Bu Yaştan Sonra Kimseyi Çekemem!

10 Aralık 2014Yarım Elma25 Yorum »

yarım elmaÇok Sevgili Yarım Elmalar! Evet hepimiz yarımımızı tamamlamak telaşındayız…Uzun süre oldu görüşmeyeli. Heybemde biriktirdiklerimi paylaşıyorum sizlerle…

“Bu yaştan sonra kimi çekeceğim” demeleriniz artıyor; özellikle çocuklu ailelerden köşe bucak kaçıyorsanız, evlilik konularında bir vurdum  duymazlık oluştuysa, alarm sesleri çalmaya başlamıştır demektir. Kendinizi bu duyguya  kaptırmayın. Gidişiniz iyi bir yöne değil… Bu duygu kangren gibi ruhunuzda yayılabilir. Sakın müsaade etmeyin.

Hemen ilk yardım çantası gibi acil müdahale malzemelerini çıkartın.

Aman, kendi içinize kapanmayın. Dostlarını, arkadaşlarınızı toplayın başınıza…

Kendi içine kapananlar zamanla taşlaşıyorlar, farkında olmadan. Yaratılışına uygun yaşamamak insanın içine oturuyor. Alışır giderseniz bu hale,  kimse çıkartamaz sizi. Sinirli agresif, obsesif birileri çıkar zamanla içinizden…

Şimdi hayata küsmenin zamanı değil. “Benim daha önemli işlerim var” zırvalığını bırakın. Bitmedi işte okullar bitmedi, uğraştığınız sanatların, sporun sonu gelmedi… Kariyerinizde yollar aşındırdınız, paralar kazandınız…Eeee sonuç? Evlenmek nerede kaldı?

Zaman geçtikçe birine olan ihtiyacınız daha çok arttı. Her anlamda ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek birilerinin varlığına özleminiz artmadı mı?

Sıcak bir yuva, özelinizi paylaştığınız, omzunuzu birbirinize yaslayacağınız, zaman zaman tahammül ettiğiniz, zaman zaman size tahammül eden, içinden geçenin size yansıdığı, konuşmadan anlaşabileceğiniz birini hiç mi özlemediniz?

Tahammül ve tahammülsüzlük…

Sosyal hayatta, çalışma hayatında, ailenizde, arkadaşlarınızda hayatın kendisinde birbirimizi idare ederek, uyum sağlayarak geçmiyor mu hayat?

Huysuz kişiler yalnız kalmaya mahkûm şu hayatın içinde. İster evli, ister bekâr olsun fark etmez.

Belli bir yaşın üzerindeyseniz “birini çekmek” ifadesini maalesef çok kullanıyoruz farkında mısınız?

İşe dilimizde olumsuz kelimeleri bırakarak başlayalım derim. Birini çekmek nedir? Yükünü almak, tahammül edememek…

Kafamızdaki “birini çekmeği” kaldıramadığımız sürece, bu kapı daha bir tıkanıyor mu ne?

Yük olarak gördüğün kişiyi ne kadar hayatına alabilirsin? Ne kadar mutlu olabilirsin?

“Bakış açını değiştir” ünlü bir filmin repliği hatırlarsanızJ Dilimizden çıkan kelimeler aslında bilinçaltımızı çok iyi ele veriyor. Hemencecik yakalanıyoruz “aslında ben onu demek istememiştim, yanlış anlaşıldım vs” Geçmiş olsun bilinçaltı kendisini ele verdiJ

Evliliğe yüklediğimiz anlam nedir? Bir yaştan sonra birini çekmek mi? Birine tahammül göstermek mi? Yük almak mı? Yük olmak mı?

İş kafada bitiyor aslını soracak olursanız. Kendi başımıza kalıp, kendimize dürüst olalım. Cevabı verelim, yüzleşelim. “Evlilik” dendiğinde aklımıza ilk ne geliyor.

Kim bilir altında ne yatıyor. Yatıyor da yatıyor. Yatanı uyandırmaktan ziyade onunla barışık bir ilişki kursak daha hızlı işin içinden çıkabiliriz. Altında yatanla yüzleşecek birden sıçrama yapabiliriz.

“Amannnn uğraşamam bunlarla, bana ne” diyorsanız zaten üst kısmı boş yere okudunuz demektir. Geçmiş olsun.

Okunma Sayısı : 6.864

Yorum yapın

“Bu Yaştan Sonra Kimseyi Çekemem!” için 25 Yorum

  1. İbrahim diyor ki:

    Tüm herkese merhabalar sizden bana yardımda bulunmanızı rica ediyorum ben 25 yaşındayım çok sevdiğim bir sevgilim var oda 27 yaşında kendisi çalışan biri ve işinde başarı elde etmek istiyor ilişkimizin süresi 3 ay fakat dün gece bana evililik fobisi olduğunu söyledi ve beni sevdiğini bana çoook guvendiğini belirtti bana zaman tani diyor 2 3 ay gibi bu aralar işleri biraz sıkıntılı da bu yüzden üstüne gidip kendisini sıkmama mi istiyor ben ya işlerin rast gitmese dedim o zaman son çare evlilik diyor bu süre sonunda bana odaklanacağını söylüyor (Bu arada kendisi tuhafiye üzerine dükkan işletiyor ve işleri iyi değil bu aralar ben madi olarakta yardımcı olmaya calisiyorum) bu konuda nasıl hareket etmeliyim ne yapmalıyım sizde yardim bekliyorum ve onu çok seviyorum evlenmek istiyorum onunla

    • Yahya diyor ki:

      Beyefendi,
      acilen kendinize başka bir eş adayı bulunuz.
      Ve mümkünse yaşı sizden küçük olsun (tavsiyem 5+ yaş)
      ha bu arada siz onu sevmiyorsunuz… sevdiğinizi zannediyorsunuz (bakın ne kadar emin konuşuyorum!)

      Allah yardımcınız olsun.

    • Feyza diyor ki:

      İbrahim bey bu konuda ben de farklı bir insanla evlenmeniz gerektiğini düşünüyorum. Hem yaşı sizden büyük, hem çalışma hayatını ciddi manada önemseyen ve hem de evlilik fobisi olan bir hanımla izdivacınız pek mutlu bir sonla biteceğe benzemiyor. Evlenince şimdi duyduğunuz tutku ve heyecan yerini gerçekliğe bıraktığında kendinize pembe bulutlardan zemine paraşütsüz inmiş gibi hissedeceksiniz, resmen yere çakılacaksınız.. Vazgeçin derim.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      İbrahim Bey’e…

      Senin gibi temiz düşünceli ama saf insanları görünce kendi toy zamanlarım aklıma geliyor.

      Çünkü yazdıklarına bakılırsa senin şu anda OLTADA Kİ BALIK’dan hiç bir farkın yok, ama sen bunu görmüyor, fark etmiyorsun. Oltada o kadının elinde. Eğer bir süre daha böyle devam edersen tavada ki kızgın yağın içine girdiğinde ucunda yem olmayan oltayla avlanmış KOCAMAN SAZAN olduğunu anlayacaksın. Ama o zamanda geri dönüş ve her şey için çok geç olacak.

      Çünkü;

      “Ben 25 o 27 yaşında…bana evililik fobisi olduğunu söyledi…bana zaman tani diyor 2 3 ay gibi bu aralar işleri biraz sıkıntılı da bu yüzden üstüne gidip kendisini sıkmama mi istiyor ben ya işlerin rast gitmese dedim o zaman SON ÇARE evlilik” diyor

      Tercümesi;

      Aslında seninle evlenmek gibi bir düşüncem yok, seni sevdiğimden de emin değilim. Ama işlerim bozuk olduğu için yarının ne olacağını da bilmiyorum. Bu nedenle de önümü görmek için bana biraz zaman lazım. İşlerimi düzeltirsen seninle hiç işim olmaz. Ama işlerim düzelmezse senin gibi bir sazanı da bir daha kolay kolay bulamam, bu nedenle seni elimden kaçırmak istemiyorum. Ayrıca sen benim için altın yumurtlayan kaz gibisin, ne zaman istesem seni yoluyorum, pardon maddi yardım alıyorum.

      Şimdi anladın mı işin gerçek rengini ve o bayanın niyetini genç, toy ve saf İbrahim bey kardeşim…

      En iyisi sen bu sevdadan vazgeç, Yahya abini dinle, bir an önce o kadından uzaklaş, kendinden yaşca ve düşünce anlamında uygun, feleğin çemberinden geçmemiş, iyi niyetli başka bir hanım kız bul.

      Çünkü, bu yolun sonu uçurum…

      Hakkında hayırlısı

  2. yunus diyor ki:

    Evlilik denince ilk akla gelen PROBLEM.

  3. Abdullah Bir diyor ki:

    “BU YASTAN SONRA KIMSEYI ÇEKEMEM” ifadesi.

    ” evlilik umudunu yitirme ve hayata karşı verilen mücadelede yenilmiş olma gerçeğini kabullenmişliğin” ifadesinden başka bir sey değildir aslında.

    Bir başka ifade ile seklen olmasa bile fiillen “ZOMBİLEŞMEK” yani yaşayan ölü olmaktır.

    Oysa “çıkmamış candan ümit kesilmez” sözü hala tedavülde (geçerliliğini itirmemiş) bir söz olarak dimdik duruyor karşımızda.

    Tabii görmeyi becerebilenler için…

    Bugüne kadar göremediklerimizi görmek için ise yapmamız gereken tek sey olaylara, insanlara FARKLI AÇIDAN BAKMAK’dan.

  4. zeyneb gulnar diyor ki:

    Yazı çok güzel detaylar üzerinde durmuş..çok begenerekten okudum..çok sukurki ben diğer elmamin yarisini buldum inşAllah kıymetini bilirim..erkekleride hanimlarida kucumsemenin bi anlamı yok bence herkes üzerine duseni yaparsa Rabbim zaten mutlululuguda ıhsan edecektir inşAllah..selam ve dua ile

  5. fatma diyor ki:

    Benim kocam tam bir uyku tulumu. Aksam 8 de bile yatsa sabaha kadar deliksiz uyur biktim artik. Bir çift kelam etmez ya uyur ya telefonla ilgilenir. Seviyordum ama gittikçe sevgim nefrete dönüşüyor. Bunu kendisine izah etmeme rağmen hic önemsemiyor ne yapsam bilmiyorum.

  6. kumssati diyor ki:

    Elif hanım banada bayanlar hiç sevimli gelmiyor . Helede ikinci evliliğimi ddüşündüğüm şu sıralar. Altın, para, ev, kadınların çoğunun düşündükleri şey. Niye evlenmek ister insanoğlu. Sukunete ermek için. Hayatı düzenli olsun diye.İnsan şükür ehli olduktan sonra o evlilik dünyanın cenneti. Tam tersinde ise büyük bir azap. İlk evliliğimde maddi anlamda hiç bir sıkıntımız yoktu. Ama huzurum yoktu. Ve ben şunu anladımki çalışan bayan eve eşine çocuğuna yeterince ilgi göstermiyor veya gösteremiyor. Tek isteğim. Rabbim karşıma öyle birini çıkartsınki. Ben senden altın eşya(hiçbişey alınmayacak değil. Normali neyse o) istemiyorum. Sen beni umreye götür desin. Acaba öyle delikanlı kızlar varmıki.

    • fatma diyor ki:

      Evlilikte herşey bir bütün aslinda. Dediginiz gibi evlenirken ben eşimden maddi hiçbirşey istemedim mihir olarak umre istedim. Annesiyle beraber yasamayi kabul ettim ama sunu farkettim istemedikce isteme hakkim elimden alinmaya calisildi.(özellikle akrabalar tarafından) evime aldigim bir hali bile tüm akrabalarca tepki topladı vs… İnsanoğlu kanaatkar değilse hangi turlu insan cikarsa ciksin karsisina geçimsizlik için sebep mutlaka bulunuyor.

    • mavibalık diyor ki:

      Hayat ne kadar ilginç…kimisi ne altın ister ne eşya mihr olarak beni hacca götür der..Beklediği yalniz; hayatı paylasmak, sevgi, saygi…görmek..sevmek sevilmek…Beklentilerini söylersin..Ama en can alici noktaya geliyorum..iyi hosda..karsidaki iki çocuklu istemez..yok efendim üvey baba olmaya hazir değilim..yok sorumluluk almaya hazir değilim.kendisinin de iki.çocuğu olduğu halde.ben bakmaya ve beraber yasamaya talip olduğum halde.Beyefendi kabul edemiyor..Nerde eşya mal mülk hatta cocuklarimin maddi ihtiyaçlarına bile karismayacakken…Soylermisiniz nerde öyle cesur erkekler..yeri geldiğinde çok dindar geçinen beyler..Peygamber efendimizin hayatini bi okusunlar..Ben onlardan daha cesurum…

      • şeyda diyor ki:

        Er” ! kişiler herşeyi isteme hakkına sahipler kadında..yüz güzelliği, boy güzelliği,yaşı küçük olucak,soyluluk,hem dünyevi hem uhrevi tahsil,çalışma hayatı,sadakat,misafirperver,becerikli,hem kendisi hem ailesi beğenicek,ailesine ve kendisine sonsuz itaat edecekvs.vs.uzar gider..

        Lakin kadın dediğin öyle herşeyi istemiycek..erkek olsun yeter diyecek !!!
        çok büyük bir lütuf ya Allah’ın ona vermiş olduğu erkeklik olma özelliği,,
        sen ne katabildin kendine hiç düşündün mü ? seni neden tercih edeyim ?
        dindarlık yok,yakışıklılık yok,asalet yok,tahsil yok,kendini geliştirme yok,maddiyat yok,ama sigaraya para var..

        Sonrada kadın ilk defa evlenicek iki kanepe çamaşır makınesi süpürge ister maddiyatçı olur..sanki babasının evine alalım diyor..Kendilerinde ki eksiliği bu şekilde suçlamalarla bertaraf etmeye çalışırlar..

        Sen kadına sevgi,saygı dindarlık,güven ver sorumluluk sahibi olduğunu göster ,diğergam ol bak bakalım o kadın sana neler veriyor senden neler istiyor,,,(istisna olan kadınlar hariç)onlar zaten kiminle evlenmek istediklerini çok iyi bilirler ona göre hareket ederler.

        • .:. diyor ki:

          Ne kadar ilginc bir yorum olmus…

          İçten pazarlik gibi. Yoksa istemem yan cebime koy der gibi.. Açıkça söyleyerek ifade edemediklerimiz aslinda geri planda hep var olan bir gercek… zaten ifade edilmiş. İtiraf gibi.

          “seni neden tercih edeyim ?
          dindarlık yok,yakışıklılık yok,asalet yok,tahsil yok,kendini geliştirme yok,maddiyat yok…….” liste belkide cok uzun öyle değilmi?

          Oluru için söyledikleriniz ise herşeyi karşıdan beklemek olmuş…
          bu da başka bir duru, İroni desen o da değil….

          “Sen kadına sevgi,saygı dindarlık,güven ver sorumluluk sahibi olduğunu göster ,diğergam ol bak bakalım o kadın sana neler veriyor senden neler istiyor….”

          Aslinda bunlari kadın kendisine sorsa. Ben ne vermeliyim ki karşılığında ne almalıyım diye. Veya sizin dediğiniz gibi erkek sorsa.

          Her şey karşıdan beklenirse! Çok beklenir…

          sizin lafinizla bitirmek gerekirse, kucuk bir ekleme ile;

          (istisna olan kadınlar veya erkekler hariç)onlar zaten kiminle evlenmek istediklerini çok iyi bilirler ona göre hareket ederler.

          öyle değil mi?

          Bu duruma bir açıklama yapamadan edemeyeceğim…
          “…ama sigaraya para var..”

          Aklima gelen bir kaç tanesini iletmek isterim, yorumcu herkeez, kadin erkek kendi penceresinden gorduklarini ve yasadiklarini yazar elbet. Cunki yukarida bahsettiklerinizde, kendinizi ve yasadiklarinizi anlatmis oldugunuz cok belli..

          Hersey sizin zannettiginiz gibi olmadigini bilmeniz gerekir.

          Öncelikle sigara hiç içmeyen çok erkek vardır ve hatta erkek sigara içmediği halde sigarayi icen kadinlarda vardir.:) hatta icki icen. bunun yaninda, telefonlara, rimeller, pudralar, kremler, parfümler, rujlar, cesit cesit cantalar, takilar v.s…. asina olanlar bunu gelistirebilir tabikide…

          Bu yazdiklarim yukaridaki yaziya istinaden olmuştur. Farkli farkli bir çok durumun oldugunun farkindayim.

          Kanatkar olmak lazim, empati de gereklidir.

        • adem kızı diyor ki:

          tebrik ederim sizi istemeyelimki ikinci eşe yedirsinler

          • Abdullah Bir diyor ki:

            “…İSTEMEYELİM Kİ İKİNCİ EŞE YEDİRSİNLER”

            Sayın Ademkızı farkında değil belki ama bu ifadesi kendisinin bilinçaltında ki ” (evli değilse) koca adayını, (evliyse) kocayı 2. eşe kaptırma korkusunun” dışa vurumundur

            Bır hanım Henüz bekarsa ( ileriki yıllarda) kendisine talip olan erkeği veya evli ise kocasını başka kadına kaptırmamak ve bu sorun ile karşılaşmamak için ne yapması lazım?

            “Olaya tersten bakarak problemi anlatmak daha mantıklı olur” düşüncesiyle biz yapılan yanlışları yazalım, doğruların ne olduğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır zaten…

            Bir hanım henüz evlenmemiş veya Nişanlı ise;

            Erkeğin maddi gücünün üstünde istekler ile müstakbel koca adayını düğünden sonra en az 5 yıl belini doğrultamayacak kadar borca sokmak lazım ki adamcağız 2. eşi bır tarafa bırakın borç ödemekten anası ağlasın da 2. hanımın hayalini bile kurmaktan ödü patlasın

            Hali hazırda evli ise

            İlk beş yılın sonunda kocasından evin tüm eşyalarını yenilemesini, her yıl ailecek tatile gitmeyi, krediyle daire almasını, araba alınmasını veya arabayı değiştirmesini isteyerek ve bunu kadınlık kimliğini ve cinselsizlik sopasını kullanarak yapmak lazım ki zavallı adamcağızın gözü açılmasın, borç ödemekten belini doğrultamasın.

            Bütün bunlara rağmen köle yapılan kocayı 2. eşe kaptırma riski mevcutsa;

            1- Eften püften meseleleri çatışma konusu haline getirilecek

            2-Sözlü, fiili taciz ve tahrikler ile kocanın sabrı zorlanacak ( bu sırada kocanın erkekliği ve babalığına hakaret etmek caizdir )

            3-Kocanın sabrının sınırlarının aşılması ve sadece bir tokat atması sağlanacak, o tokat ile hastahane raporu alınacak

            4- Bu rapor ile savcılığa müracaat edilerek 6284 e göre koca 6 ay evden uzaklaştırılacak ve iyi bir vampir, pardon avukat bulunarak boşanma davası açılacak.

            5- Bu süreçte çocuklara ve etrafa karşı sürekli “mağdurum da mağdurum” şarkısı söylenerek kocadan çocuklar ve kendisi için tedbir nafakası alınacak.

            6- Oturulan ev eğer tapulu ise evin tapusuna “aile konutu serhi” konulacak satılması engellenecek, kira ise koca istese de istemese de kanun gücüyle kapı dışarı edildiği ve oturamadığı o evin o kirasını ve faturalarını her ay tıkır tıkır ödemek zorunda nasıl olsa.

            7- Her fırsatta ortak çocuklar üzerinden (çocukları kocadan kaçırarak, bazen aldatılmış mağdur anne maskesiyle çocukların beynini yıkayarak çocukları babaya düşman etmek suretiyle) kocaya işkence edilecek

            8- Benzeri tahrik ve tacizler ile her fırsatta kocanın maddi ve manevi kimliğine, ailesine ve dünyasına saldırılmaya devam edilecek

            vb, vb,vb…

            Sonra…

            Zavallı adamın gazetelerin 3. sayfasında veya ana haber bültenlerinde ESKİ ES KATİLİ ÜNLÜ (!!!) BİR ERKEK olarak 2 dakikalığına haber olmasına sebep olunacak.

            Bu arada sizin ölümünüz ile her şey bitiyor mu?

            Hayır bitmiyor…

            Sizden sonra geride kalan diğer evli erkeklere zulmetme bayrağını geride kalan “Feminazi” hemcinsleriniz devralacak.

            Geride kalan bu FEMİNAZİ hemcinsleriniz ne yapacak?

            Bu ve benzeri erkekler üzerinden daha düne kadar karısının her türlü TAHRİK ve TACİZLERİNE sabretmeyi başarmış benzer durumda ki diğer masum erkeklerin ya korkudan daha kısa sürede karılarına KÖLE olmaları veya bu kölelik sürecinde bir gün isyan ederek KATİL’e dönüşmesi için devletin daha fazla kadını koruma kanunu çıkartması için savaşa devam edilecek.

            Feminazilerin gazıyla çıkan saçma sapan yasalar ile Aileler parçalanmış, kadınlar öldürülmüş, cocuklar ortada kalmış, erkekler evlenmek, aile kurmak yerine bekarlığı ve zinayı tercih etmiş, ortalık nesebi belli olmayan P.Ç çocuklardan geçilmez olmuş kimin umurunda…

            Yeter ki YASASIN FEMİNİZM…

            Hayaldi gerçek oldu… Durmak yok yola devam….

      • yunus diyor ki:

        4 çocukmu !!!!!!!!!!!!

  7. hakan diyor ki:

    insan evlendikten sonra da değişir. kalkamayacağını zannettiği yuklere katlanır, geçinemeyeceğini zannettiği ile mutlu olabilir. en sevdiği kişiden ise bir ömür boyu eziyet çekebilir. .. neticede evlenmek Allah’ın emridir, zina ise kesin haramdır. zinadan kaçarken bazılarına cadaloz kadınlar çıkıyor. bazılarının nasipi ise yuvasını küçük cennette benzeten tertemiz gözler sevinci hanımlar oluyor….. küçük kızlarını bir müslümanın dünyasını nurlandiracak vasiflarla yetişmesini istemeyen çok müslüman diye bilinen kişi var ki derler “kızım kendini kimseye ezdirmez…” halbuki kocasına kalkıp blr bardak su getirmeyi zillet gören bazı kadınlar asgari ücretle gece 12 e kadar çalışmayı özgürlük zannederler ki anasından aldığı terbiye bundan ibarettir.

  8. £lif diyor ki:

    Yarım yarısı çürük hatta kurtlu elmalar. Erkek milleti hiç sevimli gelmiyor şu aralar. Kaba ve anlztışsız hemde ukala… Haklı çıkmaları lazım ya çirkinleşmenin mahzuru yok onlar için.

    • anadoluerkeği diyor ki:

      saygısız insan. yoruma bak. saygısız sevgisiz seni.
      KÖTÜ SÖZ SAHİBİNE AİTTİR. “yarım, kurtlu ,çürük, anlayışsız,ukala” demiş. 3 satırda bütün erkeklere 5 tane hakeret etmiş, gıybet etmiş, iftira etmiş, yalan söylemiş.

    • Uğur diyor ki:

      Allah Allah, erkek milleti ukala diye size sevimsiz mi geliyor? Benim gördüğüm kızlar “özgüvenli erkek gibi erkek” diye hep ukalaları beğeniyorlar? Ha, ama biliyorum. “Özgüvenli olmalı, ama bunu hak edecek özellikleri olmalı” (evet, aynen bunu diyorlar internette). Tabii bu özelliklerin neler olduğunu açıkça söylemiyorlar, ama ben söyleyeyim: Para, başarı, sosyal statü, şatafat, dünyalık…

      Farklı erkek tipleri hakkında kızların düşünceleri:

      Mütevazı ve düşük-orta gelirli genç erkekler: “süt kuzusu”, “bu pısırıklığıyla bu bana nasıl bakacak”.
      Özgüvenli ama yine düşük-orta gelirli genç erkekler: “ayyy, maganda, ukala, kaba.”
      Mütevazı ama zengin erkekler: “Bunca yüksek özelliklerine rağmen ne kadar da mütevazı işte örnek erkek.”
      Ukala ve zengin erkekler: “Tam bir özgüven abidesi, erkek dediğin böyle olur.”

      Bir başka deyişle, kızlar ve bilhassa onların açgözlü aileleri için erkeğin özgüven/kabalık seviyesi tamamen bahane. Asıl mesele mal mülk, servet. Adamın parası onların aç gözlerini doyuracak kadar çoksa, o zaman ukalalığı “yüksek bir özgüven şaheseri” olarak görülür, “özgüvensizliği” ise “mükemmel bir tevazu” olarak.

      İşte bu kızlar ve ailelerini bu yaştan sonra çekemem. Hoş, daha gençken daha da çekemezdim, ama farkında değildim.

      • £lif diyor ki:

        Durun durun durun…. amacım kimseyi kırmak yada hakaret etmek değildi. Öyle yansıttığım için hakkınızı helal edin. Sadece o anki ruh halimden kaynaklı bir durumdu. Eşimin yaptığı kabalıktan ve pişkinlik yapıp kendini haklı ilan etmesi sinirlerimi tamamen alt üst etti. Tamamen kendimle alakalı bir durum.

        Çürük ve kurtlu elmalar yok mu sizce???

        Etrafınızdaki insan profillerini çok iyi gözlemlerseniz hepsi var etrafımızda hatta kokuşmuşlar bile. Bunu kadın yada erkek diye ayırmıyorum. Saygı duyduğum gıpta ettiğim kadınlar da var seviyesiz de. Adam gibi adamlar da var köküne ayran suyu dökülesiler de.

        Daha yakın zamanda komşum kızı altın kavgasına bir aylık evliliğini bitirmişken ; Annemin yıllarca dayak yemesinin nedenini 35 yaşında olmamam rağmen hala anlayabilmiş değilim. Sadece bir tane haklı neden ?
        Ama yoookkk.

        Bir elmanın iki yarısı pırıl pırıl nefis ve kokulu . Etrafına mis gibi kokularını saçıyorlar hah iste onlara gıpta ediyorum ve bunun için gayret etsem de her seferinde tekrar en dibe yuvarlanmak içimi sızlatıyo.

        • £lif diyor ki:

          Ve ayrıca birbirlerine cennet vaad eden iki ruh ikizi. Onu buldu iseniz sakın bırakmayın ve kıymetini bilin.

          • Uğur diyor ki:

            Elif Hanım, ruh halinizi filan sezmiştim, zaten size ilk cevap veren beyefendi kadar sert konuşmamıştım, ancak yılların evlenememiş bekarı :) bir biraderiniz olmama rağmen (belki de asıl bu sebeple) size şu kesin gerçeği söylemek isterim ki o ruh ikizi hikayesi en az yüzde 99,9999999 oranında safsatadır. Tek yumurta ikizleri bile yüzde 100 aynı olamazken, başka bir ailede yetişmiş, tamamen farklı genlere sahip farklı bir insandan “ruh ikizliği” beklemek kadar anlamsız bir şey olamaz.

            Allah’ın izniyle, siz ve diğerleri için tek çözüm şudur ki kocanızın karakterini olduğu gibi kabullenesiniz. Siz bunu yaptığınızda, zannederim ki eşiniz de sizin karakterinizi kabullenecektir, böylece orta bir yolda buluşacaksınızdır. Hatta bunu eşinizle baştan konuşabilirsiniz. Kur’an’da Allah diyor ki “insanlardan (hatalarını) affedin”. İmam Buhari’nin Sahih’inden sonra diğer bir önemli eseri olan “el-Edeb el-Müfred”inde geçen bir rivayete göre, Hz. Abdullah b. Zübeyr (ki ilk Müslümanlardan Hz. Zübeyr ibnü’l-Avvam’ın oğludur ve genç sahabilerdendir) bu ayete dayanarak minberde şöyle demişti: “Bu ayette Allah bize emretmektedir ki insanların huylarını kabullenelim. Andolsun ki insanların arasında yaşadığım müddetçe onların huylarını/karakterlerini kabulleneceğim.”

            Henüz evlenmedim, ama yıllardır evlenmek istediğimden :) ve dahi bir dikkati eksik hiperaktif kimse olarak topluma çok uyumsuzluk çekip dolayısıyla çok hırpalanageldiğimden, bu konuları çok düşündüm. Gerçekten de hayatta huzurun tek yolu, Hz. Abdullah b. Zübeyr’in o ayet-i kerimeden haklı ve kesin olarak çıkardığı sonuç gibidir. Çevremizdeki insanların huylarını kabullenip mümkün olduğunca onlara adapte olmamız ve kabalıklarını, (af edersiniz) bize göre hıyarca olan huylarını kabullenerek yaşamamız tek yoldur. Kendim de bunun üzerinde çalışıyorum, üstelik dikkat eksikliğim ve hiperaktivitem sebebiyle yüksek seviyede uyum güçlüğü çeken bir insan olmama rağmen.

            Üstelik bir kadın olarak, sizin bu konuda daha anlayışlı olmanız gerekir. Evet, öyle gerekir. Kadın ve çocuk geçindirme yükümlülüğü olan, kendisinden toplumsal ve ekonomik başarı beklenen, çocukluğundan itibaren bütün hayatı boyunca bunun yükünü sırtında taşıyan, üstüne üstlük Allah’ın kendisine veridği “koruyuculuk” ve “savaşçılık” genleri sebebiyle agresiflik en iç tabiatına işlemiş olan biz erkek cinsinden siz hanım kardeşlerimiz kendiniz gibi yumuşak olmayı, stresimizi yansıtmamayı bekleyemezsiniz. Feministlerin size anlattıklarını boşverin. Sema Hanımın da bu sitede yazdığı üzere, kendisini gayri-feminist gören hanım kardeşlerimizin çoğu dahi aslında yüksek derecede feminist düşünce tarzlarına sahipler.

            Eski aileler neden öyle çabuk dağılmıyordu biliyor musunuz? Üstelik erkekler şimdikinden bile daha dikkatsiz ve sinirli davranmaya meyyal oldukları hâlde? Çünkü kadınlar erkeklerin bu hâllerini doğal görüyorlardı. Arkalarından şikayet etseler bile, erkektir, yapar diyorlardı. Anlayışla karşılıyorlardı. (Gerçi bazıları kocalarından zulüm gördükleri hâlde bir şey demiyorlar, rezalet çıkarmaktan çekiniyorlardı, o da aşırı bir tutumdu, ama şeriat-ı şerifede, yani bizim gerçek yasamızda, sonuçta böyle hanımların kadıya başvurup haklarını aramaları mümkündü. Buna engel olan, kocaya itaati emreden dinimiz/yasamız/şeriatımız değil, Anadolu-Rumeli’nin tarihî gelenekleriydi. Müslümanlar yanında Hıristiyanlar da benzer davranırdı.) Velhasıl, ey hanım kardeşlerimiz, ailede ortamın sakinliği bizim de sorumluluğumuz olsa da, en çok aslında sizin sorumluluğunuzdur.

            Saygılarımla

          • Uğur diyor ki:

            Yazdığım bir cümle yanlış anlaşılmasın. Demişim ki: “Buna engel olan, kocaya itaati emreden dinimiz/yasamız/şeriatımız değil, Anadolu-Rumeli’nin tarihî gelenekleriydi. Müslümanlar yanında Hıristiyanlar da benzer davranırdı.”

            Burada kastım şuydu:

            1. Dinimiz kocaya itaati gerçekten EMREDER.
            2. Fakat kocasından gerçekten zulüm gören bazı eski ve yeni kadınların bundan şikayet etmemesi bu kocaya itaat emrinin değil, mahalli geleneklerin bir sonucudur. Zira kocaya itaat olsun, patrona itaat olsun, başkalarına itaat olsun, ancak “haklı” olan konulara geçerlidir. Mesela patron işçisine emredemez ki ayağını yıkasın, ancak hakkı olan konuda, yani iş konusunda emir verebilir ve işçisine zulmedemez. Ailede ve diğer itaat konularında da aynısı geçerlidir.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bir eylemin, iyi ya da kötü olduğuna işaret eden tek bir nitelik vardır; eğer dünyadaki sevgi oranını arttırıyorsa iyidir ancak insanları ayırıyor ve aralarında düşmanlığa sebep oluyorsa kötüdür. “ ( Le Tolstoy)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku