ERKEĞE ŞİDDETE DUR DE!

27 Kasım 2016Sema Maraşlı263 Yorum »

7_b“ÖNCE KADIN OL!”

“HADDİNİ BİL!”

“KOCAYA ve ÇOCUĞA ŞİDDETE DUR DİYELİM!”

“DIŞARI GÜZEL YÜZÜNÜ KOCANA ÇİRKİN YÜZÜNÜ GÖSTERME!”

“KADINSAN EDEBİNİ TAKIN!”

“ERKEĞE UZANAN DİLİN KURUSUN!”

Sloganları afiş haline getirilip bir de resimlense (kocasına bağıran kadın ve boynu bükük çocuk ve çaresiz bakan erkek) ülkenin her tarafına boy boy asılsa, ne kadar iyi olur değil mi?  Hatta afişle kalınmasa, videoları çekilse, filmleri yapılsa…

Kocasını kötü davranan, çocuğunu döven huysuz kadınlar için faydalı olur belki.

OLMAZ mı? NEDEN?

Olmaz diyorsanız o halde neden bu afişlerin bir benzeri erkeklere hitaben yapıldı?

Bu çalışmalar faydalı ise hayatı kocasına zindan eden, psikolojik şiddet uygulayan huysuz kadınlar için de yapılsın, faydalı değilse karısına kötü davranan erkekler için de yapılmasın.

“Olmaz erkekler, daha çok şiddet uyguluyor.” diyene soralım,

“Erkeklerin hepsi mi şiddet uyguluyor?”

İnsaf sahibi birinin vereceği cevap:

“Hayır”

“Erkeklerin çoğu mu şiddet uyguluyor?”

“Hayır”

“Peki kadınlar kocalarına; surat asma, ailesini dışlama, erkeği aşağılama, hiçbir şeyden memnun olmama, sürekli maddi isteklerde bulunma, cinsel birliktelikten kaçınma gibi psikolojik şiddet uyguluyorlar mı?”

“Evet”

“Çoğu mu yapıyor bunu azı mı ?”

“Maalesef ki çoğu yapıyor.”

Erkeklerin azı şiddet uygularken, kadınların çoğu erkeklere psikolojik şiddet uyguluyor. Hatta fiziksel olarak kocalarına şiddet uygulayan kadınlar arttı. Ayrıca kadınlar şiddeti en çok birbirlerine yapıyorlar, konu korumaksa kadınları kadınlardan korumak lazım.

Erkeklere sadece kadınlar değil, bir de kanunlar yolu ile şiddet uygulanıyor. Boşanırken adam oturduğu evden atılıyor, çocuklarından ayrı düşüyor, nafaka ve tazminata mahkum edilerek kazancına el konulup kadına veriliyor. Resmen erkek olmakla cezalandırılıyor.

Günümüzde erkeklerin üzerinde büyük bir yük var. Erkek hem evini geçindirsin, hem güler yüzlü hem romantik olsun hem ev işi yapsın hem çocuk baksın hem karısının her istediğini yapsın, onun her şirretliğine sessiz kalsın… Bunlardan birini eksik yaparsa vay o erkeğin haline. Erkekler modern çağın köleleri oldular.

Ki bütün bunları yapan erkekler de başta karısı olmak üzere kimselere yaranamıyor. Bazı sapıkların suçları aynı cinsten oldukları için onların da üstüne atılıyor.

Peki erkek cinsiyeti hakkındaki bu ön yargılar nasıl oluştu zihnimizde? Feministler aracılığı ile. Feministler nasıl bu kadar güçlendi? Avrupalı dostlarımız yüzünden! Avrupalı dostlarımız (!) Müslüman ülkelerin erkeklerini terörist görürler; fakat kadınlarını pek bir severler!

Güya kadınlarla ilgili faydalı çalışmalar yapılsın, diye ayırdıkları fonlarla Müslüman ülkelerindeki kadın derneklerine dünyanın parasını akıtırlar. Ne hikmetse kadınlar da bu paralarla en faydalı çalışmayı, erkek düşmanlığı olarak görüp onu yaparlar.

Gelinen noktada Avrupa fonundan akıtılan paraların onların niyetlerince işe yaradığı görülüyor. Zihinlerde ciddi bir erkek düşmanlığı oluşmuş durumda. Hem de dini hassasiyeti varmış gibi duranlar da bile.

Çoğunluğu AK Partili kadınlar tarafından kurulan Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) kurulduğunda sevinmiştim. Zira kadın derneklerinin çoğu CHP li ya da HDP li. Bizimkiler işe el attı, mümin kadının farkını gösterecekler, erkek düşmanlığı yapmadan kadın hakları üzerine çalışacaklar diye düşünmüştüm. Fakat KADEM kurulduğu günden beri CHP ve HDP li kadınlardan farklı çalışmıyor, hatta erkek düşmanlığı körüklemekte onları geçtiler.

Yukarıda “Haddini Bil” “Kadınsan Edebini Takın” sloganları KADEM in erkekler için hazırladığı “Haddini Bil” “Adamsan Öfkeni Yen”  sloganlarından alıp kadınlar için çevirdim.

KADEM in son yaptırdığı video ise bugüne kadar yapılanların içinde en korkuncu.  Video güzel başlıyor: Güler yüzlü, başkalarına kapı tutan, çarpıştığı kimseden özür dileyen, iş yerinde elindeki evrakı teslim ettiği küstah tavırlı kadına bile nezaketle gülümseyen, toplantı masasında önüne çay koyarken döken hizmetliye de hiç kızmadan gülümseyerek karşılayan hatta anlayışla onun omzuna dokunan beyefendi, hatalara toleranslı, her eve lazım bir adam görüyoruz.

Fakat bu güler yüzlü beyefendi adam, evine gidince bir canavara dönüşüyor. Karısına bağırıyor, tabakları yere fırlatıyor, hırsını alamıyor, en son dövmek için üzerine yürüyor da kadıncağız odaya girip kapıyı kilitleyerek kurtuluyor.

O sırada bir erkek sesi şöyle diyor: “Başkalarına göstermeye utandığın bir yüzün var. Sevdiklerine göstermekten çekinmiyorsun. Sevdiklerine hangi yüzle bakıyorsun?”

KADEM  Twitter’da  #hangi yüzle hashatagi ile izleyenlerden destek bekliyor.

Videodaki gibi bir erkek normal bir insan olamaz ancak ruh hastası olabilir. Bu kadar beyefendi bir adam evine gittiğinde canavara dönüşüyorsa ya alkol alıyordur ya da ruh hastasıdır. Videodaki erkek normal değil fakat bütün erkekler öyleymiş gibi sunuluyor.

KADEM ya da diğer kadın haklarını savunduğunu iddia eden feminist dernekler, yaptıkları çalışmaların toplum üzerine etkilerini kontrol etmiyorlar görüldüğü kadarıyla. Kadın dernekleri iyi niyetli olsalar çalışmalarının geri dönüşümünü alır, olumsuz bir etkisi var mı diye kontrol ederlerdi.

Videoyu izleyen hangi genç kız evlenmeye cesaret edebilir. İnsan beyni hikayelerle çalışır. Bir hanımın evlilik için görüştüğü erkeğin, beyefendi görünümüne rağmen evde bir canavara dönüşeceğini korkusu yaşamaması mümkün değil. İşte aile kurumuna en büyük dinamit. Zaten boşanmalar arttı, evlilikler azaldı.

Ayrıca bu videonun kadın şiddetini önlemeye ne faydası olur? Şiddet uygulayan erkekler videoyu izleyip vaz mı geçecekler? Bu videoda kadınlar için de erkekler için de hiçbir olumlu mesaj yok. Ancak aleni bir erkek düşmanlığı var.

Erkekler aleyhine hazırlanan afişler, sloganlar filmler; kadınları ve kız çocuklarını, erkekleri ve erkek çocuklarını nasıl etkiliyor, ölçüm yapmaları lazım. Gerçi en baştan bu çalışmaları topluma sunmadan önce psikolog, psikiyatr ve davranış bilimcilere bu çalışmaların toplumu olumlu mu olumsuz mu etkileyebileceği üzerine onların görüşlerini sorup onay almaları gerekir.

Zira kadın derneklerinin çalışmalarının arttığı son yıllarda çalışmalarla birlikte şiddet çok arttı. Hem erkeklerin kadınlara yaptığı şiddet hem de kadınların erkeklere yaptığı şiddet arttı. Çalışmalar ve şiddet arasındaki bağlantı neden araştırılmıyor?

Hadi çalışmayı yapanların çoğu Avrupa fonundan beslenip destekleniyor da bizim düşünürlerimiz, yazarlarımız (erkek olanları kastediyorum; zira kadın yazarların neredeyse hepsi feminist olduğu için bu çalışmaları körü körüne destekliyorlar, onlardan bir feraset beklemiyorum) psikologlar, psikiyatrlar, sosyologlar, hükumet yetkililerimiz, milletvekillerimiz (erkek olanlar) neden bu kadar ciddi bir konunun takipçisi olmuyorlar, ölü sessizliğine bürünüyorlar.

Sabah akşam kadın dernekleri tarafından erkekler aşağılanıyor, kimsenin gıkı çıkmıyor. Bu neyin korkusu ki Allah korkusunun önüne geçmiş. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan” değil mi? Neden haktan, hakikatten ve adaletten yana olunmuyor?

Bazılarının itirazı “Bu sloganlar şiddet uygulayan erkekler için, uygulamayanlar niye üzerine alsın ki bütün erkekler için söylenmiyor” oluyor. Öyle mi? Peki o zaman illa yapılacaksa erkekler için hazırlanan afişlerin yanına kadınlar için de afişler asılsın.

“Erkeksen Öfkeni Yen” afişinin yanına “Kadınsan Edebini Takın” afişi asılsın ki birbirini dengelesin. Aksi takdirde kadın kocasına her türlü terbiyesizliği yapsın sen de öfkeni yen, demenin insan fıtratında bir karşılığı yok. Elbette erkek öfkesini yenecek fakat kadın da kocasına karşı nezaketli olacak. Kadın dernekleri tek taraflı ve kadınları kışkırtıcı hareket ettikleri için, şiddet bu kadar çalışmaya rağmen azalmayıp artıyor.

Eğer bu çalışmaların faydası savunuluyorsa aynı videonun kadın versiyonu da yapılsın. İş yerinde bakımlı, gülümseyen herkese anlayışlı davranan bir kadın evine gelince çocuğuna vuruyor, kocasına bağırıyor, adamı odaya almıyor, yastığını salona fırlatıyor. Çocuk bir yere sinmiş korkuyla annesini izliyor. Erkek salonda koltuğa kıvrılıp yatıyor. Kadının öfkeli hali gösterilirken fonda bir ses: “Başkalarına göstermeye utandığın bir yüzün var. Sevdiklerine göstermekten çekinmiyorsun. Sevdiklerine hangi yüzle bakıyorsun?”

Kadınlar bu videoya razı olur mu? Bütün kadınları kapsamıyor, böyle yapan üzerine alsın mı derler yoksa bundan alınıp tepki mi gösterirler? Elbette tepki gösterirler, ben de istemem böyle bir şey yapılmasını. Şiddet şiddetle çözülmez, şiddeti bitirmek için olumlu yönlendirmeler yapılmalı. Bırakın kadınları, erkeklerin çoğu da razı olmaz, kadınlar aleyhine bir çalışmaya; kadınlar incinir, diye itiraz eder kadınlara sahip çıkarlar.

Peki erkeklere ne oluyor da kendi cinsiyetlerine yapılan bu zulme dur demiyorlar? İlla kendi ayaklarına taş değmesi mi gerekiyor. Erkekler! Lütfen bu zulme “Dur” deyin.

Ve İnsaf Sahibi Mümin Kadınlar! Size sesleniyorum. Bu zulme “Dur” deyin. Erkekleri kadınlar doğurup kadınlar büyütüyor. Biz oğullarımızı ezen ya da ezilen değil, adalet sahibi olarak büyütürsek o zaman biter bu şiddet. Hadi! Bazı sapık erkeklerin suçlarının çamurunun oğlunuzun, babanızın, ağabeyinizin üzerine sürülmesine izin vermeyin. Erkekler korumacı ve merhametli yaratılmıştır onların şiddet yanlısı gösterilmesine itiraz edelim. Yazıyı paylaşın ve destek olun. Suçun cinsiyeti yoktur. Suç suçtur. Biz kadınlar çocuğunu öldüren cani annelerin suçunu yüklenmiyorsak, masum erkekler de canilerin ve sapıkların suçu ile toplum vicdanında yargılanamaz.

Dini hassasiyetle adalet vurgusu ile ortaya çıkan KADEM kadınları bütün erkekleri suçlu ilan etmekten çekinmiyor. KADEM içinde iyi niyetli kadınları kullanan, sinsi bir yapılanma olduğunu düşünüyorum. 15 Temmuz’da gördük. Cumhurbaşkanımızın en yakınlarına kadar sızmış hainler. Aynı şekilde kadın hainler de Cumhurbaşkanımızın değerli ailesinin kadınlarına yakın davranıp onları yanlış yönlendiriyorlar gibi duruyor.

Zira KADEM in yaptırdığı  #hangi yüzle videosu Müslüman erkek düşmanlığı yanında Ak Parti düşmanlığı da yapıyor.

Videoda görünen güler yüzlü cani adam Müslüman ve Ak Partili mesajı var. Videoda Ak Parti’nin amblemindeki sarı renk, farklı sahnelerde sürekli kullanılmış. Başlangıçta adam asansörden inerken karşıdaki binanın ara katları sarı renk, adam bir adamla çarpışırken sanki ışık yansıması gibi ikisinin ortasında sarı bir lamba yanıyor, adamı azarlayan kadının olduğu sahnede arkadaki fon sarı, toplantı salonunda duvardaki istatistikler sarı renk..

Adamın olduğu toplantı masasında başı örtülü ve başı açık kadınlar var. Başı açık kadınlar belli belirsiz görünürken, yanında oturan ak başörtülü asık yüzlü kadınla adam hep aynı kadrajın içinde. Yani asık yüzlü ak başörtülü kadın, adamın Müslüman kimliği hakkında bilgi veriyor. Sarı renk ise adamın Ak Partili olduğu mesajını veriyor. Toplu mesaj ise siz bu Ak Partililerin güler yüzüne, kibarlıklarına bakmayın, bunların hepsi evde kadın döven, ikiyüzlü tehlikeli insanlardır mesajı var.

Videoda çok ustaca Ak Partililer şiddet yanlısı gösterilmiş. KADEM bunu kime yaptırdı ise bunun için yüklüce para ödemiştir eminim. Yapanı da yaptıranı da tebrik etmek lazım! Bir taşla on kuş vurup üzerine de para kazanmışlar.

KADEM ve bunun gibi topluma fitne yayarak kadın ve erkeği birbirine düşman eden derneklerin vereceği zarar 15 Temmuz’dan çok daha fazla olacaktır. 15 Temmuz kahramanca bir mücadele ile durduruldu. Fakat bu sinsi sinsi yayılan erkek düşmanlığı durdurulmazsa bu felaketin altından kalkamayız. O halde hep birlikte #Erkeğe Şiddete Dur, diyelim.

 

Okunma Sayısı : 76.189

Yorum yapın

“ERKEĞE ŞİDDETE DUR DE!” için 263 Yorum

  1. Muhammed diyor ki:

    Doğru tespitleriniz için Allah razı olsun. Kocalarına sevgi sunmayanların sonu. Rüzgar eken fırtına biçer…

  2. Asli diyor ki:

    Bir kadin olarak bu tarz yazilar yazmaniz cok korkunc,uzuldum bu duruma.
    Kadinin en buyuk dusmani kadin gercekten.

    • Yahya diyor ki:

      Aslı hanım,

      İşte gerçekler bu kadar korkunç.
      Keşke empati yaparak biz erkeklerin ne kadar korkunç durumda olduğunu anlayabilseydiniz.

  3. mustafa diyor ki:

    sema hanım senden allah razı olsun evimin içinde gibisin bizim hanımın yaptıklarını sanki görmüş gibisin yazan ellerin dert görmesin erkeklerin
    halini kısaca özetlemişsin. medeni cesaretin beni çok etkiledi,bugünki ortamda bir kadının böyle şeyler yazması büyük cesaret. bu yazdıklarını
    kadın programı seyreden kadınlar okudumu acaba biraz olsun düşünüp
    neyaptıklarını biliyorlarmı. bu yazını hukuksuzca karar veren infazda bulunan hakimlere okutsanız birtane boşanma olmaz selam ve dua ile allaha emanet ol

  4. Evli dul diyor ki:

    Durum o kadar kötü ki; Adem beyin eşi gibi, çocukluğunu ve gençliğini Avrupa’da geçirmiş komşum, beni kocama itaat konusunda ters yola yönlendiriyor. Kendi hayatımı yaşamamı, ona bu denli bağlı kalmamamı telkin ediyor. Kendisi başörtülü, bense henüz kapan(a)mamış biri olarak (sadece onun değil genelin görüşü), kendini daha müslüman görenlerin bu fikirleri beni hayrete düşürüyor. Kendisinin aile saadeti de yerlerde geziyor.

    • Feyza diyor ki:

      Kardesim bosver, seytan bazen insan suretine de girebiliyor bilirsin ki. Allah seytanlasmis insanlarin serrinden muhafaza etsin. Sen esine itaatten ayrilma, o komsunun kendine dahi hayri yokmus yazik..

    • adem diyor ki:

      kardeş sen çok iyi olsanda imtihanına bağlı evlenmekte boşanmakta. yani mutlu mesut karı/koca ikisi de çok iyi insanlar olduğundan öyle değiller. onların imtihanları bu değil ondan öyleler. olsa olsa %1 i onlara aittir. ben kendimin hala kötü bir insan olduğumu düşünmüyorum.. sende görmüşsün işte avrupalı kültürde yetişmiş birisi böyle. cevizin kabuğu sert iyi görünüyor. zannediyorsun ki içi olgunlaşmış iyice pişmiş. ama kırmadan göremiyorsun. biz işte kabuk hükmünde olan o büyük mü büyük başörtüsüne pardesüye aldandık.. bunlar kötüdür demek değil amacım. ama işte iç pişmeyince zihin olgunlaşmayınca, kabuk çok iyi olmuş neye yarar. velhasıl boyle bir anne kızına ne verebilir sizce. ben hem anası hem kendiyle mücadele ettim. Allah beni kuurtardı.inşallah bundan sonra yeni bir cellatın eline de düşmem. çünkü o zaman gerçekten soğurum evlilikten.

  5. Feyza diyor ki:

    Aileyi ve kadini ifsad etmek devletin temeline dinamit koymaktan farksiz Adem bey. Bunun bilincli propogandasini yapiyorlar. Erkegin pasif ve kadinin daha baskin oldugu, escinselligin yayginlastigi ve ailelerin parcalandigi bir toplum global yeralti dunyasi icin paha bicilmez nitelikte ideal bir toplumdur. Ama bizim insanimizin yine de serinde Anadolululuk hakim. En azindan husni zannimizi koruyup hepimiz uzerimize duseni yapalim. Allah cc. Yardimcimiz olur insaallah. Uzeerimize dusen nedir, duzgun inanca ve tahkiki imana sahip esler dileyip guzel ve ornek yuvalar kurmak ve bu istikamet uzere hayirli nesiller yetistirmek.

    Hep diyorum, belki dunyayi kurtaramayiz ama hepimiz jendi eksenimizde donen dunyayi cennete cevirebilsek ve tercihlerimizi bu yonde kullanmaya dikkat etsek hem Muslumanlik hem insanlik adina yeterli mesafeyi katetmeye olanak saglamis oluruz.
    Gelincik hnm. Size yine gulucuk gonderiyorum :) :) :) cok sagolasin zahmet edip okuyup bir de yorum yazdigin icin. Imkan oldukca vakit buldukca girip yaziyorum kardesim, ozel bir caba sarfetmiyorum. Tekrar ediyorum ki bu yalnizca senin guzel bakisin ve husni niyetinle ilgili bir durum, yuksek tahsilli biri degilim. Allah razi olsun.

  6. KASIRGA diyor ki:

    Selamünaleyküm;

    “Erkeğe uzanan dilin kurusun”, “Dışarıya güler yüzünü, evin içine çirkin yüzünü gösterme” cümlelerinden mülhem…

    Bir kayınvalide sinirli ve bağırgan gelinine şöyle dedi:

    -Kızım sık sık dişlerini gösterip durma. Ben köpeğin her çeşidinden pek korkarım!:-)

    • Yahya diyor ki:

      ve aleykum selam.
      Bu cvp, merhum Akif’in cevabına benzemiş: “bir yeriniz mi ağrıyordu paşam” :)

  7. zehra diyor ki:

    birde su var tabiki kime sorarsan sor bana iyi der . disaridakilerle eslerinizle munasebet kurdugunuz gibi mi bir munasebet kuruuorsunuz . tabiki herkes sana iyi der . ben seninle ayni evde yasiyorum . sinirle resmen sacsaca kavga ettigimizi biliyorum . odanin kapisini kirdigini biliyorum kufurlerini aileme kufurlerini biliyorum . hakli oldugum halde beni bosadigini biliyorum. istemedigim halde bana birsuru agir yuk yukledigini biliyorum . durduk yere bana zulm ettigini biliyorum kizlarla kurdugun munasebetleri biliyorum. ama bunlari kimse bilmiyor . senin disarida iyi olman beni hic alakadar etiyor.

  8. zehra diyor ki:

    iyi gunler esimin yaziyi takio ettigini gordum . esim evde surekli islere karisan yemege utuye hatta bulasik makinasina bile karisan bir insan . yemekleri begenmez bulasik makinasinin yikadigi bulasiklari begenmez . 19 yasindaydim. evlilikten yasayacagimiz sehre gecis yapaeak hem evli hemde ogrenxi hayati yasamakti beklentim hayalim. gecis yapamadim lakin yinede evlendik .herseyimizi ailem yapti cunku gun almistik esimin aileside para olmadigini aoyledi gelinligimi bile annem aldi . bunlarin ardindan tabiki istemsizce gonul koydum bizim icin borc bile bulmadilar . ondan ziyade evde hali bile olmadigindan haberleri yoktu. sormalari gerekirdi diye dusunuyorum . ama bunlari asikar bir sekilde dile hic getirmedim .evlenmeden 1 hafta once terkedildim . sonra seytana yenilmeyin laflariyla yeniden baristik . derken evlendik .

    ilk haftalardan kavgalar basladi . ozene bozene sofralar hazirliyorum evimi temizliyorum ozenli giyiniyorum . ama hic biri ise yaramiyor yemekler begenilmiyor kalmis yemekler cope. erte gun bida yemek . sonra sen yemek yapma gelince ben yaparim demeler basladi . yemek sofraya tencereyle geliyor . tabak onemli degil . bizde sofra duzenli olur . e ben yeni gelinim . istiyorum ki masada karsilikli yiywlim hamileyim zaten surekli tavuk ve sarimsakli seyler nolu diyorum cok kokuyo midem bulaniyo ben dislerimi fircalarim . e ev ne olucak . yinede devamli onun istedigi yemekler yapildi . vekledigi suydu sanirim bana sevdiklerimi yap . kendinde ben evde olmadigimda istedikleri yap kendin ye . bana yedirtme .bende de yemekler birlikte yenicek adabi var . zaten 2 ginde bir evde . gelince uyuyor . bende evde hapisim koca sehirden kucucuk mahalleye gelmisim .

    ask diye evlenxim kocam evde yok zar zor ariyor. hamilelik bi yandan . acim yemek yapamiyorum evde bite kuru seyler var .erzak bile yok wvde cunku sebze sevmiyor idi . bunalimdayim . eve geliyor agliyorum soruyor bisi diyemiyorum . bir suru hakaretten sonra gidip yatiyor . hic aglama kiyamam tarzinda tek bir cumle yok . ben bukez tahrik oluyorum . bardagi kiriyorum .sonra kotu kadin . kimsem yoktu kimsem . universite okurken evde bir televizyonla kaliyordum . sacma sapan programlar izliyordum . kocam eve gelmiuordu . ailesi arayip sormuhordu . sonra ben aramiyorum diye gorumcem bir suru hakaret etti . ve sonunda kocam beni 2 kere bosadi.

    ben evdeyken gelmediler ben evde yokken ogullarinin yanina gelmek istediler . neden anlamiyorum . eaim beni benim aileme kendi ailesine devamli sikayet ediyor ufacik bir kavga aramakla tehdit eiliyorum bosamakla tehdit ediliyorum . en son dogumda kizlarla arkadaslik ettigini gordum ailemin yanina gitmistim. Ve farkli konularda bir cok yalanini . ona gore benim tokalasmamam erkeklerle konusmamam ayni odada oturmamam samimiyetsizlik . gecenlerdedw bir gun oncesi bu yorumlari okumus olacak eve geldi bende bebekle ilgilenmekten ( yeni doganlarin ne kadar ilgi bekledigini bilirsiniz) ve ben utu yaptigimda yeniden utuyu alip bastan utuledigi icin . kiyafetini utulememistim . bana aksama kadar yattigimi soyledi ( bebegin durmadigini biliyor ve ben bu yuzden gece 4 de yatiyor 6 da kalkiyorum evin islerini yetistirebilmek icin) ardindan bir suru kavga .

    demem o ki . erkekler kole degil . ama kadinlarida kole yapamaz . evin islerinden kadin sorumlu ise. birakin bildigi ogrendigi gibi yapsin . siz onun supuge yapisina bile karisiyorsaniz o kadin wvin kadini olamaz . bir muddet sonra. o evde yemek yapmaya da temizlik yapmayada cekinir . bu yuzden esimi annem gibi hissediyorum ve ona sormadan birsey yapamiyorum . yaptigimdada ilk yuz ifsdesine bakiyorum ki dogru mu yapmisim yanlismi . ve evlendigimden beri toplasak 3 yada 4 kez sevdigim birseyi sevdigim bir sekilde yapmisimdir . erkek bir kadina haddinden fazla sorumluluk yuklemezse kadin kocasinin donusunu dort gozle bekler ona iltifat eder devamli televizyona telefona bakmazsa yada uyumaz ise . kadin da onunla daha fazla alakadar olur . daha sinirsiz ve daha sakin olur . ama evde devamli boyle durumlar varsa uzaklasir o evdede olmak istemez . ( benim gibi)

    • Yahya diyor ki:

      Buraya yorum yazayım mı yazmayayım mı diye çok gidip geldim.
      Yazdıklarınızı okuyunca üzüldüm.

      Eşiniz de yazsa belki benzer şeyleri siniz için yazacak.
      Ancak benim gibi 3. bir şahıs bu yazdıklarınızı okuyunca meselelerin çözümünün çok basit olduğunu hemen görebiliyor.

      Hani ilk okulda “öğretmenim arkadaşım kalemi mi aldı, silgimi aldı” gibi şikayetler vardır ya onun gibi… kusura bakmayın lütfen.

      Mevzu mevzu detaya inip çözüm/tavsiye yazmak istemiyorum. Neticede “ben kimim?” ancak rica ediyorum, bu sitedeki Sema hanımın yazılarını ikinizde “iyi” okuyun. Çözümü kolaylıkla bulabileceğinize inanıyorum.

      Benim dikkatimi çeken ve çözümü neredeyse mümkün olmayan: boşanmadır.
      2 defa boşadı demişsiniz; yazınızdan evliliğiniz devam ettiğini anlıyorum.
      Allah’ın emrettiği nikah akdi oyuncak değildir, şaka değildir.

      Allah yardımcınız olsun.

      • adem diyor ki:

        zehra hanım yaşadıklarınıza çok üzüldüm. boşanmış biri olarak (gerçi benim boşanma sebebim çok çok farklı herkeslerden) yaşadığınız bu şeylere karşı ben empati yaptım. bu boşanma meselesini birileri çok hafife alıyor. eski eşimde avrupada doğup yetiştiğinden bana karşı kullanırdı böyle nitekim sonunda da yaptı. hem sizin eşinizin size yaptıklarının kadın versiyonlarını bana yaptı ve hemde adetlerimize uyum sağlayamayıp boşanıp avrupasına kaçtı:). söylediklerinze katılıyorum. böyle itaatkar kadınları bulupta kıymet bilmeyen hemcinslerime de fitil oluyorum. Allah yardımcınız olsun gerçekten sabır edin biraz daha. 1 ay daha bekleyin bakalım buradan da bize neticeleri bildirin.

  9. Yahya diyor ki:

    ***
    iyi günler. eşimden boşanmak istiyorum. avukattan randevumu aldım. fakat eşim psikolojik sorunları olan agresif bir insan. konuyu ona açmaya korkuyorum. uzaklaştırma isteyeceğim istemesine ama ilk aşamada onunla yüzyüze gelmekten ve dava açtığımı söylemekten korkuyorum. boşanma mevzusunu daha önce açmaya çalıştığımda üzerime yürüyüp beni tartakladı, bir kaç kere de vurdu. sonra telefonumu alıp kiler gibi kullandığımız karanlık odaya kapattı. bir gün orada tuttuktan sonra çıkardı. fikrim değişti dedim, inanmadı. bu seferde öldürürüm bir şey yaparsan deyip çocuğu alıp gitti. 2 gün korkudan uyuyamadım. günde bir kez arayıp çocuğumla konuşmama izin verdi. tehditlerle tuttu yanında. ortalığın biraz sakinleşmesini bekledim. haberi yok ama yarın avukata gidip dilekçemi veriyorum. elimde biraz param var, o da ancak karnımı doyurur bir iki gün. kalacak yerim, tanıdığım yanında kalabileceğim kimsem yok. kredi kartım bile yok. eşimin çekip bana koklatmadığı kendime ait iyi bir maaşım var. fakat o maaşı alıncaya kadar da açıktayım. ailem de yok.
    dilekçeyi verdikten sonra neler olur anlatır mısınız? evimde kalabilir miyim? yanıma ilk yüzyüze geleceğimiz zaman için polis verirler mi? verirlerse hemen evden çıkmasını sağlarlar mı?
    ne olur yardım edin. yoksa hiç gitmeyip avukata ömrüm boyunca çekmek zorunda kalıcam bu adamı. çok korkuyorum.
    ***
    bir internet sitesinden alıntıdır…

    • adem diyor ki:

      avukata dilekçe vermekle birşey değişmiyor. eve isterse gider istemezse gitmez. çünkü evi terk etmek zaten aynı çatı altında yaşanamayacağına delil de oluyor.

      • Yahya diyor ki:

        Adem bey,
        Cevap için paylaşmadım. İnsanların birbirne yaşattığı durumu göstermek için paylaştım.

        Ve çözümünde, uzaklaştırma tedbir kararı, zorlama hapsi vs. değilde; bu insanları rehabilite ederek ailelerine ve toplumlara geri kazandırılması şeklinde olmalıdır…

        Nedersiniz?

        • adem diyor ki:

          kesinlikle haklısınız yahya bey. Allah bu hanım kardeşimize de yardım etsin. buradan şunu da anlıyoruz. gerçekten eşinden şiddet vesaire gören hanımlar polise şuna buna başvuramıyor. çünkü korkuyorlar.polise başvurabilenlerse aslında gerçekçi bir şiddete maruz kalmış değiller. kadınlar bu durumu baskı aracı olarak kullanıyorlar. yani bu kanunlar çoğunlukla su i istimal ediliyor.
          yapılacaksa adam gibi kanun madem bu şiddetçi erkek kadın kimse madem ki esas olan aileyi korumak, o zaman tedavi rehablitasyon görsün dediğiniz gibi. ama kanunlar erkeğin ezilmesini isteyen feministler tarafından yapıldığı için kadına şiddette bitmeyecek aile felaketleri de. önümüzdeki günlerde de göreceğiz. aile bakanlığı bence sadece kuru gürültü. kimse hayırlı hiçbirşey beklemesin.

    • Gelincik diyor ki:

      Ahh yaa ne kadar korkunç bir durum Rabbimmm sen iyilerle karşılaştır Ya Rabbim :( :( :( :(

  10. adem diyor ki:

    arkadaşlar öncelikle hepinize selamün aleyküm.
    mahkeme süreci 15 dakikada bitti. çocuk vs birşey olmadığından herhangi bir maddi-manevi durum söz konusu olmadı. karşı tarafın avukatı ve şahit olarak annesi vardı. bense HASBÜNALLAHU VE NİMEL VEKİL sırrınca avukat tutmadım. bir şahitim vardı o da ablam. ablamın mesleği avukat ama ben kendisine vekalet vermedim:).
    bende siz hakikat ve istikamet peşinde olan mümin kardeşlerime belki bir faydası olur diye şu yaşadıklarımı/deneyimlerimi kısaca paylaşmak istiyorum.
    biz batı anadoluda yaşayan orta halli muhafazakar bir Türk ailesiyiz.ortak hayata adım attığım bayan tesettürüne çok önem veren, namazında, karşıdan bakınca çok hanımefendi, bir avrupa şehrinde doğup büyümüş ama aslen memleketlim olan bir bayandır. kendileri ailecek yılda 1-2 haftayı geçirmek üzere memlkete gelirler ve sonra gene geri dönerlermiş. daha önce hayatımda hiç görmemiştim. gene kendi akrabaları tarafından tanıştırıldık.akrabaları beni ve ailemizi bildiklerinden ki benim rahmetli babam ilçede tanınan bir insandı ve abim ve ablam vardır. onlarda orta halli işinde gücünde yaşayan saygın kişilerdir. ama bilhassa beni de bilip güvendikleri için akrabaları olan bu kıza tavsiye etmişlerdir. neyse gel zaman git zaman tüm şartlarda anlaşıldı.ve tanıştıktan 1,5 ay sonra nişan, nişandan 3 ay sonrada düğün oldu. bu kız tarafının isteğiydi çünkü gecikmesini istemiyorlardı. kış kıyamette düğün yaptık. ara ara tatillerde melkete gidiyoruk. memleketim evimize 1,5 saat uzaklıkta başka bir ilçedir.
    işte arkadaşlar pisi-pisine boşanma bu. boşanma sebepleri karşı taraf için 2 tane benim için ise 1 tane.
    karşı tarafın sebepleri ise;
    1- memlekete gelip gitmek istememesi: bundan boşanma sebebi mi olur demeyin şaka yapmıyorum gerçekten bu bir sebep. aslında bana söylüyordu fazla sık gitmek istemediğini ama ayda bir haftasonunda karar kılmıştık. ama annemle konuştuklarında ben bayramdan bayrama gelmek istiyorum da demiş.
    2. annemin evimize gelmesini istememesi. bu düşüncenin altında yatan sebep ise şu. benim annem babaannemden gençliğinde çok çekmiş. onun annesi de babaannesinden çok çekmiş öyle söylüyorlardı. hatta büyü yapmış anama babama diyordu kendi babannesi için. hatta ona yılan çıyan domuz gibi çok ağır laflarda ediyordu ki ben aile meseleleri diye fazla sormuyordum hata yapmışım. kendi annesi kızına kızım kayınvalidenle şimdiden arana mesafe koyki hem değer göresin hemde hayatını yaşayasın diye peşin peşin kızına kayınvalide düşmanlığı aşılamış olmalı. zira annem 9 aylık evlilik müddetince yalnızca 1 sefer eve geldi. çok uzatmıyorum sorarsanız cevaplarım.
    3. sebep benim sebebim: kızın öfke kontrolsüzlüğü. öfkelendiği zaman evde tabak çanak bardak sürahi duvarlara geçirmesi. bağırması çağırmasıdır. ne yaptığını bilmemesi. zaten kendisi daha önce ben bunun sebebini sorduğumda babaannem annem ve babama büyü yapmış bana da sinir olarak geçmiş demişit. sinirli olduğunu babası ve annesi de kabul ediyorlardı. o kademin yaptığı ADAMSAN KENDİNE HAKİM OL DİYOR YA BİZDE Kİ OLAY KADINSAN NAZİK OL SAKİN OL ÖFKEYLE KALKMA olayıydı.
    evet arkadşlar annemi eve çağırmam üzerine gene evi dağıttı kırdı hala daha evin duvarında çay dolu bardağı fırlattığı için çay ve cam parçası duruyor 1,5 ay geçmesine rağmen. inanılması güç bir eşyayı daha kırdı ki onu söylesem o kız nasıl güçlü bir kızda bunu yapmış dersiniz. dediğim gibi öfke kontrolsüzlüğü.

    ve arkadaşlar biz bu olaydan sonra tabi polis geliyor ve bana 1 hafta uzaklaştırma veriliyor. çünkü kayda değer birşey yok. polis biz bunu vermek zorundayız diyor ve en alt sınırmış bu 1 hafta. ve arkadaşlar karı-koca arsına polis girdi mi olay bitiyor. benim evde olmadığımı fırsat bilen ana-babası örf adet kültür anane bilmediklerinden hemen 2 gün sonra eve gelip mutfak eşyalarını sofra örtüsü bıçak çatal hepsine kadar alıp götürüyorlar. gülüyorum şu an:)))

    ütü ve küçük arabaya sığacak ev aletlerini ve tekstil ürünlerinden kaçırabildiklerini de. komşulardan duyuyoruz. neyse sonra bir ara daha gelip arabaya sığdıramadıkları bir parça eşya daha götürüyorlar. komik değil mi arkadşlar işte ben bunların ailelerini boşanma aşamasında tanıdım. ve en son. onlar zaten olay gününden itibaren bizimle bütün iletişimi kesmişlerdi. avukata vekalet vermişler. şiddet var 15 bin maddi+15 bin manevi tazminat isteriz demişler:) raporumuz var demişler. ve ilçede böyle dedikodu yapmışlar. ben işimde gücümde(kamuda farklı bir ilçede çalışırken) kendi memlektim olan ilçede adım şiddetçiye çıkmış:).

    neyse bir gün izin alıp savcılığa gidip hakkımızda tutulan tutanakları ve darp raporlarına baktım. baktım ikimizde de aşağı yukarı aynı şeyler var. onunda kolunda birşey görmüş doktor benim de kolumda. onunda kolu kızarmış benim de. tabi ben onun kollarından tuttum o gün eşyaları duvarlara çarpma biz burda kiracıyız zarar verme eve diye. ama kanunlar kadından yana ne yaparsın işte. neyse bende bunu öğrenince tabiki onlardan 3 kat daha soğudum. ve hiçbirşey hakedemeyeceklerini söyledik avukatlarına.

    isterlerse bizde karşılıklı isteriz tazminat dedik. çünkü avukatım evdeki deliller kırıklar kızın geçimsizliğini bilen şahitler tutanaklar ışığında bizim bu davayı kazancağımızı söylemişti.bunlarda bundan korktular vazgeçtiler tazminattan. bu sefer dediler ki büyük eşyalardan (ki evde zaten büyük eşyalar kaldı geriye) şunları şunları isteriz. en işe yarayan buzdolabı çamaşır mak. salon takımı halı perde. eğer eşyaları almazsak boşanmayacağız dediler. dedim ki avukatlarına gelsin çeksin kamyonu istedikleri eşyaları alsınlar götürsünler. biz mal dinli değiliz. nitekim aldılar götürdüler.

    evet arkadaşlar yaşadığım tecrübe bu. siz siz olun evet kadının tesettürü namazı niyazı çok güzel şeyler. ama geçim ehli olup olmadığını kontrol edin. bizim ki kendinden başka kadınları çok eleştriridi. süslümanlara çok kızardı bazen argo ifadeler kullanırdı. ve hatta evliliğimizn ilk 4 ayı biz zemin kat olan başka bir evde kalmıştık ta o evden ayrılırken evin sahibesi genç ama dul kadına ağza alınmayacak küfürlerle ayrılmıştı da ben niye bu kadar öfkeli anlayamamıştım. beni kıskandığı için diye düşünmüştüm. meğersem sorun başkaymış.

    neyse ben artık önüme bakıyorum. iy ki kurtardı Cenabı Hak diyorum. çünkü beterin beteri var.bütün bunların hepsine sabır gösterebildiğime de şaşıyorum. Allahın inayetini de görüyorum. bu bana bir tecrübe ve benim bir kaderim. insanları bu boşanmış bunun yaşı benden büyük bunun tesettürü düzgün değil diye bakmayacağım. zira gene bir gün beraber yolda giderken başını şal ile örtmiş tunik giyen ve kocasıyla bebeğiyle gezen bir kadına laf attığında kendisine demiştim. eleştridğin kadının belki senden daha iyi yönleri de var. belki kocasına karşı senden daha saygılı. artık daha da uzatmayayım.
    sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.

    • adem diyor ki:

      sadece bir akrabalrı onlardan yana. geriye kalan akrabaları ve bilhassa bizi tanıştıran akrabalrı bu evliliği bu kadar kolay basit bir sebeple sonlandırdıkları için onlara kızıyorlarmış. duyduklarımız.

      • adem diyor ki:

        nişandan önce babaannesini de dövmüş. ama kimse bize söylememiş. şimdi söyleyenlere neden daha önce olay olduğunda söylemediniz diye soruyoruz bize verdikleri cevap biz pişmiş aşa su katmak istemedik.

        • Feyza diyor ki:

          Adem bey, oncelikle cok gecmis olsun. Siz de guldugunuz icin bu espriyi yapacagim kusura bakmayin ama sanki ‘Chucky’nin Gelini’ gibi bir gelin canlandi gozumde yazdiklarinizi okuyunca :) Ofke kontrolu evlilikte olmazsa olmaz. Cocugunuz oldugunda da ofke kontrolunun olmayisi yeni sorunlara sebep olurdu. Annenizi simdiden istememesi zaten buyuk bir problem ve onyargili yaklasim. Henuz cicim aylarinda sayilirdiniz halbuki, aileye kendini sevdirecegi aylarda bu tutum ilginc. Kaldi ki annenizin yasliligi var, hasta da olabilir anneniz. O zaman da gelip gitmeniz hep kavga sebebi olurdu. Surekli arada kalirdiniz ve bu cok zor bir durum. Olay anlattiginiz sekildeyse verilmis sadakaniz varmis. Ucuz atlatmissiniz. Geei kalan hayatinizda Allah yardimciniz olsun hayirli kapilar acsin. Eski esiniz de insaallah duzelir ve belki ona da ders olur yasadiklari. En azindan biz oyle temenni edelim.

          • adem diyor ki:

            sağolun feyza hanım. kendisi zaten derdi “şımarık ,laf dinlemeyen çocuklara fitil oluyorum. onlara kızmayan dur demeyen ana babalara da kıl oluyorum. bizim çocuğumuz olurda durdan sözden anlamazsa ben döverim valla” diye. elinden gelse beni de dövecekti ama ucuz yırrtım.. bu sitede okuduklarım tecrübemdi çünkü. annemi istememesi onun annesinin bir taktiğiydi diye tahmin ediyorum çünkü kendi annesi kendi kayınvalidesiyle küs. 20 sene aynı evde yaşamışlar fakat sonra küsmüşler. annesi de kızına zannımca “kızım şimdiden tavrını koy yoksa ileride mutsuz huzursuz olursun akibetin ben gibi olur”gibisinden laflar mı söyledi bilemiyorum. ama anne ve babsının arasının çokta iyi olmadığını biliyordum çünkü babası bana daha evvelden böyle birşey demişti. bizim de ne olacağımız belirsiz demişti kendi karısıyla. ki bu insan 50 yaşlarında. o bu yolu tercih edince kendince mutlu olacağını sandı. maalesef nefsi onu kandırdı. inşallah feyza hanım biz mümin insanlarız. haram yollara gidemeyeceğimiz için biraz zaman geçsin Rabbimizin hayırlı kapılarına müracaat edeceğiz elbet.

      • Süleyman diyor ki:

        Adem Bey çok geçmiş olsun. Hakikaten çok ilginç.

        Ben şunu sormak istiyorum Adem Bey. Siz nişan veya tanışma aşamasında iken hiç farketmediniz mi böyle birşey olduğunu? Ya da mesela ne tür sorular sordunuz bu hanıma görüşme faslında? Mesela annenizi kabul etmesi gerektiğini sordunuz mu?

        Yani bende evlenme niyeti ile yola çıkan bir insanım ondan bu sorularım. Sizce evlenmeden bir hanımın hal ve tavrını Nasıl anlarım? Siz bazı yanlış davranışlarını gördünüz de göz ardı mı ettiniz? Yoksa en başından beri hiç anlamadınız mı? Şimdi olsa anlamak için ne yaparsınız?

        Yani bu soruları cevaplarsanız birlerinde Hatay’a düşmesini engellemiş olursunuz. Şimdiden teşekkürler ve tekrardan geçmiş olsun. Siz h inşAllah hayırlısı ile tekrar evlenirsiniz :) Allah bu sefer güzel yuvalar nasip etsin.

        • adem diyor ki:

          süelyman kardeş tabi ki bazı şeyleri farkettik. mesela çok dik bir kızdı. kendine göre değişimeyen doğruları olan köşeleri çok belirgindi. düğün yerimize çok müdahale etti. bunları da kendince hep haremlik-selamlıka dikkat edeceğiz diye bu konularda bizi ve tuttuğumuz salonun müdürünü gerçekten çok zorladı. ne yaptıysak bi türlü düzelmedi. olay büyüynce aracılar devreye girdi. bu süreçte annesi kızına bir tek kelam etmedi. annem meslesi tabi ki ilk konuşmamda üstüne basa basa söyledim. bizim aile bağlarımız çok kuvvetlidir. annem abimlere gider 1-2 hafta kalır. bize de gelsin. buna itirazın var mı diye bunları konuştuk. hatta ve hatta bana birgün ded ki nişandan sonra ” annen gelirim 3 ay kalırım dedi” dedi. ben 3 ay istemem dedi. ben anneme sordum ” oğlum ben 3 aydan 3 aya gelrim dedim. 3 ay ben ne yapacağım sizin evde rahat edemem ben evimi özlerim. zaten sizin evde tv de yok benim canım ruhum sıkılır sizin evde” dedi. bunu ben kendisine söyledim sonra yanlış anlıyorsun bazı şeyleri diye.
          evet ben bazı dik kafaluıklarını gördüm ve göz ardı ettim kardeşim. geçim ehli bir kişinin keskin köşeleri olmayacak bir kere. köşeleri yuvarlak olacak biraz. birde bu söylediği kesinlikle İHMAL ETME. kızın annesi kızına kızabiliyor mu hata yaptığında. hatta ve hatta hatalı olmasa bile kızım huzursuzluk çıkarma bunda dolayı gibi sözler söyleyebiliyoer mu. ben bir keresinde annesine demiştim “benim annem bana sizin yanınızda bile dönüp laf ediyor siz bir kelam etmiyorsunuz” demilşştim. annesi ” belki siz yokken ediyorumdur” demişti. etmiyormuş vesselam. siz siz olun anasına bakın kızını biraz öyle alın. zira annesini sevmeyen onu yetersiz gören bir kızdı. ama evlendikten sonra anneleri bu kızlara fikirler veriyor ne yazık ki onlarda yuva yıkıcı olabiliyor benim durumumdaki gibi.

    • .:. diyor ki:

      Heyecenindan mi, yoksa ofke veya sinirinden mi, biraz karisik yamissin.

      Temiz bir sekilde bittigini dusunuyorsan artik onune bakmalisin. Herkes senin kadar sansli olmayabilir.

      Gecmis olsun, hayirlisi olsun.

      Malesef ki, ulkemizde yargi diye birsey kalmamis durumda.

      Yakin zamanda yasadigimiz olaylar sonrasi ulkemiz cok acil bir sekilde toparlanmasi gerekir. Eger anayasa degisecek ise. Bu sayin cumhurbaskanimizin baskan veya benzer modellik arzusu icin olmamalidir.
      Tamami ile ulkemizin bagimsizligi, gelecegi, birlikteligi ve refahi icin olmalidir.

      Bir kesime degil de insanlarimizin tumune esit bir anayasa olmalisir. Egerki, onceki anayasaya yelestirdikleri gibi pozitif ayrimcilik, cart, curt gibi kelimeleri yerlestirirlerse bilinmelidirki bu ucu acik ve karmasik kelimeler bizleri yer ve bitirir.

      Anayasamiza gosterilecek ozen, tum yasa ve kanunlarda da (ekonomi, saglik, aile, egitim, guvenlik, calisma, tarim, ticaret v.s.) Turkiye kendisi icin bir an once tek tek olusturmalidir ve uluslar arasi hukuk a uygun olmalidir (asil olan kendi vatanimizdir)

      Yukarida bahsettigim tehlikeli donem 15 temmuz sureci ve sonrasidir. eger ki o surecler devam etseydi. Allah muhafaza. suan is savas vardi (bu tehlike gecmemistir)

      Aile ile ilgili konularda AB nin bazi ulkeleri kendi yasalarini acilen duzeltiyorlar ve dengeyi sagliyorlar. Aslinda vas olan kanunlari adalet ile uygulamaya basliyorlar. Yavas yavas (POZITIF AYTIMCILIKLARI KALDIRIYORLAR)

      ornegin;

      1- kadinlar siddet gormedigi halde yalan yere sikayet ederlerse, menfaat ugruna, buyuk cezalar var, hem hapis cezasi hem de para cezasi,

      2- velayet konularinda (bu ab ulkelerinde) ebeveynler mahkeme kararinda cocuklarini gormesi icin belirlenen sartlari yerine getirmedigi taktirde 2.5 seneden baslayan hapis cezasi ve cocukgun velayeti olandan aliniyor. (oyle haciz maciz diye , ucuncu dunya ulkelerinde olmayan yontemlerde hikayeler yok) bizim ulke olmus ciflik kimse yasa ve kanun tanimiyor. ortalik dolandirici olmus ve malesef enbuyuk dolandirici da devlet (devlet adina is yapanlar)

      3- feminist gruplar, disardan mudaheleler aile bakanligi gibi, tamami ile devre disina itiliyor. Bilirkisi v.s. minimize ediliyor. Buna karar verenler direkt olarak bu konunun uzmanı olan yargiclar ve hukuk adamlari oluyor. Yetkileri de cok fazla. Oyle bizim ulkemizdeki gibi her hususta bilirkisiye danis ona para aktar v.s. olmuyor. Aile bakanligi veya esitlik bakanligi vesaire gibi bakanliklarda gidip mudahil olamiorlar. Bu zaten acikca hukuk a baskidir. Bizim ulkemizde defalarca degisen aile bakanligina en son gelen bakan hanim da hicbir hususta ortada yok. Zaten belliki bakanlik KADEM den veya mor catilardan yonetiliyor.

      en yakin ornegi manisa da siddet hadisesi. “mudahil olacagiz en agir cezayi almasi icin he seyi yapacagiz diyor. Bu cok tehlikeli, cok cirkin ve kabul edilemez bir durumdur. Aile bakanliginin görevi KKadem in veya bir gurubun is takipciligi degildir. Cok net anlasiliyor

      Butun bunlar tehlike dedigimiz duruma denk gelen ab uyum yasalarinda 23. 24. fasillarda ele alinacakti. ve ulkemizi param parca edeceklerdi. Bunlar yargi uyum yasalari, mulkiyet dokunulmazligi, insan en temel hak ve hurriyetleridir.

      Bir ara Turkiyedeki parsel parsel tartismalarini unutmayin…

      insanlarin mallarini mulklerine degisik bahanelerle, devleti kullanarak ozellikle yerel yonetimler ve belediyelerle, el koyuyorlar. etrafinizda bu gurumlarda olan insanlarla mutlaka konusun, vergiler, kadastral uygulamalar, kamulastirmalar, imar uygulamalari, rantlar v.s. Hepsi ayrica medeni kanun ile de yakinen ilintilidir.

      Yukarida Sema hanimin ekledigi ve onemli buldugum videoyu Turkiyede istanbuldaki metrobuslerde gordum.

      Bura da bir kac gun once yazmistim, aslen video da anlatilanlarda ADAM HAKLI, cok net belli ki adami bu hallere getiren ve siddetin en buyugunu uygulayan video daki kadin ve benzerleri. Video yu dikkatle izlemenizi tavsiye ederim.

      • adem diyor ki:

        çok sağolun .:. Bey;
        evet Rabbimin inayeti altındaydım oyüzden çocuk falan olmadan bitti.

      • Yahya diyor ki:

        Yeni anayasa, yeni başkanlık sistemi vs.
        ile bu dediklerinizi yapacaklarını hiç zannetmiyorum.
        Daha bu sene içinde çıkan o kadar saçma sapan ve AB ile uyum temalı yasalar var ki…
        Ayrıca yine belirttiğiniz gibi, Aile bakanlığı olur olmaz davalara müdahil oluyor. Enerjisi mi çok, vakti mi bol…

        Benim hiiiiç ümidim yok! Kusura bakmayın…

        • .:. diyor ki:

          Zaten kendilerinde iyi olanları bize yaptirmazlar. Aslen benim vurgulamak istediklerim o yondedir. Yillardir disarida gormus olduklarım, tespitlerim bu yondedir. Ulkemim nereden gelip nereye gittigini cok rahat gorup kiyaslayabiliyorum.

          Bu ve benzer konularda yazdigim yazıların tamamı da o yöndedir.

          Benim de tespitlerimi ülkemizde kısa vadede yasalarla ilgili bir düzelme olacagini zannetmiyorum. Yeni anayasanin mevcut anayasayi aratacagini hep bizlikte gorecegiz. Anayasanin icerisine yerlestirilen ucu acik kelimeler, pozitif ayrimcilik, esitligi bozan sebeblerin farkli dusunulmemesi gerektigi gibi abuk zubuk kelimelerle dolu olacak. Butun hepsi AIHM semsiyesi altinda olacak.

          Ulkemizin son yillarda yasadiklari kaos ortami, adaletsizlik, karmasa,
          insan en temel hak ve hurriyetlerinin engellenmesi, hak arama yollarinin karmasik hallere getirilmesi ve tamaminin sayin cumhurbaskanimizin kontrolu altinda olmasi. Mulkiyet dokunulmazliklarinin ihlalli, Aile ile ilgili yasalar. En buyuk sorunlardir.

          Zaten onumuzdeki 23 ve 24. fasillar da tam bunlardir. Bu yazim aklinizda kalsin (suan sozde bu yasalarin gorusmesini engellediler yani AB tek tarafli durdurdu.) er yada gec bunlar gundeme gelecek ve ulkemizin burnunu surte surte, yamali bohca gibi bu fasillari acacaklar.

          Butun bu yazdiklarimi ulkemizin son donemde yasadiklari ile bir butun olarak degerlendirmek gerekir.

          Mahkemelerde hak arama yollari, devlet tarafindan, (devleti yonetenler) engelenmektedir. Simdi sozde hak aramak icin araya birde istinat mahkemeleri koydular. Tamami hepsi para tuzagidir. Hak arama ile ilgisi olmadigini, bilakis engel oldugunu goreceksiniz.

          Bir iki ornek vermek gerekirse;

          Cumhuriyet savciligina bir basvuru yapsaniz ve bu konu az biraz ciddi olsa ve bir belediye, bir bakanlik, devlet kurumu v.s. calisani veya kurumu yonetenler hakkinda olsa. KAYMAKAM izin vermezse sansiniz yok. VALI izin vermezse veya icisleri bakanligi v.s. hicbirsey yapamazsiniz.

          Devlet denetleme kurumu,
          Kamu denetleme kurumu, bir yerlere bagli ve oradan izin cikmazsa sansiniz zor. Yillarca hakli oldugunuz konuda sizi perisan ederler. Eskidende boyleydi, simdi yine boyle, sanirim daha kotu. (Medya ya yansiyan davalara bakmak yeterli.

          Keza diger mahkemeler de benzer sekilde.

          Davalar 4-5 sene suruyor. hahddinden fazla dava var ve en fazla davayi da devlet kurumlari, belediyeler v.s. uretiyor. (Yasalara ve mevzuatlara uymadiklari icin, cumki yargiyi takmam diyen siyasiler de oldu.)

          Burada bilirkisilik sistemi de rezalet. Yargiclar konusunun ehli olmadigi ve surekli degistigi icin pek guvenilmezdir.

          Mahkemelerdeki bu rucecler istinat mahkemelerine, oradan anayasa mahkemesaine, oradan Adalet bakanligi ceza isleri mudurlugune, sonra AIHM ne. Turkiyede alakasi olan her yerden para aliyorlar. Her sey paraya endeksli olmus.

          Tamamina baktiginiz zaman cok buyuk bir sektor olmus.

          Butun yargi ile yazilanlar aslinda, egitim, calisma, saglik, ticaret, tarim, ekonomi, aile, yani her yerde var.

          Geri plana cekilip baktiginizda, var ise yasadiklariniz veya cevrenizde gorduklariniz. yazdiklarimin dogru oldugunu gıreceksiniz.

          ULKEMIZIN SISTEM SORUNU var ve ulkeyi yonetenler bunlari cozemiyorlar. Zaten AB cozdurmez. AB de olan yasalari oldugu gibi alsan ve adaletli bir mekanizma olsa sistemin %60 den fazla hafifleyecegini goreceksiniz. Butun bunlari sadece Turkiye icinden bakarsak goremeyiz.

          Sonuc olarak Ulkemiz icin benim de umidim yoktur. Bu konuda paralel dusunuyoruz.

          Yukarida ilk yazimda verdigim ornekler ulkemiz disindandir. yargiclar mumkun oldugunca bagimsiz ve guven veriyor. Yargilamanın toplam sureleri cok kisa ve durusmalardaki sureler uzun ve yeteri kadar. Seffaflik oldukca fazla, Bunlar benim gordugum ulkelerdeki durumlardir.

          • .:. diyor ki:

            “”Yargiclar konusunun ehli olmadigi ve surekli degistigi icin pek guvenilmezdir.””

            “Guven vermez” diye demek istedim.

    • Yahya diyor ki:

      Adem bey,

      Ya siz hiç bir şey yaşamamışsınız … :)
      Halinize çok şükredin. Sadaka verin.

      Ölüleri gömerler, sizde bu şahsı kalbinizden ve kafanızdan çıkarın ve gömün.
      Ve yolunuza devam edin, önünüze bakın.

      “geçim ehli olup olmadığını kontrol edin” demişsiniz. Bu maalesef çok zor. Evlilik öncesi hiç kimse size benim kızımın şöyle eksileri vardır, benim yeğenimin şöyle kötü huyları vardır demez. Aksine tüm menfi yönlerini, aksiliklerini, huylarını sizden saklarlar… Siz de normal şartlar altında görüşüp tanışırken bunları kolay kolay tespit edemezsiniz.

      Hz. Ömer, insanları ticarette veya seyahatte tanırsınız diye buyurmuştur.
      Buna sarhoş iken, narkozdan ayılırken, stres altındayken, öfkeliyken diye de ilavelerde bulunabiliriz.

      Ayrıca, başkalarının kusur ve hatalarıyla ilgilenmeyin. Eğer kibarca uyarma şansınız var ise uyarın yok ise görmeyin.

      Rabbim yar ve yardımcınız olsun.
      -Ali İmran 173

      • adem diyor ki:

        yahya bey elin delisi evinde belli olur derler ya. benim durumum aynen öyleydi. dediğniz gibi Allah beni kurtardı. hatta uzun olmasın diye yazmadım evden ben yokken aldıkları eşyalarda bana taktıkları saat, ve bana hediye ettikleri tıraş makinesi bile var inanabiliyor musunuz. al kızım ona mı kalcek sen al. diyen bir anneleri ve 1 akrabaları var. hoş iyi olmuş aldıkları onlardan geriye 1 şey bile kalsın istemiyorum. zaten kalmadı gibi birşey. kalbime ve kafama gömmek değil mazime gömdüm. evet kurtulduğumuz için adak adadık ve sadaka veriyorum.

    • Gelincik diyor ki:

      Çok geçmiş olsun Adem Bey kurtulduğunuza şükredin bu nedir okurken sinirlendik üzüldük Rabbim iyileriyle karşılaştırsın

  11. isa diyor ki:

    dediklerimin ve kimliğimin arkasındayım.Yaşadıklarımı(genelleme değil, bedelini ödeyerek burda yazdım.entellik olsun diye değil) yazdım.

  12. Abdullah Bir diyor ki:

    BİR TEKLİF

    Bazen, burada yorum yapan yorumcuların, arkadaşların, kardeşlerimizin bazılarının kullandığı RUMUZ’lardan o kişinin ERKEK mi yoksa bir HANIM mı olduğunu anlamak mümkün olmuyor. Bu durum bazen yanlış anlamalara sebep oluyor.

    Benim bu karışıklığı önlemek ve CEVAP niteliğinde yapılan yorumların daha NET ve SAĞLIKLI olması için (kendileri için bir mahsuru yoksa) yorumcuların yaptıkları yorumların başına, üst kısmına CİNSİYETLERİNİ, YAŞLARINI ve MEDENİ DURUMLARINI yazmalarını öneriyorum.

    Diğer taraftan;

    Bazı yorumcuların yaptıkları yorumlar veya kendilerine verilen cevaplar nedeniyle (veya benzeri sebepler ile) farklı amaçlar, yaşadıkları sıkıntılar, problemler ( bulanık suda balık avlama, ortalığı karıştırma, gülünç duruma düşme, cahilliğinin anlaşılması sonucu rezil olma vb sebepler) RUMUZ DEĞİŞTİREREK sanki faklı-yeni bir kişiymiş gibi tekrar aramıza döndüklerini, sözüm ona bizleri kandırmaya çalıştıklarını TAHMİN EDİYORUM.

    Ama bu kişiler bilsinler ki bizi değil sadece KENDİLERİNİ kandırıyorlar ve tahmin ettiklerinden daha fazla rezil oluyorlar.

    Çünkü USLUPLARI ve TEKNOLOJI bu türde ki kişileri düşündüklerinden daha hızlı ele veriyor.

    Bu türde davranan ve davranmaya niyet eden kişilere tavsiyem böyle ayak oyunlarına girmesinler.

    Site yayın yönetmeni Tuğba hanım, diğer editörler ve yazı iletişim dilini bilenler için bunları ve daha fazlasını tespit etmek cocuk oyuncağı

    • Yahya diyor ki:

      Abdullah Bey
      bence hiç üzerinde durmayın.
      Burası bir “forum” sitesi değil.

      Daha çok, yazarın eksi ve artılarını dile getirmek için, tavsiyelerde/eleştirilerde bulunmak için böyle bir yorum bölümü yapılmış.

      Üye girişi olan bir sistem yapılsa, yorumlar %60-70 azalır…
      Ayrıca bir çok iyi niyetli insan bilerek adını, cinsiyetini gizleyerek yorum yazıyor. Zaten küfür/hakaret/reklam içeren yorumlar onaylanmıyor.
      2 yüzlü yorumculara cvp vermezsiniz olur biter.. canınızı sıkmayınız.

      Belki bu siteye forum eklenir… bu güzel bir uygulama olabilir.

      • Feyza diyor ki:

        Forum derken nasil mesela? Aslinda forumlarda da pek farki yok ki orada da bircok insan yine rumuz kullaniyor ve rumuzla herhangi bir konu hakkinda yorum yapiyor. Uyelik girisine ise gerek yok boyle guzel. Bu sitede benim en sevdigim ozellik eski yorumlarin buhar olup ucmamasi oldu. Bazen bir konuyu okudgum zaman ta 2011 yilinda yapilmis yorumlari bile okuyabiliyor olmak cok guzel. Vaktim oldukca acip eski yazi ve yorumlari okuyorum iyi geliyor. Kimler gelmis kimler gecmis siteden, eskiden daha kalabalikmis sanki.

        • Uğur diyor ki:

          Zamanında forumlara/mesaj panolarına çok girerdim ve oralarda da insanlar birden fazla farklı kullanıcı ismi ve sahte hayat hikayesi kullanarak rahatlıkla başkalarını aldatabilirdi. Bir de böyle hakaret kanunları da yoktu. Kaldı ki ben Amerikalıların İngilizce forumlarına girerdim ve Amerika’da hakaret ve sövmek hâlâ suç değildir, sadece iftira ve tehdid suçtur, hatta iftirayı isbat etmiş sayılmak için de çok uğraşmak gerekir. Hiçbir “gavur”dan görmediğim aşağılamayı bir sözde İslamî forumda Amerikalı Müslüman gençlerden görmüş olabilirim. Evet, gerçekten Müslümandılar. Kendi Pakistanlı ve Hindistanlı anne babalarıyla bile dalga geçerlerdi, böylece Beyaz Amerikalı gibi olmaya çalışırlardı…

    • hakan 1 diyor ki:

      “hakan” ismini siteye ilk girdiğim yıllardan beri kullanıyorum (sanırım birkaç defa da “cafer” ismini kullanmıştım). 4 yıl oldu sanırım. Bir başka arkadaşın “hakan” ismini kullandığını görünce; size de özenerek soyadı aldım. Sizinle manevi kardeş olduk.
      Umarım; yorum geçmişini silmek isteyenlerle karıştırılmam. Eski yorumlarımı okuduğumda bazen eski halime imreniyorum; bazen eleştiriyorum.

      Burada hassasiyetle yorum yapan insanlara da teşekkür ediyorum.

      Yorumları kontrol eden arkadaşa da teşekkürler ediyorum. Bozgunculardan ayıklarken olağan eleştirilere açık olmak zahmetli bir iştir.

      Buradaki düzenli yorum yazan birçokları ile tanışmayı isterdim. Sizinle; .:.; …; ve daha birçokları ile. Hatta rumuzlarını anmayacağım bazı hanım yorumcular var; gerçekten güzel fikirler taşıyorlar. Tespitlerine imrenmemek elde değil. Umarım hayatlarında mutludurlar.

      Tanışma olayı yorumlar bölümüne girerse kısa sürede yozlaşır.
      Bu risk mi daha büyük yoksa faydası mı daha büyük olur? Sanırım site sahipleri tanışmanın sıkıntılarını göze alamadığından böyle yapıyorlar.

      (gerçi sizin kimliğinizin açığa çıkmasına izin verdiler.)

      • Abdullah Bir diyor ki:

        HAKAN BİR’e… :-)

        “Tanışma olayı yorumlar bölümüne girerse kısa sürede yozlaşır” DEMİŞSİN

        Kardeşim sen konuyu yanlış anlamışsın.

        Yukarıda sözü edilen “şey” gerçek kimlikler ile yorum yazılması ve yorumcuların tanışması olayı DEĞİL.

        Benim söylediğim sey “bir kişinin” (yukarıda açıkladığım vb sebepler ile) birden fazla rumuz kullanmak suretiyle sanki “farklı kişiymiş gibi” yorum yazması.

        Ayrıca;”(gerçi sizin kimliğinizin açığa çıkmasına izin verdiler.) DEMİŞSİN

        Site yönetimi benim “kimliğimin açığa çıkmasına” nasıl izin vermiş ve sen bunu neye istinaden söylüyorsun anlamadım doğrusu.

        Eğer bu TEZ’ini adımın ve soyadımın birlikte yayınlanmasını dikkate alarak söylüyorsan belki seni hayal kırıklığına uğratacağım ama benim kullandığım “Abdullah Bir” de burada ki diğerleri gibi sadece bir RUMUZ, gerçek adım değil. :-)

        Selam ve muhabbetle

  13. .:. diyor ki:

    Konu ile ilgili olarak genel yorumumu yapmıştım.

    Yapılan bu Videoyu bir çok sefer izledim.

    Bence pek de fena olmamış. Çok az değişiklik gerekiyor.

    Videoyu tekrar tekrar izledim..:))

    ADAM HAKLI…..

    Hem de çok haklı.

    • .:. diyor ki:

      “”ADAM HAKLI”” demistim hic cevap gelmemis.:))

      Video ile ilgili benden kritikler;

      Bu video yu 2-3 kisima ayirmak lazim.

      1-) Adamin Evinden içeriye girisine ve anahtarlari cam kaseya attigi zamana kadar olan kisim;

      Hepimiz hem fikiriz ki, videoyu hazirlayanlarda oyle hazirlamislar. Adam disarida herkes ile iyi geciniyor. Sakin, neseli, caliskan, basarili, kariyeri olan, arabasi olan hatta belli ki ekonomik problemi de olmayan birisi, sabahtan aksama kadar pozitif……

      Dikkat edin adam evine geliyor ve kendi evinde evin kadini var iken kendi evinin anahtari ile kendisi aciyor. (Sema hanimin eski yazilarina bakın lütfen, buralarda yorum yapan kardeslerimiz, ozellikler, erkeklerin, babaların, aile reislerinin beklediği en basit bir karsilama, yok.. Ben goremedim, siz gordunuzmu? Buyuk ihtimal ile bu kisiyi ise giderken de yolcu eden yoktur. Kadin kos kos yatiyordur. Bu kadin bence diger vazifelerini de yerine getiremememistir. kavgali durumlara geldiklerine gore epey bir sure de gecmis. Boyle kadindan baska ne beklenir?

      ADAM HAKLI

      Adam az bile yapmis.

      2-) Adamin Cileden cikma anlari,

      Anahtari firlatiyor;

      – Yeter diyor, kırk defa söyledim, SU KAPIYI AC (kendi evime hirsiz gibi giriyorum) , kadinlik gorevlerini yap, insan ol azcik, beni guler yuzle karsila, ise giderken de boyle gonder, birak bu feminislik ayaklarini biz bir aileyiz, senden az biraz ilgi bekliyorum, evde zaten yemek yok, iki kelime edemiyoruz. Seytan diyor kır su tabagi, bıktım diyor…. daha neler neler,

      ADAM HAKLI

      3-) Nereye gidiyorsun ha…? “BAŞKALARINA GÖSTERMEKTEN UTANÇ DUYDUĞUN BİR YÜZÜN VAR” bu aslinda video da ki o kadına söylenilen sozdur. Cunki adamin yuzunu gorduk ki herkese ayni, boyle birisinin evde kotu olmasi ancak evdekinin davranisina baglidir. Bu cok nettir. istisna bile bulmak zordur. Bunun icin kadinin adami karsilamasi bakmak yeterlidir. Hos geldin kocacigim, evimim diregi, erkegim, canim cicim v.s. diyen birisi yok.

      Surat bir karis ve o suratta meymenet yok. adamin ruyalarina girer ve kabuslar gorur. İsterseniz video yu tekrar tekrar izleyebilirsiniz.

      “ADAM AC Bi, KONUSCAZ” diyor ama nafile..

      Buna can dayanmaz..

      ADAM HAKLI

      Arkadaslar bu videolari boyle ard niyetli hazirlayanlarin ve devletin kaynaklari ile milletin paralarini bos yere carcur edenlerin tek niyetleri vardir. Ulkemizi bolmek, bu davranislari savunup da boyle ard niyetli propaganda yapanlarla yuz yuze tartismayi cok isterdim.

      Bunlara sakin ola hic taviz ve prim vermeyin. Bu videolari metrobuslere koyduklarini ogrendik. biliyorsunuz ki, istanbuldaki buyuksehir belediyesi ve diger belediyeler, KADEM e oluk oluk kaynak aktariyor, Sponsor oluyor, birilerinin ricasi ile. Gecen sene MARATON kosusuna da sponsor yapmislar..

      • Feyza diyor ki:

        :))ilginc bir bakis acisi olmus, hic bu acidan bakmamistim. Ama ben tekrar izledim, oyle degil. Kadinin yuzunde ilk kapi acildiginda hafif de olsa bir tebessum var ve belli ki mutfakta bulasiklarla ilgileniyor, yani kocasina yemek hazirliyor. Adam kapiyi calmiyor ki, anahtarla kendisi aciyor ve kadin da anahtarin sesine kosup geliyor. Demek ki kapiyi calsaydi daha da hizli gelecekti. Anahtar singirtisina anca bu hiz.
        Adam eve sanki bir boksorun ringe cikarkenki takindigi surat ifadesiyle giriyor ki kadin da urkup ‘hosgeldin’ bile diyemiyor, Nerde kaldi samimi ifadeler kullansin. Sofrada da mihtemelen yemekleri begenmiyor ve kadinin uzerine yuruyor, kadin da aksam egzersizi niyetine kocasinin kendisini pataklayacagini anlayip icgudusel bir savunma refleksiyle kendini odaya yani banyoya kilitliyor. Nasil ciksin konussun, korkmus kadincagiz.
        Burada tuhaf olan bir sizofrenin normal bir insan gibi lanse edilip erkek uzerine bu etiketin yalistirilmasi. Yoksa bu sartlarda hicbir saglikli erkek karisina boyle siddeti reva gormez. Kadin sempatik geldi bans biraz korkmus sadece ve zaten vermek istedikleri imaj da bu ama bu toplumun gercekligine nisbetle oranini ne kadar dogru ifade ediyor? Gercek hayatta bu hal bir istisnadir yani endiseye mahal yok, adamin tedaviye ihtiyaci var :)

        • hakan 1 diyor ki:

          Sayın Feyza Hanım;
          Sizin yazdıklarınız gibi izleyince zaten bu reklam filmini zorlanmadan izleyebiliriz. Verdikleri hatalı mesajın farkında olduğunuzu biliyorum.

          Fakat .:. Beyin; “Adam Haklı” perspektifi ile izlemeye kalkınca her sahnede zihin egzersizi yapmak gerekiyor. O sebeple ben .:. Beyin perspektifini daha çok beğendim.

          NOT: Feyza Hanım; yorumunuzda geçen “…akşam egzersizi niyetine kendisini pataklayacağını anlayıp…” cümlesi dikkatimi çekti. Ailesinde dayak görmemiş bir insansınız galiba. Umarım da öyledir. Ve; inşallah kıymetinizi bilen birine düşersiniz. Olaya böyle bakabilen tatlı bilgisizliğinizin baki kalmasını dilerim.

          Bu reklam filmini ise, kocasından şiddet görmeyen-görmeyecek kadınları boş yere kocasına karşı dolduruşa getirdiği için beğenmiyorum.

          Kocalar, zalimlerin dillerinden çekmeseler; kadınlar zalimlerin ellerinden çekmeseler; çocuklar ise Feyza Hanım gibi olaya hep yabancı kalabilseler.

          • Feyza diyor ki:

            Siddet gormedim elhamdulillah sn Hakan1, siddet gosteren bir ailede buyumedim. Ama bakin, sizin perspektifinizle bakinca ‘kadin da hatali’ olmali. Nedir hatasi, kapida karsilamamak, yemek varsayalim ki yapmamis olmak(ama sofra kurulmus bu videoda yani yemek yapilmis), dirdir etmek( videoda bu kisim yok) ve iletisime gecmeyip kapiyi kocasinin yuzune kapatmak. Bu videoda varsayalim ki kadinin olumsuz hareketlerine karsilik adam asabilesiyor. O zaman videoyu izleyenler ne dusunecek? ‘Kadin kocasini guleryuzle karsilasaydi, guzel guzel yemekler hazirlayip kocasina iltifat ve ikramlarda bulunmus olup onu memnun etmis olsaydi, adamin sinirleri bu denli yipranmayacakti.’ Hulasa, bu videoyu izleyen bir genc kiz ise ayni perspektiften durumu inceleyecek olursa, ‘eger ben kocami bu videodaki gibi asik suratla karsilarsam, mukellef bir sofra kurmazsam ve ona teveccuhde bulunmazsam kocam asabilesebilir ve tersinden okursak, ‘bu hareketleri yapmaz ve esimin gun icindeki yorgunlunu alacak bicimde karsilar, ona bu tatlilikla muamele edersem kocam disariya gosterdigi iyi yuzunu benden de esirgemeyecektir.’ Yani ‘adam hakli.’
            Halbuki burada benim anladigima gore ise verilen mesaj su ki, kadin gayet sakin, sofrasini kurmus ve kocasini beklerken adam sinir harbi ile hirsiz gibi degil kapiyi calmadan casus gibi iceri giriyor (cunku kapiyi caldigi sahne yok farkindaysaniz kapiyi calmiyor, beklemenin verdigi bir asabilesme sureci videoda yok ve hicbir sucu/ gunahi olmayan karisina siddet uzere ve sirf gun icinde biriken enerjisini bosaltma adina yoneliyor ve kadin da urkup odasina kendini kilitliyor. Kadin yuzde yuz masum, ‘adam yuzde yuz haksiz’.
            Dusunun ki, adam hakli olsaydi bu video absurd olmakliktan cikardi. O zaman genc kizlar korkardi sundan, ‘ben evde her isimi dort dortluk de yapsam karsimda sizofren patolojik bir vaka var ve agzimla kus tutsam kendisine yaranamam.Tipki videodaki kadin gibi. Velhasili kelam, erkekleri tanimayan bir genc kizin dusecegi vehim; e’rkeklerin disaridaki nezaketine aldanmayin ve uzak durun, zira cumlesinin icinde potansiyel bir canavar ikamet ediyor ve onun iplerini esikten adimlarini attiklari an haniminin uzerine saliyorlar. Kadinin burda hicbir fonksiyonu yok cunku erkekler temelinden siddete meyilli, o yuzden erkek milletinden ve evlilikten uzak durun.’
            Bir erkegi sinirlendirecek durumlari her ne kadar siddet gormesem de biliyorum cunku bu toplumda yasiyorum. Esim olmasa da agabeyim var, cevrem var. Evine ilgisiz, esine saygisiz ve kotu kelam ile kocasinin beynini kemiren kadin kocasinin ofkesini kazanir. Ama bu makul bir ofkedir cunku adamin gecerli mazeretleri vardir. Erkegi sinirlendirecek durumlar Islami eserlerimizde de yazilidir. Fakat muntazam ve ortalama bir ahlaka sahip olan kadinin kocasi eger disarida bu kadar nazik iken karisina bu denli ofke patlamasi yasiyorsa, bu durum anormaldir. Disarida bu denli nezaket abidesi bir adam eve geldiginde bir canavara donusuyorsa bu ofkeyi tetikleyen bir sebep silsilesi olmali degil mi? Iste eger videoda bu silsileye deginilseydi o zaman bunu rahatsiz olmadan izler ve hayatin dogal seyrinde bir kari koca kavgasi sonucu siddete yonelen bir erkek gibi gorurduk. Burada bizi ve butun kadinlari rahatsiz etmesi ‘arzulanan’ sey ise ‘kurulmayan’ sebep-sonuc iliskisi. Sebepsiz siddet ki,
            bunu yapan bir erkek zaten ruhsal sorunlari olan psikiyatrik destek almasi gerek bir hastadir. Peki bu ‘hasta ruhlu’ erkek sayisinin orani, toplumdaki saglikli erkeklerin yuzde kacina tekabul ediyor? Muhtemelen eser miktarina. Sorun su ki, karisinin tahrik edici hareketleri sonucu asabilesip zivanadan cikan erkeklerin durumunu gostereceklerine, hastalikli bir ruh haline sahip adami videoda canlandirarak bu isi yani siddeti egzersiz haline getirmis erkekleri topumun buyuk oranina mal ediyorlar. Simdi bu videodan sonra, karisi kendisine saygisiz ve asi davranan bir adam bir fiske vursa, zihinler direk videodaki ‘masum kadin’ imajiyla gercek hayattaki ‘sirret kadini’ bagdastirarak asiri tepki verecektir. Halbuki bu filmdeki gibi siradisi durumlar oldukca azinlikta, kadinin tahrikkar davranislari sonucu siddete basvuran erkek orani ise cogunluktadir. Asil algi operasyonu bu ince noktada diye dusunuyorum.

          • adem diyor ki:

            kesinlikle doğru düşünüyorsunuz feyza hanım bende aynı görüşteyim. algı operasyonu dediğiniz son cümle işte bu devletin beka sorunu. çünkü aile olmazsa bu devlet biter. ailenin bittiği avrupa sömürgeleri sayesinde yaşıyor. hatta yaşayamıyor. bir ekmeklerini dahi paylaşmıyorlar. bizim halimiz ne olur. sömürgemiz yok hiçbirşeyimiz yok. aile kurumu da olmasa ne oluruz? kadınlar erkeklere düşman olsa ne olur. erkeklerimiz devlet eliyle pasifize ediliyor. şimdi bile erkekler korkak.5-10 sene sonra ne olacak asker polisin hali. kim koruyacak bu devleti.

        • Gelincik diyor ki:

          Valla Feyzacım helal olsun senin yorumlarını okuyunca sanki bir psikoloji kitabı okumuşum gibi hissediyorum çünkü yazdıkların kitap gibi engin bilgiler MaşalAllah bayıldım canım 😊😊😘😘

      • Uğur diyor ki:

        Sayın .:.,

        Anlattığınız durum, yani kadınların erkeklere kötü davranması neden yaygınlaşıyor? Bir sebebi, yaygınlaşan erkek düşmanı söylem. Ama asıl sebep bu değil, çünkü insanlar medya söylemlerine hep şüpheyle bakar. Asıl sebep daha derin: Kadınlar kendilerinden üstün görmedikleri bir erkeği ADAM yerine koyamazlar ve günümüzde kadın ile erkek EŞİT kılındığından, kadınların adam yerine koyabilecekleri yüksek sosyal statülü erkekler çok azdır. Hadis-i şerifte önceden haber verildiği gibi: 50 kadına tek bir çekip çevirici (el-kayyimü’l-vâhid). Günümüzde hemen bütün genç erkekler iç güveysi gibidir, hatta daha kötü hâldedirler, çünkü iç güveysine kadının babası hâkimken şimdiki genç erkeklere kadının bizzat kendisi hâkimdir. Kadınların kocaya saygıyı unutması ahlâk bozulması da değildir, medyanın abarttığımız etkisi de değildir, çok daha temel, çok daha yapısaldır, kadın-erkek eşitliği sebebiyle artık kadınların kendilerinden üstün görebilecekleri ve dolayısıyla adam diye, koca diye, erkek diye benimseyebilecekleri erkeklerin kalmayışıdır.

        Kadınların bedenleri küçük ve zayıftır, o yüzden kadınlar DNA’larında şuna programlıdırlar ki onlara bakabilecek, kendilerinden üstün erkek arasınlar…

        Bunu görüştürüldüğüm son kızda yine müşahede ettim. Kız benim zeka ve kabiliyetimin üstünlüğünü dürüstçe takdir etti, ama yine de beni beğenemedi. Çünkü benim zeka ve kabiliyetim ondan üstün olsa da, onun sosyal statüsü benimkine çok yakın, hatta belki de eşit. Zamanımızda meslekler zeka ve kabiliyete göre değil, kadın tabiatına uygunluğa göre ayarlandıklarından, yani artık daha kabiliyetli değil daha kadın/kadınsı olanlar mesleklerinde yükseldiklerinden ve sosyal statüleri arttığından, bu durum böyle oluyor.

        Evlenemezseniz bekar ve yalnızsınız, evlenirseniz modern iç güveysi.

        Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan galiba 65 yaşına yakın veya o civarda. Babam da 70 oldu. O nesildekiler bu durumu anlamıyorlar. Bizim neslin eşleriyle ilişkisini kendilerininki gibi oluverecek sanıyorlar. Oysa artık kadınlar erkeklerle eşitlendi, dolayısıyla bakan erkekle bakılan kadın arasındaki eşitsizliğe dayalı doğal erkek-kadın ilişkileri artık yürüyemez.

      • Tuğrul diyor ki:

        demek kadınlar o kadar hallere düşmüş ki artık kendileri video çekerken bile gaf yapmaktan kurtulamamışlar. kendi hallerini ele vermişler. :)

  14. ahmet diyor ki:

    merhabalar soru sormak için ne yapıyoruz? Nereden soruyoruz…

    • Yahya diyor ki:

      Kime soru soracakasınız? Yazara mı? o zaman buradan!
      Kadem’e mi?, devlete mi?

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Ahmet’e…

      Aklına takılan konulara dair veya cevabını öğrenmek istediğin sorularını “net ve anlaşılır” bir şekilde buraya yazman yeterli.
      Birisi veya birileri sorularına cevap verecektir.

  15. Mehmet GÜN diyor ki:

    Allah razı olsun Sema kardeşim. Allah gönlünüze, kaleminize sağlık versin. Allah sema maraşlıları çoğaltsın. Amin. Tek kelimeyle mükemmel bir yazı. Keşke herkes, karşısındaki insanın en iyi olmasını bekleyeceğine, önce kendisi en iyi olmaya çalışsa… Eminim bütün sorunlar daha kolay çözülür.

  16. osman diyor ki:

    Helal olsun, Teşekkürler..

  17. Harun diyor ki:

    Sema hanım çok önemli bir konuya değinmişsiniz ve çok iyi etmişsiniz. Ellerinize sağlık.Bir hanım olarak bu konuyu yürekli bir şekilde ele aldığınız için ayrıca teşekkür ederim.

  18. ... diyor ki:

    KADEM nefret dili yerine keşke “O Nehri Geçme Aşkım” belgeselini kullansaydı. ‘’100 yıllık kumrular’’ diye tanınan bir çift. Peri masalı karakterlerini andıran çiftin erkeği bir oduncu gibi güçlü kuvvetli, kadınıysa bir prenses gibi zariftir. Birbirlerini büyük bir aşkla severler, sürekli geleneksel Kore giysileri giyerler ve hala el ele uyurlar.Belgesel, çiftin 76 yıllık evliliğinin son anına kadar onları izler.

    Sitedeki evli ve bekar kişilere kesinlikle öneriyorum. Erkeğin hanımına tavrı şakalaşması hitap etmesi onu koruması yine kadının kocasına tavrı hitabı son nefesine kadar yanında olması ve öldükten sonra oturup ağlaması. Bu insanlar zengin değil ve konfor içinde de yaşamıyorlar hatta müslüman da değiller ama mutlu olmanın karı koca olmanın evliliğin inceliklerini bize çok güzel göstermişler.

    Öncelikle kadınların erkekleri, erkeklerinde kadınları düşman gibi görmemesi gerek. Bence kadına şiddete dur derken iki tarafın ailesi başta olmak üzere komşu çevre toplum ve devlet bu durumda duyarlı olmalı çözüm yolları aranmalı. Diğer taraftan erkeğe yapılan psikolojik ve yasal şiddetin de önüne geçilmeli. Mazlumu zalimden ayıran bir yol izlenmeli.

    Kanunda pozitif ayrımcılık var diye durduk yere psikolojisi düzgün bir kadın kocasından ayrılmaz. Psikolojisi düzgün bir erkekte durduk yere eşine şiddet uygulamaz. Sorunları görmezden gelmek yada biz sorun yaşamıyoruz diye başkaları da sorun yaşamıyor anlamı da çıkmasın.

    Şu reklamlara bakıldığında ve kadın ile erkek arasındaki düşman dili zihinlere kazındıkça bekarlar her geçen gün evlilikten biraz daha uzaklaşırlar boşananlar tekrar evlenme konusunu tamamen kapatabilirler. Nefret dili toplumda gittikçe yayılıyorsa bu huzurlu olan aileleri ve çocukları da etkiler.

    Allah rızası için kadın ve erkek birçok noktada evliliğe hazır olmadan ve evliliğin sorumluluğunu yerine getirme konusunda emin olmadan evlenmesin. Şiddet meyili varsa tedavi olsun insan ilişkilerinde sorunu varsa kendisini düzeltsin her şeyden önce merhamet ve adalet duygusunu içselleştirsin.

    • Feyza diyor ki:

      Soyle bir goz atayim dedim ama tamamini izlemisim, cok guzeldi … hanim, gece vakti aglattiniz beni. Baska yerlere goturdu sanki..

      • .:. diyor ki:

        Bu sayfalarda yorum yapan herkesin mutlak izlemesini tavsiye ederim.

        • .:. diyor ki:

          “”Nine 89,dede 98 yaşında ve nine evlendiğinde 14 yaşındaymış. 12 evlatları oluyor fakat 6 tanesini küçük yaslarda kaybediyorlar.

          Birbirlerine olan sevgi ve saygılarına inanamazsınız. Dinçliklerine de.
          Akılları da bir o kadar yerinde.

          Kadının hep kocacım diye hitap etmesi, evlatlarının ziyarete geldiklerinde secde eder gibi selamlaşmaları, dedenin her fırsatta çocuklar gibi eşiyle şakalaşması, uyurlarken dedenin eşinin yüzünü ve başını uyku arasında sevmesi, evlerinde çok az eşyanın olması… Beni duygulandıran o kadar sahne var ki saymakla bitmez.

          Nine diyor ki, 14 yaşında evlendim. Çok utanırdım ondan. Çocukluk işte, kaçardım sürekli yanından. Bana elini sürmedi üç yıl, ben incinmeyim diye. 17 yaşımda ilk hamle benden geldi, sarıldım ona…

          O kadar yemek yaptım hiç birine kötü demedi. Sevmezse az yerdi, ordan anlardım…

          İnsanlık neymiş nerelere gelmiş…”” alıntıdır.

    • Feyza diyor ki:

      Bizim ulkemizde de boyle yaslilar var, hatta demistim ya Ege’nin insani esnektir hanimina karsi da oyledir. Iste boyle manzaralara cok sahit oldum. Koylerinde buna benzer hayat suren ve kari koca birbirine yasliliginda boyle bagli yaslilar bizim topraklarimizda da bir dolu. Ne kadar guzel ama yine de icini burkuyor insanin.. iste ne kadar sevsen de sahiplensen de ve ne kadar baglansan da sonu olum ve yalnizlik..veya ne kadar kirsan da kiysan da zarar da versen sonu yine olum ve yine yalnizlik..cok sevmek de iyi degil cunku bir basina birakip gidecek ve alismasi cok zor sevdiklerinin olumune. Mutlu olsan bir turlu, mutsuz olsan bir turlu, hayat gercekten zor aslinda. Boyle dusununce hicbirsey zevk vermiyor. Uykum da kacti.

      • ... diyor ki:

        Feyza hanım,

        Ne yalan söyleyeyim ben birbirlerine davranışlarını doğayla iç içe olmalarını çocuk ruhunu kaybetmemelerini kıskandım. Kadın sürekli kocacığım kocacığım diyor şaka yapılınca gülüyor merhametli kıyafetleri çok sevimli kocasını hastalığında bırakmıyor. Aynı şekilde adamda öyle tuvaletin kapısında bile eşini bekliyor. Kardeşimle izlemiştim böyle kadın sevilmez mi diyor. Benim dedemlerde 63 yıllık evli. Arada atışsalar da maşallah birbirlerinden ayrılmıyorlar :)

        • Feyza diyor ki:

          Evet cok guzeldi, siz de Karadenizliydiniz, sizin oralarin manzaralari dogasi daha da guzel biliyorum Rize taraflarini.. ama iste o doga ortamini guzellestiren de yine bir hayat arkadasi, o olmadiktan sonra hicbir guzelligin tadi cikmaz ki..o kadar alistiktan sonra da oyle birakip gitmesi geride kalan icin cok zor olur. Benim annem ve babam da boyleydi kavgalari bile komikti, neselilerdi ve cok surmedi aralari vefatlarinin sanki birbirini cagirir gibi..Ben en cok torunlarina hediye aldilar ya, paket paket orda cok duygulandim. Sevginin ve merhametin cografyasi yok iste, annelik ve babalik dili dunyanin her yerinde ayni. Aslinda benim izledigim filmin alt yazisi Ingilizce de degildi hangi dildi bilmiyorum ama hicbirsey anlamadan oyle izledim. Konusmalarina gerek kalmadi cunku hal dilleri herseyi cok guzel anlatiyordu zaten..O yuzden bazen birini mesela bir arkadasimi hayatimda cok sevdigim zaman fazla baglanmak istemiyorum nasil olsa ayrilacagimi bildigim icin. En neseli animda bu aklima gekince bir huzun ve dusunce cokuyor mutsuz hissediyorum. Aslinda bu duygudan biraz kurtulmak istiyorum bu sekilde cok sulugozlu bir insan olursam simdiden yaslaninca ne yaparim bilmiyorum..herneyse, tesekkurler guzel ve anlamliydi filminiz.

          • ... diyor ki:

            Feyza hanım,

            Allah annenize babanıza rahmet eylesin. Bazen birbirini çok seven eşler peş peşe ölebiliyor. Takdiri İlahi. Bahsettiğiniz hal bazen babada olabiliyor çok bağlandığımda ayrılırım korkusu ama zaten dünya geçici değil mi en kötü durumları da en mutlu durumları da geride bırakıyoruz. En azından yol arkadaşımızla yolumuzu güzelleştirelim.

          • Feyza diyor ki:

            … hanim, bazen yorumlar gozumden kacabiliyor ya da adima yazilan bir yorumu okuyor ama ilgim baska yone gidince cevap yazmayi unutabiliyorum. Simdi gordum kusura bakmayin, isminizle birisi hitap ederse tek kelimeyle dahi olsa mukabele edin derdi buyuklerim. O yuzden bunu onemsiyorum. Allah razi olsun hayir duaniz icin. Dogru olan sizin dusunce sekliniz ve bunun dogru oldugunu biliyorum fakat bazen dogru dusunup yanlis hissedebiliyorum, her insanin zaman zaman muptela oldugu bu tarzdaki korku, kaygi ve vehimler bende biraz daha sık oluyor ve duzeltmem biraz zaman aliyor ama bir sekilde rayina giriyorum. Tesekkur ederim. Hayirli gunler.

          • ... diyor ki:

            Feyza hanım,

            Estağfurullah ne kusuru. Hayırlı cumalar.

          • Uğur diyor ki:

            Feyza Hanım, demişsiniz ki: “ama iste o doga ortamini guzellestiren de yine bir hayat arkadasi, o olmadiktan sonra hicbir guzelligin tadi cikmaz ki..”

            Kendini karşı cinsten bir sevgilinin sevgisine muhtaç zannetmek kadınlarda çok yaygınmış. Hatta erkek olduğum halde 20’li yaşlarda ben de öyle zannederdim. İşin aslı bu güzel ve istenir bir şeydir, ama ihtiyaç değildir. Kendimizi başkalarına muhtaç zannetmezsek insanlar bize daha bile çok yönelir. Çünkü kendi kendine mutlu olmayı başarmış biri başkasına da daha çok mutluluk getirme potansiyeline sahiptir. “Mutlu olmak için illa yanımda biri olmalı” fikrini mümkün olduğunca bir kenara atıp yalnız başınıza keyif almayı deneyin, bazen yalnızken daha bile çok keyif alınır. Mutlu olmak için Allahtan başka kimseye muhtaç değiliz; bunu bilirsek Allahın izniyle biriyle karşılaşma ihtimalimiz azalmaz, artar. Kendime dair ümidimi daha önce çok az anlatmıştım, ama nihayetinde Allah merhametlidir ve bahşedicidir. Elimdeki nimetlere şükrederek onların keyfini çıkarırsam daha fazlasının gelme ihtimali azalmaz, artar. Kendi başına mutlu olup şükreden insan başkalarını çok daha fazla cezbedermiş.

          • Feyza diyor ki:

            Yalnizlik zaman zaman bir ihtiyac Ugur bey, ben hep kalabalik yani fazla kalabalik ortamlarda yasadigim icin bu bazen benim icin bir gereksinim olabiliyor. Yalniz kalmak, sessizlik, kendi basima birseylerle mesgul olabilmek aslinda benim ozlemim. Cunku bu imkanim fazla olmuyor. Fakat benim bahsettigim gecici sureli bir yalnizlik degil, zorunlu ve uzun sureli hatta suresiz yalnizlik. Insan belli bir sure yalniz kalabilir, bundan haz duyabilir. Ama ister ki yalnizliktan yoruldugu ve bunaldigi zaman sohbet edebilecegi, yaninda huzur diyabilecegi kendi cinsinden bir varlik yani bir insan olsun.

            Bu hayat arkadasin,esin olabilir veya cok yakin gercek samimi bir dostun olabilir hatta kardesin de olabilir. Ama anlasilmak ve konusmak ister insan. Bazi yaslilar biliyorum, duasi zikri herseyiyle yasayan bir nur misali. Allahu Teala’nin onu gordugunden ve yalniz birakmadigindan suphesi de yok ama evlatlari birakip gitmis, yalnizliga mahkum edilmis. Yine de insan ariyorlar. Bir teyze vardi komsumuz, evinde yalniz kaliyordu kulaklari da duymuyordu. Hep balkondaydi ve son zamanlar o kadar bunaldi ki evinin bir odasina cekilip evin geri kalanini talebe okutmak icin vakfetti. O cocuklari gordukce mutlu oluyordu evinin icinde cunku bu da bir ihtiyac. Ya da ileri yasa gelip evlenmemis insanlara baksaniz ya kus ya kedi ya kopek besler, sevgilerini ona vakfederler. Yasli oldugu halde evlenmek isteyen insanlar da yine kendine bir yoldas olsun diye istiyorlar bunu. Kisaca bir noktaya kadar evet yalniz basina da mutlu olunabilir bu guzeldir fakat bir raddeden sonra bogar insani.

            Kaybetme korkusu ise biraz daha farkli. Ne kadar kalabalik bir cevrede yasarsaniz yasayin cok sevip deger verdiginiz ve sizin icin ozel olan insanlar vardir. Bu insanlarin kaybi buyuk bosluga sebebiyet verir. Efendimiz asv dahi Allahu Teala’ya hepimizden yakin oldugu halde yakinlarini ardi ardina kaybettigi sene mahzun oldu ve bu yila ‘huzun yili’ denildi. O yuzden insanlara cok fazla bel baglamamak gerektigini ogrendim cunku nihayetinde sonu ayrilik. Bazi ablam gibi sevdigim hocalarim, arkadaslarim evlenip gittiginde ya da farkli sehre gitmek zorunda olduklari zaman bosluklarini yasiyor ve keske biraz kotu anim olsaydi onlarla ve keske bu kadar da sevip onemsemeseydim diyebiliyordum. Karsi tarafin hep iyi olmasi, cok iyi olmasi da guzel birsey degil.

            Bu filmdeki gibi iste. Cunku ne kadar iyi olursa boslugu o kadar derin oluyor gidenin. Yine ailemden birini kaybettigim zaman suna sukrettigimi hatirliyorum. Iyi ki yanlarinda degildim, yanlarinda buyumus ve yasiyor olsaydim bunu atlatmam daha zor olurdu. Iste bu bosluklari yasaya yasaya insan iliskilerimi dengede tutmayi ogrendim. Simdi birisiyle cok iyi anlastigim zaman biraz mesafe hep birakiyorum ki uzaklastigim zaman fazla uzulmeyeyim. Ama bu evlilik icin ne kadar gecerli olur bilmiyorum. Insan esiyle ne kadar mesafe koyabilir ki arasina ya da koymali mi? Bagimlilik degil ama mutlaka kavi bir baglilik olusur ve bir anda cikip gittigi zaman da iste geride kocaman bir bosluk birakir.

            Bu belgeseldeki gibi ciftleri dusunsenize, biri gittigi zaman digerinin boynu bukuk kalmaz mi? O muhtesem dogal guzellikler genclikte ve gecici sure belki haz verir ama yaslilikta ve hayatinin son deminde mecburi yalnizliklar sanmiyorum insani mutlu etsin. Alisilir tabi, annem esprili bir dille soyle derdi, ne yapalim kizim Allah boynuz verse tasiyacagiz. Herseye alisilir hayat bu, kendi kendime telkin ederek bu hissiyati asmayi ogrendim biraz, insaallah zamanla daha fazla mesafe katedebilirim…

          • Uğur diyor ki:

            Feyza Hanım, insanın eşi olmasa da tamamen yalnız kalmak zorunda değil. En çekingen ve izole insan bile gün boyunca birçok insanı görüp onlarla arkadaşlık ediyor. Bunu yapamayan ve bütün gün evden çıkamayan insanlara yardım etmek gerekir sadece. Ömür boyu bekâr kalan İmam Nevevi gibi ulema var. Hatta Hz. Yahya da hiç evlenmeden şehid düşmüş. Keza Hz. İsa da 33 yaşında göğe yükseldiğinde bekârmış. Hayatın olağan akışına göre düşünürsek, yeryüzüne döndükten sonra da muhtemelen birkaç sene bekâr duracak. (Onun yeryüzüne dönüşü hakkındaki hadisleri sahih kabul ediyorum.)

            İyi Hissetmek kitabında David Burns beni gerçekten ikna etti ki sevilmek ve onaylanmak YETİŞKİNLER için birer ihtiyaç değildir, sadece meşru birer istektir. Düşünün ki kolu ve bacağı olmayan (ve ilaveten pek çok defa eşi de olmayan) insanlar bile mutlu yaşayabiliyorlar; o hâlde biz eşimiz veya sevgimiz yok diye mi mutsuzluğa mahkûmuz?

            Eş İSTEMEMİZ en normal şeydir, ama kendimizi buna MUHTAÇ zannederek kendimizi boşu boşuna üzmeyi bırakırsak Allah’a karşı çok daha hamd ve şükredici oluruz.

          • Yahya diyor ki:

            Uğur bey,

            Fıtrat olarak, erkek ve kadın birbirine muhtaç yaratılmıştır; birbirlerini tamamlarlar.
            Hindistanda yıllarca yemek yemeyen şahıslar vardır. Bu şahısların isimlerini ve sayısını burada zikretmek bizim yemek yeme ihtiyacımızın olmadığını delilendirmez.

            İnsanın arkadaşının olması veya evli olması, yada yalnız olmaması onun mutlu olduğu anlamına gelmez. Ancak maslow pramidinde bu ihtiyaçlar ve mutluluk dile getirilmekte ve insanın yegane ihtiyacı/amacı mutluluktur veya pramidin 1-2-3-4 katları tatmin oldumu insan mutlu olur sonucuna ulaşır.

          • Feyza diyor ki:

            Tam anlatamiyorum Ugur bey, biraz daha acayim aslinda yazimda bahsetmistim ama yeterince net olmadi sanirim. Bu filme istinaden sunu soyledim, (biraz daha acarak) ‘dag basinda ama muhtesem bir doga ile icice yasayan bir cift. Uzun yillar birarada kaldiktan sonra birinin ahirete intikal etmesi geride derin bir bosluk birakir ve gidisinin ardindan bu bosluk pek kolay kapanmaz. Zira, yillarin aliskanligi ve guzel anilar insanin icini burkar. Bu bir yana, yaninda hayat arkadasin olmadiktan sonra onca yilin aliskanligindan sonra o doganin guzelligi de bir yerden sonra insani eskisi gibi mutlu etmez.’ O yuzden bir insana cok alismak, bel baglamaktan korkuyorum cunku kaybetme hissim agir basiyor. Ama sunu da ekledim. Bu yalnizca hayat arkadasi icin gecerli degil. Cok sevdigim bir insan, bir dost belki ileride evladim, benim icin degerli her insani severken bu hissi yasiyorum ve kurtulmak istedigim bir his bu oldugu icin artik insanlara fazla kendimi alistirmamaya calisiyorum. Disaridaki insanlarla bunu basarabiliyorum fakat esim.olacak kisiyle cok mutlu bir hayatim olursa ve onu cok seversem ayni hisleri onun icin de yasayacagim. Cunku su an bu hissin sadece ustunu ortuyorum. Bu o zaman tekrar aciga cikacak ve bu dengeyi icimde nasil saglayacagim, bunu kestiremiyorum. O yuzden esim olacak insanla cok mutlu da olsam bir yanim mahzun kalacak.gibi geliyor. Bunun vehim oldugunu da biliyorum aslinda ama elimde olmuyor. O sebepten cok mutlu olmak da iyi birsey degil sanki diye dusunerek yazmistim. Hissiyatim bu sekilde tabi bunu disarida kimse bilmiyor. Burada yazdiklarimi cevremdekilerle boyle rahat paylasamadigim icin onlar icimdeki kaybetme korkusunun derinligini de cok bilmedikleri icin zaman geliyor kendimi geri cekmenin sebeplerini muhtemelen anlamiyorlardir. Yani bu sahsima munhasir bir ic savas ve beni bir donem epey yordu. Simdi yasim da buyudukce ve daha normal bir insan gibi dusunmeyi kendime telkin ettikce sanirim biraz daha hislerimi kontrol edebiliyorum. Yani bu fazla sevmekle ilgili bir sorun aslinda sevilme ihtiyacindan biraz farkli birsey.
            Yalnizligi sadece hayat arkadasi yani esiniz gidermez tabi. Bundan yazimda bahaetmistim. Yani bir insanin esi olur, o olmazsa dostu arkadasi, hatta besledigi bir hayvan dahi olabilir. Yasli teyzeden de ornek verdim ya, bu tanimadiginiz kucuk cocuklae bile olabilir. Ama gozunle gorup konusabilecegin bir ‘insan’ olsun. Dusunsenize kusunuzu, kedinizi bile kaybetseniz uzuluyorsunuz. Iste benim dedigim hic olmamis bir insana duyulan ozlem degil, varolup yillarca yanibasinizda size refakat eden insanin kaybinin verdigi/verecegi bosluk. Ornegin hic cocugu olmamis bir insan cocugu olmadigi icin uzulebilir ama cocugu olup da cocugunu kaybeden bir insanin acisiyla bu kiyaslanmaz. Cunku biri hic var olmadi sadece hayal, tipki hic evlenmemis bir insanin kurdugu es hayali gibi. Ama digeri var olan birseyin kaybi, yani ozlem. O yuzden hic evlenmemis bir insanin bu yalnizligi baska baska insanlarla gidermesi belki daha kolaydir sevgisini vakfedecek birileri hayatinda mutlaka olur. Ama evlenip elli yil bir ystiga baskoyan cok mutlu bir ciftin ayriligi bundan daha zordur. Cunku giden sevgilinin yeri kolay kolay dolmaz. Bu sadece es icin gecerli degil, o yakinlikta gorebildiginiz her insan icin gecerli. Ama iste daha kati dusunmeye calisiyorum artik ben de, cunku o kadar ince ince dusunmek de insani bazen mutlu aninda da mutsuz edebiliyor. Bu iyi birsey degil. Biraz da karisik bir ic dunya. Yine de tam anlatamiyorum. Kafanizi sisirdim.

          • ... diyor ki:

            Feyza hanım,

            İnsan tefekkür ettiğinde sevildiğinde üzüldüğünde bunları paylaşacak birini arıyor. Psikolojiniz düzgün olsa yeterli dini ve fenni eğitimi alsanız maddiyat olarak sıkıntıda olmasanız çok iyi mesleğiniz olsa başarılı olsanız etrafınızda kalabalıklar olsa ailenizle mutlu olsanız kütüphaneleri okusanız dünyayı gezseniz sayısız sosyal aktivitelere katılsanız dahi insan anlaşıldığını hissettiği yanında güven duyduğu kişiyi eşini arıyor. Erkekleri ve kadınları evliliğe yönelten sebepte bu boşluk muhtaç olmak değil. İnsanların mutluluk huzur anlayışları arayışları farklı olabilir lakin maddi olarak ihtiyacı olmayan bu durumları çoktan geçmiş olan birinin arayışı anlaşılmaktır paylaşmaktır.

            Bir erkek şimdi otomatik makinelerle bütün evinin işini yapar yemeği dışarıdan söyler temizliğe birini çağırır sosyal gereksinimi arkadaşlarıyla karşılar ama sonra bunun sonu yok. Kadın açısından da durum aynı geçimini çalışarak kazanır arkadaşlarıyla gezebilir sayısız seminere sergiye katılabilir isminin önüne unvanlar alabilir ama sonu yok.

            Karı koca olmanın anne baba olmanın verdiği huzuru saadeti hangi maddi unsur karşılayabilir? Ben kaç para verirsem anlaşılabilirim huzuru yakalayabilirim hangi komedi filmi eşinizin iltifatı kadar sizi güldürebilir mutlu edebilir ?

            Peygamber Efendimiz’e ilk vahiy geldiğinde ürpertiyle eve geldiğinde onu karşılayan hanımıydı O’na ilk inanan O’nu rahatlatan hanımıydı.

            Peygamber Efendimiz’in Hz. Ali’ye sorduğu gibi bir kalpte kaç sevgi var. Her birinin yerleri ayrı. Yazdıklarınızda kendimi buldum.

          • ... diyor ki:

            Peygamber Efendimiz(s.a.v) yetim öksüz olarak büyüyor eşinin vefatını görüyor evlatlarının vefatını görüyor. Ümmetine ve bütün insanlığa örnek olan Peygamber Efendimiz bütün kayıpları yaşıyor. Benzemekte olmakta kaybetmekle başlıyor belki. Ancak o zaman bu dünyaya yolcu gözüyle bakabiliriz. Aynı iç savaşı bende yaşıyorum.

          • Uğur diyor ki:

            Feyza hanım, ben sizi gayet iyi anlıyorum.

            Hani diyorsunuz ya, evli insan şöyle olur, bekar böyle sıkıntı çeker: Söylediğiniz bütün sıkıntıların çözümü vardır.

            Tekrar ediyorum: Yetişkinler sevilmeyi isterler ve elbette istemelidirler, ama buna muhtaç değildirler. Bunu inkâr edersek sadece şu olur ki Allah’a yeterince şükredemeyip günaha gireriz. Allah Kur’an’da der ki: in şekertüm le-ezîdennekum, yani “şükrederseniz size daha çok veririm”. Siz yalnız olmaya ve diğer eksikliklere adapte olun, Allah size adapte olduğunuzdan daha iyisini verecektir. Nitekim insanlar evlenmeyi çok isteyenleri -mesela benim bir-iki sene öncesine kadarki hâlimi- “gözü dönmüş” olarak görür ve onlardan uzaklaşırlar. Kendi kendine mutlu olabilmiş insanı daha cazib, beraber yaşanır, evlenilir bulurlar.

          • Uğur diyor ki:

            Yahya Bey, Hindistan’da yemeden yaşayan insanlar yoktur, yemeden yaşadığını iddia eden sahtekârlar vardır. Bunların bir kısmının sahtekarlığı ortaya çıktı; diğerleri ise uzun zaman boyunca tam gün gözetim altında tutulmayı “nedense” reddediyorlar. İnsanlar fotosentez yapamazlar, o yüzden yemeye ihtiyaç duyarlar, muhtaçtırlar.

            Ancak yetişkin insanlar bırakın mutluluk için karşı cinsin sevgisine ihtiyaç duymayı, kolsuz, bacaksız, görmeden veya işitmeden de yaşayıp mutlu olabilirler. Bunların her biri birer nimettir, ama mesela görmesi olmayan bir insan başka nimetler sayesinde yine de hayata adapte olup mutlu olabilir. Bedeninin hiçbir yerini oynamatayıp onlarca yıldır yanağını şişirerek verdiği sinyallerle bilim adamlığı yapan ve kitaplar yazan Stephen Hawking bile onlarca yıldır üzüntüden ölmediyse, hatta şakalar yapabiliyorsa, bizler niçin başka bir insanın merhametine ve sevgisine muhtaç olalım? Allah dilerse bize az veya çok nimet veya rızık verir. O nimet olmazsa Allah bize başka nimetle sahib çıkar, meğer ki ömrümüzün sonu gelmiş olsun. Ömrümüzün sonu geldiyse o zaman da zaten rabbimize kavuşuruz.

          • Feyza diyor ki:

            … hanim, ‘benzemeye baslamak kaybetmekle basliyor belki’ demissiniz ve ne guzel etmissiniz. En azindan benzedigimiz bir nokta var asv Efendimizle bu da bir nimettir belki.
            Insanlar arasindaki benzerlik de boyle iste, benim cevrem epey genis, yani hic yalniz kal/a/miyorum. Ama benzer uzuntuleri yasamis insan neredeyse etrafimda hic olmadi. Herkesin derdi kendine, ben ice donuk yasamayi seven bir insanim. Derdimi fazla anlatmam ama hep dinlemeyi severim. Burada icimi actigim gibi her yerde herkese hatta hickimseye icimi acmiyorum. Cunku kendimi kulfet gibi hissediyorum.

            Herkesin kendince derdi var bir de kendi uzuntumle niye insanlari yorayim, hem yasamayan ayni uzuntuyu bilmez ki, neden basini agritayim. O yuzden kendimce bazi formuller urettim mesela uzuntulu hissettigim zaman oturup empati yapiyorum. Bunu laf olsun diye soylemiyorum, inanin ki bunun icin vakit harciyorum. Derdi olan birini dinliyor veya dusunuyor veya okuyor, onlarin yerine kendimi koyuyorum ve sonra kendi derdim sinek viziltisi gibi geliyor. Hatta bazen kendimi unutup karsidakinin haline daha cok uzulmeye basliyorum. Yani civi civiyi soker misali, aciyi baska bir aciyla bastirmak etkili bir yontem ve bunu uygulaya uygulaya kendi hayatimi yoluna koymayi ogrendim.

            O yuzden oturup birine derdimi anlatmaktansa dinlemek daha cok hosuma gidiyor. Hem karsi taraf rahatliyor dinlenildigi icin, merhem olsam da olamasam da anlasildigini hissediyor, konusma ihtuyacini gideriyor, hem ben o kisinin uzuntusuyle kendi uzuntumu unutuyorum. Yani bir tasla iki kus vurmus oluyorum. Tabi laf aramizda, kimseler bilmesin.

            Aile denince benim aklima huzur geliyor, beraber oturup meyve yemek cay icmek filan..Aile denince aklina bunlar mi gekiyor derseniz belki komik gelecek ama soguk bir kis gununde sicacik bir yuvada coluk cocuk oturup birseyler yemek icmek, hatta sobanin kenarinda cay icmek filan.. oyle basit seyleri bile dusunmek beni inanilmaz mutlu ediyor. Cocuklugumu cok ozluyorum, ama kendim bir daha cocuk olamayacagim icin anne olup cocuklarimi sevgi ile huzur ile sicacik bir ortamda buyutmek onlara yemekler yapmak, oturup evimde birseyler okumak, sicak bir sohbet ortami, boyle her siradan ailenin yaptigi seyler, rutin hayatlari bana cok tatli geliyor.

            Hayallerimi sanirim ozlemlerim sekillendiriyor. Yani herkesin bir hayali ve hayal kurma hakki var. Ben oturup hayal kurmuyorum ama aile denince gozumun onunde ilk canlanan bunlar oluyor. Sohbet muhabbet insanin kendini huzurda ve guvende hissedecegi bir ev ortami. Akrabalar, guzel sofralar falan filan iste. Ev ortamindan uzak olmanin verdigi bir bosluk var, evim oldugu zaman yapacak cok is bulurum gibi dusunuyorum. Hani evi diyorlar ya dort duvar arasina hapsolma, yani sanki hayat sadece disaridan ibaret gibi.

            Halbuki o evin icinde de bir hayat var. Onu renklendirmek, canlandirmak insanin kendisine kalmis bir seydir. Ruh gibi yasarsaniz ev ortami sıkıcı olur tabi, ama sosyallik, egitim, ascilik,
            cesitli hobiler. O evin icinde neler yapilabilir ev hayati da basli basina sosyal bir alan olabilir, bunun icin sihirli bir tilsima da luzum yok. Biraz hayalgucu yeterli. Aile yani dayanisma, isbirligi, uyum, guven, huzur. Siz gecen gun birsey yazmistiniz, mesken, sukun, sekine….. seklinde devam eden birbiriyle ilintili ama anlamindan koparilmis kavramlar. Cok hosuma gitmisti. Iste evini otel gibi kullanan aileler bunun kadrini pek bilmez, ama o evi yuvaya, meskene ceviren aile ve bu ailenin yasam tarzidir.

            Yine cok uzun oldu kusuruma bakmayin. Bu arada gecen gun demistim ya, tek kelime ile de olsa mukabelede bulunmak ile ilgili. Siz onu uzerinize alinmayin ve rahat olun. O benim bir aliskanligim benimle ilgili bir takinti. Siz rahat olun ve sadece istediginiz yere kadar cevap yazin. Cunku ince dusunceli biri oldugunuzu biliyorum ve ayip olmasin seklinde bir dusunceye kapilmayin.

          • Feyza diyor ki:

            Ugur bey, pozitif dusunce biciminiz cok guzel. Kendi kendime boyle telkinler veriyorum ama bir baskasindan duymak elbette daha iyi geliyor. Ama, ama yani yine bir virgul koymak icap ediyor. Soyle ki, insan yasadigi her hale uyum saglayan esnek bir yapiya sahip bunu kendimden biliyorum, cevremde ise gozlemliyorum. O sert koseleri biz imal ediyoruz zaman zaman ama hayat yine de sabirla yontuyor. Kivama bizi bir sekilde sokuyor.

            Cunku bazi durumlar var ki insanin elinden hicbirsey gelmiyor. Engelli olma hali gibi, cesitli kayiplar, iflaslar vs vs. Insanin her hale ayak uydurabilecek kadar esnek yapiya sahip , yalnizlik ve hastaliklar da bunlardan birkaci. Ama benim kasdettigimin altinda yatan temel duum da bu zaten. Mulk ve icindeki hersey Allah’in. Elimizde var olan her nimet gecici ve hepsi sadece birer emanet. O yuzden fazla bel baglamadan sevmeye kendimi alistirmaliyim ki emanet sahibine teslim olunca boslugunu fazla yasamayip bulundugum duruma adapte olayim.

            Cunku cok icten sevdigim insanlarin kaybinin ardindan bu uzuntuyu hassas bir insan olarak cok yasadim. Hep icimde yasadim bunu kimseler de bilmez. Ama hayat bu ve atlattim cunku dedim ya insan esnektir. Fakat bu fazla icten sevme hissmi biraz torpulemezsem ileridr yine basima bela olur. Cunku basimiza ne gelecegi ve ileride ne kayiplarla kasilasacagimiz belli olmaz. O yuzden en guzeli dunya ehliyle dozundan fazla bir bag kurmadan, vasitayi nihai amaca degismeden bir unsiyet kurabilmek.

            Bu dengeyi tutturmaya calisiyorum insan iliskilerimde ama dedigim gibi esim olacak kisiyle de bu dengeyi tutturabilir miyim onu kestiremiyorum. Yani benim sikayetci oldugum sey yalnizlik hissi degil. Kaybetme korkusu. Bu duyguyu asmaya calisiyorum ve aslinda evlenmeyi hem bu yuzden istiyor bir yandan da aslinda bu yuzden korkuyor geri adim atiyorum. Butun piramidin altinda yatan temel sebep budur benim. Yani gizli ozne. Diger konuda ise, bu dusunduklerimi cevremde hickimse bilmiyor ki.

            Karsima cikan kisilerle zaten bir ya da iki kez gorusme disinda bir diyalogum olmuyor. Onun disinda ise zaten karsi cins ile bir munasebetim sozkonusu degil ve cazip olma gibi bir lukse sahip degilim. Yalnizlikla ne kadar magrur ve baris icinde yasasam ve bunun cazibesinden olsem de cevremde bu cazibeyi gorecek bir ‘adem’ yok zaten. Kimi cezbedecegim ki? :) Bir veya iki kez gorustugum kisilerle zaten belli usul cercevesinde ve yuzeysel konulardan konusuyorum. Derine inecek asamaya gelmiyorum buradaki gibi.

            Kendi ic savasimi yazdim size, cok tesekkur ederim guzel telkinleriniz icin. Insaallah o olgunluga eristigim gunler de olur. Bu, cok sevecegim bir esim olursa ile ilgili bir kaygi filme istinaden. Ama Belki de oyle insanlarla karsilasacagim ki bu ic savas yerini dis savasa birakacak. Mevziyi terkedip namluyu teslim edecegim Allah bilir :)

          • ... diyor ki:

            Feyza Hanım,

            Sizin yazdıklarınızda zaman zaman kendimi bulduğum için yazdım. Sanırım bende yazdıkça rahatlayanlardanım. Burada yazmış olduğum sıkıntıların çok azını gerçek hayatta dile getirip başkasıyla paylaşmışımdır. Fırtınalar kopsa da dışarıya pek yansıtmam.

            Benim durumum sizin aksinize ben herşey iyiyken kaybetme korkusu değil de sabredip nasip olması için uğraşırken en sonunda benden kaynaklanan sebeplerle olmamasından dolayı sıkıntı yaşıyorum. Pişmanlık duymamak yada sonradan üzülmemek için elimden geleni yapmama rağmen sonunda pişman olduğum noktaya gelmek. Hayalleriniz özlemleriniz tam gerçekleşecek derken içinde bulunduğunuz durumdan daha da acı noktaya gelmek.

            Bazen aramak yada umut etmek en büyük nimetmiş diyorum çünkü karşılaştığınızda bocalaya da biliyorsunuz eliniz ayağınız birbirine karışıyor benim öyle oldu. Her ne kadar nasip değilmiş şöyle sebeplerden oldu deseniz de bazen güzel şeylerle karşılaşıp nasip olmayınca daha da acı oluyor. Kötü insandan uzaklaştığınızda şükredebilirsiniz de iyi insanı kaybettiğinizde ne yapacaksınız bunun bir çözümü yok. Bu yüzden dedim benzemek belki de kaybetmekle başlıyor. İddiamız yada korkularımız ne ise en çok onlarla imtihan oluyoruz karşı karşıya geliyoruz.

          • Feyza diyor ki:

            … hanim, bu genel bir sikayetiniz mi yoksa belli bir kisi uzerinden mi yasadiniz bu pismanligi (bu soruya cevap vermek zorunda degilsiniz, ozel oldugu icin)? Eger bu bir kisiye mahsussa bir kez adim atmayi daha sonra siz deneseydiniz, gerci cekingen birisiniz siz de sanirim buna cesaret edemezdiniz, cunku kendimden pay bicerek soyluyorum. Ilk zamanlar oluyor oyle bocalamalar, belki de hic farkinda olmadan cok guzel bir insani yeterince imkan vermedigimiz icin taniyamiyoruz. Heyecan oluyor, cekingenlik olabiliyor. Yani bunun icin gecmise yonelik uzulmeyin, belki hakkinizda hayirli olan budur. Derler ya nasip olunca insanin dili tutmaz, gozu gormez olur. Iste nasip olmayinca da bazen ayni durum olabiliyor. Belki davulun sesi uzaktan hos gelmistir, belki hayatiniza girseydi bu kisi veya kisiler baska arizalar cikacakti. Gecmisle ilgili uzulmeyin, size ne kadar tavsiye verebilirim bilmiyorum. Himmete muhtac dede, nerde kaldi gayriya himmet ede..Fakat bundan sonrasi icin sunu soyleyebilirim tum yasadiklariniz bir tecrube, yani sermayeniz ve hepsi degerli. En azindan bundan sonra karsilasacaklarinizda mutlaka siz de tecrubelerinize dayanarak daha sakin, daha etrafli dusunup karar vereceksinizdir. Iyi insani kaybetmenin sarsintisi kuvvetli olur, tahmin ediyorum. Ama bu iyi insan sizin icin dogru insan olmayadabilir. Perdenin gerisini goremiyoruz, diger boyuta gecemiyoruz. Siz niyetinizi halis tuttukca, siz ‘iyi’ olmaya devam ettikce Allahu Teala insaallah iyilerle karsilastirmaya devam edecektir. Siz bu potansiyeli kavrayabilecek seziye ve donanima sahip bir hanimsiniz. Ustelik artik size yol gosterecek nur topu gibi deneyiminiz de var. Ben inaniyorum ki hayalinizdeki huzuru yakalayacaksiniz insaallah. Ben de heyecanli bir insanim, heyecanlandigim zaman sakarlasabiliyorum, konusamayabiliyorum, elim ayagima dolasabiliyor. Bu da insani yanimiz ne yapalim..Yas buyudukce ama insan daha sakin tepkiler vermeyi ve akli selim olup isabetli kararlar vermeyi ogreniyor. Umarim dogru anlayabilmisimdir sizi, burda bazen ustu kapali ifadeler yarim da anlasilabiliyor.

    • meryem diyor ki:

      Dün otobüsle giderken yine bu sitede idim. Şöyle bir düşündüm, daha doğrusu düşünmeye çalıştım. Ama inanın beynimi ne kadar zorlarsam zorlayayım düşünemedim, çünkü düşündüğüm şey tam bir felaket!!!

      Şimdi birlikte düşünmeye davet ediyorum :

      Bir şey olacak, ama öyle bir şey ki anne karnındaki erkek bebekler de dahil tüm dünyadaki erkeklerin birden yok olduğunu varsaydım. Lakin bu ”YOK OLMA ” olayı olmadan önce kadınlara soruluyor: ”Böyle bir şeye razı mısınız ” diye.Kadınlarda kimisi kararsız, kimisi emin bir şekilde ”tamam ”diyor. Sonra 1 saat içinde anne karnındaki erkek bebekler de dahil tüm erkek nüfus yok ediliyor. Karşınızdaki abimiz, karnımızdaki erkek bebeğimiz, babamız, kocamız yok oluyor. Sonunda feministlerin istediği gibi sadece kadınların yaşadığı bir dünyaya sahip oluyoruz. Ya sonra ?? Erkekler yok oldu, artık Kadem’in çalışmasına gerek yok, feministlerin de işi bitti, Mor çatı iflas etti. Ağır işlerde çalışacak kimse yok, maden çıkaracak kimse kalmadı. Tüm dünya durdu. Kadınlar bir kaç gün önce verdikleri kararı ellerini başının altına alarak sorgular oldu.Şimdi ne yapacaklarını kara kara düşünüyorlar. ”Acaba yanlış mı yaptık?, Galeyana geldik, keşke zamanı geri alsaydık da böyle bir karar vermeseydik. Keşke, zamanı geri almanın bir yolu olmalı, yok mu ?” Cevap : ” Zamanı geri alamayız, siz istediniz, bayağı da kararlı idiniz, ne oldu şimdi ”diye bir ses geliyor gaipten. Şimdi dünya kadınlara kaldı. Zamanda bol herkes düşünsün hatasını. ve bulsun, yaptıklarını ve yapamadıklarını, yapması gerekenleri……. Kadın yorumcular bunu düşünsün.

      Tam tersi düşünüyoruz şimdi, aynı şekilde tüm kadınlar tek bir hamle ile yok ediliyor. Erkek yorumcular da bu şekilde düşünsün. Dünyada sadece erkeklerin kalacağı, anne karnındaki kız bebekler dahil hepsinin 1 saat içinde yok olacağını düşünsün…

      Ve günümüz…
      Dünyada kadınlarda var , erkekler de. Rahat bir nefes aldık değil mi ? Düşünebildik mi peki . Ne kadar kötü bir kabus değil mi ? İyi ki böyle bir şey olmuyor ve inşaAllah ta olmayacak.

      Evvela Allah rızası için samimiyet. Biz kadın ve erkekler birbirimiz için yaratıldık. Buna şükretmek ve birbirimizi mutlu etmeye çalışmak varken bu düşmanlık nedendir bilmem.

      Ayetle bitirelim :
      “Allah Teâlâ’nın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması ve bunların ötekilere mallarından harcama yapması sebebiyle, erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için iyi kadınlar itâatkârdır. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık onlar da kocalarının haklarına saygı gösterirler ve namuslarını korurlar.” (Nisâ sûresi, 34)

      • Yahya diyor ki:

        Bazı yorumlarımda da belirtmeye çalıştım. Maksat erkekleri yok etmek veya ezmek sindirmek değil. Maksat feminizm değil.
        Bunlar hep birer yöntem… esas amaç hakkı yok etmektir.
        Eskiden de yaşanan, bugünde yaşanan ve yarında yaşanacak olan, batıl ile hakkın savaşıdır.

        Yok pozitif ayrımcılık, yok kadın hakları, yok erkek şeysi, yok şu yok bu ile Allah’ın ayetlerinin çiğnenmesidir.

        çok yakında lutilik için aynı şeyler başlayacak. Yok haklarımız yok yasalarımız yok şu yok bu diye… içimize kadar girecek ve doğal karşılayacağız.

        Çocuklarımızı yolladığımız okullarda, cinsiyetsiz wcler yapacaklar.
        sınıf arkadaşının ailesi luti olacak
        Bu luti çiftlere evlenme, çocuk sahibi olma vs. gibi haklar verecekler….
        bu hakları vermediğin zaman gö kuşağı çatı isyan edecek, yürüyüşler yapacaklar vs…
        bunlarında müslümanları olacak, bunlara dayanamayıp söven/dövenlere şiddet kanunu çıkaracaklar
        Diziler filmler yapacaklar… sanki şimdi yokta… dahada kanıksayacağız.
        öldükleri vakit imamın biri ben namazını kıldırmam diyecek, bilmemnere müftüsü gelip kıldıracak
        gelip yanı başındaki mezera defnedecekler… kabir arkadaşın olacak!!!
        ….
        dahada yazayım mı? Şaka mı yapıyorum? Şimdiden partileri bile mecliste tabii görebilene…

        • Feyza diyor ki:

          Normal degil mi Yahya bey? Erkekligi oldurulmus erkekler, zihni ve ruhu hasta, mesgul, onceligi yasadigi cinsel kimlik bunalimi olup baskasina kafa yoramayacak kadar ahlaken de yozlasmis insanlar toplulugu kurulmaya casilan yeni dunya duzeni icin bicilmis kaftan degil mi? Kim ister canini ortaya koyan mucahid ruhlu Muslumanlarin varligini? Elbette yumusatmaya calisacak ve bunun icin ellerinden geleni ardina koymayacaklardir. Cesaretli ve guclu Musluman erkek nesli Yeni Dunya duzenini oturtmak isteyenler icin buyuk bir tehdittir ve derhal bertaraf edilmelidir. Bunu ise medya yoluyla sevdirip, devlet eliyle yasallastirma suretiyle hayatimiza entegre ediyorlar. Biz sessiz kaldikca mudahil konuma yukselme ihtimalleri var Allah muhafaza buyursun.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Güzel ve yerinde tespitler, Yahya kardeşimi basiretinden dolayı tebrik ediyorum….

        • hakan 1 diyor ki:

          Yahya Beyin 16.12.2016 tarihli yorumunda “…esas amaç hakkı yok etmektir…” sözünüze deliller çoktur. Mesela;

          1) NAMUSSUZ hayat yaşayan erkeklere hiçbir kadın derneğinin tavır almaması;

          2) Dindar erkeklerin EVLENMEK arzusuna SALDIRILMASI

          3) Kocasına bağlı KIZLARA acımak-aşağılamak; onların hayat mücadelesini küçümsemek;

          4) Kendini ortalık malına çevirmiş (sosyal!) kadınları takdir etmek, “KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURUYOR” demek; bu kadınların seneler sonra yaşlı-çirkin-aciz hale gelip yalnız kalmalarına ACIMAMAK; buna karşılık çoluklu-çocuklu genç kadınlara karşı büyük öfke-kin beslemek

          5) KÖTÜ YOLA DÜŞÜRÜLEN İNSANLAR İÇİN KÖR-SAĞIR-DİLSİZ KESİLMELERİ;

          6) GÜZEL OLMAYAN kişileri görmezlikten gelmeleri

          7) Kadını ZENGİNLERİN KÖLESİ-OYUNCAĞI haline getiren FİLMLERİ takdir etmeleri (çünkü sponsorları iffetlerini kaybetmiş kodamanlar)

          8) ANNELİKTEN kaçınmak için KATİLLİĞİ savunmaları (kürtajı savunmaları)

          9) ÖLMÜŞ bir erkeğin HURİ demesine bile tahamül edemezken; her sapıklığı YAPMALARI-YAYMALARI

          10) Her cinsel suçu, İŞLEYEN KİŞİ DİNE DÜŞMAN BİLE OLSA DİNDARLARA BULAŞTIRMAK İSTEMELERİ

          11) Savaşlarda mağdur olmuş MAZLUMLARIN yanında bu dernekler YOKTUR. Kamplara gittiklerinde ise YEMEK değil TAVSİYE verirler.

          Şeytan, Hz Adem’e ölümsüzlük vaad ederek ilk günaha sebep oldu.

          Bugün kadınlara ÖZGÜRLÜK vaad eden kişilerin gerçek niyeti bütün MİLLETİ ESİR DÜŞÜRMEKTİR.

          HAKKIMIZI SAVUNDUĞUNU ZANNETİĞİMİZ KİŞİLER, GERÇEKTE BİZİ EBEDİ ATEŞE ATMAYA ÇALIŞIYORLAR.

          Cehennem; özgürce seçilebilir elbette. Fakat bu özgürlüğü kullanmak PİŞMANLIK ve AZAPTAN başka şey getirmez.

      • ... diyor ki:

        Meryem hanım,

        Sizin zihninizden geçen bu durum azıcık sinemadan filmden anlayan birileri tarafından kısa film yapılsa kesinlikle zihinlerde bir etki bırakır. Feminist düşünce kadını yalnızlığa bencilliğe ve rekabete sevk eder. Oysa kadın fıtratında paylaşmak anne olmak korunmak vardır.

      • isa diyor ki:

        size değil aslında cevabım.
        bir ilahiyatçı olarak gördüğüm aile göçüp giderken okullarda eğitim öğretim bitmektedir(içerden birisiyim) Ancak aile ilgili Kadem gibi kuruluşlarda femnizmi hortlatanlar ilahiyatçılar yada ihl mezunları.Erkekler de ve dahi DİYANET de şirin gözükmek adına femnizmin savunucularıdır.Erkeklerin en büyük düşmanı bakınız feminist bir bayanın yanında onun yalakası ilahiyatçı/dindar/cemaatçi/ihl mezunu erkeklerdir.

      • Feyza diyor ki:

        Bu konu degildi ama buna benzer konulu bir filmi bes alti yil once izlemistim, ilgincti, cok hosuma gitmisti. Annesinin karnindaki bir bebegin korktugu icin Dunyaya gelmekten vazgecmesi uzerine dunyadaki butun dogumlarin durmasini anlatiyordu, haliyle hayat felc oluyordu. Ismini hatirlamiyorum. Hayatimiz seyrinde gittigi icin bazi sahip olduklarimizin farkina varamiyoruz. Kaybedildigi zaman anlasiliyor kiymetleri. Kadinlar ve erkekler ne kadar didisseler de birbiri icin vazgecilmezdir cunku Sunnetullahin geregi bu. Gormesem goresim gelir, gorsem olduresim gelir misali. Kadin erkek rekabeti gudenler aslinda bu psikolojideler. Yoksa stres topu/kum torbasi olarak kimi kullanacaklar degil mi? Bizim icinse kadin ve erkek birbiri icin elbisedir. Giydikleri zaman kusurlarini orter, sarip sarmalar ve kusatir. Elbise bu,zaman gelir sokulur, yirtilir. Once yamariz onu donusturmeye calisiriz. Herhalde siradan bir elbisesi sokulen de hemen cope atmiyor degil mi? Tamir edip yetinmeye calisiyor onunla, insan eminim bir elbiseden daha degerlidir. Kimine ise yama tesir etmez, dikis tutmaz. O vakit terziye havale ederiz.

    • Yahya diyor ki:

      ….Bu insanlar zengin değil ve konfor içinde de yaşamıyorlar hatta müslüman da değiller ama mutlu olmanın karı koca olmanın evliliğin inceliklerini bize çok güzel göstermişler….

      bütün filimin özeti bu cümle içerisinde saklı.

      tşk ederiz

  19. Ugur diyor ki:

    “Adam ol” sloganı bile Amerikadaki erkek düşmanlarının “Man up!” sloganından direkt tercüme. Yazıklar olsun. Başörtülü kardeşlerimiz üniversite okuyup İngilizce öğrensinler ve başörtüsünden dolayı eğitimleri engellenmesin diye bunun için çırpınmışız, yani İngilizce erkek düşmanı literatürden hırsızlama direkt tercüme yoluyla slogan intihali yapsınlar diye.

    • Yahya diyor ki:

      O film değil miydi?
      Man Up! daha çok “erkek ol” anlamında cesaretlendirme anlamında kullanılır. Adam ol anlamına gelir mi bilmiyorum.
      Hadi amerikada bunu yaparsın çok kozmopolit bir ülke, ki ben böyle bir şey ne gördüm ne duydum! (duymamış olmamda olmadığı anlamına gelmez değil mi?)

      Baş örütüsü için ne mücadele ettik; boşver hüda var, o anlar!

      • Uğur diyor ki:

        “Adam ol” sözü de Türkçede aynı anlamda kullanılabilir. Evet, İngilizce olarak böyle bir kampanya oldu. Kampanya dışında bazen yine aynı anlamda bu sloganı kullanıyorlar. Erkekler adam/erkek olup kadınlara karşı şiddete karşı mücadele etmeliymiş. Ayrıca mealen şunu da diyorlar: “Erkek olun, pozitif ayırımcılığa rağmen yüksek statülü işleri kaptırmayın, bira içmek yerine kadınların sekiz katı kadar çalışarak yine de iyi işlere sahip olun.” Diğer erkek düşmanları ise buna itiraz ederek yine mealen diyorlar ki erkekliği böyle olumlu anlamda kullanmak kadınlığa hakaretmiş, o yüzden hiç kimseye “man up” demeyeceklermiş. Biraz Google kullanırsanız bu konuda yeterli yazı bulursunuz.

        Bütün dindar Müslüman kesim olarak 90’larda ve 2000’lerin ilk yarısında üniversitedeki başörtüsü için gösteriler yaptık, herkese bir şeyler anlatmaya çalıştık, fikir mesaimizin yarısı buna gitti. Okuyabilmeleri için mücadele ettiğimiz kadınlar, özellikle onların elit sayılabilecek tabakası, şimdi KADEM bünyesinde onları üniversitelere zor almış laikçi feminist solcu liberallerle işbirliği içinde biz Müslüman erkeklerin altını oyuyor.

        • Yahya diyor ki:

          Yönetimi elinde tutan Amerikalılarda da ve Yahudi cemaatlerinde de var olan cam tavanı (glass ceiling) asla aşamazsın.

          Beyaz ve Erkek olmak şarttır. Amerikada WASP diye bilinir. Feminizm’de bunu aşamaz. Bunu aşmak için savaşır.
          İşin komik tarafı kuklanın kontrolü almaya çalışması gibidir.

          Ancak dünya düzeni değişecek değiştiğinde bazı şeyler mümkün tabii o zaman feminizm kalır mı bilmem!

          • Uğur diyor ki:

            Bahsettiğiniz beyaz Batılı elitler zaten feminizmin ve feminist siyasetlerin sponsoru ve baş destekçisidir. Feministler sayesinde işgücü ve halk üzerindeki kontrolleri güçlenir. Tepedeki erkekler diğer erkeklerin değil, feministlerin müttefiğidir.

  20. isa diyor ki:

    ben kız ihl de çalışıyorum.Gördüğüm kadarıyla İlahiyatçı öğretmenler ve ihl mezunu bayanlar yada bir şekilde islamla ilişkisi olmuş olanlar femnisttirler ya açıkça söylüyorlar yada gizliyorlar.
    Annem tarikatçı, yarı nurcu (babasından dolayı) babama kötü davranıyor, evlilik hayatları sadece dört duvar arasında evlatları sebebiyle mecburiyet.
    Bizzat yaşayan birisi olarak ailem çok kültürlü her telden islamcı var ama mutsuz. Çünkü erkeklerine köpeğe davranır gibi davranıyorlar.Aslında islamcı erkekler de eşlerine sevimli gözükmek için femnistler. Özellikle bu adamlar kızlarını evlendirirken feminist yüzlerini ortaya çıkarıyorlar. Aile bitti ve onunla ilgili iki bakanlık da bitti.

    • Tuğrul diyor ki:

      Fazla ümitsiz bakmışsınız. İnsanlarda karşılıklı anlayış az. Bir de fani lezzetleri bakileștirmek istediği için insanlar az bir kusuru kabul etmiyor. Her şey mükemmel olmalı güya. Öyle olunca az bir kusurla hemen tamamıyla kalbinden siliyor karşı tarafı. Eski insanlar kavga dayak yaşayıp gene az çok mutlu da olabilmiş. Zamanla düzeliyor insan. Ama şimdikiler zaman beklemek istemiyor. En ufak kusurda güya dünya başına göçüyor. Tamamen siliyor. Tabi bu dünyaperest insanlar dindar kıyafeti de giyse mutlu olamıyor. Zahiri dindar ama kalbinde insan sevgisi yok.

      muhtemel aileniz ve çevremizde bolca görünen durumlar buna giriyor gibi. Ama iyileri var. Ortalıkta, kendi iyi hallerini faş etmedikleri için bilinmiyorlar. Ve ben duydum çok ; vaktiyle çok sıkıntı çektiği halde, şimdi diyorlar ki “dünyanın en mutlu ailesi kim diye sorsalar biz aday oluruz” diyen aileler var. Umudumuzu kaybetmeyelim. Zaten öyle birşey olamaz. Allahın bu güzel mülkünde, güzel dininde mutlu aile hiç mi yok. Elbette çoklukla mevcut… bizde kusur var, Bizden geçti diyenler ne yapacak, onlar da tövbe ile, kendi kusurlarını keşfedip ıslah ile mutlu olmaya çalışacak. Zira mutlak olarak kapı açık. Allah her derde bir deva yaratmış…

      • Tuğrul diyor ki:

        Hem kendi benliğimizden, dediğim dediklikten vaz geçmiyoruz, hem de mutluluktan uçmayı bekliyoruz. Bu dünyada böyle bir dünya yok. Herkesin imtihanı var. Eski insanlar da karı koca o kadar sıkıntılar çekti ki hastalanıp ölenler oldu. Şimdikiler yani biz pembe dizilerden aşk öğrendiğimiz için hep mutlulukta uçmamız lazım. Yoksa herşey o kadar kötü ki…. Güya. Bardağın dolu tarafını görebilmek bir meziyettir. Herkes kendi penceresinden kainata bakar. Kendi iç dünyamızda rıza yok, Hüsnü zan yok, halimize şükür yok, sabır yok. Yani mesele bizim bakış açımızdan kaynaklanıyor. başta bakış açımızı, sonra da sıkıntılı durumlar varsa onu da boşvermeyip ıslah için gayret göstermemiz gerekiyor. Vazifemiz bu.

    • ... diyor ki:

      İsa Bey,

      Çevrenizde gördüğünüz durumlardan yola çıkarak genelleme yapmanız yanlış olur sanırım.

      “Annem tarikatçı, yarı nurcu (babasından dolayı) babama kötü davranıyor,” Sanki annenizin babanıza kötü davranmasının birinci sebebi tarikatmış yarı nurcu olmakmış gibi durum ortaya çıkıyor.

      Seküler olanlarda da eşiyle geçinemeyen çiftler var dindar yada muhafazakar denilen kişilerde de anlaşamayan çiftler var. Evlilikte dinin evde yaşanması kadar iki tarafın mizacının uyuşması da önemli.

      “Edep, ahlak, nezaket ve zarafet olmayacaksa ne sakalınız olsun ne de başörtünüz!” (H.Karaman) Burada ince mesajlar var. Hem kadınlara hem erkeklere dış görünüş kadar muamelatında müslümanlığı yansıtması gerekir. Evvela öteleyici ve düşman gibi gösteren dilin değişmesi gerek.

  21. Ugur diyor ki:

    Amerika’da Warren Farrell, ki eski feministtir ama şimdi erkek haklarının başlıca savunucusu ve hâkim feminist yalanların başlıca çürütücüsüdür fakat bazı erkek hakkı müdafilerince fazla yumuşak bulunur, Beyaz Saray nezdinde bir erkekler ve oğlanlar (men and boys) komisyonu kurdurmaya çalışıyor. Günlük işlerini tanzimde bile zorlanan dikkati dağınık (DEHB’li) biri olmasam ve sosyal çevrem de yine aynı sebeple yetersiz olmasa yüksek lisans mezunu bir erkek olarak bu işe ben öncülük etmek isterdim. Bu işe girişmek çok riskli de bir iş. Laikçi feminist faşistlerle, o yılanlar ve çıyanlarla, aşımıza ve aile namusumuza göz koyanlarla mücadele ve mücahede edecek öncülerin Warren Farrell gibi sâkin olması lâzım. Hem DEHB’li hem de İstanbulun işçi sınıfı mahallelerinde büyümüş benim gibi biri, ki kızdığında çok “renkli” bir dil kullanmaya meyledebilir, bu işe “keşke” öncülük edebilecek olsaydı.

    • Yahya diyor ki:

      Warren Farrell için konuşmuyorum (tanımıyorumda) ancak amerikada böyle aktivistler çoktur. Bunları çoğuda belli bir grup tarafından $$$ beslenir.
      Ancak bizim çok uzağa gitmememiz lazım, lakin bir müslüman dahi kadın haklarını savunur. (Feminist kelimesini kullanmak istemiyorum) dikkatli baktığınızda, İslam ile kadınlara haklar tanınmıştır. İnsana insan olduğu için değer verir.

      Geçen seçimlerde chp ve İslam isimli bir kitap dağıttı chpliler… Sözüm ona chp’nin islama hizmetini ve dindeki bazı işaretlerin chp ve chp yöneticilerini gösterdiğini kanıtlamaya çalışıyordu. Tabii bir okadarda akp ile islam arasındaki tezatları.
      Şimdi kalkıpta islam ile feminizm için böyle bir şey yapmaya kalksalar (ki böyle bir şey doğru değil, neyle neyi kıyaslıyorsun) şok olurlar.

      Bu arada bu sapık güruhların diğer maksatı eş cinselliğe zemin hazırlamak ve arttırmaktır. Görebilene aşk olsun!
      Çok az kaldı, şu kadına şiddet propagandasının hemen arkasından bu eş çinsellik propagandası süratle devreye girecek.

      • Uğur diyor ki:

        Sayın Yahya, Müslümanlar “kadın haklarını” değil, bütün Allah kullarının haklarını savunur.

        Mesela dikkat edin, bugün bir yerdeki katliamlardan bahsedilirken hep denir ki “kadınlar ve çocuklar katledildi”. Hiç erkekler anılmaz. Sanki erkeklerin canı patlıcan. Oysa aynı bağlamda Kur’an’da önce erkekler anılır (Nisa Suresi, 75): “Size ne oldu da Allah yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!’ diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz!”. Gördüğünüz gibi günümüzdeki söyleyişin aksine, Allah teala erkekleri görmezden gelmek bir tarafa, mazlumlar içinde önce erkekleri sayıyor, kadınlar ve çocukları ancak ondan sonra anıyor. Çünkü bir kavmin direği erkeklerdir, Allah’ın insanları kendisi üzerinde yarattığı fıtrat budur.

        İşte Allah’ın yasası (dini) olan İslam’la modern kadın hakçısı sözde Müslüman zihniyet arasındaki fark budur.

        Batılı ülkelerde erkek haklarını sistemin adamları değil, ona karşı çıkanlar savunur, ama bunların da hepsi bizim için makul ve makbul olan adamlar değildir elbette. Warren Farrell gibi ciddi kişiler dışında bazıları erkek hakları düşüncesini Müslüman ve Yahudi düşmanı “aşırı sağcı” ideolojiye alet edip erkek hakları hareketini zehirlemektedirler. Mesela bu ikinci gruptaki kafasızlar erkek sünnetini erkeğe zulüm olarak niteleyip kampanya yapıyorlar; ama asıl amaçları Müslüman ve Yahudi düşmanlığı. Bu bizim için önemli değil. İkinci gruptakileri çokça umursamayıp Warren Farrell gibi ciddi araştırmacılardan, kadın-erkek ilişkileri hakkındaki gerçekleri ortaya koyanlardan yararlanmak Müslümanlar olarak bizim lehimizedir, insanlığın lehinedir.

      • ... diyor ki:

        Yahya Bey,

        Kompleks içinde olan bazı dini-darların ve muhafazakarların islamın vermiş olduğu geniş ve fıtri hakkı anlamak yerine islamda zengin yoksul arasındaki dengeyi düzenler deyip komünizmi, islamda kadına hak verir deyip feminizmi kıyaslaması gibi din ile ideoloji kıyas ediliyor.

        Adalete ve Allah’ın koymuş olduğu huduta toplumda ve dünyada riayet edilmediği sürece önce insan sonra toplum ve dünya olarak ziyandayız.

        Kadınların erkekleri, erkeklerin kadınları düşman görmesi yada gösterilmesiyle ilk fitil ateşlendi.

        Bekarlar biraz daha evlilikten korkarken evliliklerde zaman kısaldı. İkinci hedef evlilik kurumu oldu.

        Üçüncüsünü yapmak zor olmasa gerek. İki cins birbirine düşman gözükünce eşcinsellik ve sapkın zihniyetler hayata geçirildi. Tv yada internette ne kadın ne erkek ortaya karışık kişiler çokça gösterilir oldu. Hatta ailem muhafazakar diyen ağzından besmele dua düşmeyen bu tiplere önceden tepki gösterilirken bugün pek ses çıkarılmıyor.

        Dünyayı ve yönetimleri etkisi altına alan akım şuan feminen sistem. Bundan sonraki sistemse özgürlükler adı altında eşcinsellik ve sapkın zihniyetlerin sistemi olacak. Dünyanın ne yöne doğru gittiğini anlamak için Abd’yi iyi izlemek gerekiyor.

  22. Hüseyin diyor ki:

    Firavun döneminde tüm erkek cocukları oldurme emri verdi ki saltanatı devam etsin… Fakat Yüce Allah Firavunun sarayinda büyutturdugu Hz. Musa eliyle Firavunun saltanatına son verdi. Ahir zamanin firavunları ise saltanatlarınin devamı için erkeklerin erkekliğini öldürüyor, cismen erkek manen kadınsı erkekler olusmasi yonunde calışıyor. Erkeğin fıtratı bozuluyor, fıtratlara saldırılıyor. Erkegin hürriyeti caliniyor. Fitrati ölmus bir erkeklerin oluaturdugu toplum ise yok olmaya mahkumdur. 15 temmuz gecesi eşi izin vermedigi icin meydanlara inin cagrisina tepkisiz kalan okadar cok erkek varki. Eger erkeklerin fitratlarina yapilan bu saldiri bu sekilde devam ederse ortada ailesinin vatanin namusunu korumaktan aciz bir toplum haline gelicez ki bu safaklarda ki yildizi sondurmek cok kolay olucak saman alevi haline gelmis ocaklarin sayisi arttikca.

  23. Bir fani diyor ki:

    Sema hanimi yaklaşık bir senedir takip etmekteyim ve her yazısını da dört gözle bekleyen biriyim.sessiz çoğunluğun sesi olarak gördüğüm sema hanimin son yazısı sosyal ortamlarda ve wapsap gibi yerlerde paylaşılamaya baslandi her ne kadar hanim kardeşlerimizin cogu karşı ciksada” evet cok doğru söylüyor “seslerini cok duyuyoruz.toplumdaki aile kurumunda rollerin değiştiği bu zamanda takipçi arkadaşlardan sema hanimin yazılarının her ortamda paylaşılması nı tavsiye ediyorum…

  24. Ali DOĞAN diyor ki:

    Sağduyulu, gerçek manada İslami, nefsi olmayan, vede yazdığınızda topluma faydası olacak, havanda su döğmeyen Kaleminize sağlık. Çinlilere ithafen pirincin içindeki beyaz taştan korkarım sözü gibi İslami gözüken bizden gözüken kadın kuruluşlarının yaptığı tahribat malesef diğerleriyle karşılaştırılamayacak kadar tehlikeli. Lütfen KADEM ile ilgili müspet uyarılara devam.

  25. Yahya diyor ki:

    Öncelikle Allah sizden razı olsun Sema hnm.

    Buradan Sema hanıma methiyeler yazmak yerine;

    LÜTFEN, Cumhurbaşkanlığı olmak üzere aklınıza gelen veya uygun gördüğünüz kurumlara/kişilere bu yazıyı veya konunun özetini ve vahametini bildiren bir yazı/öneri/istek gönderebilirsiniz.

    Bu sayede yetkili merciler “aaaa” biz ne yapıyoruz diyebilirler…

    Çevrenizdeki eşinize dostunuza bu yazıyı okutabilir veya okuyabilirsiniz. Biz millet olarak her zaman “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” modundayız maalesef. İllaki başımıza mı gelmeli?

    Ve son olarak, Sema hanımın eserlerini satın alarak veya hediye ederek kendisine maddi ve manevi olarak destek olabilirsiniz.
    Sema hanım bu makaleyi bir ücret karşılığı yazıp bizimle paylaştığını düşünmüyorum. Fisebilillah yaptığına göre…

    • semamarasli diyor ki:

      Allah sizden de razı olsun Yahya bey, paylaşım konusunda teklifinizie katılıyorum ne kadar paylaşılırsa o kadar çok kişiye ulaşır ve yetkililerin ciddiye almasına sebep olur.

      Olur mu makaleyi elbette bir ücret karşılığı yazdım. Fakat insanlardan bir beklentim yok Rabbimin rızasından başka bir karşılığı yok.

      Kitaplarımla ilgili ise okuyuculardan maddi bir beklentim yok. Elhamdulillah kader ve kısmet konusunda teslimiyetçi olmayı tercih ederim. Rabbimin takdir etmeyeceği tek kuruş gelemez O’nun takdir ettiğine de kimse engel olamaz buna inanırım. Kitaplar da gayet güzel satılıyor hamdolsun. Benim bu konuda bir hırsım olsa ünlülerin sunduğu pek çok televizyon programına çağrıyorlar onlara koştururum fakat hiç birine çıkmıyorum.

      Tevekkül babında kitapların yazıların tanıtımı yapılır o ayrı bir konu daha çok kişiye ulaşsın isterim elhamdulillah faydalı olduğu ile ilgili çok dualar alıyorum.

      Fakat kitapları yazarken de böyle bir konuda yazarken maddi bir menfaat düşünmekten Rabbime sığınırım. Sizin ince düşünüp iyi niyetli teklifiniz için teşekkür ederim. Bu yazıların paylaşılması ve mazlumlara faydalı olmak bana yeter. Karınca misali çalışmak bizden sonuç Allah’a ait, biz sonuçtan değil kul olarak üzerimize düşeni yapmaktan sorumluyuz.
      Rabbim bizi zulmün yanında yer alıp huzuruna varınca utananlardan eylemesin.

      • Yahya diyor ki:

        Sema hanım,
        Özür dileyerek, ücret hususunu tahminde bulunarak yazdım.
        İstemeden de sizi bu konuda açıklama yapma mecburiyetinde bıraktım.

        Sizi ve eserlerinizi uzun zamandır takip ediyorum. Motivasyonunuzun maddi olmadığının farkındayım.

        Ancak bu çarkın dönebilmesi için, yeni eserler vs. oluşturabilmeniz için ve ileride daha büyük projelere adım atabilmeniz için desteklenmeniz şart.

        Netice olarak şunu söylemek istiyorum, biz millet olarak (kendimde dahil); iyi güzel olmuş, eline sağlık, Allah razı olsun demesini iyi biliyoruz ancak elimizi taşın altına sokmuyoruz, sokamıyoruz.

        Niçin okunma sayınız yüz binleri bulamıyor? :(

        • ... diyor ki:

          Yahya Bey,

          Ülkemizde çok satan kitaplara baktığınızda genellikle popüler kültür ürünü olan kitaplardır. Kapağında arapça harf özellikle Elif, Vav olmalı, içinde biraz islamı romantizme karıştırma, biraz pr reklam çalışması olmalı ve kadınların yoğunlukla izlediği ekran kuşağında programlarda olmalısınız ki kitaplar satılsın.

          Ayrıca kitap satış rakamı gerçek okur sayısını doğru yansıtmayabilir. Mesela Sema hanım’ın yazmış olduğu kitabı bir hanım okusa sonra kitaptan bahsedip arkadaşı okusa sonra elden ele dolaşsa kaç kişi okur. Bu işi kitabı okuyan hanımlar gönüllü ve hayır yolunda kullanabilir. İnsanın dikkatini çekebilecek bir yere bırakmak gibi.

          Diğer bir konuda Sema Hanım’ın kitabında çoğu kadın erkek arasındaki ilişkiler kıssa hikaye diliyle anlatılıyor.Bu etkileyici bir yöntemdir. Yalnız belirli okumalar yaptıktan sonra bu okuyucuya sıkıcı gelebilir hayata geçirme noktasında yetersiz kalabilir. Bu noktada Sema Hanım’ın kendisininde daha fazla okumalar yapması araştırması ve gözlem yapması gerekiyor.

          Feministlere karşı sadece dini noktadan değil daha etkili entelektüel noktalardan da cevap verebilmesi gerekiyor. Mevcut hükümetin aile politikalarını iyi gözlemlemesi gerekiyor adaletli olabilmek için. Türkiye’nin sosyolojisini çok iyi bilmesi ve gözlemlemesi gerekiyor. Karşıt yorumlara başka taraftan bakanlara şahısa yapılmış bir tepki gibi değil bakış açısı olarak da bakılabilir.

          Önemli olan niyetlerdir ve ödülünü sadece Allah’tan beklemektir.

          • Yahya diyor ki:

            Sema hanımın desteklenmesi gerektiğini bu yüzden dile getiriyorum. Feminist güruhlar münferiden çalışmadıkları gibi, ülkemizde dahi yurt dışından maddi ve manevi desteklenmekte…

            Gördüğüm kadarıyla Sema hanım bir kişi ve ekibi var mı bilmiyorum. Ve yine bildiğim kadarıyla kendi kendini eğitmiş biri.
            Ve yine bildiğim kadarıyla tanıdığım bir çok prof.dan daha bilgili ve kaliteli bir insan.

            Bende bazı noksanlıklar hissetmekteyim ancak dile getirmeye çekindiği için mi yazamıyor yoksa araştırma/gözlem eksikliğimi bilemiyorum. Neticede hem kitap yazayım, hem seminer vereyim, hem kendimi geliştireyim aynı anda olacak işler değil.

            Ayrıca şahsen Sema hanımı biraz halktan uzak görmekteyim, seminerdi, sohbetti, radyoydu vs. kitlelere ulaşması lazım. (eskiden daha aktif idi) Hanımlara ulaştığı kadar, erkeklerede ulaşması lazım. Ancak kısıtlı sayıda yaptığı seminerler bile hanımlara özel… Ki ben bu seminerlerini çok kıymetli buluyorum. Kiymetini bilenler ne alâ…

            Allah razı olsun.

  26. Andullah Bir diyor ki:

    KADINLARA SORULAR

    Soru: Bir erkek neden evlenir?

    Cevap:Bazı amaçları, ihtiyaçları ve istekleri vardır,bunun için evlenir.

    ALT BAŞLIKLAR VE İFADELER FARKLI OLSA DA HERKESİN BU SORUYA VERECEĞİ CEVAP AŞAĞI-YUKARI BU ŞEKİLDE OLACAKTIR.

    Peki; Evlenen erkeğin bu amaçlarının-isteklerinin-ihtiyaclarının karşılanma, giderilme oranı MUTLU-HUZURLU OLMA SINIRLARININ ALTINDA İSE veya SONRADAN STANDARTLARIN (vasatın) ALTINA DÜŞMÜŞSE bu erkek ne yapsın?

    a) Kaderine razı olsun ve sabretsin, “nasibim buymuş” desin,köle hayatına devam etsin.

    b) İlk eşinden boşansın ve başka bir kadın ile evlensin.

    c) Maddi durumu, parasal gücü iyi ise (şerii nikahın şartlarına uymak kaydıyla) ikinci bir evlilik yapsın.

    d) Gizli metres-sevgili edinsin.

    e) Hiçbirisi

    Verdiğiniz cevapların nedenlerini yazmanız cevabınızın ve TEZ’inizin bilimselliğini, faydasallık boyutunu, kabul edilebilirliğini artıracaktır, bunu da unutmayın lütfen.

    Ayrıca;

    Yukarıda ki şıklardan başka, bizim göremediğimiz, aklımızın ermediği,duymadığımız, bilmediğimiz; sonuçları anlamında daha iyi veya uygulanabilir, hayata geçirilebilirliği yüksek bir teklifi olan varsa buyursun söylesin.

    • BUKET diyor ki:

      karnını doyuracak kadar paran, başını sokabilecek kadar küçücük bir evin varsa ilk eşinden boşansın başka biriyle evlensin erkek.İh tiyaca cevap vermiyen bir evliliğin sürmesinin anlamı yok.

      • Yahya diyor ki:

        Bu çok yanlış ve bencilce bir yaklaşım. Üzgünüm.

        Hele bu devirde, dindar olsun olmasın; evlenirken çiftler birbirlerinin her şeyini en detaylı şekilde bilip, öğrenirken; evlendikten sonra niçin ihtiyaçlarına cevap veremesin?
        Tamam belki herşeyi bilemeyebilirsin, ancak 1-2 ihtiyacın yeterince karşılanmadı diye boşanmak mı gerek?

        O zaman ortalık boşanmış erkek ve kadından geçilmez olur… ya sonra?

    • Feyza diyor ki:

      Abdullah abi uc yanlis bir dogruyu goturmuyorsa sorularina nacizane cevap vereyim ve ilk siftahi etmis olayim. :) Evlilik bir mahkumiyet degildir, Katolik de degiliz. Kadinin eziyetine sabreden erkege hz.Eyyub ve kocasinin eziyetine (gayrimesru bir yola sevketmedigi surece)sabreden kadina ise Firavun’un hanimi hz.Asiye’nin ecri gibi mukafat verilecegi hadis-i serifte bildirilse de, baska bir hadis-i serifte de tamamen kadinlarin tahakkumu altina girmekten erkegin menedildigini de biliyoruz.

      Kaldinki her insanin sabri bir degildir, agri esigi farklidir. O yuzden bu erkegin kendi karar verecegi bir durumdur. Fakat bosanmadan evvel en azindan ric’i talakla belli bir muhlet verilmesi ve sunnete uygun bosamaya hayret edilmesi elbette en efdalidir. Hakeza, bosanmadan evvel uygulanacak asamali usul ve yontemleri zaten herkes bilir, bunlari hatirlatma geregi duymuyorum. Her imkan sunulmus, her yol denenmis ve hanimefendide duzelmeye yonelik bir emare, bir gayret tesbit edilmemisse maalesef cok secenegi yoktur erkegin. Neden derseniz.

      Ilk şıkkı kisilerin sahsina ve durumuna munhasir gozetip eledik buna birey karar verir. Ucuncu şıkka gecersek, bu ulkemiz sartlarinda basit bir matematik hesabiyla bertaraf edilir. Soyle ki, ikinci esi kabul etmeyen birinci es evi terkeder ve bosanma davasi acar. Anlasmali veya cekismeli bir sekilde resmi olarak bosanir ve erkek de zaten bu durumda ser’an da bosamak isteyeceginden 2-1=1 Yani iki eslilik uzere yola cikan erkegin elinde niri gider bir hanim kalir ve islemin sonucu sasmaz degismez yine tek eski olarak yoluna devam eder :) En azindan ulkemiz sartlarinda sosyolojik ve psikolojik gercekler gozonune alindiginda realite ekseri bu yonde ilerler.

      Dorduncu secenegi saymiyorum, nikahsiz birliktelik zinadir ve Musluman erkek bu tercihe tenezzul etmez. Etmemlidir. Besinci şıkkı ise cozumsuzlugun dibe vurmus hali olarak gordugumden ikici sıkkı en gercekci cozum olarak goruyorum. Bunlari kahir i ekserinin nazarini itibare alarak degerlendirdigimi belirtmek ister hayirli geceler dilerim.

      • Yahya diyor ki:

        Feyza hanım,
        Çok güzel izah etmişsiniz Allah razı olsun.

        • Feyza diyor ki:

          Cumlemizden sagolun.

        • BUKET diyor ki:

          Y ahya bey, ben teferruata girmeden 2. tercihin olacağını söyleyince çok bencilceve yanlış yaklaşımda bulunduğumuz söylendi.Feyza hanımın açiklamaları ise çok güzel izah etmişsinizle beğenildi.aslında çok seküler yaşam tarzınız yoksa erkeğimizde ,kadınımızda evliliği okadar çabuk bitirmeye yanaşmıyorlar.ikiside önce direniyorlar .çoğu zaman kadın, ihtiyaçlarım yeterince yerine getirilmiyor diyen erkek tarafından2. kadın getirilmedikçe yada ciddi teşebbüs edilmedikçe yuvasını bozmaya yanaşmıyor.dünya hayatıda çok kısa, hiç kimse birbirine eziyet etmemeli.artık 3. bir kişinin sevgisi doğduysa o evlilik bitmiştir bence. rızık ALLAH tandır.Erkekde ihtiyacını görüp mutluluğu bulabileceği 2.kadını helaliyle bulabildiyse,kadınında karnını doyuracak kadar parası sığınabileceğiküçük bir evi varsa boşanılmalı .Türkiyede evlilikler bu gerekçelerle üzücüde olsa genellikle bu şekilde sonlanıyor. orta halli bir erkeğin iki kadını birden idare edeceğini hiç sanmam 2. 3. 4.ler sanırım çok varlıklı erkekler için geçerli.çok zengin adamların ilk hanımları son geleni paranın sıcaklığından sabredip oturuyorlar.kadınlarımızın para, mal, mülk ,incik ,boncuk ve mücevhere düşkünlüğü çoklu evliliklerin devamını sağlıyor
          Dünyada da,Türkiyede de insanların çoğunluğu çok zengin olmıyacaklar erkek kazandığıyla ancak bir kadın ve 2-3 çocuk bakabilecek yeterlilikte olacak .ihtiyaçlarım görülmüyor diye başka birine giderse ilkini zaten çoğu zaman bırakıyor.Bırakmasa bile kadın gönlü ötekinde olan eşle kumalı yaşamayı istemiyor.Aslolan her iki tarafın işi boşanma aşamasına kadar getirmemesi ,evliliğine özen göstermesi,onu bir çiçek gibi bakması.

          • Yahya diyor ki:

            :)
            Buket hanım sizde şimdi güzel izah etmişsiniz. Teşekkür ederim.

            Andullah beye yazdığım cevabı okursanız/okuduysanız esasında, ne sizin ne de Feyza hanımın yazdığı yorumlar bu konu ile bağdaşmıyor. Siz ve biz konuyu farklı mezralara taşıdık.

            Nedendir bilmiyorum, dindar erkeklerde bu fikir (ikiniciyi alırım) çok yaygın ancak “bekara karı boşamak kolaydır” sözü gibi bu fikir uygulamada fevkalade zordur.
            Esasında buyur yap bakalım demek lazım ki gerçekleri görsün!

            Dini hassasiyeti olmayan erkekler ise, bunu yabiliyor çünkü 2. kişinin hiç bir mesüliyetini üzerine almıyor. Zaten bu bayan, 2. olduğunu biliyor ve kendi ayakları üzerinde durabiliyor. Mevzunun teferruatlarına girmek istemiyorum.

            Farkındaysanız mevzu 2. eş, 3. eş noktasına geldiyse ailedeki problemler çocuktu, yemekti, eğitimdi, kayınvalide, görümce, baldız, arkadaş vs. değildir.

            Diğer mevzu ise iki tarafında gayretiyle ve eğitimiyle çözülebilir. Ancak hem dindar hanımlarımız hemde dindar erkeklerimiz bu mevzu üzerinde yeterince durmuyor, çözüme gitmiyor, kaçışa gidiyorlar. Kaçış ise 2. almak yada boşanmak vs.

            Neticede siz 2.yide alsanız 3.yüde alsanız, kaçamakta yapsanız nefis her zaman daha fazlasını ister ve mutlu olamazsınız.

            Esasında hayatın realitesi de budur. Hiç bir zaman mükemmeliyeti elde edemezsiniz. Hayalinizdeki evi alırsınız, bir de bahçesi olsaydı dersiniz, sonrada boğaz manzarası istersiniz. (isteriz)

            “Aslolan her iki tarafın işi boşanma aşamasına kadar getirmemesi ,evliliğine özen göstermesi,onu bir çiçek gibi bakması.” :)

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Feyza Kardeşim’e

        “Evlilik bir mahkumiyet degildir…”

        “her insanin sabri bir degildir”

        “Kadinin eziyetine sabreden erkege hz.Eyyub ve kocasinin eziyetine (gayrimesru bir yola sevketmedigi surece)sabreden kadina ise Firavun’un hanimi hz.Asiye’nin ecri gibi mukafat verilecegi”

        “tamamen kadinlarin tahakkumu altina girmekten erkegin menedildigini”
        “Her imkan sunulmus, her yol denenmis ve hanimefendide duzelmeye yonelik bir emare, bir gayret tesbit edilmemisse maalesef cok secenegi yoktur erkegin.”

        “bosanmadan evvel en azindan ric’i talakla belli bir muhlet verilmesi ve sunnete uygun bosamaya hayret edilmesi elbette en efdalidir.”

        “bir sekilde resmi olarak bosanir… erkegin elinde… bir hanim kalir ve… tek eski olarak yoluna devam eder”

        “nikahsiz birliktelik zinadir”

        Daha önce olduğu gibi yine (yukarıda ki analiz, öneri ve tespitlerin ile) ve bir kez daha (başta ben aklı başında ve bilgi, insaf sahibi olan) burada ki insanların taktirini kazandın.

        Bir kez daha seni tebrik ediyor, Rabbimin sana huzurlu, sağlıklı, mutlu bir yuva, senin kıymetini bilen, Tahkiki iman sahibi olan Müslüman bir koca ve göz aydınlığı çocuklar nasip etmesini diliyorum.

        Allah’a emanet ol kardeşim.

        • Feyza diyor ki:

          Ne guzel dualar etmissin abi Allah senden razi olsun. Insaallah hepsi makbul olur ve burda duyururum bir gun sizlere. Cok tesekkur ederim bu guzel goruslerin icin. Yazi sizindi degil mi? Birisi aldatma gibi birsey yazmis, umarim degildir.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Feyza Hanım Kardeşim’e…

            Yazı benim Feyza kardeşim.

            Yukarıda ki yorumun isim bölümünü hızlı yazarken klavye de yan yana olan “n” harfi yerine “b” harfine dokunmuş olduğum için ismim “Abdullah” yerine “Andullah” olarak çıkmış.
            Durum bundan ibaret.

            “Aldatma” ibaresini kullanan kardeşimiz de “DİKKATSİZLİĞİNİN KURBANI” olarak öyle yazmıştı ve benim kendisine yazdığım açıklamadan sonra sağolsun hatasını kabul etti ve benden özür diledi.

            Asayiş berkemal, sıkıntı yok kardeşim. :-)

          • Feyza diyor ki:

            Olabilir abi, o benim her zamanki hatam :)

    • Yahya diyor ki:

      Andullah bey,

      Bu sorunuz biraz yanlış olmuş… haliyle cevabınızda yetersiz…

      “Bir erkek neden evlenir?” sorusu münferiden sorulamaz. Ancak bir insan neden araba alır gibi bir soru sorabilirsiniz.
      Bu sorunun doğrusu kadın erkek neden evlenir şeklinde olabilir veya aile niçin kurulur gibi olmalıdır.

      Tenkit maksatıyla söylemiyorum, anlamanızı rica ederim.

      Farklı iki birey gibi olsak dahi esasında karı-koca et ve kemik gibi birdir, bütündür.
      Bunları ayırıp, erkek neden evlenir, kadın neden evlenir gibi bireysel sorular sorarsanız cevaplarınızın istikameti değişir.
      Bu cevabınıza istinaden sormuş olduğunuz 2. soru ise mevzuyu tamamen farklılaştırıyor.
      Yani bir bütünü parçalayıp, bu bir parça üzerinde odaklanıyorsunuz.

      Zaten evliliklerdeki en büyük problemler “ben” ‘liktikten kaynaklanmaktadır. Doğrusu “biz” olmalıdır.
      Yani erkek diyor ki “benim isteklerim, benim ihtiyaçlarım karşılanmıyor” veya sizin tabirinizle vasatın altına düşüyor. Benzer şekilde kadında aynı şeyleri söylüyor.

      İstikamet tamamen değiştiği için, bu sefer 2. soruya verdiğiniz cevaplarda işi dahada çıkmaza sokuyor. Esasında çözüm değil. Neyi çözüyorsunuz, vasat altına düşmüş bir/iki ihtiyacı, isteği tatmin etmiş oluyorsunuz ama diğer tüm aile mefhumunu ve birey(lerin)i silip atıyorsunuz.

      Esasında mevzu derin ancak naçizane tavsiyem problemlerin kaynaklarına inip çözmektir.
      Mesela çocuğu olmayan bir çiftin bunun tedavisi için uğraşması veya bu arzuyu kalbinden çıkarması veya bu istek ve enerjisini başka çocuklara aktarması v.b. gibi gibi gibi…
      Aileyi yıkmak yerine veya aileyi zedelemek yerine….

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Yahya Kardeş’e

        Soru yanlış değil doğru.

        Çünkü sorunun muhatabı yazının başından da NET olarak anlaşılacağı gibi KADINLAR.

        “erkek diyor ki “benim isteklerim, benim ihtiyaçlarım karşılanmıyor” veya sizin tabirinizle vasatın altına düşüyor. Benzer şekilde kadında aynı şeyleri söylüyor” DEMİŞSİN

        Bu doğru, ancak burada göz ardı ettiğin “büyük ve önemli bir ayrıntı” var.

        Erkeklerin ihtiyacı ve kadınların ihtiyacı arasında ki uçurum.

        İstersen bu soruyu bir de erkeklere soralım ve iki cins arasında ki cevapları karşılaştıralım ve sonucu beraber analiz edelim.

        KADINLAR NEDEN EVLENİR?

        • Yahya diyor ki:

          Abdullah Bey,

          Sizi iyi anlıyorum ancak yaratılışa bakarsanız ve ayetleri incelerseniz. Kadın erkek birbirine muhtaç ve birbirini tamamlasın diye yartılmış. Yapboz gibi düşünebilirsiniz, tek başına bir parça bir şey ifade etmez; ancak bütün parçalar bir araya geldimi bir resim ortaya çıkar.
          “Bence” sizin sormuş olduğunuz kadınlar neden evlenir, yada erkekler neden evlenir sorusu; basite indirgersek bir yapboz parçası niye diğer bir yapboz parçasıyla birleşir veya bu büyük resmin niye bir parçası olur gibi anlam çıkıyor.

          Mesela toplumunu oluşturan en küçük birim ailedir, denir.

          Netice olarak Rabbimiz insanlar birbirleriyle tanışsın, kaynaşsın, çoğalsın diye bizlere bazı fıtri duygular, hevesler vermiştir. Biz bu sayede karşı cinse ilgi duyuyoruz vs.
          [içgüdü, temel ihtiyaçlar, hayvansal ihtiyaç/güdü vs.. de diyorlar]
          Ancak bu heves ve duygular aynı zamanda diğer mahlukata da verilmiştir. Bizi diğerlerinden ayıran ve eşrefi mahluk kılan bazı niteliklerimiz/özelliklerimiz vardır.

          Dolayısıyla siz bu soruları sorduğunuzda, alacağımız cevap 3 aşağı 5 yukarı aynı olacaktır.
          Buna istinaden sorduğunuz 2. soruda, yani bu istekler karşılanmazsa ne olacak?, sorusuna cevabımız ise; rabbimiz sabır gösterin, onda başka hikmetler vardır olacaktır.
          Dahada olmazsa, cevabımız boşanma olacaktır.

          Ancak komiktir ve ibretliktir ki, amerikada bir kısım evlilik, sadece tuvalet kapağının kapatılıp kapatılmamasından bitmiştir. Yine bir kısım evlilik diş macununun kapağının kapatılıp kapatılmamasından bitmiştir. Araştırabilirsiniz…

          Neticede şahsi tecrübem ile sabittir, yeni bir evlilik dahi yapsak eskiden vasat olan ihtiyaçlarımız belki süper bir şekilde karşılanacak ve daha önce süper karşılanan ihtiyaçlarımız bu seferde vasat bir şekilde karşılanacak…
          bitmez :)

  27. Andullah Bir diyor ki:

    Çevremde gördüğüm tüm evliliklerde kadınlar kocalarını avucunun içinde maymun gibi oynatıyorlar.

    Çocuklar kız çocuğuysa büyüdüklerinde resmen evde baba; karısı ve cadı kızları tarafından köle konumuna getiriliyor.

    (Erkeğin görevi:) çalış kazan karının kızların harcamalarına para yetiştiren bir köle(olmak). Böyle bir evde erkeğin hükmü geçmez, (erkek o evde) sadece kullanılan bir objedir.

    Gel gel, git git, otur otur, onunla görüşemezsin, bununla görüşebilirsin…
    Erkeğin ailesi zaten gelemez.

    Kimmmmmse kusura bakmasın türkiyede evlilikler (erkeğin-kocanın) karısı ve karısının ailesi tarafından erkeğin esaret altına alıp istediğini yaptırmak için gerçekleştiriliyor. Köle gibi kullanılan, hizmetçi, kapıcı, servisçi, ayakçı, taşımacı, bankamatik olarak kullanılan, karılarının ve kızlarının elinde top gibi oynanan zavallı varlıklar erkekler.

    Türkiyede evli kadınlar çalışmaz evde oturur koca çalışır ama evi, parayı getiren değilde kocanın parasına muhtaç kadın yönetir, (evde) kadının düdüğü öter erkek kadına uyar.

    Buradan erkeklere sesleniyorum evlendiyseniz her şey karşılıklı olmalı, (karınızı) sayıyorsanız ondanda saygı bekleyeceksiniz, siz eve para getiriyorsanız (karınız da size) kapıyı güler yüzle açmak (zorunda) Yemek yapmak kadına zor gelmemeli.

    (Mesela) cicim aylarından sonra kendi ütünüzü size yaptırmaya başladıysa, dolaptaki yemeği gidip ısıtıp yemeye başladıysanız, (karınız ve çocuklarınız evde olduğu halde) kapınızı anahtarınızla kendiniz açıyorsanız, üstüne evde yemek yok diye söylendiniz diye yatakta size ceza kesmişse ve bu aşağılık muameleleri evliliğin gerekleri olarak görüyor ve evliliğinizi sürdürüyorsanız daha beterini hak ediyorsunuz demektir.

    Ben (…) olacam da karım olacak kişi tüm emeğim, saygım, ilgime karşılık bana canı gönülden yemekler yapmayacak, evi kob götürecek, zile basınca koşa koşa gelip kapıyı açmığcak, ütülü bir gömlek istediğimde git kendin ütüle diyecek, bakımsız leş gibi kokan yağlı saçlarla ortalıkta dolanacak, akşama kadar utanmadan birde alışverişlerde kazancımı çatır çatır harcayacak… var ya o kadını “malımın yarısının gideceğini zerre kadar önemsemeden” anında anasının evine yollarım.

    Ama (maalesef) karısından memnun olmayan ( erkeklerin bir çoğu) “boşanırsam malımın yarısını alır” korkusu taşıdığından boşanmıyor, kadınlarda erkeklerin bu zaafını biliyor, “nasıl olsa beni boşayamaz o paralarına kıyamaz” diyor ve sizin burnunuzdan getirmeye devam ediyor.

    Kısaca paraya tapan erkeklerin hepsi kadınlar tarafından kullanılmaya mahkumdur. (Bir başka ifade ile kendi) parasıyla rezil olmak bu demek bence.

    Yani işin özü; erkekler yatak odası düşkünlüklerinden dolayı, birde paraları varsa, birde az akılları varsa hep çok hata yapmaya, pişman olmaya, sigara tüttürmeye devam edecekler.

    Allah para verdiği erkek kullarına akıl vermiyor bence bu adamlarla evlenen karılara akıl veriyor.

    NOT:Bu yazılanlara verilen cevabi yorumlardan sonra yukarıda ki bu yazılanlar ile ilgili ve kadınların ne kadar peşin hükümlü olduğunu ispat edecek bir açıklama yapacağım.

    • Biray diyor ki:

      Burada yazilanlarin bir cogunu baska bir konu basligi altinda (su anda konu basligini tam olarak cikaramadim) bir kadin tarafindan yorum olarak yazildigini hatirliyorum yaniliyor muyum acaba Abdullah bir bey?

    • Alperen diyor ki:

      Mübarek; kendi ismin/takma adın ile yazsaydın ya, aşağıdan yukarıya okuyarak geliyordum, aşağıdaki metinlerde “Abdullah Bir” isimli yorumcunun yazdıklarıyla bu yorumu bağdaştıramadım, bir de isme baktım “Andullah Bir”, neyi amaçlıyorsun bilmiyorum ama, insanları bu şekilde aldatmak da bir “aldatma”dır.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Alperen’e…

        Alperenler pratik zekalı olur beni bildiğim ama sen…

        Neyse…

        Q klavyede “b ve n” harflerinin nerede olduğuna, birbirleri ile ilişkilerine bak, sonra yukarıda ki yorumun altında ki NOT kısmını tekrar oku, akabinde kendi yazdıklarına dair değerlendirmeni yeniden yap. Ve daha sonra da burada pişpanlığını ve özünü dile getir. Bekliyorum.

    • Alperen diyor ki:

      Madem yazıdakilere de bir cevap olsun.
      “Onlarla (kadınlarla) güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız (sabredin). Hoşlanmadığınız bir şeyi Allah, çok hayırlı kılmış olabilir.” (Nisa S., 4/19)
      “Bir kimse, hanımına buğzetmesin, kin tutmasın. Onda hoşlanmadığı huylar varsa, ona mukabil, memnun olacağı huylar da vardır.” (Müslim, Rada, 61)

      Kadının da, erkeğin de sorumlulukları bellidir. Erkek/Kadın evinde krallar/kraliçeler gibi yaşamak için evlendilerse her ikisi de bunun gereğini yerine getirmelidir. Bir tarafın yaptığı bir güzellik karşı tarafın güzelliğini celbeder, bu güzellik: bir gülümseme, güzel bir karşılama, sevilen bir yemek olabilir ve büyük ihtimalle yine güzel bir bakış, bir sarılma, bir taltif ile karşılık bulacaktır. Bu davranışlar arttıkça fakirhaneler bile saray olur Allah’ın izniyle…

    • meryem diyor ki:

      Andullah Bir Bey / Abdullah Bir Bey

      Aynı kişi misiniz bilmiyorum ama yazı uslübu birbirine benziyor. Yukarıdaki yorumun ıspata ihtiyacı yok, bu sitede bir kadın yorumcu tarafından yazılmıştı. O üç nokta koyduğunuz yerler yani ” ben … olsam şunu yapardım vs. ile devam eden cümlelerin eksik kısmı ” ben erkek olsaydım ” diyor yorumcu ve devamını getiriyor. Feminist derneklerin çalışmalarını, erkekleri bu kadar kötülemelerini, herkesi zan altında bıraktıklarını , ailenin temeline dinamit yerleştirdiklerini biliyorum, onaylamıyorum. Lakin yukarıdaki yorumu yazan hanım efendinin de yorumunu da onaylamıyorum. Çok fazla abartmış. Genelleme yapmış ve gözümde feminist kadın derneklerinden bir farkı yok. Yangın var ve insanlar körükle gidiyor. Sakin olup körük yerine yangına SU taşıyıp yangını söndürmemiz gerek.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Meryem Hanım’a

        “Aynı kişi misiniz bilmiyorum ama yazı uslübu birbirine benziyor.” DEMİŞSİN

        Yukarıda ki yorumun isim kısmında “Andullah” yazmasının sebebi yukarıda ki yorumu hızlı yazarken “b” harfi yerine farkında olmadan ilgili harfin hemen yanında ki “n” harfine basmamdır. Bunu seninle aynı hataya düşen Alperen kardeşime de farklı şekilde açıkladım.

        “bu sitede bir kadın yorumcu tarafından yazılmıştı” DEMİŞSİN

        Doğru, bu yorum bana ait değil. Bunu da o yorumun altına yazdığım not kısmında aşağıda açıkladığım nedenden ötürü “üstü kapalı” bir şekilde belirtmiştim. (Ama sizin “uslubunuz çok benziyor” ve ” bu yorum bu sitede daha önce bir bayan tarafından yazılmış” ifadeleriniz bir biri ile TEZAT)

        Bu yorumun kendime ait olmadığını açık sekil de yazmamamın sebebi ise sitede ki Feminazi’lerin “erkek değil misiniz hepiniz aynısınız, kendi yaşadığınız problemleri genele yaymayın, senin gibi kadın düşmanlarından başka bir şey beklenmez zaten” vb yorumlar ile NE KADAR PEŞİN HÜKÜMLÜ” olduklarını kanıtlama maksatlıydı.

        Parantez içinde yazılan eklemeler ise cümlelerin daha iyi anlaşılır olmasını sağlamak amacıyla ( ifadelerin anlam bütünlüğü korunarak) tarafımdan eklenmiştir.

        Sonuç:

        Başkasının yorumunu sahiplenmek gibi bir amacım ve buna ihtiyacım da yok. Kendi bilgim, ifade kabiliyetim ile 4,5 yıldır bu platformda yazdığım-yayınlanan 1000 e yakın yorum bunun en güzel delilidir. Siz de bunun en yakın sahitlerinden birisisiniz.

        Yukarıda ki yorumu yazan hanımın görüşlerine katılıp-katılmamak ise sizin şahsi tercihiniz.

    • hakan 1 diyor ki:

      Bu yorumun orjinalini de okumuştum. Şimdi bir vesile ile tekrar yazılması çok iyi olmuş. Erkeklerin (!) halinin vahametini çok güzel anlatmış.

      Bu yorumu okurken sonu boşanma ile biten kendi evliliğimin giriş-gelişme-sonuç kısmını tekrar yaşamış oldum. Yorumu yapanın ve tekrar gündeme getirenin ellerine-gönüllerine sağlık.

      1) Erkekler kız çocuğu gibi yetiştiriliyor. Aileler oğullarının; kendiliğinden ERKEKLİĞİ öğrenmelerini umuyor. Fakat oğlanlar geç yaşlarına kadar hayatı tanıyamıyor

      2) Erkekler, evliliğin sorumluluğunu bilmiyor, problem çözemiyor, kendisi “BAKIMA MUHTAÇ” yaşıyor

      3) Aynı ortamda, erkeklerle yarışarak; zamanla ERKEKLİĞE olan bütün saygısını yitirmiş feminist kızlar yetiştiren 14 milyon kişilik EĞİTİM harıl harıl işliyor

      4) Kanunlar ve mahkemelerin HAKLI tanımı; KADIN OLMAK diye değiştirilmiş. Aile için BİR DÜŞMAN görülen BABALIK kurumu devlet baba tarafından eziliyor

      5) Çare arayan insanlar DEVLETE şikayetle bunun sonlandırılacağını zannediyor; enerjilerini boşa harcıyorlar

      6) AİLE İÇİ ŞİDDET artıyor; fakat eziyet gören ERKEKLER. ZALİM KADIN-AKRABALAR-AVUKAT üçlüsü erkekleri soyup soğana çeviriyor.

      7) Erkekler için iş bulmak-emeğinin karşılığını almak-maddi refah kazanmak gittikçe zorlaşıyor. EKSİK ve DÜŞÜK RANDIMANLA ÇALIŞAN KADINLAR; diğer çalışan erkeklerin emekleri ile BESLENİYOR (bu maddeye itiraz edeceklere peşin not: eğer kadınların erkeklerin sırtından geçindiğini inkar ediyorsanız POZİTİF AYRIMCILIĞIN bitirilmesi için çalışmanız gerekir).

      8) Maddi olarak altta kalan erkekler BEĞENİLMİYOR. Boşanmış bir erkekle “YAPAMAM” diyen kadınlar; zengin erkeklerle flört etmekte sakınca görmüyorlar…..

      9) Erkeklerin zayıf noktası ŞEHVETTİR. Büyük şirketleri, servetleri, makamları, savaşları, sağlığı, özgürlüğü kaybetmelerinin sebebleri arasında mutlaka ŞEHVET bulunur. FEMİNİSTLERİN sadece alay ettiği bu his, erkeği karısına karşı ÇARESİZ bırakmaktadır.

      10) Bir müslümanın HELAL EVLİLİK yapması için BÜTÜN KAPILAR kapatılıyor. Evlenenlerin bir kısmı, tam anlamıyla ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜYORLAR.

      11) Kızların beyinlerini yıkayan; erkekleri fuhuş bataklığına sürükleyen her türlü PROPAGANDA ÇOĞALARAK ARTIYOR

      Bir CIA yetkilisi, “İslamcılar tespit yapmayı çok iyi bilirler. Fakat bir sonuca ulaşamazlar.” demişti.

      Naçizane tespitlerim bunlar. Bunları bilince neyi değiştirebilirim? Milletçe düştüğümüz KURT KAPANINDAN nasıl kurtulabiliriz?
      Yukarıdaki yorumun sahibi çözümü “zaten ölmüşsün, boşan da bari şerefini kurtar” diye bitirmişti.

      Daha yapıcı bir çözümü olan var mı?

      • Feyza diyor ki:

        Kurtulus yakin zamanda kolay gozukmuyor. Ahir zamanin da ahirini yasiyor oldugumuz icin bu manzaralar cok sasilacak seyler degil Hakan bey. Umumi ve ilahi bir temizligin bazi degerleri yerine tekrar oturacagina inaniyorum. O zamani biz gorur muyuz, bizden sonraki nesiller mi gorur bunu bilemiyoruz ama madem siz hala hayattasiniz ve hayat devam ediyor, saliha olduguna inandigimiz bir hanim bulursaniz tekrar evlenin. En azindan dunyayi kurtaramasaniz da kendi ekseninizde mutlu edebileceginiz ve sizi mutlu edebilecek insanlarin oldugu kucuk ve yasanilasi bir dunyaniz olur. Allahu Teala nelere kaadir degil ki..

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Hakan 1 Kardeş’e

        ““İslamcılar tespit yapmayı çok iyi bilirler. Fakat bir sonuca ulaşamazlar.”

        Adam doğru söylemiş.

        Ama 100 basamaklı merdivenin tepesine çıkmak için önce ilk basamağa basmak lazım.

        Yani, bir sorunu ortadan kaldırmanın ilk sartı “PROBLEMİ DOĞRU TESPİT ETMEK” dir.

        Bu yola baş koymuşlar bu tespit işini başarmak üzereyiz insaallah.

        Gerisinin nasıl olacağını Allah bilir.

        Çünkü biz Şeytan ve usakları ile yaptığımız bu savaşı “kazanmakla” değil, Şeytana karşı Allah’ın safında olmakla mukellefiz.

        Ayrıca yukarıda ki TESPİT’ler senin sahsına ait ise seni, başkasına ait ise yapan ADAM’ı tebrik ediyorum.

        Selametle kal…

    • Yahya diyor ki:

      Ben bu yorumu yazan kadını merak ediyorum, evli mi çocuk çocuğu var mı vs.
      Otla samanı fena halde birbirine karıştırmış.

      Öyle bir boşarsın ki… para mara görmez gözün!
      sadece sevgin ve çocuğun varsa durum değişir.

  28. Nazif diyor ki:

    @ Sema Hanım ın mevzubahis konuda yetkililere daha kolay ulaşabileceğini düşünenlere ;

    Sema Hanım başımızdakilerin her yaptığını onaylamadığı için, yanlışlarını mertçe dile getirdiği için üst mevkilerdeki insanlara kolay kolay ulaşamaz.
    Üstümüzdekiler, O’nun dediklerini kulak ardı ederler.

    • Yahya diyor ki:

      Bu her zaman böyledir. İslamın doğuşu da böyle olmamış mıdır?

      Zaten aksi olursa korkun bu işte bir iş var deyin. Ör. Harun Yahya, kitapları bedava dağıtılıyor, bilmem kaç dilde tercümesi var. yurt dışında çok iyi tanınıyor ve biliniyor.

      İşte bundan sonrası bizim görevimiz. Tabii ki onlar/bunlar kulak arkası edecekler bizde tekrar tekrar gözlerine sokacağız.

      Yorumlarımda genellikle, lütfen başkalarına da göndererin, resmi kurumlarada gönderin diye rica ediyorum.

  29. Emine diyor ki:

    Bu yazıyı tamamen haklı bulmak mümkün değil. Erkeğin kadına uyguladığı şiddete karşı yürütülen kampanyalar ve bilinçlendirme programları tüm erkeklerin şiddet uyguladığı gibi bir anlayışla yapılmıyor. Şiddet mağduru olan cinsiyet, naif yapılarının istismara daha açık olması nedeniyle genellikle kadınlar oluyor. Bu mağduriyeti örtbas etmeye gerek yok. Erkeklerin mağduriyetleri ise ayrı bir konu olarak değerlendirilmeliydi. Şiddet gören kadınlara toplumca dikkat çekilmesi ve hakkaniyete çağırılmasını amaçlayan çalışmalar hedef gösterilerek dile getirilmemeliydi. Söz konusu edilmesi gereken insan hakkıdır, kul hakkıdır. Videolarda izlediğiniz profilde olan erkeklere de çevremizde çok da nadir karşılaşmıyoruz. Bu tür kişilerin hastalıklı olduğunu dile getiriyor olsanız da maalesef!

    • serkan cnakurban diyor ki:

      Emine hanım en son kimden dayak yediniz,yada yiyen birini gördünüz.Topluca bütün erkeklerin günahlarını alan bu tip videolara destek vererek bütün erkeklerin günahlarını almadan anlatırmısınız?

      Aile’yi korumak erkeği dizginlemek olarak kafanıza kazınmış.Sanıyorsunuz ki şiddet tek boyutlu bir olgu ve sadece erkek tarafından kadına uygulanıyor.Bence sizde erkeğe baskıya şiddete karşı değilsiniz.Kul hakkı o da insanmış gibi anlayışınız malesef yok.Yine bence başka bir derdinizin acısını genelden çıkarmaya çalışıyorsunuz.

      • Emine diyor ki:

        serkan cnakurban bey;
        Yorumuma yaptığınız yorumunuzu okurken şaşırmadan edemedim. Demek ki insan nasıl anlamak istiyorsa öyle bakıyor, öyle anlıyormuş. Size önerim yazımı yeniden okumanız. Ya da daha iyisi önyargılarınızı gözden geçirmeniz.

        • Yusuf diyor ki:

          Emine Hanım, belli ki, Sema Hanım’ın yazısını anlamamışsınız. Bence önyargıyı bir kenara atarak tekrar okursanız, hak verirsiniz.

  30. Hacıseyit Özkan diyor ki:

    Sema hanım biz çok alt kademede insanlarız, bu yazıları okuyup okuyup yutkunuyor, tam düşündüğümüz gibi yazmış diye gülümsüyoruz. Halbuki sizler isim yapmış insanlarsınız. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Aile bakanımıza ulaşamıyor musunuz? Onlara ulaşacak hatırı sayılır insanlardan tanımıyor musunuz?
    Lütfen bu işe çozüm bulma imkanı olan insanlara ulaşın. Lütfen.

    • Yusuf diyor ki:

      Bu problemin şuuruna ermiş olan herkes, Sema Hanım’ın bu yazısını tüm tanıdıklarına ulaştırırsa, gün gelir, Başbakan’a da ulaşır, Cumhurbaşkanına da. Yeter ki biz duyarlı olmaya devam edelim ve Allah rızası için gayret edelim.

      • Yahya diyor ki:

        E devlette cumhurbaşkanına yazın diye bir bölüm var
        Yine başbakanlığa yazın (bimer) diye bir bölüm var.
        Bunlara 3-5 kişi yazsak belki göz ardı edilir ancak.
        bir 100 kişi yazsa belki dikkat çeker…

    • Yahya diyor ki:

      Lütfen kendi potansiyelinizi küçümsemeyin.

      Dinimizde böyle az ve öz sayıda insanlar ile yayıldı.
      Mesele nicelik değil, niteliktir.

  31. murat diyor ki:

    öncelikle duyarlılığınız için teseşşür ederim. bu konuyu erkeklerin savunması gerekirken korku ve sinmişlikle susmaları , konusanların ise bizzat önce erkekler tarafından afaroz edilmeleri artık olagan bir hal almışken sizin bu konuyu dile getirmenizden buruk bir mutluluk duydum.belki biraz da cesaret :)
    tekrar türk erkekleri adına tesekkür eder çalışmalarınızda basarılar dilerim

  32. Sadık diyor ki:

    Bu toplumu birkaç asırdır var eden aile kurumu çatirdamak üzere. Sonra tam Avrupalı oluruz. Içi boş ruhsuz ve anlamsiz. Artık öyleyse geçmiş olsun. .. Geçmiş olsun. .. Geçmiş olsun …

  33. Esma diyor ki:

    Gereksiz bir yazı..

  34. Sedat diyor ki:

    Allah sizden razi olsun yazan elleriniz ve dusunceleriniz eksik olmasin bir toplumun eksiklikleri bu kadar guzel yazilabilirdi tekrar tekrar Allah sizden razi olsun ama umarim hukumetimiz ve ilgili kisiler bu konuya bi el atarlar hayirli geceler Allah yarve yardimciniz olsun…

  35. hüzün gecesi diyor ki:

    Selamlar Sema Hanım,
    Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bundan önceki iki yazınızda biraz abartı var gibi gelmişti bana. Ta ki takipçiniz olduğum için yine sizin vesilenizle 2-3 gün önce twitterda kadem ve mor çatının sayfalarıyla karşılaşana kadar. Hele mor çatı dehşet bir şey. Müslüman mahallesinde nasıl bu kadar salyangoz sattıklarına hayret ettim ilk önce. Daha sonra on yıllardır bu memlekette, müslümanların kendilerine yapılan zulümlere karşı sessiz kaldıklarını görünce bunun normal olduğunu düşünmek zorunda kaldım. Ne yazık ki “izm”ci-ideolojik kafalar her istediklerini gerekirse yaygara kopararak alırken, biz müslümanlar sessiz kalarak problemlerin çözülmesini bekliyoruz. Erkeklerin aşağılanması söz konusu olduğu halde meselenin bizzat muhatabı olan erkek yazarlar neden bu konuları ele alıp, bazı hususlarda hemcinslerine öncülük etmiyorlar? (Çaba gösteren varsa da ben bilmiyor olabilirim. İsim verirseniz onların yazılarını da takip edebilirim.)
    Bir 5-10 yıl sonra Avrupai bir hayat yaşanan Türkiye tablosuyla karşılaşmak istemiyorsak, durumun ciddiyetinin farkında olan beyler ve hanımlar olarak taşın altına elimizi koymamız lazım. Ben bireysel olarak bakan hanımın twitter hesabına,feminazilerin vereceği haklara ihtiyacım olmadığını uzun bir süre önce yazmıştım. Arada bir sitem twiti atıp çıkıyorum yine. Benim bir iki şey yazmamla durum değişmez elbette ;ama en azından safımı belli ediyorum.
    Sema hanım, kabul ederseniz nacizane bir önerim olacaktı. Sosyal medya bu zamanın güçlü silahlarından biri haline geldi malum. Şu gün şu saatte şu tag ile twitter etkinliği yapalım deseniz, biz de destek versek tt olursak ses getirip farkındalık oluşturabiliriz belki. Yazın kpss gruplarının yaptığı geniş çaplı twit etkinliğinden sonra başbakanımız. fetöden sonra pkk mensubu kamu çalışanları hakkında da soruşturmaların başlayacağı yönünde açıklama yapmıştı. Denemekle kaybedecek bir şeyimiz yok diye düşünüyorum.
    Bu arada videoda yansıtılan subliminal mesajları çok iyi anlatmışsınz. Ben bunu hiç fark etmemiştim açıkçası. Teşekkürler…

    • Yahya diyor ki:

      Mor Çatının mazisini ve arkasındakileri bilseniz daha dehşete düşersiniz.

      Üzülerek, kendi karım dahi “mor”un efsununa kapılarak, “çatı”nın altında kaldı. Rabbim en doğrusunu bilir.

      Sema hanımın, fikirlerinin, ve eserlerinin duyurulması için şahsen ben gayret ediyorum, yorumlarımda özellikle belirtiyorum.
      Ancak sosyal medyadan önce direkt c.başkanlığına, b.bakanlığa ve ilgili aile bakanlığına yazılı ve e-ortamdan ulaşarak, Sema hanımın sesini duyurmasına yardımcı olabiliriz. Örneğin e-devlet üzerinden bir çok kuruma yazabilirsiniz. Hem de ilgili kurumlar size dönüş yapmak zorunda…

      • hüzün gecesi diyor ki:

        Yahya Bey,
        Öncelikle Allah yar ve yardımcınız olsun, imtihanınızı kolaylaştırsın. Eş ve evlat ile imtihan, imtihanların en zoru olsa gerek.
        Sema Hanım’ın yazılarının-eserlerinin yayılması hususunda sizinle hemfikirim. Mümkün mertebe bu yazıları paylaşıyorum; fakat okuma özürlü bir toplum olduğumuz için linke tıklayıp okumaya üşeniyor millet. Kopyala yapıştır yapmayı da yazarın rızasının olup olmadığını bilmediğim için yapmıyorum. Bimer’e de şikayeti yaptık hayırlısı inşaAllah.

        • Yahya diyor ki:

          Sn. Hüzün Gecesi,

          Öncelikle teşekkür ederim. Hakkımızda hayırlısı olsun inşAllah.

          Usulen (akademik olarak), paylaşılan yazıların kaynakları/linkleri belirtilir.
          Eğer içinize sinmiyorsa, sitenin yazı işleriyle ilgilenen Tuğba hnmdan izin isteyebilirsiniz.

          Bimer’e şikayette bulundum netice tam bir fiyasko. Sema hanımın bimere şikayet edelim sayfasında aldığım cevabı paylaştım.
          sn. reis-i cumhurdan şimdilik bir dönüş yok!

  36. Cengiz Eryılmaz diyor ki:

    Yazan ellerin dert görmesin. Allah bu yarayı böyle güzel dile getirdiğin için senden razı olsun. Müsadenizle yazınızı parça parça paylaşacağım. Uzun olunca okumaz bizim milletimiz. malum.

  37. Derman() diyor ki:

    Bizler toplum olarak eleştirmeyi iyi biliyoruz.Yani herkes çevresinde ne yaşıyorsa ona göre konuşuyor.Erkeklerden zulum gören kadınlar erkeklere taş atıyor;kadınlardan zulum gören kadınlar erkeklere taş atıyor.Bu karşılıklı çatışmaya yangına körükler gider gibi gitmemeliyiz.Böyle hiç bir problem çözülmez.
    Şimdi sözüm sitede KADEM” in faaliyetlerinden hoşlanmayanlara.Sema Hanım elinden geldiğince insanları aydınlatmaya çalışıyor.Bunu yazılarında ve faaliyetlerinde görüyoruz.Fakat ne yazık ki sitede yorum yazanların tek yaptığı konu başlığı altında yorum yapmak.Vah şöyle oldu vah böyle oldu.Bende şahsen BU KAMU SPOTUNDAN HİÇİ Mİ MENNUN OLMADIM.TABİ BU TEPKİN BURDA YORUM YAZMAKLA KALMAYACAK.KADEM’İN sitesine girip buraya herkesin mesaj atmasını ve tepkisini göstermesini istiyorum.Zaten yönetim kadrosuna bir şekilde ulaşılıp hatalarını anlatabiliriz.
    İnanın feministler kadem’in bu şekilde sürekli arayıp algılarını etkileyip bu şekilde reklam yapmalarına neden oluyordur.Onlar yapabiliyorsa bizde yapabiliriz.Artık günümüzde fikirlerimizi bürokratlara ulaştırmak çok kolay.BİMER’İ falan kullanabiliriz.
    Bu arada reklamda oynayan kadın gayet güzel.Yani şirin bir kadın.Kişinin böyle eşi olsa inanın sürekli ona şefkat besler.Ama gerçek hayatta böyle değil.Adam ayrı kadın ayrı.Kadın adama bakıyor bune;adam kadına bakıyor bune.Yani kamu spotu çok basit yapılmış.
    Bizim seneler önce böyle sürekli dayak yiyen bir kadın komşumuz vardı.Kadının bir kolu dövmeli bir koluda biraz izliydi.Heralde jiletle faça atmıştı.Adam zaten akıllara zarar.Yani reklam çekeceklerse biraz gerçekçi olsunlar.Gerçek hayattan insan kullansınlar.Heralde Fox Tv’nin dizilerini çeken yönetmenlere yaptırmışlar bu reklamı.Zeka(!) ürünü bir şeymiş.Herkes üzerine alınsın.

  38. Abdullah Bir diyor ki:

    Ülke gündemi yogun vede birileri bu gündem yoğunluğunda, “bulanık suda balık avlamak” istediğinden yurdumun insanlarının coğu AİLE YAPIMIZDA Kİ TEHLİKENİN FARKINDA DEĞİL.

    Tehlike büyük ve durum sanıldığından daha ciddi ve her gecen gün daha da kötüye gidiyor.

    Toplumun son zamanlarda sık sık muhatap oldugu ÜST AKIL ifadesinin-yapısının TEMEL-ASIL AMACI kadın hakları, kadına siddeti önleme, aileyi koruma MASKESİ ile kamufule etmeye calıştıkları sey (yaratılış programı gereği duygusal ve faydasına görünen yönlendirmelerden cabuk etkilenen) kadını KOCASINA KARSI ASİLEŞTİREREK ve ERKEGİ İTİBARSIZLAŞTIRARAK, KANUNLAR İLE ELİNİ KOLUNU BAĞLAYARARAK ve ERKEĞİ-KOCAYI DEVLET ELİYLE KADINA KÖLE YAPARAK AİLEYİ PARCALAMAK.

    Olaylara, insanlara ve vakıalara herkesin baktığı yerden (tek boyutlu) bakarsanız herkesin gördüğünden farklı bir şey (gerçekleri) görmeniz mümkün değildir.

    Bir olayı-problemi doğru olarak tespit ve analız etmenin ve akabinde de doğru bir sonuca ulaşmanın ilk sartı “DOĞRU NOKTADAN YOLA ÇIKMAKTIR” tır.

    İnsanlarımızın çoğu belli çevrelerin “algı operasyonu” na maruz kalmanın etkisi ile olayları (sebep-sonuç ilişkisi anlamında) en başından değil ortasından değerlendirmeye başladığı için haliyle kafalarında ulaştıkları sonuç da yanlış oluyor.
    Türk kadınlarının coğu da bu hastalığa (yönlendirilmeye-algı operasyonuna) yakalanmıştır.

    Sistemli bir algı operasyonuna maruz kalan kadınalrımızın coğunluğu Allah’ın verdiği haklar ile yetinmeyen, bu haklar işine gelmediği için daha fazlasını isteyen canavara dönüşmüştür.

    Kadınlarımız Kuran hükümlerine ters, aykırı “ithal medeni kanun”un kendilerine sağladığı bir takım HAKSIZ MADDİ KAZANIMLARI Allah’ın kendisine verdiği haklara TERCİH EDEN günümüzün sözde Müslüman kadınları ŞİRRETLİK-AZGINLIK da sınır tanımaz hale gelmiştir.

    Ülkemizde ki evliliklerde, kadınların azgınlığı ve şirretliği nedeniyle yaşanan boşanma süreclerinde ve boşandıktan sonra yaşanan sıkıntıların temelinde kadınların boşandıkları kocalarını PERİŞAN ve YOK EDİLMESİ GEREKEN DÜŞMAN olarak görmelerine sebep olan NEFSANİ ve ŞEYTANİ düşünce şeklinden başka bir şey değildir.

    Bir başka ifade ile kocasına, dolalı olarak da Allah’a ettiği İSYANI, HAK ARAMAK ve DOĞAL HAKKI olarak görmek suretiyle farkında olmayarak hem dünyasını hem ahiretini heba etmektedir.

    SONUÇ:

    Sözde KADIN HAKLARINI koruyan derneklerın İSTİSNAZSIZ TAMAMI (KADEM de dahil) bu konu üzerinden AVRUPA BİRLİĞİ FONLARINDAN RANT elde etmeyi temel amac edinmiş çanak yalayıcılarıdır ve onların kılavuz oldugu her konularda onlara tabi olanların burnu pislikden cıkmamıştır vede asla çıkmayacaktır.

    • adem diyor ki:

      bu yazının altına imzamı basıyorum. isterlerse başlarını yüz defa örtsünler. kimin kızı oğlu derneği olduğu önemli değil KADEM de dahil kadın derneklerini Allah cennetlerine almasın. Allah kendi verdiğ ihakları yetersiz gören bu derneklerden bu vatanı kurtarsın. onların ibretlik sonunu bize göstersin. ezdikleri ve ezilmesine sebep oldukları erkeklerin ahları aheste aheste çıksın onlardan. Allah sema maraşlı gibi aklı çalışan milletinin bir çıkarını şahsının bin menfaatine feda eden kadınların sayısını artırsın. ALLAHIM NE OLUR BU DEVRAN BİTSİN. BU MODERN KÖLELİK/ KADINA KÖLELİK BİTSİN. KENDİNİZİ EZDİRMEYİN ARKADAŞLAR. BEN BOŞANIYORUM AMA KENDİMİ EZDİRMEYECEĞİM. SİZ DE EZDİRMEYİN. BEN BAŞ KALDIRIYORUM BU KANUNLARA SİZDE SONUNA KADAR BAŞINIZI DİK TUTUN. ÖLECEKSEK DE ADAM GİBİ ÖLÜRÜZ.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        ADEM kardeşim’e

        “Zalimin zulmüne uğramış bir Mazlum olarak” ettiğin dualarına Müslüman bir insan olarak canı gönülden AMİN diyorum…

        Allah imtihanını kolaylaştırsın ve bu mücadelede sana sabır versin. (amin)

        Ayrıca;

        Medeni Hukuk konusu (özellikle nafaka, tazminat, boşanma konuları) uzmanlık alanım, talep etmen halinde içinde bulunduğun boşanma sürecinde sana pratik bilgiler, yasanın incelikleri, sürecin çabuk sonuçlanması, yargıtay kararları vb konularda yardımcı olabilirim.

        • Emine diyor ki:

          Sayın Adem ve Abdullah Bir;
          Acaba Allah’ın kadına verdiği haklardan sizin yeterince haberiniz var mı ki “KADEM de dahil kadın derneklerini Allah cennetlerine almasın. Allah kendi verdiği hakları yetersiz gören bu derneklerden bu vatanı kurtarsın” diyorsunuz. Siz de toplu infaz yapıyorsunuz gördüğüm kadarıyla. Ettiğiniz bedduadan nasibinizi almaktan korkmuyor musunuz? Etrafınızdaki hangi kadın sizlere neler yaşattıysa onun kiniyle hareket etmemenizi öneririm.

          • adem diyor ki:

            ha birde siz erkeklerin haklarını yazar mısınız boşanma durumunda. ben şahıslara karşı kinli kinci bir insan değilim. kızdığım bu yapıların aile birliğimizi gözümüzün içine baka baka bozmaları. tahrip etmeleri.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Emine’ye

            VAR…

            Seni ne kadar ilgilendirir bilmiyorum ama “Allah’ın kadınlara verdiği haklar ve kocaya karşı kadına yüklediği sorumluluklar” uzmanlık alanlarımdan birisi.

            Bunların ne olduğunu öğrenmek istersen Kuran-ı Kerim de ki NİSA-AZHAB-BAKARA surelerine bak.

            Bu surelerde mihir-evlenme-boşanma-nafaka-cocukların velayeti vb konular net olarak (ahkam ayetler ile) belirtilmiştir.

            Ayrıca;

            Hakkında bilgi sahibi olmadığınız konular ve kişiler hakkında fikir-hüküm sahibi olmayın. Yoksa “ateş size de dokunur”

            Çünkü zannın çoğu şeytandandır.

          • Emine diyor ki:

            Evet “zannın çoğu şeytandandır.” Benim de demek istediğim budur! Beddua etmeden konuşamayan kişiler için özellikle söylemek istiyorum bunu. Dediğinize göre bilginiz çok fazla. Allah mübarek etsin. İlminizle amel etmeyi nasip etsin o halde.

          • Yahya diyor ki:

            Devletin başı olarak bir dernek kuruyorsunuz adı,
            kadın ve demokrası
            bir kanun çıkarıyorsunuz,
            ailenin korunması ve kadına karşı şiddet
            görsel ve yazılı basında konu başlıkları,
            kadın ve aile…

            Peki “erkek” nerede? hadi isimlere takılmayalım.
            Muhteviyatına, icraatine bakıyorsun; keşke erkeği görmemezlikten gelse, sadece kadın ve çocukla ilgilense – ciddi erkek düşmanlığı yapıyor.

            16 yaşındaki kızı, sen soy git kulüplerde şarkı söylet, ona buna peşkeş çek. Ve daha nice şeyler yap, yaptırt, göz yum.

            malum kurum ve kuruluşlar bunların hiç birini görmesin, sesi çıkarmasın!

        • adem diyor ki:

          abdullah kardeş, çok teşekkür ederim. şimdilik ihtiyaç yok gibi. inşallahta olmaz. beklemekteyiz. anlaşmalı olması için. tekrardan çok teşekkür ederim.

          • adem diyor ki:

            boşanma durumunda ve boşanma sürecinde Allahın kadına verdiği haklardan haberim var. sizin var mı. varsa buraya yazın. bende neleri vermişim yazarım.

        • Yahya diyor ki:

          “Kötü ev sahibi, kiracısını ev sahibi yaparmış” Abdullah bey

          Avukatlarımız ya ite kaka iş yaparlar, yada merak etmeyin hallederiz derler icraate gelince 0. Avukatlık ücretleri zaten şaka gibi…

          Hukuk sistemimiz malum, adliyelerin hali içler acısı. bir dilekçe vermeye gittim ön büroya, 10 dak içinde 3 kişi boşanma dilekçesi vermeye geldi (yemin edeyim mi?)

          Hakimlerin kararları içler acısı… Aynı mevzuya biri elme diyor, diğeri armut!

          Yeni hakime ablam (Ohal sağ olsun), benden küçük, tecrübesiz, bir de demesin mi “bende temizlik, ev işleri yapmam, sevmemde zaten”.
          Gel şimdi buna niye boşanmak istediğini anlat… tarafsızlığına adaletine inan…!

          Bitti mi? Bitmedi… birde üzerine atılan iftiralar, yalanlar, rezillikler le uğraş…
          Çocuğun var mı… süper bir ekonomik ve psikolojik şiddet aracı…
          Çocuğun hakkı yok mu? Hani aile kanunları? icra ile mal gibi görürsün..!

          …bitmez!

      • Yahya diyor ki:

        Öldürmüyorlar kardeşim, süründürüyorlar :)

  39. hakan 1 diyor ki:

    Bu yazıyı gözleri dolarak okuyan erkekler var.

    Babalara-kocalara reva görülenlerin tek bahanesi ise “başka birilerinin zulüm etmiş olmaları”.

    Yorumlarında “şöyle yapan erkekler var” diyen kadınlara sesleniyorum. Çoğu kadın derneği ve DEVLET tarafından; (belki) cezalandırılması gereken İNSANLAR değil; sırf ERKEK olduğu için başka MASUMLAR cezalandırılıyor. O masumların; haksız yere cezalandırılması sizin çektikleriniz hafifletiyor mu?

    “Adem” isimli yorumcu; bu gidişle evlenme sorumluluğunu alacak erkek bulunamayacağını belirtmiş.

    Bir kadınla yuva kurmak erkek için bir KÜLFETTİR. Bu külfeti taşımaya RIZA gösteren NAMUSLU erkeklere CANAVAR muamelesi yapılması büyük bir ZULÜMDÜR.

    Neticede, sevgililer edinen nice ERKEK de vardır. Fakat, hiç bir kadın örgütü bu MESELEYLE ilgilenmez. Erkeklerin elinde, hayatları oyuncağa dönen, muhtaç olduğu SEVGİYİ hiçbir sevgilisinden göremeyen, kandırılan, malesef sadece ET muamalesi gören KADINLARIN dertleri, bu derneklere göre YOKTUR.

    Külfete rıza gösteren erkekler karısından tatlı bir samimiyet bekliyor. Başkalarının dolduruşuna gelerek, sert ve haşin muameleyi hiçbir kadın SEVGİLİSİne yapamıyor. fakat evlilik bağına girmiş namuslu KOCASINA herşeyi reva gören zalim kadınlar da varlar.

    “Feyza” hanım yorumunda “Ezilen ve şiddet gören kadınların üzerinden prim yaparak kendisine verilen hakkı suistimal edip, erkeğin hakkını gaspeden kadinlara kantarin topuzunu nasil da kacirdiklarini gosterebilmek” demiş. Bu yazıyı güzelce özetlemiş. Feyza hanımın bahsettiği hak gaspetme hali, bazı insanların karakteri olmuş. Başkalarının acıları üzerinden kendilerine prim sağlayan ZALİMLER güruhu oluşmuş.

    ZULME karşıyız. Zulüm yapanın cinsiyeti erkekse haber yapalım, yürüyüşler tertipleyelim, en ağır cezayı alması için YENİ KANUN çıkaralım; diğer bütün ERKEKLERİ bir tutalım diyenler; zalimin cinsiyeti kadın ise; “şimdi şu ortamda bunu görmezden gelelim” demekteler. İşte, nasıl ki kendi çocuğuna zulüm yaptı diye ANNELİK kurumuna kimse dil uzatamaz ise; adamın biri kendi ailesine hor davrandı diye BABALIK-KOCALIK kurumu kötülenemez.

    Ailenin yıkılması; erkeklerin en zayıf noktalarından vurulması ise aslında piyasaları canlandıran birşeydir. Evlerde yaşayan kişi sayısı azaldıkça SATIŞLAR artar. İnsanlar daha MÜSRİF davranır. Devletin geliri artar. Bu sebeple; ekonomik kalkınma, sanılanın aksine AİLENİN YIKILMASI ile hızlanır. İnternette araştırarak bilimsel kaynakları siz de bulabilirsiniz.

    Faizle iş yapan, dini hasassiyeti olan YÖNETİCELERİN; gerçekten ve bilerek AİLEYİ yıkmayı hedeflemelerine şaşırmamalıyız.

    Naçizane; yöneticilerin; kadın derneklerinin yıkıcı faaliyetleri konusunda bilgisiz olduğunu zannetmiyorum. Bilakis, bilerek ve isteyerek yapıyorlar.

    Neticide; insanların çoğunluğu KADIN DERNEKLERİNİN yalnızca masum olan ERKEKLERİN değil, masum olan KADINLARIN da gerçekte kötülüğünü istediklerini anlayamacak. Bazı kötü olayları bahane ederek, AİLEYE-NAMUSA ve İFFETE saldıracaklar.
    Bu oyunun farkına varanlar ise, oyunu oynatan kişilerden MEDET umuyorlar.

    Allah akibetimizi hayreylesin.

    • Feyza diyor ki:

      “Bir kadınla yuva kurmak erkek için bir KÜLFETTİR. Bu külfeti taşımaya RIZA gösteren NAMUSLU erkeklere CANAVAR muamelesi yapılması büyük bir ZULÜMDÜR.
      Neticede, sevgililer edinen nice ERKEK de vardır. Fakat, hiç bir kadın örgütü bu MESELEYLE ilgilenmez. Erkeklerin elinde, hayatları oyuncağa dönen, muhtaç olduğu SEVGİYİ hiçbir sevgilisinden göremeyen, kandırılan, malesef sadece ET muamalesi gören KADINLARIN dertleri, bu derneklere göre YOKTUR.
      Külfete rıza gösteren erkekler karısından tatlı bir samimiyet bekliyor. Başkalarının dolduruşuna gelerek, sert ve haşin muameleyi hiçbir kadın SEVGİLİSİne yapamıyor. fakat evlilik bağına girmiş namuslu KOCASINA herşeyi reva gören zalim kadınlar da varlar.”
      Yazinizin bu kismi da benim cok hosuma gitti. Cok net ozetlemissiniz, tebrik ederim.

      • Adem diyor ki:

        Feyza hanim siz gercek misiniz. Gercekten var misiniz. Sizin gibi dusunen kac kadin var ki. Gercekten nasil bekarsınız anlamak zor. Ben sanssiz bir evlilik yaptim. Ve abdullah bir beyin dedigi gibi kadinin elinde oyuncak olmamak icin mucadele ettim. Karsi taraf beni eline alamayacagini anlayinca birakti. Boylece bitti. Tabi ben onun nelerine sabrettim. Bunlari ilerleyen gunlerde yazacagim insallah. Eski esim sizin dusunceleriniz yanindan bile gecseydi azicik sabretseydi bitmezdi. Cunku evlilik kutsal bir yuva. Kolay kurulmuyor aldatma zina eve bakmama gibi temel sebepler yoksa bitmemeli.

        • Feyza diyor ki:

          Adem bey dusunmuyorum ki, once ‘inaniyorum.’ Eger bunlara dusunce dersek iman hakikatlerine saygisizlik etmis oluruz. Inandigimiz dinimizin her ahkâmi bizim isaret tasimiz.Tirnagimizi nasil kesecegimizi dahi bize bildiren genis bir muhtevaya sahibiz ve ustelik 1400 yillik bir mazi. Bize dusen akli simartip cildirtacak kadar bu konulara kafa yormak yerine once ismimizin hakkini verip ‘teslim’ olabilmektir. Dusunelim, Allahu Teala’nin Esmasini, tecelliyatini, Ef’alini dusunelim, kainata ibret nazariyla bakip tefekkur edelim bunda hudut yok.
          Fakat Islam ahkâmiyla ilgili her konu en ince teferruatiyla ulemamiz tarafindan dusunulmus, tartisilmis, belli bir sistematige oturtulmus, Allahu Teala bu ilmi bize ulastiran ulemamizdan razi olsun. Biz aslinda ummetin hazira konan kesimiyiz ve bizden istenen iki sey, once teslimiyyet ve sonra amel edebilmektir. Iman kalbin meyvesidir ve akil ile kalp arasindaki o ritim/aheng tutturulursa sıkıntı olmaz. Teslimiyyet oldugu vakit gerisi corap sokugu gibi gelir, problem olmaz. Ameli noktada ise insaniz, hatalarimiz zaaflarimiz olabilir, burada da Allahu Teala’nin rahmetine siginiriz.

          Burada yazdiklarima sasirmayin, cunku bunlari ben bulmadim ki. Yazdiklarimiz Islam’in ozu, ruhu, asli ve herbiri muktesebatimizda yazili. Biz denizin dibinde kalmis incileri su yuzune cikariyoruz, ama inciyi biz uretmiyoruz. O yuzden benlik ve takdire sayan birsey yok inanin. Sema hnm.in da bu sitede yaptigi budur. Gunumuz evliliklerini ve aile kurumunu Kur’an ve Sunnet isiginda inceleyip, sorunlarina yine bu cercevede cozum bulabilmek.

          Neden tepki goruyor? Cunku gunumuz insani Hakem/isaret tasi olarak kendine Kur’an ve Sunnet’i degil, Modern dunyanin sundugu asilsiz receteleri kabul ediyor. Yasanan buhranlarin ekseri kaynagi da bu cizgiden uzaklasmamiz ve teslimiyyetimizi kaybetmemiz oldugu icin, birileri cikip ‘kral ciplak’ dedigi ve dogru yolu gosterdigi zaman insanlarin ekserisi sudan cikmis balik gibi sasirip kaliyorlar. Cunku bilincaltimiz bu kirlilige oylesine maruz kalmis ki, normallesme dengelerimiz tarumar olmus.

          Burada yazdiklarimiz bir Musluman icin de zaten olmasi gerekenler, ama biz var olanin mutlak dogrulugunu kosulsuz kabul etmeye oyle alismisiz ki, olagan bir hale dikkat cektigimizde dahi olaganustu tepkiyle ya da takdirle karsilasabiliyoruz. Bu sekilde dusunen kac kisi var demissiniz, bunu bilemiyorum. Ben de zaten burada yazdiklarimi hayatima ne kadar aktarabilecegim, onu da bilemiyorum. An itibariyle sadece inandiklarimi yaziyor, inandigi gibi yazan ve yasayanlari destekliyorum, bunun disinda sahsmdan kaynaklanan hicbir olaganustu durum sadir degil. Burada herkes kadar sanal, disarida ise herkes kadar gercegim.

          Davanizla ilgili Allah yardimciniz olsun Adem bey, ozelinize vakif degiliz, insaallah tereyagindan kil ceker gibi kolaylikla hallolur isleriniz, korktugunuz ne varsa emin ve selamette olursunuz. Esinizin durumunu bilmiyoruz fakat herkes dini yasama ve yetistirilme konusunda ayni miktarda nasipli olamayabiliyor. O yuzden herkesi kendi sartlari muvacehesinde degerlendirmek gerekir. Allahu Teala herkese hidayet, sizin ise yuvaniza (hala imkan varsa) huzur, yoksak kalbinize surur ve insirah nasip etsin. Bunu cani gonulden diliyorum, amin.

    • meryem diyor ki:

      Bence ;
      Erkeklere şiddete hayır sloganı ile hareket eden bir dernek te kurulmalı.

      – Tecavüz haberleri çıkıyor, tüm erkekler potansiyel suçlu.
      – Öldürülen kadın haberleri çıkıyor, tüme erkekler katil muamelesi görüyor.
      – Dövülen kadınlar çıkıyor medyada , tüm erkekler cani ilan ediliyor.

      Bir kadın olarak en yakınım olan babam, abim, dayım, amcam, kuzenlerim , henüz karşıma çıkmamış olan kocam için bu durum benim ARIMA dokunuyor.

      Halbuki zülmü yapan kişiler cezalandırılsın, araştırılsın lakin şahsi kanaatim zulmu yapan kişi cezalandırılmadan önce araştırılmalı, gözlemlenmeli. ” Neden bu şekilde davrandığı yada bu eğilimin sebebi ” irdelenmeli. Geçen aylarda çocuğu servise geç kaldı diye araba arkasına bağlanan bir çocuk vardı ekranlarda. Bu zülmü yapan kişi üstelik öz annesi idi. Şimdi düşünelim. Bu bu çocuğun babası bu duruma üzülmedi mi ? Psikolojik olarak kendini nasıl hissetti ? Bu duruma maruz kalan bir erkek çocuğu idi.Bu cocuğun herkesin gözü önünde yaşadığı rezilliğin tamirini hangi psikolog yapabilir ? Şimdi soruyorum, peki bu duruma hangi kadın derneği tepki gösterdi ? Hemcinsinizin olması, ANNELİK gibi kutsal, cenneti ayakları altına seren anneliği ayaklar altına mı almak gerekir ?Neden ANNELİK BÖYLE OLMAZ diye savunmadınız ? Bu erkek çocuğuna ve bu cocuğun babasına şiddettir ” diye kamu spotu yapmadınız? Üstelik ki günümüzde CANİ annelerin sayısı bu kadar artmışken , bu konuyu masaya yatırmıyorsunuz ? Kadın dernekleri ”annelik nasıl olur, kocaya nasıl davranılır, bir erkek nasıl idare edilir, mutlu evlilik nasıl olur, vs hayati önem taşıyan bu konular üzerine seminerler vermeleri, kadınları bilinçlendirmeleri gerekirken yapılanlara bakıyorum da hayret doğrusu !!!

      • murat diyor ki:

        hassasiyetinize , samimi ve rasyonel değerlendirmenize saygı duydum.allah yolunu acık etsin kardeşim

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sayın Meryem Hanım’a

        Bu konuda ki “objektifliğiniz ve hakkaniyetli ” ifadelerinizden dolayı sizi tebrik ediyorum.

        Sağolun…

      • Alperen diyor ki:

        İlgili aile ile ilgili haber metninden alıntı: Esenyurt’ta bir anne 6 yaşındaki çocuğunu çamaşır ipiyle araca bağlayarak sürüklemişti. Olaya vatandaşların müdahale etmesiyle anne Ebru M. polis tarafından gözaltına alınmıştı. Annesiyle babası ayrı olan talihsiz çocuk T. K.’nın velayeti ise annesinde olduğu için, çocuk Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme kurumuna yerleştirilmişti. Olayın ardından T. K.’nın babası Umut Kurt, çocuğun velayetini almak için Büyükçekmece adliyesine gelerek başvuru yaptı. Başvuruyu inceleyen mahkeme heyeti çocuğun velayetini geçici olarak baba Umut K.’ya verdi.

  40. Hatice Gökdemir diyor ki:

    Sözüm,hem Kadem ve muâdilî derneklere hem de Sema Maraşlı hanımefendiye..
    Hangi ülkede veya millette olursa olsun İslam ahlakıyla ahlaklanmamış erkekler ve kadınlar ya zulme uğrayacaklar veya zulmün faili olacaklardır.
    Mâmâfîh, tarafgirlik gayretiyle ve toptancılık mantığıyla,bu ahlaktan yoksun erkekleri himaye etmek ve haklı görmek ne kadar haksız ve âfâkî bir çaba ise aynı şekilde bu mahrûm kadınları da her günâhın müsebbibi görmek o kadar insafsızca ve adaletsizce olur. Tek kurtuluş yolunun, Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmak olduğunu anlayana kadar da bu toplumsal yaralarımız iyileşmek bilmeyecek vesselâm.

    • Yahya diyor ki:

      İnsanlara zorla Müslüman olacaksın veya Peygamber (sav) ahlakı ile ahlaklanacaksın diyemezsin.

      Ancak kanun koyucu olarak kanun (*) koyarsın ve bu kanunları vatandaşlarının arasında adalet ile uygularsın.

      Ahlaktan yoksun erkekleri adam etmek için, pozitif ayrımcılık (adalet?) yaparak kadının eline sınırsız güç vermezsin…!

      Bu sefer kadın eliyle kadına zulüm başlar…

      Bu şuna benziyor, zamanında kuş gribi diye bize kümes hayvanlarını telef ettirdiler, sonrada kene salgını başladı… Şimdi o da bitti.

      Şimdide kadına şiddet diye, koşular, konferanslar, programlar, açılışlar, uluslararası etkinlikler, hukuk savaşları gırla gidiyor, esasında araya bu darbe teşebbüsü girmeseydi bu iş dahada büyüyecekti. Salgını bekliyoruz!!!

      • .:. diyor ki:

        Yahya demiş ki;

        “”Şimdide kadına şiddet diye, koşular, konferanslar, programlar, açılışlar, uluslararası etkinlikler, hukuk savaşları gırla gidiyor, esasında araya bu darbe teşebbüsü girmeseydi bu iş dahada büyüyecekti. Salgını bekliyoruz!!!””

        Aslen darbe girişimi araya girmemiştir. Hepsi birlikte yürüyordu ve hepsinde de sorumlu olanlar bir güzel uyuyordu. AB fonları ile yemlendiler. Bir çok gruplara istisnalar yapıldı. Her farklı konu kendi içinde dğersiz bir balon gibi şişirildi durdu. Özellikle Kadınlara çok fazla pozitif ayrımcılık adında istisnalar getirildi. Bir kadın hiç çalışmadan veya çok az bir çalışma ile isterse 2-3 farklı yerlerden emekli olabilir hale geldi. çalışmadan kazanma emeksiz gelir yöntemleri sözde sosyal devlet adı altında sadece bir kesime gelişti. Adalet tamamı ile askıya alındı ve hak arama yolları kapatıldı. (Her ne kadar, istinat mahkemeleri, Devlet denetleme kurumu, Kamu denetleme kurumu, Anayasa, ve İnsan hakları mahkemesi diye kurumlar geliştirilmiş olsa da. Hepsi çöp kutusundan ibarettir. Hiçbir işe yaramaz. Bu süreçlerin tamamını 10 senelik yargılamada bitiremezsiniz.

        Sistem hiçbir kurumda yoktur. Başkanlık da gelse, Cumhurbaşkanlığı da gelse değişen bir şey olmayacakdır. ADALET olmadıktan sonra SYSTEM olmadıktan sonra ne desen boş. sn. Cumhurbaşkanımızın son zamanlardaki söylemleri doğru ancak kendisi dahi uygulamıyor. Kurmuş olduğu ekipler ve sistemler buna müsade etmiyor. Bu evveliyatından beri bu şekildedir. Devletin üzerinde o kadar fazla yük varki, devlet kendisi bundan bir haber. Daha dün bazı vekillere çifte maaş vereceklerdi.

        BİMER de çalışan 50 bin kişinin üzerinde insan vardır . Tamamı ile gereksiz bir kurumdur. Aslen bir kesimi korumak amacı ile kurulmuştur. CİMER, Devlet denetleme ve Kamu denetleme kurumları da aynı yöntemle çalışmaktadır. Anayasal haktarınız çiğnenmesin ve buraya işiniz düşmesin. Burokratik oligarsi vardır. Bu zaten bu sistemleri ülkemizde kuran batının istediğidir. Hepsi de Onların sistemlerine uyumludur. Ama onların gibi değildir. Tokmak yine onlardadır.

        • Yahya diyor ki:

          Sn.
          Tesbitleriniz doğrudur.

          Nasilsaniz öyle idare edilirsiniz.
          (kadir mısıroğlu, elini masaya vura vura söylüyor, yarın istediğiniz gibi idareciler gelse diyor, Allah’ın kanunuyla hüküm verecek hakim bulamazsınız diyor…) doğru mu?
          Şikayet ediyoruz da biz seçmedik mi? Alternatif var mı?
          Niye yok?

          Ben yine bu kurumların bir çoğuna yazıyorum. ya tutarsa?

  41. A.D. diyor ki:

    Yuru sema hocam kim tutar seni cok cesursun cesaretine hayran kaldim net…

  42. .:. diyor ki:

    Ellerinize sağlık

    Net ve açık ifadelerinizden dolayı sizi tebrik ederim.

    Bu konuları cesaret ile ele alıp bütüncül düşünerek (aile, toplum) adalet içerisinde anlatacak yetkinlikte, ülkemizde hem cinsiniz olan eğitimci, yazar veya politikacı, aynı zamanda da erkek eğitimci, yazar veya politikacı yetkinkik sahibi kimseler yoktur.

    Yakın zamanda hiç olmamıştır. Bundan böyle olacağınıda pek zannetmiyorum.

    Bir bayan olarak konuları cesaretle ele almanızı Söylemlerinize katılan ve sizi destekleyen birisi olarak önemsiyorum.

    Kadem ve benzeri kurumların yapıları ve işleyişleri ile ilgili çok sefet örneklerde bulundum ve görüşlerimi dile getirdim.

    Ülkemizde aile bakanlığının kurulması ve kurulduğu zamandan beri bir kesimin etkisi altında kalması taraflı ve pozitif uygulamaları kendi çıkarlarına kullanması veya kullanmaya zorlaması ile yakın zamanda ülkemizin geldiği bu durumu açıkça ortaya koymakktadır.

    Aslında batının (parayı ve dünya ekonomisini, küresel sermayeyi yönetenlerin) ülkemiz ve benzeri ülkeler üzerindeki oyunları, hedeflerine ulaşmak için kullandığı çok çeşitlilikli argümanlarından birisidir KADIN.

    Diğerlerinden istedikleri sonuca bekledikleri şekilde ulaşamayanlar.
    KADIN konusu ile ilgili hususların tamamını ısıtarak kullanmaya devam edecekler. Bunları yaparlarken eskiden olduğu gibi, Politikacıları ve statü sahibi olan kesimleri kullanmaya devam edecekler. Bir zamanlar Ali bakanı olan sn. Fatma Şahin in kullandığı yöntemleri, şimdi kadem ve benzerleri kullanmaktadır.

    AB nin bütün fonlarını bu oluşumlara akıtmasına eskisi gibi gerek kalmayacaktır.

    Buna yakın zamanlı bir örnek vermek isterim. SGK nın çalışan annelere bakıcı parası desteği 300 euro.. Şartları koşulları v.s. ve bunun desteğinin bir süre devam edecek olup sonlanmasıdır.

    İŞTE BU YEMDİR.

    Detaylarının hepsi SGK sayfalarında vardır. Bundan sonrasının AB nin parasal destek yapmasına gerek yoktur. Bu ülke bu günki yönetimi ile bunu AB den daha ileri şekilde ısıtır, geliştirir hatta kaynatır.

    Bunlar gibi binlerce proje. Tamamı ile yöntemler aynısıdır.

    Bu yöntemlerin tamamı aslında Aileyi bitirme amaçlı, kısa vadeli hoş görülen ama geniş açıdan baktığınızda felaketlerin bir parçasıdır.

    Her geçen zaman diliminde daha fazla vergi ödeyeceğiz, daha fazla zulüm ile karşı karşıya geleceğiz. Toplum olarak da pek de mutlu olmayacağız. Daha önce benzer konuları dile getirmiş birisi olarak tekrar ifade etmekte yarar görüyorum.

    Yakın zamandaki tespitleriniz; geçmişten gelen Özetlerimiz.

    http://www.cocukaile.net/manevi-darbe-2-hadis-i-serif-dusmanligi/#comment-138469

    http://www.cocukaile.net/manevi-darbe-1-aileye-darbe/#comment-138472

    http://www.cocukaile.net/manevi-darbe-1-aileye-darbe/#comment-138228

    http://www.cocukaile.net/ak-partiye-onemli-bir-uyari/#comment-85880

    http://www.cocukaile.net/manevi-darbe-1-aileye-darbe/#comment-138231

  43. Saniye diyor ki:

    Ben bu devirde erkeklerin işinin daha zor olduğunu görüyorum ve gerçekten çok yazık ediyorlar erkeklere… Artık onlar bile erkek gibi davranmıyor resmen…. Afedersiniz ama erkekler kadın gibi davranır oldu kadınlar erkek gibi…. Bencede erkekler şiddetle değil de kendi haklarını artık savunmaya geçmelidir….

  44. hasan123 diyor ki:

    Bu yazdıklarınızı dikkate alıp sesimi çıkarsam, ilk önce etrafımdaki kadınlar tarafından haksız olduğum konusunda baskıya maruz kalıp linç edilirim !!!

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Hasan123’e…

      “Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.”

      HAKSIZLIK’lar karşısında susarak şeytan olmayı mı, yoksa doğruyu söyleyerek HAK’kın yanında olmayı mı tercih edersin?

  45. celkans diyor ki:

    PArdon kadının haddi ne oluyor aydınlatırmısınız???Bir de rahat rahat kaleme almışsınız.Üstüne üstlük bir de siz de kadınsınız!!!Siz kendinizi erkeğe hizmet için yaratışmış varlık olarak mı görüyorsunuz?? O devirler öncedendi hanımefendi öncedendi.Erkek ve kadın karşılıklı anlayış içinde bütün problemlerini çözerler.Bİrbirlerinin hayatına yeter ki fazla karışmasınlar.

    • celkans diyor ki:

      Ayrıca yayınladığınız kademin reklamını da çok başarılı buluyorum. Erkekler dışarda gayet nazik davranırken eşlerine bağırma hakkını kendilerinde görüyorlar sizin gibi düşünenler sayesinde

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Celkans’a…

      Sayın Maraşlı’ya “PArdon kadının haddi ne oluyor aydınlatırmısınız?” DEMİŞSİN

      bildiğim kadarıyla Sayın Maraşlı’nın sizi ve sizin gibileri aydınlatmak için yeterli vakti yok.

      Sayın Maraşlı yerine yakın bir zamanda ben sizi KADININ HADDİ konusunda YETERİNCE AYDINLATACAĞIM.

      Sizi aydınlatmam için sayın Maraşlı’ya yazdığınız uslubla veya benzer kelimeler ile bana da 1-2 cümle yazmanız yeterli.

    • Feyza diyor ki:

      O devirler oncedendi derken yoksa siz de , insanligin ilkel bir maziye dayanip da cagimiz insaninin bu evrimlesmeyi tekamule ulastirdigini ikrar ediyorsunuz, yoksa tekamul seviyesinde Asr-i Saadeti yasayan insanoglunun genetik kodlariyla oynayan cagimiz insani mi bu gelisime comak sokuyor ve dengeleri altust ediyor? Eskidendi onlar derken, eskiden mesela Efendimiz asv doneminde kadin hizmetci muamelesi goruyordu da (haşa),,modern insan mi hakkini teslim etti kadinin? Insanlik her gecen gun biraz daha dibe yuvarlaniyor, kadini kocasina hizmetci degil, kapitalist sistemde kole gibi meta gibi goruyor ve zehiri allayip pullayip serbet gibi sunuyor, isin ilginci ise bunun reklamini da yine kadinlari malzeme ederek yapiyorlar. Modernizmin piyasaya surdugu seri uretim mahsulu cuce zihniyetlerin bu hakikati kavramasi kolay olmasa gerek.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Feyza Hanım Kardeşime

        “Modernizmin piyasaya surdugu seri uretim mahsulu cuce zihniyetlerin bu hakikati kavramasi kolay olmasa gerek.” DEMİŞSİN

        Ve tek atışta hedefi 12 den vurmuşsun. :-)

        Seni ve nüktedan kıvrak zekanı canı gönülden tebrik ediyorum kardeşim.

        Allah senden razı olsun Feyza kardeşim.

        • Feyza diyor ki:

          Allah sizden de razi olsun abim. Estagfirullah, o sizin guzel gorusunuz. Horoz dovusunden kazanc saglayan tuccarlarin ekmegine yag surmeyecegiz insaallah. Iki cinsi birbirine karsi tahrik edip sonra keyifle birbirini yemelerini izleyen ahlak fukaralarindan medet umacak kadar kor degiliz elhamdulillah.

      • adem diyor ki:

        feyza hanım helal olsun. bu kadınında rumuzunu ilk defa görüyorum ben. böyleleri yüzünden yuvalar bozuluyor.

      • mustafa diyor ki:

        Eli öpülesice hanimefendi budur işte. Ayağı yıkanacak hanimefendide budur. O kadar çok “budur” varki iyisi size methiyede bulunma yerine dua edeyim. Vesselam…

        • Feyza diyor ki:

          Yok hayir, benimki alti ustu bir yorum. Aslinda yanlislikla benim yorumum altina yazdiginizi dusundum cunku bu sadece bir yorum. Asil eli opulesice hanimlar varsa, bu evlilik imtihanii hakka’l yakin yasayip, yuzunun akiyla hakkini veren hanimefendilerdir. Bizimki sadece sozde henuz, muhim olan icraat, o kisim ise henuz muhal. Dualariniz icin sagolun, siz dua edin kafi. Tesekkur ederim.

  46. Ayse diyor ki:

    Size bu tebrikleri yazan erkeklerin evde hanimina nasil davrandiklarini gorun de ondan sora karar verin. Benim cevrem de gordugum erkekler evlendikten sora bi havalara giriyorlar. Kendilerini bisey zannedip karilarini assalamaya kulp takmaya basliyorlar. Ben erkegim egosu. Iki laflarindan biride ama ben erkegim. Batsin boyle erkeklik.

    • serkan cnakurban diyor ki:

      Başkalarının aile hayatına ne kadar hakimsiniz.Muhtarmısınız :)
      Bu ithamlarınızla hanımlarını gelincik çiçeği gibi güzel ve nazik gören,onlara iyi davranan her erkeğin günahlarını aldınız yüklerini hafiflettiniz.Teşekürler.

    • Serkan... diyor ki:

      Siz bunlari soylediniz diye ,haninlari basimizdan indirmeyecegiz.hanimlar gonlumuzun cenneti ,asla batmasinlar , onlar ,deve uzerinde cam parcalari gibidir bizim icin , hanimefendi erkeginin gozune bakmayagorsun yeter ki , bakislarsan anlasilir ,dertleri sikintilar i , icinizde elbetteki hayatla ic ice ,bazi erkeklerden daha hayata adapteli hanimlar var,dislayan , kizan , siz erkegi eteginiz altinda tasmali mi zannedersiiz ki her gittiginiz yerde ,gosteresiniz ,, erkek onuru gucludur ..seven erkek haniminin gizlerinin icine baktikca bakar ,hayat i erkek ustlenir anlar evlendikten sonra isler degisir .hayat degisir .erkek defismeZ ,sadece siz erkegin hayat size ile mucadelesindeki zorlugu kavrayamazsiniz.. sirtiniz ile cuval tasidinzi mi ,evinizde ekmek bekleyen cicuklariniza ,her gece degisik ise gidip ,evinizde kimseye muhtac olmasin diye sahiplenen bir erkegin durumunu dusunebilirmisinzi hayir asla ,bekleyin hesap gunu herkes kendi payina dusen nimeti alir. Ya hanimlar.daha sevgiliykene ,daha iyisini buldum diye ,severim diye , sirf cocuk mazlum oldugundan bir sey yapamamanin verdigi zorluk ile sevdiginin elinden alinmasinin yada sevdginin kendi onuruna ,nasil zalimce karsilik verdigine bakabildiniz mi erkek aldatir da hanimlar melek.. nelerini gordum nelerini ,allaah rasulunun ,cehennemin cogunlugunun kadinlar olusturur ,,hadisini hatirlatirim.. cok evlilik ile ilgili konusan hanimlar,bizde cok erkekle evlenelim gibi yorumlarla karsiza cikan enteresan mucahide susluman tipleride unutmadik degiliz,, hanimlar once sevip sahip ciksinlar,, evlencegi erkegin aliskanliklarana dikkat etmeden malina yarsiya kizlar ,eteafinizda namaz kilmasini isyedigiiz imrenerek konustugunuz baskalarinin esleri ,sizin dun disladiginiz ,ugruna terk ettiginiz dunya malidir. basiniza gelenler den dolayi cekiyorsaniz sikayet etmeyin, baskalarininutsuzlugu uzerine mutluluk kuran hanimlar ,kalbi ah ederek baska erkege yar olmus hanimlar,kocaniz mi dovdu ,aman ha ,aldiginiz ahlari unutmayin ,hatirlayin ,kibirli gosterisli zevk icerisindeki sugunlerinjzi cicim canim aylarinzi bitince ,,

  47. fatih Göç diyor ki:

    Sema hanım Yazınızın Başlığını okurken heycanlan dım.Hemen yazıcıdan hemen cıktı aldım kaleminize sağlık.Başka lafa ne gerek söylenecek çok laf var ama……..

  48. Ayse diyor ki:

    Sema hanim. Şunu iyi bilin boyle erkekler cok .kafanizi kumdan cikarin bakin.siddeti nu dozda olmasada az yada cok .biri amcamlar.biri babam. Biri kayinbabam.biri arkadasimin kocasi. Biri amcamim kizinin kocasi. Biri abimler. Biride benim kocam. Daha nolsun.dışarıda kibarliktan az kalsin kirilacaklar.hincarini kendi karilarindan aliyorlar. Tamam bu herzaman ve bu siddette olmasada aynen boyleler. Kizlarda bilsinlerki erkekler böyle ona göre kalkamayacagi isin altina girmesinler. Evlenmek yellenmeye benzemez.

  49. Abdullah Bir diyor ki:

    Sayın Maraşlı’ya

    Mükemmel yazınızın bütünü içerisine yayılmış çok önemli TESPİT ve ANALİZLERİ’nizin (anlayısınıza ve şahsımın sitenize sağladığı katkılara istinaden) gözlerden kaçma ihtimalini ortadan kaldırmak için çok önemli olduğunu düşündüğüm bölümleri (ifade ve cümleleri) anlam bütünlüğüne sadık kalarak bir araya getirmek ve okuyucularınızın dikkatlerini bu yöne çekmek istedim.

    Umarım haddi aşmamışımdır.

    XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

    “Avrupalı dostlarımız (!)… Müslüman ülkelerin erkeklerini terörist görürler; fakat kadınlarını pek bir severler! Müslüman ülkelerindeki kadın derneklerine dünyanın parasını akıtırlar… Gelinen noktada Avrupa fonundan akıtılan paraların onların niyetlerince işe yaradığı görülüyor. Kadınlar da bu paralarla, erkek düşmanlığı yaparlar. Zihinlerde ciddi bir erkek düşmanlığı oluşmuş durumda, dini hassasiyeti varmış gibi duranlar da bile.

    “kadın derneklerinin çalışmalarının arttığı son yıllarda çalışmalarla birlikte şiddet çok arttı. Hem erkeklerin kadınlara yaptığı şiddet hem de kadınların erkeklere yaptığı şiddet arttı.”

    “Erkeklere sadece kadınlar değil, bir de KANUNLAR ile şiddet uygulanıyor. Boşanırken adam oturduğu evden atılıyor, çocuklarından ayrı düşüyor, nafaka ve tazminata mahkum edilerek kazancına el konulup kadına veriliyor. Resmen erkek olmakla (erkek olduğu için) cezalandırılıyor.”

    “Erkekler modern çağın köleleri oldular.”

    “Sabah akşam kadın dernekleri tarafından erkekler aşağılanıyor, kimsenin gıkı çıkmıyor. Bu neyin korkusu ki Allah korkusunun önüne geçmiş.

    Haksızlık karşısında susan “DİLSİZ SEYTAN” değil mi?

    Neden haktan, hakikatten ve adaletten yana olunmuyor?”

    İnsaf Sahibi Mümin Kadınlar! Size sesleniyorum.

    Bu zulme “DUR” deyin…

    “KADEM in yaptırdığı #hangi yüzle videosu MÜSLÜMAN ERKEK düşmanlığı yanında AK PARTİ DÜŞMANLIĞI da yapıyor.”

    “KADEM içinde iyi niyetli kadınları kullanan, SİNSİ BİR YAPILANMA olduğunu düşünüyorum.”

    “KADEM ve bunun gibi topluma FİTNE yayarak kadın ve erkeği birbirine düşman eden derneklerin vereceği zarar 15 Temmuz’dan ÇOK DAHA FAZLA OLACAKTIR.

    15 Temmuz kahramanca bir mücadele ile durduruldu. Fakat bu sinsi sinsi yayılan erkek düşmanlığı durdurulmazsa BU FELAKETİN ALTINDAN KALKAMAYIZ.

    O halde hep birlikte “ERKEĞE ŞİDDETE DUR” diyelim.

    • @renkdas diyor ki:

      Ah hocam nerdesiniz…?

      Duygulara ancak bu kadar tercüman olunurdu…!

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Rendaş’a

        Tukarıda ki yazı bana ait değil. Ben sadece sayın Maraşlı’nın izni ile yazıda ki bazı önemli “tepit ve analizleri” öne cıkartım Renkdaş kardeşim.

  50. Edibe diyor ki:

    Sema hanim kademden alintiladiginizi soylediginiz sloganlara KADEMin sayfalarinda rastlamadım. Degindiginiz nokta dikkate sayan. Fakat daha hakkaniyetli olmalisiniz. Yaziniz biraz iftiraya kacmis

    • mahmut diyor ki:

      KADEM in kamu spotunu izleyince görebilirsiniz. GÖrmemeniz olmadığı anlamına gelmiyor. bu da sizin ifadeyle biraz iftira gibi olmuş yazara.

    • semamarasli diyor ki:

      Edibe hanım, kadınların iftiraya ne kadar yatkın olduğu gösterme açısından mesajınız iyi olmuş. Siz aradığınızı görmediğinizde hemen beni iftiracı olmakla suçlamışsınız. Keşke hakkaniyet kelimesinin manasını bilmiş olsaydınız.
      KADEM bunların sadece sloganlarını değil kampanyalarını da yaptı. Hepsi KADEM in sayfasında var. Fakat youtube dan bulmanız daha kolay olur. Birini suçlamadan biraz araştırma yapsanız iyi olur. Vebali var bu konuların, Ben Kadem sayfalarındakileri paylaşayım.

      http://www.tivuu.com/video/120233248/Erkeksen_ofkeniYen_Kamp_TRTHaber_SareAydin

      http://kadem.org.tr/once-adam-ol-kampanyasi-tanitim-filmi/

      • adem diyor ki:

        helal olsun. anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az. edibe hanım biraz edeblensin. burası sema maraşlı hanıma iftira atılacak bir yer değil.
        “Ulaşmaz dest-i edeb-i garb-ı hevesbâr-ı hevâkâr-ı dehâdâr
        De’b-i edeb ebed-müddet Kur’ân-ı ziyâbâr-ı şifâkâr-ı hüdâdâr.”

      • buket diyor ki:

        sadece kadınlar mı iftira atmaya yatkınlardır Sema hanım.İftira atmaya elverişli her kişilik,kadın olsun erkek olsun iftira atar.Bazı fikirlerinize katılmış olmakla beraber,hemcinslerinize bukadar acımasız yakıştırmalar yapmanız beni hayrete düşürüyor.Zulmü bazen kadın erkeğe,bazende erkek kadına yapıyor .haksızlık kimden geliyorsa eleştirilebilir.anladığım kadarıyla siz ve buradaki yorumcuların çoğu için temel suçlu kadınlar .Feministlerdeki erkek düşmanlığındaki aşırı savruluş nekadar vahimse ,sizdeki. çoğu olayda kadın suçludur yaklaşımıda okadar vahim.

  51. Nergul diyor ki:

    Sema hanim ulkemizde son zamanlarda hint dizileri almış başını gidiyor bir garip aşktır intikam atesidir bilmem ne fakat bu dizilerde erkekler hakikaten kadınlara dudak uçuklatan cinsten davranışlarda bulunup yapmadıkları kalmıyorlar bunu izleyen kizlarda ozellikle ulkemizdekiler ah cok tatli ok yakisikli boyle birini istiyorum falan diyorlar kizin uzun ve mesakkatli cabalari sonucunda oglan duzelmeye basliyor ancak basindan sonuna kadar bi karakteri seven kizlarnasla

  52. adem diyor ki:

    Allahım Allahım neler var Ya Rabbim. aile bakanlığı için uğraşacak aile gibi toplumun çekirdeğini düzeltmek gibi bir iş varken, aile bakanlığının tek derdi ama tek derdi kadını çalışma hayatına çekmek. ha bir de şiddete karşı politikalar kurmak. ama sadece kadına şiddete karşı. kadın şiddet uygularsa diye hiç düşünmemek. Allahım insanları evlenmekten korkar hale getirdiler. ak partiyi sırf bu nedenle çok ama çok eleştiriyorum. bu dünyada olmasa da öteki dünyada Allah onlara hayırlı eşler vermesin. kadınsa kocasız, koca ise kadınsız kalsınlar.

    • Gelincik diyor ki:

      Sizin durumunuz ne oldu Adem Bey eşinizle ? Gelişmelerden haberdar ederim demiştiniz Ins boşanmaktan vazgeçmiştir

      • adem diyor ki:

        gelincik hanım. boşanmaktan vazgeçilmedi. ben evde yokken pazar günü eve gelmiş geriye kalan eşyalarını da ve bana taktıkları saati tıraş makinesi falan gibi şeyleri de almışlar. hatta mutfaktaki kavanozlara kadar. bu kadar düşmüşler. eğer ki bu bir hınçsa neyin hıncı. ortada hiçbir şey yok. eğerki bu öfke ise 1 aya yakındır binmeyen öfke, geçim ehli bir kadında olabilir mi. evliliği bitirende bu öfkesi zaten. ben sabrettim kendisi sabredemedi. şimdi siz benim yerimde olsaydınız karşı taraf vazgeçse bile siz vazgeçer miydiniz. detayları yazacağım sadece mahkeme olsun bitsin ondan sonra yazmak istiyorum. bakalım orada ne göreceğim.

        • Gelincik diyor ki:

          Aaaaaa ne diyosunuz Adem Bey ne kadar üzüldüm bi hiç uğruna yuva yıkılıyor demek ama bence bu anne baba dolduruluşuyla yapılan bişeydir bir hanım niye eşine bu kadar kin ve hınç dolu anlamak mümkün değil bu annem babalara da ne oluyor anlamış değilim Rabbim cümlemizi ferasetli ehl-i iman insanlarla karşılaştırsın size de sabırlar kolaylıklar dilerim :(

        • ... diyor ki:

          Adem Bey,

          Geçen yorumları okurken “Kendinizi eş olarak alır mıydınız?” konu başlığındaki yorumunuzu okudum evliliğinizin ilk zamanları. Güzel niyetlerimizin gayretlerimizin sonu çabuk geliyor. İnsanoğlu nasıl bir yoldan geçeceğini nelerle imtihan olacağını bilmiyor. Bir saniye sonrası için bile garantimiz yok. Evlenmek evliliği sürdürmek insanlara güven duymak daha bir zorlaşıyor sanırım. Vehim yada korku değil ama iki yabancıdan öteye gidilemiyor eş karı koca olarak görülemiyor karşınızdaki insan. Tanıyamamışım yada ben bu insanla neden evlenmişim serzenişleri kalıyor geriye. Sadece sizin için değil etrafımda gördüğüm çoğu insan için bu yıl zorlukla şaşkınlıkla yıkımla geçti.

          İnsan yaşadıkça ümit kesilmez. Belki bir tecrübe imtihan eşinizi değiştirebilir aklını başına getirebilir.Umarım bundan sonrası için hakkınızda hayırlı olan gelişmeler olur.

          • Feyza diyor ki:

            Allah yardim etsin Adem bey, bosanma sureci de bir o kadar yipratici bir surectir. En az hasarla atlatirsiniz insaallah. … hanimin dedigi gibi guzel hayallerle cikilan yolculugun husranla sona ermesi ne kadar uzucu olsa da zararin neresinden donulse kârdir. Ileride size de daha hayirli kapilar acilir diye temenni edelim. Hem bu defa evlenecegimiz kosinin ailesini de gozlemleme tecrubesine sahip olacaksiniz ve hata payiniz da daha az olur insaallah.

          • adem diyor ki:

            arkadaşlar yarın mahkeme olaak inşallah. bakalım bunda da sözlerinde duracaklar mı. evden eşyaları almak istediler mahkemeden önce. gelsinler çeksinler kamyonu neyi istiyorlarsa alsın götürsünler dedim avukatlarına. ben yanlarında olmayacağım. mahkeme bitsin 3-4 gün geçsin. bende zihnimi toparlayayım. evet feyza hanım zararın neresinden dönülürse kar. inşallah p.tesi en geç salı buraya yazacağım bu yuva niye dağıldı. sizden isteğim bana dua edin.

          • adem diyor ki:

            yarın mahkeme olacak demiştim. ne yazık ki haftaya kaldı. Allah yardımcımız olsun dostlar. burada yorumlarımdaki niyetim gerçekten bekar erkek ve hanım kardeşlerimin hayırlı eşler bulmasıdır. yoksa herhangi bir cinsi itham etmek değil. fakat kadınların yönlendirilmesi çok daha kolay. ve kanunlar kadın dernekleri medya kadınları yönlendirdiğinden eleştirilerim bunlara oluyor. ve tabiki bu yönlendirmelerden etkilenen kadınlara da kızıyorum. böyle olmayan kadınlarda üzerine alınmasın. mesela gelincik ve feyza hanım yorumlarımdan hiç üzerine alınmadı demek böyle hanımlar değiller. ama bazıları isimleri görünüyor alınmışlar söz ortaya söylenmişken. e ne diyeyim şimdi. bi de bana ettiğiniz beddular sizi tutmasın mı diyor. polemik yapmamak için yorum yazmıyorum

          • Feyza diyor ki:

            Edelim insaallah Adem bey, tereyagindan kil ceker gibi kolay sonuclansin insaallah isleriniz.

          • .:. diyor ki:

            Avukatınız Yok mu? Sanki biraz ne yaptığını bilmiyor gibisin ve çekişmeli ise başına geleceklerden haberin dahi yok. Hiç bir şey zannettiğin gibi olmayacağını anlarsın. Ve burada bu konularda çok yazar ve isyan edersin. (Eğer bir kişi senden habersiz eve gelip silip süpürmüş ise niyeti bozuktur. Senin acı çekmen onu mutlu eder. Bu tür yazıları yazmak hiç de hoş değil.) Avukatın yoksa acilen bir avukata danışmalısın. Yalnız isen kendini ifade edemeyebilirsin. Hatta ne olduğunu bile anlamayabilirsin.

            Eğer bu zamana kadar anlattıkların gibiyse, Anlaşmalı olarak bitir ve kurtul. Sakın ola arkana dönüp de bakma. (İnsanlara boşanma tavsiye etmek de hiç de hoş birşey değil) Boşanma sonrası mal paylaşımı da vardır. Eksik anlatımlarına göre bizde yazı yazıyoruz.

            Allah yardımcınız olsun ve her ikiniz hakkınızda hayırlısı olsun.

        • Gelincik diyor ki:

          Mahkeme niçin haftaya kaldı Adem Bey ? İnş büyük bir sorun yoktur Rabbim yardımcınız olsun çekişmeli değil de anlaşmalı olunca tek celsede biter siz sükunetinizi muhafaza edin olur mu

          • Adem diyor ki:

            Arkadaslar hepiniz benim icin gercekten cok degerlisiniz. Bu siteyi kullananlarin birbirlerinin dertlerine sıkıntılarına sahip cikmasi çözüm bulmaya çalışması site yöneticilerince de takdir edilesi olduğu kadar eminim ki Rabbimizide memnun ediyordur.
            Avukatim var arkadaslar yalniz ben esya paylasiminda ac gozlu olmadigimdan ceksin kamyonu cani ne isterse alsin gotursun dedim. Ondan kalan onun elinin değdiği biseyi görmekte kullanmakta istemiyorum açıkçası. Ama rahatim. Cunku gecim ehli bir kadin değildi. Mahkeme onlarin esyalari aldiktan sonra bosanacagiz dedikleri icin uzadi. Avukatlarindan teminat aldik arkadaslar o yuzden kanunen de rahatiz. Avukatim yok. Ama burada beni cok kisi bilir. Gerekirse dugunume gelen insanlar adedince şahit bulabilirim. Lakin gerek yok. Teferruatlari yazacagim mahkeme bitince yazacagim seyler onemli. Dedigim gibi bekliyorum. Emin olun korkusuzum. Sagolsun cevrem bana cok destek oluyor. Bu süreçte kendimi tanidim insanlar beni cok seviyormuş. Ve bize o aileyi yakistiramamislar da bozan biz olmayalim diye susmuslar sadece. Ben bu derdi çekecekmişim. Arkadaslar hepinizi seviyorum. Dua etmeye devam edin. Sizler benim her daim duamdasiniz

          • Uğur diyor ki:

            Adem Bey, geçmiş olsun, Allah yardımcınız olsun ve bu derdinizi hayra çevirsin.

        • Andullah Bir diyor ki:

          Aslında “KADINLARIN BOŞANMA SÜRECİ ve SONRASINDA YAŞADIKLARI” başlığı bile tek başına bir yazı konusu.

          Biz de daha önce yayınlanmış bir yazımızı (Adem bey ve benzeri durumda ki kardeşlerimizin durumu ile alakalı olduğu için) tekrar gündeme getirmede fayda görüyoruz.

          1-“Kadınların boşanırken agızlarından çıkan sözler, kocalarıyla bu aşamada yaptıkları kavgalar, kocalarına attıkları “İFTİRALAR” ilk zamanlarda kendilerini iyi hissetmelerine neden olsa da orta ve uzun vade de tamamen kadınların aleyhine olmaktadır.

          2-Kadınların boşanma sürecinde çocuklarına, eski kocasına ve çevresine yaşattığı zorluklar boşanma gerçekleştikten kısa bir süre sonra “yol, su, elektrık faturası” olarak kadınlara dönecektir. Ve bu fatura kadınlar için her zaman tahmin edilenden çok fazla ve ağır olur.

          3- “Hırsız” misali evden ayrılırken veya kocadan habersiz evden alınan eşya, mal ve ziynetlerin tamamı “haram ve bereketsiz” olacağı için kısa sürede bitecek; kadın bu eşyaların ve altınların hayrını göremeyeceği için boşanan kadın kısa süre sonra maddi sıkıntılar yaşamaya başlayacaktır.

          4- Boşanma sürecinde yaşadığı acıların ve sıkıntıların ilk sokunu atlatan erkek kısa sürede kendisini toplayacak ve başka bir kadın ile yeni bir hayat ve aile kuracaktır.

          5- Bunu öğrenen eski eşin kıskançlığı ve pişmanlığı daha da artacaktır. Bu durum eşki eşin-kadının çocuklarına ve çevresine karşı daha fazla agresifleşmesine, saldırganlaşmasına veya tam tersi tamamen içine kapanmasına, hayata küsmesine sebep olacaktır.

          6- Eski kocasının yeni bir kadın ile yeni bir evlilik yaptığını öğrenen kadın eski kocasını kıskandırmak ve çevresine “ben de yeni bir koca bulur ve evlenir mutlu olurum” mesajı vermek için alelacele başka bir erkek ile evlenir. Ama bu evlilik çogu zaman kadın için bekleneni vermez. Çünkü kadınların ilk kocalarından ayrıldıktan sonra başka bir erkek ile yaptıkları 2. evlilikler “sakin kafayla, iyi niyetli, mantık ve akıl” ile değilde “kin, nefret ve eski kocayı kıskandırma amaçlı” yapıldığından kadın için sonuç çok kötü, hatta bir felaket olur.

          7- Veya tam tersi kadın, cevresinin kendisi hakkında “helal olsun kadına, evlenmedi, cocuklarına hem ana, hem de baba oldu” vb sözler söylemesi için (sahsına toplumsal statü, mağdur, mazlum kimliği kazandırmak için) hiç evlenmez, aslında çok huzursuz, mutsuz olsa da cevresine karşı, güçlü, huzurlu ve mutlu kadın rolunu oyunu oynar.

          Yani “kan kusar kızılcık serbeti içtim” der

          Bunları nereden mi biliyorum?

          Araştırmalar söylüyor.

          Bu ülkede boşanan kadınların % 80-85 i boşandığına bin pişman olduğunu söylemiş.

          Bu kadar mı?

          Elbette ki hayır.

          Madalyonun bir de “DİN-HESAP GÜNÜ” tarafı var ki Allah’ın kendisine verdiği haklar ile yetinmeyen ve medeni kanunlar ile erkeğe zulm eden kadınlar için o daha zor ve acı verici olacak.

          Son söz:

          “AH” İLE GİDEN KADIN’ın ELİNE SADECE KOCA BİR “VAH” KALIR.

        • Yahya diyor ki:

          Adem bey geçmiş olsun. Allah yardımcınız olsun.
          Yine kısmetliymişsiniz.
          Bende anlatayım mı :)

          hani erkekler vucudundaki yaraları gösterir ve nasıl olduğunu anlatır. Buna benziyor.

          Halinize çok şükredin lütfen!

          Ne o öfke geçer ne o intikam duygusu…

  53. Tuğrul diyor ki:

    Sema Hanım, aç tokum halinden anlamaz sırrınca. Mesela bu vekiller belli bir yaşa gelmiş, kendi ailesinde bir düzen oturmuş. Dolayısıyla şimdikilerin sıkıntılarını görmüyor. Görse de fazla önemli olmadığını sanıyor. Genel olarak biz de, normal vatandaş da, yaşı büyükler hep böyle. O kadar haber izliyor, hiç tepki yok. Zaten genç adamlar dinamik olur. Hep gençler bişeyler keşfeder. Prof lar yatar. İhtiyar sönük cansız olur. Bunlardan birşey beklemek abes. Bunları mecbur bırakmak lazım. Yoksa kurulu düzen var iyi kötü. Bunlar oturup eksiklerini tartmaya akıl erdiremez. Zaten dertleri siyaset. Milletin rızasını kazanmak. Allahın değil. Millete oy potansiyeli olarak bakarlar. Karşılarında güçlü olan hangi topluluk, dernek vs gelirse ona itaat ediyorlar. (Yalniz bu sözlerim genel olarak siyasetçiler için, sadece Hazır kabine için değil.) Ben derim ki şimdiki kabine vazifesini yaptı, ehli imanı akladı. Çok hizmet etti, ediyor. Fakat “Allah rızası için” makamına daha geçemedi.
    Ne diyelim Allah halka şuur intibah gayret versin. Onlara da akıl fikir rızayı ilahi şuuru. Halkın talebi neyse onlar o renge girmeye mecbur. Biz hizmetimize bakalım. Allah muvaffak eylesin. Amin.

    • ... diyor ki:

      Tuğrul Bey,

      Bazıları çilesini çeker imtihanını verir bazıları da bunun edebiyatını siyasetini yapar. Mevcut hükümet eğitim ve aile bakanlığı kanunları konusunda başarısız kabul edelim. Geçen Cumhurbaşkanı’nın Özbekistan’a bir gezisi vardı ve yanında kalabalık bir heyette vardı. Aile bakanı da bu heyetteydi. Gezi yapılsın edilsin de öncelikli olan konulara bir ağırlık verilsin. Bu millet oyları gezi turları için yada yap boz kanunlar için vermiyor. Piyes gibi dialoglarla bu halkın sorunları anlaşılmaz.

  54. Mustafa AK diyor ki:

    Toplum olarak içimizde yaşananlara tercüman oluyorsunuz Sema hanım..ALLAH c.c sayılarınızı artırsın.

  55. Cihan diyor ki:

    Ülkemiz insanı üzerinde oynanan oyun bu kadar net görülür cozumlenir ve halkımıza anlatılır bunun için teşekkür ederiz…

  56. adem diyor ki:

    doğuda kadının adı hala yok diyor bir hanımefendi yorumcu. ege de marmara da akdeniz de de erkeğin adı yok edildi biliyor musunuz. sema hanımı anlayın artık. sizin gibi kadınlara artık daha nasıl anlatsın ben bilmiyorum. devlet doğudaki kadınlar ezilmesin diye dünya kadar hak verdi. sizde diyorsunuz ki bizim hala adımız yok falan filan. o kanunlarla batıdaki hemcinsleriniz biz erkeklere zulüm ediyorlar. ama bir laf etmiyorsunuz. yakında İNŞALLAH o kanunlar değişecek. bu kadar erkeğin ahı arşı titretir be. sizin vicdanınız hiç titremiyorsa kendinizi sorgulayın önce. erkekler kadın düşmanı olsa karşılarında devleti bulurlar biliyoruz. kadınlar erkek düşmanı oldu devlet ne yapıyor. DESTEKLİYOR. bu kadar erkek düşmanı olmayın diye devlete söylemeyen bu kadın dernejklerine KADEM VE SOLCU SAĞCI HER NE İSELER….diyeceğim inşallah Rabbim biz erkeklerin canını alırda türkiye size kalır. siz de her türlü karar alma mekanizmalarında görev alırsınız. bıy bıy bıy.. sonra da amerikan-avrupalı askerler gelirse artık ne yaparsa müstehak .. ne ekerseniz onu biçersiniz. kadem gibi kadın dernekleri müslüman kadınları müslüman erkeklere düşman ediyor. düşmanlık ekiyor. müslüman erkeklerden düşmanlık görmüyorlar. çünkü devlet onları müslüman erkeklerden de koruyor. o zaman ektikleri düşmanlığı müslüman erkeklerden değilde başkalarından görmeye müstehak oluyorlar. ne şekilde olur onu ben bilemem.Gaybı yalnız Allah bilir.

  57. adem diyor ki:

    keşke keşke bunlar olabilse. televizyonlara çıkan hacılar hocalar milletvekilleri açık açık bunu da söyleyebilseler. neden söyleyemiyorlar? bence milletvekili olanlar başımıza iş alırız. medya bizi perişan eder kadın düşmanı gibi gösterir. oylarımız düşer. sonra sebep olduğum için partim beni dışlar diye düşünüyorlar herhalde. tv lere çıkan hocalarda aksini söylemeleri durumda gene medya bizi eleştirir, tv lere çıkamayız. insanlara hiç faydalı olamayız. hayat sadece bu mu canım. diyerekten ses çıkartamıyorlar diye tahmin ediyorum. özetle hepsi de korktukları için. bir vakit nurettin yıldız hoca dinen akıl baliğ olan kız çocukları evlenebilir demişti. detay vermedim okuyanlar anlar. medya ne kadar eleştirmişti hatılar mısınız? hatta sonra ak partili milletvekilleri hatta bakanlar bile ne kadar eleştirmişti nurettin hocayı. bir tane hoca çıkıpta fıkıhta böyledir deyip hocaya destek çıkabildi mi? bu kadarız işte bu kadar. merak ediyorum akıbetimiz ne olacak. ne dolar ne benzin ne savaş. yok sınırda bomba patlamış yok şöyle yok böyle. her gün çevremizde gözümüzün önünde manevi bombalar patlıyor, 4 parti de birleşip beraber patlatıyorlar, başörtülü başörtüsüz önemli değil kadınlar erkeklere her gün atom bombası atıyorlar. 10 sene sonra içine sinmilş neme lazımcı erkek çok olacak bu toplumda. o zaman askere kadınlar alınsın. onlar erkeklerden daha cesur daha korkusuzlar madem. hem nasıl olsa onlar düşmanı öldürdükleri zaman şirin oluyorlar. internetlerden görüyoruz pkk li pyd li kadın teröristleri ne kadar şirin gösterdiklerini.

  58. Mehmet diyor ki:

    Allah razı olsun Sema Hocam çok isabetli bir yazı olmuş paylaşıyorum…

  59. tarık diyor ki:

    ALLAH c.c sayılarınızı artırsın

  60. cengiz diyor ki:

    Sema hanım; kaleminize ve yüreğinize sağlık. Şiddetin tek taraflı olmadığını şiddetin oluşturan asıl sebebin ”etki ve tepki’ olduğunu hiç bir şeyden hiç birşey doğmayacağını çok iyi anlatmışsınız. Malesef aile kavramını bitirmeye çalışan tek taraflı olarak toplumu bölüp yönetmeye çalışan bir algı operasyonunun birer sonucudur KADINA ŞİDDET.Bir erkek olarak kadına şiddete karşı olduğumuz kadar fiziksel şiddeti ortaya çıkaran tek taraflı psikolojik şiddet, maddi şiddet, çocuklarından yabancılaştırılan ebeveyn şiddete de karşı çıkmalıyız ki o zaman emin olun ki kadına şiddet de azalacaktır. Tekrar Teşekkürler SEMA MARAŞLI hanım.

  61. ayse diyor ki:

    Yazinizin ilk kismini okudum sadece ama o kadari bile yetti bana. Erkekler’le Kadinlarin siddetini karsilastiriyorsunuz ama Erkeklerin ki fiziksel siddet, kadinlarin ki psikolojik. 1. Cogu erkek siddet uygulamiyor diyorsunuz. Belki bati da ama Türkiyede özellikle de Dogu kisimlarinda COGU erkek Siddet uyguluyor. Hem fiziksel hem psikolojik – hatta ölümle sonuclanan vakalar da hic de azimsanacak bir boyutta degil. Erkege fiziksel siddet uygulayan kadin sayisi artti demissiniz. Ne kadar oldu bu oran? %1? %2? Siddet uygulayan erkek orani kac peki? Hic de azimsanmayacak bir oran da! Erkek romantik mi olsun cocuk mu baksin vs vs demissiniz. Bu zamanda kadinlarin cogu hem calisip hem cocuk bakip hem de evini temizleyip yemek yapiyor. Yardim eden erkek sayisi ne kadar? Sizin bahsettiginiz erkeklerden ben cevremde pek görmedim! Ama kadin bunca isi yaparken, erkek kahvehane kahvehane gezip sonra eve gelip üstüne karisini asagilayanlar, bir hayli fazla! Sonra kadin mutsuz, kadin dirdirci! Fazla erkek yanlisi, kadin karisiti bir yazi! Her satirina uzun uzun yazmak isterdim!

    • Feyza diyor ki:

      Siz de bu yorumunuzla yangina korukle giden tayfaya hizmet etmissiniz. Sema hnm.in bahsettigi ezilen ve siddet goren kadinlar degil. Ezilen ve siddet goren kadinlarin uzerinden prim yaparak kendisine verilen hakki suistimal edip, erkegin hakkini gaspeden kadinlara kantarin topuzunu nasil da kacirdiklarini gosterebilmek. Bu ulkede ezilen kadinlar kadar, yasalar eliyle ve psikolojik baskiyla ezilen erkeklerin de oldugunu ifade efebilmek. Olaylara sasi bakip sasiran Kadin haklari derneklerinin gudumunde hareket eden daha masumane kadinlara cok yonlu bakis acisi kazandirabilmek. Yani kadini erkege, erkegi kadina dusman degil, birbirinin tamamlayicisi gorme erdemini insanlara kazandirabilmek. ‘Gercekten’ ezilen kadinlara ise devlet zaten sahip cikiyor. Ama ‘gercekten’ ezilen erkeklerin de bir sesi olmasi adina komusuyor Sema hnm. Kullandigini dusundugunuz sert uslup, hakikati iskalayan sert koseli kisi ve kurumlarin cikintilarini torpuleyebilmek icin bir savunma mekanizmasinim gereklilligi. Bicagi kendi cinsinden bir bicak mi biler yoksa plastik bir bicak mi? Uslubun inis cikisliligi zaman zaman dikkati toplamak icin guzel bir yontemdir.

    • ... diyor ki:

      Ayşe hanım,

      KADEM’in spot filmi tartışmalı. Şiddete meyilli öfke kontrolü olmayan bazı insan davranışlarını bütün bir cinse yüklemek ağır olur. Toplumun genelinde kadına uygulanan şiddet oranı ne kadardır bilmiyorum bu nasıl saptanabilir.

      Tahsili yüksek hanımlar şiddet gördüklerinde bunu genellikle gizliyorlarmış. Hatta bir öğretim görevlisi hanım eski eşi tarafından şiddet gördüğünde ailesinden çevresinden gizlemiş. Boşandıktan sonra eski eşi tarafından öldürülüyor.

      Bazen eşiyle şakalaşırken canını acıtan yumruk atan kişileri duydum. Yine çok öfkeli anınında hanımına şiddet uygulayan kişilere dünde şahit oldum bugünde. Bir çocuğun gözü önünde annesinin babasına psikolojik şiddet uygulaması mı ağırdır yoksa babasının tekme tokat annesine vurması hakaret etmesi mi?

      Kesinlikle kadına yapılan şiddeti doğru bulmuyorum. Kadına yapılan şiddeti bertaraf etmek için erkeğe yapılan şiddeti öne sürüp konuyu kapatmakta doğru değil. Kadın ve erkeğe uygulanan şiddette sorunlar ortaya çıkarılsın sebepleri çözüm yolları araştırılsın. Şiddetinde temelinde öfke kontrolsüzlüğü psikolojik hastalıklar maddi ve manevi sıkıntılar dinin hayata yön verememesi var.

    • Yasin diyor ki:

      Doğu’da hiç buludunuz mu?
      Buraları Filimlerden mi öğreniyorsunuz?

  62. ... diyor ki:

    Bazen varlığını kabul ettirmenin yolu bir düşman imgesi üzerinden sağlanır. Yeşilay derneğinin sigarayı alkolü düşman kabul etmesi gibi. KADEM’de bunu yapmış. Kadın derneği olduğunu ispat etmek için düşman olarak erkekleri göstermiş. İlk dernekte insani bir hareket varken ikincisinde toplumu aileyi bölen bir tarafı mutlak zavallı bir mutlak zalim gösteren bir hareket var.

  63. KEMAL YAĞDI diyor ki:

    Yazı güzel, sizi kutluyorum erkeklere özel yazınızdan dolayı değil haklı yazılarınızdan dolayı.

    Toplum olan yerde suç olurda, müslüman bir ülkeyiz, müslüman olan yerde suç oranı müslüman olmayan ülkede yaşayarak görüyorum bizde hayli yüksek suç işleyenlerin oranı bu kadına şiddet ve diğer suçlarda. Cezalar da yeterli olmayınca şuç işleme oranı her gün artmaktadır.

    Toplumumuzda ilk başta aile eğitimi ve okul eğitimi yeterli olmayınca, Allah korkusu kalplere yerleşmeyince, yerleştiremediğimiz çoçuklarımız da şuç işliyor. Her konuda bu kadar şuç işleme oranı da hayli yüksek.

    Nedense kadın cinayetleri olunca basın yayın tv ler. kadın dernekleri de erkeleri hedef alıyor, araştıırlmıyor. Hep erkeler şuçlu da kadınlar masum mudurlar? hepsi değilsede bazı kadınlar belki erkeleri, eşlerini bıktırıyorlar. Ufak defek ailede tartışma, kavga her ailede olur. olunca illa kadını dövmek, öldürmek mi lazım? öldüreceğine nazikçe, kibarca boşanırsın olur biter. Kadın veya erkek şiddetli geçimsizlik varsa boşanılır, cinayate yaralamaya , 2 sevgili bir olup eşini öldürmeye gerek kalmaz.

    Demekki diploma da, eğitimde bazan işe yaramıyor. e proğramlarını görüyoruz, buralardan evlenenlerin yüzde kaçı mutlu aile kurabilir? Bazıları da suçu evlenirken değil boşanırken görücü usulü ile evlendik deyip suçu erkelere veya kadınlara atıyorlar.

    Eğer inancımız tam olsa, dini eğitimimiz seçmeli değil geçmeli ders olsa, Allah korkusu kalbimize iyi yerleşse olaylar belki % 1 olur veya hiç olmaz.

    Bunun yanı sıra ahlaklı, hayalı da olmamız gerekir. Helali, haramı, günahı sevaı bilmiyorsak, hayatımıza uygulamıyorsak suç şişleyip pişman olunur, oluruz ama iş işten geçmiş olur.

    Ne kadın erkeğe şiddet, baskı uygulasın ne de erkek de kadına zorlasın, erkeğin kadının görevi bellidir. Çalışan kadınlarda baskı daha çok oluyor. ben çalışıyorum diye. Hayat müsterek, ortak diye. inanan kişi için ölçüler bellidir. ölçülere uyalım, şu işlemeyelim. Mutlu yaşamak dileği ile.

    SELAM SEVGİ VE SAYGILARIMLA.

  64. Ahmet eliaçık diyor ki:

    Sema hanım sizi tebrik ediyorum
    Ülkemizdeki aile üzerindeki oynanan oyunu bire bir net bir şekilde görüp dile getirdiginiz için

    Kadın hakları savunacağız diye erkekleri adeta yok etmek isteyen alevi Sünni sağ sol Türk kürt diye ülkeyi böleneyenler
    Kadın erkek diye bölmekte aileyi ise yok ederek genç nesli yok etmekteler

  65. bilal sezgin diyor ki:

    Çok güzel bir yazı.gerekli makamlara da ulaşıp mesajların gereğinin yapılmasını umuyorum.sayın sema maraşlı ya bütün çalışmalarında başarılar diliyorum.

  66. Mehmet Yozb diyor ki:

    Helal olsun…böyle bir toplumsal gerçeği dile getirdiğiniz için…

  67. Süleyman diyor ki:

    Ne erkek ne de kadın aşağılanarak nasıl bir aile kurumu savunulabilir bunu anlamıyorum.

    Bu şekil her gün defalarca yayınlanan reklamların aile kurumuna etkisi nasıl olur? Yani hanımları erkeklere düşman etmek yerine ne tür bir katkısı oluyor bu reklamların? Bari iyi bir davranışı gösterseler de doğru örnek üzerinden hayıra teşvik etseler.

  68. Tuba diyor ki:

    Sevgili Sema hanım, fikrimce yazınızda doğru noktalar olsa da neden bu kadar tepkisel yazdığınızı anlamış değilim. Kadın erkeğe şiddet uygulasa da bu erkeğin kadına uygulama orandan ve karşıdakine verdiği zararlardan daha büyük değil. İstatistik veya başka araştırmalara da bakın kadın çoğu zaman hem fiziksel hem de psikolojik olarak fena halde yıpratılıyor.

    Öte yandan “bir kısım” kadınlar da şiddet uyguluyor lakin bu genele galebe çalmıyor. Sizin çevreniz farklı olabilir ancak ben Doğuda yaşayan biri olarak çok rahat söyleyebilirim ki buralarda hala “karının” aklı da insanlığı da tam sayılmıyor.

    Allah kendi rızasının dışında düşünmekten korusun. Mesele feministlik ya da modern kadın handikaplarıyla çıkmaza sürüklenmek istense de buralarda kadının adı hala yok. Ne video ne sanatçılar ne konser ve yemekler… bu sorunu çözmek için cuma hutbelerine incelik katılmalı, hocalar bilinçli olmalı ve dinimizi düzgün öğrenmeliyiz.

    • serkan cnakurban diyor ki:

      Tuba hanım.1-Şu anki kanunlar aldatmayı yani zinayı suç saymıyor.2-Kadın aldatsa,erkek %100 haklı biçimde ispatlasa yinede ceza almıyor.3a-Erkek aldatsa kadın sadece şüphelense ve polise gidip kocam bana psikolojik bası uyguluyor dese evden atılıyor,ceza alıyor,malına mülküne el konulabiliyor.3b-Erkek aldatmasa,adam tabirinde biri olsa kadın afedersiniz k.ş.r olsa kocam beni aldattı,dövdü,baskı uyguladı,bağırdı,bu tanımlamalardan herhangi birini dese ispatı gerekmeksizin otomatikmen 3a yazdığım yaptırımlara maruz bırakılıyor.3c-ortada hiçbir sebep olmaksızın kadın boşanmak istese ve gidip 3b’de yer alan sebeplerden herhangi biri ile şikayet etse,boşanma davası açsa.KAZANIYOR.Kanunlar orantısız.Aileyi korumak ile alakası yok.Erkeği pasifleştirmekten başka bir işe yaramıyor.Bu halde bir aile babasına,kadının köpeği olacaksın denilen birine bakıp evlenmek isteyen bir oğul çıkarmı,hiç sanmıyorum.
      Sizin doğunuz ile bizim batımız aynı.İnsanlar iyi ise hala iyiler,kötüyse hala kötüler.Orda insan yerine konulmuyor diyorsunuz.Bu berbat düzenlemeler size veya bize bakıp yapılmıyor.Amaç erkeği ezmek,aile yuvasını dağıtmak.Kusuru kadınlara yükleyen yok.Kadınlar üzerinden erkekler aşağılanıyor.Suistimale o kadar açıkki,sadece biraz burnu sürtülsün diye kocasını şikayet eden var.Sonrası hesap edilemeden alınan bu kadarla gururu kırılmış,reisliği elinden erkeği o eve hangi güç sokacak.Kim tasma takılmasına razı olabilir.

    • Yasin diyor ki:

      Ben G.doğuda yaşıyorum. Hiç de dediğiniz gibi değil. Yer yer “Kadınlar doguda daha baskın.” bile denilebilir.

    • Yasemin diyor ki:

      Size katılıyorum Tuba hanım..Sema hanım ya bu ülkede yaşamıyor ya da farklı şeyler söyleyerek gündem oluşturmak adından çokca sòz ettirmek istiyor

      • Yahya diyor ki:

        Yasemin hnm,

        bizde bunu yapmak istiyoruz işte… adından çokca söz ettirmek ama olmuyor işte…

        Sema hanım bir yerde hata yapıyor ama nerde?
        hmmm

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Tuba’ya…

      “…buralarda kadının adı hala yok. Ne VİDEO ne SANATCILAR ne KONSER ve YEMEKLER… bu sorunu çözmek için cuma hutbelerine incelik katılmalı,” DEMİŞSİN

      Tuğbaya göre “Mutlu, huzurlu ve değerli Kadın” olmak için “olmazsa olmazlara” bakmak bile tek başına Tuğba ve benzeri zihniyettekilerin “problemin tespiti ve çözüm yöntemleri” konusunda ufkunun ne kadar olduğunu göstermeye yetiyor da artıyor.

      Sen aklımıza mukayyet ol ya Rabbim.

    • Yahya diyor ki:

      Tuba hnm,

      Ne kadar doğru söyleseniz de; bir yanlış başka bir yanlış ile düzeltilemez.
      Yada 3 yanlış bir doğru yapmaz gibi…

      Evet erkeklerimizin bir bölümü (belkide çoğunluğu) farkında olarak veya olmayarak şiddet uyguluyor. Tabii bu farkındalık, şiddet, çoğunluk ifadeleri gri bölge. Yani neye şiddet dersiniz? ….

      Doğulu bir aile istanbulda havaalanında, güvenlik kontrolunden geçecekler, adam cebindekileri boşaltıyor, karısı biraz geride ve karısını rencide edici bir ifade ve ses tonuyla uyarıp üzerindekini çıkarmasını söylüyor.
      Kısacası bu odunu eğitebilirsin, yontarsın… devlet bunun üzerinde odaklanmalıdır.
      Odunları eğitme programına katılmayı zorunlu hale getirebilirsin. Bu eğitimlere katılmayanları cezalandırırsın. ….

      Eğer devlet olarak bu odunu eğitmek yerine, direkt kadının beyanına istinaden cezalandırsan, evinden barkından kovarsan, çocuklarından uzaklaştırırsan, karın şikayet ederse seni hapse atarım dersen; zaten odun, gelir kafana vurur. Devlet olarak ne bekliyorsun? Şiddeti engellediğini mi zannediyorsun? Sonra adama kelepçe takarsın karısına yaklaşmasın diye…

      Hadi dindar erkekleri cuma hutbelerinde (gel sen cumaları camilerin halini gör) eğittin, öğrettin.
      Dindar olmayanları ne yapacaksın?
      Hadi onuda geçtik, kadınları ne yapacağız? Eline vermişsin bir güç, yalan veya gerçek beyanı her zaman doğru demişsin. Canı sıkıldımı erkekle oynasın!

      Kadını niye eğitmiyoruz? Niye en yumuşak ipek ol demiyoruz?

  69. Yasin diyor ki:

    Elleriniz dert görmesin, Allah her iki cihanda hem sizin hem sevdiklerinizin kadrini yükseltsin.
    Çok güzel ifade etmişsiniz. :)

    • Mehmet diyor ki:

      Ellerinize sağlik yüreğinize sağlik
      23 Yıllık bir azaptan sonra boşandim Elhamdulillah
      Herşeyimi istedi boşanmak için hiç düşünmeden verdim
      Şirketim vardı bütün borçlar bana kaldı
      Sekiz yildir borç ödüyorum bir sekiz yil daha sürecek
      O çocuklarimla bir tirilyonluk hiç emek vermediği evimde oturuyor
      Ben 450 tl kira bahçe katinda
      O ilkokulu bitirmemiş elinden hiç bir iş gelmez ama kanunlar ondan yana
      Fasli bir bayanla evlendim adam koca muamelesi insan muamelesi görüyorum
      İyiki boşanmişim
      Pişmanlik yirmi sene önce boşansaymişim
      Bütün tanidiklarima tavsiye ediyorum
      Sakin evlatlarinizi TC kimliği taşiyan biriyle evlendirmeyin

      • hanne diyor ki:

        Mehmet bey benim oğlumun adıda mehmet.. herşey güzel son cümleye takıldım… Bende tc olmayan bir arap asıllıyla evlendim. Görücü usülü oldu. Hep bi arap kültürü hayranlığıda vardı bende. Muhacirdir savaştan gelmiştir ailesi yok aile oluruz dedik. Ben çalışırım olsun yinede geçiniriz rızık Allahtan oda arada çalışır dedik. Kendi oğluma kefil olmam buna olurum yanımızda çalıştı dürüst efendi dediler. Daha evlendiğimin ertesi olaylar başladı. Daha ay dolmadan şiddet görmeye başladım. Bizde böyle normal dedi. Annesi geldi yanımıza (güya ailesini savaşta kaybetmeşti) o döver sen susucaksın dedi kadın. Babasıda böyleydi bu gençken daha beterdi dedi. Birde bebeğim oldu hamileyken bile itip kakmasını dayak olarak görmedi beyfendi ağzım burnum kanamamış ya.. Siz yatın kalkın iyisine düşmüşsünüz dua edin. Onların kadınlarıda fenadır. komşuyla kavga ederdi bana derdiki sen ne biçim kadınsın bizim kadınlarımız olsa o kadını saçından süreklediği gibi yatırır yere kavga eder. E haksızsın. olmaz çazgırlardı gercekten komşulardanda gördüm suriyeli ıraklı olanları.. Boşandım hala arada sorun çıkarır.. Bir oğlum var Allah ona hayırlı ömür versin geç evlendim o günleri göremem sanırım ama büyük konuşmayım kendi kültür ve milletinden biriyle evlenmesini istemem. Türkiyede doğdu türkiyede büyür türk kültürüyle yetişirse türk bir bayanla evlensin. Evin delisi elin akıllısından iyidir :) demişler. Siz elinizdeki nimetin kıymetini bilin. Allaha bolca şükredin. İyisine denk gelmişsiniz. Arkadaşım evlendi 3 ay evli kaldı 3 senedir boşanamıyor. Kadın para derdinde..50 binlira tazminat istiyor.

        • Yasin diyor ki:

          Vicdanın memleketle cinsiyet ile alakası yok.her yerin her cinsiyetin iyisi kötüsü var. Faslılar öyle türkler şöyle kürtler böyle iraklılar şöyle vb. diyemeyiz.
          Kültürler farklı olabilir elbette ama Türkiye kendi içinde çok mu homojen? Edirne’den evlenen ile Hakkari’den, Muğla’dan, Kars’tan evlenen aynı kültür ile karşılaşmaz. Hatta İstanbul’un iki semti veya Diyarbakır’ın, Tokat’ın iki köyü arasında bile kültür farkı yaşanır.
          İyi niyet varsa; kültür farkı bile olsa sorunlar çözülür

        • Ugur diyor ki:

          Benim tanıştığım bir Dübeyli (Dubaili) kızda ise tersi oldu. Kız ailesi ve belki de kabilesini karşısına alarak kralın özel izniyle üst orta sınıftan laik kökenli Fetullahçı bir gençle evlendi yıllar önce. Oğlan onun parasıyla ev satın alıp annesinin üstüne yapmış. Kendisi de zengin olduğu halde kızı sömürüp parasız bırakmış. Sonra boşanma davası açmış. Kızın laik ve feminist kadın avukatı da kıza onun Türkiye kanunlarındaki aşırı haklarını anlatıp kadın dayanışması yapmak bir tarafa herhalde pis Arap diye ırkçı düşünerek o da kızı sömürmüş. Sonunda ortak bir tanıdığımız olan bir Türk hanım ki ikisini aslında daha önce ben internetten tanıştırmıştım kızcağıza sahip çıktı da laikçi feminist ırkçı faşist kadın avukatın daha fazla sömürüsünden bari kurtardı. Adam çocuğunu da istememiş. Kız yıllardır dul kadın olarak galiba engelli de olan çocuğunu büyütmeye çalışıyor tek başına. Feminist laikçi faşistler normalde kadınlara dolaylı zarar verirler, erkeklerle aralarını bozarak; ama bu hadisede kız Arab da olduğu için direkt ve doğrudan maddi olan bir kötülük de yapmışlar.

          • Yahya diyor ki:

            Allah yardımcıları olsun.
            Ancak laik, feminist, faşist tabirlerinizi beğenmedim.

            Avukatların ekseriyeti, parayla motive oluyorlar. Müthiş paralar dönüyor. Bu onları laik, faşist, feminist, ırkcı yapmaz.

        • Yahya diyor ki:

          Hanne hnm,
          Esasında biz satır aralarını iyi okumuyoruz. Bir çok insan karakterini bir çok noktada ele veriyor sadece biz bunları göremiyoruz veya o evlilik heyecanı esnasında ayaklarımız yere basmıyor….
          Bu işin türkü yabancısı yok. Kahiri ekseriyetle, farklılıklar ne kadar az ise evliliğin devamı daha kolay olur, aksi ise evliliği zorlaştırır.
          İstisnalar kaideyi bozmaz.

          Ailede oluşan problemleri çözmeye kalktığınızda da bu farklılıklar ne kadar çok ise, işler o kadar zorlaşıyor. Dediğiniz gibi, dayağın standart bir uygulama olduğu bir kültürde bunu çözmenin neredeyse imkansız olduğunu anlamak çok üzücü…
          Şahsen, bizden daha dindar diye baktığımız kişilerin esasında Kuran ve sünnet üzerine yaşamadıklarını; sadece örf ve adet üzerine yaşadıklarını görüyoruz.

          Kadın olsam, bu şiddet olayını aklımı ve kadınlığı kullanarak çözebilir miydim, diye soruyorum kendime… sanki evet. Çünkü hiç bir şey imkansız değildir.

          Rabbim yardımcımız olsun!

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku