Ergenlik Haşereleriyle Mücadelede Ergenleri İlaçlamak

Tıpkı yaşıtları gibi hoplayıp zıplayan, espriler yapan, zaman zaman tatlı inatlaşmaları olan genç; on bir, on iki yaşlarına gelince değişme trendi içine girer. Bu, toplumların delikanlılık adını verdiği, kanın delice aktığı bir evre olarak nam salmış, psikolojide kendisine özel bir önem atfedilen ergenlik dönemidir.

Bu döneme giren her gençte duygusal nitelikli, düşünce odaklı ve davranış bazlı bazı değişimler görülür. Bunların başında ani duygusal değişmeler, çabucak kızma – parlama, alınganlıkta artış, asabiyet, agresif çıkışlar, inatçılık, bedeni ve ailesi ile ilgili memnuniyetsizlik türü tepkiler gelir. Bir kısmında sadece bunlar, bir bölümünde daha azı, diğer bir bölümünde ise biraz daha fazlası görülebilir. Sadece geçirilen dönemi değil; işin içindeki bireyin, aile, algı, yaklaşım ve benzeri farklılıkların değiştiğini düşündüğümüzde bunların hepsi de normaldir.

Bunları ve benzerlerini yaşayan ergen aynı zamanda düşünen bir varlıktır, yani insandır. Dolayısı ile dışarıdan bakınca negatif gibi duran bu ve benzeri belirtileri beyninde anlamlandırma, yorumlama, öncesiyle kıyaslayarak anlamaya çalışma çabası içine girer. Kıyasladıkça buldukları, kurcaladıkça vardıkları, düşündükçe çıkardıkları neticesinde etkilenir. Derken kendini sıkıntıları artmış, eskiden gayet iyiyken şimdilerde ruhsal problemlere yakalanmış dertli bir kişi olarak görmeye başlar.

Ergenlik döneminin doğal olarak yaşattıkları üzerine inşa edilmiş bu hatalı düşünce, yoğunlaşma ve anlamlandırma süreci mevcut ergenlik ateşinin alevlerini günbegün artırır. Böylece ortaya; ilk başta sadece hormon değişimiyle başlayan, akabinde hatalı algılama ve anlamlandırma süreci ile artan, yani iki faktör tarafından beslenen problemler çıkar. Evvela yakılmış, sonra tutuşturulmuş olan ergenlik ateşini körüklemek için ortamda hazır bekleyen üçüncü bir faktör devreye girmek için hazırdır artık: Aile…

Aileler eskisi gibi olmayan, bir süreden beri bu sürecin içinde debelenen çocuklarındaki söz konusu değişimi hemen fark ederler. “Oğlumuz / kızımız böyle değildi, niye böyle oldu, olmamalıydı, komşunun ki böyle değil, doktora mı gitsek, hangisine gitsek, ne zaman gitsek…” türü yaklaşımlarla ergene sürekli problemli olduğunu, dolayısı ile mutlaka bunun çözülmesi gerektiğinin mesajları verilmeye başlanır. Böylece ergenlikle yakılan, ergenin hatalı düşünme işlemleriyle körüklenen bu kızgın ateşe aile de elindeki benzin bidonlarıyla katılır.

Bu üç faktörün etkisiyle daha da beslenen kor ateşe komşular, “Sizin oğlan” falan diyerek odunla; okuldaki işgüzar, sineğin kanat vızıltısını sam yeli zanneden bazı öğretmenler, “Mutlaka psikologa…" demek suretiyle çıra ile; yakın çevre de her fırsatta, “Bu çocuk eskiden…” şeklinde konuşarak kömür torbalarıyla dahil olur. Zaten doğası gereği zor bir süreç yaşayan ergen dört koldan tutuşmuş, alev alev yanıyordur artık. Ergen destek gereken böylesi hassas ve zor bir dönemde hiç bir destek alamadığı gibi çok yönlü kösteklerle boğuşarak ruhsal bakımdan günbegün zayıflar, bunalımlara, ailesinden soğumalara, derken uzaklaşmalara hazır bir hale gelir.

Böylesi bir süreç sonunda dört koldan bastıran ve aşama aşama gelişen sıkıntılar için isteyerek yahut el alemin teşvikiyle gidilen uzman da zaten alevleri tavana dek yükselmiş olan ergenin üzerine gökten “yardım” etiketi bulunan uçakla bir tanker dolusu tineri boca ediverir.

Bilgi - iç görü kazandırma odaklı, doğru yönlendirme eksenli, en fazla psikolojik destek bazlı yaklaşılacağı yerde üç – beş dakikalık bir süreç sonunda depresyon, olmadı anksiyete, daha da olmazsa (teşhisten bol ne var) uyum bozukluğu vs. diyerek bitirici darbeyi indiriverir. Ergen saydığım faktörlerin tazyikiyle içine düşürüldüğü şüpheden kurtulmuş, artık tam bir hasta olduğuna iyice inanmaya başlamıştır.

Ebeveyn de aynı günlerde, “Üç aydır kullanıyoruz lakin fazla bir faydasını göremedik” veya “Üzerinde intiharı artırır yazıyor ama doktor…” dese de tuhaf bir iç huzuru başlamıştır. Ergen için kullandığı ilacın reçetede yazılı “yan etkileri” kadar bile önemli olmayan “asıl sıkıntılar” için aldığı ve “En az altı ay...” denilen bir kimyasal ilaçlama süreci ufukta görünmüştür.

Her şey tamamdır! Yazmak için doktor, almak için çaresiz ve tek sermayesi güvenmek olan aile, ödemek için de SGK hazırdır artık. En önemlisi eli mahkum olan ergen hazırdır. Tüm şartlar onu uzun zamandır bu sonuca hazırlamıyor muydu zaten! Böylece, yaşadıklarından şikayet etse bile intiharı aklının ucuna dahi getirmeyen bir ergen için “intihar düşüncesini artırır” denilen ciddi bir yan etki paketine onay çıkmıştır.

Örneğin kanser başta olmak üzere tüm tıbbi hastalıklarda ölmemek için son derece basit kalan yan etkiler satın alınırken; doğru, bilime ve mantığa uygun olan da buyken ergen gencin son derece doğal sıkıntıları için öldürücü bir yan etki tercih edilmiştir. Hem de reçetede bile açık açık yazdığı halde!

Sonrası mı?

Nasıl olsa sonrası Allah kerimdir.

www.izzetgullu.net


Bunlar da ilginizi Çekebilir

6 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz