Çocuklar Arası Şiddet

20 Mayıs 2015Ebubekir Ertem7 Yorum »

Ebubekir_ErtemSon zamanlarda en sık rastladığım şey, 2-3-4 yaşlarındaki çocukların yerinde duramayıp kendi yaşıtlarına zarar vermek istemeleri. Anne-babası da durumun farkında ki bir de uyarıyorlar: “oğlumuz/kızımız vurabilir, neden olduğunu biz de bilmiyoruz biraz yabani bizimkiler, kızınızı koruyun.” Bu durumu alışveriş yaparken ya da parklarda da yaşıyoruz. Sık rastlama sebebimiz de sanırım baharın gelmiş olması ve çocukların daha sık dışarıya çıkması.

Özel mesajla da çok soru geliyor bu konuda. İlk sorduğum şey çocuk televizyon izliyor mu? Nedense hep aynı cevap; “Evet ama az izliyor, beraber izliyoruz, akşamları bizimle takılıyor, izletmeyip de ne yapayım işimi yapamıyorum, televizyon olmasa rahatlık yok vs.” Aslında soruya verilen cevaplar problemin ta kendisi.

Gerçekle alakası olmayan görsel efektlerle donanmış ekranlar, iskelet sistemini hızlandırarak harekete geçiren müzikler, hipnoz eder gibi içine çeken film senaryoları çocukları yaşadıkları gerçek hayattan koparıyor. Çünkü televizyon başından kaldırdığınızda çocuk aynı hızda ve aynı efektlerle bir dünya bekliyor karşısında. Ama bakıyor ne anne o canlılıkta ve hareketlilikte ne insanlar, çevre ne de eşyalar.

Bu sefer biyolojik ritmi bozulan çocuk yerinde duramıyor, başlıyor gördüğü uçmaları kaçmaları veya içinde biriken aşırı hareketliliği ve ritmi dış dünyaya şiddet olarak yansıtmaya. Yavaş ve sekine halindeki vücut bir anda hızlanarak zamanla yarışır hale geliyor. Ardından da sağa sola zarar vermeye başlıyor.

Televizyon’un yetiştirdiği çocuklarda ebeveynleri tarafından ilgi ve alaka yeterince olmuyor. Çocukta gidiyor diğer bir çocuğun kafasına vuruyor, saçını çekiyor. Alıyor yerden bir taş kediyi köpeği kovalıyor. Kuşları toplu halde yem yerken gördüğünde tekme sallayarak aralarına dalıyor.

Yani hayata bakışı şiddet ve zarar vermek üzere kurgulanmaya başlıyor. Hele bir de ebeveyn, çocuktaki bu şiddete karşı terbiye usulü olarak ceza ve mahrumiyet ile karşılık veriyorsa ipin ucu iyice kaçıyor.

*********************************

Bunun çaresi neler olabilir diye düşündüğümüzde öncelikli çözüm tabiki çocuğu televizyon’dan uzak tutmak ve çocukla olabildiğince hemhâl olarak hayatı birlikte yaşamaktır. Yemeği ve temizliği birlikte yapmak, çamaşırı birlikte asmak, alışverişte ona da bir şeyler taşıtmak, çarşı pazar gezerken eline ayağına vurup dokundurtmamak yerine olabildiğince serbest bırakmak.

Yemeğin tuzu varsın o atarken biraz fazla kaçsın, temizlik yaparken onun da minik bir kovası minik bir fırçası olsun. Alışverişte o da meyvelerin tazeliğine baksın, cam bardak tabak seçerken o da eline alsın kalitesini kontrol etsin arada bir varsın düşürsün kırsın. Kaç para eder ki bardak, tabak kırmak. 20-30 TL için çocuğu engelleyip onun yaşamı tanıma arzusundaki engelimizi ilerde malımızı mülkümüzü feda etsek geri kazandıramıyoruz. Kıyafet seçerken o da beğendiğini alsın eline, giyinme kabinine girsin. Kendi çapında üzerini değiştirsin defalarca girsin çıksın. “Nasıl oldum anneee!” diye kıkırdasın. Birlikte gülün bu hallerine, hem o arada siz de üzerinize almak istediğiniz kıyafeti denemiş olursunuz.

Televizyon kalktıktan sonra bir süre evde ve dışarıda böyle vakit geçirirken komşu, arkadaş, akraba ziyaretlerine ara verip çocuğun kendisini toparlamasına fırsat vermek gerekiyor. Zarar verdiği topluluktan uzakta kendini anne ile rehabilite ederken bir süre bunlardan fedakârlık etmek gerekiyor.

Çocuk fıtratında olmayan ve hayatında da olmaması gereken şiddetten uzaklaşıp anneyle, eşyayla, çevreyle şiddetten arınmış bir şekilde temas ettikçe, lokum gibi bir hal almaya başlıyor. Bakıyorsunuz tabiata zarar veren çocuğu görünce ilk tepkiyi o ortaya koyuyor. “O çocuk neden kediye vuruyor, neden kızgın kızgın bağırıyor, neden saçımızı çekiyor anne?” diye soruyor.

Çocuk bu şekilde kendi hislerini ve çevredeki hisleri de hissetmeye başlıyor. Eğer çocuk ya da genel manada bir insan, hissi hissetmeye başlıyorsa tarif edilmesi kelimelerle yetersiz kalacak huzur ve mutluluk dolu yaşam sürüyor.

 

Okunma Sayısı : 3.233

“Çocuklar Arası Şiddet” için 7 Yorum

  1. samet gül diyor ki:

    annem ve babam ayrılacak annem bizi istemiyor ama biz annemize gitmek istiyoeuz hakim neder…

    • Irmak diyor ki:

      bu cok kotu bir durum.
      Sizi istemeyen biriyle neden yasamak istiyorsunuz?

      Alinti..
      Av. Tuğsan YILMAZ
      Av. Halil İbrahim ÇELİK

      “Boşanma davalarında geniş takdir yetkisiyle donatılan hakim, çocuğun velayetinin kime verileceğine karar verirken mutlak suretle çocuğun yüksek menfaatini değerlendirirken, çocuğun yaşına göre gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesi için gerekli ve yeterli maddi ve manevi ortamı hangi tarafın daha iyi sağlayabileceğini de değerlendirmektedir.
      Boşanma davalarında çocukların velayeti mevzusunda sadece hakimin gözlemleri neticesinde bir karara varılmamakla birlikte, hakimin kararından önce pedagog veya psikolog gibi psikoloji alanında uzman kişilerden çocuğun tutum ve davranışlarının analizinin yapılması gerekmekte olup bu analiz ve değerlendirmeler sonucu çocuğun yaşı, kişiliği ve yaşadığı olayların da göz önünde tutularak çocuğun görüşlerinin de alınması gerekmektedir.

      Kuşkusuz, velayetin kimde kalacağı hususunda çocuğun yüksek menfaati ve birtakım değerlendirmeler sonucu karar veren hakim, tarafların beyanlarıyla bağlı olmamakla birlikte hakimin esas aldığı hususlar çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişim ve büyüme göstermesi için sunulan maddi ve manevi imkanların ne derecede yeterli olduğu ve çocuğun hangi tarafın yanında psikolojik gelişimini tamamlayabileceği mevzularıdır.

      Belirtmek gerekmektedir ki, mahkemenin velayet hususundaki hükmü kesin bir hüküm içermemekle birlikte TMK m.183 kapsamında ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri almakta olup belirtilen durumların gerçekleşmesiyle birlikte çocuğun velayet durumu değiştirilebilmektedir.
      Ayrıca çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilmektedir.”

  2. Feryal diyor ki:

    Hocam çok güzel tesbitler. Fakat benim kızım tam tersi vurmayan bir çocuk. 22 aylık. Kendisine vuruldugunda karşılık vermiyor. Kendini savunuyor. Buda devamli diğer çocuklar tarafından dovulmesine neden oluyor. Bununla ilgili bizi aydınlatırsanız sevinirim.

  3. Cüneyt Çolak diyor ki:

    Çok Güzel Bir Yazı . Sizi Hayranlıkla takip ediyorum . olay aynen dediğiniz gibi. Evimizde Tv olmamasına rağmen , Halasının evinde sık vakit geçirdiği için , orada izlediği miktar dahi #Hırçın olmasına ve şiddet içerikli hareket etmesine sebep oluyor .
    Daha Dikkatli olacağız inşaALLAH …

  4. fatma diyor ki:

    Yazınızı büyük bir beğeni ile okudum. Fakaaatt bu dedikleriniz benim çocuğum doğdu doğalı televizyonla avutuldu. Nedenine gelince babanne ve dede ile büyüyor,ben çalışıyorum,onlara da bunun zararını kesinlikle an la ta mı yo rum.Şimdi 8 yaşında gerçekten girdiği ortamlarda hep zorluk yaşadı ve hala yaşıyor kesinlikle hakkını savunamıyor bunlar da beni kah re di yor.

  5. Çakan diyor ki:

    valla ihtiyacım oldugu bi halde bu yaziyi okumak bana derman oldu desem

  6. Tülin GÜLER diyor ki:

    Tesbitleriniz çok güzel. Ben de velilerimi hep bu yönde uyarmıştım. Dediklerinizin doğruluğunu (olumlu anlamda) torunumda yaşıyoruz.Kızım psikolog ve dediklerinizi aynen evde uyguluyoruz. Çok mutlu,sevecen bir çocuk.Oyun bahçesine indiğimiz zaman diğer anne,baba ve büyüklerin dikkatini çekiyor sevecen ve kibar tavırlarıyla.Yazılarınızı büyük bir beğeni ve zevkle okuyorum.Teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve esirgeme var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunlarda düşünen kavim için ayetler vardır.(Rum Suresi 21.ayet)"

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku