Derdiniz Olduğunda Ne Yaparsınız?

09 Mart 2015Not Defterimden11 Yorum »

untitledBu ayki konumuz bir soru: “Derdiniz olduğunda, sizi üzen bir durumla karşılaştığınızda ne yapıyorsunuz? ” İçinize  mi kapanırsınız? Biriyle mi paylaşırsınız? Sıkıntınızı dağıtmak için nasıl bir yol izlersiniz? Çözmek için uğraşır mısınız? Yoksa yokmuş gibi mi davranırsınız? Ne yaptığınızda kendinizi iyi hissedersiniz?…

Yoksa acıyı severim deyip kendinizi acıya mı bırakırsınız? Çözmek yerine suçlayacak birilerini mi ararsınız? Dertten beslenir misiniz? Sıkıntılardan dersler çıkarıp yola devam mı edersiniz? Yoksa üzüntü ile kıvranıp kalır mısınız?

Kısacası “Derdinizin ilacını nasıl bulursunuz? Ya da bulmak için çaba gösterir misiniz?”

Okunma Sayısı : 20.074

Yorum yapın

“Derdiniz Olduğunda Ne Yaparsınız?” için 11 Yorum

  1. Şirpençe dedi ki:

    İnne meıye Rabbi, seyehdin!

    Bu ayeti celileyi dağlara taşlara haykırmak, her gördüğüm yere yazmak istiyorum BÜYÜK HARFLERLE..
    “İNNE MEIYE RABBİ, SEYEHDİN..!”

    Belki bir çoğumuz ilk defa işittik Rabbimizin bize böyle bir vahiy indirdiğini..
    Belki yüzlerce mukabeleye gittik, defalarca kendimizde okuduk ama birazdan ilk defa işiteceğiz…

    Kıymetli kardeşlerim;
    Bir kaç zamandır kimi görsem ruhsal sorunlar yaşıyor, sürekli depresif ve üzüntü içerisinde..
    Toplumumuzun neredeyse %90’ı depresyonda desem, abartmış sayılmam..
    Hep bir ağızdan “ölsem, kurtulsam” diyoruz ama, dertlerimizi Kuran’a arz ettiğimizde utanır mıyız acaba?

    Şuara Suresine derdimizi anlatalım mesela..
    Haydi, şuan yüreğimizin baş köşesine oturtup, uykularımızı kaçıran sıkıntıyı fısıldayalım..
    Sonra dönüp ayeti celileyi okuyalım.

    Şuara suresi bizlere Musa Aleyhisselam’dan bahsediyor.
    Düşünün ki, bir gruba önder olmuşsunuz, kimseye bir zararınız yok ama dünyanın en en en zalim adamı peşinizde!
    Sizi ve size inanları acı içinde öldürecek!
    Ve siz kaçıyorsunuz, onlar kovalıyor.

    Hikaye anlatmıyorum, bizzat ayeti celilede Rabbimizin buyruğunu izah ediyorum..
    Koşuyorsunuz ve geldiğiniz yer koskoca kızıldenizin kıyısı.
    Atlasanız, boğulacaksınız..
    Dursanız firavun geliyor, doğranacaksınız.
    İşte tamda böyle bir zamanda kavmi Musa Aleyhisselam’a teselli vermedi, öl de ölelim demedi…
    Aksine, büyük bir hışımla;
    -İşte yakalandık! Ey Musa sen açtın başımıza bu belayı!
    Diye söylenmeye başladılar.

    SubhanAllah!

    Düşünebiliyor musunuz? Bir anda yol arkadaşlarınız, dostlarınız en zor anınızda “senin yüzünden!” Diye homurdanmaya başlıyor, önden kızıldeniz köpürüyor, arkadan firavun geliyor..
    Musa aleyhisselamın dilinden tek bir nida çıktı o anda ki;
    Kıyamete kadar her mümin zikredecek bu kelamı..
    -İnne meıye Rabbi, seyehdin! Yani;

    -BEN ALLAH’LA BERABERIM, O BANA ÇARE GÖNDERİR!

    İşte bu kadar!
    Bu kelam değil miydi kızıldenizi yardıran,
    dert sanılan firavunu boğduran!?
    Neden zor geliyor Rabbimize güvenmek bizlere?
    Bir defa gözyaşları içinde derdimize dönüpte,
    -Ben Rabbimle beraberim, o bana çare gönderir!
    Desek, neden açılmasın ki o kapılar bize?

    Böyle bir anı biz hayatımızda yaşamış olabilir miyiz?

    -ALINTIDIR-

  2. Ferhadi dedi ki:

    Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur.

  3. hüzün gecesi dedi ki:

    Derdim olduğunda ne yaparım?
    Derdime göre değişir:-) Sebeplere basvurabilecegim bir durumsa elimden geleni yani fiili duayı yapıp gerisini Allah’tan isterim hayırlısı ne ise o şekilde sonuclansin diye dua ederim. Bocaladığım bir konuysa eğer güvendigim iyi niyetli insanlardan fikir alırım.
    Eğer yapabileceğim şeylerin kısıtlı olduğu bir durumsa bir fincan kahve, bir defter ve bir kalem yeter bana. İçimden geldiği gibi yazmak, kendimi tutmayip yazarken ağlamak ve dua etmek iyi gelir bana. Insan yazarken de kendi hatalarını ya da yanlış ddüşüncelerini görme imkanı bulabiliyor. En azından benim öyle oluyor.
    “Dertsiz kul, dermansiz dert yoktur.” demiş biri.

  4. sümeyye dedi ki:

    Bir derdim olduğunda başta iç alemimde kendimi dinlerim.sonra cözebilecek ya da bana yardimi dokunabilecek büyüklerime danışrım.anlatıp rahatlamaya çalışırım..ama sonuc olarak en son kendimi tekrar dinler bir çözüm yolu çizerim…ve kendimi iyi tanidigimi düsunuyrm ne kadar mutlu olmak moral almak için baskalriyla konuşsm da moralimi kendim düzeltebiliyrum ve bu kisa sürede oluyr …ümitsizliğe kisa sürede düşüyor ve geri hemen kendimi toplayabiliyorum.

  5. duygu dedi ki:

    Klavye artizligi yapilmis.. beylik laflar.. hepimiz biliyoruz imtihandir gecer, pozitif ol falan filan… 3 kere bu hal icinde olsan 5 kere kivraniyosun. Yani zorr dostum zorrrrr…

  6. Ftb.öcal dedi ki:

    Yorum yapan Arkadaşlara saygıyla Kısmi olarak Katılıyorum.gerçekçi olmak gerekirse bu bakış açısına sahip olan insan sayısı toplumda azınlıkta.bende muhakkak Başıma gelen her sıkıntının imtihan olduğunun idrakındayım ama imtihan deyip üzülmemek veya çözüm aramamak benim için pek te mümkün değil.yaşadığım sıkıntının boyut ve kişisine göre içime kapanmışlığımda olur çok samimi dostlarımla paylaşıp bakış açımda eksik yada yanlış olup olmadığını tespit etmeye çalıştığım zamanlarda olur.muhakkak bol dua eder Rabb’ime sığınır ve teslim olurum.dua müminin silahıdır.hz Ali nin de buyurduğu gibi vazgeçmek teslim olarak mücadele ederek sabredenlerdenim.

  7. Nefise dedi ki:

    ELHAMDULILLAH DERİM.. sıkıntı bir nimettir. hem de öyle bir nimettir ki kişiyi yetiştirir kemale erdirir. tozlarını alır kişiyi güzelleştirir. Rabbine yakınlaştırır. SABREDERİM.. LA RAHATE FİDDUNYA DEMİYOR MU RESULULLAH EFENDİMİZ SAV.. dünyada rahat yoktur. DUA EDERİM..
    en çok sıkıntıyı peygamberler çeker. ki Allahın en sevgili kulları olmalarına rağmen.. Allahın beni sevdiğini düşünürüm.. kendini hatırlatmak andırtmak için vermiştir belki de o sıkıntıyı.. ve olumlu düşünmeye çalışırım LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA. üzülme, allah bizimle birliktedir. üzülmezsen ya ebabekir allah bizimle birliktedir. şöyle düşünelim üzüntülü oldugumuz anlarda Allahu tealayla birlikte olabiliyormuyuz kalpten Allah diyebiliyor muyuz? hayır. üzülmemeye çalışırım ALLAH VAR GAM YOK derim..

  8. fatmatuzzehra dedi ki:

    slm sopayla kilime vurmanin gayesi,kilimi dovmek degil tozu almaktir,allah bize dert vermekle tozumuzu alir, Soyle biseyde var,siklntilar sevgilinin gonderdigi misafirlerdir,gelir ve gider onemli olan gonderenin hatirina o misafire sabretmektir allah razi olsun sizdrn faydali bilgiler veriyorsunz

  9. kul mihriban dedi ki:

    benden önce yorum yapmış iki kardeşimin yorumlarına katılarak şunları eklemek isterim:
    1. biz bu dünyaya mutluluk için gelmedik.
    2. mutluluk merkezli yaşamaya başlarsak bir süre sonra mutluluk putumuz olur.
    3. derdimizin geliş sebebi bizim hatalarımızdır.
    4. dünya imtihan dünyasıdır.
    5 kızdıgımız insanı Allah çok seviyor olabilir. o hatanın aynısını bizde yapabiliriz. yapmam diyorsanı ego sorununuz var demektir.
    6. herkes hata yapabilir.
    7. sevmek hatalarane da göz yummaktır.
    8.ne kadar kendimizi haklı görsekde belki Allah nezdinde haklı olan karsımızdakidir bilemeyiz. tarıhde bunun örneği bir çok hikaye vardır.
    9. allah af edeni sever. unutun demiyorum af edeni diyorum.
    kin en kin duyana zarar verir.
    10. büyük uzuntuler kısa yada uzun vadade hastalıklara sebep olur.

  10. Kul Ahmet dedi ki:

    1.Ömer misali bu benim başıma ya gunahlarımdan ya da Allah bununla beni imtihan etmek istiyor diye düşünüyorum.

    2.Sonra yapılacak birsey varsa fiili duamı yapar kavli duaya gecerim.(cok salavat, istigfar, zikir ve bazı sureleri okumakla yasin fetih gibi)

    3.Bu dertlerle o gün önce bir sadaka veririm geceleyinde teheccüte kalkarım karanligin koynunda İcimi Rabbime dokerim.

    4.Çok dertliysem ve hala geçmemişse bazen mezarliklara ugrar ölümü düşünür bu da gecer yahu deyip oyle cok buyutulecek bir mesele olmadıgini bundan daha buyuk dertlerin beni bekledigini dusunmusumdur.

  11. sevda dedi ki:

    Önce büyüklüğüne göre o derdi bana gelmiş, geçici bir misafir olarak kabullenme süreci yaşadıktan sonra mutlaka istişare ederim. Fikirlerine değer verdiğim insanlardan ve tecrübelerimden yararlanırım.Derdin ne olduğu çok önemli,dert etmeye değmeyecek bir şeyse (maddi ise mesela,veya önemsemediğimde kimsenin canı yanmayacaksa ve günah ve haram olmayacaksa) Allah’a havale ederim.
    Başkalarını da ilgilendiren bir dertse çözümlenene kadar dua ederim. Ehil kişilerle çözüm ararım,çözümü yoksa tevekkül etmeye gayret ederim. Bu derdin bana ne öğreteceğini merak eder,onu görmeye çalışırım.
    Yapamadığım bir şey var,o da insanlardan yardım istemek.Bazen bunu yapabilmeyi isterdim.
    Son olarak,yardım istediğimde insanların iç yüzünü gördüğüm için onlara güvenim biraz daha azaldığından,genellikle iç alemime yönelirim.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku