Carlamanın Yaptırım Gücü

02 Ekim 2017Sema Maraşlı72 Yorum »

7_bBozulan bir eşya ile ilgili gelen yetkilinin işin bir kısmını yapıp önemli bir şeyi eksik bırakması üzerine servise durumu aktardığımda servis yetkilisi bana aynen şöyle dedi. “Biraz carlasaydınız yapardı.”

Önce bir şaşırıp kaldım, ne diyeceğimi bilemedim. “Carlama” kelimesi o güne kadar kullandığım ve muhatap olduğum bir kelime değildi.

Anlam olarak hoş olmayan ve kulağa pek de hoş gelmeyen bir kelime olarak “carlama” elbette bildiğim bir kelimeydi fakat o gün kullanım olarak kelime hazineme eklenmiş oldu. Tam anlamı için TDK ya baktım:

“Bağırarak konuşmak; çok söylemek. İlân etmek, duyurmak; nara atmak, haykırmak” olarak vermişler anlamını. Çok carlayana da “Carlak” deniyormuş.

Carlamanın yaptırım gücüne takıldım. Carlamanın yaptırım gücü var mı?

Evet, bizim toplumda carlamanın ciddi yaptırım gücü var. Zira aileler genellikle çocuklarına “hayır, olmaz” dediği şeyleri onlar bağırarak ve ağlayarak istediklerinde yaparlar. Böylece çocuk şunu öğrenmiş olur. “Bağırarak şer çıkararak istediklerini yaptırabilirsin.”

Böylece kız ve erkek çocuklar küçükken carlama alışkanlığı edinir. Fakat bu alışkanlık erkeklerden ziyade kızlarda devam ediyor. Bunun sebepleri ayrı bir konu.

Tabii carlama alışkanlığında çocukluktan edinilmiş olmanın yanında anneyi modelleme de önemli.

Ataerkil görünümlü anaerkil bir toplum olduğumuz için ve kızların pek çoğu annelerinin babalarına carlayarak bir şeyler yaptırdığı gördükleri için, kızlar annelerini modelleyerek onlar da kocalarına bağırarak bir şeyler yaptırma alışkanlığı ediniyor olma ihtimali de yüksek.

Erkek çocukları ise carlayan anne karşısında susan ve onun isteklerini yapan babayı görünce, carlayanı görünce teslim olmayı öğreniyorlar.

Velhasıl bizim toplumda carlama işe yarıyor mu yarıyor. Evlilikte carlak kadınlar kocayı korkutup onun üzerinde tahakküm kurabiliyorlar mı kurabiliyorlar.

Fakat carlayan kadınların gözden kaçırdığı şey şu ki carlayarak istediğinizi yaptırdığınız koca sizden nefret ediyordur ve en kısa zamanda da intikamını alır. Oysa isteklerinizi kadın fıtratına uygun bir şekilde nezaketle söylerseniz eşiniz gönülden yapar. Yapılmayan isteklere de nasip deyip geçmek lazım.

Zaten kendini bilen Rabbini bilen saliha bir kadın kocasına carlamaz. Sözüm sadece carlak kadınlara.

Gelelim asıl meseleye: Carlak kadınların bir araya gelip hükümet üzerinde yaptırım gücü kullanmaları konusuna.

Maalesef ki günümüzde feminist dernekler “Carlak Kadınlar Topluluğu”na dönüşmüş durumda. Hoşlarına gitmeyen her şeye bütün kadınlar adına carlıyorlar. Tam anlamıyla carlıyorlar yalnız. Bağırma, küfür, hakaret her şey var.

Hak aramanın da bir edebi olmalı ama onlarda yok. Zaten isteklerinin çoğunda haklı da değiller.

“Biz kadınlar…” diye başlayan cümleler kuruyorlar. Sokaklarda bağıra çağıra yürüyüşler yapıyorlar.

Oysa biz dini referans alan kadınlar onların istedikleri pek çok şeyi istemiyoruz. Fakat onlar carladığı için bizim sesimiz duyulmuyor.

Twitter dan feminist dernekleri takip ediyorum. Sürekli hükümet aleyhine carlıyorlar. Her gün bir yeni twitter hesabı açıyorlar seslerin daha iyi duyurmak için.

Carlayan kadınlar, hükümet üzerinde yaptırım gücünü de fark ettiklerinden beri daha çok carlıyorlar.

Sadece hükümeti bırakın kurumlar bile bunlardan çekiniyor. En yakın zamanda okullar açıldığı hafta bir ortaokulda kantinin yarısına kızlar yarısına erkekler yazılarak iki ayrı sıraya girmeleri için bir düzenleme yapılmış. Ne kadar güzel düşünülmüş.

Teneffüs zilin çalması ile hurra kantine koşan ergenlerin ders zili çalmadan bir şeyler alma telaşı içinde erkek çocuklarının bir iteleme kasıtlı olmasa da bir çarpma dokunma durumu olma ihtimaline karşı kızları korumak adına güzel bir uygulamaydı.

Fakat bu feminist dernekler “kız erkek ayırıyorlar” diye twitter dan carlayarak tepki gösterdiler diye okul ayrımı kaldırdı. Onlarda sevinç naraları attılar.

Carlayanlar istediklerini yaptırdılar. Okul müdürü mü korktu milli eğitimden mi uyarı geldi anlaşılmadı fakat uygulama kaldırıldı,

Eminim o okulda pek çok kız çocuğu olan veli, kızlarının ayrı bir kantin sırasında sakin sakin istediklerini almasını tercih ederdi. Fakat onlar carlayanların karşısına çıkıp “hepimiz adına konuşmayın biz istiyoruz” demedikleri için bütün veliler kız-erkek karışık olsun istiyormuş durumu oluştu.

Şimdi ise yeni yasama yılının açılması sebebi ile feminist dernekler “Müftülük ve Mağdur Hakları Tasarıları” na karşı “Bu yasalar böyle geçmez” diye carlıyorlar, yürüyüşler yapıyorlar.

İtiraz ettikleri tasarılar da bizlerin kabul edilmesini istediğimiz konular.

Meclis daha önce önemli konularda maalesef ki carlak feminist kadınları ciddiye alıp önemli tasarıları geri çekti bu da onları cesaretlendirdi.

Yetkililer “Hak ve Adalet”ten yana olmak yerine üç beş slogana ve yürüyüşe bakıp korku ile hareket ettiler.

İnşallah vekillerimiz bu dönem kadın korkusu ile değil Allah korkusu ile hareket ederler. Yoksa dünyaları da ahiretleri de ziyan olur.

Yeni yasama yılının hayırlı olması duası ile…

www.cocukaile.net 

 

Okunma Sayısı : 8.439

Yorum yapın

“Carlamanın Yaptırım Gücü” için 72 Yorum

  1. .../nisa diyor ki:

    Müslüman olup Türkiye’ye yerleşen Rabia Christine Brodbeck’in tespiti

    Bazı kadın derneklerine gittiğimde orada feministliğin çok yoğun olduğunu görüyorum. Ben feminizmin ana yurdundan geliyorum, büyüdüğüm ortam aldığım eğitim hep feministlik üzerineydi. Ben o kalıpların ne kadar dar olduğunu görerek bıraktım ve peygamberimizi seçtim. Hiç zorluk yaşamadım tam tersi üzerimden büyük bir yük kalktı. Depresyondan kurtuldum.

  2. Gul diyor ki:

    sema hanım yazılarınızı beğenerek okuyorum ve bazen hemcinslerinizi yerden yere vuruyorsunuz sanki o izlenim oluyor bende genelde.
    İslamiyet ve kadın ?
    Bunun üzerine evlendiktikten sonra cok düşünmeye başladım, Almanya’da avukatım ve eşim ile evleneli 3 yıl oldu. Eşim ile sorunlu bir şekilde kabustuk , ailem benim gibi okumuş Türk birini istediler bende Türk dini bütün biri ile evlendim. Hep tesettüre girmeyi cok istiyordum yalnız adım atamıyordum buda esimin desteği ile oldu. Yalnız evlendikten sonra esinin ailesinin yanına taşındık ve gidiş gelişlerimiz hep vardı. Eşim ailesine düşkün ve bana ilgisiz. Bundan şikayet edince ben İslamiyete aykırı bir sey yapmıyorum. Ailem ile konuşmuyor bunu dillendirdiğimde ben İslamiyete karşı bi sey yapmıyorum diyor . Sen aileme mecbursun bakmaya ve bunun gibi sebepler beni hem ondan hem
    Ailesinden uzaklaştırdı .aileside köydeki gibi kalmışlar her seye evet diyen bir gelin.
    Mesleğime gelince ben bıraktım ama yeni başladım iki ay oldu.
    Uyumlu bir çift değiliz surekli ailesi üzerinden benim
    İle tartışıyor ,

    • Gul diyor ki:

      Hakkı’mı helal etmeyecem, obur dünyada benim Hakkı’m üzerinden kalkamayacaksın diyor, ben ahiretimi kapanarak , dini bütün birini alarak kurtardım sandım ama böyle gözüküyorki hem ahiretimi hem dünyamı karartım
      Cok iyi bir nasihate ihtiyacım var, Sema hanımın evlilik Okulu kitabını kendime rehber yaptım yalnız ben iyi oldukça beni ezmek istediler
      Bana yardım ve dua edin
      Çocuğumu babasız büyütmek istemiyorum

    • Meryem diyor ki:

      Gül hanım
      Evli olmadigim için sizi pek anlayamam .O yüzden yanlış ta anlamış olabilirim. “Her şeye evet diyen gelin “Su günümüzde hatta son 10 yılda böyle ağzı sus pus herşeye evet diyen gelin kalmadı. Ayrıca gelin de insan nasıl Herşey e evet desin ??Ayrıca eşinizin ailesi bakıma muhtaç mi bilmiyorum ama eşinizin size bu şekilde hitap etmesi yanlış. Kadın evinin ve çocuklarından mesul .Ailesine karşı elinizden geleni de yapmanız eşinizi sevdiginizi gösterir. Lakin içinizden gelmiyorsa bir mecburiyetiniz yok .Vicdanen yaparsınız o ayrı. Sonuçta bizde yaslanacagiz ayni durumda bizde olacağız. Hiç bir şey yapamıyorsaniz bakıcı tutarsınız. Ama tercih yine sizin

    • Abdullah Bir diyor ki:

      GÜL HANIM’a…

      “ailem benim gibi okumuş Türk birini istediler bende Türk DİNİ BÜTÜN biri ile evlendim. Hep TESETTÜRE girmeyi cok istiyordum yalnız adım atamıyordum buda EŞİMİN DESTEĞİ ile oldu.” DEMİŞSİNİZ

      Ailenizin damatları ile alakalı olan dünyevi beklentilerine ( makam, itibar, statü, para vb) karşı çıkarak kendinize koca olarak, yaşantısı İSLAMİ olan ve MÜSLÜMAN olarak YAŞAMAYA ÇALIŞAN birisini seçmeniz DOĞRU bir karar, bu tercihiniz için sizi tebrik ediyorum.

      Belki farkında değilsiniz ama “Tesettüre Girmek” (kapanmak) konusunda Allah (cc) sizin niyetinizde ki samimiyetinizi ve sabrınızı TEST-İMTİHAN ETMEK için size bir fırsat vermiş, sizi KOCANIZIN AİLESİ ile imtihan etmek istemiş olabilir. Bir avukat olarak bu “OLAYA-DAVAYA” kazanılması gereken bir dava olarak bakmanız işinizi kolaylaştıracaktır.

      Diğer taraftan;

      Sizin mutsuz, huzursuz ve stresli olmanızın görünürde ki sebepleri bunlar olsa da sizin yaşadığınız hayattan bunalmış, sıkılmış olmanızın ASIL-ESAS SEBEBİ daha önceki-eski hayat tarzınız ( tesettürsüz, relax ve islami hassasiyet olmayan) ile şimdiki-İslami hayat tarzınız ( tesettürlü, istekleri İslami kurallar ve Allah’ın emirleri nedeniyle sınırlanmış ) arasında kalmış olmanız.

      Farklı bir ifade ile, kendinizi çaresiz, yalnız ve bunalmış hissettiğiniz bazı zamanlarda yeni hayat tarzınızla ilgili yaptığınız değişiklik-seçim konusunda HATA yaptığınızı düşünmeniz.

      İnsanlarda sebepleri her ne kadar farklı görünse de bu tür DUYGUSAL GEL GİTLER yaşamak, sizin gibi hayatının akısında köklü değişiklik yapan bir çok kadının geçiş sürecinde karşılaştığı en büyük problemdir.

      Çünkü ŞEYTAN ve NEFS kendisinin sözünü dinlemeyen, kendisini terk ederek ALLAH’ın İPİ’ne sarılmayı tercih eden Allah kullarını en kolay yeneceği, tekrar kendisine köle edeceğini düşündüğü zayıf noktalardan insanlara saldırır. Şeytanın ve nefsinizin oyununa gelmeyin, bu dava sizin DÜNYA ve AHİRET saadetiniz, huzurunuz için mutlaka kazanmanız gereken bir dava, pes etmeyin.

      Hayırlı düşünce ve işlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun.(amin)

      • Gul diyor ki:

        Sayin Abdullah Bey

        Yorumunuz icin tesekur ederim, yazinizi bir kac defa üst üste okudum.Okurken sunu fark ettim aslinda o kitaplarda okudumugumuz dinimizi içtenlik ile “ilim” ile yaşayanlarda var, bunu his etmek ve bilmekte güzel bir nimet. Dinimizi ilimden,bilgiden uzaklaştırıp yasıyoruz ve İslamiyetin bizi yönetmesine izin vermiyoruz aalinda. Nefsimize yenik düşüyoruz/um…

        Tespitinizde dogru olabilirsiniz , samimiyetim sınanıyor olabilir. Yıllarca tesettüre girmek istedim ve onun gunahlarini omuzumda taşıdım , kim bilir kac kisi giyimimi örnek aldı, bide hic farkında olmadığım kişilerin gunahinida almis olabilirim. Sınavdayız sonuçta…

        Zorlaniyorum , oyle cok zorlanıyorum ki anlatamam. Eskiden teseturlu bayanların aslında ne kadar şanslı olduğunu düşünürdüm ve güçlü .Yalniz cogu aslında basını kapatmış, ilim, namaz, dinimizden uzak bir Tesettur. Korkuyorum onlara benzemekten bu bayrağı Hakkı ile taşımamaktan korkuyorum…

        Esim ile sorunlarımız beni cok yoruyor, ve ona karşı görevlerim , eşim sıklıkla Hakkı’mı helal etmiyecem diyor, ailesi ile anlaşamıyoruz. Bir orta yol bulmaya calisacam, Nefs ımı ezmenin belkide ilk yolu onlardan geçiyordur

        Samimi dua ve yorumunuz icin Allah razı olsun

        Sağlıcakla kalın

        • Abdullah Bir diyor ki:

          GÜL HANIM’a…

          “…Korkuyorum onlara benzemekten bu bayrağı Hakkı ile taşımamaktan korkuyorum…” Demişsiniz.

          Yüreğinizde ki “samimiyet ve Tahkiki İman” sahibi olma isteğiniz bu cümlenize ve ifadelerinizin tamamına en küçük zerresine kadar yansımış.

          Bu farkındalığınız ve çabanız için bir Müslüman olarak sizi tebrik ediyorum.

          Diğer taraftan;

          “NEFSİMİ EZMENİN belkide ilk yolu onlardan geçiyordur” demişsiniz

          Burada küçük bir müdahale yapacağım izninizle.

          Ezilen nefs fırsatını bulduğunda veya sizin bu mücadelede gevşediğiniz ilk anda sizden intikam almaya, hiç beklemediğiniz bir anda sizi “eski halinize” (onun güçlü, sizin zayıf olduğunuz zamana) döndürmek isteyecek ve bu konuda da başarılı olacaktır.

          Bu nedenle;

          NEFSİNİZLE SAVAŞMAYIN, ONU EZMEYE KALKIŞMAYIN, ONU “İSLAH-TERBİYE” ETMEYE ÇALIŞIN.

          AZGIN NEFS kıymetini bilen, onu terbiye-ıslah ve ona hükmedebilen için güçlü,hızlı ve sağlıklı bir YARIŞ ATI gibidir. Sahibini-binicisini kısa sürede ve sağ sağlım ulaşmak istediği menzile ( Allah’ın rızası ve cennete) ulaştırır.

          Bu dünya mücadeleniz sırasında ki hayırlı düşünce ve işlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun.(amin)

          • Gül diyor ki:

            Abdullah Bey

            Nefsinizle savaşmayın demişsiniz…İslahin yolu nasil? Bir yerde bir eksigim var onu bulsam belki bu çukurdan bir nevi kurtulacağım.

            Kalpler Allah’ı anladıkça huzur bulmaz der Allah’ın kelamı. Eksikliğim bu ayette belki, cok uzaklaşdım Ondan.

            Size bir sey danışacağım ve gerçekten vereceğiniz tavsiye benim icin cok önemli olacak. Eşim kendi hatalarını pek görmüyor ve kabahatli hep benim gözünde.aileme karşı tavırlı ve kesinlikle irtibatı kesmiş ama ben oğlumun hatrı ve kalbimi kin ile doldurmamak icin ailesi ile bağımı kesmedim.Yalniz mesafeliyim.
            Esim beni hep eleştirir, ilgili degil, insani özel his ettirecek hic bir davranışı yok. Bazen belkide evlenmek icin evlenenlerden diyorum. Benim Hakkı’mın altından kalkamazsın diyor ve ben İslamiyette baktığımda dedikleri dogru. Böyle bir evlilikte rehberim ne olmali ?

            Tavsiyenizi bekliyecegim

            Saygılar

          • Abdullah Bir diyor ki:

            GÜL HANIM’a

            Cevabi yazınızı okudum, sorunuzun cevabını “basit ve sıradan” bir kaç kelime ile geçiştirmek istemiyorum müsait olduğum ilk fırsatta detaylı bir yazı ile sizin sorunuza cevap vereceğim inşaallah.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            GÜL HANIM’a

            “Tavsiyenizi bekliyecegim” DEMİŞSİNİZ

            Talebinize istinaden size yardımcı olmaya, Allah’ın ve sizin izin verdiğiniz ölçüde de sıkıntınızı/probleminizi çözmeye, derdinize derman olmaya çalışacağım inşaAllah

            Sizin yazdığınız halde görmediğinizi düşündüğüm bazı GERÇEK ve PROBLEMLERİN ASIL SEBEPLERİ’ni size göstermeye ve NE YAPARSAM HUZUR BULURUM ve MUTLU OLURUM sorusunun cevabını vermeyi yine sizin tercihinize bırakacağım.

            Bismillah…

            “Eşim kendi hatalarını pek görmüyor ve kabahatli hep benim gözünde.”

            Bir insanın bir şeyi görmesini, dikkate almasını, önemsemesini istiyorsanız ve bugüne kadar denediğiniz yöntemler sizin o insana göstermek istediğinizi şeyi görmesini sağlamadı ise GÖSTERME YÖNTEMİNİZİ DEĞİŞTİRİN.

            İnsanlar bazen yakın çevresine karşı kendilerini kapatarak, (sorunlardan ve aktif çatışmadan kaçmak vb sebeplerle) problemleri veya insanları gördükleri halde görmüyormuş gibi, fark ettikleri halde fark etmiyormuş gibi, önemsedikleri-değer verdikleri halde önemsemiyormuş, değer vermiyormuş gibi davranabilirler.

            Veya yansıtma yöntemi ile yaşadığı sorunların kaynağının başkaları veya karşısında ki kişiler olduğunu söyler; bazen bu bakış açısı uzar ve bir süre sonra kişi buna kendisi bile yürekten inanmaya başlar. İşte o zaman durum içinden çıkılmaz bir hal alır, hatta çevresinde ki insanlar ile çatışma kaçınılmaz olur.

            Bu durum genellikle kişinin rahatsız olduğu konuyu, davranışı veya süreci sorunun muhatabı olan insana anlatamamasından veya anlattığı halde muhatabının problemin/konunun çözümüne yönelik gerekli hassasiyeti göstermemesinden; problemin bir parçası veya problemin kaynagı/asıl sebebinın kendisi olmadığına dair reddi söylemlerinden kaynaklanan ÇÖZÜMSÜZLÜK karı koca arasında ki
            ” sağlıklı ve çözüm odaklı ” iletişimi önce minimize eder, sonra da tamamen bitirir.

            İletişimi biten karı-koca arasında ki “duygusal-ruhsal-tensel bağ” zayıflar, taraflar evliliği “mecburi bir birliktelik/ortaklık” olarak görmeye başlar. Sevginin olmadığı bu süreçte saygı da yok olur. Bazı ailelerde bu dönemde yaşanan “sözlü tartışmalar belli bir süre sonra fiili çatışmalara dönüşür” O andan sonra da bu evlilik her iki taraf için de “bir an önce bitirilmesi gereken bir işkence sürecine dönüşür”

            (DEVAM EDECEK)

          • Abdullah Bir diyor ki:

            GÜL HANIM’a… (2.BÖLÜM)

            Dinimizi ilimden, bilgiden uzaklaştırıp yasıyoruz ve İSLAMİYETİN BİZİ YÖNETMESİNE İZİN VERMİYORUZ aslinda. NEFSİMİZE YENİK DÜŞÜYORUm… DEMİŞSİNİZ

            Çoğu kadının yap(a)madığını yapmış, problemin kaynağının KENDİN(m)İZ olabileceğini/olduğunu kabul etmişsiniz.

            Bu aslında kişinin sahip olduğu sıkıntıyı, Problemini çözmesinin EN ÖNEMLİ ve İLK ADIMI olan davranış şeklidir.

            Bunu fark etmiş olmanız sizi benzer/aynı problemleri yaşayan diğer kadınlardan DAHA AKILLI ve ÇÖZÜME DAHA YAKIN KADIN yapar.

            Çünkü geçmişte ve günümüzde kocasıyla problem yaşayan kadınların en büyük hatası KOCASINI OTORİTE, YÖNETİCİ olarak kabul etmemeleri, kocalarına karşı Allah’ın emirlerine uygun davranmak yerine “Şeytanın ve nefislerinin” dayatmalarına, kendilerini (kocaya itaat lazım ama her kocaya değil, Allah ve Resulu bu ayette HAYIRLI KOCALAR dan bahsediyor, senin kocan hayırsız, bu nedenle senın kocana itaat etmen gerekmez; sen de Allah’ınkulusun, senın de söyle söyle HAKLARIN VAR, sen kocanın KÖLESİ DEĞİLSİN, bu ayetin manası kocaya itaat değil, bu ayette amaç MUBALAGA yapılmış, böyle bir hadis var ama bu hadis zayıf, mevzuu, ravisi sakat) vb KADIN NEFSİNE HOŞ GELEN ifadeler ile aldatmasına boyun eğmeleri sebep olmaktadır.

            Şeytana ve Nefsine aldanan ve yenik düşen kadınların “beşeri veya İlahi ilimler” konusunda eğitimli olması veya eğitimliymiş gibi görünmesi sizi aldatmasın.

            Allah’ın kadının kocasına karşı olan sorumlulukları konusunda kulvar dışına çıkmak için 40 takla atan kadınların çogunluğu KİTAP YÜKLÜ MERKEPLERDİR.( Cuma suresi 5. Ayet) Kafalarında taşıdıkları, sahip oldukları ilmin kendilerine faydası yoktur.

            Onlar İLİMLERİYLE AMEL EDEN kadınlar değillerdir.

            Hesap gününde onların “bize bunları söyleyen alim bildiğimiz kadınlar/erkekler, şeytan ve nefsimiz bizi kandırdı, onların sözleri yüzünden BİZ GÖRÜNÜRDE KOCAMIZA aslında ise RABBİMİZ’e ASİ OLDUK, biz değil onlar sorumlu, suçlu” demeleri onların CEZASINI ve AZABINI hafifletmeyecektir.

            Ayrıca bir hatayı-yanlışı-isyanı yapanların sayısının fazla olması YAPILAN HATA-YANLIŞ’ın DOĞRU OLMASINI SAĞLAMAZ, YANLIŞI DOĞRU YAPMAZ.

            Bu nedenle siz,

            NEFSİNİZİN-SEYTANIN DEĞİL YÜREĞİNİZİN- ALLAH’ın SÖZÜNÜ DİNLEYİN.

            İçinizde ki sesin kime ait olduğunu ( Hak’ka mı, batıl’a mı ait olduğunu) size doğru olarak söyleyebilecek tek kişi ise SİZSİNİZ.

            Sonuç;

            Siz probleminiz konusunda ÇÖZÜMSÜZ- ÇARESİZ DEĞİLSİNİZ, ÇARE SİZ’ siniz.

            Hayırlı söz, iş ve eylemlerin(m)izde Allah yar ve yardımcın(m)ız olsun(amin)

          • Abdullah Bir diyor ki:

            GÜL HANIM ve TAHKİKİ İMAN SAHİBİ veya OLMAYA ÇALIŞAN HANIMLARA

            Şeytan veya Nefsiniz sizi bunalttığında; kocalarınızla yaşadığınız problemlere dayanacak gücünüzün kalmadığını düşündüğünüz ve PES veya İSYAN ETMEK istediğinizde

            “Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması ve bunların ötekilere mallarından harcama yapması sebebiyle, ERKEKLER KADINLARIN YÖNETİCİSİ ve KORUYUCUSUDUR. Onun için İYİ KADINLAR İTAATKARDIR. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık onlar da KOCALARININ HAKLARINA SAYGI GÖSTERİRLER ve namuslarını korurlar.” Nisâ sûresi (4), 34

            Ayetini hatırlayın. Çünkü Allah kendisi için yapılan hiçbir işi, eylemi, çabayı, hayrı, çekilen sıkıntıyı, zulmü YAPAN ve YAPILAN KUL için ÖDÜL ve CEZA anlamında karşılıksız bırakmaz.

  3. yavuz diyor ki:

    saray, fatma şahini çağırmış. herhalde bakanlığı döneminde kadın ve aileye vurduğu darbe yeterli olmamış ki ölümcül son darbe için tekrar görev verecekler. Ayrıca bilmem haberiniz var mı bugünlerde bazı platformlarda cinsiyetsiz tuvalet çığırtkanlığı başladı hatta internet üzerinden imza kampanyaları bile düzenlediler. Üniversiteler bu konuda başı çekiyor. Boğaziçi üniversitesi uygulamaya geçmiş bile. Çift cinsiyetlilere dikkat çekerek kendilerini haklı gösterme peşindeler. Sema hanım sonraki yazılarından birinde bu konuya da değinirse memnun oluruz

    • Yahya diyor ki:

      Yavuz bey
      f.şahini çağırsa ne olur çağırmasa… mevcut aile ve sos. pol. bakanlığı aynı istikamette gitmiyor mu?
      medyatik kadına şiddet davalarına müdahil oluyor… (niye oluyorsa? hani yargı bağımsızdı? yoksa başka işi gücü olmadığı için gözlemci olarak mı?)
      sokak hayvanlarına su ve mama ikram ediyor… (Allah razı olsun)
      başka??? unuttum y.dışında ülkemizi temsil ediyor… :) (hollanda nasıl ağırlayacağını şaşırmıştı)

      lutilik ve cinsiyetsiz WC olayı ile daha önce yazdığım bir çok yorumum olmuştu… ancak görüyorum ki endişeye mahal yok, torunlarının başına gelince düzeltiyorlar! hem biz evde ayırmıyoruz, ofiste, okulda mı ayıracağız… :)

      Selam ve dua ile…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yahya Bey.

        Evde ayırmak gerekiyor mu?

        • Yahya diyor ki:

          Fatih Bey,

          :)
          size bir anımı anlatayım, her insanın başına gelebiliyor
          yurt dışında bir kafe/rest. tarzı bir yere oturduk zor zahmet yiyecek bir şeyler seçtik. iletişim yok, yiyecek bir şey vs… insanın ihtiyacı geliyor (affedersiniz), lavabonun yerini beden diliyle sordum, adamda el kol hareketleriyle anlattı… gittim karşımda iki kapı, üzerinde anlamadığım yazılar yazıyor, hangisi bayan hangisi bay belli değil, kapıyı açmadan anlamanın imkanı yok, soracak kimsede yok. hele beklemeye hiç tahammül yok. Girdim bir tanesine… çok şükür içeride de kimse yoktu. Tabii yaşadığım stresi sormayın.
          Eğer müşterek olsaydı, hiç böyle sıkıntı, stres olmayacaktı.

          … devam edecek

        • Yahya diyor ki:

          Fatih Bey,

          bi’ keresinde de unisex wc’ye girmiştim…
          neyse anlatmayayım… siz tahmin edin!
          :)

          Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Hayal gücümü çok fazla zorlamayayım :)

            Siz de selametle kalın.

  4. Zeynep diyor ki:

    Carlamak çok kaba bir tabir kimseye yakışmıyor. Fakat toplum olarak Hayır demeyi bilmiyoruz bence ya sessiz kalıyoruz ya da bağırıp çağırıyoruz ortasi yok genelde.Ya da alışilmis normal bir şekilde tepkini dile getirdiğinde yok sayıyor duymazliktan geliniyor ancak carlamayi başarırsak sesimizi duyurabiliyoruz.Ben hiç carlamadım hayatım boyunca ama carlamanin yaptırım gücünün farkındayım. İşte mesela nöbet listesi çıkınca carlayan insanlar kafasına göre değiştirir.Ben normal bir şekilde rica ederim haksızlık yapıldığını gormussem bana idare et deyip carlayan kişilerin istediği yapılır. Carlamayan insanlar neden idare etmek zorunda kalıyor. Böyle böyle öğreniyorlar insanlar evlilikte bile öyle bana görümcem kayinvalidem bile der sesin çıksın biraz herseyi de alttan alma diye halbuki kendi oğlu kendi abisi alttan alma dedikleri ve eminim carlak biri olsam eşimi parmağımda oynatirdim ama ben istemem parmağımda bir erkek ,erkeği yöneten kadınlardan da yönetilen erkeklerden de nefret ederim

  5. hasen diyor ki:

    sema hanım sadece carlayan feminist kadınların istediği oluyor. bunlar carlayınca acaba birileri mi devreye giriyor ki hükümet bunların carlamasından korkuyor ve geri adım atıyor. bunların toplumda o kadar çok saygınlığı yok ki carlayınca oy kaybına neden olsun ve hükümet bunların carlamasından korksun.

    • Aadem diyor ki:

      Carlayanlarin biriside hükümete oy vermez ama carlayanlarin yüzünden ailesi yıkılan,oglu-kizi bosananlar, sadece şerefi ve namusu lekelenenlerin değil sulalelerininde oyu kaybediliyor. Düşman hale getiriliyor.ve bunada en çok carlayan kadın dernekleri seviniyor.

    • mustafa _/) diyor ki:

      Ben de merak ediyorum. İdarecilerimiz bu kadar mı liyakatsizler yoksa ciddi baskı ve tehdit altında mı? Dış istihbarat desteği varsa bu kanallar karşı istihbaratla önlenemez mi diyecektim sonra son yıllardaki gelişmeleri fark ettim. Dünyanın ekseninin kaydığı bir çağda hazırlıksız yakalandık

  6. carlak bi' feminist diyor ki:

    kadınların oy hakkı kazanmasından tut da, eğitim almasına; ev içi şiddetin suç kapsamına girmesinden kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesinin yasaklanmasına; nafaka hakkından, taciz suçuna, başörtü yasağından, başı açık gezme yasağına kadar kadın ve insan hakları kazanımı için dünyanın her yerinde kadınlar mücadele etti. carlayarak, ağlayarak, bağırarak değil. dayanışmayla, mücadeleyle, emekle.

    carlamanın bu kadar makbul ve işe yarar olduğunu düşünüyorsanız carlayın bakalım şikayet ettikleriniz için. carlamak, yazarak atıp tutmaktan, çok sevgili devlet büyüklerinize seslenmekten daha kolay olsa gerek.

    carlak bir feminist olarak, sizi temin ederim, o yasalar geçirmeyeceğiz. dileyen dilediği gibi carlasın.
    #YaşasınKadınDayanışması

    • Meryem diyor ki:

      Carlak Bi Feminist Hanım;
      Kadınlar oy kullanabilir, eğitim alabilir ona lafım yok. Taciz edenlere ceza verilebilir, başını örtmek isteyen istediği gibi örtebilir yada kim nasıl istiyorsa öyle giyinebiilir !! Ama anlayamadığım noktalar var ;
      Yorumunuzda ”kadın ve insan hakları kazanımı için dünyanın her yerinde kadınlar mücadele etti” demişsiniz. ”Kadın ve insan ” derken bu insan sınıfına erkekler giriyor mu sizin lugatınızda. İnsan haklarını savunurken ömür boyu nafakaya mahkum edilmiş erkekleri, kadınlardan şiddet gören adamları, açık saçık giyinerek ( dipnot:erkekler yaradılış ve fıtrat gereği nefislerine düşkün oldukları için bu tarz giyinen kadınlar onlara zülmediyor ve günaha sevkediyor) onları zor duruma bırakan ve bencilce hareket eden, sadece bankamatik gibi kullanılan babaların hakları da dahil mi ? Kadın dayanışması ya !!! malum onları doğuran da bir kadın -anne ve evlatlar üzülünce hali ile onlarda üzülüyor. Yani kadınları kadınlar yine üzüyor.

      Gelelim kız çocuklarının erken evlendirilmesine; Okullarda kız-erkek ayrı sınıf istemezler, kızın erkek arkadaşı olmasına müsaade edilmediğinde ”tutucu, baskıcı, özgürlük ”düşmanı olunuyor. Mesele erken evlendirilme ise sizin kriterinize göre yaş neyse ( örneğin 25 ise ) o yaşa kadar kızların erkek arkadaş-sevgili edinmeleri yasaklanmalı. Malum günümüzde sevgilisi olan kızların bir çoğu karı-koca hayatı yaşıyor , bir imza atmıyorlar sadece. Olayın resmi boyutu sizi rahatsız ediyor mu bilmem ama dini boyutu rahatsız ediyorsa dinle probleminiz var demektir. Yani bir kız çocuğu 17 yaşında erkek arkadaşı ile madden ve manen birliktelik yaşıyorsa medeni, çağdaş olunuyor ama bu dini*resmiyete dökülüyorsa ” kız çocuklarına erken evlilik oluyor ”.

      Mesele eşitlik ise eşit değiliz. Bunu kabul edelim. Yaradılış gereği bazı özelliklerimiz erkeklerden daha zayıf. Örneğin güç, mücadele, azim, akıl vs. Ama bizim de erkeklerden üstün yönlerimiz var, şefkat gibi. Yani eşit olmadığımızı en basit hali ile otobüse binince bile anlıyoruz. Nasıl mı ? Dolu otobüse binince bekleriz ki centilmen bir bey bize yer versin, onlar bizden daha güçlü olduğu için ayakta bizden daha rahat durabilir. Vesselam.

      • mustafa _/) diyor ki:

        Allah’ım ne büyük nimettir mü’min kadınlar. Ne büyük nimetir analar ve ablalar. Ne büyük nimettir kız kardeşler. Ne büyük nimettir zevceler. Ne mutlu gördüğümü görebilenlere. Ne büyük bir güven bu bütünlük bu nizamdaki. Erkeğinin kadınına kadınının erkeğine sahip çıktığı bir millette ne büyük mutluluk. Bundan mahrum kalanlara ne kadar da yazık..

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Mustafa kardeş peki ya abiler :)
          Bizi hiç hatırlayan yok. 😀
          Yorulmasın diye az mı taşımadık sırtımızda, yaramazlık yapınca gizlemedik. Annem kızdığında dövmek istediğinde ben girerdim araya. Sonra bir kaç kendini bilmez kadınlarınıza eziyet ediyorsunuz diyor, iftira attıklarının farkında bile değiller…

          • mustafa _/) diyor ki:

            Onu da kız kardeşlerimize sormak gerek. Benim hiç abim olmadı hep abi oldum :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş abilik zor zanaat :)

      • esra diyor ki:

        Meryem Hanım cok güzel ifade etmişsiniz, fakat bir konuda karşı çıkıcam ne yazıkki. Açık saçık giyinen kadınların erkekleri tahrik edip onları günaha sevketmesi devamlı dile getirilen bir konudur ama bence ne yazıkki olaya çok yanlış yerden bakıyoruz. Erkek dediğimiz (reşit, olgun, iradesi oluşmus diye algılıyorum ben) insanlar uygunsuz giyimli bir kadın gördüğünde muhakkaki rahatsız olur fakat kendini çok güzel koruyadabilir. burda asıl sorun çocuklar, hem kız hem erkek çocuklar. Ve ne yazıkki günümüzde bu konu hep erkeklerin rahatsızlığı üstünden bahsedildiği için sanki çok gereksiz bir konuyuş gibi algılanıyor ve çoğu çevrelerdende tepki görüyor. Ben çocuğumun sokakta usturupsuz giyinmiş kadınlarla (artık ne yazıkkki erkeklerle bile) karşılaşmasnı istemem, eğer gerçekten rahatsız edici durumdaysa uyarırırm gerekirse. daha kişiliği olumamış cocuğumun o gördüğündene tkilenmesi bir erkeğin etkilenmesiyle karşılaştırlamaz bile bence. Bu sebeple ben ne zaman böyle bir konu açılsa erkeklerin etkilenmesinden öte çocuklara dikkat çekmeyi daha uygun buluyorum.

        • Adamın biri diyor ki:

          Esra hanımefendi

          Erkekler kendini koruyabilir demissiniz. Ben bu konunun basit birşey gibi algilanmasini ve kadınlarin tabiri caizse bu konuda hüküm verir gibi konuşmasını kabul etmiyorum. Kusura bakmayın, bu sizin alaniniz değil. Siz bir erkeğin ( dinini yaşamaya dikkat eden) nasıl zorluk çektiğini bilemezsiniz. Zaten bilseydiniz böyle konusmazdiniz. Erkek gözüne hakim olmalı tabiki, ama sizin dediğiniz gibi iş erkekte bitiyorsa tesettürün hikmeti nedir? Dediğiniz gibi çocuklar için mi yoksa? Sizin bu ifadelerinizin feministlerin ” istediğimiz gibi giyiniriz, siz gözlerinize sahip çıkın ” sözünden ne farkı var?

          Hanımefendi kusura bakmayın, dediğiniz gibi o kadar kolay değil maalesef, keşke öyle olsaydı, sizden daha çok temenni ederim bunu emin olun.

          Ayrıca sizin için demiyorum , yeri geldi diye söylüyorum, eğer kadinlar istediği gibi giyinebiliyorsa, erkekler de istediği yere bakabilir ( dogru olan bu değil, anlasilsin diye söylüyorum ) kadınların özgürlüğü için erkeklerin özgürlüğünün kısıtlanmasini kabul etmiyorum. Neden erkekler yere eğilmek zorunda kalıyor, Ya da testtursuz birini görüp etkilenince sapık muamelesi görmek zorunda kalıyor. O zaman ben de etrafa bakmadan başımı eğmek zorunda kalmak istemiyorum, ben de özgürlük istiyorum…

          • esra diyor ki:

            ” istediğimiz gibi giyiniriz, siz gözlerinize sahip çıkın ” anlamını nasıl çıkardınız bilemiyorum. benim demeye çalıştığım yetişkin bir erkek umarım kendini korur, önlemini alır olmuyorsa da ben şahsen bunun için kendi tesetturumden ötesi için dertlenemiyorum. ama çocuklarımız için çizgi filmleri bile izleyip (ben çocuğuma izletmediğim olsa bile) uygunsuz gördüğümü şikayet ederim. ben çocuklara dikkat çekmeyi çok yerinde buluyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Esra Hanım.

            Adamın Biri Beye katılıyorum. Hatta benzer bir yorumu ben yapacaktım ki daha dolu ve kapsamlısını yapmış. Sırf polemik oluşmasın diye katılıyorum yazmamıştım ancak maalesef yazdıklarınızdan Adamın Biri bey’in anladığı şey anlaşılıyor. Dahası sokaktaki giyimden bahsediyorduk birden çizgi filmlere geçilmiş. Anlayamadım? Elbette çocukları koruyacağız ki büyüyünce onlara tesettür garip, açık giyinmek normal gelmesin. Şu an çizgi filmlerde kızlar şortlu ve üzerilerinde göbeği açık askılıyla tasvir ediliyor. Şimdi böyle bir hanımı dışarıda gören yetişkin bir erkek mi daha çok etkilenir yoksa çocuklar mı derseniz ben yetişkin erkek derim. Çünkü bu uygunsuz hal çocuğu sadece psikolojik olarak etkilerken yetişkin ve sağlıklı erkeği hem psikolojik hem de fizyolojik olarak etkiler ki bu da bilimsel bir gerçektir.

            Erkek kendisini nasıl korur önlemini nasıl alır? Bu da ayrı bir konu, öneriniz nedir? Benim yaradılışımda genlerimde hangi durumlarda ne olacağı kodlu. Mesela gıdıklanmak. Dokunulunca tepki vereceğim belli. Görmek de öyle. Uygunsuz görünümde bir kadın görünce vücudumun hormon salgılayacağı bilimsel bir gerçek. Yolda size birisi tokat atsa hesabını sorarsınız değil mi? Bizler de tesettürsüz ve tahrik edici giyinen kadınlardan hakkımızı ahirette alacağız inşAllah.

            Esra Hanım. Sanırım yurtdışında epey bulundunuz, geri dönmekten bahsediyordunuz. Türkiye’de maalesef işler farklı. Bu açıklamayı yapma sebebim şu. Belki bizlerle aynı görüştesiniz bilemiyorum ama bazen iletişim eksikliği sebebiyle anlaşmazlıklar çıkabiliyor. Feminizm cirit atıyor ülkemizde. Siz bu durumu bilemeyebilirsiniz. Tabi bu benim temennim. Eğer siz bu durumu bildiğiniz halde halen gözü haramlardan koruma konusunda sırf erkekleri suçluyorsanız kusura bakmayın bir derece feminizm etkisi altında kalmışsınız sonucu çıkacaktır.

          • esra diyor ki:

            Sadece Fatih Bey,
            Doğrusu hak verilmek kaygım yok ama şunu belirteyim şunda çok haklıyım ki, o an tepki, etki görmediğimiz sorunu küçümsemek hatta yok saymak çok büyük sorunumuz. Toplum olarak en büyük sorunumuz bile diyebilirim ben.
            Erkek olmadığım için ne hissedersiniz bilemem anca eşimin bana yansıttığı kadarını bilirim ve benden çözüm isterse kalabalık ortamlara gitmemeyi, mecbur kalmadıkça çarşı pazara çıkmamayı sunarım. Bizim genelde bulduğumuz çözümdür bu, belli mevsimlerde hele belli yerlere birkaç km harici yaklaşmayız. toplu taşıma kullanmayız (imkan elveriyorsa tabi). Dışarda yeme içme alışkanlığımızda yoktur zaten. Bizim seçtiğimiz otramlarda belli insanlarla görüşüncede çok büyük gerilimli durumlar olmuyor haliyle.
            Çalıştığınız yer çok rahatsız ediciyse tabi ona bişey diyemiycem.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Sayın Carlak Hanım.

      Biz sizler gibi carlayamayız merak etmeyin. Efendi efendi gider derdimizi anlatırız. Belki bu dünyada sizin kanunlarınız geçerli gözüküyor ama hesap zamanı Allah’ın kanunlarına göre yargılanacaksınız.

      Kadınlar oy kullanmasın dedik mi?

      Kadınlar eğitim almasın dedik mi? (Yapılarına uygun ve dini isteklerine uygun alsınlar dedik)

      Ev içi şiddet suç. Peki kadının eşine uyguladığı psikolojik şiddet mobbing için hiç yaptırım var mı? Mağdur erkeklerin de olabileceğini hiç düşündünüz mü?

      Erken yaşta evlendirilmeye karşısınız anlayabiliyorum. Peki aynı muhalefeti henüz reşit olmamış Aleyna T. adlı genç kız adeta pedofili malzemesi yapıldığında gösterdiniz mi? Delikanlı kızlar bizim pedden kullanır diye broşür dağıtılıp bekaret önemsizdir diye ahlaksızlık propagandası yapıldığında ağzınızı açtınız mı?

      Nafaka hakkı demişsiniz. Sizce bu hak mı yoksa kıyak emeklilik gibi bir şey mi? Benden ayrı yaşamak isteyen birine niye para vereceğim. Yoksa aldığı parayı o zamana kadar sunduğu bedeninin karşılığı olarak mı görüyor?

      Taciz demişsiniz. Yolda yürürken kadının biri bilerek bana çarptı. Bu niye taciz olmuyor? Erkek trafikte öndeki araca korna çalsa ve o sırada oradan bir kadın geçse alınganlık yapıp tacize uğradım dese kadın haklı adam suçlu bulunabiliyor. Sizce bu yaklaşım adil mi?

      Başörtüsü mevzusuna girmişsiniz. Maalesef bu sizi bize karşı şirin göstermeyecek üzgünüm. Çünkü başörtüsünü emredenin yaratıcı yasaklayanın ise insanlar olduğunu kapanmak hak iken açılmanın batıl olduğunu eminim benden kat be kat iyi biliyorsunuz.

      Carlak Hanım. İnsanlar yaptıklarının karşılıklarını hem bu dünyada hem de ahirette görür. Siz de bir şeyler yapmak için çaba sarfediyorsunuz. Merak etmeyin karşılığını her türlü alırsınız. Burada gösterdiğiniz cevvalliği Filistin’li, Irak’lı, Suriyeli, Arakan’lı ve daha nice toplumdaki müslüman kadınların hakları için de gösterir misiniz? Kadın ve çocuklara uygulanan tecavüzü, savaş suçlarını önlemek için bir çabanız olacak mı? Derdiniz feminizm adı altında Allah’ın kanunlarına karşı gelmek mi yoksa?

    • esra diyor ki:

      Kadın hakları mevzusu artık iyice kabak tadı vermedimi sizce de?
      Biz daha çok insan hakları demeyi tercih ediyoruz. hepimizin hakları var, hepsini koruyalım buyurun.
      Bu arada başı açık gezme yasağımı var? Ben göremeyeli nerede oluştu bu yasak?

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Esra Hanım.

        İran, Afganistan vb. gibi yerler kastedilmiş sanki öyle anladım ben. Öyle olsa da nedir bu insanların İslam’la alıp veremediği? İnsan hakları denilip duruluyor ama mağdur olan müslümansa ses çıkmıyor. Suriyeli hamile bir kadın Sakarya’da öldürüldü hangi kadın derneği ağzını açtı? Bir iki cılız ses. Ancak Maçka parkında kendi çalıp kendi oynayan şortlu kız nedense birden ilgi odağı oluverdi. Hele ki ben bile şort giymeye utanırken onlar nasıl giyebiliyor?
        Hepsi merak konusu…

    • Aadem diyor ki:

      Sayın CARLAK;
      1Kadınların oy hakkı kazanması bu vatanı cani pahasına savunan erkekleri mahvetmeye çalışan feminizmide kendilerine kamuflaj yapan CARLAK kadınların sayesinde olmadı.Vatan namustur dusturuyla savaşan Türk erkeklerine sırt veren kagniyla mermi taşıyan kadınlar sayesinde oldu
      2-Ev içi şiddeti suç kapsamına girdirdiginizle ovunuyorsunuz.Yani ailelerin parçalanmasına sebep olduğunuzu itiraf ediyorsunuz.Erkegin eşine bagirmasida şiddete çarlak kadınların eşine ve çocuklara carlaması nedir.siddet değil midir.
      3-Kiz çocuklarının erken yaşta evlendiğini yasaklattirdiginizi söylüyorsun ve 18 yaşından küçük kızla evlenen erkek ceza aliyor.peki 15-16 yaşında lise çağında evlenmeden erkek arkadaşından çocuk doğuran ve doğurduğu çocuğu olduren çocuk annelerinde ceza alması icin bir yuruyus yaptinizmi.yaptiysaniz nerede ve ne zaman?

      4-basortusu yasağına karşı ne zaman mücadele ettiniz.28 şubat sürecinde herhangibir kadın derneğinin basortusu yasağının kaldirilmasi için mücadele ettiğini bana belgeyle gösterebilir misin. 5-Basi açık gezme Turkiyede ne zaman yasaklandı.yoksa bizim haberimiz mi yok.
      6-Aldatilan kadın en ağır şiddete uğramış kadındır.CARLAK FEMİNİST KADİNLAR OLATAK ALDATİLAN KADİNLARLA ilgili olarak ne zaman eylem yaptınız.Aldatan erkek ve erkeğin sevgilisinin birlikte olup zina yapmasını ne zaman protesto edip yasaklattiniz(hani sloganiniz YASASİN KADİN DAYANIŞMA sıydı.) Nerde kaldı kadın dayanışması,nerde kaldı kadına şiddet dursun demeniz.Yoksa siz aldatılan kadını kadın olarak görmüyor musunuz feminist kadin ve feminist kadin dernekleri olarak.
      7- Kız çocuklarını olduren kadınları protesto etmek için hiç carlaklık yapıp eylem yaptinizmi? Nerede ve ne zaman yaptiniz? Yoksa öldürülen kız çocuğu kadın cinsiyetine ait degilmi?
      8-insan hakları kazanımı için dünyanın her yerinde kadınlar mücadele etti diyorsun.kim bu kadınlar; martin luther king mi? Mahatma gandhi mi?Nelson Mandela Mi
      9-madem o kadar güçlüsünüz neden kendi ayaklarınızın uzerinde durmuyorda Erkegin vereceği üç kuruş nafakayi tenezzül ediyorsunuz.Bir Erkek olarak benim kadından üç kurus nafaka almam Erkeklik onuruma dokunur.
      10-O yasaları gecirmeyecegiz demişsiniz.o yasalardan kastiniz hangi yasalar.Yasalari yapmak TBMM’ nin görevidir.Siz ne hakla TBMM’nin görevini engelleyeceksiniz.TBMM milletin meclisidir ve milletin ihtiyacı olan yasalar çıkar ve bunuda hickimse, dernek, zümre engelleyemez.

      .

    • Yahya diyor ki:

      #sayın carlak; teşbihde hata olmaz, buyurun beraber okuyalım:

      Arabistan çöllerinde develerin çok sevdiği bi’ diken türü vardır. Deve bu dikeni bulduğu zaman büyük bi’ iştahla yemeye koyulur. Sabırsızca ağzını doldurduğundan bu dikenler devenin dilini damağını kesmekte ve kanatmaktadır. Gel gelelim deve dikenin değil, kendi kanının tadını çok sevmekte, yedikçe kanamakta, kanadıkça yemektedir. Sonunda da kendi kanında boğulmaktadır.

      #BonAppetit

    • Abdullah Bir diyor ki:

      CARLAK FEMİNİST’e…

      Sen bu feminislik, kadın dayanışması işlerini bırak, burada ki YOBAZLAR ile uğraşmaktan da vazgeç.

      Kadınların derdinin dermanının ne olduğunu iyi bilen bu abinin sana bedava tarafından bir tavsiyesi var.

      Muhtemelen ya henüz evlenmedin, ya boşanmış sın, yada evli-bekarsın.

      Gel sen bu görmüş-geçirmiş Abdullah abinin sözünü dinle, bekar veya boşanmışsan en kısa sürede boylu poslu, kara yağız esaslı bir “Anadolu delikanlısı” gerçek bir ERKEK bul ve EVLEN.

      Her anlamda evliliğin tadını çıkart, rahatlamaya bak.

      Bu feminizim, kadın dayanışması vs işlerinde gelecek yok.

      Böyle devam edersen strese ve aşırı gerginliğe bağlı kalp krizinden muradını almadan göçüp gideceksin dünyadan.

  7. mustafa _/) diyor ki:

    Toplum olarak ciddi sıkıntı yaşadığımızı düşünüyorum. İşim gereği yurt dışı görevlerim oluyor. Dışarıda biraz kaldıktan sonra memlekete dönünce bir “evim evim” havası oluşur diye bekliyor insan değil mi? Öyle olmuyor. İlk yurt dışına çıkışta zaten insanların nezaketi ve güler yüzlülüğü insanı şaşırtıyor. Alışmak zaman alıyor. Memlekete dönüşte ise daha uçaktan adımı atar atmaz gürültü, çatışma, sürtüşme başlıyor. Asık suratlar, carlamaya hazır insanlar karşılıyor sizi.

    İstisnasız her dönüşümde anlamsız bir tartışmaya denk geldim. Son gelişimde bavulları beklerken freeshop önünde bavul arabası ile geçebilmek için müsade isteyen bir bayana bir erkeğin hakaret vari tepkisi ile karşılaştım. Kadın usturuplu bir şekilde cevap verdi fakat olaya tanık olan biri olarak herifin suratına yumruğu yapıştırmamak için kendimi sakinleştirmem gerekti. Normalde gidip konuşurdum, tepki gösterirdim fakat gördüğüm olayın abzürtlüğünden konuşacak bir şey bulamadım. Direk hasta ruhlu birisi olarak düşündüm.

    Bir çatışma halet-i ruhiyesindeyiz. Bunlar istisnai olaylar olsa normal olabilirdi belki. Ancak, metro gibi toplu taşımada ve kamu alanlarında karşılaştığım durumlar bu durumun üzerimizdeki bir genel havayı yansıttığını düşünmeye başladım. Çok sıradan olaylar bile tepki sebebi olabiliyor. Anlamsız bir gurur, anlamsız bir tepkisellik, anlamsız bir diklenme havası var.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Mustafa kardeş.

      Tespitlerine katılıyorum. Şunu da belirtmek isterim ki incir çekirdeğini bile doldurmayacak sebeplerden ötürü ortaya çıkan tartışmalar aslında önceden yaşanmış ve çözülememiş büyük sorunların sonucudur. Yani buzdağının görünen yüzü basit bir sıra kavgasıyken belki de ilkokulda sırası bir arkadaşı tarafından zorbalıkla elinden alınmış ve öğretmeni tarafından müdehale edilmemiş ve sonrasında kartopu gibi büyüyen bir olayın yansımasıydı gördüğün. Düzeltmek de bizim elimizde. Nasıl mı? Daha istenmeden sıramızı daha çok ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz insana vererek. Benzer bir davranışı yaptığım için yani sıramı verdiğim için görüştüğü kız tarafından hakkını yediriyorsun bu kadar anlayışlı olma diye eleştirilmiş biri olarak diyorum ki sıramızı vermek hak yedirmek değil. Ya da cazgırlık yapmak hak arama metodu değil.

      Cinsiyetçilik yapmak için yazmıyorum ancak cazgır kadınlar kendileriyle beraber kocasının da carlamasını istiyor ve kocaları böyle yapmazsa onlara da carlıyorlar. Sakin ol karıcığım lafını çok duymamız belki de bundan ötürü…

      (Verdiğim örnek sebebiyle karşı cinslerin birbirine muamelesi tartışılacaksa ricam başka başlıkta tartışılsın. Trollemiş olmayayım yazıyı yine :) )

    • .../nisa diyor ki:

      Mustafa Bey,

      Yapmış olduğunuz tespitlere bizzat bende şahit oldum. İnsan iki farklı dünyayı görünce mukayese etmesi daha kolay oluyor. Diyebiliriz bizim ülke nüfusu kalabalık Avrupa nüfusu az ama sorunun kaynağı buda değil. Gerçekten insanlarda stres yok ve yavaşlar bizdeki hız yok. Kaldı ki bizim dinimiz sulh, adalet, nezaket yani güzel ahlak dini. Yaklaşık 4 yıldır İstanbul’da giderek artan bir kabalaşmaya şahit oluyorum. Bir curcuna bir yerlere yetişme telaşı stresi var bireysellikten çıkıp toplum olarak da atarlı olmaya başladık.

      Bir toplu taşıma aracında bizzat şahit olduğum durum araç kalabalık ve şoför sürekli yolcu almaya devam ediyor balık istifi gibi oturan beyefendiye sizinde kız kardeşiniz eşiniz anneniz vardır ayakta olan hanımlara yer verin dedim. Aldığım cevap çok kıymetliyseniz taksiye binin.

      Yine bir abla 60 yaşlarında ayakta yolculuk yapıyor 35 yaşlarındaki birine oğlum rahatsızım yer verirmisin dedi. Teyze kusura bakma bana psikolojik baskı yapma yer veremem dedi yer vermedi de. Böyle şahit olduğum durumların sayısı arttıkça bozulmaya başladığımızı düşünüyorum. Anadolu da bu tip durumlara şahit olmadım inşaAllah orası bu kadar etkilenmez.

      İstanbul trafikte en çok dur kalk yapılan şehir seçildi ve ses kirliliği de çok fazla. Bu durumlarında psikoloji üzerinde etkisi büyük. Başka bir durumda bu olur olmadık yerde öfke patlamasının sözlü şiddetin bir sebebi de bastırılmış duygular haksızlıklar olabilir. İnsanın o günkü ruh halini de bilemiyoruz.

      Carlamanın yaptırım gücü yavuz hırsız ev sahibini bastırır ile aynı değerde. Açıkçası hükümetin bazı politikalarını yanlış bulduğum için etme bulma dünyası diyorum. Feministler ve kadın dernekleri altın çağını bu hükümetin döneminde yaşadı.

  8. M. diyor ki:

    Helal olsun sayın sema hanım a

  9. Ferhadi diyor ki:

    Ne cazgır ne carlak olun. Gökyüzü kadar parlak ve aydınlık olun.

  10. esra diyor ki:

    Bende birkaç aydır toplumda ne kadar da topluca carladıgımızı gorunce hayret ettim. otobus bekleme gafletınde bulundugum bırgun, bir erkek kişi durağa park etmeye çalıştı tam o sırada otobus geldi, otobüse binmek için caddeye atılmam gerekti, bence oldukça tehlikeliydi. `beyfendi` neden buraya parkediyorsunuz ama? dediğimde carlaması baladı ve ben otobüse bindiğimde halen daha carlıyordu.
    Hastanede hepimiz aynı sıralı beklerken öne atlayamayıp, aradan carlama cesaretini gösteremediğim için en sona kaldım (hastaların hepsi kadındı). hele trafikte asla carlayanalrdan fırsat blupta korna sesine maruz kalmadan gideceğim yere varamadım.
    ben kadın erkek ayıredemedım doğrusu bu konuda.

  11. Abdullah hasan diyor ki:

    Hayat maalesef boşluk kabul etmiyor. Naçizane ” gayri islami olan her hal” o alanda bizlerin (Müslümanların) olmyışından. Bizler hiç bir konuda (Muhakkak istisnalar vardır) bedel ödemek istemiyoruz, dünya nizamı kendiliğinden kurulsun istiyoruz.

  12. Ahmet Eliaçık diyor ki:

    Allahu Teala razı olsun
    En uygun bir dil ile izah ettmisiniz
    Bahsi geçen stkların bir çoğu dhkpc hdpkk ve dış güçler tarafından yönlendirilen maddi desteklenen
    Feminist lgbti STK lar
    Dine devlete millete aileye özgürlük eşitlik adı altında saldırtılan piyonlar

    Bu oyunun büyüklüğü çok geç anlaşılacak aile nesil yok ediliyor
    Poziyltif ayrımcılık adı ile adaletsizlik son hız devam etmekte
    Boşanma kadına mükâfat erkeğin ise tüm bir hayatını mahvettigi gibi kadınlar boşanmaya teşvik ediliyor
    Eski bakan Fatma Şahin öncülüğü ile getirilen #6284yasa beyana esas kabul edilerek
    Kocasına iftira eden ondan adeta öc alan ve bir çok erkeği eşine köle ettiği gibi bir çoğunu cinnete kadar götürmekte

    #süresiznafaka erkeğin geliri dahi olmasa iptal edilemeyen her davada erkeğe ömür boyu biçilen ceza
    1 gün dahi evli kalsa kadın daima haklı bulunup kesilen ceza
    Bazıları çocuga bakmak zorunda dese de cocuksuza dahi bağlanıyor ve iptal edilemiyor işsiz olsada
    Ödeyemeyen 3 ay #nafakahapsi

    • Aadem diyor ki:

      Biz kadınız,biz güçlüyüz,biz hayatımızı yaşarız buna kocalarımız karışamaz,bizim bedenimiz bizim hayatımız istediğimiz gibi istediğimiz kişiyle birliktelik yaşarız ama kocam buna karışamaz namussuzluk yapsam bile bana namussuz diyemez bana namussuzluk yaptım diye hakaret davası bile acamaz.hakaret davası açar bana namussuz dedigi için surundururum.En fazla boşanma davası açar yaptığım namussuzluk için birde 5 paralık manevi tazminat davası.onuda hakim kabul ederse.benim namusum senin şerefin beş para değerinde işte.davayi kazanırsan davada kazandığın parayi sevgilimden alır sana veririm.Namusumun ve şerefinin bedeli beş para.bozdur bozdur harca.ha bunun karşılığında bana birşey diyemezsin.yoksa karakola gider sana iftira ederim,bana ve çocuklara şiddet uyguladı derim,ben birlikte olduğum erkekten ailevi sorunlarımin çözümü konusunda yardım alıyordum derim(o erkek benim sevgilim diyecek kadar saf değilim çünkü nasıl ifade verecegimi tv lerde biz kadınlara öğrettiler.). Boşanmak istiyorum ama eşim kabullenemiyordu derim.giyimime karışıyor derim.evle ilgilenmediği için ben başka erkeklerden yardım alıyorum derim.benim evden erken çıkıp geç gelmeme kızıyor derim.bana istediğim deri mont almayarak psikolojik şiddet uyguladı derim derim derim.HA BANA KİMSE BİRSEY DİYEMEZ.ARKAMDA KOSKOCA fatma şahinin ve ne olduğu bilinen kadın dernekleri koalisyonu tarafından çıkartılan 6284 VAR. İSTEDİGİM GİBİ CARLARİM.diger bilmeyen kadinlarada öğretiriz CARLAMAYİ.Boylece tüm kadınları CARLAK yaparız.namus,seref,aile ve tüm kutsal duygularınızi bitiririz.siz erkekler tüm bu duygularınızi bittiğinde ne yapacaksınız diye sorarsanız; işte o zaman bize CARLAYARAK NAMUS,ŞEREF,AİLE TUM KUTSALLARİMİZ ayaklar altında cigneniyor bizi kurtarın dediginizde BİZ YOKUZ diyeceğiz.neden yoksunuz dediginizde siz ve ortaklariniz,6284 hep birlikte bizi bu hale getirdiniz diyeceğiz ve sadece sizin gökleri kaplayan feryat figanlarinizi izleyecegiz. CARLAMANİZ VE CARLAKLİGİNİZ ve o çok övündüğünüz GÜCÜNÜZ hiçbir işe yaramayacak o zaman.Çünkü siz biz erkekleri bitirmistiniz, bizleri sadece erkek kılığında yaşayan ölüler haline getirmistiniz.

  13. Meryem A diyor ki:

    Buyrun carlayan erkek üzerinede yazın yazdıklarınızı ciddiye alalım
    Carlamak denince neden akıla erkek değül kadın geliyo
    Kendinizi sorgulayın
    Erkeğin bu kadından güçlüyüm ben imajını verdiği
    Ne derse desin son söz benimdir istwdiğini konuşsun deyip alayla bakışı bekleyişi
    Sizin tabirinizle carlatır!
    Sizce burda erkek nasıl carlamıştır carlamya sebep olmuştur?
    Konuşmasının dikkate alındığını bilen biri carlarmı?
    Nitekim servisle yaşadığınız konuda böyle siz ihtiyacınızın giderilmesini istediniz yapmadılar tavsiye olarak carlayın denmiş ne kadar doğru tartışılır?
    Mağdur kimdi orda sizmi
    Carlamanızı istedikleri memurmu?
    Erkek akıllı ise kadını carlatmaz…
    Dinler duyar anlar cevap verir
    Duyulmayan insan anlaşılmyan insan tükendiği anda sesini yükseltir.
    Erkek içinde böyle kadın içinde lütfen adil olun
    Bizler çocuk bağırıp ağladığında sorunu çocukta degil ebeveynde görüyor
    Erkek huysuzsa kadının bi noksanlığındandır diyor
    Ama kadın huysuzsa huyundandır diyoruz
    Lütfen adil ol!alım!!…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Erkek istediği kadar akıllı olsun kadın cahil cesaretine sahipse her türlü carlar. Carlamayanı da ağlar. Burada bile fikrinizi sakin ifadelerle anlatmak yerine ünlem işaretleri emir kipi cümleler vb. carlamışsınız, ötesi var mı?

      • Abdullah hasan diyor ki:

        bence sükutta hayır var, en azından bu konuda yoksa yazının tema kelimesi dahada canlanıp gidecek.

      • mustafa _/) diyor ki:

        Fatih kardeşim. Cidden erkeklerden muzdarip olan kadınlarımız var. Ve bu da onların doğal olarak tepkili olmasına sebep oluyor. ne yazık ki bu mesele tam anlamıyla iki ucu keskin bıçak. Kadınların bir kısmını bu hale getiren de erkeklerin bozulmuşluğu, erkekleri bozan da kadınların bozulmuşluğu. Tek taraflı değil. Canı yanan insanın da duygusal tepkiler vermesi normal. Etrafımda sadece kadınları değil tanık olduğumda beni bile çileden çıkartan erkekler var. İnsana kafayı yedirtirler. Tepki gösterenlerin tepkisine tepki göstermeyi bırakalım bence. Çünkü tepki gösterme ihtiyacı duyuyorlardır. Tepkilerini rahatça ortaya koysunlar. Her çeşit her durumdan insanımız var, ve feminist zihniyetin bu kadar yayılmasında erkeklerin kadınlara karşı yanlış tutumlarının da etkisi var.

        Kadınlar artık feminizmin, feminazizmin kucağındalar diye tüm sorumluluğu yine onlara yıkmamak gerek. Buna yol açan sebepleri de göz önünde tutmak gerek. Mesela kendisine carlanmadan işini yapmaya o servis ustası gibi. Şayet birileri onun kulağını çekmez de carlama yöntemi kabul görür ise, daha sonra gelecek dürüs işine sadık bir ustaya da carlanması kaçınılmaz olur. Burda sadece carlayan ev sahibi deği daha önce işini yapmamış olan ustalar da sorumludur. Şayet bir kimse hakkını koruyabilmek için sertleşmeye mecbur edilmiş ise bu kimse kendisinden beklenen doğal reaksiyonu vermiştir. Artık o noktadan sonra bu dönen tepki hak edeni de vurur hak etmeyeni de. Toplumsal meselelere böyle yaklaşmak gerek.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Mustafa kardeş.

          Tespitin doğru. Zaten ben de bu sebeple burada bir hanım erkekleri kötülerse sebebini anlamaya çalışırım. Belki canlarını sıkan bir şey olmuştur diye. Hatta eğer şikayetleri toplum geneline yayılmış sorunlarsa örneğin çalışmak istemeyen hanımın buna zorlanması gibi bu gibi durumlarda çıkıntılık yapıp da biz öyle değiliz siz niye herkesi zan altında bırakıyorsunuz demedim. Anlatsınlar rahatlasınlar dinleyelim dedik.

          Ancak bir de kendisi hiçbir zulüm görmediği hatta tam tersi pozitif ayrımcılık gördüğü halde erkekleri kötüleyenler var. İşyerindeki feminist bayana da sordum mesela. Kadınlar şiddet görüyor dedi. Var mı ispatın dedim ailende ya da çevrende yok dedi olmadığını biliyorum çünkü. Bana bazı münferit olayların medya tarafından parlatılmışları dışında örnek veremedi.

          Kötüden örnek olmaz. Kadınları eleştirirken ama erkekler de yapıyor demek ne derece mantıklı. Hep beraber carlayalım o halde. Bu Meryem A sanırım evvelden sürekli yorum yazdığımız Meryem Hanımla ismi karışmasın diye editörün uyardığı bayan. Öyleyse daha vahim değilse biraz daha dinlerim. Klasik mağdur kadın edebiyatlarını okumak zaman kaybı. Şu var. Anlatacaksa yaşayanlar birinci ağızdan anlatsın, dinleyelim ve çözüm bulalım. Bir takım erkeklerin yanlışını tümüne mal edip tecavüzcü sapık muamelesi yapan sözde kadın hakları savunucuları konuşmasınlar…

          • mustafa _/) diyor ki:

            Anladım Fatih kardeşim,

            Ben Meryem A Hanıma verdiğin tepkiden standart prosedür şeklinde her tepkiyi feminizm olarak değerlendirdiğin izlenimine kapılmıştım. Belki Meryem A Hanımı önceden tanıyordun, bilmiyorum.

            Beni anlamış olduğunu görüyorm. Onun için problem yok sanıyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş.

            Estağfurullah ne sorunu. Yaklaşık bir yılı aşkın süredir bu sitede yorum yazıyorum ve sağolsunlar site yönetimi de diğer yorumcular da epey sabır gösteriyor :) Eski yorumlarımı okumak kısmet olsaydı bu kadar ön yargılı olmadığım ve empati kurabilen bir insan olduğum anlaşılabilirdi. Suçu ispatlanana kadar hiçbir kadın feminist değildir :)

            Benim olayım şu. Hani doktorlar teşhis koyarken bilmem ne kriterine göre falan derler bir prosedürleri olur. Yorumlara bakıyoruz ve satır aralarında “biz kadınlar siz erkekler” tarzı ifade görünce bir huylanıyoruz. Ardından gerçekten eziyet mi görmüş yoksa başkalarını bahane edip saldırıyor mu anlaşılıyor. Cocuk aile net feminizm kriterlerine göre birinci derece feministler çıkabiliyor ya da bir de taklit yapanlar oluyor. İşyerinde feministim diye dolaşan hanımın erkek arkadaşıyla muhabbetini görünce ve düne kadar kadınlar çocuk yapmamalı derken bugün ben nasıl anne olacağım diye bebek sahibi olmanın sorumluluğunu düşünürken görünce taklit yaptığını görüyoruz.

            Bugün yemekte geçen yorumumda bahsettiğim kız yine olay oldu. Eski ekiple yemek yerken tabi bu kız da vardı. Yemek bitince beraber kalkılır. Bitirdiğimizi düşünüp kalktı ardından bir iki abi de kalktı. Abiler bizi görünce oturdular. Sonra kız geri gelmeyince abinin biri ya şimdi hiç kalkıp oturduğumuzu o görmemiş gibi yapalım dediler ve kalkıp gittiler. O sırada bir arkadaş çok güzel bir şey söyledi. Masayı topluca göstererek ya ne yapalım bakın kadınlardan korkuyoruz işte dedi :) Aynen dediği gibi korkuyoruz. Carlamalarından ağlamalarından. Hiç bulaşmayalım alttan alalım hır gür olmasın diyoruz. Diyoruz ama sonra kadınların bize olan saygısı gidince ortaya yıpranmış yuvalar çıkıyor.

            Feminizm bence bir hastalık. Bazı kadınların cinsiyetlerine olan komplekslerinin apaçık bir yansıması. Yazıda da yazdığı gibi yapılması gereken kadınların kocalarına isyan eder biçimde carlamaması. İstekleri karşılanmıyorsa nasip deyip sabretmeleri.

            Carlamayla ilgili bir iki şey daha yazayım. Sanırım yanlış anlaşıldım. Önceden de bir hak arama mevzusu geçmişti. Ben siparişi yanlış gelince garsonu azarlayan ya da işyerine artistlik yapan biri değilim. Derdim varsa insan gibi söylerim kimisi hiç söylemez mesela. Geçen eve yemek söylediğimde sıkıntı oldu mesela, güzelce anlattım personel değiştirelim dedi. Yok dedim ben bunu ziyan etmem. Yerim bir şekilde. Ancak böyle yapmıyordunuz, yoldan gelmiştim hoş olmadı dedim kurye yeniydi evi bulamamış dediler. Sonra işyeri sahibi aradı vb. anlaştık. Zaten işyerinde de en sevdikleri yanım empati kurup duruma göre davranmam. Önce adamı dinleyelim bakalım niye böyle olmuş…

            Mesela yine işyerinde çok nazik ve kibar bir hanımla çalışırken bir diyaloğumuz oldu şaştım kaldım. Bırakın carlamayı kendisi meşgul olmasına rağmen beni geri çevirmemek adına vaktini sıkıştırdı. Konuşamam işim var da diyebilirdi…

            Velhasılı carlamadan çözülen durumlar da var. Sayılarının çoğalması dileğiyle.

          • Meryem A diyor ki:

            Fatih bey adil iseniz carlamak kadına mahsus muş gibi yazılan yazıya tepkinizi koymalısınız..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Meryem A Hanım.

            Yazının neresinde carlamak kadınlara mahsustur yazıyor? Yapmayın. Siz adil olun lütfen.

            Erkek de kadın da carlar ve bu yanlıştır. Ancak yazıda şöyle bir tespit var. Çocukken carlanarak yetişmiş insanlarda kadınlar erkeklere göre daha fazla. Maalesef öyle. Kadınlar duygusal olduğundan cazgırlığa daha yatkın. Erkekler de maalesef üzerlerindeki stresi kaldıramıyorlar carlıyorlar trafikte vb.

            Çok uzatmak istemiyorum Meryem Hanım. Yazı açık. Kadın kocasına carlamasın.

            Şeytanların başı gün sonunda rapor almak için yardımcılarını çağırırmış. Hepsine sorarmış ne yaptınız insanları yoldan çıkarmak için diye. Kimisi ben içki içirdim dermiş kimisi hırsızlık yaptırdım vb. Baş şeytan geçin bunları dermiş başka ne yaptınız. Sonra içinden biri dermiş ki ey başımız ben de karı koca arasını açtım. Kadına verdim gazı kocasına bağırdı kocası da dayanamadı verdim gazı attı tokadı. Sonra birbirlerine küstüler. Bunun üzerine şeytanların başı dermiş ki. Gel gel sen has adamımsın, diğerleriniz defolun…

            Biliyorsunuz ahirette insanlar şeytandan hesap sormaya gidince şeytan diyecek ki. Ben size bir yaptırımda bulunmadım. Bir şeyler de vaat etmedim. Ben size sadece fısıldadım. Siz de yaptınız. Hadi gidin bana gelmeyin…

            Hatırladığım kadarıyla babanızla ilgili ciddi sorunlarınız vardı ve evliydiniz, kocanızla da sorun yaşamaktan korkuyordunuz, evliliğinizin ilk yıllarıydı. Hafızam yanıltıyor olabilir.

            Lütfen cinsiyet tabanlı yaklaşmayın. Sizler cinsiyetçilik yapıldığını iddia ediyorsunuz ama farkında olmadan yapıyorsunuz. Yuvayı dişi kuş yapar. Kadın bence yuvayı tutmak için carlama konusunda daha çok sorumluluk sahibi. İmtihanı da ağır bence. Hem duygusal bir fıtratı var hem de itaat edip carlamayacak. Eee tabi ki cennet ucuz değil kocasını memnun ederek ölen itaatkar kadın boşuna cennetle müjdelenmiyor.

            Tercih sizin. Ya yazıdan ders/tavsiye alırsınız ya da Sema Hanımın feminizm karşıtı kimliğini hedef alırsınız…

            Kendinize iyi davranın…

      • Meryem A diyor ki:

        Eğer bu yazımla ben carlamışsam sizde carlamışsınız demektir.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Meryem A Hanım.

          Evet carladım. Carlak kadınlar yüzünden bu hale geldim. Sizin gibiler sayesinde. Hepinize madalya vermek istiyorum…

          • Meryem yılmax diyor ki:

            Feministlik bu şekilde alt edilemez uslup yanlış
            Bu onların ekmeğine yağ sürer
            Erkeğin adil olduğu
            Eşine şefkat gösterdiği
            Vakit ayırdığı bir evde kadın sizin tabirinizle carlmaz..
            Tüm bunlara rağmen carlıyorsa tutsun elinden pisikoloğa götürsün olmuyorsa çocukları için ayrılsın düzgün yetiştirmek adına..
            Erkek bunları yapabildiğinde sizin dediğiniz o carlma olmqz…
            Bunları yapmıyorsa eğer erkek carlıyo demektir
            Bırakın o kadında carlasın biri sesli biri sessiz..
            Kadın latiftir yansımadır
            Nasıl davranırsan öyle karşılık bulursun..
            Ben bu yazıda erkek ve kadınları çözümde buluşturacak birşey bulamıyorum..
            Sadece feministlere bi yaklaşım var ve feminist bu şekilde ki yazıdan doğruyu anlayamaz…
            Ve bence feministlik konusında çoğu insanın kafası karısşık
            Doğal bir eş tepkisi yaşadıkalrının altından kalkmayan ev içi ve çocuk sorumlulupun ağırlaşması üzerine trpki veren bir kadın
            Bile feministlik sayılıyo burada…

          • Meryem yılmax diyor ki:

            İşte kadınlarda biz erkekler yüzünden carlıyoruz diyor…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Meryem Yılmax Hanım.

            İki kişi aynı anda bağırıyorsa olmaz. Biri kızgınken diğeri susacak…

  14. Tutarsız Yalancı diyor ki:

    Erdem Özveren ağabey’ den feministlerin tutarsızlığına misal

    ŞortluKıza Destek için
    ŞortGiyip Kadıköy’de
    EylemYapan
    Kadın Dernekleri
    #SapıkHakanDağ ‘ın
    Darp Ettiği Başörtülü için
    NeYapacak Merak Konusu

  15. Sadece Fatih diyor ki:

    Carlamak duygusal şiddet demektir. Birisine tokat atsanız herkes itiraz eder ama nedense duygusal şiddete hepimiz göz yumuyoruz. Eski bölümümde bir bayan personel sürekli carlardı atar yapardı. Bizim inatçı ve otoriter müdürü bile muma çevirdiydi ki yeni mezun sayılırdı iki yıl olmuştu okulu biteli.

    Aslında carlamanın yanı sıra ağlamayı da kullanıyorlar. Bazen hem ağlayıp hem carlıyorlar ve kombo yapıyorlar. Maalesef bazem işlerin yürümesi için ben de carlıyorum. Yöneticiler kumandayı kaybettiğinde başka türlü toplayamıyoruz. Çok şükür çok az durumda bu yola başvurdum. Öyle naif insanlar oluyor ki bırakın carlamayı şunu yapsana bile diyemiyorsunuz, yapabilir misin lütfen demek bile insanı sorgulatıyor…

    • Abdullah hasan diyor ki:

      Devlet işlerin de bile ‘Katma değer” i artıracak bir teklif , öneri getirdiğinde , sakıncaları, aksyan tarafları ilettiğin de idareciler tarafın dan kabul edilmeyişimin sebebini sordum bir kaç arkadaştan verilen cevap aynen: Sen hiç CARLAMIYORSUN ki. (Onların kullandığı kelimeler , sen kavga etmiyorsun, onların aleyhine (dolayısıyla devletin) olacak kötü niyet taşımıyorsun, sadece iş izah ediyorsun du. Ben bir Erkeğim ve bu bahsettiğim idarecilerin %90 nı erkek olduğu halde geçerli akçe bu: CARLAMAK.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Abdullah Hasan Bey.

        Ben yöneticimin bir üstü pozisyonundaki kişiyle bile tartışmak zorunda kaldım. Sebebi de benzerdi, yapılan işin doğru yapılmasını sağlamak. Bazen carlamak da kar etmiyor. Bir keresinde yöneticimle tartıştığımda en son ben sorumluluk kabul etmiyorum karar sizin demek durumunda kalmıştım. Eğer ne yaptığımdan eminsem ve yöneticimden farklı düşünüyorsam carlıyorum. Alışkanlık haline gelirse büyük sıkıntı.

        Ancak Sema Hanım bu yazıyı carlamanın sosyal ve iş yaşantımıza etkisinden ziyade aile içi etkisini anlatmak için yazmış. Özeti şu. Kadınlara tavsiye, kocalarınıza carlamayın…

  16. Sami diyor ki:

    Carlamanın tohumları ailede atılıyor. Sokakta arkadaşlarıyla top oynayan çocuğuna annesi:

    “Ahmeed eve gel hadi!”
    “Anne biraz daha!”
    “Sana eve gel dedim. Baban gelecek!”
    “Anne noolur biraz daha!”
    “Eve gel çabuuuk! Bağırttırma beni!!!”
    “Anne ama!”
    “Geeellll dedim sanaaaa!”
    “Geliyorum”

    Çocuk büyüyor, iş sahibi oluyor.Dairede müdür olarak çalışan Ahmet Bey çalışanına:

    “Ne oldu o dosya? Baktınız mı?”
    “Efendim ilgileniyoruz.”
    “10 gün oldu. Ne ilgilenmesi bu? Adam gibi çalışın. Tepemi attırmayın!”
    “Efendim diğer dosyalar bütün zamanımızı aldı. Tam olarak…”
    “Önce benim dosya… Yarın bir daha soracağım. Çık şimdi!”
    “Peki efendim!”

    Ahmet Bey akşam bir arkadaşını, hanımına haber vermeden eve davet ediyor. Mütevazı, anlayışlı, hep alttan alan hanımına buyurgan bir üslûpla:

    “Bir şeyler hazırla” diyor.

    Hanımefendi sabrını yine kuşanarak mutfağa ilerliyor.

    Bey, hanım fark etmiyor. Carlayanlar cemiyetimizde hep baskın rolde. Nezâketini muhafaza edenler, deliyle deli olmayayım diye düşünerek alttan alıyor. Alttan alındıkça muhatap carlamanın nimetlerinden faydalanmayı sürdürüyor.

    Carlamanın Peygamberimizin (s.a.v) sünnetinde yeri yok. Bu alışkanlığı terk etmek elimizde. Müslümanlık kalitesini sorgulayanların yenebileceği bir alışkanlık carlamak… Böyle gelmiş böyle gider demeyelim. Böyle görmüşüm, böyle görmesinler diyelim. Neslimizin şuurlu olması yolunda ilk adımı biz atalım inşaallah!

  17. Feyza diyor ki:

    Cazgir da deniyor bu tip insanlara Sema ablacigim, Allah razi olsun ne guzel ifade etmissiniz.
    Atasozlerimiz de var ornegin, “aglamayan cocuga emzik verilmez”.
    Sakin hareket ettiginiz takdirde hangi ortamda olursaniz olun saf insan imaji ciziyorsunuz, bu hayatin vazgecilmez kurali. Hatta bazi durumlarda musade etseniz uzerinize bevledecek konumda goruyorlar, saygi duymak bir kenara.
    Siyasilerimizin ise yetki ellerinde. Artik bizim carlamamiza gerek olmamali, biz temsil etmeleri icin vekaketimizi verdik. Bu fitrat meselesi, bizler ne kadar istesek de onlarin yontemiyle tepki veremeyiz, yapimiza aykiri. Biz cazgir insanlar olamayiz ve olmamaliyiz. Ama hakkimizi savunmalari ve magduriyetlerin giderilmesi adina Musluman olduguna sahitlik ettigimjz yoneticilerimize yetki verdik. Onlar hukukunca bizim adimiza yasal yollardan carlarlarsa mutlu oluruz. Aksi halde hayalkirikliklarina bir yenisi eklenir ve bu “her iki dunyadaki” akibetleri icin ciddi bir vebal olur yetkililierimizin omzunda.
    Allah basiret ve izan nasip eylesin.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bağışlama menekşenin kendini ezen topuğa anında bulaşan güzel kokusudur. ” (George Roemisch)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku