Eğitimde Geçiş Dönemi ve Kadim Eğitim Kültürümüz (1)

09 Ocak 2017Ziyaeddin Halid İpek5 Yorum »

halid2Doğuda bir üniversitede yürüttüğüm çalışmada verileri incelerken şunu fark ettim ki üniversitenin fakültelerinde okuyan bireylerin annelerinin %40.4’ü ilkokul (yani 5. Sınıf) mezunu, öbür yüzde 41.8’i ise hiç okuma yazma bilmiyor.

Babalarının eğitim durumuna baktığımızda ise sadece %11,8’i gibi bir kesim üniversite mezunu. Bu öğrenci topluluğunun %58 kız, %42 si ise erkek. Annelerinin ve babalarının eğitim seviyesinin düşük olmasına rağmen bu kişiler direk üniversite okuma gibi bir şansa ulaşıyor ki bu güzel bir şey. Yalnız burada bir sıkıntı var.

Biz daha önce ailesi tarafından eğitim olgusu tam oluşturulmamış bir kişiye üniversitede hangi değerleri veriyoruz?

İlmin kıymeti, erdemler ve tevazuyu mu yoksa zekânın her şeyden önde olduğu, üniversite mezuniyetinin o kişileri öbürlerinden çok farklı kıldığı ve alın terinin değil masa başında oturulup yapılan memuriyetin kutsallığını mı?

Paylaşmayı mı yoksa zafere giden her yol mubahtır anlayışı ile kopya çekmeyi ve hak yemeyi mi? Ne yazık ki eğitimde verdiğimiz şey ikinci seçenek oluyor çoğunlukla.

Bu süreçte eğitim sisteminden çıkanlar ya önüne sel gibi her şeyi katan ve gözleri başarılarından başka hiçbir şey görmeyen hırslı çalışkanlar ya da en kısa yoldan nasıl makam, para veya güç sahibi olabilirim diyen tembeller oluyor.

Elhamdüllillah istisnalar bir hayli mevcut fakat zihniyetimizi en başta toplum daha sonra verdiğimiz eğitim boyutunda düzeltmezsek ne yazık ki önümüzdeki nesiller bu dikte edilen yanlış kutsalların kurbanı olacak.

Niyetim karamsar bir tablo çizmek değil. Sadece durumu doğru değerlendirmek. Türkiye eğitimde önemli bir geçiş sürecinde. Geçiş süreçleri çoğunlukla sancılı ve sıkıntılı olabiliyor. Örneğin İngiltere’nin sanayi devrimine geçişi sırasında köylülerin şehirlere göç ettirilmesi sonucu şehirlerde varoşların çoğalması. Buğday fiyatlarının aşırı düşmesi sebebiyle bira fiyatlarının düşmesi. Bunun sonucu sokaklarda hiç eksik olmayan ayyaşlar ve artan suç işleme oranları geçiş sürecinde olabilecek sıkıntılara bir örnek.

Bu eğitimdeki geçiş sürecinde ise bizim köklü eğitim kültürümüzün dinamiklerinden faydalanabiliriz. Eğer bu geçiş döneminde onlara sıkı sıkıya sarılırsak bu sancılı dönemi en az hasarla atlatabiliriz. Peki, bu köklü eğitim kültürümüzün bazı dinamikleri nedir ve bunları nasıl eğitime işleyebiliriz? İsterseniz bunları daha sonraki yazı da ele alalım.

Okunma Sayısı : 891

“Eğitimde Geçiş Dönemi ve Kadim Eğitim Kültürümüz (1)” için 5 Yorum

  1. Feyza diyor ki:

    Universite egitimi kiz veya erkek ayirdetmeden artik zihinlerde adeta kutsal bir hedef haline geldi/getirildi Halid bey. Ilim mevzusu ve hatta ilim tahsili ile ilgili hadis-i serifler dahi, bazi cevreler tarafindan pozitif ilimlerle sinirli dar bir cevreye indirgendi, anlamindan saptirildi.

    Bizim Islam kulturumuzde kisi, ogrendikce ahlaken de tekamul eder, ilmi arttikca edebi artar, basireti acilir, ilkeleri belirginlesir ve okudukca insanliga hizmet etme sevki artar, insanligi kendi hizmetkari gibi gorme kustahligindan uzak olur. Bunun sebebi astronomi de olsa, tip da olsa, cebir, fizik, kimya her ne olursa olsun okudugu ilim insanin Allahu Teala ile olan bagini kuvvetlendirir, imanini ziyadelestirir.

    Fakat simdi manevi anlamda bir altyapiyla hazirlanmadan sadece dunyevi hedefler dogrultusunda okuma ve calisma hayatina atilmak isteyen kesim, haliyle okudukca olgunlasmak yerine okudukca bencillesiyor. Istisnalari her zaman tenzih ederim, asla bunu herkes icin soylemiyorum. Biz okumadik. Universite tahsilini ben ve benim gibi inanan kardeslerim soyle reddediyoruz ki, karma olan bir kurumda tahsil gormekten manen dinim.menediyor, o halde biz de tahsilimizi o siralaeda degil, inamcimiza uygun ortami saglayan bu siralarda devam ettirelim. Bu yonlu okuyup kendimizi gelistirelim ve hem insanlara dunyevi olmayan bir hedef kapsaminda faydali olalim hem Allah’in koydugu hudutlari cignemis olmayalim.

    Bu bizim bilime karsi ciktigimiz anlamina gelmiyor, uygun bir egitim sistemimiz olsa emin olun uni. Tahsilini ben de isterdim. Cunku okumayi cok seviyor fakat okumayi bir kurumla ve o kurumun yorungesindeki mufredat ile sinirli gormuyorum. Fakat elimizde diplomamiz olmadigi icin uni.yi tabulastirmis bazi kesimler tarafindan kabul gormuyoruz. Peki bu umrumuzda mi? Kesinlikle degil.

    Okuyanlarin bireysel degil ummetsel dusunerek idealist hedefler icin calismalari hem azimlerini artirir. Hem basarilarini yukseltir. Dilerim uni.tahsili ve kariyer amaci olan muslumanlar olaya daha suurlu ve ben degil bizmerkezci bir yaklasimla hakim olurlar. Bu, su an benim zannimca imkani ve sartlari elveren her Musluman icin farz-i kifayedir. Fakat ser’i serife muhalif olmadigi surece.

    • Ziyaeddin Halid İpek diyor ki:

      Feyza Hanım

      Hasan Basri (r.h.a.) edep yoksa ilimde yoktur demiştir. Edeb olmayan bir ilim 200 bin sivilin üstüne atılan atom bombası kadar medeni ve geçerli olur ancak. Önce dışarıdakilere sonra kendi içinizdekileri zarar vermek istemiyorsak ilim verirken Edeb vermeyi de ilke edinmeliyiz. Bi dahaki yazımda bunu eğitimde nasıl sağlayabileceğimizle ilgili bir örnek vermeye çalışacağım.

      Bunun yanında eğitim ve öğretimi okul ve üniversite ile kısıtlamak en büyük yanlışımız olur. Bu zaten eğitim öğretime de aykırı. Birşey olmak için değil birşey yapmak için okumayı ilke edinmek önemli.

      Katkılarınız ve yorumunuz için teşekkür ederim. Hayırlı günler

  2. Sümeyye diyor ki:

    Halid bey ayrıntılı çok güzel bir şekilde anlatmışsınız.Sizin kadar bilgi sahibi değilim fakat özellikle yaşam şartları zor, köy gibi bedensel iş gücünün fazla olduğu yerlerde yaşayan insanlar, okuma yoluyla kentlere gelme, dediğiniz gibi rahat bir memuriyet hayatını seçme, alın teri olmadan, haram helâl aramadan insanların kolay kazanma rahat yaşam arzuları. Batı bölgelerde de bu tür örnekleri duyup rastladığım için paylaşmak istedim. Dediğiniz gibi eğitim sistemi de önemli rol oynuyor. İnsanlar hak yiyerek bir yerlere gelmemeli. Bu büyük sorun her anlamda eğitimin düzene girmesiyle giderilebilir inşaAllah…

    • Ziyaeddin Halid İpek diyor ki:

      Sümeyye hanım

      İnsan doğal olarak elindeki şartları iyileştirmek ve bulunduğu durumdan daha iyisini elde etmek ister. Bu insanın doğasında var. Olmasa idi şu an Hz. Adem (a.s.) beri hiç bir değişim yaşamazdık. Hep aynı yaşam standartlarıyla yaşardık. Daha iyisini arzu etmek kaçınılmaz isteğimiz.

      Bu yüzden köyde veya şehirde yetişmiş bir insanın doktor, avukat, öğretmen olmayı istemesi doğal bir şey. Yalnız bunun için tüm ahlak kurallarını 2. plana atması sıkıntılı bir durum. Bizim eğitimde verdiğimiz değer kabul etmesekte bu. Bunun sonucu gençler adeta birbirlerini parçalıyor.

      Her kesim ve kişinin kendini düşündüğü bir durumda medeniyet hayat bulamaz. Başarı da sağlanamaz. Batı bunu anlamaya başladı. Biz ise çoktan biliyoruz ama kaybetmeye başlıyoruz. Bir daha ki yazımda bu durumu düzeltmek için azda olsa neler yapilabilir ona değineceğim

      Yorumunuz için teşekkür ederim. Hayırlı günler

      • Sümeyye diyor ki:

        Haklısınız Halid Bey. Köy veya kent, değişim arzumuz süregelen bişey. Önemli olan ahlak kurallarını yok saymamak.
        Cevap vererek aydınlattığınız için ben teşekkür ederim:) Hayırlı günler.

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Bilinçaltı Şakadan Anlamaz

Eğitimci yazar M. Emin Karabacak’ın yeni kitabı Bilinçaltı Şakadan Anlamaz kitabı okurlarla buluştu. Bayramlık İstemeyen Çocuklar (Çocukların başarısını artırma da anne babalara düşen görevler), Tabakları Ayırdık Çocuklar Söz Dinlemez Oldu, ...
Devamını Oku