Cinsiyet Eşitliği Savunucularının Bilim Düşmanlığı (4)

13 Kasım 2019Sema Maraşlı3 Yorum »

feministler kas kadın erkekEşitlik Fikri Zarar Görmesin Diye Gizlenen Gerçekler

Feminizmin bütün argümanları “kadın-erkek eşitliği” üzerine kurulmuştur. Feministler biyolojik farklılıklar dışında farklılıkları kabul etmiyor. Oysa kadın ve erkek her konuda birbirinden farklı yaratılmış.

Bilim insanları feministlerin korkusundan “eşitlik fikri zarar görür” diye yıllar boyunca kadın- erkek arasındaki farklılıkları ortaya çıkaracak çok az çalışma yaptılar, yapılanların da sonuçlarını gizlemek zorunda kaldılar. Son yıllarda kadın-erkek farklılıkları üzerine araştırma sonuçlarının bir kısmı yayınlanmaya başladı.

Kadın Beyni ve Erkek Beyni kitapları ile bir çığır açan, kadın-erkek farklılığını bilimsel çalışmalarla ortaya koyan Nöro-Psikiyatr Dr.Louann Brizendine “Kadın Beyni” kitabında bu durumu şöyle açıklıyor:

“Kadınlarla erkekler arasında fark olmaması dileyenler var. 1970’lerde Berkeley’deki genç kadınların sloganı “Zorunlu üniseks”ti. Bu, cinsiyet farklarından bahsetmenin bile politik anlamda yanlış olduğu anlamına geliyordu. Hâlâ kadınların eşit olabilmek için standart olması gerektiğini düşünenler var. Oysa biyolojik gerçekler “unisex beyin” diye bir şeyin olmadığını gösteriyor.

Derinlerde farklılıklara dayanan ayrımcılık korkusu yattığından yıllar boyunca cinsiyet kökenli farklılıklarla ilgili araştırmalar bu araştırmaların sonuçları kadınların eşitlik iddialarını zorlaştırabileceğinden yapılmadı. Ne var ki kadınlar ve erkekler aynıymış gibi davranmak kadınların da erkeklerin de işine yaramadığı gibi kadınlara zarar veriyor.”

Yüzlerce bilimsel araştırma kadın ve erkek farklılığının sadece biyolojik olmadığını kadın ve erkeklerin anne karnından itibaren farklı davranışlar sergilediğini gösteriyor.

Anne Moir ve David Jesel’ in uzun araştırmalar sonucu yazdıkları kadın ve erkek farklılıklarını en iyi anlatan kitaplardan biri olan “Beyin ve Cinsiyet” (Erkeksi Kadınlar-Kadınsı Erkekler) kitabında da gizlenen gerçeklere dikkat çekiliyor:

“Cinsiyetler arasındaki farklılığın özü aslında hormonlarla, bu hormonların etkisiyle özel olarak formatlanan erkek ya da kadın beyni arasındaki ilişkide saklıdır.  Kadın-erkek farklılığı konusunda çıkan sonuçlardan bazı araştırmacılar ulaştıkları sonuçlardan kendileri bile korktular: Bu sonuçlar arasında bazılarını hiç açıklamadılar bazılarını ise bir süreliğine bir kenara bıraktılar. Toplumsal tepkilerden çekiniyorlardı ama bir doğru bir kez ortaya çıkmışsa buna uygun olarak hareket etmek bunun böyle olmaması gerektiğini tekrarlayıp durmaktan daha hayırlı değil midir?

Eşitlik için sürdürdükleri mücadele, bilim tarafından anlamsız kılınıyor, diye kadınların öfkelenmesine gerek yok. Eğer alınmaları gerekiyorsa birileri kendilerini kandırdığı için onları kadın özlerinden yoksun kılmaya çalıştığı için alınabilirler. Son 30-40 yılda birçok kadında şöyle bir inanç yerleştirildi: ‘Sende bir erkek kadar edersin, hayatını buna göre yönlendir.’ Bu telkinin sonu, kadınların birçok alanda acı, başarısızlık, hayal kırıklığı yaşaması oldu. Hem de hiç hak etmeden.”

Eşit olmak için benzeşmek gerekir bu da kadınlarda erkekleşmeyi beraberinde getirdi. Fakat geçen süreçte kadının erkekleşmesi küresel güç ağalarına yetmedi, erkekleri de kadınlaştırmak gerekliydi.
Bunun da yolunu toplumsal cinsiyet eşitliği teorisi ile buldular. Teorilerinin bilimsel bir dayanağı olmadığı tam aksi bilim tarafından ne kadar boş olduğu ispat edilecek diye kadın-erkek farklılığı araştırmalarına ya da sonuçlarının açıklanmasına engel olmaya çalışıyorlar.

Günümüzde tüm dünyada aile kurumunun dağılması ile toplumların çöküşe gittiğini gören insaf ehli araştırmacılar ve yazarlar, bilim düşmanı cinsiyetçilere rağmen kadın-erkek arasındaki psikolojik ve davranışa yönelik farklılıkları anlatan çalışmaları yayınlamaya başladılar.

Sema Maraşlı   www.cocukaile.net 

Okunma Sayısı : 2.033

Yorum yapın

“Cinsiyet Eşitliği Savunucularının Bilim Düşmanlığı (4)” için 3 Yorum

  1. canmehmet diyor ki:

    Kadın ve Erkek meselesinin perde arkası: Harvard Üniversitesi’nde dünyaca ünlü bir iktisat profesörü : “… Bizim ekonomik dediğimiz meseleler, aslında sosyal ve kültüreldir. Demektedir. Sanayileşme: Beraberinde seri üretimi getirirken, ilk planda bunun sonuçları fazla öngörülemedi. Fabrikalar, ürettiğini satabilirse sistem ancak ayakta kalabilmektedir. Bu, bugün reklam ve borçlandırılma (Kredi kartları) üzerinden sürdürülebilmektedir. Kadın, eğer evinde anne ise, harcamaları (ağırlıklı) kişisel değil, aile için olacak ve (seri) tüketim ekonomisinin çarklarını döndürmeyecektir. Soru: Kadın, çalışma hayatından elde ettiğinin bir hayrını mı görmekte midir, yoksa: Moda-kozmetik-otomobil piyasasını mı ayakta tutmaktadır? Hayvanların mama-bakımı için dünya genelinde yapılan harcama, 256 Milyar dolar; Bu, Ülkemizde ise 2 milyar dolardır. Meselelerini sorgulamayan insan, su üzerinde akan çöp misalidir.
    Kadın ve Erkeklerimiz: kendilerine dayatılanların, gerçekte ne kadarının yararlı olduğunu araştırmalıdır. Eğitim ve öğrenimli olmak: Tüketim ekonomisinin çarklarının arasında ezilmeyi (sömürgecileri zenginleştirmeyi) değil; onlara, kendisinin, ailesinin ve ülkesinin çıkarlarını gözetmeyi sağlamalıdır.

  2. Muhsin Ateş diyor ki:

    Selamün aleyküm,
    Sema hanım sizi ve mücadelenizi destekliyor, Allah güç, kuvvet versin, istikametten ayırmasın. “Cinsiyet Eşitliği” politikasının zararları konusunda ısrarlı yazılarınız neticesinde kamuoyunda kısmen yankı buldu. Henüz icraata yansımadı ama inşaallah bu azim hatadan dönülür.
    Sehven yazdığınızı düşündüğüm bir hususu hatırlatmak istedim. İnşaallah kızmaz, alınmazsınız. Büyük bir hata değil belki ama savunduğunuz/savunduğumuz mevzu ile çeliştiği için hatırlatmak ihtiyacı hissettim. Bildiğiniz üzere eskiden beri “Bilim Adamı” denilirdi, kimse de bundan gocunmazdı. Cinsiyet eşitliği projesi yaygınlaşmaya ve kanunlarda yerini almaya başlayınca bu mefhum da değiştirildi, kadınlara ayrımcılık yapılmasın diye “Bilim İnsanları” denilmeye ve yazılmaya başlandı. Yazınızda görünce küçük bir hatırlatma yapma ihtiyacı hissettim.
    Bâki Selâmlar

    • sorular... sorular... sorular diyor ki:

      merhaba Mehmet bey. Doğru, bilim insanlarının çoğu erkektir, bu yüzden bilim adamı ifadesi çoğu zaman yanlış olmayabilir. Ancak kadınların yaptığı çalışmalardan bahseden bi yazıda bilim adamı sözünü kullanmak pek komik olurdu. Louann Brizendine ve Anne Moir birer kadındırlar. Şu sıralar Beyin Cinsiyeti kitabını okuyorum. 90lı yıllara ait bir baskı bulabildim ve kitapta “kadın bilim adamları” gibi mantık hataları gördüm. Belli ki o zamanlarda bilim insanı diye bir kavram yokmuş ve çevirmen ne yapacağını şaşırmış. Sözcüğün ingilizcesi scientist(bilimci)dir. Keşke biz de hukukçu, matematikçi, tarihçi dediğimiz gibi kısaca bilimci deseydik bilim adamı yerine. Koşullar değiştikçe dil de değişir. Cinsiyet eşitlikçilerinin yaptığı her şey hoş olmayabilir ama bilim insanı sözü işlevsiz değildir. Kaldı ki bizim dilimiz birçok dilin aksine cinsiyetsiz bir dildir. Cinsiyet eşitlikçilerinin idealindeki dil bizimki gibi bir şey olmalı. Napalım yani onlar yanlış yapıyorlar diye biz de dilimizi mi değiştirelim.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Güzel ahlak; cömertlik, bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. “ Hasan-ı Basri

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku