Endişeler Ayağınıza Dolanmasın

20 Mart 2019Yarım Elma6 Yorum »

yarım elmaDünya değişiyor. Biz küçükken bizden büyükler: “Dünyanın çivisi çıktı” diyerek söylenir dururlardı.

Dünyada her yönüyle bir gelişme var. İyiye de, kötüye de bir dönüşüm var. Ben merkezli bir dünya inşa edildi. Ahlaki zafiyetlerin ve değerlerin yıprandığı bir dönemde yaşıyoruz. Dünyanın diğer ülkelerindeki kırılmalar ülkemize, kesim kesim içimize yansıyor.

İşte burada da değişen dünyanın önümüze serdiği; hayal kırıklıkları,  insanları tanıyamama, güvenememe hali üzerimize yapışıyor.

Çevresinde gördüğü kötü evlilikler, ite kalka giden ilişkiler, dengesiz davranışlar, tutarsız düşünceler, güven vermeyen haller… Evlenme kararı almamak için birçok sebep sıralanabiliyor. Olumsuzluklara odaklanmak beraberinde olumsuzlukları da hızlandırıyor.

Bu gerçeklerle birlikte neleri kaçıyoruz? Çocuk sahibi olmamayı, aile kurmayı, sevmekten ve sevilmekten mahrum kalmayı, sahip olunmamayı, güven duyacağı birine dayanmamayı… Kaçırıyoruz.

Korkmak insanı sindirir. Karar almak, kararının arkasında durmak ve kararını gerçekleştirmek cesaret gerektirir. Tüm cinsler için geçerli bu.

Her ne sebeple olursa olsun evlenemeyenlerde zaman geçtikçe korku daha da artıyor. Hele de kırılmışlıkları ve yaşanmışlıkları olanlar için bu daha üst boyutta yaşanıyor.

Obsesif, takıntılı tavırlar hem kadında hem erkekte yoğun gözükebiliyor. Paranoya hali başlayabiliyor. Kafasında kurma, zannetme, fazla ayrıntıya girme, karamsar düşünme artabiliyor. Daha çok kendi içine kapanıp evlilikten soğuyabiliyor bekarlar.

İşte burada durup, önce kendimizi sorgulayıp, “acaba bende anormal olabilecek haller neler?” diyerek kendimize çekidüzen vermeye başlayabiliriz.

İlk adım düşünce dünyamız… Düşüncelerimizi değiştirirsek, hayatımız değişir. Biz nasıl düşünüyorsak aslında hayatımızdaki olaylarda ona göre şekilleniyor.

Bazen olumsuz düşüncelerimiz nasibimizin önüne geçip, kilitleyebiliyor.

Düşüncelerimizdeki evliliğe yüklediğimiz anlam ve beklentilerimizde sorgulanmalı. Belki de yanlış bir bakış açısıyla yerimizde sayıyoruz.

Her şey harika, muhteşem olmayacak. Hayatın normal seyrinde yola çıkınca düzlüklerde olabilir, tepelerde, engellerde.

Mesele yola çıktığınız kişinin “Ben bu kişiyle yapabilir miyim? İdare edebilir miyim?” soruları. Bu soruların cevapları sizde.

İyi düşünün, iyi şeyler gelsin başınıza.

Okunma Sayısı : 2.814

Yorum yapın

“Endişeler Ayağınıza Dolanmasın” için 6 Yorum

  1. Feyza diyor ki:

    Bosanmalarin artisi evlilikten korkutuyor insanlari sevgili yarim elma, bu korkuyu bir ara kisa sureli ben de yasadim fakat kendi icimde Allah’in izniyle tolere edebildim.
    Bunun ilaci bana kalirsa fazla dusunmemek ve hayati kendi seyrinde yasamaya devam etmek, bir de guzel ornekleri gormezlikten gelmek yerine bizi motive etmesini saglamak. Mutlu aileler hala var cunku ve biz iyiyi model alip umutsuzluga dusmemek zorundayiz.
    Ya da bekarlign da sultanlik olmadigini ve ileri yaslarda bekarliktan muzdarip kisilerin yasadigi zorluklari ve yalnizlik hislerini empati yaparak farkedebilirsek evlilikle ilgili olan korkulari yenebiliriz.
    Hayat bu, illa ki yokuslar cikacak karsimiza, hangi yone gidersek gidelim karsimiza bir patika yol cikacak, ayagimiza diken batacak…en azindan o yokus ve patika yollar yanimizda bir yoldasimiz olur da batan dikeni cikarmamiza yardim eder. :)
    Hayirli Cumalar

    • ANA YÜREĞİ diyor ki:

      Rabbim, saadetli bir hane nasip etsin.Kendin gibi yüreği güzel evlatlar yetiştireceğin ortam nasip etsin.İslamın şuuruyla yoğrulmuş bir eş nasip etsin.Tüm bekarlarımıza evlilik nasip etsin.Evliliklerini de daimi eylesin. Yollarını açsın, işlerini kolaylaştırsın inşaallah. (amin)

  2. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    AİLE FOBİ!!!

    Bu kavramı duydunuz mu? Hiç sanmıyorum. Henüz psikiyatrinin dalları içerisinde bulunmamaktadır. Belki de bu kavram (aile fobi) hiçbir zaman bulunmayacak. Eğer psikiyatrinin içine girerse, teşhisi, nedenleri, tedavisi ile uğraşılması lazım ki, bunu da aile fobisini oluşturanlar istemez.

    Fobi: Bazı hal veya şeylere karşı duyulan hastalık halindeki aşırı korkudur.

    Fobiler nüfusun yaklaşık yüzde 10’unu etkiler. Aile fobisi ise nüfusun tamamını etkiler. Dünya genelinde insanların en çok sahip olduğu fobiler;

    Topluluk önünde konuşma korkusu, Alan korkusu, Sosyal Fobi, Kapalı alan korkusu, Uçuş korkusu, Yükseklik korkusu, Diş Hekimi Korkusu, Kan korkusu, Karanlık korkusu, Köpek korkusu

    Bu korkuların arasında aile fobisi yok gibi gözükse de, dünyada ilk sırada aile fobisi var. Bunun bilinmesi, fark edilmesi tabi ki şeytani aklın istemediği bir şey. Bu yüzden dillendirilmiyor.
    Bunlar dünyevi korku sanılan ruh rahatsızlıklarıdır. İnsana sıkıntı verir. Tedavisi ise ruhun huzuru, imanın kuvvetlenmesi, Allah’a tevekkül etmekle olur.

    İslam da korku(fobi):Esasen korku, Allah’a yaklaşmak için insanı ilim ve amele sevk eden ilahi bir kamçıdan ibarettir. Her şeyde olduğu gibi korkunun da ifrat, tefrit ve itidal tarafları vardır. Makbul olan itidal derecesinde korkudur. İfrat derecesindeki korku insanı ümitsizliğe düşürür ve amelden uzaklaştırır. Kişiyi o kadar etkiler ki, zayıflatıp, hasta eder, şaşkına çevirir, hatta delirmesine sebep olur. Aslında korku bir noksanlıktır. Korkuyu oluşturan, cehalet ve acizliktir. Yuva kurmaya karşı duyulan korku da, bizi bu amelden uzak etmektedir.

    Aile olmaya, evlenmeye olan korkumuzu (fobimizi) yenmek için cehaletten ve acizlikten kurtulalım.
    Bu hususta İslam büyüklerinin sözlerine kalbimizi ve aklımızı açalım:

    Abdullah bin Abbas (r.a.): Kişinin ibadeti, ancak evlenmek ile kemal bulur.

    İbn Mes’ud (r.a.): Allah huzuruna bekâr olarak varmamak için, ömrümden on gün kaldığını da bilsem, evlenmeyi tercih ederim.

    Hazret-i Ömer (r.a.): “Çok evlenir ve çocuk yetiştirmek için evleniyorum.” derdi.

    Hadis-i Şerifler:

    -Nikah, benim sünnetimdir. Sünnetimden i’raz eden, benden yüz çevirmiş sayılır.

    -Evlenmek, benim sünnetimdir. Fıtratımı sevenler, sünnetimi yerine getirsinler.

    -Evlenin çoğalın. Zira doğan çocuk düşük de olsa, kıyamet günü ben sizin çokluğunuzla iftihar ederim.

    -Geçim korkusu sebebi ile evlenmeyen bizden değildir.

    -Allah için evlenip, Allah için evlendiren, Allah’ın dostluğunu kazanır.

    -Kadınlarınızın hayırlısı çocuk getiren sevimli kadınlardır.

    -Din ve emniyetine inandığınız kimseler, size geldiği vakit onları everin, eğer böyle yapmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat olur.
    Hadis-i şeriften de anlaşıldığı üzere İslam âlemindeki fitnelere kapı aile kurmamakla açılıyor.

    Dünya üzerindeki şeytani akıl Allah’u Teâlâ’yı kıyamete zorlama gibi bir plan üzerinde çalışıyor. Bu yüzden her şeyin paralelini yapmanın derdindeler. Paralel bir insan (yapay zekâlı, yarı robot insan), paralel bir din, paralel bir dil, paralel bir yaşam… Herkesi kendi kurguladıkları bir çatı altında toplamaya çalışıyorlar. Zaten fazla olan insan neslinin, önce doğurganlığını elinden alıp, çoğalmayı engellemek için evlenmeyi engelleyecek her türlü fitneyi oluşturdular. Daha sonra geri kalan insanlar, öncede belirttiğim gibi hastalık gibi toplu ölümlerle azaltılacak. Hükmedilecek kadar insan yeterli. Tek bir merkezden yönetilen insanlar, algıyla uyuşan beyinler, papağan gibi şuursuzca savunulan fikirler bir TEKNELOJİ HİPNOZU neticesinde ortaya çıkmıştır. Biraz aklımızı, ferasetimizi, algımızı Kur’an-ı Kerim’e çevirelim…

    Allah’u Teala, Hazret-i Adem (a.s.) yarattıktan sonra, Hazret-i Havva’yı da yaratarak, ünsiyet kurdurmuştur. İnsanlığı tek seferde yaratmaya Kadir olan Rabbimiz, yeryüzüne gelmesi gereken insanoğlunu biranda ya da bölük bölük zaman aralıkları ile küçükten büyüğe yaratabilirdi. Ama Hz. Adem (a.s.)’ma Hz. Havva’yı eş eyledi. Birliktelik nasip eyledi. Çoluk çocukla çoğalan, insanoğlunu bereketlendirdi.

    Biz, aile olmaktan, evlenmekten Allah katında aslı olmayan bir korkuyla, endişeyle uzaklaşmış durumdayız. Hadislerle desteklenip, tavsiye edilen evliliği kölelik olarak, görmeye başladık. Özgürleştirilmiş nefislerimiz, şeytanın planına hizmet etmekte. UYAN EY GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN!!!

    Komplo teorisi olarak düşünülen bu planlar, çoktan insanlık üzerinde uygulanmaya başladı. Biz gözümüzü aç sakta, yumsak ta bu planın bir parçası olmaya doğru sürükleniyoruz. Kendi istikametimizi, Müslümanlığımızın verdiği kuvvetle, sünnetlerin ışığında belirlemeliyiz. Biz son peygamber Muhammed Mustafa (S.A) efendimizin ümmetiyiz! Bu şeref bize yeter. Bu uğurda nefisten ve maldan vazgeçerek evliliği birbirimize kolaylaştıralım. Hadiste: “Sizin en şerlileriniz bekâr olanlarınızdır.” buyuran Peygamberimize kulak verelim. Düğünlerde yapılan, adet diye diretilen maddi külfetlerden vazgeçelim. Evin her köşesini süslü eşyalarla süslemektense, birbirimizi eşimize karşı süsleyelim. Kullanmayacağımız, lazım gibi gözüken birçok eşyadan vazgeçelim. Her şeyin kolayını, makulünü seçelim.

    Safımız bize atfedilen aile fobisini taşıyanların yanı olmasın. Hz. İbrahim (a.s.)’ma su damlası taşıyan karıncanın safı olsun. O bir damla su bizden gelen, bir evlilik, bir yuva, bir nesil, bir çocuk demek. Mücadelemiz yanan ateşe karga gibi çalı çırpı atarak ateşi çoğaltmak değil, karınca misali ateşe su atıp ateşi söndürmek olması niyeti ile Allah hepimize dost doğru istikamet nasip etsin. (Amin)

  3. Manidar diyor ki:

    31 yaşında erkeğim. Şimdiye kadar onlarca kişi ile evlilik niyetiyle görüştüm. Türlü sebeplerle neticeye bir türlü varamadık. Yazıda bahsedilen korkuları bizzat yaşadım. Yaklaşık 40 gün önce bir tanıdık vesilesiyle bir hanımla tanıştım. İlk görüşmelerimde eski korkularım bende tekrar vesveselere sebep oldu. Acaba yine aynı şeyleri mi yaşayacağım derken muhatabım hanımefendi son derece anlayışlı ve sevecen yaklaştı. Onun büyük emeği ile biz birbirimize ısındık ve Allah nasip etti 4 gün önce isteyip söz yüzüğümüzü taktık. Şükürler olsun Rabbime ki gerçekten gönlümdeki gibi birini nasip etti. Diyeceğim o ki endişelerinizi mantık süzgecinizden geçirin, iyi niyetle, olumlu düşünerek, sevginizi muhatabınıza hissettirerek yola girin. Allah tüm bekar kardeşlerimin yardımcısı olsun.

  4. Ahmet Çakır diyor ki:

    Sema Hanım merhaba yazınızı okudum tabii böyle bir yazıyı beğenmemek mümkün değil ama Bekarlar evlenmek istiyor evlenenler boşanmak. Tabii evlenenlerin boşanmak istemesi neden bunu siz de biliyorsunuz biz de biliyoruz iki kişi kendi arasında yapmış olduğu anlaşmayı neden fesheder ve neden bu anlaşmadan geri döner bunların birçok sebepleri var. Ya insan karşısındaki insanı anlamıyor veya evleneyim de sonrası önemli değil babında hareketler yapılıyor ve evlendikten sonra durumun Hiç öyle olmadığı ortaya çıkıyor. Tabii olayda bir kandıran Bir de kandırılan var. Herkes ne yaparsa kendine yapar Eğer evlenirken baştan vermiş olduğu sözü tutmayacak olan bir insansa onun vermiş olduğu Sözün de bir anlamı yoktur ama biz bunu baştan bilemeyiz evlenmeden önce toz pembe olan hayat evlendikten sonra eğer tozu bırak tembeliği devam ediyorsa İyi sayılır ama bulanıklaşmaya başlamışsa Kimse kendine boşu boşuna eziyet etmez ve sonuç ayrılmaya kadar gider. Bağcılar’da özellikle ayrılamazlar çünkü ortada çocuk denen bir gerçek vardır ve onlara ne annesi ne babası büyütmek istemezler. Bu durumda olan da hem eşlere hem de çocuklara zarar verir yani her halükarda anlaşamayan insanların boşanması aile Kurumunu Temel’den yıkar. önemli olan Baştan aileyi kurarken vermiş olduğun sözlere sadık kalmak ya karşındaki insanı da Aynen kendin gibi düşünerek ona yanlış yapmamak. Kalın sağlıcakla

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ En eğitimli kişi yaşadığı, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır. “ ( Hellen Keller)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku