Eleştirme Alışkanlığı Olanlardan mısınız?

18 Nisan 2017Evlilik Okulu42 Yorum »

_780x519-x2i4sujhluDeğerli Okurlarım!

Epeydir “Evlilik Okulu” derslerini aksattık. Her zaman ben önce yazıyı yazıyordum sonra siz yorumları. Bu kez tam tersi olsun. Sizler yorumlarınızı yapın sonra ben yazıyı yazayım inşallah.

Sadece aile üzerinden değil, genel sordum soruları. Evliler karı-koca ilişkisi ya da çocukları ile ilgili olarak cevaplayabilirler, ayrılmış olanlar eski eşleri ile ilişkileri üzerinden, bekarlar anne-babaları ya da eş görüşmeleri üzerinden ya da iş hayatı üzerinden olabilir cevapları. Maksat eleştiri konusunda farkındalık oluşturmak.

Özellikle şu soruların cevabını verirseniz sevinirim.

1-Eleştirme alışkanlığınız var mı?  En çok kimi eleştirirsiniz? Bu huyunuzdan memnun musunuz?

2-Sizi en çok kim eleştirir? Söylenen hususlarda değişme isteğiniz oluyor mu?

3-Eleştirildiğinizde ne hissediyorsunuz?  Eleştiri karşısında tavrınız nedir?

4-Eleştiri yaparken dikkat ettiğiniz hassasiyetleriniz var mı?

5-Eleştiri yaptığınızda niyetinizi karşınızdaki kişi doğru algılıyor mu? Algılamıyorsa sebebi ne olabilir?

6-Tekrar tekrar yaptığınız eleştiriler,  sizin ve karşınızdaki kişinin üzerinde ne gibi duygular uyandırıyor olabilir, dikkat ediyor musunuz?

7-Unutamadığınız sizi utandıran ya da çok kızdıran eleştiriler aldınız mı? Çocukluğunuzda da olabilir.  Ya da siz böyle bir eleştiri yapıp pişman oldunuz mu?

Soruların hepsini de cevaplayabilirsiniz sadece istediklerinizi de.

Şimdiden teşekkür ederim.  (Sema Maraşlı)

Okunma Sayısı : 6.587

Yorum yapın

“Eleştirme Alışkanlığı Olanlardan mısınız?” için 42 Yorum

  1. Gokce diyor ki:

    SA,
    1- Elestirme aliskanligim yok. Ama hatalari gorurum, eger duzeltilmesi gerekiyorsa yeri ve zamani geldiginde soylerim. Insanlari bozmak icin,elestirmeyi, hatalarini yuzlerine vurmayi hic sevmem. faydasi olmayacagini biliyorsam ve cok da onemli degilse, hic o seyden bahsetmem.

    Eger surekli tekrarlaniyorsa ve kendilerine,baskalarina zarar verdigini hissediyorsam, Cocuklarimi elestiririm.
    2- Simdi etrafimda olmayan, (elhamdulillah ) eski esim cok elestirirdi. Adamda elestirme hastaligi vardi.Encok ta,yaptigim yemegi elestirirdi. Daha ilk aylarda anlamistim ve sordum. baban nasildi diye.. Soyle bir dusundu ve ” babamin elestirmeden bir yemek yeyip kalktigini gormedim” demisti. meseleyi o zaman anladim.
    Tabii ki duzeltmeye onun istedigi gibi pisirmeye alistim ama bu onun “elestirme ” huyunu degistirmesine yetmedi. her seferinde elestirecek baska bir sey buluyordu.
    3- Sevdiginiz kisi, memnun etmek icin cabaladiginiz insan yaptiklarinizdan memnun olmuyorsa hayal kirikligi yasaniyor. Siz ne kadar ugrassaniz cita hep yukari cekiliyor. Sonunda da siz duyarsiz oluyorsunuz. Ben elimden geleni yaptim, muhim olan o diye dusunup alinmamayi ogreniyorsunuz.
    Kalabalik bir ailede buyudum..Annem in elestirileri beni cok uzerdi. Acaba ben uveymiyim diye dusundugum olurdu. Ablam mukemmelliyetci biriydi ve O da beni cok elestirirdi. Onu cok severdim ama elestirilerin de cok kizardim. Evlendigimde de esim…Elestiriler karsisinda her ne kadar kendinizi mudefaaya calissaniz da, kendiniz bir caresizlik, acziyet ,kendinize karsi yetersizlik duygulari yaratiyor. Zamanla da bir mudafaa mekanizmasi gelistiriyorsunuz ve duyarsizlasma olusuyor.

    4- kendi tecrubelerimden dolayi, elestirinin faydali olacagi zaman ve mekani beklerim.. Genellikle yanlizken ve incitmeden soylemeye calisiyorum.

    5- Cocuklarimdan bazilari ne kadar ugrassam da hakli bile olsam elestiriden hoslanmadiklari icin sozlerimi baska yone cekmeye calisiyorlar, alinganlik gosteriyorlar..
    zaman, yer soyleyis tarzi ve karsimdaki kisiye bagli olarak, elestirdigim kisinin reaksiyonu farkli oluyor.

    6- Tekrarla ve israrla yapilan tenkitin faydasi olmadigina inananlardanim.. Kisisel bir eksiklik gibi algilana biliniyor. Inciniyorlar.

    7-Gecmisten ders alip elestirmemeye calisiyorum..

  2. Rabia diyor ki:

    hayırlı nurlu sabahlar ablacım maşaAllah yine güzel bir konuya değinmişsiniz ehli sünnet yolunda aynı fikirleri paylaştığım birinin halka açık cesur ve mütevazı yazıları ilen karşılaşmak yalnız olmadığımızı bir kez daha hissettiriyor :) asıl sorunu çözdüm ama nasıl anlatılır burda bilemiyorum Rabbim hidayet nurundan ayırmasın eleştiriyi O’nu sav i tanıyıp bilen ince ruhlu insanlardan duymak çok güzel oluyor çünkü O sav kimsenin kalbini kırmadan yerinde konuşur lakin ahir zeman düzen birlik islamın içten çatışdığı bir dönemde asıl eleştirilmesi gereken konulardan uzaklaşıp dünya derdine düşen eleştirisel hastalıklı kişileri anlayamıyorum sanki dünyaya bel bağlamışlar samanyolu (zaman tüneli) gibi sürükleniyorlar sonuç eden buluyor düşünenler için ibret var Rabbim bizleri ufku geniş imanı ehli sünnet yolunda olan kimselerle haşr etsin cahil gruhundanda fersah fersah ırak eylesin sorularınıza gelince kişisel olarak
    1-Eleştirme alışkanlığınız var mı? En çok kimi eleştirirsiniz? Bu huyunuzdan memnun musunuz?

    eleştirmeyi sabur zikrini çekmeyi bıraktığımdan beri kullanmaya başladım mutlumuyum önemi yok çünkü eleştirmeyi koz olarak kullanan çıkarcı olaycı çenebaz senarist yönleri yüksek kişilerin eleştirilerle kendilerini koruduklarını farkettirdi Allah öyle kişilerin suratlarına yaptıklarını şap diye söyleyerek boşa kürek çektiklerini farketmelerini sağlayamasakta hakkın dışında çenebaz olduklarını artık su gibi görebiliyoruz ondan artık bizde eleştiriyoruz en çok annemi eleştiririm oda onun yanında
    Bu hazır cevaplılıktan hiç memnun değilim çünkü zehir toplarını saçma sapan şeylere kusmasından bıktım onun yaptığını yapıp kişilerin açık yönlerini araştırmaktansa gıybetine ortak olup muflisliğine istemeden katılmaktansa yapıcı olmamanın yıllardır kendisine bize ne kadar zarar verdiğini ne çekilmez biri olduğunu görmesi için artık onun eleştirilerini istemeden olsada o kişilere direkt kullanıyorum

    2-Sizi en çok kim eleştirir? Söylenen hususlarda değişme isteğiniz oluyor mu?
    Beni en çok annem eleştirir. lakin O kainattaki herşeyi eleştirir. Aşırı olduğunu düşündüğümden artık kaale almıyorum. değişime eleştiriyi yapan kişinin hak ve adl olup kendinin o eleştirideki tutumuna bakarak değiştiririm

    3-Eleştirildiğinizde ne hissediyorsunuz? Eleştiri karşısında tavrınız nedir?
    karşımızdaki kişilerin de kusursuz olmadığını dünyalık isteklerin eleştirilerin ahıreti endişeleri unutturmaması gerektiğini düşünüyorum ona göre tavır sergilerim mesela örnek verirsek misafir geldiğinde ezan okunduğunda rahatı bozulmasın hizmet edelim düşüncesine çok karşıyım hizmet Allah için olur ondan önce namaz gelir
    birde gıybet meselesi gelen kişi sırf kendi egolarını rahatlatmak için birini eleştirmek için geliyor ise gıybet yaptığını yüzüne söylerim burda artık netim bundan dolayı çok sevilmem lakin eleştiri Allah için olmalı egocular için olmamalı

    4-Eleştiri yaparken dikkat ettiğiniz hassasiyetleriniz var mı?

    kesinlikle var kişinin yaptığı işteki uzmanlık alanı ilen sözleri ve yaptıkları nda hak ve adl birimi saburlu yapıcı birimi çok dikkat ederim
    5-Eleştiri yaptığınızda niyetinizi karşınızdaki kişi doğru algılıyor mu? Algılamıyorsa sebebi ne olabilir?
    önce eleştiriyi kendimize nefsimize yapıyoruz hadis sünnet yolunda sahih kişilerin hadisleri ilen aydınlanmaya çalışıyoruz şartlarımız uyuyor ise karşımızdaki imanlı ihlaslı biri ise ehli sünnet yolunda biri ise önce kendimizi eleştirdiğimizden kişiler bizi hal ve hareketlerimizle algılıyor elhamdülillah algılamayanlarda ya çıkarcı yada narsist karakterli eleştiriyi çıkar olarak gören ehli sünnet yolunda yaşamayan uyumsuz kişiler böyle kişilere hidayet duası ediyoruz
    6-Tekrar tekrar yaptığınız eleştiriler, sizin ve karşınızdaki kişinin üzerinde ne gibi duygular uyandırıyor olabilir, dikkat ediyor musunuz?

    tekrar tekrar eleştiriyi uygun görmüyorum hem kabak tadı veriyor hemde ciddiyeti kişinin hakimiyet ve egosuna dönüştürüyor ondan yapılmasınada izin vermem hemen hasbun Allah ve ni’mel vekil çekerim öyle kişileri kaale almam eleştirilerine önem vermem

    7-Unutamadığınız sizi utandıran ya da çok kızdıran eleştiriler aldınız mı? Çocukluğunuzda da olabilir. Ya da siz böyle bir eleştiri yapıp pişman oldunuz mu?
    Aldım çocukluğumda annemin kişisel özel hayatımı eve gelen iş arkadaşım dediği erkeklere bodostlama anlatması idi o günü unutmayıp eleştiri yapmada önce kendime bakarım birde eleştiri yaptığım kişinin şartlarına ben o haldemiyim diye sonra sünnete hadisi şerife hadis hatırıma gelmez ise susarım yada ortamdan ayrılırım
    bende ince düşünceleriniz için teşekkür ederim hayrlı nurlu günler

  3. Sami diyor ki:

    1- Gerekli gördüğüm durumlarda tenkit ediyorum. Bu, alışkanlık seviyesinde değil hamd olsun. Her gün tenkit edilen bir hanımın, dünyası zindana dönerdi.

    2- Çocukken en çok validem eleştirirdi. Şimdi gerekli gördüklerinde pederim, validem eleştirir. Tavrımı değiştirme isteği zaman içinde doğuyor. Eleştiri sonrası hiçbir istek duymuyorum.

    3- Eleştiriye hak verirsem haklısınız diyorum. Hemfikir değilsem durduğum yeri onlara daha iyi gösterecek şekilde izahat veriyorum. Bakış açısı münasip bir izahatla değişebiliyor.

    4- Üslûbumun güzel olmasına itina gösteriyorum. Tenkit cümlesinden önce muhakkak takdir cümlesi kuruyorum. Ve dinlediği için teşekkür ediyorum.

    5- Niyetimi başta açıklıyorum. Doğru algılaması için kısa cümlelerden uzak duruyorum. Olabildiğince ayrıntıya giriyorum.

    6- Tekrarlanan eleştiriler muhatabın moralini altüst ediyor. Ben bu kadar duyarsız, anlayışsız biri miyim, sorusu zihninde doğuyor. Günü zehir oluyor.

    7- İdari amirimin dile getirdiği eleştiri bendenizi çok üzmüştü. Bir gün evvel görüştüğü misafirini ertesi gün kabul etmek istememişti. Çünkü misafir çok konuşkan biriydi. Epey vaktini almıştı. Ararsa burada olmadığımı söylersin, demişti. Beyefendi aradığında, ilgili birimin bugün müsait olmadığını, misafir kabul edemeyeceklerini söylemiştim. Çok kızmış ve yukarı çıkmadan ayrılmıştı. İdari amir bendenizi yanına çağırmış, “kabul etmiyoruz denir mi? Elbette hiddetlenir. Ama olmadığımı söyleseydin, netice böyle olmazdı. Senden daha kıvrak bir performans bekliyorum ” demişti. Hamd olsun beklenen kıvraklığa ulaşmamıştım.

    • Rabia diyor ki:

      7. şıktaki tavrınız için kutlarım bende çalıştığım zamanlarda yalan söylenmesine teşvik edilmeye çalışıldım birde böyle kişiler elemanlarından dürüstlük beklerler beyaz yalanlarla çıkarcılığı aynı kefeye koyanları Rabbim hidayete erdirsin
      Rabbim ehli sünnet yolunda hayrlı helal süt emmiş kimselerle karşılaştırsın
      Rabbim elleri ayak ayakları el etmesin amin dua ilen

  4. mağusa hanım diyor ki:

    1-Eleştirme alışkanlığınız var mı? En çok kimi eleştirirsiniz? Bu huyunuzdan memnun musunuz?
    -islami camiada faaliyet yapmaya çalışan fakat samimiyetsiz olduğunu düşündüğüm kişileri.

    2-Sizi en çok kim eleştirir? Söylenen hususlarda değişme isteğiniz oluyor mu?
    -annem ve ablam. bazen oluyor.onlar mutlu olsun diye onların yanında öyle yapayım diyorum.

    3-Eleştirildiğinizde ne hissediyorsunuz? Eleştiri karşısında tavrınız nedir?
    -tutarlı bir eleştiri mi diye düşünürüm. bunun gibi başka bir örnek verebilir misin diye sorarım. başka bir örnek aklıma gelirse ben de anlatırım. bunlardaki ortak sorunumu anlamaya çalışırım.

    4-Eleştiri yaparken dikkat ettiğiniz hassasiyetleriniz var mı?
    -daha önemli konular varken daha gereksiz konularda eleştirmek doğru değil. zaman kaybı kalk kırıklığı olur.

    5-Eleştiri yaptığınızda niyetinizi karşınızdaki kişi doğru algılıyor mu? Algılamıyorsa sebebi ne olabilir?
    -güzel bir giriş yapınca anlıyorlar. bir sefer fakültede bir kızı dışarı çağırıp nazikçe konuşmaya başlamıştım. bir anda ağladı. öyle bir niyetim yoktu çok şaşırmıştım. bazen yanlış algılanabilir.

    6-Tekrar tekrar yaptığınız eleştiriler, sizin ve karşınızdaki kişinin üzerinde ne gibi duygular uyandırıyor olabilir, dikkat ediyor musunuz?
    -eşim ilk evlilik yılımızda bana “başladın yine dır dıra” demişti. ben o esnada ona “yine niye susuyorsun konuşsana benimle” diyordum. bu bizim o yılki en büyük sorunumuzdu, şimdilerde geçti sayılır çok şükür. onda böyle bir duygu oluşturmuş mesela. eş deneyimi başka bir olay. evlenmeden önce erkeklerle pek münasebetim olmadığı için bir erkek nasıl uyarılır nasıl eleştirilir hiç bilmiyordum. kız arkadaşlarımı iyiye sevk eden eleştirme konusunda daha deneyimli ve başarılıyım. ama eş konusunda yardıma ihtiyacımız var sanırım.

    7-Unutamadığınız sizi utandıran ya da çok kızdıran eleştiriler aldınız mı? Çocukluğunuzda da olabilir. Ya da siz böyle bir eleştiri yapıp pişman oldunuz mu?
    -bir keresinde çok sevip saydığım bir hocam bana mail atmıştı “sen kibirlenmişsin” diye. neden böyle düşündüğünü anlattıyordu mailde ama o olaylar onun sandığı gibi değildi. gerçekten üzülmüştüm. unutamam heralde.

  5. ayse diyor ki:

    Merhaba,
    Sitenizi bulma şeklim tamamen google boşanma hakkındaki yorumlardı boşanan insanların yaşadığı süreç ve işte burdayım,
    Şuan bir süreçten geçiyorum ailemi karıştırmamak adına kimseyle bu ciddiyetimi konuşmuyorum.
    Eleştiriler konusunda çok eleştiren biri değilim kimseye neden böyle yapıyosun demem ama o hareket beni rahatsız ettiyse eğer sadece rahatsızlığımı bildiririm. Ben çok düz ve standart biriyim herkesi olduğu gibi kabul ediyorum da eşimi edemiyorum. onun vurdum duymaz olması beni fazlasıyla sinirlendiriyor onu fazlasıyla eleştiriyorum çünkü yaptıklarından rahatsızlık duyduğum için bu sefer tüm hayatını ve hareketlerini eleştirmeye başlıyorum ve o dakikadan sonra bende kayış kopuyo ve direk saldırıya geçiyorum. Dediğim gibi bu konuda düzüm. evet eleştiriliyorum, agresif olmam yüzünden ama ben buyum ve herkes bunu kabul etmesine rağmen eşimin benim üzerime oynayıp ben çıldırdığım anda herkes bana dönüyo e sen hep sinirlisin modu ile bana bakıyo, Bu şey gibi aslında; iki kardeş vardır ve biri diğerinden herzaman daha kurnazdır onu kızdırır ve kendine zarar vermesini sağlar, tabi herzamanki gibi zarar veren taraf suçlu bulunur, bu gibi sanırım…

    • Süleyman diyor ki:

      Ayşe hanım

      Allah yuvanızı bozmasın. İnşAllah huzur versin. Birbirinize göz aydınlığı olun :)

      Benim takıldığım nokta şu yorumunuzda. Herkesi olduğu gibi kabul ediyorum demişsiniz. Ancak eşinizi olduğu gibi kabul edemediğinizi belirtmişsiniz. Eşinizi olduğu gibi kabul edemediğiniz halde eşinizin sizi olduğu gibi kabul etmesini istiyorsunuz. Bu adaletli bir muamele olmaz. Belki siz eşinizi olduğu gibi kabul etmeye başlayınca oda sizi olduğunuz gibi kabul etmeye başlar. Bir huzura kavuşursunuz. Bol bol oruç tutun ramazan dışında da bu tahammülünüzü artırır inşAllah.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Ayşe Hanım.

      İncir çekirdeğini bile doldurmayacak şeyler için yapılan tartışmalar aslında arka planda var olan dağ gibi sorunların dışa vurumudur. Her zaman buzdağının görünmeyen bir yüzü oluyor. Öncelikle bunları irdelemelisiniz.

      Agresif olmak bir kadına yakışmaz. Sizde eşinize karşı oluşan sevgi eksikliğinin bir sonucu olabileceği gibi başka sebepleri de olabilir. Mesela tiroit hastaları sinirli olur. Ben sinirli olduğundan şikayet edilen kişilerin aslında tedaviye muhtaç kişiler olduğunu da gördüm. Keza hanımlar için özellikle doğum sonrası depresyon gibi durumlar olabiliyor. Bilinçli olmayan çiftler bu süreçleri atlatamayabiliyor. Yani içinde bulunduğunuz ruh halinin ilk paragrafta bahsettipim psikolojik ve buradaki örneklerde verdiğim olası fizyolojik sebeplerini bir irdeleyin derim.

      Kocanızın vurdumduymazlığı aslında sizin şefkat ve sevgi eksikliğinize karşı ördüğü duvarlar olabilir. Bu konuda yakın zamanda yayınlanmış iki yazı var bu sitede, okumanızı tavsiye ederim. Yaşadıklarınızı kocanızdan da dinlemek lazım. Belki pireyi deve yapıyor olabilirsiniz. Ayrıca bunun üzerine etrafınızda sizi dolduruşa getiren kadınlar da olabilir. Bunu yazmamın sebebi boşanmaktan bahsetmeniz.

      Tartışmaların çoğu menfaat çatışması sebebiyle olur. Bu yorumu okuyan ve aklında boşanma fikri olan tüm kadın ve erkekler kendilerine şu soruyu sorsun? Neyi paylaşamıyoruz? Evin idaresini mi? Çocuğun bakımını mı? Bayram izinlerinin nasıl değerlendirileceğini mi? Beraber yürümek için yola çıktığımız ve hayat arkadaşı olarak gördüğümüz eşlerimizle artık hayatımızı mı paylaşamıyoruz, bencillik mi yapıyoruz? Bu sorulara cevap vermek lazım.

      Hep diyordum ya artık evliye eş boşamak kolay diye. Bu durum da bir örnek oldu. Burada bir sürü bekar kardeşimiz var iyi kötü bir eşimiz olsun diyen, evliler de en ufak bir sorunda hemen boşanalım diyor. Kim bilir belki biz de öyle olacağız… Ancak hayatımızda karşılaştığımız her olumsuzlukta ilgili öğeyi yok etmek bize çözüm sağlamayacağı gibi yeni sorunların kaynağı olur. Her ağrıyan dişimizi çektirsek ağzımızda diş kalmaz. Önce tedavi etmek gerekir. Dişi sökmek son çaredir ki o da sonrasında acı veren bir işlemdir.

      Selametle kalın.

  6. Neriman nur diyor ki:

    Sema hanim yazilarinizi takip eden biriyim Allah razı olsun faydalanmaya çalışıyorum.eleştiri deyince içim acidi ve cok ilgimi cekti.çünkü eşime içimden taktığım isim malesef eleştirmen.eşimle zorunlu olmadikca konusmadan muhabbet etmeden yaşıyorum.20 seneleik evliligimde iyi noyetle devam etmeye calistim ama baktimki olmuyor minimum konusmaya (refleks olarak )basladim.her cümleyi her anlatılan konuda elestirme ve anlatolan her seyde yanlış bulma hastalığı var.eleştiri nin kisiyi duzeltmedigi kesin.ama sevdiginiz kisi onyargisiz oz elestri yapiyorsa diyecek yok.
    keşke bu yazıları esim de okuyup faydalanabilse ama o kapasite de olmadığı için üzülüyorum inanın. Tek kanatla uculmuyor vesselam

  7. Zeynep diyor ki:

    Evlenene kadar eleştirmenin önemini anlayamamisim. Çok eleştiriye maruz kalmadığım ve kimseyi elestirmedigim için benim için sözlük anlamından başka birşey cagristirmiyordu. Evlenince eşim çok eleştirmeye başladı beni ev düzeni temizliği konularında sürekli eleştiri halindeydi. Yemeği de bazen tutturamadigim zamanlar oluyor önceden daha çok oluyordu eleştiriyordu olmamış diye.Evliliğin ilk iki yılında elestirdiginde kendimi çok yetersiz hissediyorum .Gayret ediyorum fakat her eleştirisi gayretimi azaltıyor gibi geliyordu.Sonra farkettim ki aslında eşim aşırı mükemmelliyetci ve biraz da opsesif biriymis.Bir yandan psikolojik olarak yıprandim bir yandan geliştirdi beni ev temizliğine çok daha fazla dikkat ediyorum ve pratiklik kazandım zamanla .Şimdi elestirdiginde istediği gibi olmak için gayret ediyorum fakat isteklerinin çok da gerçekçi olmadığının ve benim de insan olduğumun farkındayım bu yüzden artik eleştiri benim için iyi birsey kendimi geliştirmek için .

  8. cihad diyor ki:

    aile ortamında özellikle kadına eleştiri konusunda erkeğin çok dikkatli olması gerekiyor çünkü erkeği tarafından sevgiye,ilgiye ve beğenilmeye fıtraten çok muhtaç olan kadın yapacağınız en küçük eleştiriyi kafasına takarak ciddi problemlere sebep olabilir.
    sizin samimiyetle söylediğiniz ve son derecede küçük bir ayrıntı olan tenkidinizi öyle yerlere çekebilirler ki şahit olduğunuzda bu kabiliyete şapka çıkarırsınız :))

    özellikle,

    fiziki özellikleri yani güzelliğiyle ilgili küçük dahi olsa eleştirilerden kesinlikle kaçınmak gerekiyor çünkü bunu değiştirmek mümkün olmadığı gibi kadında yetersizlik ve beğenilmeme duygularını tetikleyerek son derece huzursuz ve hırçın olmalarına sebep olabilir. beni beğenmediğine göre gözü dışarıya da kaymıştır diye düşünerek size güveni azalabilir vs.
    bu konu da bekar erkeklere şunu tavsiye ederim evlendiğinizde kadının güzelliğini abartabileceğiniz kadar abartın hiç sorun etmezler yeterki ağzınızdan çıksın, yeterki kulaklarına o iltifatlar gitsin. abartmanızı hiç sorun etmezler. illaki doğru olması gerekmez bu psıkolojik bir şey kadınlar iltifatları duydukça kendilerini iyi hissediyorlar.
    bu arada sizden duyacağı doğru ama küçük ve önemsiz bir eleştiri onun canını sıktığı gibi tüm dünyasını alt üst edebilir. ruhundaki o beğenilme açlığını sürekli gidermeye çalışın, bunu yapamadığınız zaman da en azından eleştirmeyin derim.

    yemekler(yani mutfak işleri)

    temizlik ve düzen

    kişisel bakım

    annelik gibi konularda da…

    sıcağı sıcağına eleştiri bir netice vermez sadece kalpleri kırarak aradaki muhabbeti azaltır..

    peki nasıl eleştirebiliriz.

    kesinlikle uygun bir zamanda…yani koyu bir muhabbet ortasında, çay başında olanca iyi yönlerini sıraladıktan sonra sade ve sakin bir dille ifade edilirse sizi can kulağıyla dinleyip uygulayacaktır. bir de çok sık olmamalı zaman zaman değinmek yeter.

    eleştirdik, defalarca söyledik değişmiyor ise(evlilikteki temel konular değilse tabi) eleştirinin dozunu yükseltip kavgaya dönüştürmeye gerek hanımın güzel, hoşumuza giden taraflarına bakıp kısmetimize razı olacağız.

    Kaderi tenkid eden başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır.
    Mektubat ( 266 )

    Nefis daima ızdırablar, kalâklar içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşmıyor. Hükm-ü Kadere razı olmuyor. Halbuki şemsin tulû’ ve gurubu muayyen ve mukadder olduğu gibi, insanın da bu dünyada tulû’ ve gurubu ve sair mukadderatı, kalem-i kader ile cebhesinde yazılıdır. İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin; fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz hâ!
    Mesnevi-i Nuriye ( 122 )

    selam ve dua ile…

    • .../nisa diyor ki:

      Cihad bey,

      Kadın fıtratını psikolojisini çok iyi analiz etmişsiniz. Kadındaki inceliğin ve naifliğin muhafaza edilebilmesi için kız babalarına ve kocalara çok iş düşüyor tabiki erkek çocuğunu yetiştiren annelere de.

      Bazen olumsuz eleştirilere maruz kalınması naifliğin yerini hırçınlığa bırakabiliyor. Ne yazık ki kadınların unutmama gibi bir özellikleri var seneler sonra bile hatırlıyorlar. Aslında eşinin gönlünü hoşnut eden kişi kendi mutluluğu içinde çalışmış oluyor.

      Mutlu olan hanımlar hemen anlaşılıyor bunun aslında güzellikle ve becerikli olmayla alakası da olmayabiliyor eşi tarafından değer görmüşse etrafa da neşe huzur yayıyor. Yerini seven çiçeğin açması gibi. Bu aileye ve çocuklara da yansıyor.

      Aynı durum erkekler içinde geçerli eşi tarafından yetersiz olmakla yada sürekli başkalarıyla kıyas edilen eleştirilen kişide etkileniyor. İnsanda psikoloji aynı. Hanımlarda eşlerine değer vermeli.

      Latife espriyle beraber olumlu eleştiriyi araya yaymak faydalı olabilir. Eline sağlık, afiyet olsun, Allah razı olsun, Allah başımızdan seni eksik etmesin, Allaha emanet ol gibi temennileri duaları düzenli duymak dahi motive ediyor.

      • cihad diyor ki:

        Nisa Hanım,

        teşekkür ederim…

        yorumumda latife ile eleştiriyi yazmayı unutmuşum siz yazınca aklıma geldi. her zaman olmasa da espri ile eleştiri de iyi bir yöntem..

        mesela çocuklar legolarla bir şekil yapıyorlar sonra da “baba bak” diyorlar..ben de diyorum ki ” oğlum bu ne olmuş ki böyle, (gülerek) annenin poçaları gibi neye benzediği belli değil” çocuk tabi birşey anlamıyor ama hanım bir köşede tabirime kıs kıs gülüyor…sonra da itiraz edip “hiç te bile öyle değil, sen zaten anlamıyorsun” dese de mesaj kalp kırmadan yerine ulaşıyor..

        evlilikte ilk zamanlar zıt fıtrattaki iki insanın biraraya gelmesinden mütevellid bazı sorunlar yaşansa da bunu aralarındaki muhabbetle çözebilirler.muhabbet yani iki anlamıyla beraber düşünerek…

        1) sevgi

        2) karşılıklı sohbet

        muhabbet ortamında herşeyi konuşuyor insan ve eşini çok iyi tanıyorsunuz, o da sizi tanıyor ve sorunlar gün geçtikçe azalıyor. hem bazı noktalarda eşinizi yetiştirmiş oluyorsunuz..hem herşey bekarlıkta öğrenilmez, evlilik bir okul gibidir istifade etmesini bilene.

        bekarken evlilik ile ilgili konuştuğumda bir evli abimiz vardı latife suretinde “bizden olmayan bizi konuşmasın” derdi zannedersem bu sırra işaret ediyordu yani insan bazı şeyleri(herşeyi değil) ancak evlenince öğreniyor veya idrak ediyor.

        selametle….

        • .../nisa diyor ki:

          Cihad bey,

          Farklı mizaçtan iki insan muhakkak bocalama yaşar ama ortak noktaları çoksa bu durumu daha kolay atlatabilirler. Yazdıklarınız çok doğru muhabbetin oluşması için tanımak sohbet ve kalplerin mukabil olması önemli.

          Biz şimdilik evliliğin teori ve bilinç aşamasındayız. Muhakkak ki evlilik içinde imtihanları ve nimetleri barındıran bir durum içine girilmeden bilinmez.

          Allah ailenizde huzurunuzu ve muhabbetinizi daim etsin.

    • Smy diyor ki:

      Cihad bey tespitleriniz o kadar isabetli iki okurken hayret ettim ve tekrar okudum :) sizi tebrik ediyorum eşinizi çok iyi tanıyor ve buna göre davranıyor olmanızdan ötürü (diğer yorumlarınızdan da okuduğum kadarıyla böyle bir çıkarımda bulundum). Yazdıklarınızı okurken kendimi buldum :-) çünkü hepsi bende var ☺️ erkekler böyle olunca kadınların geçimsiz, sorunlu vs. Bir karakterde olması mümkün değil (eğer fıtratında bozulma yok ve psikolojik bir rahatsızlığı yoksa)…
      Diğer özelliklerinizi de katmakla beraber Allah sayınızı arttırsın inlaAllah…
      Selametle…

      • cihad diyor ki:

        Smy hanım,

        medresede kalırken birimiz güzel bir yemek yaptığı,güzel bir aşir okuduğu veya güzel bir ders okuduğu vs. için takdir edildiğinde “FEMİNALLAH”( Allah’tandır) derdik. bu genel bir tatbikatımızdı.

        dolayısıyla ben size takdirleriniz için “FEMİNALLAH” diyorum..

        peki bu kavram nerden geliyor

        Kur’an’da şöyle bir ayet var..

        مَا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ وَمَا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ

        size bir hasenat(iyilik ve güzellik) isabet ederse فَمِنَ اللّٰهِ (Allah’tandır)..

        size bir seyyiat(kötülük ve kusur) isabet ederse فَمِنْ نَفْسِكَ(Nefsinizdendir)

        bu ayetten iktibas ile bizden ihsan-ı İlahi olarak sudur eden iyi hallere فَمِنَ اللّٰهِ (Allah’tandır) diyoruz..

        bazen tevazu ile estağfurullah demek küfran-ı nimet (nimeti inkar) olur ki, bunun yerine nimeti inkar etmeyip fakat sahiplenmeyerek NİMETİN SAHİBİNİ HATIRLAMAK daha güzel oluyor.

        bu vesileyle aşağıdaki izahata da bir göz atılabilir…

        Bazan tevazu’, küfran-ı nimeti istilzam ediyor; belki küfran-ı nimet olur. Bazan da tahdis-i nimet, iftihar olur. İkisi de zarardır. Bunun çare-i yegânesi ki; ne küfran-ı nimet çıksın, ne de iftihar olsun. Meziyet ve kemalâtları ikrar edip, fakat temellük etmeyerek, Mün’im-i Hakikî’nin eser-i in’amı olarak göstermektir. Meselâ: Nasılki murassa’ ve müzeyyen bir elbise-i fahireyi biri sana giydirse ve onunla çok güzelleşsen, halk sana dese: “Mâşâallah çok güzelsin, çok güzelleştin.” Eğer sen tevazukârane desen: “Hâşâ!.. Ben neyim, hiç. Bu nedir, nerede güzellik?” O vakit küfran-ı nimet olur ve hulleyi sana giydiren mahir san’atkâra karşı hürmetsizlik olur. Eğer müftehirane desen: “Evet ben çok güzelim, benim gibi güzel nerede var, benim gibi birini gösteriniz.” O vakit, mağrurane bir fahrdir.

        İşte fahrden, küfrandan kurtulmak için demeli ki: “Evet ben güzelleştim, fakat güzellik libasındır ve dolayısıyla libası bana giydirenindir, benim değildir.”
        Mektubat ( 369 )

        selam ve dua ile…

        • Smy diyor ki:

          Cihad bey ;
          Cevabınız için teşekkür ederim. Sizden ve burdaki diğer hanım ve beylerden çok şey öğrendim, öğreniyorum daha da öğreneceklerim var. İyiki böyle bir platform var inşlaAllah daha da geliştirilir ve daha faydalı hale gelir.
          Selametle…

    • sennur diyor ki:

      cihad bey ,çok güzel özetlemişssiniz.
      özellikle
      yemekler(yani mutfak işleri)

      temizlik ve düzen

      kişisel bakım

      annelik gibi konularda da , bu konular hassas konulardır.
      evlenmeden önce eleştiriye açık bir insan iken (eleştirinin insanı kendini geliştirmesine bir vesiledir diye düşünenlerdendim inş. hala öyleyimdir :)

      evliliğin esnasında eleştiri enkazında kaldım resmen .
      ne anneliğim , ne temizliğim hiçbir şey kalmadı. eleştirilmeyen .
      hatta bu enkaz yetmedi yakınlarım adına eleştiri okları da aldım .
      baktım ki ne bir misafirliğe gidesim var ne de evime misafir gelmesin artık ,ardından eleştiri istemiyorum !!! sonradan anladım ki bu bir hastalık , bu bir kibir , bu bir kendini beğenip diğerlerini eleştirme ….

      kısacası RABBİM ,böyle insanların şerrinden bizleri ve çoçuklarımıızı korusun .

      yapıcı ,onarıcı ,iyileştiren iyi gelen insanlar ile eylesin vesselam .

      • cihad diyor ki:

        sennur hanım,

        amin inşaallah…

        Evet insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcud bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezaizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar………………..
        Kalblerin en latifi, en şefiki; kısm-ı sâni ile tabir edilen kadın kalbidir.
        İşarat-ül İ’caz ( 145 )

        diyor üstad…

        eğer erkek şefkat ve insaftan yoksun ve sürekli bir şekilde eleştirirse o latif kalbi kin ve nefretle doldurabilir.

        ve tabiki kadın dahi erkeğini dinlemeye meyyal olmalı, ona kulak vermeli, onun reisliğini kabul ederek her daim bir adım geride durabilmeli.

        evlilik böyle bir dengedir….bu sebepledir ki herkes dengiyle evlensin deniliyor..

        evlilikte imtihan gibi bir ilahi hikmet yoksa ekseriyetle (vaadi İlahiye binaen) temizler temizleri buluyor ve pisler pisleri…

        tabi sizin gibi bu imtihana düçar olmuş kardeşlerimize Allah sabırlar versin ve hayata yeni bir kapı açmayı nasip etsin(ablam böyle bir evlilik yaptı, hayatındaki değişim tarif edilmez.)

        selametle….

        • Sennur diyor ki:

          Ablanın ikinci bir evlilik mi yapti ?

          • cihad diyor ki:

            Ablamın ilk evliligiydi..40 yaşlarına doğru evlendi…eniştemin 2. evliliği iki çocuğu var ilk hanimindan..Biri ortaokul biri ilkokul öğrencisi…çocuklar annelerinde kalıyor,yazları ablamin yanına geliyorlar.
            Bu örneği niçin verdim..bazen ikinci bir başlangıç herşeyi düzeltebilir. Çok ümitsiz olmamak gerekir.
            Ablam evlilik ten ümidini kesmiş bir haldeydi, kendini işe güce vermişti…enişte ise boşanmış perişan bir haldeydi. Evlendikten sonra hayatları %100 değişti..öyleki topluma faydalı olacak bir hale geldiler..
            enişte bir köyde imam, camiyi ve lojmanı adeta bastan imar etti,kendi elleriyle..her türlü inşaat işleri,tamir tadilat anlamadığı iş yok..hatta caminin hat yazılarını kendisi yazmistiki gerçekten muhteşem olmuşlardı..cami cemaatinde ciddi bir artış oldu..
            köylünün de her işine koşturuyor, artık şehirden usta getirmiyorlarmıs zaten enişte her işten anlıyor..
            Ablam biraz medrese tahsili gördüğü için köyün bütün kızlarını ve kadınlarını yatsı namazından sonra toplayarak Kur’an ve ilmihal dersi veriyor vs.

            Bu faaliyet öyle meşhur oldu ki geçenlerde müftü bey bizzat evlerine ziyarete gelip tebrik etti ve yapılan faaliyetler için müftülük ten hiç para etmemelerinden dolayı da hem takdir edip hem 5000 tl parada vermiş.

            Allah iki de çocuk ihsan etti onlara..köylü hertürlü ürettiklerini onlarla paylaşıyor, caminin arazisi geniş ekip biçiyorlar vs.

            Yani dünya-ahiret mesud bir vaziyet meydana geldi..

            Dolayısıyla sennur hanım Allah’ın rahmetinden ümit kesmeye gerek yok..dua ve iltica,biraz sebeplere müracaat inşaallah bambaşka kapıların açılmasına vesile olur.
            çamurlu su içen nar ağacından şerbet akıtan Allah sizlerin ve diğer kardeşlerimizin vaziyetini de hayra tebdil eder inşaallah.

            Not: bu kadar uzun ve ayrıntılı yazmamın sebebi kendimin mazhar olduğu aile saadetine sahip olamamış kimselere duyduğum şefkat hissidir..belki bir teselli veya bir umudu beslemek veya bir hasbihal tarzında derdine ortak olmaktır.
            Allah yar ve yardımcınız olmanız duasıyla…

            Selametle…

          • Sennur diyor ki:

            Soruya yazdıktan sonra açıkçası pişman olmuştum , ne diye merak ettim diye .cevabınız için teşekkür ederim cihad bey güzel bir örnek de olmuş. Benim gözlemlerime göre erkekler ikinci bir başlangica kolay geçebiliyor. Ancak kadınlar için bu pek söz konusu değil. Söz konusu olsa bile yavrularindan annelik vazifelerinden vaz geçip bu işe kalkisiyorlar .herkesin şartları farklı tabii. Az da olsa iyi örnekler vardır belki. Ama maalesef kötü örnekler çok olduğu için bu konuyu düşunemiyorum bile…. hatta parmağım da (kendi kendime hediye aldığım 😁)yüzüğü m bile var . Kizan arkadaşlarim da olsa kısmetim kapanır mis 😂 takiyirum. (Halimden ve Rabbim den memnunum inş. ) Rabbim neyler neylerse güzel eyler. Selametle

    • seysey diyor ki:

      İltifat konusunun aynisini ben etrafimdaki erkeklere yapiyorum abartmam hic farketmiyor.Yuzlerindeki gulucuk gorulmeye deger..İnsan olmakla alakali diye dusunuyorum.

  9. Sadece Fatih diyor ki:

    Eleştirmek üzerine bir atasözü.

    Bir insan yiyip içip kendinden pay biçermiş.

  10. Aysel diyor ki:

    1-Eleştirme alışkanlığınız var mı? En çok kimi eleştirirsiniz? Bu huyunuzdan memnun musunuz?

    En çok kendimi eleştiriyorum maalesef. Mükemmeliyetçilik değil ama sürekli kendimden memnun olmama durumu yaşıyorum. Daha iyi bir eş, daha iyi bir anne, daha iyi bir evlat olabilme ihtimali … Liste uzayıp gidiyor. Bu huyumu çok sevmiyorum, bazen kendimi daha ileriye taşımak için yardımcı olsada çoğunlukla eksiklik hissi yaşattırıyor bende.

    2-Sizi en çok kim eleştirir? Söylenen hususlarda değişme isteğiniz oluyor mu?

    Eşim ve annem. Eşim daha yapıcıdır bu sebeple onun eleştirileri bende duzeltme isteği uyandırıyor. Ama nedense annemin eleştirilerine karşı hep savunma yaparken buluyorum kendimi :(

    3-Eleştirildiğinizde ne hissediyorsunuz? Eleştiri karşısında tavrınız nedir?

    Üslup galiba burada çok etkiliyor beni. Sert bir eleştiri savunma durumuna geçirirken daha yumuşak bir eleştiri durup kendimi sorgulamamı sağlıyor.

    4-Eleştiri yaparken dikkat ettiğiniz hassasiyetleriniz var mı?

    Galiba sert eleştirenlere sert, diğerlerine yumuşak davranıyorum.

    5-Eleştiri yaptığınızda niyetinizi karşınızdaki kişi doğru algılıyor mu? Algılamıyorsa sebebi ne olabilir?

    Annem dışında pek sorun yaşamıyorum.

    7-Unutamadığınız sizi utandıran ya da çok kızdıran eleştiriler aldınız mı? Çocukluğunuzda da olabilir. Ya da siz böyle bir eleştiri yapıp pişman oldunuz mu?

    Anneliğim ile ilgili eleştiriler çok kırıyor beni. Normalde tüm olumsuz yaşadıklarımı unutabiliyorum ama onları unutamıyorum. Yeni bir anneye yapılabilecek en kötü şey onun yaptıklarını sürekli eleştirmektir diye düşünüyorum.

  11. Feyza diyor ki:

    Elestirisiz hayat olur mu? Elemeden, elestirmeden her sozu, her karari, her eylemi onaylamak, icindeki tasi ayiklanmamis pirincle yapilan pilava benzer.
    Fakat elestiride uslup ve niyet cok onemli, bir de muhatabinizin tutumu ve kavrama kabiliyeti.
    Cogu insan elestiriye acigim der fakat elestirilince tavri degisir. O yuzden temkinli olmakta, yumusak bir uslup kullanmakta, suclayici davranmamakta fayda var.

    Sorularin hepsi kendi icinde bir konu sanki.

    1-) Elestiri zihnimde cogu zaman gayriihtiyari olusuyor. Fakat herseyi dile getirmeyi sevmiyor ve icimde donusturmeye calisiyorum. Mutlaka dile getirmem icin uc sebep olmali. Bu durum ya karsidakinin kendisine zarar veriyordur, ya karsidaki eliyle bir baskasina ciddi zarar veriyordur ya da dini bir konudur ve saglam olduguna inandigim delillerin isiginda konusma, yazma ihtiyaci hissederim ki vebal olmasin. Bunun disinda ufak tefek her olumsuz buldugum ayrintiyi elestirmek hosuma gitmiyor.
    2-) Bu hayatimda bir sorun. Cunku pek kimse elestirmiyor. Beni en cok elestiren kisi malesef benim.
    Sonra ablam nadiren elestirir. Elestirilmeme sebebim harika bir insan oldugumdan degil. Iki secenek var, ya kiyamiyorlar uzulecegimi dusunerek, ya da cekiniyorlar. Annem olsaydi elestirirdi ve elestirilecek kadar ciddiye alinmak, bir akil veren kilavuzunun olmasi hayatta buyuk bir nimet.
    Elestirilmedigim zaman tekrar kendimi elestiriyorum ve benden cekiniyorlar mi yoksa cok mu naif goruyorlar ki hic olumsuz bir tenkidde bulunmuyorlar seklinde tekrar icime yoneliyorum. Bu bir dongu haline gelince de basiretine guvendigim ve beni yakindan taniyan bazi kisilere danisip, kendi icimde tespit ettigim hatalarimi bir de onlardan duymak icin bazi sorular soruyorum ki kendimi duzelteyim. Buna gercekten ihtiyac duyuyorum. Onlar da artik huyumu ve samimiyetimi ogrendikleri icin objektif olmaya calisiyorlar.
    Insanin yapici elestirilerde bulunan bir cekirdek cevresinin olmasi cok sey kazandiri ve terakkiye vesiledir. Aksi halde insan kendini basibos hissediyor ve kendinden de suphe edebiliyor.
    Bir de akrabalarimdan cok elestiri alirim, halâ…
    Fakat onlarin yasam tarzi farkli oldugu icin yaptiklari elestiriler beni mutlu ediyor ve demek ki dogru yoldayim dememi sagliyor. Yasam tarzi, giyim kusam vs. Bazilarini yillar icinde astiksa da hala suregelen tenkidler oluyor. Ilgilenmiyorum, sakaya vuruyor ve gulup geciyorum.
    3-)Elestiren kisinin durumuna bagli. Kayda deger bir elestiri ise ve fikir sahibi dikkate alinacak bir zihniyete sahipse onemsiyorum. Yanlis bir anlasilma veya aciklanabilecek bir izahati varsa izah ediyor, hakli bulursam haklisiniz diyorum. Nihayetinde insaniz. Hata yapabiliriz.
    4-) Var tabiki. Topluluk icinde sahsi hedef almadan konusmak en muhimi. Mumkunse basbasa konusmak ve soyle yapin demek yerine su sekilde yapsak nasil olur vs. Gibi yumusatici cumleler kullanmak her zaman olumlu sonuc verir.
    Ya da bazi kardeslerimiz…….seklinde umuma yapilan atiflar cogu zaman yerine isabet eder ve gereksiz kirginliklara yol acmaz. Arif olan anlar.
    Kisilerin sahsindan ziyade fikirlere, davranislara ve olaylara yonelik elestiriler de kiricilik oranini dusuruyor. Orn, sen pantolon giyerek tesetturu ihlal ediyorsun demek yerine, pantolon tesetture uygun bir giysi degil demek gibi.
    Bazi insanlara ise hic kiyamiyorum. Cunku hatasindan o kadar habersiz ve o kadar iyi niyetli oluyor ki, ona bu gordugum hatasini nasil anlatsam diye binbir sekle giriyorum. Bu en zor olani. Bir mutekebbiri elestirmek ise elestirinin en yalin ve kolay hali.
    Topluluk icinde rencide edici elestirilerde bulunan kisilerin ise bu davranisi elestiri degil ukalaliktir. Boyle durumlarla karsilasinca inanin ki ilgim olmasa dahi rencide edilen kisinin adina yerin dibine girip kendim telafiye kalkisabiliyorum. O kadar rahatsiz oluyorum hele ki elestirilen kisi kendini savunamayacak durumdaysa daha da cok uzuluyor ve savunmaya ya da konuyu kapatmaya calisiyorum.
    Elestiri yapmak hakikaten titiz bir incelik gerektiriyor. Yoksa kas yapayim derken goz cikarma olasiligi yuksek, riskli bir sonuc dogurur.
    5-)Anlasiliyor. Simdiye dek sorun yasamadim. Cok elestiren biri degilim, gerekli gordugum zaman ise dogru anlasilmak icin birkac kez dusunup oyle konusuyorum ki konusma kirici olmasin.
    6-)Tekarlamayi sevmiyorum. Bir cocugu yetistirme asamasinda guzel bir dille tekerruren hatirlatmalarda bulunabiliyorum ki o akiskanligi iyice kazanip pekistirsin. Ama yetiskinlere ayni seyi kirk kez soylemekten bunaliyorum. Birkac defadan sonra kendi haline birakiyorum ve vicdanen rahat hissediyorum.
    7-) Olmaz mi? :)
    Ozellikle cocukluktan ziyade genc kizliga gecis donemindeki elestiriler dogru dille yapilmazsa insani epey etkiliyor. Orn., eve gelen teyzelere cay ikram ederken fazla dik durdugum icin bir teyze, “kizim devrek bastonu mu yuttun, biraz egilsene” seklinde bir laf etmisti :) O gunden beri birisne birsey ikram edersem doksan dereceye yakin egilmedikce icim rahat etmiyor, uzerimde kaldi. :)
    Pisman oldugum bir elestiride bulunmadim sanirim. Oldum olasi kalp kirmaktan imtina etmeye calisiyorum cunku birisini kirdiktab sonra onun yasattigi vicdan azabini telafi etmek daha mesakkatli. Kalbime yuk olmamasi icin sozlerimi ozenli secmeye dikkat ediyorum.

    Herseyi buyutmeye gerek yok sanirim. Sirf elestiri yapmis olmak icin elestirmek nefse hizmet eder. Vicdanen rahatsiz eder insani.
    Ukalalik ile elestiriyi iyi ayirdetmek, teshis ile beraber receteyi de sunmak fayda saglar. Insanin, kendisini hatadan munezzeh sayarak olcusuzce kurdugu cumleler, yapici bir elestirinin en muhim kural ihlalidir.

  12. MUTLU HİRA diyor ki:

    Hayırlı akşamlar degerli arkadaşlar.

    Bir ay önce bu site ile tanıştım. İndiye kadar men heç yorum yapmadım ama bazı yazılanları okudum. kendim içün hayat tecrübesi toplamaya çalışdım. Hörmetli Sema hanımın sordugu sorulara da umumileştirip öz fikrimi yazmak isdeyirem.

    İnsan küçüklüğünden beri beraber yaşadıgı aile uzuvleri terafından maruz kaldığı bir durumdur ELEŞTİRİ. Elesdiri durumuna YANLIŞ İŞLER yaptığımız zaman maruz kalırız. bu güzel bir haldır, çünkü bizi seven insanlar özümüzü daima doğru yolda görmek isdediklerinden ileri gelir. Demek olar ki bu hal bizlerin hayatı boyu devam ediyor. Ama bu halin kötü taraflarıda vardır. her insan öz düşüncesine göre karşısındaki insana elesdiri yapıyor. Fakat bu eleştirileri bazende doğru olmuyor.
    Mesela hepimiz bazen karşımızdaki insanların dış görünüşlerine veya davranışlarına eleştiri yapıyoruz. Ama düşünmüyoruz ki karşımızda ki insanında bir düşüncesi, haysiyeti, karakteri var ve o insan bizim gibi düşünmek ve yaşamak zorunda değil. Özümde önceden çalıştığım zamanlarda karşımdaki insanları eleştirmekten heç çekinmirdim, bazen de o insanların ardından gülürdim. Ama sonradan başa düştüm ki başkalarıda meni eleşdirdiği zaman üzülürem. O zaman anladım ki mende başkalarına haksızlık yapırem ve günah işleyirem. Sonra bu haysiyetimden uzaklaştım.
    Başkalarının değil ama aile hayatımda erimin özüme yapdıgı eleştiri mene hoş geliyo. Çünkü men erimin yüreğince olmaya çalışıram. Menim eleşdirilerimde erim tarafından hoş kabul olunuyor. Çünkü erimde menim yüreğimce olmak isdeyir. Aile içinde hoş ve yaxsi eleştirilerin olması cok gözel haldir.
    Ailelerde karı kocaların samimi elesdirilere açık olmasını tavsiye edirem. Menim fikrim indilik bu kadardır. Hamınıza hayırlı akşamlar dileyirem.

    Men Azeri Türkü olduğum üçün yazımdaki kusurları özürlü sayın.

    • Yahya diyor ki:

      Bu saytın Azerbeycan’dan çox bir ziyarətçisi var. Sizleride aramızda görməkdən çox məmnun oldum. Daha çox iştirak gözləyirik. Yazınızda heç bir qüsur yoxdur. Allah razı olsun, Aramıza xoş gəlmisiniz.

      Salam və dua ilə …

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Yahya Kardeşime…

        Maşaallah, Azeri dilini çok Yaxsi danışırsan.

        Hayırdır, Azeri diline ve alfabesine olan hakimiyetin ve aşinalığının qaynagı nedir ki :-) Sen de kıyısından kösesinden biraz Azerilik var da bizim mi haberimiz yok qardaş :-)

        • Yahya diyor ki:

          Yok Abdullah abi estağfurullah… :)
          Müşterilerimden bir kaç arkadaşımdan duyduğumuz kadar…
          yoksa bizim iddiamız yok.

          Ancak kulağa hoş gelen bir dil…

          Selam ve dua ile…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Yahya Kardeşime

            Yok, yok sen Azeri dilini gerçekten yaxsi danışırsan. Senin yazdıgın cümlelerin gramatikası da dogrudur ve cok yaxsidir. :-)

            Yazdıklarının hamısı, hatta işlettiğiin elifba bele Azeri harfleridir. Hemi de, menim yazdıklarımı da başa düşürsen. :-)

            Mene güvene bilersen men heç kime heç ne söylemerem senin nereli olduğunu :-)

            Men de evveller heç Azerice bilmirdim, indi yavaş yavaş danışmaqa başlamışam. :-)

            Akşam, akşam keyiflendirdin meni qardaşım.

            Huzurun, sağlığın daim olsun kardeşim.

      • MUTLU HIRA diyor ki:

        Teşekkür edirem Yahya bey men azeri olsamda menim heyat yoldasim Turkdur ve Turkiyede yasayiram bura menim ikinci vetenimdir. Biz iki devlet tek miletik 😊

  13. Sadece Fatih diyor ki:

    Eleştirmek üzerine bir söz.

    “Tespit ettiğiniz sorunla beraber çözüm öneriniz yoksa siz de o sorunun bir parçasısınızdır.”

  14. NUR diyor ki:

    İnsanlar kendi egosunu tatmin etmek için eleştiriyor , hataları göstermek için değil.
    Yıkıcı eleştiriler yapılıyor, yapıcı değil.
    Ve son olarak eleştiriyi sadece olumsuzlukları bildirmek zannediyorlar. Halbuki olumlu yanlar da ifade edilir .

    • Rabia diyor ki:

      katılıyorum bacım eleştiride peygamber efendimiz sav.’in hassasiyetini dikkate alırsak iman nuru bir yerden nasıl parladı sahabiler O nuru serverimizin mubarek sözleri ilen Allah için nurun ala nur oldular
      yani pegamber efendimiz sav. sahabilerine imanla yaşamayı yapıcılığı ilen ne güzel öğretti o günler ne güzel ne çetin nede huşulu günlerdi düşünenler için Hikmet vardır. Rabbim bizleri Onların nuru ilmi ihlası sevgisi ilen aydınlatsın inşaAllah

  15. gulpembe diyor ki:

    Sosyal hayat/ arkadaslik cevresinden elestiriler, fikir ve eylemlere olursa bunu yapici elestiri olarak gorurum, bu kendimi gelistirmemde benim icin bir sanstir. Eger sahsim hedef aliniyorsa bu yikici amacli bir elestiridir, genelde elestirenin kendisiyle ilgili bir durumdur. Her insan gibi onun da daha fazla sefkate ihtiyaci var diye dusunurum. Haksizliga ugradigimi dusunuyorsam “kabagin da sahibi var”derim gecerim. Hic kusemem, kin tutamam ,aksi bana 3 gunluk dunyayi fazla ciddiye almak gibi gelir, komik bulurum.

    Bence her insan encok esinden gelen elestirilere karsi zayiftir ve hassastir. Cunku kendisini en cok esine sevdirmek ve begendirmek ister. Tabii hayatin icinde elestirmekten yada elestiri almaktan kacis olmadigi icin bunu normallestirici bazi hususlara dikkat etmek durumu kolaylastiriyor;
    1.uslub; genelde esler birbirlerien tatli lakaplarla hitap eder, boyle baslayan bir cumle ne kadar ciddi olsa da pek krize donusmez. Mesela esim benim ismimi hic kullanmaz. Eger ismimle seslendiyse, birseylere ciddi bozulmus demektir. O vakit bana dusen sessiz kalip ,durumu alttan almaktir. Bana sira geldiginde”kesinlikle haklisin, ne kadar kizsan yeridir”le baslarim, cok surmez 10. dakikada esim benden ozur diliyordur:))
    -kocanin ic sesi;”ne ara ozur diledim yahu, buraya nasil geldik?!”
    2. mizah; espri yapmayi seviyoruz. Ortamin gerildigini hissettigimizde tiyatral saka ve taklitlere basvurup havayi dagitabiliyoruz.

    Elestiri cumlelerine en cok cocuklarla konusurken dikkat etmeye calisirim. Cunku cocuklar ebevynlerinden kendileri hakkinda duyduklari herseyi kabulleniyor, kendilerini oyle gormeye basliyorlar, bu onlarin bir omur icsesleri olarak kaliyor. Bir arkadasim cocuklarin en buyugu imis. Ailesinden hep kardesleri hakkinda sorumluluk ve elestiri alarak buyumus. Simdi basarili bir insan olmasina ragmen, icindeki sucluluk duygusunu yenemiyor. Etrafindaki her olumsuzluktan yada mutsuz insandan kendini mesul tutuyor. Yas ilerledikce de bu durum sinirlerini daha cok yipratiyor tabii. Her bir araya gelisimizde kendisi hakkindaki olumsuz fikirlerini birakmasi hakkinda konusuyoruz. Insallah cocuklarimiza yaslarina gore yeterince hata yapma, simarma, cocuk olma hakki verebiliriz diye umuyorum.

  16. .../nisa diyor ki:

    Eleştiride ilk izlenim olumsuz gibi gelse de iyidir diyorum müspet yönde ise bilhassa özeleştiri.

    1-Eleştirme alışkanlığınız var mı? En çok kimi eleştirirsiniz? Bu huyunuzdan memnun musunuz?

    Oldukça kuvvetlidir bu alışkanlığım. Hatta burada da yazmıştım okullara eleştiri dersi konulsun diye. Ben küçük meselelerden ziyade zihniyetleri vaziyetimizi eleştiririm. En çok kendimi eleştiririm. Bu huyumdan memnunum olumlu yönleri var bazen olumsuz yönleri de olabiliyor.

    2-Sizi en çok kim eleştirir?

    Beni en çok babam ve annem eleştirirdi. Evlilik konusunda annem seçici olmamdan dolayı çok eleştirdi şuan hak veriyor çoğu noktada haklı olduğumu anladı.

    3-Eleştirildiğinizde ne hissediyorsunuz? Söylenen hususlarda değişme isteğiniz oluyor mu?

    Haklıysam kendimi savunmaya geçiyorum bu konuda yalnız kalsamda sorun değil haksızsam karşı tarafı dinliyorum nerede yanlışım olduğunu çözmeye çalışıyorum. Değişim olabilmesi için karşı tarafın niyeti önemli ve nasıl söylediği. Üslubu kabaysa yıldırım hızıyla kaçıyorum. :)

    4-Eleştiri yaparken dikkat ettiğiniz hassasiyetleriniz var mı?

    Üsluba dikkat ederim söylediğim şeylerin doğruluğu kadar nasıl söylediğim de önemli. Genellikle eleştiri yaparken kınamak kırmak gibi değilde biz diliyle yaklaşırım eleştirdiğim durum bende de olabilir. Kalabalığın içinde yapılan öğüt öğüt değil hakarettir diye bir söz okumuştum. Kalabalık ortam da olumsuz eleştiri yapılmışsa yıkıntıya uğrarım. Bunu karşıdaki kişiye de yapmamaya çalışıyorum.

    5-Eleştiri yaptığınızda niyetinizi karşınızdaki kişi doğru algılıyor mu? Algılamıyorsa sebebi ne olabilir?

    Anlıyordur inşaAllah. Kötü niyetle birine yaklaşmam. Algılamıyorsa ben anlatamamışımdır.

    6-Tekrar tekrar yaptığınız eleştiriler, sizin ve karşınızdaki kişinin üzerinde ne gibi duygular uyandırıyor olabilir, dikkat ediyor musunuz?

    Tekrarlanan eleştiri olumsuz ise öğrenilmiştik çaresizliğe sebep olabilir. Özellikle çocuklarda bu konuya dikkat ediyorum olumlu özelliklerini dile getiriyorum. Bir şeyi bir yada birkaç defa belirtirim sürekli tekrarlayan biri değilim. Bu beni yoracağı gibi karşı tarafıda yorar eminim. :)

    7-Unutamadığınız sizi utandıran ya da çok kızdıran eleştiriler aldınız mı? Çocukluğunuzda da olabilir. Ya da siz böyle bir eleştiri yapıp pişman oldunuz mu?

    Almıştım. Unutmaya çalıştığımdan buraya yazarak hatırlamak istemiyorum. Biraz açık sözlü olma huyum var saygısızlık yapıldığı zaman dayanamıyorum eleştiririm.Haklıysam pişman olmam.

  17. cihad diyor ki:

    Tenkid yerine ve muhatibina göre mahiyeti değişmek ile birlikte genel olarak şunları söyleyebiliriz..
    Tenkidde usul çok önemlidir, o nuda niyet belirler..
    eğer tenkid, şefkat,insaf,aşk-ı hak ve hakikati tenzih arzusundan ise kemaldir ve güzeldir. (selef-i salihinin tenkidleri gibi)
    Muhatabta olumlu hisler oluşturur, yani aksul-amel olmaz.

    Fakat,

    Eğer tenkid, hiss-i nefretten, gurura isnad eden cerbezeden,(parça parça kusurları cem ederek Hak’ka ve güzelliklere üstün getirme) meyl-i tefevvuk(nefsin üstün gelme arzusundan) ise tahriptir,zarar verir. Muhatabın inadını tahrik eder,muhabbeti ortadan kaldırır,hakikatı parçalar ve imtisale şevki kırar.
    Bazı avrupa meftunu mukallidlerin bu millete yaptıkları tenkidler gibi..

    Özetle..

    Tenkid nereden çıkıyorsa, muhatabın orasına dokunur..
    kalbtense kalbe, nefistense nefise…

    Netice-i kelam: kemalat odur ki kişi kendini tenkid ede,nefsini ittiham ede.

    Yoksa,

    Başkalarını tenkid ederek nefislerini temize çekenler, kusurlarını görerek izale edemedikleri gibi ömürlerini bedbinlikle ümitsizlik içinde, faziletten yoksun bir perişaniyette tüketirler.

    Selametle…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cihad Bey.

      Unuttuğum bir noktayı çok güzel açıklamışsınız. Nefsim için tartışmamak için özen göstermeye çalışıyorum. İnsan olgunlaştıkça bunu öğreniyor, daha çok yolum var benim…

      • cihad diyor ki:

        Fatih Bey,

        İzah etmek kolay lakin tatbik etmek her yiğidin kârı değil…Allah bize kolaylastirsin inşaallah.

        Ayrıca siz bu konuda gayet iyisiniz ben problemli bir yorum hatırlamıyorum bugüne kadar…

        problem varsa benim gibi asabi birinde vardır.
        tevazuu ve istiğfar ile tam bir abd olarak

        ﻳُﺒَﺪِّﻝُ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﺳَﻴِّﺌَﺎﺗِﻬِﻢْ ﺣَﺴَﻨَﺎﺕٍ (Allah kötülüklerimizi iyilikler ile değiştirdi)

        sırrına mazhar olmayı nasib etsin inşaallah..AMİN

  18. Sadece Fatih diyor ki:

    Konuyla ilgili sorulara cevap vermeden önce şunu belirteyim, yazının kendisi bile yinelemeli bir durum oluşturdu bende :) Eleştirme ve eleştirilme konusunda hassas olduğumdan bu konuda yazı görünce refleks olmuş, kendimi ve yazıyı eleştiresim geldi. Konu da eleştirmek, bir sonsuz döngü durumu var 😀

    Soruları cevaplayayım.

    1-Eleştirme alışkanlığınız var mı? En çok kimi eleştirirsiniz? Bu huyunuzdan memnun musunuz?

    Eleştirme alışkanlığım var. Bazen rahatsız edici seviyelere ulaşabiliyor. En çok annemi eleştiririm. Bu huyumdan çok da memnun olduğum söylenemez. Mükemmeliyetçilik iyi değildir.

    2-Sizi en çok kim eleştirir?

    Ailemle beraberken babam eleştirirdi, aşırı mükemmeliyetçidir. 1 yanlış 49 doğruyu götürmüştür zamanında. Hem de alt alta toplanan doğrular olmasına rağmen, çarpım olsa biri bile sıfır olsa hepsi sıfırlanır ama toplamdı. Şu an daha çok arkadaş çevrem eleştirir, kızlara karşı daha aktif olmam gerekiyormuş :) . Yöneticilerimden çok az eleştiri aldım. (Tabi gaza gelip haddi aşmıyor, evlilik görüşmesi dışında aktif olmuyoruz.)

    3-Eleştirildiğinizde ne hissediyorsunuz? Söylenen hususlarda değişme isteğiniz oluyor mu?

    Eleştirildiğim konu güçlü olduğum konularsa iç muhasebe yapmam gerektiğini hissediyorum. Bu muhasebe sonucu eleştirileri haklı bulursam eleştirileri yapanlara danışarak aksiyon alıyorum. Yorucu tarafı ise her söyleneni ciddiye alıp iç muhasebe mekanizmasını devreye almak insanın enerjisini gereksiz yere tüketebiliyor. Örneğin iş konusunda emin olduğum konularda bile hata yapma olasılığını minimize etmek anlamında her türlü eleştiriyi ciddiye alırım.

    Eğer zayıf olduğum konularsa eleştiriler faydadan çok zarar veriyor, öğrenilmiş çaresizlik moduna giriyorum. Örneğin kıyafet tarzım eleştirilirse pusarım hemen. Ya da karşı cinsle iletişimde tecrüben yok denirse yine geri çekilirim.

    Bu maddeye şöyle bir durum ekleyeceğim. Çoğunlukla iç muhasebe yapmama rağmen bunu ifade edemediğim için az tanıyan insanlara bildiğinden şaşmayan bir insan izlenimi verebiliyorum. Fakat her görüşü değerlendirmeye alırım.

    4-Eleştiri yaparken dikkat ettiğiniz hassasiyetleriniz var mı?

    Kırıcı cümleler kullanmamaya çalışmak. Empati yapmaya çalışmak. Sorunla beraber çözüm önerisi de sunmak.

    Bu konuda şöyle bir zayıf noktam var. Ortada bozuk bir durum varsa tamamen yok etmeyi tercih ediyorum. Halbuki bunun yerine mevcut durumu kazanmaya çalışmayı öğrenmem lazım, etrafımdaki bazı insanları bu konuda örnek almaya çalışıyorum. Özellikle iş yerinde hata yapan personelin işini komple yok saymaktansa yaptığı kadarını kullanmayı öğrenmem lazım.

    5-Eleştiri yaptığınızda niyetinizi karşınızdaki kişi doğru algılıyor mu? Algılamıyorsa sebebi ne olabilir?

    Çoğunlukla anlaşılıyorum. Ancak nadir de olsa anlaşılamadığım oluyor. Yanlış anlaşıldığım durumlar genelde e-posta, yorum gibi yazılı iletişim kurduğumda oluyor. Sözlü eleştirilerimde jest ve mimikleri kullandığımızdan neredeyse hiç yanlış anlaşılmadım diyebilirim. Yanlış anlaşılma sebebim genelde karşımdaki insanın kafasındaki bazı profillere uymuyor olmamdan kaynaklanıyor. Ya da bazen insanlardaki şartlanmışlığı yenmek zor oluyor.

    İş yerinde yerine geçtiğim personelle tartışma yaşayan kişi aynı tartışmaları benle de yaşayacağı varsayımıyla beni de aynı kalıplara sokmaya çalışmıştı. Yaptığım eleştirilere saldırgan tavırlarla karşılık verdi, sonunda tatlıya bağladık epey çabayla. Genelde duygusal insanlarla eleştiri konusunda sıkıntı yaşıyorum. Duygular aklı örttüğünde iletişim kanalları kapanabiliyor.

    6-Tekrar tekrar yaptığınız eleştiriler, sizin ve karşınızdaki kişinin üzerinde ne gibi duygular uyandırıyor olabilir, dikkat ediyor musunuz?

    Tekrarlayan eleştiriler bende bıkkınlık, karşımdaki insanda da yetersizlik hissi oluşturuyor. Dikkat ediyorum. Olmuyorsa zorlamanın, hem kendinizi hem de karşınızdaki insanı üzmenin anlamı yoktur.

    7-Unutamadığınız sizi utandıran ya da çok kızdıran eleştiriler aldınız mı? Çocukluğunuzda da olabilir. Ya da siz böyle bir eleştiri yapıp pişman oldunuz mu?

    Hangi birisini yazayım :) En önemlisini yazayım, kızlarla sorun yaşamama sebep olanını. Kız kardeşimi çok sevmeme ve üzerine titrememe rağmen babam çocukken bir türlü kabullenemedin kardeşini diye haksız yere eleştirmişti. Bir yaşa kadar durumun böyle olmadığını ispat etmeye çalıştım, kantarın topuzu kaçtı. Olan ufaklığa oldu :) aşırı korumacılık iyi değilmiş…

    Pişman olduğum eleştirilerim oldu anneme karşı. Kesinlikle ağır laflar söylememiş olmama rağmen ilgili konularda aksiyon almak yerine beni beğenmiyorsunuz tarzı laflar etti. Yapmamaya çalışıyorum artık. Anne-babamı kaybettiğimde yaşayabileceğim şeyleri anneannem, babaannem ve dedem vefat ettiğinde gördüm. Değişmeyecek hususlarda ısrarcı olmak anlamsız, herkesi olduğu gibi kabullenmek gerekli. (Mevzu evden atılması gereken eski eşyalar ve evin dağınık olmasıydı, atmaya kıyamayıp evi dağınık bırakması epey sorun oldu.)

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve esirgeme var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunlarda düşünen kavim için ayetler vardır.(Rum Suresi 21.ayet)"

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku