Canım Babam (“Tatlıya Bağlayalım” Kitabından)

13 Mayıs 2015Sema Maraşlı13 Yorum »

sevgi (1)

Uzun zaman oldu hikaye paylaşmayalı. “Tatlıya Bağlayalım” kitabından bir hikaye. Yaz üzeri düğünler arttı. Bir babanın kızına nasihatleri. Tüm evliler ve evlenecek olanlar için.

 

Canım Babam

Gelin arabasında âdeta cenaze havası vardı. Gelin ve damadın ikisi de bir karış suratla, hiç konuşmadan oturuyorlardı. Düğün az önce bitmiş, evlerine gidiyorlardı. Arabaya oturana kadar düğünde ikisi de zoraki gülümsemişlerdi. Artık bütün enerjileri bitmişti.

Oysa bu günü ne çok beklemişlerdi… İki yıl olmuştu tanışmalarına. Çok sevmişlerdi birbirlerini. Düğün günü ömrünün en mutlu günü olacak diye düşünmüştü Mehlika. Bu yüzden bugünü burnundan getiren kayınvalidesini bir kaşık suda boğmak istiyordu. Kayınvalidesi hiç kimseyi dinlememiş, ucuza gelsin diye kendi istediği düğün salonunu tutmuştu. Salon davetlilere küçük gelmiş, ayakta kalanlar olmuştu.

Mehlika ve annesi “Ele güne mahcup olduk!” diye çok fena sinirlenmişlerdi. Mehlika düğün boyunca söylenmese Abdullah için bir problem yoktu. Anne babası aksaklıkları gidermek için uğraşıyorlardı. Ayakta kalanlara sandalye ve masa ayarlamaya çalışıyorlardı.

Düğün bittiğinde Mehlika salonda anne babası ile vedalaştı. Annesinin yüzünden düşen bin parçaydı. “Seviyorum, âşığım demeseydin ben bu pintilere kız mı verirdim?” diye söylendi. Mehlika ne diyeceğini bilemedi. Babası kimseye göstermemeye çalışarak eline bir zarf tutuşturdu. “Bunu eve gidince mutlaka oku.” diye eğilip kulağına fısıldadı. Mehlika zarfı çantasının içine koydu.

Eve varana kadar hiç konuşmadılar. Kapıya geldiklerinde Abdullah anahtarı çıkardı, kilidin üzerine taktı fakat kapıyı açmadı. Döndü, Melika’ya baktı:

“Karıcığım gel şu an itibariyle bütün tatsızlıkları dışarıda bırakalım ve evimize iki sevgili olarak girelim. Yaşadığımız hiçbir şey bizden daha mühim değil.” dedi.

Mehlika “Tamam…” diyemedi. Düğün boyunca içinde biriktirip söyleyemediği şeyler vardı. Onları Abdullah’a söylemeden rahat edemezdi.

“Senin için söylemek kolay…” dedi. “Düğünüm burnumdan geldi. Tabii annenin yaptıklarını duymak istemiyorsun. Bundan sonra anneni asla görmek istemiyorum.”

“O düğün aynı zamanda benim de düğünümdü, sen üzüldüğün için benim de burnumdan geldi… Ne yapalım, olan oldu. Bunların hepsini dışarıda bırakalım diye sana gül uzatıyorum.”

“Kapıyı aç, ben çok yorgunum, ayakta durur halim yok.” dedi Mehlika.

“İyi o zaman, ben de yorgunum, bu akşam düğüne ait hiçbir şey duymak istemiyorum, yarın konuşuruz.” dedi ona karşılık Abdullah.

Evlerine girdiler ve hiç konuşmadan sessizce yattılar. Birbirlerine dokunmak bile istemiyorlardı. Mehlika düğün gecesi giymek için hazırladığı seksi ipek gecelik yerine ayıcıklı pjama takımlarını giyip yatağın bir ucuna kıvrıldı. Abdullah da diğer ucuna yattı. Çok yorgun olmalarına rağmen ikisini de uyku tutmuyordu, yatakta dönüp durdular.

Mehlika’nın aklına babasının verdiği zarf geldi. Yataktan usulca kalkarak çantasını alıp salona geçti. Zarfı açtığında içinden bir mektup çıktı. Babası ona mektup yazmıştı. Merak içinde hemen okumaya başladı.

Sevgili kızım, Mehlikam!

Bugün yuvadan uçtun. Artık kendi yuvanı kurma zamanı. İnşallah çok mutlu olursun. Mutluluğuna katkısı olsun diye bir baba olarak sana nasihatlerim var. Bunları sana söylemeyi düşündüm fakat “Söz uçar, yazı kalır…” derler. Kalıcı olsun diye yazmaya karar verdim.

Belki diyeceksin ki “Baba senin çok mutlu bir evliliğin mi vardı ki bana nasihat ediyorsun?” Biliyorum kızım, mutlu bir evliliğimiz yok, zaten bunun için yazıyorum sana.

Biz annenle birbirimize âşık olarak evlenmiştik; fakat aşkımız pek uzun ömürlü olmadı. Ben de annen de hata yaptık. Bu aşkın neden bittiğini, neden sevgisiz bir evliliğe kendimizi mahkûm ettiğimizi ben ayrı izah ediyorum, annen de kendine göre açıklıyor. “Kızlar annelerini model alır.” derler. Beni annenden soğutan hataları bu yüzden yazıyorum ki sen de aynısını yapma. Çünkü sen bir kadın olarak erkeklerin nelerden çok incindiğini bilemezsin. Bu sözlerim kulağına küpe olsun.

Yavrucuğum, erkeği üç şey çok incitir:

Birincisi: Karısı tarafından saygı görmemek, adam yerine konmamak erkeği çok incitir ve karısına olan sevgisini bitirir. Kadın kocasını evin reisi olarak değil de terbiye edilmesi gereken bir çocuk olarak görür, tenkit eder, azarlarsa yani erkeğin erkek olmasına izin vermezse karı-koca arasında muhabbet olması mümkün değildir. Aman kızım, kocana saygılı ol ki o da sana sevgisini göstersin.

İkincisi: Bir kadın kocasının ailesini sevmiyorsa, saygı duymuyorsa erkek karısına çok kırılır.

Canım kızım, eşinin ailesine saygılı ol ve onları sevmeye gayret et. Arkalarından konuşma. Hataları elbette olacaktır, hepimizin olduğu gibi. Hatalarına takılma, gözünde büyütme. 

Hiçbir erkek “Seni çok seviyorum aşkım ama anneni sevmiyorum…” diyen bir kadının sevgisinin gerçek olduğuna inanmaz. Kadınların çoğu bu ifadeyle söylemese de eşlerine annesini sevmediğini her vesile ile anlatırlar. Bir erkeğe “Annen dedikoducu, annen cimri, annen arkamdan konuşuyor, annen temiz değil…” denmesi erkek için “Sen dedikoducu, kötü bir kadının kötü oğlusun…” demektir. Erkekler bunu “Sen kötü kadının iyi oğlusun…” diye anlamazlar.

Erkekler korumacıdır. Vatanı aileyi korumak bizim vazifemizdir. Sadece eşimizi ve çocuklarımızı değil; annemizi ve kız kardeşlerimizi de korumak isteriz.

Kocanın annesi hakkında söyleyeceğin her kötü söz; kocanın kalbine attığın kocaman bir ısırıktır. O ısırık yüreğini kanatır, içini sızlatır. Isırık izleri yan yana çoğaldıkça büyük bir yaraya dönüşür. O yaralı yürekle seni ne kadar sevmesini bekleyebilirsin?

Erkeğin kalbi kadınındır; kadının kalbi de erkeğindir. Eşin kalbinde senin sevgini taşıdığı için o kalp sana aittir. O kalbi kırma, yaralama, iyi bak ki sevginiz zarar görmesin.

Kocana annesinin hatalarını göstermek için boş yere uğraşıp onu kırma. Kadınlar zannederler ki biz erkekler annelerimizin hatalarını görmüyoruz. Oysa annelerimizin bütün hatalarını görürüz; fakat eşlerimize itiraf etmek zorumuza gider. Annemiz nasıl küçükken bizi koruyup kollamışsa biz de onu koruyup kollamak isteriz. İşte bu yüzden kadın kayınvalidesinin hatalarını söyleyince erkek hatasını gördüğü halde annesini savunur.

Kayınvaliden senin arkandan konuşsa bile sen onun için kötü bir şey söyleme kızım. Birbirini kötüleyen iki kadının ortasında kalan erkek daha çok annesinin tarafında olur, ona inanır. Onunla kan bağı ve uzun bir geçmişi vardır. Onu doğuran, büyüten, üzerinde o kadar emeği olan annesine sırtını dönüp karısının yanında yer almak istemez. Akıllı bir kadın hiçbir zaman kocasını annesi ile kendi arasında bırakmaz.

Kocana annesinin hatalarını göstermek istiyorsan ona annesini öv, annesi hakkında iyi şeyler söyle. Mesela annesi:”Karın kötü, dağınık…” diyor; sen “Annen çok iyi bir kadın, onu seviyorum” diyorsun. Ne düşünür erkek? “Karım ne kadar iyi bir kadın, demek ki annem onu kıskandığı için arkasından konuşuyor.” O zaman annesi senin için ne söylerse söylesin kocan ona inanmaz, tam aksi, güzel tutumundan dolayı seni takdir eder.

İşte böyle güzel kızım. Kocanın ailesi ile uğraşma. Sevginize kendi elinle zarar verme. Kayınvaliden ne yaparsa yapsın, sen doğru davranışı gösterirsen mutluluğunuza gölge bile düşüremez.Gelinler yardım etmezse kayınvalideler evliliklere zarar veremezler.Kocanla yapacağın hiçbir tartışmaya ailesini karıştırma. Ailelerimiz bizim zayıf yanlarımızdır. Onlara gücümüz yetmez, istesek de değiştiremeyiz onları. Bu yüzden kocanı hiçbir zaman zayıf noktasından vurma ki senden nefret etmesin.

Üçüncüsü: Bir babanın kızına söylemesi ne kadar uygun olur bilmiyorum ama erkeğin yatakta karısı tarafından reddedilmesidir. Bu da erkeği çok fazla yaralar, incitir, karısından soğutur.

Sevgili kızım Mehlika’m,

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Sözlerimi okuyup geçme, bu sözlerde yılların tecrübesi var. Bunları annene anlatamadım, biz mutlu olamadık; ama sen anla ve mutlu ol kızım.

                        Seni çok seven baban.

Mehlika, elinde mektup, uzun uzun düşündü. Mektubu iki kez daha okudu. Sonra gitti, bu gece için önceden hazırladığı geceliğini giydi, saçlarını taradı ve yatağa girip sırtı dönük yatan kocasına sarıldı. Kulağına “Tatsızlıkları bir daha açmamak üzere geride bırakacağıma ve bundan sonra ‘sevdiğimi doğuran kadına’ iyi davranacağıma söz veriyorum.” dedi. Ona dönüp bakan kocasının gözlerinde gördüğü sevgiden dünyada daha değerli hiçbir şeyin olmadığını düşündü.

Sema Maraşlı “Tatlıya Bağlayalım” kitabından

Okunma Sayısı : 51.094

Yorum yapın

“Canım Babam (“Tatlıya Bağlayalım” Kitabından)” için 13 Yorum

  1. AZAPLI HAYAT diyor ki:

    Sayın sema MARAŞLI yı candan kutluyorum hislerimize ve yaşadıklarımıza tercuman olmuş yazdıklarını aynen yaşamış biri olarak nekadar üzülsem mi sevinsem mi bilmiyorum.Bu yazıyı evinde mutlu olmak isteyen kızlar okusun ve diğer evlenecek kızlara aktarsın diyorum. Bence bu yazı hem mutluluğu artırır hemde boşanmaları azaltır.ERKEK BİR DAĞ İSE KADIN ONUN SÜSÜDÜR.

  2. safiye diyor ki:

    Bu tur yazilar insani gaza getiriyor ama iki gun sonra eski halimize dönuyoruz. bu tür yazilari sık sık okuyarak -ilimle meşgul olarak- bu halimizi yeneriz diye dusunuyorum. Teşekkurler yazi için. Ama söylemek isterim ki
    ‘gecelik’ yakışmamış bu yazıya

  3. sevda diyor ki:

    Kadının üzerinde en büyük hak sahibi kocasıdır, erkeğin de annesidir. Evlilikte bu üç öğüdü tutan,hem evini hem ahir hayatını cennete çevirebilir.Sema Hanım bir erkeğin dilinden biz kadınlara nasihatin en büyüğünü sunuyor.
    Rabbimizi,anne babamızı ve kocamızı kendimizden memnun etmiş olarak ömrümüzü tamamlamak nasip olur inşaallah.
    Eşimizin hakkına girmeden nazlanabilmek ve mutlu edip mutlu edilmek dileğiyle…

  4. hüzün gecesi diyor ki:

    Babaya düşkün bir kız evlat olarak okurken çok duygulandim. Aile üzerine yazdiginiz kitapların çoğunu aldım ama biri hariç diğerlerini okuyamadim. Biraz zaman sorunu biraz da uygulama sahasının olmayışı nedeniyle okumayı ertelemiştim.
    Hikayedeki babanın kendi evliliğine dair yazdıklarıni okurken çevremde gördüğüm ve mecburiyeten devam eden evlilkler gözümün önünde canlandı ve sanırım böyle evlilikler azımsanmayacak kadar çok.
    Ne tevafuk ki dün akşam 1 yıllık bir evliliğin bittiği haberini aldım. Eğer söz konusu evlilikte kızın anne babası yazıda nasihat eden baba gibi davranıp kızım kocan nereye sen oraya diye nasihat etseler sonuç daha farklı olabilirdi belki diye düşündüm. Anlaşılan eskiler mecburiyeten de olsa devam yolunu tercih ediyorlar yeniler de soluğu aile mahkemesinde aliyorlar. Sonuç Allah katındaki en sevimsiz helal isleniyor.

    • adem diyor ki:

      bosanmanın helal olması ancak gerçek mecburiyetler durumunda olur. en ufak bir sıkıntıya gelememek, burnundan kıl aldırmadan evliliğe devam etmek isteyip olmayınca da boşanıyorum helaldir demek yanlış.. aile mahkemelerinin adını değiştirseler keşke. aileleri yıkma ve kocaları sindirme ve kadın haklarını öğretme mahkemeleri. sonuç zengin kadın ve herşeyi hatta sonraki hayatı da elinden alınmış çok sinirli ümitsiz bir koca. ve filmin sonu feminik lerin kadın cinayetlerine son yürüyüşleri..

  5. meryem diyor ki:

    okuyunca cok duygulandım bu aralar saygı noktasında eşime haksızlık ettigimide hatırlattı. Allah razı olsun sema hanım. Yazıyı eşimle de paylaşmak istedim ama”seksi ipek gecelik yerine ” cumlesini okuyunca illakı kafasında bişey canlanır diye okutmadım :) abarttıgımı dusunenler olur belkı ama ben bu derece eşimi sakınıyorum

    • kadriye öztürk diyor ki:

      selam ve dua ile evet bende koskoca bir hikayede <seksi gecelik< kısmından rahatsız oldum onun yerine daha uygun olan saten gecelik yada özel kıyafet filan gibi bi tanım olabilirdi kendim okudum ama eşime bu haliyle bende okumazdım .

  6. Abdullah Bir diyor ki:

    Yazamıyorum….
    Basmıyor parmaklarım tuşlara.
    Gözümde ki yaşlar engel oluyor önümde ki ekranı görmeme.

    Henüz söndürmüş olmama rağmen yeni bir sigarayı daha buluşturuyorum çakmağın ateşiyle.

    Görünürde sigarayı, gerçekte ise yılların acılarının biriktiği kalbimi yakmak istiyorum.

    Yazmam lazım, kusmak için yılların içimde biriktirdiği sıkıntıları…

    Aslında farkındayım derdimin yazmak olmadığını, amacım gözümden akan yaşlar ile rahatlamak, huzur bulmak.

    Ama…

    Yapamıyorum…

    Ve sadece kafamın içinde dönüp duran “BİZE NASIL KIYDINIZ EY KADIN GÖRÜNÜMLÜ ŞEYTANLAR” cümlesinin harflerinin ekranımda peşi sıra bir araya gelmesine engel olamıyorum.

    Sahi, çok mu zordu sizin için biz erkeklerin bin bir emek ve umut ile kurduğu yuvaları cehennem çukuru yerine dünya cenneti yapmak?

  7. Gulpembe diyor ki:

    Evet hikaye guzel ama Ben soyle dusunuyorum. Aslinda esler birbirlerinin ne istedigini cok iyi biliyor, fakat bilmek yeterli degil ki, hani hadis de buyurulur”..alimler helak oldu ihlasli olanlar mustesna”.
    Yani bir insanin giybet aliskanligi varsa, evlendikten sonrada bu devam edecek, k.validesinin giybetini yapacak yada kinci bir insansa evlendikten sonra da esine kin tutacak, inat ve uzlasmaz tavirlar takinacak, insanlari kucuk gorme huyu varsa zaman gelicek esini de horlayacak kucuk gorecek. O yuzden evlenecek kimselere tavsiye edilir; karsindaki kisiyi tanimak icin sadece sana olan tavirlarini baz alma; cunku o senin ne istedigini biliyor; ona gore bir strateji izleyecek, yani karakter makyaji yapacak, o haz ve hevesle hep aradigin iyi insan olduguna seni inandiracak. Dolayisiyla sen onun ailesine arkadasina, lokantadaki garsona nasil davrandigina , haklarinda ne dusundugune bak. Insani yolculukta, alisveris ve yemekte tanirsin misali onu hayatin icinde tanimak lazim.
    Babanin mektubu bu yuzden uzun omurlu olamaz, cunku kizin motivasyonu dis kaynakli, icten ic kaynakli degil, yani duygulandi gaza geldi 2 gun bu nasihatlari tutar fakat 3.gun ne ise o olur yine. Ayni sekilde evlilik krize girer danismana gidilir; liste ve odevler alinir, birseyler yoluna girecek gozukurken eskiye geri donulur. Cunku o motivasyon kayboldugu zaman sen kendin degismedigin icin yaptigin makyajdan bikarsin, kucuk bir krizde Kim oldugun yine ortaya cikar. Bu pedagojide de boyle, butun cocuk egitim kitaplarini bitirirsin, artik dikkatli sakin sevecen bir Anne olcam dersin, an olur sinirinle basa cikmayi ogrenmedigin icin okudugun kitaplarin hatrini unutur bagirirsin cocuguna, bile bile cignersin butun kurallari cunku onlar haz ve heves olarak kaldi, strateji ile buraya kadar. Bilgiyi icsellestirmek, hayat tarzi haline getirmek gerek. “..alimler helak oldu ihlaslilar mustesna”

    • sekku diyor ki:

      Hikaye çok güzel.Samimiyetle hayatına uygulayabilene Allah rahmet etsin.
      Büyük oranda haklısınız ve gerçekçi düşünüyorsunuz.Bir kitap okudum hayatım değişti demek için kitabı hayatınıza uygulamanız gerekiyor.Anlık hevesle sadece o anı kurtarırsınız. Allah’ın varlığına inanmakla,O’na iman etmiş olmak yerle gök arasındaki fark gibi,bence.

    • özgürlük türküsü diyor ki:

      “Bilgiyi içselleştirmek…”Cok önemli bir nokta. Allah razı olsun

    • nur diyor ki:

      Bilgi yi nasil icsellestirecekmisiz kardeş ne yaparak okuyarak olmuyo uygulamaya çalışınca uc gun sonra eskiye dönüyor diuosun nasil olacak.

      • gulpembe diyor ki:

        icsellestirilmis bilgi karakter haline gelmis bilgidir. mesela bir doktordan sigara icmemesini, bir polisten kirmizi isikta gecmemesini beklersiniz. sadece gorev esnasinda bunlara dikkat ediyor, kendi halinde dikkat etmiyorsa bilgisini ozumseyememis demektir.
        yukarda anlatmaya calistim aslinda, bir insanin karakteri guzelse evliliginde de guzel bir es olur. giybet yapma huyu olan insan, kocam uzulur kayinvalidemi kotulemeyeyim diye dusunerek susarsa bu ancak 2 gun surer. ama giybet buyuk gunahtir, ben bundan uzak durayim derse daha istikararla giybetten uzaklasir.ilkinde taktik, ikincisinde icsellestirme var.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve esirgeme var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunlarda düşünen kavim için ayetler vardır.(Rum Suresi 21.ayet)"

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku