Cinsel Hayatla İlgili Soru

07 Ağustos 2017Ademler & Havvalar, Cinsel Eğitim64 Yorum »

muhabbet-kusu-neden-tuy-doker_646x340Bir Havva Hanımın Sorusu:

Soru: Ben herhangi bir sebeple eşimi yatak odasında cezalandırmayı hiç hoş görmüyorum evlenmeden önce kendi kendime bu konuda söz vermiştim. Evlendikten sonra da eşimle birbirimize söz verdik küstüysek kırıldıysak barışmadan uyumuyoruz. Buraya kadar sorun yok.

Lakin şeytan bana bazen çok vesvese veriyor şu şekilde “bu adam tabii ki kalbini kırar, tabiiki sana nişanlılık dönemindeki gibi kibar hassas davranmaz çünkü sen onun isteklerini hiç geri çevirmezsin.. ” doğru olmadığını bilsem de bazen böyle vesveselere kapılıyorum. Aslında beni sevdiğini ve değer verdiğini çok iyi biliyorum yoğun çalıştığının ve yorulduğunun da farkındayım. Bazen hemcinslerimle saçma muhabbetler de oluyor “Şımartma öyle kıymetini bilmez” tarzında.. Size sorum şu; “Bir kadın kocasını bu konuda hiç cezalandırmıyorsa sevgi ve saygısını esirgemiyorsa kocası nasıl desem her zaman cepte olarak görür mü? Yada hanımı nasılsa hiç küs kalmıyor diye zamanla ilgisizlik olur mu?”

Cihad bey Cevapladı:

1) “Cezalandırmak,şımartmamak, cepte görme ” gibi kavramlar kendinizi yanlış konumlandirdiğınızi ve yanlış (olumsuz) kavramlar üzerinden bu konuyu tefekkür ettiğinizi gösteriyor. Evvela bunları terk ediniz çünkü böyle bir dil veya kavramlar üstten alta doğru mesela bir çocuğa karşı düşünülecek kavramlardir. İtaate memur bir hanımefendi için doğru değil. Bu olumsuz ve yanlış düşünce ve fikirler Beyinize olan saygınıza zarar verebilir ve tavırlarınıza yansırsa ki yansır Beyinizi incitebilir. Bu da muhabbettinize zarar verebilir.

2) Yatakta erkeğinin her istediğini hemen veren, bir dediğini iki etmeyen kadına karşı ilgi azalır mı?? Bu sorunuzun cevabı kocaman bir EVET tir.
Neden ve niçin??
Çünkü bir erkek için sırrını, gizemini yitirmiş, keşfedilecek bir hususiyeti kalmamış bir kadın kendisini mutlu ve tatmin edebilir ancak heyecan veremez. Dolayısıyla heyecana bağlı hassas ilgi de ister istemez azalır.

3) Kadın erkek için mücevherle dolu bir hazine gibidir. Nişanlılıkta erkek o hazinenin kapısında bekleyen biridir ve kapının açılmasına ramak kalmıştır. Hazineye sahip olmanın ve yapacağı keşfin heyecanı ile kadına dikkatli, heyecanlı ve hassas bir İLGİ gösterir.

4) Evlilikte bu ilginin kısmen de olsa devam etmesi isteniyorsa ki istemeyen kadın yoktur, kadın sahip olduğu cevherleri aceleci ve her şeye bir anda sahip olmak isteyen erkeğine karşı hepsini bir anda sunmamalı. Hazinesinden bir cevheri erkeğini sunarak onu tatmin ederken diğerlerini de sonraya bırakmalı ki işin gizemi ve cazibesi devam etsin. Dolayısıyla merakın uyandırdığı bir heyecan ile ilgisini sürdürsün.

5) Kadın kendini erkeğine adım adım keşfettirmelidir. Güzelliklerinin üstündeki örtüyü yavaş yavaş kaldirmali ki erkeğin gözünde basitleşerek normalleşmesin. Yani biz günahlarla karışık fanteziler yapamayacağımıza göre kadın güzelliğini zamana ve yıllara yayarak yatağı sıradanlaştırmamalı.

6) Kadın bunu yaparken “utanıyorum,çekiniyorum vs.” gibi masumane gerekçelerin arkasına sığınabilir. Bir şekilde erkeği kırmadan oyalamak veya ertelemek gerekir.

7) Erkeği cezalandırmak,şımartmamak,sözünü geçirmek,terbiye etmek veya adam etmek gibi olumsuz duygu veya düşünceler ile değil yatağın heyecanını yitirmemek, erkeğini keyiflendirmek ve bu vesileyle erkeğinin ilgisini kazanmak niyetiyle yapmalı. Yani erkeğin fıtratının ve psikolojisinin bunu gerektirdiği için kendinin ve eşinin mutluluğu, zevki ve keyfi adına yaptığının idrakinde olmalı. Yoksa erkeği mağlup edilmesi gereken bir rakip gibi olumsuz duygular veya kötücül duygularla yaparsa aile huzuru ve muhabbetini yitirebilir.

8) Eğer kadın böyle yapmazsa ve erkeğin takvası da yoksa evinde sıradanlaşan eşine nazaran farklılık ve gizemi ile heyecan uyandıran yabancı kadınlara ilgi duyabilir. İsterse eşinden güzel olmasın yine de ilgi duyar çünkü farklı ve keşf edilmemiş olduğundan heyecan ve ilgi uyandırır. Bu sebeple kadının akıllıca tavrı erkeğin gözünün dışarı kaymasına da mani olur.

9) Kadın bunu yaparken erkeği kırmadan, öfkelendirmeden ve yormadan yapmalı zira atalarımızdan miras güzel bir sözdür “Fazla naz aşık usandırır.”.“Kaş yapayım derken göz çıkarılmamalı.”

10) Her şey zıttı ile bilinir. Kendinizin kıymetini en iyi yokluğunuzda hissettirebilirsiniz. Bir kaç gün veya bir hafta anne-babanızın yanına gidebilirsiniz. Ben bazen şehir dışına çıktığım zamanlar oluyor, döndüğümde adeta bir kral gibi karşılanıyorum. Pek tabi yatağı da etkiliyor..

11) Küsmek insanı insan yapan üzülmek,kırılmak, vefasızlık, hayal kırıklığı, meşakkat gibi duygulardan bir duygudur. Hiç üzülmemis ve meşakkate maruz kalmamış bir insanı düşünün, ne kadar hamdır. Bazı zengin patron çocuklarında olduğu gibi insanlara üsten bakarlar ve kadir kıymet bilmezler vs. Aldığınız karar hoş ama uygulamada zorlanıyorsanız buna sarf edeceğiniz enerjiyi daha mühim bir konuya sarf edebilirsiniz. Arada kuvvetli bir sevgi varsa küsmekten korkmayın. Küsülünce insan biraz birbirinden uzaklaşır ve soğur. Sonra barısmanin sıcaklığıyla birbirine daha çok kenetlenir, akabinde de güzel bir gece olur..en azından benim öyle oluyor.
Küsmek ile ilgili şunu da ekliyeyim, ilk giden kadın olmalı, erkek belki gurur yapabilir ancak kadın yapmamalı. Erkekte geri çevirmemeli.

12) Kadın gece hayatında farklılığı sürekli kovalamalı. Bakım, süs ve kıyafette çeşitliliğe çok dikkat etmeli. Helal dairede farklı şeyler denemekten çekinmemeli.

Netice-i Kelam: Çok nazik ve hassas bir konu olduğu için biraz zorlandım ama umarım anlatabilmisimdir. Bir erkek tarafından böyle bir izah garip gelebilir ancak soru vesilesiyle hanım kardeşlerime bunları yazmaya kendimi sorumlu hissettim. İnsaallah istifadeye vesile olmuştur.

Not: Yanlış anlaşılma olmasın, kadın erkeği her yatağa cağırdıgında gitmeli ancak yatakta güzelliğini akıllıca kullanmalı demek istiyorum. Yoksa erkeği geri çevirmek son derece yanlış olur.

Selam ve dua ile..

Okunma Sayısı : 4.734

Yorum yapın

“Cinsel Hayatla İlgili Soru” için 64 Yorum

  1. cihad diyor ki:

    Asude Hanım,

    Yorumlarınızın hemen hemen hepsini takip etme fırsatım oldu. Aile hayatınızı kurtarmaya çalışan samimi, ferasetli ve öğrenmeye iştihalı olan, bir kadın olarak zihnimde kalmışsınız.

    Sorunuza cevabımı detaylandırmak adına maddeleyerek yazacağım.

    A) Müstehcen yayınlar günümüzün birr vebası olarak özellikle gayesiz, boş(meşgalesiz), sıkıntılı, tembel insanların nefislerine yapışan ve hayatlarını mahveden bir hastalıktır. Bu alışkanlık cinsel merak(veya cehalet) ile başlasa da devamının cinsellikle pek alakası yoktur. bu hastalığa yakalanan kimselerde;
    1) Kendini aşağılık hissetme,
    2) İradesizlik,
    3) Risk alamama,
    4) Sorumluluk alamama,
    5) İçe kapanıklık,
    6) Ahlaki dejenerasyon,
    7) Gayretsizlik,
    8) Bedbinlik yani yaşam sevincini ve umudunu yitirme,
    9) Vücudda israfın artması ile sinirlerin yıpranmasından mütevellid asabilik
    10) Fiziki yorgunluk ve halsizlik gibi durumlara sebebiyet verir. Bunlar bu alışkanlığın sonuçlarıdır.

    B) Bu alışkanlığın 3 sebebi vardır. Sebepleri ifade ederken neler yapılabilire de değineceğim.

    1) Meşgalesiz olmak. Yani hayatında uhrevi veya dünyevi bir gayesi olmamak. Bu doğrudan atalete sebebtir. Tembel ve boş insanın arkadaşı ise şeytandır. Şeytan ise insan bünyesinde, bir nevi ofisi olan nefs vasıtasıyla insanı böyle bir şeye sürükler.
    Çare olarak insanın kendisine ulvi bazı gaye ve maksadlar edinmesi gerekir. Özellikle ilmi ve fikri meşguliyetler büyük bir önemi vardır. Fikri gayretler hayvani dürtüleri frenler veya ikinci plana iter. Hayat boşluk kabul etmez, mutlaka bazı meşguliyetlere müracaat etmek gerekir. Spor, aile ziyaretleri(sıla-ı rahim), aile ile yapılacak faaliyetler, seyahat(özellikle hac ve umre gibi manevi yönü olan seyahatler), grup halinde bir maksada hizmet etme(cemaat,dernek ve vakıflar gibi). Bunlara siz kendinizde bazı şeyleri ilave edebilirsiniz. Bir diğer nokta bu insanın mümkün mertebede evde veya başka bir yerde yalnız kalmamasına özen gösteriniz. Çünkü halvette yalnız bir insan nefs ve şeytanı ile başbaşadır.

    2) Sıkıntı sefahatin(haram zevklerin) muallimidir. Yani sıkıntı ve zorluklar insan kalbini ve zihnini sersemleştirebilir. İnsan bu sıkıntılarla mücadele ederek bir nevi terakki eder, etmesi gerekir. Çünkü sıkıntı ve meşakkat insana bunun için verilir.
    ancak;
    sıkıntı ile sersemleşen akıl ve kalbe bazen nefs galip gelir, bu esnada şeytan nefsin önüne böyle rezil ama zevkli şeyleri sürer. Dolayısıyla bu kişinin ailesiyle veya hayatında yaşayacağı sorunlar onu doğrudan bu işe yönlendirebilir. Zaafını tetikleyerek alışkanlığının nüksetmesine sebep olur. Tabiri-i diğerle bu kişi sorunlarıyla başedemeyince kendisini bu müstehcen yayınlar ile efsunlamaktadır. Tıpkı tiner,bali,alkol veya kısmen sigara da olduğu gibi..
    Bu konuda eşinize yardımcı olmalısınız. evde hırçın, suçlayan ve huzursuzluk çıkaran kadın profili onun bu alışkanlığının daha da artmasına sebep olur. Ona şefkatli,anaç,sevecen,fedekar,güleçyüzlü,anlayışlı ve sabırlı davranmalısınız. Tabi ki çocuklarınızın babasını kazanmak istiyorsanız..Bu kişi aynı psikolojik hastalar gibidir, üzerine gittikçe hastalığı şiddetlenir.

    özetle…

    Ona sorun çıkarmayın, sorunlarını azaltmaya çalışın..

    Bu iki noktayı başka açıdan ele alan, yine bu sitede bulduğum bir yorum meselemizi daha derinlemesine açıklamamıza yardımcı olabilir.

    “”merhaba,

    bu konu hakkında az çok kafa yormuş birisi olarak söylemeliyim ki mesele sizinle alakalı değil. yani eşinizin pornografik sitelere girmesinin nedeni başlıbaşına sizi beğenmeyişi değildir.

    bu hastalık asllında cinsel bir hastalık değil, ruhsal bir hastalıktır. adını doğru koyalım. günah mıdır değil midir ona ilahiyatçılar karar verir ancak belli aralıklarla porno izleyen kişinin ruhsal olarak rahatsız olduğunu söyleyebiliriz.

    meseleye dini açıdan yaklaşmayın. bir yorumcu demiş ki “elinden kuran düşmeyen eşimin bu sitelere girdiğini gördüm”. bu çok açık bir şekilde meseleye dini açıdan yaklaşmamamız gerektiğini hele hele de ayıplama ve kınama davranışlarına girmememiz gerektiğini gösteriyor. zaten bu kişiler kendi iç dünyalarında genelde kendilerini ayıplarlar ve nefislerini bastırmaya çalışırlar, oysa bastırdıkça bu istekleri daha da artar.

    ruhsal rahatsızlık dedim; o halde bir tedavisi olmalı: ileri dereceye varmamış ruhsal hastalıkların tedavisi, zaman alacak başka meşguliyetlerdir. insan beyni öyle bir organdır ki, irade bir düşünceyi unutmak ve bastırmaya çalıştıkça beyin onu canlı tutar. bu olayla ilgili söylemek gerekirse eşinizin beyninde cinsellikle iglili nöral ağlar pornografik yolla uyarılmaya alıştığından, cinsel arzusu uyandığında hemen o nöral ağlar harekete geçiyor ve doğrudan porno izleme isteği ortaya çıkıyor.

    tedavi, eşinizin beynindeki o nöral ağların yavaş yavaş sönmesini sağlayacak başka nöral ağların geliştirilmesi. diğerleri geliştikçe ve eski nöral ağlar kullanılmadıkça etkinliği azalacak ve ortadan kalkacaktır. ama ısrar ediyorum meseleyi ayıp-günah ikileminde ele almayın, böyle bir tavır kişide o duyguları bastırmaya yol açacak ve bu bastırma fiili, yine o nöral ağların kullanılmasına yol açacaktır. beyin için önemli olan “canlandırmaktır”. yani kişi bir şeyi hatırlamaya çalışsa da unutmaya çalışsa da bu beyin için aynı işlevi görecektir: aynı nöral ağların canlı tutulması.

    bu sorunu aşmada benim gördüğüm en etkili yöntem; her gün 45-50 dakika yorucu terletici bir spor yapmak. eğer imkanınız varsa evinize bir koşu bandı alın. hem siz hem de eşiniz her gün bu yorucu sporları yapın. bu hem beynin enerjisini başka nöral ağlara çekecek hem de beynin işleyişini bir nevi “fabrika ayarlarına” geri döndürecektir.

    bu süre içinde eşinize lütfen çok samimi, içten davranın. onu sakın eleştirmeyin, kınamayın, ayıplamayın. dediğim gibi mesele temelde günah-sevap meselesi değildir. zira insan beyninde bu virüslü nöral ağların oluşması genelde ilk çocukluk yıllarında iradenin gelişmediği yıllarda ortaya çıkar ve zamanla o iradeyi esir alır.

    eşinize iyi davranın, sevdiği yemekler yapın ama ne olursa olsun her gün spor yapmasını sağlayın.””

    3) Cinsel cehalet ve erken tanışmadır. Maalesef bu konu toplumumuzda erken yaşlara kadar indi. İnsanlar iradelerinin tam olgunlaşmadığı ve hayvani dürtülerinin güçlü olduğu çocukluk ve gençlik dönemlerinde bu belaya bulaşıyorlar. Sonrada toparlamak zor oluyor. Bu sebep ile ilgili eşinize yapabileceğiniz bir şey yok, burda iş biraz devlet büyüklerine düşüyor. Siz çocuklarınıza dikkat edin. Sadece bu noktayı bilmeniz eşinize saygı duymanıza yardımcı olabilir çünkü onun ahlaksız ve namussuz bir insan olmadığını, erken yaş döneminde yapılan bir hatanın bedelini ödediğini ve bataklığa saplandığını ve bundan en çok kendisinin rahatsız olduğunu ve çıkmaya,kurtulmaya çalıştığını anlarsınız. Kocanızı sevebilir, onunla vakit geçirir, şefkat eder ve saygı duyarsınız.

    C) Cenab-ı Hakk’ın bazı isimleri varki günahların vücudunu isterler. Yani günahların bir hikmeti bazı esma-i ilahiyyenin tecellilerine vesile olmasıdır. Mesela,
    nasılki Rezzak ismi açlığı iktiza eder,
    Şafi ismi de hastılıkları ister,
    Kuddüs ismi de pis ve kirli şeylerin vücudunu gerektirir ve hakeza…

    aynen öylede;

    Rahim,Gafur,Tevveb gibi isimler günahların varlığını gerektirir.

    Vazgeçemediğimiz veya terk edemediğimiz bazı günahları gizli tutmak şartı ile tövbe,istiğfar ve ilticaya vesile yapmalıyız. Ümit edilirki af olunuruz. Rabbimizin kendisini bütün surelerin başında Rahman ve Rahim isimleri ile tesmiye etmesi kesinlikle boşuna değildir. Rahman ve Rahim olan Allah’a sığınmalı, el açarak yalvarmalıyız. Bazen öyle günahlar vardırki bir insanın kulluğuna bile vesile olabilir. Şeytan bizi Allah’tan uzaklaştırmak için günahlara bulaştırıyor, biz ise tersten giderek yine rabbimizi bulabilir ve iltica edebiliriz, etmeliyiz.

    Siz eşinizi bu noktaya teşvik edin. Kesinlikle kadınlık asabiyeti ile yanaşmayınız. Onun esas kusurunun Rabbine olduğunun idrakinde olunuz ve onu sürekli tövbe, istiğfar ile Rabbisine ilticaya yönlendiriniz. Kocanıza hayat-ı ebediyede de hayat arkadaşı olduğunuzu ifade edin ve “seni kaybetmek istemiyorum” ifadesini samimiyetle ifade ediniz ve hareketleriniz ile hissettiriniz.

    D) Cinsel hayatta her zaman nicelikten ziyade niteliğe bakmak gerektir. yani yaşadığınız şeyin kalitesi önemlidir. Mesela huriler ile ilgili gelen rivayette 70 kat örtündüğü halde bacaklarındaki ilikler bile görünüyor diye ifade ediliyor. Bu ifadenin bir hikmeti şöyle okumuştum. Huriler erkeğin dünyevi emsallerine nazaran erkeğin her hissine,duygusuna hitap edeceği ve erkeği her yönüyle tam tatmin edeceği ifade edilmek istenmiştir diye ifade ediliyor. Buradan hareketle yoğun duyguların paylaşıldığı,merak ve heyecan dolu bir birliktelik insana günlerce yeterli gelebilir. Sayıdan ziyade bunu yakalamak gerekir. Normalde erkekte 20 günde vucud fazlalık sıvıyı rüya yoluyla atar. Haftada bir ilişki de normaldir. Bu konuda eşiniz haklıdır ancak bu konu sayısal bir veriye bağlanamaz. Hissiyattaki dalgalanmaya bağlı olarak sıklığı değişebilir.

    Bir diğer nokta ise cinsellik sadece çiftleşme değildir. Çok yönleri var. Mesela yatağa biraz daha rahat girerek tenlerin birbiriyle buluşması yani teninin sıcaklığında ve kokusunda birbirine sarılarak hemhal olmak gerekir. Gün veda ederken uyku alemine giren iki eş,iki sevgilide, hem ne olur, ne olmaz belki yeni güne uyanamayabiliriz der gibi birbiri ile ilgilinmesi ve tabiri caizse vedalaşması çok yoğun duyguların ve tatminiyetin yaşanmasına vesile olabilir. Cinselliğin sevgi ve duygu boyutunu kesinlikle yakalamak gerekir yoksa ilişki rutinleşerek sıkıcı bir hal alır.

    E) Eşinizin yaşı kaçtır veya hep mi böyleydi bilmiyorum ama erkeğin isteksizliğin altında hormonel bir durum olabilir. Erkeklik hormonu denen testosteron hormonu 20-30 yas arası en yuksek seviyededir. 30’dan sonra heryıl gittikçe azalır. Bu da tabii olarak isteğinin azalmasına ve sıklığın düşmesine sebep olabilir.

    Bir diğer konu beslenme alışkanlığı protein yerine karbonhidrat ağırlıklı olursa vücutta erkelik hormonun üretimi düşer. uyku düzeni de bu konuda önemlidir vs..

    G) Değişim mütedahil daireler gibi merkezden muhite doğru gerçekleşir. siz kendinizi değiştirin veya üzerinize düşeni yapın. Ve eşinize göre kendinizi konumlandırmayın. Yapacaklarınızı ondan bağımsız şekilde yapın. İnşaalah ecrini alırsınız ve inşaallah eşinizde bir değişim olur.

    Allah yar ve yardımcınız olsun Asude hanım…

    Selam ve dua ile..

    • Darvakit diyor ki:

      “Gün veda ederken uyku alemine giren iki eş,iki sevgilide, hem ne olur, ne olmaz belki yeni güne uyanamayabiliriz der gibi birbiri ile ilgilinmesi ve tabiri caizse vedalaşması çok yoğun duyguların ve tatminiyetin yaşanmasına vesile olabilir.”

      Daha nasıl anlatılırdı bilmem. Kaleminize yüreğinize sağlık.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      CİHAD BEY KARDEŞİM’e…

      Bu yazınla bir kez daha sahip olduğun ilmin sadakasını ve zekatını vererek bir insanı ve bir yuvayı daha kurtarmaya çaba harcadığın için Allah da hayırlı işlerinde ve sıkıntılarında sana yar ve yardımcı olsun.

      Allah senden razı olsun kardeşim.

      • cihad diyor ki:

        Abdullah Abi,

        Estağfirullah ne ilmî abi, benimkisi kametimize göre bir fikir tedaisinden öteye geçmez. Hayırlı dualariniza amin diyorum. Sizden de Allah razı olsun inşaallah. Allah’a emanet olunuz.

    • Asude diyor ki:

      Cihad Bey,
      Başlarda okadar tereddüt etmiştim ki buraya sorunlarımı yazıp yazmama konusunda…
      Ama yazdıklarınızı okuduktan sonra iyi ki dedim.
      İyi ki buradaki ağabeylerimden yardım eli uzatmasını istemişim. (Ağabey demem tamamen saygı ve minnetimden ötürü, zira kimsenin yaşını bilmiyorum)
      Yazdığınız başlıkları teker teker tarttım zihnimde.
      İnanın çok hayra vesile oldunuz.
      Allahım yuvalarınızı cennetten bir köşe eylesin.
      Tavsiyelerinizi uygulayacam inşallah.
      Sema hanım, davranışa dönüşmesi için 40 gün şart diyor.
      40 günü başlatıyorum o halde :)
      Sonucunda tekrar yardıma ihtiyaç duyarsam buradan başınızı ağrıtabilir miyim?
      Yıllardır zihnimi kemiren soruların cevabını burda buldum çünkü…
      Allah razı olsun….

      • seysey diyor ki:

        Asude Hanım,

        Bir kadın kocası intrnette devamlı,cinsel hayat kötü kocasından şüpheleniyor annesinin evine gidiyor,kocasının evine ani baskın yapıyor.Bir de bakıyor ki evde cinselliği arttırıcı ilaçlar,evde denediği bir şeyler,nette baktığı şeyler ereksiyon sorunu falan.Kadının aklına bu hiç gelmemiş kocası da utanmış söyleyemiyor.

        Bilmiyorum siz hiç farkettiniz mi böyle bir şeyi?Eşiniz sorun yok diyip geçiştiriyormuş.Belki de çekindiği bir konu vardır.Açıkcası ben böyle bir durumdan da şüphelendim.Çünkü geçistiriyor sorunlarınızı.
        —————————————————————————–

      • cihad diyor ki:

        Asude hanım’a,

        Size uzunca bir yorum yazmak istediğim için müsait bir vaktimi kolladim lâkin pek vakit bulamadım. bir kaç denemede bulunsamda zihnim adeta çoraklasti. Bir türlü zihnimdekileri toparlayamadim. Demekki vakti gelmemiski yazamadim. İnşaallah başka bir vakitte ayrıntılı olarak deginirim.

        Bu sebeple biraz geç cevap verdim, kusura bakmayınız.

        bir yuvanin huzuruna vesile olmaya çalışmak başımızı ağırtmaz, bilakis başımızı yükseltir.

        Yazdıklarımın aleminize muvafık gelmesine çok sevindim. İnşaallah huzurunuza vesile oluruz.

        Ayrıca burdaki sual ve cevapları bir çok insan okuyor. Külli bir hayra hep beraber ortak oluyoruz. Bu sebeple sorularınızı ve sorunlarınızı hiç çekinmeden buraya yazınız.

        Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin ve ailenizin üzerine olsun. Allah’a emanet olunuz.

  2. Sadece Fatih diyor ki:

    Merhaba okurlar bence şu iki yazıyı hatırlamakta fayda var.

    http://www.cocukaile.net/cinsel-konulara-tahammulu-olmayanlar/

    http://www.cocukaile.net/yatak-odasi-olmayan-ev/

    Selametle.

  3. niran diyor ki:

    Selamn aleykum cumleten.ben uzunca bir zamandir sitenin yazilarini ve yorumlarinizi sessiz sessiz okuyorum.bazilarini tasdik etsemde, sitede mahrem konularin bu sekilde irdelenmesine hic hoş bakmiyorum, ki bu bazi yorumlarda ölçü mölçü kalmadigi da oluyor.geri kafali, bagnaz bi insan degilim fakat burda evlilik anlayisi tam olarak bir fantezi olmasa da oraya dogru yol aliyor.sosyal medya olmasi bi musluman erkek ile musluman bayanin zaruret disinda bu tarz mahrem konulari yeri gelince, olabildigince, dil dndügünce konusmasi ne kadar caiz?ben şahsen caiz bulmuyorum.ve bu konuda hatri sayilir hoca Nureddin yildizin da dusuncesi gayet kesin.sitede belli bir seviye olmakla beraber mahram-namahram iliskisi kaybolmakta, mesafe yok olmakta.ben gercekten üzülüyorum.siteden sorumlu olanlarin da buna cozum getirmelerinn gerekli oldugunu dusunuyorum.

    • Süleyman diyor ki:

      Aleykğm selam Niran Hanım

      Öncelikle bura sosyal medya sitesi değil.

      Sitede mahrem konuların irdelenmesi Hakkı’nda yaptığınız yorumu daha önce başkaları da yaptı. Hatta 2-3 sene önce yaptılar. Ama Bu site sebebiyle harama düşen kimse de olmadı o tarihten beri.

      Mahrem konuların bu şekilde irdelenmesini hoş bakmadığınızı söylemişsiniz. Sonra Nureddin Yıldız’a örnek vermişsiniz. Nureddin Yıldız’a bu hususta gelen sorular ve bazı yanıtlar yanında bu sitenin yazıları ve yorumları solda sıfır kalır.

      Eski dini kitapları okuduğunuzda veya kimi dini kaynakları böyle durumlardaki Bazı halleri öyle bir anlatmışlar ki hani afedersiniz mesnetsiz biri olsa üşenmedin mi hoca bunuda mı düşündün der?

      Bazen bende kimi yorumları aşırı bulmuyor değilim ancak mahrem ve namahrem ilişkisinin yok olduğuna katılmıyorum. Bu sitede kimse kimseyi tanımıyor. Yüzünü görmüyor. Sesini duymuyor. İsmini bilmiyor be şahsen bir bekar olarak elbette bazı mahrem konuları merak ediyor insan. Etmiyorum diyen yalan söylüyordur.

      Şöyle düşünsem. Ben 100 yıl bekar kalacak sonra evlenecek biri olsam. Dışarıdan kimsenin tavsiyesi veya hiçbir müdahale olmadan kendi başıma mahrem hayat nasıl olmalı veya eşimle nasıl mutlu olabilirim desem gene de en basit şeyi bile kavrayamamış olurum. Şimdi evli kişiler bu konuda düstürünca anlatıyorlar kimi hususları. Bizde onlar sayesinde belki evlenip 1 sene 2 sene ve hatta 10 ve 20 sene sonra öğreneceğimiz gerekli hususları şimdiden öğreniyoruz. Bazı problemleri kavrıyoruz. Dediğim gibi ben mesela burada öğrendiğim bazı mahrem sıkıntılarını bekar olarak 100 sene düşünsem gene de evlilikte böyle mahrem bir sıkıntı olabileceğine ihtimal vermezdim. Ancak artık biliyorum ki olabilir ve nasıl davranabileceğimi ve ne yapmam gerektiğini daha iyi öğrendim. Bu kötü bir şey mi?

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Niran Hanım.

      Hassasiyetlerinizi anlamakla birlikte ki inanın diğer yorumcular da sizin gibi hassastır, bu sitede bahsettiğiniz gibi aykırı bir durum olduğunu düşünmüyorum. Edebimizi koruyacağız doğru ama söz konusu ilim öğrenmek ya da öğretmek ise haya duygumuz ilim öğrenme ya da öğretmemize engel olmamalı. Bu yazdığım ilkenin dinimizdeki dayanaklarını benden daha iyi biliyor olsanız gerek.

      Diğer husus da kadın erkek muhabbeti konusu. Bu sitede canlı sohbet ortamı yok. Kişiler değil rumuzular var. Bir insanın kadın ya da erkek olması sadece ona olan hitabı belirliyor ki bazen anlayamadığımız oluyor hitap ederken, fakat içerik aynı çünkü yorumları herkes görüyor. Her şeyin belli bir sınırı vardır ve o sınır geçilmediği sürece sorun yoktur. Kimi insan takvalıdır o sınırın daha berisinde durur eyvallah ama bu sitede kendilerine göre mesafesizlik olduğunu düşünenlerin de o halde pazara vb. çıkıp erkek satıcılarla muhatap olmaması gerekmektedir. Kocasıyla halka açık restorana vb. gitmemelidir.

      Selametle kalın.

    • Tutarsız Yalancı diyor ki:

      Niran Hanım,
      Nureddin Yıldız hocanın, ehli sünnet vel cemaat akidesine zıt fikirleri olduğunu ve mezhepsiz olduğunu ayrıca bir ibni teymiye ve vahhabi hayranı olduğunu biliyorsanız lütfen onun yerine İhsan Şenocak hoca ya da Ebubekir Sifil hoca gibi en azından ehli sünnet akidesine bağlı âlimleri dinleyiniz veyahut sorularla İslamiyet sitesindeki ehli sünnet akidesine bağlı keyfiyetli kardeşlerimizin ilimlerinden faydalanınız.
      Selametle.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Tutarsız Yalancı” her kim iseniz haddinizi bilmelisiniz. Nurettin Yıldız hoca bu ümmetin yetiştirdiği önemli alimlerden biridir. Ne mezhepsizdir ne ibn teymiyye hayranıdır. nede vahhabi hayranıdır. Tarikatlara karşı mesafeli biri olabilir. Ama islam tairkatlardan ibaret değildir. bir kimse de sadece tarikata karşıdır diye böyle saldırılıp çamur atılamaz.

        Diğer bahsettiğiniz Ebubekir SİFİl hoca ile İhsan ŞENOCAK hocalar zaten başımızın tacıdır. Ben kendim zaten bu iki hocayı takip etmeye onlardan istifadeye çalışıyorum. fakat ara ara Nurettin Yıldız hocayı da Cübbeli AHmet hocayı da takip ediyorum. Benim anlayışım ehli sünnet olan hangi hoca varsa ondan istifade etmektir. Bana Nurettin Yıldız hocanın ehli sünnet olmadığına bir delil getirin sonra konuşalım yoksa aksi durumda siz kendi rumuzunuzu “Tutarsız İftiracı” olarak değiştirmelisiniz.

        Madem Nurettin hocanın adı cinsel konularla ilgili anıldı. O halde Nurettin Yıldız hocanın cinsel konulardaki bilgilerine çok itimad ettiğimi belirtiyor ve onun bu konu hakkındaki yazılarını ve kitaplarını şiddetle tavsiye ediyorum.

        Vesselam…

        • Tutarsız Yalancı diyor ki:

          Beyefendi,
          Lütfen ilmizin olmadığı sahalarda at koşturmayınız. Nureddin Yıldız hocanın kendi sitesinde
          fetvameclisi İbni+teymiye

          Ayrıca YouTube videolarında yazarsanız İbn-i Teymiye ve Vahhabi aşığı olduğunu kendisinin mezhepsiz olduğunu ifade eden cümleleri görürsünüz. Hatta fetva kurulu sitesinde suallere cevapları meydandadır.

          • semamarasli diyor ki:

            Bu mesele burada kapanırsa iyi olur. iftira mıdır gerçek midir ya da bir yanlış anlaşılma varsa kafasına takılan herkes kendi araştırmasını yapabilir. Şahıslarla ilgili burada bir tartışma olmasın lütfen.

    • .../nisa diyor ki:

      Niran hanım,

      Süleyman beyin yazdıklarına katılıyorum. Bazı alimlerin konuyla ilgili teferruatlı açıklamaları var ki demek ki insan zihni bunları dahi düşünüyor. Başka bir durum Abdulhakim Arvasi hazretlerinin hayz konusunu fıkıh ilminin en zoru olduğunu beyan etmesi.

      Nureddin Yıldız hocanın fetva sitesine gelen yorumları okuduğunuzda şaşırıyorsunuz kendisi de söyler evlilikte mahrem hayat hava su gibi önemli. Üstelik gelen soruların bazıları bekarlardan ramazan ayında oruçluyken zinaya düşebiliyor insan. Bunu dizginlemenin dini ve bedeni durumların açıklanması gerekiyor. Bekarlar ve evliler için bu konu önemli.

      Bekar biri bu konuları ya gidecek müstehcen yerlerden öğrenecek yada hiçbir şey bilmeden evliliğe adım atacak.
      Mesela hanımların çokça rahatsız olduğu bir hastalığın ana sebebi bilgisizlik çevreden duyulan korku kaygı veren örnekler hem kendisine hem eşine evliliği işkence edebiliyor. Ben bu sebeple boşanan yıllarca çocuk sahibi olamayan çiftler duydum.

      Bende terim yada mahrem durumları ince ince yazmaktan imtina ediyorum mahrem dediğimde belirli durumlar anlaşılır diye düşünüyorum ve dindar evli olan hanımların erkeklerin bu konuyla ilgili yazmaları önemli. Burada bahsi geçen bir konu vardı çiftlerin misafir oldukları yerde abdest alma durumu yada çevrenin bu durumda anlayışı ben geçen gün bir hanımla konuştuğumda bu konudan dolayı dertli olduğunu öğrendim. Sorunlar ütopik değil bizzat hayatta karşılaşılan durumlar.

      Geçen gün yine boşanma bahsinde üstü kapalı değinilen konu. Bu tür sapkınlığa merak sadece ehli dünyada olmuyor muhafazakar yapıdaki insanlarda da olabiliyormuş.

      Kıssadan hisse alacağımız bilgilere bakıyoruz birisi doğru fıtrata uygun olan yolları belirttiğinde faydalanırız. Sizin bahsettiğiniz eşlerin mahrem hayattaki ince noktalarının anlatılması ise buna site yönetimi de izin vermez. Zihnimizde hayal kurmaya uyaranları tetiklemeye dair bir durum söz konusu değil. Yazıyla anlatılan bilgiler görsel bilgiler gibi insanın zihnini meşgul etmez.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Nisa Hanım.

        Yorumunuza katılıyorum. Bahsettiğiniz hanımın dert ettiği sorun aslında bir çok insanın sorunu. Yapmayın be kayınvalideler bu kadar meraklı olmayın diyor başka şey demiyorum…

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “Niran” hanım yada bey evvela bu hassasiyetinizden ötürü sizleri tebrik ediyorum. Bende sizin gibi düşünüyorum önceden belki bu konuda detaylı düşünememiştim. Ama site sakinleri bilir daha önce cinsel konularda yorum yapıyordum okuduğum ve duyduğum bilgiler yardımıyla. Fakat artık yorum yapmama kararı aldım. Hem sizin belirttiğiniz sebeplerden ötürü hem de bekar olmamız ve insanları yanlış yönlendirme tehlikemizin olması gibi nedenlerden ötürü yorum yapmamın doğru olmadığını düşündüm.

      Bununla birlikte sitede “cinsel eğitim” diye bir alanın olması orada bu konularla ilgili yetkin kimselerin yazılarının bulunmasını çok önemsiyorum. Ayrıca evli (en az 10 yıl) kimselerin mümkünse daha çok erkeklerin ör. cihad abi gibi bu konularda güzel bir üslupla yorum yapmalarını da aynı şekilde önemsiyorum. Fakat bunun dışında bekar kimselerin (kendimde dahil) yorum yapmalarının doğru olmadığı kanaatindeyim. Çünkü konu hassas bir konu.

      Süleyman kardeşimiz şöyle demiş: “Eski dini kitapları okuduğunuzda veya kimi dini kaynakları böyle durumlardaki Bazı halleri öyle bir anlatmışlar ki hani afedersiniz mesnetsiz biri olsa üşenmedin mi hoca bunuda mı düşündün der?”

      cevaben: değerli kardeşim biz din alimi de değiliz dini kitap yazacak yetkinlikte de değiliz hele ki bekar olarak bu tür konularda. Bu tür kitaplar var hatta en ince detayına işlenmiştir. el hak doğrudur. fakat yapmamız gereken bu konuda eksikliği olanlara bu kitapları tavsiye etmek olmalıdır. Yani din alimleri bu konuda detaylı konuşmuşlar diye bizde bu konularda her şeyi kadın-erkek karışık ortamlarda velev ki sanal ortam dahi olsun konuşma hakkına sahip değiliz diye düşünüyorum.

      bu site sadece erkeklere has bir site olsa belki mazur görülebilir. ama karma bir site olduğundan. bu tür konularda daha hassas olunmalı diye düşünüyorum. hatta mümkünse “cinsel eğitim” bölümündeki yorumlar bölümü kapatılmalı sadece yazılar okunup geçilmeli. evli ve yetkin kimseler de yazacaklarsa onların yazıları da ademler havvalar bölümünde yazılmalı.

      Not: benim derdim bu sitenin gerek daha önce gelincik hanıma yaptığım uyarıyla beraber değerini kaybetmemesi siteye yeni gelenlerin seviyeli bir siteyle karşılaşmalarıdır. yoksa sitede ulu orta sevgi sözcüklerinin uçusması ve bekar kimselerin mahrem konularda yorum yapmaları siteyi forum havasına ve sosyal medya platformuna çekecektir. umarım meramımı anlatabilmişimdir.

      not: kimseye cevap yazmayı düşünmüyorum niran kardeşimin yorumunu önemli bulduğum için yazdım.

      Vesselam…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Azmo kardeş.

        Cevap yazacak kadar vaktin olmasa da okuyabilirsin herhalde diye düşünüyorum. Yazdıklarına katılmıyorum. Burada konuşulan bazı şeyler başlarda gereksiz gözükse de başka kişilerin yaptıkları yorumların katkılarıyla beraber olgunlaştığında aslında konuşulması gerekiyormuş sonucuna varmak çok zor olmuyor.

        Bilgileri öğrenme konusuna gelirsek. Ben de ergenlik yıllarımda şunu demiştim kendime. Öyle kulaktan dolma bilgilerle ya da hurafelerle bu iş öğrenilmez, aç kitabı oku. Okulda öğle aralarında kütüphanede bu konularla ilgili özellikle sağlıkla ilgili dört cilt ansiklopedi okumuştum. Gayet faydalı olmuştu ki evli arkadaşların doktorlardan öğrendiği bazı hususları öğrenmişim o zamanlar.

        Buradaki yorumların selahiyetine gelecek olursak. Bu yorumu yazdığım yazı Cihad abinin yazısı. Şimdi soruyu soranın bir hanım olduğunu biliyoruz peki yorum yayınlanırken aynı içerik Cihad Bey değil de Cahide Hanım isimli bir rumuzla yazılsa ne değişecekti ki? Bilindiği üzere internet siteleri herkese açık. Eğer bu yorumları sadece erkekler ya da sadece hanımlar görsün istesek ciddi bir üyelik sistemi gerekir ki o zaman bile karşı cinslerin bu içeriklere erişemeyeceğine garanti veremezsiniz.
        Bu konularla ilgili o kadar hurafe ve bilgi kirliliği varken birilerinin çıkıp doğrusunu anlatması gerekiyor. Şu var. Bunlar yapılırken kimsenin gülücüğe odaklanmayacağını biliyoruz. Kişilerin değil fikirlerin esas alındığını biliyoruz.

        Gelincik Hanım’la ilgili yaşadığın durum için yorum yapmamıştım ama o konuyla ilgili söyleyebileceğim tek şey şu. Bazı şeyler bizi doğrudan ilgilendirmiyorsa anlayış gösterip görmezden gelmek gerekiyor, hoş görmek gerekiyor. Hanımların kendi aralarındaki muhabbetler farklı olabiliyor, ben birbirine sarılıp şarkı söyleyenleri de gördüm iş yerinde. Aynı ortamdayız ama beni ilgilendiren bir durum olmadığından gençler diyoruz görmüyoruz, uzaklaşıyoruz ya da kulaklık takıyoruz… Rahatsızlığını anlıyorum ama o kadar da olsun deyip görmemek en doğrusu bence.

        Selametle kal, kolay gelsin :)

  4. Salih diyor ki:

    Cihad bey yazdıklarınızı anladım ama bu yazinizi biraz gec okudum . Yani bende o bayan gibi yaptım ve eşim yeni heyecan aramaya başladı. Bu saatten sonra ne yapmalıyım yardım edin lütfen bi erkek gozuyle

    • cihad diyor ki:

      Salih Bey,

      İnsaallah geç kalmadınız. Değişim,farklılık ve heyecanı erkekler kadar yoğun ve detaylı olmasa da kadınlar da arıyorlar. Bu konuda eşinize olan ifadeleri,zamanını,mekanını ve eşinize muamelelerinizi helal dairede olmak şartıyla farklılaştırınız. Özellikle sabırsız ve aceleci olmamak ve eşinize biraz kulak vermek gerekiyor. O sizi zaten yönlendirecektir. Bunlar bu işin kabaca zahirini(veya şeklini) ifade eder.

      Bir de bu işin batını var ki çok daha mühimdir. Kadınlar cinselliği gönüllü ve memnun bir teslimiyet ile yaşarlar. Bunun yolu ise yüksek bir güven ve yoğun bir ait olma duygularından geçiyor. Kadınlar heyecandan ziyade güvendiği ve ait olmaktan haz duyduğu bir erkekle beraber olmak istiyorlar ve isterler. Yani bu nokta onlar için daha öncelikli ve önemli.

      Peki bunu nasıl sağlarız??

      İrade,şefkat ve hikmetle bezenmiş bir OTORİTE yani Kur’an’ın tabiri ile kavvam olmak gerekir. Erkek aldığı kararlarında sebat ve isabeti,harici tesirlerden uzak durabilmesi. Aile fertlerine şefkatle sahip çıkan ve vakit ayıran bir eş ve baba olması gibi bir çok unsur kadının kocasına olan güvenini pekiştirir ve erkegine ait olmak,onun bir parçası olmaya bir arzu uyandırır.
      İşte evvelinde böyle duyguların olduğu bir cinsel birlikteliğin kadın açısından gayet olumlu geçeceği kanaatimce aşikardır. Bu da onun gözünü dışardan korur. Kocasından ve hayatından memnun iffetli bir hanımefendi olur.

      Özetle…

      Sizin probleminiz cinsellik değildir. Cinsel hayatınız mevcut durumunuzdan etkilenmiş. Zaten cinsellik aile hayatında herşeyi etkilediği gibi herşeyden de etkilenir. Öncelikle vazife ve sorumluluklarınızı daha bir özenle yerine getiriniz, sonra eşiniz ile daha güzel bir diyaloğu tesis ediniz, sonra da değişim ve farklilığı cinsel hayatınızda kurunuz.

      Hâlâ olmuyorsa??

      Allah sabırlar versin Salih Bey dayandiginiz yere kadar dayaniniz,dua ve ilticada bulununuz. Oldu oldu, olmadı ise bir taksi çağırıp babasının evine gönderin gitsin..😊

      Not: Salih Bey sizi tanımadığım ve sorunuzda fazla bilgi vermediginizden dolayı genel olarak yazdım. Size uymayan tarafları olabilir süzgecinizden geciriniz. Allah yar ve yardımcınız olsun.

      Selâm ve muhabbetlerimle..

  5. Zeynep diyor ki:

    4 ve 5.maddeleri anlayamadım fakat konunun daha açılmasını istediğimden emin degilim😕😕Onerebileceginiz bir kitap var mıdır ya da bilgi alabileceğimiz bir site oraya yönlendirseniz.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      ZEYNEP HANIMA…

      Cihad bey diyor ki;

      Erkek milleti, “gizemi, yenilikleri, dozunda cilveyi, macerayı, keşfetmeyi, oyun oynamayı” sever. Bu nedenle, erkeğin kadını-helali-karısı olan dişi her seferinde rahatlıkla bir parmak bal alınacak “ağzı açık bal kavanozu” olmasın. Bir süre kavanozun ağzı kapalı olsun, balı tatmak isteyen kapağı açma zahmetine katlansın.

      Bir süre sonra kavanozun yeri değişsin.

      Bir süre sonra kapak biraz zor açılsın.

      Bir süre sonra balın yanında süt kaymağı olsun.

      Çünkü ” sürekli bal yiyen baldan bıkar” bazen balı kaymakla karıştırmak,sunmak lazım.

      Bu da erkeği sıkmaya başladığında balkaymağı kızartılmış ekmeğe sürerek ikram etmek lazım.

      Bir süre sonra bal kaymaklı kızarmış ekmeğin yanında sıcak çay vermek lazım.

      Sonra…

      Sonrası 4 mevsimlik, 3 günlük ömür zaten, insan ömrü nedir ki birde bakmışsın sonbahar gelmiş, havalar soğumuş, yapraklar kurumuş sadece gölgesi kalmış ağacın. Bedenen ve ruhen üşümemek için sarılır ve huzur içinde uyursun diğer yarın olan insana…

      • Yahya diyor ki:

        Sonra…

        Sonrası 4 mevsimlik, 3 günlük ömür zaten, insan ömrü nedir ki birde bakmışsın sonbahar gelmiş, havalar soğumuş, yapraklar kurumuş sadece gölgesi kalmış ağacın. Bedenen ve ruhen üşümemek için sarılır ve huzur içinde uyursun diğer yarın olan insana…

        * daha güzel ifade edilebilir mi? Allah razı olsun! *

      • kadriye öztürk diyor ki:

        aşk ve sevgi bundan daha güzel anlatılamazdı:)

      • Asude diyor ki:

        Bir şey itiraf edeceğim.
        Yorumlarınızı katı buluyordum ve çoğu zaman empatik gelmiyordu.
        Ancak burdaki cevabınızı çok beğendim.
        İlginç ve güzel örnekler için teşekkürler.

    • cihad diyor ki:

      Zeynep Hanım,

      Kendi evlilik tecrübeme istinaden yazdım. Kitap veya site ile alakalı bilgim yok. Sadece şu var ki internetten görüntü kirliliği olmayan sitelere bakabilirsiniz. Google’dan merak ettiğiniz hususu yazın. Karşınıza mutlaka düzgün siteler çıkacaktır.

      4. ve 5. madde ile ilgili olarak gerçi Abdullah Abi gayet güzel aciklamis ama bende şunu ilave edeyim. Kadın dizi gibi olmalı film olmamalı. Film bir defada izlenir ve biter, bir daha nadiren izlenir ama dizi öyle değildir, bölüm bölümdür ve sürükleyicidir. Bir bölümü ile keyf verirken bir sonraki bölümü ile merak uyandırır. Filme göre farklılığı daha çoktur vs.

      Zeynep Hanım siz kendi dizinizin başrol kahramanisiniz. Senaryo ve teknik hususlar tamamen size ait olmalı ve olabilir.

      Dediğim gibi bunun için internetten faydalanabilirsiniz ancak bu kısımları biraz siz kendiniz çözeceksiniz.

      Not: Evlihuzurlu hanımin sorusuna cevaben yazdığım yorumuma takdirlerini bildiren Abi ve kardeşlerime ve kıymet verip müstakil bir yazıya dönüştüren Sayın Sema Hanım’a teşekkür ediyorum. Tecrübelerimi daha fazla kişiye ulaştırabilmek beni çok mutlu etti. Allah razı olsun

      Selam ve Dua ile..

      • seysey diyor ki:

        Google yazilari gibi olmus diye dusunmustum ilk okudugumda.Bu isi balla kaymakla kadinlarin farkindaligiyla cozebileceginizi sanmiyorum.Yuzyillardir sorun ayni.Yukaridaki cozum onerileri de hic degismedi.Ama sonuc gene husraan.Cogu sey rersinden anlatiliyor.Kavonozdaki balin tadi konusulmadan once konusulmasi gereken kavonozun kapagini acabilmek.Hadisler okunmadigi ve bilinmedigi icin erkeklerin yapmasi gerekenler kadinlarin ustune yukleniyor ve yeni bir karmasaya yelken aciliyor.En azindan peygamberimizin onerilerini okumalisiniz.Hergun farkli yemek isteyen eve farkli malzemeyi getirebilmeli.Modernizmin sundugu oneriler ve onlarin aile yapisi da ortada.

        • seysey diyor ki:

          Bu arada her madde icin demedim cogu seye katiliorum.Ama haz odakli cozumper haz bittiginde biter.uzun aciklayamam vaktim yok.

        • Feyza diyor ki:

          Sn seysey, yorumlariniza asinaligim var eskilerde de sanirim yaziyordunuz. Okumustum.
          Dediklerinizde hakli olabilirsiniz yalniz burada kucuk bjr ayrinti var ki, bu yaziyi Cihad abi sadece cevap niteliginde kaleme almis bulundu. Soruyu soran kardesimizin de hanim olmasi hasebiyle cevap bir hanima yonelik, genis bir konunun kucuk bir perspektifiydi.
          Dediginiz gibi erkeklerin de mesuliyetleri ve yapmasi gereken vazifeleri var fakat o, bu yorumun cevabi degildi. Belki baska bir konuda ele alinir. Istifade etmek isteyen eder, istemeyenlerin ise beynine silah da dogrultsaniz verim alamazsiniz. :)
          Zaten sorunlarin bircogu ya duyarsizliktan ya da iletisim eksikliginden biraz da bencillik ve bilincsizlikten kaynaklaniyor. Niyeti duzgun gecinmek olan her insan bu gibi tavsiyelere kulak verir ve hayatina gecirir. Bu yorumda da hitap, kulagini tikayanlara degil de hafif isitme engeli olan kardeslerimizeydi..
          Hayirli geceler.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            FEYZA HANIM KARDEŞİM’e

            Müsait olduğun zaman su çok ıyı yaptığın KIZIM SANA SÖYLÜYORUM, GELİNİM SEN ANLA işinin sırlarını bana da öğretirmisin kardeşim. :-)

            Belki bu patavatsız abinin bildiğini ulu orta çat diye söyleme konusunda ki huyunun değişmesine vesile olursun. :-)

          • Feyza diyor ki:

            Abdullah Bir abim’e;
            Biraz rotarli bir cevap oldu malum hem yaz sezonu hem de bayram donemi arefesi kusura bakmayin.
            Ne demek abi, tabi ogretirim. :) Siz yabanci degilsiniz, size bir kolaylik yaparim. Bir kiz ve bir de gelinden olusan malzeme listenizi hazirlayin, tez elden uygulamali egitime baslayalim :) sizde isik var, kisa zamanda emsallerinizin onune gececeginize inaniyorum :)
            :)
            Abi estagfirullah…

      • Zeynep diyor ki:

        Teşekkürler Cihad bey ve Abdullah bir abi demem daha dogru olur .Ben bu siteyi de bir konuyu araştırırken bulmuştum sonra bağımlılık oldu sürekli girmeye çalışıyorum.Allah razi olsun sizlerin yorumlari tecrübeleri en az yazılar kadar kıymetli bizler için .Ben karı koca arasındaki mahrem hayatın kendiliğinden zamanla farklilastigini düşünüyordum .Yani ben bu konuda söyle yapayım böyle yapayım diye üzerine düşünmediğim bir konu olduğu için yorumunuz dikkatimi çekti .Mesela ilk zamanlar romantiklik on planda oluyor sevgi ağır basıyor zamanla birseyler tükeniyor heralde eşim elimi tuttuğunda sanki kendi tenim karşı cins değil .Bütün çiftlerde mi aynı oluyor bilmiyorum ben özlüyorum ilk günlerimizi. Eşime söylesem sevmiyorum demişim gibi algılar .Dizi gibi olmalı kulağa çok hoş geliyor da işte nasıl olacak onu ogrenmeye çalışıyorum .Tabi bunu açık açık kimse buraya yazamiyacagi için kaynak istedim .

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Zeynep Hanıma…

          Bu işin her insana (kadın-erkek) % 100 uyan, tam etkili bir kitabı yok, kullanma kılavuzu yok. :-)

          “At sahibine göre kişner ve koşar”

          Her insanın bu konuda ki beklentisi ve fantazisi farklı olabilir.

          Bu konuda en ETKİLİ ve FAYDALI yöntemi bulmak tarafların sadece kendilerinin yapabileceği şeydir.

          Ancak; tarafların her ikisi de bu konuda ALLAH’ın HARAMLARI ile TOPLUM’un TABULARI’nı bir birine karıştırmayacak.

          Bir başka ifade ile birbirlerinin diğer yarısı, örtüsü olan karı-koca için tek sınırlayıcı, YASAK KOYUCU Allah olacak ve YASAK=HARAM haricinde YATAK ODASI’nda toplum dediğimiz yeryüzü tanrılarının yazılı olmayan AYIP, GÜNAH vb ifadelerine İTİBAR EDİLMEYECEK.

          Burada ki HAM YOBAZLAR’ın daha önce olduğu gibi “ilim sahibi olmadan fikir, fikir sahibi olmadan zikir sahibi” olacaklarından ve konuyu çarpıtacağını bildiğim için çok detaya giremiyorum bu konuda.

          Ama su kadarını rahatlıkla söyleyebilirim.

          İSLAM da ZARARIN ÖNLENMESİ FAYDANIN SAĞLANMASINDAN ÖNCE GELİR.

          Bİr başka ifade sekliyle

          ALIŞKANLIK HALİNE GETİRMEMEK KAYDIYLA ve BÜYÜK GÜNAHLARDAN KORUYACAKSA KÜÇÜK GÜNAHA BULAŞMAK TERCİH SEBEBİDİR.

          Örnek;

          ZİNA büyük, MAST. zinaya göre küçük günahtır. Bir insanın bir kez bile zinaya bulaşmamasına sebep olacaksa o kişinin 10 defa kendini tatmin etmesi daha eftaldir. (tercih edilir)

          Bundan daha fazlasını yazmak beni için sorun değil ama site yayın politikası ve okuyucuların algı seviyesi, yetişme tarzı vb etkenler fazlasına izin vermez sanırım.

      • Asude diyor ki:

        Cihad bey,
        Bu yazıya keşke çok çok önce ulaşmış olsaydım.
        Gerçi bu tarz meseleler tek başına kadının özverisiyle çözülür mü onu da bilmiyorum.
        Ancak bana düşeni öğrenmek istiyorum.
        Biraz özel olacak ancak bi erkek gözüyle bu sorunun cevabına çok ihtiyaç duyyorum.
        Eşim evlilik öncesi ve evliliğimizin ilk 3 yılı (sonra takip etmedim-5 yılımız dolacak) p.rno alışkanlığı olan biriydi.
        Nişanlıyken fark ettim ancak evlenince bu sorunun çözüleceğine emindim.
        Ama düşündüğüm gibi olmadı.
        Bunu bildiğimi biliyordu ve çok sözler vermesine rağmen o dönemde bırakmamıştı.
        Ayrılık aşamasına gelmemiz ve hamileliğimle birlikte bıraktı ya da çook seyreldi zannımca.
        Ben her davetine icabet ederim, süprizli olduğumu da düşünüyorum (ki kendisi gerek yok bukadarına bile demişliği vardır)
        Ve sıklığından rahatsız olmam hatta talep ederim o geri çevirir bazen.
        Ancak benim eşimde fark ettiğim şu ki;
        Nadir birlikte olmak istiyor (7-8 günde bir ideal ona göre). Çoğu zaman yorgunluğunu bahane ediyor.
        Aslında cinselliğe düşkün ve dediğim gibi öncelerde gün aşırı p.rno izleyen birine göre bu duruma anlam veremiyorum.
        Sanırım izlediği şeylerden ötürü çıtası yükseldi ve cazibemi kaybettim ona göre.
        Çünkü konu sahibinin dediği gibi onu bu konuda hiç zorlamadım.
        Her an hazırdım ve hazırım.
        Ama 1 kere zorlasam zaten diğeri en erken bi hafta sonra olcak o nedenle başka şeylere gözü kaymasın diye hep uyum sağlayan oldum.
        Ancak bu bende “acaba alımlı değilmiyim, fiziğimi beğenmiyor mu (uzuna yakın orta boylu orantılı vücutlu 38 beden biriyim-ama tabiki p.rno yıldızları gibi bi fiziğim yok) birliktelikten keyif almıyor mu” gibi düşüncelere neden oluyor.
        Kendisine sorduğumda ısrarla normal olduğumuzu bi sorun olmadığını söylüyor.
        Artık pes ettim, onla bu konuyu konuşmak bana kendimi erkek gibi hissettiriyor.
        Açıkça yazmayı inanın hiç istemezdim ancak bunu kime sorabilirimki?
        Erkek gözüyle bunu sorabileceğim kimse yok.
        Ve içim içimi kemiriyor.
        Siz ve okuyan diğer beyler yardımcı olabilirlerse inanın çok mutlu olacağım.
        Belki de evliliğimin kurtulmasına vesile olacak yorumlarınız.
        Şimdiden teşekkürler…

        • Abdullah Bir diyor ki:

          ASUDE HANIM’a…

          “Siz ve okuyan DİĞER BEYLER yardımcı olabilirlerse inanın çok mutlu olacağım.” DEMİŞSİNİZ

          Sizin bu sözünüzden ve yardım talebinizden aldığım yetkiyle Müslüam bir Erkek olarak size yardımcı olmaya çalışayım.

          Öncelikle biraz yukarıda Zeynep hanıma (12 Ağustos 2017, 20:55 de) yazdığım yorumu okuyun lütfen. Sizin sıkıntınız ile Zeynep hanımı rahatsız eden konular farklı olsa da çözüm önerileri MANTIKSAL YAKLAŞIM anlamında aynı.

          Diğer taraftan, yine Zeynep hanıma tarafımdan yazılan;

          Cihad bey diyor ki;

          Erkek milleti, “gizemi, yenilikleri, dozunda cilveyi, macerayı, keşfetmeyi, oyun oynamayı” sever. Bu nedenle, erkeğin kadını-helali-karısı olan dişi her seferinde rahatlıkla bir parmak bal alınacak “ağzı açık bal kavanozu” olmasın. Bir süre kavanozun ağzı kapalı olsun, balı tatmak isteyen kapağı açma zahmetine katlansın.

          Bir süre sonra kavanozun yeri değişsin.

          Bir süre sonra kapak biraz zor açılsın.

          Bir süre sonra balın yanında süt kaymağı olsun.

          Çünkü ” sürekli bal yiyen baldan bıkar” bazen balı kaymakla karıştırmak,sunmak lazım.

          Bu da erkeği sıkmaya başladığında balkaymağı kızartılmış ekmeğe sürerek ikram etmek lazım.

          Bir süre sonra bal kaymaklı kızarmış ekmeğin yanında sıcak çay vermek lazım.

          Sonra…

          Sonrası 4 mevsimlik, 3 günlük ömür zaten, insan ömrü nedir ki birde bakmışsın sonbahar gelmiş, havalar soğumuş, yapraklar kurumuş sadece gölgesi kalmış ağacın. Bedenen ve ruhen üşümemek için sarılır ve huzur içinde uyursun diğer yarın olan insana…

          Şeklinde ki cevabımı dikkatlice okuyun ve ifadeleri “çok boyutlu” olarak düşünün.

          Vaktinizin müsait, sizin ve ortamında sakin olduğunuz bir zaman diliminde (yaklaşık 1, 1,5 saat) bu sitede ve bu konu başlığında yorum yazan değerli ve bilgili insanların ( Cihad, Yahya, Sadece Fatih, Ahir zamanda Müslüman olmak beyler, Feyza, Meryem vb hanımlar) yazdığı yorumları okumaya çalışın.

          Burada ki yorumlar bile sizi bir nebze rahatlatmaya ve derdinize derman olmaya yetecektir.

          Ancak tam olarak probleminizi çözemeyebilir.

          Evli erkeklerde Porno izleme alışkanlığı bekarlıktan kalan ve bağımlılık anlamında en az EROİN/UYUŞTURUCU kadar tehlikeli bir davranış şeklidir.

          Bu davranışa yönelen erkekler özellikle DAR, KÜÇÜK ve MUTHASIP bir çevrede yetişen, erkeklik hormonları yüksek olduğu halde evlenmeyi geçiktirdiği (geç evlendiği) cinsel ihtiyaçlarını helal yoldan tatmin edemeyen, ama çeşitli sebeplerle ( mahalle baskısı, Allah korkusu, imkan bulamama vb) harama da bulaşmak istemeyen veya istesede bulaşamayan erkeklerde görülür daha çok.

          Porno izlemenin bir adım sonrası ise kişinin hayaller kurarak kendi kendisini tatmin etmesidir. Bu eylem ise prno izleme sürecinin kaçınılmaz bir sonucudur.

          Bu şekilde (hayal kurarak ve mastürbasyon ile) tatmin olmaya endekslenmiş ve şartlanmış beyin kişi gerçek cinsel ilişki yaşasa dahi erkeğin partneri (hanımı) erkeğin izlediği sahnelerde ki kadınlarda gördüğü performansı yakalayamayacağı veya çeşitli sebeplerle (ayıp, günah, pis vb) aynı şeyleri yapamayacağı için erkek bir süre sonra gerçek cinsel ilişkiden zevk almamaya, alıştığı yöntemi özlemeye, istemeye başlar.

          İnsan beyni GERÇEK İLE HAYALİ AYRIT EDEMEDİĞİ için bu durumdan rahatsız olan kadın için de kocasının tek başına çözemediği bu sorunu çözmek zordur, biraz zaman, sabır, anlayış ve emek ister ama İMKANSIZ DEĞİLDİR.

          Yuvasını ve ailesini seven bir kadının bu durumda ilk yapması gereken kocasının bir tür yardıma ve tedaviye muhtaç hasta olduğunu düşünerek SABIRLI, SEVECEN, YUMUŞAK ve ANLAYIŞLI olmaktır.

          Bu süreçte haram olmayan FANTAZİLER ve SAMİMİ YAKLAŞIM ile özel hayatı renklendirmek tedaviye başlamak için uygun bir yöntemdir.

          Tedavinin süreci, kullanılacak metodlar ve maddi-manevi ilaçlar her kişi için farklılık göstereceği için bunların ne ve nasıl olacağını en doğru belirleyecek olan da erkeğin karısıdır.

          Zor olan bu mücadelede ki hayırlı söz, davranış ve eylemlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun hanımefendi.

          • Asude diyor ki:

            Abdullah Bir Bey,
            Desteğiniz için çok teşekkür ederim, inanın benim için çok kıymetli.
            Eşim bu konuda gayret ediyor ve bebekten sonra (yaklaşık 1 yıldır) ya hiç olmadı ya da olduysa da belki bi kaç keredir.
            Dediğim gibi artık takip etmiyorum, güvenmek ya da kendimi olmadığına inandırmak istiyorum.
            Onun bu konudaki gayretini de çok takdir ediyorum çünkü ileri bir boyuttan bugünlere gelmek ciddi çabanın neticesi.
            Tavsiyelerinize uycam inşallah üstesinden gelebiliriz.
            Bu tür haram yayınların içeriğine dair bi fikrim olmadığı için eşimin isteklerini tam karşılayamayabilirim ama ben elimden geleni yaparım, Allah belki o çabamın hürmetine olmazı oldurur değil mi?
            Şuan aklımda tek bir soru işareti kaldı: cinselliğe fazlasıyla düşkün bir erkek sırf p.rno izleyemediği için birden cinsellikten soğur mu? Yani dediğim gibi bi duruma (en erken haftada/çoğunlukla 10 günde bir talep eder hâle) gelir mi?
            İş hayatı/eşle iletişim sorunu vb. durumlar bukadar etkilimidir?
            Ki ortada bariz bir tartışma kavga ya da kırgınlık yokken?
            Bu işleri belirli bir standarta bağlamak doğru değil ama biyolojik olarak normali aşağı yukarı nedir?
            Bu sorularıma da bir bey olarak cevaplarınızı merak ediyorum.
            Herşey için çok teşekkürler tekrardan…

        • .../nisa diyor ki:

          Asude hanım,

          Daha önceki yorumlarınızı da okudum Allah yardımcınız olsun imtihanınızı kolaylaştırsın. Yaşadığınız durumla ilgili benimde bir hanım olarak sizden tavsiye alacağım durumlar var. Eşinizin nişanlıyken böyle bir alışkanlığının olduğunu nasıl anladınız. Telefonunda rastgele mi gördünüz yoksa ağzından mı kaçırdı. Alışkanlık halini almışsa zihni bununla meşgul olduğundan diline gelebilir.

          Alışkanlığın bırakılması uzun zaman alabilir ki bazen huy haline gelebilir. Aldatma, yalan söyleme ve bu tip nefsin zevk aldığı durumları bırakmakta kolay olmayabilir. Bu tip yayınlardan dolayı sizin dediğiniz gibi hem beklentisi yüksek olabilir bir diğer konuda başka yöntemle tatmin olması. Açıkça görülüyor ki bu yayınlar sanal olmasına rağmen hayatı olumsuz etkilerken eşe karşı muhabbetide engelliyor.

          Şu konuda yazdıklarınız beni çok duygulandırdı ilk günden beri güvensizlik varsa bu durum hem kadın hem erkek için zor. Bazen görmemeniz şahit olmamanız gereken bir durumu görürsünüz ve hayatınız hep bu şüphenin içinde geçer. Bir türlü kendinizi teslim edemezsiniz. İnsanın bazen bilmemesi daha iyi gibi bildiğinde tahammül etmesi daha zor.

          Ben mahrem hayatınızla ilgili çözüm yazamam ama mahrem hayatınızı etkileyen en büyük sebebin aranızda çözülememiş duygusal problemler ve kötü alışkanlıklar olduğunu görüyorum. Eşinizi bu alışkanlıktan kurtarma adına sabırlı olun ve gerekirse tedavi olmasını önerin. Dini telkinler ve internet kotası koymada faydalı olabilir. Hırsıza kilit dayanmaz denir ama bir alışkanlığın oluşması için 21 gün kesintisiz uygulanması şartı vardır. 21 gün boyunca bu konuda iradesini zorlamasını isteyin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sıkıntı şu ki işin ehilleri bu tip sıkıntıları sigaraya benzetmektedir. Mesela sigaraya bağımlı bir insanın bırakması zor olduğu gibi bırakıp geri başlayanlara da sıklıkla rastlıyoruz. Profesyonel destek gereken bir durum var gibi. Sigarayı zevkine içinler olduğu gibi dertten içenler de vardır. Sigara içince oluşan uyuşturucu vari etki insanları bir süre rahatlatır. Konuşmak lazım acaba dertten mi içiyor yoksa başka bir sebepten mi?

          • Asude diyor ki:

            Nisa hanımcığım, öncelikle empatik tavırlarınız beni çok mutlu etti söylemeden geçemicem. İnsanın tanımadığı biri için böylesine hassas yaklaşabilmesi ne güzel.
            İstemeden sizi ümitsizliğe sevk ettiysem özür dilerim.
            Yani çok karanlık bi tablo çizdim sanırım.
            Ancak hem sizi rahatlatmak hem de daha gerçekçi bi tablo çizmek için yaşadığım süreci anlatmakta fayda görüyorum.
            Biz eşimle görücü usulü evlendik, evet.Ama ilk görüşte aşık olduk birbirimize.
            Baktık, bir gün bile birbirimizi görmeden edemiyoruz hemen nişanlandık (20 gün sonra)
            Doğal olarak tanımadan nişanlanmış olduk.
            Nişanlıyken hiç telini kurcalamadım ama kendisi -sanırım cinselliğe düşkünlüğüne atıfta bulunmak adına- biraz ima etti.
            Ben de üzerine gitmedim, çünkü bu konuda hassas erkeğin çok çok az olduğunu düşünüyodum ve düzenli cinsel hayatla evlilikle tamamen düzelceğini düşündüm.
            O da öyle düşünmüş olmalı ki cinsel olarak ilk etapta çok beklentiye girdi.
            Yani izlediği şeylerdeki gibi bi performans bekledi.
            Ama tabiki ilk günler bu mümkün olmadı ve ikinci haftamızda p.rno alışkanlığı tabir yerindeyse ‘hortladı’.
            Ve ben fark etmemiş numarası yaptım tam 3 ay.
            Bu sürede bana 10 günde bir yaklaşır oldu, ki bence onu da dikkat çekmemek için yapıyordu.
            3. Yılımıza kadar bu durum devam etti.
            her defasında söz verip, çiğnedi.
            Ben tedavi olmasını istedim ama tabiki kabul etmedi.
            O dönemde ben hamile kaldım ve 2 haftalığına memlekete gittim.
            Döndüğümde tamamen farklı biri vardı.
            Vicdanı bukez ağır bastı belki de…
            Ogünden beri güvenmeyi şart koştum kendime, takip etmiyorum ve zaten çok dikkat ediyor biliyorum.
            Dediğiniz gibi aramızdaki sorunlar hep birbiriyle ilintili.
            Mahrem konular dışında farklı imtihanlarımız da oldu.
            3. Şahıslar (ailesinin yoğun beklentileri / yabancı kadınlara karşı rahat tavırları vs.) çok yıprattı bizi.
            Bi nevi kısır döngü yaşadık.
            O beni imtihan ettikçe ben kadınlığını unutan erkek gibi mücadeleci biri haline geldim.
            Sürekli kavga çıkarıyordum.
            Ve ben erkekleştikçe o beni imtihan etmeye devam etti.
            Doğal olarak iletişim kuramayan ve kurduğunda da birbirine saldıran bi çift haline geldik.
            Ama eşim bu konularda da değişmeye (en azından beni üzmemeye) çalışıyor.
            Gayret ettiğini görmesem belki de çoktan kopmuştuk ama gayret ediyor ve bu beni motive ediyo.
            Onun dışında evde bana çok yardımcıdır, ihtiyaçlarımızı önemser, sevgisini çok dillendirmese de hareketleriyle göstermeye çalışır.
            Öyle öyle geldik işte bugünlere.
            Allah her günümüzü bir öncekinden güzel eder inşallah.
            Tekrardan çok teşekkürler ilginiz için.

          • .../nisa diyor ki:

            Asude hanım,

            Estağfurullah karanlık yada umutsuz tablo aşılamadınız. İmtihan dünyasındayız hepimiz farklı şekillerde imtihan oluyoruz. Sorumun cevabını çok güzel açıkladınız. Erkeklerin bu konuda imtihanı kadınlara göre daha ağır Allah nefsimizle baş başa bırakmasın. Eşinizde bu alışkanlığını düzeltmek için gayret sarfetmiş. Sabırlı davranarak sizde. Allah yuvanıza muhabbet ve saadet versin. Ben sizden umutluyum. Hayırlı cumalar.

        • Yahya diyor ki:

          Asude hanım,

          Abdullah abi güzel açıklamalarda bulunmuş.

          ilave edebileceğim bazı noktalar var:
          Ortada sadece bir tane problem yok.
          1. cinsel içerikli yayınlara bağımlılık var
          2. istimna bağımlılığı var
          3. beslenme ve/veya sağlık problemi var
          4. cimadan zevk almıyor

          bu problemler birbirleriyle bağlantılıdır. önce gözleri muhafaza etmek gerekir. bu izleme işini zahmetli/imkansız hale sokmanız gerekir. ör. evde tv/internet varsa bunları kapatacaksınız.
          bu tarz yayınları izlemeyi bıraktığında veya engellendiğinde, istimna isteği ortadan kalkacaktır.
          malumunuz iş hayatı, trafik, günün keşmekeşi özellikle buna maruz kalan erkekler üzerinde ciddi baskılar ve yorgunluklar oluşturmaktadır. Erkek hem kendi başarısı için, hem zindeliği için, hem gün sonu bitkinliği yorgunluğu önlemek için beslenmesine dikkat etmelidir. eğer bir sağlık problem varsa – ki basit bir kan testiyle ortaya çıkar – bu tedavi edilmelidir.
          beslenmesi iyi (bal, kaymak, ceviz v.b. takviyesini alan), sağlığı yerinde, psikolojisi sağlam, bir erkeği yerinde tutmak zordur.
          gerisi malum….
          Yatak odasına dönen erkek aynı zamanda istimna yapmaktan vazgeçer. İstimna alışkanlığı/ihtiyacı ortadan kalkan erkek, cinsel içerikli yayınları da izlemez, yine bu alışkanlık/ihtiyaç kendiliğinden yok olur. Ve yine hanımına döner. Hanımı da (sadece hanıma yüklemekte doğru değil ancak öncelikle hanımda) Cihad beyin izah ettiği gibi, yatak odasını renklendirirse; yatak odasından zevk alır, hanımına bağlanır. Aralarındaki bağ, sevgi, muhabbet artar. Hem cinsel yönden enerjisini hanımıyla harcayan, hem hanımıyla muhabbeti sevgisi artan erkek, gözünü haramdan sakınır. Haramdan sakınan erkek, hem tatmin olduğu için, hem de sevgisine halel getirmemek için zinadan ve zinaya giden yoldan uzak durur.
          Hanım içinde; erkeğini tatmin eden ve erkeğiyle tatmin olan hanımda erkeğine bağlanır. Gereksiz kapris ve kıskançlıkları yok olur. vs.

          Rabbim yar ve yardımcınız olsun!

          • Asude diyor ki:

            Yahya Bey,
            Eşim değerleri oldukça yüksek ve senede 1 kere hasta olan ya da hiç olmayan biri.
            İri yapılı güçlü ve dayanıklı bir bünyesi var.
            Beslenmesi de çok iyi, iştahlı birisi.
            Yani cinsel anlamda dürtüleri çok kuvvetli.
            Zaten o nedenle seyrek birliktelik istemesini yadırgadığımı yukarda ifade ettim.
            Ancak özellikle son bir yıldır istimna alışkanlığını da bıraktı sayılır.
            Yani takip etmiyorum ama bi elin parmağını geçmemiştir diye düşünüyorum.
            O da benim şehir dışında olduğum vakitler…
            Kısacası kendini cinsel anlamda geri çekmesinin nedenini henüz çözemedim.
            Ama siz, Abdullah ve Cihad beylerin yazdıklarından çıkarımıma göre biraz renkliliğe ihtiyaç duyduğu düşüncesi mantıklı geldi.
            Bir de belki biraz kaçan taraf olmam gerekiyor.
            Ama eşimde anlam veremediğim bir adım atamama durumu var.
            Belki benim adım atmamı bekliyo ama öncesinde bi kaç kere red cevabı almamdan ötürü ben de cesaret edemiyorum açıkçası.
            Bunları iyi vakitlerimizde kendisine de sordum ama anormal bi durum olmadığını söyledi…
            Çok uzattım, kusura bakmayın.
            Yukarda da yazdığım gibi artık siz ağabeylerimden aldığım güzel tavsiyeleri uygulama vakti.
            Herşey için çok çok teşekkür ederim, Allah razı olsun…
            Saygı ve minnetle…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            ASUDE HANIM’a…

            En başta sorununuzla ilgili yazdıklarınızdan ve burada ki insanların size tavsiyelerinden sonra hala aynı seyleri yazmanız sizin hala SORUNUN KAYNAĞINI ve SİZE YAPILAN TAVSİYELERİ TAM OLARAK ANLAMADIĞINIZI GÖSTERİYOR.

            “Yani cinsel anlamda dürtüleri çok kuvvetli.”
            “Ama eşimde anlam veremediğim bir adım atamama durumu var.”

            Yazdıklarınızdan anladığımız kadarıyla Kocanız genç, güçlü, sağlıklı ve arzulu ama beyni prn izleme alışkanlığından ötürü cinsel manada görsel olarak uyarılmaya alışkın olduğu için MOTİVASYON yani UYARILMA problemi yaşıyor. Kocanızın bu konuda İLK ADIMI ATAMAMA Probleminin asıl sebebi ve sizin ortadan kaldırmanız gereken sorun bu problem.

            Aslında önünüzde tencere, ocak un, seker ve yağ var size düşen bunlarla HELVA YAPMAK

            Diğer taraftan;

            “Belki benim adım atmamı bekliyo ama öncesinde bi kaç kere red cevabı almamdan ötürü ben de cesaret edemiyorum açıkçası.”
            “Bir de belki biraz kaçan taraf olmam gerekiyor.” DEMİŞSİNİZ

            Asla böyle bir davranış içerisine girmeyin. Bu bütün her seyi daha da kötüleşitirir vede bu konuda ki cabalarınızın tamamını yok eder.

            Ama dozunda yapacağınız HELAL FANTAZİLER, NAZ, CİLVE, OYUN, MEKAN DEĞİŞİKLİĞİ ve GÖRSEL ATRAKSİYONLAR kocanızın ilk adımı atmasını kolaylaştırır, Cihad beyin yazısında altını çizdiği şekliyle beyin nöronlarının çalışma şeklini değiştirir, eski alışkanlıklarını unutmasına ve kısa sürede normalleşmesine sebep olur.

            Ayrıca, cinsel yönden güçlü olan erkeklerin çoğu önce duygusal olarak uyarılmayı, (saçının okşanması, karısını koklamak, karısının dizinde uzanmak, tatlı sözler,küçük öpücükler vb) sonrasında cinsel ilişkiye girmeyi daha çok tercih ederler. Bir başka ifade ile SONUÇ’dan önce SÜREÇ’e önem verirler.

            Bunları dikkate alırsanız inşaAllah en kısa sürede huzurlu ve mutlu bir evliliğiniz olur.

        • Yahya diyor ki:

          Yazmayı unuttum:
          İbadet!

          İbadeti bırakan insanlar zevk sefaya malayaniye düşerler.
          Özellikle namaz bir kalkandır.
          İnsan ibadete sarıldıkça malayaniden, günahdan zevk almamaya başlar.
          Cinsel içerikli neşriyat ile uğraşmak gözlerin ve kalbin nurunu alır.
          Kalbi karartır.

          Eşiniz için yazmıyorum ancak dikkat edilmelidir!

          Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey yazdiklariniza ilaveten cinsel icerikli goruntulere fazla bakan kisilerde “unutkanlik”da hasil olur. Malum, cagimizin da hastaligidir unutkanlik.

            Asude hnm, eger beyiniz de sizin gibi sorununun farkindaysa ve bundan muzdaripse sakin umitsizlige dusneyin. Cunku dogru teshis tedavinin yarisidir ve bircok insanin en buyuk problemi rahatsizliklari degil, rahatsizliklarini kabul etmiyor oluslari.
            O zaman evde interneti keserek en buyuk adimi atmis olursunuz diger arkadasimin da dedigi gibi.
            Bilmiyorum ama bu aliskanligini yendigi zaman sizin mahrem yasaminizin da cok guzel ve normal bir seyre donecegine dair buyuk bir inancim oldu.
            Siz esinizin isteksizliginden ziyade bu aliskanligini yenmesi icin ilk etapta yogunlasmaya calisirsaniz gerisi corap sokugu gibi gelir insaallah. Tabi siz beni de cok ciddiye almayin, benimkisi yalnizca bir his ve temenni. Diger degerli yorumcu abi ve kardeslerimin direktiflerini dikkate alin, ben de size dua edeyim.
            Allah yuvaniza selamet versin ve muhabbetinizi artirsin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Ben de yazıp yazmamakta kararsız kaldım ancak maruz kaldığım bozucu etmenleri yazmak istedim. Seksenlerin sonuna doğru dünyaya gelmiş biri olarak vunları yaşayan ben gibi bir çok insan olduğunu biliyorum. Yazmam belki sebepleri anlatmak açısından bir anlam ifade etmeyecek ama sonuçlarını değerlendirmek açısından belki fikir verebilir.

            Çocukluğum ardı ardına özel televizyonların kurulduğu zamana denk geldiğinden televizyonla epey haşır neşir oldum. Çocukluğumda kırmızı noktalı film diye bir kavram vardı. Dahası türkçesi galiba karışık meyve demekti öyle bir program vardı. Güzellik yarışmaları vb. Çocukken babama sormuştum bu mankenler niye açılıyor böyle, madem güzeller alınlarına yazsınlar ya güzeliz diye sorduğumda büyüyünce anlarsın demişti. Yine çocukluğumda maç yayını yapan şifreli bir kanal vardı. Geceleri farklı maçlar(!) oynuyordu…Hiç unutmuyorum bir Ramazan ayında şifresiz yayın yapmışlardı ki kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Karasal yayın herkese açık…İsteyenin görüp isteyenin ise görmekten öteye götürüp bakabileceği bir ortam… Çok şükür evimizde cd çalar yoktu. Üniversiteye başlayana kadar cep telefonum da bilgisayar ve internetim de olmadı.
            Sanayideki kahvede ismini vermeyeceğim gazeteler de var hani. Neyse ki deprem zamanı açık resimler yoktu…
            Bilgisayarım olmadığından yazılımlarımı cd de gezdirirdim. CD çeken bir arkadaş adet üzere bana cd de boş yer var istersen arşiv atayım diye teklifte bulunmuştu ki evlerinde cd çalar olan teyzeme meraktan sizde film var mı diye sorunca p. filmmi istiyorsun cevabını almıştım. Normal film istemek herhalde 14 yaşındaki bir erkekten beklenmemişti…
            Unutmadan şu meşhur 900’lü hatları da hatırlamak gerek…Ara beni vb…

            Ülkemizde hiçbir şey durup dururken olmadı ve durup dururken olmuyor. Umumhaneler kapatılsın isteğine karşı bir siyasiye atfedilen bir söz vardır bilenler bilir…Bu arada devlet bize yer göstersini de unutmamak gerek… :) Bir de gencim bekarım olabilirler vardı. Çiçek sulayanlar vb…

            Bana sen hiç p. izledinmi diye sorabilecek kadar edepli(!) lise arkadaşlarım da vardı ki kızlardı ayrıca durup dururken sormuşlardı, nedense etek boyları ilk teneffüste kısalırdı. Hani biz kardeş kardeş karma eğitimde okuyacaktık ya… Biri bizi gözetliyordu hani gelin kaynana vardı. Nedense her film ve dizide illa ki bir kadın-erkek arası münasebetin işlendiği sahne olurdu. Tek tesellimiz sadece erkek-kadın iki insandan oluşmaları. Daha kötüsü de olabilirdi.

            Üniversite ilk sınıfta sağ olsun(!) bir arkadaş yolda yürürken kızlara bakmıyon mu diye kızlara bakma diye bir olgunun varlığından haberdar etmişti. Küçük şehirden istanbula yeni gelmiş on sekiz yaşındaki bir genç erkeği…En azından arşiv ağlarına ekleyip başka olguların varlığından haber etmediler o zaman…

            Otuz yaşında bekar ve yalnız yaşayan bir erkek olarak bunları yazıyorum. Çok şükür kızılaya düzenli kan bağışı yapabiliyorum…
            Eve misafir ettiğim arkadaş hadi escort çağıralım dediğinde he deseydim ne olacaktı peki?

            Asude Hanım da lütfen kusura bakmasın. Konuyu dağıtır gibi oldu ama kök sebepleri de hatırlatmak istedim. Çocukken namaz kılmayı öğretmediğiniz evladınıza on yaşına gelince niye namaz kılmıyon ulan diye kimse tokat atamaz, atmamalıdır…
            Bir çok insanın benzer şekilde yetiştiğini de biliyor ve görüyorum. Belki onların hislerine tercüman olurum. Ruhumuzu teslim etmediğimiz sürece tevbe kapısı açıktır ve samimi tövbe eden hiç günah işlememiş gibi olur…

            Selametle…

            (Kişisel yorum yapacak olan meraklı insanlar varsa benim de onlara istediğim şeyleri sormama izin vermeleri şartıyla yapabilirler…)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sonradan aklıma geldi. Bir de şu 70’lerde yeşilçam furyası vardı. Üç film birden…Seksenlerde yumuşadı ve japonya bayrağı temalı arabesk filmlerine dönüştü sonra. Erkekler görseldi ve kapılıp gittiler bir şeylere. Kızlarımızın çoğu temiz zaten. Filmlerde gördükleri yakışıklı artistlerle beraber olmayı hiç hayal etmediler. Icq msn vb kullanıp kendilerinden on yirmi yaş büyük erkeklerle chat yapıp duyusal işitsel nefislerini doyurmadılar…

          • Asude diyor ki:

            Burayı yeni gördüm, kusura bakmayın.
            Namazlarını kılar eşim.
            Haramlara karşı da kısmen dikkatlidir.
            Daha önceki yorumumda da belirttiğim gibi biraz karşı cinse resmi olamama durumu var sadece beni rahatsız eden.
            Bunu kötü niyetle yapmadığını biliyorum.
            Ama şeytan sağdan da yaklaşmadı değil geçmişte.
            Yani nazik davrandığı kişilerin yanlış yorumlaması üzerine başımız çok ağrıdı.
            Hala bu konuda sıkıntı yaşıyoruz.
            Mesela en basitinden çarşıda markette bi satıcı ya da çalışana kolayca takılıp gülen (tabir yerindeyse şirinlik) yapabilen birisi.
            Bunun dinen uygun olmadığını biliyor ama niyetim kötü değil benim yapım bu diyerek geçiştiriyor.
            Kendisi dini bi vakıfta da görevli aynı zamanda.
            Ki tanışmamız da vakıf aracılığıyla olmuştu zaten.
            Yine çok uzattım.
            Hakkınızı helal edin.
            Saygılarımla…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Asude Hanım.

            Karşı cinse karşı resmi duramama daha doğrusu rahat olma konusu maalesef günümüzdeki en büyük sorunlarımızdan biri. Özellikle işyerlerinde büyük bir sorun. Eşiniz gibi olup da sorun yaşayan evli hanımlar da var. Çok özel konuları bile açabiliyorlar hani bir başkası yanlış anlayabilir ki anlayanlar da olmuş, duyunca şaşırıyoruz. Rahatlıktan da değil iyi niyetten belki ama en azından insan kendini frenlemeli. Herkese güleryüz gösteren bir hanımın kocasının herkesten bir farkı olmalı. Keza erkek için de öyle. Eşine gösterdiği ilgi alaka yabancı bir kadına gösterdiğiyle aynı olmamalı. Mesela ben de güleryüzlü ve muhabbeti seven biri olmama rağmen ilk defa tanıştığım hanımlara karşı duvar gibi oluyorum kendimi tutuyorum. Bu yüzden evli sanıyorlar çoğunlukla… Bunu insan zamanla öğrenebiliyor. Ancak iş ortamında uzun süre muhatap olunca ve belli bir güven de oluşunca maalesef gereksiz muhabbetlere girebiliyor insan. Dışarıda bayan kankalarım yok ya da işyerinde çay ve yemek molalarımı hemcinslerimle geçiriyorum ama diyelim bir arkadaşla sohbet ediyor olalım onlar da muhabbeti sevdiklerinden yanımıza geliyorlar. Tek çaremiz konuşurken yere bakmak gözü kaçırarak fazla göz göze gelmemek oluyor. Ben de mesela gereksiz yere artık muhatap olmamaya kesin şekilde karar verdim. Bugün tuttum kendimi muhabbete girmeyip kaçtım aralarından. Mesela hasta olanlar oluyor. Soruyorduk hayırdır geçmiş olsun vb. Epeydir de geçmiş olsun vb mesaj vb sormuyorum geldiklerinde nezaketen söylüyorum ki o bile olmamalı aslında ama yapıyoruz…
            Bir arkadaş evlenirken eşi söz almış işyerinde gereksiz muhabbete girmeyeceksin hanımlarla diye sözünü tutuyor. Ben de mesela kendime söz verdim bu konuda yakın zamanda. Dışarıda sorun yaşamasamda işyerinde artık daha dikkatli davranıyorum…

            Aslında sizin sorununuzu şu an daha iyi anladım. Siz eşinizin ilgisini üzerinize çekmek istiyorsunuz. Belli sebepler düşünmüşsünüz ancak ne olduğunu tam bulamamışsınız. Sebepler burada konuştuklarımızın yanı sıra başka şeyler de olabilir. Ancak bazı tedavi yöntemleri vardır ki sebebin ne olduğuna bakmaksızın çözüm anlamında sonuç verir. Değerli yorumcuların özellikle abilerimizin tavsiyeleri çözüm sağlayacaktır inşAllah.

            Benim de nacizane tavsiyem siz de bu gibi konularda ve zararlı yayınlar konusunda söz isteyin. Sizin onun için yeterli olduğunuzu anlatın. Ve bence açık açık konuşun, içinize atmayın. Ben daha büyük bir sorununuz var sanıyordum. Aldatma vb. konularında vesvese yapmayın. Eşinize sizi kıskanmasını öğretin ve sizi kıskanmasını sağlayın. Elbette kıskandırmak için başka erkeklerle muhatap olun demiyorum. Hani dışarıda bazı bayanlar vardır. Duruşuyla tavırlarıyla ben burdayım derler. Eşiniz sizi evde o vaziyette görürse dışarıda da öyle olma ihtimalinizi düşünür ve kıskanır. Kıskanınca da ilgisi size yönelir. Erkekler ilgisiyle kıskanması arasında iç içe geçmiş bir durum vardır. İlgi duyunca kıskanır kıskanınca ilgilenir bu sefer daha da kıskanır. En sonunda gözü dışarıyı görmez olur. Bu konudaki metodları öğrenip uygulamak da sizin gayretinizle olacak inşAllah.

            Selametle…

        • seysey diyor ki:

          Asude Hanım; eğer zarifhanimlardaki sizseniz size şu yorumu tekrar okumanızı tavsiye ediyorum.

          =========================================
          “Asude hanımcığım, Zeynep hanımcığım, ikinize bir cevap vereyim. Cinsel poroblemlerin hepsi cinsel kaynaklı değildir. Öncelikle iletişim kaynaklı mı cinsel kaynaklı mı ona bakmak lazım. Karı-koca arasında kötü bir iletişim varsa bu cinsel hayatı etkiler ve karı-kocayı birbirinden uzaklaştırır. Kötü bir cinsel hayatta iletişimi bozar. Porno alışkanlığı genellikle erken boşalma problemlerine neden olduğu için erkek bu konuda kendini yetersiz hissedince karısından uzak durabiliyor. Gurur meselesi yaptığı için de bunu karısı ile konuşmuyor tedavi olmayı düşünmüyor. Ya da kadın cinsel konuda isteksiz ise ilişkide tatmin olmuyorsa ikisinden de kaynaklanan sebepler olabilir bu problemlerin çözülmesi zor değil çözülmesi lazım. Zeynep hanımın eşinin problemi biraz daha psikolojik duruyor. Öpmekten ve dokunmaktan kaçındığı için. Bazen çocukken cinsellikle ilgili bir şeyden tiksinti duyduysa mesele anne-babası uygunsuz halde görüyor ya da tacize uğrayıp kimseye söyleyemiyor ya da başka bir sebep. Bu problemi için eft teknikleri kullanan bir psikologa giderse fayda görebilir. Böyle bir sebebi yoksa eşi tatmin olmuyorsa bunun hayal kırıklığını tekrar tekrar yaşamamak için de uzak duruyor olabilir. Sebep her ne ise problemin muhakkak çözülmesi lazım. Karı-kocanın en başta vazifesi birbirini cinsel olarak tatmin etmesidir. Sebep iletişim bozukluğu ise onu da acilen çözmek lazım.”Sema Maraşlı.
          ==========================================

          Tam cümle hatırlamıyorum ama bi yerde de karşısında babası varmış gibi hissettiğini falan söylemişti,sonra bir yerde de fazla süprize gerek yok demişti,siz de kendinizi devamlı fiziksel olarak eleştiriyorsunuz.Ona göre çözüm arıyorsunuz…
          —————————————————————————
          “Ben de tahmin edeceğiniz üzere annemin kopyası, oysaki onu da onca eleştirirken…”

          “Yani eşime 1 hafta sakin ve yapıcı davransam 1 haftanın sonunda kalbimi kırdığu bi konuda tüm yuttuğum konuları kusuyorum.”

          “Ya da hiç farkına varmadan kendimi erkeksi bi tavırla yakalıyorum.
          Eşim benden için “karşımda babam varmış gibi hissediyorum” diyor.
          Yani öylesine sert, soğuk ve kadınlıktan uzak…”

          “Güçlü olsun diye çabaladığın kızın erkek olmuş anne…Annemi yıprattığın için “ben kocam tarafından yıpranmayacağım” diye bilenerek kariyer peşinde peşinde koşan kızın kendini erkek gibi hissediyor artık baba…”
          —————————————————————————

          “Çünkü eşimle aramız iyiyken cinselliğe daha sıcak bakıyo.”

          “Ama ilk adımı hep benden bekler.”
          —————————————————————————-

          Ben sadece bir tahmin yürüteceğim yanlış olabilir;

          1.Cinsellikle ilgili kalbini kırdınız bu yüzden sizden adım bekliyor.
          2.Dilinize sahip çıkamıyorsunuz o yüzden size kırılıyor,güceniyor sizi cinsellikle cezalandırıyor.
          3.Erkeksi tavırlarınız itici geliyor ve her gün adım adım uzaklaşıyor.
          4.Güç yarışına giriyorsunuz .
          —————————————————————————–
          Ben sizin sorununuzun porno olmadığını,iletişim olduğunu düşünüyorum.

          Şöyle yazmışsınız;”Bizdeki sorunlardan biri sanırım iletişim.
          Çünkü eşimle aramız iyiyken cinselliğe daha sıcak bakıyo.”

        • Ayşe diyor ki:

          Asude hanım sağolsun abilerimiz yeterli cevaplar vermişler ama bende bir hanım kardeşiniz olarak tecrübemi yazmak istedim belki size belki bir başkasına faydası olur.Ben çok hürmet ettiğim ve güvendiğim eşimin bekarlıkdan beri böyle bir alışkanlığı olduğunu ancak yıllar sonra öğrendim çünki iş yeri ev rahatlığında ve alışkanlığın sebeb olduğu diğer malum problemlerdede kendisine tamamen hüsnü zanla bakdığım için fizyolojik başka sebebler aradım ta ki bir tesadüfle karşıma çıkana kadar.
          Biz evinde televizyon bile olmayan hayatını dinine göre yaşamaya çalışan insanlarız ve aramızda hiç bir kırgınlık uzaklık yok.Tabi ben büyük bir şok eşim büyük bir mahcubiyet yaşadı ve hemen bir daha böyle birşey olmayacağına söz verdi özür diledi .Ben çok üzülmüş olsamda ve malesef güvenim yıkılmış olsada onu hiç kınayıcı ayıplayıcı birşey söylemedim özürünü kabul ettim ve ertesi günden ona karşı iyi muamelemi hiç değiştirmedim.Benim bu davranışım eşimi minnattar bırakdı Büyük bir hayal kırıklığı yaşasamda hayatımızda bir yanlışın bütün doğruları götürmesini istemedim Bu davranışın beğenmeyişiyle alakası yok biliyorum ve kendime güvenimi hiç kaybetmedim .
          Bu durumu öğreneli bir kaç yıl oldu kendisini hiç sorgulamıyorum zaten evin dışında olduğu için takip imkanı yok o hesabını zaten Allaha verecek o bana sevgi ve saygı göstermişti bende affedici olmak istedim
          Evinizden huzur ve bereket eksik olmasın

          • Asude diyor ki:

            Abdullah Bey,
            Tespitiniz doğru: yani sorunun kaynağını tam olarak anlamadım.
            Dediğim gibi eşimle bu meseleyi konuştuğumuzda bi anormallik olmadığını söyleyerek konuyu kapattığı için nedenini haliyle teyit edemedim.
            Buradaki yorumlara göre zihnimde ihtimalleri canlandırıp ona göre yol almayı planladım.
            Zira eşimden net bi cevap alamayacağımı bildiğim için tahminlerden yola çıkmam gerektiğini düşündüm.
            Sorunumla ilgili birden fazla neden olduğu aşikar: haram alışkanlıklar, iletişim sorunu, güven zedelenmesi, biriken sıkıntılarla birlikte dişiliğimi hissedememem ve erkeksi bi mücadeleye girmem, bununla birlikte eşimle muhabbetimizin azalması vb. Ve belki de temel sebep diğer konu da da teşhis ettiğiniz gibi “teslimiyetsizlik”…
            Tavsiyeleri anlamadığım konusuna gelince…anladığımı düşünüyorum, ancak uygulama kısmında tam olarak nerden başlayacağımı bilmediğim için konuyu dallandırıp budaklandırdım.
            Dediğiniz gibi “teslimiyet” ile başlamak gerekiyor sanırım.
            Gelen her yorumla derin düşüncelere dalıyorum, konuyu dağıtıyorum ve bu sizi detaylardan sonuca varamadığım düşüncesine sevk edebilir.
            Bu nedenle de kıymetli vaktinizi aldığım için inanın vicdanen rahatsız oldum.
            Herşey için Allah razı olsun, yardımlarınızı katında misliyle yazsın inşallah…
            Saygılarımla…

            Sadece Fatih Bey,
            Karşı cinsle samimiyet konusundaki yorumunuzu çok beğendim.
            Teker teker alıntı yapmayı bilmediğim için özellikle beni etkileyen kısımları yazamadım ama yardımınız için Allah razı olsun.
            En hayırlı zamanla size iki cihan huzuru yaşatacak bir yuva kurabilmeniz duasıyla….

            Seysey hanım,
            Zarif hanımlardaki yorumlarım da buradakiler de birbiriyle ilintili bir çok problemle imtihan olmam neticesinde dökülen sözler.
            Yani burada konu cinsellik olduğu için o eksende bir diyalog gelişti.
            Ancak Yahya Bey ve Abdullah Bir beylerin de yorumlarıyla yardımcı olduğu

            http://www.cocukaile.net/kadin-miyiz-bayan-miyiz/

            Konusunda da yukarıda sizin zarifhanımlardan alıntıladığınız sıkıntılarımdan bir kısmını paylaştım.
            Tahminlerinizin hepsi doğru ve yerinde.
            Ancak eksiği yok fazlası var malesef.
            Yani dört maddeyle sınırlı değil.
            Abdullah Bir Bey’e yukarıda yazdığım gibi birden fazla neden olduğu aşikar.
            Bu size göre iletişim sorunu.
            Abdullah Beye göre ise eşe teslimiyetin olmaması.
            Bana göre ise de her ikisi.
            Hasılı…Burda tüm sorunlarımı balon yapıp baş ağrıtmak istemiyorum.
            O nedenle kendimde ve evliliğimde eksik hissettiğim noktaları “ilgili” yazıların altında paylaşmaya çalıştım ki hem konu dağılmasın hem de sizlerin vaktinizi çalmayayım. Ancak yorumlara göre cevap vereyim derken çoğu zaman konuyu dağıttım, affola…
            Çok kıymetli ve çözümcül yorumlar aldım.
            Artık bunlardan yola çıkarak inşallah bazı şeyleri yoluna koyabilirim.
            Allah sizlerden razı olsun.
            Muhabbetle…

            Ayşe Hanım,
            Samimi yorumunuz için çok teşekkür ederim.
            Allahım huzurunuzu daim eylesin.
            Muhabbetle…

        • seysey diyor ki:

          Siz bu işin üstesinden gelirsiniz Asude Hanım.Allah yardımcınız olsun.

  6. gulpembe diyor ki:

    Farkli acidan kendimce bikac parantez acmak isterim…

    1.“cepte gormek, cezalandirmak, simartmak “gibi kuruntular erkekten de gelse, kadindan da gelse, evlilige zarar verir. Eger evliligi yapan kisiler iki yetiskinse , yetiskin gibi davranmalari; acik iletisim ve karsisindakinin anladigi sevgi diliyle bunu cozmeleri daha isabetli olur.evlilik taktikle yuruyen birsey degil. Pekcok erkek karisini “simartmamakla -sevgisiz birakmak” arasindaki farki ayirt edemiyor.

    2.esler bazen birbirlerine kusebilirler, fakat kusmeyi yahut alttan almayi huy haline getirmek yine ifrattir. Her zaman ilk adimi atmak zorunda birakildigini hisseden taraf zamanla kendini degersiz gorme ve karsindakine kin tutma egilimine girebilir. Ayrica kusmeyi huy haline getirmis/aliskanlik edinmis; iletisim becerisi olmayan erkekler karisinin gozunde feminen bir duruma dusebilir, “naz kadin icin derler ama kocam benden daha nazli/ kocamin nazindan bana sira gelmiyor” diye sikayet eden cok kadin tanidim.

    3. gizem ve cazibe arayisi hem kadin da hem erkek de vardir, bu asktan yahut ask arayisindan gelen bir ruh halidir. Eger ask saglam temeller uzerine atildiysa ilerleyen evlilikle beraber kuvvetli bir bag ve sevgi formuna evrilir. Eger askin temelleri saglam degilse, ask gectigi zaman eslerden biri digerinin gozunde “siradalasan ese, basitlesip normallesen bireylere”donusebilir. Bunun caresi daim bir heyecan arayisi olamayacagi icin kisilerin ruhsal doyumlarina, dusunsel derinliklerine de yatirim yapmalari gerekir.

    Haramlara dikkat etmeyip guncel tabirle “hizli yasayan” her daim ask adi altinda heyacandan heyacana kosan bazi erkeklerin, “butun kadinlar ayni aslinda” noktasina gelerek, Leyladan Mevlayi bulduktan sonra hidayete erip hacca gitmesi gibi…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Gülpembe Hanım.

      Yazdığınız yorumda

      1. ve 2. maddenin sorumlusu da yine kadınlardır. Zamanında kendisini nikahlamış bir adam kendisine küsüyor ve sevgisini esirgiyorsa muhtemelen kocasının tepesine çıkmaya çalışan bir hanımdır bu kişi. Kökeni feminizmdir.

      3.Maddede ise şöyle bir ayrıntı var, erkekler için belki fizyolojik diyebileceğimiz bir durum. Kazanma elde etme arzusunun tezahürü. Erkek doğuştan hırslıdır, mücadeleyi ve sonunda ödül almayı sever. Feministler kocalarına kendilerinin ihtiyaçları olmadığını yansıtınca kaybolan olgu bu işte. Kadınlarda ise bu öğe biraz daha hayata renk katma anlamında işe yarıyor. Erkeklerinki gibi içgüdüsel br durum değil biraz daha psikolojik bir durum. Erkek için olayı ileri götürüp olmazsa olmazlara bile ekleyebiliriz kadınlar için aynı olmasa gerek. Bir de elin gavuru kadın geliyor Türkiye’ye oyun/dans vb eğitimi alıyor kocası için(belly dance) Bizimkilerden o kadarını beklemiyoruz ama bildikleri türkü vb varsa evde söyleyebilirler. Ama benim sesim güzel değil diyen varsa kadınların sesi erkeklere her zaman güzeldir diyorum…

      • gulpembe diyor ki:

        Ilk iki numara icin soyledikleriniz sizin onyarginizdan,kadinlar aleyhinde yanlis konumlanmanizdan oturu sadece.

        Feminist kadinlar diyeceginize ne tur hata isleyen kadinlar oldugunu acik yazarsaniz, kavram kargasasi yasamayiz, bir seminerde konusmaci feminizmin tam 70 kusur subesinden bahsetmisti mesela:)sizin neyi kasdettiginizi nasil bilebilirim?

        Askin kendisinde gizem vardir yada gizem askin bir huzmesidir,bununla beraber o kiside olmayanlari da ona yakistirirsiniz.. Sarkisi da var ya;
        “o beni prenses ,peri saniyor,
        mitolojiden biri saniyor
        ….ellerim bile cirkin benim, ben en iyisi degilim bunu hazmet”

        guzel ,goren gozundur.. nefis topraktan baskasiyla doymaz.

        • gulpembe diyor ki:

          yine yanlsi anlasilma olmasin not duseyim..
          ben erkegin hanimindan farkliliklar beklemesini yadirgamiyorum, bunda kadin da hemfikirdir zaten ve evlilik enerjsinin cogunu buradan alir.
          fakat bu heyecan arayisi ayni zamanda erkekte poligamiyi de tetikledigi icin nefsin bu yonunun torpulenebilir oldugunu belirtmek istedim.

          feminizm konusunda da sunu soyliyim, feminizme ve feminsitelre cok kizan bazi kadinlarin kocalarina cok guzel kafa tutabildigini gordum. o yuzden kurani kerim feminist degil, nasize (gecimsiz) ifadesini kullanmistir, kavramlari guzel istimal etmeli.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Gülpembe Hanım.

          Önyargı değil gözlem. Bazı konular hakkında önyargı gibi gözüken yorumlarımın teknik izahatı da var. Olasılıkta altı sigma muhabbeti var. Standart dağılıma sahip bir kümede diyelim bu istatistiği tutturursanız neredeyse kümenin tamamını kapsıyorsunuz. Elbette dışarıda kalanlar olur ama onlar istisna ki artık önyargı mı dersiniz durum tespiti mi dersiniz size kalmış. Bir konuyu ne kadar araştırırsanız iyisini de kötüsünü de o oranda görüyorsunuz. Türkiye’ye gelin de bir görün ne kastettiğimi anlarsınız.

          Feminizmin şubeleri vb. benim bilgim yok o kadar. Siz neyin ne olduğunu benden daha iyi biliyorsunuz. Ben kadınların haklarını feministlerden daha iyi koruyabiliyorsam ne yaptıkları umurumda değil açıkçası. Kocanıza karşı bakımlı olun dediğimizde kadın haklarını savunacağız diye önce erkekler kendine baksın diye fişeklemiyorlarsa sorun yok . İşyerinde bekar bir abla var mesela yaşı da epey geçkin, evli arkadaşlarını kötülüyordu. Neymiş kendileri eve gitmek yerine kendilerini kocalarına aldırıyorlarmış. Kocalarına ihtiyaçları olduklarını hissettiriyorlarmış hatta bazen sanal zorluklar çıkartıp kendilerini kocalarına kurtartıyorlarmış. Böyle yapmaları o ablamıza göre çok saçmaymış. Erkek öyle elde mi tutulurmuş muş kendisi her işini kendisi yaparmış mış…

          Yazdıklarımın bilimsel arka planlarını uzun uzun yazamayacağım. Çünkü yazsam da bir şey değişmiyor ki bir kısmını evvelden yazmıştım. Bilimsel bir gerçek daha doğrusu Allah’ın yarattığı düzenin tarifini sunduğum halde “bana göre” diye başlayan cümleler görüyorsam yazmamın anlamı yok. Çok eşliliğin arka planında erkeğin tohumlarını etrafa saçma isteği vardır mesela. Mümkün olduğunca çok eş ister.

          Fakat aşağıdaki söz erkeklerin eşlerinde nasıl bir güzellik beklediğini açıklıyor olsa gerek.

          “Güzel yüzlüye kırk günde doyarsın da güzel huyluya kırk yıl da geçse doyamazsın.”

          • gulpembe diyor ki:

            fatih bey,
            yorum icin tesekkurler.” olasiliklar , olasiliklar , olasiliklar …”
            diyorum:)
            kolay gelsin

    • .../nisa diyor ki:

      Gülpembe hanım

      1-Cihad bey’in yazdıklarından benim anladığım fıtri olarak mahrem hayatın sırrını kaybetmemek. Sizin yazdıklarınızda doğru ki evlilikte sorunlar yada mutluluk paylaşıldıkça bir anlam kazanır iletişimin olmadığı yada heyecanın kaybolduğu bir evlilikte karı koca ilişkisinden çok kardeş ilişkisine dönüşür yada sorunlar yığın yapılır patlama anı beklenir.

      Evlilik taktik işi değildir ama insan ilişkilerinin en yoğun olduğu yerdir burada da karşıdaki insanı tanıma kendini tanıma ilişkiyi yürütme beceresi önemlidir. Bir bakıma mizaçların alışkanlıkların evliliği sürdürebilmek için yönetimi diyelim.

      2- Evli olmadığım için bu konuda yorum yazmam ne kadar doğrudur ama küsmek ilişkilerde haddinden fazla yoğunlukta ve uzun sürüyorsa bir yerlerde sorun vardır yada sizin dediğiniz gibi huy olmuştur. Özellikle evlilikte küstüm çocuklar gibi oynamıyorum mantığı tehlikeli olabilir.

      Bu noktada kısa süreli gönül koyma heyecanı artırabilir ama uzun süreli küsme iletişime kendini kapatmadır şeytanı sevindirmek olur zamanla durum olumsuzluğa gidebilir. Yada bu olumsuz huy ilişkide bir tarafı sürekli haklı konumda diğer tarafı köle tarafında görme eğilimi geliştirebilir. Bu insanı narsizme yada değersizliğe sürükleyebilir.

      3- Bir anda oluşan kafa karışıklığı yada adına aşk denilen ama sonra yanılmışım diyen bir durum yerine belirli uyumun olduğu zamanla tanıyarak emek verilerek gelişen büyüyen sevginin bağlılığın daha kuvvetli ve uzun süreli olduğunu düşünüyorum. Uzmanlar zaten aşkın süresini de hesaplamışlar bu zaman diliminden sonra durum ya ayrılık yada sıradanlaşma. Geçici olana değil de hem dünyada hem ahirette faydalı olacak olana yatırım yaptığımızda uzun süreli ve ebedi olabilir.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku