Erkek Nasıl Olmalı?

18 Mart 2013Sema Maraşlı132 Yorum »

Kadın-erkek eşitliğini sağlama yolunda batılıların önündeki en büyük engel cinsiyet farklılıkları olduğu için, batılılar iki cinsi birbirine benzetme yolunda epeyce yol aldılar ve cinsiyetsizliğe doğru gidiyorlar. Önce kadınları erkekleştirdiler, şimdi de erkekleri kadınlaştırmaya çalışıyorlar. Bu hastalık batıdan bize de sirayet etmeye başladı. Uniseks denilen her iki cinsinde kullandığı kıyafetler artık her mağazada satılıyor.

Medyada sürekli olarak erkeklerin kadınları mutlu etmesinin yolları gösteriliyor. Fakat bu bilgilerin ne kadarı erkeğin fıtri yapısına uygun bakılmıyor. Erkekler kadınlara nasıl davranacağını bilemez oldular.

Erkekler özleri ile medya-kadın dayatmaları arasında şaşırmış vaziyetteler. Yumuşak davranıyor, kılıbık oluyorlar; sert davranıyor, maço oluyorlar. İkisi de pek makbul olmuyor. Ve gittikçe kadınsı erkekler artıyor. Bu gidişle erkekler erkek olmayı unutacaklar.

Erkeklerin yaratılıştan getirdiği özellikleri göz önüne alarak İslam ahlakı ile birlikte erkek nasıl olmalı biraz irdeleyelim.

Erkek nasıl olmalı?

“Temiz olmalı” Diş bakımı, vücut temizliğini gibi kişisel bakımını yapmalı fakat abartıdan kaçınmalı. Erkeklerin ağda yaptırmaları, gömlek düğmelerini açıp kılsız bağırlarıyla gezmeleri, kaşlarını aldırmaları, pudra sürmeleri, kadından çok takı takmaları, serçe parmaklarını kaldırıp fincan tutmaları, pembe giymeleri…Normal davranışlar değil. Eskiden sadece cinsel kimliği ile problemi olanların yaptıkları davranışlar gençler arasında moda olmaya ve normalleşmeye başladı. Erkekler kadınlara özgü davranışlardan titizlikle kaçınmalı.

“Mert olmalı.” Hayata karşı duruşu sağlam, sözü güvenilir olmalı. Eşini sahiplenmeli.

“İradeli olmalı.” Erkeğin evde idareci olması için iradeli olması ve karar verme gücüne sahip olması gerek. Azıcık zoru görünce hak bildiğinden vazgeçmemeli.

“Muhakeme yeteneği olmalı.” Zıt iki görüşten doğru olanı seçebilmeli. Eşi ile bir konuda anlaşamadığı zaman kendi görüşünde körü körüne inat etmemeli. Aynı zamanda da sırf eşi istiyor diye doğru bulmadığı halde ısrar sebebi ile kabul etmeyi seçmemeli. Ailesi için en doğru kararı almaya çalışmalı.

“Sorumluluk sahibi olmalı.” Kendi vazifelerini eşinin üzerine yıkmamalı, tembel olmamalı. Ailesi ile ilgili konularda kararların hepsini eşine ve çocuklarına bırakmamalı.

“Analitik düşünmeli.” Eşi ile bir sıkıntı yaşadığında orada takılıp kalmamalı, çözüm için gayret göstermeli. Sözü dinlenir olmalı, evde ağırlığı olmalı.

“Ölçülü olmalı.” Aşırılıklardan uzak olmalı, dengeli olmalı. Davranışları bir öyle bir böyle olmamalı. Neye kızıp neye kızmayacağı belirsiz olmamalı. Bir şeye kendini kaptırıp sorumluluğunda olan diğer şeyleri ihmal etmemeli.

“Vakar sahibi olmalı.” Erkek ağırbaşlı ve efendi olmalı. Çok fazla konuşmamalı, söylenmemeli, her şeye karışmamalı, saygınlığını yok etmemeli. Tabii asık yüzlü de olmamalı. Mütebessim olmalı. Tebessüm vakarın süsüdür.

“Mütevazı olmalı.” Kibirli olmamalı. Karısını aşağılayıp küçümsememeli.

“Hoşgörülü olmalı.” Detaycı ve alıngan olmamalı. (İkisi de fazlasıyla kadın özelliğidir.) Evde kadını ilgilendiren işlere müdahale etmemeli.

“Merhametli olmalı.” Despot ve cezalandırıcı olmamalı. Affetmeye meyilli olmalı. Her hatayı görmemeli. Her hatayı gören gözden çabuk düşer. Sadece önemli konularda tavrını ortaya koymalı.

“Centilmen olmalı.” Arabanın kapısını açıp karısının oturmasını beklemek gibi erkekçe jestler yapmalı. Kadın dilinden anlamalı. Eşine kendi için değerli olduğunu ve sevildiğini hissettirmeli. Güzel söz söylemeyi, iltifat etmeyi, karısına güzel dokunmayı bilmeli. Eşini mutlu etmek için arada bir jestler yapmalı fakat kafayı karısını mutlu etmeye takmamalı.

“Kibar olmalı.” Fakat yumuşak olmamalı. Erkek kibarlığı abartırsa kadınlaşmaya doğru kayar. Kadınlar kibar erkek istiyor gibi görünseler de aslında fazla kibar erkeklerden hoşlanmazlar. Tabii kaba da olmamalı.

“İzzetini şerefini korumayı bilmeli.” Geçim ehli olayım diye aciz bir görüntü çizmemeli. Ya da “karımı seviyorum, kıyamıyorum” gibi bahanelerin ardına sığınıp karısının her dediğini yaparak kendinden vazgeçmemeli. Kadının hükmü altına girmemeli.

“Cesaretli olmalı.” Pasif, pısırık, kılıbık olmamalı, karısından korkmamalı. Kadınlar erkeği güçlü görmek isterler. Çünkü erkek vatanı, kadını ve aileyi koruyacak olan kişidir.

Fazla duygusal, zorlama romantik, aşırı kibar, alıngan, nazlı erkekler kadınların gözünde zayıf olarak algılanır. Hele bir de erkek karısından korkuyorsa o erkek o kadın için bitmiştir. Karısından bile korkan bir erkeğe başta kendi karısı saygı göstermez.

Benim aklıma gelen bunlar. Eksik kalanları siz tamamlayın.

www.cocukaile.net  Sema Maraşlı

 

 

 

Okunma Sayısı : 3.062

“Erkek Nasıl Olmalı?” için 132 Yorum

  1. abdullah diyor ki:

    Bu yazınızı hiç beğenmedim sanki iki farklı kişi yazmış gibi tezatlıklarla dolu

  2. Samet SAN diyor ki:

    Kısaca erkek herşey olmalı bu yazıya göre … Yine kılıktan kılığa soktunuz erkeği ya..

    Bu saydığınız erkek türünden eminimi bir tane bile bulamazsınız… Hayal ürünü hayal… abartı

    • Samet SAN diyor ki:

      Fazla duygusal, zorlama romantik, aşırı kibar, alıngan, nazlı erkekler kadınların gözünde zayıf olarak algılanır. Hele bir de erkek karısından korkuyorsa o erkek o kadın için bitmiştir. Karısından bile korkan bir erkeğe başta kendi karısı saygı göstermez.

      Ama sonu güzeldi :D

  3. Zeynep diyor ki:

    Mustafa duyarlı beyefendinin yorumuna kulak verilmesini istedim yorum güzel.peki arkadaşlar hanımların beylere jesti sizce ne olabilir?????????
    Yazarın aile, çocuk, karı-koca ilişkileri üzerine yazdığı yazıları takip ediyor ve tahlillerini beğeniyle okuyorum. Aile ve karı-koca ilişkilerine yaptığı yapıcı katkılarını takdir ediyorum. Ailelere huzur ve mutluluk getirebilecek ve aile içi geçimsizlikleri düzeltebilecek yazılar ve tahliller. Önemli olan bunları uygulamaya geçirivermek ve yaşayabilmek. Sadece söz konusu bu yazıda daha güzel ve uygun jest örnekleri verebilirdi. Bizim toplumda eşine arabanın kapısını açmak bir jest olarak görülmez. Farklı algı ve yorumlara sebep olabilir. Eşine beklediği iltifat ve jestleri daha güzel şekillerde gösterebilir. Mesela: Beklenmedik bir zamanda bir çiçek takdim etmek. Arada bir sabah daha erkek kalkıp eşine bir kahvaltı sürprizi yapmak. Mutfakta yemek yaparken yardımda bulunmak veya hiç olmazsa yanında bulunmak. Hiç beklemediği bir zamanda baş başa yemeğe gitmek ve işte iken evi arayıp telefonda hatırını sormak. Baş başa bir yürüyüş yapmak. Seyahate giderken küçük notlar yazıp bırakmak… Bunları çoğaltmak eşlerin hayal gücüne kalmış vesselam.

  4. MUSTAFA DUYARLI diyor ki:

    YAZI GENEL HATLARIYLA GÜZEL. ANCAK YAZAR, ÖZENDİĞİ BAZI ŞEYLERİ ÖRNEK OLARAK GÖSTEREBİLİYOR. VERDİĞİ ÖRNEKLER HERKES İÇİN GEÇERLİ OLUR MU BİLMEM.(MESELAN KOCASININ BİR MUAVİN VEYA ÖZEL ŞOFÖR GİBİ ARABANIN KAPISINI AÇIP, HANIMININ OTURMASINI BEKLEMESİ GİBİ. BU YAZARIN ERKEK ÖZELLİKLERİNE TERS DÜŞEN BİR ÖRNEK).

    İSLAMİYETTE ERKEĞİN KONUMU VE VAZİFESİ, KADININ KONUMU VE VAZİFESİ BELLİDİR. ÖRNEK İSE PEYGAMBERİMİZDİR.
    BİR ERKEK HANIMINA VEYA KADINLARA NASIL DAVRANACAĞINI PEYGAMBERİMİZ SÖZ VE DAVRANIŞLARIYLA ÖĞRETMİŞTİR.

    BİR KADIN DA KOCASINA VE ERKEKLERE NASIL DAVRANACAĞINI HANIMLARI VASITASIYLA VE SÖZLERİYLE ÖĞRETMİŞTİR.

    BURADA ORTAK ÖZELLİK “GÜZEL AHLAK”TIR.

    ERKEĞİN ÖNCELİĞİ “AİLE” YE YÖNELİKTİR. BURADAKİ ÜSTÜNLÜK MESULİYET MANASINADIR. YOKSA BASKI VE TEK SÖZ SAHİBİ VEYA HÜKÜMDARLIK MANASINA DEĞİLDİR.

    “ŞURA” ESASI GEÇERLİDİR. ANLAŞARAK, ANLAŞMA OLMAZSA ZAMANA BIRAKMAK, KIRMAMAK VE ÜZMEMEK TERCİH EDİLMELİDİR.

    SAYGINLIK VE MUHABBETİ KORUMAK. ÇOCUKLAR VE HANIMLARIN İHTİYAÇ DUYDUĞU SEVGİ, İLTİFAT VE ŞEFKATİ YERİNDE VE ZAMANINDA SÜREKLİ MUHAFAZA ETMEK.

    AİLE FERTLERİNİN KENDİLERİNE DEĞER VERİLDİĞİNİ BİLMESİ VE BUNU YAŞAMASI.

    TATLI-SERT OLMAK. BU SERTLİK SÖZ KABALIĞI VE FİZİKİ DEĞİL; YOL GÖSTERİCİ, İZAH VE İKNA EDİCİ METOTLA OLMASI.

    TARTIŞMA, ÇEKİŞME, EMREDİCİ BİR ÜSLUP, MUHATABIN KENDİSİNİ SÜREKLİ EZİK HİSSETMESİ, KABALIĞINDAN DOLAYI İNSANLARIN KİŞİNİN KENDİNDEN UZAKLAŞMASI, HER ŞEYİN İYİSİNİ BEN BİLİRİM, BEN NE DERSEM O OLUR YÖNÜNDEKİ KADIN-ERKEK DAVRANIŞLARI VE EDASI İNSANLARI BİRBİRİNDEN SOĞUTUCU VE UZAKLAŞTIRICI OLMAKTADIR.

    PEYGAMBERİMİZİN “KOLAYLAŞTIRIN, ZORLAŞTIRMAYIN, MÜJDELEYİN, SEVDİRİN, ISINDIRIN FAKAT NEFRET ETTİRMEYİN” HADİSİ AİLE İÇİN DE ÖNEM TAŞIMAKTADIR.

    İNSANLAR BİRBİRLERİNDEN NEFRET ETTİRİCİ SÖZ VE DAVRANIŞLARDAN KAÇINMALI, SEVDİRİCİ, ISINDIRICI, SEVİNDİRİCİ VE MUHABBETİ ARTTIRICI SÖZ VE DAVRANIŞLARA ÖZEN GÖSTERMELİ Kİ HERKES MUTLU VE MESUT OLABİLSİN.

    MUHABBETLERİMLE

    • havva diyor ki:

      bir kapıyı açmak -üstelik emanetçi sayıldıgıız birinin kapısını- size bu kadar ağır geliyorsa bunu İslamiyetin erkeğe verdiği vazifeler üzerinden değerlendirdiğinizi okumakta bana ancak nefsi bir yorum olarak gelir. Böyle bir davranış olsa olsa insanda saygınlık uyandırır. tabi bunu içselleştirmeden yapmak, kılıbık diyecekler korkusuyla yapmaktan söz etmiyorum.
      yazarın söylediklerini bile işinize geldiği yerden alıyorsunuz-onu kendiyle çelişmekle ithamınız da tam da bu sebeple-
      gerçekten kadın erkek meseleleri içinden çıkılamayacak bir hale dönüştü. kimse iyi niyetle bir davranış değişimine gitmeye yanaşmıyor. herkes nefsine uygun olmayanı atıp,uyanı desteklemeye hatta yanlış anlamaya bile meyilli hale dönüştü. herkes okuyup geçiyor ve kaldığı yerden mutsuzluğuna devam ediyor anlaşılan o ki…

      • MUSTAFA DUYARLI diyor ki:

        Yazarın aile, çocuk, karı-koca ilişkileri üzerine yazdığı yazıları takip ediyor ve tahlillerini beğeniyle okuyorum. Aile ve karı-koca ilişkilerine yaptığı yapıcı katkılarını takdir ediyorum. Ailelere huzur ve mutluluk getirebilecek ve aile içi geçimsizlikleri düzeltebilecek yazılar ve tahliller. Önemli olan bunları uygulamaya geçirivermek ve yaşayabilmek. Sadece söz konusu bu yazıda daha güzel ve uygun jest örnekleri verebilirdi. Bizim toplumda eşine arabanın kapısını açmak bir jest olarak görülmez. Farklı algı ve yorumlara sebep olabilir. Eşine beklediği iltifat ve jestleri daha güzel şekillerde gösterebilir. Mesela: Beklenmedik bir zamanda bir çiçek takdim etmek. Arada bir sabah daha erkek kalkıp eşine bir kahvaltı sürprizi yapmak. Mutfakta yemek yaparken yardımda bulunmak veya hiç olmazsa yanında bulunmak. Hiç beklemediği bir zamanda baş başa yemeğe gitmek ve işte iken evi arayıp telefonda hatırını sormak. Baş başa bir yürüyüş yapmak. Seyahate giderken küçük notlar yazıp bırakmak… Bunları çoğaltmak eşlerin hayal gücüne kalmış vesselam.

  5. Selma diyor ki:

    Sema hanım, ağda yapmamalı demişsiniz. Bunu gögüs kılları için söylediğinizi sanıyorum. Çünkü koltuk altı tüylerine ağda yapılabilir, hatta sahabeler de bunun için çam sakızı kullanırlarmış diye biliyorum. Hani dinimizde bazı bölgelerdeki tüyleri uzatmak yasak ya o bakımdan ağda daha iyi oluyor, jiletle hergün hergün başedilmiyor. Keşke bütün erkekler dikkat etse şu koltuk altı tüylerine.

    • hüzün diyor ki:

      göğüs kılları , kol kılları sağlığı bozmadığı müddetçe alınabilir. ağda yapmak kötü bir şey değildir. sema hanım burada hatalıdır.
      abdullah bin ömer rivayet edilir , kol kıllarını o dönemin jiletiyle kesermiş. sağlığı etkilemediği müddetçe bu tür şeyleri yapmak dine aykırı değildir.

      • dilruba diyor ki:

        evet bunu ben de çok merak ediyorum mesela peygamberimiz sünnetli doğmuş ve biz de erkek çocuklarını sünnet ettiriyoruz.ama aynı zamanda peygamberimizin göbeğine kadar hiç kıl yokmuş neden erkekler buna binaen kıllarını almıyorlar merak ettim.ikisi arasında ne gibi bir fark var biri zorunluluk halinde diğeri hiç gündeme bile gelmiyor.

        • hüzün diyor ki:

          sünnetli doğmak ‘peygamberliğin’ özelliğinden değildir. sünnetli doğan çocuk sayısı dünya ölçeğinde on binleri aşmaktadır. sünnet etmek hz Muhammed ile başlayan değil , hz Muhammed ile devam ettirilen bir uygulamadır.

          peygamberin göbeğine kadar ‘kıl olmaması’ bizimde kıllarımızı aldıracağımız anlamına gelmez. her insanın genetik kodlanması farklıdır. rahatsız oluyorsa ve sağlığında bir sakınca oluşturmuyorsa aldırabilir.

          • dilruba diyor ki:

            yani sünnet ettirmede peygamberimizin yönlendirmesi var ama diğerine karışılmamış mı?aradaki fark bundan kaynaklanıyor sanırım doğru mu anladım?

          • Selma diyor ki:

            erkekler ve hanımlar lütfen özel bölge tüylerinize dikkat edin. Çok şükür hanımların bazıları ağda yöndemiyle en az 1 ay bu sorundan kurtuluyorlar, fakat ülkemizde ağda yöntemiyle bu tüylerden kurtulan bey yoktur sanırım. Tabiki hergün hergün jilet vurmak da olmuyor. Sanırım çoğu erkek kirli kirli geziyordur bu durumda, kimsenin gün aşırı jilet kullanacağını sanmıyorum. Dinimizde de 1 arpa tanesinden fazla uzamaması gerekiyor. Acaba bunun günah durumu nasıldır merak etmekteyim

  6. Ahmet Emin PAZAR diyor ki:

    Sema hanım haydi artık. Hacı bekler gibi yeni yazınızı bekliyoruz. :-)

  7. fatih diyor ki:

    Dört dörtlük bir yazı! Tebrik ederim. Bravo!Kurusu da var,Yaşı da.

  8. kevser diyor ki:

    erkek iyi bir erkek olursa kadına zaten pek fazla iş düşmüyor..ben ne pasaklı kadınlar biliyorum,ancak kocaları çok anlayışlı olduğu için elaleme rezil edilmiyorlar.ülkemizde bunun lafı bile vardır:”her başarılı erkeğin arkasında mutlaka bir kadın vardır”diye.ben bu söze katılmıyorum.başarılı erkek her yerde başarılı olur.hem benim okuduğum fıkıh kitaplarında hep erkeklere uyarı vardı,erkeklere sabırlı olun,aceleci olmayın hanımlarınızı kendinizden kabalıkla soğutmayın diye….hep erkeklerin kulağı çekiliyordu.ben şöyle bişeyde okudum:eğer erkek sabırlı ve kalp kırmayan biri olursa,hanımı ne kadar nüşuz(yani itaatsiz)olursa olsun eninde sonunda o da yola gelir diye…ki ben bunun canlı örneğini de gördüm,erkek tarafından bir akrabamız vardı,çok hoş bir insandı ama evlendiği hanım biraz ahlak yoksunuydu,ancak bir yıl kadar sonra dikkat ettim ki,kadında düzelme var.ben öyle inanmıyorum,erkeğimi ben düzelttim diyen kadınlara,bundan kendilerine hiç pay çıkarmasınlar,iyi bir erkeğe düşen kadın zaten baştan şanslı,pek bişey yapmasına gerek kalmıyor.ben bütün kadınlar melektir demiyorum ama burada daha evlenmemiş beylerin çıkıpta hanımlara feminist yaftasıyla seslenmesi tuhafıma gidiyor.”cennet ANALARIN ayağı altında”üzgünüm,bu laf erkeklere söylenmemiş….onlarında muhakkak başka sınavları var ama.çabalamadan yorulmadan hanımlara direk feminist damgası vurmak hiç samimi değil,kimse kusura bakmasın..
    Bizim bir akraba vardı,kız tarafı bu kız bir adamla severek evlendi falan.tabi evlenmeden önce erkek tarafı ne ne altınlar ne ne paralar…bilmem nerde fabrikaları varmışmış…evlendikten 2 ay sonra evet,tam tamına 2 ay sonra gündüz eve bir memur geliyor,alacaklı şu kadar borcunuz var diyor..tabi bizim gelin durumu anlıyor…kocası hapiste değil ama kocasının abisi hapiste şu an.burada mesele,parasız pulsuz biriyle evlenmek değil,mesele kadının kandırılması,adam yerine konmaması…aslında beş parası olmayan bir ailenin sanki çok zenginmiş imajı vermesi,yani çok afedersiniz biraz sonradan görmelik..ama bizim kız o adam tarafından kandırıldı,çok saf bi insandı şu veya bu şekilde damat kandırdı bu kızı.ama şu an müthiş bi güvensizlik ortamı hakim..kız kendini kandırılmış dolandırılmış hissediyor,erkeğin ailesiyle zaten görüşmüyor…ne oldu şimdi yani?ne olurdu evlenmeden parasız olduğunu söyleseydi,o kadın onu sen parasızsın deyip red mi edecekti?şimdi daha mı iyi oldu?
    Bayanların erkekte ev geçindirecek kadar maaş araması sizce anormal mi?mal mülk yat kat değil,çok para da değil,DÜZENLİ BİR AYLIK….
    Bi laf vardır:”tip karın doyurmaz ama ekmek karın doyurur”diye…
    Kusura bakmayın melekler gibi aç susuz gezemiyoruz malum…
    Peygamber efendimiz(sav)şöyle buyurmuş:”nafaka temin edemeyecek olanın evlenmesi haramdır”bir adam Efendimiz’e(sav)gelip evlenmek istediğini ama nafakayı kazanacak kadar bir meşgalesi olmadığını söylüyor,bunun üzerine de Peygamberimiz yukarıdaki hükmü buyuruyor…eğer evlenebilecek kadar maddi imkanı yoksa bir beyin ve kendine mani olamıyorsa,onun da çaresini Nebiler Nebisi(sav)buyurmuş:ORUç……

    • kevser diyor ki:

      bu konuda Marifetname’nin;”Erkekler eşlerine nasıl davranmalı”bölümünün çok açıklayıcı olduğunu düşünüyorum…kitabın o kısmında şunlar yazıyordu;
      tenhadayken hanımının saçlarını okşamalı,
      çocuk gece gündüz ağlayarak bir alacaklı gibi annesine rahat vermez erkeğin bunu anlayarak hanımına muamele etmesi lazım.hatta ve hatta şöyle bir bilgi öğrendim:
      kadının rızası olmadan yapılan ilişki sonucunda doğan çocuk kusurlu oluyormuş…yani doğacak çocuğun kusursuz olması,kadının razı olmasına ,istemesine,rızasıyla kendisine yaklaşılmasına bağlıymış…bir kadının böyle bir konuda teslim olması için,erkeğine güvenmesi lazım…ama ben şu yaşıma kadar bir kızın güvenini kazanacak şekilde yaklaşan hiçbir erkek görmedim…erkek FETHEDEN ,kadın FETHEDİLENDİR…napalım yaaaniii?erkek karşımızda kız gibi nazlansın kendini ağırdan satsın bizde onu elde etmeye mi uğraşalım?düşüncesi bile çok komik…
      kadınlar fethedilmek ister…bazı erkekler hazırcı olmuş bu konuda…”zaten kadınların hepsi böyle”deyip kestirip atıyorlar..
      bence en önemlisi GÜVEN ,erkek hanımının güvenini kazandıktan sonra,zaten karşısında çok tatlı bir hanım bulur
      Fudayl Bin Iyad Hazretleri;”bir günah işlediğimi hanımımın huysuzluğundan anlardım.o günahıma tövbe edince,tövbemin kabul olduğunu da hanımımın huysuzluğunun düzelmesinden anlardım”buyuruyor…

    • seymen diyor ki:

      “evlenmemiş beylerin çıkıpta hanımlara feminist yaftasıyla seslenmesi tuhafıma gidiyor”
      Siz evlenmediğiniz halde erkekler hakkında pekala yorumlar yapabiliyorsunuzda erkekler neden yapamasınlar.

      “Her başarılı erkeğin arkasında mutlaka bir kadın vardır” sözünü, bir erkeğin başarılı olabilmesi için uyumlu bir eşi olması çok önemlidir şeklinde ifade etmek doğru olur. Eşiyle sorunlu olan bir adamın başarılı olması çok zordur. Bir kadın manevi olarak eşinin yükünü arttıran biri de olabilir azaltan birid e ve bu durum hayattaki başarı için önemlidir.

      “Cennet annelerin ayakları altındadır” hadisini birçok insan gibi sizde yanlış anlamışsınız. Sİz anne olunca cenneti garanti etmiş olmuyorsunuz, anneniz sizden hoşnut ise onun gönlünü yapabildi iseniz, bu uğurda annenizin ayakları altında ezilmeye bile razı olabildi iseniz cennete ulaşma ihtimaliniz yüksek. Tabi cennete yakın olabilmek için kadınların kocalarına karşı nankör olmamaları ve onları da razı etmeleri gerekiyor. Erkeklerin ise annelerini razı etmeleri şart iken eşlerinin haklarına riayet etmeleri yeterli, erkek eşinin rızasını almak zorunda değil yani.

      Hep beni geçindirsin kafi denir ama zamanla kavgaların çoğu maddiyat yüzünden çıkar. Bekar erkekler sözlere ve görünüşe pek itibar etmesin derim ben. Baştan hiçbir taahhütte de bulunmasınlar.

      • kevser diyor ki:

        seymen bey,bende tam onu demiştim zaten,bu kadar hakkına dikkat edilmesi gereken kişi dikkat ederseniz bir ANNE!.. baba değil!siz burada diyorsunuz ki,erkekler annelerini razı etmek zorunda,o annelerde bir kadın sanırsam heralde değil mi?erkek değil!
        kadın;teslim olunan değil,teslim olandır,bu yüzden karşısındaki kişiye güvenmesi gerekir zannedersem değil mi?kadınlar sadece GÜVENmek istiyor…GÜ-VEN!

        • eda diyor ki:

          Seymen bey,nasıl erkekler eşlerinin rızasını almak zorunda değil. Saçmalamayın lütfen, bir bilmeyen okur da inanır günaha girersiniz. Siz hangi öğretiye göre konuşuyorsunuz? eşler birbirinin rızasını almak zorunda. Birlikte vakit geçirdiğiniz herkesin rızasını almak insan açısından gayet iyi olur. kendi kendinize ahkam kesmeyin dini konularda, siz hoca değilsiniz

          • hüzün diyor ki:

            şahsen seymen beyin burada dermayan ettiği görüşleri zihinleri teşevvüşe etmekten öteye geçmiyor. Allahın kadına verdiği hür iradeyi ‘erkeğe’ teslim ederek , erkek egemenliğini istiyor.
            Allah kitabında kadının hakkını savunurken , kim Allahın verdiği hakkı sömürebilir?

            bizim toplumumuzda kadın mirastan bile muaf tutulur. kur’an bu hakkı ona vermesine rağmen. sünnet ile teyit edilen bu tür uygulamalar ne yazık ki gelenek ile birlikte islamdan çıkarılmıştır.
            ‘nisa’ isimli bir süre ile Allahın ‘erkeğin kadının hakkını’ ihlal etmesini bildiği için Allah kadın hakkını savunmuştur.
            kadın da hakkını isterken , erkeği linç etmemeli.
            Allah kadına , hangi hakları tanımışsa , onları ‘iade’ etmeliyiz. (özellikle İADE ifadesini kullanıyorum)

            kadını elinde bir metaı olarak görüp onu , dilediği şekilde kullananlar ,hala beşerdirler.
            hz meryem , hz asiye , hz sara , hz aişe , hz hatice ve tarihe damgasını vurmuş bu şahsiyetlerde birer kadın! dır.
            ki toplum tarafından siyah tenli ve cariye olduğu için hor görülen bir siyahi bir cariyenin çocuğu hz Muhammedin atası ismaildir. peygamberin annesi , ninesi bir kadın değil mi?
            günümüzde siyahi ve cariyeliği olması bir yana sırf kadın olduğu için! onu hor görenler müşriklerden daha çiddi bir suç işliyorlar.

          • alieren diyor ki:

            kadın hakkı diye avazı çıktığı kadar bağıranlar hangi ulkede yaşıyorlar acaba ? münafık olmayan gerçek bir müslüman elini vicdanına koysun ve söylesin bu ülkede kadınlar hangi haklarında mahrum?bu kadın hakkı diyenler kadın hakkı diyerek neyi kastediyorlar?kadın özgürlüğü ne anlama geliyor?dikkat edilecek olursa bu müslüman kılıklı kadın hakları savunucuları bu hakların içeriğinden hiç bahsetmiyorlar.

            kadının bireyselleştirilmesi, aile içinden kopartılması,babasına,eşine karşı düşman edilmesi,tıpkı avrupa ve amerikadaki kadınlar gibi sadece kendini düşünen para,kariyer ve seks peşinde koşan bir kadın imajının müslüman kadınlara empoze edilmesi bu müslüman kılıklı kadın hakkı savunucularının hedefidir.

            müslüman erkeklerin uyanık olması ve bu müslüman kılıklı munafıklarla tavizsiz bir şekilde mücadele etmesi gerekir. unutulmaması gereken kutsal bir cihattır bu mücadele

          • seymen diyor ki:

            Eda hanım “rızasını almak” kavramından siz neyi anlıyorsunuz bilemiyorum. Ben kadının kocasına itaat etmesi gerektiğini, kocanın ise karısının gönlünü hoş tutmaya çalışmakla birlikta ona itaat etmemesini karısının dolaylı bir şekilde olsada emrine güdümüne girmemesi gerektiğini kastediyorum.
            Erkek eşi yüzünden anne-babasıyla veya diğer akrabalarıyla irtibatını kesemez. Kiminle komşluk yapılacağına kiminle görüşülüp görüşülmeyeceğine erkek karar verir. Nerede oturulacağı, kadının çalışıp çalışmayacağı veya ne gibi bir işte çalışabileceği, çocuklarla ilgili önemli kararlar kocanın tasarrufunda olan şeylerdir. Bütün bu konularda kadının görüşü alınabilir (veya alınmalıdır) ama son karar kocaya aittir, kadına düşen ise ona gönülden itaat etmektir.
            Erkekler de kadınların hakları hususunda adaletli olmalı, eşlerine karşı lutufkar olmaya çalışmalı, kendi nefisleri (veya keyifleri) için onları ezmemeli, haksızlık yapmamalı; kendilerine karşı hassas ve itaatkar olan eşlerine karşı vefalı ve kıymet bilir olmalılar.

            Benim hoca olmadığımı o yüzden ahkam kesmemem gerektiğini söylemişsiniz.
            Zannedersem siz hocasınız ve o yüzden saçmalamayın deme hakkını kendinizde bulabiliyorsunuz.
            Ben burada fetva vermiyorum, kimse de sadece benim sözüme bakarak istikametini tamaman değiştirmez, olsa olsa bu konuda bir araştırmaya girer gerçekleri olması gerekenleri öğrenmeye çalışır. Ama araştırmadan sormadan nefsinize uygun gelmeyen şeyleri hemen reddetmenizin sizin açınızdan ne gibi sonuçları olabilir bilemiyorum.

  9. Ahsen diyor ki:

    “fedakar olmalı” sadece kendini düşünmemeli..
    “vefakar olmalı” eşi hastalandığında başucunda beklemeli çorba yapmalı gözünü ondan ayırmamalı
    “destekçi olmalı” eşinin yapmak istediği bir iş konusunda destek olabilmeli.Mesela bir zamanlar başörtüsü davası vardı bu yüzden birçok kimsenin canı yandı o durumda evli olan eşler birbirlerine ne kadar destek olabildi benim için bu muhim bir davadır günümüzde az da olsa yaşanıyor bu tarz sorunlar acaba eşim bana manevi destek olabilecek mi yoksa umursamayacak mı bunu düşünmüyor değilim.Yada iş konusunda idealler konusunda eşinizin desteği çok önemli bence.Sadece bunlar değil her konuda detsek olmak gerekir birbirine.
    “adaletli olmalı” sizin ve annesi arasında adaleti koruyabilmeli dengeyi iyi kurabilmeli ne eşi için annesini nede annesi için eşine adaletsizlik yapmamalı.Doğru hüküm vermeli.
    “paylaşmayı bilmeli”
    “kazandığı birkaç kuruşu başa kakmamalı”
    “sırdaş olabilmeli”
    “affedici olmalı bazı kusurları görmemeli”
    “feminizme karşı olabilir ama kesinlikle takıntılı olmamalı”önemli bir madde:)
    Kadın ne dese feminist damgası yiyor.Hakkını da savunamayacak artık.

    • alieren diyor ki:

      erkek feminizme karşı takıntılı olmalıdır.yoksa kocasına hizmet etmeyi kölelik patronuna hizmet etmeyi özgürlük olarak gören bir kadınla evli olabilir.evet takıntılı olmalıdır aksi takdirde kariyerim,işim benim için bu hayattaki en önemli şey gerekirse kocamı bile boşarım diyen bir kadınla evli olabilir. takıntılı olmak zorundadır! kendisinden sonsuz hoşgörü bekleyip ama ona en ufak saygı ve hoşgörü göstermeyen bir kadınla evli olmamak için.hele hele içinde bulunduğumuz bu zamanda kadının putlaştırıldığı erkeğin ise itibarsızlaştırıldığı bu dönemde bir erkeğin feminizme karşı takıntılı olması en hayati meseledir.

      • Ahsen diyor ki:

        Aşırı takıntı halinden kaçınılması gerektiğini düşünüyorum yoksa korku ürettikçe sağlıklı değerlendirme yapamazsınız ve her insanı aynı kefeye koyamazsınız her boşanmanın neticesini tek bir sebebe bağlayamazsınız erkeklerde hatalı olabilir.Bir kadın çalışsın veya çalışmasın eğer iyi bir birliktelik yakalayamamışsanız kim olursa olsun durum değişmez.Bu kadar takıntılıysanız çalışmayan bir ev hanımına talip olacaksınız.
        Bence en hayati mesele ahlakı sadakati yani bağlılığı ve olmazsa olmaz güvendir..Feminizm konusuna tıkanıp kalmamalı bu oyunlara gelmemeli.Feminizmden çok daha ciddi sorunlar var bana göre oda kötü ahlak.

  10. Uğur Mustafa diyor ki:

    Erkeğin çok konuşmaması hakkında eklemek istediğim bir şey var. Az önce sağlam bir psikolojik kaynakta bir bilgi okudum ve aslında bu bilgiyi ben daha önce defalarca okumuştum, tekrar okumakla hatırlamış oldum.

    Diğer noktalarda da erkeklerden “mükemmellik” beklenmemelidir, ama bu hususta belki de özellikle beklenmemelidir. Çünkü özellikle yetişkin dikkat eksikliği bozukluğuna sahip olan kimseler erkek de olsalar çok konuşabilirler. Hepsi böyle yapmaz belki, ama onların ve benzer rahatsızlığı olanların bazılarında bu semptom vardır, ellerinde değildir.

    “Böyle kişiler evlenmesin zaten” gibi bir fikir öne sürülecek olursa, bu zalimane olduğu kadar hayatın gerçeklerine aykırıdır. Zira bir kere, erkeklerin ve kadınların her birinin yaklaşık yüzde 15’i veya yüzde 20 kadarı bir tür psikolojik hastalıktan çeşitli şiddetlerde muzdariptir! Hatta bunlardan birine sahip olanın genellikle birkaç psikolojik bozukluğu birden vardır (ama birçok kişi bunu/bunları bir doktora teşhis ettirmemiştir).

    Toplumun bu kadar büyük bir kısmının bekar kalmalarını beklemek akıl dışıdır ve Rasulullah’ın (s.a.v.) sünnetine de, Allah’ın bekarları evlendirme emrine de kesinlikle aykırıdır. Böyle bir beklenti, hele her taraftan cinsel tahrîkin aktığı bu zamanda, böyle kişileri ya zinaya (Allah korusun) ya da en iyi ihtimalle müstehcen yayın izleyiciliğine zorlamakla eşdeğerdir. Allah bunu yapmanın hesabını sorar.

    • birisi diyor ki:

      kadın parası yiyen erkek olarak adlandırılan cemiyetin zihninde problem vardır, akif bey. yeri gelir aile ekonomisine kadın da katkı yapabilir. zahmet olmazsa hz. peygamber ve ile ilk eşi arasındaki önemli detayları ( konu ile ilgili ) güvenilir kaynaklardan bakmanızı rica ederim. birilerine şiddetle tavsiyede bulunmadan önce lütfen ilk emir olan ‘ OKU ‘ eylemine geçmenizi öneririm.

      • akif diyor ki:

        hergun yaşanan birkaç olay yüzünden tv ler artık haberi erkek terörü olarak sunuyor.
        Tüm erkekler potansiyel terör ist gibi algılanmaya başlandı.

        Erkekler bu 4 koldan saldırıya karşı uyanık olun .Feminist karakterli kadınlarla evlenmeme kampanyasına daet eiyorum

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Burada şunu da ekleyeyim. Yetişkin dikkat eksikliği (ve hiperaktivite) bozukluğuna sahip olanların çok konuşmasının sebebi zihinlerine sürekli düşünce akın etmesindendir. İngilizcede buna “rushing thoughts” denir, Türkçesi sanırım akın eden düşünceler veya düşünce akın etmesi olmalıdır.

      Einstein ve Newton gibi büyük bilim adamları ve dahilerin bu “bozukluğa” sahip oldukları ve biraz da bu sayede o kadar çok şey düşünebildikleri yahut yaratıcı oldukları da düşünülmektedir. Çok konuşan ya da başka şekilde “tuhaf” davranan insanları, özellikle erkekleri insanlar ayıplarlar, oysa tarihteki büyük işlerin pek çoğunu o ayıplananlar ve toplumdan dışlananlar yapmışlardır.

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Son olarak, bir hadis-i şerifte Abdullah bin Zübeyr bir Kur’an ayetine dayanarak der ki “bize insanların karakterlerini kabullenmek emredilmiştir” (El-Edebü’l-Müfred, İmam Buharî). İnsanların karakterlerini kabullenmek, yani onları istediğiniz karaktere zorla bükmekten, bükemeyince dışlamaktan uzak durmak. Ama günümüzde insanlar, hatta güya en dindar Müslüman geçinenler bunun tam tersini yapıyorlar, üstelik bilinçli bir şekilde, kasten, müteammiden. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, ben Allah’ın ve Elçisinin (s.a.v.) bize öğrettiklerine bakarım. İlmime rağmen, bunun aksini yaparsam ve cahil kalabalığa uyarsam, bana müslüman veya mümin denmeyeceğini bilirim. Artık isteyen artık ilim ve islam yolunu tutar, isteyen toplumun yerleşmiş kanaatleri ve uygulamaları yolunu.

        • seymen diyor ki:

          Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ‘de az konuşmayı tavsiye etmiştir. Mutasavvuflarda da kamil insan olabilme amacında olanlara az yemeyi, az uyumayı ve az konuşmayı tavsiye etmişlerdir. Bazı kavimlerin helakının da çok soru sormaları sebebiyle olduğu konusunda nakillerde var. Bununla birlikte kimseyi çok konuştuğu için kınayamayız, söylediklerine bakmadan çok konuşuyor diye suçlayamayız.
          Kadınlarında çok konuştuğu için eşlerinden şikayetçi olmaları istisnai bir durumdur. Kadınlar genellikle eşlerinin az konuşmasından şikayetçidirler, o yüzden içiniz rahat olsun. Evlendiğinizde bu konuda bir sorun yaşama ihtimaliniz yok gibi bir şey.

  11. akif diyor ki:

    yukarda bir yorumcu kadından geçinen erkeklerden bahsetmiş.kadın 1 lira katkı bile yapsa
    kadın parası yiyen erkek olarak adlandırılıyor. Bu nedenle ben erkek arkadaşlara çalışan kadınla evlenmemelerini şiddetle öneririm.

    • Emrah Burhan diyor ki:

      Sabahleyin otobüs durağına gelince bir bakınız! Erkekten çok kadın var. Her taraf çalışan kadınlarla dolu. Mütedeyyin tesettürlü teyzeler bile çalışan kızlarıyla iftihar ediyorlar.” Bizim kız mühendis oldu pek kimseyi beğenmiyor geçen gün yine isyemeye geldiler de kız beğenmedi ne yapsın çocuk elektrik almıyor” gibi lafları duyarsın. Teyzecim kızınız kaç yaşında diye sorarsanız “daha 31’inde çocuk. Teyzecim sen kaç yaşında evlendin desen canım o zaman öyleydi “derler. Gerisini siz düşünün artık. Türk toplumunun dindarlığı da böyle işte. Ne demek istediğimi anlamışsınızdır.

    • Yunus diyor ki:

      Size de şiddetle katılıyorum. Haklısınız.

  12. halit diyor ki:

    Candan olmali caninda icinde canan gibi olmali. O sen sen o olmali

  13. Ayşenur K.A. diyor ki:

    İslam ahlakıyla ahlaklanmak derken kadın ve erkek hatta çocuklarıda içine katıyorum.Bence taklit güzeldir ama neyi veya kimi taklit ettiğin önemlidir çoğu zaman efendimizi örnek gösterince şu cevabı verirler [ama o bir peygember] evet peygamber ama oda bir insan Allah peygamberleri insanlar arasından seçmişki onlara uyalım melek olsalardı onları taklit edemezdik.Erkekler hz.Ali olmalıki kadınlarda hz.Fatıma olsun.Kadınlar hz.Hatice olmalıki erkeklerde hz. Muhammed olsun.Fakat biz zaten tamamen onlar gibi olamayız ancak olmaya çalışırız.Bence en önemli vazife erkeğe düşer çünkü onlar kadınlardan mesuldür.Kadında kendini yetiştirir çünkü bir erkeği yetiştirmek bir ferdi yetiştirmektir ama bir kadını yetiştirmek çocukları artı toplumu yetiştirmektir

  14. hasret diyor ki:

    gerekli ve güzel bir yazı olmuş..eee şimdi sıra erkekler de :) ..muhasebe etme , kendin de olan bazı eksikleri görme ve düzeltme zamanı… :) ..

    her ne kadar bazı maddeler farklı gibi dursada bir kaçı aynı anlama geliyor bence …buda erkekler için ürkütücü ve zor olmamalı..bu saydığımıız özellikler mükemmel olmak anlamına gelmiyor okadar çok böyle erkek varki…bazısı mutlu evlilik sahibi ve bazısının malesef karşısına imtihan gereği huysuz kadın çıkıyor ..

    erkek Çalışkan olmalı rızkını taştan çıkarmayı bilmeli,üşenmemeli ..bu belkide en önemlisi… çünkü artık çok tembel erkek var,kadın sırtından geçinen..böyle tanıdık ve duyduklarım malesef çok :( ..birde erkek hanımını haramdan sakınmalı ,kıskanmalı aşırı olmamak kaydıyla :)

    • Ahsen diyor ki:

      Erkekler mi tembel kadınlar mı onları bu tembelliğe alıştırdı ?Erkekler onlara ihtiyaç duyulduğunu hissetmek istemez mi?Kadınlar üstlerine vazife olmayan şeyleri de mi alıyor acaba?Bunlar kişilere göre değişir herhalde düşünmek lazım.

      • hasret diyor ki:

        selamun aleykum ahsen
        gerçekten geçmişteki yazılardan,konulardan çok güzel tesbitler çıkarmışsın..bu konuda bir bekar bayan olarak güzel örnek gösteriyorsun .. öncelikle gelişmelerin ve analizlerin için tebrik ederim..

        daha önce benim yorumlarımı okudun ise benim de bu konuda fikirlerim vardı..kadınların ihtiyaç duymak ile muhtaç olmayı karıştırdığını .. kadının erkeğe ihtiyaç duyması gerktiğini bunu his ettirmesi gerktiği konusunda yorumlarım vardı…
        ama benim belirttiğim ,anlatmak istediğim konu kesinlikle bu değildir..yani kadının erkeğe mani olduğu ,tembelliğe teşvik ettiği konu değildir..tamamen erkeğin daynıksızlığı,çabuk pes etmesi ,üşengeçliği ve hazır lokma aramasıyla alakalıdır..

        tabi burda yazı olduğu için insan tam manasıyla ifade edemiyor.her kes farklı anlıyor :( ..
        tembel çalışmayan /çalışmak istemeyen ,evine çocuk çocuğuna bakmakta aciz ,girdiği her işten çabuk çıkan iş beyenmeyen ,evi ve uykuyu seven bazı erkeklerdir..

        sana samimiyetle 3 örnek verebilirim..mesela komşu kızı vardı..maddi durumlarıda öyle pek yok..evleri gece kondu sayılır..kız evlendi sadece 3 ay kendi eşiyle kirada oturdu..adam tembel iş değiştiriyor dayanamıyor, bazende işsiz..birde 2 çocukları oldu..daha sonra kızın babasının evine yerleştiler..adam kızına ,damadına,torunlara bakıyor 5 yıldır…

        yine başka biri severek evlenmiş kız gözü kapalı adamın vitrinine kapılmış ..2 çocuğu var…adam tembel çoğu zaman çalışmıyor ..girdiği her işe bahane bulup 3 ay sonra çıkıyor..kim kefil olur böyle adama…kadın bazen bastırıyor çalışması için ama adam hem tembel hem havalı,kız adam kaçmasın diye korkuyor fazla da üstelemiyor , kendi çalışıyor..ailesi,komşuları destek oluyor..

        başka biri kız 17 yaşında ..adam 37 …kız sevdi , adama kaçtı ..kaçtığında adam işsizdi..sonra iş buldu ama bir bahane ile çıktı..şimdi bir çocukları var..kaçan o zavallı kız ailesi ile barıştı..şimdi ailesiyle yaşıyor..baba hem kıza hem damada ,hem toruna bakıyor…

        şimdilik saydıklarım bunlar ama böylesi de az değil..ALLAH korusun böyle tembel erkeklerden benim kastım bu tiplerdir..nasılsa bakan var diye sorumsuzluk tembellik diz boyu..aileler baktı ki olmuyor sahip çıkıyor mecburen..

        geçenlerde işkur açıklama yapmış..türkiyede malum çok işsiz var demi!..ama bir okadar iş beğenmeyen insanlar var..250 bin boş alan olduğu,elaman ihtiyacı olduğunu açıklamış…ama herkes kolay para derdinde.masa başı iş istiyor, iş beyenmiyor..eğer o erkek işe ihtiyacı olduğu halde burun kıvıp iş beyenmiyorsa o erkek tembel erkektir bana göre..çalışkan adam her işin üstesinden gelir ekmeğini taştan çıkarır eşini ve çocuklarını kimsye muhtaç etmez bana göre velevki bu kızın ailesi bile olsa …

        • Ahsen diyor ki:

          ve aleykümselam Hasret..
          Çok teşekkür ederim kendimi şanslı görüyorum bu sitede yazaılanlardan ve yorumlardan çok şey öğreniyoruz.Bende o insanlardan biriyim sadece.
          Her ne kadar söylediklerim bazı insanlara ters gelsede her zaman çözümden ve yapıcı olmaktan yanayım:)
          Meramımı çok iyi anlamışsın örneklerde vermişsin sormamın nedenide buydu.Her ne kadar bazı şeyler kabul eilmesede çevremizden gözlemlediklerimiz çok başka.Hala anlattığın gerçekler yaşanıyor benimde en yakınımda yaşanıyor ve bu sorumluluğu bir kadının omuzlarına yüklemenin ne kadar zor olduğunu biliyorum bazen erkeklerin bu sorumsuzluğu yüzünden onlara destek olmayan insanlar olmadığı takdirde çoğu boşanmayla sonuçlanıyor.
          Erkek sorumluluğunu almak istemediğinde aile temelden sarsılıyor..Her seferinde söylediğim gibi kadınların çalışması bazı erkeklerin kesinlikle çok işine geliyor.
          Bazıları iş beğenmiyor evet çünkü “statü” paradan daha çok önemli aynı şekilde kadınlar içinde iyi bir iş “güç” anlamına geliyor bunların neticesinde doğan” otorite” farklı boyutta işliyor ilişkiler dengesini bozuyor.
          Kadınlar fazla yük alıyor erkeklerde de tam tersi boşluklar oluştu (geri çekilme de diyebiliriz)..Birbirlerine olan şikayetlerin temelinde de bu var.Her ikiside haklı.Sende haklısın.

          • hasret diyor ki:

            Ahsen dediklerine katılıyorum..kendimi inşaallah örnek vererek ifade edebilmişimdir :) ..
            Ben genelde anlatmaya çalıştığım konuyu desteklemek amaçlı örneklendiriyorum..
            mesela sema hanımın kitaplarından en sevdiğim ve etkilendiğim kitapları yaşanmış,gerçek hayattan alınarak kurgulanmış gerçeğe dayanan hikayelerdir…ben de böyle sevdiğim için örnekler veriyorum..bir konuyu savunuyorsam buna ya ben şahit olduğum için ,yada duyduğum için savunurum..gerçek olması önemli….

  15. Ayşenur K.A. diyor ki:

    bence erkekler efendimizin s.a.v ahlakıyla ahlaklansalar kadınlar mutlu olur rahat eder kadınlarda eşlerini taklit eder huzurlu aileler ortaya çıkar o ailede yetişen çocuklarda düzgün bir ahlaka sahip olur.şüphesizki en mükemmel insan hz.MUHAMMED s.a.v.dir

    • hüzün diyor ki:

      hz peygamberin ahlakı , kuran ahlakıdır. dolaysıyla insanlar peygamber efendimizi örnek almak istiyorlarsa bol bol kuran okumaları gerekmektedir. ‘sünnet’ kelime olarak bir anlamıda ‘ahlak’ demektir. kuran ve sünnet(onun ahlakı).
      peygamberimizin hatice validemiz , aişe validemiz ve diğer validelerimiz hakkındaki tutumu bellidir . sema hanım her ne kadar kur’anda uygun ayeti yazıp açıklama buyurmadıysa bile , kurana matuf düşünceleri serddetmiştir.
      sorun şudur ‘biz kuranı ne kadar anlıyoruz’ ? kuranı anlamayan peygamberi anlıyamaz.

    • simurgh diyor ki:

      Efendimizin ahlakı ile ahlaklanmak erkeklerin vazifesi değil sadece. ayrıca taklitten kurtulmaya çalıştığımız bir dönemde takliti önermek çok anlamlı görünmüyor bana. bilemiyorum. bu sitede bişeyler okuyanların hepsinin bu konuda sorunu var mı. ancak benim olduğu için dar alanda kısa paslaşmaların anlamı yok artık. herkes Allah ne diyor peygamber ne diyor biliyor sorun nedir. sorun şudur. Ben karıma karşı görevlerimi biliyorum ama yapmıyorum ama bu onun yapmamasını gerektirmez ki yada ben kocama karşı yapmıyorsam görevimi o da yapmamak zorunda değil ki…ya da önce o yapsın sonra ben yapayım…gibi tamamen nefsini diğerine tercih etmedir. başka bir şey değildir. Halbuki insan kendi dışındakilere ne kadar hizmet fedakarlık gayret (bu illa kocası olmayabilir) ederse o derece mutlu olur (victor Frankl)…tek kelime ile ülkemizdeki evliliklere yazık diyorum

      • Sami diyor ki:

        Haklısınız Ayşenur Hanım. Onun (s.a.v.) ahlâkıyla ahlâklanmak, bizlere ideal rol model olma yolunda ciddi mesafeler aldırır. Salih ve saliha çocukların yetişmesi için anne babalara büyük vazifeler düşüyor.

    • Yunus diyor ki:

      Maalesef Ayşenur hn. Keşke hanımlar dediğiniz gibi düzgün olan eşlerini taklit edebilseler…
      Bazı hanımefendilerin takıntılı, bağımlı olmak gibi vs. sıkıntıları oluyor.
      Bir insana (erkeğe) annesine kapıyı tuttu (hanımına ve çocuğuna da kapıyı tuttu), hanımı ve çocuğu 3-5 adım öteye gittiği, uzaklaştığı ve bu anda yanlarında olmadığı için tavır yapılır, laf söylenebilir mi? Bu durum normal mi?
      Kusura bakmayın ama günümüzde kadınların çoğu takıntılı. Bu takıntılarında dolayı da evlerinde huzur olmuyor, evlilikleri de bozuluyor. eşini annelerinden, kardeşlerinden herşeyden kıskanır durumdalar. Bir yerde okumuştum. Kıskançlık sevgi belirtisi değil, kaybetme korkusunun neticesidir diye yazıyordu…
      Evliliklerde huzuru bulmak sadece erkekler ile olacak bir şey değil. Ama sadece kadının düzgün olması ile (erkeğin normal olması, kötü alışkanlıkları olmaması şartı ile) huzur bulunabilir.

    • Harun Turanoğlu diyor ki:

      Dikkat edilirse Sema Hanım tek taraflı konuşmuyor. İki tarafı da esas alıyor. Ama bazı Hanımlar malesef önce erkek iyi olsun, peygamberimizi örnek alsın da bayan ondan etkilenir o da örnek alır. O zaman erkek de kadın önce iyi olsun Hatice ve Fatımayı örnek alsın, o zaman erkek daha iyi olur demez mi? Bunlar yanlış. Hayat müşterekse aydınlanma eğitim ve dönüşüm de müşterek olmalı. Oturacaksınız ikiniz de okuyacak ve muhabbet edecek ders yapacaksınız. Bunlar hemdem, senkronik olmalı. Ben böyle düşünüyorum……

  16. Sami diyor ki:

    Harika bir yazı. Allah (c.c.) bu özelliklere sahip beyefendilere denk hanımefendiler nasip etsin. Yazılanları uygulamak için öncelikle güçlü bir irade gerekiyor. İnsan her yaşta kendini yenileyebilir. Mühim olan hayatına kattığı yeni alışkanlıkları uygulamakta sabırlı davranması. Mükemmel insan Peygamber (s.a.v.) Efendimizin hayatını tetkik ettiğimizde bir beyefendinin nasıl olması gerektiğine dair fevkalade misaller görüyoruz. O misallerden ilham alarak bizler de Allah’ın (c.c.) hoşnut olacağı bir kul olabiliriz. Şu hususu unutmamak şart: Hanımefendiler önce Rabbimizin sonra ailesinin bizlere emaneti. Emanet şuuru ile hareket edip onlara lâyık oldukları muameleyi sergilememiz bizim önceliğimiz olmalı.

  17. Mehmet GÜN diyor ki:

    Sema Hanım;
    Düşüncelerinize katılıyorum.Allah razı olsun.Nasihat herkes için gereklidir.Bu yazıyı şu cümle ile bitirebiliriz.İYİ BİR ERKEK, PEYGAMBERİMİZİN AHLÂKI İLE AHLÂKLANMALIDIR.

  18. Hamzayürekli diyor ki:

    Feminist olduğunu bilmeden feminist söylemlerle kendini oyalayanlar gibi bunlarla feministliğe hizmet ediyor olmayasınız.
    İmamı Azam da ERKEK değilmiydi ! söylemlerini söyliyenlerin hoşuna gidecek nitelikte olunca bu aklıma geliverdi.

    • raskolnikov diyor ki:

      felsefi bir cevaba girişmişsiniz ama anlaşılır değil. bir dahaki yorumunuzda umarım daha anlaşılır olursunuz

      • Hamzayürekli diyor ki:

        raskolnikov bu yazılanların bir isnadını görebildinmi sen. senetsiz sepetsiz yazılan bu yazılar fenistliği nasıl hizmet edecektir düşündünmü.
        bak sema hanım ölçü diye sıralamayı başlarken konuya girişi bir bakarsan belki ip ucu yakalarsın.

        Erkeklerin yaratılıştan getirdiği özellikleri göz önüne alarak (İSLAM AHLAKI İLE BİRLİKTE) İslam ahlakı ile birlikte erkek nasıl olmalı biraz irdeleyelim.
        SONRA
        “Temiz olmalı” Diş bakımı, vücut temizliğini gibi kişisel bakımını yapmalı fakat abartıdan kaçınmalı.
        NE ZAMANDAN BERİ Temizlik , diş bakımı, mert olmak iradeli olmak, “Sorumluluk sahibi olmak, “Ölçülü olmak.”
        “Vakar sahibi olmak, ağırbaşlı ve efendi olmak,“Mütevazı olmak” Kibirli olmamakl. Karısını aşağılayıp küçümsememek,“Hoşgörülü olmak”“Merhametli olmak, Despot ve cezalandırıcı olmamak ve diğerler İSLAM AHLAKI DIŞI ÖZELLİKLERDİR.

        • hasret diyor ki:

          neden erkekler hakkında yada erkeklerin yapması gereken davaranışlar söz konusu olduğunda bazı erkekler fenizm etiketine sarılıyor..fenizmle ne alakası var?
          Evlilik tek taraflı devam edemez bu mümkün değildir ..yeri geldiğinde nasıl ki bir kadının yapması gereken harketleri konuşuyorsak ,kadını eleştiriyorsak aynı şeyleri erkek içinde yapmak gerkli..
          cinsiyet ayrımı yapmaksızın adil olmak gerektiğini düşünüyorum..(cinsiyet ayrımı yapmadan hakkı söylemek gerekir,..)yoksa kadınlar kadınları,erkeklerde erkeği tutup karşı tarafı suçlarsa hiç bir zaman çözüm olmaz ,bu nunda kimseye faydası olmaz..

          .sema hanım erkekler den çok hep kadınlar ıeleştirimiştir..toplasanız erkeğe hitap eden yazıları belki birkaç taneyi geçmez ,oysa kadınlara onlarca yazı yazıp eleştirmiştir…
          Bu arada yazıda bahsi geçen hususlar islam ahlakı içindedir..dinimiz hoş görü dini ve sayılan hususlarda güzel ahlak içine girer bir erkek için…

          • Hamzayürekli diyor ki:

            Farkına vardınızmı bu sayılanlar ile zaten erkeklere niye eleştriyorsunuz demedim dememde. Bu sayılanlar islam ahlakı dışında (bilhassa benim üstteki yazıda belirttiklerim) bir halmidirki İSLAM AHLAKI İLE BİRLİKTE erkek nasıl olmalıdır diye bu özellikleri sayarsan İSLAM AHLAKINDA BU SAYILANLAR YOK MANASI ÇIKMAZDA NE ÇIKAR?
            Şimdi örnekleyelim: Kadın nasıl olmalı derken İslam ahlakı ile birlikte kadın ahlaklı olmalı denirse feministliğe az çok bulaşmış olanlar ne anlar bunuda sen söyle.
            Zaten bunları sıralamak bu özelliklerin bazılarına sahip olan erkekle evli kadınlara olumlu birşey katmaz sahip olamayan erkekle evli olan kadınlara huzursuzluk ve dolayısıyla bu yuvaları huzursuzluk verir.
            Sen kabul etsensende kabul etmesende budur.
            Kesinlikle eleştri aldığımı gücendiğim yok. Hz. Peygamberin ÖLMEDEN EVVELİ ÖLÜNÜZ Düsturuyla Her akşam yatmadan önce kendini hesaba çeken BU GÜN ALLAH İÇİN NE YAPTIN? sorusunun sahibi Hz. ömerin prensibiyle yaşamaktan surur duyan, Feyiz alanlar olarak eleştrileri her daim nefsimize yapıyoruz zaten.
            Belirmek istediğim niyet iyi olabilir fakat tutarlı olmaya bilir.
            Hani GİZLİ ŞİRKTE DE BU BÖYLEDİR KİŞİ ŞİRKE GİRER HABERİ OLMAZ.

          • yunus emre diyor ki:

            Hamza Bey,
            Ben yaziyi okurken, bahsi gecen cumleden sizin anladiginiz seyi anlamadim. Yorumlariniz uzerine tekrar okudum, yine sizin anladiginiz manayi cikaramadim. Sema Hanim burada Islam ahlakina ek olarak bir erkek nasil olmali bundan bahsetmiyor. Yazarin cumlesi su:
            “Erkeklerin yaratılıştan getirdiği özellikleri göz önüne alarak İslam ahlakı ile birlikte erkek nasıl olmalı biraz irdeleyelim.”
            Burada yazarin “birlikte” kelimesiyle sunu kastettigini dusunuyorum.
            “Erkeklerin yaratılıştan getirdiği özellikleri göz önüne alarak İslam ahlakına gore erkek nasıl olmalı biraz irdeleyelim.”

          • yunus emre diyor ki:

            Bir baska deyisle yazar sunu kastediyor:
            ” “Erkek nasil olmali?” sorusunu irdeleyelim, ama feministlerin yaptigi gibi oyle kendi kafamiza gore irdelemeyelim, erkegin yaradilis ozelliklerini ve Islam ahlakini goz onune alarak irdeleyelim.”
            Ben boyle anladim.

  19. Uğur Mustafa diyor ki:

    Bu yazıya Sema Hanımın hayır demeyeceğini düşündüğüm bazı ilaveler yapayım.

    Evvela, erkeklerden bu özellikleri mükemmel derecede beklemeyelim. Erkeklerde kusur bulmak için bunları araç olarak hiç kimse kullanmasın. Çünkü insanlarda kusur aramak en büyük günahlardandır.

    Bunlar genel ahlak özellikleridir. Arttırılmaya çalışılırlar, ama hiçbir zaman hiçbir erkek bunları mükemmel derecede edinemez. Edindiklerini iddia, daha doğrusu genellikle ima edenler ve başka erkeklerde bu sebeple kusur bulanlar ise kendilerini ve başkalarını kandırmaya çalışırlar ve kibir kaynaklı çeşitli günahlara girerek kendilerini cehenneme yaklaştırırlar.

    Ciddiyet konusunda dikkatli olunmalı. Erkekler vakarlı, prestijli, ciddi, önemli erkek olacağım derken böbürlenen ve övünen, somurtan ve kendini fasulye gibi nimetten sayan acayip yaratıklara dönüşüyorlar ki Kur’an’da ciddiyetten ve vakardan değil, ama asıl bu huydan bir bahis var: Böyle erkekler kendini beğenmiş, kibirli, böbürlenen, övünen (muhtâl, fehûr, merah) kimseler olarak kınanıyorlar ve cehennemle müjdeleniyorlar. O yüzden vakar, ciddiyet tavsiye edilirken dikkatli olunmalı. Bunu yapmaya çalışırken özellikle hemcinslerine yönelik kibre saplanmayan bir erkek varsa da ben görmedim.

    Burada şu huy önemlidir: Erkek olsun, kadın olsun, insanlar halîm olmalıdır, yani yumuşak huylu, insanların kusurlarına karşı hoşgörülü. Bu, peygamberlerin özelliği ve Allah’ın ismi olarak Kur’an’da anılmıştır.

    • .:. diyor ki:

      Soyledikleriz dogru seyler, Bircok istekleri de biz yorum yazanlar yaziyoruz, herkez kendi yasadiklari ve istedikleri dogrultusunda yaziyor, yoksa belirtilenlerin hepsinin bir araya geldigi insani inanin herkez istemez.

      Her insan degisik degisik, Yoksa pembe gomlegi giymeyi seven insan da vardir, giydigini gormek isteyen bir bayanda. Birde Kadinlar nasil olmali dedigimiz zaman, bir araya gelipde evlenmek isteyeni bulmak cok zor ulur kanaatimce. Yazarimizin ne demek istedigini cok iyi anliyoruz aslinda,

      Isin Ozu Adam Adam olsun, Kadin da Kadin olsun.

      Ugur Mustafa kardes bu ifadede yanlislik var sanirim. “cehennemle müjdeleniyorlar.”

      Cehennem ile mujdeleme olamaz.

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Sayın .:., cehennemle olmasa da azapla müjdeleme ifadesi Kur’an’da geçiyor, ve kullanılma sebebi de sanırım tam sizin dediğiniz gibi NORMALDE cehennemle veya azapla “müjdeleme”nin olmaması. Rabbimiz orada söz oyunu yapıyor. Elbette rabbimiz bizim kullandığımız söz oyunları ve mecazları birden daha iyi bilir ve yeri geldiğinde onları kullanabilir. Gerçi o azapla müjdelemeler özellikle kibirli erkekler için kullanılmıyordu, ama sonuçta kafirler yanında büyük günah işleyip tövbe etmeyenleri de kapsadıklarını düşünerek yukarıdaki gibi yazdım. Mesela İnşikak suresi (84. sure) 24. ayette böyle deniyor. Gerçi galiba kafirler için deniyor, ama hatırlarsanız kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremeyecektir (herhalde önce cehennemde temizlenmesi gerekecektir kibrinden), onun için yukarıdaki gibi yazdım.

    • seymen diyor ki:

      Erkeklerin görevi iyi bir kavvam iyi bir eş olabilmek için erkeğin mümkünmertebe kazanmaya çalışması gereken vasıflar olarak görüyorum yazılanları. Bunların tamamını her zaman için gerçekleştirebilmek çok zordur zaten, bu zorluk çoğu zamanda kendimiz dışındaki kişilerden kaynaklanır. Nişanlılk sözlülük devresinde kadını hep nazlamış, hoş görüneceğim diye şaklabanlıklar olur olmaz jestler yapmış bir erkek evlendikten sonra ne kadar iradeli, ciddi ve vakar sahibi olabilir. Sözün kısası baştan ipi kaptırmamalı.

      • Ahsen diyor ki:

        bence birçok insan bu vasıflara sahip olabilir.Erkeklerin bunları “mükemmellik”olarak adlandırmalarının altında kendi hissiyatları ve sınırlılıkları yatıyor ve olamamak ile olmamak arasında fark var.Olmamak daha kolaydır ve bunun telafisi de “kabullensin” yada “çok beklentiye girmesin” dir.
        Zaten Sema hanımın yazdıklarının yüzde sekseni bir müslümanda kadın veya erkekte olması gerken şeyler.
        Şerefini korumak,çözüm üretebilmesi,koruyucu olması, ve sevgisini belli etmesi bunların neresi zor
        Maalesef ipleri siz mi bıraktınız yoksa kadınlar mı bu kadar şeyi kendi omuzlarına yükledi bilemiyorum.
        Nişanlılıkta arada bir sorun çıkarmak lazım:)

        • seymen diyor ki:

          “Şerefini korumak,çözüm üretebilmesi,koruyucu olması, ve sevgisini belli etmesi bunların neresi zor”
          Haklısınız zor değil yapmaya çalışılırsa yapılabilir.
          “Maalesef ipleri siz mi bıraktınız yoksa kadınlar mı bu kadar şeyi kendi omuzlarına yükledi bilemiyorum.”
          Kadınlar neleri yüklenmişler pek anlayamadım. Görevleri belli, evlilik laylaylom değil tabii ki zorlukları var.

        • Uğur Mustafa diyor ki:

          Bunları yapamamaktan değil, mükemmel yapamamaktan bahsettik, Ahsen Hanım. Ayrıca sizin hemen erkekleri suçlamaya girişmeniz de yorumumda yazdıklarıma mükemmel bir numune oluşturuyor. Feminist zihniyet de solculuğun neredeyse bir kolu olduğu için, feministler ve onlardan etkilenenler, insanları ileri geri, haklı haksız sürekli suçlayarak onlara galebe çalma taktiğini solculardan iyi öğrenmişler. En iyi müdafaa taarruzdur diyerek ha bire hücum, Müslümanlara, sağcılara, erkeklere, evlilik kurumuna, vs.

  20. Uğur Mustafa diyor ki:

    Erkek analitik düşünmeli demişsiniz, gülümsedim. Sema Hanım, insanların yüzde 99,9’u analitik düşünemez, analitik düşünebilenleri de anormal veya kaçık olarak görür. Analitik düşünmek başına bela almak ve toplumdan dışlanmak demektir. İnsanlar kendileri gibi sıradan ve ezbere konuşanları beğenirler, alkışlarlar, kabul ederler.

    • Ahsen diyor ki:

      tam tersi bilmiyorum duydunuz mu KAB kritik ve analitik düşünme platformu toplumda son zamanlarda çok yaygınlaşan ve insanların dikkati çeken ciddi çalışmalar yapılıyor.Sema hanımın bahsettiği çözüm üretebilmek erkekler sonuca odaklı olduğu için ve bu konuda kadınlara oranla çok iyi bir düşünceye sahip olduklarını düşünüyorum bazen kadınların çözümsüzlüğünü bırakın içinden çıkılmaz br hal alıyor burda erkeğin kritik ve iyi bir analitik yapması önemli olabiliyor:)çünkü sorun çözülmezse ilerde mutlaka karşınıza çıkabilir.

    • seymen diyor ki:

      Burada analitik düşünebilmekten kastın, evde bir sorun çıktığında sebebeplerini analiz edip, çözüm yollarını düşünüp aramak, çözüm için politia üretebilmek olduğunu sanıyorum. Yani (analitik) düşüncelerinizi olduğu gibi açıklamak zorunda olmadığınız için anormal ve kaçık olarak görülme ihtimaliniz yok. :)

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      “Onların çoğu akletmez.” Kur’ân: Suretü’l-Ankebût, ayet 63.

      Seymen bey, siz merak etmeyin, analitik düşünmeye kalkarsanız, bunu yaptığınız, ürettiğiniz çözümlerden anlaşılacağı için, anormal olarak damgalanırsınız. İnsanlar sosyal hayatta analitik çözümler istemezler, berbat da olsa alıştıkları veya toplumun kabul edeceği türden olan çözümler isterler.

      Mesela Müslüman bir çift için doğru çözüme giden analitik yol Kur’an ve sahih sünnette başlar değil mi? Ama hayır, günümüzde Kur’an ve sahih sünnet Müslümanlar arasında dahi popüler olmadıkları için, Müslüman çiftler neredeyse asla Kur’an ve sahih sünnetten başlamazlar (ve devam etmezler) çözüme. Onun yerine, toplumun kabul edeceği, medyanın ve özellikle kadın programlarının dayattığı abuk subuk “laikçi” çözümlere başvururlar. Kendi çözümlerini makul, analitik ve Müslümanca olan çözümü ise gayri makul olarak görürler. “Zamanın şartları başka” gibi baştan savma ve içi boş bir gerekçeyle de yaptıkları kötülüğü meşrulaştırmaya kalkarlar. İmam ailelerinde bile ben bunu bizzat müşahede ettim ve şaşkınlık içinde kaldım.

      Bu açıklamalarım Kur’an’da Rabbimizin de söylediklerine uygundur: “Onların çoğu akletmez (29:63).”

      • seymen diyor ki:

        ” “Analitik düşünmeli.” Eşi ile bir sıkıntı yaşadığında orada takılıp kalmamalı, çözüm için gayret göstermeli. Sözü dinlenir olmalı, evde ağırlığı olmalı. ”

        Değerli kardeşim konuyu dallanıp budaklandırmaya gerek yok çoğunlukla eşine ve belki birazda senin ve eşinin birinci derece akrabalarına uygulaman gereken bir durumdan bahsediyoruz, bu maddede insanlığa nizamat vermeye çalışılması gibi bir durum mevcut değil. Anlatabilmişimdir umarım. :)

        • Uğur Mustafa diyor ki:

          Ben de aynı şeyden bahsediyorum. Ailede İslam’a göre ve analitik çözümler üretmek çoğu zaman dünyaya nizamat vermekten daha zordur. Büyük adamların, hatta bizzat Rasulullah’ın (s.a.v.) ailesine bakarsak bunu görürüz. Onun hanımlarıyla yaşadığı ila hadisesi ve bunun sonucunda inen Tahrim suresinin ilk ayetleri her şeyin kanıtıdır.

          • seymen diyor ki:

            Sizin bu konuda söylediklerinizin makul olduğunu kabul ettik (!) diyelim; peki ne yapacağız, ailede çıkan sorunları çözmek için nasıl bir uygulama tavsiye ediyorsunuz?

  21. Seymen diyor ki:

    Erkek nasıl olmalı derken, eş-aile-ev ilişkilerinde nasıl olmalıdır demek istendiğini anlıyorum ben.
    Erkek hiç birşey için eşinden izin istememelidir.
    Haber verilebilir, görüşü alınabilir ama izin istenmez.

  22. Ahsen diyor ki:

    İnşallah Rabbim böyle saydıklarınıza uygun hayırlı bir eş nasip eder yeterince nokta atışları yapmışsınız zaten bundan daha fazlası büyük bir lütuf.
    Ek olarak herşeyden önce “saygı,sevgi”.Böylesine güçlü kuvvetli iken bence en önemli iki husus var “vicdan” ve “merhamet” duygusu.Bir erkek otoriter sözünün eriyken bu gücün içinde bu duyguları barındırması da çok önemli.
    Ne yazıkki ne tür olursa olsun bütün baskılar neticesinde her insan biraz olsun nasibini almıştır bu anlamda bir değişime mutlaka direnmeliyiz.
    Yoksa çok şey kaybederiz.
    Son olarak erkeklerin aşırı “feminizm” takıntısından kurtulmaları gerekiyor düşünceler bir müddet sonra davranışa dönüştüğü için eşlerine “sen zaten hep böylesin” “kadın milleti” “kadın hep böyle” “sende kadın değil misin” yada buna benzer kırıcı ve incitici genellemeler küçümsemeler aşağılamalar “sen bilmezsin yapamazsın beceriksizsin yapmak zorundasın senin görevin”gibi kibirlenmeler benim bu hayatta nefret edeceğim ve beni karşımdakine fazlasıyla soğutacak cümlecikler benim açımdan da bu böyle..
    Evlilik daha çok duyguları acıyı sevinci hüznü dertleri kederleri paylaşmak olmalıdır oturup en azında iki insan birbiriyle dertleşebilmeli maddi olduğu kadar manevi yüklerinide beraber taşıyabilmeliler.
    Çiçekten yemekten hediyelerden romantizmden çok daha önemli birşey var ki oda “anlaşılmak”
    belli günlerde klişeleşmiş içten ve samimi olmayan hiçbir davranış kalıcı değildir istediğiniz kadar milyar değerinde tek taş alın ama içinde samimiyet ve içtenlik olan ufak bir el emeği bile olsa çok şeyi değiştirir.Ha birde özür dilemek yerine böyle şeylerle geçiştirenler var:) ve buna kanan hanımlar var bir hata düzeltilmeden ve yapılan yanlışın farkına varılmadan bu şekilde telafi etmeyek çalışmak kesinlikle işe yaramaz benim açımdan en azından.

    • Tarih diyor ki:

      Sema hanımın bu saydıkları ideal erkek ve mükemmel olan. Böyle birini beklemek hayalcilik olur. Bu kriterler beklentilerin yükselmesine ve hayal alemine gitmenize sebep olur. Gelen talipleri bu kriterlere göre değerlendirin en doğal hakkınız ancak gül bahçesinin sonuna kalmayın. Allah hayırlı kısmetler nasip etsin. Bu evlilik bin bilinmeyenli denklem…

    • kevser diyor ki:

      bir bayan olarak güçsüz olmayı,korunmaya muhtaç olmayı hiçbir zaman sorun problem etmedim.ama beni ve diğer hemcinslerimi asıl yaralayan şeyin,bu yaratılışı,erkeklerin kabul etmemeleri olduğunu gördüm.bir erkek karısına”sen de kadın değil misin”diyorsa,aslında karısından büyük beklentileri olduğunu da ima ediyor.beni asıl üzen şey,erkeklerin bir hanımdan,onun yapamayacağı kadar sorumluluk almasını beklemesi..bütün hanımlar buna kırılıyor bence.karşısındaki erkeğin,kendisinden “erkek”gibi olmasını taleb etmesine kırılıyor..hanımların güçsüz yaratılması bir eksiklik veya onları aşağılama değildir ki,bilakis bu onu bazı şeylerden muaf bile tutar.Allah’ın o kuluna acıyıp kollamasına bir sebeptir.hanımları asıl üzen ve soğutan,onların yaratılışlarını bilmeyen tipte erkeklerdir,ben böyle düşünüyorum.”devir değişti kızım,sende artık erkek gibi ayağının üstünde dur”diyorsa bir erkek,arkama bakmadan kaçarım.evet ben güçsüzüm,herşeyi yapamam.bu benim fıtratım,ama tuhaf olan;o erkeğin bu fıtratta yaratılmış birini kabul edemeyip ondan herşeyi beklemesi,her isteğinin yerine gelmediğini görünce de hanımına,”sen beceriksizsin,sen de diğerleri gibi feministsin”demesi…

      • Ahsen diyor ki:

        her ikinizde doğru söylüyorsunuz
        Sema hanımın yazdığını ben çokda fazla görmüyorum aslında olması gereken genel hatlarıyla bu ama hepsini bulmak zor bu zamanda
        bence bir çaba bile mühim birşey en azından “eşim ailemiz için belli ölçülere dikkat ediyor” diye düşünüyor olmanız bile önemli
        ben bilirim havası çok daha kötü bazı şeyler yaşanarak öğrenilip öyle tecrübe kazanılıyor yeterki bir insan istesin
        evlilik yuvayı ayakta tutabilmenin mücadelesidir ama eşinle mücadele ettiğin ve onu yetersiz gördüğün zaman birbirine karşı olan saygında bitiyor.
        herşey bir anda olmuyor..
        Cümlemize Rabbim hayırlısını nasip etsin.

        • Uğur Mustafa diyor ki:

          Ahsen Hanım, ben “Tarih” rumuzlu yorumcu arkadaşla aynı şeyi söylemişim. Bana cevap verirken, “olur mu öyle şey, tabii ki erkekler bu özelliklere tam olarak sahip olacaklar” mealinde konuşmuşsunuz, benden önce diğer arkadaşa cevap verirken ise “haklısın, bu özellikleri tamamen beklemeyelim yoksa hakikaten evde kalırız” mealinde. Ya çok çabuk fikir değiştiriyorsunuz ya da bana gıcık oluyorsunuz, o yüzden bana zıt gidiyorsunuz. Halbuki ben son derece mülayim bir insanımdım, niye gıcık oluyorsunuz anlamıyorum.

          • seymen diyor ki:

            Gıcıklık yoktur unutma veya fikir değiştirme olabilir olsa olsa.

          • dilruba diyor ki:

            ahsen hanım yukarıda “olur mu öyle şey, tabii ki erkekler bu özelliklere tam olarak sahip olacaklar” anlamında söylememiş bence.sadece erkeklerin baştan yapamayacaklarını öne sürüp çok beklersiniz tarzındaki konuşmaları eleştirmiş.yani Ahsen hanım için yapmaya çalışıp da yapamaması sorun değil, ama “imkansız zaten yapamayız çok fazla beklentiye girmemesin kimse” demesi sorun.ben böyle anladım yani ahsen hanım konuyu açıklığa kavuşturacaktır :)

          • Ahsen diyor ki:

            Mustafa bey,
            Asıl ben merak ediyorum tarafınızdan nasıl bu kadar yanlış anlaşılıyorum bilmiyorum ama altında sizin gibi “gıcıklık” bir durum aramıyorum keza gıcık olduğumu nasıl çıkardınız onuda anlamış değilim.
            Burdaki yapılan yorumlara kendimce doğru olduğunu düşündüğümde hak veriyor yada kendimce olması gereken ne ise onu açıklamaya çalışıyorum.
            Yazdıklarımdan taarruza geçmiş saldıran feminist suçlayıcı bir yaklaşımım olduğunu nasıl algıladınız onuda anlamış değilim.İlk yorumlarınızda hiçbir insanın mükemmel olmayacağından bahsetmişsiniz zaten kimsede Sema hanımın yazdıkları haricinde hiçkimseden mükemmel bir performans istemiyor sizin bunları söylemeniz üzerine tam tersi suçlamak yerine erkeklerin bu vasıflara sahip olabileceğini ve bu şekilde olunamayacağını düşünen beyler için cesaret olması için söyledim biraz kendinize güvenmeniz için.Zaten dikkatli okursanız böyle bir eşin mükemmel bundan daha fazlasını beklenti içinde olmadığımı ve bundan fazlası büyük bir lütuf diyede ekledim.
            Benim yazdıklarımdan yanlış bir mana çıkarmışsınız benim sizin gibi çok katı sınırlarım yok elimdekiyle yetinmesini bilirim bir erkek bu vasıflara sahip olur yada olmayabilir yeterki niyeti güzel mücadeleci olsun.
            “evde kalmak” gibi bir durumla nitenlendirilecek hiçbir olumsuzluk yok benim açımdan ve bu tabiri kulanmadım bu manayı ifade edecek cümlelerde kurmadım sevmiyorum ayrıca bu tabiri.
            yazdıklarım hemen hemen aynı size karşı zıt görüşlerim elbette olabilir ama özel bir tavrım yok suçlayıcı bir tavrımda yok.Fikirlerim de belli.Bazende değişebilir evet sizin gibi.

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Ahsen Hanım, burada hata bir hata yapmışım, evet ve o konuda çok özür dilerim, ama evde kalma düşüncesini ben size atfetmek istemedim, sadece düşündüm ki siz bu kaygıyı doğal bir kaygı olarak görüyordunuz, ama onda da yanılmışım. Öte yandan söylediklerimin çoğunda pozisyonumu koruyorum.

            Önce yaptığım hatayı açıklayayım: Tarih rumuzlu yorumcu şundan bahsetmişti ki kadınlar mükemmeliyetçi olmamalı ve yukarıdaki özellikleri erkeklerden mükemmel derecede beklememelidir ta ki mükemmel erkek bulacağız derken “gül bahçesinin sonuna kalmasınlar”. Evde kalmaktan değil de mükemmel nitelikli erkek aranırken en az nitelikli erkeklere kalmak ima edilmiş, ama ben çok incelemeden okuduğum için bu ayrıntıyı fark etmemişim. Dolayısıyla, sizin hak verdiğiniz yorumu kısmen yanlış anlamışım, böyle olunca size yanlış bir düşünce atfetmişim. Bu konuda bağışlamanızı dilerim.

            Öte yandan, benimle aynı şeyi söyleyen bir kişiye hak verirken bana karşı çıktığınız konusunda maalesef haklıyım.

            Yazmışsınız ki: “gıcık olduğumu nasıl çıkardınız onuda anlamış değilim”. Benimle yaklaşık aynı şeyi söyleyen bir kişiye onay verirken bana karşı çıkıyorsanız, ben de böyle düşünürüm.

            Ayrıca yazmışsınız ki: “BENİM SİZİN GİBİ çok katı sınırlarım yok elimdekiyle yetinmesini bilirim” (büyük harfli vurgu bana ait-UM). Benim çok katı sınırlarım olduğuna dair bir kanaatiniz olduğu halde diyorsunuz ki bana karşı bir tavrınız yokmuş…

            İnsanlar hor gördükleri, sevmedikleri, sinir oldukları vs. insanların sözlerine olmadık yerde karşı çıkma eğilimindedirler. Mesela bazen başkası bir şey söylese bir şey demezler, hatta onaylarlar, ama sevmedikleri, sinir oldukları vs. insan benzer bir şey söylese hemen karşı çıkarlar. Bu insan tabiatındadır.

            Mesela bunun bir örneği olarak, erkekler modern hayatta sevimsiz ve hor görülesi olarak damgalandıklarından, o kadar ki mesela filmlerde ve dizilerde hatta günlük hayatta erkeklere “öküz, ayı” gibi küfürler etmek doğal karşılandığından (bunların benzerlerini kadınlara söyleseniz ağzınızın payı çok çabuk verilir), insanlar erkeklerin sözlerine genellikle karşı çıkarlar ama kadınların sözleriyle genellikle hemfikir olurlar. Ne söylendiği değil, kimin söylediği önemlidir; özellikle erkekseniz baştan büyük bir dezavantajınız var demektir. Erkeklere karşı modern feminist toplumun sergilediği büyük zulümlerden biri budur ve bu zulümlere karşı mücadele edilmesi gerekir.

          • Ahsen diyor ki:

            Mustafa bey
            Hatanızı anlamış olmanızdan ötürü teşekkür ederim.Aynı şeyleri tekrar etmek istemiyorum.Söyleyeceklerim bir öncekiyle aynı.
            Burda hiçkimseyle herhangi bir problemim yok size karşı tavır alnıcak bir durumda yok aynı fikirde olmayabiliriz arada anlaşmazlıkta olabilir bunu bu şekilde şahsi bir tavır olarak algılamamanızı rica ediyorum.sonraki yazdıklarınızıda hiçbir şekilde üzerime alınmıyorum.
            Siz meseleyi bambaşka bir yöne çekip bu şekilde size yapılmış büyük bir tepki olarak algılayor sonra bu şekilde niyet okuyor ve hiç olmayacak kişilik analizi yapıyorsanız bana göre bu en büyük katılılıktır.
            Siz feministlerle mücadelenize devam edin benimle değil.Benim son söyleyeceklerim bunlar daha fazla uzatmak istemiyorum.

  23. Seymen diyor ki:

    Düşündümde bu yazıya yorum yazan erkekler (ben dahil) dersi dersi kaynatmaya mı çalışıyorlar acaba. :)
    Konu ile erkeklerin sorumlulukları ile ilgili pek yazan yok gibi. :)

  24. MerveSafa diyor ki:

    çalışan bayan arıyorum diye,kapı kapı anasını dolaştırmamalı..

    • Seymen diyor ki:

      Kapı kapı dolaştırmasın medyaya ilan versin, annelere eziyet etmeyelim. Veya tembellik yapmayıp kendi dolaşsın.

    • .:. diyor ki:

      Calismasa bile .. Cok parasi olmali…

      • kevser diyor ki:

        parası olması gereken taraf niye kadın?

        • Ahsen diyor ki:

          geçim standartları bir erkeğin maaşının çok üstünde yetmiyor!erkekler karşılayamamaktan endişeli konforlu yaşamak varken neden sıkıntı çeksinler!

          • hüzün diyor ki:

            değerli kardeşim , para , mevki, makam , tip ve benzeri şeyler neden insanları bir araya getiren mıknatısik bir güçtür?
            oysa insanları birleştiren ve onları kaynaştıran iman , inanç ve bilinçtir. ah bir bilseler…

          • kevser diyor ki:

            hiç endişe etmesinler,sayıları çok az olsa da,az maaşa razı olacak kızlarda bulunur….yeterki o erkekler imanlı olsun

          • kevser diyor ki:

            bir erkek karısının parasıyla mı rahat ve huzurlu yaşayacak?pek inandırıcı değil

          • kevser diyor ki:

            konfor,dünya rahatı için sıkıntı çekmeyebilir belki,ama biraz maneviyatı da düşünmek gerekmez mi….iki seçenek olsa,biri ahlaksız ama maaşı çok iyi,diğeri ise ahlaki olgunluğa dürüst kişiliğe imana sahip ama aldığı maaş asgari ücret..ne yapalım konforlu yaşamak uğruna birincisini mi seçelim?maddi olarak elim sıcak sudan soğuk suya değmeyecek ama ben sabah akşam kavgalı bıçaklı olacaksam bunun ne anlamı kaldı?

          • .:. diyor ki:

            Buda tercumesi….

            Bir zamanlar Kari koca ve on iki yaslarindaki cocuklari Esseklerini alip birlikte dunyayi gezmeye , calismaya ve degisik kulturleri tanimaya karar verirler. Cocugu essege bindirirler Annesi ve babasi Essegin dizginlerini alip yuruyerek yola koyulurlar.

            Bir sure sonra bir koye gelirler, Bu durumu goren insanlar soylenmeye baslar, “Ne saygisiz terbiyesiz cocuk , essegin ustunde oturup seyahat ediyor keyfi yerinde, zavalli enne ve babasi buyuk ve yaslilar, yuruyerek essegi cekiyorlar.”

            Kadin kocasina “insanlar cocuk hakkinda kotu dusunup konusmasinlar der” Cocugu assagiya indirirler, Adam Essegin Ustune biner, Annesi Ile cocuk essegin dizginlerini alip yuruyerek yola koyulurlar.

            Bir zaman sonra ikinci bir koye gelirler, Bu durumu goren insanlar fisildasmaya baslarlar, “Utanmaz , kaba adam kadin dusmani, kendisi essegin ustunde rahatina duskun, Zavalli kadin ve cocugu yuruyerek essegi cekiyorlar”

            Adam essekten iner ve kadin essege biner. Babasi ile oglu essegin dizginlerini alip yuruyerek yola koyulurlar.

            Belli bir sure sonra ucuncu bir koye gelirler. Bu durumu goren insanlar aralarinda konusmaya baslarlar. “Zavalli adam butun gun calisir didinir yorulur, Kadin essegin ustunde , zavalli cocuk, boyle bir annesi var iste..”

            Aralarinda anlasarak adam Oglunu da alir hep birlikte ailecek essege binerler. Yola koyulurlar.

            Bir zaman sonra sonraki bir koye gelirler. Bu durumu goren insanlar konusmaya baslarlar. “Bu insanlarin hayvandan farki yok, essege eziyet ediyorlar, zavalli essege uc kisi binmisler essegin omurgasini kiracaklar…”

            Aile essekten inerek essek ile birlikte yurumeye karar verirler.

            Aradan gecen bir sure sonra , bir sonraki koye geldiklerinde, insanlar guluserek konusmaya baslarlar. “Bakin su uc salaga yanlarinda essek var , essek de bos gidiyor essegi kullanmiyorlar.”

            Sonuc;
            Sakin uzulmeyin, ne yaparsaniz yapin, her zaman sizi kotu olarak elestiren birileri cikacaktir, sizi dinleyecek, anlamaya calisacak, anlayacak birini bulmak gercekten zordur.

            O yuzden kalbinin sesini dinle bazi elestirilere aldirma. Hissettiklerini yasamaya bak.

            Hemen Aklimiza gelecektir, bizim icin bildik bir hikaye.

            NASREDDIN HOCA.

            Nasreddin Hoca kasabaya gideceği zaman küçük oğlu tutturmuş “ben de geleceğim” diye.

            Nasreddin Hoca almış oğlunu da yanına, bindirmiş Karakaçan’a..

            Hoca da arkasında yaya olarak yürümeye başlamış. Yolda köylülerden birine rastlamışlar.

            Köylü söylenmiş yüksek sesle:
            “Ne günlere kaldık! Babası yürüyor, oğlu eşeğe binmiş.”

            Bunun üzerine Hoca çocuğu indirmiş, kendi binmiş eşeğe ve tekrar yola koyulmuşlar.

            Kasabaya yaklaşırlarken, karşılaştıkları bir başka kişi ise kaşlarını çatarak:
            “Ne zalim adam, çocuğu yürütüyor, kendi eşek sırtında göbeğini büyütüyor.” demiş.

            Nasreddin Hoca bu sefer çocuğu da bindirmiş eşeğe ve düşmüş yine yola.

            Biraz ilerlemişler ki, bu sefer bir başkası eşeğin sırtında iki kişi görünce:
            “İnsafsızlık bu!” demiş.

            Hoca şaşmış bu olanlara.

            İkisi de inmiş eşekten ve başlamışlar eşekle birlikte kasabaya doğru yürümeye..

            Tam kasabaya girmişler ki, bir adam şaşkınlıkla:
            “Yahu merkep boş gider mi?” demiş.

            Nasreddin Hoca kaşlarını çatıp sonunda oğluyla beraber sırtlanmış eşeği!

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Kevser Hanım, kocasından yüksek gelir beklemeyen hakiki kızların olduğuna ben de inanıyorum. Ama şunu da etrafımdakilerin tecrübelerinden biliyorum ki o kızların da çoğunu da aileleri bırakmıyor. Ayrıca zamanımız eskisi gibi herkesin mutlaka istihdam edildiği tarım toplumu zamanı değil, işsizliğin bir salgın olduğu “sanayi ve sanayi işçisi toplumu” zamanı. Erkekler için işsizlik büyük bir problem. Kız anne babaları düşünüyorlar ki kocaları işsiz kalırsa bari yedekte kızımın geliri bulunsun da aç sefil kalmasınlar, yuvaları dağılmasın. Tabii ki çoğu insan doğru düzgün iyi niyetli değil, o yüzden kız anne babalarının çoğu kızlarının çalışmasını istedikleri zaman damadı ezmek için bir sigorta olarak da görüyorlar aynı zamanda.

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Yukarıdaki son cümlemin daha iyi anlaşılmasına için, ona iki virgül ilave etmeliyim ve şöyle olmalı: “Tabii ki çoğu insan doğru düzgün iyi niyetli değil, o yüzden kız anne babalarının çoğu, kızlarının çalışmasını, istedikleri zaman damadı ezmek için bir sigorta olarak da görüyorlar aynı zamanda.”

        • .:. diyor ki:

          Kadin degil Erkek, En azindan ben oyle demek istemistim. Basliga istinaden. Erkek nasil olmali? derken Cok parasi olmali !!!!!

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Ama o öyle ifade edilmez ki. Modern zamanlarda öyle dürüst bir şekilde konuşulmaz. Onun yerine, şöyle bir şey demek lazım: Karısının sürekli memnuniyetini sağlayacak kadar cesaret, özgüven ve ekonomik kabiliyetten mahrum olmamak. Bu uzun cümle aslında “çok parası olmalı” cümlesiyle eş anlamlıdır. Lafı yine de yeterince bükememiş olabilirim, çünkü biz ataerkil gerici erkek takımının aklı lafı eğip bükmeye modern insanlar ve kadınlar kadar yetmez, ama elimden geleni yaptım.

    • kevser diyor ki:

      ek olarakta görücüye gittiği kıza,sanki kendisi çokk yakışıklıymış gibi,bayana;”sen çirkinsin”dememeli

      • seymen diyor ki:

        Görücü gitmeden önce kızı uzaktan bir görmeli özelliklerini sorup soruşturmalı içi ısınmadıysa olacak gibi gelmediyse hiç görüşme (görücü) olmamalı.

        • kevser diyor ki:

          Şimdi böyle şeylere bakan mı var?kızı kimsenin düşündüğü yok,alınır mı?gücenir mi?sanki biz ortada kalmışız isteyenimiz yokda,onlar bize kısmet yapmış!benim vesikalık resmimi göstermişler beyefendiye, tamam demiş(bu da tabi nasıl bi yöntemse!)ama beni görünce olmaz diyor,resmi görünce olur tamam deyip,canlısını görünce beğenmedim demek ne oluyor?beğenmesin tamam anladık ama benim karşı tarafta beğenmediğim huy ahlak,onun bende beğenmediği boy pos!hangisi daha adil sizce?sonradan sorup konuştuklarında şöyle diyor:o kızda ben saygısız hiçbişey görmedim,saygılıydı…
          yani bu demek oluyorki,görüntü için reddediyor.ama benim öncelikli hayır deme sebebim,iyi bi insan olmadığını düşünmem,bakışlarına güvenmemem ve tabi bunun sonucunda görüntüsününde itici gelmesi.şimdi böyle biri bana evet dese ne olur hayır dese ne olur?benim sinirlendiğim nokta,olmayacak biriyle böyle saçma sapan görüşmek…kendini gereksiz yere heveslendirmek

          • Ahsen diyor ki:

            Kevserciğim birincisi bir erkeğin yüzüne karşıda yada arkandan çirkin demesi çok çirkin bir davranış o kendi karakterini belli etmiş hiç üzülmeye değmez bilakis kurtulduğun için sevin.
            bu gibi olaylar daha çok karşına çıkacak görücü usulü böyle birşey ne ile karşılaşacağını bilmiyorsun o yüzden herşeye hazırlıklı olmak lazım.Bu iş sadece ahlaklada olmuyor erkeğin yada kadının dış görünüşünüde beğenmen gerekiyor ilk etapta ahlakını ölçüp biçmeli hemende kestirip atmamak lazım kalbinin ısınması bazen zaman alabilir sadece erkeklerinde buna biraz daha dikkat etmeleri lazım.
            Sana aracı olacak kişiden mümkün olduğunca fazla bilgi almaya çalış ve seninde düşüncelerin ve isteklerin mümkün olduğunca görüşmeden önce karşı tarafa ulaşsın.Ben insanlara artık özellikle belirtiyorum seçiciyim diye ki karşı tarafta işin ciddiyetine varsın öyle herkesle görüşmeyeyim diye insanlara hayır demek çok zor bana hayır diyenleride yargılamamaya çalışıyorum onun benim görmediğim haklı bir gerekçesi vardır diyorum saygı duyuyorum tipimide beğenmeyebilir ayrıca bende çok fazla uzun boylu değilim ama karşıma öyle adamlar geliyor ki:)) içimden gülüyorum insanlar çok tuhaf göz var izan var bu nasıl bir iş birazda ölçüp biçsinler:)bu aracılarda yok mu :) tabi herşey nasip kısmet olmaz dersin bakarsın olur!ALLAH bilir.

      • yunus diyor ki:

        Konu kız almaya evililiğe dönüşmeye başladı konu erkk nasıl olmaı GENEL MANADA.

  25. Necmettin diyor ki:

    Sema hanımın yazdığı gibi kesinlikle batı toplumu cinsiyetsizleştirmeyi hedef almış durumda.
    Bütün ideolojilerin tükendiği cağda batı dünyasında hic hız kaybetmeden ve etkisini 70’li yıllardan sonra toplumda giderek artıran cinsiyet eşitliği maskesinde yürütülen feminizm ya da yeni adı ile “gender mainstreaming” (cinsiyetleri yaklaştırmak) politikaları cinsiyet rollerinde birçok kargaşaya yol actı.

    Feminist düşüncelerin ortak bir noktası da eşcinselliğin en büyük savunucuları olmalarıdır. Çoğu feminist fikrinin önde gelen temsilcileri eşcinsel olmasının yanında erkekler ile güç kavgasında hep onlarında kadınsı taraflarını keşif edip duygusallıklarını yaşamalarını destekleyerek biyolojik farklılıkları bile yok saymaktadırlar. Cünkü bu nefret ideolojisinin temelinde erkeksi her şey kötü ve yok edilmesi gereken özellilerdir.

    Avrupa’da bilhassa eğitim alanında bu cinsiyetsizleştirme politikaları göze batmaktadır. Radikal feminist düşüncelerin hakim olduğu okulların müfredat programlarında erkeksi bütün özellikleri ve geleneksel aileyi çocukların beyinlerini yıkayarak kötülenmesi ve ana okulunda başlayan eşcinselliği doğal gösterip bu eğilimlerini teşvik etmektedir. Bu hususta aileyi yıkmak için eşcinsel dernekleri ile adeta bir şer ittifakı kurmuş durumdalar.

    Uluslararası arenada da güç kazanan ve batılı akıl ustalarından feminizmi bütün dünyaya yayma hırsı
    önemli finansman kaynakları arkasına alarak feminist ideolojisini ve bunlan bağlantılı eşcinsellik propagandasını yayarak bizim ülkemizdede her gün etkisini dahada artırıyor. Hic süphe yok ki yakında bizdede aynı girişimler olacakdır!

  26. alieren diyor ki:

    erkeklerin kadınlaşması bence kadınların erkekleşmesinden çok daha önemli ve tehlikelidir.bilindiği gibi erkekler

    yaradılış itibariyle kadınlardan biyolojik olarak daha güçlüdür.bunun için erkekleri kadınlaştırmadan liberalizmin

    hedefi olan cinsiyetsiz düzene geçilemez.medyada dikkat edilecek olursa bu hususda bir çok yayın yapılmaktadır.

    özellikle erkeklerin evlerinde temizlik,yemek ve çocuk bakımında eşlerinde yardımcı olmaları konusunda devamlı

    telkinde bulunulmaktadır.kadınlara ise iş ve kariyer sahibi olmaları onların tek kurtuluş yolu olarak gösterilmektedir.

    burdanda anlayacağımız gibi yeni dünya düzeninde cinsiyetsiz bir toplum istenmektedir.tabi ayrıca cinsiyetsiz

    olduğu gibi dinsiz bir toplumda hedeflenmektedir.bütün ilahi dinlerde allah(cc) kadını erkeğe bir eş ve yardımcı

    olsun diye yaratmiştır.hiç bir zaman kadını bireyselleştirmemiştir.her zaman kadını aile içinde konumlandırmıştır.

    bütün bunlar femistlerin ve liberallerin dine karşı bir dönüştürme projesi başlatmasına neden olmuştur.daha önce

    hrıstiyanlıkta yaptıkları gibi bir reform hareketi başlatmışlardır.”efendim islam aslında öyle değil böyle” diyerek

    dinimizi değiştirerek kendi amaçları doğrultusunda yeni bir din inşasına girişmişlerdir.müslüman kadınları bir

    takım kötü örnekler üzerinden erkeklere karşı kışkırtarak aile kurumunu feminisizm görüşleri çerçevesinde

    dönüştürmeyi planlamaktadırlar.

    müslüman bir kadın FEMİNİST olamaz! feminizmin darwinist bir ideolojidir. türlerin çatışması ve dönüşmesi

    ilkesine dayanır. feministler erkeklerle rekabet ederek ve çatışarak kendi türlerinin gelişeceğine inanırlar.

    oysa islamiyette çatışma değil uzlaşma ve sevgi vardır. islam bir barış ve esenlik dinidir.

    Tüm bunlar işığında eğer bir insan ben hem müslümanım hem feministim diyorsa bilinmelidirki o müslümanların

    içine sokulmuş bir TRUVA ATIdır.

  27. abdullah diyor ki:

    yazınız her zamanki gibi adil ve güzel teşekkürler

  28. kevser diyor ki:

    benim aklıma şöyle bir söz geliyor,
    Hz.Ali’nin(ra) sözü;”Üç şey,kadında hoş,erkekte çirkin durur:cimrilik,kibir,çekingenlik…”
    kibir hiçbir insanda hoş durmaz ama hikmetini şöyle açıklamışlar;bir kız kibirli olursa erkeklerin elinde maskara olmaz.(erkekler o kıza çıkma teklif edemez,flört edemez vs.)
    cimri olursa,kocasının malını har vurup harman savurmaz
    çekingen olursa,kocasına laf yetiştirmez,laf sıkıştırmaz.
    Mübarek ne güzel söylemiş

  29. seymen diyor ki:

    Çok güzel yazmışsınız. Peki bunların tamamı nasıl olacak. Yaş ilerledikçe insanın değişmesi zorlaşır 30-35 yaşını aşan bir erkek kendisini olsa olsa %10-15 değiştirebilir. Bunun için uğraşmalıdır tabii ki ama kadınlarında çok beklenti içine girmesinler mevcut durumdan biraz(cık) bile daha iyi hale gelme durumlarını memnuniyetle karşılamaları lazım. Anneler babalar çocuklukta gençlik çağlarından itibaren iyi haleri empoze etmeye bu vasıfları kazandırmaya çalışmalıdırlar.
    Açıkçası orta yaş civarı olan nesilden benim pek umudum yok. Piyasada gördüğüm kadarıyla milletin yarısı hırsız olmuş, neredeyse yüzde sekseni çok kolay yalan söyler hale gelmiş, sözünde durmamak işi savsaklamak alışkanlık haline gelmiş. Helel haram meselesini çözmeden insanlara bu hassasiyeti kazandırmadan ne yaparsak yapalım pek bir fayda etmez diye düşünüyorum.

    • Talebe diyor ki:

      Dediğiniz gibi insanın kendini değiştirmesi çok zordur. İşte bu yüzden insana bir üstad, bir mürşid lazım! Sahabeler önceden kızlarını diri diri toprağa gömerken nasıl oldu da hepsi birer yıldız haline geldiler? Üstelik milletimiz adına yapmış olduğunuz tespitler son derece yanlış. Ben yüzde yüz değişen çok insan gördüm, hala da insanlar akın akın kurtuluşa koşuyorlar, tövbe ediyorlar…

    • Ahsen diyor ki:

      Seymen bey,
      bence sizin dediğiniz 40-50 yaş civarı artık kökleşmiş değişime direnen yaşlar bu durumda kabullenmekten başka yapacak birşey yok çünkü erkeklerin tabularını yıkmak çok zor bazı şeyler çok kalıplaşmış dediğiniz gibi küçükten yetiştirilmeli ve şu özenti denilen illeti yok etmeli.

  30. nesrin diyor ki:

    Sema Hanım…Yazınız her zamanki gibi olması gereken şeyler…İnşallah erkeklerde okur ve faydalanır…
    kadınların erkekleşme hevesine dair…ilköğretim okulundan çıkan kızları dinlediğim zaman hayretler içinde kalıyorum..kızlar birbirlerine ..oğlum..ya da .afedersiniz.. len.. diye hitap ediyorlar..Aralarında erkek çocuklarıda oluyor bazen…üzülüyorum…duruyum güzellikle uyarıyım ama nasıl bir tepki alırım bilmiyorum…

  31. Adilavaz diyor ki:

    Kadın hayal gücünün ölçüleri islamı da referans alırsa böyle nadide bir ekek profili ortaya çıkıyor. Böyle bir profil karşısında erkekler haklı olarak kadınlığa özenebilirler. Sistemin erkeğini, kadınını,sağını solunu tamirle uğraşmak yerine sistemin bizatihi kendisi hedef alınmalı ve tamir edilmelidir diye düşünüyorum.

  32. zeynep liva diyor ki:

    Harika harika harika bir yazı:)))) number one bir yazı kadın düşmanı diye düşünenlere.. sevgilerimle

  33. feyza diyor ki:

    ‘SADAKAT’Lİ olmalı…

  34. İZZET GÜLLÜ diyor ki:

    Güzel bir yazı, önemli tespitler var. Saygıyı muhafaza çok önemli. Saygı sevgi çiçeğini muhazafa edip yaşatan saksıdır!

  35. Hamzayürekli diyor ki:

    Haşa sümme haşa : Rabbimizin bilgisi yarattığı kulların bilgisi kadar yoktur ( Nasıl olsa Rabbim gizliyide biliyor açığıda) diye bugün Rabbimin yarattığı yeryüzünde Yaradana karşı caka satan onca sosyolog,psikolog, psikoterapist bolluğunda aileler mutlu olmayı bir türlü başaramıyor.
    Psikoloğ İzzet GÜLLÜ yazısında Allah’ın İbretlik Cezası
    Neredeyse saman nezlesini bile yüzde yüz kesinlikte tedavi edemeyen şanlı tıp şaşırtmaya devam ediyor.
    Tıp hizmeti adeta git gel Konya altı saate dönüşmüş durumda.
    Aksi halde bunca uzman ve hastane bolluğuna rağmen hasta ve hastalık sayısının hızla düşmesi gerekirdi.
    Evet aynen.
    Evet bu reçeteleriniz rahmani olsaydı bu hastalar gün geçtikçe şifa bulacaklardı…

  36. Hatıce diyor ki:

    erkek ne kıran nede kırılan olmalı akııllı olmalı idareci olmalı ve peygamberımizin hayatını örnek olmalı kendine bak o zaman hic kımse üzülmeyecek ne kadın nede erkek

  37. simurgh diyor ki:

    Sema Hanım!
    Bu sitede muhtemelen az-çok birbiri ile benzer düşünen onca yazar-çizer var. Eğer düşüncelerinizi sadece yazarak ifade edince işinizin bittiğini düşünüyorsanız bence yanılıyorsunuz. Bir akademisyen olaran yaptığınız bütün tesbitlere katılıyorum. Ancak bu ülke her konuda olduğu gibi bu konuda da İslam coğrafyasındaki diğer ülkelere model olabilecek potansiyele sahiptir. Ancak Sizin de çok güzel izah ettiğiniz sebeplerden dolayı bir türlü sonuç elde edemiyoruz. Peki neden bu konuda bilgili, ilgli ve düşünceli insanlar Türkiye çapında bir projeye imza atarak,
    1-bahsettiğiniz medyanın yanlış yönlendirmelerinin önüne geçmiyor.
    2-İslam’a göre kadın ve erkek hakları ile ilgili bir bildiri hazırlamıyor.
    3-İslam hukuku ile medeni hukuku bağdaştıracak bir çalışma yapılmıyor.
    4-Anne-baba çocuk iletişimi diye her gün tv radyo int onlarca konuşan var. bir dünya fon var neden para alıp bir proje ile ailelere faydalı olmayı düşünemiyorlar.
    5-kendi değerlerine sahip çıkan aile nasıl olur diye bir sinema filmi bir dizi senaryo niye yapmıyorlar.
    bunu neden size söylüyorum. çünkü şuan benim yazdıklarımın benzeri pekçok yazı mesaj size farklı şekillerde ulaşıyor ve bu verileri süzerek orjinal birşey çıkarabileceğinizi düşünüyorum. Ama bu ülkede hala eksikler var olmuyor.
    İngiliz Tarihçi Arnold Toynbee der ki: modernizm hastalığının batıya verdiği zarardan çoğunu doğuya vereceğine inanıyorum.” evet veriyor. cinsiyet çatışması-alkol uyuşturucu, bireysel toplum, asosyal gençlik, kültürel yozlaşma, her anlamda kirlilik, ahlaki çöküntü, helal harama riayetsizlik, almış başını gidiyor ve biz ne kadar güzel özetliyorum milletimin halini diye övünemeyiz. filistinde ölenler gibi türkiyede ahlaksızlıktan ruhu kararanlara da ağlamak lazım. onlar için çırpınmak lazım. Ama gelin görün ki herkes bu amansız girdabın bir yerlerinden tutulmuş ve kendini kurtaramıyor ki başkalarını kurtarsın. ilk defa bir tesetür markasının defile yaptığını gördüğümde şok olmuştum… uzun lafın kısası ayinemiz iş olmalı. öyle bir inançla yapmalıyız ki bunu bütün dünyada yankılanmalı ve herkesin silkinmesine vesile olmalı. Sema hanım sesinizi daha çok insana duyurmanızı ve daha aksiyoner bir çalışma yapmanızı öneririm

    • Seymen diyor ki:

      6- Avrupa birliğine girilmesine karşı çıkılması bunun yüksek sesle dillendirilmesi gerekir. Ülke ve devlet bu sevdadan vazgeçirilebilirse birçok olumsuzluk önlenmiş olacaktır. Zinanın suç olmaktan çıkarılması AB içindir. Eşcinsel evliliklerin yasal olması sırasını bekleyen isteklerinden biridir

  38. Hamzayürekli diyor ki:

    E e e e; Sizin saydıklarınız ile kadınlar mutlu olacaklarını ve mutlu edebileceklerini garantiniz varmıdır. Varmı şimdi ki kadınlarda böyle bir mutluluk çizelgeleri.
    bu saydıklarınız ile kadınlar mutlu olacaktı ve aileler mutlu kalacaktı ( eğer yemin edilecek gereklilik olsaydı yemin edilebilir) şuan bu toplum bu halinden ONLARCA KAT DAHA mutlu olması gerekiyordu.
    ( Yazının içerisinde geçen göreceli yazıların tumturaklı olup olmadığını sıra henüz gelmedi) gelmedi.

  39. CENAN diyor ki:

    Erkek,mutlu olmamaktan mutsuzluktan, yuvasının yıkılmasından korkmamalı mı?

    • fatma diyor ki:

      yuvasının yıkılmaması için elinden geleni yapmalı sorumluluk sahibi olmalı

      • Hamzayürekli diyor ki:

        Fatma rumuzlu hanım bu sayılanlar ile sizin söylediğiniz yapılabilirmi öğrenmel istedi. Ve nasıl olur anlataveririseniz çok makbule geçecek yani. ” yuvasının yıkılmaması için elinden geleni yapmalı sorumluluk sahibi olmalı”

      • ali diyor ki:

        yuvasınınn yıkılmaması için kendi anne bbasını terketmeli, çok para kazanmak için her şeyi yapmalı, herhalde değilmi.

Yorum yapın

Röportajlar

Kız Gibi Kızlar, Erkek Gibi Erkekler Yetiştirmek Mümkün Mü?

Günümüz dünyasının en büyük problemlerinden biri fıtrattan uzaklaşma gözlemim o ki… Tabi insan birden bu değişimi ve dönüşümü yaşamıyor Yetiştirilişimiz, “erkeği” ve “kadını” anlamlandırma biçimimiz,gelenekler, tv dünyası , diziler ve ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Bir ev halkı birbirine iyilik ve ikramda bulunduğunda Allah üzerlerine rızık akıtır ve Allah'ın himayesinde olurlar. (Hadis-i Şerif)

Kitap

Hayatım İbret Aynası

Otobiyografi okumak çocuk gelişimi , roman, kişisel gelişim okumak kadar çok boyutlu bir süreç bence. Ahmet Muhtar Büyük Çınar’ın kendi yaşamını kaleme aldığı Hayatım İbret Aynası kitabı da böyle bir ...
Devamını Oku