Dişilik ve Dindarlık

14 Şubat 2018Evlilik Okulu11 Yorum »

normal_surmeli-gozler Saliha kadın, dişiliğini korumuş dindar kadındır.” Benim anladığım. Bu tanımı neye göre yapıyorum hemen açıklayayım.

Dişilik: Kadının yaratılışında fıtratına bahşedilen cinsiyetine ait kadınlık vasıflarıdır.

Saliha kadın özelliklerine baktığımızda dişi özellikleri tarif ediliyor. Teslimiyet, yumuşaklık, süs..

Dişilik: Kadının öz enerjisidir.

Dişi: Gizemli, yumuşak, tatlı ve çekicidir. Dişilik yumuşaklık demektir. Tıpkı kadın vücudu gibi kadın enerjisi de yumuşaktır.

Dişilik: Sakinliktir, teslimiyettir, çocuksuluktur, neşedir, masumiyettir… Dişinin masumiyeti erkeği çeker.

Masum görünün kadının karşısında erkek kendini güçlü hisseder ve kadını koruyup kollamak ister. Dişi erkeğe kendini güçlü hissettirir, erkek de onu sevmek, koruyup kollamak ihtiyacı duyar. Kadın dişi olmadan erkekten sevgi alamaz.

Zıtlık kanunu çerçevesinde kadın bedenen ve can özü olarak yumuşak, erkek de sert yaratılmıştır. Kadın-erkek arasında çekiciliği sağlayan sır budur.

Kadın sertleştikçe erkekleşir. Erkekleştikçe de erkeğin gözünde değerini kaybeder. İki sert birbirini kırar.

Erkek yumuşasın dişilik özellikleri kuşansın derseniz o zaman kadın yine mutsuz olur. Kadife bir erkeği kadın koca değil, toz bezi yapar ve o kocaya ne sevgi verebilir ne de ondan sevgi alabilir . Erkek erkek gibi olduğunda kadına çekici gelir.

Dişilik deyince akla ilk olarak cinsellik geliyor. Oysa dişilik cinsellik değildir. Cinsellik dişiliğin bir parçasıdır sadece. Dişi, kadınlık kimliğinden memnun olan kadındır.

Dişiliğini koruyan kadın, erkekliğe özenmez. Günümüzde pek çok kadın erkeksi güçler uğruna, dişiliğinden vazgeçip dişli kadına dönüşmüştür. Dişinin teslimiyetini bırakıp yerine rekabeti ve kontrolcülüğü tercih etmiştir.

Dişilik, kadınların çoğu tarafından aşağılanır oldu. Dişi olmak kadınlığın aslı değilmiş de, kadının erkeğe yaranmak için yaptığı basit hareketlermiş gibi algılanıyor artık: Dudak boyamak, göz süzmek, kırıtarak yürümek, çocuksu konuşmak, dekolte giymek gibi… Bunların bir kısmı dişilikle alakalı bir kısmı yanlış bilinen şeyler. Dişilik bunlar demek değildir.

Dişi kadın ve seksi kadın karıştırılıyor. Dişiliğin içinde seksilik vardır fakat seksiliğin için dişilik yoktur. Seksilik daha çok cinsellik çağrıştıran görüntüden ibarettir. Bir kadın seksi görünebilir fakat aynı zamanda çok erkeksi olabilir. Son derece seksi görünen bir kadın cinsel hayatında çok soğuk bir kadın olabilir. Hatta o cinsel çağrışımlar yapan görüntüsü cinsel probleminden kaynaklanıyor olabilir.

Kadınlarla ilgili âyet-i kerîme ve hadisi şeriflere baktığımızda, Peygamber Efendimizin zamanında yaşayan hanımların hayatlarını incelediğimizde dişiliğini kaybetmemiş bir kadının nasıl olması gerektiği ortaya çıkıyor. İnşallah bu konu sadece kadınlara özel başka bir kitabın konusu. Şimdi bir hadis-i şerifle konuyu tamamlayalım.

“Kocasını memnun ederek ölen kadın cennetliktir.” buyuruyor Peygamber efendimiz.  (Tirmizî, İbni Mâce)

Bu hadis-i şerifi, üzerinde düşünmeden okuduğumuzda, sanki kadınlar dünyaya erkekleri memnun etmek için gelmişler gibi bir algıya sebep olabiliyor. Oysa geniş bir perspektiften derinlemesine bakıldığında ne kadar hikmetli olduğu görülür. Memnun olmanın anlamına baktığımızda bile konu daha iyi anlaşılıyor.

Memnun olmak: Sevinmek, hoşlanmak, razı olmak, bahtiyar olmak, hoşnut olmak, kabul etmek, şad olmak, hazzetmek, sevinçli olmak gibi anlamlara geliyor.

Mümin müminin aynasıdır. Beynimizde aynalama diye bir sistem var. Kişilerin ruh hali, mutluluğu ya da mutsuzluğu karşısındakini de etkiliyor.

Kadın gülümsediğinde bu kocasına de sirayet eder. Kadın kocasını memnun ettiğinde kocası da karısını memnun eder. Kadın memnun olduğunda çocuklarına daha iyi davranır,  etrafındakiler de mutlu olur. Karı-koca birbirlerinde sükûna ererler. Bu da evlerden dışarı yayılan dalga dalga huzur demektir…

Kocasının hoşnutluğunu kazanan, onun rızasını alan kadının cennetlik olacağı müjdeleniyor. Cennet ve cehennem ile ilgili hadis-i şerifleri sadece ahirete yönelik anlamamak lazım. Dünyada evi cennet gibi huzurlu olur ebedi hayatında da cennette mükâfatını zaten görür.

Bir kadının hem kendi mutluluğu, huzuru hem çocuklarının huzuru hem de kocası ile muhabbetli bir hayat yaşaması için dişilik özelliklerini kaybetmemesi lazım her şeyden önce.

Sema Maraşlı “Huzur Bulalım Diye” Kitabından

Okunma Sayısı : 26.352

Abdullah Bir için yorum yapın

“Dişilik ve Dindarlık” için 11 Yorum

  1. Abdullah Bir dedi ki:

    Eskiden köle pazarına çıkarılan kadınlar: “gözleri siyah, dudakları kırmızı, teni pamuk gibi, elinden her iş gelir, sesi ile sizi müptela eder” gibi bir durumu olduğundan fazla abartan ifadeler ile anlatır, çok rağbet görmeyen kadınları bile bir şekilde satarlarmış.

    Kendine köle arayan erkekler köle pazarını baştan sona gezer, ondan ona geçerken cebine ve keyfine en uygun olanı seçer evine götürürmüş.

    Şimdi böyle düşününce “vay be nasıl zamanlar yaşamış insanlar” diyoruz ister istemez. Hatta İngiltere’de insanlar karılarını bile satılığa çıkarırmış yenisini alabilmek için. En son satış 1910 yılında gerçekleşmiş.

    Öyle ya bir kadın bir meydanda satılacak ve kendini sattırmak için tüm dişiliğini kullanmak zorunda kalacak, akıl karı mı?

    Kadın dergilerini, gazetelerin hafta sonu eklerini beş dakika karıştırsanız “10 adımda güzellik”, “erkeği baştan çıkaracak akıl almaz fikirler”, “mucizevi kür ile bir ayda Adriana Lima olacaksınız” gibi başlıklara denk geliyoruz. Artık köle pazarını kuramayan sistem, gönüllü kölelik sistemini böylelikle hayata geçirmiş oluyor.

    Gönüllü köle olan kadınlar daha dolgun saçlara, daha beyaz dişlere, alımlı kirpiklere, çekici dudaklara sahip olabilmek için reklamlar aracılığıyla daha çok para kazanması gerektiğine ikna ediliyor. Daha çok talep görmek adına daha çok çalışması gerektiğine ikna olan kadın, para vererek edindiği kazanımları (!) çocuk doğurarak kaybetmek istemiyor.

    Doğum yapan karısını “ne zaman kilo vereceksin” diye darlayıp psikolojisini bozan, İskandinav kadınlarının güzelliğini öve öve karısının yanında bitiremeyen, sarışın kadın fantazisi kurup utanmadan “göz çapkınıyım” gibi işi pişkinliğe vuran erkeklerin suçu hiç mi yok? Hep daha iyisini ve daha mükemmelini aramayı kendilerinde bir hakmış gibi gören ve bu hakları karşılanmadığı için kadınları aşağılayabileceklerini zannedenlerin, köle pazarı kuran erkeklerden ne farkı var?

    Bütün hal ve hareketleri ile “bir kadının bu hayata geliş sebebi bizi tatmin etmektir. Ikınacaksınız gebereceksiniz ama istediğimiz standartta olacaksınız, olmazsanız alternatif çok valla keyfiniz bilir” tavrı ile fıtraten “baktırmak ve övülmek” istenen kadını nasıl zor duruma soktuklarının farkında değiller mi?

    Bakın erkekler de bu hadsizliği kendi kendilerine elde etmiyor. Kadınlar görüntü ile kafayı bozdukça, oturup bir defa bile hayattaki değerini ve potansiyelini sorgulamadıkça, allanır pullanırsa ancak değerli olacağını zannettikçe, internette bağlama büyüsü ve falcı peşinde koştukça onlarda bunun kendilerinin bir hakkı olduğuna inanıyorlar.

    Peki bu çekişmeden en karlı kim çıkıyor?

    Kozmetik firmaları elbette…

    Yıllık kar marjları bazı ülkelerin GSMH’sı ile yarışan bu firmalar kadın ve erkeğin fıtraten ortaya çıkan zaaflarından sonuna kadar yararlanıyor. Elektriklenen saçların dana yalamış gibi olması gerektiğini, soluk ten ile sokağa çıkmamak için allık kullanmak zorunda olduklarını, yaşlanmanın bir hastalık olduğunu ve onu önlemek için mutlaka falanca kremden kullanmak gerektiğini yine reklamlar aracılığı ile empoze ediyor bu firmalar.

    Modern köle pazarlarına gönüllü çıkan kadınların şu maskaralığa bir son vermesi gerekmiyor mu artık? Neden sistemin gönüllü köleleri olalım ki?

    O kadar mı aciziz?

    Ne zaman sürdüğünüz ruj ile değil o dudaktan çıkan bir tatlı söz ile değer bulduğunuzu, doğumdan sonra aldığınız kiloların anne olmaktan daha önemli olmadığını, üstünlüğün kirpiklerinizin dolgunluğu ile değil takva ile olacağını anladığınız zaman o köle pazarının metası olmaktan kurtulabilirsiniz.
    (Kaynağı belirsiz İktibasdır)

  2. Abdullah Bir dedi ki:

    Herkes kadın erkek ilişkilerinde uzmandır bizim ülkemizde..

    Bir tek ben o konulara akıl erdiremedim.

    Belki de ömrümüzün dağlarda ya da tel örgüler içerisinde geçmesinden dolayı firsatimiz olmadı uzmanı olmaya..

    Yalnız ülke genelinde gördüğüm neredeyse kadınların yüzde seksen doksaninin yaptığı bir kaç şey var;

    Kadınlar, erkeklerle güç kavgasına giriyor. Eskiler derler ya, her konuda sidik yaristirma çabasına giriyorlar.

    Sonra erkeği kendi çevresinden ve ailesinden uzaklaştırarak, kadının kurduğu kumeste piyondan öte olmayan bir horozluk vadediyor..

    Bencilce kendi mutluluğu için geri kalan herşeyi çöpe atıyor. Erkeği elde edene kadar her yolu deniyor, elde Edip nikahı attirdiktan sonra canım cicim muhabbeti bir seneyi geçmiyor.

    Erkeği ilk günden kendi arzularına göre değiştirmek için herşeyi yapıyorlar.

    Var iken her kadın kocasını yuceltiyor, darlık zamanı kadınların büyük kısmı nankörlük yapıp kocasının burnundan getiriyor.

    Kocası için süslenen, makyajlar yapan, evde dekolteli, beli kıçı açık elbiseler giyen kadın sadece romanlarda ve temenniler de geciyor. Ötesine hiç girmeyelim .

    Oysa kadınların büyük çoğunluğu sokağa çıkarken yabancı gözler için belini kıçını göğsünü açıyor.
    Sıkıstirirsan kimse için değil kendim için diyor..
    Az daha sikistirirsan her kadının içinde teşhircilik vardır deyip siyriliyor.

    Biz açalım teşhir edelim ama sen açıktan değil gizli gizli bak diyorlar. Açıktan bakan erkek sapik oluyor, gizli gizli arzulayarak bakan erkek ise kadını tahrik ediyor.

    Bu durum sadece erkeğe yapılan zulüm ile bitmiyor..

    Çocuklar da bu durumdan nasipleniyor..

    Okullarda veli toplantılarına erkekler biraz katılsalar ne dediğimi anlarlar..

    Anne içinde ne varsa onu çocuğa dayatiyor. Küçük kadın gibi davranıyor kızına, büyümüşte küçülmüş adam muamelesi yapıyor oğluna..

    Bakınız aynı şeyi kadın öğretmenler de öğrencilerine yapıyorlar..

    Çıplaklık artık anasinifindan itibaren normallesti..

    Okul mezuniyet balolari..

    Sınıf yıl sonu geceleri..

    Son zamanlarda bir bahaneleri daha var; modacılar bu kıyafetlere zorluyor, piyasada usturuplu kıyafet yok…

    İşin aslı..

    Aman ben yaşamadım o yaşasın..

    Aman içinde kalmasın..

    Aman şimdi herkes öyle yapıyor..

    Aman bu yaşta yapmayacak ta ne zaman yapacak..

    Aman ben kendimi böyle iyi hissediyorum..

    Gördüğüm çok can sıkıcı bir gerçek var; Aldatılan kadın yoktur. Kocasına layikiyla kadınlık yapamadigi için onu mutsuz Edip, mutluluğu ve heyecanı başka tenlerde aramasina sebep olan kadın vardır.

    Erkek camiası otuz sene önce suçluydu…

    En masum, kapalı, ahlaklı kızı dahi sırf cinsellik için yoldan çıkarmaya çalışmıştı.

    Şimdi erkekler resmen tecavüze uğruyor..

    Bu gidişat hayra alamet değil..

    Eyy kadınlar…

    Aklinizi başınıza alıp bu gidişata bir dur deyin.

    Eskiden sizin ekonomik gücünüz yoktu, erkeğe bir nevi mahkumdunuz..

    Erkek te kadına mahkumdu..

    Şimdi siz ekonomik güç sahibiyiz diyerek erkeğe mahkum olmadığınızı ileri sürüyorsunuz. Erkeklerinize kadınlık yapmiyorsunuz.

    Devir değişti..

    Artık yemek, temizlik, çamaşır vs sorunu kalmadı..
    Temizlik şirketleri erkeğin donuna kadar utuleyip teslim ediyor, yemeği pişiriyor evi temizliyor..

    Ve artık kadın sorunu da kalmadı..
    Erkek cinsellik ihtiyacini, evlilik sorumluluğuna girmeden de karşılıyor..

    Hem de çeşit çeşit yaş yaş boy boy farklı dilediği kadınla..

    Erkeğe verebileceginiz şey nesil, sevgi, saygı ve cinsellik iken sizler bunlardan imtina edip kaciniyorsunuz..

    Aile kavramı kalmıyor..

    Toplum darmadağın oluyor..

    Siz böyle yapınca, erkek ne kadar sabırlı olursa olsun ortam, para, zaman üçlemesini bulan erkek sizlerin sebep olduğu ve de sunduğu bu cinsellik ortamına kayıyor.

    Yeni düzende mağduriyetin sebebi de sorumlusu da mağduru da kadınlar oluyor..

    Ettiğinizi buluyorsunuz..
    Mal ve çıplaklık zaafinizdan vazgeçin..

    Sokaklardaki Yabacı gözlere değil kocalariniza kadınlık yapın..

    Çocuklarınıza çıplaklık ve ahlaksızlık değil, edep, adab sevgi ve saygı aşılayin…
    (Devlet Gürocak dan İktibasdır)

  3. Aslan Kılıçarslan dedi ki:

    Katılıyorum değerlendirmelerinize….
    aile babasını tozbezi yerine koyanlar…. maalesef var
    Emeklerinize sağlık……

  4. Hakikat dedi ki:

    Değerli Sema Hanım, ben 15 yılın üzerinde evliliği olan ve şu an evliliğinde imtihan sürecini yaşayan bir erkeğim. Eşim dini hizmet veren bir sektörde çalışıyor. Bir bayanı kazanıyorum diye onunla ilgilenmeye başladı ve kendini o bayana kaptırdı. O bayan ne derse onu yapıyor ve adeta beni de öcü gibi görüyor. Ben evden çıkmak zorunda kaldım. Eşim adeta bana ateş püskürüyor o bayana da hiç toz kondurmuyor. Çocuklarımla telefonla görüşürken bile arka planda bağırıp çağırıyor.
    Sizin yazılarınızı okudukça inanın çok duygulanıyorum. Siz acaba cennetteki yaşamımı anlatıyorsunuz . Teşekkürler. Allah razı olsun. Dualarınızı beklerim.
    Rabbim cümlemizi nefsimizin, şeytanın ve kötü niyetli insanların şerrinden korusun.

    • Saime dedi ki:

      Çok Doğru ve ne yazık ki öyle zor bi devirden geçiyoruz Allah cümlemizi muhafaza etsin bu zamanın fitnerinden ne diyelim.

  5. Havva Hoca dedi ki:

    MaşaAlllah ne güzel anlatmışsınız Sema hanım.
    Hanım olmak önce Hanım gibi giyinmekten başlar diye düşünüyorum.
    Ne oldu biz Müslüman hanımlara giymek için elbiseler etekler pardesüler dururken başka başka kıyafetler arar olduk. İnsanın gıyımı yürüyüşünü etkilermiş. erkekler gibi giyinen onlar gibi yürürmüş mesela.
    Konuşmalarda özenli ve nazik olmalı kaba saba düşünmeden konuşulmamalı mesela işte o vakit tam bir hanımefendi olunur diye düşünüyorum. Selam ve dua ile başarılarınızın devamını diliyorum Allaha emanet olun.

  6. Bir Genç dedi ki:

    Selamlar,
    20li yaşlarda Saliha bir kadın olma niyeti ve dua sinda bir genç olarak sormak istiyorum;
    “Saliha kadın, dişiliğini korumuş dindar kadındır.” tanımına göre, dişiliği nasıl koruyabilir yahut yozlaşmışsa nasıl inşaa edebiliriz?
    Ben kendi aile yapım ve yetiştiğim çevre itibari ile elhamdulillah dindarlığın inşasi ve kendini muhafazanın

    • Bir Genç dedi ki:

      Kendini muhafaza konusunda şansliydim ama bu esnada dişiliğimi baskılamış olduğum gerçeğiyle yüzleştim sitedeki yazıları okudukça. Şimdi ne yapmalı öyleyse

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Sorduğunuz sorudan bircok kadın gibi “DİŞİLİK ile CİNSELLİĞİ” karıştırdığınız anlaşılıyor. Bu ikisi birbirinden farklıdır.

      “Dişiliğin içinde seksilik vardır fakat seksiliğin için dişilik yoktur.”

      Yazıyı bir defa daha okuyun, yazıda sorularınızın “detaylı cevabı” var.

      Problem:

      “Günümüzde pek çok kadın erkeksi güçler uğruna, dişiliğinden vazgeçip DİŞLİ KADIN’a dönüşmüştür. Dişinin TESLİMİYETİni bırakıp yerine rekabeti ve kontrolcülüğü tercih etmiştir.”

      Çözüm:

      “Kocasını memnun ederek ölen kadın cennetliktir.” buyuruyor Peygamber efendimiz. (Tirmizî, İbni Mâce)

      Açıklama:

      Memnun olmak: Sevinmek, hoşlanmak, razı olmak, bahtiyar olmak, hoşnut olmak, kabul etmek, şad olmak, hazzetmek, sevinçli olmak gibi anlamlara geliyor.

      Sonuç:

      “Kadın gülümsediğinde bu kocasına de sirayet eder. Kadın kocasını memnun ettiğinde kocası da karısını memnun eder. Kadın memnun olduğunda çocuklarına daha iyi davranır, etrafındakiler de mutlu olur. Karı-koca birbirlerinde sükûna ererler. Bu da evlerden dışarı yayılan dalga dalga huzur demektir…”

      “Kocasının hoşnutluğunu kazanan, onun rızasını alan kadının cennetlik olacağı müjdeleniyor. Cennet ve cehennem ile ilgili hadis-i şerifleri sadece ahirete yönelik anlamamak lazım. Dünyada evi cennet gibi huzurlu olur ebedi hayatında da cennette mükâfatını zaten görür.”

      “Bir kadının hem kendi mutluluğu, huzuru hem çocuklarının huzuru hem de kocası ile muhabbetli bir hayat yaşaması için dişilik özelliklerini kaybetmemesi lazım her şeyden önce.”

      Dipnot ve Şahsi Öneri:

      Fabrika ayarlarınıza ( fıtratınıznın gereği gibi, düşünme ve yaşama) geri dönmeye çalışın.

    • Poratakal çiçeği dedi ki:

      Sayin Bir Genç kardeşim,
      Bahsettiğiniz sıkıntıları ben de yaşadım. Istanbul’da lisans okurken farkinda bile olmadan feminist düşüncelerin zihnimde ve gönlümde yer edip, ic dünyamda yaptığı tahribatı, yasantimda ve iliskilerimde yol açtığı sorunlari Sema hanımın yazılarını okudukca farkettim. Adim adım özüme döndüm, dönüyorum elhamdulillah.
      25 yaşına bekar bir hanımım, dindar bir ailede yetismeme ragmen bu zamana kadar evliliğe hazırlık anlamında hicbirsey yapmamistim. Üstelik evlilikten kaçıyordum. Gelen teklifleri degerlendirmeden reddediyordum. Erkeklerle rekabet eden, onlara kizgin bir halim vardi. Bu devirde yaşayıp da feminizmin dayatmalarindan bir sekilde etkilenmeyen azdir. Sadece medya tek basina yeter zihinleri feminizmle kirletmeye. Bir de cevremizdeki ezildigini düşünen “aman biz cektik siz cekmeyin ezilmeyin” diyerek bu sefer erkekleri ezmeyi ogutleyen bir onceki neslin kadinlari var.
      Sema hanimdan Allah razi olsun yazilari ve kitaplariyla insanımızı büyük yanlislardan kurtarıyor. Evlilik okulu derslerini okuyup uygulamak “dişiligini koruyan saliha kadin” olma yolunda bana yardimci oldu. Hanim sahabelerin hayatlarini da okuyabilirsiniz. Rabbim hepimizi fıtratını yaşayan salih kullarından eylesin 🙂

  7. qustızıa dedi ki:

    başka ne denilebilir ki .insan aksam evine geldiğinde huzur alabileceği bir hanım yüzü bekler ama karşınıza yarı erkek suratlı bay an çıkar ise ayaklarınız eve gitmez gitcek bir yerde bulmaz.ve ayrılık. asıl sıkıntı bundan sonra dindar olan kadın tarafı evlılıkteki islamı hukumleri ret edip kanunların verdiği daha çok deyip islam hukunu nasıl çiğnerler tüm aile birlikte kendi imzaları olmasına rağmen dini nikahta. ne oldu topluma .gerçekten imanımızı maddiyata mı sattık ….. bu konu haricinde 1 dunya savasında erkeklerin 15 16 yasına kadar asker yasları duşmüş yani erkek sayısı azalmış bir kitapta okumuştum ihtiyarlar haricinde bküçük bir köyde savaş sonrası sadece 3 erkek kalmış .acaba kadın sayısı fazla değilmiydi .evlene bildiler mi. yada bu durum anadolu insanın çocuk yetiştirmesinde kırılmalara sebep oldumu .yada biz farkında olmadan kadın erkek ayrımı mı yapıyoruz.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Sıkıntılar akıllıca idare edildikleri takdirde karakteri terbiye ederler. “ ( S. Smiles )

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku