Cumhurbaşkanına Açık Mektup

04 Temmuz 2018Sema Maraşlı164 Yorum »

7_bSayın Cumhurbaşkanım!

Güzel ülkemizde maalesef ki çok kötü şeyler oluyor. Büyük zulümler var ve insanların sizden umudu var. “Cumhurbaşkanımız bilseydi bunlara izin vermezdi, haberi olmuyor, danışmanları haber vermiyor” diye düşünüp size ulaşamamanın ıstırabını yaşıyorlar. Hem onların sesi olmak hem de tarihe bir not düşülmesi için size bu mektubu yazıyorum.

Sözü çok uzatmadan zulümleri ana başlıkları ile yazacağım.

Ana problem şu ki bu zulümler kanunlar vasıtası ile yapılıyor.

Bunun daha vahimi de bu kanunlar adalet temeli üzerine kurulmuş değil, bir avuç din ve devlet düşmanı insanın kışkırtması ile medyanın algı operasyonu yapması üzerine onları susturmak için yapılmış kanunlar.

Bir kısmı da biricik dostumuz görünen Avrupa Birliği’ne girebilmek için yapılmış kanunlar. Biz onlara benzemeden bizi Avrupa Birliğine almayacaklar. Biz onlara benzemek istemiyoruz. Müslüman bir halkı Müslüman olmayan bir halka benzetmenin vebali maddi ve manevi çok ağır olur. Biz aile kurumu bitmiş, eşcinsel evliliklerin yaygınlaştığı, intiharların normal sayıldığı bunalıma girmiş Avrupa ülkelerinden biri olmak istemiyoruz.

Her ne sebeple çıkarılmış olursa olsun zulüm kanunlarının bu ülke halkına faturası çok ağır oluyor.

Yazacağım bu zulüm kanunlarını öncelikle Cumhurbaşkanı olduğunuzu unutup “ben herhangi bir vatandaş olsaydım ve bu kanunlar bana uygulansaydı ne hissederdim” diye okumanızı ve ardından “bu kanunlar onun döneminde çıkmış ve imzası olan bir lider bunun hesabını Allah’a nasıl verir” diye muhasebe yapmazınız istirham ediyorum.

6284 zulüm kanunu ile başlayalım.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Basit bir karı-koca tartışması sonucu sizi karınız bir telefonla hiç evinizden attırdı mı? Polisler kolunuzda, çocuklarınızın ve komşuların gözü önünde adi bir suçlu gibi mahallenizden çıkarıldınız mı? Evinize, evlatlarınıza aylarca yaklaşmama cezası verildi mi? Sokaklarda kalıp nereye gidemeyeceğinizi bilemediğiniz oldu mu? En yakınlarınıza bile evinizden atılmış olmanın utancı ile yutkunup derdinizi söyleyemediğiniz oldu mu? Karınızı arayıp “Barışalım ya da çocuklar nasıl?” dediğiniz için hapse girdiğiniz oldu mu?

Bu kanunlar sizin döneminizde çıktığı için size olmamıştır fakat bu ülkede yüz binlerce erkek  bir telefonla suçsuz yere evinden atıldı, bu zulmü yaşadı ve yaşıyor. Delilsiz ve belgesiz, kadına herhangi bir şiddet uygulamadığı halde tartışmada karşılıklı bağrıştıkları halde psikolojik şiddet bahanesi ile erkekler evlerinden atılıyor. Karısı ile barışmak isterse para cezası, hapis cezası veriliyor. Bu ülke bizim ülkemiz. Bu yapılanlar anayasa ve insan haklarına aykırı, İslam’a zaten aykırı.

“Kadına şiddeti bitirmek” gibi masum görünen, kuzu postuna bürünmüş kurt misali bu kanun çıktığından beri kadına şiddet hiç olmadığı kadar arttı. Yapılan haksızlıklar karşısında cinnet geçiren erkekler şiddete yöneldi. Kadın korunmak isteniyorsa bunun yolu asla bu olamaz.

Devletin elinde onlarca medya organı var. Medya artık şiddeti artırmak için değil, merhameti artırmak, sevgiyi çoğaltmak için çalışsa neler olur neler…Diziler, filmler, faydalı programlar, ülke çapında yapılacak sevgi, saygı, muhabbet gibi konularda yapılacak yarışmalar, teşvikler …

Sayın Cumhurbaşkanım!

Bir zulüm kanunu da “Nafaka Kanunu” Boşanmış bir karı kocayı nafaka bağı ile birbirine bağlamak, erkeği artık ona yabancı olan bir kadını beslemek zorunda bırakmak ve bir yabancıya karşı borç altında tutmak, yeni bir hayat yeni bir evlilik kurmasına engel olmak… Belli bir yaşı geçmiş evladına bile nafaka vermek zorunda olmayıp, yüzünü unuttuğu eski karısının geçimini sağlamak zorunda olmak… Ödeyemezse hapse girmek… Mal rejimi kanunu ile kazancının emeğinin yarısını artık yabancı olmuş birine bırakmak….Bu zulmü yüz binlerce insan yaşıyor.

Boşanma davası açıp karşı taraf problem çıkardığı için on yıl süren boşanma davaları var. Bu da ayrı bir zulüm. Toplumsal çürümeye sebep oluyor. Evlilik ve boşanma zor olunca insanlar alternatif çözümlere bakıyorlar.  Ülkede zina arttı, fuhuş arttı, eşcinsellik arttı… Boşanma ile ilgili zulümlerin bitmesi lazım. Kadını korumanın yolu erkeğe zulmetmek olmamalı. Kadınlar yanlış bir yöntemle korunmaya çalışılırken hem kadınlara hem çocuklara hem de erkeklere zulmediliyor.

“Çocuk haczi” diye bir utanç yaşanıyor bu ülkede. Anne boşanma sonrası çocuğu babaya göstermek istemezse baba, çocuğunu para ödeyip bir ekiple mal gibi haczedip görebiliyor. Bu çocuğun psikolojisi, duygularının anne tarafından istismarı belki bir ömür yara olarak hayatını etkileyecek. Haciz parası olmadığı için çocuğunu göremeyen babaların acısı ise hepimizin yüreğini yaralamalı.

Sayın Cumhurbaşkanım!

“Cinsiyet eşitliği” adı altında dinimizce lanetlenen “kadın ve erkeği birbirine benzetme” çalışmaları başta Milli Eğitim kitapları olmak üzere bir devlet politikası olarak uygulanıyor. Nesilleri bozmaya yönelik bu çalışmalar acilen durdurulmalı. Yoksa gençliğe faturası çok ağır olur.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Cinsel istismar konusu şu anda en mühim problem gibi duruyor. Fakat bunun çözümü seçim öncesi mecliste imzaya açılıp seçim sebebiyle imzası tamamlanmamış olan kanun değil. Bu kanun kabul edilirse konuyu daha da içinden çıkılmaz hale getirir. İçinde adalet gözetilmeden hazırlanmış bir kanun adaleti de sağlayamaz. Tabii istenilen adaletse.

Cinsel istismar yasa tasarısına göre yine sadece kadın beyanı ile delilsiz, şahitsiz cezalar verilecek. Şimdiden 6284 e dayandırılarak bu cezalar veriliyor. Burada iki problem var. Birincisi tek taraflı beyan ile adalet sağlanmaz.

İkincisi taciz ve tecavüz “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konuyor. Taciz ve tecavüz arasında çok büyük fark vardır ve ikisine de birbirine yakın cezalar verilmesi öncelikle adaletle bağdaşmaz.

Tacizin kapsamı çok geniştir; bir söz bile taciz sayılabiliyor ya da bir dokunma. Ayrıca taciz kişilerin algılamasına göre değişir. Bir kişi için normal olan bir davranış, başka bir kişi için taciz sayılabilir. Oysa tecavüz tecavüzdür ve ispatlanması da kolaydır, bir sağlık kuruluşuna gidilmesi yeterlidir. Tecavüz çok ağır bir saldırıdır ve asla tacizle bir tutulamaz.

Cinsel istismar adı altında ikisinin bir tutulması, cezaların yakın olmasının pek çok mahsurları vardır hatta tecavüzün artmasına sebep olabilir. Cezalar suça göre olmalıdır. Yoksa aksi sonuçlar çıkar.

Ayrıca 18 yaş altı dini nikahla gönüllü genç evlilik yapanların erkeklerin tecavüzcü diye hapse atılıp ağır cezalar alması her yerde geçerli olan kadın beyanının (ben gönüllü evlendim demesi) burada geçerli olmaması ve genç evlenen kızları sen çocuksun deyip kocalarından koparılıp çocukları ile ortada kalmalarının vebalini bizler nasıl ödeyeceğiz. Müslüman bir ülke olarak zina serbestken evlenenlerin genç evlendi diye hapse atılmasının istismarla yargılanmasının utancı bana ağır geliyor.

Taciz ve tecavüzün “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konması adalet terazisini bozar hatta bozdu da. Binlerce insan iftira ile cezaevlerinde hem de on beş yirmi yıl gibi ağır cezalarla mahkum edildiler.  Meclisteki tasarı geçerse bu cezalar yirmi yıldan kırk yıla kadar çıkacak. Genç evlenenler de bu ağır cezalarla yargılanıp mahkum olacak.

Tek taraflı kadın beyanı ile ve taciz iddiası ile insanlara bu kadar ağır cezalar verilmesi hangi adalet sisteminde hangi ülkede var! Kadınlar kendileri üzerinden ya da kız çocuklarını kullanarak hoşlanmadıkları ya da aralarında husumet olan kişilere iftira atıp karşıdaki kişinin hayatını bitiriyorlar kanun eliyle.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Bu ülkede iftiralar yeni geçim kapısı olmaya başladı. Kız öğrenciler öğretmenleri tehdit ediyor  “istediğim notu vermezseniz cinsel istismar iftirası atarım” diye tehdide boyan eğmeyenler hapiste. Ve iftira atarım istediğim parayı vermezsen diye pek çok kimse tehdit ediliyor ve hayır dediğinde istismar gibi adi bir suçla kendini hapiste buluyor. Bir erkeğin ve ailesinin hayatının kayması, toplum nezdinde haysiyetinin bitmesi bir kadının birkaç cümlesine bağlı; delilsiz, ispatsız. İnsanların haysiyeti bu kadar ucuz olmamalı.

Hele meclisteki tasarıya göre “mağdurum” diye başvuran kişinin ifadesinin hakim ve savcı tarafından değil de üniversitelerde kadın hakları adı altında toplanmış feministlerin de alabilecek olmasının getireceği felaketleri düşünmek bile istemiyorum.

İftiralar cezalandırılmadığı gibi yakında bir de ödüllendirilecek gibi görünüyor.  Adalet Bakanlığı Mağdur Haklarının hazırladığı yine seçim sebebi ile bu döneme kalan tasarıya göre, taciz iddiasında bulunan kişiye en az, brüt asgari ücretin dört katına kadar ödeme yapılacak ve bu alt limit asgari ücretin otuz katına kadar artabilecek. Ki tasarının ilk hali daha kötüydü istismar iddiasında bulunan kişiler (her iddia kanuna göre gerçek sayıldığı için) devlet memuru olabilecekti. İftira atan kadınlara sınavsız devlet memuru olma kapısı açılacaktı.

Kanun çıkmasın diye gösterdiğimiz gayretler neticesi taslak çekildi ve düzenlenmiş hali bu ve oldukça kötü. Asgari ücretin dört katı para ile iftira atanlar ödüllendirilmiş olacak. “At iftirayı al parayı” olacak.Paraya ihtiyacı olan iftira atacak. Eğer gerçek mağdurlara yardım düşünülüyorsa bu bir vakıf üzerinden yapılabilir. Ya da “kadınlar adına çalışma” adı altında Avrupa fonundan milyonlarca para alan kadın dernekleri yardım etsinler mağdur kadınlara. Devletin böyle bir maddi yardım yapması ancak iftiraları artırır.

Yine mecliste çalışmaları yapılan seçim sebebiyle henüz imzalanmamış olan torba yasaya eklenecek olan 657 nolu kanun düzenlemesi de eğer meclisten geçerse cinsel istismar iftiraları yüzde yedi yüz artar. Kanuna göre iş yerinde kadınları üzmek vatana ihanet sayılacak ve kişi işinden atılacak ve bir daha devlet memuru olamayacak.

İş yerinde bir erkeğin mevkisine göz diken bir kadın Allah korkusu yoksa bunu çok rahat yapar. Bir de dindar insanlardan hoşlanmayan hatta ölesiye nefret eden bir kesim olduğunu da düşünürsek bu kanunların çıkması dindar insanları bile bile ateşe atmaktan başka bir şey olamaz.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Mevcut kanunlarla bile Yusuflar delilsiz beyansız suçsuz yere cinsel istismar gibi ağır bir suçla zindanlarda yatıyor. Gömlekleri arkadan yırtılmış fakat yine de zindana atılmışlar. Onların gözyaşları ve bedduaları hepimizi yakar. Onlar ve aileleri sizden adalet bekliyorlar.

Yine bazı şer odakları yeni oyunlar peşinde.  Planlı yapılmış gibi görünen hayvanlara eziyet, tecavüzler ve çocuk ölümleri üzerinden meclis üzerinde baskı oluşturarak zaten ağır aksak giden adalet sistemini tümden yıkmak istiyorlar.

Lütfen bu oyunlara gelmeyin. Kanunlarımız,  sokağa dökülmüş devlet aleyhine slogan atan hainleri susturmak için değil adaleti tesis etmek için yapılsın. Vicdan sahibi, ön görüsü yüksek, adalet duyguları gelişmiş uzman bir ekip hazırlasın bu kanunları. Hakimler “kanunlar yüzünden adalet ve vicdanımız arasında kaldık” diyorlar. Kanunlar yapılırken kanun uygulayıcıların çoğunluğunun görüşleri de alınmalı. Mağduriyetleri en çok onlar görüyor.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Seçim döneminde özgürlük ve adalet vaat etmiştiniz. Özgürlük hakkımı kullanarak size bu mektubu yazdım. Şimdi de mağdurlar adına adalet bekliyorum.

Sema Maraşlı

 

 

Okunma Sayısı : 65.498

Yorum yapın

“Cumhurbaşkanına Açık Mektup” için 164 Yorum

  1. Timothy diyor ki:

    Kaleminize sağlık, nadir de olsa birileri bu rezilliklere dikkat çekiyor sonunda.

  2. Yasin Y diyor ki:

    Sayın sema maraşlı boşanma konularına biran evvel çözüm bulunması gerekir eşim bana dava açtı şu an mahkememiz var laf dinlemiyor ayrılacam diyor amacı evi ve nafaka alıp gününü gün etmek yardımcı olun cumhurbaşkanımıza söyleyin lütfen acil

    • Abdullah Bir diyor ki:

      YASİN Y’ ye…

      Karıni bu düşünceden vazgecirmek için ne zaman, nede çaba harcamak. Bunları yapmak seni maddi, bedeni ve psikolojik olarak çok fazla yorar, güçsüzlestirir. Dava sürecinde simdi boşuna harcadigin/harcayacagin bu 3 seye çok ihtiyacın olacak, bu nedenle bu sıralar bu üç şey için biraz TUTUMLU OL.
      Halihazırda evinin üzerine tapu kayıtlarında AİLE KONUTU ve SATILAMAZ şerhi konulmamış ise en hızlı ve karından gizli şekilde EVİ SAT.

      Sonra ne yapacağını da sonra yazarız inşaallah.

    • Yahya diyor ki:

      Aramıza hoş geldiniz…!

      Siz kendi sesinizi Başkan’a ulaştıramıyor musunuz?
      Cimer diye bir kurum var…
      Velev ki, başkanımız sesinizi duydu, eşinize laf mı dinletecek? evine/kocana dön mü diyecek? evi/nafakayı unut, alma mı diyecek… 😀

      hani bizde bir söz vardı, ….. neydi… hmmm…
      pilavdan dönenin kaşığı kırılsın

      Allah yardımcınız olsun…

      • Adem diyor ki:

        Beter ol der.. kadın ne derse ne taparsa haklıdır der. Biz kadınlar için varız der. Biz kadınlar için pozitif ayrımcılık yaptık der. Imkani olsa senin sadece evini damını değil. Senin cennetinden bile hak verir eşine. O yüzden sen Allahtan yardım dile kardeşim.

  3. Kâzım Öztürk diyor ki:

    ALLAH RAZI OLSUN KARDESIM. BU KONUYU ELE ALIP. ÇOK MAĞDUR INSANIN MAGDURIYETINE MERHEM OLDUĞUNUZ IÇIN. SAYGI VE SELÂM EDIYORUM.TAKIPCILIGINIZIN VE ARASTIRMACILIGINIZIN DEVAMINI DILIYORUM.

  4. zeki diyor ki:

    Sema hanım gerekirse miting dahi yapılacaksa bu konuda yanınızdayız.Cumhurbaşkanının milleti duyacak milletin feryadını duyacak hali yok artık.Etrafı kuşatılmış.Ben enson öyle zanneti.m ve bekledimki artık çoban köpeğine taş atsa müebbetle bile yargılayabilecekler.O kadar bir medya baskısı ile ailelerin temelleri hemde böyle bir hükümet eliyle çatırdatıldı ki.Bunu islama ve aile temeline en azılı düşman olanlar dahi yapamazdı.Ama maaalesef müslümanlar marifetiyle aileler bitti.300 kişi çalışanı olan bir yerde yarısı boşanmış durumdaysa bunun sebebi kesinlikle yasalardan nemalanan artık kocalarını aldırış etmyen maalesefki bayanlar olmaktadırlar.Kocaları onların ömür boyu hayat sigortası durumundadırlar.Gittiği yerde en az üç çocuk diyen Sn Cumhurbaşkanımıznasıl bu çatırdamaları göremez nasıl?

  5. VATANDAŞ diyor ki:

    SEMA KARDEŞ, EMİNİM Kİ MİLYONLARCA İNSANIN FERYADINA TERCÜMAN OLMUŞSUN. KANAYAN BİR YARA ANCAK BU KADAR MÜKEMMEL BİR ŞEKİLDE DİLE GETİRİLİR. FAKAT BU VE BUNUN GİBİ MEKTUPLARIN YERİNE ULAŞTIRILMADIĞINI BİLMEK BENİ KAHREDİYOR.

  6. Sinemnur diyor ki:

    Merhabalar sema hanım öncelikle bir hemcinsiniz olarak dik duruşunuza hayran kaldım ülkemizin sizler gibi lafı sözü bir kişilere ihtiyacı var. Benim kardeşim bugun maltepe çoçuk ceza evimde yatmakta tam 1 senedir
    Sucu hiç yokken hatta sayın hakimimizin de delil yetersizliğinden ceza verdim cümlesi ile yazdığı bir gerekçeli kararla
    Kız kendi de ailesi de hayat kadını olmus sevgilisi ile kurdukları oyunla kardeşim ve arkadaşının hayatını mahfetti
    Kızın ailesi 300 milyar adam bası para istiyor kızın 4 dosyası var hepsi de tecavüz edildi adı altında
    DNA yok görüntüde sadece sevgilisi var kardeşim yok bu ülke bu şartlarda kardeşime 10 sene verdi bakın 10 sene diyorum ülkemiz gencecik yiğitlerin kanıyla bugun dimdik ayakta erkek cocukları artık kızların tuzaklarına düşüp perişan oluyorlar artık buna bireler dur d

  7. hasan karataş diyor ki:

    çocuklarla .sapık tecavüzcü .canileri aynı suçtan yargılamak mantığa aykırıdır.çocuk istismarı ama, erkekte çocuk ,,12 17 yaş çocuk değil mi?hayır o erkek kesin suçlu .neden çünkü erkek ,,

  8. hasan karaaş diyor ki:

    benim oğlum sevgili kurbanı oldu .10 yıl ceza aldı.subaylık imtihanını kazandı .şimdi okulda olması gerekirken .sıra ile maltepe çocuk ,metris .,şimdi silivri cezaevi.sebep olanlardan allah hesap sorsun.103.maddeyi çocuklara uygulayanlar dünyada ve ahirete yüzü gülmesin ..kendi evlatları belki cezaevlerinde olmayacak ama onların evlatlarına allah çaresiz dert versin bizim yaşadığımız acının bin katını yaşatsın yüce mevlam.böyle zalim kanun olur mu.12 17 yaşındaki çocuklara nasıl kıyarsınız.dünyanın hiç bir yerinde böyle kanun yok.suça sürüklenen çocuk cezaya gelince en ağır ceza..

  9. Dursun samur diyor ki:

    Kadınlara bukadar potansiyel tanınan bir ülkede yaşıyoruz inananın ailemize sözümüz geçmiyor ilk akşındaki soru şu kusura bakma istersen boşaya bilirsin SAYGILAR

  10. Misafir diyor ki:

    Adam olmak bir duruşa sahip olmakla mümkündür.
    Bir guruba dahil olmakla değil.
    Bir duruşa sahip olmayanın, bir guruba dahil olması,
    Başını kuma sokan devekuşunu! hatırlatır bana.

  11. Misafir diyor ki:

    Bilge K öğrencisine nasihat ediyordu:

    Evlat,
    Dostlar kutup yıldızı gibidir. Onlar karanlıkta parlar ve karanlıkta ışık saçarlar.
    Onların kıymetini iyi bilesin. Eğer dostlarını bozuk para gibi harcarsan kaybeden daima sen olursun. iki cihanda da yüzün kara olur bilesin.

    Çünkü, iyiler kaybetmez evlat, KAYBEDİLİRLER!

  12. Misafir diyor ki:

    Güç ve kudret zalimlere barışı öğreten en güzel öğretmendir. Çünkü kötüler ancak kesin bir tavır görünce geri çekilirler.

    Mazlum insanlar hep adalet ister. Ama bu kötülerin umurunda bile değildir. Mazlum inim inim inler, zalimler bu iniltileri ney gibi dinler.

    O yüzden kötülere diz çöktüren onları hizaya getiren güç ne kadar mukaddestir.
    Hükümdar şairin dediği gibi :
    Hazır ol cengü cidale cihanda sulhu salah istersen.

  13. Misafir diyor ki:

    Maddenin Üç Hali Vardır:
    Katı, Sıvı, Gaz.

    Maddeperestinde üç hali vardır:
    1-Katı Hali:
    Başkalarının acılarına karşı taş gibi, duvar gibi katıdırlar.

    2-Sıvı Hali:
    Verdikleri sözü tutmaya gelince su koyuverir, cıvıklaşırlar.

    3-Gaz Hali:
    En ufak bir menfaat karşısında savunduğu bütün ilkeler buharlaşır.

  14. Demirtaş Aktaş diyor ki:

    Ben olsaydım bankalara talimat vererek dövizin alım ve satımını geçici olarak yasaklardımnve dövizin yükselişi dururdu.

  15. canmehmet diyor ki:

    Değerli Okuyanlar, Kırklı yaşların sonunda, (emekliliğime yakın dönemde), o sırada hepsi öğrenci, (biri kız, üç erkek) müşterek çocuklarımızın geleceği için, onlara iş kurdum ve ilerleyen dönemde hepsinin (ortak çalışması ve birikimleri ile) çocuklarımızı birer ev sahibi yaptık. Ancak, eşim, çocuklarımızın kendi çalışmaları ile, ev sahibi olmalarına, “benden mal kaçırıyorsunuz!” diyerek ve bunu bahane ederek, evde huzursuzluk çıkarmaya başladı.

    Emekli olacağım sırada, (şirketteki hissemi çocuklarıma devredeceğim dönemde) bana, hiç gerek olmadığı halde (tapusu bana ait) evimize ciddi bir tadilat yaptırdıktan sonra evi terk etti.

    Sonradan öğrendik ki, terk etmeden önce yaşadığımız evin üzerine bir yıl öncesinde “ortak/aile konut şerhi” koydurmuş, bu şekilde hiç bir niyetimiz olmadığı halde kendisine göre evin satışını önlemiş! Terk döneminde, evinde kaldığı çocuğumuzun aracılığı ile iki mektup yazdım ve yaptığının “evi nedensiz terk” olduğunu, nedensiz terkin de ağır sonuçları olabileceği konusunda uyardım. Ancak, ne mektuplarıma cevap verdi, ne de (terkin nedenini sormak için) aradığım halde telefonumu açtı.

    Cevapsız kalmasının üzerine avukatıma, gerçek niyetini öğrenmek için, evin üzerine koydurduğu, “ortak konut şerhi”in kaldırılması için dava açtık. Biz bu davayı açınca, kendisini üç yıldır aldattığımı, fiziki şiddet uyguladığımı” ileri sürerek bir boşanma davası açtı. (Boşanma davası duruşmalarına getirdiği üç tanığı da bu konuda bir aldatma-şiddet olduğunu söyleyemediler) ve arkasından da, ortak konutun (dava boyunca oturması üzerine) kendisine verilmesini talep etti.

    Mahkeme de bu talebini yerine getirdi. İş bununla da kalmadı, arkasından, 2 aylık bir uzaklaştırma kararı almış. Ben bir anda kendimi ortada hiçbir aldatma-şiddet yokken, kendimi kapının önünde buldum. Gerçeğinde evini nedensiz terk eden eşimdir.

    Şu an boşanma davası devam ediyor, uzaklaştırma kararları sırası ile: 2 ay, 4 ay, 4ay verilmişti. Dördüncü koruma-uzaklaştırma kararına, (gerekçelere) davanın görüldüğü mahkemenin bayan hakimi de inanmamış olmalı ki, reddetti.

    Bunun üzerine eşimin avukatı, bu kez hemen nöbetçi mahkemeden 6 aylık yeni bir koruma kararı aldırmış, Tüm koruma-uzaklaştırma kararlarına itiraz ettim. Eşimle aramızda bırakınız bir tacizi, bir iletişim dahi bulunmamaktadır.

    Geçmiş kırküç yıllık evliliğimizde olduğu gibi. İtirazlarıma verilen cevapta: “Bir gerekçeye gerek yok!” denilmektedir. Ancak, eşim, kendisine zarar vereceğimi (şüphesini) değil, iftira atarak, kendisini tehdit ettiğimi, hiç gitmediği halde binaya ve eve gittiğimi söylemekte, iftira atmaktadır.

    Netice de, 5. uzaklaştırma kararı da iftiralarla alınınca, ben bir suç uydurarak (iftira atarak) mahkemeyi yanılttığı gerekçesi ile savcılığa bir dilekçe verdim. Şimdi, Savcılık ihtimaldir ki, eşimden hayali iftiraların ispatını isteyecek ve bu dava görüldükten sonra, ceza alması gündeme gelecektir.

    Bu konuda (haksız şekilde) canı yananlar, art niyetli eşlerinin tuzağına düşmesinler; sakin, sabırlı olsunlar ve iftiraya dayalı koruma-uzaklaştırmalar için savcılığa suç duyusunda bulunsunlar.

    • Yahya diyor ki:

      sn. canmehmet,
      aramıza hoş geldin…

      Tedbir kararına itirazın; eğer bir-iki satırlık cevap verilerek, kabul edilmediyse, istinafa giderek verilen itirazın reddini isteyebilirsin.
      Bununla ilgili yargıtay kararı var. (SALİH SÖYLEMEZOĞLU kararı)
      Bu süreç olumlu yada olumsuz da olsa, hem ilgili mahkemeye hem de karşı tarafa tokat gibi iner…

      CBS’ye yaptığın başvuru süper olmuş (eline sağlık). Ancak üzerine gitmeni tavsiye ederim. İnşallah netice alırsın!

      Bu arada sende fırsatını buldun mu 6284’den karşı taraf aleyhine tedbir talep et. 6284’i kim çıkardıysa benim çok işime yaradı… :)

      Selam ve dua ile…

    • Abdullah Bir diyor ki:

      CANMEHMET BEY’e…

      43 yıllık bir evlilik söz konusu olduğuna göre muhtemelen 60 yaşın üzerindesiniz. Bu da sizin için bu yeni durumu kabullenmede ve yeni duruma uyum sağlamada ciddi sıkıntılara sebep olmuş. Yıne yazınızda ki sakinlikten ve ifadelerinizde ki mantık örgüsünden, anlaşıldığı kadarıyla metanetinizi korumuş ve yaşadığınız hayal kırıklığını büyük ölçüde atlatmışsınız. Bu sevindirici bir gelişme.

      Mevcut yasalardan dolayı işin hukuki boyutu muhtemelen sizin aleyhinize sonuçlanacak, bu süreçte çektiğiniz, çekeceğiniz sıkıntıda yanınıza kar kalacak.

      Ancak bu sizin mücadele azminizi kırmasın, karınıza hemen teslim olmayın, sonuna kadar mucadele edin.

      Çünkü hali hazırda muhtemelen 60 ını devirmiş olan karınızın da (kendisine yakın yaşta ki hemcinslerinin çoğunun yaptığı gibi) asıl amacı SİZDEN BOŞANMAK DEĞİL. Karınız size DİZ ÇÖKTÜRMEK, SİZİ TAMAMEN TESLİM ALMAK İSTİYOR.

      SAKIN KARINIZIN BU BLÖFÜNE PAPUÇ BIRAKMAYIN, aksi taktirde kalan ömrünüzü pişmanlıklarınızla boğuşarak geçirirsiniz.

      Sizin yapmanız gereken tek sey cocuklarınızın, torunlarınızın, cevrenızın size “Baba bu saatten sonra yuvanı dağıtma, bizi el aleme rezil etme, annemle barış” vb sekilde yaptığı, yapacağı psikolojık ve mahalle baskılarına gövüs germek, işin yasal sürecinin tamamlanmasından hemen sonra hayatınızın kalanında İKİNCİ BAHARI yasamak için kendinizden yasca küçük ( 45-50 yaş civarı) YABANCI (Müslüman olması tercih sebebidir) ve doğru bir kadın ile yeni bir yuva kurun. (Yazdıklarınızdan anlaşıldığı kadarıyla ekonomık durumunuz buna müsait.)

      Bunu yapmak hem sizin yaşadığınız hayal kırıklığını, cektiğiniz acıları ve girdiğiniz çıkmazdan en kısa sürede kurtulmanıza, bu yaşta da olsa tekrar huzuru, mutluluğu yakalamanıza; hemde adaletten, dürüstlükten ve helal yoldan sapmadan size bu hainliği yapan eski karınızdan intikam almanıza, onu yaptığına bin pişman etmenize sebep olacaktır.

      Çünkü eski karınız ve onun gibi nefsine uyarak “SEN BENİM KIYMETİMİ BİLMEDİN AMA BİR DAHA BENİM GİBİSİNİ BULAMAZSIN” seklinde hatalı düşünen, hayatının hatasını yapan kadınlara verilecek en güzel cevap daha güzel, daha genç yeni bir kadın ile YUVA KURARAK DAHA HUZURLU VE MUTLU OLUNACAĞINI, KENDİSİNİN BULUNMAZ HINT KUMAŞI OLMADIĞINI BOŞANILAN KADINA GÖSTERMEK, İSPAT ETMEKTİR.

      Bunu başarmanız halinde geçmişten daha huzurlu ve mutlu olacağınız konusunda size garanti veriyorum.

      Hayırlı düşünce, iş ve eylemlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun…

      Not: Yasadıgınız sürece ve bundan sonra ki gelişmelere dair burada paylaşımlarınıza devam etmeniz sizi umduğunuzdan daha çok rahatlatacaktır. Bu nedenle (eger isterseniz) gerçek kimliğinizi gizleyerek sorularınız, sorunlarınız ve beklentilerinizle ilgili olarak burada yazmaya devam edebilirsiniz. Bizde size elimizden geldiği kadar destek ve yardımcı olmaya devam ederiz inşaallah

      • Canmehmet diyor ki:

        Değerli Yahya Bir, bilgi-deneyim içerikli önerileriniz için teşekkür ediyorum. Rabbim, doğrunun yardımcısıdır. 1)Eşim boşanma davası açtığında tapusu bana ait iki evin üzerine tedbir koydurmuş ve boşanma ile birlikte “mal paylaşımı davası” açmıştı. açmıştı ancak; bu iki ev, 2002 yılından evvel (tarafımdan) alındığı için mal paylaşımına girmiyor. (ortada paylaşılacak mal yok!) 2)Eşim, ortak konutu, boşanma süresince kendine tahsis ettirdi, bende (1.000 lira tedbir) nafakası ödediğim için evin; elek-su-d.gaz faturalarını ödemedim, faturalar ödenmediği için kesildi. eşim şimdi elekt.susuz evde (inatla!) oturmaktadır. Boşuna dememişler, kim ne yaparsa kendine yapar. Sağlıcakla kalınız.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          YAHYA BİR’e… :-)

          BEN SENİ NE ZAMAN NÜFUSUMA ALDIM, HİÇ FARKINDA DEĞİLİM.

          :-) :-) :-)

          Canmehmet beyin bir anlık dalgınlığının eseri tatlı, zararsız ve bende tebessüme sebep olan bu hatasını referans alarak yaptığım bu muziplikten dolayı bana kırılmadın inşaallah Yahya kardeşim…

      • canmehmet diyor ki:

        Değerli Abdullah Bir Bey, size bir özür borcum var, cevap yazarken Yahya Bey ile sizin isimlerinizi karıştırmışım. Öneri ve bilgiler için tekrar teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.

  16. mehmet diyor ki:

    çok önemli meseleleri yazmışsınız, teşekkür ederim, gerçekten bazı şeyler göründüğü gibi değil, farklı gösterip başka şeyler yapmak isteyenler var. insanlar vicdanlarını cüzdanları ile değiştirdiler maalesef.

  17. Emre diyor ki:

    Rabbim O’nun adına ettiğimiz bu mücadelenizde (mücadelemizde) sizleri, bizleri muvaffak, İslamı galip kılsın İNŞALLAH!

  18. Hasan BAŞTÜRK diyor ki:

    Daha da bilmediğimiz zülümler var sizi hem cinslerinize alehte görünsenizde doğrusunu söylemenizden dolayı kutlarım.Ağızınıza sağlık saygınıza teşekkür ederim

  19. Abdullah Bir diyor ki:

    Savaşcı’ya…

    “eşimle aramda ciddi sıkıntılar var.”

    “bu sekilde de pek tat almıyorum evlilikten”

    “su an ewimle aramizda buyuk bir kriz yok ama en ufak bir seyde yine kriz yasama riski decam ediyor.”

    “ailemin bana olan boşanmama baskısı ve çocuklarıma olan bağlılığım nedeniyle evliliğimi ( simdilik) sürdürme ve sıkıntılara direnme kararı aldım.”

    “boşanma sürecinden korkuyorum”

    Yukarıda ki ifadelerin tamamı sana ait ve noktasına bile dokunmadım.

    Belki yazarken farkına varmadın ama eğer sen bu yazdıkların yüzünden (maddi kayıplar, cocuklarından ayrı kalma korkusu, ailenin baskısı, boşanma sürecinin zorluğu vb) boşanma işini erteler isen bu işin sonu senin için bugünkünden çok DAHA KÖTÜ olacak ve bugünkü korkularından çok DAHA BÜYÜKLERİ İLE YÜZLEŞMEK ZORUNDA KALACAKSIN.

    Çünkü;

    1- Kadınları tanımıyorsun, onlar sonuca değil sürece odaklı yasarlar ve bu nedenle kendilerine yapılanları asla AFFETMEZLER ve yasadıklarını UNUTMAZLAR

    2- Adına GURURUM dedikleri ama aslında kendilerinin en büyük düşmanı olan NEFSLERİ için ucunda ölümde olsa her seyi yapmaktan korkmazlar ve karşısına aldığı insan KOCASI da olsa kendilerine RAKİP ve DÜŞMAN gördükleri insanı bitirmek, perişan etmek için neler yapabileceklerini hayal bile edemezsin.

    3- Emin ol O, seni senden daha iyi tanıyor, senin zaaflarını, korkularını çok iyi biliyor. ve bunları her fırsatta sana saldırmak, seni pes ettirmek, teslim almak ve yok etmek için kullanmaktan hiç çekinmeyecek.

    Ama bu andan itibaren bize düşen;

    HAYAT SENİN HAYATIN, KARAR DA SENİN KARARIN, MUHATAP OLACAĞIN SONUÇ DA SENİN TERCİHİN OLACAK, BU NEDENLE HAKKINDA HAYIRLI OLAN SANA NASİP OLSUN.

    Demekten başka bir sey gelmez elimizden.

    Ama unutma ki;

    Her bir tercih aynı zamanda bir çok alternatifi reddetmektir ve insanlar tercihlerinin sonuçlarına katlanmak zorundadır.

    Akibetin hayr olsun inşaallah….

    • Aadem diyor ki:

      Abdullah Bir abinin söyledikleri virgülüne kadar doğru.üstüne söyleyecegim hiçbir şey yok.

    • Emre diyor ki:

      Çok haklısın abi. Kadınların kitabını yazmışsın. Sen de kadınları kadınlardan daha iyi tanıyorsun. Nefisleri uğruna dünyayı yakacak bir çok kadın var. İstisnalar; Allah’ın ayetlerini Rasulüllahın sünnetilerini rehber tutan, nefislerini bu emirler uğruna ezip geçen nice müslime bacılarımızı analarımızı bundan tenzih ediyorum elbette… Ama din adına kocasına ailesine hatta evlatlarına zulmeden yüzlerce kadın var. SEMA MARAŞLI hocamın ve bizlerin mücadelesi de bu tipler ve kanunsuz kanunlar, adaletsiz hükümler çıkaran, alttan alttan ülkeyi kemiren sürüngen komitelerle. Şu anda muhafazakar geçinen ama resmen dinsiz İslam nişanı olan hoşgörüden uzak yaşayan yüzlerce tanıdığım var. Kadın kocasına galip gelmeye çalışıyor. Avrupa bizim lehimize olacak kanunu bize dayatır mı? Hiç düşünmüyor mu bunlar? Biz asırlarca eskimez Eskimeyecek! Allah’ın kanunuyla yönetilmiş ve ondan uzaklaşmaya başlayana kadar da dünyaya örnek bir yaşam sürmüş insanların torunlarıyken. GERÇEK ADALETİN neyle sağlanacağını bilirken ve BUNU ÇOK İYİ BİLEN (BİLDİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ) bir DEVLET BAŞKANIMIZ varken, Neden biz bu dinsiz, Allah’sız Adaletsiz kanunlara muhatap oluyoruz… ALLAH BU ZÜLMÜN CEZASINI HAKEDENLERE ACİLEN VERİR İNŞAALLAH!!!

  20. Ramazan Mehmedoğlu diyor ki:

    Hay Allah senden razı olsun, Başkanın Allahın rızasını ve adaleti gözettiğinden zerre kadar şüphem yok lakin Ak parti hükümetleri dönemindeki aileden sorumlu bakanların sizin bu değerli tespitlerinizle aile kurumuna verdikleri zarar faydasından çok daha fazladır, umarım Başkanımız, tercümanı olduğunuz halkın bu haklı telebini karşılayacak ehliyet ve liyakat sahibi kişileri bu işin başına getirir …

  21. YASİN diyor ki:

    SEMA HANIM TEŞEKKÜRLER. TOPLUMUZUN BÜYÜK VE KAPANMAYAN YARALARINI ÇOK GÜZEL BİR ŞEKİLDE DİLE GETİRMİŞSİNİZ. EMEĞİNİZE ,ELİNİZE DİLİNİZE SAĞLIK. İNŞALLAH BU YASALAR DÜZENLENİR VE HAK ADALET YERİNİ BULUR. BU ŞEKİLDE HAKSIZLIKLAR , ZULÜMLER VE PARA İÇİN YUVA YIKMALAR ORTADAN KALKAR.

  22. Gariban diyor ki:

    ALLÂH sizden RAZI OLSUN Sema hanım! Şu gök kubbe altında kainatta ADALET sarsılırsa hepimiz vebalini sonuçlarını ve belâları bekleyelim çatlar kainat ve alem gazap eder ama herkesten çok bu kanunları hadsiz ve hesapsız ve adaletsizce yapan ve sebeb olanlar yanar hakikatte. Mazlumların âhı kainatı sarsar, onların âhı gök ün âhı meleklerin ve yüce arşın sahibi Allah’ın âhı ve lanetidir. Hepimiz haddimizi bilelim ve haddi asmaktan ALLAH’A sığınalım. Hepimize nasihat olsun diye ve hususiyetle ey yöneticiler size Her cuma hocaların hutbede okuduğu ayeti okuyarak son veriyorum :

    “ALLÂH şüphesiz Adâleti, İyilik yapmayı, Yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir”.

    Nahl suresi, ayet 90

  23. selahattin diyor ki:

    sema hanım ALLAH RAZI OLSUN bu konuları bir bayan olarak çok iyi analiz etmişsiniz bilmediğimiz bir çok şeyi bu yazınızda öğrendik çalışmalarınızda başarılar diliyorum ve bundan sonra sizi daha iyi takip edeceğim

  24. Mazlumun Ahı diyor ki:

    Keşke Bizim Medyayı işgal eden Şakşakizadeler de sizin gibi bu gerçekleri haykırsa da ilgili kişi(ler) duysa. Her Ömere (Ömer Olmak istiyorsa tabiki) O hata yaparsa O’nu doğrultacak yürekli destekçiler gerek.

  25. Şahin diyor ki:

    Millet yalakalık peşinde koşarken hakkı söyleyenlerden allah razı olsun. Yazdığınız yazının yaptığınız uyarıların tamamı haktır. En güzel adalet islamda dır. Dışar da Batı’yı içerde h
    Gayri ahlaki yapıları mutlu etmek adına çıkarılan yasalar ülkemiz de şiddeti ve cinayetleri artırmaya devam edecektir. İffetsilik yapan kadına bile süresiz nafaka ödeten yasalar huzur getirmeyeceği aşikardır. Bu vebalin altından kimse kalkamaz.

  26. gulpembe diyor ki:

    Savasci Bey,
    yorum koseleri cok karisik o yuzden buraya yaziyorum, okuyabilir misiniz bilemiyorum.
    gorunen o ki, bosanmak istemiyorsunuz ve karinizi evliligin devami icin nasil ikna edeceginiz hatta mumkunse nasil degistireceginiz uzerine fikir istiyorsunuz. Burada yuzde yuz kariniz haksiz bulunsa da bunun size bir faydasi olmayacak. Cunku biz insanlari degistiremeyiz. Sadece kendimizi degistirebiliriz.O yuzden musade buyurun sizin sahsiniza aynayi tutayim, nereden baslamaniz konusunda fikir versin.
    1. anladigim kadariyla esiniz calisan bir kadin keseleri ortak tutuyorsunuz. Kariniz hakli olarak paranin harcanmasi konusunda mudahil oluyor,hatta haklari olmadigi halde ailesi dahi kizlarinin kazanci olmasindan cesaret bulup icislerinize karisiyor.esiniz belki fazla tutumlu dolayisiyla sizi de savurgan buluyor. Mumkunse keseleri ayirin. Esiniz borclara ..vs yardimci olacaktir. Fakat diger meseleleri sahsi gucunuzle halledin. Yoka bu cift baslilik devam edecek,sorunlar degismiyecek.
    2.yine ayni seyi tekrarliyim, esiniz calisan bir kadin. Ev islerine yardimci olmaniz bir lutuf degil, birebir sizin de vazifenizdir. Toplumumuzun orfu geregi esinizin bu konuda musamahali davranmasi sizin evisi yapmama hakkiniz oldugunu gostermez.
    3. sekiz yillik evliliginizde daha once de ilk 5 yil alkol ve getirdigi problemler dolayisiiyla bosanma esiginden donmussunuz, siciliniz parlak degil, esiniz ve ailesinin guvenini kazanmaniz da kolay olmayacak.
    4.sigarayi azaltin mumkunse birakin, bakimli ve tatli dilli olun. Umarim aldatma gibi ahlaksiz islere bulasmamissinizdir, cunku esinizin soguklugu buna bahane olamaz. Esinize karsi herdaim durust olmak zorundasiniz.umarim bu kaba suizanimi hosgorursunuz. Eger esiniz duzelmez ve siz de sadik kalamiyorsaniz, bosanmayi sizin talep etmeniz gerekir. Boyle evlilik olmaz.
    5. kusmeyi ,kirgin ve uzak kalmayi iki tarafta birbirne soz verip birakmali. Evliliklerde kusmek asla olmamali buna sifir tolerans! Cunku bu arayi sogutuyor, seytanin isine kolaylik veriyor. Iki tahsilli yetiskin insansiniz, lutfen saglikli iletisimi kazanabilme konusunda yardim alin.
    6. esiniz temizlik hastasi olabilir, burada daha once de bir bey esinin temizlik yapmamasindan dolayi bosandiklarini yazmisti. Demekki kotunun kotusu var. bunu bir yerde hayr olarak gorun.esinizin eksilerine degil, artilarina yogunlasin.

    Hakklarinizda hayirlisi..Selam ve selametle…

    • Savaşçı diyor ki:

      Gülpembe Hanım,
      Teşekkürler önerileriniz için. Eşim kavga anlarında ben kustukten sonra boşanmaktan bahsediyor biz senle farkliyiz zevklerimiz uyuşmuyor anlasamiyiruz vs diyor genelde.
      Özellikle ben bana çok diklenince karşı gelince bağırınca küfür hakaret edince aliniyor kusuyorum. Normal zamanlarda genelde neşeli ve konuşkanım.
      Sorun şu ki normal zamanlarda kucuknsorunlar birikiyor birikiyor ve sonunda patliyor.
      Maalesef eşimin pek arkadaşı yok kimseyle samimi görüşmez. Dışarı çıkmayı hiç sevmez. Misafir ağırlamayı sevmez her yer kirleneek diye. Arkadaşlarımın arkasından kendi akrabalarının arkasından bile dedikodu yapar. Ben de izin vermemeye çalışırım gıybet yapmasına. Bu sefer de sen kocam değil misin ben kime anlatıcam der. Eşimin hiç hobisi yoktur. Hayattan zevk almaz. Vs vs .
      Bunları anlatmaktaki muradim işte böyle küçük küçük sorunlar birike birike ben artık alıngan vs oldum bi de agresif. Eskisi gibi hoşgörülü değilim.
      Yaa anlatılmaz yaşanır derler ya öyle işte.
      En önemlisi eskiden söz verip benim gönlümü alırdı şimdi sözlerini tutmaya tutmaya boşanmaktan bahsediyor büyük kavgalarda.
      Ben de ona beni cocuklarimdan ayıramazsın kendi kişisel hırsların sebebiyle dedim.
      Böyle deyince biraz gerindim attı ama korkarım yine ayninsurecleri taşacağız sizin önerilerinizi dikkat alsam bile ki bazılarını dikkate alacağım sağ olun

      • Aadem diyor ki:

        Savaşçı kardeşim,
        Abdullah Bir Bey abimizin dediklerine yüzde yüz katılıyorum.Her dediğini yaparsan kazanan sen ve çocukların olur.mutlaka ama mutlaka Abdullah Bir Bey abimizin dediklerini harfiyen yap.yoksa mahvolursun.

  27. muhammed bakır diyor ki:

    Esselamınaleykum değerli dindaşım konu hakkında temaslarınız gerçekten olması gerektiği gibi lakin bu ülkede başka sorunlarda mevcut. Ne yazık ki bizim ülkemizde insanlar kendi sosyoyapılarını başkalaşmış insanların hayatlarına benzetmek istediklerinden, Yapısal olarak bir aile sağlanamamaktadır.Bundan dolayı toplumsal sorunların varlığı devam etmekte, gitgide çoğalmaktadır. Eminim ki sizlerde bunun hakkında bir çok konulara temas ettiniz. Lakin değerli hocam bizim eğitim alanında ve siyasi yönde eğitimsiz bir neslin bizleri beklediğini ve bundan dolayı ahlak ve hukukun inançsız bir biçimde yaşantı halini alacağını görmekteyiz.Her zamanda ve devirlerde olduğu gibi toplum başında olan şahıslar kendi menfi değerleri için toplumun sorunlarını görse de bir müdahale etmemektedirler… Allah Resulü bu konu hakkında ümmetine şunu buyurmaktadır; “Kemâ tekûnû yuvella aleyküm” (Siz nasıl olursanız yöneticileriniz de öyle olurlar).

    “A’malüküm ummalükum” (amalleriniz yönetcilerinizdir, onlar sizlerin eseridir).Bundan dolayı Allah’ın bizler için hayırlı olanı vermesini ve ona kulluk vecibesi yapmayı nasip etsin.

  28. Turgay Taş diyor ki:

    Bu ülkede vicdan,iman Sahibi birilerinin var olduğuna şahit olmak hele bunu bir hanımefendiden duyabilmek sevindirici.

  29. Yılmaz diyor ki:

    İnşallah yazdıklarınız Sayın Cumhurbaşkanımıza bizzat ulaşır. Sizin de belirttiğiniz gibi AB uyum yasaları çerçevesinde toplumumuzla bağdaşmayan kopya yasalar aile temeline konulmuş bir dinamittir ve fitili çoktan ateşlendi. Mevcut haliyle toplumumuz ve aile yapımıza şu ana kadar büyük zarar veren ve kadınlarımızı koruyalım niyetiyle (!) uygulanmakta olan yasalar adaletten uzak olduğu kadar hem erkeklere çok büyük bir haksız darbe indiriyor hem de şiddeti çok daha fazla körüklüyor. Umuyorum ki mağdur kesimin ve toplumun temeli aile yapısının korunması adına sesinizi duyurabilirsiniz. Sonumuz hayrolsun inşallah.

  30. Akın diyor ki:

    haber sitelerine yorum gönderirken; idam istersek, hadım istersek, cinsel istismara en ağır ceza verilmesini savunursak ve buna benzer yorumlar gönderirsek yayınlanıyor… idama tamam ama önce erken evlenenlerle çocuk kaçırıp tecavüz eden sapıkları bir tutmayın, ikisine de cinsel istismar deyip ağır ceza vermeyin ondan sonra idamı düşünürüz diye yorum yazarsak yayınlanmıyor. Bari buraya yazayım da içim rahatlasın.

  31. Abdullah hasan diyor ki:

    Tebrik ediyorum hizmet düşüncenize, emeğinize bilhassa cesaretinize. Mevlam gizli , açık herşeyi biliyor tabii bizimde ne kadar acziyet içinde olduğumuzu da. Mevlam yar ve yardımcımız olsun.

  32. Saygın Kantara diyor ki:

    Bu sözler ülkemize gerçek adaletin gelmesi, ailenin ve toplumun gerçek kıvamını bulması için yapılan son yakarışlar… Sayın cumhurbaşkanım bu feryatların ülkemizin susturulmuş erkeklerinin feryatları olduğunu anlayıp bir an önce bu yaralara çözüm bulmalıdır. Zulmün ateşinin yakacağı zalimlerden olmamak için hepimiz sesimizi yükseltmeliyiz. Adaleti devlet sağlamazsa, kendine adil adı takan gruplar ülkeyi kasıp kavuracaktır.

  33. İSMAİL AYDEMİR diyor ki:

    Yeni kabinede Adalet bakanı aynı Aile Bakanıda Kadem Ankara temsilcisi. Reis mesajı aldık dedi ama sanırım mektubu ve mesajı halkın anladığı gibi almamış.

  34. zafer genç diyor ki:

    Allah emaneti ehil olana verin buyuruyor. Ülke idaresi de halk tarafından talip olan siyasetçilere verile bir emanettir. Bir parti ve genel başkanı eğer 15 yıl iktidar makamını işgal etmiş ülke problemleri çözüleceğine daha da artmışsa bu zat ve partisi ehil insanlar değildir demektir. Allah cc yine akletmez misiniz düşünmez misiniz diye yüce kitabında birçok kereler ifade buyuruyor. Buna rağmen düşünmeden duygularla karar verip tekrar aynı kişilere oy atıyorsak bundan sonra işlerin düzelmesini, hak ve adaletin tesis edilmesini velhasıl güzel günler beklememiz beyhude olacaktır. Temenniden ileriye geçemeyecektir. Aynı zamanda bu tercihlerimizin dünyada başımıza açtığı derler sıkıntılar yanında bir de öte tarafta ağır bir faturası var. Bir toplum aklını başına alıp kendine çeki düzen vermedikçe ilahi varlık onları düze çıkarmaz. Ya bunları idrak ederiz ya da belalara hazır oluruz. vesselam

  35. Beyhan diyor ki:

    Ağzınıza sağlık. Çok önemli toplumsal bir yaraya parmak basıyor. Bence bununla kalmamalı.
    Bu kanunun reddi için imza kampanyası da başlatılmalı.

  36. Mehmet dikik diyor ki:

    Ağzınıza sağlık2. Eşim 6 yıl öce hiçbirşey yapmadigim halde’seni hapse artıracağım deyip polisi aradı.bu arada üstünü başını yırtıp rapor alda.hala çekiyorum.hapis 3 uygun.hapis10 gun.uzaklastirma vs.pisikplojim kaydı.şu anda uzak bir zeytinlik alandaki arazime yapmış olduğum bir gecekonduda yalnız yaşıyorum.4 oğlum var.2 bu hanımdan 2 once…bu konu çok uzun…bu konunun peşini bırakmaz iseniz bu vatanabuyuk bir hizmet vermiş olursunuz.

  37. Zafer diyor ki:

    Her ay cocugumuzu toplamda 10 saat mahkeme karari ile gorebiliyoruz. Lutfen bu gorus gunlerinide yaziniz. Cumhurbaskanina da torunlarini her ay belirli saatlerde bizim cocuklarimizi gordugumuz gibi gorme hakki verelim. Halkin cektigini cekince belki vicdani sizlar bizi anlar

  38. Nihat Aydın diyor ki:

    İnan’ın bu mesajı bir dostum gönderdi. Okumamı istemiş. Önümde kuranı okumak için açmıştım ama bu yazıyı okudum. Sizi bir bayan olarak bu sorunları dile getirdiğiniz için tebrik ediyorum. Allah cc. Önce sayın başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve bu bahsetmiş olduğunuz mağdurlara Tüm İslam aleminin yar ve yardımcımız olsun.

  39. Hakan Toprak diyor ki:

    Çok güzel olmuş teşekkürler bir de 15 yaşındaki kızlarımız flört adı altında zinaya düşürülüyor bunlara kim dur diyecek 15 yaşındaki kızın dünyadan haberi yok başına geleceklerin bunlara kim dur diyecek

  40. Hüsamettin diyor ki:

    Yazınız için teşekkür ederiz
    Bu zulümler yeteri kadar dile getirilmiyor.

    • Bayram Görpe diyor ki:

      Ben de magdurum, agir zulum altindayim, gidisat ya intihar, yada cinnet gecirip zulumde sinir tanimiyanlarin dunyasini karartmak, yada cook sevdigim anavatanim terk etmek, Hic politikayi sevmeyen fakat 16 yildir asiri Reisci ve AKPartili birisi olarak, son Baskanlik secimine dek Anavatanimi on planda tutarak ferdi problemlerimi on plana cikarmasin Reisin aleyhinde karsitlari hep susturdum.bunlar kardeslerim de olsalar, siz benim sorunlarima tercuman olmussunuz, Allahim subhanahu ve teala razi olsun ve Kiyamete gunu razi ettigi kullarindan eylesin, selam ve Dua ile

      • selm153 diyor ki:

        Allah bu vatanı senin gibi insan tapıcılardan kurtarsın bayram görpe.Bu ülke senin gibiler yüzünden battı

  41. Hakan diyor ki:

    Ağzına sağlık bacım adelet olmaz ise Türkiye olmaz

  42. Habiburrahman diyor ki:

    Sema Maraşlı Hanım Efendi yi çok tebrik ediyorum. Rabbim sayılarını arttırsın. Bir büyüğümüz olarak abla, teyze vasfıyla saygı gösteriyorum.

    Halkımız yazıyı çok sevmiyor, sesi güzel olan kardeşlerimizden birileri videolu bir hale getirse de istifade sayısı arttırılsa. Biliyorsunuz, video çok iş görüyor.

  43. nihat diyor ki:

    Allah razı olsun. ben şahidim rabbim. bu güzel insan elinden geleni yapmıştır. Hoca efendiler, ilahiyatçılar neredesiniz. Sizinde itiraz etmeniz gerekmiyormu bu zulme.

  44. mücahit diyor ki:

    Sayın sema hanım , çabalarınızı takdir ediyoruz zira gözden kaçırılmaması gereken bazı konular var ve bunlar çok önemlidir şöyle ki: 24 haziran seçimleri bittiği gibi birkaç gün içinde Türkiye de bazı olaylar cereyan etti. Sizin yukarıda saydığınız mağduriyetlerin bir çoğunun müsebbibi Fatma şahin olduğu halde (bu kanunlar ve düzenlemeler 6,7 yıl önce yapıldı) seçimden 3 gün sonra İtalya şu anda Gaziantep belediye başkanı Fatma şahine, kadın konusundaki çalışmalarından dolayı, İtalyanın en büyük nişanı olan devlet Liyakat nişanı verildi. neden şimdi!? Fatma şahin bu çalışmaları 2011 ve 2012 yıllarında bakanlığı zamanında yapmıştı. ve bu İtalyanın verdiği nişan akp hükumetinin mensupları tarafından takdir edildi. yani yukarıda Sema hanımın saydığı ve çokta haklı olduğu, Türkiye de ailenin ve toplumun kökünü dinamitleyen düzenlemeler İtalya tarafından takdir edilip, bu düzenlemeleri yapan Fatma Şahine , bu yaptığı işlerden dolayı Liyakat nişanı veriliyor. burada mesaj Şudur:! sizin eski aile bakanınız Fatma şahin birilerinin dediği gibi Türkiye de aile ve insanlar arasına fitne sokmamış aksine çok faydalı işler yapmıştır , bunu İtalyan söylüyor ama bizim insanımız bunu söylüyor mu bakalım. hayır artık mızrak çuvala sığmıyor birilerinin aldığı ödüller birilerinin birilerini yağlayıp ballaması milletin gözünü boyama çalışmaları bir yere kadar. İnsanlar aptal değil her şeyi görmeye başladı. vede günlerdir Türkiye de bütün haber kanallarında bütün internet sitelerinde siyasilerin konuşmalarında, günlerdir köpürtülen Türkiye nin gecesini gündüzünü meşgul eden yavru bir köpeğe yapılan işkence haberleri vardı. Akşam yattık bu yavru köpek sabah kalktık bu yavru köpek Devlet Bahçeli her zamanki gibi bu haber karşısında hepimizin bildiği o meşhur pozisyonunu alıp içten ama volümlü yüksek konuşmaları meclisten veya değişik platformlardan yaparak bu yavru köpek tartışmalarının cilasını çekmiş oldu. burada ki oluşturulmak istenen algıyı şimdi biraz düşünelim. bunlar hep bazı odaklar tarafından sahneye konulan sinsi algı oyunları dır. Hayvan hakları konusunda siyasileri etkileyip bir kazıkta bu konuda Türk milletine atma girişimleridir. Medya nedenbunları hep köpürtsün. şuda var ki: Türkiye de yapılan düzenlemeler sonucu, işlenen cinayetlerin , intiharların bu güne kadar sebebiyle beraber tek bir kere bile haber kanallarında çıktığını gördünüz mü , perişan olan masum çocukların haberlerini hiç gördünüz mü, hiç olmazsa o yavru köpeğin konuşulduğunun yarısı kadar konuşulduğunu gördünüz mü, göremezsiniz, çünkü bu haberler malum odakların işine gelmez, onlar insanımızın iyiliğini hiç istemez onların istediği Fatma Şahine verilen nişanın gururdur. Yavru köpeğin çektiği acıların şiddetidir. Maalesef insanımız çok çeşitli algı bombardımanına tutulmakta ve bu sayede basiret gözlüğünü takması engellenmektedir. Bakalım görelim Sema hanımın anlattığı konularda siyaset hakkaniyetli bir çözüm getirecek mi. benim pek umudum yok ama yinede ALLAH dan umut kesilmez. bir yerde haksızlık varsa, Cenabı ALLAH bunu düzeltebilecek mevkidekilere belli bir süre ruhsat verir, eğer bunlar düzelmezse o ruhsat verilenler çok zelil bir biçimde tepetaklak olur. Çünkü kesin , mutlak hüküm sahibi Cenabı ALLAH dır. yani kimse kendini fazla önemsemesin burada hem karar vericiler hemde onların destekçileri yaptıkları işin hakka ne kadar uygun olduğunun ölçüsünü yapsınlar. zaten ALLAH ın adaleti şaşmaz ama kendilerini yanlıştan kurtaramayan yöneticiler bu yaptıklarının hesabını düşünsünler. Burada bize düşen tarafını belli etmektir. karınca misali. ALLAH a ısmarladık.

  45. Hasan Yumbul diyor ki:

    Allah razı olsun çok güzel bir yazi Allah korkusu olmayan insanlar sevmedikleri kişilere çok kolay iftira atabiliyorlar maalesef masumları koruyan yasalar yok.

  46. Latif bayram diyor ki:

    Allah razı olsun yazdığınız bu meseleleri inşallah dikkate alırlar .biz adaletten sapamayız .çünkü biz temeli ahlak ve adalet olan bir inancın mensuplarıyız.. Rabbim bizi adaletten merhametten ayırmasın selamlar saygılar

  47. Halil Gümüş diyor ki:

    Sema hanım Allah razı olsun bu duyarlı yazı için. İnşallah bu deli saçması 6284 nolu yasa tümden kaldırılır aksi halde Aile celladı bu yasa ülkeyi kasıp kavurmaya devam eder. Bu yasaya sebep olan derneği de Allah’a havale ediyorum. Aynısı gündemde olan hayvan hakları için gündemi birileri yapay olarak hazırlayıp sunuyor bütün halk cinnet geçiriyor doğal olarak TV.ler buna mercek tutuyor arkasında gelsin deli saçması bir yasa. Algılar üzerinde toplum dinamitle diyor.

  48. Şahin diyor ki:

    Allah razı olsun bizlere tercüman olmuşsun kadın her türlü ahlaksızlığı yapıyor serbest erkek durduğu yerde suçlu. Aile yapısını tehdit eden zinaya teşvik ve kayıt dışı çalışmaya yönlendiren hiç bir kitaba sığmayan bu yasalar Ak partinin bu memlekete yaptığı en büyük kötülüktür. Boşanma oranı evlenme oranının önüne geçmiş aile mahkemelerinin önü hayat boyu sigorta yaptırmak isteyen kadınlarla dolu hepsi sıraya girmiş boşanmak için kadını da mutlu etmeyen ahlaksızlığa sevk eden bu yasaların hakkanıyet ölçüsün de değiştirilmesi gerekmektedir. Kimse bunu vebalini ödeyemez.

  49. Hasret diyor ki:

    Hakkaniyetli bir yazı olmuş sema hanim emeğinize saglik 👏👏umulur ki mektup muhatabına ulaşırda yapilan yanlışlardan dönülür..

  50. Feyza diyor ki:

    Imza kampanyasina donustururseniz hepimiz destekleriz ablacim. Rabbim emeklerinizi zayi etmesin, muvaffak etsin..

  51. Coşkun diyor ki:

    Bir kadın olarak erkeklerin düştüğü durumu bu kadar samimiyane dile getirmenizden dolayı tebrik ediyorum toplumun ızdırabına tercüman olan böyle medeni cesaretten iktidarı yönlendirecek istikamet verecek yazarlara ihtiyacımız var. Selam ve dua ile…

  52. Latif diyor ki:

    Allah razi olsun Sema hanim. Vallahi derinlerde milletimizin aile yapisini bozmak icin buyuk oyunlar oynaniyor. Milletimizin uyanik ve ferasetli olmasi lazim. Umidimiz o ki sayin cumhurbaskanimiz bu yazilariniza ehemmiyet verir ve milletimizin aile yapisini dinimizin saglam temelleri uzerine inşa eder.

  53. Sinanu diyor ki:

    Değerli hanımefendi, yazılarınızı dikkatle okuyor ve elimden geldiğince paylaşıyorum. Görünenin arka planını çok güzel izah etmişsiniz. Hakikaten bir öğretmen olarak kısıtlanmış, sınırlandırılmış ve her an bir iftira atılabilir diye diken üstünde derse giriyoruz. Sonuçta öğrencilerimizde bu haberleri okuyor. Sizlere çok teşekkür ederiz. İnşaallah makes bulur. Selamlar.

  54. Kutay karaman diyor ki:

    Sema Hanım
    Kaleminize sağlık çok başarılı bir yazı olmuş
    Sadece 4 ay evli kaldım ve çocuksuz boşandım Üniversite mezunu çalışabilir durumda olan genç eski eşe nafaka ödüyorum,burada hakkaniyetden bahsedilebilirmi
    Üstelik ben işsizim Ailem olmasaydı nafaka parasını ödeyemeyecekve şuan bir suçlu gibi hapse atılacaktım
    Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyoruz bu zulme bir son verilsin dayanacak gücümüz kalmadı
    Saygılar

  55. Aadem diyor ki:

    Ben bittim, sıradakiler umrumda değil artık( benden kastim,musluman bu milletin tüm namuslu ve şerefli çocukları ve ailelerimizdir).Ha bu arada Fatma şahin in İtalyanlardan almış olduğu ödülün ismi ne idi.MİNERVA Anna Maria Mammoliti .peki MİNERVA ne demek TANRIÇA demek.Tanrıça veya Tanrılar kimi ödüllendirir??? Fatma şahin in aldığı tanrıça ödülü neyin bedeli.6284 hangi aileyi koruyor,6284ün üreticileri hangi kadınlardır,6284 ün pıstırdığı erkek kendini bile koruyamazken neyi korusun, kim için korusun, niye korusun.BİTTİ ARTIK BİTTİ.Bu yazınızında hiçbir anlamı yok.sizin bu yazınızı okuyan vatan hainleri ağızlarını şapırdatarak Türk ailelerinin parçalandigini, ailesini korumak için canını bile veren Türk erkeğinin bitirildiğini, namus şeref gibi değerlerin hiçbir öneminin kalmadığını, babanın sadece masallarda çocuklarıyla birlikte vakit geçirdiğini görüyorlar.Topla, tüfekle, pkk ile bitiremedikleri ailelerinin parçalanmasını (zahiren Müslüman ve Türk gibi görünüp ama aslında kalplerinde sakladıkları haçla ve bu milletten kendi atalarınín intikamını almış olmanın verdiği zevkle)şaraplarıňı yudumlayarak izliyorlar.onlar biliyor ki Türk ailesi yıkılırsa, Türk milleti ve Türk vatanı yıkılır.Bu vatan hainleri ne Müslümandır nede bu millettendir.

    Biz, kısık sesleriz,
    Minareleri SEN ezansız bırakma ALLAH’IM
    Bize güç ver, CİHAD MEYDANINI PEHLİVANSIZ bırakma ALLAH’IM
    Bilelim hasma karşı koymasını, bizi cansız bırakma ALLAH’IM
    YA DAĞIT KİMSESİZ KALAN SÜRÜNÜ, Ya ÇOBANSIZ bırakma ALLAH’IM

    • mahmut hasan uzuner diyor ki:

      Amin kardeşim.

    • Zafer diyor ki:

      Ceken cektigiyle kaldi kardesim. Bizler evlat hasretiyle yandik kavrulduk. Geri donusu var mi.giden gunleri geri verebilirler mi. Evladina sarilip uyuyamadik geri getirebilirler mi. Zamani geri getiremezler

  56. Necdet EREM diyor ki:

    Ülke meselelerindeki hassasiyet, isabetli teşhis ve tavsiyelerinizden dolayı tebrik ve teşekkür eder yol gösterici ufuk açıcı çalışmalarınızda başarılarınızın artarak devamını dilerim.

    Evet milletimizin ve memleketimizin sizin gibi münevver düşünürlere çok ihtiyacı var.

    Müsaade ederseniz makalelerinizi daha dikkatli okumak, inceleyip istifade etmek ve mesajlarınızın muhtaç gönüllere ulaştırılmasında yardımcı olmak için kopyalayıp dosyalamak istiyorum.

    Allah’a emanet olunuz bahtınız ak, yolunuz açık, kaleminiz güçlü, ifadelerinizi sonuç alacak netlik ve cazibede olsun.

    Selam ve dua ile.

  57. Mehmedim diyor ki:

    Sema hanim kaleminize yüreğinize sağlık.
    Bu mesele Daha güzel anlatilamazdi.

    Bana anne diyen 18 aylik yavrumdan annesi tarafindan 7 aydir ayri uzaklaştırıldım. Hiçbir kanuni hakki olmadığı halde yavrumu göstermiyor.
    Içim yaniyor…..
    Sürekli ruyalarima giriyor. Öpüyorum okşuyorum kokluyorum. Ama uyaninca…

  58. Vildan diyor ki:

    Neyseki Tayyip Bey akıllı adam da sizin gibilerin sözleriyle hareket etmiyor.
    Çocuk kimin sorumluluğunda? Allah’ın katında çocuğun eğitiminden, yeme içmesi giyimi vs asgari geçim ihtiyaçlarını karşılamaktan kim meşgul? BABA! Peki kaç tane boşanmış baba biliyorsunuz çocuğun bu ihtiyaçlarını gönüllü karşılayan?
    Hiç bir kadın yuvasını yıkıp çocuğunu anasız babasız büyütmek istemez. Gayrimeşru ilişkiler yaşayan, evine bakmayan, kaşını mağdur eden bir de üstüne boşanıp çoluk çocuğunu ortada bırakan Erkekler birde nafaka ödemesin mi?
    Ayrıca ödedikleri nafaka değil çocukların asgari ihtiyaçlarını karşılamak karnını doyurmaya yetmeyecek miktardayken.
    Sizi anlamadım Sema hanım kime yaranmak derdindesiniz.
    Bir kaç erkek mağdur olabilir, çocuğu olmadığı halde kadına nafaka ödemek zorunda olabilir ama o bit kaç kili mağdur diye nafakayı kaldıralım da çocuklar mı sefil olsun.
    Sizin bu ülkenin sorunları arasında gördüğünüz tek bu mu var? Tebrik ediyorum bakış açınızı.

    • Hüseyin Karakuş diyor ki:

      Bir erkeği boşandığı bir kadına ömür boyu köle yapmak İslami olmadığı gibi hiçbir insani değerle bağdaşmaz siz kime hizmet ediyorsunuz.

    • Ey yazar diyor ki:

      1-evlilikle birlikte kadın bekaretini kaybeder.Toplumda onceden el değmiş kabul edilir ve yeni bir evlilikte zorlanır çünkü tercih edilmez.
      2-unutmayslım ki boşanmalardan sonra çocuklar anne desteğine ihtiyaç duydukları için genellikle anneye verilirler.bu kadınlar bu çocukları babalarının evinden getirmedi ancak çoğunlukla baba ocağına kucaklarında çocukları ile dönerler.hiç düsundünüzmü aylık ödenen nafaka ne kadardır.bu cocuğun yrmesi içmesi giyimi kitabı defteri okul servis ücreti aylık ne kadar tutuyor.yani ömür boyu bunları kadın karşılasın öylemi
      3-kadinlar iftira atıyor ama erkekler ispata zorlanıyor öylemi.siz biliyormudunuz ki kamuda taciz hangi boyutta.bir erkek bir kadını taciz ederken yanında şahit bulundururmu? Taciz eden erkek nasil olsa şahit yok ispat edemez deyip tacizine ahlaksızlığina devam edecek.yargıtay kadını savunmasız bırakmamak için içtihatlarında yer vermiştir
      4-gün yokki bir kadın cinayeti duymayalîm. Kadin boşaniyor yine kurtulamiyor.cinayet şiddet had safhada
      5-hergün kaçırılan tecavüze yada tacize ugrayan çocukların haberlerini duyuyoruz.bunlarî yapan erkekler değilmi
      6-erkek düşmanî değilim ancak hiç kimse bir başkasının nefsine kefil olamaz ülkemizde gerek kamuda gerekse òzel sektörde taciz had safada iken
      BU YAZAR KADİNLARİ SAVUNMASİZ BIRAKMA EĞİLİMİNE GİRMÎŞ.
      PEKİ EY YAZAR SEN BU VEBALİN ALTINDAN NASIL KALKACAKSIN

      • Aadem diyor ki:

        Cevap vermeye bile degmezsin.

      • Yahya diyor ki:

        katmerli erkek düşmanısın…. feministlik bile yanında hafif kalır!

        realitelerden uzak, 20 yıl öncesi Türkiye’sinde yaşıyorsun.
        o devasal adilyeler de olan bitenleri, kanunların nasıl uygulandığını ve hakim & savcılara nasıl talimatlar geldiğini, nasıl etki altında bırakıldıklarını gidip kendi gözlerinizle görün…

        kadın bizim kutsalımızdır, Allah’ın emanetidir, cennete giriş kapısıdır, anamızdır, kızımızdır, kardeşimizdir ve en önemlisi hanımımızdır – rızık/rıza/dua kapımızdır.

        Biz kadınımızın “savunmasız” bırakılmasına değil, “manipüle” edilmesine karşıyız.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        EY OKUYUCU…

        “…kadın bekaretini kaybediyor”
        Diye yoruma başlayan zihinsel gelişimini tamamlayamamış erkek düşmanı bir kadının hayata, olaylara, insanlara bakısının ve namus anlayısının “iki bacak arasında oldugu” seklinde ki gerçeği bir kez daha bizlere hatırlatığınız için sana teşekkür ederiz.

        Yorum diye yazdığın birbiri ile tutarsız ve hezeyanlı bir kadının kızgınlığının dışa vurumu olan ifadelerini seni ve yasadıklarını mumkun olduğu kadar doğru analız edebilmek adına bir kaç kez okudum ve senın, yaşadıkların, psikolojın ve karakterin hakkında elde ettiğim sonuçların bazı sonuçları burada paylaşmak istiyorum.

        Muhtemelen sen BEKARET tabusuna iman eden bir ailede yetişmiş, bu nedenle de bekaret sahibi olmayı TAHKİKİ İMAN sahibi olmakla eş tutan, bekaret sahibi bir kız olarak kendini bulunmaz hınt kuması zanneden, bekaretini verdiğin erkeğe lutufta bulundugun için o erkek için başka da bir sey yapmaya gerek olmadığını düşünen, hatta sen kendini, bekaretini verdiğin(!!!) o erkeğe dunyaları bağışlayan bir TANRICA olarak gören 25-30 yas arasında kucagında kı cocukla babasının evine donmuş, tanrıca olmadığını çok geç anlamış bir kadınsın.

        Muhtemelen sen veya yakınlarından bir kadın erkekler ile aynı ortamda, mekanda çalıştığı yerde dul kadına KOLAY LOKMA gozuyle bakan bir-iki serefsiz erkeğin SULULUK veya SARKINTILIK olarak nitelendirilebilecek söz veya davranışlarına muhatap oldu(n) bu nedenle de bütün erkekleri aynı kefeye koyuyor ve erkeklerin tamamını uckuruna düşkün bir kadın avcısı ahlaksız, namussuz ve düşman görüyorsun.

        Senın hastalıklı bakış acına göre bekaret denılen sey sadece NAMUSLU KIZLARA AİT bir olgudur, erkeklerin hepsi evlenmeden önce bekaretleri ile birlikte şereflerini ve namuslarınıda kaybetmiştir. Sana göre bekaretini helalı olan karısına saklayan, bekaretine gözü gibi bakan, onu namusu olarak gören hiç erkek yoktur.

        Seni ve kişiliğini analiz etmeye devam edeyim mi….?

        Yoksa buraya kadar yazdıklarım senın gerçek karakterini görmeni sağladı mı?

        Seni esir alan bu tabularından ve içinde bulunduğun aşırı gergin durumdan en kısa surede kurtulmazsan ömrünün sonuna kadar yalnız yaşamaya, hatta psikolojık olarak cok zayıf bir dönemin sonunda ciddi ciddi intihari düşünme ihtimalin cok yuksek.

        ESKİ DOSTLARA DİPNOT ve AÇIKLAMA:

        Sizlerinde gördüğü üzere kendime göre geçerli bir takım sebepler ile “Abdullah Bir” olarak bir suredir ayrı kaldığım, özlediğim sizlere ve siteye bu yazım ile dönmüş oldum.

        Hayırlı, bereketli, faydalı yazı ve yorumlarda görüşmek üzere, şimdilik Allah’a emanet olun…

        • Yahya diyor ki:

          biliyordum..!
          BİR gidip BİN geleceğini :)

          Tekrar hoş geldin Abdullah ağabey…!

          • Abdullah Bir diyor ki:

            YAHYA KARDEŞİM’e…

            Hoş-bulduk…

            Birileri görmezden gelse de, bazıları farkında olmasa da bizler ( sen, Feyza, Sadece Fatih, Azmo, vb cesur yürekli ve ilim sahibi kardeşlerimiz) Sema hanımın İmamlığında/liderliğinde Şeytana ve onun büyüsüne kapılmış, yörüngesine girmiş ve ona uşaklık yapan yeryüzü İBLİSLERİ’ne karşı yapılan bu kurtuluş savaşında ALLAH’ın yanında, insanlar ordusunda ön saflarda/sıralarda ilmiyle savaşan, ADEMOĞLU’nun dünya-ahiret ateşine ağzıyla su tasıyan MÜCAHİD ve MÜCAHİDELERİZ.

            Ve ben, uzun bir süre önce Allah izin ( ömür, sağlık, zaman, ilim, imkan vb) verdiği kadar bu savaşa devam edeceğime dair Allah’a söz vermiştim.

            Bize sözümüze sadık kalmayı ve eski dostlarla beraber İBLİS’in yeryüzü halifeleri olan İNSAN ve CİN taifesine karşı CİHAD’a devam etmeyi nasip eden RABBİM’e hamd olsun…

            Kazam(n)ız mübarek ve hayırlara vesile olsun…

        • Aadem diyor ki:

          Abdullah Bir Bey hoş geldiniz.

          Vatan, millet, aile,islam ve devlet düşmanları her yerde.ve bu düşmanlar sizi ve sizin gibi olan bizleri gördükçe çıldırıyor dudaklarını ısırıyorlar.Kocasını boynuzlayan milletimizin kahbe dedigi kadını namusunu cignetmemek için öldüren ve bu uğurda canını ortaya koyan erkeği mahvetmeye çalışan vatan, millet,aile,islam, devlet düşmanları; herkesimi ve herkesi etki altında bırakıp (bu arada kendilerini ustaca gizleyerek)ortalığı velveleye verirken ; askerimiz kahpe vatan hainleri tarafından şehit edildiğinde sesleri çıkmamaktadır.

          Bir kedi veya köpek öldürüldüğünde ortalığı birbirine katanlar; leylamizın, eylülümüzün vahşice katledildiğinde kılları bile kıpırdamıyor.Acaba neden, neden, neden.???

          Ama sizin gibi vatan,millet,islam,aile ve devlet için canını bile verecek insanları gördükçe bizimde mücadele azmimiz artıyor.

          Pehlivanlar eksik olmayacak meydandan.Belki pehlivanlar sendeleyecek, tuşa getirilmek istenecek ama günün birinde vatan, millet, İslam,aile ve devlet düşmanlarından intikam alınacaktır Allahın izniyle.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Hosbulduk Aadem kardeşim.

            Sen ve senın gibi adil, durust, gözünü budaktan esirgemeyen ve iman sahibi kardeşlerimiz olduğu surece de bizim mücadele sevkimiz artıyor.

            İyi ki varsınız…

            Adaletten, durustlukten, merhametten ve hakaniyetten ayrılmadığımız sürece Allah yar ve yardımcımız olsun. (amin)

          • Yahya diyor ki:

            S/A,

            Sadece Fatih kardeşimiz nerede?

            tabii evlendi bizim gibilerle takılmıyor artık 😀

            Not:
            Diğer kardeşlerimizi veya büyüklerimizi sormuyor olmam onları unuttuğum anlamına gelmiyor. Rabbim yar ve yardımcıları olsun.

          • Meryem61 diyor ki:

            Hoşgeldiniz Abdullah Bir Abi
            Ben sitenin daimi yorumcusu meryem Meryemler arttığı için karışıklığa mahal vermemek adına Meryem61 olarak devam edeceğim. Feyza hanım hüzün gecesi Süleyman bey Adem bey Sadece Fatih bey nerelerdesiniz yaw 😂

          • Süleyman diyor ki:

            meryem61 hanım

            Arada vakit buldukça uğruyorum siteye ancak bu aralar yoğun olduğum için çok yorum yazamıyorum ya da vakit ayıramıyorum. Sadece Fatih Bey evlendi sanırım. O artık buralara pek uğramaz sanırım. Bakalım :)

          • Ebrar (hüzün gecesi) diyor ki:

            Meryem Hanım Kardeşim,
            Nerdesin diye sormuşsun “61”deyim. Buralardaysan beklerim, köfteler benden 😉

          • Feyza diyor ki:

            Meryem61 hanim bu ara yogunluk ve bazi problemler sebebiyle aktif yazamasam da her gun okuyorum siteyi, takip ediyorum. Tam da su an ben de 35 ile 42 arasi sefer halindeyim. 42’ye de yolunuz duserse etli ekmekler de benden☺️ site ahalisi olarak karninizi bir sekildedoyuracagiz bakalim ins kime denk gelirse artik 😊

          • meryem61 diyor ki:

            Hüzün Gecesi
            Evlendin mi, hayırdır 61’e gelince yazarım mutlaka görüşelim.

          • meryem61 diyor ki:

            Feyza Kardeşim

            Allah sıkıntılarına ferahlık versin. Var mı evlilik yolunda güzel ilerlemeler.

            Süleyman Bey siz ne ettiniz, keyf-i ala mı vaziyetler?

            Adem bey zaten pas vermiyor. Adem bey boşanmıştınız ya bir aday vardı ne oldu nedir son durum ?

          • Kutalmışoğlu suleyman(adem) diyor ki:

            Meryem61 sanirsam benim icin sordun. Adem isimleri artunca bende bu takma adi buldum artik. Siteyi takip ediyorum ama cok yazamiyorum. Tekrar aktif olacagim insallah.
            Artik kimse yok. Bosandiktan sonra ya millet bizden urkuyor ya biz milletten. Galiba nasip baska kimseler. Bizi taniyan aileler kizini vermek istiyor ama bende biraz secici oldum artik kizlarin beklebtisi mutlu olmak degil dugun yapnak yuklu taki almak falan oluncaartik calisan bayanda olur diyorum. Bekliyorum simdilik. Sizlerde durumlar nasil?

          • Ebrar (hüzün gecesi) diyor ki:

            Meryem Kardeşm
            Hayır evlenmedim, o konu kapandı.
            61’e gelmek için 2 hafta süren var :) Sonra ben 34’te iş başı yapmak zorundayım :( Olmazsa İstanbul’da ortalarda bir yerde buluşuruz artık :)
            …/Nisa kardeşimi merak ediyorum ben de. Aklıma gelince yüzüme bir tebessüm yerleşiyor. İnşaallah iyidir. Kalbi selamlar…

          • Feyza diyor ki:

            Sagolun Meryem hanim kardesim. Evet ilerlemeler var ama mehter takimi gibi, iki ileri bir geri ☺️ insaallah onumdeki kendimle ilgili yokuslari asabilirsem, ben de daha cesur adimlar atabilecegim fakat su durumumda kimsenin sirtindaki kamburu olmak istemiyorum, hayirlisi bakacagiz ins. Sizin durumunuzda bir ilerleme var mi?
            Bu vesileyle sevgili Cihad abimin ve Azmo kardesimin de hal ve hatirini sormak ve selamlarimi iletmek isterim kendilerine..

        • mücahit diyor ki:

          Abdullah bir diyor ki ye bir kaç çift lafım olacak : kimse kendisinin söylediklerini doğru sanmasın. 1 paragrafta namus anlayışının iki bacak arasında olduğu diye bir şey yazmışsın , eleştirdiğin kişinin görüşleri hastalıklı , sakat bu doğru olabilir , ama senin söylediğin gibi de iki bacak arasındaki namus küçümsenecek, hafife alınacak, ti ye alınacak bir şey değildir. o bu dünyada insanın en önemli sahip olduğu bir kaç şeylerden biridir. tabiiki namus iki bacak arasında başlar daha sonra diğer organlara da devam eder ,öyledir ki, bu iki bacak arasındaki namus insanı bu dünyada mezara götürür , Ahirette cehenneme götürür. Namusun başlangıç yeri iki bacak arasıdır tabii boşuna dememişler beline sahip ol diye bu hafife alınacak bir gerçek değildir kesinlikle. 3 .paragrafa ta Bekaret tabusu diye bir şey söylemişsin , insanların değerleri ne zamandan beri tabu oldu? sen çok hastalıklı bir düşünceye saplanmışsın. bir genç kızın hayatında çok değer verdiği ve ona göre yaşadığı bir değerine tabu demekle neyi kastettin? sen insanların hayatlarındaki sahip oldukları değerleri (bekaret) kendi kafana göre tahlil ve tenkit yetkisini kendinde nasıl gördün. tabuya iman etmek ne demek , bu konuda ki açıklamam üst tarafta da var bekaretini muhafaza tabu değil aksine o kişinin alabildiğine özgür olmasıdır, ama bu sözler anlayabilenedir fazla uzatmak istemiyorum. şunu da ilave edelim 25 ,30 yaşlarında kucağında iki çocuğuyla baba evine dönmesin İNŞAALLAH kimse, herkes aklı selim yaşasın bu dünyada.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            MUCAHİT’e…

            Yazımı MAHALLE BASKISI’ndan VE PEŞİN HÜKÜMLÜ OLMADAN, tekrar, ama ANLAYARAK ve HAZMEDEREK okumaya çalış.

            Diğer taraftan;

            Senin Müslüman/Mümin ve Dürüst bir İnsan oldugunu kabul ederek ve sordugum soruya doğru cevap vereceğine inanarak sana bir kaç soru sormak istiyorum.

            Bosna da, Arakan da, Irak da, Suriye de veya ülkemizde zalimlerin zulmüne ve tecavüzüne ugramış bir kızı kendi rızası olmak kaydıyla nikahına alır mısın, karın olarak kabul eder misin?

            Veya;

            Geçmişte içinde yasadığı toplumda, ülkede gayri Müslüm veya sözde Müslüman olarak nikahsız bir sekıl de sevgilisiyle cinsel ilişki yasamaya başlamış ve 15-16-17-18-19 yaslarında bekaretini kaybetmiş ve yakın bir geçmişe kadar da aynı sekılde yasmaya devam etmiş; fakat Allah’ın kendisine hidayet nasip etmesi ile tövbe ederek, kelimeyi şahaadet getirerek hakiki bir Müslüman olmuş, inancını yasantısına yansıtan, özetle Müslümanca yasamaya başlamış bir kadını sevsen ve o kadında seninle evlenmeyi kabul etse o kadın ile evlenir misin?

            Bu sorulara vereceğin cevaba göre sana yeni bir cevap yazacağım insaallah…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Bu vesileyle sevgili Cihad abimin ve Azmo kardesimin de hal ve hatirini sormak ve selamlarimi iletmek isterim kendilerine…”

            A.selam Feyza kardeşim…Elhamdulillah ala kulli hal diyelim…bende yoğundum siteye yazamıyordum ama arada girip ne var ne yok diye bakıyordum…

            Sema hanımı merak ettim bu aralar ses sedası yok 15 temmuzla ilgili bir şey yazar diye bekliyordum twitter adresine baktım orda da bişey yazmamış.inş. hastası yoktur ya da kendi hasta değildir.

            Bu arada Feyza kardeşim İzmirlisiniz haralde…öyle okumuştum sanki geçende plaka vermiştiniz…yalnız izmire malum gavur İzmir lakabını vermişler tabi sizin gibi nadir kişiler de demek ki çıkıyormuş oralardan açıkçası ilk öğrenince şaşırmıştım…ne diyelim artık rabbim izmirden sizin gibilerin sayısını arttırsın inşallah…

            “ESKİ DOSTLARA DİPNOT ve AÇIKLAMA:
            Sizlerinde gördüğü üzere kendime göre geçerli bir takım sebepler ile “Abdullah Bir” olarak bir suredir ayrı kaldığım, özlediğim sizlere ve siteye bu yazım ile dönmüş oldum.”

            Abdullah Bir abi sende tekrardan hoş gelmişsin 

            Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim, oncelikle hayirli Cumalar.
            Izmir’in ilceleri (tabi turistik olanlari kasdetmiyorum) ile merkezi ve hatta merkezinde de bazi semtleri arasinda buyuk farklar var. Dogulu kardeslerimizin baskin oldugu belli muhitler de var ornegin.. Az da olsa mutaassib bir kesim var Allah c.c. sayilarini artirsin.
            Ama ben merkezinden degilim, merkezinde sadece dini egitim icin bulundum, o zaman da zaten dis dunya ile bagimiz yok denecek kadar az oldugu icin menfi bir tesir hissetmedim.
            Turistik olmayan ilcelerinde ise Anadolu kulturu hakim aslinda. Fakat bizim kendi akraba cevremizinde zamaninda bilhassa merkeze gocup gidenlerin yuzde doksani yuklu bir dejenereye maruz kaldilar ne yazik ki. Fikirler, yasam tarzlari etkileniyor. Bizim avantajimiz belli bir cemaate muntesib bir baba/annenin cocuklari olmamiz ve kucuk yasta bu egitimle harmanlanmamiz, oldu. Yoksa biz de kayip gidebilirdik, tabi akibetimiz icin hala hicbirimizin garantisi yok elimizde Allah c.c. istikametten ayirmasin.
            Yalniz su an kendi memleketim dururken yabancisi oldugum sehirde yasamayi tercih etmemin ve kendi topraklarima ileride de donmeyi dusunmedigim gerceginin altinda yatan sizin tesbitinizle ilgili, yani bir nevi hicret iste. Kan bagindan ziyade iman kardesligi, yakin fikirler ve benzer yasamlarin varligi yabancisi oldugum hicbir sehirde beni yalniz hissettirmiyor, bu huzuru ise iste kendi memleketimde hala bulamiyorum.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Hoş bulduk Meryem61 Hanım…

          Sizi de uzun bir aradan sonra tekrar aramızda görmek memun etti bizleri.

          Bu arada siz sorduğunuz sorulara aldığınız cevaplar ile bizler ve sitenin eskimeyen dostları hanımlar/beyler hakkında bilgi sahibi oldunuz ama kendiniz hakkında ketum davranıyorsunuz. :-)

          Sizin cenahta ki hayırlı haberleri ne zaman vereceksiniz bizlere, sizde yok mu bi gelişme?

          • Meryem61 diyor ki:

            Abdullah Bir Abi
            Ben aynı bekar ben. Mecburi sultanliga devam 😂Bazen birileri çıkıyor karşıma olmuyor. Nasip artık akışına biraktim .

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Yalniz su an kendi memleketim dururken yabancisi oldugum sehirde yasamayi tercih etmemin ve kendi topraklarima ileride de donmeyi dusunmedigim gerceginin altinda yatan sizin tesbitinizle ilgili, yani bir nevi hicret iste. Kan bagindan ziyade iman kardesligi, yakin fikirler ve benzer yasamlarin varligi yabancisi oldugum hicbir sehirde beni yalniz hissettirmiyor, bu huzuru ise iste kendi memleketimde hala bulamiyorum.”

            Haklısınız feyza kardeşim. Benim bir meslektaşımda aslen izmirli ama oda bizim memleketten evlendi ve geçen izmire gidip gitmeyeceğini sorduğumda, çocuğunu izmirde yetiştirmek istemediği için memlekete dönmek istemediğini söylemişti.

            Özellikle sahil, plaj vb. gibi turizme hitap eden şehirler ile büyük metropol şehirler maalesef seküler bir yaşamda diğer anadolu şehirlerine nisbeten daha öndeler.

            Bununla beraber her şehrin müsbet yerleri ve menfi yerleri mevcut. Bizim buralarda artık batılılaşmaya meyyal hatta bazı semtler öyle. Mesele dediğiniz gibi aile. Ailede sağlam inanç, akide ve islami şuur olursa ve bunu çocuklarına enjekte edebilirse sıkıntı kalmıyor inşallah.

            Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim,
            Cocuk yetistirme konusu gercekten oralarda sorun. Ornegin bu bulundugum ilde, uc aylarin ilk kandili, yani Regaib kandilin ilk gecesi her sene fener alayi duzenliyor cocuklar, kandili iple cekiyorlar ve kandil sabahi da erkenden evden cikip kapi kapi geziyorlar. Kandil tebrik edip obek obek cocuklar sehrin her yanini kusatiyorlar, hepsinin elinde bir poset..Kapiyi herkes aciyor, avm’ler dahil seker, cikolata vs bir iki haftadan once hazirladiklari hediyeleri cocuklara veriyorlar. Heryer civil civil, bayram gibi oluyor gormelisiniz..
            O gun okullar resmen tatil olmasa da bildiginiz tatil oluyor, kimse okula gitmiyor..
            Cocuklar bu yuzden uc aylari iple cekiyorlar, kandilleri mubareklemek burada koklu bir gelenek, bir sevinc, cosku…
            Sonra, burada Cuma saatinde dukkanlar kepengini indiriyor mutlaka, Bim, A101 gibi marketler dahil. Yani bayan calisanlar da paydos ediyor, bu, bircok sehirde es gecilen birsey. Benim memleketimde sabah ezanindan rahatsiz olanlari gordum.
            Kizlar ornegin belli bir yasa gelince bakiyorum ki kapanmakta zorlanmiyorlar. Cunku zaten arkadaslari, cevreleri onlari bu eyleme hazirliyor. Ailelerin cok fazla birsey yapmasina gerek kalmiyor, dogal seyrine biraksalar yeterli oluyor ekseri..
            Ya bizde oyle miydi, iste bugunlere geldik elh. Ama nasil..Allahu a’lem..
            O yuzden, biz belli bir yasa, olgunluga gelmis olacagiz evlendigimiz zaman. Bizlerin hayatini biiznillah etkilemez asri yasam, hatta daha da kamcilar fakat cocuklar icin hele ki boyle bir zamanda hakikaten cok zor bir imtihan olur.
            Uygun zemin varken, daha kolayi varken ates cemberinin etrafinda dolanmanin geregi yok. Icine dusmeseniz de bir kanadinizin alev alma ihtimali yuksekken cembere teget ucmanin ne luzumu var?
            Daha idealist olmak isterdim, aslinda biz yani o arkadasiniz ve ben ve benim gibi hicret edenler kolayi tercih ediyor, adeta kaciyor gibi dusunuluyor fakat oyle degil.
            Goc etmek, hicret etmek, dinini daha iyi yasayabilmek ve saglam nesiller yetistirmek icin bazen en esasli cozum oluyor ne yazik ki. Kimbilir dedelerimiz gocup gelmeseydi, simdi biz de bu durumda mi olurduk, yoksa beter bir halde mi?
            Allahu a’lem..

          • Savaşçı diyor ki:

            Adem Bey,
            Sizin yasadiklariniz ve eski esinizle ilgili anlattiklariniz benim yasadiklarima birkaç fark dışında çok benziyor.
            Bana biraz boşanma sürecinde neler yaşadığınızı mahkemenin tavrı avukat masrafları vs bilgi verir misiniz? Bi de çocukların velayeti vs

          • Feyza diyor ki:

            Savasci bey, bu yorumunuzu atlamisim gormemisim kusura bakmayin. Estagfirullah ne kusuru, olabilir zaten muhim birsey degildi.
            Esinizin annelerinden cok cekinmesi cok ilginc gelmiyor bana, bu tip olaylara muhafazakar camiada da rastliyor ve artik sasirmiyorum. Esiniz babasindan degil, annesinden cekiniyordur. Cunku, k.pederiniz hanimiyla da anlasamiyormus ve haniminiz da ayni annesine benzedigine gore, k.peder nisbeten sizle empati kurup durumunuzu anlayabilecek ve size belki bir nebze destek olabilecektir ihtimalini dusundum. Nihayetinde ayni yollardan gecmis kendisi de tipki sizin gibi. Bu durumda, acaba diyorum, k.valideyi biraz devredisu birakip k.pederinizle ozel bir gorusme yaosaniz ve yaninizda ikna edici bir dostunuz, bir erkek buyugunuz veya k.pederinizin de saygi duyacagi, yaninda sizi kiramayacagi bir hanim akrabaniz vs. varsa ozel bir sohbet etseniz ve durumunuzu teferruatiyla biraz dertleserek ve yuvanizi bozmamak icin mucadele ettiginizi fajat tek tarafli gayretinizin yeterli olmadigini ve artik tahammul gucunuzun azaldigini, kirip dokmeden guzel bir uslupla yapici bir sekilde konussaniz ve bu konuda,ayni yollardan gecmis bir insan olarak kendisinden destek bekledigini soyleseniz ve beraber cozum arayisina girseniz, .. Bilmiyorum cok mu ucuk bir teklif bu?
            Sahsen gozumun onunde canlaninca ben eminim ki k.pederiniz kizinin ve karisiyla huzursuzluk yasamana adina karisinin hatrina gorunurde onlardan yana gibi gozukse dahi,adim gibi eminim ki, icinde bir yerlerdr sizi anlayan sessiz bir yani vardir. Guzelce konusursaniz ve yaninizda da konustugu sozun nereye gittigini bilen, olgun, objektif ve guvenilir bir insan bulunursa, k.pederin icindeki o sessiz ve asi kisilik uyandirilabilinir. O zaman o hanimini dizginler biraz, sizin isiniz belki kolaylasir. Gerci bu durum k.validelerde de olabiliyor ama gelinine fayda etmeyebiliyor. Ornegin, gencliginde k.valide zulmune maruz kalmis bir k.valide gencliginde rahatsiz oldugu seylerin yasliliginda ayni tutumlari gelinine sergileyebiliyorlar. Ama erkekler daha mantikli dusunebilir ve bu insaallah siz de musbet tesir eder.
            Cinsel sogukluk icin uroloji dr.unu oneriyorlar sanirim ama sizinki acaba aile baskisi sonucu uzerinden atamadigi psikolojik bir sey midir, bunu da sanirim uzmanlar sizi yonlendurebilir. Olay aslinda tedavi etmeyi kabul edip tedavi olmak isteyen olumlu bir bireyin muhatabiniz olmasi. Bir yerden baslanir ve sonrasi corap sokugu gibi gelir. Ama eksikliginin farkinda olmayan ve tedaviyi reddeden bir insan olursa o zaman ulkenin en deneyimli prof.una da goturseniz zannetmiyorum tesir etsin. Bazi seyler insanin farkindaligiyla ilgili sanirim..

        • Savaşçı diyor ki:

          Abdullah Bey ,
          Sitede iki gunluk bir geçmişim var. İnceleyebildigim kadarıyla en fazla yorum yapanlardan birisiniz. Bundan güç alarak öncelikle size ve en nihayetinde de diger site kullanicilarina derdimi anlatmak istiyorum:
          Yaklaşık 8 yıllık evli bir erkegim. Iki çocuğum var. Ben ve eşim kamuda çalışıyoruz. Severek evlendik. Ben ve ozellikle anne babam haklı da olsak genelde tartışmalardan kaçan özelliklere sahibiz. Lakin şu an ben öyle değilim. Eşimin ailesi ise en ufak sorunlarda kıyameti koparan her şeyi didik didik eden titiz özelliklere sahip. Evliligiminizin 2.yılından itibaren genelde ailesinin evimizin iç işlerine karışmasıyla eşimle aramızda ilk tatsızlıklar çıkmaya başladı. O dönemde büyük krizler atlattık. Yine de ilişkimiz devam etti. Ancak eşim ailesinden çok çekinen özelliğe sahip. Maddi durumumuz cok sukur iyi olmasına rağmen (krediyle ev araba aldık hala ödüyoruz lâkin cocugumuzun ameliyat vsden dolayı da şu an darbogazdayiz.) eşim maddi konular açılınca sürekli beni eleştirip maddi kaygılardan söz ederek benimle didisiyor. Misal ben arabayı satıp daha alt model alalim diyorum eşim hayır ben sana yeni araba almayalım demedim mi diye başlıyor beni çeşitli tehditlerle sıkıştırmaya…bilinçaltında ise ev araba alırken altınları bozdurmamdan dolayı ailesinin tehdit ve bize çikismaları var. Şu an yine bir miktar altınımız var ama ben istemiyorum ondan. Asıl problemimiz ise eşimin sürekli benimle didismesi benimle tartışması ve sürekli bana muhalif olması cunku hayat felsefelerimiz pek uymuyor. Eşim benimle didisip tartışınca ben ona kusuyorum kiriliyorum. O da bana hakaretler küfürler ediyor genellikle karşılık vermiyorum. Eşimin iyi yönleri bana sadıktır, evine ve çocuklara bağlıdır.. tutumludur. Kötü yönleri ise benle sürekli tartışır erkek gibi çıkışır bana …sürekli dir dir eder. Çok titizdir.bi de cinsel.sogukluk hastalığı var..bense cinselliği de çok isterim ama karşılık bulamam. En başından beri var bu rahatsızlığı… benim iyi yönlerim çocuklarımla o bana yüzlerce kez yüzlerce konuda söz verip tutmamasına rağmen hemen yine de o bana iyi davranınca yumuşarım. Bir şey alıp satarken eşime danışırım. Onun arkadaş çevresine çok iyi davranırım savurgan degilim işimi azimle yaparım alttan alırsa ev islerinde yardım ederim merhametiyim..Kötü yönlerim ise artık çok sınırlı haldeyim.hemen kırılıp küserim tabi benle didistiginde ve hakaret ettiğinde.gezmeyi çok severim mümkünse ailemle. Parayı araç olarak görürüm. Eskiden söz verip de yapmadığı ve bana kötü davrandığı şeyleri not ederim bir yere çünkü sonra inkar ediyor söz açılınca. Vs vs.
          Benim ailem eşimle ben tartışınca haklı da olsak haksız da olsam aile dağılmasın diye eşimi tutar.onun ailesi ise hep kızlarını tutar.bu sorunlarimizi bilseler hemen bizi ayırır onun ailesi.
          Ben o benle son günlerde daha fazla dişisine ve bana hakaretlerini artırınca ona artık tahammulsuz davranmaya başladım.ilgisiz ve duyarsız olmaya başladım.o da ben ilgisiz ve duyarsisim diye benden ayrılmaktan siz etmeye başladı.
          Sorun şu ki ben boşanmayı aon çare görüyorum..En çok da çocuklarımın geleceğinden endişe duydugum icin

          • Savaşçı diyor ki:

            Çocuklarıma çok bağlıyım. Ve çok seviyorum. Eşimden de benle didismesi erkek gibi hükmetmeye çalışması cinsel hayatimizin ayda bir veya iki kere olması ki bence cok az onun istemediği bir karar verdiğimde ( ki ona danışırım öncesinde ) benimle kavgaya tutuşması bi de ailesinden korkup bana muhalif olmasindan başka şikayetim pek yok.
            Sizden ricam ben ne yapayım? Neler yapayım neler önerirsiniz.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Savaşcı’ya

            Ne yapman gerektiğini ve neden yapman gerektiğini sonra yazmak kaydıyla sana şimdilik sadece önünde ki secenekleri yazacağım.

            1- Bundan sonra ki hayatında şimdiye kadar yaşadığın sıkıntıları artarak yaşamaya razı olacaksın ve bu kadın ile evliliğini devam ettireceksin.

            2- Ya da uzun sureli maddi manevi yorucu hukusal bir surece ve cocuklarının sana düşman olarak, onlardan uzak kalarak yasamayı göze alacaksın ve bu kadından kurtulacaksın.

            Özetle sana sunulan “40 satır mı,40 katırmı” tercihlerinden birisini yapmak.

          • meryem61 diyor ki:

            Savaş Bey
            Soruyu Abdullah Bir Abi’ye sordunuz ama nacizane ben de bir kız kardeşiniz olarak cevap vermek istiyorum. İlk yapacağınız şey eşiniz ile ciddi ciddi konuşmanız. Alın karşınıza. Ciddi ciddi rahatsız olduğunuz durumları söyleyin. Ve şu kelimeyi üstüne basa basa söyleyin. ” Ben sana saygı duyduğum için bir çok konuda fikrini alırım ama son kararı ben veririm. Bu evin erkeği benim. Biz de artık bir aile olduğumuz için ilk olarak kendi ailemizi, kendi çocuklarımızı düşünmemiz gerekir. Ailenin benim aileme müdahale etmesi hakkı değildir. Keza benim ailemin de. Bu evin erkeği ben isem,bu evi idare etmeyi de yönetmeyi de bilirim” Anladığım kadarı ile eşinizin ailesine ve kendi ailenize yakın oturuyorsunuz. En keskin çözüm tayin alıp uzaklaşmak. İnanın rahat edersiniz. Cinsel soğukluğa gelince doktora gitmenizi öneririm eşinizle. Sorun eşinizde. Bunu da dile getirin ve hakkınıza girdiğini , Allah katında günah işlediğini de üstüne basa basa belirtin.

          • Kutalmışoğlu suleyman(adem) diyor ki:

            Valla meryem hanim cok guzel ifade etmissiniz. Yorumunuzu gordukten sonra bende yazmaktan vazgectim. Bu abimize de Allah yardim etsin bizde dua edelim.

          • Feyza diyor ki:

            Savasci bey,
            Size recete sunabilecek kapasitede degilim ancak durumunuza gercekten uzuldum. Sizin sorununuz esinizin fazla baskin bir aileden geliyor olmasi oldugu kadar sizin de fazla musamahali bir yapiya sahip olmaniz, ailenizin de huzur namina toleransin dozunu fazla kacirmis olmasi.
            Aslinda siz anlattiklariniza bakilinca dogru noktadasiniz, merhametli, uzlasici ve anlayislisiniz. Bunlar bir kadin icin, kendi vazifesinin sorumlulugunun bilincinde, imani dogrultusunda amel eden bir kadin icin cok guzel nimetler. Ancak ayni zamanda suistimale de acik ozellikler ve suistimale yatkin insanlar bu ozelliklerinizi sonuna kadar somururler. Bastan tavrinizi koyabilseydiniz belki kademeli olarak artan bu sorunlariniza ufak da olsa bir set cekebilme ihtimaliniz olurdu ama su an Cin Seddi de kursaniz aksi tesir edecek gibi gozukuyor buradan. Cunku zamaninda taninan fazla tolerans, bu gibi bunyelerde aliskanlik yaptigi icin, kesildigi takdirde bu anlayis, yerini sabra degil hircinliga, asabiyete birakir. Yani bastan alinan onlemler bir nevi yatistirici hukmunde olabilir ama su saatten sonra sizi bosanmayla tehdit edecek seviyeye gelmis bir hanim, zannetmiyorum ki siz onun hakaretlerinden alinip da soguk davrandikca bu soguklugunuzu giderici, gonlunuzu alici yumusak girisimlerde bulunsun. O artik, hosgoru,mulayemet ve anlayisi, sizin “mecbur” oldugunuz hasletler olarak gormeye baslamis. Yani bunun halk arasindaki tabiri, derler ya “once olumu goster ki sitmaya razi edebilesin”. Bunun da iste bazi karakterlere uygulanmasi gerekiyor, tabi herkese degil.
            Iste siz bastan olumu gostermek bir yana nezleye bile alistirmamissiniz haniminizi. O da simdi dort basi mamur ve saglikli bir yasam beklentisi icine girmis surekli. Ayagina diken batsa tahammul etmez gibi. Bakin, hakaret etmiyorsunuz, aileniz hala mudahale etmiyor, esinizu evinizden kovmuyorsunuz vs ama yalnizca “ilgisiz ve duyarsiz” davrandiginiz gerekcesiyle sizi bosanmayla tehdit edebiliyor. Bu da agri esiginin cok fazla dustugune dalalet.
            Bu surecte muhtemelen ailesinden de istedigi destegi aliyordur, almaya devam da edecektir. Biz kizimizin arkasindayiz sozlerine herseye eyvallah demeyip birbosanma surecine girerseniz,hazirlikli olun. Sanmiyorum kiz tarafinin yapici olacagini.
            Cok karamsar bir tablo cizdim sanirim ama bu tablo sanirim Abdullah Bir abimin “kirk satir mi kirk katir mi” benzetmesinin evliliginiz devam ederse kirk satiri tercih ettiginiz takdirde basiniza gekecekler. Kirk katir kismini da Abdullah abi kendi yorumlasin, yani bosanmaya kalkarsaniz ne olur.
            Cok zor kardesim isiniz. Bu ornekleri okuyunca dunyadakien guzel uc nimetin arasinda neden “saliha bir hanim”in gectigini daha iyi idrak ediyorum. Bir de cinsel sogukluk var diyorsunuz. Of ki ne of.. Durum anlattiginiz gibiyse, bu evlilik bu dunyanizimamur eder mi bilmiyorum amaAllah’in izniyke sabreden siz olursaniz sanirim ahiretinizi mamur etmeye yetecek cinsten. Allahu Teala yar ve yardimciniz olsun.

          • Savaşçı diyor ki:

            Abdullah Bey , Meryem ve Feyza Hanım,
            Çözüm arayisima verdiğiniz yanitlar için öncelikle teşekkür ederim tek tek.
            Annem ve babam çocuklar var diye boşanırsam beni eve almayacaklar neredeyse yani koylerine sokmayacaklar..çevre baskısından ve cocuklarimin perişan olmasindan cekiniyorlar. Ve eşimle aramdaki en ufak tartışmada bu sebeple eşimi tutup beni haksız buluyorlar. Bana sürekli sen suruver sen sabırlı ol hoşgörü vs deyip bosanmamam için ugrasiyorlar. Işın asli ben de boşanmak istemiyorum ben de çevre baskısından biraz cekiniyorum özellikle akraba… bi de cocuklarim bana aşıklar ikisi de . Ben dr çok seviyorun çocukları her baba gibi belki benimki biraz daha abartı. Yaşım 34 .
            Eşim fazla tutumlu. Sürekli altın para birikim muhabbeti yaparak ona sormadan bir çorap alsam niye aldin kaça aldin vs sıkıştırıyor.
            Kendi sosyal çevresi yoktur. Onun okul arkadaşlarıyla ondan çok ben görüşürüm arar sorarım yani sosyal değildir.benim ahiret dostluğu kuracak kadr yakın can dostum bize misafirliğe gelecekse kıyameti koparir eb körlemesek diye.cocuklari biraz yaramaz.
            Saymakla bitmez dedikle cinsinden… Ben de kısıtlamaya gelemem sosyalim fazla merhatmetliyim biraz da iskoligim lâkin eve gelir gelm3z cocuklarimla saatlerce oynarim grrekirse…ki çoğunluk oynarim çocuklar bırakmaz beni ben dr severek oynarim. Yılda en fazla on kez cinsellik ya olur ya olmaz..ki ben haftada bir isterim.
            Meryem hanım ve Feyza Hanım konusun esinizle demissiniz cok konuştuk bana yüzlerce kez söz verdi. Akşam siz verip sabah caydi.. mesela bana hiç guleryuz göstermez biraz da karakteri öyle bana hiç saka yapmaz kimseye tapmaz ben yaklaşırım daraldım vs der kaçar. Ama çok da güvenilir biridir sadakat konusunda. Ama bana para konularında yalan söyler ben söylemem yalan..
            Sorun şu ki eskiden konuştuğumuzda söz verirdi o sözleri tutamayinca artık utanacagi yerde benle çok sert kavgalar yapmaya başladı ki her tartismamizda bana hakaret ve küfür etti… beni öldürmekle tehdit etti. Ben de sakın kaldm tepkisiz kaldim. Sonra bunu hatirlatinca sinirle yaptım dedi. Ailesi kızlarına en ufak tiz kondurmaz. Bir kere kızıyla küçük bir tartışma yaşadık diye kızın annesi seni öldürürüm dedi ben yanıt vermedim. Benim yaşadıklarım bende kayıtlı.. hep not almaya çalıştım tartışmalardan ve yaşadığım haksızlıklardan sonra … O sayfaları açsam içinde neler neler var. Ben yaşadığım birkaç animi birkaç kere arkadaşlara anlattım hepsi şok oldular… inanamadilar. Vu arada tek taraflı anlatmış olmayayim : ben de biraz sınırlı bir yapıya donustum karşımdaki sözlerini tutmayınca vs.. Şu an hoşgörü ve sabır esigim düştü. .. Ben doğayı çok sever doğaya kaçarım kafa dinlemek için. Eşimi de götürmek isterim ama eşim parka bile gelmez fazla evcildir. Hiç çıkmak istemez evden. Eskiden saatlerce dil döker ikna eder gezmeye götürürdüm artık bezdim.. Ben hemen plan yapan biriyim eşim ise coook önceden yapan biri. Sigara çok içerim. 3 yıl önce alkol de alıyordum ailesi bizi ayırmaya kalktı alkol içiyorum diye ve eşim içersenboşarım dedi bıraktım. Ilk çocuğuma annesi bakmasın istedim çünkü her gelişimde fitne çıkarıyordu eşim boşarım seni dedi ben geri adım attım. Daha neler neler var….bu arada kendi kötü yonlerimi anlatıyordum.. geceleri geç yatarım. Çünkü erken yatarsam aklıma o seyrelir karşılık bulamayınca da gergin olurum. Bi de alışkanlık yaptı geç yatmak. Isı eve getiririm çünkü veliler gece gündüz are beni ben de yardımcı olmaya bayılırım… Sürekli proje üretmeye çalışırım isimle ılgili… haftada bir gün sabit kahveye gider iş arkadaşlarımla buluşurum. Bazen ben de dır dır yapar oldum… hemen parlar oldum.. Ve hemen küsüp kırılgan oldum

          • Savaşçı diyor ki:

            Sonuç olarak eşim sürekli biz mutlu olamayız diyor laf i boşanmaya getiriyor ben de beni çocuklardan ayırmayı aklından bile geçirme ben onlara aşığım onlar da bana diyorum… çocukları vereceksen gidebilirsin diyorum veyahut da benle didişme uyumlu ol diyorum.. yani kendi istediği bir şey olmazsa beni tehdit edip hakaret etmesini istemiyorum.. biraz da güleyiz cinsellik…
            Bu sitedeki birkaç yazıyı gönderdim okudu bana dedi ki hakkini helal et dedim helal olsun. Ertesi gün arabayı satarsan maaşımı alamazsın soyle yaparım böyle suslenirim vs diye tehdit etti benle kavga etti.
            Lütfen bana yol gösterin… ailem şu an bana kızıyor tatilde ailemin yanındayız…. burda tartışmayın diye…
            Tecrubeleronize ihtiyacım var

          • Feyza diyor ki:

            Savasci bey,
            Ufak bir yanlis anlasilmayi duzelteyim. Ben esinizle konusun demedim, tabi konusun, insanlar konusa konusa anlasir yalniz ben sizin durumunuzun konusmakla hallolacak asamaayi gectigini dusundugumu soylemistim. Yani konussaniz da keske kar etse ama nedense buna pek inanamiyorum insaallah yaniliyorumdur.
            Esinizin profilini anlattiginiz zaman gozumun onunde bir arkadasimin annesi canlandi. Bu arkadasim yatili Kur’an kursundan ve annesinin buna cok benzeyen huylarindan muzdarip, bu sebeple eve tatillerde dahi gitnek isteneyen ve babasini yuzde doksan hakli goren, babasina asik bir kizdi.
            Annelerinin bu titizligi ve asilosyalligi, fazla tasarruflu olmasi eminim cocuklari da yipratiyordur. Size cikistigini gormelerini dahil etmiyorum dahi, bu cocuklarin bunyesine ve kisilik gelisimine de darbe vurur, yipratir. Bugun soz haklarini kullanmasalar da yarin oburgun muhakeme edebildikleri zaman sizi hakli gorup hakkinizi savunacaklardir tabi anneleri musade ettigi ve sizden cesaret alabildikleri surece.
            Esinizin sadik olmasi cok guzel ama zaten size de yeterli degil ki… Size yeterli olsaydi ve o sekilde sadik olsaydi bu cok guzel olurdu ama su an zaten bu kapasite yok esinizde. Cok acik yazamiyorum ama yani bu sadakat acaba tercih mi zorunluluk mu, bunu iyi tahlil edip ona gore degerlendirmelisiniz. Yanlis anlamayin, sadakat mukemmel bir ozellik hele ki kadinlarda aksini dusunmek dehset verici fakat sebepleri de irdelenmeli ki haddinden fazla vicdan borcunun altina girilmesin.
            Ben sahsen bekar bir kardesiniz olarak ahkam kesmek istemem, amiyane tabirle bekara hanimi bosamak kolaydir. Zaten benim de tavrim evliliklerde hep uzlasici olma yonunde hani kaninin son damlasina kadar adiniz gibi, bir “savasci” gibi bazen guzellikle bazen siyasetle bazen tekdir ile ..(gerisini saymiyorum) savasmaniz, mucadele etmeniz. Ama disardan bakinca bu durum size yurekten bir Allah sabir versin demek geliyor icimden. Cunku tablonuz bana cok karamsar geldi daha onceki yorumda da soyledigim gibi. Hanimin ailesinin bu kadar mudahil olmasi cok cirkin, bunu kesinlikle tasvip etmem, dogal karsilamam munkun degil. Ailenizin bunca ozverisini ise takdir ettim hakikaten anlattiginiz gibiyse eli opulesi insanlara buradn kucak dolusu selam..Abdullah Bir abi size ayrintili yazacaktir, bize de giyabinizda dua etmek duser.
            Allah yuvaniza ferahlik ve araniza muhabbet,meveddet nasip etsin.
            Bu sorununuz hakkinda ben sahsen “Yahya” beyin de soyleyecek cok sozu ve recetesi olacagina inaniyorum. Bir yorum beklerim kendisinden tecrubeli bir bey olarak. Selam ve dua ile..

          • Savaşçı diyor ki:

            Yahya Bey ,
            Sizden de fikir almak istiyorum. Şimdiden tesekkurler.
            Feyza Hanım,
            Eşimle konuşma konusunu meryem hanıma ithafen yazmışım sizi yanlışlıkla dahil etmişim. Kusura bakmayınız.
            Eşim tartışmalardan sonra genellikle bana ihtiyaç duyana dek veya işi düşene dek kus kalırız.. Sonra o gelir benle konuşmaya çalışır eskiden özür dilerdi şimdi sadece konuşmaya gelir. Ben de yaptıklarını hatırlatırım sinirle yaptım söyledim onları der.
            Bana yine ya söz verir ya da pişman olmuş diye düşünerek ben affederim. Ama en ufak meselede yine aynı kısır döngüyü yaşarız.
            Aslına bakarsanız eşim tamamen kayınvalidesine çekmiş… kayınpederin kaç kere kauinvalidemi boşamaya kalktı sonra yorumlar olunca biraz azaldi bu teşebbüsler. Ama çok sık kavga ederler şu an bizim yaptığımız gibi. Edin de Ve kayinvalidemde titizlik hastalığı var. Eşim bana annelik yapamaya çalışır. Hatta psikologa gittik doktor eşime bu konuda çıkıştı. Doktor benden çok eşime yönerge verdi . Tabi esim uygulamadı. Doktor seans ücretlerini de kendi annem karşıladı yuvamız kurtulsun diye yokluk içinde olmasına rağmen ailem. Kendimi kapana kıstırılmış hissediyorum.. normalde çok pozitif şakacı sosyal biriyim.. Şu an kimseyle görüşmek istemiyorum

          • Yahya diyor ki:

            Savaşçı Bey,

            Fikir beyan etmemi istemişsiniz, teveccüh etmişsiniz, teşekkür ederim.
            Öncelikle bu konuda bilgi sahibi değilim ancak bilakis tecrübe etmiş biriyim.
            Ayrıca tecrübelerim sadece kendi ailem ile sınırlı değil.

            Abdullah Bir, ağabeyin tercih olarak ortaya koyduğu yoldan ben 2.sini seçtim. 4 seneye yaklaştık ve hukuken henüz bitmiş değil… inşaAllah bitecek.

            Belki bunu söylemek doğru değil; bende çocuklarıma aşık bir babaydım. Çocuklarım için bu evliliğe tahammül ettim (…uzatmayayım…) ve sonunda bu evliliğin bana çok zarar verdiğini ve artık çocuklarıma da sirayet ettiğini gördüm.

          • Yahya diyor ki:

            Gelelim size;

            öncelikle tek taraflı olarak sizi dinleyerek bir çıkarımda bulunmayı doğru bulmuyorum ancak yazdıklarınıza itimat ederek bazı tavsiyelerde bulunmaya çalışacağım:

            1. banka kredilerinden tamamen kurtulun (özellikle konut)
            2. bahsettiğiniz ve bilmediğimiz kötü alışkanlıklarınızı bırakın
            3. aile resi, erkek olduğunuzun farkına varın ve dümeni elinize alın
            4. karınıza ve çocuklarınıza karşı zafiyet için olmayın veya karşı tarafa bunu aksettirmeyin… çok güzel kullanırlar
            5. büyüklerinizden uzak bir muhite taşının, gelip gitmeler, etki altında kalmalar bitsin.. mümkünse şehir değiştirin.
            6. karınızın soysal bir hayatı çevresi olsun. ortak dostlarınız varsa bunlara gidip gelin.
            7. bir erkeğin küsmesi, kırılması, naz yapması … ne demek?
            8. bir çok problemin ana sebebinin ise cinsel birlikteliğin olmamasına bağlıyorum… doktora vs. giderek bunu çözmeye çalışın.

            ve yazabileceğim bir çok husus var ancak; 8. madde çok önemli.
            Niçin cinsel soğukluk var, daha öncede mi böyleydi, çocukluğundan veya genç kızlığından gelen bir durum mu, yoksa evlilik sonrası mı oluştu, doğumdan sonra mı oldu, sizin yaptığınız bazı şeyler onu etkiledi vs… (sormuyorum ancak düşünmeniz için yazıyorum). Cinsellik evliliğin olmazsa olmazlarından, huzursuzluğun, problemlerin ana sebeplerinden biri…
            daha yazayım mı?

            3. maddede yazdıklarımı biraz düşünün. karınızın veya 3. şahısların size tahakküm etmesi ne demek? Tabii bu husus sadece “ben erkeğim, ben ne dersem o olur” demekle olmuyor. Direkt 8. madde ile bağlantılı.

            İmtiyazlar, tavizler, zafiyetler… kadınlara verdikçe isterler… tatmin edemezsiniz, güzelce de aleyhinize kullanırlar.
            ***
            Boşanma ile sopa gösteren kadına, anında resti çekmek gerekir ancak bizim gibi çocuklarını düşünen babalar olduğu sürece bu resti çekemiyor aksine yaşadığımız sıkıntılara katlanıyor, zafiyet üzerine zafiyet, taviz üzerine taviz veriyoruz.

            Allah yardımcınız olsun.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Ornegin bu bulundugum ilde, uc aylarin ilk kandili, yani Regaib kandilin ilk gecesi her sene fener alayi duzenliyor cocuklar, kandili iple cekiyorlar ve kandil sabahi da erkenden evden cikip kapi kapi geziyorlar. ”

            Feyza kardeşim çok güzel bir durum anlattığınız. Galiba Konya şehrinde olmalısınız. Bende çocukken gelmiştim bir defasında mevlana türbesini ziyaret etmiştim. Konya güzel memlekettir muhafazakar olarak bilinir. Ama orada görev yapan bir avukatla tanışmıştım. Bana boşanma çok yüksek demişti. Ayrıca yine geçmiş yıllarda bazı gayri ahlaki konularda diğer illere nisbeten oranlar orada yüksek çıkmıştı. Şu anda ahlaki olarak ne durumda bilmiyorum. Ama en azından bahsettiğiniz çocukların kandil için yaptıkları güzel bir şey ilk kez böyle bir şey okuyorum. Bizim bu taraflarda hiç duymadım rastlamadım.

            Ama neticede dediğim gibi şu anda memleketin her şehrinde müsbet ve menfi yerler mevcut. Ayrıca daha seküler, orta seküler, az seküler vb. kategorilere de ayrılabilecek illerimizde var. Mesele yine kişinin kendisinde bitiyor tabi. İradeye sahip çıkma ve sahip olduğu islami şuuru kaybetmeden dik durabilme, kişinin hangi şehirde olursa olsun istikametini belirliyor.Ne diyelim, Rabbim ayağımızı kaydırmasın inşallah…amin…

            Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Evet, Azmo kardesim dogru bildiniz sehri.
            Duyduklarinizi ben de duydum, yakinen sahit olmasam da yasantim icabi o sekilde duyumlar aldim. Burada yazamayacagim birkac gayriahlaki adet de kulagima ilisti ama emin degilim, umarim dedikodudan ibarettir.
            Fakat en azindan genel anlamda yuzeysel de olsa bir muhafazakarlik hakim, cok derununa inenler de var yuzeyinde kalanlar da. Ama yuzeyin rengi bizim icin muhim aslinda cunku uluorta yasanan hayat yuzeysel de olsa musbetse,siz bunun uzerini isleyerek daha hizli mesafe alabilirsiniz evladiniz uzerinde. Yani gostermelik durum gunu kurtarsin da derinleredalmayi da Allahu Teala izin verdikce biz anne babalar ogretelim insaallah daha kolay olur.
            Soylediklerinize katiliyorum bununla beraber, her sehrin musbet ve menfi bir nufus yogunlugunun oldugu muhitleri var artik. Hatta akrabalari da birakin kardesler dahi birbirine zit yasam surerken sehirleri topyekun aklamak ya da karalamak insafsizlik olur,haklisiniz.
            Hayirli geceler dilerim kardesim.

          • Aadem diyor ki:

            Savaşçı kardeşim,
            Senin ve seninle ilgili tüm yorumları okudum.Gülpembenin dediklerinden 4.madde hariç hiçbir tavsiyesini dikkate alma.ama diğer yorumcular doğruları söylüyorlar.

            Benim yaşadıklarımı anlatayım.
            1-Benimde iki çocuğum vardı ve bende her anımı çocuklarımla geçirirdim.
            2-Benim annem babam olumsuz olarak müdahale etmezlerdi.ama eski eşim benim için tutumsuz demiş anneme.annem eski eşimin benimle ilgili iftiralarini, yalanlarını ben boşanana kadar söylemedi.oysaki tüm harcamalarım ailem ve çocuklarım içindi.6 yılda saysam kendim için 4 pantolon ve 4 gömlekten başka bir şey almadim.Oysa o kendisine istediğini aldım.kardeşinin çocuğunun özel hastane parasını bana ödetti.babasinin evinin Pimapen işlerini ödedim.annesinin babasının telefonunu bile ben aldım.Oysa ben kendi anne, babam ve kardeşlerime bir çöp bile almadım.
            3-Bana çocukları al dışarı çıkar, annenlere(ilçeye) git.cocuklara hava değişimi olur diyordu.kendisi bizle gelmezdi.oysaki arka plan çok farklıymış.
            4-Devamli bana çocukların ağzına çarp derdi.bende kendisine sende çocukların annesisin sen çarp derdim.Buradada çocukların ağzına çarp derken şeytani kadının arka plandaki düşüncesi çok farklıymış.yani benim çocuklara vurmamı sağlayarak kendisi gidip karakola şikayet edecek.Ben kendisine sadece ve sadece çocukların yaptığı bir hata cana, mala, namusa zarar getirecekse vururum dedim.
            5-Olur olmaz herşeyden kavga çıkarırdı.Agzina geleni söyler sonrada ben sinirliyken yaptıklarımdan, dediklerimden sorumlu değilim derdi.Belli bir zaman sonra bende karşılık vermeye başladım.
            6-Onun annesinin eve gelmesini istemiyordum.çünkü çocuklarının evin içinde oyuncaklarıyla oynamasına bile izin vermiyor evde fitne çıkarıyordu.
            7-Eski karım öyle bir yalan söylüyorduki benim bildiğim, gördüğüme inanmayıp onun yalanlarına inanıyordum.
            8-Bana sen aile kuracak adam değilsin diyen karımın sadakatinden hiç şüphelenmemiştim.ve en büyük hata mı yapmıştım.Ama karımın sadakatsizligi gibi acı bir gerçekle karşılaştım.ve kendisine zarar verecegimi düşünmüş olacak ki 6284′ ün verdiği güç ve güvenle gidip karakola şikayet etmiş, güya ben demişimki “eğer benden boşanırsan seni yaşatmam” demişim.oysaki ben boşanmak istiyorum demiştim.Kendisi tüm bu yaptıklarına karşılık benim kendisinden boşanamayacağımı sanıyordu.Çünkü ben çocuklarıma çok düşkündüm.Ama ben boşandım.Onun için namusu beş para etmezdi ama ben şerefim için canımı bile veririm.Ve şerefim için feda ederim herşeyimi.

            9-Son not. çocuklarımı silah olarak kullanmasına izin vermedim.

            10-Yeniden evlendim ve eski günler geride kaldı.Allah sabrın, iyi niyetli olmanın ödülünü veriyor ve rahmeti gereği çocuklardan dolayı çekmiş olduğum acıyı unutturuyor.

          • Savaşçı diyor ki:

            Yahya Bey,
            Adem Bey gibi siz de uzun uzun tecrübe ve yorumlarınızı paylaşmışsınız, eksik olmayınız.
            Bana söylediğiniz yorumları dikkate alıyorum bununla birlikte iki üç husus var ki içinden cikamiyorum:
            1. Banka kredisi daha 7 yıl var. Kapatacak durum yok. Aslında çok iyi maaş alıyoruz lâkin ikinkredi ve çocukların masrafları derken ucu ucuna yetiyor . Eşim de bilinç altında para biriktirmek kaygısıyla her fırsatta paradan söz açıp beni açıklıkla suçluyor. Arabanın modelini düşürüp biraz daha rahat edelim deyince satmakla bir yere varılmaz deyip işin içinden çıkıyor ve tehditler savuruyor.
            2. Ailesinden inkar etse de çok ama çok çekiniyor. Başka şehre gitmeyi bırakın başka mahalleye taşınmaya5ikna edemedim. Nasıl edebilirim fikrinizi de almak isterim.
            3. Bunu tüm yorumculara soruyorum cinsel soğukluk en başından vardı. Hangi bölüm doktoruna gitmemiz gerekiyor.

          • Yahya diyor ki:

            Savaşçı Bey,

            Yazdıklarım sadece yol haritası ancak ulaşılmak istenilen netice nedir?
            Eğer her iki tarafta boşanmak istemiyor ve bu yuvanın devamını arzuluyorsa yapılacaklar yazdığım yoldan geçmektedir.
            Eğer bir taraf boşanmak diğer taraf boşanmamak istiyorsa bir neticeye ulaşmak mümkün değildir, dolayısıyla eşinizle bazı mevzuları çok net bir şekilde konuşup radikal kararlar almanız gerekmektedir.

            Yani zarar eden bir şirket gibi düşünün, ya süratle zararı önleyecek tedbirler alınacak, küçülmeye gidilecek ve şirketin zarar etmesi önlenecek veya minimize edilecek. Ya da şirketın varı yoğu satılacak, borçları ödenecek ve ticari hayatı bitecek.

            Hatta bu radikal kararlar konusunda büyüklerinizden veya hatrı/sözü geçen insanlardan yardım talep edebilirsiniz.

            Cinsellik hususunda ise maalesef bilgi sahibi değilim. Ancak kadın doğum/psikiyatri gibi uzman doktorlardan yardım alabilirsiniz. Bu rahatsızlığın üzerinde muhakkak durmanız ve çözmeniz lazım. Tabii eşiniz buna istekli olmalı.

            Boşanma yolunu tercih ederseniz, muhakkak ama muhakkak bazı maddi fedakarlıklar yaparak anlaşmalı boşanma yoluna gitmenizi şiddetle tavsiye ederim.
            Oturup bir miktar edebiyat yaptıktan sonra gel anlaşarak boşanalım hem sen hem çocuklarımız zarar görmesin diye ikna etmeye çalışın. karşı tarafın taleplerini ve sizin verebileceklerinizi bir liste yapıp değerlendirin.
            başka bir ifadeyle: 100 bin tl verip anlaşarak boşanmak, çekişmeli boşanmaktan kat ve kat daha iyidir.
            Çekişmeli boşanmak hem maddi hem de manevi olarak son derece yıpratıcı, yorucu ve süründürücü bir yoldur.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            SAVAŞCI BEY’e…

            Daha önce söz verdiğim üzere sana NEDEN ve SONUÇLARA ilişkin uzun bir cevap yazmak istiyordum, ancak senın diğer arkadaşların yorumlarına istinaden kendilerine yaptığın cevabi açıklamalardan sonra bundan vazgeçtim ve bu konunun bir uzmanı olarak sana tek bir tavsiyede bulunacağım.

            Yakın bir gelecekte katil veya akli melekelerini kaybetmiş bir meczup olmak istemiyorsan

            EN KISA SÜREDE BU KADINDAN BOŞAN

            Senın bu kadın ile hiç bir sekilde sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hayat yasama sansın yok. Çünkü karın olacak kadınının NİYETİ KÖTÜ* ve O NEFSİNİ PUT EDİNMİŞ, SEYTANA KÖLE OLMUŞ birisi.

            Boşanma davasından önce de ilk hamleyii sen yap ve 6284 sayılı yasaya göre onu savcılığa sikayet et, evden uzaklaştır, sahip olduğunuz evi ve arabayı sat ve boşanma davasını sen aç.

            Eger sen bunları yapmazsan kısa bir sure sonra O kadın sana bunları yapacak ve sen maca 2-0 yenik başlayacaksın.

            *Niyeti Kötü: Karın olacak kadın direkt söylemese de seni sevmiyor, sen koca olarak ona ve yaşamak istediği ÖZGÜR HAYAT için ayak bağı oluyorsun. Mahalle baskısından kurtulmak, vicdanına, cocuklara, ailesine ve çevresine karşı kendisini haklı göstermek için senin sabır sınırlarını zorlamaya çalışacak ve sabrının taşmak üzere olduğunu hissettiği, seni tahrik edeceğini, çileden çıkartacağını düşündüğü, emin olduğu bir anda sana söyleyeceği bir söz ile seni kendisine siddet uygulamaya veya en azından bir tokat atmaya zorlayacak ve muhtemelen de bunu başaracak. Akabinde solugu savcılık da veya polis de alacak ve 6284 e göre seni evden uzaklaştıracak, sonrasında da bosanma davası acacak, uzaklaştırma kararını da dosya ya ekleyecek. Bu surecte cocuklarını senden kaçıracak…

            Bütün bunların üstüne dava dilekçesi önüne geldiğinde sana attığı iftiraları görünce dahada çıldıracak, gözün hiç bir seyi görmecek, akli melekelerini yitirecek ve sonuç ne olursa olsun bir an önce o kadını gebertmek isteyeceksin.

            …Ve hasılı kelam, uzun sözün kısası maddi ve manevi olarak sana her türlü acıyı, eziyeti yaşatmak, dünyanı cehenneme cevirmek için elinden geleni ardına koymayacak.

            Mahkeme surecinde simdi kaybetmemek için uğraştığın gözün gibi sevdiğin, korumaya çalıştığın cocuklarını, tüm birikimini, biyolojık ve psikolojık sağlığını kaybedeceksin.

            Allah muhafaza bu surecte seytana uyarak veya nefsine hakim olamayıp o kadını öldürecek olursan hem dünyanı hemde ahiretini PERİŞAN EDECEKSİN.

            Bu nedenle gel sen Abdullah Bir ağabeyinin sözünü dinle, akıllı uslu ol ve maddi bedeli ne olursa olsun bu kadından kurtul. Sonrasında da sakın uzun sure yalnız ve bekar kalma. Bu o kadını daha çok mutlu eder, egosunu sişirir. Yasal ve ahlaki anlamada ondan intikam almak istiyorsan “doğru insan” olduğundan emin olduğun, ondan daha gençi güzel YABANCI BİR BAYAN ile yeni bir yuva kur, cocuk sahibi ol, geçmişe takılma, önüne bak.

            Sana söz veriyorum kısa vadede maddi olarak kazanan eski karın olsa da orta ve uzun vadede maddi ve manevi olarak kazanan ve mutlu olan sen olacaksın.

            Hayırlı düşünce, söz ve eylemlerinde Allah yar ve yardımcın olsun.

          • Savaşçı diyor ki:

            Abdullah, Yahya, Adem, Süleyman Beyler ; Feyza , Meryem , Gülpembe Hanımlar,
            Hicbir çıkar ilişkisi söz konusu olmadan derdimle dertlenip fikir ve önerilerinizi belirttiğiniz için tekrar tekrar teşekkür ederim, Allah razı olsun.
            Daha once de belirttiğim üzere eşimle aramda ciddi sıkıntılar var. Evliliğimizin ilk yıllarında ben daha hoşgörülü sevecen tatlı dilli biri iken başta eşimin ailesinin evliligimize müdahaleleri , sonrasında çocuk terbiyesi konuları, özel mevzularımızdaki sıkıntılar, ortak eğlence kültürümüzün olmayışı, eşimin ekonomik kaygı ve bundan dogan dayatmalari sebebiyle artık huysuz gergin agresif ve hemen darılan bir karaktere burundum.
            Sizin yorumlarınızı dikkatle okuyarak her ne kadar bosanmami tavsiye eden fikirler ağırlıklı olsa da kendi ailemin bana olan boşanmama baskısı ve çocuklarıma olan bağlılığım nedeniyle evliliğimi ( simdilik) sürdürme ve sıkıntılara direnme kararı aldım. Lakin o değerli yorumlariniz sayesinde bir nebze dik durmayı denemeye başladım. Biraz sancılı olsa da ve benim karakterime pek uymasa da daha ciddi ve otoriter olmaya çalışıyorum artık. Yani eskisi gibi ezdirmiyorum kendimi ve ezilmiyorum. Gerçi bu sekilde de pek tat almıyorum evlilikten ama dediğim gibi cocuklarim ve aile baskısından dolayı katlanmaya çalışıyorum. Bi de boşanma sürecinden korkuyorum açıkçası.
            Hal böyleyken su an ewimle aramizda buyuk bir kriz yok ama en ufak bir seyde yine kriz yasama riski decam ediyor. Sizlerin yorumlarınızı takip etmeye devam edeceğim.
            Allah a emanet olunuz.
            Saygilarimla…

          • Uğur 017 diyor ki:

            Sayın Savaşçı, öyle görünüyor ki eşiniz sizinkine eşit veya sizinkinden daha iyi bir işte çalıştığı ve “güçlü kadın” olduğu müddetçe bu zor durumunuz çok da değişmeyecek ve sabretmeye devam etmeniz gerekecek şayet boşanmak istemiyorsanız (ve istemiyorsunuz). Eşinize kendi bakış açınızı ifade edip ondan da kendi sıkıntılarını söylemesini istemeniz biraz veya epey işe yarayabilir. Durumun çok iyi hâle gelmemesini göğüslemeniz de gerekebilir. Artık ondan sonraki duruma sabretmeyi ve umursamamayı öğreneceksiniz ya da boşanmak tek çare olacak, anladığım kadarıyla.

            Kadınların ve kadın ailelerinin çoğu sosyal statüce kendilerinden üstün olmayan erkeği erkek yerine koyamazlar. Bunu aşabilen kadın ve kadın ailesi çok azdır. Ben hiç evlenmedim, ama bu durumu Kur’an’dan ve modern “evrimsel (yani aslında yaratılışsal)” psikoloji çalışmalarından biliyorum. Ya eşiniz işini kaybedecek ve böylece o ve ailesi sizi eşinizden daha yüksek sosyal statülü görecek (ki bunu kendiniz gerçekleştirmeye ve onu zorlamaya sakın kalkışmayın) ya da daima sizi biraz küçümsemeye devam edecek. Nitekim Kur’an’da geçimsiz eşlere karşı tavsiye edilen ve Resulullah’ın da uyguladığı darılma (lafzen “yatakta yalnız bırakma” yani darılarak psikolojik baskı uygulama) cezasını da uygulamışsınız (bkz. Kur’an: Nisa 34) ve anladığıma göre işe ancak kısmen yaramış.

            Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatından örnek alın. Resulullah azatlı kölesi ve sevgili evlatlığı Hz. Zeyd bin Harise’yi Resulullah’ın kendi “yüksek statülü” yakını olan ve sosyal statüsü yüksek olan Zeyneb bint Cahş ile evlendirmişti. Bu şekilde galiba Hz. Zeyd aleyhindeki yaygın küçümsemeleri de kaldırmak ve onun itibarını yükseltmek istedi. Ama olmadı. Zeyneb bint Cahş hiçbir zaman Hz. Zeyd’i kendisine denk (yani kendisinden sosyal statüce üstün) adam gibi adam sayamadı. Bunun üzerine Allah Kur’an’da duruma müdahale etti. Hz. Zeyd Zeyneb’in küçümsemesine dayanamayarak onu boşadığında Allah Resulullah’ı Zeyneb bint Cahş ile evlendirdi ve böylece o annelerimizden biri oldu. Hz. Zeyneb bint Cahş Hz. Zeyd’in tek eşi olmaya katlanamazken, artık Hz. Hatice ile evlendiği zamanın aksine çok yüksek sosyal statülü biri olan Resulullah’ın birkaç eşinden biri olmak ona kat kat daha uygun geldi.

            Kadın tabiatı budur. Zaten çok kadınlılık da erkekler değil kadınlar içindir, yani özellikle şunun içindir ki yüksek statülü kadınlar beğenmedikleri düşük sosyal statülü erkeklerle değil de beğenebildikleri ve adam gibi adam sayabildikleri yüksek statülü erkeklerle evlenebilsinler.

            Kadınların modern seküler devlet tarafından zorla ve pozitif ayrımcılıkla güçlendirilmesiyle beraber çoğumuz Zeyneb bint Cahş’ın beğenmediği Hz. Zeyd bin Harise gibi olduk, çünkü yüzde ikilik üst sınıf erkekler haricinde hepimiz sosyal statü olarak kadınların ya gerisindeyiz ya da onlara ancak eşitiz ve dolayısıyla “denk” değiliz (zira denkliğin şartı erkeğin biraz daha üstün statülü olmasıdır ve tam eşitlik bile kadının psikolojisi bakımından sakıncalıdır). Yüzde ikilik üst sınıf erkekler de 50’şer kadını alamayacakları için biz zavallı erkekler yanında kadınlar da yalnız ve bekarlar. Gerçi söylendiğine göre kadınların mazbut olmayanları o yüzde 2’lik erkeklerin mazbut olmayanlarıyla (mesela zengin futbolcular, aktörler ve şarkıcılarla) zina ederek durumu idare ediyor, ama erkeklere göre sayıları çok fazla olduğu için ve sıra kendilerine nadiren geldiği için o gayri-mazbut kadınlar da tatmin olamıyor. Biz yüzde 98’lik erkekleri ise saymıyorum, çünkü biz artık insan sayılmıyoruz. Modern Batılı vahşi kapitalist laik devletlere yön veren büyük zengin erkekler, (kendileri dışındaki) insanlığı kadınlıkla sınırladı.

            Eğer sosyal statüsü bizimkinden düşük ve mütevazı bir eş bulamazsak (ki bulmak çok zordur artık) veya eşimizle önceden temel ilkeleri konuşup iyice anlaşmazsak (ki artık bu da çok zordur), sadece sevdiğimiz şeylerle vakit geçirip sabredebiliriz, Sema Maraşlı gibi feminizme karşı mücadele edebiliriz, sesimizi Reis’e duyurmaya çalışabiliriz ve Allah’tan yardım isteyebiliriz. Şayet meseleyi evliliğin hemen öncesinde böyle tarif ettiğim şekilde halledemediysek, evlilik hayatımızda ise elde edebildiğimiz kadarıyla yetinmeyi ve yarım bir evlilikle idare etmeyi öğrenmek zorundayız veya alternatif boşanmak zorundayız, başka çaremiz yoktur.

            Lütfen tekrar dikkat ediniz ki çalışan ve dolayısıyla yüksek statülü eşlerimizin bizi adam gibi adam sayamamasında ve bizimle mutlu olamamasında şaşılacak veya çok kızılacak bir şey yoktur, zira bir kadının (ve ailesinin) sosyal statüce kendisinden üstün göremediği bir erkeği koca yerine koyabilmesi imkansız gibidir. Nitekim Hz. Zeyneb bint Cahş da koskoca Hz. Zeyd’i adam gibi adam sayamamıştı, çünkü sosyal statüce küçük görmüştü. Günümüzdeki feminist dünya düzeni sebebiyle kadınların tamamı Hz. Zeyneb gibi yüksek statülü ve erkeklerin neredeyse tamamı Hz. Zeyd gibi düşük statülü olduğundan, boşanmanız da MUHTEMELEN ne size ne eşinize daha iyi bir alternatif sunmayacak. Şu hâlde bence siz bu duruma sabredin, eşinizle olabildiği kadar uzlaşmaya çalışın ve alışmaya çalışın. En kötü duruma düşerseniz yani boşanmaya karar verirseniz, Hz. Zeyd ve Hz. Zeyneb olayındaki gibi boşanmaya karar verebilirsiniz. Boşanmaya karar verseniz bile bence her şeyi nezaket ve güzellikle halletmeye gayret edin, özellikle şu amaçla ki başınıza nafaka ve tazminat gibi zulümler çökmesin.

            Bütün bunlarla beraber ben veya başkaları sizin durumunuzu bilemeyiz. Eğer söylediklerim doğru olmadıysa, sizin durumunuzu yanlış anladı isem kusuruma bakmayın. Gerçek durumu iyi değerlendirmek ancak sizin elinizdedir. Saygılarımla

          • mücahit diyor ki:

            Sayın savaşçı öncelikle şunu söylemeliyim. Sana boşan diyenler Şeytanın ağzıyla konuşmaktadırlar. Şeytan da insanlara devamlı boşanmayı telkin eder çünkü: burada siz kendi içinde bir dünyasınız. hiçbir hayat kalıbı başka hayat kalıbına uymaz ve yıllar geçtikçe eşler arasındaki hayat kalıbı şekillenmeye birbirini tamamlamaya devam eder. burada önemli olan iki kişinin içine gireceği hayat kalıbı eşlerin şeklini alırken tam ve uygun bir çerçeveyi iki kişinin gayretleriyle oluşturmaya çalışmaktır. yani şimdi sizin problem olarak gördüğünüz şeyler daha sonra hatırlanacak sönük bir hatıradan başka bir şey değildir. Benim anladığım burada sizin hayatınızdaki birbirinize olan tutumlarınızın temel sebebi cinselliktir. Aslında bir çok insanın farkına varamadığı hayatını çok derinden etkileyen durumda cinselliktir. cinsel bakımdan iki kişinin birbirini tam ve doğru biçimde mutlu ettiği bir evlilikte diğer sorunlar kendiliğinden çözülme yoluna gider. halledilmesi gereken en önemli konu budur sizin içinde çünkü: iki kişi bu konuda mutlu olursa bakın mutlu olursa diyorum mutluluk hormonu salgılanmaya başlar ve bu insanların hayata bakışına , davranışına kısaca her şeyine sirayet eder. siz öncelikle ve çok ehemmiyetle bu konuyu üst seviyelere taşımalısınız hanımınızla beraber, bu halledilmeden diğer olmasını istediğiniz şeylere ve gerçek huzura kapı aralamak zor olur. bir şekilde bu konu her iki taraf içinde iyileştirilmelidir . karınızın ailesinin işinize karıştığını söylemişsiniz bu bir problem değildir, en azından şimdilik sorun gibi görünse de yarın sorun olmaktan çıkacaktır örneğin 10 yıl sonrasını düşünün, kayın valideniz 10 yıl sonra şimdiki olduğu kadar performans gösterebilecek mi sizin iç işinize karışma konusunda , cevap hayır. çünkü bu hayatı eşinizle yaşadıkça hayat kalıbı size göre şekillenecek. yani siz yıllar sonra dışarıdan birilerine davetiye bile gönderseniz gelin bizim işimize karışın diye kimse oralı olmayacaktır. Ama evliliklerin çok önemli bir durumu cinselliktir , bu halledilirse her şey kolay olacaktır.ben burada naçizane gördüğüm kişilerde Yahya beyin size söylediği maddeleri onaylıyorum,sizin hayatınızda roller biraz karışmaya uğramış gibi görünüyor , burada zikretmiyorum ama ne demek istediğim anlaşılmıştır herhalde. yani tam bir arıza durumu, bu durumu kadınlar kaldıramazlar gerçekte , sadece kaldırdığını sanırlar ama kaldırdığını düşündüğü bu erkekleşme durumu kadınları ruhen ve psikolojik olarak bir enkaz haline getirir. kadına gerek olan kadınlık dır erkekleşmek değil. siz hayatınızda bu duruma dikkat edin bundan sonra. evlilikte eşler her şeyi olması gerektiği gibi öğrenip uygularsa hayat cennet olur. 2 çocukla size boşanmayı tavsiye edenler en büyük cinayeti işlemek isteyenlerdir. sabrın sonu selamettir. Unutmayın cinsel mutluluk diyorum cinsel ilişki değil kast ettiğim, cinsel mutluluk dur. ikisi çok farklı şeylerdir. bunun içinde önce evde erkek olmak gerekir ki kişinin erkeklik hormonları ona göre salgılansın ve ona göre mutlu bir cinsel hayatı olsun yani her iki platformda da erkek bir birini tamamlasın. kadınlar da bunu bilip adamlara ona göre davransın . yoksa atlı karınca sendromu gibi iki olumsuz durum birbirini takip edip gider, hep birbirini kovalayan iki olumsuz durum meydana gelir. şimdilik hoşça kalın.

      • mücahit diyor ki:

        TAM BİR YALANLAR SARMALINI BURAYA SIRALAMIŞSIN. YALANCI ÇOBAN BİLE SENDEN GERİ KALIR.

      • mücahit diyor ki:

        3 – kamuda taciz hangi boyutta : yani burada bu kişi şu boyutta bu seviyede diye beyanda bulunmadığı için kamuda taciz var mı yok mu tacizin ne kadar olduğunu bilemeyiz, ama kamuda çalışan biri olarak ve çok değişik devlet dairelerini bildiğimden, şimdiye kadar 1 tane bile tacize şahit olmadım, duymadım, hatta tacizin dedikodusunu bile duymadım. iş konusunda birbirinin kuyusunu kazanları, o şu işi yapmadı, bu bunu iş konusunda şikayet etti , bu işi başkasına yıktı, o bundan evrak sakladı diye iftiraları çok duydum, ama cinsel taciz vaakası hiç duymadım. bu kişi kamuda taciz diye bir şey ortaya atmış bunu nereden çıkarmış çok acayip bir şey. 4- gün yok ki kadın cinayeti duymayalım: Türkiye de ve dünyada kadın cinayeti yüzde 35,40 larda erkeklerin öldüğü cinayet yüzde 60, 65 ler de bunlar bilimsel, emniyetin kaynaklarından elde edilmiş istatistiklerdir. kadın cinayeti, kavramı Türkiye de kadın dernekleri tarafından kendi hastalıklı ideolojilerine malzeme yapmak için sunni bir biçimde deyimleştirilip ortaya atılmış bir propaganda aracıdır. Türkiye de ki feminist dernekler ve kadın dernekleri bütün sol bölücü örgütlerden daha tehlikelidir. TİKKO ,PKK, TKP/ML, THKP/C ve benzerlerinden çok daha tehlikelidir ( zaten bu sol örgütlerin kadın hakkındaki fitneleri , bizim bildiğimiz 140 adet feminist kadın derneklerinin iddialarından farklı değildir.). Şu var ki bu sol bölücü örgütler fitneyi gizlemeden açıktan yayma yoluna giderler, haktan hukuktan bahsederler ama bu sözlerinin sakatlığı ve saçmalığı 6 yaşındaki bir çocuk tarafından bile anlaşılır, bunun için hiç başarılı olamadılar olamazlar da. ama bu feminist dernekler ve kadın örgütleri fitneyi gizliden insanların enaniyet duygularını okşayarak zaman zaman kabartarak ve bunları hak kavramının arkasına saklanarak , hak olgusunu kendi ideolojilerine kalkan yaparak ve bu haklardan sadece kadın hakları tarafını kaşıyarak, önce kadını tabulaştırma yoluna gidip sonra kadın hakkı kavramını kullanarak, çünkü bir şey tabu haline geldiği zaman kimse onu sorgulayamaz yargılayamaz duruma gelir, ondan sonra kendi hastalıklı düşüncelerini yayma yoluna giderler. kendi ideolojileri nedir diye sorarsanız : kadın hakları kavramını paravan yaparak, ülkeyi dinden arındırılmış bir toplum haline getirebilmektir. bu dinsiz toplum düşüncesi ister amaçları olsun, ister yaptıkları işlerin direk veya dolaylı sonucu olsun ( ideoloji olarak görmesek bile), fark etmez, ikisi de bu millet için bir zehirdir , yani neresinden bakarsanız bakın bu milletin köküne kibrit suyu dökecek bir düşünce ve harekettir. 5 – kaçırılan tecavüze uğrayan çocuk haberleri: bu konunun çözümü kesinlikle fitneci kesimlerin bu olayları köpürtmesi falan değildir. Çocuk tecavüzünün tek çaresi: bir kişinin bir çocuğa tecavüz ettiği doktor heyeti tarafından, yani bilimsel olarak ispat edildiği takdirde bu tecavüzcünün İstanbul da taksim meydanında idam edilmesi ve bütün televizyonlarda bu idamın zorunlu yayın olarak naklen verilmesidir. bakalım o zaman dan sonra o ülkede en az 50 yıl böyle bir şey bir daha meydana gelecek mi.

    • fatih diyor ki:

      siz eğer okuduysanız makalden bunu mu? anladınız .bende sizi tebrik ediyorum

    • Pınar diyor ki:

      Asıl ben sizin bakış açınızı tebrik ediyorum. Böyle bakış açılı bir toplum olduğu süre boyunca, bu ülke kolay batacaktır artık buna eminim.

      • Ümit Akman diyor ki:

        Merak etmeyin Pınar hn.
        Bu ülkeyi, kadınları bu kadar istismar eden bir sistem olduğu halde kimse batıramadı, Allah cc. ın izni ile bu saatten sonra da kimse batıramaz.
        Ama sizin zihniyetiniz can çekişiyor.
        onun batacağından emin olabilirsiniz.

    • mücahit diyor ki:

      BU YUVAYI DAĞITMA , ALDATMA VE HER TÜRLÜ ÇİRKEFLİĞİ YAPMA KONUSUNDA GÖRDÜĞÜM 10 ADET VAKANIN EN AZ 8 TANESİNDE KADIN LAR SUÇLUYDU. VE BUNLARIN ÇOĞUDA İNTERNET YOLUYLA İŞLENEN MELANETLERDİ VE BU KADINLAR AKP NİN ZİNA SERBESTLİĞİ DÜZENLEMESİ SAYESİNDE ÇOK RAHATTI. ARTIK TOPLUM SON 15 YILDAKİ MİLLET DÜŞMANLARININ ÇALIŞMASI SAYESİNDE TERSİNE DÖNMÜŞ VAZİYETTE. KADINLAR ERKEKLEŞMİŞ İŞLER TERS DURUMA GELMİŞ SEN KİME NE ANLATIYORSUN. BURADA 10 ADET İSTATİSTİ Kİ BİLGİDİR. SENİN ANLATTIĞIN ADAMLARIN SUÇLU OLDUĞU DURUM 30 YIL ÖNCEKİ DURUMDUR . ARTIK KADINLAR BU KONULARDA ADAMLARI GEÇMİŞ VAZİYETTE SANKİ MİLLET APTAL. TÜRKİYE DE İŞLER ÇIĞIRINDAN ÇIKMAYA BAŞLAMIŞ MİLLETİN AYAĞI KAYIYOR ADAMLAR DEVLET ELİYLE PSİKOLOJİK HADIMA UĞRATILMA YOLUNA GİDİLMİŞ (6284 ), 2000 YILLIK YIKAMADIKLARI ÖRF,ANANE 15 YILDA DEVLET DESTEĞİYLE (6284 )YERLE YEKSAN EDİLMİŞ , BİRİLERİ MARTAVAL OKUYOR.

      • mücahit diyor ki:

        YUKARIDAKİ YAZIMDA EKSİK KALAN KISMI ŞU ŞEKİLDE TAMAMLAMAK İSTİYORUM:”” ARTIK KADINLAR BU KONULARDA ADAMLARI GEÇMİŞ VAZİYETTE”” DEMİŞTİM BUNU ŞU ŞEKİLDE DÜZELTİYORUM: “”BURADA BAZI KADINLAR BU KONULARDA BAZI ADAMLARI GEÇMİŞ VAZİYETTE “”DEMEK İSTİYORUM. YANİ TOPLUMUN TÜMÜNÜ KASTETMİYORUM. BU İŞLERE BULAŞANLARIN BAZILARI BAZILARINI GEÇMİŞ DURUMDADIR.ANLATILMAK İSTENEN BUDUR.

  59. Abd-i âciz diyor ki:

    Kuran temelli bir ceza sistemi oluşturmadıkça; beşer planında, mevzuatı dolanmanın bir yolunu yine de bulurlar..

  60. ismet badem diyor ki:

    CİMER’e yazmak istedim ama 1000 karakterle sınırlanmış, gönderemedim

  61. Dervis diyor ki:

    Allah razı olsun. Sizdeki bu şecaat, dirayet, hakkı söyleme iştiyaki hoca mevkiini işgal eden zatlarda da olsaydı keşke. Allah yardımcınız olsun, Kaleminizi, sözünüzü tesirli kılsın.

  62. Fatıh Murat diyor ki:

    AİLE BAKANLIĞI’NIN 15.03.2018 de YAPTIĞI AÇIKLAMA:

    183 ACİL HİZMET HATTİNA GELEN GUNLUK ARAMA SAYİSİ: 4000

    Bunların 1000’i çocuk istismarı ile ilgili.

    Ancak bu 1000 çağrının 985 tanesi SAHTE, veya İFTİRA aramasiymis.

    Yani bir başka ifade ile bir günde 985, bir ayda 29.550, bir yılda 364.600 erkek bu konuda İFTİRAYA UGRUYORMUŞ

    Bu çağrıların 1000 tanesinin de yetişkin kadınlarca yapıldığını ve bunlarında 985’nin İFTİRA olduğunu varsaydigimizda bu ülkede her yıl yaklaşık 750.000 MASUM ERKEK İFTİRAYA KURBAN GİDİYOR demektir.

    Cinsel istismar ve kadına yönelik şiddet suclamarinda yasal olarak COCUKLARİN ve KADİNLARİN BEYANİ MUTLAK GERCEK KABUL EDİLDİGİNİN SUPHEDEN UZAK KESİN DELİL ve SUCUN KANİTLANMASİ ZORUNLULUGUNUN OLMADIĞI dikkate alındığında her bin iddianın sadece 15 inin doğru, % 98,5 unun İFTİRA olduğu ve her 15 suçluya karşılık 985 MASUM ERKEGE HAKSİZ YERE CEZA VERİLDİGİ, HAPSE ATILDIĞI, HAYATININ KARARTILDIĞI, ZULÜM EDİLDİĞİ İNKAR EDİLEMEZ BİR GERÇEK OLARAK KARŞIMIZA ÇIKIYOR.

    Bu nedenle;

    Bu konu hakkında yasa çıkartılmadan önce konunun tüm boyutlarıyla en hassas şekilde degerlendirilmesi, 6284 sayılı yasada olduğu gibi ( bu hatalı yasa gerçekte 100 kadından sadece 5 tanesine uygulanan aile içi şiddet olduğu halde kadınların iftiraları nedeniyle masum 95 erkeğin de suçsuz yere ceza almasına, yuvasından, çocuklarından koparılmasina, agresiflesmesine sebep olmuş, bunun sonucunda da yasadan önce ki bir yılda aile içi şiddet ile öldürülen kadın sayisi 129 iken yasanın yürürlükte olduğu son 6 yılda bu sayı % 330 artarak yıllık 409 a ulaşmıştır.) kas yapalım derken göz çıkartılmalıdır.

    Aksi bir durum bu ülke ve devlet için bir FELAKETE SEBEP OLUR.

    Bu gerçekleri Yetkililere ve sayın C.Başkanına iletmek, duyurmak, göstermek için tüm gücünü kullanan basta sayın Sema MARAŞLI olmak üzere herkesten ALLAH RAZI OLSUN.

  63. Ali diyor ki:

    Sema Hanım elleriniz dert görmesin..Bu ülkeye ne oluyor? Neden her gün kadın cinayetleri oluyor? vb sorularının cevabını şimdi bulmuş olduk…Bir kadın kaleminden yazılmış olması ayrı bir değer katıyor yazınıza..Elimden geldiği kadar daha çok kişiye kuruma ulaşması için çalışacağım…

  64. Ahmet diyor ki:

    Kadınlara devlet tarafından verilen sözde bu haklar sonucunda evinde sorun yaşayan bu ülkenin yetiştirmiş olduğu güzide müslüman erkekler ülkelerini terk ederek başka ülkelerde yaşayarak orada hizmet ediyorlar(beyin göçü )misali..Devletimizin bu tehlikeyide görmesi lazim

  65. Sadık diyor ki:

    Hocam biz anlaşarak boşandık hiçbir probleminiz yoktu kadın dava açtı bir anda kendimizi ayrılmış bulduk. Bir kızımız vardı 9 yaşındaydı şimfi 15 yaşına girdi Velayet Anneye verildi. Bunlar hep anlaşarak oldu. Bolandıktan sonra çocuk bana birden soğudu ve farklı illerdeyiz her gittiğimde çocuğu göremeden dönüyordum. 8 yıl oldu ayrılalı toplam çocuğumu 20 gün görmüş değilim. Dindar bir aile de oluyor bunlar. Benim çocuğum üzerinde hiçbir yetkim yok ancak çocuğuma her ay düzenli para gönderiyorumm. Bundan müzdarip değilim. Ama bu düşmanlık neyin nesi Bende eski eşimde sözde dindardık ben halen ayetlerle kızıma mesaj atıyorum ama nafile.

    • ismet badem diyor ki:

      Dostum Allah yardımcın olsun, bizim memleketin dindarlığı namaz oruçla bitiyor. Camide mevlütte değme müslüman, sokakta pazarda kapitalist leş yiyici. Ayağına bastın mı, menfaatine dokundun mu kitap sünnet hak getire… Maalesef tablo bu bana kızmayın

    • Bedelli diyor ki:

      Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromu (EYS) deniliyor. Boşanma sonrası görülen en vahim sorun.

  66. Selda diyor ki:

    Mükemmel bir mektup ellerinize saglik iftira magduru olarak sesimiz oldugunuz icin cok teşekkür ederim sayın cumhur başkanımızında bu konuda sag duyulu olacagından eminim

  67. Gülçin diyor ki:

    Eşten ayrılalı 4 yıl oldu. Çocukların velayeti bende ve mahkeme 2 çocuk için toplam ayda 350 tl nafaka bağladı.Benim çocuklarıma henüz babalarının 1 kuruşu nasip olmadı çünkü babaları nafaka vermemek için sigortalı işte çalışmıyor. Ben iki çocukla sigortasız çalıştığını suç üstü ispat edecekmişim. Madem mahkeme bağladığı nafakanın peşine düşmeyecek neden nafaka
    bağlıyor. Bunlardan da bahsetseydiniz.Hep erkeklerin nafaka açısından magduriyetini yazmışsınız adaletse maksat bunuda yazın.

    • gokce diyor ki:

      GUlcin Hanim siz yanlis yerdesiniz.Buradan size empathy, sympathy beklemeyin.Burasi Beylerin dertlestigi bir site. O 350 tl ne kadar acitiyordur bilemezsiniz. Beylerin cogu icin gozden irak gonulden irak..Ha eski esi ha o esten olma cocuklar…Cogunun gozleri gormez. Omur boyu nafaka sistemi kaktigi halde, burada kimsede cit yok, hala aglamaya sizlanmaya devam…

      • Aadem diyor ki:

        Sn.gökce
        Size ve sizin gibilere acıyorum. Sizin yeriniz neresi onu bir söyleyin.
        Acaba senin nerelerin acıyor söylede bilelim.ve ne acısı???

        • Gokce diyor ki:

          Sizin kendinize ve kendi cinsinize acimaktan, baskalarina acimaya vaktiniz mi var. Cocugunun nafakasini karsilamayan bir baba, babalik iddia etmesin. Ben hakkaniyetten yanayim. yerim orasi…

          • Aadem diyor ki:

            Bayan gökçe,

            Madem sen ve tabi olduğun kendi cinsin o kadar güçlüsünüz ne diye nafaka hakkımızdır deyip acıdıgınız erkeklerin verdiği nafakaya tenezzül ediyorsunuz.Madem o kadar onurlu bu kadınlar, neden mahkemelerde yalvarıyor bana nafaka verin diye.Yok madem senin cinsin o kadar güçsüzse çocuğun velayetini niye alıp çocuğun eğitimini, geleceğini niye mahvediyor. çocuğun babası gibi çocuğun ihtiyaçlarını karşılayamiyorsa neden çocuğu alıyor kendi cinsiniz.Amaç ne? Amaç çocuğu babaya karşı silah olarak kullanmak ve kendi çıkarları için çocuğunu babadan intikam almak için araç olarak kullanmak.Yazıklar olsun çocuğu babaya karşı intikam silahı olarak kullanan ve kendi acizligini çocuğa yansıtarak kapatmaya çalışan kadınlara.

            Ha şunuda belirtmeden geçemeyeceğim.Babasinin nafakasını verdiği hatta ve hatta uğruna canını vereceği sabi çocuklar; kah boğularak,kah iple, kah suya atarak ANNELERİ olan kadınlar tarafından neden öldürülüyor neden? Neden?.Küçücük sabi çocukların ne suçu olabilir.Üstelik dogurdukları çocukları asansör boşluğuna atan, çöplüğe atan, lağım çukuruna atan, canlı canlı toprağa gömen anne kılıklı kadınları söylemiyorum bile.Bir dişi köpek bile yavrusunu canlı canlı toprağa gömmez, boğarak öldürmez, yavrusuna sahip çıkar ve yavrusunu eğiterek hayata hazırlar ve yavru köpeği baba köpege karşı silah olarak kullanmaz.DOGADAKİ BAZI CİNSLERİN BAZI CİNSLERDEN ALACAĞI DERSLER VAR. degilmi bayan gökçe…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Bazen insan bir sözü söylemek ve söylememek, birisini muhatap alıp almamak, bir seyi yapıp yapmamak anlamında ikilemde kalır ya, şimdi tamda öyle bir durumdayım.

        Delinin birisi bir kuyuya bir taş atıyor 40 akıllı o taşı çıkartmak için ugrasıp duruyoruz.

        Tam bir paradoks, taşı çıkartsan bir türlü, çıkartmasan baska türlü sıkıntı, zarar.

        Çünkü bu tür insanların (!!!) gözyaşı ve duygu sosuyla suslenmiş saçma ve yalanlar ile dolu ifadeleri konunun doğrusunu bilenlerın değilde bilmeyenlerin aklını karıstırıyor, onlara daha çok zarar veriyor.

        Buda İlim ve bilgi sahibi biz Müslümanları son derece rahatsız ediyor, bu nedenle istemeden de olsa biz yıne bu kuyuya ineceğiz…

        Gökce demiş ki:

        “Ha eski esi ha o esten olma cocuklar…Cogunun gozleri gormez.”

        Keşke baba olan erkekler ( babalığı biyolojık babalık ile sınırlı serefsiz bir kaç istisna sperm danörü erkek hariç) bu cumlede söylendiği gibi boşanma aşamasında ve sonrasında kadının ayrıldığı kocasını perişan etmek, ona hayatı zindan etmek için hiç terettüt etmeden ve sonuna kadar kullandığı en güçlü, en etkili ZULÜM ARACI; SİLAHI olan cocuklarına, yavrularına karşı eskisinden biraz daha DUYGUSUZ; biraz daha KÖR, biraz daha İLGİSİZ olabilse kadınlar bu kadar AZGIN, ŞİRRET ve CURRETKAR olamazdı…

        Ama bu mümkün değil.

        Çünkü babalar çocuklarını ÇOK SEVER ve boşanma sürecinde baba olan erkekler en çok çocuklarına olan sevgilerinden ve merhametlerinden dolayı daha fazla sıkıntıya katlanmak zorunda kalır.

        Bu nedenle bu kadının bu iddiası kocaman bir YALAN…

        Gökçe isimli bu hanım, ya gerçekleri bildiği halde bu gerçekleri gizlemyi başaran “usta bir yalancı” yada gerçek nedir bilmeden her duyduğuna inanan “saf bir kadın”… Her iki durumda da sahiplendiği ve yaymaya çalıştığı bu YALAN insanların zararına.

        Çünkü ÖMRÜ BOYU NAFAKA denilen kölelık kanunu yasa olarak tümüyle yürürlükte olduğu gibi, kalkması için henüz YASAL SÜREÇ DAHİ BAŞLATILMADI.

        Bu nedenle bir kez daha sen ve senın gibi düşünmeden ve bilmeden konuşan, yazan ve işkembeyi kübradan sallayanlara bir tavsiyem var.

        BİR KONU/İNSAN HAKKINDA KONUŞMADAN/YAZMADAN ÖNCE O KONU ve İNSAN HAKKINDA FİKİR SAHİBİ OLMADAN ÖNCE DOĞRU BİLGİ SAHBİ OL;

  68. Mustafa diyor ki:

    merhaba 10 yildir magdurum 2010 ylinda yapilan kpss sinav sorularinin calinmasi ozerine hirsizlar atandi dirsek curutenler magdur oldu olmamis olsaydi belki 8 yillik memur olarak calisiyor olacaktim ben 1999 dan bu yana sayin cumhurbaşkanımiza gonul verdim ve boylede devam edecek ancak atanma sirasinda yas siniri belimizi bukuyor devlet kurumlarinda 60 65 yasinda kurumlarda olana memurlar yasli olmasina ragmen bunlarin emekli olmasinlazimki bizim atanmamizblazim ama anlasilan bizler atanamayacagiz cunku yas basini almis gidiyor sanki bir kabahatmis gibi yas siniri oldugundan atanma olmayacak yinede reisi seviyorum allah yar ve yardimcin olsun

    • mücahit diyor ki:

      Usta yanlış yerdesin yahu, sen memurlar nete gireceksin bu konular için , burası Türkiye de en önemli Hayati ehemmiyete sahip bir site bana göre. KPSS, atanmak veya atanamamak burada konuşulacak şeyler değil. Burası Türkiye gerçeklerinin en bariz şekilde ortaya çıktığı ve bütün insanların geleceklerini etkileyecek konuların ele alındığı bir site. Aile sağlamsa hangi güç bir ülkeyi devirebilir , Aile gittiği zaman geriye ne kalır.

  69. mahmut hasan uzuner diyor ki:

    ALLAH C.C. sizden razı olsun.Ömrünüze bereket versin.Bugün bu haksızlıkları yapan kadınların, yarın oğulları hemcinsleri tarafından mağdur
    edilebileceğini unutmasınlar.Dilerim başkanımızda sesinizi duyar.Sesiniz sesimizdir.Kalın sağlıcakla…

  70. ali kasal diyor ki:

    12 yıllık nafaka mağduruyum ve 16 yıldır Ak Parti’ye ve REİS’e gönül vermiş, her platformda savunmuş bir insanım.

    ama bu sefer son. eğer bu süreli nafaka yasası çıkmazsa bundan sonra kimse benim kapıma oy diye gelmesin….

  71. Ahmet Tellioğlu diyor ki:

    Sizi Tebrik ediyorum. Aynen katılıyorum .sonuna kadar sizi destekliyorum.inşallah sesimiz duyulur.

    • Mustafa karagöz diyor ki:

      Tebrik ederim sonuna kadar katılıyorum
      İnşaallah cumhurbaşkanımız yazıyı okur yada yardımcıları

  72. Ömer Çetin diyor ki:

    http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/20120320-16.htm

    6284 sayılı kanunu bilmemiz de fayda var

  73. Kutalmışoğlu suleyman diyor ki:

    Sema hanım. Bunu bizde imzalayalım bu yazıyı kampanyaya donusturebiliriz.

    • semamarasli diyor ki:

      Desteğiniz için teşekkür ederim Süleyman bey, şimdilir twitter da tt yapmaya çalışıyoruz. Twitter kullanıyorsanız destekleyin. İmza kampanyası da açalım inşallah. Mektubu BİMER CİMER her yere gönderelim.

      • İbrahim Sermet diyor ki:

        “Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir.” Yazınız çok fazla kişiye ulaşmasada gayretleriniz çok değerli. Tebrik ederim…..

        • M. Bahattin Kurt diyor ki:

          Allah razı olsun Sema hanımda pek çok insana tercüman olmuş. Bu ve benzer yazıları cimer yoluyla değil direk postayla cumhurbaşkanlığına göndermek lazım.

          • Meryem diyor ki:

            Selamlar sema hanim
            Yazinizda hakli konular oldugu gibi toplumun gerceklerimden uzak ve insan ruh sagligi konularindan yanlis tesbitleriniz oldugunu dusunuyorum.Hukuksal anlamda da yankisliklar var muhakkak.O yuzden ayrintilari ile bilinmeyen bi konuda oneride bulunmakta vebal altinda kalmaktir belirtmek isterim.Ornegin tacizi kucumsemeniz gibi halbuki cocuklara taciz o kadar yaygin ki ulkemizde bunu meslegimden dolayi biliyorum ve taciz edenlerin imkani olsa tecavuzde vuku bulucak zaten.18 yas alti evlilikler bir diger ornekte cogunlu o kadar sagliksiz ve patolojik sonuclari var ve yine meslegim nedeni ile cok iyi biliyorum.Umarim yapilan duzenlemeler uzman ve isin ehli kisiler tarafindan yapilir.Turkiye ehil kisileri dinlemedigi surece duzelmeyecek.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sizin en hayırlınız, ailesine iyi davrananızdır. Çünkü ben ailesine en iyi davrananınızım . (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku