Erkek de Anlar

01 Aralık 2014Büşra Karaca5 Yorum »

untitled5-125x150Ülkemiz erkek egemen bir ülke olarak anılıyor ama artık hiç de öyle değil sanki.

Her şeyde kadının sözünün geçmesinden tutun, her şeyi kadının ayarlaması, yönetmesi hatta bizzat kendisinin yapmasına bakarsak, kadınlar çok daha baskın gibi.

Bu iyi bir şey mi derseniz bence değil. Ayarlamak, yönetmek, hakim olmak gibi kavramlar karşıdan çok havalı görünse de aslında kadın için ne kadar öldürücü etkisi olduğunu yaşayarak anlamış biriyim.

Lafa gelince hayat müşterektir diyoruz fakat uygulamada her şeyi ele almaya kendimizi kaptırabiliyoruz. Sonra sönen yaşama sevinci, azalan şefkat ve dahi yitmeye yüz tutan neşeli kadınlık hallerimizi geri getirmeye çalışıyoruz.

Yıllardır bazı şeyleri tecrübe ede ede ve Sema hanımın yazılarından da aldığımız akılla, aile hayatımızda çok şey değişti. Her şeyi kadın kontrol eder, ayarlar kafasından kurtulduk.

Neler değişti mesela bizde:

Her şeyden önce alış verişi kadın yapmalı anlayışım değişti. Erkekler alışverişten anlamaz, şimdi ona aldırırsam mutlaka yanlış bir şey alır, meyveleri iyi seçemez, istemediğim bir markayı alır, hangi boy hangi çeşit istediğimi anlamaz şeklindeki pipirikliklerimiz yüzünden biz kadınlar, alışverişle koca bir ömrün yüzlerce saatini harcıyor, sonra da her işin bize yüklenmesinden şikayet ediyoruz.

Alış veriş deyip geçmeyin. Belki de evlilik hayatının en değişmez gerçeklerinden biri. İlk 2 çocuğum küçükken market alışverişine ben giderdim, bazen haftalık bazen günlük. Haftalık olana arabayla giderdim ama yine de yorucu olurdu benim için. Ve eşim evde otururken bile ben giderdim. Biraz eşimin de işine geliyordu, hem kendi ailesinden de görmemişti. “Aman ben yapayım” demezdi. Ben eve gelince asansör olmadığı için aşağı inip poşetleri yukarı taşırdı. Katkısı bu kadardı yani düşünsenize. Evde o malzemeleri ayrıştıran, saklayan, pişiren zaten kadın, marketten taşıyan da kadın!

Ahiret meselesi değil ya bir iki kere yanlış alır, sonra öğrenir. Ben de bir iki defa farklı çeşit kullanıveririm, meyveler çürükse “canım bir dahakine biraz daha dikkat eder misin önlerine arkalarına bakar mısın” derim, “aklında olsun ben şu markayı kullanıyorum bir dahakine onu alırsın” derim, olur biter dedim.

Geçen akşam markete gittik ailece, mandalina alırken eşim yanıma geldi ‘baksana burada daha güzel mandalina var ben hep ondan alıyorum’ dedi, ‘aa onu hiç görmemişim unutmuşum her şeyin yerini’ dedim. Artık ben anlamıyor bilemiyor, eşim bana yol gösteriyor durumuna gelmişiz, markete zevk için gezme gibi gidiyorum ya da güzel havalarda hem gezmek hem de organik şeyler almak için semt pazarına gidiyorum ara sıra.

Giyecek alma konusunda da aynı ‘erkekler de anlar’ politikasını benimsedim. Beyleri çok küçümsüyoruz bazen. Tamam detaycı değiller ama koskoca yetişkin adam, çocuğa bir pantolon almayı bilemeyecek mi, hiç pantolon almamış mı giymemiş mi hayatında, küçük mü gelir büyük mü diye bakma yetisi yok mu?

Sene başında oğlana okul pantolonu alınacaktı, onu bile gidip kendim almadım. Gelince eşim ‘ya sen alsaydın ben ne anlarım bu işlerden’ dedi, ‘ne var anlamayacak ben de gitseydim bu boyu alırdım sonuçta çocuğun üzerine alınacak şey belli’ dedim. Kız çocukların giyimi daha detaylı ve biraz daha farklı noktalara dikkati istiyor ama özellikle erkek çocukların giyim alışverişlerini babalar çok rahat halledebilir diye düşünüyorum.

Evet bazen şaşırabilir, bir kere oğlana bir beden daha büyük alabilecekken kısa süre sonra küçük gelecek bir tişört almıştı, “bir dahakine çocukların hızlı büyüdüğünü aklında tutarsın” dedim. Böyle bir durumda para boşuna gitti diye bir daha asla adama bir şey aldırmama yoluna gitmek ne kadar radikal ve merkezinde sadece “para” olan bir yaklaşımmış şimdi baktığım yerden görebiliyorum.

Sonra, çocuğun sevgisi, bakımı, ödevi, yatırılması, söz dinlemesiyle anne ilgilenir anlayışım değişti. Evet toplumun ‘bunlardan anne sorumludur’ şeklindeki yanlış beklentisi kadınlara çok yük yüklüyor ama biraz da kadınların her şeyi üzerlerine alma merakı var.

Okul toplantısına kadın gider, ödevi o yaptırır, öğretmenle bir şey konuşulacaktı kadın arar, kadın getirir götürür kafasında değilim artık. Hatta gereksiz detaylara girmeden öğretmenle daha net konuşur baba bence.

Tamam her şeyi adama yüklemek değil amaç fakat, hayat müşterek!

Üstelik kadının sadece yorulması değil, yapmak istese de yapamayacağı, babanın daha iyi başaracağı rolleri üstüne alması bakımından da sıkıntı çıkıyor. Halbuki annenin etkili olamadığı, baba duruşunun lazım olduğu yerler var.

Kafa rahatlığı çok önemli. Böyle bir iş bölümü yaptığımızdan beri kafam çok rahat. Her şeyi ben düşünmüyorum. Eşime güveniyorum, ona bırakıyorum. Hem illa o markadan alınacaktı gibi şeylere takılmayarak bizim toplumun karakteristik özelliği olan müzmin mükemmeliyetçilikten uzaklaşmış oluyorum.

Dahası, bu çocuklara, bu adama yıllarımı harcadım harcıyorum gibi acaip kötü hislere kapılmıyorum. Harcıyorsak ikimiz de harcıyoruz, aile huzurumuz ve çocuklarımızın geleceği için ne güzel diye düşünüyorum.

Çocukların her işine kendi koştuğu için evlendiklerinde de onlara böyle sahip çıkarım ayağına her şeylerine karışan anne tipini Sema hanım çok tahlil ediyor bugünlerde.

O kadar yorgunluğun altında ezilmekten, onları bugünlere ben getirdim, gururuyla kurtulmaya çalışan, ilelebet çocuklarının sahibi gibi davranan işte o annelere benzmememe ihtimalim de artıyordur inşallah. Rabbim her şeyin istikametini, orta noktasını bulmayı nasip etsin.

https://www.facebook.com/annenotlari

Okunma Sayısı : 4.776

Yorum yapın

“Erkek de Anlar” için 5 Yorum

  1. hakan diyor ki:

    Teşekkür ederim. Bu gönül stesine nadide yazılarını ekleyenlere. Yazdıklarını Allah rızasını gözeterek yazanlara. Allah’tan korkarak milleti ıslah için capalayanlara. Sizlere teşekkür ederim. Allah sizleri kem gözlerden korusun.

  2. Seda Vakti diyor ki:

    Kesinlikle çok doğru tespitler. Yetiştirilirken gözümüzün önündekileri örnek aldığımız için olsa gerek diye düşünüyorum. Çünkü toplumumuzun geneli bu şekilde (ve sorunlu) yaşıyor. Oysa kadın naiftir her işi üstlenecek olursa bir müddet sonra yorgunluğu anlaşılamadığı için psikolojik sıkıntıları başlayacak, bütün yükü üzerinden alınan erkeklerin de ilgilenecek aile dışı farklı işleri başlayacağı için bütün bunların ardından evde huzursuzluklar başlayacak akabinde de sallantılı yuvalar…

    Bence de herkes fıtratına uygun yaşamalı, Rabbinin emri çizgisinde… Kadın evinin süsüdür. Eşini çok seven sadık bir hanım, çocuklarına iyi bir anne, öğretici olmalıdır. Annenin bütün görevi baba işten gelinceye kadar olmalı, babanın eve gelmesi ile çocuk babanın ilgisi altında olmalı. Bu durum hem çocuk ile babanın görünmez bağını, iletişimini kuvvetlendirecek hem de çocuğun kişiliğinin sağlıklı gelişmesine de büyük katkı sağlayacaktır.

    Selâm ile…

  3. Züleyha diyor ki:

    Çok güzel tesbitler olmuş. Size katılıyorum.peygamber efendimiz fatma validemizi hz ali ile evlendirdiğindeki nasihati: ya fatıma sen ev işlerini ali de dışarıdaki işlerle meşgul olsun buyurmuşlar. Herkes yerini bilince sıkıntıda oluyoo. Valla annm çok rahat babam bütün pazar market fatura hep hallederr. Annmde ev işleri yemek anca yetişiyoo.hanımlara tavsiyem kendimizi gereksiz yıpratmayalım. Canımızı yolda bulmadık sonra 40″a gelince erkekler genç, hanımlar çökmüş duruyo. Çevremizde çok. Tercih bizim. Selamlar

  4. hasret diyor ki:

    Yazdıklarınıza katılıyorum…
    Belki de çoğu alışkanlığımız çocukluktan ,model aldığımız anne ve babamızdan geliyor..

    Mesela benim babam hep alışverişi yapardı..Anneme ve bize kıyafetleri alan babam olurdu..elbette babam ve annemin beraber alışveriş yaptığı da olurdu ama genelde annem eksikleri söylerdi vakti olmazdı küçük çocuklardan.. ,hatta bazen annem söylemeden babam ,geçtiği yerlerden hoşuna giden bize yakıştırdığı giysileri alır sürprizler yapardı…ve zevkli adamdı..aldıkları hem güzel ,hem de bize olurdu..market alışverişi, faturalar hepsi ona bakardı..yani babam dış işleri ,annemse iç işleri bakanıydı bana göre…hâla da aynı;)

    Bunlara alışık olan ben..aynı hayatı yürütüyorum..çok şükür..eşim dış işleri bakanı ,bende iç işleri.. Böylece işler daha iyi gidiyor..elbette bir birimize yardımcı olduğumuz zamanda oluyor ama genelde herkes kendi işine bakınca roller değişmiyor, herkes daha rahat ediyor..yani bazı bayanların aşırı yüklerin altına girmesi yada sorumsuz erkek tiplerinin olması ,çocukken model olan(olamayan)anne ve babalar diye düşünüyorum…

  5. Külhancıoğlu diyor ki:

    Kadın erkeğin ağzından girer burnundan çıkar ve onu gitmek istediği istikametin tam tersine götürür. Üstelik bunu yaparken erkeğin ruhu bile hissetmez. Her alanda tam saha kontrol hakimiyeti kadındadır. Erkeği kontrolü altına almak isterken yaptığı işlerle ipek böceği gibi kendi kozasını örer ve sonrada başlar feryad-u figana. Ya hu sizi oraya biz mi hapsettik de geriye dönüp duyarsız erkek ve erkek egemen toplum diye bize savaş açıyorsunuz. El insaf ya hu! Büşra hanımı er yada geç ama uyandığı için tebrik ediyorum. inşallah başka hanım kardeşlerimizin de uyanmasına vesile olur da çatışma değil anlaşılmanın olduğu aile ortamları oluşur.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku