Erkeğe Muhtaç Olmamak

23 Mayıs 2016Kadın, Sema Maraşlı34 Yorum »

b2c61285-faaa-4395-a626-051066faf75dERKEĞE MUHTAÇ OLMAMAK (“Huzur Bulalım Diye” kitabından)

Aman kızım oku, ayaklarının üzerinde dur, erkeğe muhtaç olma.” Annelerin çoğu kızlarını bu cümle ile büyütüyorlar, okutuyorlar. Bu annelere ne oldu da kızlarının kocalarına ihtiyaç duymasından bu kadar korkuyorlar?

Benim tespitim şu yönde: Bu cümleyi kuran anneler kadın olmanın gerçekten ne demek olduğunu bilmeyen, kadınlığın tadına varamamış, sevmenin ve sevilmenin lezzetini bilmeyen kadınlar. Erkeklere öfkeli, kocaları tarafından kıymetlerinin bilinmediğini düşünen kadınlar. Peki, gerçekten kıymetleri bilinmedi mi?

Bizim kültürümüzde önceki neslin kadınlarının çoğu ev işleri yapmayı kadınlık zannediyordu. Kadın olmak için evi temiz tutmak, yemek pişirmek, çamaşır, ütü gibi işleri yapmak gerektiği ile büyüdüler. Bunlar elbette gereksiz işler değil, kadın olmanın bir parçası fakat kadın olmak asıl bu değil. Önceki neslin kadınları gerçekten kadın olmanın ne olduğunu öğrenemediler. Yaratılışlarındaki var olan kadınlığı da anneleri sebebi ile büyüme döneminde kaybettiler.

Önceki neslin kadınları, bütün bu işleri yaptıkları hâlde neden kocaları gözünde bir numara olmadıklarını, baş tacı edilmediklerini anlayamadılar. Kendilerini kıymeti bilinmeyen bir hazine gibi gördükleri için de çoğunun ömrü kocaya kızgınlık duyarak geçti. “Eğer para kazanıyor olsalardı kocalarına eyvallah etmeyecek ve koca kahrı çekmeyeceklerdi.” Dışarıda çalışmanın zorluklarını bilmedikleri için hep böylesi daha iyi olur zannettiler. Kendilerini çocuklarının hatırı için koca kahrı çeken mazlum ve mağdur kadınlar olarak gördüler.

Çoğunluğu kocanın da onun kahrını çektiğini, onda bir kadın bulamamanın getirdiği hüznü, hayal kırıklığını ve bazen patlayan öfkesini anlayamadılar. Yaptıkları ev işlerini erkeğin annesinin de yaptığını, erkeğin bunun için evlenmiş olamayacağını, erkeğin bir kadından beklentilerinin başka olduğunu düşünemediler. Onlar kendilerini dört dörtlük kadınlar zannettiler. Ve böyle kadınların kıymeti bilinmediğine göre kızlarını kendileri gibi yetiştirmeme kararı aldılar.

Ve dediklerini yaptılar. Kızlarını kendileri gibi yetiştirmediler. İş yaptırmadılar. Onlar ders çalışırken anneler etraflarında pervane oldular. Meyveleri bile soyup çocuklarına kendi elleri ile yedirdiler. Kız ve erkek çocuklarını yetiştirirken birbirinden ayırmadılar. Bu yüzden şimdiki neslin kızları kadın olmayı okumak ve ayakları üzerinde durmak, erkeğe muhtaç olmamak olarak öğrendiler. Onların çoğu da ev işlerinden anlamıyorlar.

Ve bu neslin kadınları okumuş olmanın, kariyer sahibi olmanın kocası için büyük bir lütuf olması gerektiğini düşünüyor ve bu özellikleri ile kadın olmaya çalışıyor. Kocası ile uzun saatler siyasi ve kültürel sohbetler yapmak istiyor. Kocası ile bilgi yarıştırıyor ve bunun kocası tarafından takdir edilmesini ve ona süper kadın muamelesi yapılmasını bekliyor.

Bir koca, erkek arkadaşı ile de yapabildiği sohbeti karısı ile de yaptığı için neden mutlu olsun ki? Bunun için mi evlenmişti? Evlilik bir arkadaşlık kurumu mudur? Bir erkek kadından ne bekler? Bunların cevabı yok. Kadınlar kocalarına kültür verip mutluluk almak istiyorlar. Fakat bu mümkün olmuyor. Zira okumuş, çalışan kadınlar, farkında olmadan kocası ile rekabet ediyor, güç mücadelesine giriyor.

Keşke önceki neslin kadınları erkek suçlamaktan vazgeçip “Biz nerede hata yapıyoruz?” diye düşünselerdi; böylece hem kendileri için hem kızları için daha doğru şeyler yapmış olurlardı.

Annelerin hem kendi hataları hem de dış etkenlerle yetiştirdikleri kızlar güçlü fakat yalnız ve mutsuz oldular.

Yapılan bir araştırmada bekâr hanımlara “Erkeklere ihtiyacınız var mı?” diye sormuşlar. Hepsi de “Hayır” cevabı vermiş. “Evlenmek istiyor musunuz?” sorusuna hepsi de “Evet” cevabı vermiş.

O hâlde kadınların erkeklere ihtiyacı var. Erkeğin parasına muhtaç olmamak ona muhtaç olunmadığını göstermiyor. Erkeğin “nefesine, sevgisine, korumasına, cinselliğine, sahiplenmesine… “ kadının ihtiyacı var. O zaman efelik edip erkeğe ihtiyacım yok demenin bir mantığı yok. Kariyer yapmak ya da para kazanmak kadının erkeğe olan ihtiyacını azaltmıyor, belki duygusal anlamda artırıyor.

Velhasıl anneler kızlarını erkeğe muhtaç olmayacak şekilde yetiştirememiş oldular. Zaten böyle bir şey fıtrata aykırı, mümkün değil. Kadın erkeğe, erkek de kadına muhtaçtır. Muhtaç olmak âciz olmak değildir. Yaratılmış olmanın gereğidir.

Huzur Bulalım Diye/ Sema Maraşlı

 

 

 

Okunma Sayısı : 31.079

Süleyman için yorum yapın

“Erkeğe Muhtaç Olmamak” için 34 Yorum

  1. Biri diyor ki:

    Bu nasıl bir mantıktıe anlamiyorum ki . Sürekli hatayı kadindami bulmak zorundasınız . 😂😂 .Neymiş bu erkekler böyle . Hep mağdur olmuş ne yapsa beğenilmemiş . Nasıl bir ütopyada yaşıyorsunuz siz ?

  2. kevser diyor ki:

    Bana,eski neslin kadınlarını suçlamak biraz manasız geldi.çünkü bizim annelerimizin zamanıyla şimdi aynı değil.olay sadece anne boyutuyla açıklanamaz.bundan 25 yıl önce cep telefonu diye birşey bile yoktu mesela..annelerimiz bugünlere gelineceğini nerden tahmin edecekti ki.elbette ki bir kadının kültürlü bilgili olmasının kocasıyla olan ilişkisine bir katkısı olacağını düşünmüyorum.ve eski büyüklerimize sezonlar kadınlığı bilmiyordu”demek hiç olmamış bence.ve eğer muhafazakari açığı kapalisi “kızım okusun”diyorsa,bunda bir hikmet var bence:)

  3. Gül diyor ki:

    Bu devirde evlilik yürütmek cok zor. Evlenmeden önceki evliğe bakış açım, çalışmak istemeyip bütün enerjimi evime ve eşime harcama düşüncem, çok sayıda çocuk istegim ve daha birçok duygu ve düşüncem 180 derece değişti. Hergun evlendigime ve çalışmadığım için bosanamadigima bin pişman olarak yaşıyorum. İçimde zerre kadar istek yok evliliğimi kurtarmak için. Tek istediğim gitmek.
    Bunun sebebi de benim esimin beni hic anlayamamasi, ihtiyaclarimi gozlemleyip gidermeye çalışmaması, beni oldugum gibi kabul etmeyip yersiz ve gereksiz elestirmesi, kırması. Bu yazidaki gibi ben de bekarken yapabildiğim şeyler için evlenmedim ama eşim eve istedigim her yiyecegi alinca sobayi odunu hazirlayinca ve bana ev islerinde yardim edince kocalik vazifesi tam oldu sanıyor. Degil ama benim de ruhum ac kaldı. Ben karnimi bekarken de doyuruyordum ama ruhumu kendi kendime doyuramıyorum. İhtiyacım olan sevgi ve sefkati karşılayamıyorum. Bir erkek eşinin ruhunu doyursa o kadın o erkeğe köle olur ama erkeklerin de bunu yapmadıkları ortada. Evliyim ama bekar gibi yaşıyorum ve bu hayattan gerçekten nefret ediyorum. Sevdiğim hiçbir seyi sevmiyor ve sever gibi de yapmıyor. İnsan sirf sevdiği seviyor diye bile sempati duyar bir şeye ya. Yok maalesef.

    • mücahit diyor ki:

      Senin hatan şu ki sen ALLAH eksenli düşünüp davranmıyorsun eş eksenli düşünüp davranıyor ve ona göre fikirlerin oluşuyor. bu durum dada her şey bir birine giriyor bir çıkmaza sürükleniyor. ama sen her şeyi eşinden bekliyorsun. ama bize de sana da her şeyi verecek olan ALLAH tır. sende başkasına verirken ve isterken ALLAH için verip ve istersen ona göre düşünürsen yani her şeyi ALLAH tan beklersen bütün problemler çözülür. çünkü beklediğini bu dünyada alamazsan bile öbür dünyada mutlaka alırsın.

  4. duck diyor ki:

    NE OLURSA OLSUN İLLAKİ KADIN HAKSIZ DA OLSA KENDİNİ HAKLI ÇIKARMAK İÇİN ÖZ BABASINI BİLE SUÇLU İLAN EDER..

  5. ... diyor ki:

    Evet ne yazık ki hem politik hem sosyal hemde dünyada olan sebepler bir neslin bozulmasına yol açtı. Şuan bir erkeğe muhtaç olmadan birçok şeyi kendi başıma yapabiliyorum. Ama fıtratımı çok şükür hala kaybetmedim ki ben tek başıma bir şeyleri yapmak dünya da tek tabanca olarak yaşamak istemiyorum. Belirli zamandan sonra kazandığınız para, arkadaş ortamındaki neşe de huzur vermiyor.

    Allah’ın kendi cinsimizden eşler yaratmasının maddi ve manevi birçok hikmeti var ve birbirimize hem muhtacız hem meyilliyiz. Bediüzzaman hz.ne durumunu bildiren bir hakim hanımın hayatı gibi. İster kabul edelim ister etmeyelim kadınların fıtratında ait olmak birileri tarafından sahip çıkılmak isteği var. Özellikle hem kadın hem erkek yaşlandığında bunun kıymetini daha iyi anlıyor.

  6. osman diyor ki:

    selamün aleyküm.
    yazılarınızı büyük bir ilgiyle takip etmeye çalışıyorum. haddimi aşmadan söyleyeceklerim bilinen şeyler belki ama yenilemek istiyorum. 44 yaşında, İHL mezunu, iki evlilik yapmış, 4 kız çocuğuna sahip biri olarak edindiğim bilgi, tecrübeye dayanarak diyorum ki; ciddi ve teferruatlı bir şekilde lise ve üniversitelerimizde evlilik okulu bölümünün derhal oluşturulması gerektiğini düşünüyorum.
    aile yapısı, kalitesi, kişiler arası ilişki, karı koca ilişkisi bir milletin kaderinde hayati önem taşımaktadır. her işin başı eğitim olması hasebiyle bu meselenin de ciddi bir eğitim yeterince bir devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
    kesinlikle yanlış anlaşılmasın bu mesele siz ufku geniş yazarların ve bu meseleyi dert edinmiş biz kamunun samimi gündem oluştur
    maları hayati önem taşımaktadır. teşekkür ederim

  7. Meryem diyor ki:

    Aile deyince aklımıza üç unsur gelir: Kadın, erkek ve çocuklar… Önemli olan eşlerdir.

    Eşlerden biri, “benim dediğim olacak”, diğeri de, “benim dediğim olacak” derse bu gururla eşler birbirine darılır. Gururlu haller devam ettiğinden, dargınlık da devam eder. Çünkü her biri kendini üstün görüyor. Kadın diyor ki, “o gelsin özür dilesin.” Erkek de diyor ki, “Benim suçum ne? O gelsin özür dilesin.” Böylece aynı evde oturan eşler, dargınlığa devam edip, iki yabancı gibi yaşıyorlar. Bu hal çekilir dert değildir…

    Rahatsızlık öyle büyür ki, eşler için ev, işkenceye dönüşür. Bu işkenceden kurtulmak için belki mahkemeye gidiyorlar. Hakim soruyor, neden ayrılmak istiyorsunuz? İkisi de birbirine bakıyor. Öyle ya, ne oldu da ayrılıyoruz? Fakat insan çok düşünen, çok fikir üreten, çok konuşan bir mahluktur. Hemen birisi diyor ki, “anlaşamıyoruz efendim.” Diğeri de aynı şeyi söylüyor. Özellikle kadın ayrılmak isterse hakim kararını kolayca veriyor. Çünkü yaygın olan ifadeyle kadın “şiddet” görüyor.

    Yakınım olan ve evlenmesinde önemli rol oynadığım bir hanımın babası şöyle dedi: “Bizim damat, kızımı hizmetçi gibi kullanıyor, kızım çok eziliyor.” Ben de dedim ki: “Damadın da kızının hizmetçisi. Damadın zaman oluyor ki evini geçindirebilmek için çok ağır şartlarda çalışıyor. Bu durumda damadın da kızının hizmetçisi değil mi?” Arkadaş düşündü. Şaşırdığını fark ettim. Demek ki ortada çok ciddi bir problem yok fakat şeytan ve nefis araya giriyor, eşleri birbirinden ayırıyor. Pek çok insan şeytanın ve nefsin ne olduğunu bilmezler.

    Ehli tarik, nefis ıslahını madde madde nefsinde uygular. Ondan sonra insaniyet makamına çıkıldığına inanırlar. Yani herkes biyolojik yönden insandır. Fakat insan olmak başka, insaniyet daha başkadır. İnsaniyet sıfattır. Bu sıfatın şartları vardır. Eşlere insaniyeti kim öğretti? Kim uygulama yaptı? Bahçede kavak büyüdü, evde çocuklar büyüdü…

    Her branşın mühendisliği, doktorluğu vardır. İnsanlığın mimarı İslamiyet’tir. İslamiyet ilmihaldir. Eğer eşler şöyle sözleşse, “ikimiz de ilmihale uyacağız.” O zaman her türlü kavga gürültü ortadan kalkar, mesut olurlar. Bunun örnekleri çoktur bende. Şunu da söyleyeyim ki eşler, elbise değildir, kolayca çıkarıp vestiyere asıp gidelim… Böyle bir mantık olamaz. Eşler, insanın derisi gibidir. Ayrılmak derinin soyulması gibi ıstırap verir. Bu hemen anlaşılmaz. Günler geçtikçe acı belirginleşir. Bu sebepten diyoruz ki, ayrılmak için doğan sebebin hem tıbbi hem hukuki hem İslami boyutu olmalı…

    Müslüman’ca yaşayan, insanca yaşıyor demektir. İnsanca yaşayan da Müslüman’ca yaşıyor demektir. Müslüman’ca yaşamanın mükafatı dünya ve ahiret saadetidir. Mademki mükafat bu kadar büyük elbette ki o mükafatı elde etmek için gayret sarf etmek gerekir. Aklı ve iradeyi kullanmak gerekir. Çevrenize şöyle bir bakın… En mesut aile hangisidir?

    Beğendiğim bir hikâye vardır…

    Çok zengin olan bir adam karısına diyor ki, “hanım ben senden çok memnunum, dile benden ne dilersen, sana hemen alayım.” Kadın diyor ki, “ben senden ayrılmak istiyorum, bunu kabul et.” Adam şaşırıyor, “benden ev iste, araba iste, altın iste; ne istersen alacağım sana, diyorum, sen bunların hiçbirini istemedin, ayrılmak istiyorsun. Bunu bir türlü anlayamadım.” Kadın diyor ki, “efendi, sen sağlıklısın, zenginsin, gücün kuvvetin yerinde, hiçbir derdin yok. Bu sıfatlar firavunlarda vardır. Senin firavun olacağından korktuğum için ayrılmak istiyorum.” Bu derin gerçek karşısında adam, “peki hanım, yarın mahkemeye başvuralım, ayrılalım.” diyor. Adamın çok canı sıkılıyor. Abdest almaya giderken ayağı burkuluyor, düşüyor. Hanımı onu kaldırıyor, oturtuyor, diyor ki “ayrılmaktan vazgeçtim, çünkü senin ayağın burkuldu. Demek ki sen firavun olmayacaksın.” O kadın biliyor ki, Firavun hasta olmayınca maddeten güçlü bir durumda olunca, şımarmış, “ben sizin Rabb’inizim” demiştir.

    İşte dindar eşler İslamiyet’e böylesine bağlıdır… Evliliğimiz ya İslami hayatla devam edecek, yahut o hayattan ayrılınca, “ben yokum” diyebilecek…

    Geçtiğimiz günlerde bir arkadaş ziyaretime geldi. “Eşim çok sinirli, her şeye kızıyor, her şeye küsüyor.” dedi. Dedim ki, “Allah, kadına asabiyet vermiş, o sinirli hanımı da sana yazmış. Bu şekilde tekamül etmeni istiyor. Allah o hanımı böyle yaratmış. Kadının suçu yok. Öyleyse bu kadının huyunu değiştiremezsin. Velasr Suresi’ne göre sabret” dedim. Ve sabrına karşılık Allah, zenginlik verir, hayırlı evlat verir, sağlık verir. Yani Allah rahman olduğu için rahmetiyle kullarının huzur içinde yaşamasını ister. Huzuru bozan insandır. Allah’ın yarattıklarında kötülük yoktur, insanın yaptığı işlerde kötülük vardır.

    Evliliklerinde problem yaşayan çiftlere dikkat ettim, huzursuz olmalarının sebebi, İslamiyet’ten uzaklaşmalarıdır

    Hekimoğlu İsmailden.

    • Süleyman diyor ki:

      Meryem hanım

      Özellikle empati kurarak evlenmesine yardımcı olduğunuz kızın babasına verdiğiniz cevap çok güzel olmuş. Yani erkeklerde hanımları, evlerinin geçimi için çalışıyor ama köle, hizmetçi edebiyatını çoğunlukla kadınlar yapıyor veya yaptırılıyor. Artık erkeklerde yavaş yavaş başladı ne yazık ki.

      Sözde modern dünyanın olmazsa olmaz diye hayatımıza dayattığı terimlerin iyice tanımlanması lazım. Yoksa demokrasi diye devletler işgal edilerek yüz binlerce masum kişi katlediliyor. Eşitlik diyerek kimi kesimler birbirine düşman ediliyor ve özgürlük denilerek yuvalar kişilerin kendi elleri ile yıkılıyor. Bunların sonucu herşeyden öte kutsadığımız mutluluğu da gene elde edemiyoruz. Hakikaten Allah insana zulmetmiyor, insan kendine zulmediyor.

  8. Abdullah Bir diyor ki:

    Yazıları OKUmadan ANLAMAdan yorum yapan kırmızı sevmeyen boğalar için Sema hanımın yazısının (düşüncesinin-tespitinin-tezinin) özetini aşağıya kopyalıyorum.

    “Keşke önceki neslin kadınları erkek suçlamaktan vazgeçip “Biz nerede hata yapıyoruz?” diye düşünselerdi; böylece hem kendileri için hem kızları için daha doğru şeyler yapmış olurlardı”

    “Annelerin hem kendi hataları hem de dış etkenlerle yetiştirdikleri kızlar güçlü fakat yalnız ve mutsuz oldular”

  9. duck diyor ki:

    Mesele kadın erkek eşitliği değil.şahsiyet vicdan merhamet olmaması.kadın ve erkekde şeref ve namus yoksa .nasıl yaşadığın değil nasıl yaşattığındır…
    İmkan kime verilirse doğru kullanmadığı süre içinde kendisine (çevresine) bela ve zahmetli bir yaşam sağlar..

  10. Kadriye diyor ki:

    Tesbitlerin iz güzel Sema hanım bir de uzun bir makale kadınların erkeklerden beklentilerini bekliyoruz…

    • yunus diyor ki:

      kadriye hanım çoğu kadnın istek ve beklentileri birmezzz, önemli olan tarafların grevlerini bilmesi ve merhamet ve hoşgörü ile birbirine yaklaşmasıdır bence.

  11. METİN diyor ki:

    Yazılarınızı sürekli takip eden biri olarak; Türk aile yapımızın detaylı bir şekilde gözden geçirilmesine katkı yapabilecek örnek bir yazı olarak görüyorum. Sema Hanım’ı hanımlık konusundaki; bir erkeğin gözündeki ideal hanım özelliklerine yönelik bilgi ve değerlendirmelerini çok beğeniyorum. Tabii ki erkeklere de; bir hanıma adamlığın nasıl yapılması gerektiğine dair uyarılarını da titizlikle dikkate alıyorum.
    Dünyadaki geçici hayatımızda Allah’ın(c.c.) bizlere verdiği bu güzellikleri helal daire içinde kadın-erkek fıtratımıza uygun olarak yaşamaktan daha güzel ne olabilir ki. Toplumumuzdaki aile olabilme anlayışındaki durumu; evlenme yaşının çok ileri yaşlara ulaşması, evlenme şartlarındaki gereksiz ancak olmazsa olmaz denilerek borç yükü bindiren israflar ve evlenmeyi başaranların da 1 yılı bulmadan ayrılan çiftlere veya ilk 5 yıl içindeki boşanma oranlarına bakarak değerlendirebiliriz. Yazılarınızın ve kitaplarınızın aile olmanın kıymetini bilmeyenlere rehber olduğuna yürekten inanıyor başarılar diliyorum.

  12. hüseyin diyor ki:

    bu yazı da olan doğru elbet fakat şu da var karakteri düzgün olamayan biriyle evlenmiş bir kadın ne yaparsa yapın ,asla o erkekle doğru bir ikili ilişki kuramaz burda önemli olan doğru erkek doğru kadın davranışı sayesinde başarılabilir. burda cinsiyet ayrımı yapılmadan önce insan olmayı öğretilmeli.şu devirde kariyer yüzünden kadınnların özgüven sandığı şey onlara ego verip doğru kocaya bile rekabetçi aşagılayıcı bir dil kullanılıp onu dizginlemeye çalışılması da yanlış tabikide .genede kadınlar ayakları üstünde durmalı .çok vicdansız erkek var ve kadın çok madur.işin özü kadınlardaki feminizmi yıkıp erkeklerdeki ben duygusu yok edilmesi

  13. Nurten diyor ki:

    Sema hanım bu önemli konuya değindiğiniz için teşekkür ederim :) önce erkekler demekle nerede hata yapıyoruz farkına varsak keşke… erkeği de yetiştiren kadın olduğuna göre… evli değilim. ama hep söylerim oğlum olursa onu kadınlara karşı nazik, hassas davranmasını öğreteceğim… Peygamber efendimiz (sav) hadisinde belirttiği gibi “Kadınlar erkeğin şakayık çiçeğidir” diyerek nazik davranmasını öğreteceğim. sadece kadına mı? hayır elbette… tüm canlılara güzel davranması gerektiğini bilecek inşallah… bir yıl öncesine kadar ben de kendimi ezdirmeyeceğim diyenlerdendim… sonra bir kitap okudum Selahattin Yaylamaz’ın “Metalik Kadınlar Kadife Erkekler” ve “Aile Terapisi” kitaplarını. bu kitapları okuyunca hatalarımla yüzleştim acı da gelse. ancak şimdi biliyorum nasıl davranmam gerektiğini ve dilerim evlenince çok mutlu bir yuvam olacak… Özellikle oğlu olan annelere, abla/kızkardeşlere, akrabalara tek diyebileceğim: “Ben gün yüzü görmedim gelinim de görmesin, süründüreceğim” gibi düşüncelerle hareket edip kışkırtmasınlar çocuklarını. çünkü bu sadece “gelinimin inadı için oğlum ölsün” deyimini hayata geçirir… unutmasınlar ki bu hayatta kimse kalıcı değil… oğullar da kızlar da yanlış düşüncelerle yetiştirilerek ne yazık ki yaşayan ölü olup geçiyorlar bu hayattan… sevmek sevilmek varken…
    Sözümü Selahattin Yaylamaz’ın sözüyle tamamlamak istiyorum :) “Kadın Mutluysa Herkes Mutludur”

  14. Vaha diyor ki:

    Günümüzün kanayan yarasına parmak basmışsınız.Özellikle dullar kolasını çığ gibi büyürken bir hanımefendi tarafından bu konuya değinilmesi en azından gelecek için umut ışığı olabilir.

  15. tarık diyor ki:

    agzına yuregıne saglık sızın gibi kadınları gördükçe erkekliğin ne olmak gerekdıgını kadınında neden boyle oldugunu daha ıyı anlıyoruz sız aynada kendızı goruyorsunuz ama baskası aynaya bakdıgında suclu kocalarını erkeklerı goruyorlar bu çızgı yı bılemeyen o kadar genc bayan varkı aman kızım yapmasın aman sen yemek yapma ben yaparım erkeklerde fıtratı geregı annesının yemeklerını arıyor evlendıgını bulamayan yenı nesıl evcılıkler catısma başlıyor kavga çıkdımıda özellıkle bayanlar kadınlar annelerımız ne var? bir yumurta kırıpda yıyemedınız mı dıyor ?bugun yumurta yarın makarnaobur gun sebze salata eeee ne oldu kadınlıgı dıyemıyorlar kı yetıstıren anneler genc kızlar benım kızım yemek yapmayı bılmıyor dıyemıyorlar ne var ıdare edın edınde nereye kadar…kadın fıtratını unuttu erkekde erkeklıgını unuttu sofradan ne var mutfakda sende yemek yap sız EŞITSINIZ oda çalışıyor,yoruluyor,ne var yani sende yardım etsen karına ne olmuş elinin körü olmuş dıyorum (içimden) kaynanaya anama annelerimiz zamanında çok ezıgıt gorduk dıyorlar;ben çekdım aman ha kızım çalış,oku,paranı kaza,sigortan olsun, ben senın arkandagım KOCANA sakın muttaç olma sakin diye her ders çalışmasında her çalışma hayatında söyluyor söyluyor kafasında karşındakı kişiyi erkeği düşman rakip olarak göruyor burdan devletede seslenmek istiyorum erkegı muttac etmek ıcın elınden gelenı yapıyorlar aldıgı para kira sına zor yetıyor bunun yemegı ev gecındırmesı faturalar….. güçü yetmıyor boylece eşler çalışıyorlar ne var erkek degılmısın dıyen olacak ozellıkle bayanlar erkek helalınde getırıyorsa ekmegını soganını al ekmekle ye şımdıkıler hazıra alısdı oyle şey mı olur helalınden olsunda gerısı boş…

  16. Süleyman diyor ki:

    Dediklerinizin çoğunda haklısınız Sema hanım. Yalnız hanımlarda başlayan evlilik algısı bozukluğu erkeklere de yansımaya başlamış. Şimdiden çevremde daha evlenmemiş arkadaşlarımın karımda çalışırsa şu kadar para alırız, bu kadar sene de şöyle araba alırız sözlerini duyuyorum. Anneler de çalışan hanım bakıyor ekseriyetle. Erkeklerde hanımı gözeteyim, sıkıntısı olursa katlanayım, kol kanat gereyim vb. şeyler hiç yok. İyiler muhakkak vardır ama ben artan sayıda böyle insan görüyorum ne yazık ki

    Bizim babalarımızın nesli de ne yazık ki güzel söz söylemeyi bilmiyordu. Hanıma nasıl iltifat edilir, nasıl güzel söz söylenir bunu beceremiyordu, becermekte pek istemiyordu. 2 taraflı bir hata söz konusu yani.

    Ben buraya Rahmetli Mahmud Esad Coşan (Rh.a.) sözlerini yazayım:

    “Hocamız Rahmetullahi Aleyh(Mehmet Zahid Kotku [Rh.a]) bir söz söylerdi. –Kardeşlerimiz darılmasın, bu kardeşim de bağışlasın… İsim olmadığı için ben onu bilmiyorum, cemaat de bilmiyor. Cemaate umûmî ders vermek için, ona da ders olsun diye söylüyorum. Dost acı söyler, düşman güldürür.– “Bir kadını idare edemeyen erkeğe, ben erkek mi derim!” derdi Hocamız… Şimdi bu söz ne demek?.. Kadını idare edeceksin demek… Nasıl idare edeceksin?.. “Hanım sana dallı güllü bir fistan aldım. Al bakalım sana da çok yakışıyor.” dersin, bir şey dersin… Bak, divan edebiyatında o kadar şiirler var, halk edebiyatında o kadar şiirler var; o şiirlerden ezberlersin, okursun, gönlünü alırsın. “Nazlı nazlı gelişini sevdiğim!” dersin, şunu dersin, bunu dersin; memnun edersin. Çünkü câiz…

    Peygamber Efendimiz, “Üç yerde yalan câiz…” diyor. Kadının kocasına, kocanın karısına gönlünü hoş etmesi için, geçim için yalan söylemesi câiz… “Sen dünyanın en güzel hanımısın!” dersin. Vardır muhakkak daha güzeller ama, öyle dersin. Neden?.. Geçim olsun diye”

    • semamarasli diyor ki:

      Süleyman bey, kadınlara en çok söylediğim şeylerden birini yapmışsınız. Eğitimlerde kadınlara şunu söylerim: Erkekleri eleştirmek yerine siz kendi hatalarınızı görüp itiraf ederseniz onlar kendi hatalarını daha iyi görürler, eleştirdiğinizde onlar da savunmaya geçerler.” Bu yazıya siz ve beylerden gelen yorumlarda bizim de hatalarımız var yorumları gelmiş çoğunlukla. Kadınlar saldırmayı bırakırsa erkek kadını kendinden daha iyi korur. M. Esad Coşan ve Mehmet Zahid hocaefendilerin tespitleri elbette çok değerli. Bu kitaba da aldım. Erkek nasıl olmalı kadın nasıl olmalı konusunda. Kitapta iki taraflı bir değerlendirme var burada da iki taraflı paylaşmaya çalışıyorum. Selamlar…

      • Süleyman diyor ki:

        Dediğiniz gibi Sema hanım yalnız erkeğe de kadına da biraz insaf ve izan lazım yoksa kat i süretle ne kadar hata etse gene de kabul etmiyor. Onu da evlenecek kimseler evlenmeden önce eşleri için araştırma yaparken enine boyuna incelemeli. Gene ters biri çıkabilir ama en azından kişi sorumluluğunu yerine getirmiş olur.

        Bunun yanında Abdurreşid İbrahim Efendinin yazdığı Alem-i İslam kitabını okuyordum. Orada Çinde bir camii de ki anısını anlatıyor. Orda camiide Çinli İmam Kehf süresini okuyor. Onların tilaveti çok kötü olduğu için gene yabancı bir müslüman Abdurreşid İbrahim’in yanına gelerek şöyle söylüyor:

        “Allah’ını seversen, bu nasıl hutbe? Bu nasıl Kehf Suresi? Bu nasıl kıraat? Neuzü billah, siz burada niçin bulunuyorsunuz? Nasıl bunları göre göre sabır ve tahammül ediyorsunuz?” Abdurreşid İbrahim Efendi de biraz sukut ettikten sonra cevaben:
        “Ben de sizin gibi bir misafirim. Bir garip, elinden ne gelir? Umumiyetle bizim Müslümanlar gittikçe İslamiyetten uzaklaşmaktadır. Fakat her ferdimiz kendi kusur ve noksanımızı görmüyoruz da, karşımızda bulunan kardeşimize hucum ediyoruz. Emr-i marufun usulu ve kaidesini de bilmiyoruz”(1907-1910)

        100 sene önce ne güzel söylemiş. Bende şahsen sizin yazılarınızı ve kitaplarınızı bu sebeple okuyorum. Siz bir hanım olarak hanımların yani kendinizin hatalarını düzeltmeye çalışarak doğru yerden başlıyorsunuz. Aynen biz erkeklerinde önce kendi hatalarını eleştirmesi gereklidir ama bazen fıtratın getirdiği bir sertlik sebebiyle kabul etmemiz zorlaşıyor. Allah bize kendi hata ve günahlarımızı bilip onlardan hakkıyla sakınabilmemizi nasip eylesin.

  17. Şakir diyor ki:

    Ağzınıza yüreğinize sağlık sema hanım çok isabetli bir tesbit olmuş. Meseleye nokta atışı yapmışsınız. Yazılarınızı zevkle takip ediyorum başarılarınızın devamını dilerim.

  18. Aysel diyor ki:

    Kocalarin buna sebep olduğu gerçeğini gözardı ediyorsunuz bence, kadın da fitratini yaşamak ister fakat erkek bunu yapmadığı ve kadını bir robot veya hizmetçi olarak gördüğü için -bunu once erkek yapmaliydi ki kadin da onu el ustunde tutmaliydi ,dinimiz de hadisler ve ayetler isiginda nasil davranilmasi gerektigi acik acik belirtilmis- anneler kaderini kızlarin da görmek istemediler. Kimi fazla abarttı kimi kararında bıraktı. Ortadaki durum tabiki hoş değil ama gelinen noktadaki başarıda erkeklerin payı bir hayli fazla

    • Vaha diyor ki:

      Olayı kadın ile sınırlamamak lazım her canlı fıtratını yaşamak ister.Ama fıtratına uygun yaşamanın yolu erkek ile üstünlük yarışına girmek değildir. 20-25 gün önce TV de haberlerde bir haber gördüm.Çanakkale savaşına giderken hanımına ben dönene kadar sokağa çıkma diyen kocasına itaat için ölene kadar sokağa çıkmayan bir kadın kadın ise şimdikilere ne demek lazım bilemiyorum..

      • semamarasli diyor ki:

        Aysel hanım haklısınız erkeğinde elbette yapması gerekenler var fakat önce erkek yapmalıydı sözünüze katılmıyorum zira erkekler kadınlara nasıl davranacaklarını tam olarak bilmiyorlar. Erkekler kadınları annelerinden öğreniyorlar. Bir seminerimde hanımlara oğullarınıza bir kadına güzel davranmayı öğretin dediğimde on yaşlarında iki oğlu olan genç bir hanım itiraz etti. “Söylediğinizi asla yapmam. Oğullarım eşleri ile çok iyi geçinirse gelin beni istemezse yaşlılıkta beni kapının önüne koyarlar.” dedi. Maalesef ki kadınların çoğu böyle korkuları yüzünden oğullarına bir kadına nasıl davranması gerektiğini öğrenemiyorlar. Bir çoğu da oğlunun hanımı ile muhabbetli olmasını da istemiyor. Bir erkek karısını hizmetçi gibi görüyorsa annesinin kulağına fısıldadıkları yüzündendir büyük ihtimalle. Bu yüzden kadınların üzerinde daha çok duruyorum. Kadınlar düzelmeden anneler düzelmeden toplum düzelmez. Bir küçük nokta da kadınlar iletişim yönünden erkeklerden daha donanımlı yaratılıdıkları için ilk adımı daha rahat atarlar nefisleri izin verirse.

        • Aysel diyor ki:

          Bu noktada çok haklisiniz, işte tam da burada tıkanıp kalıyoruz. Söylediğiniz kayınvalide adayının yorumuna bakilirsa eşi -hayatta midir bilemem ama – yaşıyorsa adamcagizi biseylerin disinda birakmis.. Es dururken bişeyler çocuklara yüklemeyi de anlamış değilim.
          Velhasilkelam; Bir çeşit kadın olan “kayınvalide” kendinin de bir gelin olduğunu bir hatırlasa, “ben çektim o çekmesin güzel geçinelim” dese, dünya ahiret es seçtiğimiz ogullariyla aramızı açmak yerine toparlasalar. .

  19. Yusuf ALİM diyor ki:

    ağzınıza sağlık sayın hocam

  20. Emine diyor ki:

    Dilimizde şu yazıya çuk oturacak bir deyim var : geviş getirme . Özetle ne diyor anlayan beri gelsin. Ama Sema hanım tarafından maksat hasıl olmuştur .kadın ve aile politikalarına yakın durarak

    • semamarasli diyor ki:

      Emine hanım son derece net bir yazı, neyi anlamadığınızı anlamadım. Kaba bir dil kullanmışsınız fakat hiç üzerime almıyorum kızgınlığınız kime ise onunla yüzleşin, Ayrıca Hükümetin kadın ve aile politikalarının şu anki haline hiç yakın değilim en çok eleştirenlerden biriyim.

      • Leyla diyor ki:

        Bence de emine hanım haklı. Çünkü erkekler Allahın yolunda değil artı kuran ve sünnet eksenli bir hayat kesinlikle yaşamıyorlar hemde dindar lık tan dem vuran bile. Size katılmıyorum. Kızlarını yetiştiren anneleri değil de oğullarını küfür edebiyatı ile yetiştiren babaları konu almalı y diniz

    • Udi diyor ki:

      Dilimizde birde şu var “Anlayana sivrisinek anlamayan davul zurna”
      Emine hanım önyargılarınizın etkisinde kalmamak için kadın ve erkek kelimelerini çıkarın okuyun.
      Çok mantıklı bir yazı

  21. İlhami Sergüzer diyor ki:

    Güzel ve Faydalı bir yazı olmuş
    Allah sizlere ve sevdiklerinize hayırlı sağlıklı mutlu ve huzurlu uzun ömürler versin

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ En eğitimli kişi yaşadığı, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır. “ ( Hellen Keller)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku