Çalışan Eş Arayan Erkekler

10 Temmuz 2017Ziyaeddin Halid İpek80 Yorum »

halid2Modern zamanlarda erkekler çalışan kadın almak isteyerek en onurlu hususlarda muafiyet kasbediyorlar.             Hasan Tahsin Feyizli

Günümüzde çalışan eş isteyen erkeklerin sayısı oldukça arttı. Gelinin çalışmasını sadece damat değil aynı zamanda damat annesi de istemekte. Durum öyle farklı bir boyut aldı ki Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklama yaptığı gibi anneler acil servislerde ve okullarda kız bakmaya başladı.

Bu durum son zamanlarda ortaya çıkmış gibi görünse de aslında çok daha önceye dayanıyor. Bizim içinde bulunduğumuz kültüre baktığımızda Anadolu’da çoğunlukla çalışkan bir gelin arayışı olmuştur. Gelin çalışkan olursa hayvanlara bakar, tarla ile ilgilenir, süt sağar, yoğurt, tereyağı, ekmek yapar. Yani o dönemin şartları ile evin ekonomisine yardım ederdi. Evin ekonomisine yardım ettiği içinde makbul bir gelin olarak addedilirdi.

Toplumumuzun kültürel ve sosyo-ekonomik yapısı değiştikçe bu işler daha az öneme sahip olmaya başladı. Zira artık tereyağını, yoğurdu vb. gıda maddelerini marketten alabilir hale geldik. Şehirlere yerleştikçe tarlaya bakmamıza, hayvancılık yapmamıza gerek kalmadı. Gelinlerin yapması gereken ağır işler ortadan kalktı. Bunların sonucu çalışkan gelin algısı iş hayatında çalışan gelin algısına evirildi.

Bu algı damat ve damat annelerini çok farklı beklentiler içine soktu. Öyle ki bazı damat ve damat anneleri sanki fabrikadan gelin sipariş ediyormuş gibi hareket ediyor. KPSS’de atanmış mı atanmamış mı? Doktor mu değil mi? Sözleşmeli mi, kadrolu mu? Şu iş grubundan olsun şundan olmasın. Mesaisi esnek olsun, izni şöyle olsun evle de ilgilenebilsin vb. gibi haddi hesabı olmayan isteklerde bulunuyorlar.

Bu durum özellikle gelin adayları için kırıcı oluyor. Zira karşılarına oturduklarında onlarla bir ömür geçirmeyi düşünen biri değil de, bu kızla evlenirsem 1 seneye araba alırım, 2 seneye ev alırım, şöyle rahat ederim, böyle keyifli olur hesabı yapan bir damat çıkıyor. Damat adayları aynı zamanda eşinin diploması üzerinden hayaller kuruyor. Eczacı olan eşi sayesinde eczane açma, mühendislik diploması olan eşi sayesinde müteahhitlik işlerini halletme gibi emellerini hayata geçirme planları yapıyor.

Çalışan eş isteme bahanesini kuvvetlendirmek için ortaya atılan birkaç argüman daha var. Bunlardan bir tanesi çalışan eşin daha kültürel olacağı, çalışmayan eşin ise evde kocasının başının etini yiyeceği iddiası. Bu ifadelerin genelleme içermesinin yanı sıra ne yazık ki bunları kullanan bireylerin evlilik algısındaki bozukluğu gösteriyor. Zira daha evlenmeden bireyler eşinin onu evde başının etini yemek için bekleyen biri olarak varsayıyor. Bu şekil olumsuz bir varsayımla başlayan evlilik nasıl devam eder ki? Devam etse de o nasıl bir evlilik olur?

Peki bu duruma gelinmesinin sebepleri neler? Öncelikle erkek çocukları artık el bebek gül bebek yetiştiriliyor. Az çocuklu, bol vakitli ailelerde hiçbir sıkıntı görmeden, hiçbir problem yaşamadan büyüyen çocuklar evlilik, eşinin nafakasını temin etme gibi bir sorumluluğu üstlenemiyor. Öyle ki hanımı çalışan kendi ise evde keyif yapan erkeklerin sayısı artmaya başladı. İş beğenmeyen, işten kaçan, çalışmaktan erinen erkekler iş evlenmeye geldiğinde eşlerinden meslek ve kazanç anlamında beklenti içinde oluyorlar.

Bunun yanında ev ve düğün masrafları artıkça bunların karşılanması evlenecek damat için bir problem haline gelmeye başlıyor. Bizim düğünümüz, evimiz, başkalarınınkinden eksik olmasın diye yapılan masrafları damat tarafının tek başına karşılaması mümkün olmuyor. Erkeklerin gözünde büyüyen evlilik ve altından kalkamayacağını düşündüğü masraflar için çalışan eşin daha rahat olacağı algısı en başından kafalarına yerleşiyor. Bu sefer damat adayları çalışan birini bulamazsam evlenmem mümkün olmaz ya da çok zor olur diye şartlanıyor.

Bunlara rağmen gene de kimi hanımlar karşı cins tarafından kendilerinden beklenen çalışma beklentisini garipsemiyor. Bunun nedenlerinden bir tanesi babalarından buna benzer bir örnek görmeleri. Zira bazı babalar kızlarına okurken yaptıkları masrafları ve bazen daha fazlasını kızlarından bekliyor. Okuttukları kızlarının maaşlarını istiyorlar. Bunu örnek olarak gören bir kız evlenirken kendisinden meslek sahibi olmasını bekleyen birini garip karşılamıyor.

Aynı zamanda annelerde çalışma hayatını kızlarına dayatıyor. Kızlarını çalışma konusunda şartlandıran anneler nedeniyle hanımlar çalışmama gibi bir alternatifi düşünemiyor bile. Bu beklentiler sonucu hanımlar ben zaten çalışmak zorundayım ve çalışmam sebebiyle tercih edilmem garip değil, algısına sahip oluyor. Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla, deyimi üzere kızının çalışmasını uman bir anne elbette gelininin çalışmasını da önemsiyor.

Bu yazıdaki asıl problem erkek tarafının çalışan bir eşle evlenmesi değil. Evlenirken karşısındaki bireyin çalışmasını şart olarak koşması ve bu beklenti içinde olması. Zira evliliği dahi tamamen maddiyat boyutuna indirgememiz toplum olarak görünene olan tamahımızın ne kadar arttığının göstergesi. Evlilik algımız gittikçe kapitalleşti. Bu durum evliliğin artık maddi beklentiler üzerinden şekillenmesine sebep oluyor. Evlenen bireyler birbirini bir eş, yoldaş sırdaş olmaktan çok güzellik, maddiyat gibi somut değerler üzerinden değerlendiriyor. Bu da yanlış temeller üzerine kurulan ve çabuk yıkılan evliliklere sebep oluyor.

Evliliğe niyetlenen erkeklerin daha sabırlı, tevekküllü ve gayretli olması; yuvalarını bunlara riayet ederek oluşturmaları, eşlerinden onlara bakma beklentisi içinde olmamaları, eşinin ve çocuklarının nafakasını temin etme hususunda hevesli olmaları, evlenirken bir eş ve bir baba figürünün ne olduğunu iyi anlamaları gerekmekte. Pısırık, çekingen, üşengeç başkalarına el açmaya en baştan hazır, yapılması gereken işleri hep karşıdan bekleyen kişilerin evlilik gibi sorumluluk, fedakârlık ve özveri gerektiren bir işi devam ettirmeleri çok zor. Allah Müslüman erkekleri bir Müslümana yakışmayacak tembellikten, acizlikten ve cimrilikten muhafaza eylesin.

 

Okunma Sayısı : 3.041

Yorum yapın

“Çalışan Eş Arayan Erkekler” için 80 Yorum

  1. Soner Bey diyor ki:

    Kadının çalışması demek çocuğun annesiz kalması demektir. Anne sevgisini yeterince yaşayamayan bireyler ileride topluma zararlı olmaktadır. Bu nedenle kadınlar çalışmamalıdır. Bu ana kaidenin istisnaları toplumu çok bozmaz : 1- Bekar kadın çalışabilir. Hayatı öğrenir. Gelişir. 2- Dul kadın da çalışabilir zira Hadis-i Şerifte kadının eşinden sonra başkasıyla evlenmeyip çocuklarına hem annelik hem babalık yapması övülmüştür. 3- Evli kadınlardan doktorluk, hemşirelik, ebelik, öğretmenlik gibi kadınlara uygun işler yapanların da çalışması uygundur. Bu üç istisnadan başka bir durumda kadının kesinlikle çalışması yasaklanmalı. Bu suretle erkekler de iş bulup evini kurabilecektir. Daha başka çok yararları vardır.

  2. Gizli Katip diyor ki:

    Selamın Aleyküm
    Çalışmanın artıları eksileri her daim mevcuttur.
    Çalışan kadın özellikle boş vakitlerini daha iyi değerlendiriyor.
    Çalışmayan kadın ise boş durduğu gibi şeytan da fitne ye sebep verebiliyor gördüğümüz kadarıyla.(hepsi için geçerli değil tabii)
    Eskiden bayanlar en kötü evde kaldığında sohbetlere vs. lere giderdi.
    Şimdi kaynanam şunu söyledi bunu söyledi annem şöyle olsun istiyor gibi gibi çoğaltılabilir gerekçelerde evde fitneye sebep veriyor.
    Gelelim farklı bir boyuta eğer kişi çalışmayacaksa neden üniversiteye gidip bir bölüm okuyor örneğin öğretmen olmayı.
    Çok örnekler var bununla ilgili örneğin okumuş öğretmen olmuş tamam kendini geliştirmişsin madem çalışmayacaksın kendini aile kurumu için faydalı olacak başka bölümlerde oku.
    Gidipde mühendislik,öğretmenlik ile uğraşma.
    Gel gelelim kız annelerin tavrına bazı anneler ve kız ablaları kızım şimdi çalışsın bize yardım etsinde evlenince çalışmasın diyor haydi buyur burdan yak.
    Asıl mesele değindiğiniz gibi evliliklerin kolaylaştırılması ile ilgili evlilikler zorlaştıkça ve bununla ilgili çağı gelmiş gençlerin bilinçlendirilmesi ile olabilecek bir durum.
    Çoğu evliliği bir ömür olarak değilde farklı niyetlerle düşünebiliyor.
    Çalışmanın bence bir mahsuru yok. Eğer çocuğu filan olmuş ise ara verebilir.
    vs. vs. vs.

  3. Kul diyor ki:

    Burayı sessiz sedasız takip edenlerdenim. Kadınların çalışıp çalışmamasına bir şey diyemem herkesin kendi tercihidir. Yalnız yorumları okurken rahatsız olduğum bir konu var. Kimse kimseyi tanımıyor evet ama burda gerek erkek gerekse hanım arkadaşların bekar olduklarını dile getirmelerini hoş karşılamıyorum. Bir kere de değil nerdeyse her yazının altındaki yorumlarda bekar olduğunuzu hatırlatmayın lütfen. Madem bu kadar dikkat ediliyor aile huzuruna.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      KUL…

      “Burayı sessiz sedasız takip edenlerdenim…arkadaşların bekar olduklarını dile getirmelerini hoş karşılamıyorum.” DEMİŞ

      “Kişi görüntüsü ile karşılanır, sözleri le yolcu edilir” diye bir söz vardır, bilmem biliyor musunuz?

      Mevcut ortamda/burada sizi görmediğimize göre karşılamamızda yolcu etmemiz de sözlerinize göre olacak.

      Bu nedenle siz şimdiye kadar olduğu gibi SESSİZ kalmaya devam edin bence.

      Çünkü; söylediğiniz bu sözlerle ilk defa böyle NEZİH-KALİTELİ-SEVİYELİ-CİDDİ bir MECLİSE/ORTAMA giren bir insanın buraya ve burada bulunan VASAT ÜSTÜ insanlara katacağı veya buradan, bu insanalardan alacağı bir şey olduğunu düşünmüyorum.

      Ayrıca, bekar olduğunu söyleyen her erkek ve kız-kadın birilerini gözüne kestirmek, ayartmak, yuva yıkmak veya kendisinin tercih edilmesini, koca-karı aradığını ima etmek, söylemek, bu yönde mesaj vermek için burada değil.

      Bence siz insanları bozuk, problemli algılamanıza sebep olan “algılama- yaftalama-yargılama” şeklinizi değiştirmeye calışın.

      Çünkü sizin algılarınız sadece sizi bağlar, bizi-toplumu değil

  4. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Bir de çalışamamanın ezikliği demişsiniz. Ben istesem çalışabilecek bir yeterlilikteyim. Ama beyimin hanımıyım ve bu ünvan bana fazlasıyla yetiyor.”

    Sayın EVliHuzurlu hanım tırnak içine aldığım cümlenizi şayet bir konferansta söylemiş olsaydınız bende dinleyici olarak orada bulunsaydım kalkar heralde sizi ayakta alkışlardım. :)

    iyi ki sizin gibiler de var bu memlekette yoksa evlenmeye belki de hiç hevesimiz kalmazdı. Rabbim sayılarınızı arttırsın inşaallah.

    Vesselam…

    • EvliHuzurlu diyor ki:

      Allah razı olsun -Ahir zamanda Müslüman Olmak- kardeşim. İlk maksadımız rıza-yı İlahi inşallah. Rabbim hayırlı zamanda saliha bir hanım nasip etsin size de.
      Selametle..

      • kevser diyor ki:

        Bende yukarıdaki bey gibi düşünüyorum.sizin türünüzde “gönüllü ev hanımlarıyla “gerçek hayatımda karşılaşmayı çok isterdim çünkü inanın her ev hanımı maalesef sizin gıbı değil! Keşke sizin gibi olsalar.ancak benim etrafimdaki ev hanımları dizi manyağı.hatta geçen gün birisi bana aynen şöyle dedi:(izledikleri şeyden huzursuz olduğumu farketti heralde)dedi ki sen dizi izlemedigin için çok kültürsüz kalmışsın dedi ☺☺☺ben dizi izlemediğim için kultursuzmusum…evinde tv olmayanlarda telefon manyağı olmuş.yani benim etrafim bu şekilde.

        • kevser diyor ki:

          Değerli hanımefendi:
          Bu konular burada defalarca yazıldı bende hep aynı şeyleri yazmaktan sıkıldım ama sizin vesilenizle bazı eklemek istediğim konular var.hani aşağıda demişsiniz ya “ben eşimin hanımıyım ve bu ünvanda bana yetiyor “demissiniz.evet bende düzgün biriyle evli olsaydım bunu söylerdim ama ben daha bekarım.ve eski işimden ayrildigima da çok pişmanım.cunku çok nezih ve düzgün bir yerdi.namazlarimi kılabiliyordum ve çalıştığım yerde erkek yoktu.benim son bir yılım yandı resmen.bosu boşuna….çünkü çalışıp sigortami ilerletmedim hem de evlenemedim.yani iş yok koca da yok hicbisey yok😊açıkçası evlenemeyecegimi bilseydim işimden boşu boşuna ayrılmazdım.cunku vaktim boşa geçmiş oldu.birde işin toplumsal boyutunu buraya yazmak istiyorum:
          Şimdi benim gibi bir kız düşünün.annem babam için soylemiyorum ama en yakın akrabalarim da dahil olmak üzere “paraya”haşa Allah gibi tapan insanlar.simdi ben bu insanların içinde “efendim benim tercihim evde olmak yönünde.kadinlarin evde olması lazımmış “desem sizce beni ne kadar takarlar?ben evli bile değilim.evet bende çalışmak istemiyorum ancak kendi hayatimda şunu gözlemledim:mesela çalgılı çengili bir düğün oluyor veya uygunsuz bir ortama akrabalar davet ediyor. Ben çalışan bir kız olduğumda kendimi daha iyi koruyabiliyorum.kulaga ters geliyor belki kabul ediyorum. Ama çalıştığım zaman:hımm calisiyorum işten izin vermiyolar gibi mesru bahaneler bulup oralara gitme günahından kendimi koruyabiliyorum.ama işsizken bir bahanem de olmuyor malum.ve istemesem de gitmek zorunda kalıyorum.ama çalışırken yıllık iznim olurdu sadece o iznimde köyüme tatile gidebilirdim.koy ortamlarini da bilirsiniz en benim köyüm için konusayim, kız erkek farketmeksizin beraber bir yerlere gidip gelinir.buda saliha bir hanım için oldukça rahatsız edici bir şey.yani bazen neyin sizi neyden koruyacağı inanın belli olmuyor.kisacasi bende biliyorum calusmamam gerektiğini ama etrafımın böyle olması hasebiyle oyunu raconuna göre oynuyorum.eger öyle yapmazsam hickimse beni ciddiye almaz.unutmayalim ki güçlü olanın haklı kabul edildiği bir zamanda yaşıyoruz.birde bunu söylemem uygun değil ama ben çalışırken ayligimin küçük bir kısmıyla sosyal yardimda yapabiliyordum.tabi devede kıl bile değil bizim ki.ama şimdi kimseye yardım edemiyorum.hicbisey yok.sadece tuketiyorum.elbetteki yardım sadece parayla olmaz ama günümüzde en makbul olanı bu oluyor işte.

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Kevser hanım teşekkür ederim.
            Öncelikle haklı olduğunuz noktalar var. Benim etrafımda da bahsettiğiniz tarzda ev hanımları var ama yakın arkadaşlarım sohbet çevrem TV izlemekten evde tembellik etmekten sıkılan hanımlardan değil ve sanki bütün ev hanımları evde boş boş otururmuş gibi böyle genelleme yapılmasından rahatsız oluyorum.
            Ayrıca önce de söyledim ben çalışan hanımları genellemiyorum herkes kendinden sorumlu içlerinde mutlaka bazı ev hanımlarından daha çok kendini koruyan vaziesine dikkat eden de vardır.
            Çok şey yazmak istemiyorum bu konular çok yazıldı konuşuldu.
            Size gelince eleştiri değil lütfen yanlış anlamayın ben bilemem belki Allah sizden razıdır. Evet insanın çevresi çok önemli tercihlerini yapmasında ama insan ilk önce Allah rızasını esas almalı kendi is islerini belirlerken.
            Allah yardımcınız olsun ve inşallah; hayırlı ,size sahip çıkan koruyan kollayan, kimseye muhtaç etmeyen, seven ve saygı duyan, iyi niyetli bir beyefendiyle yuva kurmanızı nasip etsin.

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Yorumum yarım kaldı yazarken
            Evet insanın çevresi çok önemli tercihlerini yapmasında ama insan ilk önce Allah rızasını esas almalı kendi tercihlerini belirlerken. Siz niyetinizi O’na uygun edin. İnşallah hayırlı nasibiniz çıkacaktır. Çıkmasa da Allah için bazı şeylerden vazgeçtiğinizden yaptıklarınız boşa gitmeyecektir uhrevi yönden. Ben böyle inanıyorum. Örnek vermek isterdim fakat batılı tasvir etmekten ve şahsi özelliklerin yazılmasından çok hoşlanmıyorum tanışmasakta ama akla yakınlaştırmak için şunu söyleyebilirim ; en yakınlarımın çok itirazlarına rağmen inşallah Allah için birçok şeyden Vazgeçtim isteyerek severek Allahın izniyle. dışardan maddi olarak bakıldığında çok şey kaybettim gibi görünüyor ama ben hiç pişman değilim. İnandığım gibi de ummadığım zamanda çok hayırlı şeyler yaşadım.
            Siz de bir yılım gitti diye üzülmeyin bence ama işinizin yerini dolduracak hayırlı işlerle meşgul olabilirsiniz mesela.
            Bu arada yorumlarınızı okurken hep tebessüm ediyorum içten, samimi, doğal bir üslubunuz var :-)
            Rabbim Gönlünüze göre hayırlısını versin.
            Selametle..

          • kevser diyor ki:

            Yazdiklariniz için teşekkür ederim sağolun.ancak kafama takılan şöyle bir soru dahs var:demissiniz asagida “ben çalışmak istesem çalışabilecek yeterlilikteyim “demissiniz.oylesiniz dir bundan eminim ama şöyle bir durum var. Sonucta bizler beden gücü gerektiren işlerde çalışmıyoruz.teknik konularla ilgili çalışıyoruz. Hal boyle olunca da 6 ay ara verseniz bile o işten soğuyorsunuz ve bildiklerinizi de unutuyorsunuz.ben eski işime donsem bile gene birinin bana gostermesi gerekir. Burda şu var surda şu var diye.yani resmen acemi gibi baştan başlarım çünkü bir işle devamlı iştigal etmeyince ister istemez unutuyirsunuz.ara vermek unutmak demek çünkü

  5. Vildan diyor ki:

    Malesef cagimiz ve zamane erkekleri degisti. Nerde kaldi eski topraklarin sevgileri saygilari birbirlerine olan hurmetleri, nerde kaldi gercek sevgiler. Herkes birbirini leyla ile mecnun gibi seviyor ama sadece lafta. Gerceklerde evlendikten sonra herkesin gercek yuzu cikiyor. Bir erkek bir bayani neden calismaya zorlarki? Para aileleri bile satin almis durumda malesef.. insanlarin ozelliklede bu dusuncede olan erkeklerin imanindan ve merhametinden suphe ederim. Simdiki genclerimizde malesef evlenme cesaretleri, evin tek erkegi olma sorumluluklari onlari strese sokuyor. Hatta bazi erkekler kadinlarin evde durmasindan rahatsiz oluyor. O neden evde oturuyor ben calisiyorum neden butun yuk benim ustumde muhabbetine giriyorlar..cok yazik.. hatta bazilari sen bosuna mi universite okudun tabikide zaten severek calismalisin diyor.. genc kizlarin universite okumasi havali gozukmek icin degil bazen mecbur kaldigi icin okuyan insanlarda var ailelerinin durumu yoksa bayanlar calisip onlar bakma zorunda olduklari icin okuyanlarda var evlat olarak.. ama evlilikte bir bayan calismamali iste bastan erkekler bu konuda kaybediyor o evlilikten gelecek beklemeyin karinizi calistircaksaniz.. bir kadin sunu soyluyorsa eger ben kocama bagli olmam kendi istedigimi kendim alirim bosansak bile kendi ayaklarimin ustunde kalabilir” iste bu dusuncede olan insan bastan evlenmesin lutfen bozmayin evliligin kutsalligini.. eslerinizi bir aile olarak kabul edin iyiki gunde kotu gunde( siz cocuklarina egitim vermekten sorumlusuniz okadar vicdansizmisisnz kreslere verecek kadar cocuklarinizi.. kadinin en buyuk isi kendi esi, cocuklari ve evidir.. erkeginki ise sadece maddi olarak calismasi ve esine hurmetidir.. kariyer dediginiz nedirki kariyer bir aileyle kiyaslanabilirmi ki.. evliligin anlamini bilmiyorsaniz EVLENMEYIN lutfen yazik gunah o dogacak cocuklara.. rizik kapisi sadece Allahtan gelir daha iyi isler bulmak icin karilarinizi calistirmak yerine Allahtan guzel kazanclar icin dua edin. O sizin niyetinizi bilendir zaten kabul edecektir dualarinizi insAllah ama neden bitiriyorsunuz aile yargilarini saygiyi sevgiyi.. bayanlar kariyerinizi okul egitiminizi gerekli zamanda kullanin hani bosaninca ayaklarimin ustunde kalirim diye degilde kocaniza bir sey olursa sagligi elden gidip hasta olursa hemen ise donup ona bakmak sahip cikmak icin.. hani evlilikler iyi gunde kotu gundeydi.. malesef evlenenlerin cogu hala bu kavrami tasimamakta.. hepinizin Allaha emanet olun

    • kevser diyor ki:

      Vildan hanım ağzınıza sağlık çok güzel ifade etmişsiniz olayın özeti bu

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      Vildan hanım sizi canı gönülden tebrik ediyorum. Harika yorumlamışsınız. Rabbim sayılarınızı arttırsın inşaallah…

      Vesselam…

  6. isa diyor ki:

    erkeğin doktor olanını yakışıklı olanını istemek normal diğeri anormal.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      İsa Bey.

      En alımlı, en güzel kızı isteyin ancak tek maaşla ev geçindirebilecek durumdaysak paralı kadın diye tutturmaya hakkımız var mı? Bir kadından hangi yüzle ev geçindirmesini isteyeceğiz, evin maddi yükümlülüğü erkeğin sorumluluğunda değil mi? Erkeğin karısının parasına göz diktiği nerede görülmüş? Kadın kendi verir o başka…
      İnanın çalışan eş isteyen bir çok erkek çoğunlukla belirli bir gelire sahip, daha iyisi olsun diye kasıyor. İnsan görmediği şeyi istemez. Hep dediğim bir şey vardır, varsın arabanız sıfır ve modelli bir araba yerine ikinci el modelsiz bir araba olsun, varsın eviniz kira olsun 2+1 olsun. Ne olacak, ne kaybedeceksiniz üç günlük dünyada. Dünya kadar malınız olsun evinizde huzur yoksa çift maaşınız kar edecek mi?

      Lafımız mecburiyetten karı koca çalışanlara değil daha yok mu daha yok mu diye çalışan eş arayan erkeklere ve çalışmaya meraklı kadınlara. Bir doktor düşünün kendisi gibi doktorla evlenme imkanı var daha fazla maaş gelecek diye başka meslekteki çalışan kadınları tercih etmiyor, neden, daha fazla maaş getirecek doktor hanım varken öğretmen hanımı ne yapacak değil mi?

      Bu konuda yazılanlar çizilenler gayet net. Ben şahsen bıktım artık aynı şeyleri konuşmaktan, insanlar nasıl işlerine geliyorsa öyle yapsın ne diyeyim…

  7. Sadece Fatih diyor ki:

    Bir konu aklıma takıldı belki bu konuyla doğrudan alakalı değil ama sürekli yorum yazan arkadaşların bilgileri varsa faydalanmak istedim. İnternet üzerinden de araştırma yaptığım epey muğlak bir konu.

    Katılım bankalarından ev için kredi almanın hükmü nedir? Kendim için sormuyorum ısrarla kaçındığım bir konu ki para konularında enayilikle itham edilirim, samimi arkadaşlarımın bu konudaki görüşlerimi ağzından kaçırdıkları insanlar tarafından . Konu çok dağılsın, uzasın, caizdir değildir tartışması olsun istemiyorum. Özet bilgisi olan varsa paylaşabilir mi? Buradaki yorumcuların izanına güvendiğim için fikir almak istedim. Şundan şundan dolayı uygundur ya da değildir yazılması kafi. (Güncel olduğu için bu yazının altına yazdım. Kadınlara kredi borcu ödetmek için onları çalıştırmayın diye bağ da kurabiliriz :) )

    • Sennur diyor ki:

      Katılım bankaları evi kendi adına alıp , sonra gerçek alıcısına satıyor. Yani aldığınız evin değerini ne kadar sürede odeyebileceginiz planını yaparak size aradaki zaman göre farkı koyuyor . Caiz olduğu ve İslama uygun diye fetva veriliyor. Arada faiz de geçmiyor sözleşmede. Böyle alım yapan her ikisi de diyanet üyesi tanıdığım var . Bu konuya katılmayıp hâlâ kirada kalmaya tercih eden sıradan vatandaş olanlar da. Bir de imece usulü ev sahibi olmayı tercih edenlerde.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Teşekkürler Şennur Hanım.

        Bir arkadaşım imece usulü mütehaitten alacak bir diğeri de katılım bankasından. Katılım bankaları bir türlü kafama yatmıyor ancak caiz diyorlar. O insanlar caiz deyince bana laf düşmez ama mantığını da anlayamadım. Derin bir mevzu. O halde lafı erkeklere getireyim. Benim gördüğüm hanımı çalışan erkekler hanımlarının maaşını krediye bağlıyor genelde. Erkekler sırf kredi ödetmek için çalışan eş diye tutturmasın…

        • sennur diyor ki:

          rica ederim fatih bey , bilgilerimizi paylaşıcaz .
          benim gördüğüm erkeklerde daha doğrusu eşlerinden dinlediklerim kadarı ile adam profösör de olsa hanımın maaş kartı cebinde .kadına hesap soruyor harcadığını kılı kırk yarıyor .
          dediğiniz gibi daha iyi ev ,daha iyi araba vs. peşindeler .
          aklım ermemekte . çok ilginç olan da kredi bitince bir üst basamağa çıkmak için elindekini satıp ,yenisi alma hedefi .
          (bir de bana diyor sen bu maaşa nasıl geçiniyorsun ? ) KANAAT bitmez tükenmez bir hazine .

    • Hafız diyor ki:

      İşin ehli bi hocaefendiden dinlediğime göre,katılım bankası mülkü satın alsın sizde onlardan taksitle satın alın şeklindeydi.Dinimizde taksitli alışveriş caizdir.Ben bunu etrafındakilere söylediğimde çok fark istiyorlar ne karımız olacak diyorlar. Muamelatınıza faiz karışmayacak bundan daha büyük kar olurmu diyorum.Daha dün birisi danışmak için gelmiş. Maalesef biz toplum olarak bu konuda sınıfta kaldık.Hacularımız hocalarımız dini hassasiyeti olduğuna insndıgımız kişilerin kredili ev alma konusunda başkalarına cesurca örnek olduklarını gördük.
      İmam_ı Muhammede (99kitap telif ettiği ilmihalde yazıyor)takva ile ilgili bi kitap yazmalıydın dedıklerınde ;alışveriş hukukunu yazdım ya buyuruyor.vesselam

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Teşekkür ederim Hafız Bey.
        Biraz daha araştıracağım. Çok şükür kendi gündemimde yok. Ancak değer verdiğim arkadaşlar biraz da mecburiyetten bulaşmak üzereler. Doğrusunu öğrenir ve uygulamaya mecbur kalmam umarım. Arkadaş çok hassas birisi ikna olmasa yapmazdı. Ben ikna olamadım henüz :)

    • cihad diyor ki:

      Fatih bey,

      Vade fark oranın faiz oranına yakın olması veya daha fazla olması kafaları karıştırıyor. Bedava mı diye versin bekliyor millet anlamıyorum. Yakın bir akrabam finans daha fazla istiyor diye gidip bankadan kredi çekti. Ama bu haram deyince finans daha fazla istiyor diyor. Yani onunki daha çok haramdır demek istiyor.

      Bu nokta şöyle izah ediliyor;
      Nasıl ki bir kadınla cinsi münasebet kitaba uygun olursa NİKÂH, değilse ZİNA olur. Oysa yapılan işlem aynıdır. NİKÂH helal, ZİNA ise haramdır. Yani mesele işi kitaba uydurmakta.( bu tabiri mecaz değil gerçek manada kullaniyorum)

      Bir başkası üzerinden kâr sağlamak para üzerinden ise FAİZ, mal ve eşya üzerinden ise TİCARET olur. Faiz haram, ticaret ise helaldir. Burda önemli olan işi kitaba uydurmaktir. Kitap ise kriteri mal ve eşya olarak koymuş. Yani finans evi üzerine alır. Müşterisine taksitli satış yapar ise bir sakıncası yoktur.

      Selam ve dua ile…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Bilgiler için teşekkürler Cihad Bey abi.

        Arkadaş çok hassas kendi aramızda konuştuğumuzda bulaşmamak gerekli diyorduk, ikna olmuş, şöyle söyleyeyim, o çekerse biz de çekeriz diyen bir sürü arkadaş var :) o kadar güveniyoruz.

        Ben kar payı kısmında değilim. Mesela normal kredide ceza vardır katılım bankası taksiti ödemedin diye ceza keserse bu faize girer. Şimdi 100 TL’lik mal var fiyatı belli, banka benim yerime bunu alıyor ve bana 120 TL’ye satıyor. Benim kafam burada karışıyor. Fırsatçılık gibi geliyor. Bir de evin durumuna bakmaksızın kar oranını evin maddi bedeli üzerinden belirliyor. X mahallesindeki evi de aynı kar oranıyla satıyor Y mahallesindekini de…
        Hem asıl işleri ev alıp satmak değil. Gidiyor beğendiğim evi alıyor onu satıyor. Bunlar benim kafamı karıştırıyor.

        Cevap veren herkesten Allah razı olsun. Kesin şöyledir diyebileceğimiz bir konu olmadığını tekrar gördük. Sizin verdiğiniz nikah örneğini arkadaş da veriyor. Bu işler çok karışık, enflasyon oranında faize caiz diyenler de var. Fetva konusunda kesinlikle yorum yapamam, verenler bu konularda daha bilgili. Benimki yorum onların ki bilgi sonuçta. Allah kimseyi borca muhtaç etmesin.

        Selametle kalın.

        • Feyza diyor ki:

          Fatih bey,
          Katilim bankalarindaki sistemde isi bir nevi kilifina uydurma sozkonusu Cihad abi de yazmis. Genel olarak mantiken dogru gibi gozukse de sahsen icime sindiremiyorum. Evet size para karsiliginda para vermiyorlar, ama sizin icin aldiklari evin taksidini oderken bu taksitte gecikme yaparsaniz diger bankalardaki temerrud faizi gibi finans bankalarinda da gecikme zammi aliniyor diye biliyorum. Bu acidan sakincali olabilir mi bir arastirin. Bir de zaten temeli faize dayali bir sistemde bu faizden ne kadar muaf tutabilir banka kendini? Cevat Aksit hocami bu mevzularda guvenilir buluyorum ve ben de sahsim adina soyleyeyim, finans bankasi da olsa guvenebilecegimi zannetmiyorum. Cevremde de bu bankalari detayiyla arastirmis kardeslerim degisenin daha cok isim ve kavramlar oldugunu ama dolayli yoldan da olsa katilim bankalarinin da az bucuk faize bulastigini farkedip imece usulu ev almaya yoneldiler. Yani supheli islere girmeye gerek yok diye dusunuyorum. Farkli alternatifler uretilebilinecektir. Bir de E..nevim gibi olusumlar var. Arastirmadim sistemleri nasil, ev bizzat aliniyor mu yoksa hayali bir ev uzerinden mi anlasma yapiliyor ama eger sirket bizzat evi aliyor ve size satiyorsa yani hayali bir ticaret sozkonusu degilse o sekilde birseyler de dusunulebilir. Banka konusu bana sıkıntılı geliyor Allahu a’lem. Siz arastirmaya devam edin. Ikna oldugunuz bir durum olursa bizimle de paylasin faydasi olur.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Cevabınız için teşekkürler.

            Dini konularda bana göre demeyi çok uygun bulmuyorum.(Sizi kastetmiyorum.) Bu konuda verilmiş fetvalar var ve fetvaları verenler benden daha bilgili olduğu gibi sorumluluk sahibi insanlar, arkadaşın fetva aldığı kişi hem bilgili hem de diyanette sorumlu bir yerdeymiş.

            Arkadaşımın içine sinmiş, benim sinmiyor ancak onun adına değil kendi adıma. Acaba ifrat tefrit muhabbetindeki hataya mı düşüyorum diye tereddüdüm yok değil, belki helaldir. Helal olan bir şeye haram diyemem ya da yapmayın diyemem.

            Başka bir arkadaşla konuşunca şöyle bir noktaya geldik. İçine siniyorsa ve mecbursan bulaş ve sorumluluğu fetvayı verenlere at. İçine sinmiyorsa bulaşma kalbinle ve vicdanınla onay vermediğin bir şeyin hesabını fetvası var diye ahirette veremeyebilirsin. Fetvaya güvenmek için önce vicdanınla içine sinmeli ancak ifrattan da kaçınılmalı. Bu işe bulaşacak arkadaşın gönlü rahat onun açısından sorun yok, öyle olmasa bulaşmazdı, kendine yontacak, kılıf uyduracak birisi değil.

            Benim de ilmim yetmiyor. Araştırmaya devam edeceğim, bir şey bulursam yazarım. Bir de arkadaşla konuştuğumuz mevzu şu. Şahsen fetva takva muhabbetine girebilecek durumda değilim. O kadar eksiklerimiz var ki. Takıntı derecesinde de bir şeyleri kurcalamak yanlış. Ya da salla gitsin ne olacak ki aman canım demek de yanlış. Hatta ben para konularında epey zayıfım, aşırı temkinli yaklaşıyorum, uzun vadeli borçlanmaya karşıyım kim öle kim kala, on sene kredi çekemem. Bir çok fetva müslümanların malını ve parasını korumak üzere veriliyor. Böyle yaparsan mal sahibi olamazsın diyorlar. Olamayayım ne yapayım diyorum. Bunu kendi adıma diyebilirim belki ama başkası adına diyemem. Hem müslümanlar maddi anlamda da güçlü olacak ki dün onları zayıf görüp ezenler bugün ayet mealli pankartla yollara düşecek, Allah lafzını ağızlarına alacak.

            İyi analiz etmek lazım. Zor bir konu, selametle…

            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Muglak bir konu bu Fatih bey. Ayni cemaat icinde dahi farkli hocaefendilerin farkli yorumlarina sahit oldugum icin cok kesin birsey ben de soyleyemiyorum. Dusununce ev almanin farkli alternatifleri oldugu icin mumkun mertebe uzak olmayi tercih ederim fakat kimsenin tercihine karisamayiz. Bu biraz munferid bir mesele gibi, o yuzden herkes hassasiyetini ve ihtiyac durumunu da baz alarak karar veriyor.
            Ifrada kactiginizi ya da kactiklarini dusunmuyorum. Zinhar caiz degildir, haramdir derseniz bu ifrad olabilir. Fakat cok muhim bir mevzu oldugu icin icime sinmiyor ve ben bu yolu tercih etmeyip farkli alternatiflere oncelik tanimak istiyorum demesi insanlarin takva/fetva bahsindeki ayriminda gosterdigi titizlige riayeti seklinde aciklanabilir.
            Allah zekatini verebilecegimiz helal ve hayirli mal/mulk nasip etsin. Amin.

    • Yahya diyor ki:

      Fatih bey,

      Katılım bankaları ile bundan 5 sene kadar önce görüşmüştüm. Hatırladığım kadarıyla izah etmek isterim.
      Öncelikle i.finans olayından sonra devlet bu katılım bankalarının mevzuatını ciddi anlamda değiştirdi ve bunların mevzuatını da faizli bankaların mevzuatına bağladı… Diğer bir deyişle eskiden ciddi bir kontrolsüzlük vardı.

      Bu katılım bankalarının fetva heyeti var. Daha önce bu heyetteki kişileri dahi araştırmıştım. Bu heyet, güncel finansal işlemleri/enstrümanları nasıl helal yola uygun hale getiririz diye uğraşıyorlar aynen Cihad beyin dediği “kitabına uydurma…”

      Ülkemizde de konut kredisinin (mortgage) kanuni alt yapısı belirlenmiş, bunun dışına çıkmanız mümkün değil. Dolayısıyla ha faizle çalışan bir finans kurumundan kredi çekmişsiniz, ha katılım bankasından kredi çekmişsiniz aynı! Diğer bir deyişle Şennur hanımın dediği gibi; katılım bankası evi üzerine alıp size satmıyor. Mevcut uygulamada bunun 2 büyük sıkıntısı var:
      1. katılım bankası gayri menkulleri üzerine alarak, gayri menkul zengini oluyor… ki bunun kendi içinde bir çok sıkıntısı var
      2. Gayri menkul iki defa alınıp satıldığı için müşteriye çifte alım-satım vergisi çıkıyor

      Netice olarak bu konut kredisi işlemini helal hale çevirmek (ve bu gayri menkulu kendi üzerine almamak) için banka sizinle yazılı ve/ya sözlü alım satım akdi yapıyor. Yani kardeşim bu evi senin namına evini alıyorum, tamam mı diyor tamam diyorsun; sonra bu aldığım evi sana şu ödeme planı ile satıyorum tamam mı diyor tamam diyorsun… hadi geçmiş olsun! (veya bu mahiyette bir diyalog geçiyor…)

      Bu alım satım akdi ve katılım bankası terimleri dışında her şey birebir aynı. Dediğim gibi bunun dışına çıkmanız mümkün değil. Yine bu katılım bankası da size alacağınız konutun %70-75 (artık neyse) oranında finansman sunuyor, bakiyeyi siz peşinat olarak konut aldığınız kişiye ödüyorsunuz. Yine banka kendini sağlama alıp size konut sigortası, dask, hayat sigortası (şart değil) yaptırtıyor. Bu arada ekspertiz, ipotek tesis, ipotek fek, finansman tahsis ücreti (…) gibi ek masrafları ve/ya ilaveten dosya masraflarını (ki devlet bu ücreti alamazsın dedi) müşteriye kitliyor…
      Sizde bankaya bankaya beyan ettiğiniz gelirinizin yarısını geçmemek kaydıyla, her ay taksitinizi ödüyorsunuz. Yani maaşınız 4 tl ise max. taksit miktarınız 2 tl olabiliyor.

      Cihad beyin söylediği: vade farkı, kar payı, faiz oranı bunların aynı veya farklı olması bir şeyi değiştirmiyor. Sadece isimleri farklı… Malumunuz banka bu işlem karşılığında bir kar elde etmek zorunda; ki hayır kurumu değil. Burada ince nokta: katılım bankasının konut finansmanında kullandığı “helal” enstrümanların kar oranı neyse ör. %10, bunu size satarken %11’e satıyor ki kendisine %1 kalsın. Ancak faizli bankacılık sisteminde, banka helal/harama dikkat etmediği için konut finansmanını çok daha ucuza mal edip ör: %8’e, size %1’de kazanarak %9 faizle finansman hizmeti sunabiliyor.

      Şahsen bu karar sizin dini hassasiyetinize bağlı. Fetva heyetinin verdiği fetva benim için yeterlidir, günahı varsa boyunlarınadır diye bu kurumlardan kredi de kullanabilirsiniz veya Yahudilerin balık tutma oyunu gibi… ben kimi kandırıyorum ikisi de aynı kredi vs. almıyorum da diyebilirsiniz. Bazı hocalar zaruret var ise (ilk eviniz diyelim…) bu kurumlardan finansman yapılmasına müsaade ediyor.

      Unutmadan, helal/haram kıstasında bakılması gereken diğer bir husus ise: Allah göstermesin taksitinizi ödeyemediniz takdirde tüm bankaların size aynı muameleyi yapıyor olması… Halbuki yine burada çizgi islami olmak zorunda ama yok!

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Çok sağolun Yahya Bey.

        Açıklayıcı oldu :)

        • Zeynep diyor ki:

          Biz de bu şekilde ev aldık 3 te ikisini biriktirdik ev parasının baktık biz biriktirmeye çalıştıkca ev fiyatları almış başını gidiyor ve kiralar da uçmuş durumda eşim ilahiyat mezunu o araştırdı caiz diyorlar dedi benim hiç içime sinmedi aslinda anlamam da öyle para banka işlerinden

  8. MEHMET diyor ki:

    Evet güzel bir konuya değinilmiş. Ben de çalışmayan olsun gerçek aile olabilelim diye düşünenlerdenim. Annemin bize verdiği şefkati çocuklarıma verebilsin diye (çalışmayıp çocuk istemeyenler de var) Uğruna iki kişilik çalışarak kendimi heder ettiğim ve ardından Devlet büyüklerinin çıkardığı kanunla anlık sinirlendiğinde başvurdukları ve sonucunda geri dönüşü olmayan daha büyük bir yıkım olan (bilmeyenler için 6284 adlı)Yasa ile tanışana kadar benim düşüncemin doğru ve kazanacağımı düşünüyordum. Devlet eliyle yapılan bu adaletsizlikten sonra anladım ki makalede yazılanlar (çalışan kadınlar ve onları isteyenler) kazandı ve kazanmaya devam edecek.

    Not: Her ne kadar görüşüm bu şekilde de olsa inancım gereği için 2. yuvamı da çalışmayan biri ile kuruyorum. Sanırım bu dünyada hep kaybedeceğim bizim hesaplar diğer tarafa kalıyor.

  9. Demet diyor ki:

    Çalışan karı-koca eğer evde de iş bölümü yapıyorsa hayat gayet güzel huzurlu mutlu geçebiliyor.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Demet Hanım.

      Çok defa yazdık. Mesele ev işi meselesi değil. Her görüştüğüm kıza dedim ben zaten gerekirse ev işlerine yardım ederim diye. Akşam eve gittim yemek yok hanım çocuk durmadı yapamadım dedi. Canı sağolsun gider pişiririm. Biz erkekler çocuğu yıkarız, altını değiştiririz, mamayla falan besleriz. Ancak annesinin sütünü ve şefkatini çocuğa veremeyiz. Çocuğa paranızla en güzel elbiseyi en besleyici mamayı en pahalı bakım ürünlerini alabilirsiniz. Çocuğunuzun maddi ihtiyaçları tas tamam peki ya manevi ihtiyaçları. Çocuğun ruhunu neyle besleyeceksiniz? Anne sevgisi ve şefkatini parayla alamazsınız. Parayla süt annesi bile bulursunuz ama anne sevgisini nasıl alacaksınız?

      Çocuğunuz var mı bilmiyorum ama çocuğu olanlar böyle hissedeceğimizi bilseydik bu işlere girmezdik diye düşünüyorlar.

  10. Sadece Fatih diyor ki:

    Bu yazıyı özellikle arayıp bulmadım, kendisi ayağıma geldi…

    “Tam 1 yıl önce bu saatlerde karnındaydım ve istemesem de dünyaya gelmeyi bekliyordum. İstemiyordum çünkü korkuyordum. Kendimi karnında çok güvende hissediyordum. Dünyada beni kim saracak, kim kollayacak, kim doyuracak diye düşünüyordum.

    Vakit geldiğinde dünyanızda ve sıcacık kollarındaydım. Hiç de korktuğum gibi değilmiş dedim. Annem her şeyi ile hazır sabırsızlıkla beni bekliyormuş meğerse. Beni sardı, kolladı ve doyurdu.

    Oh Allah’ım ne güzel saadet bu. Annemin kollarındayım, huzurluyum. Ne zaman gözümü aralasam annem yanımda. Ne zaman acıksam sütü damaklarımda. Kokusu ise hep burnumda.

    Daha miniciğim ama hislerim çok kuvvetli. Bu yüzden de anne kokusunu alamadığımda tedirgin olurum.

    Bir sabah daha gözümü açmadan annemi arıyorum, kokusunu alamıyorum. Ellerimle yokluyorum bulamıyorum.Gözlerimi aralayıp bakıyorum ama göremiyorum. Anlıyorum ki annem yok ve ben başka bir yerdeyim.

    Sonra birden damaklarımda değişik bir şey hissediyorum. Annemin sütü değil bu diyorum. Üstelik damaklarımdaki annemin göğsü de değil. Ne veriyorlar bana diyorum ama acıktığım için de bir yandan emiyorum.

    Bütün gün böyle annesiz geçiyor. Gün içinde kaç kere uyuyup uyandığımı bilmiyorum. Her uyanmama aynı şeyi yapıyor annemi arıyorum. Arıyorum ama bulamıyorum.

    Başkası kucaklıyor beni, başkası sarıyor. Uyandığımda başkasını buluyorum yanı başımda. Onun kokusunu, onun sıcaklığını özlüyorum.

    Annem işe gitmiş çalışıyormuş. Onu benden alıkoyan bu iş dedikleri şey ne acaba çok merak ediyorum. Benden daha mı sevimli, daha mı kıymetli, daha mı sıcak ki onu bana tercih ediyor merak ediyorum?

    Oysa ben annemin karnındayken dünyaya gelmeye korktuğumda “orada annen seni çok sevecek hiç bırakmayacak” demişlerdi. Ne çabuk da bıraktı gitti.

    Böyle düşünürken uyuya kalıyorum. Sonra bir koku geliyor burnuma “Allah’ım bu annemin kokusu mu” diye düşünürken kendimi onun kollarında buluyorum. Huzur doluyor içime. Uyanmadan usulca gülümsüyorum ona.

    “Oh be iş denen şey her neyse onu bıraktı, bana geldi işte” diye seviniyorum. Bütün gece onunla yatıyor, onu doya doya kokluyorum.

    Derken yine hasret kalıyorum o kokuya. Bir uyanıyorum ki annemin ne kokusu kalmış, ne de kendisi. Meğerse iş denen o şeye gitmiş.

    “Anne beni çaresizce neden bırakıp gidiyorsun, neden beni sıcaklığından, teninden, kokundan, sevginden mahrum bırakıyorsun” demek istiyorum ama konuşamıyorum. Konuşamadığım içinde ağlıyorum. Ağlamalarımı duyuyor ama onun için ağladığımı anlamıyor.

    Günler böylece gelip geçiyor. Ben büyüyorum. Büyürken de günlerimin büyük kısmında annemi göremiyorum.

    Bazı günler iki gün üst üste benimle oluyor. O günleri çok seviyorum. O günlerde de korkarak uyanıyorum ama annemi yanımda görünce çok mutlu oluyorum. “Oh be diyorum annem yanımda, sarılıp yatıyorum.”

    Sonra o güzel iki gün de bitiyor ve ben anneme doyamadan yine kendimi başka kollarda buluyorum.

    Oysa annem bile bu soğuk havalarda sıcak yatağından çıkmaya zorlanırken nasıl oluyor da bana kıyıp, sıcacık kollarından ve yatağımdan ayrı koyuyor beni anlayamıyorum

    Acaba herkesin annesi mi böyle yapıyor. Yoksa bir tek benim annem mi böyle? İş denen şu şey herkesi mi ayırıyor annesinden yoksa bir tek beni mi?

    Para denen bişey varmış, annem onu kazanmak için işe gidiyormuş. “Para kazandığında güçlü olacakmış, kendi ayakları üzerinde duracakmış, benim hiç bir eksiğim olmayacakmış.” Annem kendi ayaklarım üzerinde durayım derken beni elsiz, ayaksız bıraktığını görmüyor mu? Herşeyim olsun diye çalışırken, beni herşeyimden; annemden alıkoyduğunu görmüyor mu?

    Her gün bunları düşünüyorum. Yine bir gün bu şekilde düşünürken bir haber alıyorum ve dünyalar benim oluyor.

    Annem şu iş denen şeyi bırakıyormuş, artık hep benimle olacakmış. O da beni özlüyor, bensiz yapamıyormuş.

    Bir hafta sonra benim doğum günüm. Ve annem bana en büyük, en güzel, en sıcak doğum günü hediyesini verecek, hep benimle olacak, beni saracak, beni sevecek.

    Artık sabahları onunla uyanacağım. Uyandığımda yanağını okşayacak, ona gülücükler vereceğim. Çok heyecanlıyım. Annem bir an önce şu iş denen şeyi bıraksa da hep benimle olsa. Doysam ona, doya doya sarılsam.

    Canım anneciğim işi bırakıp beni tercih ettiğin için sana teşekkür ediyorum. Fedakarlık yapıyorsun anlıyorum. Ama ben buna değerim. Bak göreceksin benimleyken çok daha mutlu olacaksın.

    HAYDİ ANNE ÇIK GEL BEKLİYORUM SENİ .
    Yazar:
    Mustafa Eren Akçağlar hanımlar.com

  11. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Sayın Ziyaeddin Halid bey güzel bir yazı olmuş tebrik ediyorum…

    Bu mesele çok boyutlu bir mesele enine-boyuna irdelenmesi gereken sosyolojik bir vakıa. Kadının çalışması sadece çalışma değildir.İşin küresel boyutu,kapital dünyaya hizmet boyutu vardır. Siz kadını çalıştırmaya teşvik etmezseniz kadına makyaj malzemesi aldıramazsınız. Yani kozmetik sanayiyi bile ayakta tutmak için sermaye patronları kadınları çalıştırmaya teşvik etmek zorundalar çünkü onlarda biliyorlar ki kadın koca eline bakınca yeterince kozmetik ürün satılmaz. İflas ederler.

    Ayrıca bugünün erkekleri maalesef bilinçli düşünemiyorlar,sadece olaya maddiyat açısından bakıyorlar. Eskiden erkekler gerekirse iki, üç ek iş yapar da karısını çalıştırmazdı şimdinin erkekleri ise çalışan kız bulmadan evlilik bile düşünemez oldular çok yazık gerçekten. Çalışan illa da çalışan kız bulmam lazım diyen hemcinslerimden çok soğuyorum bu tiplerle arkadaşlık bile kuramıyorum araya duvar örüyorum. Mesela samimi bir arkadaşım var karısı da öğretmen ama o arkadaşım illa da çalışan isteyen biri değil hatta evlenmeden önce eşine çalışmamasını da söylemiş ama ikna edememiş dolayısıyla ben ona farklı gözle bakıyorum ve bir çok noktada kadın konusunda ortak paydalarımız mevcut. Geçen aylarda biriyle daha tanıştım onun da karısı öğretmendi ama adam da memnun değildi karısının istifa etmesini istiyordu erkekler de ilgi bekler diyordu. Yani karısı çalıştığı halde bundan razı olmayan erkekler de var ben bu tiplerle samimiyet kurarım çünkü bazı şeylerin farkındalar ama gözünü para bürümüş tiplerden beriyim.

    Ayrıca arz-talep dengesi var toplumda bir defa lüks bir hayat arzusu var işin temelinde lüks ev lüks araban olması için tek maaş yetmez dolayısıyla karımda çalışmalı diyor artık toplum. Ve kadınlarda evde kalmamak bu arzuya cevap vermek adına erkeklerin çalışan kadınlara talip olduklarını gördüklerinden can havliyle kendilerini çalışma yerlerine atıyorlar. Ama netice de olan muhabbetini,sıcaklığını yitirmiş sadece maddiyat üzerine kurulu ailelere oluyor. O ailede büyüyen çocuklar belki maddi yönden sıkıntı yaşamıyorlar ama yeterince anne sıcaklığı tatmadan büyüyor ve ileride bu o anne babaya elektrik,yol ve su olarak geri dönüyor. çünkü meşhur bir söz var “kreş eken huzur evi biçer”.

    Toplumdaki arz ve talep dengesini tekrar eski haline döndürmek yine bizim elimizde gidip çalışan,havalı tiplere talip olursak bizde bu değirmene un taşımış oluruz. Ama gidip hanım hanımcık,tesettürü sağlam,kendi fıtratını korumuş,erkeklerden her anlamda kendi muhafaza etmiş aile kızı dediğimiz kızlara talip olursak o zaman bu arz-talep döngüsü tersine dönecektir inşaallah. Benim sitedeki bekar hemcinslerimden beklentimde budur…

    Vesselam…

    • Demet diyor ki:

      Evet 18 aylık bir oğlum var. Ücretsiz izindeyim şu an. Ve ben iznim bitmeden ikinci çocuğu doğurmayı planlıyorum ki en azından büyük oğlum evde biraz daha zaman geçirsin bizimle diye.küçük de daha şansına küsecek malesef. Evde olan her anne sanıyor musunuz ki çocuğuna mükemmel bakıyor yeterli ilgiyi gösteriyor. Kendi adıma çocuğumun eline ne telefon veriyorum ne tv izletiyorum. Ayrıca sütümü fazlasıyla veriyorum ve paket ürün yedirmiyorum.Çocuğunuz çok küçük izletmeyin bi zahmet diyebilirsiniz. Bunu daha bebek birkaç aylıkken sussun diye yapan anneler var. Telefonun şarjı bitince çıldıran bebekler biliyorum çocuk değil bebek. Çalışan anne zaten çalışmanın verdiği vicdan azabıyla çocuğuyla fazlasıyla ilgileniyor. Çalışmasın o zaman diyebilirsiniz. Başkasını bilemem ama ben faturaları ödediğimde mutlu oluyorum. İkimiz de sağlık personeli olduğumuz için akşam yaşadıklarımızı konuşmaktan keyif alıyorum. Şimdi çalışmıyorum evde inanılmaz derecede sıkılıyorum. Öyle yıllardır çalışan, çalışmaya alışmış biri de değilim. Birkaç yıldır iş hayatındayım ki bunun 1.5 yılını evde geçirdim zaten. Özel sektörde çalışan annelerin hali, hakları oldukça üzücü. Ama kimseye çalışmasın evde otursun diyemeyiz. Herkesin kendi tercihidir. Sıkıntılarına da onlar katlanır. Olan çocuklara oluyor ama çocuklarını çok çok düşünen bir anneyse zaten işten ayrılır. Ayrılmıyorsa da parayı çocuğundan daha çok seviyordur o zaman yapacak bir şey yok. Gerçekten çalışmak zorunda olan anneleri tenzih ederim.

      • Yahya diyor ki:

        en az … senedir aktif olarak yurt içi ve yurt dışı iş hayatındayım.
        ve uzun zamandır çalışmaktan hatta ofiste bile bilgisayar başında fareyi gıdıklamaktan usandım, sıkıldım. O kadar sıkıldım ki ofiste, youtube’daki tüm videoları izledim başa dönüp ikinci kez izelemeye başaldım..

        Şöyle bir çalışan hanım bulup evimde çizgili (mavi-beyaz) pijamalarımı giyip yanıma çerez alıp ayaklarımı uzatarak ve yayıla yayıla TV seyretmek isterim. Bizim gavuristanda “Couch Potato”diyorlar. Çatır çatırda karımın parasını yemek isterim. Hiç gocunmam, gurur meselesi de yapmam… hatta karımı da sonuna kadar desteklerim.

        TV seyretmekten sıkıldığımda ziyanı yok akşam yorgun gelen karıma yardım ederim.
        İlgilenen varsa özelden yazsın 😉

    • Demet diyor ki:

      Cevabım fatih beye idi. Yanlışlık oldu.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Demet Hanım.

        Cevabınız bana değil vicdanınıza. Kötüden örnek olmaz. Hemen yazmışsınız çalışmayanlarda şöyle ama diye. Herkes kendini düzeltsin sorun kalmaz zaten. Çalışınca vicdan yapıp daha çok ilgileniyormuşsunuz ya bizler de hanımlarımızı aldatalım kıymetlerini bilmek için. Başka kadınlara baktım vicdan yaptım sen gibi değiller sen bir tanesin diyelim, olur mu?

        Hayat sizin hayatınız. Mutluysanız sorun yok. Sorun bu işin reklamını yapmakta. Evde mutlu huzurlu oturan kadına hadi çalış demekte.

        Peki ya kızlar ne olacak. Erkekler iş bulmakta zorlanırken, çalışmayan kızlar evlenmesin o zaman sizin mantığınıza göre. Ben de popüler kültür etkisinde yetiştim, etrafımda bırakın bekar arkadaş olmasını millet ikinci çocuğa sahip. En mutlu evlilikler kadının evine sahip çıktığı çalışmadığı evlilikler…

        • Feyza diyor ki:

          “Çalışınca vicdan yapıp daha çok ilgileniyormuşsunuz ya bizler de hanımlarımızı aldatalım kıymetlerini bilmek için. Başka kadınlara baktım vicdan yaptım sen gibi değiller sen bir tanesin diyelim, olur mu?” 😀 bu kadar guzel bir cevap olurdu kirk yil dusunsem aklima gelmez :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sağolun Feyza Hanım :)

            Amacım güzel cevaplar vermek değil konuyu daha etkin bir şekilde örneklendirip izah etmeye çalışmak.(Öyle olduğunun zaten farkında olunduğunu biliyorum.) Ancak gına geldi artık bu konuda bir şey yazmak istemiyorum. Her şey gayet açık, gerek yorumlarla gerek yazılarla anlamak isteyene hitap edecek bir çok bilgi, görüş ve örnek var. Ben biraz safım yani gözüm kapalı, insanlar anlamıyor da o yüzden soruyorlar sanıyorum baksanıza iş öyle değil hepsi neyin ne olduğunu bizden daha iyi biliyor maşallah…

            Benim bu konuda bu kadar yorum yazmamın sebebi şu. Zamanında belki nötr olduğum bir konuyu neredeyse sekiz yıldır gözlemleme imkanım oldu. En mutlu arkadaşlar tek maaşla yetinebilen ve hanımı çalışmayan arkadaşlar. Elimde o kadar güzel örnek varken niye popüler kültüre kulak vereyim ki. Ayrıca evlenmezseniz çalışan ya da çalışmayan hanım gibi bir derdiniz olmaz :)

          • Demet diyor ki:

            Fatih Beyin sözü oldukça hoşunuza gitmiş ama çalışamamanın ezikliğini yaşadığınızın farkında değilsiniz ya da farkındasınız bu şekilde bastırmaya çalışıyorsunuz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Demet Hanım.

            Hiç güleceğim yoktu :)

            Yazdığınızın tam tersi bir durum var. Sizin ezikliğini hissettiğini söylediğiniz durum zaten Feyza Hanım’ların yakın çevresinde yadırganan bir durum. Bırakın çalışmayı tahsil için karma ortamları tercih eden hanımlara bile pek sıcak bakılmıyor. Yani Feyza Hanım öyle ezik falan değil tam tersi kral.
            Eğriye eğri doğruya doğru benim memleketimde yaşamış olsa ezik muamelesi görmez ama kral da olmaz. Pek tercih etmiyorlar. Zaten biz de bunu eleştiriyoruz. Peki nasıl eleştiriyoruz. Artısını eksisini bir arada sunarak.

            Hayatı yakın çevrenizden ibaret sanmayın. Arkadaşım memleketinde tesettürsüz kızların evlenemediğini, tercih edilmediğini, kızların evlenmek için tesettüre girdiğini söylediydi. Bizim orada da tam tersi. Tesettürlü kızlar yadırganmaz ama tesettürlü olması bir artı da getirmez hatta tercih edilmemesine sebep olabilir. Bu yüzden çok yakınlarım dahil bir çok hanım tesettürsüz. Şimdi ezik muhabbeti yapmışsınız, önceden de yazdım bu sefer daha açık yazayım, özellikle burnu havada öğretmen kızlar dinlesin. Benim çevremdeki çalışan hanım meraklıları bırakın çalışan eş istemeyi mesleğini seçiyor. Öğretmen hanımı beğenmiyor. Yani Demet hanım, ortamına göre bizi de ezikliyorlar. Ona göre konuşun :) Taş yerinde ağırdır…

            Rabbim tüm çalışmak zorunda olanların yükünü hafifletsin, borçlulara borçlarını ödemeyi nasip etsin. Para kazanmak, çalışmak, ev geçindimek hiç kolay bir iş değil. Bu durumda olan hanımlara da gayret, sabır ve güç versin. Ben gördüğümü yazayım. Geçim derdiyle karı koca çalışanlara Allah yardım ediyor zaten. Ancak daha yok mu daha yok mu diye çalışan hanım isteyen erkeklerin ve çalışmaya meraklı kadınların da istediklerini veriyor.

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Aslında Fatih bey yazılacak cevabı gayet mantıklı şekilde yazmış anlayana.. Ama lütfen herkes haddini bilsin. Çalışmayan hanımlara ” kadının elinden telefon düşmüyorsa, tv izlemeyi, uykuyu, tembelliği seviyorsa sıkılmaz tabiki. Neden sıkılsın evinden..” yorumunda bulunmanız hiç hoş değil.
            Ben ev hanımıyım Evimizde TV yok, sabahları 7de evden çıkacak eşime kahvaltısını özenle hazırlarım sonrasında kızım uyanır zaten. Evimi toplarım düzenlerim yemeğimi hazırlarım kızımla hergün kışın da dahil bahçede oynarız 5 vakit namazım tesbihatım kitap okumam var hergün nefes aldığım. Eşim gelmeden şöyle bir kendime çeki düzen veririm. Eşim gelince zaten yemek yeriz çay içeriz evde oyunlar oynarız 😊. Şöyle bir oturup çok sıkıldım ne yapsam dediğimi hatırlamıyorum evimde. Ben onun hizmetini severek yaparım o da bana elinden geldiği kadar destek olur ağır işlerde yardım eder(nevresimleri değiştrmek cam silmek gibi..)
            (Bu arada tabiki sorunlarımızda oluyor ama konuşuyoruz, evliliğimizin ilk kavgasından sonra küs uyumamaya söz verdik çok işe yarıyor herkese tavsiye ederim:) )
            Haftada bir sohbete haftada bir aile büyüklerimizi ziyarete gideriz. haftada bir komşularmla otururuz. Haftada bir eşim izinli zaten beraber oluruz. Haftada bir de misafrim olur illa. Benim hamd olsun hiç sıkılacak zamanım yok. Hatta insanlar TV seyretmeye nasıl vakit buluyor gerçekten hayret ediyorum.
            Bir de çalışamamanın ezikliği demişsiniz. Ben istesem çalışabilecek bir yeterlilikteyim. Ama beyimin hanımıyım ve bu ünvan bana fazlasıyla yetiyor.
            Benim çalışan hanımlara eleştirim yok herkes kendi hayatına bakmalı. Öyle mutlulularsa herkes razıysa kendileri bilir beni ilgilendirmez.
            Bir ev hanımı olarak “EZİKLİK, TEMBELLİK” gibi ifadeleri kabul etmiyorum.

          • Feyza diyor ki:

            Demet hnm, sadece espri anlaminda cok hosuma gitti ve oldukca yerinde buldum. Yani hala okuyunca komik geliyor, sizle bir ilgisi yok inanin. :) Sizi tanimiyorum dahi ve siz de beni…
            Calisma hayati isteseydim once okuma hayatini tercih ederdim. Calisma hayati bana gore degil, bunu eziklikle ya da imkansizlikla bagdastirmak sizin su-i zanniniz olur. Vebali de haliyle uzerinize.. (tabi diliyorsaniz hakkimi helal ederim sorun degil)
            Okuma hayati deseniz okuyabilirdim. Ne maddi ne ailevi ne saglik vs herhangi bir engelim olmadi. Hani liseyi bir sevkle bitirip uni.sinavina hazirlanip da kazanamadigim icin “kedi ulasamadigi cigere mundar der”, kazanamadigin icin boyke diyorsunuz deseniz hakli olabilirdiniz. Ama daha ortaokulda okul hayatindan huzursuz olup acik liseye yoneldim. (Acik liseyi dahi sonradan tetcih ettim, cunku vazifeli oldugum yerlerd diploma zorunlulugu getirilecekti ve elimde bulunsun istedim).Halbuki liseye hep ustun zekalilari almiyorlar ki, beni de yalvarsaydim alirlardi :) sadece okuma enerjisini farkli bir yola kanalize etmeyi tercih ettim.
            Calisma hayati deseniz rekabet gerektirir, mucadele gerektirir, erkeklerle birarada olmayi gerektirir, evli olsam cocugumu birakip gitmemi gerektirir, bekar olsam calistigim yerde belki de hic haz etmedigim insanlardan, hic dunya gorusumun uymadigi insanlardan emir ve talimat almami, tasvip etmedigim soz ve eylemlerine eyvallah dememi gerektirir (hic mizacima uyan bir durum degil) Mizacima uymayan bircok kosulu icinde barindiriyor, niye ihtiyacim olmadigi halde bu yonteme tevessul edeyim ki ?
            Hem sonra her gun belli saatlerde is icin yollara dusmeye, o eziyeti cekmeye mukabil aldigim ucret beni mutlu etmez ki ruhen tatmin olmadigim surece, kendimi taniyorum.
            Benim aklim evde kalirsa hem, ben kendimi biliyorum, iyi bir calisan eleman olamam. Yani calistigim isyerine de haksizlik olur o kadar fonksiyonel biri degilim. Aldigim maasi hakedecek verimi saglayamam ki.. ruhum evde bedenim ofisteyken..
            Benim ilgi alanlarim cok cok farkli. Maddi bir ihtiyac halim yok elh. birikimim de olmasa da. Evlenince de zaten insaallah beyim olacak insan calisacaktir. Insaallah bana luzum kalmaz.

            Bunlari size aciklama mahiyetinde yazmak istemedim ama calismayan her insani gercek yasaminizda da eziklikle itham ediyorsaniz, belki olaya farkli acidan bakip bunun “kisisel bir tercih” olabilecegi ihtimalini de nazar-i itibare alirsiniz diye bakis acinizi genisletme adina gerekceleriyle yazdim.
            Vicdanen bir agirlik altindasiniz sizi anliyorum. Allah yardimciniz olsun gercekten zor. Sonucta 18 aylik be beginizle nasil daha fazla vakit gecirebilirimin derdinseniz ve bu bir anne icin zor olmali. Birinci bebeginizin durumunu ikinciyle kurtarsaniz daha ikinci cocugunuzu nasil buyuteceginizi dusuneceksiniz. Sizi anliyorum haklisiniz ben de olsam dusunurdum bunlari..
            Allah bebeginize hayirli, yuvanizin huzurunu daim eylesin. :)

          • Feyza diyor ki:

            Sagolun Fatih bey.
            Kimin ne muamele ettiginin bir onemi yok benim icin. Kral olmayayim da insaallah evlenince evimin ve esimin sultani olayim, o yeter. Belki zamanla terfi de ederim 😀

          • Sadece Fatih diyor ki:

            İnşAllah gönlünüzce olur Feyza Hanım :) (inşAllah=Allah’ın izniyle, umarım değil…)

  12. Feyza diyor ki:

    Ziyaeddin bey yazilmak istenip bir turlu yazilamayan bir konuya deginmissiniz ve cok guzel izah etmissiniz.
    Ilahiyat mezunu Din kulturu yeni ogretmen olmus bir arkadasim tayin oldugu yerde parmagina yalandan yuzuk takmakta bulmus careyi. Dediginiz gibi erkekleri birakin, artik anneleri dahi belli meslek grubu hanimlara meslegi oncelikli, o kamu senin bu kamu benim gezip uygun adaylara talip oluyorlarmis. Hakikaten cok ilginc…
    Arz talep dengesi kismina da katiliyorum ama bu insanlar yine de belli bir sartlanmislikla calisan hanim/gelin arayisina yoneliyor olmalilar ki ortada henuz gelin aday adayi dahi yokken zihinde meslegi hedeflenmis oluyor. Yani bir durun bakalim, belki de siz halisane niyetle yola ciksaniz kanaatkar ve mutevazi bir kiza rastlayacaksiniz, bu telas nedir?
    Kadin istihdami da erkeklerin is hayatindaki konumunu zorlastirdi ve kendisine is dunyasinda rakip olan kadinlari saf disi birakamayan erkekler, rakipleri ile kol kola yurumeyi tercih etmeye basladi. Bukemedigin eli opeceksin misali, tercihlerini bu yonde kullaniyorlar artik. Ne diyebiliriz..
    Evlilik akdinin kira kontratindan bir farki olmali tabi.
    Aslinda var, mesela ev sahibi dahi kira kontrati yaparken evini tutan kiracinin Kpss puanini sorgulamiyor, kiraci $$$ verse ^^^yani uzerine duseni yapsa kafi onun icin^^^, ya evlilik akdi?

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Feyza Hanım.

      Önceden de yazmıştım. Biz ev arkadaşımla birbirimizi beklerdik beraber yemek yiyelim diye evli olduğu halde akşam beraber yemek yiyemeyen “çiftler” var. Allah esirgesin bir de başımıza gelir falan… Hatırlıyorum çocukken dört gözle beklerdik babamızın akşam gelmesini öğlen de eve gelirdi genelde, akşam ve öğlen yemeği beraber yerdik. Bizim sivri akıllılar istediğ kadar inkar etsin beraber yemek yiyen insanların arasında bir bağ oluştuğu bilimsel bir gerçektir.(babanızı aklınıza getirdim kusura bakmayın)

      Hastalanıp gece yarısı ağlayan çocuğun yanına giden annesini istemeyip bakıcısı için …annemi istiyorum dediğini yazdım. Daha ne yazayım? Ne yazsak boşa. Feministler kendi doğurmamak için taşıyıcı annelik vb. kullanmaya başlar yakında. Erkekler de teşvik eder. Aslında çalışma hayatlı meraklı kadınlara yapılacak en iyi şey maaşlarını da alıp bize zaman ayırabilecek başka kadınlarla yemek :) yapamıyoruz tabi…

      Hele ki kendi imkanları yettiği halde çalışan atanmış eş diye tutturan erkekler ve anneleri. Siz çalışan kadınların oğlunuza kadınlık yapabileceğini mi sanıyorsunuz? Mesele salt ev işi değil. Ev işini biz de yaparız. Kadın eve yorgun argın gelecek. Karşı cinsten “arkadaşlarıyla” da vakit geçirmiş olacak. Dışarıya çıkıyorlar bakımlı olmamız lazım diyecekler güzelliklerini kocalarından çok başkaları görecek. Yahu analarımız diyoruz sizin gönlünüz nasıl el veriyor buna? Yoksa benim gelinim şurada şöyle şöyle atanmış diye gerinmek mi istiyorsunuz?

      Bir de madem bu kadar yazdın sen niye bu haldesin diyen olabilir. Benim ailem çalışmayan aday getiremedi önüme. Önceden de yazdım. Mesele zihniyet meselesi. Ailemin etrafında olan çalışmayan kızlar da aynı kafada. Hatta daha beterler. Koca bulacağız diye bir kilo makyajla gezip sosyal medyada mini etekle bacak bacak üstüne atıp poz veriyorlar. Bu kızlar mı benim evime sahip çıkacak?

      • Feyza diyor ki:

        Fatih bey, beraber yemek yeme konusunda kesinlikle katiliyorum. Zaten yemegin bereketinin, “beraber, ev ahalisinin toplanip yenmesinde” olduguna dair hadis-i serifte var bilirsiniz. Yani kim inkar eder bilmiyorum ama inkari bizim nezdimizde mesnedsiz ve gecersiz.
        Aile sofralari sadece yemegin bereketi degil ki, sohbetin, muhabbetin sicakligin da tesisi icin gecerli. Insan en mukellef sofraya dahi tek basina otursa, bir cay demleyip ekmek peynir zeytinle sohbet esliginde yerken o sofradan aldigi tadi alamaz benim fikrim.
        Arz talep dengesi kisa vadede cozulmez Fatih bey sanmiyorum. Aradan birkac nesil gecer, paranin saadet olmadigi, yalniz yaslanan ve huzur evlerinin kabul edemeyecegi yasli nufusun cogalmasi sosyal istatistiki verilerle saptanir, genc nufus azalir, bosanmalar toplumu tehdit edecek kadar artar ve kadinlar Sosyalist/Komunist ulkelerdeki kadinlarin bu rejimin enkazlari altinda kaldikca nasil da ozlerine dinmek icin cabaladiklarinin farkina varir ve ozlerine doek isterler..iste o zaman ufak ufak eve donus seramonisi baslar. Ikibinli yillarin basi kadinlarin evden cikmasindaki say u gayretinde, bir dagin eteginden yukari tirmanmayi temsil ediyorsa, bu yillarda zirveye ramak kaldi. Yogun bir caba ile zirveye ulasiyoruz. Bir sure de zirvede oturup basincin rahatsiz edici tesirini uzerimizde hissetmekle ve farkina varip ayilmakla gecerse, onumuzdeki on yillar da belki dagin diger yamacindan asagi inmekle gecebilir. Henuz tirmanma asamadindayiz, belki cocuklarimizin akibeti daha hayirli olur. Allah yardimcimiz olsun.

  13. Zeynep diyor ki:

    Ben de kadınların çalışması konusu geçtiğinde erkeklerin değiştiğini anlatmaya çalışıyordum sürekli çok dile getirmek de şikayet gibi oluyor diye cekinerek yorum yaziyordum hep .Bu yazıyı görünce
    çok sevindim gerçekten önceden kadınlar çalışmak konusunda ısrar ediyordu fakat günümüzde kadınlar çok fazla iş hayatında ve dışardan göründüğü gibi olmadığını görüyorlar artık .Erkekler esine calismani istemiyorum desin yüzde 80 i seve seve işi bırakır eminim. istanbul da farklı olabilir benim tanıdığım çoğu kadın bırakır deyim istanbulu hiç bilmiyorum

    • kevser diyor ki:

      Zeynep hanım özellikle istanbul öyle emin olun 😊😀mecbur olmasa kimse bu keşmekeşi çekmez bence.Allahu teala biseylerin farkında olan yaptığını bilinçli bi şekilde yapan uyumlu hayırlı insanlarla karsilastirsin.ben çalışmayı hiç ama hiç istemiyorum.bu sitede bu konuyla ilgili daha önce fanatik derecede görüşlerim olmuştu.ama işte bekarken issiz bi bayan olabilmek çok zor.ancak iyi tarafi:çalışan kız düşünen erkekleri baştan kendimden uzaklaştırmış olacağımı düşünüyorum😁sonuçta çalışan kız isteyen bir erkek benimle vakit kaybetmez bence.sadece kadınların doymak bilmeyen istekleri değil,hayatta evliliği bence zorlaştırdı.cunku standartlar artık çok yüksek.butun eşyaların en ucuzundan alayım deseniz bile epey bi tutuyor.daha önce de söyledim:Allah erkeklere zeval vermesin☺
      Beni hayırlı bir şekilde evde oturtacak kazancı çok fazla olmasa bile ele karşı erindirmeyen yerindirmeyen HAYIRLI kazancı olan yaptığını allah rızası için yapan birazcikta yakışıklı 😅birini nasib etsin.her insanın gönlüne giden yol farklıdır.Allah doğru kişiyle karsilastirsin ne olur Allah ım ne olur

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Kevser Hanım.

        Sizi eleştirmek için yazmıyorum. Biraz da boş laf belki yazdığım ama yakışıklılık ölçünüz nedir :)
        Biraz saçları az kel ama yakışıklı biri olsa.

        Sizin aradığınız bence salt dış görünüş ya da tipten ziyade duruş ve bakış. Bunu doğru ifade edebilirseniz aracılara işiniz daha kolay olur gibi. Yakışıklı olsun diye yazıyorsunuz yorumlara ama tipten ziyade mizacı tarif ediyorsunuz. Ruhlarınız uyarsa tipe ve başkalarının ne dediğine takılmayın. Bu dünyadan nice dilberler nice delikanlılar geldi geçti…

        • kevser diyor ki:

          Fatıh bey benim yakışıklı ‘dan ne anladigimi buraya yazmam uygun olmaz diye düşünüyorum.bir kız olarak…ben para istemiyorum.para bi şekilde kazanılır.fakir ama yakışıklı olabilir.cunku bazı ikinci eş olmaya razı kadınlar hep zengin adam tercih ederler.hicbir ikinci kadın fakir bi adam üzerine hayal kurmaz.o yüzden dediğim gibi fakir ama yakışıklı olsun.paranin ne zaman gelip gideceği belli olmaz ☺

      • Feyza diyor ki:

        Kevser hnm hayat o kadar da pahali degil aslinda biz hayati zorlastiriyoruz.
        En ucuzundan bile alinsa diyorsunuz ornegin. Neden zor olsun ki. Koltuk takiminiz bilmemne marka olmazsa o kadar da pahali degil. Bir de mesela bizim kulturumuzde, (kultur derken Turkiye cografyasini kastediyorum), kiz evi de elini tasin altina koyuyor. Mesela mutfak ve yatakodasi masraflari kiz evine ait oluyor ekseriyetle benim.gordugum. Bazi bolgelerde farkli da olabiliyor orn.Antalya yoresi ama ekseri bu dedigim sekilde.
        Geriye salon oturma odasi koridor vs kaliyor. Buralarda da perdeler bilmemne marka olmazsa, dev ekran tv olmazsa, zaten modasi gecti artik salonda vitrin takimlari konsollar pahali sus esyalari olmazsa ne kaliyor ki.
        Cocuk odasini da hamile kalinca doseyecekler hemen lazim degil.
        Bir de bu kisi evlenecekse ilkokuldan cikip evlenmiyor ki belli bir sure evlilik icin birikim yapmis oluyor damat ve ailesi. Iste kiz tarafiyla da bir isbirligi yapilsa ev buyuk oranda hazirlanir geri kalan eksikler de evlenince tamamlanir.
        Mesela nisan kina gecesi vs hersey icin salon tutuluyor yani ne gerek var? Bunlar standart ihtiyaclarla bir tutulmamali. Bana gore luks. Standart ihtiyac demek bir ciftin evlendigi zaman hayatini idame etirebilecek bir duzeni olusturabilmesi demektir ve hep diyorum, ana hatlariyla evi kurup geri kalan ihtiyaclari yavas yavas temin etmek eminim cok daha zevkli olacaktir.
        Gereksiz protokoller mesela. Yok gelin bohcasi yok damat bohcasi. O benim aileme su hediyeyi aldi ben onunkine bu hediyeyi aldim. Taki konusu dahi sorun ediliyor cogu zaman duyuyoruz ve bu dillendiriliyor.
        Hayat ilk evlilik asamasinda o kadar pahali degil biz pahalilastiriyoruz. Ama kira odeyen bir insan icin zor olabilir fakat bu zaten evliligin rutininde olusacak bir durum yani esyayla cok ilgisi yok bunun.
        Asgari ucretle uc tane birbirine ikiser yas aralikli cocuk buyuten okutan insan taniyorum. Esi de evde saga sola el isi yapiyor, koyden gelen erzaklari satiyor vs
        Evlerinden de hic ama hic misafir eksik olmuyor. Misafirin bereketinden midir nedendir bilmiyorum ama cok mutlu bir ailedir bu bahsettigim. Esiyle muhabbeti cok saglam. Hep kolkola markete, yuruyuse saga sola gidip gelirken gorurduk. Oyle ornekler var ki bu devirde nasil olur dersiniz. Allah yardim ediyor.

        • kevser diyor ki:

          Feyza hanım siz beni yanlış anladınız galiba.ben herşeyin en lüksü olsun demedim zaten.ancak hayat pahalılığından bahsettim.bana kalsa aldığım esya bozulmadığı sürece 50 sene bile kullanırım hiç sıkılmam yani.

          • Feyza diyor ki:

            “Sen” dili kullanmadim ki Kevser hnm, ” biz” dili kullanarak yazdim :) yani sozum size degildi, genel anlamda boyleyiz demek istedim. Bu arada 50 yil cok uzun bir zaman sahsen ben o kadar sure ayni esyadan sıkılırım :) O yuzden cok asiri pahali almayip zaman zaman evde degisim yapmak bana daha eglenceli ve daha mantikli geliyor. Hayata renk katar.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          Feyza kardeşim yüreğinize sağlık, çok güzel ifade emişsiniz. Aslında evliliğin maddiyat boyutunun tavan yapması biz erkeklerin belini bükmesi tamamen kız ailesiyle ilgili bir durum kız ailesi çok fazla altınıydı bileziğiydi istemez ise evi de başından sonuna dayalı döşeli istemez ise sadece mutfak,yatak odası ve oturma odası döşenip salon ve çocuk odası da boş bırakılırsa bence üç oda için ve diğer düğün masrafları için 20-30 bin arası evlilik yapılabilir.

          Ama gel bunu şuursuz müslüman ailelere anlat! düğün ömürde bir yapılır o halde en pahalı düğün salonu olsun derler. Sadece 2-3 saatlik düğün salonuna 10 bin tl belki daha fazla veren damatlar oluyor. Yok bu düğün salonunda asansör varmış gelin damat asansörden herkesin bakışları arasında aşağıya iniyorlarmış sonra konfeti patlıyor falan filan. Yani düğünlerimiz tamamem görsellik üzerine elalem ne der üzerine kurulu maalesef. Böyle olunca haliyle yanlış düğmeyle iliklendiğinden sonu da çabuk bitiyor. Dün bir öğretmen arkadaşın kardeşinin düğün mevlidine (yemeğine) gittik. Damatta öğretmen ama sünnete uygun velime dediğimiz düğün yemeği vermeyi uygun görmüşler bence çok güzel bir şey hem salonda tutmamışlardı bir tarikata bağlı evde verdiler yemeği. Yani iki taraf isteyince bende düğünlerde pahalılıktan lüksten kurtarılabilir. Ama burada en çok iş kız ve ailesine düşüyor. Çünkü ekseriyetle erkekler zaten düğünü nasıl en az masrafla kurtarırımın derdinler o yüzden işin erkek kısmı bunda dünden razı. Mesele kız ve annesi özellikle:))

          Rabbim anlayışla ailelerle karşılaştırsın inşaallah…

          Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim, haklisiniz. Bu konuda kiz ailesine is dustugu cok dogru. Yani soyle bir algi var, sanki evlenince dunyanin sonu geliyor. Dugun bir baslangic degil de final merasimi gibi. Aslinda tam tersi. Evlendikten sonra insanlar eksiklerini daha iyi farkeder ve zevkine gore alisverisi de zamanla daha guzel yapar. O hengamede ustelik de hic tanimadigi damat ve ailesinin huzurunda insan alisveris yaparken zaten utanir, cekinir ve begenisini ifade edemez ki. Bu evlilik dugunle baslayip biiznillah omur boyu devam edecek bir yolculuk halbuki.
            Ben sahsen birinden birsey istemekten cok utaniyorum, cekiniyorum. Yerin dibine girerim birsey isteyecegim zaman nazim gecen kisilerin disinda ve sonra da bunu telafi etmek icin elimden geleni musait bir zamanimda yapmaya gayret ederim. Yoksa cok utaniyorum.
            Bazen dusunuyorum da boyle alisverise filan ciksak herhalde gunu kurtarma disinda hicbirsey alamam. Cikmasam daha iyi. Ama ilerde esimle samimi olup birbirimizi tanidikca onunla beraber cikip istedigimiz seyleri almamiz cok zevkli olur. O resmiyetin icinde alsalar da utanirim ki. Zaten kendime ait maddi birikimim de yok benim pek, yani ne verecegim ki ne isteyeyim.
            Acikcasi bizim kulturumuzde de dugunler cok gosterisli olur. Bosnak adetlerini bilmiyorum bilir misiniz, gerci onun da cok farkli versiyonlari var. Ben kendi yoremizinkini cok iyi biliyorum ama oyle protokoller var ki bunlari mumkun degil yapamam. Protokol isleri zaten sevmiyorum beni . Bir ortama girince kendi dugunum bile olsa butun gozlerin uzerime cevrilmesinden cok utanirim kadin kadina da olsa. Elim ayagima dolasir heyecandan ama nasil sogukkanl olurlar bir gorseniz Maasallah. Aslinda izlemek keyiflidir kadin kadina eglencelerimiz cok da hostur ama bana gore degil. Sadece (kendimde de eskiden kalan) kiyafetleri, gelinin ciddiyeti, dimya deriz burda ise renkli salvarlari (bu salvar fasli diger bahiste gecmisti :) ), bir de gelinin; damadin ve kaynananin elini opmesi gibi bazi rituelleri hosuma gider. Diger konularda sinifta kalirim ve evlendigimde o yuzden gorunmez olmam lazim oyle boy gosterebilmem icin :) Hatta tek merasimle ilan edeyim yeter. Altin da cok takilir. Bana izlemesi keyifli ama yapmasi abartili geliyor.
            Bizim de cemaat cevresinde ekseri sade oluyor dugunler. Hatta kaldigimiz yerin bir konferans salonu gibi kismi dugun icin isteyen cemaat cevresinden kisilere tahsis ediliyor. Kur’an-i Kerim okunur, biraz sohbet verilir ve dugun yemegi(velime). Bu kadar. Kadinlarla erkekler ayri olur. Yani salon masrafi vs yapmayanlar cok oluyor ve Sunnete de uygun.
            Iki gonul bir olunca ne onemi var ki. Zaten gelinin cok fazla gozonunde olmasi ters geliyor. Mesela su an bulundugum ilde bir adet var. Bizim orda boyle sakinma yoktur. Dugunlerde zaten karisik yapilir karisik oynanir orda vs. Burda ise gelin arabaya inip binerken dahi buyuk battaniye gibi ortulere burunuyor ki kimse gelinligiyle gormesin. Buranin kulturel bir orfuymus. Gerci sair zamanda tesetture riayet ediyor mu bu da muhim. Hani sadece dugunde mi bu kadar sakiniliyor orf icabi bilmiyorum. Ama gelinlerin ozellikle de tesetturune sair zamanda riayet eden gelinlerin dugun gunu gelinlikleri tesetturlu de olsa arz-i endam etmesini hos karsilamiyorum acikcasi. Kulturel dugunler ve giysiler daha cok hosuma gidiyor zevk meselesi.
            O degil de Antalyali bir arkadas vardi. Onlarda kiz tarafi butun ev esyasini duzermis damat hic karismazmis :) Damat ve ailesi sadece altin takarmis.
            Yani iki aile arasinda konusup uzlasilacak seyler, acgozluluk edilmesin yeterli olur.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Zeynep Hanım.

      Erkek tek maaşla da ev geçindirecek durumdayken çalışan eş olsun diye diretiyorsa anlayışında bir sıkıntı var demektir. Bir kere evin geçiminden erkek sorumlu. Şu var, kısmetine karşısına çalışan bir hanım çıkar, evlenene kadar ya da çocuk olana kadar kadın işe devam eder sonra gereği neyse yapılır.

      Etrafımda şöyle bir örnek de var. Kadının kendi dükkanı var, insan çalıştırıyor. Evine gayet güzel zaman ayırıyor. Dükkanın mali işleriyle de kocası ilgileniyor, kadın yüke girmiyor. İşleri helal, ticaret yapıyorlar. Allah bereket versin iyi de kazanıyorlar. Arkadaş da evlenirken bu şekilde para kazanırız hesabı yapmamıştı. Kısmet, denk geldi. Ancak bu örnek bir istisna.

      Yazıda da eleştirilen erkeklerin eş adayı seçerken şöyle şöyle kız var dediklerinde, atanmış mı, kpss puanı kaç :) gibi sorular sormaları. Marifet diye yazmıyorum ama benim ilk sorduğum soru huyu suyu nasıldır, annesi nasıl biridir…

      Erkekler böyle sorunca ne oluyor biliyor musunuz? Özellikle bazı hanımlarda ki genelde öğretmenlerde şu karşıdaki küçük dağları ben yaptım havası oluşuyor, burunları everesti geçiyor… Arz talep meselesi, çözülür inşAllah.

      • Zeynep diyor ki:

        Ben de zaten es adayı ararken memur olsun atanmış olsun diye arayanlara karşıyım .6 yıllık evliyim hala sindiremedim eşime bu konuda çok kırgınım Allah biliyor .Ben böyle düşündüğünü bilseydim evlenmezdim öyle düşünen erkekler olduğunu evlenince gördüm .Hep bir şüphe var içimde beni sevdiğinden emin olamıyorum birturlu .Benim kızkardeşim ev hanımı biz yeni evliyken bekar di açık öğretimden üniversite okuyor bir kere konu açıldi eşim bana dedi ki atanmaz ise kim evlenir ki onunla dedi ciddi ciddi iyi bir kısmet de çıkmaz karşısına dedi bu sozleri duyunca tepem attı benim de daha iyi işte karşısına olduğu gibi srvebilecek insan evladı çıkar ben okuduğuma pişman oldum dedim .Yani benim eşim eşimin ailesi için çalışmaması anormal yoksa ben zaten çok güzel bir ortamda çalışıyorum Allah a şükür çok kazanmasam da bizi rahatlatiyor .Ben istiyorum ki istediğim zaman zorlandığım zaman ara verebileyim ya da bırakabileyim fakat ben işi bırakırsam biliyorum ki aramız bozulur ve bosanirsam yine çalışmak zorunda kalırim

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Zeynep Hanım.

          Diğer yazdıklarınıza katılıyorum ancak şu cümlenizi cımbızla aldım.

          “Hep bir şüphe var içimde beni sevdiğinden emin olamıyorum birturlu”

          Bu konuda vesvese yapmayın. Eşiniz sevmese evlenmezdi sizinle. İş hayatınız konusunda Allah gönlünüze göre verir umarım.

  14. Yasir diyor ki:

    Yazara teşekkür ederiz ama yazıda atlanan bir konu var ki o da boşanma meselesidir. Boşanmaların artması ve boşanma sonrası erkeğin maddi yükünün artması, belki de sevmediği ve hatta nefret ettiği kadına ömür boyu nafaka vermesi, çalışarak zor koşullarda elde ettiği varlıkların yarısını kadına vermesi de erkeği çalışan kadına yönlendiriyor. İnsan boşanmak niyetiyle evlenmez ama hayatın bir gerçeğidir. İnsan bunları düşünmeden de edemiyor.

  15. Yasin A diyor ki:

    Merhaba,

    Evlenirken hiçbir şekilde çalışan bir hanım istemedim. Karşı gördüm, doğru bulmadım hep. Fakat evlendim 4 yıl geride kaldı. 1 erkek çocuk (3 yaş) ile psikolojisi bozulan hanımım için acilen(!) çocuğu kreşe verme ve kendisine de çalışmasını, iş bulmasını tavsiye ediyorum.

    Şu anki pişmanlığım 4 yıldır kendine uygun bir işte çalışmasına mani olmam yanıma zarar kaldı. Maddi olarak değil, manevi olarak huzurlu ve rahat olmasını istediğimden dolayı hanımın çalışmasını istiyorum.

    • kevser diyor ki:

      Bir kadın niye evden ev ortamından sıkılır ki bi türlü anlamıyorum yani.bizler hatayı en başından yapıyoruz.kiz çocuklarını yıllarca erkek gibi okutuyoruz ondan sonra da ev ortamını sevmesini bekliyoruz.yani yanlış yaparak doğru sonuç istiyoruz.bir kadın neden evinden sıkılır bi türlü anlamış değilim.dsha doğrusu neden iş hayatına atılmak için bu kadar istekliler bunu anlayamıyorum.belki de karşılarındaki insanın yaptığı fedakarlığa değmediğini düşündükleri içindir bilmiyorum.

      • Demet diyor ki:

        İbadet edebilir, kitap okuyabilir ya da hobi edinebilir ama bunlar gün boyunca yapılabilecek şeyler değil. Oysa kadının elinden telefon düşmüyorsa, tv izlemeyi, uykuyu, tembelliği seviyorsa sıkılmaz tabiki. Neden sıkılsın evinden.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Demet Hanım.

          Kadınlar işyerlerinde her gün insanlığı kurtaracak bilimde çığır açacak çalışmalar yapıyor zaten.

          Arkadaşlarımın çalışmayan hanımları sizin ima ettiğiniz gibi değil bir kere evlerinde televizyon yok. Ev işlerinden kalan zamanlarda arapça kursuna gidenler var, dini sohbetlere gidenler…

        • kevser diyor ki:

          Demet hanımın söylediklerine bir ölçüde katılabilirim.evet dedikleriniz bi acıdan doğru olabilir sonuçta kitab okumak ibadet etmek bütün gün yapılacak işler değil.belki gün içerisinde 3-5 saati alır en fazla.birde benim de etrafimda gördüğüm kocası zengin olan ev hanımları sabahları erken kalkmiyorlar. Telefon ellerinden düşmüyor.dediginiz gibi bende bunları gozlemliyorum.ama ben şöyle düşünüyorum iş yerinde patronumu memnun etmeye calisacagima kocamı memnun etmeye çalışırım. Evet ev insani bazen bunaltır ama buna katlanmasam dışarının zulmüne katlanmak zorunda kalırım diye düşünürüm.insallah karsimiza da kıymet bilen birisi gelir

  16. İnce Düşünce diyor ki:

    Burada devamlı takip ettiğim 3 yazardan birisiniz :) bu yazınızı da beğendiğim kaleminize sağlık. Rabbim evlenme yolunda olan tüm hanım kardeşlerime ve içlerinde bana, evlenme yolunda sebat göstermeyi nasip etsin.Çalışma konusunda ısrarcı olan hanım kardeşlerime ve ailelerine de hakikati göstersin. Bir hanımın fıtratı ev için yaratılmıştır. Rabbim çalışmaya mecbur bırakmasın, kanaat ehli olanlardan eylesin. Selametle…

  17. Sümeyye diyor ki:

    Amin Halid bey, gayet yerinden bir yazı olmuş yine elinize sağlık.
    “Bu beklentiler sonucu hanımlar ben zaten çalışmak zorundayım ve çalışmam sebebiyle tercih edilmem garip değil, algısına sahip oluyor.” İşte tam da bu mesele yazınızın her harfine de katılıyorum ciddi bir dayatma söz konusu ve bayanlarında çalışması artık çok normalmiş gerekliymiş gibi duruyor.
    Ben şahsen bayanların ortamlarında şahit olmuşumdur. Kız arıyoruz ama okumuş olsun, çalısıyo olsun vs. Hatta anneannemin çevresi geniş olduğu dan aklında bulunsun okumuş ve kapalı kız arıyoruz derlermiş.
    Bazende kendinizi çalışmak zorunda hissettirecek kötü örnekler de çıkabiliyor… Allah her zaman bizlere Hayırlısını versin.

  18. Gelincik diyor ki:

    Son cümlenize aminnnnnn diyorum Ziyaeddin Bey yine harika bir yazı 😊😊

  19. cihad diyor ki:

    Amin Halid Bey. Kadınların çalışması hususunda erkeklerin(özellikle baba ve koca) kabahatini güzel izah etmişsiniz.

    Babalar kendince şöyle düşünüyor;
    Kızım çalışırsa hem bana faydası olur, hem taliplisi çok olur, hem de elin oğluna karşı güçlü olur yani bi sorun olursa basar boşanmayı çünkü elinde maaşı var. Çalışan bayanlarda boşanmanın çok olması, Allah’ın, bu zannı bir dua olarak kabul ettiğini gösteriyor.

    Erkekler(koca) ise şöyle düşünüyor;
    2*maaş olursa erkenden ev ve araba hem de en kalitelisinden. Fakülte mezunu kadın da erkeğin yanında havalı duruyor veya en azindan toplum öyle görüyor. Dolayısıyla tüm bunlar nefse hoş gelen şeyler olduğu için karşı konulması çok zor oluyor. Mü’min için hırs sebeb-ı hasaret olduğundan ekseriya elde ettiği paranın bir hayrida olmuyor kendisine. Keyfi olarak ve tavizlerle çalışan bir kadının kazandığının bir bereketi de olmuyor yani.

    Zaruraten çalışanları şöyle bir kenara ayirirsak, işin altında yatan en mühim sebepleri bunlar görüyorum. Kadının çalışması konusunda erkeklerin uydurduğu hikaye ve mazeretlerin hepsini işin kılıfı olarak görüyorum çünkü işin ucunda maaş olmasa hiçbiri tercih etmezdi. Mesela bir kadın Allah rızası için bir yardım kuruluşunda 8-5 çalışsa yani bütün gün evde olmasa o pek demokrat,eşitlikçi ve anlayışlı gibi gorunenlerinin hiçbiri kabul etmez.
    Ama işin ucunda menfaati olduğu için çalışanların etrafında dört dönüyorlar. Nefsin arzusuna amade bir akıl da bir kılıf buluyor.

    Selametle…

  20. Sadece Fatih diyor ki:

    Bilinçli olarak çalışma hayatından kaçan kadın sayısı çok az. Çalışmayan bir çok kadın bazı hassasiyetler sebebiyle değil iş bulamadığı için evde oturuyor. Ev hanımlığı da hakkıyla yapılırsa çalışmaktır aslında.Tahsil muhabbeti de öyle. İmkan bulsalar onlar da kariyer sahibi olacaklar. Ayrıca eğitim öğretimin de içi boşaldı. Dini hassasiyetleri sebebiyle zorunlu eğitimin ardından standart tahsil yolunu seçmeyen çok az istisna hariç eğer kişi tahsil imkanı bulamıyorsa eğitim de alamıyor. Eğitim alan kesimde de diplomalı cahiller türüyor.

    Çalışan kadınlara neden çalıştığını sorarsanız alacağınız cevap kocama sormadan her istediğimi alabiliyorum oluyor. Ben de yeni mezun olduğumda kadına çalış diyemen nafakasını karşılamak zorundayım diye düşünsem de içten içe küçük bir geliri olsa fena olmaz diyordum. Neden mi? Bu yazdığıma hanımlar kulak versin. Günümüzde kadınların maddi istekleri ve düğün masrafları erkeklerin gözünü gerçekten korkutuyor. O zaman aldığım maaşın üçte biri kira üçte biri benim masrafımdı. Yani hanıma ayıracağım pay üçte bir maaştı. Yani evli olsam günümüz kızlarının isteklerine yetişemeyecek durumdaydım ki anne babada da olmayınca düğünü neyle yapacaktık? (Çok şükür öyle bir derdim olmadı :) )

    Bizler annelerimizin bir gün olsun babalarımıza maddi konularda yüklendiğini gördük mü? Varsa da istisnadır. Bazı arkadaşlarım bir çok eşyalarını evlendikten sonra tamamladı. Ancak biliyorum ki maalesef onlar istisna. Damadın ailesine ev aldırıp gelin ve damadı kredi borcuna sokanları da gördük.

    Kız babalarına da soruyorum. Damadın evi var mı arabası var mı atanmış mı? Bu soruları da sorun yine ama neden içkisi var mı kumarı var mı da sorulmuyor. Hatta biraz parası varsa bazı şeyleri örtüyor damat arada bir içse bir şey olmuyor. Anneler de aynı kafada. Damat adayının arabası varmış, şusu varmış. Önceden de yazdım kariyerli bir arkadaşımın nikah yapılana kadar hanımına söylemediğini bir şeylerle geçiştirdiğini.

    Mesele maalesef arz talep meselesi. Kadınların isteklerine yetişebilmek için erkekler çalışan kadın istiyor, kadınlar da çalışıyor. Umarım rızık ve bereket kavramlarının unuttuğumuz anlamlarını tekrar hatırlarız.

    • Yasemin diyor ki:

      Sadece Fatih Bey sizin yazdıklarınıza yorum yapmama kararı almıştım ama dayanamadım. Etrafınızdaki bayanlar mi hep böyle yoksa sizin düşünceleriniz mi hep aynı kalıpta…yazdıklarınıza katılmıyorum. Sizin bahsettiğiniz düşüncedeki kadınlar yok mu evet var bence de.Ancak genellemelerinizi doğru bulmuyorum. Size göre kız, kızın annesi, kızın babası hep suçlu düşünceleri hep yanlış…
      Daha önce de yazmıştım yine yazıyorum. Kadın aldığı eğitimle insanlığa topluma faydali oluyorsa çalışırken ailesini ihmal etmiyorsa (eşini çocuklarını annesini babasını vs.) çalışmalı, çalışmalı, çalışmalı.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yasemin Hanım.

        Kaçırdığınız nokta şu, “size göre” yazmışsınız ya. Bu sitede yazdıklarımız şahsi fikrimiz mi yoksa aile kurmak ve onu ayakta tutmak için olması gereken genel geçer kurallar mı? Yazdıklarımızın referansı nefsimiz mi yoksa dinimiz mi? Bu soruları somut örneklerle cevaplamanızı rica ediyorum.

        Bana göre suçlu olduğunu söylediğiniz kişileri neyle suçladığımı açabilir misiniz? Bu konuda da somut örnek bekliyorum. Hangi yorum ya da ifademden bu çıkarımı yaptınız? Aksini örneklendirebiliyor musunuz?

        Düşüncelerimle ilgili aynı kalıpta demişsiniz. Böyle olması normal olanı değil mi? Bir gün başka diğer gün başka mı yazacağım herkesin bir duruşu, ülküsü olmalıdır bu hayatta. Buradan hareketle konuyu şuraya getireceğim. Beni kişisel olarak tanımıyorsunuz. Burada sadece fikirlerimizi görüyorsunuz. Bu fikirlerin sahibi Ali olur Ahmet olur Ayşe olur Fatma olur. Yazan kişinin kim olduğunun sizin için önemi var mı?

        Kendi vicdanınızı bastırmak için üç defa çalışmalı yazmışsınız. Gereği yok bir defa yazmanız yeterli, çok şükür bir kerede anlayacak kadar zekamız var. Kadınların çalışması haramdır diye doğrudan bir yasak yok bildiğim kadarıyla. Helal dairede olduktan sonra kimse Allah’ın haram kılmadığına haram diyemeyiz. Ancak kocası karısına senin çalışmanı istemiyorum derse karısı itaat etmek zorundadır. Bunu da hiçbir erkek keyfiyetten söylemez. Çok güzel bir söz vardır parayı sevmiyorum diyen yalan söyler diye. Bizler de pekala isteriz fazladan gelirimizin olmasını. Ancak huzurun sadece maddiyatla gelmediğini biliyoruz. Çalışmayan kadın belki eve maddi katkı yapmıyor ama evin manevi huzurunu sağlıyor. Sizin işinize gelmese de kariyerli bir çok bayan çocuğu olunca keşke diyorlar daha basit bir işimiz olsaydı diye. Bunu kavradığınızda umarım sizin için çok geç olmaz. Çalıştığım işyerinden iki kişi önerdiler ikisiyle de görüşmedim. Çift maaş tatlı geliyor kulağa ama gelin bir de boşanan kişilere sorun…

        İstediğiniz yerde de çalışın ya da çalışmayın, benim sizin kararlarınız üzerinde bir tasarruf yetkim ve sorumluluğum yok. Hayat sizin hayatınız…

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Yasemin kardeşimiz demiş ki :”Kadın aldığı eğitimle insanlığa topluma faydali oluyorsa çalışırken ailesini ihmal etmiyorsa (eşini çocuklarını annesini babasını vs.) çalışmalı, çalışmalı, çalışmalı.”

        — Kadının ekseriyetle aldığı eğitim islami bir eğitim olmadığından içi boş seküler bir eğitim olduğundan topluma çoğunlukla faydası olmuyor yararından çok zararı dokunuyor aldatmalar,boşanmalar tavan yapıyor.Çalışırken çoğunlukla ailesini,eşini,çocuğunu,annesini ve babasını da ihmal ettiğinden çalışmamalı,çalışmamalı,çalışmamalı diyorum…

        Vesselam…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Azmo kardeş.

          Ben de şöyle diyorum.

          Ne halleri varsa görsünler, görsünler, görsünler.

          Bazı kadınların da kariyer muhabbeti yaptığını görüyorum. Teknik üniversiteyi fakülte birincisi olarak bitiren arkadaşım özellikle çalışan kadınla evlenmedi. Ailesi hanımını zorunlu eğitimden sonra okuldan almış dini eğitim alabileceği yerlere göndermiş diye yazmıştım. Böyle insanların kafası çalışmıyor o yüzden çalışmayan hanımlarla evleniyorlar, bizim sivri akıllılarda da zeka fazlalığı var, kadınlar çalışmalı diye cazgırlık yapıyorlar.

          Kadınların çalışması uyuşturucu gibi. Alışınca da bırakmak zor oluyor. Kariyer deyip duruyorlar ya merak ediyorum bu insanların kariyerlerini. Kibire karşı kibir sadakadır onlara ne kariyerli insanlar sayarım ben bizim kafadan, ağızlarını açamazlar sonra… Duyan da uzaya adam yolluyorlar sanar. ÖSS dereceli kadınlar bile çocuk olana kadar anlamıyorlar ama çocuk olunca keşke daha basit bir işimiz olsaydı ya da hiç çalışmasaydık diye. Önceden de yorum olarak yazdım arkadaşımın dediğini. Puanlarını ziyan etmeyecekler diye hayatlarını ziyan ediyorlar. İlk paragrafta örnek verdiğim arkadaşımın eşi belki kariyerli ve tahsilli değil ama eğitimli. Ayrıca kapasitesi de var, onun ayarındakiler tıp okumuşlar. Allah bağışlasın küçük çocukları da var. İnşAllah kreşte değil bilinçli ve eğitimli bir ana kucağında büyüyecek.

          Kariyer peşinde koşanlar da yaşlandıklarında çok sevdikleri kariyerlerinin omuzlarına dayasınlar başlarını. Ahirette de kariyerlerinin karşılığını alsınlar…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sizin en hayırlınız, ailesine iyi davrananızdır. Çünkü ben ailesine en iyi davrananınızım . (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku