Cinsel Cehalet (Evlilik Okulu 11.Ders)

14 Nisan 2012Cinsel Eğitim, Evlilik Okulu203 Yorum »

1- Cinsel ilişki sırasında çıplaklığın haram olduğuna inanmak.

Konu ile ilgili o kadar uç noktalarda şeyler duyuyorum ki, yatağa yere kadar uzun geceliklerle gidip günah olmasın diye geceliği çıkarmayan hanımlar oluyormuş. Bunları yapanlarda yaşlı kadınlar değil, genç hanımlar, yeni evli hanımlar. Sevgili peygamberimiz konu ile ilgili şöyle buyuruyor:

“Çıplaklıktan sakının, büyük abdest ve kişinin eşi ile cinsel temasta bulunması hariç. Diğer hal ve zamanlarda sizinle beraber olan ve sizden asla ayrılmayan melekler vardır. Onlardan haya edin ve onlara saygı gösterin.” “[Tirmizî, Sünen, Edeb 42, Hadis no: 2801]

Hadisi şerif çok açık. Tuvalet ihtiyacınız ve cinsel ilişki dışında çıplaklıktan sakının buyrulmuş. Melekler cinsel ilişki başlangıcında karı kocanın yanından ayrılıyor. Cinsel ilişkiye başlarken Euzu besmele çekmek gerekiyor. Bu da şeytan ve diğer varlıklardan korunmak için. Ve bir hamilelik gerçekleşirse çocuğun besmeleli olması için.

Bakara suresi 187. âyet-i kerîme:

“Oruç (günlerinin) gecesinde eşlerinizle cinsi ilişki kurmanız size helal kılındı. (Haramdan korunmak ve sükunete kavuşmanız için) onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz.

Karı koca zaten birbirini maddi manevi anlamda örten elbisedir. Cinsel ilişki sırasında da karı koca birbirini örter.

Din adına bazı hoca hanımlar öğrencilerine dinimizde olmayan şeyleri öğütleyebiliyorlar. Mesela geçmiş yıllarda bir hanım sohbetine denk gelmiştim. Hoca hanım kendini dinleyen kalabalık kadın topluluğuna “evde asla başlarını açmamalarını meleklerin kaçacağını” söylüyordu. Hatta daha ileri gidip “Yatarken de başörtülü yatın.” dedi. Kadınlardan biri “Eşim kızıyor.” dedi. “Başörtülü yatarsanız melekler sabaha kadar başınızda bekler yoksa sizden kaçarlar.” dedi ve başörtülü yatmaları konusunda ısrarcı oldu. Bu hocaları dinleyip kocalarına süslenmeyen başörtü ile gezen hanımlar var.

Kadın saçından melek kaçtığını neye dayanarak söylüyorlar bir türlü anlayamadım. Melekler erkek değil ki, cinsiyetleri yok. Ve onca yıl dini kitap okudum, kadın saçından melek kaçtığı ile ilgili bir tek hadisi şerif görmedim. Süslenme ile ilgili yazımda yazmıştım. Medine de kuaför hanım var, hanımların saçlarını yapan. Hz.Hatice de Hz. Âişe de evlerine gelen kuaföre saçlarını yaptırıyorlar.

Cinsel ilişki sırasında örtülü olma ile ilgili tavsiyeler var; fakat emir değil. Bu tavsiyeler cinsel ilişkiyi güzelleştirmeye yöneliktir. Kadının üzerinde onu daha çekici gösterecek güzel bir gecelik olması ya da bir örtü altında olmaları ya da ışıkta değil de loş bir ışık olması çiftlerin ilişki sırasında kafalarını bedenlerine takmaması için iyi olur. Özellikle kadınlar “kilo mu almışım, göbeğim mi çıkmış, eşimin gözüne hoş görünmeyeceğim” gibi konuları takıntı yapabilirler bunun için kendilerini ilişkiye bir türlü veremezler. Bunun için gecelik veya örtü kullanılabilir. Yoksa melekler karı koca ilişkisi başlayacağı zaman mekanı terk ediyorlar.

2-Mezi gelmesinden dolayı gusül abdesti almanın gerekli olduğunu zannetmek.

Cinsel Organlardan Gelen 3 çeşit sıvı vardır:

Mezi: Kadın ve erkekte cinsel haz sebebiyle gelen sıvı. Gusül gerektirmez, sadece abdesti bozar.

Mezi ile gusül gerektiğini zannedenler var. Mezi cinsel haz ile geldiği için bu konuyu yanlış bilen çok. Karı koca cinsel ilişkiye girmedikçe birbirlerini öpmeleri, sevmeleri sonucunda gelen akıntılar mezidir ve sadece abdesti bozar, gusül gerektirmez. Ya da bunun gibi akla gelen bir hayal ve cinsel uyarım ile gelen sıvılar da gusül gerektirmez. Gusül abdesti almak ancak meni geldiğinde gereklidir.

Meni: Kadın ve erkekte boşalma ile (cinsel ilişki, elle tatmin, rüya) vücudun kasılarak, sarsılarak zevkle attığı sıvı. Gusül gerektirir.

Vedi: Cinsel haz olmadan kadın ya da erkek cinsel organından gelen sıvı. Kadınlarda devamlı gelen normal akıntı ya da üşütmekten ya da ağır kaldırmak artabilen sıvı.

3-Adetli iken karı-kocanın birbirinden uzak durması gerektiğine inanmak. Adetli ve lohusa iken cinsel ilişki haramdır; fakat bu karı koca birbirinden uzak duracak anlamına gelmez.

Bakara suresi 222. âyet-i kerîme:

(Resûlüm!) Sana, bir de kadınların âdet hali hakkında sorarlar. De ki: “O bir rahatsızlıktır. Bu yüzden aybaşı halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara (cinsel ilişki için) yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın (birleşin). Şüphesiz Allah, çokça tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.”

Hz Âişe’ ye:

“Kadın adetli iken kocasına helal olan nedir?” diye soruluyor.

Hz. Âişe: “Cinsel temas dışında her çeşit sevişme.” (ibni Kesir)

Hz. Aişe: “Rasulullah (sav), ben hayızlı iken kucağıma yaslanır ve Kur`an okurdu.”diyor.

Anlattığına göre, bir halası kendisine Hz. Âişe ye şöyle sorduğunu anlatmıştır: “Birimiz hayız olduğumuz zaman kocamızla ayrı yatmamız mümkün değil, tek yatağımız var.

Hz. Âişe şu cevabı vermiştir: “Ben sana Rasulullah aleyhissalatu vesselam`ın yaptığını anlatayım: “Bir gece eve girdi. Ben o sırada ay hali görüyordum. Mescidine geçti; fakat bir türlü ayrılmadı. Derken benim gözlerim kapanmış, soğuk da onu üşütmüş.

Gelip “Bana yaklaş!” dedi. Ben de: “Hayızlıyım!” dedim. Resulullah (sav): “Öyle de olsa! Uyluklarını aç!” dedi. Uyluklarımı açtım. Göğüs ve yanağını uyluklarımın üzerine koydu. Ben de üzerine eğildim. Isınıp uyuyuncaya kadar böyle durduk.” (Buhari Edeb’ul Müfred,52)

“Ben hayızlı iken su içer, sonra kabı Resulullah (sav)`a verirdim, O da ağzını, ağzımın değdiği yere koyardı.”(Hz Aişe)

Ensardan bir kadın, Resulullah, (sav)`a hayızdan nasıl yıkanacağını sordu.

Bunun üzerine, Allah resulu nasıl yıkanacaksa onu anlattı ve sonra dedi ki: “Miske bulanmış bir (bez, pamuk vs.) parçası al. Onunla temizlen!” “Onunla nasıl temizleneceğim?” diye kadın sordu. Resulullah: “Onunla temizlen!” buyurdu. Kadın tekrar etti: “Nasıl?” Resulullah: “Sübhanallah! Temizlen!” dedi. (Baktım ki anlamıyor;) kadını kendime çektim ve: “O parçayı, kan bulaşığının çıktığı yerlere tatbik et!” dedim…(Hz Aişe) (Sahihi Buhari Hayz Bahsi)

Adet sonrası da Allah resulu kadınların güzel kokularla kokulanmalarını tavsiye ediyor.

4-Normal yolla doğum yapmış kadınlarda vajen genişliği olacağı için ilişkinin iyi olmayacağı ile ilgili inanış. Çok zor normal doğum yapanlarda veya ilerleyen yaşla birlikte vajen girişi genişlemiş olabilir. Sırf bu yüzden genişleme olamasın diye bazı kadınlar normal doğum yerine sezeryan ile doğumu tercih ediyorlar. Oysa bu kaslarda genişleme olsa bile (her doğum yapan kadında olmaz) egzersiz ile tekrar daralır, eski alini alır. Bunun için sezeryan tercih edilmesi çok gereksizdir.

Vajende genişlik sorunları için yapılacak egzersizlere “Keğel Egzersizleri” deniyor.

KEGEL EGZERSİZLERİ (Aşk Kası Egzersizleri)

İdrar akışını kesip durdurabilen, vajen girişini açıp kapatabilen kas grubuna “aşk kasları” denir. Bu kasların güçlü olması demek, kadının birliktelikte hissedeceği haz duyumunun daha kuvvetli olmasına ve ilerleyen yaşla ortaya çıkan idrar kaçırmaya engel olur.

Bu kaslar zor doğumla yıpranmış, menopozla gevşemiş olabilir. Özellikle otuz beş yaş sonrası hanımların bu egzersizleri yapması gereklidir. Bu egzersizlerle kaslar kuvvetlenir, eski halini alır.

Ağırlık kaldırmak nasıl kol kaslarını güçlendirirse bu çalışmalarda aşk kasları denen vajen kaslarını güçlendirir.

Günde iki kez yapılması yeterlidir. Ona kadar sayıp kasılacak, ona kadar sayıp beklenecek. Her birinde on kez yapılırsa yeterli olur. On saniye kasma on saniye gevşeme hareketidir bu.

5- Menopoza giren kadının cinsel yaşantısının biteceğine inanmak.

Menopoza giren kadınlar cinsel hayatın biteceğini zannediyorlar. Elli yaş üstü hanımların bana en çok sordukları soru bu. “Cinsellik ne zaman bitecek, artık istemiyoruz.” diyorlar. “Bitmeyecek ölene kadar, kocanız sağlamsa.” diyorum. Çok üzülüyorlar. Çoğu yatağını ayırmış kocasından. “Kocanız ne diyor bu duruma?” diyorum. “Sormadık ki” diyorlar genellikle. Hacı teyze hacı amcana dedim ki diyor “Ben istemiyorum, git git, nereye gidersen git dedim.”

Hacı amca nereye gitsin onu söylemiyor teyzem. O sorunu kendince çözmüş. Hacı amcanın geneleve gidecek hali yok. Allah korusun giderse amcanın günahının bir katı da sebep olduğu için kendine gelecek haberi yok. E ne yapacak hacı amca günaha girmeden? Çözüm islama uygun olacak.

Menopoza girmek cinsel hayatı bitirmez. Tam aksi menopozda aktif bir cinsel yaşam kadınların menopoz sıkıntıların daha az yaşanmasına sebep olur.

Sadece menopozda vajina duvarları kalınlaşıp, vajen esnekliği azalır. Buna bağlı olarak da vajen girişi daralır. Kadında menopozla birlikte östrojen azaldığı için ilişki öncesi vajen ıslaklığı zor olabilir. Kadındaki vajen kuruluğu sorunu çok basit bir şekilde çözülebilir. Bebe yağı ya da içine az bir gül ya da karanfil yağı katılmış zeytinyağı gibi hassas bölgeye zarar vermeyecek doğal yağlarla ilişki öncesi iki tarafta yağlanarak kadındaki kuruluk sorunu giderilebilir.

Menopozda beslenmeye dikkat edilmeli. Bor mineralinde doğal hormondan daha fazla östrojen etkinliği var. Menopozda bor içeren besinler alınmalı. Elma, kayısı, maydanoz, dereotu ve kimyon tohumu gibi bazı yiyeceklerde bor yüksek oranda var. Adaçayı ve rezene de doğal östrojen var. Aslanpençesi, civanperçemi ve karayılan otları da menopozdaki hanımlar için çok faydalıdır.

www.cocukaile.net Sema Maraşlı

Okunma Sayısı : 168.303

Yorum yapın

“Cinsel Cehalet (Evlilik Okulu 11.Ders)” için 203 Yorum

  1. Su diyor ki:

    Selam aleykum güzel yazılarınızdan biri daha, Allah razı olsun.İnşallah yazılarınız ve çabalarınız toplumumuzdaki çarpık kadın-erkek bakış açılarının,cahilce yapılıp,cehennem hayatı yaşatan evliklerin,tanışma arefesinden başlayıp evlatlarının özel hayatlarının her zerresine burunlarını sokan,sözde iyi niyetle çocuklarının saadetini temelden baltalayan ailerimizin,kadının mehrini vermeyen erkeklerin,başı sargı beziyle sarılmış gibi yatan hanımlarımızın düzelmesine vesile olur.

  2. Ferhadi diyor ki:

    Selamun Aleyküm. Tüm ilim insanları cinselliğin öneminde mutabık kaldılar. Eşler bu konuyu iyi öğrenmeli. Öğrenmemek, eşine kendini sunmamak en büyük cehalet.

  3. Frhd diyor ki:

    Eşinize yaklaştıkça mutlu oluyorsunuz. Uzaklaştıkça perişan.

  4. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Birde burada KART KIZ sözünü bile söyledi bazıları.ben de 27 yaşında bekar bir kız ola-rak heralde o kişinin tabiriyle bende “kart”oluyorum galiba.ayrica benle yaşıt olduğunu tahmin ettiğim meryem hanım nisa hanım onlarda yazan kişiye göre öyle heralde.”

    Bu KART KIZ tabirini kim kulladı tam olarak hatırlamıyorum. Ama olaya şöyle bir bakış açısı kazandırmak istiyorum. Sorum KART KIZ tabirini kullanan kimseye gelsin.

    Soru: 18-19 yaşlarında TAZE KIZ tabir edilen yaşlarda yemediği nane kalmayan bir sürü erkekle beraber olan yada flört yapan bir kız mı? TAZE dir. Yoksa 30 yaşında olup hiç bir erkekle flört etmemiş eline erkek eli değmemiş dini hassasiyetlere sahip Allah’ın ona emanet verdiği beden hazinesini sadece helali olacak erkeğe saklayan bir Kadın mı TAZE dir? Yani bu durumda 18-19 yaşındaki mi KART 30 yaşındaki mi KART oluyor?

    Benim açımdan cevap bellidir. Tabiki 18-19 yaşındaki KART’tır…

    Ya size göre hangisi???

    Vesselam…

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “kizlar kartta erkekler cok mu taze?35 40 yaşına gelip hala evlenmeyenler var.hepsinin saçları dökülmüş göbek yapmışlar.”

      Kevser hanımın bu cümlesine de katılmamak elde değil. Bende 18 yaşımdaki gibi taze değilim aradan 10 yıl geçmiş. Çünkü yaş ilerledikçe insan kendi vücudundaki değişimleri de hissediyor artık. Tabi fizyolojik ve bedensel olarak ne erkek ne de kadın 18 yaşlardaki gibi olamayız. Bunu kimse inkar edemez.

      Ama erkek fıtratı işte hep kendi kaç yaşında olursa olsun göbekli de olsa kel de olsa görselliğe meftun olduğundan her zaman genç kıza, taze denilen kızlara talip olmak ister. Buna biraz fıtri olarak bakma lazım diye düşünüyorum…

      Tabi bu durumu ifade ederken kullanılan kavramlar maalesef toplulumuzda bu şekilde yani 18 lik kıza toplumda taze,çıtır denilirken 30 yada 40 yaşındakine kart deniliyor. Bu kelimeler belki farklı seçilebilirdi. Ama şahsen empati yapınca bir kadın olsam kart tabirine uyan yaşta bile olsam biri bana kart dese çok kırılırdım heralde. Bence dikkatli olmak lazım. Yukarıda verdiğim bakış açısıyla birde olaylara bakmak lazım. Hatta evli erkeklerin karılarına hiç bu tarz lafları etmemesi lazım. Her daim dünyanın en güzel kadının kendi eşleri olduklarını hissetirmeleri ve eşlerine sadece bu dünyada değil ahirette de eş olacakları gözüyle bakmaları lazım.

      Yukarıdaki yorumum da da anlatmaya çalıştığım gibi kısacası, Kendini muhafaza etmiş helaline saklamış bir hanım bence kendini muhafaza edememiş bir kadından kat kat daha tazedir benim gözümde. Çünkü haram ellerin ve gözlerin değdiği vücut benim nazarımda hiç taze değildir. Başkası farklı düşünebilir ben böyle düşünüyorum.

      Vesselam…

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Azmo Kardeşim’e…

      KARTLAŞMAK ile 2. EL, yani KULLANILMIŞ farklı kavramlardır.

      KARTLAŞMAK= Gereğinden fazla olgunlaşmak, yaşlanmak, doğurganlık özelliğini yitirmek, sertleşmek vb manalardadır.

      Örn:

      1-Bu biberler çok kartlaşmış
      2- Bu tavuk-koyun-inek çok kartlaşmış, eti sert olur…

      Veya dur bunu sana ve bu konuda merağı olanlara bir fıkra ile açıklamaya çalışayım.

      Yaşlıca bir teyze balık almak için balıkcıya gider ve..

      — “Evladım balıklar taze mi” diye sorar, balıkçı

      –“Görmüyor musun teyze canlı bunlar” diye cevap verir.

      Eski kulağı kesiklerden olan teyzemiz de balıkçının bu sözüne karşılık taşı gediğine koyar ve

      –“Gördüğün gibi bende canlıyım ama TAZE değilim evladım” der ve oradan uzaklaşır.

      Yani senin TEZİ yaşlı teyze 5 dk da çürüttü kardeşim :-)

      Ama bir konuda haklısın

      Bir insan hem TAZE-GENÇ; hemde feleğin cemberinden geçmiş olabilir mi?

      Olabilir. O insanın (kız-erkek) genç olması onun EL DEĞMEMİŞ-MASUM olduğunu göstermez.

      Ama ne olursa olsun bu tür insanlara KART denmez Azmo kardeşim.

      Selametle kal…

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Yaşlı Teyzenin balık hikayesini daha önceden de bir yerlerden okuduğumu hatırlıyorum Abdullah abi. :)

        İkinci el konusunda haklısın abi taze olupta her naneyi yiyenler ikinci el belki kaçıncı el olduklarını kendileri bile bilmiyorlardır.

        Hayat bu neticede her yeni eskiyor bir şekilde durdurmak imkansız. Açıklaman için teşekkürler…

        Vesselam…

        • Fazilet diyor ki:

          Siz evliliğinizde olan tüm sorunları aşabiliyormusunuz?çok akıllı birine benİyorsunuz sormak istedim ?

  5. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Tanıştırıldığım ilk tesettürlü aday :) Gerçi o da telefonla.”

    Fatih kardeşim burayı okuyunca garipsedim. Demek ki önceki adaylar açık kızlardı ve siz görüşmeyi kabul ettiniz. Demek ki illa tesettürlü diye kriteriniz yokmuş. Ben şahsen bir kız tesettürlü değilse vaktimi harcayıp hiç görüşmeye bile gitmem. Öyle evlenince kapatırım lafına da inanmam. İnsan Allah için kapanır. Kocası istediği için kapanmaz.

    Size tavsiyem kriterlerinizi sağlam belirleyin. Tesettür, namaz ve akide gibi vazgeçilmez kriterleriniz olsun derim. Sonra pişman olma ihtimaliniz çok yüksek. Ayrıca size de tavsiyem süleyman kardeşim gibi olacak biraz medrese ve kuran kurslarına uğrayın derim.

    Vesselam…

  6. Hasime diyor ki:

    Daha 15 yaşındayım ailem allaha şükür dini b ilgileri var fakat bende erkeklere yaklaşma merk söz konusu işte afederainiz bazen açık fotolarımı atıyorum ve bilinçlendirilmediğim için sanırım mezi geliyor yada bilemiyorum bu artık alışkanlık oldu arada yapıyorum ben bunu çok bırakmak istiyorum çok tevbe namazları kıldım çok dua ettim af diledim allah beni affedermi vazgeçemiyorum nası vazgwçerim bu alışkanlığımdan

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Dini hassasiyetleri olan bir psikologa gitseniz belki çözüm olabilir.

    • .../nisa diyor ki:

      Sevgili Hasime,

      Ergenlik dönemindesin çocukluktan gençliğe ve yetişkinliğe geçiş döneminde beden,ruh ve duygu olarak olgunlaşman için yada ergenlikten yetişkinliğe geçişi pişman olmadan çelişkiler yaşamadan tamamlaman için dürtülerini kontrol etmeyi öğrenmelisin.

      1. Senin bedenin mahrem sana özel bu hazineyi ancak evlendiğinde eşine sunman seni daha çok mutlu eder.

      2. Sende merak uyandıran konular kelimeler karşısında zihnini bilinçlendir. Doğru ve yanlış olan yolları pişmanlık yaşamadan önce dine ve sağlığa uygun kaynaklardan öğrenmeye çalış.

      3. Mesela zihnine o düşünce geldiği anda başka bir işle meşgul olmaya çalış kız arkadaşlarına yönel, kitap oku yada hobi gibi bir meşguliyetin olsun.

      4. Yapmış olduğun fiilden sonra gelen meziyle ilgili ibadeti ve daha fazlasını ilgilendiren konular var. Mezi abdesti bozar yalnız aşırı olan bir durum varsa o zaman gusül boy abdesti almanda gerekir. Ayrıca ramazan ayındayız bu durum orucun sıhhatinide etkiler. Bu konular için internet yada ilmihalden daha fazla açıklamaları bulabilirsin.

      5. Çok fazla uyaranlara maruz kalıyorsunuz hem internetten hem tvden hemde gerçek yaşamdan. Gördüğün bir görüntü senin zihnini fazlasıyla meşgul edebilir bu sebeple gözünü korumaya çalış ve internete filtre uygula.

      6. Allah çok bağışlayıcı affedici samimi şekilde tövbeni yap geçmişten ders almaya çalış ve geleceğe umutla bak. Şeytanın vesvesesine ve dürtülerine kulağını kapatmaya çalış.

      7. Mahrem konulara yönelik merakın hassasiyetin fazla ise uzman bir psikologdan yardım almanı öneririm bu durum takıntı yada başka sorunların belirtisi olabilir.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Nisa Hanım.

        Yazdıklarınıza katılmakla birlikte birinci maddede belirttiğiniz hususla ilgili bazı noktalara değinmek istiyorum. Kiracısı olduğum bir amca da hanımların bekaretini “hazine” olarak değerlendiriyordu. Açıkçası ben bu tip tanımlamalara karşıyım. Sizin yazdığınız durum benim karşı olduğum durum değil ancak bahsi geçtiği için değinmek istedim.

        Hayatta tek sahip oldukları şey güzellikleri olan, kişiliğiyle değil dişiliğiyle ön plana çıkmaya çalışan kadınlar sahip oldukları “hazineyi” ağırdan satma gibi bir anlayışla resmen pazarlar durumdalar. Muhafazakar diyebileceğimiz hanımlar bu durumu kibir seviyesinde naz yaparak ve karşılarındaki erkeğin sırf güzellikleri için kendisiyle ilgilendiği zannederek gerçekleştiriyor. Zamane kızları da günden güne daha da açılıp saçılıp sahip oldukları “hazinenin” reklamını yapıyorlar. Kadınlık gururunu çiğneyip ilgi çekmek adına gerek dış görünüş gerek davranış anlamında deneme sürümleri yayınlıyorlar, “gösteriyor ama elletmiyorlar ” :) Flört edenlere gelince, yıllarca flört edenler var ki beraber tatile bile gidenler var nikahsız. Kız evlenmeden olmaz diyor. Ne namuslu kızmış(!) Sen sevgilinle her haltı yiyeceksin ama bir tek yatağını paylaşmayacaksın. “Hazineni” korumuş oldun böylece, marifete bakın.

        Konusu açıldığı için değineyim. Erkekler olarak fıtrat gereği kadınlara karşı bir düşkünlük ve zaafiyetimiz olduğu doğrudur ancak evliliği yuva kurmak olarak gören, karısını hayat arkadaşı olarak gören ve evlilik kurumunun kutsallığının farkında olan çoğu erkek sırf güzel diye bir kadınla evlenmek istemez. Anne olabilir mi diye de bakar, Allah korkusu var mı diye de bakar. Bu sebeple sayın hanımlar, sahip olduğunuz “hazinenin” Allah’ın iki karşı cins arasında muhabbet olsun diye yarattığı bir öğe olduğunun ve bu hazineyi elde etmenin erkeklerin hayattaki tek amacının olmadığının farkında olarak hareket edin. Dış güzelliğiniz ruh güzelliğinizin süsü olsun. Bedeninize bir “hazine” yakıştırması yaparak meta muamelesi yaparsanız sizi insan olarak hanım olarak değil salt “kadın vücudu” olarak gören erkeklerle karşılaşmanız gayet doğaldır. Nasıl ki erkekler gözlerini haramdan korumak zorundaysa sizler de Allah’ın mahrem olarak yarattığı güzelliğinizi dışarıya açmayıp korumak durumundasınız. Ancak bunu yaparken koruduğunuz şeyin bedeniniz ya da namusunuzdan çok daha öte bir kavram olduğunun, bekareti koruma, tesettür gibi sadece somut kavramlardan ibaret olmadığının, koruduğunuz şeyin “hazine” olarak somuta indirgenemeyecek bir “mal varlığı” olmadığının bilincinde olun.

        (Nisa Hanım, siteyi takip eden ve yorum yazan diğer hanımlar aman ha üstünüze alınmayın. Kendimce yanlış gördüğüm ve günlük hayatta çokça gözlemlediğim bir durumu paylaşmak istedim. Kimseyi itham etmiyorum, fikirlerime katılmayabilirsiniz de.)

        • .../nisa diyor ki:

          Sadece Fatih bey,

          Hazine tabirini kullanmam kıymetli anlamında bu değeri veren haramlardan bakışlardan korunmak için örtünmesi gerektiğini emreden Allah. Bu örtüyü sadece başörtüsüne indirgediğimizde birçok noktalarıda ıskalarız. Utanma duygusu bu sebeple hanımlarda daha önemli.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Sizin açıkladığınız manada kullandığınızın farkındaydım, bunu yazmıştım zaten ancak konusu açıldığı için önceden de bu konuda sahip olduğum bir fikrimi yazayım dedim. Hani şu meşhur ambalaj firması var, yazıyorlar ya iyi olanı korur diye tesettür de öyle bir şey…

            Kadınlardaki en güzel süs edeptir. Edep olmayıp bazı kavramların içi boşaltılırsa nasıl ki açık saçık kıyafetler için kadın vücudu meta olarak kullanılıyorsa, “tesettür modası” için de meta haline gelmesi, getirilmesi gayet doğal oluyor.

            Aslında yazdıklarımın özeti şu. Kadınlar kendilerine bir metaymış gibi davranılmasını istemiyorlarsa erkeklerin ilgilerini kolay ve ucuz yoldan üzerilerine toplayacak ve kendilerini meta haline getirecek davranışlardan uzak durmalılar.

            Bu devirde erkek olmak zor olduğu kadar kadın olmak da zor. Bir kadın düşünün, bekar ve hemcinsleri her türlü güzelliklerini sergileyip erkeklerin ilgisini çekiyorlar ancak bu hanım tesettürlü, belki de diğer kadınlardan daha güzel hatta belki de içinden şöyle geçiriyor, ben o peşinde koştuklarınızdan daha güzelim diye… Bu durum da kadınların nefsine ağır gelen bir şey. İşte bu noktada sahip olduğu güzelliği metalaştırmayıp Allah’ın tesettür emrini uygulayan kadınlar daha kazançlı. Allah’ın emanetini maddeye indirgeyip ondan faydalanmaya çalışanların hakkında ise hüküm verecek biz değiliz.

            Madem konusu açıldı. Evli hanım arkadaşın birisi evlendikten sonra eşinin hiçbir fiziksel durumunu görmüyorsun demişti. Evli bir abimiz de güzelliğe çok takılma evlenince asıl o zaman eşin gözüne güzel gözükür, zaten güzel çirkin çok farketmiyor evlenince demişti. Yani diyeceğim o ki bekar kardeşlerimiz sanmasınlar ki iki cinsin birbirinden etkilenmesi tek başına yeterli olsun, evlilik bambaşka bir şey. Zaten bu yüzden diyoruz dış görünüşe çok takılmayın, aranızdaki muhabbete bakın diye. Karşı cinsin sizinle sırf çekiciliğiniz ya da fiziğiniz sebebiyle bir araya geleceği zannına kapılıp daha doğrusu o şekilde kandırılıp o alana yatırım yaparsanız, kendinizi meta haline getirdiğiniz gibi hüsranla da karşılaşabilirsiniz.

            Gerçi iki cins arasındaki ilişki sadece fiziksel şeylere indirgenmese bu kadar kişisel bakım ürünü, estetik ameliyatları, “cesur” kıyafetler satılabilir miydi? Kapitalizme saygı duyduğum noktalardan biri de budur. Önce sizi bir ürüne ihtiyaç duyduğunuza ikna eder, ardından da indirimli fiyatla satar. İkna ederken de her şeyi kullanır, pırlantalarla süslü vav kolyeleri gibi.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Evlilikte kişilerin beklentileri yada kriter sıralamaları farklı olabiliyor. İki tarafın sükûn bulması durumuna daha çok dikkat ediyorum ortak dil ortak dertlerin ortak niyetlerin olması anlamak ve anlaşılmak isteği ağır basıyor.
            Bazen de siret surete yansır derler dış görünüş evlilik kararında etkili olabiliyor yakışıklılık ve güzellikten öte olduğu gibi kabul edebilmek edilebilmek. Konuşmadan giyime davranışa kadar bu hal kendisini belli ediyor.

            Kapitalizm kendisine hizmet edecek bütün alanları kullanır mesela Ramazandaki reklamlar tesettürü modaya uydurma nasıl giyineceğinize neleri harcamanız gerektiğine nasıl davranmanız gerektiğine.

            En acı örnek hacdaki İngiliz tarzı saat kulesi yüksek binalardan görünmeyen Kabe aslında yaşadığımız durumun özeti. İşin özü muhtevası kaybedilince plastik yapay yüzeysel şeylerle mutlu huzurlu olmaya çalışıyoruz arıyoruz.
            Yusuf Kaplan’ın güzel bir tespiti adımız Müslüman zihnimiz sekuler ne yazık ki. Dünya “cins” olanlar yanlışa yanlış diyebilen “cins” insanlar sayesinde güze

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Sükun bulma durumunu acaba abartıyor muyuz? Eskiden insanlar görücü usülü evlenirdi. Mesela bir arkadaşım var yedi erkek kardeş, anneleri onların yerine kızlarla görüştü, aday belirledi (adaylar değil aday) ve hepsi ilk görüştükleriyle evlendi. Hatta bir keresinde arkadaşın abisi annesine sitem etmiş kimseyi beğenmiyorsun evlenemeyeceğim bu gidişle diye.

            Çok çok önceden yazdım. Görücü usülü tanışan arkadaşlarımın hanımlarının bazılarını yakınlarından birileri ikna etmiş, sonradan öğrendik. Kızlara kalsa armudun sapı üzümün çöpü olacak ki kızların takıldığı nokta da arkadaşların efendi olması. Kimini ablası ikna etmiş kimini babası ikna etmiş. Şimdi mutlular. Ya ikna olmasalardı ya da neden ikna edilmek zorundalar neden ayaklar yere basmıyor?

            Dayım bekar mesela kız beğenmiyor yıllardır, güzelliğe çok takılıyor. Elini sallasa ellisi diyebileceğim bir arkadaş var kız beğendiremiyoruz kendisine. Çok defa uyardık güzelliğe bu kadar takılma diye yok haklısın tamam da bu nedir be abi diyor kızların fotoğrafını görünce :)

            Eskiden insanların görücü usülü evlenmiş olmasını bugün yadırgayanlar oluyor ama onlar da eşlerini seviyorlardı yoksa evli kalamazlardı bunu unutuyorlar. Ancak bir yuva kurma anlayışı vardı ve hayat da zordu. Ateşle barut yan yana durmaz, bir elektriklenme olmuşsa bir yakınlaşma olmuşsa ve muhabbet de varsa illa ki bu sevgiye dönüşür. Nikahta keramet vardır dedikleri durum bu. Ancak kıvılcım derken sükun derken ömür geçebilir. Bazı hisler nikahtan sonra olgunlaşır…
            (Sükun hususunda eleştirdiğim siz değilsiniz, zaten ne kastettiğinizi açıklamışsınız. Ancak bekarlıktan şikayet eden ne kadar insan varsa şapkasını önüne alıp bir aynaya bakmasında fayda olabilir, ben de dahil elbette…)

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Eleştirinizi kişisel olarak algılamadım algılamış olsam dahi her insandan durumdan öğrenilecek bir hikmet vardır yanlışlarımızı terbiye edilecek taraflarımızı görmüş oluruz.

            Akıllı görücü usulünü savunuyorum iki tarafın birbirini tanıdığı araştırdığı gördüğü bu yolu, evlilikte uyumlu olacaklarına inanılan kişilerin harama bulaşmadan evlenmelerini doğru buluyorum.

            Bir başka durumu da izah edeyim. Bir komşumuz eşini ilk defa nikah masasında görmüş evlilikte sorunlar yaşasa da devam ediyor. Başka bir tanıdığımda aynı ailelerin uygun görmesi üzerine evleniyor 40 yıl kavgayla huzursuzlukla evlilik devam etmiş. Görücü usulünde de araştırmaya uygun olup olmadığına dikkat etmek gerekiyor özellikle mizaç konusunda. Bir iyiye bir kötü mantığının bedeli ağır olabiliyor evlatların başı yanabiliyor.

            Bunun yanında aracıların çok güzel insanları biraraya getirip mutlu yuva kurdukları örneklerde var. Sanırım bu işlerde biraz beceri ölçme tartma kapasitesi önemli. Örnek verdiğiniz anneyi tebrik etmek gerekir evlatlarını iyi tanıdığından doğru kişileri seçmiş nokta atışı olmuş.

            Aşırılıklardan uzak durmakta fayda var. Genellikle takıntılar kibire yol açar ve suretperestlik bu zamanın bir hastalığı

    • Yasir diyor ki:

      Hasime kardeşim Nisa Hanım yeterli cevabı vermiş sağ olsun. Eklemek gerekirse bu şekilde devam ettiğin müddetçe daha sonra pişman olacağın ve pişman olsan da telafi edemeyeceğin hatalar yapabilirsin. Kendin bu durumun yanlış olduğunu anlaman ve yardım talep etmen bile çözüm için önemli bir aşamadır. Üstesinden geleceğinden eminim. Allah yardımcın olsun.

  7. esraaa diyor ki:

    Merhaba benim sormak istedigim bir şey. Çok yakında bir evlilik gercekleştiricem inşallah. Ama şimdiye kadar şöyle bir bilgiye rastlamadim. Dinimizde cinsel birlikteliğin çocuk yapmak için olduğunu sanıyordum sadece. Bunun dışında eşlerin birbirlerini arzulaması ile yapılamaz mı? Dinimizde bu nasıl şekil almıştır. Yardımcı olursanız sevinirim.

    • tugbaakbeyinan diyor ki:

      sema hanımın mutlu evlilik okulu kitabını evlenmeden okumanızı tavsiye ederiz. bu bilginiz doğru değil zira

    • Süleyman diyor ki:

      Esraa hanım açın Riyazüs-Salihin in açıklamalı kitabını oradan erkek haklarını okuyun. (Mümkünse daha fazla okuyun faydaları çok olur inşAllah) Cinsel ilişkiye verilen sadaka sevabı müjdesini okuyun. İhya-u Ulumid-Din de bu meseleyi okuyun diyeceğim ama biraz ağır gelebilir. Ben bile erkek halimde okudum hakkaten nefsimin zorlandığı yerler oldu. Ama orda güzel bilgilerde mevcut. Bu sitede çok güzel yazılar var onları okuyun. Kpss, Ales, Yds, Lys ve benzeri sınavlara bir kuruma girmek bu kadar çalışıyoraunuz. Hepsinden önemlisi olan ve iş gibi kolay ayrılamayacağınız bir kurum olan evlilik kurumu hakkında da en azından bu kadar çalışın lütfen.

      Şey bende birşey soracağım. Ben sema hanımın 2 kitabını okudum.(güzel sözleride aklıma yazdım. Özellikle Süleyman Zorlu şiiri) Hikaye tarzında idi( biri bir günde öbürü 1.5 günde bitti:). Mutlu evlilik okulu hikaye tarzı mı gene yoksa bilgi veya soru cevap tarzı mı? Kısa bir bilgi alabilirsem memnun olurum.

  8. Abdullah Bir diyor ki:

    Fırsat bulduğum zamanlarda bu sitede çok önce yayınlanmış ve okuyucuların geneli tarafından ÖNEMLİ-GEREKLİ görülen, değerlendirilen yazıları ve bu yazılara yapılan yorumları TEKRAR TEKRAR okumaya çalışıyorum. Bunu yapmak araştırmalarım ve bundan sonra ki süreçte yapacağım sosyolojık çalışmalar (analiz, değerlendirme, kitap, makale vb faaliyetler) için faydalı oluyor.

    Fakat bazen bu okumalarım sırasında karşılaştığım (İslami ve Modern İlim fukarası) bazı kendisini Molla-Alim zanneden “kara cahil, ham yobaz”larIn söyleyeni bir anda ve hızlıca İman dairesinin dışına çıkartan “Resmi nikahsız hiç kimse bir(birin)e helal değildir. ” türünde ki yorumları ile karşılaşmak beni ziyadesiyle üzüyor, sinirlendiriyor. Ama gülü seven dikenine katlanır düşüncesiyle bu sıkıntıya da eyvallah ediyoruz.

    Özetle;

    Bu sitede yorum yazan bütün yorumculara bir ağabey olarak ilk tavsiyem “İlminiz ve uzmanlık alanınız olmayan “İMANİ” konular hakkında KESİN HÜKÜM BİLDİREN İFADELER yazmayın”

    Aksi taktirde ateş size de dokunur.

    Selam ve muhabbetle

  9. E.Y. diyor ki:

    Cevabı yazınızda kendiniz vermişsiniz aslında..Yaşı ne olursa olsun önce hayasına bakmalısınız O kişinin.Son paragrafta Bahsettiğiniz tipte bir kız çıkar belki karşınıza;20-21 Yaşında ama yozlaşmıştır,-Çevresinde gördükleriyle ya da yaşadıklarıyla fakat biri daha vardır,30una yaklaşmıştır ama iffetini duygularıyla beraber korumuştur.Hangisi sevilmeye-değer verilmeye Layık olandır?Emin olun kendini her yönden korumuş,helâline saklamış birinin heyecanı yaşı kaç olursa olsun değişmez inşAllah.İstisnalar vardır ama seçmek size kalmış..

  10. Süleyman diyor ki:

    Yani bu düşüncenin oluşma sebebi bende şu : ben 12-13 yaşlarımda iken bilgisayar oyunlarını çok severdim ve çok oynardım. Şimdi de seviyorum ama oynayamıyorum. Canım sıkılıyor. Korkum acaba yaşım ilerledikçe evliliktede bu sevgi paylaşımı ve cinsellik azalacak mı diye korkuyorum. Cinsellik bir yana hani herkes kendini seven bir eş ister. Sanki yaşım 25-26 olunca o 21-22 yaşlarındaki sevgi ve sevilme olmayacak.

    Sonuçta herşeyin bir zaman dilimi var

    • meryem diyor ki:

      Suleyman Bey
      yasinizi bilmiyorum lakin devir itibariyle 25-26 yas bile erkekler icin artik kucuk sayiliyor . 21 -22 yasinda kizla evlenmek le cinselligin alakasi yok. yad itibariyle bayanlar 24-25 ve uzero yaslara gelince evliligin sadece cinsellik olmadigini ve diger faktorlerin de onemli oldugunu idrak eder . Bir bayan ne ister ;
      Onu seven ve kucumsemeyen bir eş. Onun himayesine girebilecek kadar guclu ama kadinla fikir alisverisi yapabilecek kadar alcak gonullu , evine cocuguna bagli bires ister .Sizin de bu yasta bu korkunuz yersiz . Allah ‘tevekkul edin gerisini seyredin :)

      • Süleyman diyor ki:

        Devire bakacak olursak işin içinden kalkamayız. Zira bu devirde 30 undan önce evlenene enayi diyorlar. İslam ne diyor ona bakmak lazım.

        Birde şöyle birşey var . 24-25 yaşına gelen bayanlarda da evlilik kavramı tam oturmuyor. Bu biraz hanımın olgunluğuna bağlı. Benim endişem kişilerin helâlini beklerken duygularına ket vura vura onları köreltmiş olabileceği ihtimali. Sevmek sevilmek vb şeyleri duygularıyla çok savaştığı için bir süre sonra gereksiz görebileceği korkusu. Bunun sonucu olarakta eşine ilgi gösteremeyeceği gibi bir soru belirmiyor değil.

        Benim nezdimde duygular bile doğru kullanılmadığında tükenebilecek kaynaklardır. Mesela çok kızla çıkmış bir erkek eşini daha önce hiç bir kıza hayasından bakmamış bir erkek gibi sevebilir mi? Sevgisini bu kadar insana bölüştürmüş bir insan bir daha nasıl sevgisini birine odaklayabilir?

        • Meryem diyor ki:

          Süleyman Bey
          Bayanlar kedi gibidir ne olursa olsun kaç yaşına gelirse gelsin sevilmek ister . O yüzden bu tarz bir endişeye kapılmayın . Bir söz vardir ve bence doğru bir sözdür . Söz şu şekilde ” Ne olursa olsun bayanlar onu seven biriyle Evlenmrlidir. Erkeğin sevmesi bayanın sevmesi nden daha önemlidir . Biz kadınlar eğilmeye musait varlıklarız . Ilk etapta sevmeden evlensek bile erkeğin ilgisi sevgisi ile o kişiyi sevebiliriz . O yüzden burada is bayanların yaşında değil sizin karşı tarafa ne kadar sevgi verebildiginizdedir. Bir de Allah her şeyi bilir vakti gelince her şey vuku bulur . Çok edepli 43 yaşına gelmiş istemesi ne rağmen evlenemiyen bir bay tanıyorum . Siz ne kadar isteseniz de Rabbim ne zaman murat bulduysa o zaman olacak . Önemli olan kendinizi tartarak ” ben bu evliliği Rabbimin rızası için mi istiyorum yoksa nefsim için mi ” Şunu unutmayin içinde Allah rızası olmayan hersey hüsranla sonuçlanır .Vesselam

          • Süleyman diyor ki:

            Meryem hanım , E.Y. Hanım/Bey teşekkür ederim yaptığınız yorumlar için. Dediklerinize katılıyorum. Bende sizin gibi düşünüyorum fakat işte bazen böyle vesveseler geliyor. Sizde içinize atıyorsunuz. Sanki kısa bir zaman olsa da doğruymuş gibi geliyor. En iyisi bu düşünceleri ve vesveseleri bilen biri ile konuşup endişelerin yersiz olduğunu kavramak.

            Yaşım 22. Yani yaşımı söylüyorum çünkü 30 yaşında olupta 21-22 yaşında biri ile evlenmek istiyormuş görüntüsü vermek istemiyorum. Tabii ki herkesin fikrine saygı duymakla beraber genel anlamda benimle aynı yaş veya 1-2 yaş küçük veya büyük bir kişiyle evlenmeyi tercih ederim. Çünkü ben sevdiğim insanlarla sohbeti ve muhabbeti çok seven bir insanım. Arasında 4-5 yaş fark olan kişilerin bile dönem farkı oluyor. Buda bazen paylaşımları azaltaliyor.

            Son olarak Meryem hanım

            Sahabiden biri Peygamber Efendimiz (S.A.S) gelip “Ya Resullulah deveyi bağlayıp mı tevekkül edeyim yoksa bağlamayıp mı dediğinde Petgamber Efendimiz ” Deveyi bağlayıpta tevekkül et “demiş. Bende bu yüzden elimden gelen çabayı gösterip tevekkül ediyorum. Biz erkeklerin evlenme istekleri gerçekleşsin veya gerçekleşmesin bir çaba göstermek zorundayız. Bazen bazı erkek yorumlarında görüyorum. Artık bırakacağın veya bıraktım birilerine bakmayı filan diyor. Ne kadar zorda olsa sonuçta zaferden değil seferden sorumluyuz..

        • Abdullah Bir diyor ki:

          “”benimle aynı yaş veya 1-2 yaş küçük veya büyük bir kişiyle evlenmeyi tercih ederim. Çünkü ben sevdiğim insanlarla sohbeti ve muhabbeti çok seven bir insanım. Arasında 4-5 yaş fark olan kişilerin bile dönem farkı oluyor. “”

          Büyüdükçe aklı başına gelen kadın neyse ama olgunlaşan kadın kadar itici başka bir şey yoktur.

          Çünkü; “Kadının olgunlaşması” demek kadının “kadınsılığının” yok olması demektir.

          Ayrıca, kadın yaşlandıkça olgunlaşmaz. Kadını “sorunlu kadın” yapan, bir çok sorunun nedeni olan şey olgunlaşmış ve kemikleşmiş “kadınsal bakış açısı” dediğimiz şeydir ve bu her kadında (18 yaşında da 80 yaşında da olsa fark etmez) vardır zaten.

          Sonuç olarak; Sayın Süleyman

          Bütün toplumlarda ve kültürlerde binlerce yıldır, evlenilecek kızın-kadının erkekten küçük olması her zaman ideal görülmüştür.

          Feleğin çemberinden geçmiş, tecrübeli ve konunun uzmanı bir abiniz olarak sana ve bekar erkeklere bir çift sözüm var; Sevgili erkek kardeşlerim kendinizden 5-10 yaş küçük kızlar-kadınlar ile evlenin ve bir çok konuda rahat edin.

          Yaşıtlarınız olan kızlar ile evlenirseniz, 40-45 yaşına geldiğinizde veya hemen sonrasında dünyanın kaç bucak olduğunu görürsünüz. Yaş 50 olduğu için “KÖPRÜDEN ÖNCE ki SON ÇIKIŞI” kaçırdığınız için de sizin için iş işten geçmiş olur coğu zaman

          Sevgili Genç kızlar;

          Size de tavsiyem 20-25 yaşında ki yaşıtınız erkeklerle evlenip çocuk büyütmeyin. Siz duygusal gelişim anlamında erkelerden 2-5 sene öndesiniz. Evleneceğiniz erkekler ile aranızda biraz yaş farkı ( 5-10 yaş) olsun…

          Çevrenizde size (—iyi çocuk ama sanki biraz yaşlı, —adam senden 10 yaş büyük, baba dersin artık, —ay kız iyi hoş adam ama biraz kartlaşmış sanki vb. vb. vb sözler ile) gaz veren kendisi kartlaşmış hemcinslerinizi değil bu abinizi dinleyin “kadınlığınızı ve kadınsı” zekanızı kullanın bir ömür rahat edin.

          Veya bildiğinizi yapın, şimdi yaşıtlarınız olan erkekler ile evlenin 15-20 yıl sonra 20-25 lik bir kumaya razı olun…

          • Süleyman diyor ki:

            Sayın Abdullah bir bey. Deneyiminiz ve yaşınıza saygım büyük. Eminim belli başlı yaşanmışlıkların sonucu bunları dile getiriyorsunuz. Yalnız yazınızda çok genelleme ve sert bir mizaç var.

            40-45 yaşınıza geldiğinizde dünyanın kaç bucak olduğunu görürsünüz demişsiniz erkeklere. Kadınlara da bildiğinizi yapın şimdi yaşıtlarınız olan erkekler ile evlenin 15-20 sene sonra 20-25 lik kumaya razı olun demişsiniz. Yazının başında da bu alanda uzman bir kişi olduğunuzu belirtmişsiniz. Yani alanda uzman bir kişi olarak kişilerin gözünü korkutarak mı ikna ediyorsunuz?

            Yalnış anlamayın Fikrinize karşı değilim. Kendisinden 5-10 yaş küçük hanımlarda evlenen veya 5-10 yaş büyük beylere evlenen kişilere de kötü bakmıyorum. Bu bir tercihdir. Herkes tercihlerinin sonuçlarını öder. Benim tercihimde daha önce belirtiğim gibi. Evlilikte bunu yaparsan veya şunu yaparsan kesin mutlu olursun diye bir krite yok. Ki mutluluk nihai amaç değil. 40 yaşında 30 yaşında bir hanımla evli iken ben mutlu olsam ama eşim üzülse aslında doğru olanı mı yapmış olacağım?

            Son olarak daha önce yorumlarınızı okuduğum için söylüyorum. Sanırım siz eşinizden boşanmıştınız ve muhtemelen yakın yaşlardaydınız. Yalnız kendinizden 10 yaş küçük biri ile hiç evlenmemiş olduğunuzu düşünürsek bunun iyi sonuçlanacağını nereden biliyorsunuz? ( çevremde bu ve şu var gibi örnekler vermezseniz sevinirim)

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sevgili Genç, Süleyman Bey Kardeşim’e

            Topu topu 3 satırlık yazınızda bile ( tecrübelerimin ve bilgilerimin asıl kaynağının kendi yaşanmışlıklarım değil “iletişim sosyolojısı- sosyal iletişim uzmanlığı” alanında ki akademik kariyerim, yaptığım araştırma ve çalışmalar olduğunu daha önce defalarca açıklamama rağmen) şahsımla ilgili 4 tane yanlış tahmini bir araya getirecek kadar “zeki” olduğunuzu dikkate alarak size bir kaç kelam etmek istiyorum.

            Öncelikle benim değil sizin (bu konuda yaptığınız talep üzere) cevabını aradığınız soruları ve tek başına çözemediğiniz sorunları, içine düştüğünüz paradoksu, kafa karışıklığını gidermek, bu konuda ki soru ve sorunlarınızı çözmek için bu konuyu masaya yatırdık ve size doğruları göstermeye çalışıyoruz bu bir;

            Sorunu çözmenin 2. sartı sorunun ne olduğunun doğru tespit edilmesidir. Siz sorunlarınızı ucuz ve kısa yoldan çözmek, başka bir ifade ile ” bazı acıları yaşamadan bilgi; bedel ödemeden de tecrübe sahibi olmak” istiyorsanız sizden hiç bir beklentisi-kazancı olmadığı halde sizin için zaman harcayan insanların size vermeye çalıştığı bilgileri almaya çaba gösterin bu iki;

            Sözlerinden anladığım kadarıyla henüz ayakların yere basmıyor, kadınlardan ve hayatın gerçeklerinden bihaber, hayatın baharında (22 yaş); bir çok insanın ciddi “bedeller” ödeyerek sahip olduğu, ama para ile satın alınamayan “tecrübe” denilen büyük bir “değere-nimete” sahip olamayacak kadar “toy ve genç”sin, kabul et bu üç;

            Durum tespitinden sonra gelelim meselenin özüne…

            “yazınızda çok genelleme ve sert bir mizaç var.” DEMİŞSİN

            Benimle ilgili kişilik analizi yapmayı bırak sevgili Süleyman kardeşim. Çünkü, bu senin uzmanlık alanın değil ve sana bir şey de kazandırmaz. Sen, (mümkün olduğunca) benim yazdığım bilgilerden faydalanmaya bak

            “kişilerin gözünü korkutarak mı ikna ediyorsunuz?” DEMİŞSİN

            Kimseyi ikna etmek gibi bir mecburiyetim ve gözlerini korkutmak gibi bir amacım yok. Benim amacım dalgalar ile sahile vurmuş deniz yıldızlarını (mümkün olduğu kadar çok) ait oldukları denize geri göndermek. Ama o deniz yıldızı ısrarla “ben denize dönmek istemiyorum, karada yaşayacağım” (daha doğru ifade ile karada öleceğim) diyorsa onun için yapılacak bir şey yok.

            Ama seninle bir konuda aynı fikirdeyim.

            “Her tercih aynı zamanda bir çok şeyi reddetmektir ve herkes tercihlerinin bedelini öder”

            “Kendisinden 5-10 yaş küçük hanımlarla veya 5-10 yaş büyük beylere evlenen kişilere de KÖTÜ bakmıyorm” DEMİŞSİN

            Bu konuda bilinç altında ki düşünce (inanç) ile sözlerin taban tabana zıt. Bunun sebebi geçmişte yaşadığın veya şahit olduğun üzücü bir biçimde sonuçlanmış bir olay veya süreç olabilir. Bu konuda ki algı-genel kabul problemini çözmek için geçmişe dönülerek olay-sebep-sonuç ilişkisinin kurulması ve sorunun çözülmesi gerekiyor.

            “Sanırım siz eşinizden boşanmıştınız ve muhtemelen yakın yaşlardaydınız. Yalnız kendinizden 10 yaş küçük biri ile hiç evlenmemiş olduğunuzu düşünürsek… ”

            Çok fazla “sanıyor, varsayıyor, tahminde bulunuyorsun” Mutsuz ve mahcup olmak istemiyorsan hakkında bilgi sahibi olmadığın konu ve kişiler hakkında mümkün olduğunca “sanma, varsayma” :-)

            Bazı şeyler hakkında “doğru bilgi ve tecrübe” sahibi olmak için umarım çok fazla bedel ödemez, 15- 20 yıl sonrasin da bu günki hayatını değerlendirdiğinde “keşke” sözünü mümkün olduğu kadar az kullananlardan olursun.

            Son söz;

            Yazdıklarımdan ötürü NEFS’sinin seni yönlendirmesiyle bana “sözlerini, tahminlerini, kendini” savunan veya bazı seyleri açıklamak amacıyla cevap yazma. Sadece verdiklerimden bir şeyler almaya çalış sevgili Süleyman kardeşim

          • Süleyman diyor ki:

            “Bazı şeyleri açıklamak amacıyla cevap yazma” demişsiniz. Öbürleri hariç bu tavsiyenizi tutacağım. :)

          • Fatma diyor ki:

            Yazdığın yorum ukala ve saçma Süleymana verdiğin cevap ise daha beter. Sosyolojiymiş de bilmem ne! Kocasıyla aynı yaşta olduğu için üzerine kuma gelen birini hiç görmedim. (Ben 40 yaşında ve 20 yıllık evliyim bu arada. Kocamla da aramızda iki yaş var. )Ama karısında 13 yaş büyük ve karısı çok güzel olan bir tanıdığımız karısından sadece iki yaş küçük bir kızı alıp getirmişti. Buna ne dersiniz?

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Bayan Fatma’ya

            İfadelerinizde kullandığınız kelimeler, uslubunuz ve cevrenizde ki bir iki örneği genel için ölçü kabul etmeniz sizin ve şahsımın “aynı kulvarın” insanları olmadığını gösteriyor.Bu nedenle “sizi ve sıradan düşüncelerinizi” muhatap almayı ve size cevap vermeyi düşünmüyorum.

          • şeyma diyor ki:

            Her şeyi kumaya bağlıyorsun.Şimdi yaşıtım birini alsam Allah ona başka biriyle evlenmeyi nasip etmese evlenebilecek mi? Bu işlerin yaşla ne alakası var?

            Kadınlığını kullanan kadınların yaşına bakıldığını da hiç sanmıyorum.Kullanan kadınların kendilerinden çok daha genç erkekleri elde ettiklerini de gördüm.

            Yaşıtım biriyle daha iyi anlaşabileceğimi düşünüyorum.Kuma olayının da yaşla ilgisi olduğunu düşünmüyorum.Evliliğin nasip olduğunu düşünüyorum.Annemle babam arsında 12 yaş var annemi babam hep genç olduğunu düşünüp kıskanmasına rağmen aldatıp duruyor.Üstelik annemden yaşlı ve çirkin kadınlarla.

          • Isimsiz diyor ki:

            Erkekler yaslandiginda cinsel istekleri kadinlar yaslandigindakinden farkli olabilir.ancak zeka olarak kadinlar daha akillidir erkeklere gore.nenelerimize ve dedelerimize bakalim lutfen.hangisi yaslandiginda daha dinctir bir bakalim. erkekler sadece kendi cinselligini dusunerek olaya yaklasiyor.ve genc bir kadinla evlenmek istiyor.cocuklari dusunen yok.cocuk ilerki yaslarda annesine bakicak dinc akli basinda,oysa babasi daha yasli oldugu icin daha cok kusak catismasi olucak.ve belki daha az tahammullu olucak babasina karsi.erkekler degil midir cabuk cokup yaslanan.ama nedense o halde bile cinsel istekleri bitmiyormus anlasilan.ya da bitenler de ilaclara yoneliyor bitmesin istiyor galiba.ya da genc eslerine yetememekten korkup ilac kullaniyorlar..benden erkeklere tavsiye..kendi yasinizda ya da yasiniza yakin kizlarla evlenin ki birlikte yaslanin mutlu olun.

    • ... diyor ki:

      Sayın Süleyman Bey,

      Sizin ve size yorum yazan Sayın Meryem hanım ve Sayın EY’in bakış açıları farklı olsada tespitler güzel.

      Öncelikle sizin yazmış olduğunuz 20-21 arası duygusallık ile 25-26 yaş arası duygusallığın aynı olamayacağı tespiti. Biyolojik yaşa göre baktığınızda bu doğru olabilir ama duygusal yaş ile biyolojik aynı hızla mı ilerliyor? Yetişme ortamı bunu etkiler yaradılış özelliği etkiler Yaşadıkları etkiler.yani bu kesin bir yargı değil fert olarak dikkate alınmalı.18 yaşında 35 yaşında olgunlukta bayanda var 35 yaşında 18 yaşındaki gibi olan hareket edende var.

      Aynı durum erkekler içinde geçerli.yalnız erkekler için olgunlaşma Dediğimiz yaş sanırım biyolojik yaşa ve bayanlara göre dahada yavaş. Bir bayanın yaradılış,çocukluktan itibaren anne olma hayali ve fıtratından dolayı evlilik ve olgunluğu Erkeğe göre daha erken Başlıyor. Günümüzde bu benim gözlemlerimden tespitim erkeklerde olgunluk Dediğimiz durum babalarımızın yaşında 20 iken son 10 yıl öncesine kadar 30 du ama şuan 40 YAŞ gibi.

      Bir başka durumda sevmek ve sevilmek isteği evlilikte yaş uyum duygusallık üzerine tespitiniz.
      Belki siz beni en iyi ileride ciddi anlamda evlilik girişimlerinde karşılaştığınız durumlarda daha iyi anlayabilirsiniz.

      Öncelikle yaş ve beklentiler karşılıklı uyum olması konusu sadece yeterli olmayacak. Çünkü birçok konuda uyum olsa bile günümüzün en büyük imtihanı evlilik üzerine.
      Duygusal uyum bunu helal yoldan tanıma nasıl olabilir? Aynı evin içerisine girmedikçe tespit zor. Sizin Dediğiniz ifadeyle 20 YAŞ bayan ile 25 YAŞ erkek evliliğinde de duygusal uyum olsa bile olgunluk ve sorun çözme sorumluluk almada zayıf olan kişilerde var. Yine taş itibariyle geç yaşta evlenen ama olgunlukla beraber duygusal olarak birbirine daha dikkatli değer veren kibar davranan kişilerde var. Yaştan çok buradaki nokta beklenti ve kişilerde. Ama şöylede bir gerçek var genç yaştaki uyum yaşlar ilerledikçe zorlaşabiliyor. Karakter oturmuş oluyor.

      Evlilikle ilgili niyet edip çeşitli yollar izlemenize rağmen olmayadabiliyor.
      Yaş itibariyle küçüksünüz ve size tavsiye edebileceğim kul olarak belirli kriterleriniz ölçüleriniz olsun ama birde Allah’ın yazmış olduğu nasip hüküm var. Bu yüzden erken yaşta belli Başlı konularda kesin yargıya varmamak,mükemmeliyetçi ve olmamış bir iş için gereksiz yere takıntı yapmamak lazım. Çünkü bu durum gittikçe Alışkanlık davranış ve karakter halini alabilir.Böyle insanlarla karşılaştığım için biliyorum iş eğitim din ahlak vs konularda kendisini yetiştirmiş ama yaş ilerledikçe evlilikteki beklentisi takıntısı kemikleşmiş. Kafasındaki hayal kahramanını arayan gerçekle ilgisi olmayan yada belirli konuda takılı kalmış olan.

      Bazen evliliğe bakışımız gerçekçi ve sorumluluk üzerine değil dizi TV romanlardaki bize gösterilen dayatılan hayatlar oluyor. Bu sadece Seküler yetişmiş kişilerde değil artık muhafazakar dindar Dediğimiz kişilerde var. Sonuçta her hayat tarzına hizmet eden popüler kültürümüz var.

      Sadece akıl mantıklada olmuyor sadece duygusallıklada olmuyor.Biz yine kendimizi ahlak yönünden eğitmeli sözlü fiili duaya devam etmeli helal olanı beklemeliyiz. Beklemekle duygular körelmez önemli olan doğru insan olma ve doğru insanı bulma gayreti.

      • Süleyman diyor ki:

        … Bey yorumunuzu okudum. Özellikle bazı noktaları çok beğendim. Evlilik hakkında aklımdaki genel düşünceyi anlatayım isterseniz.

        Insan ruh ve nefsin , yani birbirine aslında karşı olması gereken iki zıtlığın mükemmel bir bileşimidir. Aynen hidrojen ve oksijen atomlarının birleşip su moleküllerini oluşturması gibi. Aslında aynı ortamda dursa ve ateşlense ortalığı kül edebilecek bu iki element birleşip ateşi söndüren ve canlı hayatın oluşmasına en büyük desteği oluşturan bir mölekül haline gelir.

        Yani biz mantığın ve duyguların oluşturduğu bir bütünüz. Kişilerin bunu bilip evlenirken mantıklı davranması yalnız duygularını da ihmal etmemesi gerekir. Benim kanaatimde ise ben mantığın duygulardan her zaman 1 adım önde olmasını ve duyguları yönlendirmesi taraftarıyım. Bu zamanda evlilikler hep yalnış zeminler üzerine kuruluyor. Kişiler ya nefsini önde tutup mantığı eliyor. Çok yakışıklı, zengin, güzel, kariyer sahibi kişilerle sadece nefsine hoş geldiği için evleniyor. Yada mantığı ön planda tutuyor ve duygularını dışarıda tutuyor. Bunun sonucu da çok dindar kişiler sadece çok dindar olduğunu bildiği için hiç hoşlanmadığı, fıtrat olarak zıttı olan kişilerle evleniyor. Iki durumdada evlilikler sıkıntılı oluyor.

        Ben bu yaşıma rağmen pek çok evlilik girişiminde bulundum. Pek çok kişiye talip oldum. Hatta gittiğim sohbet ortamında hal ve tavrımı çok beğenen bir insan aracılar vasıtasıyla kızı ile beni evlendirmek istedi. Sağolsun . Yalnız yaşadıkları yerden uzağa gidebileceğim için olmadı. Dediğiniz gibi evlilik büyük sorumluluk istiyor. Bazen bu sorumluluğu henüz üstlenemeyeceğim için belki nasip olmamıştır diyorum. Yalnız kendimi hazır hissediyorum.

        Yorumunuzda bir yerde evliliğe bakışımız gerçekçi ve sorumluluk üzerine değil demişsiniz. Aynen katılıyorum. Hem erkeklerde hemde hanımlarda bu böyle. Evlilik hep 2. Planda ve arkaya atılmış. Muhafazakar kişiler bu yüzden küçük haramlara bulaşıyor ama pekde

        • Süleyman diyor ki:

          Yalnışlikla erkenden gönder tuşuna basmışım:) son paragrafı yazıp bitirecekten zaten

          Yorumunuzda bir yerde evliliğe bakışımız gerçekçi ve sorumluluk üzerine değil demişsiniz . Aynen katılıyorum. Hem erkeklerde hemde hanımlarda bu böyle. Evlilik hep 2. Planda ve arkaya atılmış. Muhafazakar kişiler bu yüzden küçük haramlara bulaşıyor ama çok umursamıyorlar fakat küçükte olsa haramlara dikkat etmek gerekir. Kişilerin önceliği meslek, araba, ev vs. Üniversitenin şen ortamında arkadaşları varken ve zamanı dolu iken pek önemsemiyorlar evliliği ama üniversite bitip meslek sahibi olduktan sonra ve vesair maddi isteklerini yerine getirdikten sonra başka şehirlerde yalnız kaldıklarında ancak bir “hayat arkadaşının” kıymetini anlıyorlar. Ama haramlar işlenmiş, dünyaya Tamah artmış , beklentiler yükselmiş ve tahammülleri azalmış oluyor o zaman. Ondan sonra erkekler istiyor ki işi olsun güzel olsun, tesettürlü olsun ama önceden aktirismiş sonra tesettüre kapanmış gibi olsun hali. Kadınlardada aynı. Film starı gibi olsun ama namazı niyazlı olsun. Kendisine yaşadığı ortamdan biri gelsin onun için dünyadaki en güzel ve tek insan olduğunu söylesin ama elini melini tutmaya yaklaşmasın çünkü muhafazakar yani. Görücü usulü ile evlenmek. Ne düz ne monoton. Görücü üsülü sanki çirkin kızları ve erkekleri kakalama gibi. Dışımızdan kabul etmesekte çok içimizde görücü üsülü evlilikle gelen kişinin çok çirkin olabileceği düşüncesi var. Biliyorum çünkü yaşadım. Şu dönemde erkekler ve kızlar üniversitede evliliği değil nişanlılığı bile düşünmüyor ama Meryem hanımın söylediği gibi kadınlar sevgiye ihtiyaç duyuyor. Erkeklerde. Böyle olunca ancak çok az kişi üniversite de evlilik görüşmesine evet diyor fakat sınıfında biraz namaz niyaza dikkat eden yakışıklı veya güzel biri kendisinden hoşlandığını söyleyince 1. Planda olan üniversite, meslek, 2. Planda olan evlilikle ne çabuk yer değişiyor. Sonra da o beni sabah namazına uyandırıyor. Birbirimize dini kitaplar hediye ediyoruz diyerekten samimi mesajlar. Dışarıda konuşmalar vs. Yalnız daha sonra anlaşamayacağı bir aile yapısı ile karşılaşıyor yada karakterle. Ondan sonra ayrılıyorlar. Yada çok azı anlaşıp evleniyor ama daha önce evlilik ne düşünmemiş sadece aşık olduğu için evlenenler sıkıntıya boğuluyor. Tabii mutlu olanda var. Yalnış anlaşılmasın kimseyi kınamıyorum. Kendimde bu duruma düşebilirdim ama doğruya doğru yanlışa yanlış. Doğru hedefe yanlış yollardan ulaşılmıyor.

          … Bey dediğiniz gibi popüler kültür yalnış örnekleri ve aslında sıkıntılı durumları iyi ve doğru gibi gösteriyor. Sonuçta çok büyük sıkıntı ve buhran ortaya çıkıyor. Allah ümmeti-Muhammede doğru haraket etmeyi nasip etsin. Amin

          • ... diyor ki:

            Sayın Süleyman Bey,

            Öncelikle belirtmek istediğim Bahsettiğiniz bazı durumlar tespitleriniz doğru.

            Her insanın sadece bu evlilikle ilgili değil başka durumlardada fert olarak dikkate alınması gerektiğine inanıyorum. Çünkü sizin yaşamdaki durumlarınızı ben yada başkası bilemez başkasınınkinide tam olarak siz bilemezsiniz. Genel belki bazı gerçekler vardır ama bunlarda kesin yargı yada sonuç değil.

            Yaş itibariyle değilde olgunluk ve kişiler olarak durum ele alınmalı. Sadece biyolojik yaş durumu konusunu belirtmek için örnek veriyorum. Ben bayanım ve sizin yaşınızdayken evlilikle ilgili bir düşüncem aklımda yoktu şuan eğitiminiz bitmiş iş ve gerçek hayata aslında şimdi başlayacaksınız. Ben ise sizin yaşınızdayken bir evin geçimini sağlayan ve insanlar hayat hakkında tecrübesi olan biriydim.18 yaşındada yaşıtlarıma göre olgun davranan biriydim Yaşadıklarım çoğu insana göre ciddi imtihanlar. Burada sizi veya Başkasını eleştirmek vs değil burada temas ettiğim eğitim yada günümüz koşulları insanların yada özellikle erkeklerin ev iş yönetmesini olgunlaşmasını geciktiriyor bir yerde temas ettiğiniz Fatih Sultan Mehmet Örneği böyle kişileri sadece evlilik üzerinden kriter almak değil genel manada örnek almak zor çünkü ona verilen dini fen hayat eğitimi günümüzde yok. Yaş konusu kişiden kişiye değişir tek kriter değil 24 Yaşından önce evlilikle ilgili aklımda bir düşünce olmadı. Olduğundada ideal gönül ve ahiret merkezli baktım. Yani herkesin beklentileride farklıdır bu yüzden tek tip ele almak herkes aynı hızda Düşüncede duyguda olacak diye kesin bir yargı olmamalı.

            Evlilikle ilgili farz Vacip Sünnet haram durumlar var. Gerçek manada evlilik düşünceniz varsa ve akıl kalp olarak uygun gördüğünüz insan varsa bu sadece benim size Müslüman olarak tavsiyem evlenin.

            Biz bazen durumları sadece kendi durumumuzdan ele alıyoruz. Önemli bir gerçekte bizim seçmemiz kadar seçilmemizde. Yani burada sayfalar dolusu istek hayal yazılsada biz seçilirsek evlilik gerçekleşir tek Taraflı değil.

            Bahsettiğiniz görücü usülü durumuna katılmıyorum. Buda bizim kültürümüze yabancılaştığımız bir taraftan batı şöyle derken diğer taraftan kendi din ve kültürümüzü önemsememizin sonucu. Görücü usulünde çirkin kız erkekleri birilerine sunma iddiası Yakışıksız. Velevki maddi olarak çirkin olanlar için böyle bir Yöntem var çirkin olanların evlenme gibi bir hakları yok mu? Bazen düşünüyorumda çok şükür Rabbim bizim gibi merhametsiz değil o herkes için ısınacak eşler yaratmış.

            Maddi gözle bakılırsa bu sadece maddiyat değil gönül Gözüylede Eş seçilmezse çok sorunlarımız olur sadakatimizde ikiyüzlü olur yaşlandıkça herşeyi batar gözümüze.

            Sayısız evlilikle ilgili kitap makale araştırma fetva okudum. Bu iş bir bakıma kitaplar dolusu kriter yazıda yazdırır aranılan insan bulunca sükut etmek şükretmek düşer insana. Allah herkesin yardımcısı olsun.

          • Süleyman diyor ki:

            … Hanım

            Yorumunuz için teşekkür ederim. Güzel noktalara değinmişsiniz.

            Görücü usulü ile dediği mi yalnış anlamışsınız sanırım. Ben toplumun bazı fertlerinin görücü usülünü ne yazık ki kimsenin almadığı veya beğenilmeyecek kızları veya erkekleri kurtarma operasyonu gibi görmesini eleştirdim. Ben şahsen akıllı görücü usülü nü gönülden destekliyorum. Yoksa daha önce bahsettiğim gibi flört olunca duygusallık oluyor veya aileler beğeniyor kişiler birbirini beğenmiyor bu seferde mantıklı davranılmış gibi oluyor ama ikiside yalnış. Mantığın ve duyguların dengelemesi lazım.

            24 yaşından önce evliliği düşünmedim demişsiniz. Yaşadığınız zorluklar sebebiyle belki düşünecek vakit bulamamışsınızdır veya kendi sebebleriniz vardır. Bundan dolayı sizi eleştirmiyorum. Yalnız şartları iyi kötü bu çağda çoğu kişi evliliği düşünmüyor. Kimisi ilimle uğraşacağım diyor ihmal ediyor. Kimisi yoğunluk olur diyor vb. Özellikle üniversiteyi, yükseklisans, doktora veya başka tahsilleri bahane edip bu işleri erteleyen kişileri ilkokulda veya ortaokulda çocuğun dersleri etkilenmesin diye çocuğu sportif ve sosyal faaliyetlere göndermeyen annelere benzetiyorum. Yani bana onu hatırlatıyor. Oysa o faaliyetler çocuğun stres arması rahatlamasını bu sebeple derslerini daha iyi yapmasını sağlıyor. Evlilikte bir yoğunluk ve sorumluluk var illaki fakat bazı şeylere dikkat edildiğinde hayatta önünüzü kesici değil açıcı bir etkisi var. Bu birazda kişilerin bahanesi.

            Birde şunu eklemek istiyorum. Evlilik çok zor diye hep göz korkutuluyor. Bizim toplumumuz durmadan göz korkutuyor. Korkutmak korkmak adrenalin salgılar ondan mı bilmiyorım ama durmadan aynı şeyler söylenip durur. Ilkokulda şu sınıf çok zor şu ders çok zor ortaokul çok zor. Ortaokulda lise, lisede de üniversite çok zor. Üniversite sınavı zaten bizim toplumda bir ölüm kalım meselesi. Hazırlanmak güzel, hazırlığını yapdığında, tedbirleri önlemleri aldığında , gereğini yerine getirdiğinde ve Allah’a tevekkül ettiğinde nasibse oluyor zaten. Bakıyorsun okul bitmiş. Niye bu panik? Evlilik kolay değil ama bunu sanki uzaya ilk kez insan gönderiyormuşçasına zor göstermek niye? 27-30 undan önce yapılamayacakmış gibi dayatılıyor. Belli başlı manevi ve maddi altyapıyı oluşturduktan sonra 27 yaşında evlenecekler 22 yaşında evlenecek arasında ne fark oluyor ki? Ikiside sonuçta iş sahibi kişiler ve ikiside evliliği ilk kez görecekler. Similasyonu var mı bu işin. Yani herkes aynı yerden başlıyor. Daha sonra öğrendikleri varsa ve onları doğru uygulanabiliyorsa gene başarıyor. Ben bölümümden mezun olduğumda 21 yaşında idim. 25-26-27-28 yaşında benimle aynı dönemde mezun olanlar vardı. Ben şimdi erken mezun oldum diye yalnış mı yapmış oldum? Yada daha az mı şey öğrendim ?

            En son olarak dediğiniz gibi biz düşünüyoruz ve düşünmemiz gerekiyorda fakat bazen gene çok hayırlı biri hiç düşünmediğimiz yerden çıkıveriyor. Nasib. Allah hayırlı yuvalar kurmayı nasip etsin.

      • duck diyor ki:

        Yıllarca evli kalmış ve evliliği biten bir arkadaşın dramını söylemek isterim kendisinden helallık aldı.
        Boşanma davasında ek maddelerin birinde şu satır var.
        davacı(bayan) nın şikayet metninde davalı (bay) hakkında aralarında yaş farkının olmadığı.davacının boşanma sebeplerinden bir tanesi eşim ile yaş farkından dolayı ayrılmak ( ben çocuk mu büyütecem )maddesi yer alıyor.. bayan:22 – bay 23..
        Aslında erkek olgun olursa bayan gözünde..yaşlı..genç olursa çocuk.gibi görmeleri oluyor..muş
        davalı arkadaş gezmeyi eğlenmeyi hayatın tadını çıkarmayı seven biridir.zaten ikiside gençlik partisinde tanışıp 1 yıl sonra evlendi.
        davalı maddi olarak güçlü ve ailesinin durumları iyi kişilerdir..

        • süleyman diyor ki:

          Gençlik partisinde tanısıp bir yıl sonra evlenen, gezmeyi, dolaşmayı, eğlenmeyi ve hayatın tadını çıkarmayı seven kişileri; evinde huzur arayan, evcimen, hayatı bir imtihan gören ve ancak meşru eğlenceleri mubah gören kişilere örnek getirmeniz biraz ilginç olmuş.

          Zaten “aslında erkek olgun olursa bayan gözünde..yaşlı..genç olursa çocuk.gibi görmeleri oluyor..muş” demişsiniz. Hanımın belli bir islami bilinci yoksa zaten her türlü şikayetçi olabiliyor.

    • zehra diyor ki:

      suleyman bey siz abdullah beyin sertlikle yazdiklarina bakmayin, yasiniza gore cok olgun cevaplar veriyorsunuz. insanin yasi ilerledikce de aslinda keskin fikirlerini de birakiyor zaten.

      evlenme niyetiyle yola ciktiginizda, yasindan bagimsiz olarak, dindar, iyi ahlakli ve kanaatkar bir kadinla evlenmeye calisin. mutlaka ailenizin, cevrenizdeki buyuklerin gorusunu alin, es adayinizi yakindan taniyan (akraba olmayan) insanlardan sorusturun ve de bol bol dua alin. evlilik bir imtihan tabi ki ama dogru insani bulup birbirini kirmadan, mutlulukla omur geciren bir suru cift var. ben esimi hic tanimadan evlendim, simdi bes senelik evliyiz, bana bir kere kotu sozunu duymadim, ben de onu elimden geldigince hos tutmaya calisirim, hep destek olmaya calisirim. ustelik buradaki pek cok kisinin karsi cikabilecegi sekilde, calisan, doktor bir bayanim. rabbim size de gonlunde sukun bulacaginiz hayirli bir es nasip etsin.

      • Süleyman diyor ki:

        Sözleriniz olgunluk ve deneyim dolu. Pek çok genç bu verdiğiniz tavsiyeleri dinleyerek evlilik dönemindeki pek çok sıkıntıyı atlatabilir.Duanız ve tavsiyeleriniz için teşekkür ederim Zehra hanım. Allah eşiniz ve size de hayırlı ve huzurlu bir yuva nasip etsin.

        Bu yorumları ve bu sitedeki başka konuların altındaki yorumları yazdığım sırada hayatımda sıkıntılı bir dönemde idim. Detay veremem ama şu kadarını söyleyeyim ki yalnızlık çok zor ve ailenizden insanların yanınızda olması hakikaten çok güzel bir duygu. Normalde hiç bir sitede yorum yapmam ve sosyal medyayı kullanmayı sevmiyorum; ama bu sitenin ortamını sıcak bulduğum ve o sıralar çok bunaldığım için bu sitede bazı yorumlar yaptım. Aslında yazdığım şeyler için pişman değilim ama şimdi düşünüyorum da yazmasam da olurmuş. Bazı hatalarım olmuş olabilir. Birilerini istemeden kırdıysam özür dilerim. Haklarını helal etsinler.

        Artık siteyi daha az sıklıkla ziyaret ediyorum. Birazda keyfim yerinde diye heralde :) Bu benim bu sitedeki son yorumum olacak sanırım. Yalnız gene siteye zaman zaman uğrayacağım. Bu sitede öğrendiklerim benim için çok kıymetli ve değerliydi. Umarım hayatıma tatbik edebilirim. Bu sitede ki yazıları ve yorumları okuyan evli ve bekar kişilere de bu sitedeki bilgilere ön yargısız yaklaşıp en iyi şekilde yararlanmaları tavsiyesinde bulunacağım. Herkese Allah emanet diyorum. Sağlıcakla ve selametle :)

  11. Süleyman diyor ki:

    Bu konuyu açmakta biraz sıkıntılı hissediyorum. Yalnız bu günlerde biraz boş kaldığım için aklıma takılıyor. Birde bir süredir kafamı kemiriyor bu vesvese mi desem yoksa bir düşünce mi desem bilemiyorum.

    Bana hep ailem ve kimi çevrem tarafından erken evlenmek tavsiye edildi. Bende bunun üzerine üniversite okurken Allah’a tevekkül edip pek çok kız isteme girişiminde bulunmama rağmen nasip değilmiş. Şimdi üniversiteden mezun oldum. Yakın zamanda iyi bir iş sahibi olma ihtimalim yüksek inşAllah. İş sahibi olunca tekrar araştıracağım evlilik için. Yalnız bu dönemde erken evlenmek çok cazip gözükmüyor.

    İşe girdikten hemen sonra mı evlensem yoksa 2-3 sene bekleyip altyapımı iyileştirip evlensem mi diye düşünüyorum. Bazen bazı hanımları görüyorum. Çocuklarıyla beraber halk otobüslerine o benek arabalarıyla zar zor binmeye çalışıyorlar. Hastaneye filan gitmek için. Üzülüyorum. Eşimin çocuklarımızda böyle zorlanmaması için o halk otobüslerinde veya benzeri durumlarda böyle zor kalmalarını istemediğim için araba alıp filan evleneyim diyorum; ama aklıma bazı vesveseler geliyor:

    1. Ben altyapımı kurduğumda 25-26 yaşında olacağım. Hep benimle aynı yaşta veya 2-3 yaş küçük biri ile evlenmeyi düşünüyorum. Yalnız işte utanarak söylüyorum. Bir hanım sanki 24-25 yaşlarında 21-22 yaşlarında olduğu gibi cinselliği sevemeyecekmiş gibi geliyor. Aynı zamanda daha ciddi olup duygusal anlamda da daha sert olacakmış gibi geliyor.

    Yani Buda bir nevi cehalet işte ama yani etrafıma soramıyorum. Kafamı da toparlayamıyorum. Sanki hep geç kalacakmışım gibi. Yani bu konuda bilen birileri bir açıklamada bulunursa kafamı çok daha rahat toplayabileceğim.

    • Süleyman diyor ki:

      Tekrar bazı yorumları okurken buna denk geldim. O yaşta acaba böyle mi olur, yoksa şöyle mi olur dediğim yaşa geldim. Hala bir adım ilerleyemediğimi görmek beni biraz üzdü.

      Bu yorumu o Zaman neden yazdığımı düşüncenin nereden geldiğini unutmuşum ama burada desperate hanımın bu konu yada başka bir konu altında hanımlar çok geç evleniyor. Bu sebeple sevmiyorlar o yaştan sonra cinselliği yorumu sebebiyle kafama takılmış.

      Bazen konferans veren kişileri dinliyorum. 25 yaşından sonra evlilik mi olur. O saatten sonra olsa olsa iş anlaşması olur gibi sözleri oluyor. Bir ilahiyatçının buna yakın sözleri vardı. Yani hakikaten aynı şeyler kafamı kemiriyor. Şimdi 5 senedir uğraşıyorum evlenemiyorum. Hem onun çilesini çekiyorum hemde birde geç evlenip eşim tarafından sevilmeyeceğim riski filan çok kötü hissettiriyor. Sevmeden sevilmeden bir ömür

      İnşAllah bu düşünceler sadece vesvesedir diyebiliyorum. Başka birşey diyemiyorım.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Süleyman kardeş tamamen vesvese emin ol :)

        Kafana takkeden başka bir şey takma, zamanı gelince olur hayırlısıyla…

        Hatta çok yaşlı sayılmasam da şunu da ekleyebilirim. Bekarlıktaki boş vakti ben gibi boşa harcamayın, kıymetli şeylerle doldurun derim. Geriye dönüp bakınca anlıyor insan, zararın neresinden dönülse kardır ama en az zararla ömür geçirmek daha iyidir…

      • EvliHuzurlu diyor ki:

        Selamun aleykum süleyman bey. Yorumunuza kayıtsız kalamadım acizane fikrimi yazmak istedim. Tabiki bir fikriniz olacak istediğiniz kişiyle ilgili fakat kendinizi sınırlandırmayın. Allah size göre münasip hayırlısını daha iyi bilir öyle versin inşallah. Ben evlenmeden önce sizin gibi yaşıtım veya az fark olan biriyle evlenmek isterdim. Beyimle aramızda 5 yaş var hamd olsun çok memnunum yaş farkımızdan. Yaş farkı birazda kişilere ve olgunluklarına göre değişiyor. Beyim evlendiğimizde 28 yaşındaydı birbirimizi evlendikten sonra sevdik diyebilirim. Şu an 4.yılımız birde bebeğimiz var ve ben cinselliği şu anda evlendiğimiz zamanlardan daha çok seviyorum. Çünkü birçok şeyi beraber zamanla öğrendik. Rabbim hayırlı zamanda size uygun hayırlı bir hanımla karşılaştırsın.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Ben de yazmadan edemedim EvliHuzurlu Hanım.

          “birbirimizi evlendikten sonra sevdik diyebilirim.” yazmışsınız ya günümüz kızlarına anlatmak lazım bunu. Kıvılcım diye diye alev alacaklar bir gün. Bundan sonra yanımıza taşınabilir şarj aleti alalım diyorum, elektrik mi alamadın al sana şarj. Bazıları resmen yolda yürürken biriyle çarpışıp aşık olacağını sanıyor. Abartı gelebilir belki ama aracılara buna epey yakın bir tarifte bulunmuş kızcağız. Yaşı da 26 bunu söylediğinde. Yolda yürürken bir kızla çarpışsak hiç romantik şeyler olmayacağı gibi “önüne baksana be” cevabını alırız. Hatta saate bile bakmadan dört beş saat oturup telefonda da en az iki saat konuşan ki bu üç dört defa oluyor ama sonrasında kararsız kalanlar var. Aracılara sorsanız en başından beri elektrik falan yok kız kararsız…

      • Feyza diyor ki:

        Suleyman bey hic ilgisi yok inanin. Neden sevilmeyeceksiniz ki? Onemli olan yastan ziyade yasanmisligin az olmasidir. Evleneceginiz kisi yirmi bes yasinda da olsa muhtemelen sizin hassasiyetinize yakin bir cevrede yetismis olacagi icin siz yine onun hayatinda bir ilk olacaksiniz insaallah. Ilk ve tek oldugunuz icin de yine duygularini size hasredecektir bunun yasla hicbir ilgisi olduguna inanmiyorum. Hisleri korelen insanlar bana kalirsa cok fazla karsi cinsle beraber olup evlenmeden onceki omrunu bu ugurda sarfedenlerdir. Fazlasiyla karsi cinsin ilgi ve begenisine maruz kalan kisiler haliyle karsi cinse karsi gizemini de kaybettigi icin belki esini cok sevip baglanmayabilir. Bunun disinda yasiniz genc veya yasli olsun duzgun biri olursa karsinizdaki hem sever hem sevilirsiniz hic vesvese etmeyin.
        Ona bakarsak yirminin altinda evlenen her gencin cok mutlu olmasi gerekiyor degil mi? O yasta hayatin guzelliklerini beraber kesfedip yasayabilmek bana da cok tatli ve anlamli geliyor fakat o yasin da zorluklari su ki, kisilerin akli biraz daha havada oldugu icin birbirlerine sabretmekte zorlanip fevri de davranabilirler. Yani onun da riskleri vardir eminim.
        Muhim olan ruh esini bulup ilk gozagrisi olabilmek. Guzel ahlak sahibi insanin nasibi olabilmek. Yas ya da guzellik ya da is meslek kariyer…hepsi bir yere kadar ve bir noktadan sonra tesirini yitirir emin olun.

        • Süleyman diyor ki:

          Durmadan bir şeyler yazıp siliyorum. Yanlış bir şey demek istemiyorum. Sadece giderek sanki daha fazla mantık abidesi kesiliyorum. 5 senedir uğraşıp bir sonuca ulaşamamaktan çok yoruldum.

          İnşAllah evlenir bunların hepsinin bir vesvese olduğunu görürüm.

        • kevser diyor ki:

          Feyza hanım;
          Birşey yaşamamış olması durumu degistirmezki…
          Insanin duygularının en yoğun olduğu zaman gençlik zamanıdır.yas ilerleyince ister istemez duyguları önemsememeye başlıyor kişi..
          Kendimden biliyorum 20 li yaşların başındaki duygusal halim şimdi yok.ayrica erken evlenmek güzel olmasaydı o zaman büyükler niye eskiden küçük yaşta hemen baş göz etmeye uğraşıyorlardı? Öyle yapmışlarsa eskilerin bi bildiği vardır bence…hele hele ki kız için geç evlenmenin hiç-bir avantajı yok.aradigi gibi birini bulamaz.begendigi adam gider daha genç bir kızı alır zoruna gider.o da sıradan bir kocaya razı olmak zorunda kalır.baskalarini bilmiyorum ama ben böyle düşünüyorum.zaten bunu burada başka bir beyde yazmıştı.simdiki kızlar işi gücü yerinde birini bulsa bununla yetinmiyo diye.iyi de şirket ortaklığımi yapıyoruz?duygu denen bisey yok mu? Evlilik gönül işi.her insanla ısınamazsın ki.bide bunu soyleyince de azar yiyiyoruz.evi olsun arabasi olsun parasi olsun…eeee ama ben adamın suratını bile görmek istemiyim oldu mu şimdi? Bu işler gönül işidir zorlamaya da gelmez bence.bende aynı süleyman bey gibiyim.sadece yaş gençken âşık olunacagina inanmaktayım.cunku insanın duyguları en yoğun olduğu zaman gençlik zamanıdır.zaten kızların yaşı geçtimi bizim oralarda eğer birisi sana talib olmusda reddediyorsan o kadar tuhaf bakiyolarki.sanki hayir deme luksun yokmuş gibi.sevmediysem ne yapayim ki?

          • Feyza diyor ki:

            Kevser hnm,
            Erken yaslarda evlenmek guzel elbette ama herkes icin her zaman mumkun olmayabiliyor. O yaslarimda yani mesela 16 17 18 yaslarimi dusundugum zaman o yillarda ben daha fevriydim. Baskalarinin dini konulardaki inkarini duyunca iceri kacip agladigimi biliyorum. Simdi ise daha sert tenkidlerle karsilassam dahi o fevrilikten zerre eser kalmadi. Kisisel diyaloglar da dahil.
            Bu anlamda buyumenin tadini cikariyorum ornegin. Bu durum sanirim bircok insanda da vardir, mesela simdi soylenen bir sozu dusunurken o kisinin buyudugu ortamdan aldigi egitime tutun, besledigi duygu ve o sozu soylerkenki niyetine kadae herseyi genis perspektifiyle dusunup kendimi teskin edebiliyor ve daha sakin daha tutarli tepkiler verebiliyorum. O yaslarda evlenseydim belki esim olacak insan da benim sulugozlu ve fevri bir insan oldugum icin rahatsiz olacakti.
            Bu huyum belki evliligime de yansiyacakti, kimbilir. Yani ufak bir misal.
            Duygularin korelmesi bahsine katilmiyorum. Evet yasanmadikca bazi duygularin uzeri ortulebilir fakat bu yok oldugu anlamina gelmez ki. Siz kocaniz olan kisiyle herseyin ilkini yasarken mutlaka ayni heyecani hissedeceksinizdir. Ama otuz yasina kadar her naneyi yemis bir kadin duygusal anlamda daha egoist bir ruh haline burunebilir. Nitekim yasadigi o flort tarzi iliskilerin icerisinde haksizliga da ugramis, belki aldatilmis belki terkedilmis olmanin verdigi hayalkirikligi ve guvensizlik hisleri ile erkeklere karsi icinde gizli bir ofke de beslemeye baslamis olabilecegi gibi, bu yasina kadar gezip tozdugu erkeklerden kendisine gelen hediye, guzel soz, iltifat vs gibi argumanlarla ruhunu oksayacak her hale vakif oldugu icin duygusal bazda citasi yuksek olup erkekten yani kocasindan da beklentileri yuksek olabilir. Onu suregen bir kiyasa tabi tutabilir ama adamin ruhu dahi duymaz. Adamcagiz da haliyle evlilik hayatinin gailesine dusmusolup hanimindaki ucsuz bucaksiz romantizm acliginin nereden beslendigini cozemez dahi. Eskilerde kiminle ne yasadigini ve kendisinden neler bekledigini ne bilsin? Cinsellik de ayni sekilde ve karsi cins hakkinda herseye vakif oldugu icin evliligin bir kameti, kiymeti kalmaz.
            Bu yuzden yasanmisliklarin cok etkisi var diye dusunuyorum. Hicbir yasanmisligi olmayan bir insan ise butun ozel hislerini deepfreeze atmis bekliyordur. Nasil ki deepfreezeden cikardiginiz yemek bir sure sonra cozulur ve ocaga koydugunuzda hic dondurulmamis gibi isinir ve o da kaynar, iste simdi dondurucuda olan duygulariniz da dogru insan nasip oldugu zaman once yavas yavas eriyecek, sonra o kisinin de size gosterdigi sicaklik ve sevgi ile isinip sonra da kaynayacak. Agir agir pisirin ki dip tutmasin, altini kisin 😀
            Ama siz o duygulari ise dolaba degil de mutfak masasinin ustune koyup giderseniz kisa surede sinekler konar ve her gelen hasere tadina bakar, iste yiyeceginiz o zaman emin olun ki bozulur ve size hicbirsey kalmaz.
            Cinsellik kismindan bahsediyorsaniz, bir kadinin kendini cinsel anlamda arzulu hissetmesi icin once kendi guzelligine ve karsisindaki erkek tarafindan arzulandigina inaniyor olmasi ve erkegin bunu kadina hissettirmesi gerekir. Erkek bunu kadina hissettirebilirse dondurucudaki cinsellik de daha cabuk cozunecektir.
            Elbette biz otuz otuz bes yasindan sonra evlenmekten bahsetmiyoruz bunu belirteyim. Belli bir yastan sonra dediginuz gibi belki cinsel ve duygusal manada duygular korelmeye baslayabilir cunku deepfreez de olsa herseyin bir saklanma suresi var. Bir de su var,kadinin kendi guzelligine inaniyor olmasi dedim. Yani belli bir yastan sonra kadin da kendini yirmili yaslarindaki gibi guzel ve cekici hissedemeyecektir. Esi de bu anlamda yani ruhunu oksama anlaminda hanimina yeterli alakayi gostermiyorsa kadin kendine guvenini kaybedip cinsellikten bu anlamda da soguyabilir. Ama yirmili yaslarin kendi icinde ekseri dolu bir enerjisi var oldugundan bu hisler daha hizli harekete gecebilir.
            Yalniz Suleyman bey acisindan bakarak o henuz yirmi bes yasinda be tas catlasin yirmi sekiz yirmi dokuzunda dahi evlense ve hanimi da yine yirmili yaslarinda olsa bir de “ilk” olursa hayatinda, o zaman hic sorun yasayacagini zannetmiyorum ekstra problemler insaallah olmadigi muddetce, sadece yasin sorun olacagini sanmiyorum.

            Hem Azmo kardesin dedigi gibi cinsellik de ne kadar kitaplardan bakilsa da yasanarak ogrenilecek birsey diye tahmin ediyorum. Hatta verdigi meyve ornegine benzetiyordum ben de bu hissi, okuyunca buyuk tevafuk dedim ve gulumsedim :) Yasandikca ve birbirinin nelerden hoslandigini anladikca, tanidikca ve ilk zamanlardaki utangaclik da yenilince sanirim daha guzel bir hal alir. Cok fazla gecikmedikce bu gibi ufak rotarlarin hayatimizda buyuk sorunlar olusturacagini sanmiyorum Kevser hnm
            Yalniz su var ki, bir kadinin en guzel yaslarini esinin yaninda gecirmesi bana cok anlamli geliyor. Yani esi ilerde yaslansalar dahi, hanimini orta yasindan itibaren tanimak yerine onun en genc en guzel yillarina vakif olmasi cok hos olmali.
            En azindan kasin yaslandiginda esi onu begenmemezlik etse dahi cikarip bir iki eski resmini gosterir ve ” sen benim bu hallerimi de biliyorsun kusura bakma da o zaman nasil tadini cikardiysan simdi de bana katlanacaksin :) ” diyecek bir ozguvene sahip olmasi gayet rahatlatici olmali. :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Kim azarlıyormuş büyüklerimize söyleyelim de onların kulaklarını çeksinler. İstediği kadar malı olsun içiniz ısınmadıktan sonra bir önemi var mı? Kızlar da doğrudan ya da dolaylı ben istemiyorum diyebilir. Burada ise önemli olan isteklerinin mantıklı olup olmadığıdır. Sizin için yazmıyorum, yakışıklı olsun kız sanki manken, boyu 1.80 olsun eee sen 1.60 bile değilsin, genç olsun ama parası da olsun, güzel yani babası zengin olsun. Bir de bunların üzerine genç, yakışıklı, boylu poslu ve paralı erkeğimizin gözü dışarıda olmasın :)
            Dediğim gibi sizin için yazmıyorum. Bizim orada beğenmemezlik yapan erkeklere ben de padişahın kızını istedim ama vermediler derler, kızlara ne denir bilmiyorum…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Feyza kardeşim kevser hanıma hitaben yazdığınız bu yorumunuza da aynı şekilde imzamı basarım tam yerinde olmuş tebrikler.

            Ancak bu cümlenize şöyle bir şerh düşeyim, “bir kadinin kendini cinsel anlamda arzulu hissetmesi icin once kendi guzelligine ve karsisindaki erkek tarafindan arzulandigina inaniyor olmasi ”

            Bence bir kadın çok güzel olmasa bile ortalama bir güzelliğe sahipse kocası onu çok güzel biri olduğuna inandırabilir.Bu erkekte bitiyor bence. Erkek tarafından sürekli güzel olduğuna bu sözlerle,bakışla,mesajla vb. şeylerle de olur.inandırılan bir kadın çok güzel olmasa da kendini güzel ve değerli hisseder. Ama bir kadın gerçekte çok güzel olsa da eşi ona gereken iltifatı ve değeri vermezse o kadın yavaş yavaş güzelliğinden de şüpheye düşer. Yani burada kilit rol erkeğe düşer. Ayrıca bir kadın saatlerce aynanın karşısına geçsin “ben çok güzelim”,”ben çok güzelim” desin. Bu mu kadının öz güvenini artırır? yoksa kadının eşi ona “çok güzelsin” dediği zaman mı kadının öz güveni tavan yapar.

            Ayrıca ilave olarak daha yeni evlenmiş bir yılı bile dolmamış bir kadının bana olan bakışlarını görünce o züleyha ise sen yusuf ol demiştim kendi kendime. Yani çok fazla erkekle muhatap olan kadın özellikle de çalışma hayatında ise evlenirse bile kocasına sadakati tam olamayabiliyor yeteri kadar bağlılık ve sevgi olamayabiliyor bu acı gerçeği son iki senelik tecrübem bana öğretti.

            Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim,
            Serh dustugunuz kisimda soylediginizi aynen teyid ediyorum. Zaten bu anlamda soylemeye calismistim, “kadinin kendinin arzulandigini hissetmesi” sozunden kastim sizin degindiginiz husustu. Yani bir erkek hanimini begendigini, onu arzuladigini hissettirebilirse, kadini bu etkileyecek ve duygularuni harekete gecirecektir. Kadinin kendi guzelligine inaniyor olmasindan kastim da suydu. Bazi kadinlar kompleks duyabiliyor kendi kendilerine bazi fiziki ozelliklerini begenmeyebiliyorlar. Bu durumda eslerinin de kendilerinde bu ozellikleri begenmeyecegini dusunerek bunu kuruntu haline getirip kompleksleri dogrultusunda vucudunda hosuna gitmeyen bolumleri sakinabilirler ve bu da ister istemez cinsel hayatta uyum ve kesfi zorlastirir. O yuzden bir kadinin kendiyle barisik olmasi, komplekse dusmemesi, esiyle olan mahremiyetinde onceligin fiziksel ozelliklerden ziyade ruhsal ve tensel uyumun saglanmasina bagli oldugunu bilmesi, bu gibi gereksiz sakinmalarin ve kendini (ilk zamanlardaki utangaclik disinda) kasmanin onune gecer. Bu durum kadinin kendiyle barisik olmasi ile mumkun olmuyorsa yani kadindaki kompleksler kendi kendine yok olmuyorsa esine is duser ve onun hanimini begendigini arzuladigini hissettirmesi bu kompleksleri yenmesine ve daha rahat hareket etmesine zemin hazirlar.
            Ben cok acik yazmak istemiyorum bazi seyleri. Her ne kadar hersey konusulmali da desek bu gibi mevzularda cok derine inemiyorum. Yazdiklarim bilimsel deneyler vs degil yanlis da olabilir, dogru bilenler lutfen duzeltsin. Ama kompleksin bircok hazzi engelleyecegine inaniyorum. O yuzden bir kadinin kendini cok guzel olmasa dahi guzel hissedebilmesi ve bunda esinin dokunuslari yardimi iltifatlari cok guzel hazirlayici ve yardimci olacaktir diye dusunuyorum. En basitinden kendini begenmeyen bir kadin yeni giysiler dahi giyip denemek istemez misal. Her degisime kapali olur. Dusunun ki en mahrem ortamda bu rahatsizligi bircok sorunu da beraberinde getirecektir. O yuzden kadina mutlaka arzulanip begenildigini erkek hissettirebilmeli.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Bahsettiğiniz yorumları evli çiftler için yazdığınızı düşünüyorum. Doğru anlamışımdır umarım.
            Evliler için böyle de evlilik görüşmesi yapanlar için şu beğenildiğini görme muhabbetini nasıl yapacağız? :) Ben kıza seni çok beğendim mi diyeceğim :)
            Ben bir kızın ağzından görüşmeye devam etmek istiyorum lafını duysam bile şüpheyle yaklaşırım artık. Ben de karşımdaki kızların vaktimi çalmayacağından emin olmak istiyorum bunu nasıl yapacağız?
            Görüşmek istiyorum diyen kız sürekli bir şeylerimi eleştiriyorsa özellikle…

          • Feyza diyor ki:

            Tabii ki evliler icin soyluyorum Fatih bey, bekarlar nasil o kadar samimi olsun :)
            Yani evlilik gorusmesinde nasil belli edersiniz, ikinci kez gorusmek istediyseniz zaten bu begendiginizin isareti degil mi? Tabi sizin basiniza tatsiz tecrubeler de gelmis haklisiniz tereddut etmekte. Bu soruyu bir erkek olarak sordugunuz icun cevap vermem biraz zor. Cunku gorustugunuz kizlarin kafa yapisi benimkine uymuyor. Ama bir erkek herhalde bir kizi begenmediyse ikinci kez gorusnek istenez. Boyle tecrubeler oldu mu hic etrafinizda? Yani ikinci ucuncu sefer gorusen erkekler arasinda begenmediginu sonradan farkeden?
            Su da olabilir, acaba diyorum ilk etapta iki taraf birbirini begendi gercekten ama sonraki seferler kafa uyusmazliklari oldu, bu da bir secenek.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Bir erkek hoşlanmazsa ikinciye görüşmek istemez diyorsunuz, ilk olarak onu ele alalım, haklısınız. Başıma geleni şöyle özetleyeyim, fotoğrafı gözüme oldukça güzel geldiği halde görüşünce hoşlanmadığım bir kız olmuştu hani, bırakın ikinci görüşmeyi o esnada masadan kalkıp gitmek istiyorsunuz, ruhunuz öyle bir daralıyor ki anlatamam, iki kelime laf edemiyorsunuz. Erkeğin hoşlanma belirtisi konuşmaya çalışması, kızın hoşlanma belirtisi dinlemesidir, hatta hangi konuda konuştuğunuzun önemi yoktur, teknik bir konu bile olabilir.

            Erkek görüşmeye devam etmek istiyorsa hoşlanma safhasını geçmiştir, sonraki görüşmelerde sizi tanımaya çalışacaktır. Sağlıklı ve kızlardan uzak duran bir erkeğin de öyle bir kızdan hoşlanmaması kolay kolay olacak bir şey değildir :) Yoksa bir çok arkadaşım ilk görüştüğüyle evlenmezdi.

            Diğer sorunuza gelince, beğenmediğini sonradan fark etme diye bir şey olmaz, ikinciye üçüncüye görüşür hatta nişanlı olursunuz ancak tereddüt ettiği huylarınız vardır, ya da sizi o zamana kadar tanıyamamıştır, erkek varlıkta kadın darlıkta belli olur, bu kızla geçinilmez der, bırakır ki eşya alışverişi yaparken ayrılan çok kişi var. Buna beğenmemezlik diyemeyiz, adam artıyı eksiyi değerlendirmiştir, olmamıştır, bu evlenip boşanmaktan daha iyidir.

            Burada erkek için esas olan kimseyle gönül eğlendirmemektir. Erkek bir iki görüştü baktı olmuyor, bırakmalıdır. Çünkü evlilik görüşmelerinde bir süre sonra kızlar düşler kurmaya başlıyor, çocuğuna isim bile veriyor sonra erkek olmayacak bu iş deyip bıraktığında kalpleri kırılıyor.

            Mesela burada da yazdım, gözüme çok güzel gözüken kızın huysuzlukları sayesinde kellik derecesinde saç dökülmesi yaşadığını gördüm, hiç dikkatimi çekmemişti o saate kadar. Zaten kadınların yanıldığı ve kaçırdığı nokta bu. Huysuz bir kadınsanız dünyanın en güzel kızı bile olsanız gözümüze cadı gözükürsünüz. Huyunuz yumuşaktır, oturmasını kalkmasını biliyorsunuzdur, çirkin diyebileceğiniz kız bile dünya güzeli gözükür insanın gözüne. Evlilikte de öyle cilveli bir kadın vardır en çirkin haliyle bile kocasını etkiler, alımlı bir hatun vardır, somurtur durur aynı yatakta uyumak bile istemeyebilirsiniz…

            Ben kızlara şu yüzden güvenmiyorum. Görücü usulü diye tanıştırıldığımızı sanarken bir bakıyorum kız bana arkadaş ortamında bir arkadaşının önerdiği “çocuk” gözüyle bakıyor. Böyle olmaz ki. Niye güvenmediğimi de aşağıda anlatıyorum.

            Burada kızların bilerek ya da bilmeyerek dürüst davranmadığı bir durum var. Hoşlandığı halde başka heveslerle bunun farkında olmamak, hoşlanmadığı halde başka heveslerle acaba olur mu ya bir denesem mi demek.

            Bir gün işyerinde bir hanım yanıma soru sormaya geldi, birileri yollamış. Ben de geçtim bilgisayar başına anlatıyorum, bir ara kaptırmışım kendimi anlatıp duruyorum bir şeyler ama arkama bakmamışım bile. Bir döndüm, hani şeytanın oklarından olan bakışlardan var ya onlardan, eyvah dedim içimden. Kızcağız bir kafasını bir eline yaslamış, diğer eliyle de saçıyla oynuyor, göz bebekleri büyümüş, hayran hayran bakıyor. Aynı olayı bir başka kızla da yaşadım. O kızlara sorsanız hiç bir şey hissetmediğini iddia eder. Halbuki bir çoğu fizyolojilerinin verdiği tepkiyi inkar ediyor. Bir başka hanım arkadaş vardı, bir gün bir erkek personelle konuşuyor, erkek sandalyede kız önünde diz çökmüş! Sorsanız sadece arkadaşlar, hadi leynn diyoruz… Aynı kişi bir gün bana şöyle mesaj geldi diyor, sadece arkadaşlarmış ama arkadaşı ona kuzucuk demiş. Ya da diğer arkadaşın yaşadığı gibi. Kız etrafında dolandırıyor, ee sonra eleman açılınca arkadaş olarak görüyormuş. Arkadaş da dayanamamış, paylaştıkları ne kadar şey varsa dökmüş kızın önüne, gezip toztukları ne varsa, bunları da mı arkadaş olarak görüyorsun demiş. Evine kahvaltıya çağırdığı halde arkadaş olarak gören kızlar da varmış anlattığına göre :)

            İşte benim görüştüğüm kızlar da dediğiniz gibi flört kafasında olduğundan ve yukarıda anlattığım gibi kızlar hisleri adına yalan söyleyebildiklerinden abuk subuk şeylere takıldılar ya da hoşlanmış numarası yapıp görüşmeyi sürdürdüler, iyi ki de takılmışlar iyi ki de olmamış. Aracı olan arkadaşa anlatmıştım, kız görüşmek istiyor ama şöyle şöyle diyor diye, o zaman demişti bunlar işin bahanesi aç gözünü diye :)

            Niye bu kadar uzun uzun yazdığımı söyleyeyim. Bu siteyi bu tip iğrenç durumlarla kirletmek istemiyorum. Takip edenler de muhtemelen bu tip olaylara pek şahit olmamıştır. Ancak bu hastalık her yere yayılıyor. Karşımdaki kızın flört kafasına olmadığına nasıl güveneceğim diğer türlü? Ayrıca pek bahsetmek istemedim eski bir mevzu, hep muhafazakar insanları kötülüyor gibi oluyor, hoşlanmıyorum, bir arkadaş cemaat çevremdeki kızlara bile güvenip senle tanıştıramam dedi. Elbette kendisi değil hanımı aracılığıyla kızlardan haberi oluyor ancak bir iki şeyi sorguluyor sonra vazgeçiyor…

            Umarım sorularınıza cevap verebilmişimdir. Ekstra bilgi de neden güvenmediğimi anlatıyordur umarım.

            Selametle.

          • kevser diyor ki:

            Fatih bey aynen dediğiniz gibi bir erkeğin hoslandiginin belirtisi konuşmaya çalışmasıdır kızın hoslandiginin belirtisi de can kulağıyla dinlemesidir.konusulan konunun da ne olduğunun bir önemi yoktur aynen oyle dediğiniz gibi.yalniz ben simdiye kadar kimseyle bu çapta bir gorusmeye ulaşamadım. Genelde suskun suskun karşımda oturdular. Sonucta ben de aptal değilim anladım onların benden hoşlanmadığını.bizler begenmedigimiz sebepleri soyleyince mantıksız bulunur ama bir erkek sirf dis görüntüsünü beğenmediği için ikinci görüşmeyi yapmaz bu çok daha mantıklı(!)galiba.valla ben kendi hayatimda etrafimda görüp gözlemlediğim kadarıyla görüntü olarak çirkin olupta sirf oturmasina kalkmasina dikkat ederek “güzel “iltifatı alan bir kıza şahit olmadım bugüne kadar.ancak emin olun şöyle olsaydı dis görüntüsü alımlı baştan çıkarıcı olsaydı huylarındaki kötülük o kadar göze batmazdı emin olun.huyu değişir değişir derlerdi geçerlerdi meseleyi.guzellik sonucta fuziksel görüntüye bakarak karar verilen bisey.huy baska seydir görüntü baska.demek ki kıvılcım diye bişey varmış fatih bey değil mi? Insan konuşmak istemedigiyle konuşmak istemiyormus değil mi?
            Birde burada KART KIZ sözünü bile söyledi bazıları.ben de 27 yaşında bekar bir kız ola-rak heralde o kişinin tabiriyle bende “kart”oluyorum galiba.ayrica benle yaşıt olduğunu tahmin ettiğim meryem hanım nisa hanım onlarda yazan kişiye göre öyle heralde.valla bizde 17 18 imizde evlenmek isterdik ama bu işler bizim istegimize göre olmuyor malum.benim istedigime göre olsaydı ben 22 den yukariya kalmazdim çünkü…kimse kusura bakmasın kendi tercihim olmayan durumlar yüzünden kimse bu konuda beni yaftalayamaz.evet bekarım çünkü flört etmedim ailemin sosyal çevresi geniş olmadığı için kimsenin benden haberi olmadı kimseyle fingirdesmedim bu yüzden bana bu yakıştırma yapılacaksa evet razıyım.kizlar kartta erkekler cok mu taze?35 40 yaşına gelip hala evlenmeyenler var.hepsinin saçları dökülmüş göbek yapmışlar.insanlar insanları ne kadar kolay yaftaliyor kendi kızları olsa 35 yaşına gelip evlenemese ne olacak?
            Siz arkadaşınızdan bahsetmissiniz turnusol kagidim o benim demistiniz.brnde lise yıllarımdan tanıdığın bir kızın bana söylediklerini yazayım:
            Ben bu kızın ne yaşadığını bilmiyorum ama gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiren bi kızdı.kendisini hicbir zaman erkek arkadaşsız görmedim.zaten liseden sonra da anlayisima uymadığı için kendisiyle bütün irtibatımı kestim.sonucta benim yasayis şeklim onunki gibi olamaz.liseden sonra da kendisini ara ara sosyal medyadan takib ettim neredeyse 2 ayda bir erkek arkadaş değiştiriyordu.ve istisnasiz hepsi de bu kızın ağzının içine bakıyordu bunu nasıl becerdigini de bi türlü anlamıyordum ilk zamanlar ama sonradan bende kendisinden gorerek
            Bazı şeyleri öğrendim.kendusi anlatmadı ben anlamış oldum.
            Birgün dedi ki:amaaan siz erkekleri ne saniyosunuz ki onlar sahtekardir.kimseye karsiliksiz günahını bile vermezler(daha önce defne hanımın yazdığı gibi)o yüzden niye hicbir erkek bize bakmıyor diye üzülmeyin.ben bir zaman birine aşık olmuştum.cocukta bana bakmadi bende kendi kendime intikam alma kararı aldim.butun erkeklerden.onlari kendime aşık ediyorum sonrada terkedip gidiyorum demişti.bana aynen bunları söylemişti.hatta bu sözlerinden sonra bikac ay erkeklerden soğumuştum o derece.
            Demissiniz ki bu konuda gavurlar iyiymis.ama lafa geldimi de “avrupalı olmayalım “diye kendinizi ortadan yırtıyorsunuz.hem de bu konuda onlara iyi diyorsunuz bu nasıl bi çelişki anlamadım. Utangaç bi insanı arsız yapabilirsiniz ama arsizi tekrar utangac yapamazsiniz bu imkansiz.siz erkeklerin dediklerine bakarsak bu işin sonu avrupalı kadın olmaya doğru gider.onlar utanmıyormuş.ee tabi çok afedersiniz önüne gelenle olursa utanmada kalmaz tabi.he mideniz kaldırırsa bu kadınları alın bisey diyemem tabi.bu dünya kötülerin dünyası bence.bende işte kötü olmayı beceremiyorum acımasız olmayı…ayrica su da var:eğer kızı beğenmediyseniz sizin de o kızın vaktini almaya hakkınız yok.ben kalkayım hayırlısı olsun deyip kibarca kalkabilirsiniz dakikalarca sessiz sedasız oturmak zorunda değilsiniz.insanlar arasında ki iletişimde ben artık şunu görüyorum:tahammül ve katlanma denen bir şey artık kalmadı. Ne kadın erkege ne de erkek kadına katlanmak istemiyor.istedigine uymadimi at gitsin nasıl olsa yenisi var mantigindalar.fatih bey size şunu sorabilir miyim? Bu kadar kızla gorustugunuzu söylüyorsunuz hepsi mi kötüydü? Hiç mi içinde iyisi yoktu.sonucta bu dünyada her erkeğin hayır diyemeyecegi bir kız mutlaka vardır.eger karsilastiginiz bütün kızlar kötüyse o zaman çevrenizi ve sosyal ortamınızı degistirmeniz icab eder bu da bir erkek için zor olmasa gerek

          • Feyza diyor ki:

            Tesekkur ederim Fatih bey. Gorusme sayisi arttikca umutlar fazlalasir.
            Konusma konusunda ben heyecanli bir insanim ve ekseri karsima cikanlar da cok heyecanli oluyor. Ben heyecanli olunca susuyor ama yine de soru sormaya da calisiyorum. Karsimdakiler de ekseri cevaplarken eli ayagina dolasiyor. Elestiri icin yazmadim bunu, ama bir taraf serinkanli ve daha konuskan olursa daha iyi ilerler sanirim :)
            Selam ve dua ile.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            “demek ki kıvılcım diye bişey varmış” yapıcı bir cümle değil. Bu sebeple bu elektrik alma konusunda size detay cevap yazmayacağım. Yaşadığım durum özel bir durumdu ve herkes anlayamıyor. Yakın bir arkadaşım da biraz eksantirik durumlar var herkese anlatma dedi.
            Elektrik alma mevzusunda çok şey yazdım, bazı şeyleri ya anlamıyorsunuz ya da anlamak istemiyorsunuz sanki, bunu sizi eleştirmek için yazmıyorum, sağlıklı iletişim kuramıyoruz bu sefer kalp kırıyoruz, gerek yok :) Yaşadığım durum kızın fiziğini beğenmeme değil ruhların uyuşmaması yoksa kız genç ve güzel.

            Diğer konuya göre tüm kızlar mı kötüydü? Ben çok kızla mı görüştüm? Önce şunu açıklayayım çok evvelden de yazdım. Yazdığım olayların hepsi başımdan geçen olaylar değil. Bir kısmı arkadaşlarımın başından geçenler bir kısmı benim başımdan geçenler, bir kısmı da birilerinin anlattıkları. Bu kısmı size cevap olsun diye değil konusu açıldığı için genel okuyuculara ithafen yazıyorum.

            Ailemin ya da arkadaşlarımın aracı olduğu kız sayısı toplamda beş. Hiç mi içlerinde düzgünü yoktu, cevabı aşağıda. Önceden ayrı ayrı yazdığım olayları tekrar ve bir arada özetleyeyim.

            İşyerinde bir kız vardı, arada görüyordum. Muhabbetim falan da yoktu. Neyse iki sene böyle birbirimizi görüyoruz sağda solda ama bir iletişimimiz yok. Makyaj yapmaz, açık giyinmezdi. Erkeklerle de görmedim hiçbir zaman. Sonra bir gün beraber çalışma imkanı bulduk. Kız çok efendi, oturmasını kalkmasını beğendim bir ablama çıtlattım. O da kızla önceden epey çalışmış. Bizim aklımıza niye gelmedi ya nokta atışı yapmışsın dedi, diğer abla da sen de hiç mi zevk yok kız çirkin dedi, neyse iki abladan oluşan görücü heyetini yolladık :) Ben olduğumu söylememişler galiba ama kız anlamış olabilir. Bu şekilde görüşmek istemiyorum demiş, yoldan geçerken biriyle çarpışmak mı yoksa beyaz atlı prens mi ne öyle bi muhabbet geçmiş. Ablalardan birisi o kadar kızmış ki geldi bir önce kendisine baksın kim talip olur ona sen ona fazlasın dedi :)
            Neredeyse dört yıllık mevzu, kız benle yaşıt, halen bekar, umurumda da değil…

            Ailemin tanıştırdığı ilk kızla bir kere yüz yüze oturduk, bana burun kıvırdığını yazmıştım, çok burnu havada birisiydi. Ailem tanıştırmıştı. Sonra görüşmedik. Ailemin kız hakkında hiçbir bilgisi olmadan tamamen rastgele beni tanıştırdıkları ortaya çıktı. Yaşı 26.

            Yukarıdaki olaydan yaklaşık bir sene sonra ailem biriyle tanışmam için ısrar etti. İlk olaydan sonra iyice araştırdınız mı dedim, halen ısrar ettiler, en son verin kızın telefonunu konuşayım dedim bu sefer babam itiraf edercesine ya biraz daha araştırsamıydık dedi. Ben de o kadar bunalttınız artık dönüşü yok, hele bir araştırmama kaynaklı sıkıntı çıksın görüşürüz dedim. Ailem kızın flört ettiği kişiyle nişanlılıktan döndüğünü gizlemiş başlarda, kız çeyizlik eşyaları bile almış…

            Bir defa yüz yüze görüştük, kız zaman istedi, sonra mesajlar falan attı nasılsın iyi misin tarzı ben de görüşmek istiyor diye düşünüp karşılık verip bir iki defa telefonla aradım, bakmadı, iki hafta sonra olmayacak bu iş deyip bıraktık. Ayrı şehirlerdeydik. Ben telefonunu falan sildim kızın, kısmet değilmiş dedim. Mesela o zaman ki durumum ortadaydı. Kıza ayılıp bayılmadım. Kafamdaki gibi bir olmasa da evlenir giderim dediğim bir durum vardı çok kurcalamadım. Bu kızla da saatlerce oturabiliyorduk hani.

            Neyse iki hafta sonra Kadir gecesi akşamı mesaj geldi. “Bir şans daha verir misin eskisi gibi olmayacak.” Müsait değilim yarın konuşalım dedim. Ertesi gün aradım konuştuk ya en azından tanımaya çalışmalıydım dedi. Seni kimse zorladı mı dedim hayır dedi. Nasıl gaza gelmişse artık kendisine “Allah’tan belanı mı istiyorsun demiş” Bana anlattığı bu. Derken yüz yüze iki defa daha görüştük. Eskisi gibi oldu. Bir gün bir olay oldu ve bu kız benim kıymetimi bilmeyecek dedim, bu iş böyle olmaz deyip bırakalım dedim, haklısın dedi bıraktık.Annesi ısrar etmiş görüş diye, hangisi doğru bilmiyorum. Sonrasında arkadaşlarının tanıştırdığı biriyle evlenmiş, artık flört edip etmediğini bilmiyorum. Yaşı 26

            Bu olaydan yaklaşık bir sene sonra arkadaşlar biriyle görüştürelim dediler. İlk bir görüştük, kız kararsız dediler, ayakkabılarımı beğenmemiş :) Konuşmamı beğenmiş, dört saate yakın oturduyduk. İki gün sonra tekrar yüz yüze görüştük. Eleştiriler o zaman başladı. Arkadaşlar zorla çiçek aldırdıydı, gereksiz masrafmış, çok duygusalmışım vb. sayıyor bir şeyler. Neyse eve döndük. Aracılar kız evi naz evi kız halen kararsız görüş dediler. Üçüncüye ve dördüncüye görüştüğümüzde araban aile arabası, ben sertlikten hoşlanırım sen çok anlayışlısın gibi eleştirilerin ardı arkası kesilmediği gibi gönlü var mı yok mu onu da anlayamadım. Neyse bunun üzerine arkadaş olayı anladı biz ettik sen etme bırak kızı dediler :) Biraz onlara inat biraz da gül bahçesi hikayesi bir iki hafta daha iletişim kurmaya çalıştım. Bir gün bu kız benim kıymetimi bilmeyecek dediğim bir olay oldu, hayırlısı değilmiş bırakalım dedim kız çok mutlu oldu. Kibirli ve huysuz bir kızdı. Yaşı 27.

            Bu olaydan yaklaşık iki ay sonra ilk paragrafta bahsettiğim kızla görüştük. Hiç düzgün kız yok munun cevabı var. En düzgünü buydu. En hanım olanı. Mesela ben gezmeyi tozmayı sevmem dedim, diğerlerinin eleştirdiğini bildiğimden peşin peşin söyleyeyim dedim. Kız eleştirmedi, tam tersi empati yaptı, ortamın yoktur o yüzden gezmiyorsundur ortamın olsa gezersin dedi gayet doğru bir tespitti. Görüştükten sonra çok üzüldüm. Mantıken her şeyiyle kafama uyan bir kız ki güzelliğine de kimse bir şey diyemez, ruhlarımız uyuşmadı. Zaten o da aracılara efendi birine benziyor ama ısınamadım demiş. Söylemesi ayıp kahve içecektik, kahveler bir türlü gelmedi üç defa yakmışlar mesela… Bir şey kısmette yoksa olmuyor işte…Yaşı 24 :)

            Son olarak bu olaydan altı ay kadar sonra arkadaşımın eşinin iş yerinden bir hanımla görüşecek oldum. Şehir değiştirme gibi mevzuları baştan konuşmak için telefon edeyim dedim. Tanıştırıldığım ilk tesettürlü aday :) Gerçi o da telefonla.
            İstanbul’daydı, şehir değiştirmem demedi ama çevrem ailem arkadaşlarım burada pek sıcak bakmıyorum demeye getirdi.
            Bu kızla niye yüz yüze görüşmediğimi yazmıştım. Her lafın arasında ailem kapalı diye sıkıştırıyordu ancak görücü usulü evlilikleri yadırgıyordu, ilk görüşmeden sonra devam mı tamam mı diye sormamı istemiyormuş. En önemlisi ise çalıştığı için akşam eve geç geliyormuş, senin beklediğin ev düzenini sağlayamam dedi. Ben de kısmet değilmiş, yüz yüze görüşmeyelim dedim. Yaşı 28.

            O zamandan bu zamana kimseyle görüşmedim. Ailemin çevresi ortada. Kaldı ki onlardan fayda yok. Keza diğer arkadaşlar da öyle. Aracılıktan anlamadıkları gibi zaten bir kısmı flört ederek evlenmiş. Dini hassasiyeti olup da görücü usulü evlenenlerden de fayda yok.
            Çevre değiştirmek derken gidip insanların kapısına dayanıp bana kız bulun mu diyeceğim :) Görücülük aracılık devri bitti artık…

            Üniversiteye ilk başladığımda bir arkadaş şakayla karışık şöyle derdi. Fatih camiine öğlen namazına gideceksin, oradan gözüne kestirdiğin bir kızı araştırıp evleneceksin diye :) Bu kadar anlattım ettim hepsi için iyi ki olmamış diyorum geriye bakınca. Kedi ulaşamadığı ciğere mundar dermiş olayı değil. Her birinin olmamasının bir hikmeti var, epey detay yazdım daha fazla yazamıyorum…

            Hayırlısı olsun…

          • .../nisa diyor ki:

            Kevser hanım,

            Herkesin imtihanı yaşadıkları farklı isteyen istediği yaftalamaları yapsın Allah bizi biliyor sahibimiz O güveneceğimiz yer belli. Mevlana’nın Ben Olda bil dediği gibi. Ben kullardan istemiyorum çok şükür Rabbim veriyor çok şükür O merhametlilerin en merhametlisi. Ben üslubu düzgün olmayan insanlardan yıldırım hızıyla kaçıyorum. Ümitsiz olmayın İnşallah güzel neticeler alacağız biraz daha sabır.

          • Gelincik diyor ki:

            Vallahi benim okurken başım döndü Fatih Bey bayağı çok şey yaşamışsınız. ..

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Süleyman kardeşim bence de kuruntu yapıyorsunuz. Feyza kardeşimiz de çok güzel ifade etmiş zaten. Bu alacağınız hanıma bağlı tamamen. Eğer alacağınız kişinin ilk göz ağrısı iseniz sevilmemeyi lügatınızdan çıkarın derim.Çünkü akli melekeleri yerinde olan ve kadınlık fıtratı da yerinde olan her kadın ilk göz ağrısı olan erkeği hiç unutamaz ve en fazla da onu sever sayar.

        “Bir hanım sanki 24-25 yaşlarında 21-22 yaşlarında olduğu gibi cinselliği sevemeyecekmiş gibi geliyor.”

        Bu ifadenize gelince benim okuduklarım ve dinlediklerim kadarıyla bir kadının en fazla cinsel manada yoğun duygular yaşadığı yaş aralığı 18-22 yaş arasıymış. Ama evli kadınların ise en fazla eşleriyle mahrem hayatta mutlu oldukları yaş aralığı 30-40 yaş aralığıymış. Bu erkekte de aynı şekilde 40-50 yaş aralığı oluyormuş.

        Bütün bunlar bize mahrem hayatın yaşanarak öğrenilecek bir hayat olduğunu gösteriyor. zaten “EvliHuzurlu” Hanım da bunu ifade etmiş. Ben mahrem hayatı daha önce hiç tadına bakmadığımız yemesi biraz deneme yanılma gerektiren bir yemeğe benzetiyorum nasıl ki bir lokantaya gidersiniz önünüze hiç yemediğiniz bir yemek gelir. Nasıl yiyileceğini bilemezsiniz deneme yanılma yoluyla yersiniz ilk bir kaç yiyişinizden belki zevk almazsınız ama sürekli gider o lokantadan o yemeği yemeye devam ederseniz bir süre sonra o yemeğin nasıl yiyileceğini pratik bir şekilde öğrenmiş ve aslında yemeğin ilk yiyişinizden daha lezzetli olduğunu fark etmiş olursunuz.

        Yani velhasılı bana göre evliliğin mahrem hayatı tamamen yaşayarak öğrenilen,deneme,yanılmaların olacağı ama eşlerin karşılıklı sevgileri ve anlayışlarıyla sonunda mutluluğu yakalayacakları bir hayattır.

        Ha bu konuda hiç mi eser,kitap ve yazılar okumayalım derseniz mutlaka okunması lazım ( bende okuduğum için zaten bu yorumları yapıyorum :)) ) ama hiç bir zaman teori pratik gibi olamaz. Evlilik hayatı da her yönüyle pratik bir hayattır.

        Binaenaleyh daha pratik hayatı yaşamadan sadece varsayımlarla kuruntu ve vesveselerle bu gibi şeyleri düşünüp üzülmemek lazım.

        Vesselam…

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Şimdi 5 senedir uğraşıyorum evlenemiyorum.”

        Ben bir türlü size anlam veremiyorum Süleyman kardeşim ben daha evliliğe teşebbüs bile edemedim maddi ve manevi bazı sıkıntılardan ötürü siz ise 5 yıldır bulamıyorsunuz bir türlü :)

        Ben heralde sizin yerinizde olsam çoktan bulmuştum :)

        Çünkü iğneyi nerede arayacağımı biliyorum. Yani bir defa gidip akademik,çevre üniversite çevresi oralara uğramam. Muhtemelen gider hafize yetiştiren gerek özel gerek diyanetin kurslarında ki kızlara yada feyza kardeşimizin yetiştiği medrese tarzı yerlerdeki kızlara vb. yerlerde ki kızlara talip olurum ve bence sizde bu tip yerlere yönelin iğneyi birde buralarda arayın derim. Bu tip yerlerde arasaydınız çoktan bulmuştunuz bence :)

        Vesselam…

        • Süleyman diyor ki:

          Azmo Bey

          Dediğiniz yerlere + uğramam dediğiniz yerlere de uğradım. Yani değerlendirmeyi düşüneceğiniz ve değerlendirmeyi düşünmediğiniz yerlerin hepsine gittim. Hatta sadece bir ilde değil. Birden fazla ilde uğradım.

          5 yıldır bulamıyorsunuz bir türlü dediniz ya. Emin olun neden olduğunu anlamıyorum. Hani bir hanım olsanız talip gelmiyor denilir. Yani etken eleman olmama rağmen olmuyor bir türlü. Öğrenci evinde gençler evlilik düşünüp düşünmediğimi sorduğunda ve ben onlara 30’dan fazla kapıyı çaldığımı söylediğimde nasıl olmaz diye çok şaşırmışlardı. Olmuyor işte yani olmuyor. Ben şu ana kadar o 30 kişiden sadece 3 kişi ile görüştüm ve hiç birini çevremle istişare yapmadan reddetmedim.

          İnsanlar fotoğrafınızı bile görmeden sizi eliyorlar ve emin olun ben beğenmemezlik yapmıyorum. Geçen bana 2 tane hanım söylendi. Yani bir sosyal medyasına bakıyorsunuz süslü kiyafetlerle fotoğraflar, ojeler, makyaj vs. Kimsenin tesettürünü eleştirmek benim vazifem değil ancak yani evleneceğim kişinin biraz riayet etmesi böyle şeylere benim için önemli.

          Burada 2 temel problem var.
          1. Erkeklerin hakikaten asgari evlilik yaşı 25. Daha önceden evlenen varsa da çevresi kuvvetli oluyor ailesinin veya kendi gidip buluyor. Bu şekil oluyor ancak.

          2. Görücü usulü hakikaten zayıfladı. Yani görücü usülüne ben hep riayet ettim. Referansa önem verdim ve hep şunu düşündüm. Yani dışarıda olmayan, olamayan hanımlar var. Bunların evlenememe sebebi kendilerini sakındırdıkları için mi olacak. Yani erkeklerin bu konuda dikkatli olması gerekmez mi? Görücü usulüne riayet etmeleri lazım değil mi?

          Ancak sonuç olarak kimsenin görücü usulünü önemsememesi sonucu ben mağdur duruma düştüm.

          Yani bende istemez miydim 24-25 yaşıma gelip sonra evliliği düşünmeyi. 1-2 sene bekleyip yuva kurmak varken 5 senedir her gün kafamda bir evlilik düşüncesi ile kalkıyorum. Elimde olmadan aklımda zaten. Benim iradem dahilinde olsa hiç uğraşmayacağım ama değil. İşte bu sebeple arada vesveselerde vuruyor kişiyi.

          Her sene başında kendime 1 sene daha sabret diyorum. Şimdi de aynı şeyi söylüyorum 1 sene daha. Sadece 1 sene daha. İnşAllah bu son olur.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman kardeş kusura bakma araya giriyorum.

            Senin durumunla ilgili önceden yazdığımı hatırlamıyorum ama gördüğüm şey hani derler ya halamın bıyıkları olsa halam amcam olurdu diye.

            Bir şeyi kafaya ne kadar takarsak o bizi o kadar yıpratır. Yıprandıkça da o konudan uzaklaşırız. Evliliği istemeni ve kafaya takmanı anlıyorum ancak bu şekildeki bir ruh halini karşındaki kıza yansıtıyorsan ki hemen sezerler bu onların sana güvenini zedeler. Öyle olup da olumsuz neticelenince daha da yıpranır ve kafaya takarsın.

            Ne zaman olur bilmem ama bu kısır döngüyü kırdığın an netice alacağını tahmin ediyorum. Biraz yaş ve yaşanmışlıkla alakalı bazı şeyler. Ne zaman ki kafaya takmadın o sırada göreceksin ki boşa kafaya takmışsın ve gönlündekiler karşına çıkmış. Söylemesi kolay ancak yapması zor bir iş olsa da okumuş adamsın, yaparsın inşAllah.

            Selametle…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Süleyman kardeşim benim sizden anladığım,sizin bence evlilik vaktiniz daha gelmemiş, bu nedenle size tavsiyem bu konuyu oluruna bırakın kafanıza takmayın hem ne demişler “kadere iman eden, kederden de emin olur”

            Sürekli düşünmeyin bakın bu sene kaç tane bana önerildi. Kimi kriterlerime uyuyordu kimi hiç uymuyordu. Kriterlerime uyanlarla dahi görüşmedim. Çünkü kendimi hazır hissetmiyorum kimseyi 1-2 yıl bekletmek istemiyorum. Ve neden görüşmedim diye de kendimi paralamadım. İşi yokuşuna,oluruna bırakmak lazım. Bekarlıkta imtihan evlilikte imtihan. Evlenince herşey güllik gülistanlık olmuyor zaten. Hülasa, her hale şükretmek lazım. Çünkü bizim şer gördüğümüz işlerde bazen çok hayırlar bulunabilir. Şu anda bekar isek inanın bu bizim hayrımızadır. Ben böyle inanıyorum. Belki evli olsak mutsuz bir evliliğimiz olur bu sitede hergün karamsarlık tabloları çizerdik millete. :))

            Yani demem o ki evlilik kader,kısmet ve kadere razı olacağız ki rahat edelim. Yoksa isyan ederek neye nail olacağız ki ilk isyan eden şeytan oldu cennetten kovuldu değil mi? Hayat şu üç şeyden belki de ibarettir: “Sabır,Şükür ve Dua”…

            Vesselam…

          • Süleyman diyor ki:

            Sadece Fatih ve AZMO bey

            Yukarıda ki yorumlarda biraz vesveselere kapıldığımı bende fark ettim. Biraz başka yorumlarıma baktığımda aynı endişeleri başka konular altında da belirtmişim.

            Evleneceğim kişinin beni sevmeme korkusu var demek ki belli seviyede. İster istemez böyle vesveseler oluşabiliyor. Yani dediğiniz gibi bu boş bir vesvese.

            Ancak evlilik meselesini kafama takmam konusunda ise şunları diyebilirim. Ya bende bir problem var ya sizde. Yani bu yaşlarda normal bir insanın abartmamak şartı ile evliliği kafasına takması normaldir. Özellikle AZMO bey tabi ki kendi sebepleriniz olabilir ama şu yaşınızda milleti böyle elemeniz sizin için problem olabilir ileride.

            Sema hanımın evlilik eğitimi yazısı vardı. Orada kız çocuklarına evlilik eğitimini erken verin diye annelerine tenbih ettiğinde anneleri şimdi boş yere akıllarına koca sokmayalm demiş. Sema hanımda zaten karşı cinse doğal olarak bu insanların ilgisi var. Kendini beğendirme vb. duygular. O duyguları aslında bu tür eğiitim vererek doğru yönlendirildiğinde bahsetmişti. Yani olmayan bir şeyi akıllarına sokmuyorsunuz gibi bir açıklama da bulunmuştu yazıda.

            Benimde durumum aynen bu şekil. Meseleyi kafama taktığım için değil, mesele zaten kafama takıldığı için istemeden üstüne yoruluyorum. Yani ben istesem de istemesem de evlilik kafama takılıyor. Yani bazı vesveseler dışında da normal düzeyde olduğunu düşünüyorum. Zaten belli seviyede kafama takmış olmasam burada bu yazıları okumazdım. Bu sebeple bence evliliği her genç belli seviyede kafasına taksın. Takmadığı için zaten toplum bu vaziette birazda.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman kardeşim.

            Yorumlarından gördüğüm kadarıyla tam anlaşılamamışım. Sebebini de bulamadım :) Gayet açık yazdım, bundan daha açığı kalp kırar :(
            Bence sakin kafayla bir daha oku, Azmo kardeş de aynı şeyleri yazmış…
            Selametle.

        • kevser diyor ki:

          Büyük konuşmayın bence sayın AZMO bey.oralarda da bulamayabilirsiniz.bunun bir garantisi mi var yani?

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Büyük konuşmayın bence sayın AZMO bey.oralarda da bulamayabilirsiniz.bunun bir garantisi mi var yani?”

            Tabiki garantisi yok Kevser Hanım, büyük konuşmak gibi olmasın fakat ben ünv. okumuş ve çalışan kesimden arayacağımı tahmin etmiyorum. Dolayısıyla yöneleceğim yerler o tip yerler olacak. bir olmaz iki olmaz ama illa üç olur diyorum. :)

            Yani ben o tip yerlerde aradığımı bulacağıma inanıyorum. Hem ne demişler: “inanmak başarmanın yarısıdır” :)

            Umarım sizde yakışıklı birini bulursunuz.

            Vesselam…

  12. dunyalık diyor ki:

    meraba benım soyle bı sorum var ben esımle cınsel ılıskı sırasında benım aklımdan mı nefıstenmı yoksa seytandan mı gelen bazı seyler var tam ılskıye gırerken bana bıseyler oluyo peygamber efendımız aklıma gelıyo sonra tovbe dıyesım gelıyo sonra ne yapcamı sasırıyorum ama esıme soyleyemıyorum benden sogumasından korkuyorum ne yapcamı sasırmıs durumdayım bunu engeleyemıyorum bıranlık gelıyo ne yapmalıyım

    • abdullah diyor ki:

      senin aklına gelen lümme i şeytaniyeden yani senden değil sana zarar vermez yalnız zarar verir düşüncesi zarardır. bu konuyu çözmeye çalışma şeytanın isteği bu senin bedenin şehre benzer şehirde ki kötü ortamlardan sen mesul değilsin örneğin eğlence yerleri içikili mekanlar vs. oralardan kuran seslerinin gelmesini bekleyemezsin öylede kalbin köşesinde şeytanın dairesi var evi var ondanda güzel şeyler bekleyemeyiz…..

  13. Melis Demir diyor ki:

    Bu aydınlatıcı ve batıldan uzak bilgiler için Allah razı olsun
    Sevgiler

  14. abdullah diyor ki:

    kadının baş açıklığında meleklerin durmamasını bilmem ama a.s.m ın siyerini okusaydınız detaylıca cebrailin ilk eve gelmesini hz hatice nin saç açıklığıyla sınadığını görürdünüz vesselam… bilip bilmeden yazmayalım kaç hadis okudun ki hiç görmedim diyorsun

    • irmak diyor ki:

      S a evet bende aynı konuya takıldım ve sizin cevabınızı gormeseydim bende aynını yazacaktım. .. Bu konudaki Görüşünüzü beğenmedim sema hanım yaklasiminiz hiç hoşuma gitmedi… hadi bunu hiç bir yerde okumadiniz peki ya Hz. Aişe validemiz ve Hz. Hatice validemizin evine kuaför geldiğini nerden okudunuz? Bende böyle birşeyi hiç okumadim o mübarek validelerimizin dertleri islamiyeti yaymakti. . Hiç zannetmiyorum böyle biseyle dertlenip evlerine kuaför cagirdiklarini. .. Bir tek biliyorum ki Hz. Fatima validemiz saçını orup aşağıya doğru sarkitirdi bu sünneti seniyyedir. Evin içinde öyle gezdigini yazmıyorum bakin.. bunuda yazıyorum ki zamanımız da iki kafalı gibi gezen kardeşlerimiz var bilinçlensinler lütfen. .. Efendimiz sallahu aleyhi ve sellem kafalarinin üzerinde deve horgucu gibi yapanlara söyle namazları kabul olmuyor buyuruyor…. Evet ben bu konuya takıldım ve bunu yazmayı kendime bir borç bildim…Bu konu dışındaki bütün yazilarinizi severek okuyorum ve bilgileniyorum bunuda bilmenizi isterim lütfen yazdıklarıma gönül koymayın ve hakkinizi helal edin sema hanim….

      • Gulpembe diyor ki:

        Fatmatuz zehra kamaci hocanin ” hz. peygamber doneminde kadinlarin suslenmesi” kitabini nacizane tavsiye ederim. Cahiliyye donemlerinde suslenmeye gayet merakli bu kadinlar tesettur emriyle bundan vazgecmemis sadece helal/ mahrem daire ile sinirli tutmuslardir. (Sac modellerinden peelinge kadar pekcok detay var)
        Hz.hatice annemiz peygamber sav e yakinlasarak hala melegi gorup/ gormedigini soruyor. Peygamber hala gordugunu soyleyince basini aciyor, bu hareketin bir “beraberligin” baslamasinin isareti oldugunu anlayan melek orayi terkediyor.
        Iliski ve tuvalet esnasinda melekler orayi terkederler cunku temiz ve utangactirlar. Sadece Seytan ve cinler insani terketmez. Onlari ancak besmele cekerek uzaklastirilir.

  15. bir kul diyor ki:

    bu sitede bunları okuyunca şuna uzuldum sanırdımki eski eşim dindar olmadıgı icin mustehcen şeyler izlemiş bekarken sanırdımki eski eşim fazla dindar olmadıgı icin cinsellikte abartılı şeyler bekliyormuş vs bakıyorum dindar insanlar daha fazla duşmuş bu tur şeylere . uzuldum haksızlık etmişim keşke dindar olsaydı diye duşunmekle . cinselligin ihtiyac olması ayrı ucuk beklentiler yapmıyor diye bayanıı suçlamak ayrı
    cinsellik fıtratta varsa normalı zaten bu ihtiyacı karşılar
    izlediginiz o aptal filmlerdeki kadınların yaptıklarını beklemeyin eşlerinizden ha eşleriniz seve seve yapyrsa o ayrı ama yapmıyorsa sakın eksiklik gormeyin kadınlıgını suçlamayın o tur şeyleri her mide kaldırmaz
    bu kadının ne bir eksiklgi oldugunu gösterir nede sizin hakkınıza girdigini
    cinsellik ihtiyaçsa ve bu ihtiyaç gideriliyorsa bitmiştir suçlamayamazsınız sizin bitmez tukenmez fantazilerinizi kadın istemeye istemeye aman başkasına gitmesin kocam diye katlanmak zorunda degil itici olmayın
    o filmler ticari amaçlıdır ordaki kadınlara bakarak keşke benim eşim olsaydı diyerek izlemek canınızı acıtmıyor mu pırlanta gibi eşiniz cinsellik yonunden bunları yapmıyor diye. ibadetlerde bile itidal tavsiye edilirken lutfen fantazilerinizi kadının dini görevdir yapmak zorunda cumlelerini kullanmayın . aç bir insan çorbayla da doyar baklava böreklede doyar bilmem anlatabildim mi çorba yaptı diye eşim ac birakıyor beni diyemezsiniz gerçekten bunları konuşmak hiç hoş degil bu kadar rahat insanlar haline geldik yazıkki.bu tur konular evet konuşulmalı ama uzman kişliere ve yalnız olarak.boyle net ortamında yazmak gerçekten huzursuz ediyor .burda bir bayanın erkekten bir erkegin de bayandan ogrenecegi şeyler olmaması lazım aslında. herkese açık ortamda sadece uzman kişiler konuşmalı bu tur şeyleri sıkıntılı olanlar da tek başına iken anlatmalı gittikçe herşey ne kadar sıradan geliyor dindar insanlar birbiriyle cinsel konuları konuşması bile . bide bunlar konuşulmalı diyoruz sanki her onune gelenle bunu konuşmak gerekiyormuş gibi Allah selamet versin

    • bir yerlerde diyor ki:

      Yazdıklarınızın noktasına kadar katılıyorum. Bu tür konular din ve tıp uzmanından usulune göre öğrenilmeli. Yalnız ve edep dahilinde. Şuan internete herkes bir şekilde ulaşabiliyorsa bu tür konularıda maille usulune göre öğrenmeli. Diğer bahsettiğiniz dindar ve dindar olmayan konusu. Bunu bende sizin gibi dindar olan insanlarda böyle düşünceler olmaz en azından açık açık yaptım demezler gibi. Bunu ayrıntısına kadar insanların burada anlatması teşhir etmesi yanlış.

      • Mustazaf diyor ki:

        Yazdıklarınızın dinle zerre kadar alakası yok.bu film kültürü anlaşılan yazan bayanlarda daha çok. birilerini suçlayarak bazı kadınları eksiklerini kapatamaz.Helal dairesinde Allah’ın yasaklamadığı şeyleri hangi kafayla ayıp veya utanılacak iekilde görüyorsunuz merak ediyorum.Yanlışa veya doğruya ayrıca siz karar veremezseniz.Madem yanlışsa neden bunları okuyup yorum yazıyorsunuz? tezat değil mi?

    • Mustazaf diyor ki:

      Ablam,eski eşinden ayrılmanla dini konular ve cinselliği karıştırman garip.eşin üzerinden tüm erkekleri ve dindar olan veya olmayan bütün toplulukları yargılayamazsın.AYrıca eşinle evlenirken dindar olup olmamasını bilmemilş gibi davranman daha garip.tombaladan çıkmıyor değil mi eş adayları? namazını kılıp kılmadığını veya dini vecibelerini yerine getirip getirmediğini sen değil de kim bilecekti pek anlayamadık? Ayrıca bu film kültürü de nerden ablacım.o aptal filmlerde olanları nerden ne kadar biliyorsun da ablacım kadınların yapıp yapmamasını karıştıyorsun? Ters ilişki ve hayızlı iken ilişki dışında Allah’ın yasak koymadığı bir karı koca cinselliğine siz neye göre yasak koyabilirsiniz? Hangi din böyle bir değişikliğe izin veriyor?Biz böyle bir film de izlemiyoruz, helalimiz bizimdir.herkesin öğrenip öğrenmemesi gereken şeyleri de yazmışsınız.madem beğenmiyorsunuz neden burdasınız?Sema Maraşlı bir uzman ve konuşuyor.biz ondan faydalanıyoruz.sizden eski kocanızı kötülemenizden herhangi bir fayda görmedik.sadece feminist intikam duyguları öğrendik.Utanma konusunda sanırım siz hadis de okumuyorsunuz. Cima konusu ve cinsel soruları bizzat erkek ve kadın sahabiler Hz. Muhammed s.a.v. gelip soruyor ve cevabını alıyordu.Onlar utanmıyordu da Siz sahabeden de mi takvalısınız da biz urtanacağız?İnsanlara müadehele etmeyin çünkü hakkınız yok zaten

      • gencebay diyor ki:

        mustazaf kardeşim on numara bi yorum yapmışsın.yüreğine sağlık. bir kul arkadaşımıza verdiğiniz cevap gerçekten güzeldi..

  16. talha kılınc diyor ki:

    aslında bu siteyi yeni gördüm.henüz bekarım inş. hayırlı bir kısmet çıkar dua edin abla ve abilerim. haya imandandır bunu herkes bilir. az çok ilmi kitapllar okudum aslında . örtünmek farzdır bu bir ayettir aynı zamanda. ama dini nikah olduğu zaman aradan haram kalkar. şimdi diyorlar ki hz. osman (r.a) banyo yaprken bile iç elbisellerini çıkarmazdı. peki banyo yapıp çıktığı zaman görünmüyor mu vücudu .elbette görünüyor. burada değerli büyükllerimiz var zaten . isllam kolaylık dini neden zorlaştırırlar ki insanlar. insanın hanımı ile münasebette bulunması yaklaşması , sevmesi vb herseyde sevap kzanır .aynı zamanda karşılıklıdır. sürekli başı kapalı olduğu zaman mutlaka saç dökülmesi yaşanır. çıplak olabilirler lakın kimse görmemeli ve üstlerine bir çarşaf atabillirler .bur4ada bir serbestlik mevcuttur. cinsel organları görebilirler ki bu sarttır . kadının erkeği erkeğinde kadını her türlü mutlu etmesi lazımdır. birbirlerini iyi tanımaları birbirlerine ısındırır ve Allah onlara merhamet edeer . çoğu boşanmanın kaynağı cinsel sorunlar ve sıkıntılardır kardeşlerim. ve olur hüsnü zan a memur olalım.yuvası yıkılan onlarca insan var ..

    • Hasan diyor ki:

      Değerli kardeşim “ama dini nikah olduğu zaman haram kalkar” demen bukadar basit değil. Müslümanların cumhuriyete kadar tüm “dini nikahlar” toplumda kanuni geçerliliği vardı. Osmanlıda mesela dini nikah resmi nikah statüsündeydi. Bugün kızı kandır, istediği yap, sonrada bu laik devlet seni kanunlarla korusun. Dava açma hakkın bile yok. Dini nikahın şartlarından biri toplumda bir kanuni geçerliliği olması. Bu laik devletde dini nikahın hiç bir değeri yok. Bu abdestsiz namaza benzer. Resmi nikahsız hiç bir kimse hiç bire helal değildir. Ataların hatalarına kanmayın. Defterinizde sonra zina yazarsa şaşmayın.

  17. osman diyor ki:

    ALINTI:
    Bir Havva diyor ki:

    16 Nisan 2012, 17:59

    selamun aleyküm ben bu siteye zaman ayırıyorum çünkü gerçekten istifade etmek ve evlendiğimde hem eşimi hem kendimi mutlu etmek(zaten eşimin mutlu olması demek benim mutlu olmam demektir) istiyorum. Ben artık yuvasını kurabilecek yaştayım.Annem ve babamla bu konuları konuşabiliyorum çok şükür konuşamadıklarımızı da babam bana kitap hediye ederek öğrenmemi sağlıyor. En başta Sema hanım ve diğer değerli yazarlarımızdan çok şey öğrendim. Burda yorum yazan kardeşlerimin abi ve ablalarımın yazdıklarını okuduğum kadarıyla hem tecrübeli hem bilgili insanlar hepsinden Allah razı olsun dualarımda samimi olarak yer veriyorum. Yalnız son zamanlarda takip ettiğim kadarıyla farklı fikirlerle beraber sonuca çözüme ulaşmaktansa herkes ayet hadis göstererek haklılığını isbat etmeye çalışıyor. Benim gerçekten kafam karışıyor. Canı gönülden tecrübelerinizden istifade etmek istiyorum ama bundan sonra yorumları hiç okumamayı da düşünmüyor değilim. Sizden ricam lütfen biraz yapıcı yorumlar yapıp bizlerle tecrübelerinizi paylaşsanız??Allah razı olsun.

    bu yazını nızı okudum gerçekten gelecek neslımızle alakalı umut oldu. gerçekten öğrenmeye aç anneler ihtiyaçımız var. babanız ve annenizden de allah razı olsun. sözun bittiği yer. güzel bir aileniz var değerini biliniz ins. şu sözünüzden “zaten eşimin mutlu olması demek benim mutlu olmam demektir” değerini bilecek bir yapınız olduğunu düşünüyorum.bu söz merhametli, analyışlı, fedakar ve vefa bilir ruh halının dile gelmesidir.

    eşinizi seçerken şu cümlenizin onun ruhunda olmasını da ararsanız mutluluğu yakalıyacağınızı düşünüyorum. “zaten eşimin mutlu olması demek benim mutlu olmam demektir. duyguların örtüşmesi çok önemlidir.

    bir gözlemimi anlatmak isterim.
    bir genç çift gördüm. büyük bir marketen alış veriş yapmişlar. erkeğin elinde bir poşet içi nerdeyse boş hafif olduğı belli, kızın elinde de çamaşırlık. kız taşımak için şekilden şekile giriyor.sirtina alıyor, kolunun altına alıyor vs vs bir turlu üstesinden gelemiyor. erkekte kendisi taşımayıda teklif etmiyor. bir erkek eşini bu hale nasıl sokabilir ben algılayamıyorum. böle erkeklerde var. siz onun için yaşamak için kendinizden geçersiniz ama o bunu değerini bilmez hala kendı için yaşamaya çalışır. umarım böyle bir hata yapmazsınız.

    allah vefalı insanlar nasıp etsın size inş.

    dün şahit olduğum bir olayıda anlatmak isterim.

    metrobuste gidiyordum. başı kapalı bir kız yaşlı bir adama yer verdi. araçın körük kısmına yaslanarak duruyordu. bir durak sonra bir erkek bindı ve oda kızın yanında geldi ve körüğe yaslandı. otobus kalkarken ve duruken erkek kızın üzerine yaslanıp duruyordu. kız rahatsızlığını hal diliyle ifade etti ama erkek afedersiniz trene bakan öküz gibi birseyde anlamıyordu. kız dayanamadı ve körükten ayrıldı. biraz uzaklastı. fakat aynı demırı tutyorlardı. erkek dikkat etmiyor ikide bir kızın elıne dokuyordu.

    işte boyle değerli kişilerde var işte böle anneler ihtıyaçımız var. siz ve o kızada dua ediyorum. Allah sizleri çoğaltsın ins.

  18. aydemir diyor ki:

    Bir Havva diyorki ‘ YE !!

    Değerli hanım efendi;
    bir bayanın baba yada abisinden gelecekte ki eşi hakkında ipucu bulma girişimi bence biraz çok mantıklı ve olumlu sonuçlar verici olmayabilir. Çünkü bunu direk olarak kardeşine yada babasına soramaz. Böyle bir şeyi bir erkekte anasına yada kız kardeşine sorması sağlıklı olmaz. O zaman aile içinde bir laubalilik yada (allah korusun) sapıklık durumlarına kadar yol açabilir. ” şeytanı uyandıracak herşeyden uzak durmak lazım” Günümüzde bilgi edinme kaynakları istemediğiniz kadar çok ve elinizin altındadır. Hiç bir şey olmasa bile kitaplar yeterlidir. Kaldı ki bakın internete çok rahat girebiliyorsunuz, istediğiniz bilgiye ulaşabilirsiniz.
    NOT: herkesten istediğiniz için cevap yazdım…

  19. .:. diyor ki:

    Sevdiginiz kiz ile size gore saygi seviyesinde gorusmeniz, kizin babasi veya cevresi tarafindan farkli gorunebilir ve yanlis anlasilailir. Kaldiki sizi babasinin cevresinde biri gorse, sizin basit ve detaysiz gordugunuz baskasina farkli gorunebilir, dedikodu da olur. Bu sadece bir ornek idi.

    Size, kiz arkadasiniza hatta cevrenize gore nrmal olan baskalari icin anormal olabilir.

    Kizin babasi tarafindan bakabilecek sekilde empati kurmaniz ve cok farkli acilardan degerlendirmeniz gerekir. Babasi hakkinda buyuk ihtimal olarak yaptiginiz tahminde hakli olabileceginiz gibi yanilmis da olabilirsiniz. Anlamak icin baba olmak lazim. Babanizdan baslayarak yasadiginiz olayi bir baba olarak boyle bir sey olursa siz ne dusunursunuz diye sorup cevaplarini alip degerlendirin.

    Madem gorusuyorsunuz, niyetiniz ciddiyse, aileniz ile gidin ve isteyin, Kiz da babasina bildirsin durumu, Ortak formul bulursunuz, O zaman belki nakavt etmez sizi, Kick box inceliklerini ogretir.

    “hepimizin kız kardeşi ablası akrabası var. insanlar zaten kendilerine yapılmasını istemediği şeyleri başkalarına yapmamalı.”

    Ben seni cok iyi anliyorum, benzer durumlari gencligimde yasadim. Simdiye nazaran eskiden daha zor idi, suan serbestlik daha fazla ama, her aile yapisi gelenek gorenekleri farklidir.

  20. Reyyan diyor ki:

    Siteyle ilk tanistigim zaman, acik soylemek gerekirse biraz on yargili davranmistim. Ortulu hanimlarin ozel konulari bu denli acik yazmalarini hazmedememistim. Sonra Dr. Unzile hanimin samimi yazisina hak verdim ve ara ara yazilara bakmaya basladim.
    Fakat Sema hanimcim, bu kadarina gercekten ihtiyac var mi sizce? Yani bu kadar cesaret de biraz abes kacmiyor mu? Sizlerin bu ise samimiyetle basladiginizdan eminim ama, su yorumlari bir okudum da hayretlere kapildim gercekten. Ayiptir yahu. Bunlara sebep olmak ne kadar dogru acaba? Gorunuse gore konu hakkinda sizden cok daha fazla sozu olanlar var.
    Elbette dinimiz ilmi tavsiye ediyor ama, burada gorunen de butun meseleler hallolmus, sirf yatak odasi kalmis gibi sanki. Insanlar gercekten ne cok dertlilermis, ilginc. Sukur ki anlamakda zorlaniyorum…

    • tarık diyor ki:

      Reyyan hanım,

      Sanırım evlilik ve özel hayatınız gayet sorunsuz ve güzel devam ediyor, Allah bozmasın, nazardan saklasın.

      Burada yazan dindar yazarların yazdıklarını cesur ve abes buluyorsanız size, Efendimizin(aleyhisselam) bu konudaki hadislerini okumanızı ve erkek-kadın sahabelerin ve özellikle kadın sahabilerin nasıl sorular sorduklarını görmenizi tavsiye ederim. Okuyunca göreceksiniz ki, bizim bugün karı-koca olarak konuşmaya çekindiğimiz konuları kadın sahabiler peygamberlerine sormuşlar. Evet, o peygamber ama o peygamber Akabe biatında biat alırken kadınların elini tutmayacak kadar da erkek.

      1400 sene önceki kadın sahabiler, bugünkü kadınlara göre çok daha zeki, medeni cesarete sahip, kendine güveni olan kadınlardı. Hele Medine kadınları bir başkaydı. Sizin bu yazdıklarınıza da ben hayret ediyorum doğrusu. Bu sitede ve özellikle Sema hanımın cinsellikle ilgili yazdığı konular her insanın başına mutlaka gelmiş-gelen konular. Ben eskiden vajinusmus denen bir hastalık duyar da olmaz öyle şey derdim ama zamanla bu hastalığın toplumda ne kadar fazla olduğunu ve nasıl aileler yıkıp erkekleri zinaya sevkettiğini anladım, öğrendim.

      Cinsellik, nefes almak kadar insani bir durumdur ve hayatın tam da merkezindedir. Cinsellik olmazsa kadın ile erkeğin birbirine hangi sebeble tahammül edeceğini ben çözmedim henüz. Toplumun başka sorunları yok mu? Elbette var, ama cinsellik ve ona ait sorunlar aile yaşantısının tam merkezinde. Benim görüşüme göre cinsellik ile alakalı sorunların çözümü ve dindar çiftlerin cinsel hayatlarının helal dairesinde zenginleştirilip sağlıklı hale getirilmesi ile bir çok aileden kaynaklanan sorun ve dolayısıyla toplumsal sorunlar çözülecektir.

      Bunun gibi, dini refere eden siteler bunları açık açık yazmasa insanlar bunları porno ve erotik sitelerden öğrenecek, öğreniyor. Birkaç defa yazdım, bizzat kendim meni ile mezi arasındaki guslü gerekitren farkı bilemediğimden ergenlikte depresyone girdim giriyordum. Bir kişinin gusülsüz geçirdiği bir vakit namazı bir tarafa dünya bir tarafadır. Yatak odası, bütün meselelrden sonra halledilecek bir konu değil, aksine en başta ve öncelikle ele alaınacak bir meseledir.

      Ayıp dediğiniz yorumları yazanlardan biriyim. Yazar her zaman her istediğini yazamaz ama yorumcu yazar. Bu tip sitelerde konuyu derinleştirenler yorumculardır. Özele girmek istemiyorum ama ayıplandığım için buna hakkım var sanırım; eğer bekarsanız evlendikten sonra bu düşüncenizin ne kadar yanlış olduğunu göreceksiniz. Evli ve bu konularda sorurunuz yoksa da Allah devamını nasip etsin.

      • reyyan diyor ki:

        :)
        siz baya dolusunuz, Allah yardimciniz olsun.
        Kesinlikle size de bir kose acilmali burada :)

        • tarık diyor ki:

          E köşe açılırsa ne gelirse aklıma yazarım, o zaman hayrete kapılmaz dehşete düşersiniz:)

          • Reyyan diyor ki:

            dusmem, cunku okuyacagimi sanmam :)

            Su cumlenize dikkat cekmek istedim ama, benim de simdi dikkatimi cekti. Iste bunu cozemediginiz icin burada her yoruma cevap yetistirme telasindasiniz ya :)

            “Cinsellik olmazsa kadın ile erkeğin birbirine hangi sebeble tahammül edeceğini ben çözmedim henüz.”

  21. ESra diyor ki:

    Erkeğin yaşının büyük olmasını bizim toplumumuzda tavsiye etmiyorum. Malum bizim ülkede erkekler sınırsız bir cinsel serbestlikle büyüyorlar. Kızlarımız da tam tersi sınırsız bir koruyuculukla yetiştiriliyorlar. Düşünün 20 yaşında saf düzgün bir aile kızı, 30 yaşına gelmiş toplumun kendisine sunduğu erkek cinsel serbesliğinin bütün nimetlerinden faydalanmış, bu iki insan mutlu olabilir mi? Erkeklerin yaşı büyüdükçe tecrübeleri de artıyor, buna binaen de istekleri artıyor, çeşitleniyor, kadının yaşı uygun olsa belki aklını kullanıp anlaşmanın bir yolunu buluyor. Ama küçük bir kız bunlarla başedemiyor. Tabi kendini korumuş erkekler için söylemiyorum bütün bunları, gözlerini, dillerini, bedenlerini zinadan korumuş erkeklerde sorun yok. Ama benim çevremde yaşı 28,29 olup da kendini koruyabilmiş erkek yok. Düşünsenize küçük bir kadın nasıl başetsin bu kadar tecrübeyle??
    Kadının yaşı büyüdükçe olgunluğu artar, daha aklı başında olur, bu tarz tecrübeli erkeklerin ayrımına varır onları tercih etmez, diyelim ki tercih etti eğitmesini bilir. Gençken söz geçiremez kadın.
    O yüzden diyorum ki genç kızlar, kendinizden büyük erkekleri tercih ederken geçmişinde neler yaşamış olduğuna dikkat edin, altından kalkamayacağınız kadar çok şey bilen erkekleri tercih etmeyin. Ve Türk toplumunda erkeklere yapılan ayrımdan dolayı emin olun yaşları büyüdükçe bildikleri şeyler ve beklentileri de artıyor, çünkü görmüş yaşamış oluyorlar. Eğer varsa çevrenizde yaşı küçük büyük demeden temiz, namuslu erkekleri tercih edin.

    • eymen diyor ki:

      Nasreddin Hoca’nın dediği gibi sizde haklısınız.

    • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

      İşte kadınların bilinç altında yatanı ortay koyan o sihirli cümle.

      “”Gençken söz geçiremez kadın.”” “”küçük bir kadın nasıl başetsin..??”” “”küçük bir kız bunlarla başedemiyor.””

      İlla sözünüzün erkekler nazarında geçerli olması ve erkeklerle baş etmek sizin için kadınlığın ilk şartı değil mi.Bunlar Olmazsa kendinizi eksik hissedersiniz. erkekler sizin baş etmeniz gereken düşmanınız veya sözünüzü dinlemek zorunda olan çocuğunuz değil sayın ESra

      Madem evlisiniz ve eşinizden ayrılmaktan Sema hanımın sitesi ve kitapları sayesinde vazgeçtiniz bence aynı sıkıntıları tekrar yaşamamak için Sema hanımın kitaplarını daha çok okuyun ve erkeklere dediğini yaptırmanın yolunun SÜREKLİ SÖYLEMEKLE DEĞİL , ERKEKLERİN GÖNLÜNÜ FETHETMEKLE OLDUĞUNU anlarsınız belki

      • ESra diyor ki:

        Ben bu yazımda “mümin erkekler mümin kadınlarla evlensin, zina yapan erkekler zina yapan kadınlarla evlensin” mahiyetindeki ayetten bahsettim. Olayı nerelere çekmişsiniz Allah’ın bir kulu. Ayrıca eğer bir daha yorumlarıma senli benli cevap yazılırsa sitede bir daha asla yorum yapmayacağım. Uslubunuza dikkat edin.Bu sebepten dolayı bu yorumunuza (bakın ben hala siz diye hitap ediyorum) cevap yazmayacağım.
        Hem neden bu yorumlar köşesini bir kavga ortamına dönüştürmeye bu kadar meraklısınız anlamadım. Bakın gençler ne istiyor bizden, tecrübelerinizi, bildiklerini paylaşın kavga edip durmayın diyorlar.
        Bu site yorumcuların birbirine laf koyarak egolarını tatmin ettikleri bir yer olmamalı. Lütfen bu doğrultuda yorum yazın. Size ne benim hangi kitabı okuduğumdan, evliliğimden, ben benim tecrübelerimden faydalanmak isteyenler için yazıyorum. Siz ise sadece laf yetiştirmek peşindesiniz. Lütfen yapıcı olmayan yorumları bir daha benim yorumlarımın altına yazmayın. Burası Siyaset Meydanı değil, bilgi paylaşılan bir web sitesi hatırlatırım.
        Diğer bütün yorumcuların da bu doğrultuda kendilerine çekin düzen vermesini dilerim. Birbirinizle fikir yarışına gireceğinize birbirinizi yargılaman asmadan tecrübelerinizi paylaşın açık yüreklilikle. Ben açık yüreklilikle bir şey paylaştım, Sema hanımın kitaplarından nasıl faydalandığımı yazdım ki, Sema hanımla her zaman aynı fikirde olmayan insanlar bile ondan nasıl istifade edebiliyor örnek olsun diye paylaştım duygularımı. Ama bakıyorum da yüzüme vuruluyor bunlar. Allah’ın bir kulu gidip kulluk görevlerinizi yapın ve bir daha bana sakın bulaşmayın istemiyorum.

        • Denz diyor ki:

          Esra Hanim,
          Soylemis oldugunuz sozlerin yabana atilir bir tarafi yok.Dikkate deger yaklasimlar.Iki insan anlastiktan sonra yasin da pek ehemmiyeti yok.Amma Lakin genis dusunecek olursak kadinin erkekten genc olmasi evliligin ilerleyen donemlerinde kadin icin avantaj demektir.Cunku erkek icin bagislayin -kadin bedeninin tazeligi onemlidir-bir de soyle dusunun hangimiz kocamiz icin yine bagislayin-kocakari -gibi gorunmek isteriz.GenclikKremleri,guzellikmerkezleri sadece disarisi icin calismiyor herhalde. Soylddiklerinizde haklisiniz belki bu ve bunun gibi sitelerbir parca yardimci olabilir kizlarimizi evlilige hazirlamaya.Erkek anlayisli ve bencilce dusunmezse eger kadin da bu nimetlerin guzellegini kesfedecektir.Bence bu konuda her iki tarafin da esit olcude aydinlatilmaya ihtiyaci var.bu sitede bunu yapmaya calisiyor diye dusunuyorum.
          Uslup konusunda soylemis olduklariniza tamamen katilliyorum.Bu siteyi hem guzel sozu hemtecrubesinden istifade edilebilecek bir hayir yeri olarak paylasmayi temenni ediyorum.ve nefsimi de disarida birakmadan diyorum kind,

          Ey hakikat sozcusu
          Anlatirken seriati
          Iskalama hakikati

        • Allah'ın Bir Kulu" diyor ki:

          Ben şimdi neye üzüleyim, ne yazdığından bihaber olan birisinin üzerime attığı çamurların izini temizlemek için harcadığım zamana mı, yoksa yanlışları düzeltirken ölen beyin hücrelerime mi?

          Önümüzde bir çuval pirinç var, çaresiz temizleyeceğiz cuval da ki taşları.Vira bismillah

          “Ben bu yazımda “mümin erkekler mümin kadınlarla evlensin, zina yapan erkekler zina yapan kadınlarla evlensin” mahiyetindeki ayetten bahsettim.”

          Ben yukarıda ki yorum da ayet görmedim, siz gördünüz mü arkadaşlar?

          “Olayı nerelere çekmişsiniz Allah’ın bir kulu.”

          Bu sitede beni olay çekerken gören var mı arkadaşlar

          “Ayrıca eğer bir daha yorumlarıma senli benli cevap yazılırsa.. ”

          Yukarıda ki yorumumda Söylediğiniz gibi bir tane “senli benli” ifade olduğunu ispat edin ben bu sitede yazmayı bırakacağım, ama dediğinizi ispat edemezseniz siz müfteri olursunuz.

          “Hem neden bu yorumlar köşesini bir kavga ortamına dönüştürmeye bu kadar meraklısınız anlamadım. ”

          Kavga ortamı ve ben… Karşınızda kavgacı ve gergin birisini görüyorsunuz anladığım kadarıyla.Sakın karşınızda bir ayna olmasın

          “Size ne benim hangi kitabı okuduğumdan, evliliğimden, ben benim tecrübelerimden faydalanmak isteyenler için yazıyorum.”

          Hah.. bu konuda haklısınız, bana ne sizden ve okuduğunuz kitaplardan, ben “n’olacak bu adamcağızın hali” diye, kocanızı düşünüyorum, zavallı adamcağız :-)

          “Diğer bütün yorumcuların da bu doğrultuda kendilerine çekin düzen vermesini dilerim.”

          Bu top bana değil, direkt size arkadaşlar, kurun barajınızı :-)

          “Allah’ın bir kulu gidip kulluk görevlerinizi yapın ve bir daha bana sakın bulaşmayın istemiyorum.”

          Valla bir kul olarak az önce kıldım akşam namazını, yatsıya da bayağı zaman var, Az kaldı unutuyordum bu gibi durumlarda devamlı yaptığım duayı, hatırlattığınız için teşekkür ederim

          ”“Allahümme ecirna min şerrinnisa, belainnisa, fitnetinnisa”

        • aydemir diyor ki:

          Sayın ESra Hanım’a;
          Üslup konusunda size hak veriyorum, en azından saygıyı korumak lazım.Ama size bu şekilde konuşan biri var mı?!! başkasına saygı göstermeyen saygıyı hak etmez çünkü.
          Ancak sizde tecrübelerim dediğiniz bazı şeylerin doğruluğundan emin olmayın bence.
          Mesela erkeğin kadından büyük olması konusunda bilginiz yeterli değildir. Erkek büyük olmalı çünkü çok sebebi var. Bazılarını açıklarsam anlayamayanlar olur ve polemik devam eder gider. Ama şu yeterlidir sanırım. Kadınlar daha erken cinsel soğukluk yaşarlar, böylece erkekler yeni eş ihtiyacı duyarlar. Eğer kadın biraz küçükse bu olayı dengeler. Bunun bilimsel bir sonuç olduğunu birazcık anatomi bilgisi olan her meraklı vatandaş bilir.
          Sayın yöneticiler, konuya biraz sonradan dahil oldum ama, yorumlar taze olduğu için işe koyuldum. ^_^

    • tarık diyor ki:

      Birkaç yerdeki düşüncelere katılmıyorum:

      1-Ülkede sınırsız bir cinsellik falan yaşanmıyor. Bir kere bu söylem kendi içinde mantık hatası içeriyor. Eğer sınırsız cinsellik varsa erkek bunu maymunlarla yaşamıyor, kadınlarla yaşıyor. Dolayıısyla sınırsız cinsellik yaşayan erkek kadar kadın da var demektir. Evet, bir kısmı bu işi parayla yapan kadınlar olsa da bu kadınların sınırsız yaşamadıkları sonucunu çıkarmaz.

      2-Ülkede kadın ve erkeğin cinsel yaşam pikleri bence şu 3 aşamada arttı. Birincisi, legal ve legal olmayan genelevler. İkincisi, memur hayatının artması ile bir ortamda saatlerce duran kadın ve erkeğin yakınlaşıp cinsel birlikteliklerin artması. Üçüncü dalga da cinsellik için ev dışına çıkmayı ve ekstra bir emeği ortadan kaldıran internet ile kadın erkek cinselliğinin kolay ve hızlı yaşanması. Dolayıısyla bunların hepsinde erkek kadar kadın da var. Hatta isteyen kadının istediği kadar erkekle beraber olabileceği malum.

      3-Yaşınız nedir bilmiyorum ama “20 yaşında saf aile kızı” tabiri 20 sene öncede kaldı. Elbette yine namuslu aile kızları var ama “bilgi” açısından eskisi gibi değiller. İlkokulda kızların bile sevgilsi olması gerektiğine dair medya yayınları ile birlikte dindar kesimde de artık bir “sevgili” ihtiyacı ve cinsel konularda bilgi birikimi doğurdu. Artık genç kızlar da genç erkekler de karşı cins ile alakalı her türlü bilgiyi biliyor.

      4-Son zamanlarda sizin söylediğinizin tersine kızlarda şu düşünce var: Aman evlenene kadar her şeyi yaşasın, doysun da benimle evlendiğinde gözü dışarıda kalmasın. Hatta bu tip erkeğin revaçta olduğu kesimler var. Bunun nedeni de evlenene kadar kendisini korumuş dindar erkek özellikle internet ve iş hayatının getirdiği yakınlıkla kadınla daha kolay ve daha yakın ilişkiye girdiği için birden kabak gibi açıldı ve kadınla ilişkiye geçti. Bu yüzden, kadın erkeğin manevi hayatını ve ahiretini düşünecek kadar perspektifli bakamadığından “Evlenmeden önce yapsın, yapmış olsun hevesini alsın da evlenince sadece beni sevsin” diyor ve erkekler de böyle düşünüyor malesef.

      5-Büyüdükçe aklı başına gelen kadın neyse ama olgunlaşan kadın kadar itici bişey olamaz. Kadının olgunlaşması onun kadınsılığını yok eder. Ayrıca zaten kadın olgunlaşmaz yaşlandıkça. Kadını kadın kılan, bir çok sorunun nedeni olan “kadın bakış açısı” dediğimiz şey zaten kadını farklı kılan ve bu bakış açısı 18 yaşında da 80 yaşında da vardır.

      6-“Gençken söz geçiremez kadın.” cümlesi tipik bir kadın bilinç altı cümlesi. Neden söz geçirmeye çalşıyor kadın? Neden bu savaş? Eğer genç bir kadın o gençliği, tazeliği, kadınlığı, cilvesi ile söz geçiremiyorsa zaten gidip ameliyatla erkek olsun daha iyi. Kadın asıl gençken söz geçirbilir, illa söz geçirme derdi varsa. Gençken söz geçirmeye çalışan kadın, yaşlanınca zaten erkeğin hayatını zindan ediyor.

      7-Elbette kızlar erkeğin geçmişine bakacak, zaten bunu erkekler de yapmalı. Ama bunu yaparken Esra hanımın yaptığı gibi muhtemelen kendi başından geçen kötü hadiselerle oluşan yargılarla değil de kadın ve erkek denen makineyi anlayarak, anlamaya çalışarak yapmak en ideali. Zaaten sizin mantığınıza göre kızların %80’ni evde kalacaktır. Hem erkekleri hepsi sınırsız cinsellik yaşaıyorsa hem de kızlar bunlarla evlenmeyecekse e o zaman kızlar kızlarla evlensin!

      8-“Ve Türk toplumunda erkeklere yapılan ayrımdan dolayı” Senelerdir söylenen bir geyiktir bu. 10 sayfa Sosyoloji okumadığımız için böyle sanıyoruz ama Batı’nın merkezinde de, Çin’in steplerinde de Amerikada da bu böyledir. Erkek her yerde kayırılır. Kadınların Allah’a düşman olmayacağını bilsem diyeceğim ki : Arkadaş ilk yaratılan insan erkekti. Kadın, ona yar ve yardımcı olsun diye yaratıldı. Allah elçilik görevini sadece erkeğe verdi, sen neyin derdindesin ve Allah2ın bilmediği neyi biliyorsun ki (haşa) zırt pırt erkek ayrıımından bahsediyorsun? Bunu Esra hanıma söylemiyorum tabi, kadınlara:) Zaten, bizzat kadınların, annelerin ve eşlerin, kızkardeşlerin erkeği toplumda bu hale getirdiğini söylememe gerek yok, çünkü kadınlar bunu bir türlü anlamıyor. Onu anlasa hayatın olağan akışı için bunun ideal olduğunu anlamıyorlar.

      Sonuç olarak; tüm kültürlerde ve binlerce yıl, kadının erkekten küçük olması hep ideal olandır. Bütün bu yazdığım teorik cümleler bir tarafa bekar erkeklere bir çift sözüm var; Arkadaş küçük kadınla evlen rahat et. Ona ister istemez merhametli olursun. Yaşıtınla evlen, 45-50 yaşından sonra dünyanın kaç bucak olduğunu göre, sen bilirsin birader:)

      Genç kızlar; Yaşıtınız erkeklerle evlenip çocuk büyütmeyin. Siz erkelerden 2-5 sene öndesiniz. Biraz yaş farkı olsun, kadınlığınızı ve kadın zekanızı kullanın rahat edin.

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Bu sınırsız cinsel serbestlikle büyüyen Türk toplumu erkeklerini bana gösterin de ben de öğreneyim. Onlar Türk toplumu erkeği değil, Beyaz Türk toplumu erkeğidir herhalde. (İstisnalar kaideyi, kaide istisnaları bozmaz.)

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Esra Hanım, yazmışsınız:

      “Erkeğin yaşının büyük olmasını bizim toplumumuzda tavsiye etmiyorum. Malum bizim ülkede erkekler sınırsız bir cinsel serbestlikle büyüyorlar. Kızlarımız da tam tersi sınırsız bir koruyuculukla yetiştiriliyorlar. Düşünün 20 yaşında saf düzgün bir aile kızı, 30 yaşına gelmiş toplumun kendisine sunduğu erkek cinsel serbesliğinin bütün nimetlerinden faydalanmış, bu iki insan mutlu olabilir mi?”

      Bu nasıl bir genellemedir!? 30 yaşına kadar evlenemeyen erkeklerin hepsi zina yaptılar, hatta türlü türlü tecrübeler yaşayıp her çiçekten bal filan topladılar öyle mi? 30 yaşından sonra evlenebilmiş veya hâlâ evlenememiş tanıdıklarım içinde bir tanesi bile herhangi bir kıza el bile sürmemiş, asla sürmeyecek insanlardır, yolda yürürken gözünü aşağı indiren Müslümanlardır (baktılarsa ancak bazı resimlere bakmışlardır, ama bir kısmı için ondan da şüpheliyim).

      30 yaşına kadar evlenemedik, bunca yıl sabrettik diye zinacı damgası yedik, iyi mi!!! Hatta Esra Hanım size göre geç evlenen erkeklerin hepsi zina etmişten öte zampara, çünkü onların yaşadıkları büyük tecrübelerden, her türlü nimetlerden ve zevklerden filan bahsetmişsiniz. Tövbe ya rabbim, tövbe…

      Siz gerçekten böyle insanlar arasında yaşıyorsanız size haber vereyim ki sizin çevrenizdeki o erkekler Türk değil, Beyaz Türk olmalılar…

      Saygılarımla,
      Uğur Mustafa

  22. Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

    Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla

    İMAN eleğinin delikleri EDEP ile küçülür, UKALALIK ve KENDİNİ BEĞENMİŞLİK ile büyür.
    Eleğin deliği Küçüldükçe HAYA ile birlikte KALİTE de artar İLİMDE.
    Büyüdükçe delikler aşağıya SAP ta düşer ODUN da.
    Ey SAPLA SAMANI AYIRAN ELEKÇİ

    ÜRÜN bereketli, taneler SAĞLAM, verim YÜKSEK olsun diyorsan
    KALİTELİ BAŞAKLARI ayıracaksın çerden, çöpten, SAPTAN, SAMANDAN ve ODUNDAN

  23. sevgi arsızı diyor ki:

    iletişim derslerini iple çekiyordum çok şükür çünkü bizim iletişim sorunlarımız var nerdeyse hiç konuşmuyoruz cinsel sorunlarımız da var ancak ben istersem bi şeyler oluyor bi oğlum var ve bi şeyler istemeye pek vaktim olmuyo ilginç olan eşim de istemiyor 2-3 ay ilişkiye girmediğimiz oluyor ama sağlıklı bi erkeğin böyle olmaması gerektiğini biliyorum ne yapmam lazım yardımcı olun lütfen

    • aişe diyor ki:

      Altında yatan bir sürü problem olabilir onları bulmaya çalışın psikolojik destek alın bi erkek için kesinlikle normal değil

  24. darüsselam diyor ki:

    Tesettür ya da Settare meselesine çözüm olur diye düşünüyorum.
    Sual: Herşeyi bilen ve gören ve hiçbir şey ondan gizlenemeyen Allâm-ül Guyub’a karşı edeb nasıl olur? Sebeb-i hacalet olan haletler, ondan gizlenemez. Edebin bir nev’i tesettürdür, mûcib-i istikrah hâlâtı setretmektir. Allâm-ül Guyub’a karşı tesettür olamaz?

    Elcevab: Evvelâ: Sâni’-i Zülcelal nasılki kemal-i ehemmiyetle san’atını güzel göstermek istiyor ve müstekreh şeyleri perdeler altına alıyor ve nimetlerine, o nimetleri süslendirmek cihetiyle nazar-ı dikkati celbediyor. Öyle de: Mahlukatını ve ibadını sair zîşuurlara güzel göstermek istiyor. Çirkin vaziyetlerde görünmeleri, Cemil ve Müzeyyin ve Latif ve Hakîm gibi isimlerine karşı bir nevi isyan ve hilaf-ı edeb oluyor.

    İşte Sünnet-i Seniyedeki edeb, o Sâni’-i Zülcelal’in esmalarının hududları içinde bir mahz-ı edeb vaziyetini takınmaktır.

    Sâniyen: Nasılki bir tabib, doktorluk noktasında bir nâmahremin en nâmahrem uzvuna bakar ve zaruret olduğu vakit ona gösterilir. Hilaf-ı edeb denilmez. Belki edeb-i Tıb öyle iktiza eder, denilir. Fakat o tabib, recüliyet ünvanıyla yahut vaiz ismiyle yahut hoca sıfatıyla o nâmahremlere bakamaz. Ona gösterilmesini edeb fetva veremez. Ve o cihette ona göstermek, hayâsızlıktır. Öyle de Sâni’-i Zülcelal’in çok esması var. Herbir ismin ayrı bir cilvesi var. Meselâ: “Gaffar” ismi, günahların vücudunu ve “Settar” ismi, kusuratın bulunmasını iktiza ettikleri gibi; “Cemil” ismi de, çirkinliği görmek istemez. “Latif, Kerim, Hakîm, Rahîm” gibi esma-i cemaliye ve kemaliye, mevcudatın güzel bir surette ve mümkün vaziyetlerin en iyisinde bulunmalarını iktiza ederler. Ve o esma-i cemaliye ve kemaliye ise, melaike ve ruhanî ve cinn ve insin nazarında güzelliklerini, mevcudatın güzel vaziyetleriyle ve hüsn-ü edebleriyle göstermek isterler.

    İşte Sünnet-i Seniyedeki âdâb, bu ulvî âdâbın işaretidir ve düsturlarıdır ve nümuneleridir.
    Lem’alar ( 55 )

  25. semamarasli diyor ki:

    Kadın saçından melek kaçması ile ilgili sorular geldi. Bu konuda hiç bir hadisi şerif yok; fakat büyük ihtimalle söyleyenler şu olaya dayandırıyorlar. Peygamberimize ilk vahiy geldikten sonra Ceprail (a.s ) ara ara peygamberimize görünüyordu. Peygamberimiz “kim bu gözüme görünen, in mi cin mi,melek mi nasıl bir varlıktır?” diye konuyu Hz. Hatice ile konuşuyor. Hz. Hatice “O varlığı yeniden gördüğünde kendisine haber vermesini istiyor peygamberimizden. Peygamberimiz bir gün Ceprail (a.s) gördüğünü haber veriyor.

    Hz. Hatice peygamberimizin dizlerine oturmasını istiyor ve o arada görüp görmediğini soruyor, peygamberimiz, görmeye devam ediyor, sonra Hz. Hatice peygamberimizi kucağına yatırıyor ve kendi üzerini açıyor. “Yine görüyor musun” diye soruyor. “Hayır gitti.” diyor peygamberimiz. Hz. Hatice peygamberimizi rahatlatıyor, gelenin melek olduğunu söylüyor.

    Hz. Hatice başını açmıyor, büyük ihtimalle başı açık zaten, İslam yeni geliyor tesettür ayeti yok. Arap kadınları dışarı çıkarken geleneksel olarak boyun ve gerdanlarını açıkta bırakacak şekilde arkadan bir başörtü İslam öncesi de örtüyorlar fakat evde çok süslü kadınlar. O devirde kuaförleri bile var.
    Hz. Hatice’ nin peygamberimizi kucağına yatırması ve üzerini açması bir karı koca ilişkisi başlangıcı gibi durduğu için melek uzaklaşıyor. Bu olayı Hz.Hatice başını açtı ve melek uzaklaştı o halde melekler kadın saçından kaçarlar demek olayı doğru tahlil etmemekten başka bir şey değil.

    Peygamberimizin hadisi de karı koca ilişkisi başladığında meleklerin uzaklaştığı ile ilgili olan bu olaya açıklık getiriyor.

    Kadın evinde de saçını örtecekse Rabbim yaratmazdı o saçları. Helale haram demek harama da helal demek bizlerin tekelinde değil. Evde başını örtmek de bir takva değil. Geleneksel örter, kalabalık ailelerde her an yabancı biri gelebilir diye örter ya da evinin içinin dışarıdan görünme ihtimali vardır örter, onlar ayrı; fakat melek kaçmasın diye kocasının yanında örtmesi takva değildir.
    Öyle mesajlar geliyor ki “Sema Hanım karım beni öyle karşılıyor ki bir ayağı açıkta oluyor, utanmasa ayağına da çorap giyip karşılayacak” diye. Kadınlarımız dindarlık olsun diye konuyu çok abartabiliyorlar. Ayrıca Peygamberimize üç kez “takva nedir?” diye soruyorlar üçünde de kalbini gösteriyor. Oysa biz insanların ibadetlerine bakarak takva değerlendirmesi yapıyoruz.İbadetler elbette önemlidir fakat takva öncelikle ihlas ve güzel ahlaktır.

    • fattuma diyor ki:

      Sadece ufak bir hatirlatmada bulunmak istiyorum, konuylada ilgili degil.

      “Islamdan önce, islam gelmeden” gibi terimler kullaninca akilda “sanki önceden islam yokmuydu” gibi bir sey canlaniyor. Halbuki malumdurki Islam bütün peygamberlerin, adem aleyhisselamdan Peygamber efendimiz Muhammed sallallahu aleyhi vesseleme kadar gelen bütün Peygamberlerin Dinidir.

      Ahirette tek kabul edilecek olan din de Islam’dir. Peygamber efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem mealen bildirdiki: “Peygamberler üvey kardestirler (babalari bir anneleri ayri) dinleride birdir” yani dinleri bir ancak seriatlari, ibadetlerdeki bazi hükümler farklidir.

      Zamanimizda bu konuyla ilgili cok problemlerle karsilasiyorum ve cok hatalara düsenlere sahit oldum, o yüzden bu eklemeyide Allag rizasi icin yapmak istedim… Allah korusun bir kisi Islamin Peygamber efendimizle basladigini, önceki Peygamberlerin dininin farkli bir din olduguna inanirsa islamdan ayrilmis olur, Hatasini kabul ederek tekrar islama girme niyetiyle sehadet geitrmesini gerektirir…

      bu arada yazilarinizini hic aralik vermeden takip ediyorum :) Iyi calismalar…

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Sayın Fattuma,

        İslam kelimesi her iki anlamda da kullanılır. Hem Arabistan’da ve hatta bütün yeryüzünde İslam Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ile “yeniden başladı” sonuçta.

  26. Denz diyor ki:

    Aslinda insan sevdikten anlastiktan sonra yasin ne onemi var diye dusunebiliriz. Fakat genel olarak bakacak olursak kadinin Erkekten bes alti yas kucuk olmasi kadin icin bir avantaj sayilir Cunku kadin cokmese bile cogunlukla pratige yansiyan tercih erkeklerin kendinden daha genc hatta mumkun oldugunca genc istemeleri yonundedir.dikkate almakta fayda var. Elbette bir zorunluluk degil

  27. tarık diyor ki:

    Sema hanım, insanın yanındaki meleklerle alakalı hadis doğrudur ve cinsellik sırasında takınılması gereken tavır için de tam çözücü mahiyette. Bununla birlikte o hadisi tamamlayacak bazı bilgileri de kaydedersek, neden insalarımızda cinsellik sırasında örtü ile ilgili takıntı olduğunu kısmen kavrayabilriz.

    “”Onun önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu koruyan takipçi bekçiler vardır.”” ra’d-11 ayetinin tefsirinde diğer kaynaklarda her bir insana ait 8 meleğin olduğunu, 4’ünün gece 4’ünün gündüz görevli olduğunu, bunların 2 tanesinin hafaza yani koruyucu, 2 tanesinin de kiramen yani yazıcı melekler olduğunu öğreniyoruz. Hafaza melekleri her daim insnaların yanında olmakla beraber tuvalet ve cinsellik sırasında ayrılıyorlar. Kiramen katipleri için de bazıları ayrıldıklarını bazıları da ayrılmadıklarını söylüyor ki bu teferruata ait bir konu. Bazıları kiramen katiplerinin tuvalet ve cinsellik sırasında ayrıldıklarını ama Allahın o ayrılış sırasında gerçekleşenleri onlara söylediklerini ve onların da yazdıklarını söylüyor.

    “Ayrılma” olayı bildiğimiz maddi ölçülere göre değildir elbet. İnsan odadan ayrılınca odadan çıkmış olur ama melekte cisim olmadığından ayrılmak ne demektir bilemiyoruz.

    Ayrıca melekler ayrılsa bile ayet ile insana şah damarından yakın olduğunu söyleyen Allah var. İşte kiramen katipleri ve şah damarından daha yakın olma bağlamında düşünen müslüman halk, bir emir veya haram gereği değil ama bir takva gereği cinsellik sırasında örtünüyorlar ki bu örtünme banyo sırasında bir peştemal sarma olarak da karşımıza çıkar ve bu olay yani banyo sırasında peştemal veya haşeme gibi bir şeyle banyo yapmak adabtan öte sünnettir. Hala sünnete dikkat eden insanlar banyo yaparken çığlak banyo yapmaz, yapan günaha girmez ama sünnet diye yapan büyük sevap alır. Bununla birlikte kişi hanımıyla da beraber çıplak banyo yapabilir bunda da sakınca yok.

    Görülüyor ki bir yandan peştemal ile banyo yapmak varken diğer yanda eş ile banyo yapmak var ve bunların ölçüsü sadece takvadır. Biz kimseye neden peştemalle banyo yapmıyorsun diyemeyeceğimiz gibi peştemalle banyo yapanı küç,msemek sünneti küçümsemek olduğundan bu bilinerek yapılırsa insanı küfre bile götütür.

  28. tarık diyor ki:

    Profesyonel olarak birçok insanla cinsel sorunlar hakkında görüşen Sema hanım, bu konuda ne kadar cahil olunduğunu daha çok görüyordur. Bana bu maddeler ne kadar saçma ve “bunları da bilmeyen mi var” dedirtecek olsa da bunların mutlaka yazılması çizilmesi lazım. Madde madde özetle yorumlamak isterim.

    1-Evde örtülü gezmeyle alakalı dini değil de geleneksel bir durum var bence burayı tam görememişsiz.. Eskiden çekirdek aile olmadığından, evde kayınpeder kayın valide, bazen eşlerin kardeşleri, bilmem osu bilmem şusu da vardı. Evlerde çelik kapı olmadığından belki densizin biri de girebilirdi veya yoldan geçerken içerisi görülebilirdi. Millet zaten tarlaya bahçeye çıkıyordu, ev işleri yaparken saçları da çok kirlenmesin diye da takıyorlardı çünkü bugünkü gibi 2 dakikada duş alınamıyordu. Bir de farz olmasa da takva gereği yapanlar da vardı ki bunu sorgulayamayız. Tüm bunlar alt altta gelince evde de kapalı olmak doğal karşılanıyordu ve o gelenek sürdü geldi. Şimdi bunlara gerek olmayabilir ama zaten bu çağda bir çift yatakta cinsellik yaşarken örtü yorgan derdine düştülerse ona cinsellik de denmez zaten :)

    2-“Özellikle kadınlar “kilo mu almışım, göbeğim mi çıkmış, eşimin gözüne hoş görünmeyeceğim” gibi konuları takıntı yapabilirler” Zaten olay budur. Bir kadınından bunu duymak iyi oldu, biz söylesek neler duyarız. Kadınların yatak odasında en büyük derdi bence cinsel hazza ulaşamamak değil, göbekli kilolu olarak görülmek. Kadın fiziki olarak kendisine çok güvenirse ve eşi de beğeniyorsa o kadın cinsel hazzı yaşamasa bile çok sorun yapmıyor. Çünkü bir erkeğin boşalma ile aldığı hazzı kadın saçları okşanarak bile alabilir. Dolayısıyla bence yatak odasındaki en büyük sorun hem erkek hem de kadın için kadının vücudu, ve ona olan güvensizliği. Zaaten örtü istenmesinin altında yatak asıl neden de bu bence, ışık kapatmayı istemeleri gibi. Hadi bunları anladık, kadın evlendiği günkü gibi elbette olmaz da bunu bile bile kadınlar neden kendilerini cidden prenses sanıyor ben onu anlamıyorum asıl. O da Allahın verdiği bir fıtrat işte demek ki , kadın kendfisini prenses sanmasa evde durmaz zaten:) Söylemeyin bari de.

    3- Yazıdaki 2. madde çok çok önemli, bunu her ergen erkek çocuklarımıza mutlaka anlatalım. Ben senelrden beri her forumda sözlüklerde vs elimden geldiğince bu 2. maddeyi anlattım. Çünkü ergenlik dönemimde ben de bu sorunu depresyona girecek derecede yaşadım. Kitap okumama rağmen kitaplardaki kapalı ifadelerden dolayı anlayamadım. Dini kitaplarda bir alem, arkadaş “boşalma” “fışkırma” kelimesini neden kullanmazsın, tefsir kitabı değil ilmihal kitabısın. Kullan bu kelimeleri de insanlar öğrensin. Genç erkekler, durup duruken otobüste bile sertleşip mezi sıvısı salgılar bunun güslü bozduğunu zannerse zaten güslüm gitti diye namaz kılmaz, masturbasyon yapar. Bu çok çok çok önemlidir. Halbuki güslü gitmedi sadece abdesti gitti.

    4-3. madde açıklamış zaten konudaki her şeyi, cinsel birleşme hariç herşey serbesttir. Bu konuda kadınların üzerine bir şey düşüyor. Bir erkek düşüncesiyle bu konuda önemli gördüğüm bişeyi anlatmak isterim.
    Regl halinde kadınların ağrıları oluyor ve bazen de sinirli oluyorlar. Kadınların bir kısmı en azından 2-3 gün ciddi sıkıntı çekiyor, bir kısmı da gayet normal geçiriyor. Reglden önceki 1-2 gün, ve sonuna yakın kadında cinsel istek çok aşırı olabiliyor. Burada bir de erkeğin durumu var. Erkek sağlıklı ise 2 günde bir cinsel ilişki ister ve olmayınca biyolojik açıdan rahatsız olur. Çok önemli gördüğüm ve erkeğin harama kayması muhtemel olduğu için açık yazacağım: Regl günlerinde erkek regl olmuyor malum, onun cinsel isteği devam ediyor. Kadın bu günlerde erkeği düşünmez tamamen kaçarsa o erkek ya porno izler ya da en masumu masturbasyon yapar. Ama akıllı bir kadın erkeğin bu ihtiyacını, “giderme” amaçlı davransa bile bu regl döneminde belki 1 kere bu yapılsa erkek sakinleşir. Erkek kendi kendine masturbasyon yapacağına eşi bunu yapsa hem erkeği masturbasyon günahından alkoyar hem bir ruhi yakınlaşma olur hem de kadın erkeği günahtan koruduğu için sevap kazanır. Özzetle, kadınlar regl dönemlerinde erkeklerin erkekliklerinin devam ettiğini bilsinler ve en azından erkeği rahatlatmak adına basit bir iki şey yapabilirler.

    5-4. madede gerekli ayrıntı verilmiş , sadece şunu eklemek lazım gelebilir. Cinsellik sadece cinsel organlarla yapılan bir şey değildir. Erkek için söylemek gerekirse, erkek için cinsel haz son durumdur, boşalmadır. Oraya gelirken nasıl geleiniyorsa o kadının da maharetidir. O noktaya sadece kadının cinsel organıyla gelinmez.

    6-5. maddede açıklanmış yine herşey. O durumdaki erkeklere yazık, Allah kolaylık versin, en iyi çözüm menapozda git nereye gidersen deyip daha gencini almak ki çoğu da böyle oluyor. Kadınlar erkeklerin hayatlarıdaki en önemli şeyin cinsellik olduğunu anlamıyorlar malesef.

    • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

      Sayın TARIK

      Siz şakamısınız Allah aşkına.

      İnsana “Bu ne perhiz bune lahana turşusu” dedirten ZİHNİ/FİKRİ BİR ÇATIŞMA içerisindesiniz.Aşağıda ki ifade size ait ve yazalı bir saat bile olmamış,

      “”Dini yönü ise, ilişki sırasında da beraberimizde olan meleklerden haya etmekten kaynaklanan bir adab.

      Bunlar da şuanda ki yorumunuzdan alınma bir ifade.

      “”bu çağda bir çift yatakta cinsellik yaşarken örtü yorgan derdine düştülerse ona cinsellik de denmez zaten””

      “”Zaaten örtü istenmesinin altında yatak asıl neden de bu bence, ışık kapatmayı istemeleri gibi.””

      Biraz istikrar be kardeşim.

    • Süheyla diyor ki:

      Tarık Bey,

      Desenize cezaevindeki erkekler yandı.

      • tarık diyor ki:

        :)) Ne demek istediğimi anlamış olmanız lazım, şaka değil mi? Bir de erkeklerin aklı fesat derler, çıkardığı sonuca bak:)

        • Süheyla diyor ki:

          Burada bir de erkeğin durumu var. Erkek sağlıklı ise 2 günde bir cinsel ilişki ister ve olmayınca biyolojik açıdan rahatsız olur.

          Bu açıdan söylemiştim.Hemen altında kötü manalar aramayın.Bu site de mahrem konuları sizin kadar açık seçik yazan yok zaten:)

          • tarık diyor ki:

            Yok şaka yaptım zaten ben de.

            Hem süheyla hanım, hem de aşağıdaki nedim kardeşime cevap olarak şunu söyleyeyim:

            Ben yazarken sınırı korumaya çalışıyorum ama son derece biyolojik ve fıtri olan vücudumuzdaki olayları, amacı dini kurallar ve edeb ile beraber cinsel eğitim de vermek olan bir sitede bile yazarken garip karşılanabiliyorsam oturup düşünmek lazım. Arkadaşlar bu tip sitelerde tanıyacak kadın erkeği erkek kadını. Normal hayatta belki bizler aynı otobüse denk geldik ama kadındır veya erkektir diye yan yana bile oturmadık ayakta gittik, dikkat ettik yani. Otobüste bunu konuşamayız. Orda konuşamayız burda konuşamayız ama bunlar hayatın gerçekleri, bir yerde konuşmak hem de doğru bilgi ile konuşmak lazım. Aslında kitaplarda, özellikle son 10 senedir çıkan kitaplarda bunların hepsi anlatılmış ama kitap okumak herkesin harcı değil. O yüzden dini refere eden sitelerden bunları öğrenmek çok önemli.

            Mesela yukarıda anlattığım mezi ile meni’nin guslü bozması durumu var. Şimdi bir genç, bu bilgiye sahip olmadan sadece mezi akıntısından dolayı guslüm bozuldu diye battı balık yan gider misali masturbasyon yapsa ve ailesinden çekindiği için 2 gün gusül almasa ne kadar büyük günah kazanıyor. Hele bu genç namaz da kılıyorsa namazları da gidiyor. Ben lendim bunları yaşadım ve ciddi buhranlara girdim. Dindar bir aile, dindar ve çok eğitimli bir arkadaş çevresinde yetişmeme rağmen oturup da bunları birisine soramadım, birisi de bana anlatmadı. Allah selamet versin orta3’de din hocamız bir gün sınıftaki kızları çıkartıp bize anlattı bişeyler, genel olarak. Masturbasyon ve rüya sonucu gusül nasıl gider giderse nasıl gusul alınır vs diye. Bir gün de bizi çıkarıp kızlara anlatmış.

            Bunları ailesinin mutlaka ya kendisi ya da bir yakını ile öğretmesi lazım. Biz çocuklarımızın gireceği bir sınav ile alakalaı seneler önce plan yapıp dersane, özel ders vs aldırıyor her şeyini düşünüyoruz. Evde tv yi kaldırıyor gürültü yapmıyoruz. Ama sadece tek vakit namazı bu bilgi eksikliğinden kılmayan çocuğumuz için bir şey yapmıyoruz. Halbuki araştırıp çocuğumuz ailemizde veya çevrede kimle bu konuyu konuşabilir diye kafa yorup onunla bir senaryo ile 1-2 gün takılmasını sağlayıp anlatmasını sağlamamız lazım bun yapmak için uykularımızın kaçması lazım.

            Site yönetimi de sağolsun, sanırırm yazarkenki samimiyetimi görüp biraz musamahalı davranıyorlar eksik olmasınlar ama birilerinin bunları yazması lazımç

    • nedim diyor ki:

      Tarik agabey

      Niye yazdin bunlari. valla bunlari yazmaya utanirdim.

      Bize nazar oldu

      Cuma’miz pazar oldu

      Bize her ne olduysa

      Azar azar oldu

    • bit diyor ki:

      Tarık bey,
      ben yeni evli bir bayan olarak size teşekkür etmek istiyorum. yazdıklarınızı çok samimi buldum . hislerinizi güzel ifade etmişsiniz. erkeklerin dünyasını yeni tanımaya başlayan, evliliğimizi sağlam temellere oturtmak isteyen birisi olarak; eşimi anlama konusunda sizin tercümanlığınızla ciddi bir rahatlama içerisine girdim. çünkü bayanların iç dünyası ile erkeklerin iç dünyası çok farklı.
      bayanların yetiştiriliş tarzı, erkeklerin iç dünyalarında yaşadıkları bir araya gelince bazen uçurumlar olabiliyor.

      ben eşimin hareketlerini, düşüncelerini yorumlarken, yanlışa düşüp incitici olmaktan korkuyordum. ama gönlüme ve aklıma yatan bir yorum da getirmek kolay olmuyordu. ben bu sitede, cinsellik okulu yazılarından çok; yapılan okuyucu yorumlardan faydalandığımı düşünüyorum. bu yazıların ve dolayısıyla okuyucu yorumlarının devam etmesini çok isterdim. evlilik hayatında başkalarının yaşadığı tecrübeler, her yerde paylaşılamayan bazı gerçeklerin bu ortamda saygınlık çerçevesinde aktarılabildiği sürekli bir ortamın bulunması çok elzem bir ihtiyaç. burayı okuyan, yazan her kardeşimin evlilik hayatlarının selametle, lütuflarla, cennet gibi geçmesini; sıkıntılı durumda olanların en kısa sürede feraha kavuşmasını diliyorum.

      • tarık diyor ki:

        sevgili bit hanım;

        Bazıları rahatsız oluyor ama sizin gibi başka arkadaşların da faydalandığı düşüncesi sevindiriyor beni. Allah yuvanızı mutlu kılsın.

        Sitedeki yazılar kadar yorumlar da önemli dediğin gibi. Faydalanmak amacıyla okuyan ciddi fayda sağlar.

        Nacizane bir fikrim de şudur; genel konularda erkek ve kadınların genel tavır ve davranışları olsa da siz eşinizin beklentileri ve sizin duygularınız ile alakalaı en güzel hareket yolunun ip uçlarını yine eşinizden öğrenirsiniz. Buradan ve başkalarından aldığınız bilgiler sadece işin sosudur ama yemeğin ana malzemesini eşinizden alırsınız bazen gözlemle bazen konuşarak. İki taraf da ” ben eşimin hayatını kolaylaştırmak için ne yapabilrim, nasıl mutlu ederim” diye düşünürse zaten her şey kolay olur. Evlilik gibi her anın beraber geçirildiği bir kurumda zaten insanlar her beklentisini ve istyemediklerini öyle veya böyle söyler söylüyor. Asıl sorun ise alınan bu bilginin işlenmemesi ve ona göre bir hareket tarzı geliştirememek. Bunun da en önemli sebebi çevredeki insan görünümündeki şeytanlar. Ne kadar bizim için kutsal da olsa bazen anne babalarımız. Eşler sadece kendileri olsa çok sorun olmaz bence.

        Örneğin; bir erkek eve geldiğinde çoraplarını bir kenara atıyorsa ve hanım bundan cidden rahatsız oluyorsa ve bunu o anda, kızgnken değil de başka bir zamanda kadınlığını ve zayıflığını da kullanarak, bazen espriyle bazen başka şekilde söylüyorsa ve erkek de “ya demek kadın bundan rahatsız oluyor ben de çorabı çıkarıp sepete atayım bari ölüm yok ya sonunda” der, demeli, demiyorsa srun vardır. Adam bekarken annesi onun çorabını topluyordur ve belki oğlunun çorabını toplamaktan zevk bile alıyordur. Evlilikle beraber bunu devam ettiriyordur ama eşine zulüm olsun diye değil alışkanlık olduğundan. Belki hemen alışamaz buna ama 3-5 sefer sonra artık alışkanlık olur. Çorap örneği sadece bir örnek. Bazı hanımlar da şöyle düşünebilir “Adam o kadar yoldan geldi, o kadar çalıştı etti, çorabını da ben atayım hatta ben çıkarayım” Yani bu tip durumlar çiftlere göre değişir.

        Aslında hepsinin temeli özeti şu bence: Ben eşimin hayatını nasıl kolaylaştırırım, nasıl mutlu ederim, maddi manevi huzurunu nasıl sağlarım. İşte sadece kadın değil, kadın erkek bunu düşünür buna göre tavır alırsa hem yuva huzurlu, hem aile mutlu hem de eşin çorabını atmak veya hanımın saçını okşamak gibi en basit en temel en sıradan hareketler bile sevap-sadaka hükmüne geçer ve beraberce cennete gidilir.

        • mühendis bey diyor ki:

          Tarık Bey yaptığınız yorumlar bence de çok faydalı. Samimi görüşüm site yönetimi size de bir köşe açsa sizde orada yazsanız o da güzel olurdu.

          • tarık diyor ki:

            Teveccühünüz mühendis bey, teşekkür ederim.

          • hale diyor ki:

            Ben erkeklerin 2 günde bir ilişki istediklerini okuyunca şaşırdım. Bu kadar sık olmuyor mu. Benim eşimde de 3 4 günü geçince hırçınlaşmalar başlıyor bense haftada yada on beş günde olması yeter dyiorum yıllardırda böyle devam ediyoruz ama haklısınız galiba fakat ben daha sık olmasını beceremedm. Armaızda bundan mı dır düzelmedi gitti. Ama sadece 2 günde istekle de olurmu yani ona endekslemek ne kadar doğru.

          • selim diyor ki:

            Ben bu cinselliğin evlilikten önce bu kadar problem olacağını hiç tahmin etmezdim. Eğer sorsalardı. Yani hani dinin yarısı koruyacaktık. Bir sürü sebepleri olabilir soğuklupğun ama bunu cinsel boykot ile çözmeye çalışmak daha bir çıkılmaz hal alıyor. Bunları eşimede anlattım olamz dedim. Unzile girişginin kitablarını aldım oku dedim ortak paydazmı olsun. Dudak büktü. Ben istediğim zaman hiç olmuyor. Eğer ben istemzssemde neden ne olduda uzaksın diye hiç sormaz. Böyle dururuz. Burda böyle 2 gün de bir falan okuyunca nerde dedim. 15 gün oluyor ben ısrar edip zorlamasam öyle duracağız. Halbuki belli ki 3 günü falan geçince canım sıkılıyor kızıyorum konuşmuyorum her halden bellli ama telefi yoluna da gitmiyor. Ünzile hanım kitabuında ayda 7-8 den bahsediyor normAL evliliklerde. Emin olun erkekler her istediğinizi yapar bunubu şekilde yapın ve rahatlatın. Hani kadınlar bir örtü olacaktı zinaya karşı. Eşimede dedim bak böyle uzayınca ben in ternette film seyrediyorum başka çarem kaşlmıyor diye. Hiç sakladığım bişi yok bak böyle böyle dedim elle yapmak zorundayım bu gidişle prostat olacacağım. Belki acırda yardımcı olur diye ama nafile. Bildiğinden şaşmıyor. Bu evlilik nasıl birşeymiş ki cinsellik tüm yaşantınızı etkiliyor.

          • seymen diyor ki:

            İşte kocasının hakkını ihlal eden bir kadın daha, ahirette vay bu kadınların haline!

  29. esmasultan diyor ki:

    Ben bir çok kaynakta Hz. Hatice’nin başını açınca Cebrailin gittiğini, kapayınca geldiğini okudum. Başörtüyü çıkarmamayı buna dayandırıyorlar.

    Bir çok kadın aile ilmihalinde de tamamen çıplak olunmaz yazıyor. Hatta Hz. Aişeye ithaf edilen bir durum da var. Efendimizin üreme oraganını çıplak olarak hiç görmediğine dair. Hatta bu durum hep garibime gitmiştir.

    Ben yanlış mı biliyorum. Aklım çok karıştı

    • esmasultan diyor ki:

      Neyin hurafe olduğunu bilemez olduk. Dİni hassasiyeti olanlar ne yapacağını şaşırdı.

      Bilen arkadaşlar cevaplasın lütfen : Marifetnameye güvenilir mi, özellikle çocuk için mahsurlu olan geceler konusunda?

      • tarık diyor ki:

        Güvenilir ama mutlak doğru değildir. Marifetname bazen ayet ve hadislerden bazen keşif ve kerametlerden bazen ilham ve duyuşlardan bazen de bilgiden esinlenerek yazılmış bir kitap. Çocuk için cinsel ilişki ile alakalaı yazılanlar da bazı hadis ve keşiflerden yola çıkılarak yazıllmış, ona göre hareket etmekte mahzur yok.

      • Yasin diyor ki:

        Marifetname veya başka bir kitap Kur’an-ı Kerim gibi kusursuz değildir, bu sebeple de verdiği her bilgi mutlak doğru değildir.
        Marifetname’nin vermiş olduğu bilgilerin zamanımız teknolojisiyle de doğrulanmış olması gözardı edilemeyecek bilgiler içerdiğini ispat etmektedir. (Mesela; Güneş ve Dünya arasındaki mesafeyi son derece isabetli bir şekilde tespit etmiştir, canlılarda tekamülün varlığından bahsetmiştir (bu darwin evrimi değildir biraz daha farklıdır.) Bu Kitaplar bazı batı üniversitelerde de okutulmuştur diye biliyorum.)
        Bu bakımdan önyargısız ama yine de eleştirel bir bakışla okunması gerektiğini düşünüyorum.

  30. SEdA diyor ki:

    Ben ilişki sırasında kadınla erkeğin üstünde bir çarşaf olması gerekli sanıyordum. Bu doğru mu lütfen yardımcı olun. Annem yıllarca üstü açık yapılmaz diye büyüttü de bizi??????

    • tarık diyor ki:

      Kısmen yanlış kısmen doğru bilgi. Şöyle ki; normal hayatımıza ait konularda ve dini hayatımıza ait konularda eylem ve fillerimize ait çeşitli dereceler vardır. Farz, vacip, sünnet, müstehap gibi dini olanlarla gelenek, adet, görgü, adab gibi geleneksel olanlar. İlişki sırasında üstünde örtü olması da adaplardandır. Bu, muhtemelen eskiden birkaç aile bir evde oturulmasından dolayı, kapıların kilitli olmamasından dolayı geliştirlmiş bir adab. Dini yönü ise, ilişki sırasında da beraberimizde olan meleklerden haya etmekten kaynaklanan bir adab. Ama adab yani şart değil, farz değil. Yapmayan günaha girmez, yapan edebli davranmış olur ve haya imandandır.

      Eğer çift için örtü zor veya cinsel hazzı azaltıyorsa örtmemek daha iyi bile olabilir.

      • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

        Sayın TARIK

        “”Dini yönü ise, ilişki sırasında da beraberimizde olan meleklerden haya etmekten kaynaklanan bir adab.””

        “İnsanları yanlış bilgilendiriyorsun daha dikkatli olun” demek bir müslüman olarak üzerime vaifedir.

        Yukarıda ki cümleniz hariç paylaştığınız bilgilere bir itirazım yoktur.Ama bu cümleniz tamamen YANLIŞ

        ÇÜNKÜ:

        Kiramen katibin melekleri olarak bilinen melekler sadece iki olayda insanın yanından ayrılırlar.

        1-Eşiyle ilişkisi sırasında
        2-Tuvalaette ve banyoda

        Lütfen bu hatalı bilginizi DÜZELTİNİZ

  31. Süheyla diyor ki:

    Erkekler cinsellik hakkındaki şikayetlerinde haklılar ama aynı zamanda öz eleştiri yapmaya da ihtiyaçları var.Acaba şikayetçi oldukları mevzuda kendileri karşı tarafın duygu ve düşüncelerini,isteklerini ne kadar dikkate alıyorlar,sadece kendi nefislerini tatmin için mi uğraşıyorlar?Belki de pek çok kadın eşi tarafından tatmin edilmediği için ilişkiden kaçıyordur.Bence bu konudan muzdarip olan beyler eşlerine davranışlarını bir kontrol etsinler.Karşımızdakini düzeltmeye çalışmak her zaman hepimizin ilk denediği şeydir.Çoğumuz şikayet ettiğimiz şeylerde kendimizi değiştirmeyi ve düzeltmeyi aklımıza bile getirmeyiz.Bu sebeple her zaman karşımızdakini suçlu görür,çare aramaya çalışırız.

  32. SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

    Ey kalb-i muhibbanım,
    Geldi vakt-i firakım,
    Yar olan söze,
    Alâ bir ayar için,
    Gidiyorum, sukutun altın sarayına,
    Bir vefaydı bizi konuşturan,
    Vefayı eda eyledik,
    Size ve söze veda eyledik.

    ALLAHAISMARLADIK…

    “Avize-i kubbede baki kalan hoş bir seda imiş”

    • Demedi Deme diyor ki:

      Sayın SÖZÜNÖZÜ

      Biz geldik sen gidiyorsun.Hayır olsun inşaallah.
      Ne gidene DUR dedik, ne gelene GELME.
      Gidiyorsan Gidişin, dönersen de gelişin hayır olsun.
      Her nereye ve ne niyetle gidiyorsan yolunda, bahtında açık olsun

      • fitnat hanım diyor ki:

        içimden bir ses ikinizin de aynı kişi olduğu konusunda beni ikna etmeye çalışıyor 😀 Eğer aynı kişi değilseniz iyi anlaşabilir iki iyi dost olabilirsiniz gerçek hayatta :)

        • Demedi Deme diyor ki:

          Sayın FİTNAT HANIM

          :-) YANILIYORSUNUZ :-)

          ALLAH ŞAHİTTİR Kİ İKİMİZ AYNI KİŞİ OLMADIĞIMIZ GİBİ GERÇEK HAYATTA BİRBİRİMİZİ TANIMIYORUZ BİLE.

          Bende isterdim sayın SÖZÜNÖZÜ ile tanışmayı ve dost olmayı.Eğer kendisi gerçek hayatta da burada olduğu gibiyse onu gibilerini bulmak ve birşeyler paylaşmak çok kolay değil bu devirde.

          Ama benim sizin hanım olduğunuzdan ve gerçek(eski) rumuzunuzun fitnat olduğundan şüphem var? Yanılıyormuyum ? :-)

          • fitnat hanım diyor ki:

            benden başka fitnat hanım rumuzunu kullanan var mı bilmiyorum ancak ben bu rumuzdan başka bir rumuz kullanmadım.Zaten çok fazla yorum yazmıyorum.Birde size hanım olmadığımı düşündüren şey nedir merak ettim? :)

        • Demedi Deme diyor ki:

          Sayın Fitnat Hanım

          “”aynı kişi değilseniz iyi anlaşabilir iki iyi dost olabilirsiniz gerçek hayatta “”

          İşte bu cümleniz bana sizin kadın O L A M A Y A B İ L E C E Ğ İ N İ Z İ düşündürdü.Çünkü sizin daha önceki (kocaları avutmak kolay olacak mı) bir yazıya yaptığınız yorumlardan yola çıkarak erkekleri tanımadığınızı, anlamadığınıza inanmıyordum (hala aynı fikirdeyim)

          “Erkekleri tanımayan birisininde HANGİ TÜRDE Kİ ERKEKLERİN İYİ ANLAŞABİLECEĞİNİ tahmin etmesi zor”

          Düşüncesinden yola çıkarak böyle bir TAHMİNDE bulundum.HÜKÜM değil.Adı üstünde sadece bir tahmin.

          Sonuç olarak ben herkesin söylediğini AKSİ İSPAT OLANA KADAR doğru kabul ederim.

          Size inanıyor ve hayırlı akşamlar diliyorum

          Saygılarımla

          • fitnat hanım diyor ki:

            çok ilginç geldi analiz tarzınız ve hakkımda söylediklerinizi iyi birşey mi kötü birşey mi olarak algılasam bilemediğim için yorum olarak bırakmaya karar verdim.bence empati yoluyla herkes az çok anlaşılabilir ve çevremdeki erkek ve kadınları iyi gözlemlediğimi düşünüyorum.sanırım başarılı olmuşum ki böyle düşünmüşsünüz.o yüzden teşekkür ederim
            hayırlı akşamlar

        • "Demedi Deme" diyor ki:

          SAYIN FİTNAT HANIM

          Gönlünüzü fereh tutun efendim.Biz bir müslümanın bile bile kötüğünü istemeyecek bir babanın evlatları olarak helal rızıkla beslendik .Ayrıca zülme uğramış bir müslümanın başka müslümanlara zulmetmesi veya kötülüğünü düşünmesi “münafıklık alametidir” düşüncemiz bizi zalim olmaktan koruyan en büyük sebeptir.

          Söylediklerimiz kötü birşey değil.Sadece iyi niyetle yapılmış bir TAHMİN o kadar.

          selametle kalın efendim

    • yasin diyor ki:

      Sözün de Sedan da hoş,
      Firak’ın daim olmasın,
      arada bir selamını,
      icabında kelamını esirgeme,
      Allah işinde muvaffak
      Sağlığında müreffeh
      Yuvanda mesut kılsın.
      Allah’a emanet ol.

    • AYsun diyor ki:

      her gelen gidiyor bune kardeşler insan üzülüyor…

    • hasret diyor ki:

      saygıdeğer SÖZÜN ÖZÜ;

      bu siteye veda mı ediyorsunuz?üzüldüm :(
      sizin ve bazı değerli yorumcuların bilgilerinden ,tecrübelerinden istifade ediyorum..sizin gibi değerli bir abi ,bir kardeşin gitmesi üzücü..sizin değerli ,olgun bir insan olduğunuzu( yorumlarınıza dayanark) düşünüyorum..
      ALLAH yolunuzu açık etsin..RABBİM gönlünüze göre versin..
      selametle kalın…..

  33. Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

    BİZ İNANANLARIN

    İNANÇ da (teoride) MÜSLÜMAN fiiliyatta (uygulamada) GELENEKÇİ ( kulaktan dolma bilgilerle oluşan) YAPIMIZ

    İşte budur KARI KOCA bizi birbirine yabancı, güvensiz, hatta düşman eden asıl SIKINTIMIZ.

    İnancıyla fiiliyatı örtüşenler ile yol arkadaşlığı yapmak, muhatap olmak nasip olsun tüm Müslümanlara

  34. TİBET diyor ki:

    “Hoca hanım kendini dinleyen kalabalık kadın topluluğuna “evde asla başlarını açmamalarını meleklerin kaçacağını” söylüyordu. Hatta daha ileri gidip “Yatarken de başörtülü yatın.” dedi. Kadınlardan biri “Eşim kızıyor.” dedi. “Başörtülü yatarsanız melekler sabaha kadar başınızda bekler yoksa sizden kaçarlar.” dedi ve başörtülü yatmaları konusunda ısrarcı oldu. Bu hocaları dinleyip kocalarına süslenmeyen başörtü ile gezen hanımlar var.”

    ***
    Başımıza ne geldiyse bu kaba softa ham yobazlardan gelmiştir. Dinde olmayanı din diye takva diye dayatırlar. Ahir zamanda hem cahil hemde cahil olduğunu bilmeyen insanlar fetvalar verecek, bu fetvalarla hem kendileri sapıtacak hemde fetva verdiği insanları saptıracaklar.

    Kazançları oldukça bol görünüyor!

    Bir insan ya susmasını bilmeli.
    Ya haddini (sınırlarını) bilmeli.
    Ya da bilmediğini bilmeli.

    Be mübarek insan, sen meleklerlemi evlisin ki onların 24 saat başında beklemesini istiyorsun ve kocanla evli değilmisin ki onun saçlarını görememesinden rahatsız olmuyorsun. Divan edebiyatında kadının saçları için ne kadar güzel şiirler ve benzetmeler yapılmıştır. Hastalık durumları hariç kafası ayna gibi parlayan bir kadın düşünülebilir mi? Şu halde kafan ha kel olmuş ha başın örtülü olmuş.. Yani kadın burada hükmen kel. Saç var ama erkek dokunamıyor istifade edemiyor.

    Ne hikmetse mübarek melekleri bu tarz kadınlar, kına gecelerinde, nişan gecelerinde hatta düğünlerde pek hatırlamazlar.Birbirlerine nispet yapmak için en çekici kıyafetlerini giyerler ve en güzel danslarını oyunlarını birbirlerine yaparlar.Mübarek melekler aklınıza o zaman niye gelmiyor? Bu tarz kadınlar diğer kadınları çekiştirirken onların etlerini lahmacun niyetine yerken mübarek melekler hiç akıllarına gelmiyor mu acaba?
    özrü kabahatinden büyük yalanların hepsi birbirinden komik!

    İffetini korumak için evlendiği kadın yüzünden iffet sınırları zedelenen bir erkek saçını başını yolmasında napsın?

    Allah’ım sen bize akıl idrak basiret ve feraset ver.Amin.

    • Süheyla diyor ki:

      Maalesef hoca hanımlar kendi cahilliklerini kendi gibi cahil olan insanlara aksettirmeyi çok iyi beceriyor.Anneye bile göstermesi haram olan bölgeleri eşine göstermek helal iken kalkıpta saçı mı göstermek melekleri evden kaçıracak?Aman ha saçınızı açmayın melekler kaçar teranesini bende çok duyuyorum.Neymiş bir banyo yaparken bir de saçı tararken açmak gerekirmiş,diğer zamanlarda mutlaka kapatmalıymış saçları.Tamam bekar olan hanımların belki saçlarını evde açmaları o kadar da önemli olmayabilir ama evli bir hanımın melekleri bahane ederek saçlarını açmaması ancak cahillikle açıklanacak bir şeydir.Eşinin isteği üzerine saçını açan ve eşini mutlu eden bir kadının bu davranışı melekleri kaçırtmaz aksine memnun eder.Ama gel de bunu cahil insanlara anlat.

      • TİBET diyor ki:

        Süheyla Hanım,

        Allah sizden razı olsun.Anlaşılmak çok güzel bir duygu.

        “Ama gel de bunu cahil insanlara anlat.”

        Süheyle Hanım,

        Bir alimin şöyle bir sözü vardı ama ismini hatırlayamıyorum.
        “Cahillerle yaptığı münazarayı kazanan bir alim şu ana kadar dünyaya gelmemiştir” :-)

        Cahile laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zormuş diyen atalar boşuna dememiş.

  35. TİBET diyor ki:

    Bir erkek, lahana gibi kat, kat elbiseye sarılmış bir kadına sarılmak ihtiyacı hissetseydi, bekarlığında süpermarketlerde satılan pandalardan bir tane alır ona sarılırdı.

    • hvva diyor ki:

      cinsellik değil ama sizin şu benzetmeniz pek sakil…sanırım kadınları bu konudan uzaklaştıranda bu…yaptıgınız benzetmeyi kendiniz okudunuz mu bilmiyorum ama bu teşbih fazlaca hatalı duruyor…

      • aydemir diyor ki:

        Neden hemen bir savunma ihtiyacı hissediyorsunuz. Herkes üzerine düştüğü kadarıyla kendine pay çıkarır. mesela birisi çıksa ve: ” bazı erkekler çok kaba ve odun gibi duygusuzdur” dese bundan sadece o benzetmeye uygun olanlar payına düşeni alırlar. Genelleme yapmıyorum çünkü hemen üslubumun sevimsizliği ön plana çıkıyor haklı olarak, ama; ortaya atılan bir söz varsa ve bu kadınların bir kısmıyla ilgiliyse, hemen fırlayıp bir ithamda bulunmak, savunma pozisyonu almak bu “bir kısım” kadınların içinde olduğunuz anlamına gelir. neden size söylenmeyen bir sözü üstlenip savunmaya kalkışıyorsunuz? İnsan hemen şunu düşünür: ” Hmmm! demek ki bu da aynısını yapıyor.” Yanlışsam söyleyin ve beni yerden yere çalın, katlanırım …

        • AYsun diyor ki:

          ne yalan söyleyim hvva hanım, tibet ve aydemir kardeşlere katılıyorum,haklılar…tibet beyin yorumunu okuduğumda gülmüş ve haklı demiştim hiç üstüme alınmadan,tüm kadınlardan elbette bahsetmiyor ha şunuda düşünüyorum hemcinslerimin hepsi tabiki aynı yapıya sahip olmayabilir bu meselede ama bazı şeylerde insanın elindedir bi sorun varsa bununda bi uzmanı var ben psikoloji okuyorum,bi kadında erkekte kendisini keşfe çıkmalı,bi yerlerde eksiklik varsa bu nu nasıl giderebilirim diye uğraş vermeli.hayatta en çok okumayı sevdiğim 3 kitap var;1.sırada KUR’AN.2.sırada KAİNAT.3.sırada VE BEN,(KENDİM).
          BU ÜÇ OKUMAYI İHMAL ETMEYELİM İNŞAALLAH!

          Bi sözümü yazmıştım dün onu burdada tekrar edeyim,belkide siz bazı erkeklerin herşeyi bundan ibaretmiş gibi saymasından yakındınız ama ben mümin erkek kardeşlerimin şu sözüme katılacağını düşünüyorum;
          BELİNİ AHİRETİNDEN DAHA ÇOK DÜŞÜNENLER AHİRETTE BELİNİ DOĞRULTAMAZ!
          SELAM VE DUA İLE…

          • TİBET diyor ki:

            Belini;

            AHİRETİ ADINA DÜŞÜNENLERİN İNŞAALLAH BELİ AHİRETTE DAHA SAĞLAM OLUR :-)

  36. SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

    Cehaletle savaşını tam anlamıyla kazanamamış bir toplum, hiçbir savaşı tam anlamıyla kazanmış değildir.

  37. aydemir diyor ki:

    O DA bir ŞEY Mİ?!! :)
    Hani anlattıklarınız ne kadar uç hikayeler olsa da benim bildiğim bir hikaye daha var ki o da oldukça ilginçtir. Şu cümleye dikkat edin: ” Ya deprem olursa, ölürsem!” diyerek kalın kot pantolonla yatan hanımlar var.

    • gul diyor ki:

      akli sağlığı olmayandan cinsel sağlık beklenmez…

      • aydemir diyor ki:

        Bunlar topluma uyumlu, sorunu olmayan normal hanımlar. Belki gelenek belki başka şeylerden dolayı bu kalıplara sokmuşlar kendilerini. Ama deli olmadıkları kesin GÜL hanım. :)

        • TİBET diyor ki:

          Bu mantıktan hareketle, tuvaletteyken, banyodayken de deprem olma ihtimali var:-)
          Bu ihtimalede bir çözüm üretmişlerdir herhalde.

          • Demedi Deme diyor ki:

            Sayın TİBET

            <<<Deprem korkusundan kalın kot pantolonla yatan kadınlar<<<
            ( böyle bir kadının kocası olmaya bir kenara bırakın espirisi bile rahatsız edici)

            :-) Ben banyodaki duşa kabinde bir adet takım elbise bulunduruyorum. :-)
            Size de tavsiye ederim :-)

  38. desperate diyor ki:

    Genellikle kadınlarda görülen cinsel isteksizliğin bir nedeni de geç yaşta evlenmek olabilir mi? Cinselliğe en çok ilgi duyulan yaşlarda bekar oldukları için genç kızlara uzak durulması gerektiği, ayıp olduğu öğretiliyor. Sonuçta her şey tecrübeyle öğreniliyor, belli bir yaştan sonra da evlendiği zaman eşi de tecrübesizse tat alamıyor ve tamamen soğuyor bence. Sadece kadınların eğitilmesi ile sorunun çözülmesi zor, erkeklerin de kadınları mutlu etmeye bunun sadece kendilerinin mutluluğu için olmadığını eşlerine öğretmesi gerekir. Daha açık yazamıyorum kusura bakmayın. Kadın bunu bir görev olarak görüyorsa eşlerinin bunu düşünmesi gerekir bence.

    • tarık diyor ki:

      Genç kızlara cinsellikten uzak durulması gerekliliği;

      1- En önemlisi evleneden cinsellik haram olduğu için
      2- Kızlar daha duygusal olduğundan 2 güle 2 söze kanıp erkeklerle beraber olmasınlar diye
      3-Bekaret geleneksel olarak önemli olduğu için

      söyleniyor. Din açısından bekaretin bir önemi yok, sadece nikahsız birliktelik haramdır. Peygamberimiz bakilerin tercih edilmesini söylemiştir ama farz değildir. Malum kendisi de dul hanım almış, onları muhterem annelerimiz yapmıştır.

      Daha çok kızların anelleri evlenemden önce erkelerle düşüp kalkmasınlar diye söylüyor bunları. Kısmen de haklı olabilirler o dönemler itibariyle. Çünkü korkutarak bişeyler yapılabiliyordu. Ama şimdi kızların üniversite için 4 yıl evlerden uzak kaldığı, liseli kızların bile kontrol edilemediği çağda korkutmakla olmaz bu iş, kızını erkeğini dindar yetiştirecek Allah korkusu vereceksin. İsterlerse sen kızını evliya bil, aynı anda 5 erkeği oynatır , istediğini yapar.

      Ayrıca, “tecrübesizlik” özellikte kadınlarda erkek içi utanılacak bişey değil aksine güzeldir. Bunu bildiklerinden dolayı bazı tecrübeli kadınlar tecrübesiz rolü bile yapıyorlar. Tecrübe ayrı bişey cinsel hurafelerle dolu olmak ayrı.

      • papatyagül diyor ki:

        siz nerden biliyorsunuz bazı tecrübesiz kadınların tecrübeli rolü aptıklarını..affedersiniz ama ya tecrübe ettiniz ya da erkekler arasında bu konular konusuluyor..ki ikisi de maalesef kabul edilebilir degil dindar erkekler icin..

    • fitnat hanım diyor ki:

      Bence bunun nedenlerinden biri de ilişkinin hemen evlenilen gün yaşanma zorunluluğu düşüncesi.Dini hükümlere riayet edilerek yapılan bir düğünse flört dönemi yaşanmamış olur.Bu dönem evlilik esnasında yaşanmalıdır.Halbuki bu zorunluluk yeni tanıştığı biriyle ilişkiye giren insanla aynı psikolojiye sürükler.Bence evlilik esnasında bir flört dönemi yaşansa kadında da bir cinsel çekim oluşur.Bir diğer teorim de ilerleyen yaşlarda kadının omzuna ev işleri kocasının tertip düzeni çocuklarının ihtiyaçları binerken kendiyle ilgili ihtiyaçları unutması.Kendisine biraz vakit ayırsa o kadar yormasa kadın da belki ihtiyacı olduğunu anlayacak ve istek duyucak.
      Tabi bir de bazı yorumcular var insanı herşeyden soğutan 😀 günlük hayatta da var bu sitede de.
      (bu yazdıklarımın pratik bir değeri yoktur sadece fikir beyanı ve teoriden oluşmaktadır bu yüzden çürütülmeye gayet müsaittir :) )

      • tarık diyor ki:

        Aha ben bunu nasıl kaçırdım, dur seni hayattan soğutayım:)

        Evet ilişki hemen evlilik günü yaşanması diye bir şart yok ve sanırım kadınlarda görülen bu sorunun bir kısmı ilişki ilk gün yaşanmazsa ortadan kalkacak gibi görünüyor. Zaten bizim düğünler bir garip, hafta sonu 6-7 den sonra olan düğün yemekti sohbetti, düğününe göre müzik vs ve takı derken 11’i buluyor bitişi, salondan çıkış 12. Zaten gün boyu stres sıkıntı, dolayısıyla çiftlerde sorun oluyor ilk gece. Sadece kadında mı bu sorun değil, erkeklerde de azımsanmıyacak sayıda ilk gece sıkıntısı yaşanıyor. Aslında o gece kardeş kardeş yatsalar, sabah namazından sonra vakit de musait zaten ne yapacaklarsa yapsalar. Zaten ilk gecenin sabah namazı da kaçıyor çoğu kez:)

        Flört dönemi demişsin de tabi bu da sorunlu dindar insanlarda. Bunun ölçüsü nedir? Yani kadın için cinsel çekim oluşsun diye yapılan hareketler ve konuşmaların ne kadarı uygun, bunlar sorunlu. Bazıları, düğün veya nikahtan bir kaç ay önce imam nikahı yapıyor ailelerin onayı ile. Belki en fazla çözüm getiren uygulama bu olabilir. Bunda da teknik olarak karı koca olduklarından koca isterse kadın beraber olmak zorunda. Böyle bir sorun var. Bir de ileri gidilmesi durumunda evlilikten vazgeçilirse durumu var. Ama ileri gidilmeden eşler de artık kesin birbirlerinde kararlı ise ve imam niahı varsa bu belki sorunları aşmada en önemli yol.

        Birkaç tanıdık vardı, nikahtan önce bazısı 1 sene bazısı 3-4 ay imam nikahlı oldular. Bu sürede cinsel yönden rahat rahat konuşup bilgilendiler. İleri gitme olmamış ama diğer yakınlaşmalar olmuş. Sonradan hem kadın hem erkek de iyiki nikahtan önce imam nikahı yaptık demişler-di. Sonuçta dindar insanlar evlenmeden önce bir yakınlaşma yaşamıyor kimseyle böylelikle yarı-yasak bir şekilde o duyguları da tatmış oldular.

        Son olarak da şunu söylemek isterim; sürekli her ortamda kadının cinsel isteğinin uyarılması gerektiği söylene söylene kadınlar da erkekler de buna inanmaya başladı. Arkadaşlar kısmen doğru olsa da kadın buzdolabı değildir. Bir kere cinsellikten alınan haz açısından gerçek hazza ulaşmış kadın erkekten çok daha fazla haz alır. Bunun yanında kendi isteği ile ve zevk almak açısından cinselliği başlatan kadınların oranı da çok fazladır. Sorun burada cinselliği başlatacak istek olan kadının bu davranışının kocası tarafından nasıl algılanacağına dair kafasında şüphe. Yoksa kadın da erkek kadar cinselliği cinsellik olmadan ister, başlatır. Yok efendim kadının isteği uyanmalı, erkek bunda tek görevlidir diye diye kadınları da yatakta ölü hale getirdiler.

        • fitnat hanım diyor ki:

          flört dönemi kısmında bir yanlış anlaşılma olmuş sanırım.ben nikahsız olmalarından bahsetmedim.kimsenin nefsinin garantisini veremem ve yükünü de çekmek istemem böyle bir konuda.ben flört döneminin evlilik içine dahil edilmesini kastetmiştim.düşünsenize daha önce hiç el ele tutuşmamış kol kola gezmemiş insanlar birden ilişkiye giriyorlar.aslında biraz empati kurunca mantıklı olduğu görülüyor ama tabi herkesin kendi tercihi.bu yanlış anlaşılma haricinde bu kısımda yazdıklarınızın çoğuna katılıyorum

  39. zeliha diyor ki:

    Rabbim vaktinize bereket versin..
    Uzun zamandır dört gözle beklediğim iletişim dersleri geliyor.. buna çook sevindim..

  40. eymen diyor ki:

    Kadının, erkekten en azından 5-6 yaş küçük olması daha uygun gibi.

    • SEdA diyor ki:

      Sizin özel isteğiniz buysa neden genelliyorsunuz anlamadım:) açık açık ben öyle istiyorum diyin olsun bitsin.

      • tarık diyor ki:

        eymen haklı bence. Zaten sosyolojik bulgular da bunu gösteriyor. Tabi şart değil ama kadınların daha erken yaşlanması çökmesi, buna bağlı hastalıklar ve cinsel cazibenin kaybedilmesi, kadının evin neşesi olması, evin rengi ve güzelliği, erkeğin hayatını cennete çeviren bir bülbül olması yönüyle onun daha genç olmasının güzelliği, bilgili ve kültürlü erkeğin kadını belki kendi isteğine göre eğitmesi gibi sosyal ve biyolojik etkenlerle kadının belki 10 yaşa kadar-10 yaş değil- erkekten küçük olması binlerce yıldır aklın yolu olarak ortaya çıkıyor.

        Kadının çok küçük olmasının bazı olumsuz etkileri de var ama artıları daha fazladır. Tabi yaşı 30’dan fazla olan kadınlar bunu mantıksız bulur çünkü 40 yaşında biriyle evlenmek istemez. Ama gerçek budur. 30 yaşında evlenen bir kadından kadınlığa ait güzellik neşe hayat rengi en fazla 10 sene olur.

        Biraz radikal ama şahsen 22 yaşını geçmiş bir kadının evlenemk için geç kaldığını düşnüyor, evde kalmış diye üzülüyorum, kendi kız kardeşim için bile. Bir kadın evliliğe erkekten çok önce hazırdır biyolojik ve psikolojik olarak. 20 yerine 30 yaşında evlenen kadının 10 senesi kaybolmuş demektir. Erkek için o 10 sene, kadının kendisine en güzel, çekici geleceği 10 senedir. O 10 seneyi babasının evinde geçiren kızı hanfgi erkek ne yapsın. Zaten 30 lu yaşlarda bir kadınla evlenen erkek olaya geleneksel bakıyordur, adet yerini bulsun bir de çocuğum olsun diyordur. Kadının geç evlenmesi kadar saçma ve fıtrata aykırı bir şey olamaz. Geç evlenen kadının piskolojisi bile bozulup biyolojik rahatsızlıklara neden oluyor, kadınlar daha iyi bilir.

        • hvva diyor ki:

          tarık bey siz evlenmeyin cidden…bu önyargılarınızla eşinizi mutlu etmeniz imkansız.onun da sizi elbette…hiç bir kadın usulen çocuk doğurmaz.hem doğurkan olmamakla suçlarsınız hanımları,rahatına düşkün oldular diye hem çöküyor dersiniz.bu sosyoloji izah filan değil basbayağı bencilce bir izah.erkekğiz çökmüyoruz bu bile üstünlüğümüzü gösteriyor un alt cümleleri…sanki sürekli yediği için çöküyor hanımlar.hamilelik halinde kadının yaşadığı süreçleri bilmiyorsunuz bari üşenmeyip okuyun…kaç tane eş aldıgınız önemli değil de kendini ,bencilliğini,egolarını bu kadar ortaya koyan biriyle hala birileri evlenirse işte o zaman hemcinslerimin aklı yok derim.
          yorum yapmaya harcadıgınız enerjinin bir kısmını da okumaya harcamanızı salık veririm.bu nasıl bir her şeyi bilirim halidir anlamıyorum.Allah yardımcımız olsun.birbirimize hayatı ne kdar da zorlaştırıyoruz.

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          Sayın TARIK

          “…kadının belki 10 yaşa kadar-10 yaş değil- erkekten küçük olması…”

          Alem adamsınız vesselam. Güldürdünüz beni sabah sabah. Erkekle kadın arasında erkeğin lehine 11 yaş fark olması HARAM MI, YASAK MI, AYIP MI :-)

          SENİN OLAYA BAKIŞ AÇINLA 35 YAŞINDA Kİ BİR ERKEĞİN 23 YAŞINDA Kİ BİR HANIM İLE EVLENMESİ VE MUTLU OLMALARINA MANTİKEN NE ENGEL ?

          • tarık diyor ki:

            :) yazarken dedimki içimden “ya şimdi 10 yaş değil diye yazdım ama acaba bunu illa 10’dan aşağı olacak şeklinde anlayan olur mu” sonra dedim ki yok yahu sitedekiler okyan bilen akllı insanlar o kadar da safı olmaz sitede. Varmış demek ki:)

            Canım kardeşim “10 yaş değil” derken “10 yaşa kadar” cümlesini açıklamaya çalışmışız yani “illa 10 yaş demiyorum 10 yaşa kadar olabilir ” i açıklamaya çalışmışım. Bu demek değildir ki 11-15 de olamaz. Canım benim, bir kahve iç birader açılırsın biraz.

          • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

            Sayın tarık

            Sizin Çoban SÜlü ile bir akrabalığınız var hwerhalde. Baksanıza bir ton laf etmişsiniz ama ortada bir sonuca ve soruna dair en ufak bir açıklama yok.

            kadının belki 10 yaşa kadar … erkekten küçük olması…”

            Asıl siz hala ayılamamışsınız herhalde : -) Soğuk bir duş alın KAFA KARIŞIKLIĞINA İYİ GELİR. :-)

            Çünkü görünüşe göre yazdıklarınızdan bihabersiniz :-)

          • desperate diyor ki:

            Bence kadınla erkek arasında 2-3 yaş idealdir hangisinin küçük olduğu önemli değil, Tarık beyin ifade ettiği 10 yaşa kadar fark (1-10) bir nebze kabul edilebilir ama daha fazlası bence problem doğurabilir. 23 yaşındaki bir kızla 35 yaşındaki bir erkeğin öncelikle aralarında neredeyse nesil farkı var, evdeki kadının şen mutlu olması, evi neşelendirmesi güzel ama kadının en çok gezmek istediği, eğlenmek istediği dönemlerde erkek daha olgun, daha ağır olunca bu da şikayet konusu olabiliyor. Diğer taraftan yaş bir olgunluktur, 35 yaşınızda 23 yaşında bir kızla evlenirseniz yaptığı patavatsızlıkları gafları da kabul edeceksiniz. 23 yaşındakiler alınmasın lütfen eğitim, görgü ne olursa olsun belki o yaşlarda çok ilginç gelen şeyler ilerleyen yaşlarda boş gereksiz gelebiliyor insana.

            Bir de inanın kadınların neşesi yaşla alakalı değil, karakter ve hayat şartları bence. Öyle kadınlar var ki orta yaşlarındalar ama konuşkan, sevecen, cana yakın, esprili. Bir insan 7 sinde neyse 70 inde de odur. Tabiatında güler yüzlü bir kadın mutsuz değilse, sıkıntıları yoksa her yaşta aynıdır

          • Bir Havva diyor ki:

            selamun aleyküm ben bu siteye zaman ayırıyorum çünkü gerçekten istifade etmek ve evlendiğimde hem eşimi hem kendimi mutlu etmek(zaten eşimin mutlu olması demek benim mutlu olmam demektir) istiyorum. Ben artık yuvasını kurabilecek yaştayım.Annem ve babamla bu konuları konuşabiliyorum çok şükür konuşamadıklarımızı da babam bana kitap hediye ederek öğrenmemi sağlıyor. En başta Sema hanım ve diğer değerli yazarlarımızdan çok şey öğrendim. Burda yorum yazan kardeşlerimin abi ve ablalarımın yazdıklarını okuduğum kadarıyla hem tecrübeli hem bilgili insanlar hepsinden Allah razı olsun dualarımda samimi olarak yer veriyorum. Yalnız son zamanlarda takip ettiğim kadarıyla farklı fikirlerle beraber sonuca çözüme ulaşmaktansa herkes ayet hadis göstererek haklılığını isbat etmeye çalışıyor. Benim gerçekten kafam karışıyor. Canı gönülden tecrübelerinizden istifade etmek istiyorum ama bundan sonra yorumları hiç okumamayı da düşünmüyor değilim. Sizden ricam lütfen biraz yapıcı yorumlar yapıp bizlerle tecrübelerinizi paylaşsanız??Allah razı olsun.

          • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

            Sayın desperate

            Siz hiç GENÇLİK AŞISI diye bir şey duymadınız mı :-)

            35 yaş için yolun yarısı demiş şair. Yolun sonu değil.Kaldı ki C.Sıtkı bunu 35 yıl önce söylemiş. Şimdi yolun yarısı 35 değil 40 :-)

            Yaş farkı illa bu olacak demiyoruz. Ama sizi temin ederim olgun bir erkek ile olgunlaşma çağında ki bir kadın daha mutlu olur.

            Genç kadın gençliğini bilir ona göre davranır, olgun erkek olgunluğunun getirdiği tecrübe ile daha anlayışlı olduğu için kadın ile erkek arasında ikide bir

            AL MEKTUPLARINI VER BİLYELERİMİ HADİ AYRILALIM mealinde sıkıntılar yaşanmaz.

            Nerden mi biliyorum :-)

            İnanmayan alıcı gözle çevresine bir baksın.

        • vildanerva diyor ki:

          Yaratanının izni olmadan tek bi yaprağın bile düşmeyeceğini bilen insanlar nasıl bildiklerini görmezden gelir akıl alası değil…

          • tarık diyor ki:

            Amenna, her şey Allahın elinde, evlilik de bekarlık da kısmet de ama bunu sadece evde kalan kadınlarımız bu konu açıldığında değil de her zaman hatırlasalar:)

        • vildanerva diyor ki:

          Uslubunuz ne derece nezaketli (!) olduğunuzun açık göstergesi . Pek bişey demeye gerek yok selametle

        • fitnat hanım diyor ki:

          10 yaş bile çok iken 15 biraz abartı değil mi?Eskiden olsa gayet normal olabilirdi ama artık zaman çok hızlı değişiyor ve 5 yaşta bile bir nesillik fark oluşuyor.Bir çıkan telefon 5 yıla kalmadan kullanılamaz oluyor.Yaşlılara eski basit cep telefonlarını kullanmayı öğretmeye çalışın demek istediğimi anlayacaksınız.Ya da onlarla gündemdeki herhangi bir konuda geyik yapmaya çalışın anlamsız kalıcaktır.Kimse benzer bir durumu eşiyle yaşamak istemez herhalde.

          • Bir Havva diyor ki:

            Ben fikrinize saygı duyuyorum ama böyle düşünmüyorum.Sanırım birazda karşılıklı evlilikten beklentimizle alakalı o yüzden kişiye göre değişebilir.22 yaşındayım benim evleneceğim beyefendi en az 29 30 yaşlarında olmalı.Evlenmek niyetiyle birkaç beyle görüştüm artık bu kararımdan daha da eminim.Benden olgun olunca aynı zamanda daha anlayışlı şefkatli olur diye düşünüyorum.Hem ben de daha kolay itaat edip saygı duyabilirim hayat tecrübesinn ve ilminin benden fazla olduğunu bilerek daha kolay ona uyum sağlarım diye düşünüyorum.Yada annemle babam arasnda 9 yas var evlilikleri cok güzel bende fıtraten anneme çok benziyorum ondanmı bilmiyorum.

          • desperate diyor ki:

            Benim annemle babam arasında 2 yaş var annem babama itaat eder, benimle eşim arasında 6 yaş var ben eşime itaat etmiyorum. Ben de anneme benzerim fıtraten ama ben haksızlığa boyun eğemiyorum. Belki de ben annem kadar dindar değilim. Aslında erkekler de biraz adaletli anlayışlı olsalar kadınlar daha kolay itaat ederdi.

          • Süheyla diyor ki:

            Bu biraz kültürle alakalı bir şey sanırım.Kendi yaşına bakmadan kadının gencini aramak,arada uzunca bir yaş farkını gözetmek,onlarca sevgili değiştirse bile önemsememek ama kız nişan atmışsa onu damgalı kabul edip evlenmeyi reddetmek bizim türk erkeklerine has bir olgu.Ama bu erkekleri de bu zihniyette yetiştiren maalesef ki yine kadınlar yani anneler.
            İki amcam var,ikisi de görücü usülü evlenmişler.Amcamın biri eşiyle yaşıt,ama acaip iyi anlaşırlar.Amcam aynı zamanda çok başarılı bir iş adamıdır.Ama ne zaman iş hayatıyla ilgili bir ciddi bir karar alacak olsa mutlaka yengeme danışır ve fikrini alır.Yengem amcama çok hürmetlidir,saygılıdır ve ilgilidir.Örnek bir evlilikleri var.Diğer amcamla yengem arasında on bir yaş var ama iletişimleri çok iyi değildir.İkisi de kendi içlerinde mutsuzlar.Çünkü hayattan beklentileri,düşünceleri,bakış açıları farklıdır.Arada kuşak farkı var çünkü.

          • tarık diyor ki:

            desperate hanım öldüm gülmekten yahu:) “benimle eşim arasında 6 yaş var ben eşime itaat etmiyorum” ablacım neden itaat etmiyorsun enişteye yahu. Olayları bilmiyoruz ama yektan itaat etmiyorum demen güldürdü.

            fitnat hanım; yaş konusunda ölçü bence rakamdan çok kadınla erkeğin yaşlarıdır. Kadın 25’den fazla ise erkeğin 40 olmasında sorun olmayabilir. Yine de bence 9-10’nu geçmemek iyi gibi. Ama bazı erkekler bakımlı, genç görünüyorsa olabilir. Kadın 20 yaşında ise 35 yaşındaki bir erkek biraz sırıtabilir ama yine dediğim gibi kişiye göre değişir, o zaman 20 yaşa 28-29-30 uygun olabilir. Kadın erkek yaş farkının avantaj dezavantajları var, uzun bir yazı konusu bence ama genelde 5-10 arası “bence” olmalı.

            Bir Havva hanım ölçünüz güzel bence, ama şunu da unutmamak lazım saygı ve itaat yaşa değil de kişinin kendi özellklerine olursa daha kalıcı ve kolay olur. 40 yaşında olup 18 yaşındaki bir ergenin beynine sahip olan adam da var. Kadın için bu önemli değil hatta 30 yaşındaki kadın 18 gibi davransa daha iyi ama erkekte olmaz.

            Benden size bir ip ucu daha; şefkatten bahsetmişsiniz ki bu çok önemli erkeğin şefkatlisi zengininden daha mutlu eder kadını ve eğer erkeğin kız kardeşi varsa biraz daha şefkatli olur, kardeşi de gelin ise daha empatik davranır.

          • Bir Havva diyor ki:

            Saygıdeğer Tarık Bey
            ”saygı ve itaat yaşa değil de kişinin kendi özellklerine olursa daha kalıcı ve kolay olur” bu sözünüze katılıyorum haklısınız esasında benim de kastettiğim yaşının verdiği olgunluğa, tecrübe ve bilgiye saygı ve itaatti.Ama yanlış anlaşılmaya müsait şekilde ifade etmişim.
            ”erkeğin şefkatlisi zengininden daha mutlu eder kadını” buna da kesinlikle katılıyorum. Aslında şefkat hem kadın hem erkek için çook önemli bir ihtiyaç. Kız kardeşi olma meselesini hiç düşünmemiştim ama mantıklı geldi. Bir de ben bir kadının erkek kardeşiyle veya babasıyla iletişiminin eşiyle iletişimi açısından önemli ip uçları taşıdığını düşünüyorum. Bu sizce de (sadece Tarık Bey e sormuyorum tecrübeleriniz benim için önemlidir) önemli midir ve aynı şey (yani bir erkeğin annesiyle veya kız kardeşiyle ilişkileri) hanımıyla iletişimi açısından önemli ipuçları taşır mı, bu kıyaslama doğru olur mu?

        • aydemir diyor ki:

          Wayyy beee!!
          Sayın Tarık bey;
          hani bazen bende herşeye burnunuzu sokuyorsunuz diye içimden kızmıyor hatta hayıflanmıyor değildim. Ama öyle bir KİTABIN ORTASINDAN konuşmuşsunuz ki, buna söylenecek tek söz “Allah razı olsun, hepimize tercüman oldunuz” olur…Hanımlar alınmasın çünkü bu onların iyiliğine bir durumdur.

  41. tarık diyor ki:

    Yahu arkadaş, neden anlamıyorsunuz, o kadar yazdık. Bu durum sünnet bile olsa yapmamak günah getirmez. Örtüsüz sevişiyorsunuz da duşu çıplak alıyorsanız o zaman yine sünnete uymuyorsunuz demektir. Ayrıca Buhariden alınmıştır denerek kaynak verilmez, önce kaynağın kitab, ba’b ve hadis nosunu verin bakalım. Kaynak böyle verilmez, veren Demircan hoca da olsa.

  42. semamarasli diyor ki:

    Peygamberimiz örtülü olunmasını tavsiye etmiş, bu cinselliği güzelleştiren gizem katan bir şeydir fakat bir emir değil. Hz.Aişe’ nin peygamberimiz ve kendi ile ilgili olarak “Biz birbirimizin cinsel organlarını bakmadık” sözünü alimler “karı kocanın birbirinin cinsel organını görmemiş olmasının mümkün olmadığını Hz.Aişe’ nin özellikle gözümüzü dikip bakmadık anlamında söylemiş olacağını” söylüyorlar. Göz dikip bakmak rahatsız edici olabilir. Fakat yasak olmadığı halde çıplak kaldık, üstümüz açıldı diye vesvese edip takıntı yapmak da bir o kadar uç ve cinsel ilişkiyi berbat eden bir şey olabilir.

  43. eymen diyor ki:

    Burada bayanlara hitap ederken ‘sana’ değil, ‘size’ diye hitap edilmedi uygundur. Lütfen.

  44. eymen diyor ki:

    Kapının kilidi varsa ve odada fazla büyük değilse örtü şartı geçerli olmayabilir, yoksa şarttır.

  45. .:. diyor ki:

    eymen diyor ki;
    “Kapının kilidi varsa ve odada fazla büyük değilse örtü şartı geçerli olmayabilir, yoksa şarttır.”

    1-) Evinizde esiniz ile birlikte ve yalniz siniz? kapinin kilidi yok ise ?
    2-) Fazla buyuk ne kadar dir? bir olcusu var midir?

    Gecerli olmayabilir. (Bu tanimdan emin degilsiniz)

    Yoksa sarttir. (bahsettiginiz ve emin olmadiginiz sartlar dahilinde degil ise, sart oldugunu soyluyorsunuz.)

    Bu aciklamalar her hangi bir din kitabinda veya bir yazarin yazdigi dahi olsa bana gore mantiksiz dir.

    Bunun ile ilgili bildiginiz bir kaynak var ise bilmek ve okumak isterim,

    Tesekkurler..

  46. eymen diyor ki:

    Şarttır sözü biraz ağır olmuş kabul, onun yerine gereklidir veya iyi olur diyelim. Aslında eşlerin birbirine mahremiyeti olmaz, huzur ve güven açısından bazı şeylerin uygulanması iyi olabilir.

  47. eymen diyor ki:

    Boy abdestiyle ilgili Hz. Aişe annemizin rivayet ettiği hadiste, kastın (tamamen kendi yorumum), “bu durumdan manevi bir zarara görmedik”, manası olması da muhtemeldir. Ki ilmihal kitapları yazar ki, banyo belli bir büyüklükten fazla ise tek bile olsanız peştemal gerektiğidir.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ En eğitimli kişi yaşadığı, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır. “ ( Hellen Keller)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku