Erkeğin İnsan Hakkı Yok mu? (6284)

23 Mart 2020Duyun Sesimi13 Yorum »
Benim adım Necati. 1976  doğumluyum.
Eşim de 1987 doğumlu.
1997 yılına geçirdiğim trafik kazası sonucu omurilikten aldığım darbe sonucu tekerlekli sandalye ile hayatımı devam ettirmekteyim.

2015 yılında otel lojmanlarında yasayan bir kızla tanıştım. Bana o kadar ilgili alakalı davrandı ki: “saçımın telinden ayağıma kadar bakımımı yapacağını ve hiç bir zaman beni bırakmayacağını, deli gibi aşık olduğunu…” söyleyerek beni bi şekilde evliliğe ikna etti.

Bu arada evlenmeyeceğimi defalarca kendisine söylediğim zamanların birinde bileklerini keserek intihar girişiminde bulundu.

Neticede evlenip tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olduk ve şuanda 20 aylık bir oğlum var.

Eşim çocuk olduktan sonra inanılmaz bir değişim göstererek benden altından kalkamayacağım isteklerde bulunmaya basladı: Araba, ev, nakit para vs.

Ona zarar verecek hiçbir şey yapmadığım ve söylemediğim halde sürekli karakola gidip “Bana hakret etti, beni darp etti…” diyerek 6284 ten uzaklaştırma aldırdı. Ben her defasında avukatlara para verip uzaklaştırmayı kaldırttım. Lakin artık benim de gücüm kalmadı.

Boşanma davasını açtım en sonunda. Tekrar asılsız ve yalan ifade ile beni evimden uzaklaştırdı.
Atıldığım ev, benim aileme ait bir ev ve ailem tarafından engelli olduğum için engelli uyarlılığında yapılmıştı.

Nereye başvurduysam “kadın hakları” deyip her yerden olumsuz sonuçlar aldım.

Ben erkek olduğum için insan olarak haklarım yok mu?

Şu anda üst kata ailemin dairesine çıkartıldım. Ev engelliye uygun olmadığı için burada zorlanıyorum. Hapis hayatı yaşıyorum, hiç bir yere gidemiyorum çünkü asansör yok ve merdivenlerden de inemiyorum.

Ne yapacağımı şaşırdım ne olur yardım edin.

#6284ZulmüBitsin

#ErkeklerinİnsanHakkı

#NecatiyeEviniVerin

#İstanbulSözleşmesiZulümdür

Okunma Sayısı : 11.278

Yorum yapın

“Erkeğin İnsan Hakkı Yok mu? (6284)” için 13 Yorum

  1. Muhammet dedi ki:

    Editor: Muhammet Bey
    mesajınız küfür içerdiği için yayınlanmamıştır. Bundan sonra da yayınlanmayacaktır.

  2. Caner dedi ki:

    Muhammet kardeşim (yaşını bilmiyorum kusura bakma kardeşim diye hitap ediyorum) şimdi ben sana desemki “yandın cehennemde zabaniler sana kzıgın ateşler üzerinde kolbastı oynatacak, senin imanın gitmiş” senin dediğin “Dinciler bizi dinden de soguttu.” o dincilerden ne farkım kalır. Sana desemki “sabret umudunu yitirme” değişen bir şey olmayacak. O sebeple hayatı oluruna bırak. Birileri yazıyor birileri oynuyor, en güzeli kenardan takip etmek, fazla bulaşmadan.

    Birileri 150 sene önce bugünü yazmış. Bunu bilen bilir, şu aralar sosyal medyada bayağı gündem oldu. Bilmeyenler için kısaca açıklayayım. Albert Pike (29 Aralık 1809 – 2 Nisan 1891) Amerikalı şair, general ve 33. Derece Büyük Mason Üstad. Bu şahıs 15 Ağustos 1871’de italyadaki biraderi (mason tabiri) Mazzini’ye yazdığı meşhur mektubunda I ve II. dünya savaşarını nasıl çıkaracaklarını ve sonuçlarından bahsediyor. ve III. dünya savaşı “Toplumlara ölçülü bir şekilde Son Çöküşü yaşatacağımız zamana kadar bu denge bizim için gereklidir. Üçüncü Dünya Savaşı’nı çıkarmamız için; İslam Aleminin liderleri ve Siyonistler arasında ajanlarımız vasıtasıyla, ayrı düştükleri konular üzerinden gerginlik çıkarmalıyız ve bu savaş, Müslüman Arap Dünyası ve İsrail Devleti’nin birbirlerini yok edecekleri şekilde dizayn edilmeli. Bu hengame içinde diğer milletleri bu konuda, fiziksel, ahlaki, ruhsal ve ekonomik olarak çökmeleri için mücadeleye zorlamalıyız.

    Nihilistlerin ve Ateistlerin önlerini açmalıyız ve müthiş bir sosyal çöküş provoke etmeliyiz ki böylece bu kanlı kargaşa ve vahşetin doğurduğu korku içinde mutlak ateizm etkisi ortaya çıksın. İnsanlar her yerde vahşi devrimci azınlığa karşı kendilerini savunmak zorunda kalacak. Daha sonra İnsanlık Medeniyeti, bu vahşi yok edicileri imha edecek. Birçok kişi Hristiyanlık’ta hayal kırıklığı yaşayacak. Kimileri hayatta herhangi bir pusulası veya istikameti olmaksızın Deizm’i seçecek. ”

    Sana ezcümle birkaç tavsiye;
    1. Bazı şeyler senin elinde değil, hayat akar gider, sen akıl ve sağduyunu kullanmayı hiçbir zaman bırakma,

    2. Hayat; bacak arasından cinsellikten ibaret değil, (ama malesef bizim toplumda Ateistinden- Muhafazakarına her kesimin tek derdi olmuş) kaldıki bugün kullandığımız hayatı kolaylaştıran teknolijilerin mucitlerinin hemen hemen hepsi asexsüel tabir edilen insanlar ve de ERKEK lerdir. (madam Query; boşverin ölen kocasının araştıması üzerinen devam edip RADON elementini bulmuş, yani bugünkü zengin kocaya çöken kadınlar gibi)

    3. Herkes gibi yaşamakta ısrar etme, fikir sahibi olmadan hiçbir konuda hiçbirşey yapma, çevrene bak, birileri torun sevsin diye 25 yaşında evlenmiş, kendi hayatının ırzına geçmiş, İSLAM deyip, FAİZLİ KREDİ borcunun içinde debelenirken, TAKVA nutukları atanları görürsün.

    4. İnsanların %95 ‘i kişileri, %4’ ü olayları ve %1’i kavramları konuşur. %1 olamasanda %4’e girmeye bak.

    5. Sayın Editör (site yöneticileri) ben bundan sonra burda yorum yazacağım, burdaki konular bayağı ilginç ve güzel.

    • gulpembe dedi ki:

      madam query’e (madam curie demek istiyorsunuz sanirim)neden kocasinin emekleri uzerine cokmesi gibi bir iftira attiniz bilmiyorum. kari koca beraber calismis odulu beraber almislar. kendisi kocasi olunce calismalara devam etmis, o vakit zararlari henuz yeterince bilinmediginden radyumdan kaynakli bir hastalikla vefat etmis bir hanfendidir.

      esinin emeklerinin uzerine yatan birini gormek isterseniz, Einstein’e bakiniz. onun buluslari uzerinde karisi Milevanin belki ondan daha fazla teri var.(odul olarak aldigi parayi daha sonra onunla paylasip vicdanini rahatlatmaya calismistir) fakat kendisi unlu ve parali bir bilim insani olurken, karisi yapayalniz iki evlat butyutmek icin kucuk paralara ozel ogretmenlik yaparak kendini gecindirmis , ve yoksulluk icinde vefat etmistir.tabi herseyiyle Einsteini suclayamayiz. o donem kadinlarin adinin gectigi calismalar dikkate alinmadigini bir kenara koyarsak,Milevanin da evlilik sonrasi pekcok kadinda oldugu gibi ister istemez kariyerine olan hirsini kaybetmis olmasi da sozkonusu.

  3. Muhammet dedi ki:

    Dinciler bizi dinden de soguttu. Artik evlenmek yerine kerhaneye gitmeyi mesrulastiracagiz. Dost hayati ile kadinlara cinsel obje olarak bakacagiz çünkü bize baska çer birakmadilar. Ben de 15 yillik evliydim. 5 yil çocugumuz yokken bir sorunumuz yoktu.

    Çocuk olduktan sonra kadin beni kendi ihtiyaçlarina uyarlamami istedi hep ve köpek olmami istedi çünkü çocuga hassasiyetimi biliyordu. Sèrekli bosama ile tehdit etti. Baska erkekle konusmaya basladi sirf aci versin diye ve bu yüzden kendisiyle tartistim ancak tehdit ve santajdan 4 ay göz hapsinde tuttular ama ceza almadan kurtuldum.

    Lakin hayati bana zindan etti savcilar. Sen erkek isen senin erkekligini elinden aliriz pratigini sergilediler. Ben de lanet olsun evlilige ve lanet olsun zina yasasina diyerek evlilik düsüncesini rafa kaldirdim ve zevk için yasamaya basladim.

    Kadin benim için yataktir sadece artik çünkü demokratlar, laikler, dinciler aile duzenini bozdular. Evde masturbasyona mahkum ettiler çünkü evlenmek istemiyorum ve bir daha asla cocuk yapmak istemiyorum bu düzende. çünkü yasalari yapan erkekler kendileri bu yasalardan muafken bizim için uygularlar. Bu yüzden evlenmek yerine kerhanelerin her mahallede açilmasini istiyorum hatta namus diye bir sey yoktur diyen ateistlerle ayni saftayim çünkü kadinlarin cinsel obje olmasini istiyorum.

    Aksi taktirde robotlarla evliligi istiyorum. Küreselciler ahlagi yokediyor diyen sahtekarlar stratejist, imam ve siyasilere sesleniyorum: Ben robotla iliski istiyorum. Allah der zina etmeyin ama siz mecbur birakiyorsunuz. Bir erkek olarak kerhanelerin yayginlasmasini istiyorum ve hatta imkan bulursam ilk kerhaneyi erkeklerin hizmetine ben sunacam.

    Kadinlar da bu yasalardan dolayi simardilar ve erkeklestiler. çocuklar ortada kaldi ve kisilikleri bozuldu. Beni oglum benleyken özgüveni vardi ama simdi pisirik bir zavalli çünkü siginacak kimse kalmadi.

    • ZEKERİYYA dedi ki:

      “Beni Cami’den İmam Soğuttu!”

      İnsanları meyhaneye meyhaneciler davet etmiyor, ama davet edilmedikleri halde gidiyorlar. Üstelik gidince çok para harcıyorlar.

      İnsanları gazinolara pavyoncular davet etmiyor, ama davet edilmedikleri halde gidiyorlar. Üstelik gidince çok para harcıyorlar.

      İnsanları kumara kumarhaneciler davet etmiyor. Ama davet edilmedikleri halde gidiyorlar. Üstelik gidince çok para harcıyorlar.

      İnsanları kiliselere papazlar davet etmiyorlar. Ama insanlar davet edilmedikleri halde gidiyorlar. Üstelik endülüjans kağıdı satın alararak yüklü paralar harcıyorlar.

      İnsanları stadyumlara sporcular davet etmiyorlar. Ama insanlar davet edilmedikleri halde gidiyorlar. Üstelik pahalı biletlerle gidiyorlar. Yetmedi spor tv.lerine abone oluyorlar… Ama insanlar günde 5 kez dev hoperlörlerden okunan EZAN ile davet edildikleri halde camilere gitmiyorlar. Üstelik de bu ilahi daveti duymuyormuş gibi, “Cemaati camiye imam çekmeli” diyorlar.

      Soru şu: NİÇİN İBADET ETMEK, CAMİYE GİTMEK İÇİN İMAM TARAFINDAN İKNA EDİLMEYE İHTİYAÇ DUYULUYOR? ALLAH İKNA EDEMEDİ Mİ BUNLARI (haşa)!

      Gidenlerin bir kısmı da “Namazı uzattı, kısa okudu, sohbeti 3 dk uzattı, klimayı açtı, klimayı kapattı, sıcak su akmıyor, seccadelerde figürler var… ” gibi sudan sebeplerle gitmemek için bahane arayıp “İmamın yüzünden camiye gitmiyorum” deyip, camiden uzaklaşmaya imamı sebep gösteriyorlar…

      Şeytan işi pisliklerin yapıldığı yerlerde af buyrun kazıklandıkları halde “Pavyoncu beni kazıkladı bir daha gitmem, kumarhaneci adamlarına beni dövdürdü bir daha gitmem… ” demiyor, daha fazla gidiyorlar.

      Ama iş camiye gelince “İmam yüzünden camiden soğudum” diyebiliyorlar… Hele bir de Allah rahmet eylesin Cem Karaca örneğimiz de var ya hani…

      Aman aman… Ben 11 yaşımda hafızlık çalışırken, avucumun içine sopa değil, ayağımın altına falaka yedim. Eve geldim bir de babam dövdü. Üç gün ayağımın üstüne basamamıştım. Yaklaşık 20 senedir de silikonlu tabanlık var ayakkabımın içinde o günün hatırası. Tek suçum da 15 dk derse geç girmekti. Üstelik de geç kalma nedenim kursun haziresinde medfun olan İsmail Hakkı Burevi (rh.a)’in kabrini ziyaret idi… Ama o yaşıma rağmen ne kurstan, ne Kur’an’dan ne de Allah gani gani rahmet etsin Hocamdan soğudum. Bugün de vaizim. Ölüp haşa yeniden doğsam yine o hocada hafız olmak isterdim, yine vaiz olmak isterdim… (Burada hele hele din eğitiminde dayağı savunduğumu falan çıkarmasın kimse hakkımı helal etmem! Asla savunmuyorum, hararetle de karşıyım…

      Burada konu Hoca yüzünden camiden soğuma meselesi…) Peki haydi diyelim ki (meslekdaşlarımın afvına sığınarak söylüyorum) imam itici davrandı… Başka cami mi yok? Diğer camiye niye gitmiyor? Onu da geçtim, oruç tutmak için mekana ihtiyaç yoktur. Zekat vermek için mekana ihtiyaç yoktur. Oruçtan kim soğuttu kardeşim bunları? Onu da mı imam yaptı. (Eskiden papaza kızıp oruç bozarlardı. İmama değil. Bu sözü de araştırıversinler bakalım ne çıkıyor.)

      Ya da Yılbaşı kutlamaya “Noel Baba” denen Hz. İsa (as) düşmanı hain mi ısıtmıştı bunları? Aziz kardeşim, yeryüzünün bütün imamları, vaizleri, din görevlileri bırak dinden soğutmayı, maazallah hepsi dinden çıksa, hatta din düşmanı olsa, sen camiye yine gideceksin, dinini yine yaşayacaksın… Sakın seni namazdan, camiden, ibadetten soğutan imam değil de kendi nefsin olmasın..!

      Efendim bir köye imam gelmiş de kimse namaz kılmıyormuş da sebebini sorunca abdest alırken çizmelerini çıkarmak zor geldiğini söylemişler de imam da “yahu siz yeterki gelin, çizmelerle girin camiye, ayak yıamasanız da abdest kabuldür” demiş de… Sonra derken efendim imam değişmiş de yeni gelen imam ayakkabıyla camiye girilmez deyince, senden evvelki bizi ayakkabıyla camiye girmeye alıştırdı, sen de adam ol da ayakkabıları çıkararak camiye sokmayı başar demiş… Miş miş de miş miş…

      Bundan daha alçakça nasıl bir iftira edilebilir bir imama ve nasıl hakaret edilebilir İslama. Hiç kimse de sormuyor ki; “imam dediğin böyle olur” diye anlatılan bu laubalilik nedir? İmam kim oluyor da camiye milleti ayakkabıyla doldurma yetkisi kullanıyor diye sormuyor kimse! Camiye sandalye konunca (ki koyanlar imamlar değil), millet “camiler kiliseye döndü” diye feveran etti. Hangi cami hangi imammış o milleti ayakkabıyla, ayakları yıkamadan abdest kabul okur deyip camiye sokan… Yarın Allah camiyi, ibadeti terketmenin sebebini sorduğunda, “imam soğuttu” diye, kendini bile ikna edemediğin cevapla, Rabbini ikna edebileceğini mi sanıyorsun! Ya da senin yerine cezayı imam mı çekecek sanıyorsun! Eğer varsa imamın hatası, ki olabilir, onun çekeceği ceza seni cezadan muaf tutmaz. Kimse kimseyi, hele kendini kandırmasın!

      -ALINTIDIR-

      • gulpembe dedi ki:

        farkedersek mesele imamlardan ziyade onlari yoneten siyasi irade, yani”dinciler”.ben cuma vaazlarinda siyaset yapildigi icin cumayi birakan bile duydum. tasvip ettigimden degil ama camiye gelen insanlarin bireyselliklerini cesitliliklerini gormezden gelirseniz onlari kaybedersiniz. kimse sizin “adaminiz” olmak zorunda degil.kilisedeki papaz boyle yapamaz cunku parasini oraya gelenlerin odedigi aidatlardan kazaniyor. televizyonlara yuklu paralar verip kiliselerine gelmeleri icin reklam yaptirtiyor. yani “arkamda devlet var cemaatten bana ne vaazimi verip parami alirim” diyemiyorlar.
        zaten papazlar sadece din egitimi almis kimseler degiller farkli alanlarda da uzmanlasmis,yuksek lisansli insanlar. tipki Aksemseddinin hocasi Haci Bayram Veli gibi… kendisi ciftcilik yaparak ekmegini kazanirdi muridleri de hep helvaci,yuncu,tuccar gibi eli ekmek tutan insanlardi.

        camiye cizmeyle gelme hikayesinde ise,somut olaydan ziyade,verilmek istenen; insanlari tedricen isindirma ,sevdirme ,yaklastirma mesajina dikkat cekilmeli. Peygamber efendimize sav. Sakif heyeti gelir, “musluman olmak isteriz, ama cihada katilmayacak ,zekat vermeyecek ve namaz kilmayacagiz”derler. Rasulullah ilk ikisini kabul eder, fakat “namazi olmayan dinde hayr yoktur”diyerek ucuncu teklifi reddeder.(ibn hanbel)buradan cihat ,zekat onemsizdir manasi cikmaz.rasulullah onlari yavas yavas alistirmak istemis, tumden kaybetmekten yana olmamistir.
        isin somut kismina gelirsek,gorunen yada emin olunan bir necaset yoksa ayakkabi namaza engel degidir zaten. gecen senelerde farkli ulkelerden muslumanlarin daveti uzerine bir iftara gitmistik namaz vakti girdi denilince hepsi oldugu yerde saf tutup namaza durdular.ne seccade ne ayakkabi cikarmak yoktu, cok sasirmistim. ayakkabi cikartan belki de sadece bendim, Mars’a inmis gibi hissetmistim.

        • Ferzan dedi ki:

          Namaz seccadesizde kılınabildiğį gibi, ayakkabiyla kilmakta namazin sıhhatini bozmaz.Böyle hikayelerde de bir algı operasyonu var.İmam sanki fikihtan haberi yok cahil gibi gosterilip kafasina gore fetva verip ucuz bir din anlayisi sergileniyor.Yani fikihtan bihaber olan bir din adami cemaatin önune gecmis,ohh ne rahat meslek kafana gore fetva ver.Kafana gore camiye git gel namaz kıl anlayışı.

          İşte insanlarin beynine böyle lanse ettirilen ucuz din bir din anlayışı örneklendirmelerine kulak asıldığı kadar dini dogru yontemlerle ogrenmeye kimsenin niyeti yok.İnternetten yapilan alıntılarla dinimizi ne guzel anlatabiliruz ne de yaşayabiliriz.Alıntı yazı zaten kişinin kendince yorumlari.

          Kimbilir bu hikaye ona gelinceye kadar kac evreden gectide motivasyona ugradi.Ayni virüsümüz gibi.Koyluler ciftcilikle ugrastiklari icin dinini ogrenmeyede firsatlari olmamistir fikih kurallarini bilmiyorlardir.Abdest almakta gercekten zor gelmistir. Niye zor gelsin sizce.Ayaklarinda mes ayakkabisi olabilir meshin muddet süresini bilmiyor olabilirler.İmamda onlara meshlerinizi her vakitte cikarip giymenize gerek yok demistir.

          Meshin sartlarini anlatinca onlarinda rahatlayip oooo gordunmu bak bizim imam ne kolay yol ogretti demis olamazlarmı.Din dusmanlarida bunu tersine cevirip dinimizi ucuz gostermek icin boyle hikayelerle senaryo yazabilirler.Biz niye bu hikayelere takilip kaliyoruz.Birde konu din diyanet olunca tamam hemen damgayi vur.

          Papazlar kadarda uzman degilmis bizim imamlarimiz.Hele bu söz daha bir trajikomik.En trajikkomik olani ise,papazı Aksemseddinin hocasi olan Haci Bayram veli gibi biriyle ayni kefeye koyup misal vermek.

          Benden tavsiye imamlarimizi cok kizdirip durmayalim. Ölünce ortada kaliveririz Allah korusun.Bugunlerde virusde geziyor.Cenaze namazimizin papaz tarafindan kilınmadinada riza gosteremeyiz.

          Bugunleri daha cok istigfar, taat,dua ile gecirip kendi nefislerimizi hesaba cekelim önce.

          • ZEKERİYYA dedi ki:

            Ferzan hanımın dikkatine:

            Muhterem Ferzan Hanımefendi kardeşim:

            Yorumlarınızdan mutedil bir ehl-i sünnet vel cemaat mensubu olduğunuzu algılıyorum.

            Kalbiniz ne kadar güzel.
            Rabbim sizi Peygamber Efendimize s.a.v komşu eylesin.

            Yorumunuza acizane bir katkı yapmak isterim.

            1-Su kabına göre cımbıldar.
            2-Kem söze cevap verme, onda daha niceleri vardır.
            3-Fetö’de:
            Haclılar size zarar vermez, onlar iyi insanlardır demişti. Muhtemelen camiden, cumadan kaçanlarda papaz ve kardinal fetönün mensupları olabilir. Arafat dağında bile Mehmez Görmez hocanın arkasında namaz kılmamışlardı ama kardinal cenaplarının huzurunda ruku ve huşu ve huzu içinde eğilmişlerdi. Bazıları da kardinalin elini öpmüşlerdi.
            4-Herşey aslına rucu eder. Kalp bir yere meylediyorsa geçmişi araştırmak gerekir.
            5-Ecnebi diyarında çok kalan müslümanlarda zaman içinde bir çok aşınmalar gözlemledim. Ecnebiler evlerine ayakkabılarla girerler. Taharet adapları yoktur. Sokakları temizdir ama evleri ve siretleri necistir. Ayrıca evde köpekde beslerler.

            Son olarak:
            Allah’u Teala herkesi sevdikleriyle haşretsin. Papazseverleri papazlarla, alimseverleri alimlerle haşretsin.

            Namazın ayakkabıyla kılınmasını uygun görenler misafir ve yatak odalarına da ayakkabılarıyla giriyor olmalılar.
            Nasıl olsa yatak ve misafir odanız namazdan daha mukaddes değil! Önden buyrun lütfen!
            Ayrıca taharet adabı olmayan batılıyla da oturunuz ve birlikte afiyetle yeyiniz ve içiniz. Afiyet olsun!

          • Ferzan dedi ki:

            “Ayakkabi ile namaz kilmak , namazin sıhhatini bozmaz” cumlesinin devamina ilave olarak şunlarida ekleyim.Sapla samanı karistirmamak için.
            Evet kerahatle caiz gorulmustur.
            Abdullah bin Amr bin Âs (r.a.) şöyle nakleder:

            “Resûlullah Efendimiz’i yalın ayak da, ayakkabıları ile de namaz kılarken gördüm.” (Ebû Dâvûd, Salât, 88/653)

            Peygamber Efendimiz’in yaşadığı bölge ile bizim bugün içinde bulunduğumuz bölgenin şartları farklıdır. Medine-i Münevvere ve Arap Yarımadası’nda böl­ge sıcak ve kumluk, yollar da kuru ve çoğu zaman temiz olduğundan ayakkabılar umumiyetle temiz bulunur. Sıcağın, kısa zamanda pisliği izâle etmesi, oradaki temizliği kolaylaştırmaktadır.

            Bizim bölgemizde ise, yerler kum veya toprak olmadığı gibi tuvalete ayakkabı ile girilir ve yerlerde her zaman için yaş pislikler bulunabilir. Bir de ayakkabıların dişleri arasına sıkışıp çıkmayan pislikler olabilir. Bunları temizlemeden ve ayakkabılara bulaşan idrarı yıkamadan onlarla namaz kılmak câiz değildir.

            Bu hususa cenâze namazlarında da dikkat etmek lâzımdır. Ama ayakkabıların altı pis üstü temiz olursa, kişi ayakkabılarını çıkarıp üzerlerine basarak namaz kılabilir. Aksi halde yerin temiz olması hâlinde yere basılmalı veya temiz bir şey üzerinde namaza dur­malıdır.
            Yani burada dikkatle şunu ifade etmek isterim.
            Bu fıkhi hukumlerden camiye ayakkabi ile girilebilir anlayisi cikartmamaliyiz.Camiler, mescidler bizim kutsal mekanlarimizdir.Buralara girerken son derece saygi gosterip adap ve usulune gore hareket edip, kiyafetimizinde adaba uygun olmasina gayret gosterip , hele de ayakkabiyle girmeyi asla tercih etmeyiz.
            Yolculuk gibi hallerde de ayakkabiyi cikarma imkanimiz olmadiginda yukardaki fikih hukumlerine dikkat gosterip namazlarimizi asla terketmeyiz.

          • gulpembe dedi ki:

            Ferzan Hanim,

            ahmed bin hanbel efendimiz devletten hicbir maas almamaya ozen gostermis, vefatinda da -namaz kildirma ve defin islemleri icin- devletten maas alan hickimsenin istirak etmemesini ozellikle vasiyet etmistir. malum ki devlet parasi atesten gomlektir, agir sorumlulugu ve aksi hallerde buyuk veballeri vardir. artik bunun unutulmus olmasi herkesin devlete cahil cesaretiyle kapak atmaya calismasi bu gercegi degistirmemektedir.

            cenazelerimiz papazlarin eline duser diye korkmussunuz:) maalesefki bundan emin olabilecek bir kistasimiz yok.vakti zamaninda aziz nesin devlet eliyle bir koye surgun edilir, orada “gecimimi nasil saglarim” diye esnafa sorunca,onu henuz tanimayan ve ateist oldugunu da bilmeyen esnaf” eski yazi (kuran arapcasi)bilir misin, bizim mahallenin cocuklarina ogretiver,birseyler kazanirsin”derler. teklif,aziz nesinin aklina yatar, tum mahalle cocuklarina kuran ogretir, dini temeli de oldugundan mahallelinin bazi fikhi sorularini cevaplar onlara yok gosterir. hemi de bir buyuk ateist olarak:)

            Zekeriyya bey merhaba
            huzeyfe ve selman ra efendilerimiz namaz kilmak icin gayri muslim bir hanima temiz yer sorarlar. kadin “siz temiz bir kalbe sahip olmaya bakin,namaz heryerde kilinir”der. bunun uzerine biri digerine”kafir kadinin kalbinden cikan su hikmetli sozleri kucuk gorme”diye tavsiye de bulunur.
            lutfen siz de dikkate aliniz ve Allaha selim bir kalp icin hem kendiniz hem ummeti muhammed icin dua ediniz.

            insanlarin mahremleri, taharetleri sizi kendinizle mesgul olmaktan alikoymasin,kendinizi unutmayiniz, iyi bakiniz, zinde kaliniz.
            selametle.

        • Ferzan dedi ki:

          Gulpembe hanim da ibadet yerlerimize kiymet verilmesi dusuncesini arz etmis aslında.
          “Ayakkabi cikartan belki de sadece bendim”diyerek bu hassasiyetini belirtmis Allah razi olsun.

        • Ferzan dedi ki:

          Gülpembe hanim,
          Bugünü size yazma günu ilan edeyim kendime.Ben rahatsizlik duymuyorumda, hani size tekrar tekrar cevap yazdigim icin hem vaktinizi mesgul etmektenden hem de sizi bunaltmaktan endise duyarim.
          Bu sefer yazmamin sebebe ise , sofra duzeni estetigi fikrinizi cok samimiyetle takdir ettigim halde, o kismi yanlis anlaminiz.
          Evet cok dogru deyip arkasindanda riya ve israf olmadan deyip cumleyi genislettim sadece.Estetigi riya ve israf gormedim.Bilâkis bu konuya musluman hanimlarin cok dikkat etmesi taraftariyim.Her konuda estetiklik yani. (Ameliyatla yapilan estetikten bahsetmiyorum Allah korusun.)
          Cok buyuk masraflara girmedende musluman hanim estetik bir sofra hazirlayabilir ya da ne bileyim evini duzenleyebilir.Yapmis oldugunuz o yorum gercekten cok hosuma gitmisti.
          O yorumu aradim biraz önce ama beceriksizim biraz okudugum bir yorumu tekrar bulma konusunda.Yorumlari burdan sirayla takip etmek o kadar zor ki.Ara ara rastgele baktiklarim oluyor ya da ne bileyim kimi yazilarin altina yeni yorumlar birakilinca, devamindaki yorumlara o swbeple rastlayip okuyorum ya da basligi dikkatimi cekiyor.Özelliklede Sema hanimin yazdigi yazilarin altina birakilan yorumlara goz atiyorum. Sitenin icerigi gercekten cok genis.Bahsedlmeyen konu kalmamis nerdeyse.

          Tabii islami bir kimlige sahip oldugunu gerek yazilariyla gereksede diger faliyetleriyle ispatlayan Sema hanim ve diger mu’min kardeslerimizin editorlugunde kurulan bir site oldugunu farketmem , bu sitede yorumlara katilmama sebeptir.Ayrica sizin vesilenizle tekrar tesekkur ederim emegi gecen herkese.

          İslam kardesligi bu olsa gerek.
          Birbiriyleriyle islam dışında baska yakinligi kardesligi mefaati bulunmadigi halde, sırf Allah rizasi icin mu’min kardesinin derdiyle dertlenmek.Rabbim elimizden almasin bu hissiyatı.İsmi cismi milleti ne olursa olsun bizi birarada tutan İslam’dır.Onun icin biz, musluman kardesimizin sevincine ortak olur , zor anlarinda da omuz veririz.Ya nasihatle ya da tavsiyeyle veya arada kizarakta.Mu’min , kardesine sadece gülümsemez Allah icin kizabilirde.Tabi bunlarin dozunu ayarlamak onemli.Yerinde ve zamaninda olursa daha isabetli olur.
          Burda da bu imkani bize sayin site yoneticeleri vermis.Burda kisiler birbirine kizsada kussede tekrar ozurlerini beyan etmisler.
          Dedigim gibi sitenin icerigi cok genis.Zamanla farkediliyor.
          Sizde cok uzun zamandir bu sitedesiniz gordugum kadariyle.Tabi siz orda farkli dinden farkli milletten kisilerin arasinda ikamet ediyorsunuz. Turkiye sevginiz yani vatan askı hala sizde mevcut ki, ayni dine inanc gosteren kardeslerinizle burda hasbihal edip, sizin derdiniz benim derdim deyip, fikirlerinizi beyan etmissiniz..Önceki yorumlarinizda da gordugum kadariyle aile konularinda yardimci olacak faydali fikirler beyan etmissiniz.Yeni neslin ihtiyaci oluyor gercekten nasihatlere.Ozellikle esleriyle kayinvalideleriyle iyi gecinmeleri icin guzel ahlaki bilgilerde aktarmissiniz.
          Bu gösteriyor ki degerlerinizi unutmayip sahiplenmissiniz.Ben bir suru kisi taniyorum.Turkiyeden yurt dışına evlilik yoluyla gittikten sonra kendi degerlerini unutup hatta din degistirenler mevcut.Allah, din dusmanlarinin sevgisini vermesin akitmasin icimize.Zerre meylettirmesin.Kisi sevdigiyle beraberdir buyuruyor ya Allah rasulu (sav).Insallah kiyamet gununde de Onun sancagi altinda toplanir O’nun sefaatinden hep birlikte faydalaniriz.
          Ben size son olarak şunu deyim.
          Göze gelen gönle yakın olur.
          Onun icin manevi yönden alemin esrar ve hakikatini yasayan cok mubarek Allah dostlarinin hayatlarini cok cok okumanizi tavsiye ederim.
          İsrailiyat dusuncenizide bisey demiyorum,size birakiyorum.

          (Bu arada o yorumu bulursam yazacam size insallah.Biraz ugrassamda)

      • Yasemin dedi ki:

        Çok güzel bir yazı

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku