Çocuklarımız Teknoloji ile Uyuşturuluyor

18 Mart 2019Anlat Rahatla4 Yorum »

çocuklarda teknoloji bağımlılığı

Bir Ana Yüreği Diyor ki,

Almanya’da yapılan araştırmaya göre: 450 bin genç, bilgisayar oyunu bağımlılığı,nedeniyle duygusal sorun yaşıyor.

Bağımlılık belirtileri okulu ihmal etme, asabiyet ve konsantrasyon bozukluğu. Okulda başarılı olanların oyuna ayırdığı zaman daha düşük.

Geçmişte şöyle bir kitap vardı”GENÇLİĞİN İMANINI SORULARLA ÇALDILAR”
Şimdi çocukların ve gençlerin imanını oyunlarla çalıyorlar.

Şiddet içerikli oyunlar, çocukları agresifleştirerek, ayaklı zarar robotu haline getirdi. Okullarda hiç olmadığı kadar şiddet arttı. AKRAN ŞİDDETİ! Azımsanmayacak kadar akran şiddetine maruz kalan çocuklar var. Çeteleşme usulü güç gösterileri ilkokul 1.sınıflarda daha da yaygınlaştı.

Maalesef çok az eğitimci bunu önemsiyor: “Çocuklar kendi çözmeli, bu bir oyun diyor. Hepsine nasıl gücümüz yetsin kendi halletmeli.” diyorlar.

Haklılar çocuklar oyun oynuyor. YA OYNA YA ÖL. HAYATTA KALMA OYUNU.

Yapılacak ahlak eğitimi ile bu oranlar çok çok düşer. Malesef bunun yerine sınıfta bir ders saati, projeksiyonlarda her gün animasyon izliyorlar. Çocuklarımız oynadıkları bilgisayar oyunları yetmezmiş gibi okulda da film izletilerek eğitiliyor.

Teknolojinin ana vatanı Silikon Vadisi’nin göbeğinde E-Bay, Google, Apple, Yahoo ve Hewlett-Packard gibi teknoloji devlerinin çocuklarını göndermeyi tercih ettikleri bir okul, kendini teknolojiden tamamen arındırmayı seçiyor.

Bu okul, Waldorf School of the Peninsula.

Bu okulda hiç teknoloji yok. Bilgisayar ekranı ya da akıllı tahtalar yerine eski karatahtalar, tebeşirler, kağıt ve kalem var.

Öğrenmenin diğer temel malzemeleri ise örgü ve dikiş iğneleri ve bazen de çamur. Bunun dışında bolca oyun odaklı öğrenme ve hikaye anlatma var.

Google’ın bir üst düzey iletişim bölümü çalışanı olan Alan Eagle, New York Times’a yaptığı açıklamada “App uygulamasının ya da iPad’in çocuğuma okumayı ya da matematiği daha iyi öğreteceği fikri çok komik” diyor. 5.sınıfa giden kızı henüz Google kullanmayı bilmiyor. Bunun yerine kızı, sınıfındaki diğer çocuklar gibi dikiş becerilerini güçlendirmeye çalışıyor.

Hedefleri birgün kendi çoraplarını dikebilmek. Waldorf eğitim sistemine göre problem çözme ve matematik becerisi, örgü örmek, makas ya da bıçak kullanmak gibi ufak el becerileriyle gelişiyor.

El becerileri ve atlama, zıplama, tırmanma gibi hareket becerileri, 7 yaşından sonra zekaya dönüşüyor.

Batı’dan örnek olacaksak bunları almamız gerekirken, esas noktayı, biz bu kısmı görmezden geliyoruz.

 

 

 

 

 

Okunma Sayısı : 2.669

Yorum yapın

“Çocuklarımız Teknoloji ile Uyuşturuluyor” için 4 Yorum

  1. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    Hindistan, Tiktok’un pornografiyi yaydığı gerekçesiyle Google’ın Play Store ve Apple’ın App Store uygulama mağazalarından kaldırılması yönünde karar verdi.

    Google ve Apple mahkemenin kararına uyarak, uygulamayı Hindistan’da App Store ve Play Store’dan kaldırdı.

    Hindistan bile bizden daha edepli çıktı.
    Ama bizde böyle bir yasaklama olsa şeriat geliyor özgürlük gidiyor diye sokağa dökülürler.

    Allah mahremiyet duygusunu yitirenleri ıslah etsin.

  2. Alptekin diyor ki:

    Çanlar Bizim İçin Çalıyor!

    09 Nisan 2019 Salı
    YAZAR:Ali Osman AYDIN

    7 Kasım…

    15 yaşındaki lise öğrencisi Mert Can Karagöz okuldan çıkmış evine gidiyordu.

    Arkasından yaklaşan 16 yaşındaki arkadaşı, ikisi sırtına biri boynuna olmak üzere pompalı tüfekle üç el ateş ederek onu öldürdü. Katilin sosyal medya hesabındaki fotoğrafı Çukur dizisinin kahramanı “Vartoluydu.”

    28 Kasım…

    10. sınıf öğrencisi R.T. 17 yaşındaki son sınıf öğrencisi Cihan Haylaz ile tartıştı. Ardından belindeki ruhsatsız silahı çıkararak Haylaz’a dört el ateş etti. Ağır yaralanan Haylaz, oracıkta can verdi.

    2 Ocak…

    Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Hasan İsmail H. “kopya tartışmasından” dolayı öfke duyduğu Araştırma Görevlisi Ceren Damar’ın okuldaki odasına girdi. Damarı karnından ve bacağından bıçakladıktan sonra emekli polis olan babasına ait tabancayla göğsünden vurdu. Ağır yaralanan Damar hayatını kaybetti.

    9 Ocak…

    Adana Seyhan’da lise öğrencisi Azad Çiçek okul çıkışı yan bakma meselesi yüzünden liseli öğrencilerle tartıştı. Tartışmanın büyümesi ile çıkan kavgada Azad Çiçek bıçakla yaralandı. Çiçek, bir süre sonra okul önünde yere düştü. Kavgaya karışan öğrenciler olay yerinden kaçarken, Çiçek hayatını kaybetti

    2 Nisan…

    Gebze İnönü Mahallesi Atatürk Anadolu Lisesi’nde 11’inci sınıf öğrencisi F.C. Ocak ayında okuldaki bir kavgaya karışmıştı. Bu kavgayla ilgili idare tarafından kedisine üç gün uzaklaştırma cezası verildiğini öğrendi. Müdür yardımcısı Necmeddin Kuyucu’nun odasına giren F.C. Kuyucu’yu 3 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Kuyucu, üç çocuk babasıydı…

    ****

    Bu cinayetler 2018-2019 eğitim öğretim dönemi içinde gerçekleşti…

    Ayrıca aynı eğitim dönemi içinde yaralama, gasp, uyuşturucu, hırsızlık gibi öğrenciler tarafından yığınla suç işlendi. Kapılarında bekleyen polis arabalarından da anlaşılacağı üzere okullar patlamaya hazır bir bomba gibi.

    Çocukluğumuzun dünyasını düşündüğümde, ailemizin bize “öğretmenlerinize saygı olun” diye özellikle telkinde bulunduğunu hatırlamıyorum. Zaten öğretmenlere karşı saygılı davranmamız gerektiğini bilebileceğimiz bir aile terbiyesi içinde büyümüştük. Hem ebeveynlerimizden hem de çevremizdekilerden bunu böyle görüyorduk. Sadece öğretmenlere değil, büyüklerimize, küçüklerimize saygılı davranmayı olağan bir durum olarak kabul ediyorduk.

    Yukarıdaki tablo da gösteriyor ki bizi geçmişin daha saygın zamanlarından koparan bir şiddet hastalığına yakalanmışız cemiyet olarak.

    Bu tablonun öncelikli sorumlusu, sorumsuz ailelerdir.

    Faturayı sadece devlet kurumlarına kesmek çözümü imkansızlaştırır.

    Çocuğun ilk terbiye yeri ailedir. Terbiye de yalnızca telkin değil bilfiil iyi örnekliği gerektirir. Kötü örnekleri kınayarak çocuğun onlarla özdeşleşmesine mani olmak, iyi örnekliği sergilemek kadar mühim bir rehberliktir.

    ****

    Mesela çocuk ailesiyle birlikte “Çukur ya da Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” dizisi gibi şiddetin başrolde olduğu yapımlar izliyor. Anne ve babasının başroldeki mafya karakterlerine ne kadar sevgi ve saygıyla baktıklarını görüyor. O karakterlerin ayıplanmadığını fark ediyor.

    (Yapılan araştırmalar televizyon dizilerindeki şiddetin % 45 oranında iyi karakterler tarafından ve haklılaştırılarak sunulduğunu ortaya koyuyor.)

    Ardından çocuk, körpe zihniyle o karakterlerin saygınlıklarını borçlu oldukları o pratik yöntemi keşfediyor, yani şiddeti… Sonra bir bakıyor ki şiddet her dizide saygınlığın, statünün, servetin kazanıldığı yegane enstrümanlardan biri… Şiddeti içselleştirmeye ve taleplerini, öfkesini, utanılacak bir eylem olan şiddetle göstermeyi normal görmeye başlıyor.

    Şayet psikolojik şartlar da müsaitse, çocuk bu sarmalın içinde en küçük bir bahane ile sıra arkadaşını, öğretmenini gözünü kırpmadan öldürecek hale gelecek şekilde büyüyor.

    ****

    Aileler bu sorumluluktan kaçamazlar.

    Bu cinayetlerin ardında, çocuklarının terbiyesine ciddiyetle eğilmeyen o ebeveynlerin parmak izleri var. Kimse kusura bakmasın, bugün Türkiye’de sorunlu çocuklar özellikle 24-45 yaş arasındaki ciddi anlamda cehalet sorunu olan bir ebeveyn nesli tarafından yetiştiriliyor. Sadece cahil değil zihni ve ruhu da popüler kültürle iğdiş edilmiş, argo konuşan, bilgiye ve nezakete önem vermeyen bir nesil bu…

    EĞİTİM SİSTEMİ BU İŞİN İKİNCİ SORUMLUSU…

    Uzun yıllar eğitim öğrencilere bilgi istiflemek ve görkemli okullar inşa etmek kıskacında değerlendirilerek onun disiplin-terbiye fonksiyonları gözmenden gelindi.

    Konu eğitim sistemi olunca, Alman Filozof Kant’ın eğitim ile ilgili yaptığı iki önemli tespit geliyor aklıma.

    İlk tespit şöyle…

    “Ahlaki terbiye eğitimin bir parçasını oluşturmalıdır. Kötülüğün bizatihi nefret edilesi bir şey olduğunu küçük yaşlardan itibaren çocuğa öğretmek gerekir. İnsanın mizacı, iyi amaçlar dışında hiçbir şey seçemeyecek şekilde terbiye edilmelidir…”

    Diğer tespit ise…

    “Talim ve terbiyenin ihmali eğitim öğretimin ihmalinden daha büyük bir kötülüktür. Eğitim ve öğretimin ihmali daha sonra hayat içerisinde telafi edilebilir, fakat kanun kural tanımazlık giderilemez ve talim terbiyede yapılan yanlışlıklar hiçbir zaman tamir edilemez.”

    Zorunlu eğitimimiz çocukları kötülüklerden nefret edecek şekilde mi yoksa kötülüklere ram olacak şekilde mi yetiştiriyor acaba?

    Başta eğitimi sistemini yönetenler olmak üzere tüm ebeveynler cevabı basit bu soruyu kendilerine sormalılar.

    Ben üzülerek ikincisi olduğunu söyleyeyim…

    Popüler kültürün ürettiği her çöpü kapış kapış tüketen, iyi ile kötüyü, yararlı ile zararlıyı seçemeyen; güdülerini disipline edememiş kuşaklar, bu eğitim sistemi ve ”sorumsuz ebeveyn” koalisyonu tarafından yetiştirildi. Yarın ülkeyi bu kuşaklar yetiştirecekler…

    Ehliyetsiz idareciler eliyle eğitim sisteminde o kadar çok yararsız değişim, reform, yapısal dönüşüm yapıldı ki artık insanların öneri de bulunmaya mecali dahi kalmadı.

    Fakat eğitim bir hayat memat meselesi halini almış durumda. Biz onun problemli yanlarını yok etmezsek yakın gelecekte o bizi yok edecek…

    Bir eğitim yuvasında, öğretmenini öldürebilen bir öğrenci fotoğrafından daha çarpık, daha tezat ne olabilir ki… Bir öğrenci tanıdığım “Bu ülkenin geleceği bizsek, yanmış bu ülke!” demişti. Bu tabloyu çocuğunun terbiye eğitimini ciddiye alan ebeveynler ve onların eğitim sistemini denetleyen yaklaşımları değiştirebilir ancak. Fakat onsuz hiçbir şeyin düşünülemediği siyasetle abartılı meşguliyetimizden dolayı bu hayati konunun vahametini konuşamıyor, bizim için çalan tehlike çanlarını duyamıyoruz bile…

  3. Bir Adem diyor ki:

    Bir çocuk ebeveynlerin dediğini yapmazmış, ancak onları taklit edermiş. Baba ve anne daha mı az teknoloji ile uyuşturuluyor da çocuklar farklı olsun? Televizyon bütün gün açık, telefonda elde. Bilgisayar herzaman müsait.
    Almanyada sokakta yürürken sürekli telefonuna bakana “smombie” (Smartphone Zombie) denir.

  4. Feyza diyor ki:

    Veliler de farklı değil ki sevgili ana yuregi…
    Teknoloji bagimliligindan kurtarmak icin cocuklari, once bu bagimliliga muptela olmamis yetiskin modeller gerekir cocuklarin gozunun onunde fakat yetiskinlere de baktiginiz zaman durum farkli degil ki…
    Bir karis telefondan butun dunyaya acilip mahremiyetini tereddut etmeden teshir eden yetiskinlerin gittikce arttigi bir dunyada cocuklarin bu bagimliliktan kurtulmasi kolay gozukmuyor.
    Bu aralar bir de tik tok cilginligi baslamis, benim biraz gec haberim oldu ama meger ati alan Uskudar’i gecmis…Aileler ev ici hallerini, siradan yasamlarini, karisini, bebegini, cocugunu, kizini ne kadar rahat afise ediyorlar gorunce hayret ettim. Kapali hanimlar gordum sarki soyluyor, dans ediyorlardi.
    Aile yasami diye birsey kalmayacak gittikce, ben yeni ogrendigim icin belki cok sasirdim bu yeni bir sey degil ki bu kadar yayginlasmis. Yani bir erkek isteyken karisi evde video cekip yollayabilir ve adam da karisini netten seyredebilir. Sonra altta biriken tanidik tanimadik insanlarin yorumlari, kolay iletisim imkanlari. Bu anne babalarin cocuklarindan ne bekleyebiliriz, onlar da ellerinde telefonla kendi videolarini cekeceklerdir muhtemelen..
    Oyun bagimliligina karsilik yetiskinlerin tv bagimliligi, sosyal medya ve selfie cilginligi. Cocuklar haliyle anne babayi ornek aliyorlar.
    Benim telefonumda iletisim anlaminda yuklu tek program whatsap olmasina ragmen elime alip butun mesajlara cevap yetistirmeye ve herkesin paylastigi durumu incelemeye kalksam emn olun ki butun gunum aksar. O yuzden gun icinde elime cok almiyorum ki takilip kalmayayim. Bir de dusunuyorum ki daha aktif bir kullanici olsam yuzum hep yerde gezmek zorunda kalirim mumkun degil basedemem ve bir de cocugum olsa, o da bana baka baka benzer bir hale burunur.
    Su an baktiginizda en azindan ulkemizdeki yetiskinlerin bircogunun durumu bu,
    bu cocuklar da agac kovugundan cikmadi,illa ki gorduklerini yapacak, soylediklerini kendi cigneyen yetiskinlere ise kulak asmayacaklardir.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Güzel ahlak; cömertlik, bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. “ Hasan-ı Basri

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku