Cinsiyeti Bozmak Yaratılışa İhanettir

01 Ocak 2019Haberler23 Yorum »

download-2-1-e1507259950832“Kişinin benlik duygusuna, “erkeklik” veya “dişilik” duyusundan daha yakın hiçbir his yoktur.”  (Jed Diamond)

CİNSİYET: YARATILIŞ KODLAMAMIZ

Cinsiyet; erillik ve dişilik arasında genetik, biyolojik ve fizyolojik farklılık gösteren özellikler olarak tanımlanıyor.

Cinsiyet tanımlamalarında eksik olan şey cinsiyetin kişinin psikolojik farklılıklarını da gösteriyor olmasıdır. 

Cinsiyetin genetik kodlamaları kişiye sadece biyolojik ve fizyolojik özellikler kazandırmaz; insan psikolojisinin temel özelliklerini de cinsiyetinden alır.

Cinsiyet eşitliği iddialarında bulananların söylediği gibi, cinsiyet insanda küçük bir ayrıntı değil, insanın ta kendisidir.

Kişinin doğumundan itibaren gelişimi, tutum ve davranışları cinsiyet özellikleri doğrusunda hareket eder. Hücrenin cinsiyeti kişinin vereceği tepkiyi belirler.

Cinsiyet kişinin fıtratıdır, yaratılış kodlamasıdır. Biyolojik cinsiyet, kişinin cinsiyet rollerini oluşturur.

Elbette bütün erkekler birbirinin aynı, bütün kızlar da birbirinin aynı değildir. Fakat aynı cinsiyette olanlar, temel davranışları belirleyen pek çok ortak özelliği taşırlar. İstisnalar elbette vardır fakat genel olarak kadınların ve erkeklerin cinsiyet olarak sahip oldukları özellikler, onları diğer cinsiyetten ayıran temel farklardır ve bu farklar da azımsanmayacak kadar önemlidir.

“Kişi kadın olabilir fakat erkek rolü içinde yaşayabilir ya da erkek olabilir fakat kadın rolü içinde yaşayabilir.” diye iddiada bulunanlar fıtratı inkâr ederler.

Akıl kalp ve nefs erkekte ve kadında farklı çalışır. Cinsiyet ile cinsiyet rollerini ayırmaya çalışmak, yaratılışa ihanettir.

 “Erkeklere benzeyen kadınlara ve kadınlara benzeyen erkeklere Allah lanet etsin!”

Hz. Muhammed (s.a.v)

CİNSİYETTE MELEZLEŞME

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği: Cinsiyet dönüştürme ve melezleştirme hareketidir.

“Erkek ve dişi olmak biyolojiktir; fakat erkeklik ve dişilik toplumsal gelişir.” diyerek, hayatın içinde bunca gerçekliğe ve yüzlerce bilimsel açıklamaya rağmen cinsiyetin davranışlara etki etmediğini iddia etmek, oldukça mantıksız ve boş bir iddia olmasına rağmen maalesef ki oldukça çok taraftar bulmuştur.

Toplumsal cinsiyet eşitliği projesinin hedefi “kadınlaşmış erkekler” ve “trkekleşmiş kadınlar”dır. Feministlerin geçen yüzyılda başlayan haklarda eşitlik iddiası, bu yüzyılda dönüşerek iki cinsiyeti eşitleme, birbirine benzetme projesi haline geldi.

Bu proje belli ki büyük bir oyun. Pek çok devlet tarafından onaylandı ve hayata geçiriliyor. Cinsiyet eşitliği projesi kadın ve erkek cinsiyetini değiştirip yeni türler üretme projesi olarak dünyada hızla yayılıyor. Toplumsal cinsiyet kavramı siyasi, hukuki, ekonomik ve sosyal olarak güç kazanıyor.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesi aynı zamanda eşcinselliği ve diğer sapkın cinsel meyilleri meşrulaştırıp, yaygınlaştırıyor.

Bu projenin arkasında başka ne hedefler var zamanla ortaya çıkacaktır. Kapitalist sistem cinsiyetleri bozduktan sonra kim bilir insanlara neler satmayı planlıyor.

Cinsiyetler birbirine benzedikçe kadın-erkek arasında çekicilik yok oluyor, evlilikler azalıyor, insanlar yalnızlaşıyor.

Yalnızlaşan insana çözümler çoktan üretilmiş oluyor: Yapay rahim, babasız çocuk üretme, insana benzeyen robotlar… Yalnızlaşan insanların robotlarla yaşaması hatta belki evlenmeleri gibi pek çok planın tutması için zemin hazırlanması gerekiyor. Feministler de bu konuda kapitalist amcalarına yardım ediyorlar.

İnsanları yaratıcının uygun bulduğu kalıptan çıkarıp zorla başka kalıpların içine sığdırmaya çalışıyorlar. Farklılık ve zıtlık yasasının tersine yeni tipler üretimi insanlığı nasıl bir noktaya götürecek? Dinimizde kadının erkekleşmesi, erkeğin de kadınlaşması lanetlenmiştir. Çünkü sistem zıtlık ve farklılık üzerine kurulmuştur. Yaratılışı bozmak insanlara ancak hüsran getirir.

Kadınlaşmış erkekler ve erkekleşmiş kadınlar. Karşı cinsiyetin kalıbı içine sığmaya çalışan, zavallı varlıklardır. İşin acı tarafı bütün bunlar sorgulanmadan, modernlik adına kabul ediliyor.

Sema Maraşlı

 www.cocukaile.net

 

 

 

 

Okunma Sayısı : 6.971

Yorum yapın

“Cinsiyeti Bozmak Yaratılışa İhanettir” için 23 Yorum

  1. Misafir diyor ki:

    Kıymetli Kardeşlerim,
    Sağlık problemlerinden dolayı uzun bir süre yazamayacağım.
    Selam, sevgi ve dua ile kalınız.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Geçmiş olsun misafir bey, Allah şifa versin. Her ne kadar rumuzunuz misafir olsa da aslında ev sahibi gibiydiniz. Tez zamanda iyileşip dönmenizi ve faydalı yorumlarınızı görmeyi bekleriz.

    • Gulpembe diyor ki:

      “Hastalandigimda O’dur bana sifa veren(suara/80)”
      Sizin icin Tahmidiye okuyacagim.
      Gecmis olsun…

    • Yahya diyor ki:

      Değerli Kardeşimiz,

      “Ey insanların Rabbi! Şu hastalığı gider, şifa ver. Ancak sen şifa vericisin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Bu hastaya öyle bir şifa ver ki, onun üzerinde hiç bir hastalık izi kalmasın” (Müslim, Selâm, 46)

      “Resulullah (s.a.s) hastalandığında kendi üzerine Muavvizât (İhlâs, Felak, Nâs) surelerini okurdu. Hastalığı şiddetlendiği zaman ona ben okur ve elinin bereketini ümit ederek kendi eliyle kendisini mesh ederdim” (Müslim, Selâm, 51).

      Selam ve dua ile (dua edeceğim inşaAllah)

    • Abdullah Bir diyor ki:

      GEÇMİŞ OLSUN, RABBİM ACİL VE HAYIRLI ŞİFALAR NASİP ETSİN.

      HER DERDİN DERMANI HER HASTALIĞIN ŞİFASI ve HER GİDİŞİN BİR DÖNÜŞÜ-VARIŞI VARDIR, YA MENZİLE, YADA HEDEFE.

      YÜREĞİM(N)İZE İMAN, GÖZÜN(M)ÜZE FER, AKLIN(M)IZA BASİRET HASTALIĞIN(M)IZA ŞİFA, DERDİN(M)İZE DERMAN VEREN ALLAH’a HAMD OLSUN.

      ELHAMDÜLİLLAH…

    • Feyza diyor ki:

      Misafir kardesim,
      Allah c.c. Acil sifalar nasip etsin, insaallah cok onemli bir rahatsizlik degildir ve cabuk atlatir donersiniz. Yazilarinizdan cok istifade ediyorduk, dua edecegiz size.
      Cok gecmis olsun kardesim…

    • Cihad diyor ki:

      Misafir Bey Kardeşim,

      Çok geçmiş olsun,Allah hayırlı şifalar versin inşaallah. Yorum ve alıntılarınızı beğenerek okuyordum. Sağlığınıza kavuştuğunuz zaman yorumlarınıza devam etmenizi isterim.
      Hastanın duası makbuldür, siz de bizlere dua ediniz. Selamlar

  2. Misafir diyor ki:

    EŞCİNSEL ORDULAR GELİYOR!
    YAZAR: Ali Osman AYDIN

    Değerli okurlarım, sizlere çok tehlikeli, çok sinsi ama doğrudan önlem almanızın da mümkün olmadığı bir problemden söz etmek istiyorum.

    Bu problemden ilk kez ortaokul müdürü bir arkadaşım söz ettiğinde haberdar oldum. Dini eğitim de veren bir okulun müdürüydü arkadaşım. “Bu okuldaki kızların büyük kısmı onlara aşık” demişti…

    Şaşırmıştım.

    Kastettiği BTS adıyla anılan Güney Kore’li müzik grubuydu ve sözünü ettiği kızlar 13 yaşlarındaydı…

    İnanılır gibi değildi.

    Yedi üyesi vardı grubun ve Kpop diye tanımladıkları sıradan bir müzik yapıyorlardı.

    Tüm dünyada büyük bir fanatik dinleyici kitlesine sahiplerdi. İnternette grubun isminin basılı olduğu tişörtler, aksesuarlar yüksek rakamlardan alıcı bulabiliyordu.

    Müzikleri her yerde çalınıyor, danslarıyla süsledikleri klipleri herkes tarafından konuşuluyordu. Ülkemizin meşhur eşcinsel sosyal medya fenomenine nasıl iyi aile çocuğu imajı veriliyorsa, BTS için de sadece eğlenceli bir grup değil, aynı zamanda insanlara ve hayvanlara iyilik yapan şefkatli müzisyenler imajı da oluşturulmaya çalışılıyordu. BM’de konuşma yaptırılarak ciddi işler yapan, ciddiye alınan insanlar intibaı oluşturuluyordu.

    Fakat grubu bu kadar tehlikeli yapan, bütün bu göz alıcı ambalajın altında, küresel anlamda organize edilen “cinsiyetsiz toplum” projesinin bir parçası olmasıydı.

    Bu yüzden giyindikleri kıyafetlerden verdikleri demeçlere, şarkı sözlerindeki imalardan sosyal medya paylaşımlarına, efendi hallerine ve renk renk saçlarına kadar özel olarak tasarlanmış bir ürün gibiydiler.

    Şu meşhur deyişi bilirsiniz: Söyleyecek ciddi bir şeyin varsa onu gülerek söyle…

    Topluma vermek istediğiniz önemli bir mesajınız varsa onu eğlence yoluyla iletin. Mesajınız normalde ne kadar rahatsız edici olursa olsun, kabul görmesi ve benimsenmesi bu yolla inanılmaz kolaylaşır.

    ****

    BTS’yi göz alıcı bir otomobil gibi tasarlayıp piyasaya sürenler de böyle yapmışlar. Eşcinselliği meşru, olağan bir hale getirmek için müziğin, sosyal medyanın, modanın ve pazarlamanın gücünü kullanmışlar.

    Eşcinselliği ve eşcinselliğin efemine tarzını, gökkuşağı renkleri gibi sembollerini, 18 yaş altı çocuklar arasında sevilen, onaylanan popüler değerler haline getirmeyi BTS ile başarmış görünüyorlar. BTS’ nin dinlendiği her yerde eşcinselliğe duyulan sempati artış gösteriyor. Böylelikle daha çocuk yaşta eşcinsel kimliğin temelleri atılıyor belleklere. Hayranlık üzerinden eşcinselliğe kapı aralanıyor.

    Grubun arkasındaki canavar şirket, gençler arasında seçmeler yaparak ve yetenekli olanları yetiştirerek grubun devamlılığını sağlamayı amaçlıyor. Hedef daha fazla kültüre daha uzun süre nüfuz ederek eşcinsel değerleri savunan hayran orduları yetiştirmek…

    Eşcinsellerden oluşan bu grubun yaptığı propaganda nedeniyle Güney Kore’de kadın gibi makyaj yapan erkek çocukların sayısında büyük artış gözlenmiş. Gökkuşağı renklerinin kullanıldığı aksesuarların sayısındaki çoğalma gözle görülür hale gelmiş. Benzer bir etkinin, grubun ulaştığı diğer ülkelerde de görülmesi, grupla pazarlanan giyim kuşamın yaygınlaşması an meselesi. Yani kadın gibi giyinen ve kadın gibi makyaj yapan genç erkeklerden bahsediyoruz… Güney Kore’den binlerce kilometre uzakta yaşayan bizim kızlarımızdan bir kısmı ise bu grubun üyeleriyle platonik aşk yaşıyorlar. Aşk diyorum çünkü bağlılıkları hayranlığın sınırları rahatça aşacak boyutta. Erkek hayranlar bile, grup üyelerinin eşcinsel kimliklerini yadırgamadıkları gibi onlara karşı büyük bir sempati besliyorlar.

    ****

    Popüler kültür endüstrisinin bu yeni ve görünmez silahı alnımıza dayanmış durumda. Fakat ebeveynler olarak siyasetle yatıp kalktığımız, kısır tartışmalar içinde boğulduğumuz, popüler kültürün etkisini hafif aldığımız ve gençlerin dünyasından bihaber olduğumuz için durumun vahametini kavramaktan çok uzağız. Devlet olarak bir kültür politikamız da yok maalesef. Yani gençlik çayıra salınmış durumda… Burada “kültür” bahsini her açtığımızda bazıları entel dantel, gereksiz meseleler hakkında konuştuğumuzu sanarak yüzünü ekşitiyor. Halbuki kültür meselesi BTS konusunda olduğu gibi çok yakın, çok acımasız bir tehditlerle ilgili ve buna karşı hiçbir savunma aracımız yok! Kuru hamaseti bırakıp, kültürel anlamda doğru alternatifler üretmekten başka…

  3. Misafir diyor ki:

    “MUHAFAZAKARLIK KÜLTÜREL ANLAMDA ÖLÜDÜR.”
    YAZAR: ALİ OSMAN AYDIN

    Bugün, Fazıl Say konserine giden Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili yazmak, bu buluşmayı tafsilatıyla değerlendirmek isterdim. Fakat yapmayacağım. Belki daha önemsiz, hatta gereksiz gibi görünen ama dikkatle bakıldığında büyük bir probleme işaret eden bir konuyu ele alacağım.

    Şöyle ki…

    Bir Türk dizi oyuncusu Kuveyt’te 80 kadınla yemek yemiş…

    Yemek esnasında bir konsomatris gibi masaları dolaşmış oyuncu, isteyenlerle sohbet etmiş, dileyenlerle fotoğraf çektirmiş…

    Ve bütün bunların karşılığında hesabına servet gibi bir para yatmış…

    Bu durumun magazin haberi olmasının dışında farklı bir önemi daha var benim için…

    Öncelikle şunu not edelim….

    Ancak maddi şeylerin değeri vardır. İnsanın değeri olmaz. İnsanın onuru olur… İnsan emeği karşılığında para kazanır… İnsanın onuruna yaraşmayacak şekilde emeksizce edinilen para, maddi değil ancak ahlaki bir sorundur.

    Bir oyuncu para karşılığında bir filmde oynayabilir. Sözümüz olmaz.

    Parasını alıyordur, oynuyordur. Beğenilsin ya da beğenilmesin ortada bir emek vardır.

    Fakat bu örnekte emek yok…

    Eğer iş karşı cinsin gönlünü yapmak değilse, ortada iş de yok…

    ****

    Onurlu, soylu bir insan için bu kadar büyük bir aşağılama olamaz.

    “Fahişelik” denilen olgunun başka bir anlamı var mı, bilmiyorum…

    Şayet bu erkek oyuncunun yaptığını bir Türk kadın oyuncu yapsaydı…

    Bir kadın oyuncu, 80 erkekle birlikte bir yemek yeseydi ve onların masalarını dolaşarak sohbet etse, fotoğraf çekilseydi, ne olurdu?

    Şimdi “profesyonelce düşünün” diyen ruhsuzlar, “mesleğini yapıyor” mu derlerdi acaba?

    Türkiye’nin çok büyük sorunlarından birinin de onursuz, ilkesiz ve ahlaksız ünlüler olduğunu burada çok kere yazdım. Her insan gibi toplumun önündeki kişilerin bir takım ahlaki değerleri olması gerekir. Bu insani bir ödevdir… Muhammed Ali, ahlaki gerekçelerle askere gitmeyi ve Vietnam’da savaşmayı reddetmiş ve hapse girerek boks lisansını kaybetmişti… Marlon Brando, Baba filmi için Oscar ödülüne layık görüldüğünde, ödülü almaya kendi gitmemişti. Hükümetin Kızılderili politikasını eleştirmek için ödülü almaya bir Kızılderili kadın göndermiş ve kadına okuttuğu metinle dikkatlerin Kızılderililerle ilgili zorba politikalara çevrilmesini sağlamıştı…

    Sanatçıların, sporcuların, yazarların topluma ve kendilerine karşı böyle bir gizli misyonları, soylu bir ödevleri vardır.

    Bu misyon yeri gelir parayı reddetmeyi de gerektirir…

    Türkiye’de oluşturulan zenginliğe tapma kültünden dolayı kimi ünlülerde bu haysiyet eşiği o kadar düşük ki…

    Paranın kulu olarak yaşamayı iftihar edilecek bir şey gibi lanse ediyorlar. Görgüsüzlükleriyle, kültürsüzlükleriyle, cehaletleriyle ve zengin kadınların sofralarından doldurdukları kursakları ile ekranları, sosyal medyayı işgal ediyorlar…

    Bu ülkenin yoksul insanları da 80 kadınla yenen yemeğin arkasındaki insani alçalmayı, küçülmeyi görmek yerine haberi anlatıyorlar birbirlerine ballandıra ballandıra…

    Bu utanç verici aşağılamayı neden buraya taşıdığımı da söylemek durumundayım.

    Şimdi bu yemeğe katılan ve parası ödendiği takdirde yapmayacağı hiçbir şey olmadığını ispat eden sahtelik abidesi oyuncu, aylar sonra TRT 1 ekranlarında yayımlanacak Diriliş Osman projesinde Osman Gazi olarak muhafazakar seyircilerin karşısına çıkacak…

    Bir süre sonra tüm muhafazakar medyada boy boy fotoğrafları yayınlanacak…

    Diriliş Ertuğrul’da olduğu gibi sık sık Beştepe’ye gidecek ve hatta yurt dışı temaslarda hükümetle aynı fotoğraf karesine girecek…

    Devletçe milli ve yerli görüntü verilmesi gerektiği düşünüldüğünde bu kişinin videoları sosyal medyada dolaşıma sokulacak ve bu kişi, içinde “vatan, millet, ecdadımız, kültürümüz, ahlakımız, örfümüz” geçen ağdalı cümleler kuracak, aynı Diriliş Ertuğrul’da olduğu gibi…Bunları yaparken de belki de bölüm başı yüz bin lirayı cebine koyacak.

    Belki TRT’de kendisine yarışma programı da sunduracaklar…Belki devlet bankalarının reklamlarında oynayıp milyonlarca lira da kazanacak selefi Ertuğrul gibi…

    Ben hiçbir meslek ahlakı olmayan ucuz insanlara devlet kapılarının sonuna kadar açılmasını, bu insanlara para kazandırılmasını, bu insanların kahraman yapılmasını ve bizim vergilerimizle zengin edilmelerini içime sindiremiyorum.

    Bu insanlarla projeler yapıp “İşte bakın yerli ve milli filmlerimiz” denmesini de bir tür göz boyama olarak görüyorum.

    Ha, şöyle bir soru da sorulabilir…

    “İyi de o zaman bu rollerde kim oynayacak?”

    Bu soru beni kahrediyor…

    Bu soruyu duyunca, ilk gençlik zamanlarımızda bir tiyatro oyunu sahneleyebilmek, dekor yaptırabilmek, bir kısa film çekebilmek ya da bir dergi çıkarabilmek için kapı kapı dolaştığımız ama salon, para veya sıradan bir yardımı bile bizlere ve bizim gibilere çok gören kendi mahallemizin sakinlerini hatırlıyorum. Okuduğu gazetede ya da internet sitesinde kültür sanat sayfası olup olmadığını bile merak etmeyen… Cebinden kitap, dergi için para çıkmayan, edebiyata destek olmayan tiyatro, sinema okullarına çocuğunu göndermeyen mahallelimizi hatırlıyorum.

    O mahalleli ki çocuğu sanata merak salsın ve ileride doğru düzgün bir sanat adamı olsun istemez kesinlikle, ama Aşk-ı Memnuları ailece izledikten sonra “İnsanlar bozuldu” diye hayıflanır…

    O mahalleli ki ekranlarda akla hakaret kabilinden yapımları görür ama izlemeye devam eder.

    O mahalleli ki sinemaya, müziğe tek kuruş destek olmaz ama “Çağrı filmi gibi bir tane daha yapılmadı” diye yakınır durur dost sohbetlerinde.

    O mahalleli ki zengin olduğunda oğlunun altına son model araba çekmek ya da 8’inci, 9’uncu daireyi alıp kiraya vermek dışında başka bir şey gelmez aklına.

    O mahalleli ki işi gücü ya yatırımlık betondur ya iktidardır ya da CHP’dir…

    Kültürel öğelerin dinden daha baskın bir belirleyici olduğunu, Türkiye gençliğinin kültür endüstrisinin torna tezgahından geçtiğini, kültürel bir yıkımın tam ortasında olduğumuzu, arka planında kültür olmayan bir iktidarcılığın beyhude bir çaba olduğunu idrak etmez…

    Neden adamakıllı romancılarımız yok?

    Neden müzisyenlerimiz yok?

    Neden senaristlerimiz, yönetmenlerimiz yok?

    Neden kaliteli oyuncularımız yok?

    diye düşünmez, düşünülmesini de fuzuli görür ve “bütün dünya bizimle uğraşıyor” diyerek kenara çekilir

    Ama siz yine de düşünün…

    Neden Sabancı’nın, Koç’un, Eczacıbaşı’nın açtığı müzeler, finanse ettiği dergiler, sanata ayırdığı milyonları var ama bir ikisi hariç, bizim mahallenin müteahhitlerinin, zenginlerinin, bankalarının, holdinglerinin finanse ettiği müzeler, sinema filmleri, sanat okulları, tiyatro toplulukları, yayınları yok?

    Mahallelimizin bir kısmı bunların olmamasına aldırış etmez.

    Sonra da o mahalleli, “Bizim oğlan niye şu şarkıcılara, dizi oyuncularına özeniyor” diye yakınır durur…

    Döner ekrana, kafasına kalpak, kavuk geçirilmiş “gezicilerin”, “kiralık” insanların oynadığı tarihi dizileri izleyerek “Vatan, Millet, Sakarya” cılık oynar. Gurur duyar, CHP’lilere caka satar…

    Kültürel, sanatsal bir alternatif üretmekle, sanata, kültüre para yatırmakla ilgili kendisine hiçbir pay düştüğüne de inanmaz.

    Kültür için bir şey yapılacaksa ya devlet ya da belediyeler yapmalıdır ona göre. Kala kala bu iş ona mı kalmıştır!

    Para karşılığı yapmayacağı şey olmayan, boş kafalı rezil ünlülerden ne kadar rahatsız oluyorsam bu mahalleli tipinden de, onun dertsizliğinden de, ikiyüzlülüğünden de o kadar rahatsız oluyorum.

    Necip Fazıl “Tanzimattan beri ölüyüz!” demişti. Bunların hepsi, aynı üstadın dediği gibi, muhafazakarların kültürel anlamda ölü olmasından kaynaklanıyor.

    Ancak, damar damar, uzuv uzuv dirilmek zorundayız…

    Ya ölülere yaraşır şekilde yakınmayı bırakıp, bu ülkenin popüler kültürü de bizimdir, ‘Hep birlikte Edis şarkıları dinleyerek bulmaya çabalıyoruz yolumuzu.’ diyeceğiz bir muhafazakar yazar gibi; ya da dirilerek aklı selim, zevki selim sahibi kültürel eserler vermek için kolları sıvayacak ve bu ülkenin çocuklarını sanatsal anlamda yetiştirmek için, bu ülkeyi kültürel işgalden kurtarmak için malımızla, canımızla seferber olacağız.
    Kültür ve sanata, okumaya, düşünmeye değer vereceğiz ve yazıyla, resimle, animasyonla, melodiyle, kamerayla kendini ifade eden insanları yokluğa mahkum etmek yerine sahipleneceğiz. Başka yolu yok!
    Değilse, tıpkı “Muhteşem Yüzyıl’da olduğu gibi kendi hikayelerimizi, satılık insanların sahte ağızlarından dinlemeye, onları zengin etmeye devam edeceğiz.

    • Misafir diyor ki:

      BİR FOTOĞRAFIN YENİDEN HATIRLATTIĞI BİR HADİSİ ŞERİF (s.a.v)

      “Hadislerde, kıyamete yakın bir erkeğin elli kadını himaye edeceği söyleniyor. Bu ne demektir?

      Cevap:
      Değerli kardeşimiz,

      Rasûlullah Efendimiz (asm)’in ahir zamanla ilgili verdiği haberlerden biri şudur:

      “İlmin azalması, cehaletin meydan alıp yayılması, zinanın meydana çıkıp şayi’ olması, elli kadının yalnızca bir bakanı olacak derecede kadınların çoğalıp erkeklerin azalması, kıyamet alâmetlerindendir.”(Buharî, Kitabu’l-İlm, 23)

      Aynî’ye göre, bu hal fitnelerin artması ve insanlar arasında öldürme hadiselerinin çoğalmasıyla meydana gelir. Elli kadının bir erkeğe sığınmaya çalışmaları da aynı devrenin vasıfları olarak göaterilmiş olması da bu mânayı kuvvetlendirir. Zira fitnelerde daha ziyade erkekler hayatını kaybeder. Geriye kalan zevceler, yakınlarının himâyeye muhtaç kadın ve kızları epeyce bir yekûn tutar.

      Bu hadis bir yandan gayriı meşru ilişkilerin fazlalığından söz ederken, diğer yandan da özellikle nüfusun çoğunluğunu teşkil eden kadınların gerçek anlamda değersiz, mebzul bir eğlence metaı haline geleceğini göstermektedir. Belki de o devirde nikahı kaldıracak sistemlere işaret etmektedir. Ayrıca birden fazla evliliğe karşı çıkılarak gayri meşru dairedeki metres hayatının fazlalaşacağını da haber veriyor olabilir.

      Helal dairedeki evlilik ilişkilerini düzenleyen nikahı kaldıranlar veya İslamın izin verdiği kadarına karşı gelenler, sınırsız fuhuş kapılarını açmış olacaklardır.

      Ahir zamanın bu tehlikesine karşı dikkatli olmak gerekir. Peygamber Efendimiz (asm) kıyamet alametlerinden olan bu tehlikelere dikkat çekerek insanlığı, özellikle de Ümmet-i Muhammedi uyarmaktadır.”

      Selam ve dua ile…
      Sorularla İslamiyet

  4. Burak Basayev diyor ki:

    Selamunaleykum,

    Cinsiyet eşitliği projesi, değindiğiniz gibi sadece kapitalizme hizmet amaçlı oluşturulan bir proje değildir. Kapitalizme hizmet, belki de projenin istenmeden elde edilen, ama işlerine yarayacak en küçük sonuçlarından biri olacaktır.

    Asıl irdelenmesi gereken; Allah’ın kanunlarına, düzenine, yani İslam’a savaş açan elitlerin/yöneticilerin, toplumları nasıl başarılı bir şekilde yozlaştırdıklarıdır. Elitlerin oluşturmak istedikleri yeni “dinsiz dünya” hedefinde en güçlü alanları yazılı/görsel medya, en etkili silahları teknolojidir.

    Diziler, filmler, müzik klipleri, tiyatrolar, sketchler, haber, magazin vb. medya programlarıyla oluşturmak istedikleri topluma ait yaşam biçimini, toplumda hedefledikleri ideolojiyi profesyonel bir algı yönetimi ve manipülasyonlar ile topluma sunmaktadırlar.

    2 soru:

    1-) Peki kim istiyor bu Dinsiz dünyayı? Sıkça ABD’li başkanlardan duyduğumuz “Yeni Dünya Düzeni” namı-diğer NWO (New World Order) ile kime hizmet edilecekti?

    İsra suresi 62.ayette İblis, Allah’tan (azze ve celle) mühlet istemiş, insanların çoğunu saptıracağını ifade etmişti. İnsanları saptırmak için ise
    bu dünyadaki askerlerini kullanmaktadır. İblis’in ordusu, dünyayı şer odağı yapmak, toplumu yozlaştırmak için gece-gündüz çalışmaktadır. Gündemdeki cinsiyetsiz toplum projesi de, İblis’in vaadettiği “insanları saptırma” planının bir parçası, projeyi yayan ve uygulayanlar da İblis ordusunun askerleridir.

    2-) Kim için hazırlanıyor bu dinsiz dünya?

    Her ordunun bir sahibi, bir de komutanı vardır. Şer ordusunun sahibi Iblis, askerleri de dünyada her türlü şerri yayan, Allah’a ve dinine savaş açmış her bir bireydir. İster devlet başkanı, ister medya patronu, ister örgüt üyesi, ister avam halktan biri olsun, doğru/dolaylı yoldan bu projelere hizmet eden her bir birey şeytanın ordusunun bir parçasıdır. Ayrıca, bu ordunun komutanı fiziki boyutta henüz ordunun başına geçmemiştir fakat geçmesi an meselesidir.

    Yeni dinsiz dünya, İblis’in sahip olduğu ordunun komutanı yani Al-Masīḥ ad-Dajjāl (Deccal) için hazırlanmaktadır. Tüm elitler onun gelişi için dünyanın her yerinde şerri yaymakta, müslümanların kanını dökmektedir. Kudüsün çevresindeki hazırlıklar, Şam bölgesindeki büyük olaylar, Allah resulunun (sav) asırlar önce bizlere ahiz zaman hakkında bildirdiği hadisleri incelediğimizde büyük resmi daha net görebilmekteyiz.

    Hak ve batılın inananlar için iyice ayrıştığı zamandayız. Şerrin evlerimizin çatısına sağanak sağanak yağdığı bir dönemdeyiz. Şeytanının ve deccalin şerrinden Allah’a sığınıp, teyakkuz halinde olmalıyız. Kendimizi ve ehlimizi var gücümüzle korumalıyız.

    Vesselam.

    “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailelerinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim-6)

  5. Misafir diyor ki:

    Ey bu vatan gençleri!

    Frenkleri taklide çalışmayınız.

    Âyâ, Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akılla onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz?

    Yok, yok!
    Sefihâne taklit edenler, ittibâ değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz.

    Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet dâvâsında yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibâınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır.

    Lem’alar, 17. Lem’a, s. 124

  6. Misafir diyor ki:

    “…
    Bil, ey ikinci Avrupa!
    Sen sağ elinle sakîm ve dalâletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dâvâ edersin ki,
    “Beşerin saadeti bu ikisiyledir.” Senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek!…”

    LEMALAR/17.LEMA

  7. Misafir diyor ki:

    “Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler!

    Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın.

    Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz.

    Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.”

    Mesnevi Nuriye

  8. Gulpembe diyor ki:

    Yapilmak istenen sey Iki cinsi esitlemek degil aynilastirmakdir. Esitlik kelimesi sempatik ve bariscil bulundugu icin insanlar farki farkedemiyorlar, esitligin zarari olmaz hepimiz insaniz diye dusunuyorlar, fakat bu bir kelime oyunudur, amaclanan alternatif cinsler uretmektir.

    Amerikadaki “okullarda kizlarin tercihleri/ erkeklerin tercihleri diye birsey olmaz , tercihlerine sen karar vermelisin, hangi tercihi sevcegini de denemeden bilemezsin…” gibi ucu acik bir felsefe veriliyor. Bunu kabul etmediginizde cocugun bireyselligini ozel alanini istismar ediyormussunuz gibi bir yadirgamada bulunulabiliyor. ebeveynler bilincliyse ve Allah da korumussa; cocuklar dogustan getirdikleri hisler ve ailede aldiklari gorgu ve egitimle bunu hayatin dogal akisi icinde reddetmis oluyorlar cok sukur.

    Bu yukardan inen politikalar dogal afete benziyorlar, tehlikeyi gorursunuz ama etrafinizi uyarmak ve ailenizi korumaya calismaktan baska birsey elinizden pek gelmez.bir fitne cikiyor tum dunyayi vuruyor. Artik dünya bati-dogu yada Muslim- gayri muslim diye degil, iyiler-kotuler yada mazlumlar- zalimler diye ikiye ayrilmis durumda.

    • Gulpembe diyor ki:

      Bu aynilastirma sonra da yeni cinsler uretme konusunda erkeksi duygular problem oldugu icin mucadele de normal olarak erkeklere karsi yurutuluyor , mesela amerikadaki erkek lise talebelerinin azinsanmiycacak bir orani antidepresan yada sakinlestirici haplar kullaniyor. Siradan yaramazliklar diyebileceginiz erkek cocuklarina has hareketlilik bile hiperaktivite olarak etiketleniyor, bu cocuklar psikiatrik hap almazsa dislaniyor, ogrenimlerine devam edemiyorlar. Tabiki ciddi rahatsizliklarda belki kullanilabilir fakat pekcogunun elinden boylece hayatlari sakince cekip aliniyor ve bu cocuklar bir omur intihara meyilli yasayacaklar belki de.

      Hakeza bu sitede epey gundem olan bosanma sonrasi nafaka ve benzeri adaletsizlikler de bu projenin bir parcasi.ahirzamanda erkekligin azalmasi ve varolan erkeklerin de evlilikten kacinmasina dair “bir erkege pekcok kadinin dustugu”seklindeki hadisler bu minvalde yorumlanabilir.

      • Serkan kavak diyor ki:

        Sevgili gulpembe hanim,tesbitiniz elbette yerinde. Lakin ,bahsettiginiz konu rusya ,belarus,ukrayna ve bazi baltik ulkelerinde kafinlar daha cok.lakin turkiyede erkekler daha fazla en son oran iki erkege bir kadin sekline dogru gidiyordu.burada konu erkeklerin tuekiye de cok olmasi.. bundan buzlerde hosnut degiliz.erkek nesli kadinlara bu sekilde servis esilerek oyuncak edilemez.. feminist hareketlerin bunkadara revacda olmasinin sebebi erkeklerin fazla olmasi.ve islami caminj kadinlari da dail hepsi burmu havada.,kendi genclik donemlerinde,cocuklul donemlerinde. Bilirim.ki erkekler her zaman cokdu.ama bunlar bizi mutlu etmiyor..biz sanki tanrinin eli ile ozel cogaltilip erkekleri cok cok tutlan oluyoruz.bu haksizlik birazda kafinlar fazla olsun biz secelim.tek eskilikden tutn cok eslilige kadarabir cok hakkimiz bu ulkede elimizden alindi.hala akp den medet umanlar var.
        .hayat pahalli biz gecinemez iken bizim disimizda ukrayna da tek odali evlerde bunu cok ciddi olarak belirtirim ki .burda kimsenin bile gormeyecegi kadafa guzle kizlarin orda oyke yerlerde hayat yasadigi.ukraynada da savas var .onlarsa musluman olmak iastiyor .ruslarda , onlarda gelsin buraya biz erkekler kimsenin mali hic bir devletin remi dayanagi temel kirulusu olmak istemiyoruz. Sema maraslinin cok eski yazilarinda okudun gazze de viegra isteyere ,cadirda yasayan ve iliski esnasinda cocuklarini cadira cikartan aile ornegi verdi.biz aslinda bati kanunlari ile zaten kusatildik. Acidigimiz insanlat suroye de 4 kadin alan adamin hikayesi ilkel gorune dursun .hayati sayayan iyi yasadi.bizde onlarin zora gelince kardesleri olduk.biz kimsenjn enayisi degiliz. Olmak da isteiyorz… hadisler turkiye ye de ugrasin artik onu demek istedim.anam babam sevdiklerim sana deda olsun ya rasulaaah lakin senin hadislerin birazda turkiye ye de islesin ..kadin lar iyice nankorlesiyor..ettiklerinj buksunlar.

        • Serkan kavak diyor ki:

          Sevgili gulpembe hanim,O zaman burada baska durum daha cikmis olur.bu kadara fazla nufusunun erkek olan turkiyesinde ki, xoklugun icerisinde eger ki kadinlar hala evlenecek erkek yok diyebiliyorlar ise durum daha vahim.gercekden de turkiye de butun isleyisler tersine.yasam tersine akiyor..butun dunyada kafinlar. Cogaliyor burada erkek nesli onde.biz bundan rahatsiziz,kadin milletine av olmak istemiyoruz.emin ki benim gibi dusunen cok erkek var.turkiye de erkek nesli azalmiyor arkadaslar cogaliyor.kadinlarin pazardan sececekleri market urunkeri degiliz.onlarin gonullerine gore karsr verip ah iste idare eder diyebilecekleri meyvalari segikiz.ukraynada kadinlar cop topluyorlar..yani bu ulke neden bu kadara rahat halinden anlamiyorum.karnini doyurmak icin asgari ucreti bile talep edemeyen bir erkek milleti cok olsa ne olur.hakkini arayamayan erkek,erkek degildir..milletce erkekler haklarini arayamayan korkak pasif sig sindilimmis evde baska ,iste baska yolda baska
          Davranan bir toplum olduk..

          • Gulpembe diyor ki:

            Serkan Kavak bey,
            Beni guldurdunuz.. demek hadisler birazda turkiyeye ugrasin:))) yalniz Ben bunu musbet mana da yazmamistim ; yine amerikadan ornek vereyim… son arastirmalara gore amerikali genclerin eski zamanlardaki erkeklere kiyasla bir partnerle yasama oranlari gittikce dusuyor ,yani ciddi bir kitle kadinlar icin para ve zaman harcamak istemiyor. Bunu tetikleyen sey basta mustehcen yayinlar ve onlarin beyin kimyasini bozarak sebep oldugu bagimlilik ve hastaliklar. Bu tum dunyanin sorunu. Dua edeceksek fitrata donulmesi icin edelim, erkekleri daha fazla kaybetmek icin degil.

            Guzelliklerine bakmadan sizden ev araba isteyen kizlar da cok ayip etmisler, Allah Islah etsin,dunyanin civisi cikmis:) Saka bir yana Rabbim hayirli kismetler versin, gonlunuz gibi temiz bir insanla evlenirsiniz insallah.(Amin)

      • Serkan kavak diyor ki:

        Kemalis laik kesimin surekli erkek milletini ezen,islami gerici yobaz sig cikartmalarinin sonucudur bunlar.burada durum daha farkli eski zihniyete sahip olarak kiz cocuklarina sorulmazdi verilirdi diyerek ailenin dislandigi bir durumda ,simdi kadinlarin sorulup hataa kendilerinin bile isteyerrk daha ds secdikelri donemde neden bisanmalar arti.neden kadin evde kavga eden oldu .hayfinfeministler sema marasliyi sevmiyen mangalda kul birakmayan islamci feminist hanimlar cevap ver,erkek sayilari fazla diye kedinin fare ile oynamasi gibi neden bu kadara kendiniz bir sey zannesiyorsunuz.. rus ,ukrayna .belarus da gelsin buraya .yemin ederimki bizi kabuk edecek cok kadin var gelsinler..bizlerde turkiyedeki kadinlardan memnun degiliz .bu zihniyete sahip kafinlati istemiyoruz daha guzelleerini istiyoruz.daha ihtisamli .daha bize biz yapan kadinlati istiyorzu.siz ev araba isyiyorsunzu ama o kadara guzel degiksiniz.hak etmiyorsunuz bu kadarnini.ukrayna .ruslar.belarus kadinalri daha layik.valaahi de bilkahide sizin istediklerinize onlar daha layikk..

      • Cihad diyor ki:

        Aboow..Ne deyon bacım sen. Bizim “milli” sandığımız eğitim miğer ele mi geçirülmüş. Bu kötü adamlar da kim imiş deyiversene hele. Yoğsam bunların hepisi komplo teorisinmiymiş. Bazıların üyle söylir.

        Geçen idü sanırsam. Seminermüymüş neymiş, katılmış idim. Pek iyi insanlarmış bu eşitlikçiler canım. Hep “mısın,misin”li konişirler. Benim kibin “keko”yu bilen, aralarında bir idare ettüler bir görsen. Çoh saygılı ve çoh sevgili idiler. Allah hepünüzü eşitlikçi etsin..(tövbe,tövbe)

        Sarı Çizmeli Hasan AĞA..

  9. İSMAİL AYDEMİR diyor ki:

    Selamun Aleyküm. Cinsiyetler üzerindeki, aile üzerindeki, fıtrat ve adalet üzerindeki oynan bu kadar oyunla nasıl mücadele edebiliriz ??? Akp den Devletten hayır gelmemekle birlikde bizzat onlarında eliyle yapıldığından mütevellit, ümit noktasında bu oyunların üstesinden nasıl gelinebilir??? Tavsiye ve öneriler önem arzetmekle beraber, kuvveden fiile nasıl geçmek icap eder ??? Bizden gözükenlere karşı kale kapılarımız açtık sonrta baktık ki içerimize bi çok truva atı gir miş … Desteklediklerimiz bizden bildiklerimiz ümit gördüklerimiz, ehveni şer olup çıktılar. Hakkaniyetli, adil sivil irade olarak neler yapabiliriz ??? Ne tür bi mücadele içerisine girmemiz lazımdır ??? Nasihatleriniz arz olunur ??? Selam ve dua ile…

    • Abdullah hasan diyor ki:

      ”idrar la abdest alınmaz” diye kestirip atamadık, erkek idrarımı kadın idrarımı pistir demeye gittik. derken baktık …… kuyusunda sörf yapmaya doğru gidiyoruz. Mevlam bizi affetdip tez zamanda uayndırıp helake gitmekten korusun. Hava ve heveslere ulaşmak için kati prensipleri çiğnemeye veyas çiğnenmesine razı olduk , tabikii belalar üzerimmize geliyor, Çünkü Fıtrat üzere olmak Sünnetullah tır.Rabbim bundan razı değil ve başımız da dertten kurtulmuyor.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Sana kızdığı halde bir kötülükte bulunmayan insanı kendine arkadaş edin, çünkü öfke insanın karakterini ortaya çıkarır. “ ( Hz. Ali)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku