Düşüncede Şefkat (2)

03 Haziran 2020Sema Maraşlı5 Yorum »

Şiddeti tetikleyen faktörlerden en etkin olanı öfkedir. Öfke bir duygudur ve duygular anlık gelir, kontrol etmek çok zordur. Duyguyu kontrol etmenin tek yolu düşünceyi değiştirmektir.

Düşünce kontrol edilebilir. Düşünce değişmezse duygu değişmez. Öfkeyi engelleyen şey düşüncedir. Mesela bir anne: “Tabii ki çocuk evde oynayacak, ev kirlenecek, dağılacak olur bunlar doğal” diyorsa evde dağınıklık olduğunda, ev kirlendiğinde çocuklarına öfkelenmez.

Başka bir anne, evin her daim düzenli olmasını istiyorsa, evin dağılması kirlenmesi onu öfkelendirir. Mesela oynaması için çocuklara sadece bir oda gösterdiğinde ve çocuklar buranın dışına çıktığında dağınıklık oldu diye anne kızar, bağırır belki vurur. Sonrasında üzülür “Bir daha çocuklarıma vurmayacağım” der fakat yine yapar.

Bu annenin öfkesini kontrol etmesi ancak düşüncesini değiştirmesi ile mümkündür. “Çocuk bu oynayarak büyüyecek, çocuklarımın mutluluğu evin düzeninden, kimin ne diyeceğinden daha önemlidir.” düşüncesine geçse öfkesi gider. Öfke mantıklı düşünce önünde de engeldir.Öfkesi gittiğinde belki gün sonu çocuklara dağınıklığı toplama alışkanlığı edinmeleri için güzel bir yol bulabilir.

Mesela bir hanım “kocam bağırırsa bu şiddettir” diye düşünüyorsa kocası her sesini yükselttiğinde kendini şiddete uğramış hisseder ve öfkelenir.

Ya da bir gelin kayınvalidesinin kötü niyetli olduğunu düşünüyorsa kayınvalidesinin sıradan davranışları bile onu öfkelendirebilir. Düşünce değişmeden duygu değişmez.

Mesela adam çocuğa her banyo yaptırmıyor diye karısına kızıyor ve onu pis olmakla suçluyor. Oysa çocukların her gün banyo yapması gerekmiyor, kendinin her gün duş alması da bu davranışının doğru olduğunu göstermiyor. Erkek bu inancını değiştirmeden öfkesini kontrol edemez.

Ya da ev işleri konusunda yüksek beklentisi olan bir adam, karısının yaptıklarını hiçbir zaman yeterli görmeyebilir. Ya da karısını film artistleri ya da bir tanıdığı ile kıyaslayan erkek karısını hiçbir zaman güzel bulmayabilir. Elimizdeki ölçü doğru değilse her zaman adaletsiz tartar. Kendi adaletsizliğini göremeyenler bir de doğru zannederek karşısındakine öfkelenir.

Öfkeyi gidermenin tek yolu düşünceyi değiştirmektir. Karın annen kadar titiz olmayabilir, kocan baban kadar yumuşak olmayabilir… Mükemmel insan yok.

Maalesef ki günümüzde özellikle kadınları erkeklere düşman edecek fikirler hızla yayılıyor. Kadınların erkeklerle ilgili iyi düşüncelerini bozacak fikirler her taraftan kadınlara ulaşıyor.

Mesela kadına şiddeti önlemek adına kadınlara “Eşiniz istediğiniz kadar para vermiyorsa ekonomik şiddet olur, sizi üzüyorsa psikolojik şiddet olur…” denirse daha önce bu konuları şiddet diye tanımlamayan kadın bundan sonra şiddet diye tanımlar ve basit bir olayı emniyete şikayet edecek kadar öfkelenebilir. Ki günümüzde çok fazla örneği var.

Eğer psikolojik şiddet tanımı illa bu şekilde yapılacaksa en azından kadınların da bu davranışları yapmasının şiddet olduğu da öğretilmelidir. Bir kadının kocasına bağırması, surat asması, erkeğin bütçesini zorlayacak isteklerde bulunması, eş olarak cinsel hayattan kaçınması da şiddet sayılmalı bu durumda. Şiddetin giderek artmasındaki en önemli etken şiddetin sadece erkek üzerinden tanımlanmasıdır. Bu adaletsiz bir tutumdur. Ve kadınların düşüncelerini bozduğu için öfke duygusuna sebep olmaktadır.

Şiddet dilinden şefkat diline geçebilmemiz için önce düşüncemizdeki  yanlış, zehirli fikirleri atıp yerine merhamet, sevgi, saygı, sabır gibi güzel huyları ekmeliyiz. Hakkı ve sabrı tavsiye etmeyen hüsrandadır buyuruyor Yaratıcımız.

Hatasız insan yok. Mükemmellik beklentisi yalnızlık getirir. İngiltere’de “Yalnızlar Bakanlığı” kuruldu. Dokuz milyon yalnız insan varmış ve en küçük rahatsızlıklarda ölüyorlarmış. Bağışıklık sistemini güçlü tutan sevgi duygusudur.

Şefkat dili için almaya değil, vermeye odaklanmalıyız. Gönülden seve seve, menfaatsiz verebilmek, insanın hem kendini mutlu eden hem de etrafını mutlu eden en güzel hasletlerden biridir. Sevgini vermek, zamanın vermek, karşıdakinin mutluluğu için bazen kendinden vazgeçebilmek. Gönülden seve seve yapılan gönle ulaşır. Bir işi yaparken ki duygu ne ise; korku ise korku, sevgi ise sevgi ulaşır karşıdakinin gönlüne. Zihin temiz olursa duygu dünyası temiz kalır, bu da davranışlara  güzellik olarak yansır. Düşüncede şefkat davranışla zuhur eder.

 Sema Maraşlı  www.cocukaile.net

Okunma Sayısı : 14.386

Yorum yapın

“Düşüncede Şefkat (2)” için 5 Yorum

  1. abdullah hasan dedi ki:

    Bizlerin ( Müslümanlar olarak) o kadar çok kuvvetli bir kaynaklarımız var, geçmişimiz hep bizim iyi ( iyi kişi, iyi aile, iyi toplum) olmamız için çok güzel örnekler var. Bizim geçmişimiz de kardeşi( biyolojik ve iman) için , aile için, toplum ve ümmet için yaşamış ne canlar var. ”Can” lara ”Can” katmak için can vermiş pervaneler var. Kardeş için, aile için, toplum, vatan, bayrak , ümmet için yaşayabilmenin hazzını alsak bizde güzel insanlardan olur ve yine o güzel günler e kavuşuruz. Tabi tüm bunlara ulaşmamız için düşüncemiz bu yönde olmalı. Kalbimiz iyilik üzerine mayalı olmalı. Düşünce bilgi ile olur, bilgide akıl ile olur. İyilik düşüncemiz akıl haznemizde olur ve bunu da kalbimize yerleştirisek ve birde kalbimize bu olumlu düşünceden rahatsız olacak düşüncelerden temizlersek o zaman iyilik üzerine mayalı oluruzve şiddetin müsebbibi öfkeyi izale etmiş oluruz.

  2. gulpembe dedi ki:

    hadiselere allah rizasi adina bakabilsek hislerimzi ve dusuncelerimizi kontrol etmek daha kolay olacak. diyelim ki bir meselede kirildik ve intikam almak istiyoruz. kendimize sunu soracagiz, bu intikam hissi Allah icin mi nefsim icin mi?cok belli ki nefsim icin, o zaman butun zorluguna acisina ragmen biz bunu yutucaz , affedicez. iste o zaman yillarin ve olaylarin veremeyecegi bir olgunlugu, pismisligi Allahin izniyle kazanmis olucaz. rasulullahin hanimlarindan hz.safiyeyi hizmetcisi, hala yahudi adetlerini birakmadi ve cumartesi gunune tazim gosteriyor diyerek hz. omere sikayet eder. mesele sorusturulunca hizmetli kadin vicdan azabi ceker ve iftira attigini dile getirir. validemiz bunun uzerine iftiranin hesabini sormak yerine, o cariyeyi azad eder, hurriyetine kavusturur. cunku “o muminler gazaplarini/kinlerini yutarlar.(ali imran,134)

    bu baglamda insanlarin terapistlerden aldigi manevi yardim neden cogu zaman basarili olamiyor sorusunu da bir nevi cevaplamis oluyoruz. terapistler degismek isteyen kimselere ancak o an icin bir can simidi verebilir, halbuki bu insanin yuzmeyi ogrenmesi gerekiyor. odevler yonlendirmeler,disardan telkinler bir yere kadardir, sen kendin tipki bir agacin kendi ozunden salgiladigi sivilarla iyilsmesi gibi icerden toparlanmali,beslendigin menbayi tekrar gozden gecirmeli, irade ve hislerini terbiye edebilmelisin.

  3. Fatmatüzzühra dedi ki:

    Öfke, diğer duygular gibi insanda olan, gayet normal duygularımızdan sadece bir tanesidir. düşünsel boyutta hallettiğiniz zaman öfkenizi dışarıya yansıtmanız da değişir. Aslında hiçbir şey düşündüğümüz kadar kötü değildir. Biz kafamızda çok çok düşünüp büyüttüğümüz için sonuçları da o yönde gelişiyor.
    Ve yazarımızın da son paragrafta değindiği gibi sevgi kavramını çok önemserim. Sevgidir bizi hayata bağlayan en önemli duygularımızdandır ve Shakespeare’nin dediği gibi sevmeye başlarsanız yaşamaya başladığınızı hissedeceksiniz.
    Güzel yazılarınız için teşekkür ediyorum:)

  4. A.Baser dedi ki:

    Yılmadan, yorulmadan bildiğiniz konuda insanları irşad ediyorsunuz. Her zaman dualarımdasınız. Allahü Teala ayağınızı doğru yoldan kaydırmasın, sizi ailenizle birlikte cennette Peygamber Efendimize komşu eylesin.

    • Mansur dedi ki:

      Selemun aleyküm. Allah razı olsun. Çalışmalarınızdan istifade ediyoruz. Devamını bekliyoruz. Allah sebat versin

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayın, onbeş yaşına kadar onlarla arkadaş olun, on beş yaşından sonra da onlarla istişare edin.” ( Hz.Ali)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku