Çocuk-Genç- İstismar ve Hain Planlar

21 Şubat 2018Anlat Rahatla57 Yorum »

dikenli-tel

Abdullah Bir Diyor ki,

Son zamanlar da Ülkemizde ki gündem yogunluğu ( Zeytin dalı operasyonu vb) nedeniyle “bulanık suda balık avlamak isteyen” zihniyet ve bu zihniyetin değirmenine su taşıyan cahil, basiretsiz ve hainler ÇOCUK İSTİSMARI konusu üzerinden Müslüman Türk Milleti ve Ailesi’nin altını oymaya hız vermiş durumda.

Konu cok hassas ve gündeme getirenler de profesyonel, amaçları da bağcıyı dövmek olunca profesonelce yapılan bu algı operasyonuna karşı çıkmak her babayigidin harcı olmuyor malesef.

AB uyum yasaları nedeniyle zinanın serbest bırakılması, süresiz nafaka, cocukların velayetının anneye verilmesi, kadınların çalışmaya tesvik edilerek çocuk yapma ve doğum oranlarının düşürülmesi, 6284 vb yasa ve tesvikler ile mevcut olan Müslüman Türk Ailesi’ni dagıtmayı ve yenilerinin kurulmasını da engellemeyi temel amaç edinmiş yapı, zihniyet, bu zihniyete hizmet eden “cahil ve hain kişi ve kurumlar” şimdide “cocuk istirmarı” haberleri ile altyapısını oluşturdukları “HAİN, KAHPE, AŞAĞILIK PLANI” iyi niyetli ama madalyonun arka yuzunu göremeyecek kadar saf insanlar (gazeteci, siyasetci, bürokrat, din adamı(?), bilim adamı vb ) üzerinden son hızla yasalaştırmaya çalışıyor.

Bu yasanın arka planını ve nasıl uygulanacağını simdiden fark eden, anlayan, öngören, basiretli Müslümanların veya kendisine adil diyen birilerinin buna engel olması veya en azından engel olmaya çalışması gerekiyor.

Ben de bu sebeple konuyu gündeme almayı uygun gördüm.

“Çocuk İstismarı” konusu üzerinden çıkartılacak yasalar ( kimyasal hadım, ağır hapis cezaları vb ) asıl yapılmak istenen aslında çok farklı bir sey için hukuksal zemin hazırlamak.

Asıl amaç,

Tarafların ailelerinin ve tarafların karşılıklı rızası ile bile olsa erken yaşta (16-17 yas) yapılan “normal evliliklerde” bile çıkartılacak yeni yasalar ile erkeğe ağır (kimyasal hadım, ağır hapis vb) cezalar vererek sözde o erkeği, gerçekte ise o erkek ile severek, ailesinin bilgisi dahilinde ve gönül rızası ile evlenmiş olan yası 18 den küçük kızları, her iki tarafın ailesini, ve hasılı özetle MüslümanTürk toplumunu cezalandırmak suretiyle normal aile kurulmasına engel olmak, zinayı yaygınlaştırarak Türk toplumunun ahlakını ve nufus yapısını bozmak, doğum oranlarını düşürmek, genç nufusu azaltmak, ekonomık ozgurluğu olan boşanmış veya bekar kızları ucuz iş gücü ve potonsiyel müşteri olarak kullanmak suretiyle istedikleri düzeni ülkemizde tesis etmektir.

Peki bunu bu konu üzerinden nasıl yapacaklar?

Aslında kendi “kahpe ve hain” amaçları için bu konuyu gündeme getirenlerin bütün çabası ortalığı ve insanların zihinlerini bulandırarak halkın, yetkililerin ve siyasilerin aklı yerine intikam duygularını ön plana çıkartıp koyun-sürü psikoljısı ile bu sorunun gerçek cevabını ve gerçek niyetlerini gizleyerek kolayca amaçlarına ulaşacaklar.

Bunu da

Yan yana getirdikleri “İKİ KELİME” üzerinden ve insanların genelinde olan “algısal yanılgı, peşin hükümlülük” özelliğini kullanarak yapacaklar.

O iki kelime “ÇOCUK ve İSTİSMAR”

İSTİSMAR ( cinsel taciz, tecavüz vb) kelimesi özellikle son zamanlarda medyanın etkisiyle kavram olarak halkın büyük çogunluğu tarafından manası öğrenilen, bilinen bir kelime oldu.

Peki ÇOCUK kelimesinin manasını halkımızın kaçı doğru olarak biliyor, aynı şekilde algılıyor?

Emin olun sandığınızdan çok çok az bir kesimi bu kelimenin hukuksal anlamını doğru biliyor.

İşte Müslüman Türk Toplumu olarak bu konu üzerinden çıkartılacak yasalar nedeniyle ileride yaşayacağımız sıkıntının, büyük problemlerin de bu konu üzerinden toplum mühendisliği yapmak isteyen HAİN YAPI’nın da insanımızı aldattığı , tuzağa düşürdüğü, beslendiği ASIL KAYNAK halk dili ile devletin dilinde ki ÇOCUK ifadesinde ki farklılık.

Bir baska ifade ile halkımızın kafasında ÇOCUK olarak kabul ettiği, gördüğü insan ile devletin yasalarına göre “ÇOCUK” kabul ettiği birey, insan arasında ki BÜYÜK İFADE ve ANLAM FARKI hainlerin işini kolaylaştırıyor.

Özellikle son zamanlarda 3-5-8 yaşlarında ki cocuklara yönelik cinsel saldırı haberleri kullanılarak halkımızın gözünde ki, beynınde ki “sabi-sübyan- çocuk” kavramı pekiştirilerek devletin yasaları ile 18 yasını doldurmasına 1 gün bile kalsa 18 yas altında ki her bireyin devlete göre “sabi-sübyan-çocuk” olduğu gerçeği gizlenmeye çalışılıyor.

Peki çocuk ifadesinde MİLLET ile DEVLET arasında ki bu ALGI FAKLILIĞI bu şerefsiz hainlerin işlerine nasıl yarayacak?

Sizlere sadece bir soru sorarak empati yapmanızı sağlamaya calışacağım.

Siz 20-25 yaşalarında bir Müslüman bir Türk erkeğisiniz, nufusta 16-17 yaslarında görünen bir kızı sevdiniz, kızda sizi sevdi, Allahın emri ve Resulullahın sünneti gereği kızı ailesinden istediniz, aile de evlenmenize razı oldu ve evlendiniz. Aynı kızı isteyen ama kızın istemediği başka bir erkek veya sizi seven ama sizin istemediğiniz başka bir kız sizi ÇOCUK İSTİSMARI suçlaması ile polise veya savcılığa şikayet etti, yargılandınız, suçlu bulundunuz ve kimyasal hadım ile cezalandırıldınız.

Devletiniz ve yasalar hakkında ne düşünürdünüz?

Sizin akibetinizi gören cevreniz de ki insanlar ve halkımız bu tür olaylara sahit olduktan sonra ne yapardı?

Bu tür de ki bir çok soruyu, cevaplarını ve sonuçlarını alt alta sıralamak için bilim adamı veya müneccim olmaya gerek yok.

Karşımızda ki düşman sadece terör ile üzerimize gelmiyor. Allah’ın düşmanları olan yapı bütün bir toplumu ve devleti bu tür hainlik, ayak oyunları ve kahpeliklerle kendilerine ve seytana köle, devletine düşman yapmak için gece gündüz çalışıyor.

Benim tezime inanmayanlar benzeri yaka oyunları ile sözde kadını siddetten korumak amacıyla 2012 nisan ayında çıkartılan 6284 sayılı yasa çıkmadan önce aile içi şiddet ile öldürülen kadın sayısı ile yasa çıktıktan sonra ki yıllarda aile içi şiddet ile öldürülen kadın sayısına bir baksınlar.

O tarihten (Nisan 2012) sonra önceki yıllara göre fazladan öldürülen her kadının kanı dönemin Aile bakanı Fatma ŞAHİN ve o yasanın çıkmasına katkısı olan siyasilerin ellerine bulaşmıştır ve herkes hesap gününde bu dünyada yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını verecektir.

Safımızın belli olması için bu konuyu bu açıdan da siyasilerin gündemine almasını sağlamak boynumuzun borcudur.

Okunma Sayısı : 4.325

Yorum yapın

“Çocuk-Genç- İstismar ve Hain Planlar” için 57 Yorum

  1. Kenan kılıç diyor ki:

    Dilruba Hanım ben de burada Abdullah kardeşim gibi aynı kanaat deyim Rabbimin yasaları her şeyden üstündür kaldı ki insanoğlu bekleyebilir Fikri Kişiye göre değişir Eğer kişi haram işlemekteyse (haramı farklı algılamayalim evlenme niyeti olsa da kişinin evleneceği insan evlenene kadar Helali değil Zira diğer kadınlardan hiç bahsetmiyorum) Neticede Hepimiz bir nefis taşıyoruz bunun adı ister cinsellik olsun ister Aşk olsun rabbimin huzurunda helalim Olana Kadar geçen sürede sınavdan eksi not almış olacağız…..

  2. dilruba diyor ki:

    Siz 20-25 yaşalarında bir Müslüman bir Türk erkeğisiniz, nufusta 16-17 yaslarında görünen bir kızı sevdiniz, kızda sizi sevdi, Allahın emri ve Resulullahın sünneti gereği kızı ailesinden istediniz, aile de evlenmenize razı oldu ve evlendiniz.

    Yasaksa zaten evlenemez, evlendiyse zaten en başta yasalara karşı gelmiştir. Bu senaryoda erkek çok sevdiyse 1-2 sene bekleyebilir :)

    • Abdullah Bir diyor ki:

      DİLRUBA’ya…

      Sizin EVLİLİK-NİKAH ifadelerinden anladığınızın SADECE RESMİ NİKAH ile sınırlı olduğu ifadelerinizden net olarak anlaşılıyor.

      Biz ise bu kavramları daha geniş bir anlam yüklüyoruz. Sanırım sizde yazıyı tam manasıyla anlayamadığınız için böyle bir hataya düşmüşsünüz.

      Diğer taraftan ben Müslüman birisiyim ve bana göre TC nin yasaları ile ALLAH’ın yasalarının farklı olması, catışması durumunda ben TC’nin yasalarıyla çatışmak, onlara karşı gelmekten çekinmem. Yani, Allah’ın yasalarına itibar eder, Kuran’ın yasalarını dikkate alır ve uygularım.

      Sizin hangi yasaları daha çok önemsediğiniz veya dikkate aldığınız ise sizin tercihiniz.

  3. Süleyman diyor ki:

    Feyza Hanım

    Cevap yazamadığınızı unutmuşum dediğiniz gibi. Geçmiş hastalığınız içinde geçmiş olsun.

    Dediğiniz üzer durumum iyi çok şükür.

    Evlilik süresi uzadıkça kriterlerin artmasını da kişilerin daha fazla mantığa bürünmesine bağlıyorum biraz. Dugu yoğun olunca evlenmek çok daha kolay oluyor. Birde çok düşünülünce evlilik üzerine ve etraftaki iyi ve kötü evlilikler gözlemlendikçe kriterler daha da artabiliyor ister istemez.

    Hakkımızda hayırlısı olsun diyelim. Allah cümle bekarlara hayırlı eş nasip eylesin.

  4. Selda diyor ki:

    Ya bu kanunlari kullanarak iftira atıp bu işi ticarete çevirenler onlar nolacak kanunlardaki bu erkeklere düşmanlığın sebebi nedir kusura bakmayin ama şimdiki kızlar daha küçük yaşta tv dizileri ve medyadan çok güzel yöntemler öğreniyorlar geçenlerde (bahar doğrul ) adindaki kız cektiği videoyla amcasina attigi iftira tabi feminist hanimlar hemen savunmaya geçti peki sonuç İFTİRA kanunda diyorya hicbir kadin iffetini ayaklar altina alip İFTİRA atmaz bu ne ? 17 yaşindaki gence daha 13 yaşindaki o kizin attigi iftiraya ne dersiniz boş yere öldürüldü sayın ADALET BAKANIMIZ lütfen iftiralar o kafar çokki buna bir çözüm gelmeli

    • Yahya diyor ki:

      Selda hanım
      bu yorumunuz için teşekkür ederiz.

      demişler ya hiç bir kadın iffetini ayaklar altına alıp iftira atmaz…
      evet 14-15 yaşın altında gencecik kızların yarı çıplak ve/ya bikinili fotoğrafları sosyal medyada dolaşıyor. …sokaktaki/plajdakine bir şey söyleyemiyoruz çünkü “özgürlük”…
      ne zaman edepsizlik, arsızlık, keyif/rahat-perestlik (…) özgürlük oldu, işte o zaman iffet ayaklar altına alındı.

      “iffet” eskiden güzel bir hanım ismiydi, onun da içini boşalttılar…

    • Aadem diyor ki:

      iffetli kadınmi? Artik eski Türk tarih kitaplarında okuruz iffetli kadını. iffetli kadını ancak teleskopla görebiliriz.ama aldatan iffetsiz kadını her an görebiliriz.

      • Feyza diyor ki:

        Aadem bey, teleskoba degil de iyisinden bir “altin dedektorune” ihtiyacimiz var desek daha dogru olabilir.

      • meryem61 diyor ki:

        Adeem Bey
        Haklısınız ancak bozulma bir o kadar erkeklerde de var. Bu devirde bizde kavvam sorumluluk sahibi, sahiplenici, erkek gibi erkek birine denk gelemiyoruz.

        Feyza Hanım
        Bize de gümüş dedektorü lazım. :)

      • meryem61 diyor ki:

        Aadem Bey
        İffet çok boyutlu bir kavramdır. Kadına yakıştığı gibi erkeğe de iffet yakışır. Kısacası iffet kadın için tesettür, edep, haya duygusu Allah korkusu ,erkek için de mertlik, edep ve Allah korkusu demektir. Bu devirde iffetli kadın bulunmuyor diye yakınıyorsunuz ama kendi adıma konuşuyorum karşıma çıkan erkekler için benim iffetli oluşum, utanma duygusu vs pek kıymetli olduğunu göstermediler bana. Yani bu devirde (en azından benim karşıma çıkanlar için konuşuyorum ) iffete değer verene denk gelmedim. Varsa yoksa maddiyat, çalışan kadın olman, boy ve pos güzellik.

        Kadınların kendilerine gelmeleri gerekir ama kendini iffetli, müslüman erkek olarak niteleyen erkeklerin de bir hatundan beklentilerini revize etmeleri gerekir.

        • Adem diyor ki:

          Meryem hanım. Beni sasirtiyorsunuz. Acaba erkekler neden çalışan kadın istiyor . Çalışmayanların evlenirken çok fazla altın va maddiyat istemeleri ve boşanırken yüklü tazminat ve nafaka aldıklarından olabilir mi? Gördüğüm kadarıyla çalışan kadınlar bu kadar istekleri yok. Yani daha ilk etapta erkekler şu an bunu düşünüyor bu kadar boşanma nafaka olayları neler duyuyoruz. Bende boşandım biliyorsunuz . Evliyken kendime şunu dedim. Ben itibarımı da düşündüğüm için bu kadına katlanmalıyım.cunku saygın bir isim ve çevrem var. Boşanırsam insanlar bu çocuk bu kadar iyiyken neden boşandı demesinler diye. Ama çalışmayan eski eşim cekinecegi hicbir şey olmadığı için değişik azınlıklar çıkartıp b3nim iş yerimde bile çileden çıkarıyordu telefonla abuk subuk şeylerden. Bence herkesin boşanmaktan korkusu olmalı. Yanı bişeyleri kaybetmeli boşanırsa. Evlenirken de evlenmek kolaylaştırılmali. Bu ne ya buralarda 200 gr altın istiyor kızlar inanır misinz. 45bin demek. Helal parayla bunu kaç yılda biriktirebikir siniz. Ben yalnız mutluluk geçim istiyorum altın maltin gözümde değil diyen 5 vakit namazlı tesettürlü bir kıza rastlamadim daha
          . Isyerim de aleviler var birbirleriyle evliler ve evleniyorlar bakıyorum hem kadınlar saygılı hem düğünleri o kadar sade ki. Bizim arkadaş yeni evlendi her gün altın kaça yükseldi diye takip.. müslüman kızların bunlar umrunda mı.

        • meryem61 diyor ki:

          Adem Bey
          Bende duyuyorum ama iz kendi çevrenize göre örnek veriyorsunuz. Fikrinizi karşılaştığınız insanlar ve çevreniz oluşturdu. Ben çalışıyorum. Daha bugun konuştuk ofiste patronum ”evlenince ev araba istiyor musun istemiyor musun” dedi bende ” Bu devirde ev araba kolay alınmıyor anca 45 yaşına gelen erkek ev ve belki araba sahibi olabilir öyle bir beklentim yok sade bir nikah ve anlaşabileceğim sorumluluk sahibi bir eş talebim dedim.” Çok şaşırdı ama karşıma çıkanlar için söylüyorum benim talebim yokken herşeyin sadesine kaçarken bu para hırsı,güzellik takıntısı neden var diyorum erkeklerde bu kadar. ”tencerede pişirir kapağında yeriz ”mantığında olan ben ve bunun kıymetini bir türlü bilmeyen kişilerle karşılaşmayan ben. Bu devirde erkeklere yapılan haksızlığın farkındayım sizi de anlıyorum. Lakin benim cihetimden bakınca (buradakileri tenzih ediyorum.) evlenecek ,güvenilecek kavvam birine denk gelmedim. Ve inanın erkeklerdeki bozulmayı net gördüğüm ve temaşa ettiğim kadar kadınlarda da görüyorum. O yüzden bu devirde ne düzgün iffetli erkeğin nede iffetli kadının kıymeti kalmadı. Bu iki uc bir araya gelemiyor hep absürd insanlara denk gelince bakış açınız değişiyor ve genelleme algısına kapılıyorsunuz.

          • Süleyman diyor ki:

            Meryem Hanıma katılıyorum. Kadınlar erkekler pek farketmiyor 2 cinste de sıkıntı artıyor. Özgüvenli erkekler gittikçe azalıyor. Ben etrafıma baktığımda da bunu görüyorum. Eşime bakarım, sorumluluk üstlenirim diyen kişiler var ancak gittikçe azalıyor sayılar.

            Ev- araba işi içinde şunu söylemek gerek. Ben mesleğimde elhamdülillah iyi kazanmama rağmen kredi çekmeden bir erkeğin ev ve araba alması 30-35 yaşını bulur çok tutarlı olsa dahi. Hele son gelişen döviz dalgalamalarından sonra araba ve ev almak daha da zorlaştı.

            Ben işe ilk başladığımda bazı kişiler gelip 100 milyar kredi çek 30 milyara araba al, 70’e de apart al kiraya ver çok kar edersin demişlerdi. Evet şimdi fiyatlar artınca farkediyorum ki iyi kar edermişim ancak haram olan faizle aldığım neye yarardı. Bu dünyanın karı neye yarar? Şu an erken yaşında ev ve arabası olan biri ya çok iyi bir işe sahiptir. Ya ailesi çok yardım etmiştir ya da kredi çekmiştir. Bunun başka bir türlüsü yok genelde.

            Karşıma hiç ev ve araba isteyen biri çıkmadı elhamdülillah. Ancak şu an ister istemez aklımızda acaba çok altın ister mi karşı taraf, çok lüks ister mi acaba diye düşünüyorum. Zira hakikaten hayatının başında birinin bazı şeyleri alabilmesi o kadar zor ki.

            Şunu da demeden edemeyeceğim. İnsan yaşı arttıkça istekleri de istemeden artıyor. Yıllar önce güzellik benim için çok önemli de değildi. Şu an evlilik için çabalayalı 6 yıl geçti. Önceden hiç güzellikle ilgili bir beklentim yoktu. Ancak Şunu farkediyorum ki yıllar geçtikçe ister istemez güzellik beklentim artıyor ama en büyük beklentim dini noktada. Yani dini noktada azami hassas ve önem veren biri olsun istiyorum çünkü benim evlenememe ve toplumda gördüğüm dünyevi bütün sıkıntılar da annenin dünya ehli olması çok farkediyor. Eş dünya beklentisinde olunca çocukta o minvalde yetişiyor. Erkekte yapmayın etmeyin diyor ama mülayım biri olduğundan da hiç dinlenmiyor. Evde sözü de dikkate alınmıyor. Benim gördüğüm manzara bu genelde. Ne diyelim Allah inşallah bütün bekarları hayırlısı ile göz nuru olacak eşler nasip eylesin.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “meryem61” hanım bu sitede siz feyza ve nisa kardeşlerimin hemen hemen fikirsel, düşünsel olarak yakın görüyorum birbirinize yani maddiyatı öncelemeyen bir evlilik tahayyülünüz var. İnşallah rabbim gönlünüze göre verir aradığınız özelliklerde insanlarla sizleri karşılaştırır.

            Konuya gelince çok doğru şeyler söylemişsiniz bugünün erkeği de kadını da iffet problemi yaşıyor. Evlenene dek gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiren bir gençlik var şu anda. Dolayısıyla sadece kızlar kötü diye bir algı bence de doğru değil. Çünkü erkeklerde masum değiller.

            İnşallah çok geç olmadan bu nesil kendine, özüne döner yoksa memleketin hali hiçte iç açıcı değil.

            Allah sonumuzu hayr etsin inşaallah…

            vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Meryem hnm, size ben de katiliyorum. Iffetin kadini ve erkegi olmuyor. Sizin cevrenizde ise istediginiz kriterlerde erkek sayisinin az olmasi konusundaki siteminiz cok hakli. Anlayabiliyorum.
            Kadinlarin istekleri artmis olsa da erkeklerimizin calisan kadina ragbet etmesi icin cok gecerli bir mazeret olmamali bu. Evet erkekler acisindan da gecim derdi, abartili dugunler, istekler vs. Endise de hakli olabilirler ama bu endise er-Rezzak’a olan tevekkullerini sarsacak mahiyette olmamali.
            Bozulma iki tarafta. Arz/talep dengesi. Hakkinizda hayirlisini dilerim. Gumus dedektoru size de iyisinden temin edelim :)

          • Feyza diyor ki:

            Suleyman bey, size de gecen sefer cevap yazamamistim hatirliyorum, siz kesin unutmussunuzdur ama ben unutmadim.
            O ara saglik problemlerim vardi kusuruma bakmayin.
            Hakkinizda hayirlisi olsun fakat yasiniz genc, durumunuz da maasallah iyi sanirim. Egitim vs. hepsi guzel.

            Onceligi dindarliga vermekle beraber, guzelligi de en azindan gozunuze hitap edecek kadar olsun eger onem veriyorsaniz ki ne de olsa bir omur gecireceksiniz.
            Yas ilerledikce beklentilerin artmasi ise sanirim bekarlik hayatina alismayla da ilgili. Ya da insanin gozu aciliyor mu demeliyim :)
            Kadinlarda da bu boyle aslinda tam tersi olmasi gerekirken yas arttikca beklentiler de artiyor.
            Rabbim gonlunuze gore olanin en hayirlisini size de nasip etsin.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Süleyman kardeşim demişsin ki, “Ancak şu an ister istemez aklımızda acaba çok altın ister mi karşı taraf, çok lüks ister mi acaba diye düşünüyorum.”

            Süleyman kardeşim yanılmıyorsam köken olarak türk olmalısınız. ve konyalıydınız haralde ya da orada yaşıyorsunuz öyle hatırlıyorum. Çok altın isterler demişsiniz de benim bildiğim altın isteme mevzuu bizim doğulular arasında çok yaygın. Batı tarafında türk kardeşlerimizin taraflarında çok fazla altın muhabbeti yok diye biliyorum bilmem yanılıyor muyum?

            Ayrıca yanlış değilsem üniversitede arş.grvlisi olmalısınız. Bende daha önce ünv. girmeye çalıştım ama kısmet olmadı. Hala uğraşıyorum takip etmeye çalışıyorum alımları vb.

            Kardeşim sizin evliliğiniz olmamasına gelince daha önce de söylemiştim sanırsam iğneyi yanlış yerde arıyorsunuz. Tabi ünv. bulunduğunuzdan size yüksek ihtimal akademisyen kadınları ve öğretmenleri uygun göreceklerdir. Ben akademisyen kadınları hiç tavsiye etmem size çünkü ekseriyetle feminist olurlar.

            Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar derler. Sizinde elbet yakın bulduğunuz gönlünüzde bir islami cemaat, tarikat vb. bir yapı vardır. İşte o yapının kız bölümleri var mı? bakın araştırın. Hiç bir yapı yoksa gönlünüzde tüm yapılara mesafeliyseniz o zamanda diyanetin kız kuran kurslarına hafızlık okuyan bölümlerine bakın derim. Yani biraz bu tip yerlerde arayın bence kısmetinizi.

            Tabi evlilik kesinlikle kader kısmettir. Daha zamanı da gelmemiştir. O da işin başka bir boyutu. Bunu da hesaba katınız kardeşim.

            vesselam…

          • Süleyman diyor ki:

            AZMO hocam

            Konyalı değilim ya da Konya’da yaşamıyorum :) Sorun şöyle ki hem dedelerimiz hem babamlar ömür boyu farklı yellerde ikamet etmişler. Şu anda bende o geleneği sürdürüyorum. Arkadaşlarım bana bu Türkiye’li diyorlar. Dedemleri söyleyince de Türkiyeli de değilsin Dünyalısın diyorlar. Nufus üstünde bir memleketim var ancak doğduğum büyüdüğüm ve memleketim birbirinden farklı. işte bu sebepten ne memleketim tam belli ne ırkım.

            Anllatığım nedenlerden hanş öyle memleketimden kız buldum diye birşey pek mümkün değil. Memleketle bağım yok ki :). Altın isteme meselesi de bu nedenle nereden veya kimlerden birini bulduğuma bağlı olarak değişiyor.

            Dediğiniz üzere akademisyenim ve kimi zaman akademisyen tavsiye ediyorlar. 2 sıkıntı var ki ben erken girdiğimden işe söyledikleri kişiler benden genellikle büyük. Bu birincisi. İkincisi ise akademisyen hayatı zor bir hayat. Bazen geceniz gündüzünüz birbirine karışıyor. Bu nedenle ben akademisyen, eş akademisyen çok zor aile hayatı için. Özellikle çocuk olduktan sonra daha da zor.

            Ben dürüst konuşmak gerekirse ilgi göstermeyi seven ve ilgi bekleyen de biriyim. Akşam eve geldiğimde ben yorgun hanım yorgun. Bir güzel söz yok. Varsa da yorgunlukla söylenmiş. Pek bu manzara hoşuma gitmiyor. Akademisyen ya da hemşire veya işi yoğun olan biri ile benim yapmam çok zor olur diye düşünüyorum.

            Öbür yandan yaşım genç olduğu için öğrencilerden çok teklif geliyor. Doğru değil ama bu bir gerçek. Bu sene hayatımda hiç olmadığı kadar çıkma vb. teklif aldım. Evlilik teklifi sayılabilecek teklifler bile geldi kapalı kızlardan. Ben edeben böyle bir yolu tercih etmiyorum. Teklif eden kişilerle de anlaşabileceğimi düşünmüyorum. Bu da başka bir boyut.

            Yakın bulunduğum, intisabım olan bir tarikatteyim elhamdülillah. Ancak bulunduğum tarikat öyle ahım şahım büyük bir tarikat değil. Aynı zamanda her kesimde olduğu gibi (kendimde bundan münezzeh değilim ne yazık ki) dünyevileşme emareleri var. Küçük şehirlerde öyle birileri ile nasip olmuyor çünkü kimse yok. Büyük şehirlerde ki bireylerde şu an bulunduğum küçük şehirlere gelmek istemiyorum. Yani çoğunun ailesi özellikle annesi kızlarına bile söylemiyor. Başka yerlerdende seferi gibi yaşadığımız için dostlarımız olmadığı için aracı bulamıyoruz :)

            Benim durumum böyle işte AZMO hocam. Biraz karışık durumum ancak tüm düğümleri çözmeye kadir olan da Allah (C.C.). İnşallah güzel bir sonuca ulaşırız diye düşünüyorum.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “doğduğum büyüdüğüm ve memleketim birbirinden farklı. işte bu sebepten ne memleketim tam belli ne ırkım.”

            O da iyiymiş :)) neticede Allah’ın kulusun ve müslümansın bu kadarı kafi zaten.

            “Altın isteme meselesi de bu nedenle nereden veya kimlerden birini bulduğuma bağlı olarak değişiyor.”

            Bir doğulu olarak söyliyeyim kardeşim, bu bölgede altına çok düşkünlük var sadece altına ödenecek para 30-40 bin tl tutuyor, düğünü, nişanı, kınası evin döşemesi bir tarafa. O yüzden doğulu kızlara kolay kolay bulaşma derim. Ben iç anadolu, batı ve karadeniz tarafından çok böyle altın duymadım. Yani bizim burası gibi illa şu kadar altın olmalı demiyorlar. Öyle duyumlar aldım artık ne kadar doğru bilemiyorum.

            “Dediğiniz üzere akademisyenim ve kimi zaman akademisyen tavsiye ediyorlar. 2 sıkıntı var ki ben erken girdiğimden işe söyledikleri kişiler benden genellikle büyük. ”

            Tekraren söylüyorum kardeşim akademisyen kadınlardan uzak dur. İlla çalışan düşüneceksen Kur’an kursu öğreticisi en idealidir. hem karma bir ortam yok çocuklarla genç kızlarla haşir neşir oluyorlar hemde sabah gidip öğlen geliyorlar. Tabi neticede çalışan kadın olduklarından maalesef onlarda da bazı sıkıntılar kulağımıza gelmiyor değil. Ama en azından akademisyen ve öğretmenden bence iyidir. Tabi beni dinlersen “Nitelikli Ev Hanımı”ndan şaşma :) niye nitelikli dedim artık orasını sen anlarsın arife tarif gerekmez.

            “İkincisi ise akademisyen hayatı zor bir hayat. Bazen geceniz gündüzünüz birbirine karışıyor. ”

            Bilmez miyim. Bende yüksek lisansımı bitirdim. Bu sene hayırlısıyla doktoraya kayıt yaptırdım. Bakalım artık mevlam nasip ettikçe bu yola girdik bir defa yürüyeceğiz artık.

            “Ben dürüst konuşmak gerekirse ilgi göstermeyi seven ve ilgi bekleyen de biriyim. ”

            Çaren belli kardeş Nitelikli Ev Hanımı :) ayrıca evlilik görüşmesi yapacağın kadınlara mutlaka akademisyenliğin zorlukların bahsetmelisin. Yani asosyal bir meslek olduğundan, gecesi gündüzü belli olmadığından, sürekli araştırma, okuma gerektirdiğinden makaleler, kitaplar, dergiler ile hemhal olunan ve bilgisayar başında vakit geçirmeye dayalı bir meslek olduğundan vb. daha aklıma gelmeyen zorluklardan bahset. Yani böyle gezmeyi tozmayı sürekli piknik yapmayı seven kız tipleri biz akademik camiaya gitmez. O yüzden seçeceğin kız biraz asosyal olsa aslında iyi olur. En azından sürekli bir yerlere gitmeyi talep etmez :)

            “Öbür yandan yaşım genç olduğu için öğrencilerden çok teklif geliyor. Doğru değil ama bu bir gerçek. Bu sene hayatımda hiç olmadığı kadar çıkma vb. teklif aldım. Evlilik teklifi sayılabilecek teklifler bile geldi kapalı kızlardan”

            Aman uzak dur kardeşim. Kendini bilen ağır başlı islami şuur almış bir dindar hanım bir erkeği çok çok beğense bile kolay kolay gelip belli etmez bunu. Belki bir aracıyla durumu bildirir. Hz. Hatice (r.anha) misali. Onun dışında direkt gelip size açılan kızlar hafif meşrebtirler kaçınız! açıkta olsa kapalı da fark etmez.

            “Yakın bulunduğum, intisabım olan bir tarikatteyim elhamdülillah.”

            O tarikata yoğunlaş kardeşim. Aracılar bulmaya çabala bence. Ya da sizin tarikatla aynı minvalde olan başka tarikatlara da yoğunlaş derim.

            “Benim durumum böyle işte AZMO hocam. Biraz karışık durumum ancak tüm düğümleri çözmeye kadir olan da Allah (C.C.). İnşallah güzel bir sonuca ulaşırız diye düşünüyorum.”

            Allah kerimdir kardeşim hayırlı bir kapı açılır inşallah.

            Vesselam…

          • Süleyman diyor ki:

            AZMO Hocam

            Hayırlı olsun yüksek lisansınız. Doktoraya nereye girdiniz belki dönem arkadaşıyızdır :)

            Nitelikli Ev Hanımı benim de tercihim. Ancak ben öyle bir profil bulmakta zorlanıyorum. Zaten sıkıntım o yönde.

            Ben dürüst konuşmam gerekirse yıllardır evlilik için uğraşan bir insanım ve pek çok kapıdan geri döndüm. Bazen olmadık hakaret aşağılama gibi durumlarda kaldım. Yani tam anlamıyla bir yokluk döneminden geçtim. Şimdi ise tam tersi bir imtihanla sınanıyorum. Bir bolluk imtihanı. İşe girdikten sonra etrafım karşı cinsten kişilerle doldu. Belli bir sosyal ortamı paylaştığımdan ister istemez bir etkileşim oluyor. Ben ne kadar ciddi ve mesafeli dursamda böyle teklifler geliyor. Bazen çok mu kasıyorum al işte kapalı bir kız, konuş işte, dolaş işte dediğim oluyor.

            Hayatımda hiç karşı cinsle yakın olmamışken şimdi size gülümseyen, sizinle ilgilinen, birsürü karşı cins var. Bazen işte kapalı bir kız daha ne zorluyorsun diye çok vesvese geliyor. Ayağımın kaymasına incecik bir çizgi olduğu zamanlar oluyor.

            Hassas, dindar insan aradıkta ne oldu. Sıkıntıdan başka birşey mi gördüm aman boşver demekten ve yanlışa düşmekten çok korkuyorum çünkü öyle zamanlar oluyor ki yanlış yapmamak için kendimi zor tutuyorum. Genede sabretmeye çok gayret ediyorum. Dua ediyorum. Sizler de benim için dua edin lütfen AZMO hocam çünkü hakikaten çok ihtiyacım var.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Hayırlı olsun yüksek lisansınız. Doktoraya nereye girdiniz belki dönem arkadaşıyızdır.”

            Eyvallah kardeşim. Sizinde y.lisans bitti haralde sizinde hayırlı olsun inşallah. Dicle ünv. yerleştim kardeşim geçen günde kayıt yaptırdım bu sene ders dönemi. Yalnız sizinle bizim alanımız farklı olmalı. Benim “temel islam bilimleri” ana bilim dalı.

            “Nitelikli Ev Hanımı benim de tercihim. Ancak ben öyle bir profil bulmakta zorlanıyorum. Zaten sıkıntım o yönde.”

            “nitelikli ev hanımı” bulmak gerçekten sıkıntı haklısınız. Ama en ideali de bu. Mecburen aramak zorundayız. Bulana dek. Sizin maddi noktada evliliği kaldıracak sıkıntınız yok benim gibi bir de yaşınız benden de 2-3 yaş düşük olmalı o yüzden bence daha avantajlısınız. Uğaşmaya devam edin kardeşim inşallah bulursunuz. Ne demişler “kader gayrete aşıktır”

            “Ayağımın kaymasına incecik bir çizgi olduğu zamanlar oluyor.”

            Dikkatli olun kardeşim. Dik durmaya çalışın inşallah.

            “Hassas, dindar insan aradıkta ne oldu. Sıkıntıdan başka birşey mi gördüm aman boşver demekten ve yanlışa düşmekten çok korkuyorum çünkü öyle zamanlar oluyor ki yanlış yapmamak için kendimi zor tutuyorum. Genede sabretmeye çok gayret ediyorum.”

            Siz yine dindarını aramaktan vazgeçmeyin kardeşim. Yanlışa düşmemek için maneviyatınızı aksatmayın her gün bir miktar (1 sayfa dahi olsa) K.Kerim okumaya çalışın. Bağlı olduğunuz tarikatın manevi programını takibe uğraşın inşallah şeytan ayağınızı kaydıramayacaktır biiznillah.

            “Dua ediyorum. Sizler de benim için dua edin lütfen AZMO hocam çünkü hakikaten çok ihtiyacım var.”

            Rabbim hepimizin dualarını dergahı indinde kabul buyursun inşallah…sizlerde bizlere dua ediniz inşallah…

            Vesselam…

          • Süleyman diyor ki:

            AZMO hocam

            Hayırlı olsun tekrardan. Ben belki aynı şehirde yapıoruzdur dedim doktorayı ancak farklı şehirlerde imişiz. Benim alan biraz spesifik. Az yerde bulunuyor ondan söylemesem daha iyi :)

            Dediğiniz üzere sizlerden 2-3 yaş küçüğüm. Maddiyat olarak da öyle ahım şahım bir durumum yok ancak hani karşı taraf insaflı olursa mütevazi bir evlilik yapacak imkanım olur inşallah.

            Dediğiniz gibi dini vecibelere daha ağırlık vermem gerek. Zaten bugüne kadar korunmamın önemli nedeni dini olarak çok hassas olmam.

            Allah cümle gençlerin işini kolaylaştırsın. Ayağımız kaydırmasın :)

          • Hüsna diyor ki:

            MaşaAllah Meryem hanım sizin gibi çalıştığı halde bu şekilde düşünen kimseler gerçekten az. Allah teala hakkınızda hayırlısını nasip etsin İnşaAllah. İnşaAllah bizler de siz ve Feyza hanım gibi bir fikir anlayışına sahip oluruz. Özellikle benim bu sene bu meseleleri gözlemleme fırsatım oldu. Genelde kızlar ne kadar dindar olsalar da günümüz düğünlerine özeniyorlar. Onlar özenmese de aileleri sen okul okuyorsun/çalışıyorsun elalem ne der diye baskılarla çok değişik törenler yapıyorlar. En basitinden normal bir kuaförde basit bir tesettür gelin başına 400 TL verildiğine şahit oldum, bunu benim yaşadığım yerde erkek tarafı ödediğinden kız tarafı ne koparırsak kar diye, bu şekilde masraflar a girebiliyor(Allah kınamaktan sakındırsın ancak malesef basit şeyler için bile bunca paralar harcanıyor) Ayrıca dikkat ettiğim bir durum da kız çalışınca erkek tarafı çok fazla üstüne düşüyor, istediğini yapıyor. Çalışmayan bir kız olsa da, sanki kız evde kalmış da onlara muhtaçmış gibi davranıyorlar. Hatta daha extrem şeyler de var bir yerde okumuştum,adam nişanlı olduğu kız 3 senedir atanamıyor diye kızdan ayrılmış. Elhasıl iyi yerlere gitmiyoruz. Allah teala bizi istikamet üzere yaşayan ve yaşayacak olanlardan eylesin. Vesselam

  5. Akifane diyor ki:

    Anlattiklarinizla bu ülkenin vatandaşi Müslüman TÜRKÜ aydınlattınız. Sanki bu yasaların muhatabı sanki sadece oklarmış gibi..
    Biraz da bu vatan evladı olan Müslüman KÜRT Müslüman ARAP ve de Müslüman olan diğerlerini aydınlatsanız!!!!
    Ama lütfen ayrıştırmadan….
    Bölmeden……
    Birşeyleri yapayım derken başka şeyleri dökmeden….

    • Yahya diyor ki:

      Biz Müslüman kardeşliğine inanan ve bu doğrultuda hareket eden insanlarız. Yazarın “Müslüman Türk” den kastettiği Türkiye devletinde yaşayan tüm insanlar/ailelerdir.

      Bu tarz detaylar ile beynimizi meşgul etmemeli, esas verilen mesajı anlamalı ve gerekli tedbirleri almalıyız.

      Kökeniniz, renginiz, dininiz ne olursa olsun, bugün hakim karşısına çıktığınızda yazarın bahsettiği şekilde mağdur olmanız an meselesi… Bunun tek istisnası kadın olmak…

      Selam ve dua ile…

    • feyza diyor ki:

      ne önemi var ki yazıda Türk vurgusunun yapılmasının, bu kimi neden rahatsız ediyor, daha doğrusu bu ayrımcılığı yazar kişi dahi düşünmemiştir. Irk, etnik köken yasalar karşısında bir anlam ifade etmiyor, dinimizde de bir ayrıcalığı yok bunların. Kişilerin kültürel miraslarını yaşatmalarında ise kimse müdahil değil. demek istemiyorum ırkınızı, kökeninizi unutun, asimile olun fakat bunu tamamen alakasız bir konu başlığında dile getirmeniz yalnızca tefrikaya sebep olur. Hakimin karşısında ben arnavutum deseniz ne farkeder, Türk kökenli olunca madalya mı takıyorlar, görüyorsunuz mağduriyetin kimliği olmuyor. Cinsiyet üzerinden yapılan ayrımcılık.

      • Cihad diyor ki:

        Feyza Hanım Kardeşime,

        Evvela siz ve Abdullah Abi gibi samimiyetinden ve fikirlerinin isabetinden şüphe etmediğim bilakis istifade ettiğim kişilerin bu kavramı kullanması beni rahatsız etmiyor ancak bu ifadenin kullanılmasını da yanlış buluyorum. Şöyle ki;

        1) Abdullah Abi’nin isabetle eleştirdiği yasa umuma uygulanmaktadır veya uygulanacaktır. Ohalde “müslüman türk” ifadesi umumu tanımlamak için kullanılmış oluyor ve olabilir. Yani ortak payda olarak topluma verilen bir isimdir.
        2) Günümüzde “türk” kavramı bir etnisiteyi ifade etmek için kullanılıyor çünkü kavrama yüklenen anlamlara baktığımızda etnisitenin sembol ve değerlerini icerdiğini görüyoruz.
        Mesela;
        Okullarda okutulan tarih derslerine bakın İslamiyet’ten evvelki dönemlerden başlanarak( bir hayli önemle tabiki…) günümüze geliniyor. “türk” kavramı bir ırkın tarihsel gelişimi veya süreci bağlamında kullanılıyor. Bu sadece bir örnek. Medyadaki hâkim dile ve ülkemizin kuruluş aşamasındaki etkin ideolojiye bakıldığında bu kavramın aşikar bir şekilde bir ırkı tanımlamak için kullanıldığı anlaşılıyor. Bu sebeptendir ki bu ülkenin 90 yıllık geçmişi boyunca farklı etnisiteler ya inkar edilmiş veya aşağılanmış. Biat edenler ise asimile olarak kendi dil ve kültürlerini kaybetmişler. Çünkü bir ırka isnad eden “ulus devlet” formatında kurulduğundan farklılıkları adalet ve eşitlik temelinde kabul etmesi mümkün olamamıştır. Yaşanan bu süreçlerin hem zihinlerimize, hem kavramın anlamı üzerinde mutlak bir etki bıraktığı malumdur. Dolayısıyla her ne anlamda kullanırsak kullanalım anlamı buraya çıkacaktır. Bu ise bizim için bağlayıcı durumdur veya olmalıdır.

        3) İsim ve nam, sizi tanımlayan, dış dünya ile farkinizi ortaya koyan, sınırlarınızi belirleyen ve gaye ve maksadinizi çizen vb. anlamlar manzumesinin kod ve şifreleridir. Besmeledeki sır da tam olarak bu degil midir. “Rahman ve Rahim olan Allah’ın ADIYLA” derken kendi adımızı yani enaniyetimizi terk ederek, Rabimizin adı ve ünvanı ile yani onun emir ve nehiyleri ile rızası uğrunda hareket ediyorum ve edeceğim demiş oluyoruz. Buradan hareketle,sizi tearüf, teavün ve tesanüd için kabile kabile ve taife taife yarattım emr-i celiline istinaden Allah beni ayrı bir isim ve ünvan altında yaratmişken, başka bir isim ve ünvana çağırmak insani olmadığı gibi İslami de değildir kanaatindeyim. Dolayısıyla biz samimi mü’minler olarak ortak paydalarimiza ve değerlerimize hepimizi taşıyacak isim ve ünvanlar bulmalı ve kullanmalıyız. Örneğin türk kahvesi denilebilir ancak türk bayrağı demek doğru değildir çünkü o hepimizin bayragidir. Tarihte beraberce oluşturulmuş ortak degerimizdir. Bu sebepten ben ona İslâm bayrağı diyor ve çocuklarıma da bu şekilde öğretiyorum.

        4) Pkk denilen kanlı ve sapkın bir örgütün ülkemizin belli bir bölgesinde, bir etnisiteye ait bir kavramı aynı tarz ve aynı mantıkla tersten ve yeniden üretmesi bir zihniyet kardeşliğini apaçık gösteriyor. Bugün pkk’nin partisi ile resmi ideolojinin borazanligini yapan partinin beraber hareket etmesi asla tesadüf değildir. Her ikisi de Din yerine dünyayı tercih ederek ümmet yerine ulusu ikâme eden batının cocuklaridir. Rabbim ümmet-i Muhammedi bunların şerrinden korusun.

        Not: Abdullah Abi gerçi kendisine itirazı kabul edecek tevazuu ve mahviyettedir lâkin kendisi zaten”türk milleti” kavramının yanına ekseriyetle “İslâm Ümmeti” ifadesini iliştirdiği için bu yorumum kendisine bir itiraz değildir. Açılan mevzu itibari ile acizane fikirlerimi paylaşmaktan ibarettir.

        Selâm ve dua ile…

        • Feyza diyor ki:

          Cihad abi elbette elestirebilir ve katilmayabilirsiniz lutfen elestirilerinizi bildirirken benden yana hicbir rahatsizlik hissetmeyin, bilakis katkisi olur.
          Sizin sozleriniz dogru, bu renklilik sunnetullahin tecellisi. Yalniz, su bakimdan soyledim ki t.c sinirlari icerisinde bu vatandaslarin etnik kokeni ya da irkinin hicbir faydasi zarari olmuyor. Konu ise t.c hukukuna gore yasanan erkek magduriyetleri. Bir Kurt bir Arap ya da bir Arnavutun yasalar onunde durumu ayni oldugu icin tc sinirlaeri icerisinde irki Turk olmasa da tc vatandasiysa bu kanunlarin muhatapi.
          Islam ummeti deyince ise Endonezyadan Arabistana hatta Japonyadaki bir Musluman aileye kadar uzanan genis bir cografyayi kapsiyor. O yuzden Abdullah abi tc sinirlari icindeki turk olmasa da bu ulkenin vatandasi olan butun Muslumanlari kasdederek bu tabiri kullanmis olabilir.
          Degisik irk, koken etnik gruplar zenginligimiz ve ben kendim de bu zenginligin bir parcasiyim. Kokene inersek biz de slav irkindan gozukuyoruz :) o yuzden o konularda fazla ahkam kesersem once kendi ipimi kesmis olurum. Ama herhalde Muslumanliga olan hizmetlerinden dolayi Turk milletine duyduklari sempatiden oturu ana babamiz hep kendine Turk derler Turk ismine hurmet gosterirler. Bunun yaninda ise kendi dillerini konusurlar kulturlerini yasatmaktan geri kalmazlar bununla gurur duyarlar biz asimile olmaya basladiysak da bu kahiri ekseriyetle boyledir. Ulusalcilarin ve pkklilarin Turk/Kurt soylemi ise tamamen ideolojik. Benim kendi teyzelerim de onlara takiliyor o gorusteler ama sorsaniz aslen Turkler mi?
          O yuzden bu mevzulara cok takilmiyorum. Turkluk benim gozumde Islamin sancaktarligi. Bu bayrak altinda yasayan ve bu bayraga bu dine hurmet eden hizmet eden her irki her etnik kokene mensup Musluman basimin tacidir, kulturune ise saygim kavidir. Ancak tc vatandaslarinin hepsi turk olarak nitelendirilip bu hukuka tabi olduklari icin musluman turk milleti denmesini dogal karsiliyorum. Bana Turk sozcugu ayni zamanda Osmanliyi cagristiriyor.

  6. Abdullah Bir diyor ki:

    Sayın SEMA HANIMEFENDİ ve SİTEMİZİN BASİRETLİ TAKİPÇİLERİNE…

    Su anda TBMM de kurulmuş olan ÇOCUK İSTİSMARI araştırma komisyon başkanı olarak Ak Parti BARTIN MİLLETVEKİLİ sayın YILMAZ TUNÇ görevlendirilmiştir.

    Kendisine konuyla ilgili ulaşmak isteyen site takipçisi arkadaşlarımız vekilimizin TBMM deki makamına ait

    0 (312) 420 62 22 – 420 62 23 nolu telefonlardan ve 420 23 85 nolu fax dan veya danışmanı sayın Sinan Demir beye ait sinandemirtbmm@gmail.com adresinden ulaşabilirler.

    Dipnot: Sayın vekile konuyla alakalı görüş bildirecek olan arkadaşlarımızın görüş, öneri ve tepkilerini “azami nezaket ve saygı cercevesinde” bildirmeleri konusunda hassas olmalarını rica ediyorum.

    Çünkü bizlerin amacı “üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil”

    Selam ve dua ile…

  7. Yahya diyor ki:

    Dün yazdığım yazıdan sonra adliyede, ist. baroya gittim.
    Baro duvarlarına onlarca kırmızı beyaz broşür asmışlar.

    ALO 183 – 18 yaş “ÇOCUK”tur, yazıyor.

    Kimse sebepsiz yere bu broşürleri basıp, avukatların gözüne sokmaz!!!

    Artık siz verilmek istenen mesajı üzerinize alınınız…!

  8. Abdullah Bir diyor ki:

    ÖZÜR ve DÜZELTME

    Frhd bey’ın uyarısı ile bu güne kadar kullandığım iki “kelime/ifade” ye hatalı MANA/ANLAM yüklediğimi fark ettim. İki kelimenin manasını bilenler anlatmak istediğimi net olarak anlamış vede yaptığım yorumlarda amaç hasıl olmuş olsa da ortada istemeden de olsa yapılan bir hata var.

    Bu iki kelime “MÜSLÜMAN ve MÜMİN” kelimeleridir.

    Benim yaptığım hata ise sadece bu iki kelimenin manalarını istemeden birbirine karıştırmaktan ibarettir.

    Bir başka ifade ile “Müslüman” kelimesini açıklarken “Mümin İnsan” ın özelliklerini; “Mümin” ifadesini açıklarken de “Müslüman İnsan”ın özelliklerini (sahip olduğu hasletler) kullanmış olmamdır.

    Bu nedenle bu hatayı bana gösteren Frhd beye tesekkur ediyor, sitenin siz değerli okuyucu ve yorumcularından da ÖZÜR DİLİYORUM, HAKKINIZI HELAL EDİN LÜTFEN.

    İşin özeti ve MÜSLÜMAN-MÜMİN kelimelerin dogru açıklaması aşağıda ki gibidir.

    İslamı kabul eden ve ettiğini ifade eden herkese MÜSLÜMAN denilir.

    MÜMİN ise İslamı kabul ettiğini söyleyen ve İslam’ın gereklerini Allah’ın öngördüğü şekilde Kur’an dan öğrenip kalben ve ibadeten yerine getiren kişiye denir. Yani inandığı gibi yasayan Müslümana MÜMİN denir

    MÜSLÜMAN’ım diyen her kez Müslüman olabilir fakat Allah’ın Kur’an da istek olarak belirtiklerini (emir ve yasaklarını) kayıtsız şartsız, sorgusuz sualsız ve şüphesiz yerine getirenler, inandığı gibi yaşayanlar ancak, sadece MÜMİN olanlardır.

    Bu nedenle İslam’ın bütün şartları yerine getiren ve ömür boyu bunlara sadık kalan insanlar ancak MÜMİN olabilir.

    Yani İMAN EDEN kişiye Müslüman denilirken İMANIN SIRRINA EREN kişiye ancak mümin denilir.

    Yani kişi “Müslüman” olduğunu sadece dili ile iddia ederken “Mümin” iddiasını düşüncesi, yaşantısı ve davranışı ile de ispat eder.

    Müslüman ile mümin arasındaki fark, “Bilmek ile Ermek” arasındaki fark gibidir.

    Bu nedenle “Müminlerin tamamı Müslüman” dır, fakat “Müslümanların tamamı Mümin değildir.”

    Bir başka anlatımla:

    Doğru yolu bilen ve o yolda ilerleyenler MÜMİN’dir, Ancak Doğru yolu bildiği halde nefislerine ve şeytana uydukları için yerinde sayanlar veya doğru yol haricinde ki yollarda yürüyenler sadece Müslümandır.

    Sık sık kullandığımız
    DOĞRU YOLU BİLMEKLE DOĞRU YOLDA İLERLEMEK AYNI SEY DEĞİLDİR
    öz değişi MÜMİN ve MÜSLÜMAN kelimeleri arasında ki bu ayrımın anlaşılmasını kolaylaştırır sanırım.

  9. seysey diyor ki:

    Gidip gene ayni partiye oy verirsiniz duzelir.Burdan bi onbes sene daha yazarsiniz.

  10. Feyza diyor ki:

    Abdullah abi, biz sizin neye itiraz ettiginizi anlayabiliyoruz, oncelikle siz rahat olun. Bu yaziyi on sekiz yasindan kucuk kiz almak icin yazmadiginizi cok iyi biliyoruz. Aldirmayin. Siz, beraberinde getirecegi farkli magduriyetlere dikkat cekmek icin yazdiniz. Ben fazla bilgi sahibi olmadigim icin pek yorum yapamiyorum, cunku yanlis birsey yazmaya korkarim. Allah biliyor ya, o kucucuk cocuklara ya da yetiskin de olsa rizasiz tecavuz eden sapiklarin idam edilmesini uzun suredir herkesten fazla isteyenlerdenim. Midem, kalbim hic kaldirmiyor. Boyle bir haber duysam gece ruyama dahi girebiliyor. Ancak gonul rizasi ile yapilan nikahli birlikteliklere, ailenin kizi uzerinden maddi cikar saglamadigi kizin kendi rizasi ile yapacagi evliliklere on sekiz yas alti oldugu icin karsi cikilmasini dogru bulmuyorum. Tabi belli bir yas sinirlamasi olmali fakat on sekiz degil. Cunku on alti on yedi yasinda da sevip evlenen cok insan taniyorum. Bir de geriye donuk bir cezalandirma olacaksa evliler arasindan magdur edilecek ciftlerin de ayiklanmasini isterim. Dedigim gibi fazla bilgi sahibi olup etraflica arastirmadan fikir sahibi olmak, yanlis birsey yazmak istemiyorum fakat yazdiginiz yazidan anladiklarim bunlar.
    Bir de asagida Adem beyin yazdigi yorum uzerinden aklima takildi. Bir insana iftira atmak, beni taciz etti demek bu kadar kolay mi gercekten, yani bunun tanigi ivir ziviri istenmiyor mu? Sikayetci taraf iddiasini ispatlayamazsa mufteri konumuna dusup kendi adina da dava acilamiyor mu iftira attigi icin? Yani bu konular bu kadar basit mi, oyleyse eger gercekten korkutucu..

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Feyza Hanım Kardeşim’e…

      Ben doğruları söyleyerek insanlara iyiliği emretmenin ve kötülükten alıkoymaya çalışmanın şahsıma ve vicdanıma verdiği huzur sayesinde çok rahatım.

      Sen, “Abdullah abim üzülüyor” diye tasalanma kardeşim.

      Ama, Az da olsa iman sahibi insanların düşmanı olan nefisleri ve kendilerini yanıltan duyguları nedeniyle bilerek/bilmeden ve hızla ateşe doğru gitmeleri bir Müslüman olarak beni rahatsız ediyor.

      Ayrıca;
      “Bir insana iftira atmak, beni taciz etti demek bu kadar kolay mi gercekten, yani bunun tanigi ivir ziviri istenmiyor mu?” demişsin

      Kolay… Hemde cok kolay…
      Hatta mevzu kadın, kadının beyanı olunca bu konuda ki vahamet, kötü durum, iftira atmak, iftiraya uğramak senın gibi İman sahibi Müminlerin vede gerçekleri görmemekte direnen birilerinin tahmin etmeyeceği kadar AKLA, MANTIĞA, ADALETE, İNSAFA AYKIRI, İNSAN FITRATINA TERS MAALESEF.

      Ama butun bu vahim duruma karşı bizler “böyle gelmiş böyle gider” demeyeceğiz, çünkü bizler yangını söndürmekle değil, safımızı belirlemekle mükellefiz. Gerisi yaratanın taktiri…

      Selam ve dua ile kardeşim.

  11. Yahya diyor ki:

    Gündemden takip edebildiğim kadarıyla ve mevcut uygulamalarda şu şekilde yaş kademeleri var: 0-12; 12-15; 15-18 ve üstü
    Özellikle 12 yaş altı çocuklara yapılan taciz/istismar davalarında, faile indirimsiz/afsız ağır cezalar verilmesi planlanıyor. Mevcut uygulamalarda, failin iyi hali, hafifletici sebepler vs’den dolayı cezasında indirim uygulanabiliyordu. Bunun önü tamamen kapatılıyor ve gündemde de olan kimyasal hadım uygulanması düşünülüyor.
    12-15 yaş arasında ise “rıza” aranıyordu. Buna ciddi itirazlar vardı. “Rıza” aranması failin ceza almamasını etkilemiyor sadece daha az ceza alabiliyor. Ayrıca 12 yaş üstü, yaşanan olay ne olursa olsun failin ceza indirimi vs. alması mümkün. Belki rıza aranması ile birlikte bu ceza indirimi de değişebilir.
    Tabii unutmadan bizim kullandığımız taciz/istismar/sarkıntılık gibi terimler aynı manada veya birbiri yerine kullanılabilirken, kanun karşısında bu terimlerin farklı anlamları, suç unsurları ve cezaları var.

    Gündemdeki tasarıda, cezalar ağırlaştırılırken aynı zamanda koruyucu/önleyici tedbirlerde alınacak. Maalesef burada yapılmayan, göz ardı edilen husus, toplumun böyle şahısları yetiştirmesini önlemek.
    Bu eylemi yapan şahıslar (şahıs dahi sayılmazlar ama), başka bir ülkeden ve ya uzaydan gelmiyor.

    Eğer biz toprağa acı portakal tohumu diker ve bunu sular, büyütürsek; meyve olarak da acı portakal alırız. Zamanında hiç bir tedbir alınmaz ise tek çare ağacı kesmektir. Bizde bugün bunu yapıyoruz, ağacı nasıl cezalandıralım: meyvelerini taşlayalım mı?, ağacın dallarını mı keselim?, yapraklarını mı yolalım?, yoksa ağacımı keselım???
    Kimse ya bu acı tohumu kim dikti, niye dikti, nasıl dikti; diye sormuyor, üzerinde düşünmüyor. Hadi iş işten geçmiş, fide halindeyken neden hiç kimse tatlı portakal aşılamamış???

    Mevzu bu kadarla da bitmiyor. Yapılan eylemin bir çok teferruatı ve neticesinde doğurabileceği suistimalleri var. Detaylarına girmekten utanıyorum ve üzülüyorum. Ancak ülkemizde aids ile tanışma yaşı orta okullara indi. İnternet, sosyal medya ve akıllı telefon vasıtasıyla, yaşanan ahlaksızlıklar çağ atladı, zirve yaptı. Ve bu yaşanan hayasız zirvede, suistimaller, yalanlar, iftiralar gırla gidiyor. Yeni mağduriyetler oluşmasın, mağdurların mağduriyetleri giderilsin ve failler en ağır şekilde (mümkünse idam ile) cezalandırılsın diye uğraşırken; kanunlar, 6284’de olduğu gibi suistimallere mahal vermemeli…

    Resmin tamamına, kimlerin daha çok ses çıkardığına ve durumdan kimlerin ekmeğine yağ/bal sürüldüğüne baktığımızda, üzülerek görüyorum ki tüm bu çalışmalar erkeğin aleyhine olmaktadır.

    Kimse bu yazdıklarımdan bu iğrenç, melun, ahlaksız eylemi yapan insanları savunduğumu düşünmesin. Şahsen, bu işin direkt cezası meydanda idam olmalı. Fakat yine gündemden takip ettiğim kadarıyla, bu işin duayeni hukukcular; çok ağır cezaların verilmesine, kısas mantığı ile ceza verilmesine, kimyasal hadıma; “insan hakları bilmeme ne safsatasına” göre aykırı olduğunu savunuyorlar. Neymiş failin vücut dokunulmazlığına müdahale edilemezmiş, neymiş cezada kısas olmazmış vs. vs. vs….

    Bu yüzden Rabbimiz buyuruyor ki,
    Bakara Suresi 179. ayeti kerimede: Ey (gerçeği düşünebilen tam) akıl sahipleri! Kısasta sizin için (umûmî) hayat vardır; olur ki sizler, (bu sayede keyfinize göre yaralama ve cinayetten) korunursunuz.

    Yazımı bitirmeden önce; müslüman erkeği, ahlaksızlığı ile, çıplaklığı ile, davranışları ile (…) ve muhtelif yollarla – direkt veya dolaylı olarak – cinsel anlamda taciz ve tahrik eden kadın ve destekcilerine ne yapacağız? Niçin bunlar tacizci olarak görülmüyor, durdurulmuyor ve cezalandırılmıyor?

  12. elifkkk diyor ki:

    Abdullah Bir Bey
    ”Siz 20-25 yaşalarında bir Müslüman bir Türk erkeğisiniz, nufusta 16-17 yaslarında görünen bir kızı sevdiniz, kızda sizi sevdi, Allahın emri ve Resulullahın sünneti gereği kızı ailesinden istediniz, aile de evlenmenize razı oldu ve evlendiniz. Aynı kızı isteyen ama kızın istemediği başka bir erkek veya sizi seven ama sizin istemediğiniz başka bir kız sizi ÇOCUK İSTİSMARI suçlaması ile polise veya savcılığa şikayet etti, yargılandınız, suçlu bulundunuz ve kimyasal hadım ile cezalandırıldınız.” bu verdiğiniz örnek haklı ve doğru bir örnek. Ancak devletimiz bu yasaları çıkartırken yaş kriteri koymalı diye düşünüyorum. Benim şasi fikrim şu yöndeki 17 yaşı baz almaları gerektiğini düşünüyorum. 17 Yaş altındaki kızlar/ erkekler benim nazarımda çocuk. Ben 17 yaşımı hatırlıyorum da günümüz 17 yaşındaki kızlardan daha olgundum evlenseydim evliliği de yürütebilirdim. Lakin günümüz ahir zamanda bu yaştaki kızların aklı bir karış havada. Yani gözlemlediğim şey şu ki ”nesil gittikkçe çocuklaşıyor, olgunluğunu kaybediyor ”.
    Ancak şunu da belirtmeliyim ki , 4 yaşında kız bebeğe, küçük çocuklara, rızası olmadan yetişkinlere yapılan bu tarz cinsel istismarlar cezasız kalmasın. Kimyasal hadımsa hadım, müebbet cezası ise müebbet verilsin. Lakin dediğim gibi ailelerin rızası ile evlenen 16-17 yaşında kişiler istisna tutulmalı.Ayrıca rıza ile evlenildiği zaman şikayet de olsa her iki tarafın ailesi dinlenmeyecek mi, ifadeleri alınmayacak mı ? Kız psikolojik olarak muayene edilmeyecek mi ? Ailelerin rızasına bakılmaksınızın mı hüküm verecekler sizin bahsettiğiniz durum için ?”Vay efendim sen şöyle yaptın al sana kimyasal hadım ?” Bu kadar da olmaz her halde.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      ELİFKKK Hanım’a…

      “Ayrıca rıza ile evlenildiği zaman şikayet de olsa her iki tarafın ailesi dinlenmeyecek mi, ifadeleri alınmayacak mı” demişsiniz

      Siz olaya bu sekil de ( sadece mantıksal) yaklaştığınıza göre siz TCK (Türk Ceza Kanunu) ve TMK (Türk Medeni Kanunu) yı, Kamu Hukukunu bilmiyorsunuz. Bu nedenle sorunuza cevap vermeden önce ön bilgilendirme yapmak zorundayım.

      Türk ceza kanununda ve yargılama usulu bakımından bu manada suç ikiye ayrılır.

      1- Şikayete bağlı suçlar ve bununla bağlantılı olarak açılan davalar.
      Bir başka ifade ile zanlı/şikayet edilen, magdur/müşteki olmak üzere iki tarafı olan davalar.

      Örn: Hakaret, küfür, tehdit vb

      2- Her hangi bir şahsın şikayeti söz konusu olmadığı halde devlete göre suç olan, devletin/kamunun taraf ( şikayetci) olduğu olaylar, davalar. Bu davaları kamu adına savcılıklar acar ve takip eder.(TCK 173 madde)

      Örn: Şikayet olmasa dahi adam yaralama, cinayet, gasp vb suçlar bu kapsamdadır. Ayrıca, Kamu davası sürecinde (eger varsa) suçtan zarar görenin “şikayetten vazgeçmesi” kamu davasının devam etmesine engel değildir.

      Bu nedenle taraflar, (gelin-damat) tarafların aileleri ( anne ve babaları) şikayetçi olmasa, hatta kızları/oğulları arasında yapılan evliliği onayladıklarını beyan ve kabul etseler de, kız gerçekte 18 yaşından buyuk, ama nufusta 16 yasında görünüyorsa ve devlet bunu öğrenmişse ortada birisi tarafından yapılmış bir şikayet, olaydan dolayı zarar görmüş her hangi bir magdur, şikayetçi olmasa dahi (gecen akşam haber bültenlerine konu olduğu gibi) kolluk kuvvetleri “düğünü, düğün salonunu basar” kızı korumaya, damadı ve tarafların aillerini de göz altına alır.

      Kız, “biz birbirimizi seviyoruz, ben bu erkekle isteyerek evlendim, her hangi bir zorlamaya muhatap olmadım” kızın ailesi de “kızımızın bu erkek ile evlenmesine rızamız var, kızımızı Allah’ın emri ile damadımıza verdik vb” sözler ile damatlarından şikayetci olmadıklarını beyan ve kabul etseler dahi devlet/kamu düzeni/vatandaş adına yasa çıkartan, çıkarttığını iddia eden TBMM nin; üyelerinin/milletvekillerinin işin arka planını araştırmadan, yasanın sonuçlarını öngörmeden “salla başını, al maaşını” mantığı ile çıkarttıkları mevcut yasalar gereği savcılık devreye girer, damat/erkek ve tarafların ailleleri hakkında “REŞİT OLMAYAN BİREYİ İSTİSMAR ETMEK, ZORLA ALIKOYMAK, CİNSEL SALDIRI” vb suçlamalar ile KAMU DAVASI acar.

      Yani telli duvaklı evlenen kızın, kızın anne ve babasının rızasının olması, ortada bir şikayetçi veya magdur olmaması devleti bağlamaz. Çünkü yasa 18 YASINI DOLDURMAYAN HER BİREYİ KAÇ YAŞINDA OLURSA OLSUN ÇOCUK KABUL EDER.

      Bu durumun ( 18 yasından küçüklerin evlenmesinin suç olması) bir istisnası var. İlgili yasa (TMK) kayıtlarda 17 yaşını doldurmuş kız ailesinin rızası ve resmi izni ile evlenebilir der.

      Diğer taraftan;

      “”Vay efendim sen şöyle yaptın al sana kimyasal hadım ?” Bu kadar da olmaz her halde.” Demişsiniz.

      Burada ki bakış açınızda da aynı hatayı ( mantıksal çıkarım hatası) yapmışsınız.

      Bazı yasalar tamda sizin dediğiniz gibi.

      “BU KADAR DA OLMAZ HERHALDE” detirtecek sekilde insanı zıvanadan, insanlıktan çıkartacak cinsten SAÇMA, APSURT ve ADİL DEĞİL.

      ADİL DEĞİL ama GERÇEK

      6284 saylı yasa tam da bu cınsten SAÇMA, HUKUKSUZ bir kanun.

      Nisan 2012 de çıkartılan 6284 sayılı bu yasa ( özetle, sözde kadını aile içi şiddetten koruma kanunu) Uluslararası Hukuk’un üç temel karinesini (sözde kadınlar lehine, özde erkekler aleyhine) yerle bir eden, yok sayan, görmezden gelen bir yasa.

      Nedir o üç karıne?

      1- Aksi, suçluluğu ispat olana kadar herkes masumdur.
      2- Savunma hakkı kutsaldır, kısıtlamaz ve engelenemez.
      3- İddia eden iddiasını ispat ile mukelleftir.

      Peki ne diyor 6284 sayılı yasa?

      Kadının kolluk kuvvetlerine veya savcılıklara yapacağı “KOCAMDAN ŞİDDET GÖRDÜM” beyanının gerçekliği, müracaatının doğruluğunun ispat edilmesi istenmez, araştırılmaz, ilgili kolluk kuvveti ve mahkeme şikayet edilen kişi hakkında DERHAL/HIZLA uzaklaştırma ve kadın hakkında da koruma kararı verir, gerekli tedbirleri alır.

      Bu kanuna göre erkeğin ifadesine başvurmak, kendisini savunması için fırsat vermek, savunma hakkı söz konusu bile değil.

      6284 saylı kanun “erkek mutlaka yapar, yapmıştır, kesinlikle kadın doğru söylüyordur, araştırmaya gerek yok” diyor.

      Bir başka ifade sekli ile devlet

      ZANLININ/SANIGIN İDAMINA, SAVUNMASININ ve YARGILAMASININ BİLAHARE/DAHA SONRA YAPILMASINA…

      Sonuç:

      Yıl 2011
      Aile içi şiddet sonucu ölen kadın sayısı 239

      Yıl 2017
      Aile içi şiddet sonucu ölen kadın sayısı 350

      Kulakların çınlasın Fatma SAHIN…

      Senın çıkmasına öncülük ettiğin ve kanun teklifi yasalaşırken dahi mecliste olmadığın bir zamanda (gece yarısından sonra) sadece 208 milletvekili ile çıkartılan 6284 sayılı yasadan sonra fazladan öldürülen (239 dan sonrası) her kadının kanı senın eline bulaşmış; vebali ve günahı da boynundadır.

      • Aadem diyor ki:

        Abdullah abi ufak bir düzeltme yapayım.
        2011 deki kadın cinayeti sayısı 121
        2017 deki kadın cinayeti sayısı 409

        Fatma Şahin şunu demişti: 6284 sayılı yasa ile biz en iyi kanunu çıkardık.ve kadın cinayetlerini hızla sıfıra indireceğiz. Demek ki kadın cinayetlerini sıfıra indirmek demek Fatma Şahin e göre kadin cinayetlerini YÜZDE 330 arttırmak demekmiş.2018 de Fatma Şahin in sıfır olacak dediği kadın cinayeti sayısı kaç olacak.????

        Birde bu Fatma şahin isimli bayan kadın cinayetlerini alkole ve uyuşturucuya bağlamıştı.fakat televizyonda gösterilen kadın cinayetlerinin altında genelde kocayı aldatma ve yasak aşk çıkıyor.yani gerçekler Fatma şahini yalanlıyor.Allah bilir daha ne yalanlar çıkacak.

  13. Abdullah Bir diyor ki:

    ZORUNLU BİR AÇIKLAMA

    Daha önce bu platformda BİR KAÇ DEFA benim aile ile ilgili meselelerde yazdığım yazı, yaptığım açıklama/yorum ve yazılan yorumlara verdiğim cevaplarda ki “hüküm niteliğinde bilgilerin” benim şahsi fikirlerim OLMADIĞINI, tamamının KURAN ve SÜNNET kaynaklı, ALLAH’ın EMİR ve YASAKLARI olduğunu ifade etmeme rağmen bazı peşin hükümlüler, anlama özürlüler, sözde Müslüman, özde Mümin olanlar, bulanık suda balık avlamaya çalışan art niyetliler, Münafık karakterliler, okuduğunu bile anlamayan cahiller, Feminazi olduğunu bilmeyen ve ya bildiği halde gizleyenler, vb,vb,vb…

    Er veya geç yıkılmaya mahkum “Batıl ve Şeytani İnaçlarının Surları”nda gedik açtırmamak için var güçleriyle çalışıyor, hatta bazen hızlarını alamayıp Resulullah’ın sunnetini, Allah’ın emir ve yasaklarını yok sayıyor, kabul etmeyerek İMAN SINIRLARI’nın dışına çıktıklarını bile görmüyorlar.

    Bizler de (Müslüman arkadaşım, kardeşim, yoldaşım olan Cihad Hoca, Yahya, Azmo, Sadece Fatih, Adem, Feyza vb hanım ve beyefendiler) bilmeyenlere öğretmek, yanlış bilenlere doğruları göstermek, eksiği olanların eksiklerini tamamlamak ve hepsinden de önemlisi bu sitede “Müslüman ve Alim Maskesi” ile zehir sacan bozuk niyetlilere karşı temiz niyetli ama gerçekleri, doğruları ( Allah’ın emirlerini, Resulullah’ın uygulamalarını) bilmeyen insanları bu tür kişilere karşı (İmanlarını tehlikeye atmamaları için) uyarmak, bilgilendirmek ve Kripto Münafıklara, Feminazilere gücümüz yettiğince ve Allah izin verdiği sürece engel olmak için caba göstermeye devam edeceğiz inşaallah.

    Bu nedenle şahsımızı hedef alarak yaptıkları saldırılar, tahrik ve tacizlerle enerjımızı ve zamanımızı alarak, bizi yıldırmaya, yormaya, sinirlendirmeye çalışarak bizi asıl işimizden uzaklaştırmaya çalışanları muhatap almayacağımı; ancak batıl düşünce, şeytani fikir ve dayatmalarıyla direkt veya dolaylı yollardan Müslüman İnsanlar”ın İmanlarına saldıranlara anladıkları dilden ve en şiddetli şekilde karşılık vereceğim(z)i bir kez daha beyan ve deklare ediyorum.

  14. Abdullah Bir diyor ki:

    Yukarıda mustakıl bir yazı olarak yayınlanan metni ben sadece “yorum” olarak yazmıştım. Sayın Sema Hanımefendi veya site editoryası tarafından “yazı” olarak yayınlanacağını düşünmemiştim.

    Sayın Sema Hanımefendiye ve site editoryasına bu nazık ve sahsım için çok anlamlı olan bu düşünce ve eylemlerinden dolayı en kalbi teşekkürlerimi sunarım.

    Diğer Taraftan;

    Bu yazımıza, yorumlarımıza yaptıkları yorumlarla destek veren (bundan sonra ki süreçte de verecek olan) hatalarımızı düzelten ve eksiklerimizi tamamlayan sitenin objektif, basiretli, hakaniyetli, benim için, saygıdeğer, değerli ve samimi Müslüman okuyucu ve yorumcularına da şahsımıza gösterdikleri teveccüh için şükranlarımı sunuyor, teşekkürlerimin kabulünü arz ediyorum.

  15. Fatih M diyor ki:

    Çok güzel bir yazı ve anlatım olmuş Abdullah Bir abim.
    Yıllardır 6284 ün şiddet görene faydası olmadığını %98 inin iftira ile ailesinin yıkıldığını anlatmaya çalışıyorum.
    Çocuk gelin ve istismar adı altında 1-2-3 çocuklu Aileler erkeklerin hapse girmesi sonucu dağılmış durumda.
    O kadar ki kocası hapiste olduğundan eğer kimsesiz biriyseler FATMA gibi çaresizlikten intihar ediyor. Yaşlarına baktığımızda 16-17 ama 25 yaşından sonra hapse giriyorlar, ve hiçbir indirim almadan.
    Şimdi de bazı ahlaksız kesim sanki daha önce yapmamışlar gibi (izmirde) çocuk üzerinden istedikleri yıkımı yapacak kanunlar çıkaracaklar.
    (Herkesin bildiği şarkıcı A.T. 16 yaşında yapmadığı yok ancak cesur ve medeni)
    Bu kadar yazı ve yorumlara rağmen bu plana alet olan ve destekleyen Müslüman(!) kişiler elbette çıkacaktır. Evlerinin dışında da bir dünya olduğunu unutanla çoğunlukta.
    Allah ıslah etsin diyerek dua ediyorum ve nefesim yetene kadar da uyaracağım.

  16. Gül diyor ki:

    Bilmem haberi nasıl dinlediniz de 12 yaşından küçük çocuklara yapılan cinsel istismardan dolayı bu cezalar uygulanacak! Bence sizler haberi yeniden inceleyin. Ayrıca sözüm ona bazı “beyefendiler” körpe kızlarla evlenecek diye aslında tek bir nefesi bile haketmeyen pislik çocuk tecavüzcüleri, tecavüzlerini rahatça yapmaya devam mı etsinler??? Bir kız zaten 20 yaşından önce evlenmemeli. Çünkü o yaşta ancak olgunlaşıyor insan ve evlilik de son derece olgunluk gerektiren bir yapı. Şu nafaka işine de niye taktınız bu kadar cidden anlamadım. Bir evlilik bitiyorsa bunda erkeğin çok büyük payı ardir

    • Abdullah Bir diyor ki:

      GÜL’e…

      “Bir evlilik bitiyorsa bunda erkeğin çok büyük payı vardir, NAFAKA işine de niye taktınız bu kadar cidden anlamadım”

      İslam Hukukuna, Allah’ın Ayetlerine göre boşanma durumunda ( hatalı veya suçlu olan erkek/koca dahi olsa ) kendisine Müslüman diyen, Müslüman olduğunu iddia eden Kadınların boşandığı erkekten NAFAKA* İSTEME, ALMA HAKKI YOKTUR.

      Her ne sebeple ( akli, duygusal, iyi veya art niyeti vb) olursa olsun “kocasından boşanan veya kocasının boşadığı kadının” NAFAKA HAKKI’nın OLMADIĞI gerçeğini “direkt veya dolaylı” sozlerle kabul etmeyen, Allah’ın bu emrine karşı çıkan MÜSLÜMAN** DEĞİLDİR.

      *NAFAKA: Erkeğin karısını boşaması durumunda 3 iddet dönemi ( takriben 100 gün) kadar kadının normal yasamasına yetecek ( yeme, içme, barınma, örtünme vb temel ihtiyacları için) miktarda parayı boşandığı kadına vermesi veya eğer kadın razı olursa o süreçte boşandığı kadına kendi evinde bakması, barındırması, yedirmesi içirmesi, giydirmesi kadının NAFAKASINI TEMİN ETMESİ zorunludur.

      Sonrasında boşandığı “O KADIN İÇİN” her hangi bir ödeme yapması, para vermesi veya harcama zorunluluğu yoktur.

      **MÜSLÜMAN: Allah’ın Kuran da “Ahkam Ayetler” ile açıkca yazdığı emir ve yasaklarına kayıtsız şartsız inanan ve inandığı gibi de yaşayan ALLAH’a TESLİM OLMUŞ KUL

      Bu açıklamalardan sonra, siz ve sizin gibi (süresiz nafakayı kadının hakkı görenler) düşünenlerin sözde değil özde/gerçekte Müslüman kimliğine sahip olup olmadığının cevabını site sakinlerine bırakıyorum.

  17. Desperate diyor ki:

    17 yaşındaki biri zaten ailesinin onayıyla/imzası ile evlenebilir. Kaldı ki imam nikahı ile evlenme yaşı 12’lere kadar düşmüş. 12-13 hata 16 yaşındaki kişi daha çocuktur. Çevrenizde, akrabalarınızda varsa o yaştaki kişileri düşünün daha çocuk onlar. 17 yaşındaki bir kızla evlenmek isteyen yaşını doldurmasını pekala bekleyebilir. Beklemek istemiyorsa kendi yaşıtlarından bir kız ile evlenir. Diğer tarafta çok daha ciddi bir sorun var, bu insanların daha ağır cezalandırılması, affedilmemesi gerekir ki caydırıcı olsun. Neden hep yasaların siz müslümanların aleyhine yapıldığını düşünüyorsunuz ki? Bu ülkede siz 16-17 yaşındaki kızlarla evlenebilin diye çocuk tacizine karşı yasa çıkmaması mı gerekiyor?

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Desperata’ye…

      “Neden hep yasaların SİZ MÜSLÜMANLAR’ın aleyhine yapıldığını düşünüyorsunuz ki?” DEMİŞSİNİZ

      Elhamdulıllah biz Müslüman’ız, bununla da gurur duyuyoruz, ama biz bugüne kadar sizin de “Müslüman” olduğunuzu düşünüyor veya zannediyorduk. Dolaylı da olsa bizleri dininiz konusunda bilgilendirdiğiniz ve Müslüman olmadığınızı deklare ettiğiniz için size tesekkür ederiz Desparete.

      Dipnot:
      Bizim burada kadın-cocuk ve aile ile ilgili konularda yazdıklarımız, verdiğimiz bilgiler ve bu konulara (evlenme, nikah, poligami, boşanma, mıhır, nafaka, cocukların velayeti vb) dair yaptığımız yorumlar, açıklamalar KURAN ve SÜNNET’i temel kriter, “olmazsa olmaz” kabul eden sözde değil özde Müslüman olan veya olduğunu beyan-iddia eden insanlar içindir, siz ve sizin gibiler üzerine alınmasın.

      • Desperate diyor ki:

        Sayın Abdullah Bir bey, sizin burada sadece “müslüman” kelimesine takılacağınızı tahmin etmiştim. Siz müslümanlar derken sizin sadece kendinizi ve sizin gibi düşünenleri müslüman olarak gördüğünüzü üzülerek belirtmek istemiştim ve beni yanıltmadınız. Konuya değil sadece tek bir kelimeye takılmışsınız. Kendiniz gibi düşünmeyenleri Müslüman değil diye yaftalamak çok kolay dimi.

        Konumuza dönersek, ben çocuklara yada büyüklere tecavüz/ taciz edenlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını hatta idam edilmesini istiyorum. Bu sizin için neden bir sorun teşkil ediyor. Bakın küçük bir taciz bile o küçücük çocukların psikolojisinde nasıl yaralar oluşturuyor bilemezsiniz. Ortaokula giderken okuldan çıktığımızda hava kararmış olurdu, her akşam annem yada babam bizi almaya gelirdi. Birgün ben hastaydım okula gitmedim. Akşam kızkardeşimi okuldan almak için ablamla ben gittim. Dik bir yokuş vardı oradan çıkarken bizden büyük bir erkek peşimize düştü, ben ablamın sağına geçsem o tarafa geçiyor, soluna geçsem oraya geçiyor. Sonra bileğimden tutup beni aşağıya doğru çekmeye başladı, bir kaç dakika mücadele ettik, bağırdık çok yakında bir tanıdığımızın iş yeri vardı kimse sesimizi duymadı yada duydular da çıkmadılar. O gün ablam kurtardı beni. O olaydan sonra aylarca yolda yürürken karşıdan biri gelse kolumu arkama sakladım. Ben o zaman 12 yaşındaydım, daha çocuktum, cinsellik evlilik aklımın ucundan bile geçmiyordu. Tek düşüncem büyümek vatanıma milletime faydalı bir birey olmaktı. Şimdi o tacize tecavüze uğrayan küçücük çocukların yaşadıkları o kadar ağır ki, onlara bunları yapanların rızası vardı diye ceza almaması benim vicdanıma dokunuyor. Bu sadece çocuklara karşı değil büyüklere karşı da aynı benim için.
        Dinimizde 18 yaşından küçük bir kız çocukla evlilik belki normal olabilir sınırı kaç bilmiyorum ama 9 yaşındaki bir kız evlenebilir diye fetva veren din hocaları var. Diğer taraftan kimi aileler 18 yaşından küçük çocuklarını 70 yaşındaki ihtiyar adamlar ile evlendiriyor. O çocukları aileleri korumuyorsa devlet korumak zorunda. Siz buna engel olamazsınız.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sayın Desperate…

          Öncelikle bir konuda anlaşalım sizinle.

          “Kendiniz gibi düşünmeyenleri MÜSLÜMAN DEĞİL diye YAFTALAMAK çok kolay dimi.” Demişsiniz.

          Ben ne şimdi nede önce, ne sizi nede başka birisini (kendisi beyan veya kabul etmediği, vede bariz sekilde görülmediği, anlaşılmadığı sürece) KAFİRLİK, MÜNAFIKLIK ile “itham etmedim” Hatta “Müslüman değilsin/iz” ifadem yanlış anlaşılmasın diye “Müslüman Kavramı”nın tanımını, açıklamasını her defasında yazdım, ama siz de dahil birileri bunu anlamadı veya görmezden geldi.

          Benim amacım

          “üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil”

          Bu nedenle bir kez daha ifade ediyorum ki aksi ispat olana kadar ben hiç kimseyi İMANSIZ, KAFİR olarak görmem, yaftalamam, aforoz etmem. Kaldı ki MÜSLÜMAN olmayan her insan KAFİR, İMANSIZ DEĞİLDİR. (Bakınız Müslüman kavramının tanımı, açıklaması) Bir insan ne kadar cok ve büyük günah işlemiş olursa olsun eğer o insan LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMED EN RESÜLULLAH diyorsa o insan zahire (insanın görünen durumuna istinaden) göre ve benim nazarımda sadece MÜMİN’dır, ama MÜSLÜMAN değildir. Çünkü Kuran da ki Müslüman tanımına göre bir insanın “Gerçek Müslüman” olabilmesi için Allah’ın yasalarını, emir ve yasaklarını KAYITSIZ ŞARTSIZ KABUL ETMESİ ve KABUL ETTİĞİ KURALLARA UYGUN DÜŞÜNMESİ, DAVRANMASI ve YASAMASI GEREKİR.

          Siz ve sizin gibi düşünenler (her ne sebeple olursa olsun) yazdıklarınızla Allah’ın EVLİLİK, BOŞANMA, POLİGAMİ, NAFAKA, COCUKLARIN VELAYETİ vb konularda ki AÇIK ve KESİN emirlerini kabul etmediğiniz, karşı çıktığınız veya ama, fakat, iyide gibi kelimelerin arkasına gizlediğiniz, reddiyeci beyanlarınız nedeniyle yukarıda açıkladığım şekliyle “Müslüman İnsan” tanımına uymuyorsunuz. Bu nedenle (siz açıkca küfre düşmediğiniz sürece) siz/ler sadece MÜMİNSİNİZ. (Bakınız Mümin tanımı)

          Özetle; Şahsım size ve sizin gibi düşünen, yazan , davranan insanlara SİZ MÜSLÜMAN DEĞİLSİNİZ derken sizin KAFİR olduğunuzu değil sadece MÜMİN olduğunuzu ifade etmek, belki sizde fakında değilsiniz düşüncesiyle size de göstermek istedim.

          Diğer taraftan;

          “Bu ülkede SİZ 16-17 yaşındaki kızlarla EVLENEBİLİN diye çocuk tacizine karşı yasa çıkmaması mı gerekiyor? Demişsiniz

          Bu cümlenizde kullandığınız “SİZ” ifadesiyle ben ve benim gibi düşünenlere dolaylı yoldan da olsa yaptıgınız GİZLİ BİR TACİZ, SUÇLAMA ve SALDIRI var. Sizden beklenilen yaptığınız bu mesnetsiz, delilsiz suçlama ve üzerimize attığınız çamuru samimi bir ÖZÜR ile temizlemeniz. Aksi taktirde siz bir MÜFTERİSİNİZ. Çünkü, ben her ne kadar 18 yaşın altında olsa da ruhen ve bedenen olgunlaşmış kızlar ile evlenilebileceğini savunuyor olsam da şahsım olarak (yaş, medeni durum, karısını sevmek ve hayatından memun olmak vb olumlu nedenlerle) 18 yaşından küçük veya büyük her hangi bir kız veya kadın ile evlenmek gibi bir düşüncem ve niyetim yok.

          Fakat benim bu düşünce de olmamam 25-30-35 yasında, saglıklı, maddi imkanlı, evli veya bekar, iyi niyetli bir “Müslüman Erkeğin” 17-18 yasında ki bir kız ile (kızın rızası olmazsa olmazdır) o kızın gönül rızasıyla evlenmesine karşıyım manasında da değildir. Bir başka ifade ile erkeğin, Müslüman, samimi, dürüst ve iyi niyetli olması kaydıyla monogami veya poligami türünde yapacagı, yapmak istediği evliliklerde kız ile arasında 10-15 yaş olması KINANACAK BİR ŞEY, HARAM, GÜNAH, AYIP, YASAK DEĞİLDİR.

          Dipnot 1:

          Şahsımın veya burada ki hiç kimsenin (çocuk veya yetişkin fark etmez) insanlara bu kötülüğü ( tecavüz, taciz, cinsel saldırı) yapan ESFELİ SAFİLİN ( hayvandan daha aşağılık, değersiz, zararlı, çok kötü işler yapan insan) olan SAPIK ve KATLİ VACİP OLAN ZARARLI ŞEREFSİZ ve AŞAGILIK MAHLUKATLARA ceza verilmesin veya az ceza verilsin demiyor.

          Ancak, yazıda da açıklandığı üzere devletin “ÇOCUK” tanımından, kabülünden dolayı gerçekte veya nüfus kayıtlarında 16-17 yasında olan bir kız ile Allah’ın emri ve kızın rızası ile evlenmiş MASUM İNSANLAR, ERKEKLER zarar görmesin diye konuyu ele aldık.

          Dipnot 2:

          İşim ve tecrübelerim gereği sizin cocuk tacizleri ve tecavüzlerine bu kadar şiddetli tepki vermenizin sebebini sizin veya yakınlarınızdan birisinin geçmişte yaşadığı(nız) KÖTÜ BİR TECRÜBE olduğunu hissetmiş, tahmin etmiştim, ancak bunu burada dile getirdiğimde daha önce bir çok defa yaptığım “olay-kişi-süreç-sonuç-tepki” analizini (muhatap olanların bir kısmının yaptığı gibi sizinde yaşadığınız kötü tecrübeyi gizlemek isteyeceğinizi düşünerek) sizin için buraya yazmadım. Öncelikle yaşadığınız bu kötü olayın tekrar etmemesini diler, evliliğinizde yasadığınız veya yaşayacağınız kötü yansımalarını silmek için bu konuyla alakalı KOCANIZLA BİRLİKTE psikolojık yardım almanızı öneririm.

          • Kenan kılıç diyor ki:

            Selamünaleyküm saygıdeğer kardeşim dedikleriniz çok güzel fakat bir yerde düzeltme yapma gereğini hissettim Müslüman ile Mümin kavramlarını ters yazmışsınız Müslüman kelime-i şahadet getirip inanan herkes müslümandır Mümin ise buna inanmanın yanında Allah’ın kurallarına uyana denir..

          • Abdullah Bir diyor ki:

            KENAN KILIC BEY’e…

            Samimi uyarınız için teşekkür ederim.

            Fakat şahsımın yaptığı bu hata daha önce “Frhad” isimli bir yorumcu tarafından fark edildi ve o yorumcunun uyarısı ile tarafımdan da düzeltildi.

            Düzeltmeyi bu bölüme dair yorumların sonunda görebilirisiniz.

        • Adem diyor ki:

          Desperate hanım,
          Abdulah bir agabey belki benden sonra bir yanıt verir ama ben dayanamadım. Hayatınızda cocuklugunizda yaşadığınız bir aninizi anlatmissiniz. Haklısınız mağdur olmuşsunuz ya da ucuz kurtulmuşsunuz. Eğer ki gerçek bir mağduriyet yasasaydiniz emin olun bu ülkenin % 100 ude sizden yana olurdu. Şimdi bende henüz 14-15 yaşımdayken yaşadığım bir animi anlatmak istiyorum iyi okursaniz memnun olurum. Bunu siz ve sizin gibilerin daha iyi anlaması için yazıyorum. Yaklaşık 6-7yildir bu siteyi takip ediyorum ilk defa yazacağım.
          Tahminim 2003-2004 yılları bir yaz günü memleketimizde murat Göğebakan halk konseri vardı. Benim ayagimsa kırılmış ve daha yeni alçıdan çıkmıştı. Arkadaşın ısrarı üzerine beraber gittik. Ayakta zor duruyordum. Çünkü henüz yeni iyileşmeye başlayan ayağım feci şekilde ağrıyordu. Her neyse uzatmayacagim. Tabi koltuklarda yer bulamadik ayakta konseri bekliyoruz . Müthiş kalabalık var.Önümüzde 3 lu kiz-kadin grubu var. Arkadan bizi bir itiyorlar bizde onunuzdekileri itmek zorunda kalıyoruz önümüzdeki ablalar bize biraz daha geri cekilmemiz için uyarıyorlar. Ama kalabalık izdiham var. Arkalardan 1 kişi yerini değiştirmek istese bir izdiham oluyor arkamizdaki bize çarpıyor biz onunuzdekilere carpiyoruz o üçlü kız kadın grubuna. Her neyse. Bizi tam 3 kere uyardılar. Hatta biraz tartıştık. Sonra ne mi oldu. Yan taraflardan bir kadın geldi benim omzuma vurdu ve ne dedi biliyor musunuz ” terbiyesiz ahlaksız ne dokunuyorsun bana” diye bağırmaya başladı. Herkes bana bakiyor. ” Abla ne diyorsun .ben daha 15 yaşındayım. Ben kimseye dokunmadim” dedim. Ama o bayan ya ” hayır taciz ettin beni arkama dokundun terbiyesiz ahlaksız vs laflar ” dedi. Halbuki aramızda tahmin ederim ki 2 metre falan var ama arada 5-6 kişi vardır tahminim. Ben nasıl oldum ama yaşım 15 ve tacizle suclandim oncca insanın önünde. Yüzüm kizardi sesim kisildi kalbim sıkıştı şok oldum resmen ama kendimi ssavunamiyordum bile aklıma bile gelmemişti hiç böyle
          birşey yaşayabileceğim. yanımdaki arkadaşım biliyordu bunu ama başka kimse bilmiyor ki. Beni güvenlik görevlisi ordan kovmak istedi gel buraya dedi. Benim hiçbir suçum yoktu halbuki. Her neyse sonra bana o önümdeki 3lu abla grubu varya onlar güvenlik görevlisine bu çocuk bizim arkamızda bu çocuğun bir suçu yok dediler. Onlar beni korudu. Ben hatırladığım kadarıyla olayın sonrasında ben orada ağladım çünkü o ablalar sonra beni teselli ettiler biz senin öyle olmadığını biliyoruz gibi sözler söylediler . Ama ben müthiş şok oldum ve o konser benim için bitti. Benim yaşım biraz daha büyük olsaydı tahminim beni orda savunan olmazdı. Ve hele 2018 Türkiyesi de muhtemelen derhal adliyelik olurdum. Siz Abdullah bir ağabeyin dikkat çekmeye çalıştığı durum bunlar. Yani mevcut kanunların kadınları koruma adı altında erkekleri iftira atılmaya tamamen açık durumda bırakması gibi. Sizin babanıza yolda birisi para istese babanız vermese ve sonra o kadin gitse dese ki bana sözlü tacizde bulundu. Babanizj alıp götürürler . Bu sizce doğru mu . Ama ne yazık ki böyle kanunlarla kadınlar korunduğu için iftira ve haksızlığa uğrayan erkeklerin olduğudur. Siz demissiniz ya 12 yaşımdayken böyle bir şey yaşadım diye. Alın işte bende 14-15 yaşımdayken kötü bir kadın tarafından iftiraya uğradım. Sizin yaşadığınız psikolojinizi kötü etkiledi de benim yaşadığım beni etkilemedi mi. Demek ki bu ülkede tacizi erkekler olduğu gibi iftiracı kadınlarda var.. bunu görelim ve bunu kabul edelim. Sonra da her taciz iddiasında bulunan kadının lafını doğru kabul edilen erkekleri hemen suçlu pislik tacizci diye yaftalamaylim. Ve tacizci erkekler ne ceza alacaksa idam mi ? İftiracı kadınlara da aynı ceza verilsin…

          • Desperate diyor ki:

            Adem bey çok geçmiş olsun, siz de ucuz atlatmışsınız. Haklısınız iftiracı kadınlar da var, o kadının size neden böyle bir iftira attığını anlayamadım arkasında olsanız belki başkası yapmıştır yada dediğiniz gibi kalabalık bir ortamda itiş kakış olabilir oraya giden bir kadın da bunun olabileceğini bilir. Mesela eğitim için İstanbul’a gittiğimde metroya binicem o kadar kalabalık ki binmedim sonrakine binerim dedim sonra baktım ki hepsi aynı mecburen bindim. Hatta bir kadın vardı kucağında bebeği ile ayakta duruyor “size yer vermediler mi” diye sordum kadın kafasını salladı. Çünkü ben yalnız da olsam burada otobüse bindiğimde hemen birileri yer verir.
            Haklısınız iftira atan kadınlar da ceza almalı ancak buna karar verecek adli makamlardır tanıklar, kamera kayıtlar gibi delillerle olay çözülebilir. Hiç kimsenin körü körüne ceza almasını istemeyiz. Benim suçlulardan kastım, ispatlanmış itiraf etmiş yada apaçık delillerle suçu sabit olanlar.

        • frhad diyor ki:

          mümin ile müslümanı karıştırıyorsunuz hep bi daha bakın abdullah bey

          • Abdullah Bir diyor ki:

            FRHD’a…

            Hatırlatmanız üzerine konuya tekrar baktım. Gördüm ki haklısınız, uyarınız için tesekkur ederim.

  18. seysey diyor ki:

    Siyaset meydanindan cekilip evlerinden yorum yapan ev erkekleri bu isin icinden yorum yaparak cikacaktir eminim..

  19. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Abdullah Bir abi bravo tebrik ederim. Konuya farklı bir boyut kazandırmışsınız. Bu sizdeki feraset ve basiretin tezahürü olsa gerek. Şu anda ülkede binlercesine sorsanız hali hazırda gündemdeki konuya böyle bir bakış açısıyla bakacak insan sayısı yok denecek kadar azdır.

    Bu sitenin daimi yorumcuları ve takipçilerinde halkın ekseriyetinin görmediği şeyleri görme yetisi mevcut bu aşikar. Rabbim halkın ekseriyetine ve idarecilerini de bu basiret ve feraseti nasip etsin inşaallah.

    Vesselam…

  20. Adem diyor ki:

    İnanın bende böyle düşünüyordum fakat sizin kadar güzel bir dille bu duygularımı ifade edemeyebilirdim. Elinize emeğinize sağlık Abdullah bir ağabey. Kesinlikle bu haberler femsiinst ve aile -erkek düşmanı kişilerin işine yarıyor. Bugün afrinde operasyon yapan kahraman Mehmetçigin evlatlarinda aynı kahramanlık olamayacak ne yazık ki. Kimse bu ülkenin ne erkeği ne de kadını için askerde ölmeyi tercih etmeyecektir. Bu ülkenin kanı bulandırıyor. Kaç kişi farkındayız. Ey Avrupa ey ABD laflarindan önce ey hükümet demek istiyorum.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Abdullah Bir abi.

      Tespitlerin doğru, koyun postuna bürünmüş kurtların planları bunlar. Fırsat bu fırsat deyip koparabildikleri kadar koparmaya çalışıyorlar. Şu A.Tilki adlı vatandaş 18 yaşından küçükken içkili mekanlarda şarkı söyleyip 35 yaşında sevgiliyle dolaşırken nedense gözler kapanıyor kulaklar tıkanıyor. Ya da dizilerdeki çocuk, bebek oyuncular. Önce bunlara bir dur desinler de samimiyetlerine inanalım.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bağışlama menekşenin kendini ezen topuğa anında bulaşan güzel kokusudur. ” (George Roemisch)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku