 yaşında  Yağmur ikinci kızım oldu 22 yaşında iken de Övgüm oldu, şu anda  üç tane güzeller güzeli meleklerim var benim;  11, 7 ve 5 yaşlarında…

Ben eşimle 13 yıldır birlikteyim onu  çok seviyorum, o bizim yanımızdayken her şey çok farklıydı, şimdi ise yarımız … Hiç bir şekilde  tamam olamıyoruz…Küçük kızım her akşam “anne babam bu akşamda mi bizim ile uyumayacak?” diye soruyor … Cevap veremiyorum kapı çaldığında “babişko diye koşuyorlar” ama baba yok karşılarında …Hep bir hayal kırıklığı.

Bir şey isterken çekimserler “anne alabilir misin, verebilir misin?”diyorlar. Babaları yanımızdayken bir dediklerini iki etmezdi.

Şimdi ise borç harç yaparak geçimimi sağlamak zorunda kalıyorum, eşim yanımda iken poşet taşımama kıyamazdı, şimdi gidip ev temizliği hali merdiven siliyorum ki kızlarıma babaları gelene kadar iyi bakabilir miyim, ihtiyaçlarını alabilir miyim diye…

Bize bunları yaşatanlara kanunun geri çekilmesine sebep olanlar

Yasa çıkacak diye içimizde kuşlar uçuştu, çiçekler açtı. Üzerimizdeki kara bulutlar gidecek derken hevesimizi kursağımızda bırakanların mahşerde evlatlarımın iki eli yakalarında olacak!

Ben Şirin Evli ve 3 çocuk annesiyim. Ben 24 eşim 30 yaşında. 2008 yılında eşimle kaçarak evlendik.. Çünkü ailem vermedi. Ben babasız, dedemin gölgesinde annem ve babaannemin duasında büyüdüm.. Ama beni sevdiğime vermediler, belki verselerdi nişanlı durup bu hale düşmezdim.

Tek bildiğim eşimi canımdan çok sevdiğim, çünkü sahiplenme duygusunu, sevme kıskanma duygusunu ben onda tattım.. Eşim ilkim ve sonum oldu kaçtım.

18 yaşına kadar imam nikahı ile durduk bu süreçte düğünüm oldu, oğlum Berk Can dünyaya geldi anne oldum.. 18 yaşından bir gün alınca nikahımızı kıydık kimseye zararımız yoktu kendi halimizde geçinip gidiyorduk. Bu süre içinde ikinci çocuğumuz Ecrin Naz da oldu..

İşimizde gücümüz de mutlu yuvamızda yaşıyorduk, üstünden de tam 6 sene geçmişti…, ama bir gece kapı çaldı.. keşke o kapı hiç çalmasaydı.. bir kapı çalmasının ölüm gibi geleceğini bilemezdim.. polisler içeri girip esimi aldılar ama benim canim dan can gitti..

Çırpınıyorum kimse takmadı bile beni.. Hamileydim 3aylik.. 3. Evladıma..  Elçin Su’ ya..  Esimin çaresiz bakışı.. Benim göz yaşlarım…

O günden sonra çocuklarımın her gün babam gelir diye kapıda bekleyişi.. Karnımdaki yavrumu bir başıma dünyaya getirme düşüncesi.. dayanamıyordum…

Kendim babasız büyüdüm babasızlığın ne olduğunu biliyorum. Evde amcaları çocuklarına gelirken benimkiler odaya girip ağlıyor.

“Babam ne zaman gelecek anne” derken her gün bitkin halimle masal uydurmaktan bıktım.. tükendim.. kan kusup kızılcık şerbeti diye bir kelime var tam da bunu yaşadım..

Üçüncü çocuğumun doğumu oldu ama evde babasının fotoğrafını seviyor.. Ayda bir defa 40 dakika açık görüşte babasının yüzüne bakmıyor bile.. Çünkü benim evladım baba sevgisi ne bilmiyor.. sadece fotoğrafta biliyor babasını..

Oğlum 5 yaşındaydı babasını aldıklarında.. Şimdi ilk okul 3. Sınıfa gidiyor ama sürekli okulda arkadaşlarına karşı babasını müdafaa etmekle kendini sorumlu tutuyor.  İnsanlar babasına suçlu gözüyle bakmasın diye “Babam hırsız değil, kötü suçu yok, annem bana hamile kaldığı için ceza evinde, yani benim yüzümden” diyor. Her ay rehberlik eğitimi alıyor.

Bu cezayı ben çekiyorum, eşim çekiyor. Hadi biz suç isledik suçumuz çok ağır çünkü sevdik, yuva kurduk, aile olduk, bunun bedelini de evlatlarımıza da ödetiyorlar..

Bir de çıkıyorlar, aile bütünlüğünden adaletten bahsediyorlar, simdi soruyorum benim bu çocuklarımın boynunu bükük bırakıp, babasız büyümelerinin hesabını kimler verecek…

Bizim tek istediğimiz yuvamız bozulmasın aile bütünlüğümüzün korunsun. çocuklarımız babalarına kavuşsun.. Benim çektiklerimi çocuklarım çekmesin duyun artık bizi..

Biz küçük gelin değiliz, birbirlerini çok seven eşler ve anne babalarız. Bize kıydınız evlatlarımıza acıyın… Sevmenin bedeli bu kadar ağır olmamalı.

Tam bu dert bitecek derken 2016 bize yasa çıkacakken hem cinsimiz olan kadınlar bize karsı çıkarken, bizi diri diri mezara koyduklarını bilmiyorlar mıydi?

Kadın haklarını savundular ama bizim gibi mağdur 3800 aileyi de mezara koydular.. Yasayı saptırdılar ve yasa geri çekildi.. Bunun uğruna bir tane bizim gibi mağdur arkadaşımız intihar etti. Canından oldu. evlatları babasızdı üstüne birde annesiz kaldı..

Bizim hakkimizi niye savunmadılar? Bizi niye pislik sapık tecavüzcülerden ayırmadılar. bizim ve çocuklarımızın suçu ne? Bize bunu yasattılar.

Dilerim Rabbimden benim ve benim gibi olan arkadaşlarımın çektiğimiz çilenin daha beterini çeksin Allah’tan bulsunlar. Bizim canlarımızın yandığı kadar canları acır ve yanar, belki eyvah derler ama kimsenin yanına kar kalmasın..

Ah ediyorum vebâl ediyorum.. Ne diyim düşmanıma bile yaşatmasın yaşadığımı derken simdi Allah bize bunu yapanlara iki mislini yaşatsın ki anlasın bu uğraşların boşa olmadığını anlasınlar. Bizi tükettiler çünkü…

Ben Neriman Evli ve bir çocuk annesiyim. Ben 21 eşim 25 yaşında. Sevmenin ağırlığını daha o yaşta hissettim omuzlarımda… Sevmekle beraber hayatın yükünü de sırtlanmış oldum. Nerden bilebilirdim ki kurduğum toz pembe hayaller, yerini siyah bulutlarla kaplı hüzün gözyaşlarına bırakacak.
14 yaşındaydım ilk aşkım, kalp ağrımı sevdiğimde. O da 18. Öyle güzel sevdi ki… Hep iyi ki dedirtti. Ailem öğrenci diye onay vermediler. Biz yine de görüşmeye devam ettik. Olmadı engeller, baskılar… Benimle var mısın dedi ? Nasıl olmazdım ki … Tuttum elinden o günden beri de hiç bırakmadım.

Her şey güzel olacak derken polisler geldi aldı. Ailemin hiç bir şeyden haberi yok okuldan kaçtığımı sanıyorlar. Şikayetçi oldular, dava aşaması boyunca 15 ay yattı.  Ailem 2. mahkemede şikayeti geri aldı. Her hakim karşısına çıktığımda seviyorum dedim. Ben de istedim dedim, o beni zorlamadı dedim, dinlemediler. Üstüne bir de tecavüzcü dediler 8 sene 4 ay ceza verdiler.

Sevmenin mağduru olup ceza aldık. Her şey yoluna giriyor dedik… ÂLLAH’IN emri ile gelip istediler. Telimle duvağımla babamın evinden gelin çıktım.

Minik  bir yuvam, kurulu bir düzenim oldu. 9 aylık evliydik içimde büyüyen minik eller, minik ayaklar, minicik bir kalbin olduğunu öğrendik .. Artık 3 kişi olma hayalini kuruyorduk.  7. ayıma girdiğimde gidip alışverişini yaptık bir oğlumuz olacaktı. İsmi Eymen olsun dedik.
1 hafta sonrası yasa tasarısı gündeme gelip çekildi. “Gideceğim ben ama üzülme ben yoksam Eymen var” dedi. Keşke gitmeseydi.

Hastane’ye gittiğimde elimden tutacak bana güç verecek bir el yoktu. Oğlumu yalnız aldım kucağıma. 7 günlük bebekti babasının kucağına verdiğimde. Hapishanede kokladı ilk yavrusunu. Gözyaşlarını kokusuna bıraktı.  Tutup alamadım elinden.Şimdi oğlum 1 buçuk yaşında. Her geçen gün büyüdü, o büyüdükçe ben öldüm… Yaşarken ölmek nedir bilir misiniz? Ben biliyorum defalarca öldüm.
Oturabildi, emekledi, yürüdü… Sonra da baba dedi. Baba. Peki nerde bu baba ? Neymiş günahı evladından ayrı? Sadece 40 dakikalık görüşte görüyor.

Çok sevmiş annesini, sahip çıkmış, korumuş kollamış…
Peki annesi ne yapıyor? Babasını aratmamak için dişini tırnağına takmış. Gözyaşlarını silmiş gülmüş.

İçimdeki çığlık büyüyor… Duyun, görün artık.

Siz görmedikçe, duymadıkça,  ben çığlıklarımda boğuluyorum .. Gün be gün tükeniyorum .. Tek başıma yetemiyorum. Az değil yaşadıklarım, kısacık ömre ne acılar ne ayrılıklar sığdırdık… Ama yeter artık bitsin bu hasret, bu acı. Duyun artık çığlıklarımı!

Bize bunları yaşatanlarda, yasasının geri çekilmesine sebep olanlarda hiç mi Allah korkusu yok acaba?
Biliyor musunuz ki ben neler çekiyorum!
Ben bir anneyim, babasız bir çocuk büyütüyorum ve buna sebep olan sizler gününüzü gün ediyorsunuz dimi ! Sizin için tüm sorunlar bitti. Nasıl olsa yasa geri çekildi ! Bu çocukların babasız büyümesinde etkisi olan herkese Rabbim daha beterini yaşatsın ! ELBET BİRGÜN HERKES YAŞATTIĞINI YAŞAR !

Evlilik yasasından mağdur bütün kadınları ortak sözü:

Biz kadınlar tecavüze uğramadık, zorla evlendirilmedik!
Kendi hür irademizle, kalbimizle tertemiz sevip evlendik!
Kızlar tecavüze uğramasın! Hiçbir genç kız zorla evlendirilmesin! Ama bizi onlarla da aynı kefeye koymayın. Yeter artık sesimizi duyun!

——

Not: Dört bin kadın sadece kocaları hapse girdiği için başvuranlar.  Daha niceleri var on sekiz yaş altında evlenen. Kocası yakalanmasın diye korkusundan hastalandığında hastaneye gidemeyen, evinde doğuran, çocuğunu nüfusa yazdırmayan… Evlenmenin korkusu içinde yaşayan aileler…

Sema Maraşlı  www.cocukaile.net

Tek suçları erken evlenmek olduğu için birbirlerinden ayrı düşmek zorunda kalan bir ailenin tutuklanma gününden küçük bir kesit.  Suçsuz yere cezaevinde gerçek tecavüzcülerle aynı koğuşta kalmak zorunda olan, sevdiklerine hasret, gözyaşlarını tutmakta zorlanan gencecik bir baba, babasına doyamayan bir çocuk, eşini seven bir kadın ve evladına hasret yaşlı, hasta bir baba. Felç hastası baba, görüş günlerinde hastane kapılarında yatıyor. Güzel ahlaklı, evinin direğe evladı suçsuz yere hapiste. Evladına yaklaşmak istiyor fakat torununa kıyamayıp kendi hakkından feragat ediyor. Bu babanın ahı bile yakar bu ailelerin cezaevinde olmasına sebep olanları. Dualarımız ve gayretlerimiz bu ailelerin birbirlerine kavuşması için. Erken evlendiği için hapis cezası alan ve birbirlerinden ayrı düşen bu ailelere yapılan büyük bir zulümdür. Zulme rıza da zulümdür.

 

Bu ailelerin birbirine kavuşması için imza kampanyası başlattık. Destek olmak isteyenler:

https://www.change.org/p/cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1-recep-tayyip-erdo%C4%9Fan-bu-kad%C4%B1nlar%C4%B1n-%C3%A7%C4%B1%C4%9Fl%C4%B1klar%C4%B1n%C4%B1-duyun-erken-evlenenlere-%C3%B6zg%C3%BCrl%C3%BCk-istiyoruz?recruiter=233096686&utm_source=share_petition&utm_medium=facebook&utm_campaign=share_for_starters_page

Konu ile ilgili öncek yazım:Genç Evlenenlere Af

http://www.cocukaile.net/genc-evlenenlere-af/

http://www.cocukaile.net/18-yas-kurnazligi-ve-almanya-cozumu/

 

Okunma Sayısı : 18.462

Yorum yapın

“Bu Kadınların Çığlıklarını Duyun!” için 42 Yorum

  1. tolga sayın diyor ki:

    Artık şuna inanıyorum, maalesef bu ak partinin içindekileren çoğu, bu vatan ve millet içinmi uğraşıyorlar, ülkeyi ve Tayyip Erdoğan’ı yok etmek için mi çabalıyorlar. Maalesef pkk sözcüsü HDP gelirse bu kaninların düzeleceğine inanıyorum. TOKMAK HÂLÂ BAŞKASININ ELENDE. bu hükümetten ben umudumu yitirdim..

  2. merve araç diyor ki:

    Ben merve araç. Eşimle mutlu bir yuva kurduk fakat yasalarımız evliliğin mutluluğuna değil kurulan zaman a bakıyor malesef. 2 yaşındaki cocu gumla yapayalnız hayat mücadelesi veriyoruz çocuğuma hem anne hem bana olmaya çalışıyorum babanın yerini kimse dolduramaz birakinda çocuklarımız babalarını doya doya görsün babası ve annesiyle buyusunler. Bu mutlulu gu onlara çok görmeyin o küçük dünyalarını karartmayin bu yasa bizleri korumuyor sadece perişan ediyor artık bunu anlayin

  3. mücahit diyor ki:

    Bu konuda şunları söylemek gerekir ki ; bu af mahiyetindeki yasanın çıkması aşamasına gelmesi ve geri çekilmesi süreci aslında çok komplike bir olaydır. Şunu çok rahat söyleyebiliriz ki ( bu yasanın iptal propagandası neydi ” tecavüzcüsüyle evlenmek” ) bu af yasasına karşı çıkılmasının sebebi öyle çocuk gelinleri korumak falan değildir. bu affa karşı çıkan çevrelere bakın bu mağdurlar kesime, bidon kafalı, göbeğini kaşıyan ,aklı az, alt tabaka gözüyle bakmaktadırlar.Bu gözle baktıkları milletin neden iyiliğini düşünsünler ( güya bu yasayı geri çektirmekle iyilik yapacaklarmış) onların derdi milletin iyiliği değil bilakis kötülüğüdür. Gece gündüz bunun için çalışmaktadırlar. Mesela amaçlarından bazıları: 1 ) Toplumda önce kasten mağdur bir kitle oluşturup ( 4000-5000 kadar mağdur aileleriyle birlikte 25000 -30000 eder bu sayıyı kendileri de biliyor) Türkiye nin nasıl bir tezatlar ülkesi olduğu algısı.bunun üzerinden siyaseten bel altı vuruş. Tabi burada bürokraside ve siyasetteki fetocuların rolü büyük dür. Ak partiden görünüp Hükumete olan güveni sarsmak istemeleri , hükumet af çıkarsa gerici , çıkarmasa mağdurlar için zalim pozisyonuna düşürülmek istenmesi. Not: Türkiye de şimdiye kadar kaç tane af çıkarılmış, bunlardan kimler faydalanmış,bunlara tepki gösterilip engellenebilmiş mi bu konu araştırılsın .O zaman benim 1. maddede anlattığımın haklılığı ortaya çıkacaktır. 2) Bu yasadaki propagandalarla ( çocuklar tecavüzcüsüyle evlenmesin) evliliğin üzerinden insanlarda zihin karışıklığı çıkarmak. Sonuçta bu insanlar evlendiği için hapiste ama sadece erkekler hapiste, bu sayede haksızlığın zirve yapmasını istemektedirler. Zina yapsalar bir şey olmayacak. bu yasaya karşı çıkanlar zinanın sonuna kadar savunucusudur. bunu herkes biliyor. birkaç zaman önce CHP li bir kadın milletvekili televizyonda aynen şöyle dememiş miydi : ” 15-16 yaşında gençler bir birinin vücudunu tanısın ne var yani bunda” hepimiz seyretmiştik bunu hatırlayın. 3) bu yasanın çıkmasının engellenmesine benzer durumlarda çıkan karışıklıklarla insanların ruh dünyasında operasyon yapılmak istenmesi . bu af yasasına karşı çıkan örgütlerin dışarıdan talimat aldıkları açık bir durum. Yani kesinlikle erken evlenen genç kızları düşündükleri falan yok. Sadece kendi ideoloji ve hedefleri doğrultusunda bu olguyu kullanmaktadırlar. 4) Çevresinde 1 tane böyle bir olaya şahit olan biri hayatında neleri sorgulamaz ki , işte bu gibi konuları geniş kitlelere yayarak Türkiye nin sosyal dokusuna direk saldırılar aklımıza geliyor.bunlar uzun vadeli planların parçalarıdır sadece. sonuç: bu olgu ve bunun benzeri şeylerde millete düşen Kuranı Kerim ve Peygamberimizin sünneti bize ne diyor ( çünkü insana yaraşır tek hareket biçimi budur.) ona göre pozisyon alıp ona göre kendini ve çevresini ve son olarak yönetimini belirlemektir. bunun harici her şey insanı tökezletecek hareketlerdir.

  4. Hatice diyor ki:

    Devletimi ve milletimi bu yönden anlıyamıyorum. Küçük yaşlarda sevgili oluyorlar bunun bir ayıbı yok, hatta nikahsız gayri meşru küçük yaşta çocuk doğuran sayısı az değildir. Ama helal yoldan severek evlenmek yaştan dolayı yasak ve suç. Ayrıca devletim hem genç nesil istiyor hemde böyle saçma bir yasa getiriyor. İki tarafında rızası varken bu cezalar niye? Evliliği toplumca bu denli zorlaştırıp sonra güzel ahlak beklemek kimin haddine!?
    “Evlilik imanın yarısıdır.” diye buyurmamıştır Peygamberimiz(sav).
    Helali niye bu kadar zorlaştırıyoruz, haramı neden bu kadar kolaylaştırıyoruz!
    Böyle yaparak mutlu olmayı nasıl düşünüyoruz?
    Feministlerin sesi bu denli çıkarken ve dinlenirken, neden bizim etkimiz olmuyor?

    • Abdullah Hasan diyor ki:

      Helallerle toplumu mutlu olmayı teşvik eden (sözle) yetkililer haramcılardan korkup helalleri zorlaştırmaları da ayrı bir dert, helali istemesi gereken bizlerinde haramcılar kadar sesimizi çıkarıp , projeler üretemeyip haramcılardan korkmamız kangren olmuş bir yara. Allahım bizleri daha fazla utanç hallere düşürmesin. amin.

  5. hasan diyor ki:

    kahroldum okurken. yutkundum. içtiğim su bile boğazıma takıldı.. ben elimden gelen her türlü desteği veriyorum. vermeye devam edeceğim. Allah yar ve yardımcınız olsun..

  6. semamarasli diyor ki:

    Değerli Okurlar, Cumanız mübarek olsun. Bu cuma dualarımızı, selavatlarımızı, fetih suremizi erken evlendiği için zorluk yaşayan kızkardeşlerimiz ve suçsuz yere hapis yatan eşleri ve onlara hasret anneler, babalar ve evlatları için okuyalım. Rabbim en kısa zamanda onları birbirlenine kavuştursun.

    Yazının sonuna bir video ekledim. Yazıyı paylaşımı artırırsak iyi olur.

  7. zekeriya diyor ki:

    Dindar bir insan olarak bu tarz yazılarınızda 15 -16 yaş gibi yaşlarda evlenen kızların(kadın değil,zira bunlar günümüz toplumunda fiziksel oarak gelişseler bile zihinsel olarak henüz kadın değiller) haklarını savunma adına yazdığınız yazıları hiç tasvip etmiyorum.bu konuda ısrarlı yazı yazmanız manasız;devlet bu konuda sonuna kadarhaklı

    • Selim1453 diyor ki:

      Sizin gibi dindarlar 15-16 yaşında o kızların yaptıklarına nedense hiç ses çıkarmaz.Ama evlenince tasvip etmiyormuş beyfendi.Tabi hiç evlenilirmi kızlar okumalı,kendi ayakları üzerinde durmalı,hepsi diplomalı olmalı değilmi efendi.Milletin yaptığı pisliklere laf etmiyorsan,Kendi hür iradeleriyle severek evlenenlere de laf etmeyeceksin sayın dindar efendi.Mutlu mesut çocuklu ailelere devletin el uzatması da haksız bir konudur.Devlet o zaman o iş çevirenlere de el uzatsın.Adam gibi yuva kurmak isteyenlere kimsenin söz söylemesi haddine değil.Zaten bu zihniyet ülkede aileyi öldürdü kimse evlenmiyor şimdi.Niye kızlar okusun,onun yaşı küçük,bunun yaşı küçük yok efendim üniversite okuyacak bilmem ne..

    • Abdullah hasan diyor ki:

      Zekariya kardeşim bilgiyle donatılmamış iyi niyetli olmak Bizlerin Kaliteli (Kamil ) Müslüman olmamızı yetmiyor, İslam ile yoğrulmuş mayamızı hiç faydası olmuyor. Mevlam bendenizi geç evlenmeyi nasip etti fakat Reşit olduktan sonra birbirini severek evlenenleri, (bilhassa yazıyı okuduktan sonra) hertürlü zorluğu göğüsleyerek zina yapmak yerine evliliği tercih edenleri Allah için gıbta ediyorum ve seviyorum. Eşi (Kocası) hapise girdikten sonra sosyal baskıları aldırış etmeden Çocuklarına Hem analık hem babalık edenlerin bırak ellerini ayaklarını bile öperdim. Evlilik kurumu bizim mayamızdır, dinamiğimizdir, benim için Zinaya bulaşmamak için evlenenler, cephedeki askerlerimiz katındadır. Peygamber (SAV) ”Küçük savaştan büyük savaşa gidiyoruz” diye bizi hem müjdeledi hem de korkuttu. Zinadan kaçmak için evlilik olmasa cephede bizim namusumuzu, vatanı, milleti koruyacak askerleri nasıl yetiştirecez. Zina mahsülü çocuklarmı vatan , millet , din , iman için cephede duracak yoksa Evliliğin kutsaliyetine saygı gösterip Zinadan kaçanların çocuklarımı?Bizler Evliliği karşı çıkıpta Zinayı çözüm aramayan hatta perde arkasın dan Müslümanları diş gıcırdatan FEMİNİSTLER le aynı düzlemde olmamayı deikkat etmeliyiz. Dikkat etmemeliyiz diyorum çünkü; Ben de bu kanunun mahiyetini bilmiyordum zamanın da bunca mağduriyetlerin yaşandığın dan haberim yokmuş UTANIYORUM şuan kendimden. Evlilik kurumu bizi biz yapan, Müslümanların kalite olmasının en önemli unsurlarından bir tanesi. Bilge kral Aliya İzzetbegoviç ne diyordu; Savaş düşmana benzeyince kaybedilir. Eğer bizde evlilik kurumuna sahip çıkmaz zinakarcılara benzersek bütün savaşları kaybederiz Allah muhafaza.

    • mücahit diyor ki:

      Sen dindarsın da senin dinin hangisi onu söyle Zekeriya .Dindarım demekle iş bitmiyor. bu kanuna karşı çıkanlar açıkça kul hakkı yemekteler. Benim dinim İslam olduğu için bu hak yiyicilere inancım gereği karşıyım Bu hapisteki zavallıların tarafını tutmak gereklidir. burada şikayetçi olanlar evlenen kadınlar değil, onların üzerinden rant sağlayanlardır. Sen hangi dindensin onu söyle de bizde ona göre konuşalım.

    • mücahit diyor ki:

      sen dindar olarak kendini mi kastediyorsun, yoksa yazar Sema Maraşlıyı mı pek anlayamadım. eğer kendini kast ediyorsan senin din anlayışın ileri derecede bozulmuş. dini ya yaşar nuri öztürkten yada adaşın olan zekeriya beyazdan öğrenmişsin ( artık din diye ne öğrendiysen orasını bilemem). seni boş yere hapse atmış olsa devlet bakalım böyle konuşabilir misin.

  8. Abdullah hasan diyor ki:

    Hani diyorum bu yasa çıkmış ( Çıkmış çünkü Müslümanlar olarak uyuyormuşuz demekki) , bunca ( yazıya göre en az 4 bin) mağdur varmış( Yine duymamışız) günler geçmiş, aylar geçmiş, yıllar geçmiş bundan sonra bari bunların en azın dan parasal ihtiyaçlarını karşılamak için birşeyler üretmek lazım. Bizim kadınlarımız yiğittir, merttir namerte boyun eğmez, ahlaklıdır. Bu konuda mağduriyet yaşayan kadınların çocuklarını daha fazla vakit ayırabilmesi için geçim dertlerini çare bulmamız, geçimlerini sağlamamız gerekli, bu Müslümanlar olarak bizlerin ayıbı ve boynumuzun borcu. Yedi düvele karşı savaşta Muzaffer olabilmemiz için önce kendi mağdurlarımızın, mazlumların dertlerine çare olmalıyız. Eğer bunu yapamadığımız müddetçe ABD için ” Bu nasıl müttefikki kkuyumuzu kazıyor” AB için ” Kaç yıldır kapınızda bekletyiyorsunuz- ” ve genel manada ” Bizi her yönden saldırıyorlar” diye kendi kendimizze hem çalar hem ağlarız. Biz kendi kendimize iyilik yapmadıkça kim bize iyilik yapacakmış.

  9. Abdullah hasan diyor ki:

    Tabiplerde ilaç yoktur yarama
    Aşk değince ötesini arama
    Her nesnenin bir bitimi var ama
    Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!
    (Abdurrahim KARAKOÇ)
    Peygamber efendimizin (SAV) ”Evliliği kolaylaştırınız” tavsiyesine rağmen Müslüman bir ülkede Müslümanların yönetimin de nedir bu kendimizi yağtığımız zulüm. Doğrusu ben korkuyorum başımıza büyük belalar mı gelecek diye. Resmi nikah kıyın , yuvasız(Annesiz babasız) çocuklar büyümesin diye bir takım yasalar yapılır peki bu Erken evlendin diye ceza vermek neyin nesi. Bunun o kadar bilinmez zararları oluşur ki bunun vebalini nasıl kaldırırz bilemiyorum. Hepimizin birçok konuda hatalarımız var, bu feministlerin aileyi dağıtmak ve toplumun dinamiğini parçalamak için KIÇLARINI YIRTARLARKEN bizler ne yapıyoruz. Hani biz ”Hepimiz kardeştik, bir binanın tuğlalarıydık, bir vücut gibi”ydik birimizin acısı hepimizin di. Kendi dinamiğimizi oluşturan her bir çalışma yapılacağın da hepimizin bir işi çıkıyor, tembellik yapmak yapmak için türlü hengame ler üretip çil yavrusu gibi darma dağın oluyoruz, sonra da bir avuç FEMİNİST vb ortalığı tozdumana katıyor diye ağlaşıyoruz. Bütün bunlar ortada biz yokuz , oyun kuran biz değiliz , birlik olan , dirlik olan biz değiliz diye olmuyormu. ”Kainat boşluk kabul etmez” diye bir sözümüz var bizim. Biz olmadığımız için bu ŞER güç ler var, bunu unutmamalıyız.

  10. @ademcevik diyor ki:

    @TBMMinshakkom
    @TBMMDilekceKom @TRombudsman @magdurhaklari @TCbestepe @adalet_bakanlik #ErkenEvlenenlereÖzgürlük
    #AileDevletinTemelidir #AileYokOluyor #ErkenEvlilikMağdurlarınaÖzgürlük Platform #ErkenEvlileriTecavüzcüGörmekAhlaksızlıktır #ErkenEvlilik ASR http://www.cocukaile.net/erken-evlenenlere-ozgurluk/

  11. Sedef diyor ki:

    Ben sedef erken yaşta evlendiğimiz için eşim cezaevinde sadece sevdik evet belki zamansızdı yeri değildi ama sevdik işte bize sevginin gücünü anlattılar hep sevginin herşeyi yendiğini. . Suç olduğunu söylemediler ! Bizler birbirimize tutunduk birbirimize sarıldık sevdik devam eden evliliklerimiz var eksik tamam yuvalarımız kimimizin çocukları var kimimizin sadece birbirleri . . Ve ortada tecavüz Yok zorla tehditle olan bir evlilik yok. Ama babalı babasız yetimlerimiz doğmamış yetimlerimiz eşleri sevginin bedeli için cezaevine girmiş bizleri kadınları var. Bu zulüm değilmidir bizlere çocuklarımıza ? Maddi zorlukların içinde sahipsizliğin dibinde yaşamak kendimize çocuklarımıza ve eşlerimize bakabilmek için yaşadığımız zorlukları dört duvar arasında olan eşlerimize hissettirmemek için çırpınıyoruz. Lütfen duyun bizi benim gibi 4 bin aile var bize erken yaşta evliliğe karşı olanlar bizlerin vebalini çocuklarımızın vebalini nasıl ödenir?

    • Aadem diyor ki:

      Valla yüzbinlerce mahvedilen erkeğin yanında 4000 kadının durumu beni hiç ilgilendirmiyor.bu babamın kızı bile olsa benim için farketmez.

      • Yahya diyor ki:

        Sn. Aadem,

        Böyle düşünmemenizi acizane tavsiye ederim. Müslümanlar kardeştir, birbirlerinin haliyle hemhal olmalıdır. Nitekim bu 4000 kadının, 4000 kocası ve bazılarının çoluk çocuğu var. Esas olarak burada mağdur olan yine erkeklerdir.
        Bugün kocaları içeride olduğu için, hanımlarının sesi yükseliyor.

        • Aadem diyor ki:

          Yahya kardeşim,
          Bu kadar zulmü bize kim yaptı.Müslüman olmayanlarmi yaptı.valla kimse kusura bakmasın.6284 le nasıl ki erkeklere suçu ol madigi halde en büyük suçlu muamelesi gösteriliyorsa, kadının erkek hakkında söylediği yalan yanlış iddialar ve iftiralar sebebiyle erkekler nasıl ki mahvediliyorsa, tanrıça kadınların dediği her iddia kanun yerine geçiyorsa, Kadınların uğradığı hiçbir zulüm ve kimden gelirse gelsin uğradığı hiçbir kötülük beni ilgilendirmez.Hem 6284 özelde erkekleri genelde aileyi mahveden bir kanunsa, kadının 18 yaşından önce evlenmesini engelleyen kanunda öyle bir kanundur, devletin kanunudur.Biz devletten iyimi bilecegiz.

  12. Can Bekir diyor ki:

    Avrupa ABD ve meksika gibi ülkelere baksınlar evlenme yaşı kaç. 3 5 feminist kendi kendine idare ediyor diye yanlıştan dönmeyen ve uygulamanın İslama aykırı olduğunu bilen milletvekilleri ve hükümet rahat olun hesabını Allah sizden soracak. 15 yıldır iktidardasiniz 28 şubat vb mağduriyetleri çözmediniz kadınları kocanın efendisi haline getirdiğiniz kanunlarınızidan hesabını çok acı vereceksiniz. Ben inanlar için yazıyorum

  13. Selma diyor ki:

    Bende aynı durumdayım. Bende sevdiğim adama kaçtım. Bu annelerin yaşadığı zorlukların aynısını bende yaşadım. Bizim suçumuz sevmekti demişler. Sevmek ne zaman suç oldu. Boşu boşuna yatırıyorlar bizim kocalarımızı cezaevinde. Neymiş? Sevmişler, o zaman atalım içeriye adamları anlasınlar sevmek ne demekmiş. Biz anlıyoruz sevmenin ne demek olduğunu? Her gün her gece bıçak gibi saplaniyor yüreğimize! Peki siz biliyor musunuz? Çocukların babasız büyümek zorunda olduğunu! O yasaya itiraz ederek bir çok kadının, annenin bedduasını aldıklarını biliyorlar mı? Bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız?

    • Aadem diyor ki:

      Valla Selma hanım 6284 ten önce bunları söyleseydin bu kadar zulüm olmaz derdim.Şu anda kadınların erkeğe yaptığı zulümün yanında sizin yaşadığınız sıfır kalır.ve Yüzbinlerce erkege yapılan zulümü gördükçe size üzülemem kusura bakmayın.

  14. Güllü diyor ki:

    Eğer sizin lanse ettiğiniz gibi her erken yaşta evlenen kişiler hapse girseydi Doğuda bir tane erkek kalmazdı herhalde,
    ama burada sizin yazdığınız konu da aile şikayetçi olmuş ve devlet de şikayet üzerine hapse atmış kocasını.
    Eğer dediğiniz yasa çıkarsa siz burda 300 500 kişiyi kurtaracam hapisten derken bjr çok art niyetli kişilerin kızlarımızı kandırıp daha akılları dünyadaki kötülüklere ermesine bile fırsatlari olmadan kandırılmasına sebep olur.
    Şimdiki genç nesil 18 yaşından önce evlilik yürütebilecek kapasiteye eremez.

    • semamarasli diyor ki:

      Güllü hanım kanun onaylandıktan sonra evlenenlerin yakaladıklarını içeri atıyorlar. Evliliği gizleyen pek çok kişi var. Ben yazının altına önceki yazımın linkini koyduğum için bu yazıyı hanımlara ayırdığımdan açıklama yazmamıştım sizin yorumdan sonra yazının altına bir not ekledim.
      Artık doktorlar hemşireler ajan gibi çalışıyor sadece aile şikayeti değil. Resmi rakam 4 bin kadın bunlar kocaları hapiste olanlar. Pek çok da yakalanmamış kaçak var evlendiğini gizleyen çocuğunu evde doğurup hastaneye gitmeyen. Bu büyük bir toplumsal yara. Ayrıca 300 500 kişi bile olsa mazlum insanların hapis yatmasına nasıl gönlünüz razı oluyor. O kişi sizin oğlunuz ya da kardeşiniz olsa üçün beşin zararı yok mu diyeceksiniz?
      Ayrıca onların kocalarınnı hapiste olmasının sizin kızlarınıza bir faydası olmaz. Delikanlılık yaşında ölümüne adım atar gençler hapisten mi korkacaklar? Sevdik deyip kanun manun düşünmezler, sonradan acısını çekerle o ayrı. Bazı erken evlenenlere bakıp da birbirlerinden vazgeçmezler gençler sadece evlilik istemez zina yaparlar.

      • Zeynep diyor ki:

        Ben Aile hekimi ile çalışırken kaç tane gebe vardı 18 yas altı .Çaresizce yalvarmalarina şahit oldum şikayet etmeyelim diye kadınlar yalvariyordu mağdur olsalar o kadar çaba gösterirler miydi .Biz hiçbirini bildirmedik ama bütün doktor hemsireler bizim gibi düşünmüyor hemen tutanak tutuyor bildiriyor belki sadece kendilerini korumak için yapıyorlar ama onlarin yüzünden kaç kişi perişan oluyor

        • Yahya diyor ki:

          Yeni uygulamada ihbar etmeyen sağlık personeli hakkında da işlem yapılıyor…

        • suzi diyor ki:

          isinize gelince seri hukumler uygulanmali dersiniz, anne babanin rizasi olmadan nasil kacarak nikah kiyiyorlar acaba. gorucu usulu degilse nasil tanismislar, sokakta mi gormusler birbirlerini, flort mu etmisler? savunulacak bir tarafi yok.

          • Yahya diyor ki:

            nerede yazıyor anne babanın rızası?
            ayrıca anne baba razı olsa bile, yaş yüzünden kanunen evlenmeleri mümkün değil.
            VE flört vs.; aksine, işte biran önce evlenerek yuvalarını kuruyorlar. zinaya ve çeşitlerine bulaşmadan, vakit kaybetmeden, birbirlerini oyalamadan evlenip, imanlarının yarısını tamamlıyorlar!!!

            daha ne olsun?

          • Feyza diyor ki:

            Suzi hnm,
            Magdur duruma dusenler ser’i hukukun kendilerine verdigi ama ailelerinin onlardan esirgedigi “bulug cagina eren bir kisinin evlenme” haklarini sonuna kadar kullanmislar. Tanisma, flort asamalari ise gordugunuz gibi ekseriyetle okul,dershane gibi “karma” ortamlarda gorusulmesi ve sevilmesi sonucu olusan asamalar. Burada yine ser’i hukuka gore karma sistemi elestirdigimiz zaman da asrin disinda yasamak ve dusunmekle itham edilmiyor muyuz?
            Hem gencleri hormonlarinin tavan yaptigi yillarda resmen birbirinin kucagina itecek bir toplumsal zemin olusturacaksiniz, medya yoluyla da bu iliskileri gayet makul gosterecek ozendireceksiniz hem de sozkonusu evlilik olunca nikah olunca buna itiraz edecek, cozumsuzlukler girdabinda kaybolmalarina musade edeceksiniz. El-insaf lutfen..
            Bu genc kardeslerimiz o veya bu sekilde birbirleriyle tanismislar sevmisler. Hem yine de hani o yastaki bir gencten bu cag insanlarinin beklediginin uzerinde bir olgunluk gosterip gizli gizli zina etmek yerine aileleri onay vermedigi icin gizlice evlenmeyi yine de duygularini nikahla taclandirmayi tercih etmisler. Bakin bumu muhakeme edebilmisler. Dogru veya yanlis nasil bir surec yasadiklarini bilmiyoruz ve biliyor olmamiz da bu populer kulturun icinde engel olamadigimiz flort ortamlarinin varligini degistirmeyecek. Eskiler anlatir, bu ortamlar olmadan once bile eskiden cesme basinda komsunun koyunde, evinde… gordugu kizi sevip kaciran, bir sekilde sevdigi adama kacan bircok insanin hikayesine sahit olmusuzdur. Yani atesle barut yanyana durmaz. Birbirini gordugu surece sevmeye potansiyeli vardir her gencin. Ancak su yasadigimiz donemlerde bu ihtimalin olusturuldugu ortamlar cok cok daha fazlayken, bu ortamlara aileler kizlarini kendi elleriyle itiyor ve erkeklerin ise edindigi sevgili sayisi uzerinden sosyal statusune ivme kazandirilirken , zinaya giden yollar israrla artirilip sapkinliklar cazip hale getirilirken evliligin onundeki engeller neden azaltilmiyor da aksine hem aileler hem de yasalar yoluyla daha cok artiriliyor?
            Bu kisiler birbirini sevmis evlenmislerse birakin Allah’in huzurunda nikahlarini kiyan bu insanlara musade edin kendi hallerinde yasasinlar. Resmi nikahlarina da izin verilsin. Tecavuzcu damgasi ne demek bunu vicdan kabul etmez.
            Ozendirildigi uzere zina hayati mi yasasalardi, gayrimesru cocuk sahibi mi olsalardi? Bu erkekler bu kizlari alip fuhus cetesine mi satmislar, ahlaksizliga mi zorlamislar, gebe birakip ortadan toz mu olmuslar? Nikahlarini kiyip sozlerinin eri olmus adamlar bunlar.

            Yine ona bakarsaniz, ailelerin cocuklarinin evlendirilme haklarini sirf yaslari kucuk oldugu icin sebepsizce ellerinden almalari da ser’i serife uygun bir durum degil. Cunku seriata bakarsak Efendimiz asv in hadis-i serifi mucibince, “evlilik acele edilmesi gereken, cocugun anne baba uzerinde muhim bir hakki olarak zikredilir.”
            Ailenin damat adayinda kizina denklik aramasi,dengi olmadigi takdirde nikahi feshetmek istemesi ayri bir husus, sirf yaslari kucuk diye evlilikten men etmelerie ayri bir husus.
            Hanefi mezhebince bulug cagina eren bir genc kiz velisinin izni olmadan sahitler huzurunda nikah kiyip evlenebilir. Bu, bu durumu tasvip ve tesvik ettigim anlamina gelmesin elbette ailelerin onayinin olmasi bizim kulturumuze de uygun olan yoludur ancak bu durumda helalinden evlenmek isteyen genc kardeslerimizin onunde duvar gibi dikilen aileler yerine onlarin ihtiyaclarini gozeten, dunyalarindan anlayan ve “ser’i serife muvafik hareket edip” sekuler beklentileri ve tabulari ugruna cocuklarinin dunya ve ahiret hayatlarini tehlikeye atmaktan kacinan duyarli aileler lazim. Ya da kiz erkek birbirinden etkilenecegi,sevecegi ortamlari minimuma indirip tehlikeyi bertaraf edeceksiniz. Yoksa sis de yanar kebap da.

          • Yahya diyor ki:

            Böyle yazıyı şiş-kebapla bitirince, ne aklım başımda kaldı ne okuduğum yazının ne dediği…

            ne yesem acaba 🍜🍟🍰

            Selam ve dua ile kalın!!!

          • Aadem diyor ki:

            Suzi hanım

            Haklisiniz.6284 le mahvedilen, kadının bir sözüyle mahvedilen erkekleri gördükçe size hak veriyorum.İlahi adalet yerini buluyor.Eeee ne demişler.Etme bulma dünyası.

          • Birol diyor ki:

            Feyza hanım bu gün Türkiye deki toplumsal yaramızı,İslam’dan uzak yaşamanın getirdiği sonuçları çok iyi analiz etmişsiniz.Allah razı olsun.

          • Feyza diyor ki:

            Amin cumlemizden kardesim.

          • Feyza diyor ki:

            🍜🍟🍰👉👉❎❎❎😱

            👇;

            ☝️ -) 🍗+🥗,
            ✌️ -) 🍮,
            🤟-) 👉👉👉☕ = 👍😋
            Afiyet olsun
            ☺️

    • Aadem diyor ki:

      Ha ha ha gül lü hanım.

      Eğer sizin lanse ettiğiniz gibi her erken yaşta evlenen kişiler hapse girseydi Doğuda bir tane erkek kalmazdı herhalde” diyorsunuz.

      Siz doguda öldürülen kadınların yaşam hakkını savunmak için kadın derneklerinin doğudaki bir ilde eylem yaptığını gördünüz mü.Dogudaki bir adliye sarayının önünde basın açıklaması yaptığını protesto eylemi yaptığını gördünüzmü.Çocuk gelinlerle ilgili bir protesto yaparlarmı.
      1.Yapmazlar.
      2.Yapamazlar.Eger yapabiliyorlarsa tüm kadın derneklerini doğudaki şiddet gören kadınların yaşam hakkını savunmaya ve batı illerinde yapmış oldukları kadın dayanışma eylemlerini doğu illerinde yapmaya davet ediyorum.

      3-Doguda çocuk gelinler sebebiyle erkeklerin hapse girmediğini belirtmişsiniz.Yani batıdaki çocuk gelinlerin kocaları hapse atılırken dogudakiler atılmıyor demek istemişsiniz.Neden acaba dogudaki çocuk gelinlerin kocaları hapse atılmıyorda batidaki çocuk gelinlerin kocaları hapse atılıyor.NEDEN??? Bu sorunun cevabını bekliyorum sizden.

  15. Mustafa diyor ki:

    Sema hanım lütfen yazılarınızı daha aktif medyada yayınlayın veya bir sanal organize yapın sizin gibi doğruları yazan kişileri sonuna kadar desteklemek boynumuzun borcu. Evet ben iktidar yanlısı biriyim ama hükumetin aile ve sosyal politikaları malesef berbat nice yuvalar söndü nice çocuklar babasız,annesiz kaldı buna duyarsız kalan aile bakanı çözüm arıyor. Çözüm Allahın kur-an da aileye verdiğı hakları. Ancak buna uyarlarsa cinayetler ,tacizler tecavüzler biter.

    • semamarasli diyor ki:

      Mustafa bey ÇocukAile sitesi pek çok haber sitesinden daha fazla okunuyor. Paylaşım ve desteğinizden dolayı Allah razı olsun.

    • Yahya diyor ki:

      “hükumetin aile ve sosyal politikaları malesef berbat”

      sadece bu mu berbat? diğerlerini sayfa sayfa yazayım mı?

    • Abdullah hasan diyor ki:

      Mustafa bey bunun için birşeyler yapmak isterseniz kolay; (Sema hanımın okunma ile ilgili görüşünü katılıyorum birde yazıyı burada okumak ayrıcalık, çoğu yerde bu kalite yok-yorumlardan bunu anlayabilirsiniz.) Sema hanımdan bu yazının başka yerlerde yaınlanması için izin istersiniz yayınlanmasını vesile olursunuz taki istersen (Mümkünse) TBMM meclisi dahil.

  16. Eresin çağın diyor ki:

    Sayın hanımefendi
    Tüm yazılarınızı hayranlıkla okuyorum okuyoruz
    Sizden ricam paylaşımlarınızına yorum yapma ımkanı versenız
    Ve toplum sıvıl örgütü olarak. Bağlı bulundugumuz derneklerin sizlere paylaşımda bulundugunuz konuyla mağdur olan annelere evlatlara yardımcı olmamızı onlara ilerişime gecmemize imkan sağlasanız
    Daha verimli olur kanaatındayım ayrıca. Özelden sizlere yazdıgım mesajı okumanızı taleb ederim.
    Saygılarımla.
    Muhiittin eresin çağın
    Bir Baba.

    • semamarasli diyor ki:

      Muhittin bey, yazılarım yoruma açık. Facebook sayfamı kastediyorsanız arkadaşlık sınırı dolduğu için takipçilere yorum kapalı. Takipçilere yorum açıldığında yazıları kontrol edemiyorsunuz orada kendi reklamını yapan telefon numarası yazan her çeşit insan çıkabiliyor. Ben işim olmadıkça sosyal ağları takip etmiyorum.
      Eğer hepsi yoruma açık olsa işi gücü bırakıp onları takip etmem lazım. Sizden bana mail adresime herhangi bir mail gelmemiş. Sosyal aglardan gönderdiyseniz onları takip edemiyorum. Facebook ta elli bin kişi var ve oradan mesaj cevaplamadığımı kaç kez yazdım hatta profilde yazıyor. Maillere bile her mesaja cevap veremiyorum fakat önemli gördüklerime dönüyorum yoğun bir programım olduğu zaman gözümden kaçmamışsa.
      Mağdur ailelere yardım etme isteyen sivil toplum örgütlerine yardımcı olur irtibatlarını sağlarım. Bunun için semamarasli@gmail.com adresime yazabilirsiniz. Yorumları yazıların altına yapmanız daha faydalı ve kalıcı olur.

  17. Ftm diyor ki:

    Ne kadar acı bir durum. Şikayet yok, sorun yok! İki taraf da razı. Gereksiz yere ceza…
    Üniversite öğrencileri kız erkek aynı evde kalmaları yasaklanınca bir sürü yaygara koparmışlardı. Kendi çirkefliklerine müdahale olunca özgürlük, başkalarının bir şekilde yuva kurmaları söz konusu olunca… Ee nerede özgürlük?!

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku