Erkeğe Ceza Verin Olay Kapansın

22 Mart 2019Haberler26 Yorum »

erkeğe ceza olay

Kadriye Hanım Diyor ki,

Eşim tecavüz suçlamasıyla iki yıldır cezaevinde. Tabii ki böyle bir şey yok. Zerre kadar şüphem olsa zaten bir kadın olarak, anne olarak, eş olarak bir adım dahi arkasında durmam. Deliller, ispatlar, raporlar eşimin masum olduğunu gösteriyor.

Eşim, Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı Çocuk Yuvası’n da şoför olarak çalışıyordu. Yurtta kalan 13 yaşında bir kız çocuğu eşime kafayı takmıştı.

Araca bindiğinde öne şoför koltuğunun yanına oturuyor, eşime mektuplar yazıyor, kalp resimleri yapıyor, eşimin baş harfini kendi baş harfine koyuyor. Eşim bu mektupları yuvadaki hocalara gösteriyor. “Bu kız çocuğu bana böyle mektuplar yazıyor.” diyor.

Onlar da “Bunları kızlar hep yapar, önemsiz, öyle dikkate alınacak bir şey değil.” diyorlar.

Fakat belli ki çocuğu da bu konuda uyarmışlar. Çünkü çocuk eşimden açıkça intikam aldı. Olay şöyle gerçekleşti.

Bir pazar günü eşim işe gitmişti. Çocukların aktiviteleri vardı, onları getirdi götürdü. Sonra eve gelmek için yola çıktığında yarım saat sonra eşimi kurumdan güvenlik görevlisi arıyor: “Serkan Bey kalorifer bozuldu, bugün pazar, usta bulamadık, gelip bir bakabilir misin?” diyor. Eşim her işten anlayan biri, elektrik, su, tamir işi gelir elinden.

Ocak ayıydı, dışarıda kar vardı. Eşim çocuklar üşümesin diye yoldan geri dönüp kuruma gidiyor. Güvenlik görevlisi ile konuşup kalorifer dairesine iniyor. Su bittiği için kaloriferin yanmadığını görüp su ekliyor. Çıkışta güvenlik görevlisine durumu anlatıp yaptığını söyleyip çıkıyor kurumdan. Aşağı inip çıkması toplam 8 dakika sürüyor, kamera kayıtları var.

Bu olaydan 6 gün sonra o kız: “Serkan abi o gün kalorifer dairesinde bana tecavüz etti.” diyor. Meğer kız o gün eşime kumpas kurmuş. Kamera kayıtlarında var, güvenlik görevlisi eşimi kalorifere baksın diye çağırırken kız da güvenliğin orada duruyor. Eşimin kaloriferi yapmaya geleceğini duyunca kalorifer dairesine girip saklanmış.

Eşim orada onu görmüyor. Eşim kalorifer dairesinden çıktıktan sonra o da kalorifer dairesinden çıkıyor ve güvenlik görevlisinin yanına gelip: “Serkan abi nerede?! diye soruyor. O da “gitti” diyor. “Hayırdır neden sordun?” diye soruyor. “Eşine selam gönderecektim” diyor. Yani her şey normal. Aşağıda tecavüze uğramış olsaydı bu kadar normal hareket edebilir miydi?

Kız “o gün tecavüze uğradım” deyince hemen kurumun hemşiresi, doktoru, psikologu muayene ediyorlar, konuşuyorlar.  Hiçbir şey yok; fiziksel, ruhsal. Bir hastaneye  götürüyorlar. Oradaki doktor da “Hiçbir şey yok” diyor.

Eşim bu olayı duyunca “Ben böyle bir suçlamayı kabul etmiyorum, yasal işlem başlatılmasını istiyorum.” diyor. İşlem başlıyor ve bu çocuğun ifadesi alınıyor. Bir günde 7 farklı ifade veriyor. Psikolog diyor ki “Bir çocuk neyi yaşarsa onu anlatır, değişik değişik anlatması mümkün değil, bu yalan söylüyor.” Eşimden kan alınıyor, kilosu tartılıyor. Eşim 100 kilo. Hani 100 kiloluk bir adam bir çocuğa tecavüz ederse ne olur, nasıl olur. diye. Kız bakire ve vücudunda bir çizik bile yok.

Kurumdaki bütün hocalar, hemşire, psikolog, doktor, müdür, temizlik elemanları, yani kurumda çalışan herkes ifade veriyor. Tecavüz iddiasından sonra çocuğun normal halinden farklı bir değişiklik olmadığını söylüyorlar.

Bu arada kalorifer dairesine polis heyeti gidiyor, mor ışıklarla kalorifer dairesi aranıyor. Eşime dair bir şey var mı diye. Hiçbir şey yok o da temiz çıkıyor.

Ve sonuç 25 yıl ceza verdiler.

Mahkeme “kadının beyan esastır” dedi. Hiçbir delili göz önüne almadı. Hatta çocuk psikologla mahkemeye geliyordu. Mahkemede ilk verdiği ifadeden faklı bir ifade verince hakim, psikolog hanıma soruyor: “Şu anda çocuğun doğru söylediğine inanıyor musun?” Psikolog Hanım diyor ki “Hayır şu anda yalan söylüyor.”  Tabii ki bunu da göz önüne almıyorlar.

Kızın iftiraları sanki gerçekmiş gibi gazetelere çıkmıştı. O zaman Aile Bakanı olan Fatma Betül Sayan: “Erkeğe ceza verin, bu olay kapansın. Bu kız devletin çocuğu ben bunu korumak zorundayım.” diye emir vermiş.

Bakan hanım, ortak tanıdığımız kişiye de “Bu olay kapanmazsa Aile Bakanı olarak ben bununla anılırım, ben bu konu ile anılmak istemiyorum.” demiş. Allah’tan korkmadı da yalan yazan basından korktu.

Sonuç: Bakan hanımın müdahil olmasıyla beyan esastır deyip suçsuz adama 25 yıl cezayı verdiler.

Fatma Betül Sayan hanımı Allah’a havale ettik. Onun bir söylemiyle eşim 25 yıl ceza aldı. Hakim ve savcı hiçbir şeyi göze almadı, Kriminal rapor istendi, üç buçuk ay bir raporu bekledik, kız bakire  temiz hiçbir şey yok. Peki o zaman adli tıp ne işe yarıyor? Bunları prosedür gereği yaptırıyorlar ama dikkate alan yok, çünkü emir tepeden geliyor.

Altı mahkeme gördük. Altısında da bulundum. Zerre kadar şüphe olsa, bir anne olarak, eş olarak kadın olarak öyle bir erkeğin arkasından asla gitmem. Bir tanesi de dese ki “Evet ben bu şahısı şüpheli gördüm veya raporlarda kamera kayıtlarında şüpheli göründü.” Yok böyle bir şey.

Dosyamız istinaf mahkemesine gitti orada gerekçeli karar yazıldı bu dosyada 25 yıl çok deyip 8 yıl indirim yaptılar. Dosyanın  Yargıtaya gitmesi istendi. Şu an dosyamız Yargıtayda cezamız 17. seneye indi. Eşim neden suçsuz yere 17 yıl yatsın!

Ben 25 yıllık evliyim. Pırlanta gibi 2 tane evladım var. Eşimle çocuklarımızla aile bağlarımız, sevgi bağımız çok güçlüydü bizi yıkan da bu oldu. İki senedir yandık kavrulduk. Benim eşim Allah dostuydu, dünya iyisi bir insandı.

Bu öyle bir acı ki bunu yaşayan anlar zannediyorum. Büyük oğlum 23 yaşında üniversite öğrencisi, küçük 17 yaşında lise sonda. 17 yaşındaki oğlum 3 ayda saçları beyazladı 2 defa kalp enfarktüsü geçirdi üzüntüden.

Bakan hanım iftira atan kız için: “Bu çocuk devletin çocuğu, biz bunu korumak zorundayız.” demişti. Ben de soruyorum “Benim çocuklarım kimin çocuğu? Bu devletin çocukları değil mi?” Suçsuz yere babalarını ellerinden aldınız.

Benim eşim yüzde yüz suçsuz. Ben eşimi içeride çürümeye bırakamam, bunun için mücadele edeceğim.

Ben dosyam ile televizyona çıkmayı düşündüm hiçbir kanal beni kabul etmedi.

Ben de çok mektup yazdım Ankara Külliye’ye gönderdim ama hiç cevap alamadım. Oğlum CİMER e yazdı cevap yok. Artık ben pes ettim oralara yazmıyorum ama benim ailem her hafta pazartesi günü mektup yazıp kargoya koyup Külliye’ye gönderiyorlar ama cevap yok.

Ben susmayacağım insan haklarına kadar gideceğim. Eğer ülkemde hakkımı bulamazsam Avrupa İnsan Haklarına başvuracağım. Bana verdikleri raporlar devletin kurumlarından hastanelerinden verilmiş raporlar. Bu raporlar adam suçsuz diyor. Adalet istiyorum. “Kadın beyanı esastır” deyip  eşimi hapislerde çürütemezsiniz.

Sizlerden ricam benim sesimi duyurun, durumumuzu anlatın. “Haksızlığa Dur” deyin.

 

Okunma Sayısı : 10.160

Yorum yapın

“Erkeğe Ceza Verin Olay Kapansın” için 26 Yorum

  1. Raşit diyor ki:

    Bu kanunlar adamı ancak katil yapar. Sonrada erkekler niye canileşti diyorlar. Başka bi yolmu kaldıki. Tecavüzcü olarak yatmaktansa katil olarak yatmak daha şerefli değil mi.

  2. Misafir diyor ki:

    Merhum Necip Fazıl Istanbul’da tramvaya binmiş.
    Pencere kenarında bir koltuğa oturmuş.

    Birazdan paketlenmiş bisküvi gibi, takım elbiseli, ekabir bir kaç kişi gelip yanında dikilmişler…
    -Sen ordan kalk, oraya biz oturacağız.

    Necip Fazıl sormuş:
    -Niçin kalkalacağım, siz kimsiniz?

    Adamlar cevap vermiş:
    -Biz millet-vekiliyiz.

    Necip Fazıl noktayı koymuş:
    -Ben de milletim!

  3. Ahsen ayşe diyor ki:

    Kadriye hanım bende sizin durumunuza çok üzüldüm.benim kardeşimde aynı durumdan hapiste yatıyor. Çocuğun beyanı esastır diye karar veriliyor. Bu nasıl bir adalet ! Erkekleri topyekün suçlü yapıyor bu feminist mantığı .eskiden kız çocukları doğunca toprağa diri diri gömülüyordu.şimdi erkek çocukları ileride tacizc veya tecavüz edebilir şüphesi ıçın diri diri toprağımı gömelim. Yazıklar olsun bu kanunu çıkaranlara bizde birleşelim .feminist kadınlara karşı.erkekleri koruma deneği kuralım.beraber mücadele edebiliriz isterseniz

  4. Uğur 017 diyor ki:

    Bir biraderimiz böyle durumlarda beddua etmenin doğruluğunu sormuş. Haklı durumlarda beddua etmek caizdir. Hatta Resulullah (s.a.v.) birkaç defa beddua da etti, mesela Bi’r-i Maune Vakasında ve mesela Ebu Âmir er-Rahib’in (bugünkü Pensilvanya Deccali’nin bir nevi o günkü versiyonunun) bedduasına karşılık olarak.

    Bi’r-i Maune için sahih hadislerde deniyor ki Resulullah bir ay boyu sabah namazının ardından şöyle beddua etti: “Allah’ım, Ri’l, Zekvan ve Usayye [kabilelerini], ki onlar Allah’a ve elçisine isyan ettiler, lanetle!” (Buhari, Cihad 9, 19, Megazi 28; Müslim, Mesacid, 297).

    Ben de şahsen Pensilvanya deccalinin meşhur beddualarından birkaç yıl önce Pensilvanya deccaline ve onun ileri gelen taraftarlarına ağır bir beddua etmiştim, çünkü görmüştüm ki liderimiz Erdoğan’ı ve bizleri aldatıyor ve bize gizli düşmanlık yapıyor ve halkımızı esir almaya çalışıyordu, gençlerimizden başlayarak. Hatta Pensilvanya deccalinin o meşhur bedduasını içeren olaylar ve o olaylar sonunda o ve hempalarının uğradıkları felaket benim o yıllar önceki bedduamın neredeyse bire bir gerçekleşmesiydi. Yalnız benim bedduamdan da daha fenası onların başına geldi, çünkü meğerse şimdiki doğru adlarıyla “Fetullahçı Terör Örgütü” mensupları sandığımdan da daha zalim ve daha kötüymüşler ve şu veya bu dereceye kadar kötü olanları sadece başlarındaki bazı kimseler değilmiş, hepsiymiş.

    Ama elbette sadece bedduayla kalınmamalı. Burada anlatılanlar korkunç. İddia edilen bakan ve hâkimin aleyhindeki bütün deliller toplanarak öncelikle cumhurbaşkanımızı seven kimseler adına onlara en sert şekilde dava açılmalı ve üstlerine gidilmeli. Eğer iddialar doğruysa bu hadise iftiraya uğrayan biraderimizden başka cumhurbaşkanımıza ve onun sevenlerine ve devletimize ve halkımıza karşı en büyük saldırganlıktır. İddia edilen bakan diğer ve çok daha saygıdeğer bir bakanımız olan Süleyman Bey’e saygısızca davrandığında da bizlerin tepkimizi çekmişti. O yüzden kendisine pek sempatimiz yoktur. Umarım bu konudaki rolü açıklığa kavuşturulur. Burada anlatıldığı kadarıyla iftiranın gerçekliği su götürmezdir. Eğer böyleyse, iftirada payı geçen iftira sahibi ve yetkili bütün kişiler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

  5. Nesibe diyor ki:

    Çok sevinirim Sema hanım inşallah bu durumda olan herkes kurtulur

  6. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    Allah yardımcınız olsun, Kadriye Hanım. İşiniz çok zor. Maalesef, adalet bile torpille sağlanır olmuş. Sağlam koltukta oturan birini bulursanız, kimin haklı ya da haksız olduğu önemli olmadan işiniz çözülür gibi.

    Yetiştirme yurdundaki görevlilerin, bu işe daha uyanık, duyarlı ve bilgili olmalı gerekir. Malesef kız çocuğunu, yanlış yönlendirme söz konusu.

    “Eşim bu mektupları yuvadaki hocalara gösteriyor. “Bu kız çocuğu bana böyle mektuplar yazıyor.” diyor.
    Onlar da “Bunları kızlar hep yapar, önemsiz, öyle dikkate alınacak bir şey değil.” diyorlar.”

    Nasıl oluyor da, hocalar tarafından öğrenildikten sonra bu olay zuhur ediyor? Bir kız çocuğu bu kadar cesaretli nasıl oluyor? Hiç korkmuyor mu? Yurdun hocalarının kız ile konuşması nasıl böyle bir olayı tetikliyor? Biraz paranoyakça olduğu düşünülebilir, ama bu tarz olayların artmasını isteyen bir şeytani akıl olduğunu düşünürsek, kız çocuğu da tetiklenmiş olabilir gibi… (düşünmeden edemeyeceğim)

    Allah evlatlarınıza ve size sabır versin. Daha fazla mağdur olmadan bu iftiradan alnınızın akıyla çıkmanızı nasip etsin. Evlatlar, işin en acı kısmı. Yazık. Çok çok yazık. Bir yerlerde birilerine yaranacağız diye, kendi insanımıza sahip çıkamıyorsak çok yazık. Kim haklı, kim haksız anlayamıyorsak çok yazık. Anlamamıza rağmen, mağdur ediyorsak, suçsuz insanların hayatını karartıyorsak daha yazık. İslam topraklarında, müslüman bir millet olarak, adaletsiz yargılama söz konusu ise Allah bize de size de yeter. Bu vebal, hiç şüphesiz sorumlulardan çıkar.

    “Hasbunallahu ve nimel vekil” “La havle ve la kuvvete illa billah”

  7. Osman diyor ki:

    Çok geçmiş olsun,bu kumpası artık herkes kullanmaya başladı özelikle fetöcülar kendilerini ihbar edenleri bulup küçük çocukları kullanıp cezaevlerini tıkıyorlar,ülkeyi artık feminst guruplar yönetmeye başlamış yargıtay içtihadının acilen değişmesi gerek bir kadın Şeref’ini onurunu namusunu ayaklar Altına alıp bir beyanda bulunuyorsa beyanı doğru kabül ediliyor bu evrensel hukuk kurallarına aykırı,Allah’ın adaletinden bunlar nasıl kaçacak böyle bir adi beyan ile somut delil olmadan yuvaları yıkmak isteyen bir sürü arsız insan varken bu ahir zamanda ve kimle elini taşın altına koymuyor ülke bu şekilde yönetilemez birilerini savunurken o erkelerinin Şeref’ini onurunu hasiyetini ayaklar altına alıyorsunuz kendinize gelin bu ahlak dışı sorunu çözün..

    • Yahya diyor ki:

      “bir kadın Şeref’ini onurunu namusunu ayaklar Altına alıp….”

      bu nasıl bir cümle anlayamadım!?

      • Feyza diyor ki:

        Yahya bey, yorumu yazan kisinin bu dusuncesi bende de olusmustu. Cunku kadin veya genc bir kiz, her ne olursa olsun sozkonusu esasinda once kendi iffeti, namusu. Onceden ve belki de hala gercekten bir tacize veya tecavuze ugrayan kizlar sucsuz da olsa utancindan bunu gizliyorlarken bu tarz yalan beyanlarla bir genc kizin once kendi iffetini kendi diliyle kirletmesine ben de anlam veremiyordum. Ucunda bir hirs, intikam, ofke ya da maddi bir menfaat bile olsa insanin namusu bunlarin hepsinden degerlidir zannederdim. Boyle birseye, iftiraya tenezzul etmek siradan ahlaki degerlere onem veren bir insanin “kendini magdur konumunda gosterse de” kolay kolay cesaret edebilecegi bir is degil diye dusunurdum. Ama demek ki olabiliyormus. Demek ki ahlaki degerler itibarsizlastirildikca insanlarin kaybedecek bir haysiyeti de kalmiyor ve ucuz cikarlar icin haysiyetlerini feda etmekten cekinmiyorlarmis.

        • Yahya diyor ki:

          Feyza hnm,
          Bu değerler;
          1.a – bazı insanlarda vardır ve paha biçilemez
          1.b – bazı insanlarda vardır ve bedeli vardır
          2 – kalan grupta ise yoktur ve haliyle bir bedeli de yoktur

        • Abdullah Bir diyor ki:

          FEYZA HANİM KARDESİM’e…

          REDDEDİLME, KİN ve İNTİKAM ALMA HIRSI aklı ortunce geride sadece İÇGÜDÜLERİ ve NEFSİ ile davranan, hareket eden bir HAYVAN kalır.

          HAYVANLARİN DA NAMUSU, AHLAK, HARAM, GÜNAH ve VEBAL ANLAYIŞI YOKTUR…

          • Feyza diyor ki:

            Haram ve gunah, vebal anlayisini zaten gectim de Abdullah abi, bu yaptiklarinn once kendi adini kirletmek oldugunu dusunurdum. Kendi iffetini karalamak, kendi kendine ihanet vb..
            Kaybedecek iffeti olmasa da, yani en kotu ihtimalle bir iffetsizlik etmisse bile bir insan bunu afise etmek istemez ve bahsi gecse de bundan hicap duyar gibi cocukca dusuncelerdi. Kimseye degil yine kendi nefsine hizmetti aslinda bu dedigm ama dediginz gibi akil ortulunce nefsin kendi hizmetine de olsa saglikli muhakeme edebilmesi mumkun degil. Zaten akil ve kalp nefsin hakimiyetine boyun egdiginde girecegi asil zarari hesap edebilseydi insanoglu sonunn cehennem oldugunu bile bile ucuruma yurumez, gunah isleyemezdi. Kisaca insanoglu bile bile nefsine nefsiyle zulmetmezdi.

  8. Nesibe diyor ki:

    Çok geçmiş olsun kardeşim aynı olay bizim başımıza da geldi bir buçuk yıl önce oğlum beden eğitimi öğretmeni ve antrenör olarak görev yapmaktaydi eşi ile birlikte çalışıyorlardı takı eşi doğum iznine ayrılana kadar görev yaptığı okulda antrenman sırasında bir kız öğrenci geliyor ve kursuna gelmek istiyorum diyor oğlumda onun yaş grubunu calistirmadigini söylüyor…

    Sema Maraşlı: Nesibe hanım çok geçmiş olsun. Yorumunuzun devamını yayınlamadık yazı olarak yayınlayalım diye. Yarın yazı olarak yayınlanacak. İnşallah evladınıza kavuşmanıza vesile olsun.

  9. Cemil Korkmaz diyor ki:

    Ben bu olaya göz attıktan sonra genç kızın yalan söylediğine inanıyorum. Okullarda baktığınız zaman şımarık çocukların sayılarının azımsamayacak kadar fazla olduğunu görüp duyuyoruz.Şimdi Öğretmen veya okul idarecilerinden çekinen çocuklardan ziyade şımarık çocuklardan veya onların anlayışsız ailelerinden korkan zavallı öğretmenler ve okul idaresi görüyoruz.ne bir disiplin nede bir kural koyma şansları olmuyor. Dolayısıyla Haklı ve haksız iyi tesbit edilerek kimsenin vebaline girilmemesi görüşündeyim.yetkililerin hakkaniyet içerisinde kılı kırk yararak kimsenin hakkına girmeden bu meseleleri çözmesi aklı selim her insanın görüşü olduğunu düşünüyorum. Saygılarımla.

  10. Bir Adem diyor ki:

    Almanyada okullarda erkek hocalara el altı şu talimat verilir. Mutlaka hiç bir zaman bir kız öğrenciyle bir sınıfda yalnız kalmayın. Ve öyle bir durum gerçekleşsede kapı açık kalsın.
    Geçen bir genç öğretmen şöyle bir durumla karşı karşıya kaldı. Kız öğrenci aldığı notla memnun değil ve öğretmenle yalnız kalabilcek bir anı gözetliyor. Gidiyor öğretmenine ve diyorki, eğer notumu düzeltmezsen tam şimdi saçlarımı darma dağınık ederim, soyunurum, şortumu yırtarım ve yükses sesle bağırırım. Bu durumda öğretmen hemen kendisi yardım çağırır ve odanan müdüre kaçar. Eğer o an okadar akıllıca davranmasaydı, çok zor durumlara girebilirdi.

    Birkaç hafta önce. 3 kız öğrencı birlik olup yine öğretmene tuzak kurmaya çalışıyor ve okulda taciz edildiklerini söylüyor. Öğretmen anında polise gitmeye kalkınca kızlar özür dilemeye çalışıyorlar fakat öğretmen bunu kesinlikle kabul etmiyor ve polisi çağırıyor. Böyle şeylerle şaka maka olmaz.

  11. Ayce diyor ki:

    Kardeşim, bu yazıyı okuyunca benim kardeşimin başına gelenlerle aynı. Çok üzüldüm . Gerçekten çok zor bir durum . Ülkenin bütün namusludindar erkeklerini hapse atmadan rahatlamayacaklar. Bu arada kardeşim 20 yıllık imam, 2 pırlanta gibi çocukları var. 15 yıl ceza aldı. Yargıtayda onaylandı. Bize hiç uğraşmayın dediler. Dua edin bu kanun olduğu müddetçe cezasını alır dediler. Avukat bile uğraşmıyor artık. Ama ben negerekiyorsa yapmaya hazırım. İsterseniz görüşelim. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.😔

  12. Feyza diyor ki:

    Yazik cok yazik, bu nasil bir sistem inanilir gibi degil cok gecmis olsun. Cok uzuldum. Bir insann hayatini sucsuz yere hapiste curutmek bu kadar mi basit ve makam mevki yuzunden haksizliga dur diyemeyen korkaklarin insafina mi kaldi ailelerimizin eerkeklerimizin ve cocuklarimizin gelecegi? Allah’in adaletne inaniyorum ve bu mubarek vakitlerin hurmetine dilerim ki esiniz ozgurlugune en kisazamanda kavusur ve bu tas bu korkaklarin da ayagina yakin zmnda dolanir. O zmn anlarlar bir yuvayi sondurmenn vebali ne agirmis, baska turlu anlayacak durumda degiller cunku makam ve mevki hirsi gozlerini kor etmis, kalplerini muhurlemis bu zevatin,cok yazik.
    Bir erkek cocugu hem de gencecik delikanli icin babasinin bu tarz bir iftiraya maruz kalmasi ne kadar yipratmistir, bu cocuklarn gnahini veremezler Kadriye hnm. Sabredin Allah siznledir, biz de dua edecegiz. Sosyal medys kullanan arkadaslar da lutfen bu olaylari yaygnlastirsin ki o medya hesaplarinn zekatini vermis olsunlar.

  13. Selda diyor ki:

    Maalesef Kadriye hanım kadının beyanı esas diyerek çıkan bu kanunla iftiralar diz boyu sosyal medyadan bunları gören kızlarda ohh fırsat bu fırsat işine gelmeyince at iftirayı neymiş hiç kimse iffetini ayaklar altına al azmış öyle bir alıyorlarki ticaret olarak kullanıyorlar ya suçsuz yere mahvettikleri aileler onların çocukları yalancı iftiracı birini korurken masum insanları mahvetme nedir bu kanun kalkmalı iftiraların önü kapanmalı bu düzene dur demeli devletimizin bu kanuna bir düzenleme getirmesi gerek

  14. Yahya diyor ki:

    Soru: Bir Müslüman Beddua Eder mi?

    • Ahsen ayşe diyor ki:

      Canı çok yanarsa ve haklıysa eder

    • Misafir diyor ki:

      Mazlumun bedduasını almaktan kork. Zira Allah’la bu beddua arasında perde mevcut değildir.”

      [Buhari, Zekat 1, 41, Sadaka 1, 63, Mezalim 9, Megazi 60, Tevhid 1; Müslim, İman 31, (19); Tirmizi, Zekat 6, (625); Ebu Davud, Zekat 4, (1584); Nesai, Zekat 46, (5, 55)]

      “Mazlumun duası makbuldür, facir bile olsa, zira onun fücûru kendini ilgilendirir.”

      Ahmet İbni Hanbel.

    • mustafa diyor ki:

      müslüman eşşek mi dayak yiyecek iftiraya uğrayacak her türlü görecek oh ne iyi mi diyecek bedduada edecek nedir bu müslüman hiçbir şey yapmayacak mı böyle zırto ca müslüman olur mu müslüman heybetli olur gümbür gümbür mücadele eder be müslümanları iyice sindirdiler. sümsük bir hale getirdilerdiler birde bu sümsüklüğe dinde fetva bulmaya çalışıyorlar

  15. Güngör Kayhan diyor ki:

    Allah’ın laneti, adaleti bilerek ihlal edenlerin üzerine olsun, bu dünyada da, ahirette de yüzlerini guldurmesin!

  16. Abdullah Bir diyor ki:

    Siz de “Erkeğe Ceza Verin Olay Kapansın” sözünü söyleyerek GÖZ GÖRE GÖRE VE BİLEREK SİZE ZULÜM, ADALETE TECAVÜZ EDENLERİ ALLAH’a HAVALE ve BEDDUA EDİN GERÇEK ADALET YERİNİ, ZULÜM EDENLER ve BU ZULME SESSİZ KALANLAR DA BELASINI BULSUN, HESAP KAPANSIN…

  17. Orhan diyor ki:

    -Deve kuşuna demişler “madem devesin o zaman yük götür”
    -Kanatlarını açıp ” bakın ben kuşum” demiş.. nev’inden birileri başını kuma sokmuş beka yalanlarına inanmamızı bekliyor. Sosyal medyada hergün bu zülümlerden bahsettik. Sultanahmet ‘de dua ettik, malesef bize ‘kadın düşmanı’ dediler. GREVİO ve mor çete başkanlarını makamında ağırlayanlara başka diyecek birşey bulamıyorum. Güya yeni Türkiye kuruldu içine düştüğümüz lu garabete bak?

    • Bir Adem diyor ki:

      Kusura bakmayın dostlar ama bu Almanyada ol(a)maz. Merkel bile atın desede, mahkemeler ve medyada izin vermez, ki Almanyada Türkiyeden daha “feminazi” (Abdullah bir) bir ülke. Acı bir gerçek.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bir insan niçin yaratılmışsa ona o kolaylaştırılır. “ ( Hz. Muhammed s. a. v )

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku