Dizilerin Ailelere Etkisi

Son dönemde TV ekranlarında boy gösteren dizilerden herhangi birinin senaryosunu incelediğinizde göreceksiniz ki tüm diziler gayri meşru ve gayri ahlaki ilişkiler, boşanmış aileler ve bunların meşruiyeti üzerine kurgulanmıştır. Biri akrabasıyla ahlaksız ilişki yaşamakta, diğeri nikâhsız ilişkiden olma çocuğunu hoş görüyle büyütmekte, bir diğeri ise boşanmış bir ailenin başarılı çocuğu rolündedir. Evlerimizde inançlarımızı ve değerlerimizi tehdit eden bu büyük tehlikeye karşı bir tedbir almanın vakti gelmiştir. Toplumun değer yargılarının ve inançlarının sistemli ve kontrollü bir şekilde sindirerek yıpratan ve çeşitli özgürlük başlıkları altında evlerimize tek tek sirayet eden bu büyük tehlike yukarıda belirttiğimiz sağlam kalan son limanlarımızı da yıkmak için gayret göstermektedir. Dizilerde görülen ve aslında bize pek de uzak olmayan boşanma olayı sanal dünyanın bizlere sağladığı özgürlük ortamında pervasızca alternatifler üretmekte ve bu en hassas anda kişiye şeytanın masum bir vesvesesi olarak görünmektedir.

Dizilerde işlenen ışıltılı dünyaya özenen gençlerimiz, bu dünyanın aslında kendi dünyalarıyla bazı “küçük” farkları olduğunu görmekte. İşte bu küçük farkları da yaşamlarına monte edebilirlerse bu ışıltılı dünyanın onlara biraz daha yaklaşacağını düşünmektedirler. Bütçeleri milyon dolarlarla ifade edilen bu dev yapıtların çok uluslu emperyalist şirketler tarafından finanse edilmesi ve hamiliklerinin üstlenilmesi, tehlikenin ve asıl hedefin boyutları hakkında ipuçları vermektedir.

Günümüz Türkiye’sinde büyük bir kısmında geleneksel/İslami aile yaşantıları tüm canlılığıyla yaşanmakta olmasına karşın izlemekte olduğumuz hiçbir dizide meşru ve ahlaki hasletlere uygun İslami aile yapısı yer almamaktadır. Sıradanlaşma ve duyarsızlaştırma şeklinde bilinçaltına gönderilen mesajlarla toplum bu ahlaksızlıkları sıradan görmeye başlamıştır. Genellikle senaryolara sinsice gizlenen ve “çaresizlik” argümanıyla masumiyet kazanan gayri meşru ilişkilerin karşısında mutlaka daha önce eşinden boşanan “iyi bir adam/kadın” yer almakta. Zaten kendisi de gayrı meşru bir ilişki nedeniyle boşanmış olan ve ahlaksız kişiye sahip çıkan “iyi insanı” gıpta ile izler olduk.

Yine boşanma istatistiklerine bakıldığında yaşanan onbinlerce boşanma olayının nedenleri arasında; dizilerimizde son derece meşru ve güzel gösterilen, alkol, uyuşturucu kullanımı, haram para ve mal kazanma gibi toplumu ifsat eden etmenler en ön sıralarda yer almaktadır.

Sonuç olarak; toplumun ve dünyanın ıslahı gibi bir görevi omuzlarımıza yükleyen rabbimize ve toplumumuza karşı sorumluluğumuzun bilincinde ve bu tehlikenin de farkında olmalıyız. Şeytanın en masum yollarla işgal etme gayretinde olduğu zihinlerimizi onun emrine bırakamayız. Bizler toplumlara ve dünyaya yön vermiş bir neslin mirasçılarıyız. Bu mirasın hakkını vermeli, önce kendimizi, sonra en yakınlarımızı ve sonra da çevremizi bu tehlikeye karşı uyarmalı ve hatta engel olmalıyız.

İslam’ın bedenlerimize ve bilinçlerimize yüklediği bu ağır yük ruhumuzu daraltmıyor, göğsümüzü ağrıtmıyorsa eğer bu utanç bize yeter.

Hayatımızı tebliğ ve davet, ıslahatçı ve maneviyatçı bir mirası taşıma sorumluluğuyla selamlamalıyız.

Bugün bundan sonraki yaşamımızın ilk günüdür.

Selam, dua ve muhabbetle…

Mİlat Gazetesi


Bunlar da ilginizi Çekebilir

0 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz