Erkeğin Ailesi

15 Temmuz 2012Mustafa Ulusoy33 Yorum »
     
 
Temmuz güneşinin altında kora dönmüş direksiyona dokunduğu anda elini çekiyor adam. Bir süre sonra yeniden kavrıyor direksiyonu, içindeki örselenmişliği yanan parmaklarının acısı ile bastırmak için.

İçindeki tüm istek, geçen seneden kopup gelen imgelerle tuz buz oluyor. Göğsüne oturan sıkıntıyı derin derin aldığı nefesler bir milim bile yerinden oynatamıyor.

Karısı üç çocuğuyla apartmanın kapısından çıkıp ona doğru geliyorlar. Evlenmekle ne büyük aptallık ettim dese de, başka bir çaresinin olmadığını da biliyor. Arabadan iniyor, iki yaşındaki oğlunu çocuk koltuğuna oturtup kemerlerini bağlıyor, büyük olan diğer ikisine de kemerlerini bağlamalarını tembihliyor.

Bakışlarını karısının yüzünden kaçırıyor. Asık bir surata asla tahammül edemez. Kendini bildi bileli, annesi babasına surat asardı. Bu denli tahammülsüzlüğünün önemli nedeni bu. Babası, oğlum ne yap ne et, suratı asık bir kadınla evlenme demişti. Birinin bedduasını mı almış ne? Ne zaman aile ziyaretine gidecek olsalar, karısı tüm yüz mimiklerini evlerinde bırakır, bir poker oyuncusunun yüzünden daha ifadesizleştirir yüzünü.

Tam arabaya bindikleri anda kavgaya tutuşmuşlardı, tam bir yıl önce. Yaz tatilinin yarısını karısının ailesinin yanında diğer yarısını da kendi ailesinin yanında, geçireceklerdi. Her zamanki sızlanmalarına başlamakta gecikmemişti karısı: “Annen beni sevmiyor, annen diğer gelinine daha çok ilgi gösteriyor, annen bana laf sokuşturuyor, annen beni beğenmiyor.” İlk yarım saat sessiz sedasız dinlemişti karısını. Sonra “Yeter!” diye bağırdığını hatırlıyor. Yolculukları zehir olmuştu. Karısı, ailesinin yanında geçirdikleri bir hafta boyunca, annesinin yüzüne bile bakmamış, aile içine karışmamış, beş karış suratla yemek masasına oturmuş, çoğu zaman eline kitabı alıp odadan çıkmamıştı. Kontağı çevirip arabayı çalıştırıyor. Araba homurdana homurdana yola koyulurken, adam da içinden homurdanıyor. Kadın kocasına küs değil ama suskunluğuyla ortamı germek konusundaki müthiş becerisine diyecek yok. Otoyola çıkınca karısına bakıyor yan gözle. Sevmesine çok seviyor karısını da ah şu ailesine takıntısı yok mu? Bir kazan temiz suya damlayan bir damla mürekkep gibi.

Hikâyenin burasında biraz nefeslenelim. Adam bir konuda sonuna kadar haklı. Bu coğrafyada karı koca kavgalarının neredeyse birinci sırasında aile meselesi yer alıyor. Bizim ailelerimizle ayrık bir hayatımız yok. Bunun olumlu ve olumsuz tarafları var elbette. Gene de olumlu yönleri daha ağır basıyor.

Kişisel kanaatim şu, bu kurgu öyküde. Kadın adamın ailesine ne suretle olursa olsun, surat asmayacak, surat asmayacak, surat asmayacak. Bunu binlerce kere tekrar etmek isterdim.

Kadın adamın ailesiyle ne olursa olsun asgari bir ilişki kuracak. Çok çok özel durumlar dışında onlarla ilişkiyi asla kesmeyecek. Kadın, adamın ailesinin içine karışacak. Adamın ailesini zaman zaman tek başına, zaman zaman kocasıyla ziyaret edecek, onları evine davet edecek. Aile ziyaretinde konuşacak, muhabbet edecek, sofrayı kaldıracak, kayınvalidesinin bulaşıklarını yıkayacak. Öyle misafir gibi oturup süzüm süzüm süzülmeyecek. Kitabını alıp odaya kapanmayacak. Ağzı biraz laf yapacak. Adamın ailesine biraz evlatlarını övecek, onların gönüllerini okşayacak bir çift laf edecek.

Hadi, üzücü öykümüze devam edelim.

Kadın damdan düşer gibi, “Senden tüm istediğim, biz ailenin yanındayken benim tarafımda yer alman,” diyor, yolculuğun ellinci kilometresinde. Adam, kafasına beyzbol sopası yemiş gibi oluyor. Bunu ilk duyuşu değil. Bir kere bile karısının ne demek istediğini anlayamadı. Şikâyet edeceğine, ailemi, özellikle annemi azıcık idare etse ne çıkar ki, diye düşündü hep.

Şimdi burada da bir mola verip kadını anlamaya çalışalım. Benim kadının söylediği şeyden çıkardığım şey şu. Kayınvalide kadına bir laf mı etti, diyelim ki, evin dağınık dedi ya da bir özelliğini tenkit etti ya da oğlum keşke seninle evlenmeseydi mi dedi. Kocası öyle dut yemiş bülbül gibi susmayacak, önüne bakıp oturmayacak sanki hiçbir şey olmamış gibi. Tamam, annesine bağırsın çağırsın demiyor, ama annesine karşı kendini savunsun istiyor. Sadece şöyle bir şey demesi bile yeterli kadın için: “Anne, bu benim karım ve karımla bu üslupla konuşma lütfen, bu tavrından hoşlanmıyorum.” Bu işte, tümüyle bu kadının gönlünü ferahlatacak cümle bu. O zaman kocasına ne kadar saygı duyar, farkında değil adam.

Görebildiğim kadarıyla, erkekler kadınların bu talebini iki nedenden dolayı yerine getirmekte gönülsüzler. Birincisi, annelerinin kalbini kırma korkusu. Kimse erkeklere annenizin kalbini kırın demiyor zaten. “Karıma böyle davranma lütfen,” demekte kırıcı olan ne var ki? İkincisi, annelerine karşı karılarını savunurlarsa karım anneme/aileme daha çok takar diye vehmediyorlar. Oysa bu çoğunlukla doğru bir tahmin değil; aksine bu durum kadınları gevşetiyor, takıntıyı azaltıyor. Çünkü burada kadının asıl derdi, adamın ailesinin ona karşı tavrı, tutumu, davranışları değil, haksızlığa maruz kaldığında bu duruma kocasının göz yumması, hatta hiçbir şey yokmuş gibi başını öteki tarafa çevirmesi. Kadının tek istediği hakkını teslim etmesi ve kocasının onu savunması.

devamı için;

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1170#.UAHKezjeXjU.twitter

Okunma Sayısı : 149

“Erkeğin Ailesi” için 33 Yorum

  1. seymen diyor ki:

    “Anne, bu benim karım ve karımla bu üslupla konuşma lütfen, bu tavrından hoşlanmıyorum.”
    Bunu diyen adamın işi bitmiş olur, yuları boynuna kendi elleriyle takmış olur.
    Kaynana tabiki oğlunu kıskanacak, ne yapmış kaynana yemeğine kusur bulmuşsa ben senin kadar tecrübeli değilim dersin olur biter, ağır bir söz söylerse küsersin odana gidersin, cevap vermek geline yakışmaz. Kendini beğendirmeye çalıştın çabaladın mı hiç, yoksa işine geliyorsa tavırlarında mısın bir düşün. Adamın bile memnun olomadığı gelinden kaynana nasıl memnun olsun. İdare ediceksin; böyle durumlara 10-15 gün tahammül edemeyecek olan kızlar evlenmesin, evlenip de adamı anne baba rızasından mahrum bırakmasın.
    Erkek kendi ailesi yanında eşine değer verdiğini histtirmeli ama annesine karşı herhangi bir söz söylemesi saygısızlıktır.

    • sultan(26-kadın) diyor ki:

      anne baba da olsa bir hareket yanlışsa yanlıştır, anne baba olmaları onları haklı yapmaz bilakis o yaşta o tecrübeyle kendilerinden küçük bir insanı kırıyor olmaları onları daha suçlu yapar..

      • seymen diyor ki:

        Küçükler mi büyüklere hürmet edecek, büyükler mi küçüklere, önce onu bir belirleyelim.
        Kayınpeder ne hata yapmış, kayınvalide ne hata yapmış, hiç yoktan bir şey mi demişler, yoksa mevcut olan bir şeyi abartmışlar mı; eleştiri mi yapmışlar, hakaret mi etmişler. idare edilecek durumlar vardıri edilemeyecek durumlar vardır, küçükler biraz daha tahammülkar, sabırlı ve sessiz durabilmeyi öğrenirlerse büyükler de sürekli aynı davranışı göstermez, hatta yaptığına pişman bile olabilirler.

        Hadi onun yanlışına davranışlarınızla öyle güzel bir karşılık verin ki hem Allah (c.c.) sizden razı olsun hem de o yaptığından utansın. Olmaz mı? Çok mu zor? Dünya hayatı çok kısa.

  2. esmasultan diyor ki:

    Gazete çıkan bu yazıyı eşime okutup beraber yorumlarımız yaptık. Özellikle bu durumun aslında atlatılması çok kolay, çözümü çok kolay olduğu, çözümde her iki eşin de pay sahibi olduğu fikri eşim için iyi oldu :))
    Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş.

  3. gulbeyaz diyor ki:

    evli cift ,kiz ailesinin yanindayken,damadi incitecek bir durum,soz ve tavirda gelin yumusatici ,damadi kayirir tavrini ortaya koyacak, erkek tarafinin evindeyken ise geline yapilan sozlu fiili bir gonderme oldugunda da erkek karisini tum incitici bakis ve yorumlardan koruyup siper olacak.boyle birbirirne sahip cikan ve kollayan bir cifte herkes saygi duyar,”disaridakiler”o yanlis tutumu cogunlukla bir daha goze alamazlar.

    erkek karisina saygili olursa,erkegin ailesi de kiza saygili olur.kiz kocasina saygili olursa kizin ailesi damada saygili olur.sunu unutmayalim ki,ailelerimiz eslerimizi bizim agzimizdan ve tutumlarimizdan tanirlar.

    • Yasin diyor ki:

      “Sahiplenmek” doğru bakış açısı budur işte, Kadın kocasını, koca da karısını sahiplendiğinde sorun kalmaz.

      Taraf tutmaktan farklıdır sahiplenmek,
      “Taraf ol” denildiğinde “aslolan benim sen ancak benim yanımda yer alması gereken bir elemansın” demiş oluyorsunuz.
      “Birbirimizi Sahiplenelim” dediğinizde, “hatasıyla sevabıyla biz birbirimiziniz” demiş olursunuz.

      Eşler elbette birbirini sahiplenmek zorundadır, eşinizi sahiplenemiyor iseniz “zevc değilsinizdir”

    • seymen diyor ki:

      Kız ailesinin yanında damat gelinin kayırmasına kalmışsa vay haline. Ben hürmet görmezsem eşimi gönderirim yılda biriki gün, kendim gitmem gitmek zorunda da değilim.
      Kadın eşi her istediği zaman onun yanında olmalı, eşini memnun etmek için eşinin anne babasına hürmet etmeli.

      • gulbeyaz diyor ki:

        kayirmaktan maksadi izah edecek bir ornek,hz.aise peyg.sav evinde aylarca ocakta yemek pismedigi halde ,varlikli olan kendi baba evi,ebu bekir ra’ha bunu sikayet olarak getirmemesi,haberdar etmemesi,kocasina ve evine laf getirtmeyerek, ailesini disaridan kayiran bir kadin old.gosterir.

      • seymen diyor ki:

        Bizde hep birlikte olunduğunda damatlar anne babamın yanında her zaman oğullarından daha kıymetli olmuşlardır, daha iyi muamale görmüşlerdir, çok mu matah damatları var, yook. Ama kızlarına iyi davranılsın kıymeti olsun diye böyle davrandıklarını biliyorum.

        • gulbeyaz diyor ki:

          asil kizlarina kiymet veren damat kizin ailesinin favorisi olur.anneme hangi damadin daha kiymetli diye takildigimizda “hangisi kizimi daha mutlu ederse o daha kiymetli olur” derdi.

      • esra diyor ki:

        işte buna katılmıyorum.ne demek hürmet görmezsem eşimi gönderirim kendim gitmem.eğer gelinler böyle söylese hiç bir evde mutluluk kalmaz.çünkü gelinlerin hürmet gördüğü ev nadirdir.genel olarak damat daha önemlidir.gelinler genelde beğenilmez akıl verilir eleştirilir.ama kavga da edilse gelin gitmek zorundadır.o adam ağaç kovuğundan mı çıktı.tabiki aileye gidilecek ve gereken saygı gösterilecek.ben giderim bana ne demiş olurlarsa olsunlar gderim.çünkü ölüm Allah korkusudur onlara olan kızgınlığım değil.ama eşim de benim aileme gitmek zorunda.ben ne yaparlarsa yapsınlar onun yanında oluyorsam o da ailemin yanında yalnız bırakmayacak beni.gitmek zorunda değilim diyemez.

        • Yasin diyor ki:

          “ağaç kovuğundan mı çıktı.” nasıl bir cümledir bu? Çıktığı yeri neden düşünüyorsunuz? Bakış açınızı mı yansıtıyor bu söz? Herkesin ailesi muhteremdir, farzedelim ki kocanız evlat edinilmiş veya yetim büyümüş kendisine sahip çıkan büyütenleri de anne baba bilmiş sizin tavrınız ne olacak? Yok mu kabul edeceksiniz?

          Kocam “Gitmek zorunda değilim diyemez.” Neden diyemezmiş? Yoksa adamı ‘İç güveysi’ mi aldılar?
          Sadece erkek değil, kadın da “Gitmek zorunda değilim” diyebilir. Eğer aileler sorun çıkarıyorsa ikisi de kayınlarına gitmez olur biter, bunu dert etmeyin. Neden kayınlarınızla ilgili sıkıntıları yuvanıza yansıtacaksınız ki?

          “Gelinlerin Hürmet gördüğü ev nadirdir” ve “Gelinler beğenilmez akıl verilir.”
          Bence öyle değil ama hadi öyle olsun. Akıl verilmesi kötü birşey mi? “Ben çok akıllıyım kimse bana akıl veremez” tavırları yerine önce karşınızdakini anlamaya çalışıp sonra da kendi bakış açınızı da onlara anlatsanız olmaz mı? Böylece daha olumlu bir diyaloğu belki başarabilirsiniz. Ortada herşeye rağmen art niyet varsa ve diyalog fayda etmezse kesersiniz bağlantınızı olur biter.

          Kadınların çekişmeleri gibi mi görüyorsunuz erkeklerin anlaşmazlıklarını? Aileniz kocanız karşı olumsuz bir tutum içine giriyorlarsa öncelikle ailenizi sorgulayın. Ailenizi haklı görüyorsanız kendinizi ve evliliğinizi sorgulayın.

          Kocanıza karşı tutumunuz bu ise emin olun Kocanız size tahammül ediyordur. Yuvanıza değer veriyorsanız ona iyi davranın.

          • esra diyor ki:

            ağaç kovuğundan çıkmamış sözünden ne anladığınıza güldüm gerçekten.aslında aynı şeyleri söylüyoruz.sırf muhalefet olsun diye muhalefet etmişsiniz.insan eşinin ailesini karşısına alamaz.eşini onların yanında mahcup etmemek için de gidip gelmelidir.doğuran veya bütüten kimse ona saygı duymalıdır.sorun çıkarıyorlarsa gitmezsiniz olur biterdiye birşey olamaz.asılböyle düşünüyorsanız vay halinize.gelin gitmiyor adam tek başına gidiyorsa aileler daha çok sorun çıkarır va olan yine evliliğe olur. ben ok akıllıyım demedim genelde akıl verirler dedim.siz hiç gelin olmadığınız için bunu yorumlayamazsınız.kimse bana akıl veremez de yazmadım.art niyeti kafanızdan uydurdunuz galiba.zaten nolursa olsun ben giderim dememden ortada bir art niyetin olmadığını anlamanız lazımdı.ailemin eşime karşı olumsuz tavır içinde olduğunu yazımın neresinden çıkardınız merak ettim.sadece evlilik inat yeri değildir demek istedim.eşler evlendilerse beraber hareket ederler.neden herkes tek takılsın ki.tek tek gidilecekse neden evleniliyor.eğer ortada tahammül edilemez çözülemez bir sorun varsa ona göre davranılır.bu aleyi etkilememelidir.eşim hi de bir tahammül içinde deil bana karşı.

          • esra diyor ki:

            ayrıca şu ağaç kovuğu meselesine çok takıldım.yani erkek sahipsiz değildir.ailesi değerlidir kadın değer vermelidir ister doğursun ister doğurmasın.adamla evlenmişsiniz ailesini kadın için bıraksın mı anamında bir sözdü o.siz erkeklere de yaranılmıyor doğrusu erkek değerlidir dolayısıyla ailesi de değerlidir dedim lafı neresinden alıp okumuşsunuz.

          • Yasin diyor ki:

            “o adam ağaç kovuğundan mı çıktı.” Bu sözün üzerinde düşünmemiş olmanız ilginç.
            “o adam ağaçta yetişmedi” veya “bahçede yeşermedi” deseniz bu tepkiyi görmezdiniz eleştirim daha farklı olurdu.

            Siz her durumda karşılıklı olarak ailelere beraber gidilmelidir diyorsunuz, Ben ise “Mecburiyet yok” diyorum.

            “bana ne demiş olurlarsa olsunlar gderim” demişsiniz.
            Saygı sınırlarını zorlamadan konuşmayı öğrenmemiş insanlarla diyaloğun sürdürülmesini doğru bulmuyorum.
            Tahammül edilebilecek iğneleyici sözler var, Bir de hakaret ve küfürler var. Eleştirilere tahammül kesinlikle doğrudur. Hakaret ise farklıdır, şiddete, hakarete ve küfüre tahammül edilmez.

            Küfür ve hakarete tahammül eden sadece kendine değil bunu sürdürmesine katkıda bulunduğu kişiye ve sebep olduğu başkalarına da zulmetmiş olur. Aslında bu tavır vicdani bir konudur.
            Yani aslında sizinle aynı şeyleri söylemiyoruz; “bana ne demiş olurlarsa olsunlar gderim” sözünüze katılmıyorum. Bana hakaret eden hiç kimsenin evine gitmem bu kayınlarım da olsa gitmem, babam veya kardeşlerim de olsa gitmem.

            Art niyeti uydurmadım :D şahsınızla ilgisi yok. Niyete duruma göre vaziyet alınır. Genel olarak, Karşılıklı iyi niyet varsa diyalog her türlü devam etmelidir. Bir tarafın art niyeti bağların kesilmesi için önemli bir sebeptir.

            “Tahammül edilemez çözülemez bir sorun varsa ona göre davranılır” diyerek; önceki sözlerinize koşul koymuş oldunuz. Bu noktada anlaşıyoruz.

            Sanırım ailelerinizle ile ilgili anormal bir sıkıntı yaşamadığınızdan olacak bakış açılarımızda farklılıklar var.
            Eşinizin “tahammül” içinde olmamasına ikiniz adına sevindim, Allah evinizden huzuru eksik etmesin.

        • seymen diyor ki:

          Erkek erkektir, kadın kadındır. Niye bunu anlamak istemiyorsunuz. Kızılıyor ama yine de söyleyeceğim, eşitlik peşinde koşmak feminizmden başka birşey değildir.
          Beylerin hanımlarının üzerinde bazı hakları vardır, hanımların da beylerinin üzerinde bazı hakları vardır. Bu haklar kesinlikle aynı haklar değildir. Kadın eşine uyacak uyum sağlamaya çalışacak, erkek değil.
          Eğer gelin böyle diyorsa adamın onu boşaması için haklı bir sebebi oluşmuş olur.
          Damadın gitmek zorunda olmaması demek gitmesin demek değildir.

          Burayı takip ettikçe anladım ki milenyum kadınları koca istemiyor, kendisine köle istiyor. Burada bilmemize imkan yok ama çevremizde gördüklerimizden anlıyoruz ki kocalarını kukla yapmak konusunda birbirlerine övünüyor bu konuda yarışıyor kadınlar.
          Kadınlar evlenilince bir mülk satın almış gibi görüyorlar kendilerini. Eşiniz sizin sahip olduğunuz bir mülk değildir. Belki kiraladığınız bir mülk gibi düşünebilirsiniz. Kiraladığınız şeyi kullanma hakkınız sınırlıdır, üzerinde değişiklik yapma hakkınız sınırlıdır.

          Bir kadının bir adamla evlenmeye razı olması demek, o adama belirli şartlar dahilinde taabi olmayı kabul etmesi demektir. Bir adamın bir kadınla evlenmeye taabi olması demek onu himayesine almaya, ihtiyaçlarını karşılamaya onu sevmeye talip olması demektir.

          • esra diyor ki:

            bakın kadın gittiği için adam gitmelidir değil.evli olunduğu için iki taraf da gitmelidir.bu eşitlik demek değildir.zaten ortada bi eşitlik yok.iki insan evlenmiyor sadece.evlenince onun ailesin de kabul etmek zorundasın.bayan veye erkek için bu.gitmek zorunda değil demek gitmesin demek değil de nedir.tabi adam zinhar istemiyorsa gitmez.ama kadın buruk olur.bu hoş birşey mi olur.zorlayamazsın ama bu düşünce tarzının değişmesi lazım.
            bie de kadınlar böyle kadınlar şöyle maşallah pek bilgilisiniz.siz nerde yaşıyorsunuz ki millet kocasını kukla yapıyor.benim etrafımda hiç öyle değil.herkes kocasına gayet itaatli.bana göre hayat paylaşılır.mülk kelimesi evlilik içn çok yanlış bir kelime.
            son paragrafınıza aynen katılıyorum.kadın adama tabi olmayı kabul ettiği için ailesiyle de görüşmek zorunda.bunu adam sorun yapmamalı diyorum bende.adam kadını sevip himaye edecekse de onun mutlu olması için uğraşmalı dimi yanlış anlamadıysam bunu demişsiniz.peki ben senin ailenle anlaşamıyorum gitmek zorunda değilim deyip ailesinin yanında onu mahçup etmiş olmazmı.[tabi bunu ortada çok başedilemez bir sorun olmadığını farzederek söylüyorum]

        • seymen diyor ki:

          Dün bu yazıyı okuduktan sonra hanıma anlattım ve “sen neslinin son örneğisin senin kıymetini bilmem lazım” dedim.

      • sultan(26-kadın) diyor ki:

        size sizin cümlelerinizle cevap vereyim Seymen Bey,

        “Küçükler mi büyüklere hürmet edecek, büyükler mi küçüklere, önce onu bir belirleyelim.
        Kayınpeder ne hata yapmış, kayınvalide ne hata yapmış, hiç yoktan bir şey mi demişler, yoksa mevcut olan bir şeyi abartmışlar mı; eleştiri mi yapmışlar, hakaret mi etmişler. idare edilecek durumlar vardıri edilemeyecek durumlar vardır, küçükler biraz daha tahammülkar, sabırlı ve sessiz durabilmeyi öğrenirlerse büyükler de sürekli aynı davranışı göstermez, hatta yaptığına pişman bile olabilirler.”

        ama burada sizin cümlelerden bir kaçını değiştirmek gerek diye düşünüyorum.
        mesela ‘küçükler’ kelimesinin yerine ‘kadınlar’ demeliydiniz. çünkü size göre ‘erkek’ olan ‘küçükler’ bu cümleye dahil değil.

        • seymen diyor ki:

          Düzeltmenizi kabul ettim, bu konuda siz haklısınız.

          • sultan(26-kadın) diyor ki:

            Hey Allah’ım:)

          • seymen diyor ki:

            Yanlış anlaşıldım sanırım. :( Küçüğün kadın veya erkek olması fark etmemeli tabi ki. Yani kızın anne-babası’da saygıyı son derece hakediyorlardır.

  4. Yasin diyor ki:

    “Senden tüm istediğim, biz ailenin yanındayken benim tarafımda yer alman”

    “BENİM TARAFIMDA OL” Yok yahu!… Ne demek istiyorsun?
    Benim kişiliğim fikirlerim yok mu? Neden taraf olacam?
    Kim kimin tarafını neden tutsun? Asıl sen benim tarafımı tut!… Laf mı bu şimdi?

    Bu laf ben evlenmeden önce de bana söylendiğinde tepemi attırırdı. Kimse bana “taraf ol” diyemez! Neden taraf tutmak zorunda hissedeyim ki? Yarışıyor muyuz, Savaşıyor muyuz? Müşterek bir hayat kurmuş olmamız işbirliğini gerektirmez mi? Hakkı söylemek neyine yetmiyor?

    Taraf tutmak “Haktan, Adaletten” vazgeçmek demek değil midir? Bu sebeple bana “benim tarafımı tut” diyen biri ya beni tanımıyordur veya lafının ağırlığının farkında değildir.

    • .:. diyor ki:

      Cok guzel ozetlemissiniz, Goruslerinize tamamen katiliyorum.

      Bir Tarafta Anneniz veya babaniz, veya baska biriside olabilir.

      Diger Tarafta Esiniz, Hayat arkadasiniz, sizden bu sekilde bir istekte bulunuyor.
      “Senden tüm istediğim, biz ailenin yanındayken benim tarafımda yer alman”
      “BENİM TARAFIMDA OL”

      Pesin hukumlu boyle bir sey olabilirmi? Ya haksizsa, ya yanlisini allta kalmamak icin size kabul ettirmek icin boyle birsey yapiyorsa, Bu hic hos bir davranis degildir.

      Isin bir de ote yani vardir. Vatandasin annesi oglunun yanina gelir, Ogluna derki;
      “Senden tüm istediğim, biz karinin yanindayken benim tarafımda yer alman”
      “BENİM TARAFIMDA OL”

      Bu adamcagiz yanmis.

      Bence taraf tutmamali ve herkezi dinleyip, gorusunu soylemeli, Bu gorusunu soylerkende yapici olursa, Birlestirici cozum bulur, Mutluluk bu sekilde gelir. Zavalli adam pesin hukumlu taraf olursa, hak yemis olur, Eger annesi hakli ise, hemde annesinin hakkini. Esi hakli olabilir , bu durumda da yine yapici davranmali, en dogrusu bu sekildedir.

      Bu bayanin boyle davranmasini hos degildir, benzer davranisli kisilerdede hos bulunmamalidir.

      Bu ornegi su sekilde ele alirsak, Eger bu kisi disarda baska bir ortamda benzer talebi kocasindan veya koca karisindan isterse, Insanlar genelde sahiplenme duygusu geregi, Evladini, Esini, Anne, baba, kardesler veya arkadasini, Olayin icerigine bakmadan icgudusel olarak sahipleniyorlar. Fakat bu durumda da sahiplenme sonrasinda, Esi ile veya sahiplendigi yakini ile, basbasa kaldiginda, var ise yanlisini Ona bildirmeli, “Ben seni yaptigin bu hareketinden dolayi orada sahiplendim , ancak sen bu konuda hatalisin, veya hatali olabilirsin, saglikli dusunmen gerekir ” diye elestirebilir veya yanlisini gosterebilirsiniz. Aksi halda, Bu Yanlislar arttikca zarar gorursunuz hatta Bu talepte bulunanda daha fazla zarar gorur.

      Bir gun oglum, bir cocugu haslamis, cocugun ailesi sikayete geldi, bulundugum ortamda ortami yatistirmak icin oglumu sahiplenmek zorunda kaldim, oglum da yanimda idi. Aslinda Oglumun haksiz tarafi da vardi, Oglumu cocuk kizdirmis, dalga gecmis ve oglum onunla tartismis olay buyuyunce cocuk kufur etmis, bizimkisi de “Oglum bak git..” demis ancak yeterli olmamis. Olcusuz dovmus.

      Ben Oglumla eve gittigimde, Hatali ve hakli yonlerini ona anlattim. Ne sekilde davranmasi gerektigini ogretti.

      Hak ve Adalet Cok onemlidir, Bu sekilde koru korune taraf olmak hic hos degil. Haftaya Kadinin evine giderler Buradada Adam Karisindan ayni talepte bulunursa ne olur? dusunmek gerekir.

  5. esra diyor ki:

    evet herşey karşılıklı anlayış çerçevesinde halledilebilir.eşler birbirine iyi davrandığında sorun kalmıyor.benim eşim Allah razı olsun beni hiç bir konuda kırmıyor.ben de onun hatırı ama sırf hatırı için ailesine karşı olması gereken şekilde davranıyorum.bazen kendimi tutamayıp söylensem de o her zaman beni sakinleştirir.onlar yaşlı idare edelim anne baba işte yapacak bişey yok gibi.onlar bana iyi de davransa kötü de davransa ben onlara sadece eşim için iyi davranmak zorundayım.bence herkes erkek olsun bayan olsun eşlerinin hatırı için ailelelerle iyi geçinmeli.çünkü gerçekten huzursuzlukların en önemli kaynağı bu konu.

  6. yasemin diyor ki:

    İki gün önce yaşadığım olayı anlatayım,belki birilerine faydası olur:)
    Yaz tatilini geçirmek üzere eşimin köyüne geldik,bayrama kadar kalmak niyeti ile.İki gün önce eşim alışveriş için şehre gitti.Bana mesaj gönderdi;”babam torunu çok özlemiş 2 günlüğüne gelin tekrar gidersiniz”diye.Hoşuma gitmedi bu durum.”onlar gelsin dedim”.”İşleri olduğu için gelemiyorlar dedi”2 saatlik yol esasen,ama çocuğum anca alıştı ortama, uykusu düzene girmeye başladı filan..Biraz gerildim,kendimce gitmeme nedenlerimi söylüyorum,derken aradı.Babam gelin diyor,ısrar ediyor,sözünü dinlemeyeyim mi?Bana da pek mantıklı gelmiyor bu durum ama ne yapayım babam yani.Telefonu kapattık.Benim isteğimin önemi olmadığını düşünüp biraz ağladım.Sonra olumlu yanlarını düşünmeye çalıştım(Köyden taze sebze alıp dondurucuya koyabilirdim,evden gelirken getirmeyi unuttuğum eşyaları getirmem için de iyi bir fırsattı)Eşim tekrar aradı iyi olup olmadığımı sordu (ki bu çok iyi geldi),moralini bozma,anne babamızın isteklerini yerine getirmeye çalışmalıyız filan dedi.Ben çoktan ikna olmuştum bile.Sonuç:Eşimle kırgınlık olmadı,ailesi bana karşı tavır almayacak,eşim ailesine karşı mahcup olmayacak,dede ve babaanne torunlarıyla hasret giderecek,kışlık yiyeceklerimi tazecik götürebileceğim,özlediğim komşularımla 2 gün vakit geçirebileceğim.Mutlu Son :))

    • osman diyor ki:

      kimi sizin gibi yufka yürekli analyışlı davranıyor. karsı tarafı anlayabiliyor. sorunda cıkmıyor. birde bunu diline dolayan bir bayan olduğunu düşünün. huzursuzlugun bini bir para olur. yufka yüreğinizi anlayan bir eşte seçmışsiiniz ve aramış sizin halını sormuş destek olmuş yol. allah mutlulugunuz artırmıs. sanırım hayatınız en büyük dogrusunu yapmısınız esınızle evlenmekle. ruhu halını ve duygularınız ortusuyor kı sizi dertlenıyor. ıyı olamanız onun ıcın onemlı.

      ayrıca onlar torunlarını ozledık dıcekler tabı.. gelını ozledık demelerını beklemeyın. ınanın kı sızı sevmeseler boyle talepte bulunmazlar. yanı ucunda sızı sevdıklerınıde cok rahat dusunup tadını cıkarabılırsınız.

      allah mutlulugunuz daim etsın

    • seymen diyor ki:

      Bnece bu imtahanı kaybetmişsiniz, itaat etmişsiniz ama gönülsüz itaat olmuş. Bu kadarcık fedarkarlık yapmak için karşılık beklemek, yazık çok yazık.

      • Yasemin diyor ki:

        Anlayamadım,nasıl bir karşılık beklemişim?

        • seymen diyor ki:

          Bencilliğinize önce çocuğu bahane etmişsiniz, eşiniz egonuzu okşayınca (ve diğer bazı menfaatleriniz aklınıza gelince) lutfetmişsiniz!

    • zeynep diyor ki:

      mutlu son evet ama iki tarafın da cabası var oyle degil mi

  7. AHSEN diyor ki:

    teşekkürler yazı için hiç kurgu falan değil aynen anlattığı gibi yaşanıyor olaylar çok tanıdık geldi :))

    kadınlar aslında eşlerinin ağzından çıkacak bir destek onay kabul sözüne bakıyor çok fazla birşey yapılmasına gerek yok bir sıkıntı varsa eğer mesela çok basit bir cümle “sabret” demesi bile çokşey ifade edebilir çoğu zaman kadınnlar bu şekilde onaylanmayı ve destek görmeyi bekler eşinin kendisinin yanında olduğunu hissetmek ister bunun için devasa şeyler yapılmasına gerek yoktur..

    Kadınlara gelince eşinin ailesini sürekli kötülüyor olması aile içindeki sükuneti ve huzuru derinden sarsıyor birde yılların birikimi varsa öyle kolay olmaz bu sorunu halletmek kadınlar eskiyi unutmazlar ve sürekli onu meydana çıkarıp insanı huzursuz ederler.Erkek için bu çok yıpratıcı..çocukların etkilenmesi daha farklı bir boyut..Kadınların bu konuda daha anlayışlı olmaları gerekir boşanmaların birinci kaynağının ben aile içindeki iletişimsizliğin olduğunu düşünüyorum.

    Birçok şeyi yaparımda şu ağzı laf yapacak cümlesine takıldım:)

Yorum yapın

Ayın Konusu

Mutluluk

Röportajlar

Özkan Öze İle Mini Sorular

Mini sorularımızı  "Merak Ediyorum Serisi" nin yazarı  Özkan Öze'ye sorduk bu kez. Yazarın Tarık Uslu ismiyle Acayip Kitaplar serisi de çok eğlenceli. En son "Daha da Küçükler için Merak Ediyorum" ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk

ONLARDAN; SEVMEK, KAYBETMEK VE İYİLEŞMEK ÜZERİNE ÖĞRENECEĞİMİZ ÇOK ŞEY VAR. Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, yayınlandığı 2007 yılından beri çok satanlar listesinden çıkmamış ve temel eser haline gelmiş bir kaynak. Bruce D. ...
Devamını Oku