Büyük Sınav

 

Nur nöbeti yeni devralmak üzere kıyafetini değiştirip, son kez aynaya baktı.

“Azıcık daha uzun olsaydım” diye geçirdi içinden. Ara ara geçirirdi bunu aklından.Ama sonra çalıştığı hastanedeki hastaların dertlerini görünce de kendine kızardı böyle düşündüğü için.

 

Hızlıca giyinme odasından çıktı,odaları dolaşarak nöbeti teslim aldı arkadaşından.Sağ kolu olmayan 18-20 yaşlarında bir genç ilişti gözüne hasta yataklarından birinde.Yeni yatmış olmalıydı hastaneye.

“Hem çok genç, hem fiziksel engelli,hem de kanser,ne korkunç” diye geçirdi içinden hastanın dosyasını incelerken.

Tümör yüzünden sol bacağın da diz üstünden kesilmesine karar verildiğini öğrenince bu gence daha çok acıdı.

Ama ilginç bir durum vardı.Bu gencin yüzüne bakıldığında ne bir hüzün ne de bir kaygı emaresi görülmüyordu.Takip-tedavi için odaya girdiğinde gencin oda arkadaşı ile yaptığı konuşmaya şahitlik edince,şaşkınlığı daha da artmış ve odadaki işlerini yaparken de bu sohbete kulak misafiri olmuştu.

Sağ kolunu bundan 5-6 yıl önce bir trafik kazasında kaybetmiş Ahmet,ilk önceleri hayata küsmüş isyan etmiş her şeye.

“Sonra dedem aldı beni bir hastaneye götürdü.Orada ancak tekerlekli sandalye veya koltuk değnekleri ile hareket edebilen,hatta yataktan hiç kalkamayan insanları gösterdi.Başka bir kata çıktık gözlerini kaybetmiş birilerini gösterdi” bana diye anlatıyordu Ahmet.

Ve dedem dedi ki;

“Bak yavrucum bu bedeni,bu nimetleri biz hazır bulduk,O (c.c) verdi.Bir sebeple de bu nimetlerden biri senden alındı.Senin elindekinden daha fazlasını kaybeden de var.Hatta bu nimetlere hiç sahip olamadan dünyaya gelenler de var.

Dünyalık nimetlerde senden daha fazlasına sahip olana baktığın her an, sahip olamadıkların için üzülürsün.Bu durum bedenin için de geçerli, mal-mülk içinde.Dünyalıkta senden daha azına sahip olanlara bak ki haline şükredebilesin.

Biz müslümanız, Rabbine teslim olmak inancımızın olmazsa olmazıdır.O(c.c)’na teslim olan ne bu dünyada ne öbür dünyada huzursuz olmaz.

İsyanın kaybettiklerini getirmeyeceği gibi,daha büyük olan cennet nimetini de kaybetmene sebep olur.”dedi.

 

“O günden sonra dünyalık nimetlerde daha çoğuna değil benden daha azına sahip olan insanlara bakmaya çalıştım hep.Dedem yaşadığı süre boyunca da bana Allah (c.c)’a nasıl teslim olmam gerektiğini ve neden teslim olmam gerektiğini anlattı hep.

Ve ben artık şuna inanıyorum.

Dünya bir sınav salonu, burada yaşadığım her şey de benim imtihanımın soruları.Kabul etsem de etmesem de sınavdayım.Sınavdaki soruları nasıl çözmem gerektiğini de bana Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) elçiliğinde ve Kur’an-ı Kerim ile anlatılmış.Şuan tek hedefim bu sınavı vererek, adına dünya dediğimiz bu sınav salonundan çıkmak.” diye anlatmaya devam ederken Ahmet, işini bitiren Nur bu teslimiyete hayran olarak odadan çıktı.

 

Aslında Allah (c.c)’ın kullarına verdiği en büyük nimetin bu teslimiyeti yaşayabilmek konusunda sahip olunan irade olduğunu, bununla yaşamayı başarabilen bir insan için diğer nimetlerin bir pul değerinde olduğunu,bu insanların bu dünyada da öbür dünyada da mutsuz olamayacağını düşündü.

Ahmet’e hayran olurken,az önce acıdığı bu genci şuan kıskandığına kendisi de inanamıyordu.

 


Bunlar da ilginizi Çekebilir

0 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz